Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
English
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Hepimiz sürekli o kadar meşgulüz ki...
Ne sıklıkla durup bir şeye bakıyoruz?
Ne sıklıkla bir şeyi kokluyoruz?
Ömrümüzü gündelik rutinlerle geçirirken...
IAN CAUBLE USTA SOMELYE ADAYI
...durup önümüzdeki şeyi tecrübe etmiyor,
koklamıyor, değerini bilmiyoruz sanki.
Şarabın bana kattıklarından biri bu oldu,
elinize alıp bakmak, koklamak
ve o hızlı 25 dakika boyunca,
hayatı duyularınız üzerinden yaşamak.
Bu sıvıdan başka hiçbir şeyin önemi yoktur.
Bence ilginç bir tutku bizimkisi.
Yani, öyle bir bitki ki...
Binlerce yıldır insanlar,
bu bitkiden muhteşem bir şey çıkarmaya,
hayatlarını adıyolar.
Şu anda, en iyi şarap yapımı hakkında,
en iyi bilgi birikiminin zirvesindeyiz.
Somelyeler, içecek ve şarap uzmanı...
...oldukları varsayılan profesyonellerdir.
Yani, bütün dünyayı anlayabilmek,
bunu müthiş bir sanat türü yapıyor,
ve insanlara bunu gösterebilmek harika bir şey.
SOMM: Argoda Somelye,
şarapla yemeği eşleme konusunda oldukça bilgili restoran çalışanı.
Aşçıların çok iyi durumda olduklarını sanırdım.
Sommlar iş sektörümüzün yeni rock yıldızları oldular.
MICHAEL MINA AŞÇI, MINA GRUBU RESTORANLARI
Ve artık, Somm olmak isteyen,
tamamen farklı düzeyde insanlar var.
Bugünlerde şarapların hikayeleri olması gerekiyor,
ve bu hikayeleri tatlarıyla birlikte konuklara anlatıyoruz.
RAJAT PARR SOMELYE, RN74 RESTORANI SAHİBİ
Şarabın markasını veya şirketini anlatmıyoruz.
BO BARRETT - ŞARAP ÜRETİCİSİ CHATEAU MONTELENA CALISTOGA KALİFORNİYA
Bir somm, aslına bakılırsa,
at yarışında verilen rehberler gibidir.
Yeni bir şişe şarap almak bahis yapmak demektir.
50 dolara, on dolara, yüz dolara bahse girerim ki...
...bu şarabı seveceğim.
Eğer, parkuru iyi bilen biri size,
"Şu atı tanıyorum. O jokeyi tanıyorum.
İyi yarış çıkaracaklar." derse, çok daha iyi hissedersiniz.
Yani, insanların şarap alırken girdikleri bahiste bir sommdan yardım almaları gibi.
Yarışı kazanacak mı? Paranın karşılığını verecek mi?
Ve somm insanların iyi bahis yapmalarını sağlar.
Genellikle, spor geçmişi olanlar veya rekabetçi yapısı olanlar...
BRIAN MCCLINTIC USTA SOMELYE ADAYI
... somm mesleğine atılmaya yatkın oluyorlar.
Bir alanda uzman olmak istiyorlar.
Bir alanda ulaşabilecekleri en yüksek düzeye ulaşmak istiyorlar.
MICHAEL JORDAN USTA SOMELYE
Usta Somelye diploması adında bir diploma var.
Bu, şarap dünyasında edinilebilecek en yüksek başarıdır.
PETER NEPTUNE USTA SOMELYE
Son 40 yıl içerisinde, dünyada sadece 170 civarı kişiye verildi.
-Kırk yıl! -Biri derse ki,
"Bu birçok insanın yapamayacağı bir şey,"
insanlar ya "Vay, çok etkileyici" der,
ya da "Vay, ben de yapmak istiyorum."
Bu artık egzersiz değil.
Bu, bütün çalışmalarınızın amacı, yani, bu gün.
REGGIE NARITO USTA SOMELYE
Annem babam öldüğünde ağladım.
Çocuklarım doğduğunda ağladım.
Bunların dışında sadece...
...bu sınavı geçtiğimde ağladım.
Sınav üç bölümden oluşuyor.
Teori sınavı var.
1. BÖLÜM: TEORİ
Şarap yasaları ve bölgeleri hakkında kapsamlı bir bilgi sınavı.
Ukrayna'dan bir şaraphane ismi ver.
Bilmeniz gereken bilginin hacmi oldukça hayret verici.
Şarap, sert içkiler, sake, bira ve puroların tüm dünyası,
ve bölgeler, altbölgeler, yöreler, köyler.
Beş dilde:
Portekizce, İspanyolca, İtalyanca, Almanca, Fransızca, Macarca.
Sonra servis var.
Sınavın servis kısmında,
yapay bir restoran ortamı oluşturuyoruz.
2. BÖLÜM: SERVİS
Bu garip ortamda, sakin, rahat,
ve kendine hakim görünüp profesyonelce davranmanız gerekiyor ki,
bu oldukça zor bir şey.
Sonra da tatma var.
Üç beyaz, üç de kırmızı şarap var.
3. BÖLÜM: TATMA
Şarap başına dört dakika on saniyeniz var.
Şarabı isabetli bir şekilde betimlemeniz gerekiyor.
Yapısını, ağızda bıraktığı ağırlığı, alkölünü tarif etmelisiniz.
Sıcak iklimden mi, soğuk iklimden mi, Eski Dünya'dan mı,
Yeni Dünya'dan mı geldiğini,
muhtemel varietallerini, yaş aralığını,
ve sonunda derin bir nefes alıp adını söylemelisiniz.
USTA SOMELYE SINAVI ÜÇ HAFTA İÇERİSİNDE YAPILACAK
Başka hiçbir şey için bu kadar çalışmadım.
Bu süreçte, her gün kalkıp,
"Bu sınava nasıl hazırlanacağım?"
diye sordum kendime.
Geceleri yatmadan önce, fazladan üç saat daha ayakta kaldım
ve daha az uyuyup bu sınava hazırlandım.
IAN CAUBLE USTA SOMELYE ADAYI
Yani, dışarıya çıkmamayı
ve evde kalıp ders çalışmayı seçtim.
Ian, bu meslekte görebileceğiniz
en yetenekli bireylerden biri.
Son gelişmiş sınavımızda en yüksek puanı aldı
ve Rudd Bursiyeri oldu.
DAVID CAUBLE IAN'IN BABASI
Ian'ın şaraba yönelmesinin sebebi,
bence, öncelikle şarabın sarhoş edici olmasıydı.
Ve eğlenceli olması.
Sonra o vanaya girip serbest düşüşe başlıyor.
Evet, oraya iniyor.
Bazı insanlar sıvıyı depoya koyup
bir gece bekletmeyi tercih ediyor.
Ben doğrudan fıçıya geçiyorum.
Bence Ian'ın hayatındaki en önemli şey şarap.
MERCEDES LAM IAN'IN KIZ ARKADAŞI
Sonra... ailesi,
ve sonra tabi ki ben.
Elimde küçük yaramazın sekiz ve on yaşlarından,
eski kamera görüntüleri var.
Şükran Günü yemeğinde elinde bir bardak şarap...
ÖĞLEDEN SONRA 4:42 24 KASIM 1988
...şarabın nüanslarından bahsediyor.
Tadı alkolsüzmüş gibi.
Fakat nereden çıktığını bilmiyorum,
çünkü o sırada,
ailemizde kimse şarap betimleme ile
veya aroma profilleriyle ilgilenmiyordu.
Birinci şarap beyaz, berrak, yıldız kadar parlak.
Gaz veya yumaklanma göstergesi yok.
Şarabın hafif samansı temeli var,
derecesi tutarlı ve kenarları yansımalı,
orta derece renk yoğunluğu var.
Aroması misket limonu şekeri, misket limonu özü gibi geliyor.
Ezilmiş elma... Olgunlaşmamış yeşil mango.
Olgunlaşmamış kavun, kavun kabuğu.
-Yeşil ananas. -Peki damak?
Şarap kupkuru.
Ezilmiş arduvaz gibi, ezilmiş tebeşirimsi bir belirti.
Sanki, ezilmiş tepe yamacı.
Beyaz çiçekler var, neredeyse yeni kesilmiş çiçek gibi.
Beyaz çiçekler, beyaz zambaklar. Meşe belirtisi yok.
Şey var... Yeni bir...
Sanki yeni açılmış bir tenis topu kapsülü gibi,
-ve bir de... -Cidden.
Ve de yeni plastik hortum tadıyorum.
Yeni bir tanım. Güzel. Sevdim.
Yapı.
Asitliği orta artı.
Alkolü orta.
Karmaşıklığı orta artı.
Bir sonuca vardım, bu şarap Yeni Dünya'dan,
ılıman bir iklimden.
Muhtemel üzüm Riesling.
Muhtemel ülke Avustralya.
Yaş aralığı bir ile üç.
Bence sadece tek bir şey olabilir.
Bu şarap Avustralya'dan.
Bu şarap Güney Avustralya'dan,
bu şarap Clare Vadisi'nden,
2009, Riesling, yüksek kalite üretici.
-Birinci şarap Clare Valley Riesling. -Güzel.
Gerçekten ciddiyseniz,
gerçekten somm olmak istiyorsanız, tek başınıza yapamazsınız.
Çok iyi bir destek grubu ve rehber bulmalı
ve etrafınızda her zaman şarabın olduğu
bir ortamda bulunmalısınız.
Hazır olduğunda başla.
DUSTIN WILSON USTA SOMELYE ADAYI
İkinci şarap berrak, yıldız parlağı,
orta yoğunlukta bir beyaz şarap.
Yine, yeşil ışıltılı açık sarı renk.
Gaz veya çökme belirtisi yok.
Şarap akışmazlığı...
Yine, orta diyelim.
Şarap işine girme sebebim... üniversite masraflarımı karşılamak için,
bir restoranda çalışıyordum.
Çok fazla şarap servis eden bir restorandı.
Coğrafya mezunuyum.
RACHAEL WILSON DUSTIN'İN EŞİ
Şaraba, tam tanıştığımız dönemde başladı,
Usta Somelye Kurumu'na girdi.
İlişkimiz, sınavın bir parçası olarak
aldığı belgelerle uyumlu şekilde gelişti.
Dünyanın belli bir bölgesini araştırırken,
sadece üzüm ve asmaları hakkında değil,
o bölgenin insanları,
kültür ve yemeğinin tarihi hakkında da çok şey öğreniyorsunuz.
Neredeyse dünyayı gezmenin bir yolu gibi.
Üçüncü şarap daha çok orta altın renkte,
yeşil yansımalı, sulu bir menisküse kayıyor.
Şarap gün parlaklığında. Gaz, topaklaşma veya çökme belirtisi yok.
BRIAN MCCLINTIC USTA SOMELYE ADAYI
Yoğunlaşma orta.
Kocam Çin dükkanında bir boğa.
KRISTIN MCCLINTIC BRIAN'IN EŞİ
O, bilirsiniz, erkeksi adam, atletik.
Üniversitede, restoran işleriyle ek gelir sağlayan
bir beyzbol oyuncusuydu.
Profesyonel bir sporcu olarak geleceği olmadığı için...
SAM MCCLINTIC BRIAN'IN BABASI
kendini şarap değerlendirme işinde buldu.
Bu alana yakın zamanda girdim sayılır,
bu yüzden oldukça az deneyimim var.
MARGAUX PIEROG İLERİ DÜZEY SOMELYE
Bu sektörde olmayı istediğini bilmek dışında,
hiçbir şey bilmemekten, bir yıl içerisinde,
ileri düzey sınavını geçme noktasına geldi.
Sektörümdeki birçok insanın aksine,
benim bu dünyada köklerim yoktu.
Kendimi, bir bakıma, kara koyun gibi hissediyorum,
Kurum'un cahili gibi.
Neden Pearl Jam'i seviyorum, biliyor musun?
Çünkü şarkı sözlerini pek bilmiyorum,
fakat uydurabiliyorum ve yine de iyi müzik çıkıyor.
Yüksek enerji. Yani...
Onunla ilk defa tanışanlar soruyorlar,
"Her zaman böyle mi?" ve cevabı "Evet. Her zaman."
Dördüncü şarap bir kırmızı şarap.
Şarap... yıldız parlağı.
Şarap, parlak kırmızı yakut renginde,
sıcak pembe varyasyonunda.
Orta derece yoğunlaşma.
Çok hafif yırtılmalar.
DLYNN PROCTOR USTA SOMELYE ADAYI
Akışmazlık orta artı. Gaz yok, çökme yok.
Burunda, şarap temiz, bariz kusur yok.
Bu şarabın yoğunluğu orta artı,
burunda orta artı gücü var.
Bu şarap çok genç, çok parlak, çok dinç.
2008 YILININ EN İYİ YENİ SOMELYELERİ
Wine Experience dergisi beni,
arkadaşım Ian Cauble ile birlikte,
Amerika'nın en iyi yeni somelyesi ilan etti.
Bir keresinde restoranda gördüğüm
bir insan olmak istedim:
zarif, İtalyan kesimli takım elbise,
sivri uçlu ayakkabılar,
bileğinde harika bir siyah servis peçetesi,
havada tuttuğu bir şişe.
Kendime dedim ki, o olabilirim,
o olmalıyım, o olacağım.
Dlynn ile ilk tanıştığımda,
yükselen yıldızlardan biri olacağını anlamıştım,
çünkü, o anlatılması zor şeylerden birine sahipti, anlatabiliyor muyum?
Merak uyandıran, cana yakın, akıllı biri.
Dlynn bir aktör ve güzel bir tarzı var.
Ona Bay Pürüzsüz diyoruz.
İyi göründüğünüzde,
kendinize güvenirsiniz, iyi hissedersiniz.
Konuklarınıza iyi bakmanın en iyi yolu, iyi görünmektir.
Bunlar, kendini en fazla adamış, en takıntılı insanlardan.
GEOFF KRUTH USTA SOMELYE
Adaçayı, yer mantarı, ıslak orman zemini,
çürüyen toprak, çürüyen kuru kırmızı gül yaprakları.
Çürüyen hayvan derisi.
Şarap kendi başına çok karmaşık bir şey değildir.
Mayalanmış üzüm suyu sonuçta, değil mi?
Esasen, şarap yapmak için kullanılan,
sadece bir üzüm asması türü var,
o da vitis vinifera.
Şarabın büyüleyici bir tarihi var.
Neolitik dönemden beri insanlar tarafından yayılıyor.
Milattan önce üçüncü milenyumdan beri hakkında yazılıyor.
"tanrılara layık ekmek yemeyi, krallara layık şarap içmeyi sana kim öğretti?"
Anonim Gılgamış Destanı MÖ 2000
Şarap çalışırken, tarih çalışmış oluyorsunuz,
çünkü hepsi birbirine bağlantılı.
İncil okursanız da,
dini törenilerde şaraba rastlarsınız.
Eski şarabı içen hemen yenisini istemez,
çünkü, eskisi daha iyidir, buyurdu.
FRANCO RICCI İTALYAN SOMELYELER BİRLİĞİ BAŞKANI
İsa'nın annesinin istediği tek mucize şarap hakkındaydı.
Antik Yunanlılar şarabı İtalya'ya getirdi.
Romalılar, Fransa, Almanya, İspanya
ve Avrupa'nın çoğuna, bugün şarap üreten,
en eski bağların bulunduğu topraklara taşıdılar.
Roma Ordusu ilerleyişini şarapla yapardı.
Su içmezlerdi çünkü su fazla tehlikeliydi,
bu yüzden şarap içerlerdi.
JEAN-MARIE FOURRIER - ŞARAP ÜRETİCİSİ DOMAINE FOURRIER BURGONYA FRANSA
Şarap hakkında sıkça unutulan bir şey,
şarabın ilk olarak, suyu arıtmak için kullanıldığıdır.
İlk ekimleri romalılar yaptı,
sonra, Karanlık Çağ'da,
şarabın başına papazlar geçti,
ve tabi ki, onların dünyalarında,
gün boyunca yapılacak ne vardı?
Ye, uyu, dua et, çalış, iç.
Bu beşinden, hangisi kulağa en eğlenceli geliyor?
Size gösterdiğim şarap, 735 yılından Johannisberg Riesling,
dünyanın en eski beyaz şarabı
ya da en eskilerinden biri.
PETER BARTH - ŞARAP ÜRETİCİSİ SCHLOSS SCHÖNBORN ŞARAPHANESİ ALMANYA
İspanyollar Yeni Dünya'yı keşfedince,
Vitis vinifera'yı getirdiler.
Bugün Şili, Arjantin, Meksika ve Californiya'da yetişiyor.
Hollandalılar, Fransızlar ve İngilizler,
bunu imparatorluklarına yaydılar:
Amerika Birleşik Devletleri'nin doğusu, Avustralya, Yeni Zelanda,
Güney Afrika, Kanada ve diğerleri.
Şarabı göz önüne alırsanız, şarap insanoğlunun gittiği yer hakkındadır.
Tarih, nehirler hakkındadır.
Yerbilim, coğrafya hakkındadır ve tüm bunlar, şarabın tadını aldıkça...
JAY FLETCHER USTA SOMELYE
aklınızda belirmeye başlar. Müthiş bir şey.
Şarap dünyası her zaman büyümektedir.
Bir kişi, hakkındaki her şeyi nasıl bilebilir ki?
Sadece tarih değil.
Yetiştirilme şekli, yapılma şekli,
depolanma şekli, neden bazı yılların iyi olduğu,
servis edilme tarzı,
yanında ne yenilmesi gerektiği önemlidir.
Usta Somelyeler Kurumu bu yüzden var.
En üst düzey sınavın adı Ustalık Sınavı.
Her şeyi kapsayan, yılda bir kez alınabilen,
üç gün süren bir sınav.
DİPLOMA USTA SOMELYE
İlk sınav, Birleşik Krallık'ta 1969 yılında yapıldı.
1984'te, bir Amerikan, üç bölümü de ilk denemesinde geçti.
O adamın adı Fred Dame idi.
Elimde bir şişe şarap, "Hepsi bu mu?" dedim, "Bitirdim mi?"
FRED DAME USTA SOMELYE
Tüm bunlar...
Elimde diploma var, bu var, şu var.
Amerika'nın en iyi şarap mahzenlerinden biri var.
ŞARAP SATICISI - FRED DAME THE SARDINE FACTORY
"Bu kadar mı öteye gidilebilir? Hiç sanmıyorum.
Bunu Amerika'ya getireceğiz."
Hepimiz kesinlikele Fred'e borçluyuz.
O olmasaydı burada olmazdık.
Her zaman kendinizden daha iyi olmak için bir fırsat istersiniz,
ve bunu yapmanın yolu, insanların,
hem inanılmaz zorluklara hazırlanmasını, hem de kim olduklarını...
...anlamalarını sağlamaktır.
Çocuklarım olmasaydı, asla Ustalık Sınavı'nın geçemezdim.
Asla o kadar sıkı çalışmazdım.
Hayatımda yaptığım şüphesiz en zor şeydi.
Tartışmasız şekilde, ömrümde yaptığım en zor şeydi.
Şimdi genç çocuklar görüyorum,
Usta olacaklarını söylüyorlar,
ben de gülüp "Kolay Gelsin bakalım!" diyorum.
SINAVA 18 GÜN KALA
Üstün bir somelye olmak için,
olağanüstü olmanız gerekir- olağanüstü bir tadıcı olmanız.
Ve sadece şarabı tatmak değil,
markasını bilmeden tanıyabilmek gerekir.
Çünkü konuklara bu şekilde anlatırsınız.
Gözünüz kapalı tattığınızda,
algınız artar.
Şarapta neler olup bittiğini anlarsınız,
böylece daha iyi değerlendirirsiniz.
Bardakta ne olduğunu anlamak,
şarabı kendimiz tanımak,
konuklara anlatmanın tek yoludur.
Şarabın kimliğini, düzenli olarak,
saptayabilmeye başladığınız anda,
duyularınızın ve şarap bilginizin
"Artık anlıyorum." noktasına geldiğini bilirsiniz.
Pekâlâ, beyler, iki haftanız kaldı.
Her biriniz için iki şarap var.
Hızlıca yapabilirsiniz. Hazırlar.
Sizden doğru cevap bekliyorum.
İyi betimleyin, zamanında bitirin, formatı biliyorsunuz.
Şaraplar doğru bilinmeye hazır,
önemli şeyleri bulun,
bilmeniz gerekenleri bulun ve şarabı doğru tahmin edin.
Doğru tahmin edin.
Bu iki şarap için yaklaşık sekiz dakikanız var.
-Sizi bekliyorlar. -Tabloyu mu kullanayım?
Tabloyu kullan.
TAT TABLOSU:
BİLİNMEYEN BİR ŞARABI TANIMLAMAK İÇİN EZBERLENEN TABLO
Şeker, asit, tanen. Yoğunluk, alkol, vücut.
Meyve, toprak, odun. Meyvesiz, topraksız, odunsuz.
Karmaşıklık, denge, bitiriş. Tat tablosu budur.
Pekâlâ, birinci şarap orta samansı,
sulu menisküse kayan altınsı yeşil yansımalı,
limon sarısı renkte.
Burunda temiz, dinç.
Yüksek yoğunlukta aromalar.
Belki biraz lanolin, ıslak yün,
tebeşirimsi kireçsel minerallik.
Mandalina. Mandalina kabuğu. Hawthorne. Akasya.
Biraz papatyası var- tuzluluğunu onaylamak istiyorum.
Ayırt edici olarak, greyfurt özü,
limon çekirdekleri, biraz misket limonu kabuğu.
Gözü kapalı tatma yeteneği,
daha iyi bir deyimle tümdengelimli tatma, öğrenilebilen bir şeydir.
Yolda araba sürüyorsunuz,
ve iki yön var, değil mi?
Ve iki şarap görüyorsunuz, Cab Franc ve Syrah.
Bir yol sizi Chinon'a götürürken,
diğeri Kuzey Rhone'a götürüyor, öyle değil mi?
O noktaya geldiğinizde, karşınızda seçenekler vardır.
Zeytin mi, yoksa yeşil dolma biber mi?
Tütün mü, yoksa füme et mi?
-Peki neye karar verdin? -Füme et.
Muhteşem samuray kılıçlarını kim yapar?
Muhteşem samuray kılıcı yapacak kişi,
bir öğretmenden öğrenen birinden öğrenen birinden...
...öğrenen kişidir.
Şarap söz konusu olduğunda,
"Doğuştan şarap tadıcısı olmalı." diye düşünürüz.
Hiç kimse "Doğustan samuray kılıcı yapıcısı olmalı." demez.
Her hafta halk pazarına gitmek gerekiyor.
Hâlâ gidiyorum. Her şeyi kokluyorum.
Otları, bitkileri kokluyorum,
yediğim yemekleri kokluyorum,
çünkü damağınızı canlı tutmanız gerekiyor.
Böyle yapmaya devam etmelisiniz ki,
kariınıza bir bardak şarap çıktığında,
koklayıp otomatik olarak,
"Tamam, bu yasemin kokusu.
Bu misket limonu kokusu." diyebilesiniz.
Kaç kişi gerçekten,
kuru menekşe, çürük menekşe
ve taze menekşe koklamıştır?
Kokladığınız şaraplarda bu özellikler olur.
Genç bir Nebbiolo'da menekşe ve ahududu tadı olur.
Yaşlı bir Nebbiolo'da kuru menekşe tadı olur.
Hiç kuru menekşe koklamadıysanız,
şarapta çıktığında nasıl bilebilirsiniz?
"Limon kabuğu izleri var."
Aa, öyle mi, limon kabuklarını nereden buldular?
Aynı bağdan mı? Alakası yok.
O şeyler şarabın içinde değil...
PAX MAHLE - ŞARAP ÜRETİCİSİ WIND GAP ŞARAPHESİ, SONOMA KALİFORNİYA
...fakat, bir kokuyu veren,
tüm kimyasal bileşikler,
fermentasyon ile ortaya çıkabilir.
Temel olarak, mayanın, yaşlandırmanın,
ve bağdaki meyvenin bir bileşimidir.
Koku, oldukça garip bir şey.
EMILY WINES USTA SOMELYE
Çok kişisel bir şeydir,
yine de hepimiz, ortaya çıkan bazı kokularda,
"Aman Tanrım, o kokuyu biliyorum" deriz.
İnsanlar Sauvignon blanc'ın kedi sidiği koktuğunu söyler. Ve doğrudur.
Gerçekten de, Yeni Zelanda'dan gelen bir...
...Sauvignon blanc, kedi sidiği gibi kokar.
"Siyah kuşüzümü tomurcuğu" deriz.
Kod adı gibi bir şey. Kedi sidiğini öyle betimleriz.
Riesling için popüler bir betimleme olarak "havuz oyuncağı" deriz.
WHITNEY FISHER - ŞARAP ÜRETİCİSİ FISHER BAĞLARI, NAPA KALİFORNİYA
Çocuğunuzun havuzda oynaması için...
...şişirdiğiniz yepyeni plastiğin kokusu.
Clare Valley Riesling, burnunuzu bardağa sokarsanız,
biraz yeni açılmış tenis topu gibi kokar,
biraz da yeni açılmış kauçuk hortum,
sentetik kauçuk gibi kokar.
Ian'ın tenis topu yeni bir şey,
fakat, artık üçüncü kez duymuş oldum.
Kullanacağımı sanmıyorum, çünkü bence çok saçma.
En sevdiğim betimlemelerden biri, "nine çantası."
Ya da ninenin giysi dolabı.
"Öncelikle, nineni tanımıyorum. Ayrıca, onun...
...giysi dolabının kokusunu bilmiyorum."
Yine de tozlu eski deri kokusu, belki biraz parfüm veya ruj,
aklınızda canlanabiliyor.
Şarapta önemli bir betimleme,
toprak betimlemesidir.
Bazı şaraplar hiç topraksı değildir.
Bazıları organiktir ve gübre veya bahçe toprağı gibi tat verir.
Bazıları daha çok ıslak taş veya arduvaz gibidir.
Sıcak bir günde kurumakta olan kaldırım gibi.
Hani, birçok şarapta kayalar ve mineraller vardır ya...
Taş yalamaya başlayın. Hayır, çıkar kayıttan!
Hiç yapmadınız mı?
Evet, taşları yalarsınız ki,
ne olduğunu anlayabilesiniz.
Bir konuda, bu kadar fazla,
enerji ve tutku ve zaman ve duygusal yoğunluk
adayacak kadar takıntılı olmak için,
belki birazcık kaçık olmanız gerekir.
-Bitir işini. -Tamam, bu şarapta et var.
Bu şarap Fransa'dan, Rhone Vadisi'nden.
Bu şarap Kuzey Rhone'dan. Bu 2008 yapımı Saint-Joseph.
Soğuk bağbozumu, yüksek kalite üretici.
Bravo. Formundasın.
Tam olarak yapman gerekeni yapıyorsun.
-Aynen o şekilde tatmalısın. -Harika.
Yani... O noktaya ulaştın.
Tebrikler, Baba!
-Baba! -Canım Babam.
"Baba." Baba diyoruz ona.
ERIC RAILSBACK SOMELYE, RN74 RESTORANI
Ian'a "Baba" diyoruz, çünkü baba rolünü seviyor.
Sizi karşısına oturtup,
tam olarak neyi yanlış yaptığınızı ve nedenini söyler.
Baba şerefine.
-Baba şerefine. -Baba'ya.
Rozeti taktın, dostum.
Bunu yapmanın iki yolu var.
Tükürme kaplarını ve zamanlayıcıyı çıkarıp
oldukça resmi tatmalar yapabilirsiniz
ya da rahat bir gece geçirip
biraz içki ortamı oluşturabilirsiniz.
Erkekler bir araya geldiklerinde,
buradan bir fırtına geçmiş gibi oluyor.
Çok fazla tahrik edici konuşma,
çok fazla birbirimizle dalga geçme oluyor.
Şarap inekleri toplantısı gibi.
"Seni seviyorum, Sam." "Seni seviyorum, Frodo."
"Ah, Sam."
LIZ DOWTY İLERİ DÜZEY SOMELYE
Evet ya! Her sahnede, değil mi?
-"Sam! Frodo!" -"Frodo Bey!"
Bir dakika, neyden bu?
Aman Tanrım!
Evet, birbirlerini bolca kötülüyorlar,
ama bence, daha çok,
birbirlerini motive etmek için yapıyorlar.
Rekabetçi ruh, hepsi ondan besleniyor.
Bu ortamda gerekli olan bir şey.
Birbirlerini ileri sürmek için.
Bütün akşamı,
birbirlerine kök söktürerek geçiyorlar.
Şarap açıkça olgun...
fakat aynı zamanda asitli ve oldukça otsul.
Karabiber ve füme et var.
Meşe yok.
Beni tek bir yere götürüyor: Kuzey Rhone.
Bence bu Güney Rhone...
bol Syrah benzerliği var.
2004... '04 Vacqueyras diyeceğim.
Cesur bir tahmin, dostum. '04 Vacqueyras mı? Neden?
Pekâla, sen cesur hamle yap bakalım.
Zaten yaptım ve Cote Rotie '08 dedim.
Kuzey Rhone cevabında kararlı mısın?
Tabii ki! Şimdi-
Şimdi, Caubler beni caydırmaya çalışıyor diye...
-kararımı değiştirmem. -Şarap Kuzey Rhone'dan.
-Kuzey mi? -Kuzey Rhone.
-Kim peki? -Ogier.
Komik oluyor. Şey gibiler-
Soyunma odasında gibiler, fakat şarap şişeleriyle.
Ian, yeni kesilmiş bahçe hortumu nedir?
Daha önce hiç koklamadın mı?
Neden bahçe hortumunu kesesin ki?
Willy Sharrot öğretti onu bana.
Willy Sharrot.
Ben hep kullanıyorum- yeni sulama hortumu.
Evet, sulama hortumu.
Yeni kesilmiş sulama hortumu. Kullanıyorum.
-Yeni kesilmiş bahçe hortumu olmaz. -Sentetik kauçuk de işte.
Peki onu sana kim öğretti?
Nasıl tat almam gerektiğini sen mi söyleyeceksin yani?
Bütün gece soda tüketiyor da değiller.
Yani, zaman geçtikçe,
daha fazla şarap açmak harika bir fikirmiş gibi geliyor,
saat ikide akla gelen o fikirlerden.
Dostum, başka şarap ister misin?
Yoksa yetti mi? Nasıl hissediyorsun?
Yorgunluktan bitene kadar devam ediyorlar.
Onlar gibi dalga geçerek arkadaşlık yapsam...
arkadaşım kalır mıydı, bilemiyorum.
Ian kesinlikle aralarında en ciddi olanı,
bu kadarını söyleyeceğim.
Konuşma sırası Baba'da.
-Bir üst düzeye ne dersin? -Tamamını mı istiyorsun?
-Başlamanı istiyorum. -Tamam, bu bir kırmızı şarap.
Bu şarap orta berraklıkta. Bu şarap parlak.
Gaz veya yumaklaşma belirtisi yok.
Koyu yakut bir temeli var, kenarlara kadar tutarlı,
turuncu bir dış alanı var.
Akışmazlık orta artı diyebilirim.
-Orta artı mı? -Değiştirmemi mi istiyorsun?
-Tekrar ettim sadece. -Sen bitir o zaman.
-Kalbinin sesini dinle, dostum. -Devam etmeyeceğim.
-Ne? -Aman Tanrım!
Hayır. Devam etmek istiyorsa, o söylesin.
Bırak şarabın işini bitirsin.
-Yapmak istiyor musun? -Bırak işini bitirsin.
Yani, gereksiz eleştiriye lüzum yok.
-Yapmak istiyorsan, yapabilirsin. -Çocuklar yaramazlaştı.
Zor bir gün geçirdim, şarabı yapayım mı, yapmayayım mı?
Sınava odaklanmaya çalışıyoruz,
demek istediğim bu.
Senin sevdiğim yönlerinden biri bu,
kızıyorsun, sonra hemen o duyguyu aşıyorsun.
İyi yaptığın bir şey.
Evet. Şu anda aşmış değilsin ama aşacaksın.
Evet, şimdi bu şarabı yapmak istemiyorum.
Asıl şimdi yapmak zorundasın, bütün o konuşmadan sonra.
Kaçışın yok artık.
Siz, son 25 dakikadır,
benim üzerime geldikten sonra,
daha fazla katlanamama noktasına geldim.
En yakın arkadaşlarımsınız, anlarsınız.
Bırak hadi, şarabı tat,
yap şu işi.
Şarap temiz. Kokusu...
Orta artı yoğunlukta koku üretiyor.
Hadi, dostum, konsantrasyonunu kaybetme.
Bir sonraki insana gitsin bu.
Şu an yapamayacak kadar sinirliyim.
Anlayabiliyorum ama duygularını dışa vurabilirsin, kardeşim.
-Biliyorum. -Birbirimize böyle etkimiz oluyor.
Anlıyorum. Bazen öyle bir noktaya geliyor ki...
-Dostum, sorun yok. -...sadece sinir bozucu oluyor.
Ian'a biraz saygı gösterelim.
-Baba'ya mı? -Baba'ya.
Buna bile katılmıyorum çünkü bana kızacaksın.
-Hayır, sorun yok. -Hayır, "Baba" lafını seviyor.
Onunla bir sorunum yok.
Bir çok kez, tatma seanslarından sonra, tükürme kaplarını bıraktılar
ve ben temizledim.
Tükürme kabı, sabahın sekizinde,
bulduğum şeydir.
Yani, şarabı içmek istemediklerinde,
tükürme kabına tükürüyorlar ve ben eve geldiğimde,
pembe renkte tükürük şarabı buluyorum,
ve ben temizlemek zorunda kalıyorum.
Ve çoğu zaman bizim bardaklarımızı kullanıyorlar, yani-
su bardaklarımızı falan veya şarap bardağına geri tükürüyorlar.
Evet. Tükürük kabı iğrenç bir şey.
Sınavı geçtiğinize en çok sevinen,
siz değil eşinizdir.
"Tanrı'ya şükür." derler.
"Artık geride bırakabilir miyiz?"
Bazen, "Vay anasına, ne kadar da havalı bir ortamı...
...görüp bir parçası oluyorum" diyorum.
Çok zekiler, fakat aynı zamanda da,
bencil ve egomanyaklar.
Kocanız veya erkek arkadaşınız,
kaybolur ve aylarca kendilerini kaybederler
ve sonunda %95 ihtimalle yıkılırlar.
Zor bir şey bu!
Dördüncü MS Sınavı denememden önce,
karım bana dedi ki,
"Tatlım, bu sefer de geçemezsen, konuşmamız gerekecek."
Buna hazırlanırken, birçok...
SHAYN BJORNHOLM USTA SOMELYE
...birçok önemli anı kaçırıyorsunuz ve dürüst olmak gerekirse,
zor fakat sonunda değiyor.
Herkese söylüyorum, "Dinle, kaçırdığın her şey
on kat geri gelecek."
En çok zaman alan muhtemelen teori oluyor,
çalışmanız gereken çok fazla şey olduğundan.
Teori sınavı, ustalardan oluşan bir panelin sizi,
şarap hakkında aklınıza gelebilecek
en zor sorularla bombardımana tuttuğu
bir sözlü sınav.
Romanya'nın onaylanmış QWPSR bölgeleri nelerdir? Peki Bulgaristan'ın?
Sadece dil bile- Klosterneuburger Mostwaage,
yani, bu kelimeleri telafuz edebilmek.
Almanya insanlara zor geliyor,
ve evet, evet, uzun kelimeleri var,
ilginç bir dil...
Şununla başlıyoruz...
WILHELM HAAG FRITZ HAAG ŞARAPHANESİ SAHİBİ ALMANYA
HANNO ZILLIKEN ZILLIKEN ŞARAPHANESİ SAHİBİ ALMANYA
Sonra şu var...
PAUL GRAF VON SCHÖNBORN SCHLOSS SCHÖNBORN ŞARAPEVİ SAHİBİ ALMANYA
BİRKAÇ ALMAN ÜZÜM ÇEŞİDİ
Sonra... Neyi unuttum?
Onu söylemiş miydim?
İnsanlar nedense İtalya'da zorlanıyorlar.
Sadece İtalya'da 3 bin farklı üzüm var.
ANDREA CECCHI CECCHI ŞARAPHANESİ SAHİBİ TOSKANA İTALYA
EĞER BİRİ İTALYADAKİ HER ÜZÜM TÜRÜNÜ ÖĞRENMEYE ÇALIŞSAYDI
İMKANSIZ OLURDU.
SADECE BÜTÜN HAYATINI BUNA ADAYAN BİRKAÇ ÇILGIN
HER ÜZÜM TÜRÜNÜ ÖĞRENEBİLİR.
Bu insanların günde sekiz, on saat,
bu konuların tamamen içine dalıp
çalışmaları yaygın bir durumdur.
Tanıdığım diğer eşler, not kartlarından korkuyorlar,
ve bitmek bilmeyen saatlerce,
yerlerinden ayrılamadan çalışmaları, ek bir iş gibi yani.
Her yerde not kartları.
Sanırım 4 bin civarlarında
not kartım var.
Süpermarkette sırada beklerken,
not kartlarımı çalışırım, kırmızı ışıkta...
-Not kartları. -Not kartları.
Bütün not kartlarıyla büyük bir ateş yakacağız.
Bazen, yatağa girdikten sonra kendime,
"O not kartını hatırlamıyorsun"
deyip hemen masaya gidip tekrar bakıyorum.
Adeta maniksiniz. Çılgın bir şey.
Bu boş kalmış.
Bazen o kadar yorgun oluyorsunuz ki, cevabı yazmayı unutuyorsunuz.
En kötü kısmı bu.
ŞİLİ KIYISININ ALTBÖLGELERİ?
KUZEY RHONE HARİTASI
Ian'ın günleri kesinlikle farklı.
Çok geç yatıyor. Gece adamı sayılır,
o yüzden geceleri çalışıyor.
Ian harita okumada iyidir.
Belli bir bölgeye çalışmadan önce,
o bölgenin coğrafyasını anlamanız gerekir.
Bu yüzden, harita okumanın bana büyük faydası oldu.
Şöyle yapıyorum, genel harita bölgesini
profesyonel bir siteden alıp üstüne koyuyor
ve izlerini çıkartıyorum.
Sonrasında bir sayıya baktığımda,
bölgenin adını,
şarap dünyasındaki rolünü
ve yasalarını bilmem gerekiyor.
Yani, mesela, Mentrida ya da her neredeyse,
veya Rioja, altbölgelerinin neler olduğu,
veya Cantabria'nın nereye düştüğü.
Bir şeyi hatırlamaya çalışıyorsanız
ve o bölgenin nerede olduğunu söyleyemiyorsanız,
saçma oluyor.
Bana bir soru sorulduğunda,
aklım anında dünyanın o bölgesine gidiyor,
haritayı ve bölgeyi görebiliyorum,
sonrasında da bilgi beynimde yayılıyor.
Bilgileri böyle ezberleyip
beynimde böyle katalogluyorum,
çünkü, akıl garip bir şey,
coğrafik konumları yaratırsanız,
oraya bilgi depolayabiliyorsunuz.
Nasıl işlediğinden emin değilim,
ama işe yarıyor.
-Ian... -Ian harita okuyor ve...
Bilgisayarının önünde oturmuş, onu aramamı bekliyor.
Bu aralar Ian'ın yanında bulunmak zor.
20 dakika içinde Dustin Wilson'ı arayacağım,
not kartlarını ezberlediğimden emin olmam lazım,
yoksa beni parçalar...
Bence, kendini yeterince zorlamazsa,
yanlış yaptığını düşünüyor.
Uyandığınızda ilk düşünceniz nedir?
Hatırlamadığınız...
not kartlarıdır.
Sınavda çıkabilecek şaraplardan,
bildiğinize tamamen emin olmadıklarınız.
Eğer Dustin ve ben onun gibi olsaydık,
cenin pozisyonunda ağlıyor olurduk.
Bu tam anlamıyla kendini adama.
Saf takıntı hali. Başka türlü söylemek mümkün değil.
Ama bir şekilde, kendini bu kadar zorladıktan sonra,
önemli günde çıkıp iyi bir performans sergileyebiliyor.
Defalarca gördüm bunu,
yarışmalarda ve sınavlarda. Adamı çok seviyoruz.
Başarmasını istiyoruz, fakat...
Kendine kötülük ediyor şu anda.
İyi yaptığı şeyi yapmaya çalışıyor.
Bence uyku çok önemli.
Bilgiyi muhafaza edip
sonunda başarabilmek için uyku inanılmaz derecede önemli.
Neredeydim? Ne hakkında konuşuyordum ben?
O halde olup yine de başarabilecek tek insan o.
Belki de hiç bitmeyecek,
ama belki de dokuz gün sonra bitecek
ve bunu düşünmek,
muhteşem bir şey.
Bu sınavı geçersem hissedeceklerimi
aklıma getirmekten kendimi alamıyorum.
Yaşanılan en harikulade şey olacak,
anlatabiliyor muyum?
Ve bütün istediğim, bu sınavı geçmek.
Bitmesini istiyorum.
Hiçbir not kartını düşünmeden,
bir sahilde durabildiğimi hayal ediyorum.
Bira içtiğimi ve bir an için,
şarap hakkında düşünmediğimi hayal ediyorum.
Yapabilir miyim, bilmem. Yapabileceğimden emin değilim.
Bu sınavı geçip arkamda bırakmak,
hayatıma başlamak ve güzel bir evlilik hayatı kurmak istiyorum.
Normal hayata dönebilmek muhteşem olurdu.
Bir karım varmış, öyle diyorlar.
Bütün ilişkimiz boyunca,
Rachel bu sürecimde beni izledi.
Randevuya çıkmak için bir sürü zamanımız olacak.
Yaptığım bunca çalışma, öğrendiğim bunca şey...
Artık kendi haline bırakmak zorundayım.
Muazzam odaklanma isteyen bir başka şey de,
Ian'dan uzak durmaya çalışmak olacak.
Bunu söylediğim için üzgünüm dostum...
Sınavda ondan uzak durmak gerekiyor,
çünkü, not kartlarına abanıp
bütün gün boyunca orada oturup teori çalışacak.
Tamam, hazırlanmam için bana iki dakika ver.
Genelde giysilerimizi çıkarırız,
ama bu gece giyinik kalacağız.
Boutage.
Boutage, genelde bitkiyi donmaya karşı korumak için,
bitkinin sapının ve köklerinin kaplanması işlemidir.
Güzel. Bakteri adı...
Pierce hastalığına sebep olan bakteri.
Cam kanatlı keskin nişancı tarafından yayılır.
Daha önce bundan bahsetmiştik.
"Üç bakteri hastalığı söyle." dersem,
cevabın, "Üç bakteri hastalığı, bir, Pierce hastalığı,
iki, taç tümorü, üç, bakteri felaketi hastalığıdır" olmalı.
Tamam, dostum, dinle...
Yarın gece, geceyarısında görüşürüz.
-Tamam. -Güle güle.
-İyi geceler. -İyi iş çıkardık. Görüşürüz.
SINAVA ON GÜN KALA
Bir restoranda çalışırken, zor bir masanız,
veya zorluk çıkaran müsterileriniz,
ya da bildiğin pis insanlar varsa,
ellerinizi havaya kaldırıp eşyalarınızı toplayıp gidemezsiniz.
DLYNN İÇİN SINAVIN SERVİS KISMINA ÇALIŞMA VAKTİ
Hadi gidip servis yapalım.
Dlynn, üç numarada başlayacaksın, Fred ile birlikte arka tarafta.
Adayların, fazlasıyla zor müşteriler
ve büyük bir baskı altında,
nasıl davranacaklarını görebilmek için,
kasıtlı olarak neredeyse imkansız bir senaryo hazırladık.
Seninki...
-Pembe şarap. -Pembe şarap. Harika.
GÖREVİ: BİR ŞİŞE ŞARABI HIZLI BİR ŞEKİLDE SOĞUTMAK
-Nasıl severiz, Gene? -Soğuk?
-Çok soğuk. -Soğuk.
-Soğuk kelimesini biliyor musun, evladım? -S-O-Ğ-U-K.
Tamam. Soğudu.
Beyaz veya pembe şarabınızın,
48 ile 53 derece arasında olmasını istersiniz sanıyorum.
-Dönüştürme nedir, bilir misin? -Efendim?
Dönüştürme. Bu şarabı dönüştürmeni istiyorum.
-Santigrad'a mı? -Soğuğa.
Soğuk, soğuk, soğuk.
Evet, tabii ki...
Soğuk.
Daha açık şekilde nasıl anlatabilirim ki?
Sizi beklettiğim için,
kokteyllerinizi benim adıma içebilirsiniz.
Sadece soğuk şarap.
Şimdi de bize rüşvet vermeye çalışıyor.
Nasıl bir işyeri burası böyle, evladım? Soğuk!
Soğuk şarap istiyoruz.
Belki de kağıda yazıp göstermeliyiz. "Soğuk" diye.
-Belki de. -Bir deneyeyim. Bak, soğuk. Soğuk.
Beyler, inanıyorum ki bu sizi tatmin edecek.
Ve özür dilerim, elimde 1988 kalmadı.
1997 Littorai ve 1997 Vin Gris var.
Tamam. Hadi bakalım.
İçelim biraz. Mümkün olduğunca soğuk, değil mi?
-Evet, öyle. -Tamam.
Acımasız. Tam anlamıyla acımasız.
Şarap soğukmak zor iş,
fakat ne yaptığınızı biliyorsanız,
çok iyi yöntemler var ve pek bilen çıkmadığı için,
sonuç olarak, tam bir fiyasko oldu.
Bilmiyorsan, çık dışarı.
Somm olmayı hak etmiyorsun.
Düzelt, öğren, yap, hadi.
Bugünkü tatma seansı Brian McClintic için.
Onu iki hafta içinde sınavda göreceğim.
Seçtiğim kırmızılar oldukça basit...
Sadece iki küçük sapma olacak, formunda mı diye anlamak için.
Fred Dame... büyük bir kişiliktir.
Tam bir... tam bir karakter.
Bence diğer adayların çoğu
ve hatta diğer ustaların çoğu bana katılacaktır ki,
Fred büyük ihtimalle, Kurum'daki en göz korkutucu
insanlardan biri.
Ben Fred'den korkuyordum.
Beyazlar bugün biraz tuhaf,
çünkü aromatik beyazlar seçtim.
Başta iki aromatik beyaz, ki her zaman zordur.
Fred Dame insana Allah korkusu verir.
Bakalım, McClintic Beyefendi'nin aklı buna hazır mı?
Tatma yetenekleri hakkında efsaneler duydum.
Sınavı "Dame"leme efsanesi.
MS Sınavı'na girme hikayesini duydum.
"Dame"lemek demek, kokladığında,
şarabı, üzüm çeşidini, ülkesini,
ve alt bölgesini hemen anlamak demek.
Yani, üç saniye içerisinde,
ne olduğunu söyleyebilmek gibi.
Kaç gününüz kaldı, şampiyon?
On günümüz kaldı.
-Hazır mısın? -Olabileceğim kadar.
-Yeterince iyi değil. -Evet, hazırım.
Bu daha iyi bir cevap. Diğer cevabı duymak istemiyorum.
Çok ilginç. Sen...
Komik mi buluyorsun?
-On günün var. -Pekâla.
Yoksa bir yıl daha.
-Bir yıl daha beklemek ister misin? -Hayır.
-Çok kötü olurdu, değil mi? -Berbat olurdu.
Benim gözümü hâlâ bir nebze korkutuyor.
Altı şarap, 25 dakika.
Efor sarfetmeni istiyorum.
-Her şeyimi vereceğim. -Beklediğim de bu.
Fred Dame'in fotoğrafik hafızası var.
Beş domino taşını devirip
nereye düşeceğini görebilirsiniz.
Fred bin tanesini yapabilir.
Kurduğum tuzağı beğendin mi? İçine düştün.
Düştüm mü? Kulağa hoş gelmiyor.
-İki ve üç. -Karıştırdım mı?
Chardonnay dediğinde, işinin bittiğini anladım,
çünkü, üçüncüsü Chardonnay'di.
Oldukça korkutucu olabiliyor.
Tatma sırasında insanlara bağırdığını gördüm.
Eski Dünya'ya giderek kendini cezalandırdın.
-Unutma, bu ustalık sınavı. -Doğru.
-Böyle yapamam. -Canımı yaktın. Al bakalım.
Bir bardak şaraptan sonra çok daha eğlenceli oluyor.
İki bardaktan sonra daha da eğlenceli.
Yorumun, "Akla gelen tek şey..."
Muhtemel üzüm çeşitleri arasında...
Muscadet nötr düşünüyorum.
Pinot Grigio's nötr, Chablis.
Aklıma gelenler sadece bunlar.
Aklına ne geldiği umrumda değil.
Hiç kimsenin umrunda değil.
Tüm bu "Bence, düşünüyorum" lafları sadece zaman kaybı, tamam mı?
Kurtul ondan. Şimdi, beş numara.
Rezillik.
Bana "Hadi bilardo oynayalım. Çok iyi oynarım." dedi.
Ben de "Bu adam her şeyi yapıyor!" diye düşündüm.
Yani, ben Wisconsin Küçükler Eyalet Şampiyonu'ydum.
Turneye çıkma düzeyindeydim.
Cep bilardosunda becerikli sayılırım.
"Fred... bu adam bir tanrı kesin." diye düşündüm.
Sonra, balığa gittik ve Fred Dame'i etkilemek için,
bir sürü şarap götürdüm, tamam mı?
Bir sürü lüks şarap götürdüm,
pisi balığı avlayacaktık,
oldukça kanlı, bağırsaklı bir balık avı.
Pisi balığını ölmesi için kafasından vurmak gerekiyor...
Aspen'de oldukça elit bir bilardo odasına gittik.
"Mr. Bjornholm, 1990 Jamet Cote Rotie'yi getir.
Müthiş bir şey." dedi.
Ben de, "Fred, hadi ama,
okyanusun ortasındayız,
tekneye bardak sokamayız,
her yer zaten kan ve bağırsak..." derken,
"Mr. Bjornholm..." dedi.
Çok korkmuştum, şarabı su gibi içtim,
o güne kadar hiç öyle içmemiştim,
bir daha da yapmam.
Suymuş gibi içtim.
Fred Dame'den korkuyordum.
Ah, dostum, ahtapot vardı,
bacağıma sarılmış bana tutunuyordu,
ve ben elimde strafor bardak,
en iyi üreticilerden birinden,
en iyi Cote Rotie'lerden,
en iyi şaraplardan birini içiyordum.
Ve Fred, "Mr. Bjornholm, dök biraz!" diyordu.
Eline bir isteka verdim,
iki saniyede anladım, "Bu adam bir insanmış,"
çünkü hiç de oynayamıyordu.
Ve bugüne kadar,
içtiğim en güzel şaraptı.
En başa dönmeliyim. Artık bir şey bulamam.
Hayır, hayır. Bu kesinlikle yanlış tutum.
Hiç şansın yok. Gitme bile. Paran cebinde kalsın.
En başa dönemezsin.
Burada yaptığının aynısını yapacaksın, tamam mı?
Çok iyi bir tadıcısın. İhtiyacın olan şey sende var.
-Kendi işini zorlaştırma yeter. -Teşekkür ederim.
-İyi iş çıkardın. -Zaman ayırdığınız için teşekkürler.
-Faydalı oldu. -İyi olacaksın.
İnan bana, sürecin içindeyken,
bir çok kez kendime,
neden bunları yaptığımı sordum.
Altı ay sonra, birdenbire telefon çalmaya başladı...
Yolculuk yapma, konuşma yapma, öğretme fırsatları.
Yavaş ama emin adımlarla,
hayatınız gitgide iyiye gidiyor.
Ben bunun çok iyi bir örneğiyim.
Programa ilk başladığımda, takım elbisem bile yoktu.
Ustalık sınavı için takım elbise ödünç aldım.
Benim için ve işim için,
kelimelerin ötesinde bir değeri oldu...
Eminim bu gençler de sınavı geçtiklerinde bunun farkına varacaklardır.
Kafan iyi görünüyor, hoş ve traşlı.
-Biraz dağınık bugün. -Biraz dağınık mı?
Sınav için parlatacağım ama.
Harika.
Tatma seansların her zaman akıcı oldu.
İyi bir hızın ve çok sayıda iyi betimlemen var,
bugün de senden aynı performansı bekliyorum.
Ian, seni bir süredir görmüyorum,
fakat duyduğuma göre, tatmaların iyi gidiyormuş.
Bu tatma seansını yapacağız, unutmayın,
süreli bir seans olacak.
-Rahatla tekniklerini uyguluyor musunuz? -Kesinlikle hayır.
Sürekli kahve içip gece geç saatlere kadar çalışıyorum.
Rahatlayın. Kendinize iyi bakın.
Doğru yemek yiyin. Doğru uyuyun.
Gidin bir film izleyin, masaj yaptırın.
Rahatlamanızı sağlayan şeyler yapın.
-Anlaşıldı mı? -Anlaşıldı.
Bence bu gerçekten çok önemli bir mesele.
Hepsinden öte, özellikle şimdi, zaman yaklaşırken,
deyim yerindeyse,
tünelin ucundaki ışığı görebilirken,
anksiyete ve gerginlik, farklı insanlarda farklı şekillerde,
baş gösteriyor.
Yani, kalan sürede,
belki bir iki tatma seansı yapar ve geri kalanında rahatlamaya bakarsınız.
İlk şaraba başladığınızda,
süreyi başlatacağım.
-Hazır mıyız? -Evet. Hazırsanız, hazırsınızdır.
Birinci şarap bir beyaz şarap. Şarap berrak. Şarap gün parlaklığında.
Bardağımda gaz veya topaklanma belirtisi yok.
Burunda temiz, dinç. Kokular orta artı yoğunlukta.
Şekerli turunçgil var.
-Limon pıhtısı. -Fazlasıyla olgun limon, şekerli limon.
Damak?
Kuru şarap. Orta artı gövde.
Alkol.
Şarap kuru. Orta artı gövde.
Şarap kuru. Tam gövde.
Şarapta meşe belirtisi yok.
Bu şarapta çok fazla yeni Fransız meşesi var.
Bu şarapta biraz meşe, biraz vanilya,
biraz karanfil, tarçın ve pişirme baharatları var.
Tarçın, müskat, kakule ve pişirme baharatları.
Değiştirmek istiyorum.
Tarçın, müskat, karanfil, vanilya, bazı pişirme baharatları.
Asidi orta.
Şaraptaki asitlilik...
Orta.
Asit orta artı.
Sonuç olarak, bu bir Eski Dünya şarabı...
Muhtemel üzüm çeşitleri... Chardonnay, Marsanne-Roussanne.
Bu şarap, orta asitlilik ve yüksek alkolüne bakarsak,
Yeni Dünya'dan, sıcak iklimli bir yerden.
Oldukça cilalı, oldukça yoğun, bol gliserollü.
Burgundy'den Chardonnay.
Çok olgun bir yeni Burgundy türü olması mümkün,
ama hislerime güvenmeliyim.
Son kararım, bu Fransa'dan Chardonnay.
Burgundy'den.
Eski Dünya diyeceğim, Fransa.
Burgundy.
2006 diyorum.
Son kararım, bu şarap Amerika Birleşik Devletleri'nden.
Bu şarap Kaliforniya'dan.
Bu şarap Sonoma bölgesinden.
Bu şarap Rus Nehir Vadisi'nden.
Bu üzüm 2008 bağbozumundan Chardonnay,
yüksek kalite üreticiden.
İkinci şarap bir...
Beyaz şarap. Şarap berrak.
-Akışmazlık... -Orta artı.
-Orta artı. -Buna da yüksek akışmazlık diyorum.
-Şarap burunda temiz... -Temiz, dinç.
İlk yayılan koku şeftalimsi kayısı izleri.
-Konserve şeftali. -Biraz oksitlenmiş beyaz şeftali.
Şarapta yeni meşe varmış gibi görünmüyor.
-Meşe izi yok. -Hafif meşe izi alıyorum.
-Bu şarap kuru. -Şarap kuru.
Asit orta eksi.
-Orta eksi. -Orta.
-Alkol yüksek. -Yüksek.
-Yüksek. -Bu, Fransa'dan...
...Rhone vadisi, Kuzey Rhone'dan Viognier.
-Bu Condrieu. -Bence bu şarap Fransa'dan.
Bu şarap Rhone Vadisi'nden.
Bu şarap Kuzey Rhone Vadisi'nden.
Bu, Hermitage tepesinden, Rousanne-Marsanne harmanı.
Yeni Dünya. Kuzey Amerika. Kaliforniya.
Sonoma bölgesinden, Clos Viognier.
İki bin... 2009 bağbozumu.
Üçüncü şarap, berrak, yıldız parlaklığında bir beyaz şarap.
Burunda yine temiz ve dinç...
Yüksek yoğunlukta kokular.
Harika. Şimdi ne yapacağımı bilmiyorum.
O şaraba geri döneceğim. Beşinci şarap...
Çırpınıyorum.
Şarap iyi dengelenmiş, orta artı uzunlukta,
orta artı karmaşıklıkta. İlk sonuç...
Parçalanıyorum.
2004 Brunello Di Montalcino diyorum.
Dur. Zamanı durduruyoruz.
O sınava girdiğinde,
aynı duyguları yaşayacaksın, değil mi?
Evet.
Bir tür çaresizlik duygusu,
yanlış bir adım atarsam,
köşeye sıkışacağım hissi olacak. Bu yüzden bu iyi bir şey.
Bugün, sınav bu kadar yaklaşmışken,
özgüvenimi artıracak bir şeyler yaşamak istiyordum.
İkinci şarap bu,
kendisini tanıyor olabilirsin.
Aman Tanrım. Amn Tanrım.
İçinde pek meşe olmadığını söylediğin şarap bu.
-Hayal mi bu, gerçek mi? -Bilmem. Sen söyle.
Mükemmel bir uçuş olmadı. Sınavı geçemezdim.
-Bu şarap da bu. -Yeni Dünya, Chard. Evet.
Chardonnay gibi mi koktu?
Chardonnay gibi kokuyor.
Chardonnay gibi mi tat verdi?
Tadı Chardonnay gibi.
Öncekinin aynısı,
eski beyaz Burgundy ile yaşadığımız şey, değil mi?
Burgundy'ye benziyor mu? Burgundy gibi tat veriyor mu?
Burgundy tadı vermiyor.
Bu noktada, artık...
Rahatlamam gerekiyor, çünkü aşırı endişeli haldeyim.
İkinci şarap da... buydu.
Galiba... Şu şarabı koklayabilir misin?
Bu ilk şarabım. Bence yerlerini değiştirdiniz.
Şarabı ben dökmedim, yani...
Kırmızıları ben döktüm, ama...
O Kaliforniya Chardonnay. Bu Hermitage.
-Hayır. Doğru dökmüşüz. -Gerçekten mi? Gösterebilir misin?
-Herkes bu kısımda zorlandı. -Öyle mi?
İkinci şarap birinci şaraptan daha tatlı.
Şimdi bunun içinde, Beringer tadı alıyorum.
Bundan çok satıyorum. Tadıyorum ve...
Siz mi döktünüz?
-Neyse, şimdilik bırakalım. -Tamam, sorun değil.
Sonra tadarız. Kafam karıştı da. Sonra dönerim.
Onları yan yana koymamın bir sebebi var.
Tamam mı? Üçüncü şaraba geçelim.
Bence sen de böyle düşünüyorsun,
hatta sanırım söyledin de, kuru kırmızı meyve gibi.
Kuru kırmızı meyve. İlk şaraba gidip duruyorsun.
Evet, ben, şey... İlginç yani.
Neyse, kuru kırmızı meyve, nar ve...
O Hermitage şişesini uzatabilir misin?
Al bakalım. Böylece tam olarak...
Ian, demek istediğim şu ki...
Bence çok iyi bir iş çıkardın.
Ben olsam, meyve dışı aromalara biraz daha odaklanırdım,
özellikle o diğerlerinin bazılarına,
bal olabilir ya da katran veya baharat olabilir.
Ayrıca, bazı odunsu belirteçlere...
Çünkü bence o ikinci şarapta,
bazı oldukça belirgin meşe belirteçleri,
baya güçlü şekilde vardı...
Üç beyaz şarabın üçünde de vardı hatta,
dürüst olmak gerekirse.
Fakat, bunun dışında, seni eleştirecek...
bir şey bulamıyorum, çünkü bence muhteşem iş çıkardın.
Sonra evlerine tekrar gideceğim,
bence şarapları doğru söyledim, birinci ve ikinci şarabı, yani...
Ian şarapları değiştirdiğimizi sandı,
hatta şimdi arabasında hâlâ bunu düşünüyordur,
fakat ben şarapları kokladım
ve doğru bardaklara dökülmüşlerdi.
İnanmam mümkün değildi.
Sanki biri kahverengi saçlı olduğumu söylemiş gibiydi.
Hayır, doğru olamaz.
Öyle görebiliyorsunuz.
Eminim, büyük oranda, bu aralar hissettiği
anksiyete ve gerginlikten kaynaklanıyor
ve eminim, hafta ilerledikçe,
daha da kötüye gidecek.
SINAVA BİR GÜN KALA
Ian, Dustin ve ben...
Bizim açımızdan, en iyi senaryonun ne olduğu bariz.
En kötü senaryo ise pek bariz değil.
Nasıl desem? Biz, Ian, Dustin ve ben...
Birbirimize, mümkün olabilecek kadar yakınız.
Biz... bilemiyorum.
Dustin ve ben aynı eve çıktık.
Ian ve ben İleri Düzey sınavlarına birlikte çalıştık
ve neredeyse bütün zamanımızı birlikte geçiriyoruz.
Birbirimize tamamen bağımlı haldeyiz.
Ve... Hiçbirimiz geçemezsek,
sorun değil,
çünkü hâlâ bir arada oluruz,
çekirdeğimiz bozulmamış olur.
Fakat birimiz geçersek, yine sorun değil,
çünkü diğer iki kişi onun adına sevinir,
ve o iki kişi, işte,
hâlâ bir arada olur.
Ama en kötü senaryo...
ikimizin geçip birimizin kalması olur.
Ve bu konuda çok düşündüm,
çok kötü olurdu, çünkü,
bir insan yalnız kalırdı, tamamen yalnız.
Tek başına.
Geçen diğer iki kişi adına seviniyor,
fakat onlar Usta ilan edildiğinde,
kendi başına alkışlıyor oluyor.
Diğerleri geçtikten sonra,
işleri bitmiş oluyor.
Kurum'a geri dönmeyecekler.
Tamamen bitirmiş olacaklar
ve geride kalan...
O kişinin, tek başına Everest'e tırmanması
veya kendini başka bir gruba atması gerekecek, çünkü bu sınav...
Bu sınavı geçmek neredeyse imkansız, ama insanlar olmadan,
tamamen akıl almaz boyutta olur.
Şimdi bu gençlerde, korku var.
Kalplerinde başarısızlık korkusu var.
Birinin onlara, yeterince iyi olmadıklarını...
.söyleyebileceğinin korkusu var.
Ustalar beni ailenin bir ferdi olarak kabul ettiler sayılır,
bu yüzden başarılı olmak zorundayım.
Şimdi kalplerinde, bu sınavı geçip,
bir daha çalışmak zorunda kalmama umudu var.
Yeniden hayatlarımızı yaşamak istiyoruz
ve bu iş bitmeden yapamayız.
Bu düşünce her zaman aklımın bir köşesinde.
Geçemezsem, sorun yok,
daha fazla öğrenirim diye düşünsem de,
evli bir adamım ve kocalık yapmak istiyorum.
Biraz kendinden şüphe duyma olur.
Şu anda sinirli ve parçalanır halde...
...olmam iyi bir şey aslında,
çünkü bu, bazı şeyleri yeniden kurabilmek için bir fırsat.
Çok fazla özgüven var.
Altı aydır iyi tadıyorum,
hayatımdaki iyi tatma dönemim,
bu şekilde devam eder ve hislerime güvenirsem,
iyi bir sonuç çıkacaktır.
Onlara, savaşçılar oldukları, arenaya girip dövüşmek zorunda oldukları
ve korkusuz oldukları hissini
aşılamaya çalıştım.
Bu sınavı geçmek için,
her fırsatta mücadele etmeniz gerekiyor.
Pasaportunu aldın mı?
Pasaport mu? Aldım. Arka cebimde.
Dustin'in kimliği yokmuş.
Yemek torbanı al, Dustin Wilson!
-Hazır hissediyor musun? -Hissediyorum.
-Hazır hissediyorum. -Evet.
Kendimi %100 hazır hissediyorum.
Buraya taşındığımızdan beri hiç zaman kaybetmedik.
Neredeyse gerçeküstü bir şey, açıkçası.
Bu hafta olacaklara hazırım.
Fazladan 7 kilo şarap...
Sana iyi çalışmalar. İndiğimde ararım.
Dallas'a gidiyorum.
-Hangi uçuş, bayım? -Üç yüz beş.
Onu havaalanına bırakmak, garip bir şey,
gerçekten endişeliyim.
Sınavı geçecek demek istiyorum, ama...
Çok endişeliyim.
Cuma gününü iple çekiyorum ki, sadece...
Hemen bilmek istiyorum.
Aman Tanrım. İğrençler.
Çılgın bir durum.
Önümüzdeki beş gün çok kötü geçecek.
Dustin rüyasında teori sınavında girdiğini
ve her soruyu doğru cevapladığını hayal ediyor.
Bir dizi şarabı yanyana koyup
yumrukladığını hayal ediyor.
Dertsiz, tasasız.
Baylar ve bayanlar, büyük bir sınavdan önce,
stresle işte böyle başa çıkılır.
O Ian mı? Evet.
-Hazır mısın? -Kesinlikle, adamım. Yapalım şu işi.
Kendimi geçen haftaya oranla daha rahat hissediyorum.
Öyle mi?
Evet, bu halde olmak güzel.
Oluruna bırakmak lazım.
Bu sene adil bir sınav olacak.
Bunu net bir şekilde belirttiler.
Geçen sene birçoğumuzun girdiği sınavın,
zorluk olarak fazla agresif olduğunu,
onlar da biliyorlar.
DALLAS, TEKSAS
TATMA KISMI 24 SAAT İÇİNDE BAŞLAYACAK
Alsas ve Loren bölgeleri,
Fransa ile Almanya arasında bir tampon bölge olarak,
çalkantılı bir tarihe ortaklık ederler.
Alsas kültürü, bu iki toplumdan gelen
etkilerin bileşimini yansıtmaktadır.
Çok zevkliymiş.
Şu anda, saat öğleden sonra 1:20,
yarın tatma sınavımız var.
Korkusuz babamız orada uyuyor.
Tuhaf bir uyku düzeni var.
Kartlarım hakkında rüya gördüm.
Yarına kadar kaç saat çalışmayı planlıyorsun?
Büyük ihtimalle bu gece altı saat kart çalışırım. Sadece tekrar.
Sonra, yarın on saat kadar daha çalışırım.
Ciddi bir yoğunluk, dostum.
Bu şeyi tekrar almak istemiyorum.
Pardon. P- R- O- C- T- O- R. Proctor. Proctor, soyism.
Doktorum Dr. Calley ile konuştum.
Burnumun tam olarak sorunsuz olduğundan emin olmak istiyorum.
Kuruluk olmasına izin veremem.
Bu taraf çalışıyor, bu taraf tıkalı...
Sonra buraya zıplıyor, bu taraf tıkalı, diğer taraf çalışıyor.
İnsanlar hep tatma işinin
%85 burunla ilgili olduğunu söylerler.
Günün sonunda, evet, doğru.
Şu anda klinikteyim.
Sol burun deliğimi doktora göstermem,
kusursuz olduğundan emin olmam gerekiyor.
Sağ taraf açık, sol taraf kapalı.
Bir somm için koklayamamak,
çok feci bir şeydir.
Bacakları olmayan bir koşucu olmak gibi.
Şimdi bir steroit almayı isterdim,
uyandığımda etki etmeye başlasın diye.
Fakat, doktor vermedi.
"Gerçekten ihtiyacın yok." dedi.
Burnum o kadar kötü değilmiş.
Ben de sabah burnumu ilaçlarla boşaltıp
gece olunca sol burun deliğime bir doz Afrin sıkacağım.
Sabah kalkınca bir doz daha attım mı,
iş tamamdır.
Ayrıca, parmağıma bir göz attı...
Ucunu kesmiştim.
"Dikiş attırman gerekiyordu." dedi.
Ben de "Dikişe falan ihtiyacım yoktu." dedim.
Ama, evet, dikiş attırmalıydım.
DUSTIN SINAVDA BRIAN VEYA IAN İLE ODA ARKADAŞI OLMAMAYI TERCİH ETTİ
Dusty şu anda ilginç bir ruh halinde.
Terkedilmiş hissediyorum.
O benim erkek-eşim ve ben terkedildim.
O Sabato ile karanlık tarafa geçmiş gibi...
SABATO SAGARIA USTA SOMELYE ADAYI
...ve birlikte ders çalışıyorlar.
Peki Moelleux kuralları?
Hangisi daha uzun: Özel rezerv mi ekstra rezerv mi?
Adını Anjou-Villages'e ekleyebilen Anjou köyü.
Kafaya kahve dikme yarışı yapalım mı?
Bence olayın bir boyutu,
Cauble'dan uzak durmak istemesi,
ben de denkleme giriyorum,
çünkü Cauble'ın oda arkadaşı ben oldum.
Her şey tatmada bitiyor.
Bahse girmeyi seviyorsanız,
teoriye para yatırabilirsiniz, servise de yatırabilirsiniz,
ve iyi bir bahis yaptığınızı hissedebilirsiniz,
ama iş tatmaya gelince, çok az insana oynayabilirsiniz.
Nasıl geçeceğini bilmek mümkün değil.
Burunda, bu şarap temiz, bariz kusur yok.
Bu şarap orta artı yoğunluğa sahip.
Bu şarap dinç.
Çürük kokular veriyor: çürük elma, çürük armut,
çürük şeftali. Hanımeli, papatya, lavanta,
biraz karnıbahar, kireçtaşı, ıslak yün.
Saman, Antep fıstığı, çay.
Heyecanlı mısınız? "Yaşasın takım," diyen var mı?
Tamam. İki oldu.
Bak ne oldu!
Ne diyelim? Baba. Baba şerefine.
-Baba şerefine. -Bir, iki, üç.
-Baba! -Duygusallaşıyorum.
Biz senin çocuklarınız. Her zaman öyle kalacağız.
Teşekkür ederim. En genç ben olsam da.
Biraz garip, ama...
Bazı insanların ruhu yaşlıdır.
Baba olmak için doğmuşlardır.
Dönüşüm başlıyor.
Saçımı kestirdim bile.
Bakımsız dağ adamı görünüşünden,
temiz bir hale geçmem gerekiyor.
Yani... sakala güle güle diyelim.
Yeniden çocuk oluyor!
Yarınki test için temel olarak,
böyle bir görünümüm olacak.
SAAT 7:00 GÖZÜ KAPALI TATMA SINAVININ SABAHI
Kravatını ütülüyor olamazsın.
Buruşuk kravat takacağımı mı sanıyorsun?
Evet.
Bugün olmaz.
-Günaydın, beyler. -Günaydın.
Cauble Bey.
-Beni almak için geldiğini biliyordum. -Neden?
Bilmem. Yüzünde bir gülümseme vardı.
Ben her zaman gülümserim. Seni görmek de güzel.
Onlarla yürürken,
kendinizi Gezelim Görelim programında gibi hissediyorsunuz,
bir uçtan diğer uca,
aslında sadece 180 metrelik bir yol.
Ama idam mahkumu yürüyüşü gibi oluyor.
Usta size bir şeyler soruyor,
"Nasıl hissediyorsun" gibi şeyler.
Fakat, oldukça iyi biliyorlar ki,
heyecandan altınıza etmek üzeresiniz.
Onlarla konuşmak bile istemiyorsunuz.
Sadece bir an önce kurtulmak istiyorsunuz.
Odaya girdiğinizde ilk gördüğünüz şey,
sizi bekleyen şaraplar oluyor,
üç beyaz, üç kırmızı...
Ve karşınızdaki masadan size bakan dört tane Usta.
Sonra, oturuyorsunuz, her şey feci şekilde resmi,
"Geldiğin için teşekkür ederiz.
Nasıl hissediyorsun?" gibi bir şeyler söylüyorlar.
Siz de "Burada olmak...
...bir onur." diyorsunuz ki, gerçekten öyle.
Sonrasında, "25 dakikan var.
İlk şaraba dokunduğunda süreyi başlatacağım.
Hazır olduğunda başla." diyorlar.
Neyle karşılaştırabileceğimi bilemiyorum
fakat daha önce yaşadığım bir şey.
Sanki ruhunuz vücudunuzdan ayrılır gibi oluyor.
Bazı spor müsabakalarında başıma gelmişti.
Oyunun kaderi belirsizken ve tek top kalmışken,
levhanın üzerinde topu bekliyorsunuz
ve neredeyse kendi vücudunuzda değilsiniz, çünkü çok gerçeküstü.
Seyircileri duymazsınız, hatta hiçbir şeyi.
Hatırlamazsınız bile.
İnanamıyorum, gerçeküstü bir şey bu.
Asitliliği orta eksi.
Tedirginim ama herhalde şaraplarım kadar tedirgini yoktur.
Şu anda orada bir bardakta duruyor,
onları bir çırpıda içeceğimi bilerek titriyorlar.
Sizce ne kadar tedirginler?
Eşim için başarmak istiyorum...
Her şeyden fazla.
Her şeyden fazla.
Çünkü o...
O benim, şarap kitabına,
not kartlarına veya şarap bardaklarına
gömülmemiş halimi hak ediyor.
Bilirsiniz, bir koca hak ediyor.
Zamanı geldi... Ona verilebilecek güzel bir hediye olurdu.
Yerler buzlu. Vay anasını.
Orta artı asitlilik.
Saat 11. Ian ve Brian tatmayı bitirdi.
Dustin benden sonra girecek.
Her yer buz kaplı. Çok eğlenceli.
İnsanlar neden bu koşullarda araba süremiyor ki?
Gerçekten. Momentumunuzu korumanız gerekiyor, dostum.
Yüksek vites!
Geldik, kardeşim.
USTA SOMELYE SINAVI A
Dustin ve ben bu yıl ikinci kez sınava birlikte giriyoruz,
genelde kendimizi dünyanın geri kalanından
ayrı tutuyoruz.
O kaos ve curcunadan kaçıyoruz,
böylece gerektiği şekilde,
rahatlayıp sakinleşebiliyoruz.
Etrafta koşuşan insanlar olmadan bile,
yeterince stres olduğu için, biz burada zaman geçiriyoruz.
Sonra oraya gidip altı şarabı tadıyoruz
ve buraya dönüp kendimizi toparlıyor ve bir sonraki aşamaya hazırlanıyoruz.
Tatma seansından çıkanların ilk yaptıkları şey,
aynı anda başka odalar tadan kişileri
bulmaya çalışmak oluyor.
Şuna bunu dedim, o bunu demiş diye
kendinize kızıyorsunuz.
Bildiğim iki şarap vardı,
dört şarapta ikilemde kaldım
ve onların hepsini karıştırmış olabilirim,
hepsini doğru bilmiş de olabilirim.
Ian'ın ve bazı başka insanların tahminlerini öğrenmek
ve onlarla konuşmak oldukça ilginç olacak.
Onlarla konuştuktan sonra, ya kalbim çökecek,
ya da çok mutlu olacağım.
Cauble, benim.
Aç şu kapıyı, adamım.
Uyuyordum. Anahtarın vardır diye düşündüm.
15 saat falan uyudun.
-Evet, aşırı stres altındayım. -Kimseyle konuştun mu?
Hayır, kafayı yemekle meşguldüm.
-Üç numaralı şarap. -Üç numaralı şarap, Albariño dedim.
-Gerçekten mi? -Sen ne dedin?
Saint-Cyr.
Pirazini farketmedim.
Dostum, üçüncü şarap feci şekilde şeftalimsi ve acıydı.
Onu kaçırmış olabilirim. Beşinci şarap peki?
Beşinci şarapta kararsız kaldım.
İlk Barolo dedim,
sonra değiştirip Brunello '95 dedim.
-Pekâlâ. Ben Barolo dedim. -Ben altıncı şaraba Barolo dedim.
Gerçekten mi?
Altıncı şarapta, yüzümü parçalayacak kadar tanen vardı.
-Sen ne dedin? -Rioja dedim.
Yarısaydam ve kalkıktı.
Beşinci şarap klasik Barolo'ydu ve tanen...
-Altıda, Amerikan meşesi koklusu aldın mı? -Hayır.
Tanrım. Aynı tahminleri yaptığını umut ediyordum.
"Brian gelip aynı şarapları söyleyecek!
Harika hissedeceğiz!"
diye hayal ediyordum.
Çok kötü...
Bunu yapmamız çok kötü, çünkü farkediyoruz ki...
Umarım ikimiz de geçeriz, ama...
En kötü yanı da o.
Üç şarap hakkında tamamen farklı şeyler söyledik.
Ve şimdi, ikimizin de geçmiş olmasının mümkün olduğunu sanmıyorum,
çünkü ikimiz birden haklı olamayız,
aradaki farkı paylaşıp
geçecek kadar puan almadığımız takdirde.
-Berbat bir durum, dostum. -Lanet olsun.
Tamam. Kalkmaya hazırım.
Çılgın rüyalar gördüm, dostum.
Tatma odasının yanından geçerken,
bir eski Rioja şişesi görüp "Eyvah!" dediğimi gördüm.
Şu anda Michael Douglas'ın Falling Down'daki haline benziyorsun.
-Çok garip görünüyor. -Zaten öyle hissediyorum.
Bakalım başkaları ne tahminler yapmış.
Olan oldu artık.
Kameraya çak yapabilseydim, yapardım.
Ne yapabilirsiniz? Tahmin edip geçiyorsunuz.
Harika bir tatmaydı. Ne yapılabilir? Mutluyum.
-Ne dedin? -Birinciye, Beaujolais dedim.
Lanet olsun! Ben Chinon dedim.
Öyle mi? Ben asla Chinon demem!
Chinon'du, adamım.
Touraine Chinon '09 Cabernet Franc'tı. Oldukça da güzeldi.
Sonraki kırmızı tanenliydi. Tahminin neydi?
-Nebbiolo. -Nebbiolo dedim.
-Barolo dedim. -Yılı?
-'01. -Ben de '01 dedim.
Beşinciye 2000 yılı Barolo Riserva dedim
ve altıncıya, sol kıyıdan, üçüncü yetiştirme, 2000 yılı Bordeaux,
1855 sınıflandırmalı Cabernet Sauvignon.
-Rioja dedim. -Öyle mi? Amerikan meşesi kokusu almadım.
Pinot Grigio ile Chenin arasında kaldım.
İlk şaraba Chenin dedim.
Ben ona Grand Cru Alsatian Riesling dedim.
Chenin, dostum. Sauvenière. Şarap bana konuştu.
Yünsüydü, acayipti, harikaydı, iğrençti
ve müthişti, hepsi bir arada.
İkincide Aussie Riesling.
Hayır. Kesinlikle Aussie Riesling değildi.
Özellikle ilk şaraba Alsatian Riesling demişken.
Çocuk işi, adamın. Grüner'di.
Çiçeksiydi.
Aksi bir şeydi ve...
-Albariño mu dedin? -Albariño, evet.
Bana oldukça misket limonumsu geldi.
Gidip şunlarla bayrak futbolu oynamak istiyorum şimdi.
-Tamamen kaybolduk. -Daha da kafamız karıştı.
Gidip diğerleriyle konuşmamız gerekiyor.
Bakalım ne tahminler yapmışlar.
İşin aslı şu ki,
şarapların ne olduğu hakkında hiçbir fikriniz olmuyor.
O yüzden kendinize işkence ediyorsunuz
ve bu gerekli bir şey.
Önemli olan sonraki 36 saat boyunca,
kendinize işkence edip tercihlerinizi sorgulayabilmek.
"Pekâlâ. Ama Grüner de olabilir.
Hayır, bir dakika. Bence Albariño'ydu."
Rhone değildi.
Öyle açık renkte olduğuna göre, Albariño da değildi?
Yani, ne yapacaksın? Saint-Cyr mi diyeceksin?
Pirazin var dedin. Ben Pirazin aradım.
Greyfurt aldım ben.
Aramıyordum. Yüzüme vurdu.
Yüzüne vurdu. Evet, tabii.
Sauvignon blanc öyle basit ki,
bu odadaki hiçkimsenin onu dememesi,
beni feci şekilde korkutuyor.
-Çok acımasızdı. -Evet.
-Bence eğlenceliydi. -Şeytaniydi.
Kulağa komik gelebiliyor, çünkü mayalanmış üzüm suyundan bahsediyoruz.
Anlatabiliyor muyum?
Altıncının Eski Dünya olduğuna herkes katılıyor mu?
Evet.
Ben İtalyan dedim.
Barolo, Brunello dedim.
Tahmin yürütmek zorundaydım.
Beş ve altının ikisine de İtalyan mı dedin?
-Ben dört ve beşe İtalyan dedim. -Öyle mi?
İyi haber, tahminler bu kadar dağılmışsa,
büyük ihtimalle biri geçti demektir.
Kombinasyon teorisi.
Geç ya da kal, asla şarapların ne olduğunu söylemiyorlar.
48 SAAT İÇERİSİNDE SERVİS VE TEORİ KISIMLARI SONA ERECEK
VE SONUÇLAR AÇIKLANACAK
12 SAAT SONRA
PIEDMONT'TAKİ EN YÜKSEK SINIFLANDIRMANIN ADI
Gerçekten başarmak istiyorsan,
çalışmaya devam etmelisin.
Bu bir kendini adama sınavı.
Tüm bu süreç,
aynı on dakika içerisinde yaşadığınız
özgüven ve kuşkularla dolu
ve bitmek bilmeyen bir şey.
ISLAY'DEKİ 8 İMALATHANENİN İSİMLERİNİ SAY
Dün gece maraton çalışması yaptık, Dustin ve Sabato'nun evinde...
ya da odasında.
Kesintisiz 13 veya 14 saat boyunca tekrar yaptık.
Eve 12:30 veya 1:00'de geldim
ve saat 5:00'e kadar uyuyamadım.
Sürekli bölgeleri düşünüp durdum.
Çılgıncaydı.
Bugün Usta Somelye olmam mümkün.
Hepimizde başarısızlık korkusu var.
Hepimizde yargılanma korkusu var.
O kadar çalışmışken, birileri gelip başaramadığını söylüyor.
Denemek bile onurlu bir şey.
Artık bunu yapmamamın sebebi,
biri geçemediğinde o odada olma hissidir.
Ustalık'ı mecbur olduğum için üç yılda bir yapıyorum.
25 yıldan fazla süredir katılıyorum.
Büyük ihtimalle, dünya üzerinde,
benden fazla insan bırakan yoktur.
Yine de, her seferinde,
ömrümde yapmak zorunda kaldığım en zor şey oluyor.
Bir yerden sonra, sizi çok etkiliyor,
çünkü ne kadar çok çalıştıklarını biliyorsunuz.
Evinize geliyor, tatmaya katılıyorlar,
onları insan olarak tanıma fırsatı buluyorsunuz,
ama bilirsiniz, sınav sınavdır.
Spor müsabakaları gibi.
Tek bir sonuç olabilir.
Ve başa gelecekler, başa gelir.
SONUÇLAR
Neden kendimizi sürekli bu durumda buluyoruz?
Sen ve ben? İki hafta önce görüşmedik mi?
-Evet. -Zor bir sohbet geçirmedik mi?
-Evet. -Nasıl geçti sence?
-Bilmiyorum. -Bilmiyor musun? Kendine güvenmiyor musun?
-Güveniyorum, fakat bilmiyorum. -Tamam. Pekâlâ.
Bu iş hayatımın ilginç anlarından biri.
Memnuniyetle söyleyebilirim ki, bayım,
kırmızı nişanı takıyor olacaksınız...
Ve, Usta, seninle çalışmak büyük bir onur.
Teşekkür ederim.
-Tebrik ederim. -Teşekkürler.
-Tebrikler. -Teşekkür ederim.
Yüzüne bir gülümseme koy bakalım.
O inci beyazını göster. En azından dişlerini fırçalamış,
traş olup temizlenmiş oldun, değil mi?
-Buyur, otur. -Teşekkür ederim.
Silahlı çatışma ceketine benziyor. Hoşuma gitti.
Teşekkür ederim.
-Nasılsın bu hafta? -İyiyim.
-Yapma ama. -Hayır, iyiyim.
Günün sonunda, iyiyim işte.
-Pekâlâ. -Hepimiz hayvan gibi çalışıyoruz, cidden.
Sana sonuçları söyleyeyim.
İyi sonuçlar çıkardın,
fakat üzgünüm, yeterli olmadı.
Fakat, böyle demişken,
ciddi bir şekilde konuşmamız gerekiyor,
çünkü inanılmaz derecede yaklaştın
ve büyük gelişme gösterdin.
Bu yüzden, bu konuları konuşmamız gerekiyor.
Gelişmediğini düşünmeni istemiyorum.
Çarpıcı biçimde gelişme gösterdin. Önemli olan da bu.
Çok etkilendim.
Bence muhteşem bir potensiyelin ve geleceğin var.
Yani... başını öne eğme. Daha yapacak işlerimiz var.
-Tekrar yapacağız. -Tekrar yapacağız.
Bu sefer iyi iş çıkardın.
Hiç fena değildin.
Teori kısmını geçtin.
Müthiş bir şey.
Teoride harika bir iş çıkardın ve...
tatma kısmında...
daha fazla çalışman gerekecek.
Onlar üzerine çalışmaya devam edeceksin,
eğittiğin adaylara yardım edeceksin, Usta. Tamam mı?
Tebrik ederim, kardeşim.
Başardın. O kadar çalışma sonunda...
Vadedilmiş topraklara ulaştın,
öyle değil mi?
-Teşekkürler, Jay. -Rica ederim, kardeşim.
Sonra detayları biraz daha
konuşuruz, tamam mı?
Nasılsın?
-Fena değilim. -Nasıl hissediyorsun?
-İyi. -Bittiğine seviniyor musun?
-Fazlasıyla. -Sence nasıl geçti?
Teoride iyiydim, tatmadaysa, sanırım sınırdaydım.
Teoriyi geçtin. Onu aradan çıkaralım.
Tatmaya tekrar girmen gerekiyor, maalesef.
Çok yaklaştık, neredeyse oluyordu.
Böyle devam et ve...
Artık sadece tatmanın üzerine yüklenebilirsin.
O kitaplara çalışmak zorunda değilsin, bu da iyi bir şey.
-Rahatlatıcı, evet. -Pekâlâ, güzel.
-Çok teşekkür ederim. -Rica ederim.
SINAVA GİREN 50'DEN FAZLA KİŞİDEN 6'SI GEÇTİ
DUSTIN'İN ODA ARKADAŞI SABATO USTALIK SINAVI'NI GEÇEMEDİ
Sana ne kadar borçluyum biliyor musun?
Ömrüm boyunca.
Sen de geçeceksin.
Bizimle geliyorsun.
Hadi bir bardak kap, bebeğim.
İlk giren ben oldum.
O odaya girerken kalbim patlamak üzereydi.
Ruhum vücudumdan sıyrıldı.
Kendimi sandalyedeyken izliyordum, Dame ile.
-Her zamanki gibi aklımla oynuyordu. -Evet.
Ne dediğini hatırlamaya çalışıyorum. Tokuştur bakalım.
Peki şimdi? Ne yapacağız?
Not kartlarını yakacağız, dostum. Kamp ateşi kuracağız.
Brian- Brian McClintic mi?
Brian... Eskiden bir Colorado çocuğuydu.
Bir süre, benim kasabamda, Aspen'de kaldı,
fakat şimdi Kaliforniya'ya,
ait olduğu yere döndü. Tebrikler.
-Teşekkürler. -Kravat ve rozetiniz, bayım.
-Tebrik ederim. -Teşekkür ederim.
Dimitri ve benle bir resim alalım.
Diplomayı kaldır, dostum.
Yeni Usta Somelye, Bay Dustin Wilson.
Önceden Aspen, Colorado'da, ufak Nell Hotel'deydi.
Şimdi San Francisco'da RN74'te.
Raj Parr falan gibi büyük adamlarla
takılıyor artık, öyle değil mi?
Kendisi bugün burada,
Ustalık diplomasını alıyor.
Tebrikler, Dustin.
O sınava gitmeden önce...
tedirgindim, fakat,
kız kardeşim arayıp Brian ve Dustin'in geçtiğini
ve Ian'ın kaldığını söylediğinde, kendimi kaybettim.
İşteydim. Hatırlıyorum, Cuma günüydü.
Bütün öğleden sonra boyunca,
dinlenme odasında oturup öylece ağladım.
BRIAN VE DUSTIN USTA SOMELYELER
Dustin ve ben sınavı geçtiğimizde,
ikimiz için de çok büyük bir olaydı.
Eşlerimizin yanına döndük ve...
kutladık, parti yaptık.
Ian, tahmin etmeye çalışıyorum da,
tam zıttını yaşamış olsa gerek.
Büyük ihtimalle, eve dönmek,
arkadaşlarının ve kız arkadaşının karşısına çıkmak, onun için zor olmuştur.
Geçebilmeyi gerçekten çok istiyordu.
Hayatınızda ne sorunlarınız varsa,
içinizde ne sıkıntılar varsa,
bu sınav onları açığa vuruyor.
Yıpranmanın bir sonucu.
Bunlarla yüzleşmezseniz,
bu sınavı geçmeniz,
çok ama çok zordur.
Eğer, Ian şeytanlarıyla yüzleşirse, başarılı olacaktır.
BRIAN VE DUSTIN, SINAVI GEÇTİKTEN SONRA,
SANTA BARBARA'DA VALLIN ADINDA BİR ŞARAP ŞİRKETİ KURDU
Öğrendiğim bir şey varsa,
o da, sınav bittikten sonra,
işlerin daha da zorlaştığıdır.
Baskı daha fazla artıyor, çünkü zirvede kalmak zorundasınız.
Artık bir Usta Somelye'siniz.
Artık her zaman bir Usta Somelye'siniz.
Sürekli bilgi sahibi olmanız
ve tatma konusunda zinde olmanız gerekiyor.
Her an öğrenmeye devam etmelisiniz,
çünkü, aniden birçok kişi,
size hayranlık duymaya
ve sizi ayrı bir gözle görmeye başlıyor.
DUSTIN ŞİMDİ NEW YORK'TA ÜÇ MICHELIN YILDIZLI
ELEVEN MADISON PARK'TA ŞARAP YÖNETİCİLİĞİ YAPIYOR
DLYNN BİR YIL DAHA ÇALIŞTIKTAN SONRA DALLAS, TEKSAS'TAKİ SINAVA
TEKRAR DAVET EDİLDİ
Sınava girip hâlâ MS olamayan,
kaç zeki insan var, biliyor musunuz?
Beş, altı, yedi kat.
Zekiler, fakat MS değiller.
DLYNN HENÜZ USTA SOMELYE OLMADI
BİR YIL DAHA BEKLEYİP TEKRAR SINAVA GİRECEK
Hayır. Vazgeçmiyorum.
Vazgeçemem.
ŞU ANDA NAPA, KALİFORNİYA'DA ŞARAP EĞİTMENİ OLARAK ÇALIŞIYOR
DALLAS, TEKSAS
16 AY SONRA
-Selam, bebek. -Selam.
Bütün not kartlarımı yakmam gerekiyor, çünkü sınavı geçtim!
Evet, geçtim.
Evet, başardım.
Aman Tanrım... Tamam!
Aman Tanrım. Tamam. Görüşürüz.
Vay anasını! Başardı!
Tanrım. Şükürler olsun.
Çılgın bir his bu.
IAN CAUBLE DÜNYADAKİ 197'İNCİ USTA SOMELYE OLDU
Titriyorum şu anda. Tam anlamıyla titriyorum.
Bu gerçek olamaz.
Ne kadar mutlu olduğumu anlatamam.
O GÜN KRUG ŞAMPANYALARI TARAFINDAN
ABD ELÇİSİ OLARAK İŞE ALINDI
Gerçekten titriyorum şu anda.
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.