All language subtitles for The Prince Who Was a Thief (1951) TR SUB ORIENTAL - Tony Curtis, Everett Sloane

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian Download
am Amharic
ar Arabic Download
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian Download
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian Download
da Danish Download
en English Download
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French Download
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German Download
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew Download
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian Download
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil) Download
pt Portuguese (Portugal) Download
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian Download
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish Download
es-419 Spanish (Latin American) Download
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish Download
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

Sakin ol küçük prensim

yoksa ikimizin de kellesi gidecek.

Görev tamamlandı, Ey Naip.

Tamamlandı.

Bu Allah'ın isteği, Mokar.

Yazgımız neyse o olur.

Yarın, gözyaşları arasında

küçük prens Hüseyin'in öldüğünü açıklayacağım

ve kendimi Fas'ın yeni hükümdarı ilan edeceğim.

Fakat bu Yusuf denen hırsıza güvenebilir miyiz?

Ödediğin bin dinar dilini tutmasına yetecek mi?

Yarın Tunus'ta yaşayan hiç kimse size sesini yükseltmeye cesaret edemeyecek,

buna Yusuf da dahil.

İyi iş çıkardın, Mokar.

Mirza, söyle şu iblisin oğlu beni izlemeyi kessin.

Yoksa onu boğazlayıp cesedini denize atacağım.

Sen mi boğazlayacaksın?

Sofraya getirmek için bir tavuk bile boğazlayamayan sen?

Prens Mustafa'ya verdiğim sözden dönmemi mi isterdin?

Yalancı mı olayım? - Bak,

o kadar yakışıklı ki, onu senin oğlun sanabilirler.

Bu mümkün değil!

Allah'ım, bu doğru! Çok doğru!

Gözlerinde kartalların bakışı var.

Kaşları bir aslanınki gibi. Bacaklarında bir aygırın hızı var!

Çok doğru, sevgili karıcığım; onu gerçekten de oğlum sanabilirler!

Kanımın donmasına şaşmamalı!

Ama kolunda Marshan'ın işareti var!

Birisi bunu görürse ölürüz!

Gümüş bir muska işareti saklayacaktır.

Tanca'da kalmanın riski çok büyük.

Şu anda bile tehlikedeyiz.

Mustafa çok şey bildiğime hükmedebilir.

Yarın Kahire'ye doğru yola çıkıyoruz.

- Çocuk bizimle mi gelecek? - Evet.

Artık adın Hüseyin değil, Julna olarak bilineceksin.

Evet! Sana bildiğim her şeyi

ve sanatımın inceliklerini öğreteceğim.

Bir prens olarak doğdun ve bir prens olacaksın!

Hırsızlar Prensi, minik oğlum Julna.

Hırsızlar Prensi.

18 yılın kumları, zamanın camından akıp gitmişti.

Ve bir zamanlar

Hüseyin olarak bilinen çocuk, artık Julna adında bir erkek olmuştu."

Bu Julna, bir zamanlar Tanca'da

usta bir hırsız olan Hüseyin'in oğlu.

Allah'a şükür yüzerken elbiselerini alıp kaçabiliriz.

Fakat kim bu saatte yüzer, Zeyd? - Bilmiyorum, Merat.

Belki de Mustafa'nın hazine dairesine kanaldan girmek niyetindedir.

O zaman sen neden aynısını yapmadın?

Çünkü kimse o mesafeyi su altından yüzemez!

- Sence boğulacak mı? - Göreceğiz. Gel!

Keseler ağırmış, Mali.

İyi bir vergi hasadı oldu galiba? - Gerçekten iyi topladık.

Hükümdar Mustafa bile halkından topladığım altından hoşnut kalacaktır.

'Altında hoşnutluk olmaz' diye yazılmıştır, kardeşim.

Çürük yumurtalar sizi!

Hiçbir şey yokken neden gürültü ediyorsunuz?

Sessiz olun yoksa

sizi beslemek yerine kesip kendi midemi dolduracağım.

Nöbetçi!

Nöbetçi, neler oluyor? - Bir şey yok, Hakar Yüzbaşım.

Bu lanet kazlar kabus görmüş olmalı!

İki kese içinde yüzer altın dinar.

İkiyüz altın dinar.

İki kese içinde yüzer altın dinar daha.

İkiyüz altın dinar.

Gördün mü, geliyor!

Suyun altında bu kadar kalabilmesi bir mucize.

- Hazine dairesine girememiş, eli boş. - Kimse hazineyi tek başına soyamaz.

Fakat onun yardımıyla biz bunu başarabiliriz.

Aşağı inmeye hazırlanıyor.

Elbiselerini alıp kaçalım. - Hayır, aptal!

Kalıp onları geri vereceğiz. Böylece saygısını kazanacağız.

Selamet seninle olsun, şanlı babanın oğlu Julna!

Kimsiniz?

Ben Zeyd, bu da Merat. Senin gibi biz de Tancalı hırsızlarız!

Ve sana elbiselerini getiren dostlarınız.

Elbiselerim!

Hay şeytan, bu doğru.

Ama... - Hemen giyinecek misin?

Devriye birazdan burada olacak.

Teşekkür ederim, yabancılar.

Sözleriniz yüzlerinizden daha hoş!

Ancak iyilik yapan iyilik bulur derler.

En kısa zamanda bu iyiliğinizi ödeyeceğim.

Devriye geliyor. Git buradan!

Peşinden gidin! Öldürün!

Sence yakutları mı takmalıyım, Emine?

Renkleri dudaklarınıza vuruyor, prenses Yasemin.

Ama eminim yarınki nişanınız için elmas seçeceksiniz.

Evet, elmasları takmalıyım.

Belki ateşleri biraz nişanlıma geçer.

O yaşta buna ihtiyacı olacak!

Bu taraftan!

Orada! Peşinden gidin!

Allah'ın acıdıklarına bir sadaka!

Allah sizinle olsun.

- Julna! - Şimdi olmaz, Haidee, şimdi olmaz!

Hayır, hayır. Şimdi olmaz, Shereen. Şimdi olmaz!

Bu yeri aldığın için peygamber senden razı olsun, kalbimin ışığı!

Burada bir günde,

senin Kahire'de bir haftada çaldığından fazlasını kazanıyoruz.

Ne yazık ki buraya kanunen soyulmaya gelen koyunların

altınını almak bana hiç keyif vermiyor.

Yine de al, aşkım, ve Allah'a dua et!

Bu koyunlar kırpılmak için gelmişler.

Muhafızlar peşimde! Dans etmeye başla!

Selametle, Yüzbaşı Hakar.

Mekke'den kahve... Lazkiye'den tütün...

Bülbül sesli şarkıcılar,

nergis gibi dansçılar keyif arayanları bekliyor.

Ben bir hırsızı arıyorum! Onu nereye sakladın?

Hırsız mı? Burada mı? Sakalım adına,

işyerimin adına leke mi süreceksin? - Rahat ol seni köpek suratlı yalancı!

Bu hırsız inindeki her odayı arayın.

Şöhretimi lekeliyorsunuz.

Bu rezaleti şeye bildirmem lazım...

Şeye... - Kime Yusuf?

Dediğin gibi, Emir, kime?

İçin, ya seydi!

Şeytan kadar kara, cehennem kadar sıcak

ve aşk kadar tatlı.

Aynen bir kahvenin olması gerektiği gibi.

- Bir hırsızı arıyoruz! - Bin şeytan!

Keyfim için mahremiyetim olmadığına göre ben de mi hırsızım?

Dişi devenin oğulları! Defolun, gözüm görmesin sizi!

Size bir şarkı daha söyleyeyim mi asil efendim?

Evet! Evet.

Söyle, çöl çiçeği.

Sonra? Terasa çıktıktan sonra hazine dairesine girdin mi?

Söylesene, girdin mi? - Nereye girdim mi?

Hazine dairesine mi? Hayır.

Julna, oğlum. Bir yerin acıyor mu? Bu gece yaralandın mı?

Hayır, yaralanmadım. Kör oldum.

- Kör mü oldun? - Bir kadının güzelliği beni kör etti.

Onun yüzünü gördüğümden beri başka bir şey görmez oldum, baba.

Bu gece kadınlar için çatılara tırmanılacak bir gece miydi?

Beni dinle, ay çarpmış oğul.

Terasa tırmandıktan sonra neden hazine dairesine giremedin?

Çünkü kapı içeriden kilitlenmişti

ve tek giriş de demir parmaklıklarla korunuyordu.

Ayrıca bekçi köpeği olarak kazları kullanıyorlar.

Biraz kefir onların seslerini keser.

Fakat parmaklıklar, Julna, ne kadar kalındılar?

Bir Müslümanın kuzeniyle evlenmesi yasak mıdır?

Kuzeni mi?

Sen prenses Yasemin'i görmüşsün!

İnanılmaz derecede güzel! - Onu düşündüğün için aptalın tekisin!

- Ama o henüz beni görmedi. - Hiçbir zaman da görmeyecek!

Kendine gel budala! Parmaklıklar! Parmaklıklar!

İki parmaklığın arasında ne kadar var?

- Ancak elimin sığacağı kadar. - Bu yeterli!

Bir zamanlar Tunus'ta parmaklıkların arasından geçerek

kilitleri açan bir maymun ile çalışmıştım.

Bu parmaklıklar karmakarışık, Yusuf.

Maymun işimize yaramaz.

Aralarından sadece bir sürüngen geçebilir.

- Seni sefil, pis... - Burada ne arıyorsun yankesici?

- Kapıcıların arasından sıvıştı! - Bırakın onu.

- Fakat bu rezil... - Konuş, Zeyd.

Senin Tanca'da yeni olduğunu biliyorum, Julna.

Fakat suyun altında o kadar kalabildiğine göre

in misin, cin misin bilemiyorum.

- Daha çocukken Kızıldeniz'in altından... - Sessiz ol, seni papağan!

Tek başına hazineyi çalman imkansız,

fakat benim çakallar loncamın yardımıyla...

Çakallar Loncası mı? Doğrusu Lağım Fareleri Loncası.

Körlerin üç kuruşuyla, camilerden pabuç" çalanlar!

- Ortağın olarak... - Ortağa ihtiyacım yok, Zeyd.

İşte sözünü söyledi. Şimdi defol git!

Sana fazlasıyla yardımcı olabilirim.

Bugün Cezayir prensinin, prenses Yasemin ile

nişanlanmak üzere buraya geleceğini öğrendim.

Sarayda aşırılacak çok şey olacak,

zengin hediyeler gelecek.

Bunların arasında müthiş bir de inci var!

Gül pembesi ve güvercin yumurtası büyüklüğünde!

Bu inci lafı da nereden çıktı?

Aynı anda iki deveyi sürmeye çalışan yere düşermiş.

Allah'ın bize bahşettiği yeteneği

hazinedeki altınlara ayıralım!

Dünyada böyle endam, böyle güzellik görülmüş müdür

inananların prensi?

Gerçekten de cennetten çıkma bir görüntü,

İslam’ın komutanı.

Prenses Yasemin şöhretini hak ediyor.

O zaman gelin, prensim.

Marshan'ın bu paha biçilmez mücevheri ile konuşun.

Gözdesini seçerken,

nişan hediyesi olarak bu incinin verilmesi

Cezayir prenslerinin geleneğidir.

Artık size ait, Fas'ın hilali,

Size Fatima'nın İncisini veriyorum.

Meşhur güzelliği,

sizin güzelliğinizin yanında sönük kalsa da.

Emine!

Emine! Muhafızlar!

Fatima'nın İncisi çalındı.

Pencereye!

Çevrende binlerce muhafız varken nasıl çalınabilir?

Fatima'nın incisi oniki sultan gördü.

Peygamberin kız kardeşinin soyundan geldiklerine dair mühürleriydi.

Ve ona sahip olanın Cezayir'e de sahip olduğu yazılmıştır.

Bize biraz zaman ver, kardeşim Hedjah.

Kutsal inci bulunana kadar

Tanca'daki tüm hırsızları falakaya yatıracağım.

Bu aydönümünde Cezayir ordusuyla geri geleceğim.

Eğer o güne kadar Fatima'nın İncisi bulunmazsa

Tanca'yı yerle bir ederim.

Berberistan'daki en zengin prensi kaybedemem!

Tüm Tanca'ya işkence etmeniz gerekse de, inciyi bulun!

Sakin ol, çocuğum. Odana dön!

Erkeklerin burada yapacak işleri var!

Yusuf'u buldun mu? - Duymak itaat etmektir,

inananların koruyucusu. Sizi bekliyor - Onu bana getirin!

Bu Yusuf. Hırsızların ustası olarak bilinir.

Bir zamanlar öyle bilinirdim, zavallıların koruyucusu, artık değil!

Yüzün yabancı gelmiyor, Yusuf.

Daha önce saraya geldin mi?

Eğer geldiysem de, unutmam için para almış olabilirim, İslam'ın ışığı.

Çünkü hafızam pek kuvvetli değildir.

Geçen yıllar zekanı azaltmamış.

Neden seni çağırttığım hakkında fikrin var mı?

Pazar yerinde saraydan, büyük bir incinin çalındığı konuşuluyor.

Ben doğru yola döndüm, efendimiz.

Kutsal Kabe adına, böyle bir inciyi görmediğime yemin ederim.

Sen suçlanmıyorsun.

Ama derler ki,

hırsızı yakalamak için başka bir hırsız gerekir.

İnciyi geri getirene 5000 altın dinar ödül verilecek.

Hırsız yakalanırsa 5000 daha.

10.000 altın dinar!

Ali'nin kılıcı adına! Bu kadar para için kellemi bile riske atarım!

Kellen zaten tehlikede.

İnci bu aydönümünün sonuna kadar bulunmazsa, boynun vurulacak!

Hepsi bu kadar, Yusuf!

Bu aydönümüne kadar!

Masum bebeklerin lanetli katili bana böyle dedi!

Bana!

Onun için yaptıklarıma rağmen!

Yaptıklarına rağmen mi?

Boğazımı kesmedin ki?

Onun için yaptığımı söylediğim tüm şeylere rağmen diyelim.

Söylesene, sarayda prenses Yasemin'i gördün mü?

Nankör köpek!

Seni ilgilendiren benim kellem değil, prenses demek?

Hayır, hayır baba!

Şu anda beni ilgilendiren, kelleni kurtarabilmemiz için

hırsızı bulmak.

Onu nerede arayacağımızı bilmeden nasıl bulacağız?

Onun bizi aramasını sağlayarak!

Paha biçilmez bir yakut için piyango çekiyoruz!

Yaklaşın! Yaklaşın!

Ortaya bir dirhem koy da Tina sana bir numara daha göstersin!

Paha biçilmez yakut için piyango! Yaklaşın, yakına gelin!

Sadece bir dirhem karşılığında,

daha önce hiç görmediğiniz numaralar göreceksiniz!

Hayatınızın fırsatı! Paha biçilmez yakut için piyango!

Yakut için piyango mu? Bu dolandırıcılık!

Dolandırıcılık değil, inançsız adam!

Yakut Cathay'den bir tüccara ait.

Herkes görebilsin diye Rüyalar Evi'nde duruyor,

ama dokunmak yok!

O zaman Rüyalar Evi'ne gidip onu görmem lazım.

Ne de olsa görmek, inanmaktır.

Hayatınızın fırsatı! Beni izleyin, Rüyalar Evi'ne gidiyoruz.

Rüyalar Evine! Eşi olmayan bir yakut!

Yol verin, yol verin ki herkes görebilsin!

Krallara layık bir ödül. Çok ucuza size çıkabilir.

Yaklaşın! Yaklaşın ey inananlar!

Ve sultanın tacına yakışacak yakutu görün!

Uzaklardan, ta Cathay'dan Semerkant yoluyla geldi!

Düşünün ey inananlar,

bu paha biçilmez hazine sizin olabilir,

ve sadece 10 gümüş dirhem karşılığında

Ey Müslümanlar, dostlarınıza da haber verin!

Gelecek Cumaya kadar vaktiniz var!

Sadece 10 gümüş dirhem karşılığında!

Seninle özel olarak konuşabilir miyiz Julna?

Böyle paha biçilmez bir hazine için ne küçük bir miktar!

Ne hakkında?

Sana inciden bahsettim ve sen onu saraydan çaldın!

Bana söylediğin doğru, ancak onu çaldığım yalan!

İnciden alacağın paranın yarısı benim! Artık ortak olduk!

Seninle ortaklık mı?

Domuzlarla yatarım daha iyi! Defol!

Bir gün çakallarıma ihtiyaç duyacaksın...

Düşünün, ey inananlar! Bu eşsiz hazine sizin olabilir!

Gerçekten de cennetten çıkma bir mücevher bu!

Gelecek Cuma gününe kadar içinizden biri sadece

10 dirhem karşılığında bu hazineye sahip olacak!

- Hayır! Hayır! - Bırak beni! Bırak!

- Bırak, seni yılan! - Beni tekrar ısırırsan boğulursun!

- Yakaladım onu! - Hayır, yakalamadın. Uzak dur!

- Tam bir yılan! - Bırak beni!

Bırak gideyim!

Tanrım! Bu kadın tam bir kurbağa!

Bırak beni, seni şeytanın kızı!

Adın ne? - Tina.

- Tanca'lı değilsin. - Tina Marakeş'ten geliyor.

Peki, saraydan çaldığın iri inci nerede?

- Tina inci falan çalmadı. - Bu da ne?

- Onu geri ver! - Yavaş...

- O benim! Onu bana geri ver! - Sessiz ol, şeytanın kızı!

İşte inci!

- Tina'ya ne olacak? - Sanırım iki elini de kesecekler.

- İkisini de mi? - Evet, ikisini de.

Güzel şey! Bana 5000 altın dinar kazandıracaksın!

Ne kadar güzel! Ne kadar güzel!

İçinde küçük bir lamba varmış gibi parlıyor.

Bunu Prenses Yasemin'e kendim götüreceğim.

Hayır! Onu 5000 altın dinar karşılığında Mustafa'ya teslim edeceğim.

Maşallah! Unutmuşum!

Hırsızın yakalanması karşılığında da 5000 dinar alacağız!

Böyle bir ödül için çok küçük...

Bırak beni!

Bir hareket daha yaparsan seni tekrar havuza atarım!

Hayır! Tina suyu sevmiyor. Bırak beni!

Yavaş ol, yılanın kız kardeşi!

- Yılan mı? - Yılan mı?

Yılan! - Doğru babacığım.

Bu kız hazineyi koruyan parmaklıkların arasından geçebilir.

Ve bir maymundan daha akıllı!

Tina maymun değil! Tina bir kadın!

Bu iş için daha uygun bir kadın bulmak çok zor, babacığım.

Küçük hanım üşümüş! Havlu, battaniye ve kahve getirin!

Çabuk! Çabuk ol!

Ne kadar güzel eller.

Kesilecek olmaları çok acı, değil mi babacığım?

Peygamber aşkına! Böyle bir şeye asla dayanamam!

Ama ödülü düşün, ey Yusuf!

5000 altın dinar nedir ki?

Para veren altın bulsun demezler mi?

- Evet, evet! - Kahvenizi buyurun.

Tina yakutu havuza düşürdüğü için çok üzgün.

Yakut mu? O sadece cam parçasıydı.

Hırsızı yakalamak için tuzak kurduk.

- Adın ne? - Julna.

Julna.

Tina Julna'dan hoşlandı.

- Kahve geldi, kahve. - Kahve.

Tina'yı bize Allah yolladı Julna.

O bir kadın ve sen de eminim ona istediğini yaptırabilirsin.

Onu etkilememe gerek yok, ey Yusuf.

O bir kadın değil, bir çocuk ve isteklerime uyacaktır.

Ama dikkat et, hazineye girmek istediğini öğrenmemeli.

Sus. Geliyor.

Tina iyi uyudu. Yatak çok büyüktü.

Mirza, neden ona temiz giysiler getirmedin?

- Kim? - Mirza giysiler getirdi,

ama Mirza önce Tina'nın banyo yapmasını istiyor.

Mirza giysileri geri aldı.

Peygamber aşkına, bu kız bir keçi kadar inatçı! O...

Belki de sen onu ikna edebilirsin, kadın avcısı!

- Hayır! - Gel yanımıza otur, Tina.

Julna ve ben seninle konuşmak istiyoruz.

- Banyo hakkında mı? - Hayır, hayır. Başka şeyler hakkında.

Tina'yla başka ne hakkında konuşmak istiyorsunuz?

Bu Julna'nın girmek istediği bir yerin haritası.

Bak, burada içeriden kilitli bir kapı var.

Burada da senin arasından geçebileceğin parmaklıklar.

Demek ki Tina'nın sizi hazineye sokmasını istiyorsunuz!

Aman Allah’ım!

- Tina söyleyecek! - Söyle, günah tohumu! Söyle!

Tina'ya hediye alacaksınız. Tina söylemeyecek.

Hediye mi? Ne hediyesi?

Tina hediyeyi bulacak. Siz ödeyeceksiniz.

Aksi şeytan!

Bu veledin eline kaldık!

Evet, bu doğru Julna. Ama bunlar küçük eller,

çok şey istemeyecektir.

Dediğin gibi, o bir kadın değil, çocuk.

Onu pazara götür ve küçük hediyeler al.

Bismillah!

Gel bakalım.

Tina! Tina! Yeter artık! Yeter artık!

- Yoruldun mu? - Evet. - Tina yorulmadı. - Ama...

Tina'ya buradan ne hediyeler alacaksın?

Hiçbir şey! Sana artık hiçbir şey almayacağım, seni şantajcı!

Durun! Kadınların en güzeline bakın! Gerçek Kaşmir ipeği!

Sadece 40 dirhem.

Lütfen ona 5 dirhemlik bir şey göster, Ey Taif!

Bu şafaktan güzel şey için sadece 5 dirhem mi?

Tina şal istemiyor.

Tina elbiseler istiyor.

İç çamaşırları, pabuçlar,

parfümler!

her şeyi istiyor! - Ey güzel kokulu çiçek!

Burada Prenses Yasemin'in bile sahip olmak isteyeceği ipekler var.

Bunlardan 2 altın dinara istediğini seç.

2 altın dinar mı?

Hayır, şeytan adına! Hayır!

Bırak, kulaklarımı koparacaksın! - Tina'ya ipek alacak mısın?

- Hayır, seni yüzkarası! - O zaman Tina hazineden bahsedecek!

Tamam mı? - Hayır, hayır!

- Yaklaşın, ey insanlar! - Tamam, tamam.

Satın alacağım, ama kulaklarımı bırak!

Tina bunu alacak. Sen Tina için başka hediyeler ara.

Cehennem adına!

Tamam. Ne de olsa sen de beni yakaladın.

Bu durumda barış yapalım, Tina.

Sana bir hediye daha arayacağım,

Kesem yerine kalbimden kopan bir hediye.

Tina böyle bir hediyeden çok hoşlanır.

Hayır, hayır! Dur! Küçük çiçek!

- Ver onu bana! - Ama bu kumaş...

- Sessiz ol! - Eğer onu lekelersen...

Hayır, üstüne almamalısın! Olamaz!

Hayır, hayır! Bunlar çok pahalı.

Bu tarafa gel, daha ucuz mallarım var.

Hayır, hayır! Bak, sadece bu 30 altın...

Hayır! Lütfen! Onu karıştırırsan... Küçüğüm, lütfen!

Karıştırma! Hayır! Hayır! Hayır! Hayır!

Bu 100 altın dinar!

Allah’ım! Neden başıma bu felaketi gönderdin! Lütfen!

Hayırlar olsun, ya seydi.

Pek hayır değil, satıcı. Kalınca bir fırça arıyorum.

Bunu dene.

- Daha sert kılları olsun. - O zaman bu, kılları demir gibi.

- Ve en sert sabunundan altı tane. - Altı.

- Kaç dirhem? - İki altın dinar.

- Durun! - Rahat dur, seni pis şey!

Yoksa derini yüzeceğim. - Zaten Tina'nın derisi yüzülüyor!

Tina Julna'yı öldürecek. Burnunu kesecek.

Sonra kulaklarını kesecek! Öldürdükten sonra!

Habercin Fatima'nın incisini bulduğunu söyledi.

Doğru, ey Emir! Lütfen fakirhaneme buyurun.

Oturun!

Evet...

Evet, nerede?

- Önce bir makbuz alalım. - Makbuz mu?

Sadece ödülü alabilmem için bir formalite, ey Emir!

Bana güvenmeyecek misin, lanetli adam?

Parşömen imzalandığında tamamen güvenebilirim, yüce kişi.

Bir zamanlar böyle bir hazine ile kaçabilirdim.

Fakat bu, uzun zaman önceydi.

Habercin...

...hırsız hakkında bir şey söylemedi.

Yazık ki, ey Mokar, hırsız kaçtı.

Allah'ın isteği böyleymiş.

Eğer yalan söylüyorsan seni şeytan çarpsın!

Karanlıkta boğuştuk.

Kuşağından keseyi söküp kaçana kadar çok kan döküldü.

Çok iriydi! - Ama sende iz kalmamış.

- İz kalmadı mı? - Ama bakın!

Üç kırık kaburga ve bir sürü yara bere.

- Demek kırık kaburga? - Evet.

Güzel konuşuyorsun ama senin gibi birinin anlattıklarına inanmak

benim için oldukça zor.

Çok acımış olmalı.

Ödülü ne zaman alacağım Emir hazretleri?

Kafan yerinde ya! Bu yeterli bir ödül!

Yeterli öyle mi?

Saraya gidip hükümdar Mustafa'nın adaletine sığınacağım!

Soyulduk! İslam'da hiç borca saygı kalmadı mı?

Gözlerim kamaştı, Tina.

Çok güzel olmuşsun.

Eğer Prenses Yasemin'i görmemiş olsaydım,

çok güzel olduğunu söyleyebilirdim.

Eğer bir daha Mirza'ya beni yıkamasını söylersen,

Tina seni öldürecek. Domuz! Deve! Bok böceği!

Tina bunu sevdi.

Yüce efendimizi selamlıyorum! İnananların koruyucusu,

İslam'ın savunucusu,

Allah hayatınızı uzun ve sizi mübarek kılsın.

Seni de. İnciyi aldın mı?

Sözünüz emirdir, prenslerin prensi.

Gündüz ve gece, ayın ışığında,

ve yakıcı öğle güneşinde

ben vefakar ve mütevazi kulunuz ile Hakar,

düzenbazlar ve hilekarların tuzaklarına

zehirlere, bıçak darbelerine, pusulara, türlü şeytanlıklara rağmen...

Yeter, tamam, seni yalaka! İnciyi aldın mı?

Evet, inananların komutanı, evet!

Hamdolsun Allah'a.

O birdir, merhametlidir,

bilgedir, her şeye kadirdir...

kudretlidir, ve...

- Gel, gel, gel! ...her şeyi görür... - İnci?

Ve onun resulü Muhammed'e dua edin.

Allah korur ve gözetir. - Nerede?

- Şeytanın bin laneti! - Nerede o?

Soyuldum!

Hay şeytan! Bunun için kellen gidecek!

Onu ele geçireceğim, yemin ederim.

Seni imansızın oğlu! Beyinsiz köpek!

Sen ve kör maymunlar topluluğun

yankesici bana yanaştığında neredeydiniz?

Tüm çakalları toplayın! Tanca'daki tüm hırsızları!

- Sözünüz emirdir! - Seni aptal, seni kalın kafalı salak!

Bunların altında Yusuf var! - Bu doğru bilgelik kaynağı!

Kesinlikle o yaptı. - O zaman sana ne oluyor?

Hadjah'ın birlikleri sınırlarımıza doğru ilerlerken

neden pazardaki değersiz hırsızlarla vaktini öldürüyorsun?

Yusuf'un ondan şüphelendiğimizi anlamaması için.

İnciyi Tanca'da satamaz, ama yakında o ya da oğlu

şehirden ayrılıp inciyi başka bir yerde satmaya çalışacaktır.

O zaman ikisini de inciyle birlikte ele geçireceğiz.

İyi izleniyorlar mı?

En iyi adamlarım şehrin çıkışlarını tutuyor, Allah'ın vekili.

Yusuf'un oğlu Julna adında biri adalet aradığını ve

sizinle görüşmek istediğini söylüyor - İçeri alın.

Bu bir numara. Burada ne işi var?

Görelim.

Konuşabilirsin.

Ben Julna, Yusuf'un oğlu, inananların komutanı.

Neden buradasın?

Fatima'nın incisini bulma karşılığında verilecek ödül için, ey İslam'ın ışığı.

Gözlerim kamaştı.

Genç bir aslan kadar yakışıklı!

İşte Emir Mokar tarafından imzalanmış makbuz burada.

O zaman ödülü de ondan istemen gerek.

İnci tekrar çalındı. - Tekrar mı çalındı?

Peygamber adına, bu doğru olamaz!

Ama belki de doğrudur...

Ne söyleyecektin?

Hiçbir şey, Allah'ın vekili. Hiçbir şey...

İnci için koyduğumuz ödül halen geçerli.

Artık gidebilirsin.

Küstah köpek!

İnciyi bulduğumuzda ayaklarındaki etin soyulduğunu göreceğim.

Bu çocuk keçi suratlı Yusuf'un oğlu mu?

Allah aşkına, annesine çekmiş olmalı.

- Bu Julna'yı bana getir, Mokar. - Sözünüz emirdir.

O garibanın oğluyla mı konuşacaksın?

İnci için gerekirse şeytanla konuşurum.

Eğer inci bu hoş gençteyse, onu bana verecektir.

Bırakın, bırakın köpekler!

Gitmem için Mustafa izin verdi. Bırakın!

Bırakın beni! Bırakın! Bırakın beni!

Babam ve emir Mokar'a kızgınsın.

- Bu doğru majesteleri. Ben... - Ama hakkın var.

O zaman gözünüzden düşmedim değil mi,

İslam’ın en güzeli? - Hayır.

Çünkü gözlerim sende bir prensin gururunu gördü,

...kim olursan ol.

Ama bu nedir?

İnciyi getirmen karşılığında hak ettiğin ödül.

Güzelliğinizi yakından görmek bile yeterli bir ödüldür.

Tüm güzelliklerin ötesinde. Sihirli bir bahçe.

Prens Hadjeh'in de senin kadar ateşli olduğunu umuyorum, Julna.

Ama sen gençsin, o ise yaşlı.

Yaşlı mı? Allah aşkına, eğer sizinle olmak

onu heyecanlandırmıyorsa, yaşlı değil ölü demektir.

İnci bir nişan hediyesiydi.

Ancak Hedjah'ı sevmiyorum.

Artık onunla asla evlenemeyeceğimi biliyorum.

Pazarda yaşamayı yeğlerim.

O zaman neden incinin çalınmasına sevinmediniz?

Çünkü halkım için korkuyorum.

İnci aydönümü sonuna kadar bulunamazsa Hedjah şehre saldıracak.

Köpek! Öyle mi yapacak?

Allah'ın kılıcı adına

bayrak olarak bana eşarbınızı verin,

onunla karşılaşmak için Tanca'nın tüm katillerini toplarım.

Gerçekten sende bir prensin kalbi var, Julna.

Keşke babam da böyle olsaydı.

Ama Tanca, Hedjah'ın gücüne karşı koyamaz.

- O zaman inci ona geri verilmeli. - Geri mi verilmeli?

Nerede olduğunu biliyor musun?

Hayır, hayır. Gerçekten bilmiyorum, cennetin mücevheri.

Ama onu bir defa bulduysam, tekrar bulabilirim.

Sizin için.

O zaman, Allah aşkına, lütfen çabuk bul.

Çünkü çok az vaktimiz kaldı.

Julna!

Bir şey unutmadın mı?

Altını kastetmiştim.

Allah beni affetsin, majesteleri, ben...

İnci ile birlikte döndüğün zaman,

arzu ettiğin şeyleri senden saklayamam.

- Julna! Allah'a hamdolsun, iyisin! - Tabii ki iyiyim!

Gözlerime inanamıyorum! Mustafa'dan 5000 dinarı almışsın.

Hayır. Rezilin oğlu ödemeyi reddetti.

Bana altını Prenses Yasemin verdi.

- Prenses Yasemin! - Mirza!

Yüzü siyah saçlarla çevrelenmiş fildişinden bir maske gibi.

Gözleri büyük zümrütler gibi parlıyor.

Dudakları nar gibi kan kırmızısı,

elleri ve ayakları gardenyalardan da beyaz!

Ve boynu...

Ve yakında onu yine göreceğim.

- Sadece uykunda, seni hayalperest! - Hayır, hayır!

Ona inciyi bulacağıma ve kendisine teslim edeceğime söz verdim.

İnci mi? Hangi inci?

Hay maşallah! Unutmuşum. Yine çalınmış.

Tanca'da hırsızdan başka bir şey yok mu?

Ama, Kabe adına, kimde olduğunu biliyorum.

- Kimde? - Mokar'da.

Çalındığına dair yalan söylüyor. Ama inciyi ondan çalacağım.

Böylece prensese verebileceksin! Kalın kafalı deve güdücü!

Prenses senin gibi sıradan bir hırsızdan ne isteyebilir?

Binlerce özür, Yüzbaşı!

Cehennem zebanileri! Bu yumurtayı kim attı?

Onbinlerce özür, Yüzbaşı Hakar. Bir kazaydı, yemin ederim.

Kim attı?!

Babamın sakalı adına,

ben attım.

Peygamber aşkına, neyse ki yüzü yerine

ayakları zarar görecek.

Güzel, güzel. Julna bağırmıyor.

Aferin.

Göreceğiz, küçük pire. Göreceğiz.

Çeneni kapa, seni aptal!

Gördün mü? Onu bağırtacak kadar kalın bir sopan yok!

Neyse ki bu şaşkının bağırtılarını bastırmak için buradayım, ortak!

Tina'yı kızdırınca neler olduğunu gördün mü?

Gözümün önünden kaybol, atsineği!

Ama Tina seni bağışlıyor, çünkü Tina seni seviyor.

Beni bağışlıyor musun?

Başımı belaya sen soktun, ayaklarımın düzleşmesine neden oldun

ve beni bağışlıyor musun?

Tina üzgün.

Tina seni seviyor. Sen de Tina'yı seviyor musun?

Hayır.

- O zaman prensesi mi seviyorsun? - Evet, evet!

O zaman Tina Marakeş'e geri dönüyor.

Hayır, hayır. Burada benimle kalacaksın.

Tekrar yürümeye başladığımda hazineye girmeme yardım edeceksin.

Plan yürüyecek.

Bu hurmaları da boğazı felç eden kefir ile doldurdum.

Güzel. Bunlar hazinedeki kazları susturur.

Tek korkum Tina'nın

bu işten ciddi bir pay istemesi.

Şimdiden yeni giysileri, bir kedisi ve iki papağanı var.

Ufaklık daha ne isteyebilir ki? - Sus.

- Tina ile ne konuşacaksınız? - Otur tatlım.

Yine pislenmişsin, seni kurtçuk. Yeni elbisen nerede?

Mirza yine Tina'nın banyo yapmasını istedi.

Tina hayır dedi. Mirza elbiseyi geri aldı.

Bu gece bize

hazine dairesine girmeye

yardım edeceğine göre iyi olmuş.

- Tina ne kadar alacak? - Ne istersen.

Biraz tatlı et, bir tavşan, halhal ya da bir kolye!

Tina kendi başına taşıyabileceği kadar altın istiyor.

Hayır, hayır!

- Bu soygun sayılır! - Sus.

Hem bizimle kazanacağın değerli tecrübeyi de düşün.

Tina'nın babası Marakeş'in en iyi hırsızıydı!

Tina'yı iyi eğitti.

Ama sen altın sahibi olmak için çok gençsin.

Gencin elindeki altın, hançerden daha tehlikelidir demezler mi?

Engerekten daha ölümcül.

Hayır, masum çocuk, Allah aşkına!

Seni onun kötü büyüsünden koruyacağız.

Ama Tina altını kendisi için istemiyor.

Tina altını babası için istiyor.

- Nerede o? - Marakeş'te hapiste.

Eğer Tina gardiyana altın verirse, serbest kalacak.

Peygamberin sakalı adına,

yakalandığına göre, hapiste kalmalı...

Yakalandığına...

Sesini kaybettin!

Hurmalara doldurduğun kefir! İşe yarıyor!

Bu akşam kazlar sorun çıkarmayacak.

Gülünecek bir şey yok.

Ayrıca bu karanlığın kızı tarafından soyulacak mıyız?

Ne kadar taşıyabilir ki?

Ne fark eder? En fazla bir avuç altın dinar.

Haydi o zaman, gidelim. Allah bizimle olsun.

Acaba nereye gidiyorlar?

Belki de inciyi satmaya.

İlk defa sözlerin sağılmamış devenin homurtularından daha mantıklı.

Gel o zaman! Sessiz ol.

Muhafızların tetikte olduğundan emin ol, Basra.

Sözleriniz emirdir, Yüzbaşı Hakar.

Bir şey daha var.

Kazlar aç olursa alarm vermeleri daha kolay olur.

Onlara sadece sabahları yem ver.

Açman gereken kapı orada.

Burası havalandırma.

Parmaklıkların arasından geçebilecek misin?

Tabii ki geçebilirsin.

Ama...

Geçtiğin zaman kapıya doğru giden bir...

Şimdi değil, Tina. Şimdi olmaz!

Orada kilitli bir kapı...

Gerçekte halkıma ait olanları çalmak zorunda olduğumuzu düşündükçe...

Tina!

Tina!

Gel, iki avuç dolusu al! - Hayır!

Tina taşıyabileceği kadarını alacak!

Bunu taşıyacak kadar güçlü değilsin.

Fakirleri biraz daha mı zorladın Mali?

İyice zorladım, Yüzbaşı Hakar.

Hükümdar Mustafa yakında vergileri düşürmek zorunda kalacak,

ya da hazine dairesini genişletecek!

Kapıyı kilitlediğinden emin ol!

Tina'yı beklediğinden emin ol!

- Gel! Çabuk! - Hayır, bekle! Tina şapkasını unuttu!

Kapıyı aç, Basra!

- İki kese içinde yüzer altın dinar. - İkiyüz altın dinar.

- Selamlar, ortak! - Ortak mı!

Ve boş bir boğazı susturacak ortaklık payımı alayım!

Umarım kaybınız beni asla üzmez.

Çakalları iki kere çağırdığınızda yardımınıza geliriz.

- Ona keselerden birini vermesini söyle.

- Hayır! Tina sana hiçbir şey vermeyecek!

- İkiyüz altın dinar! - Dur!

Allah aşkına, hazine soyulmuş!

Ama bu imkansız, Yüzbaşı Hakar!

Buraya bir cin bile giremez!

İmkansız ama olmuş işte!

İki gün önce bu çuvallar neredeyse tavana kadardı.

Şimdi bak!

Kellene de iyi bak, Basra!

Oldukça fazla altın gitmiş efendimiz, ancak sırrını çözemiyoruz.

Çünkü hiç kimse duvarları ya da muhafızları görünmeden aşamaz.

Yukarıdaki teras kapısından birisi girmiş olabilir mi?

Hayır, içerden sıkıca kilitliydi, Emir.

Şu anda incinin bulunması bundan daha acil.

Eğer prens Hedjah Tanca'ya saldırırsa

hazinede çalacak altın kalmayacak!

Hayatım üstüne bahse girerim ki

hazineyi soyanla inciyi çalan aynı kişi, İslam'ın yıldızı!

Yusuf'un oğlu Julna!

Eğer inci Julna'daysa onu bana getirecektir.

Sadece ona aradığı ödülü vermeniz gerek.

Bilmece gibi konuşma kadın! Ne ödülü istiyor?

Kızınızla evlenmek istiyor, İslam'ın efendisi!

Allah kerim!

O sefil leş kargasıyla mı evleneceksin?

Çıldırdın mı?

Hayır, inananların babası, çıldırmadım.

Tabii ki yakında kellesini kaybedecek biriyle evlenemem.

Dinleyin müminler!

Tanca'nın yemin etmiş hükümdarı olarak sözümdür:

Çalınan inci kızım Prenses Yasemin'e geri getirilirse,

getiren kişi kanuna uygun İslam evliliği ile ona koca olacak,

Emir mevkiine getirilecek

ve tüm suçları bağışlanacaktır.

O yüzden bu gece ay doğarken, kızım inciyi alan kişiyi

saray bahçesinde koruması olmadan bekleyecek.

Yanında sadece nedimeleri olacak.

Bu benim yeminimdir.

Allah'ın inayeti üzerinize olsun. Son sözüm budur.

- Ne yapacaksın? - Mokar'dan inciyi alacağım.

Artık hazineyi soymayacak mısın?

Mokar bana inciyi verdikten sonra bu gerekmeyecek.

- Sence onda mı? - Tabii ki onda!

Başka kimde olabilir?

- Tina da seninle gelecek. - Hayır, yardıma ihtiyacım yok!

Mokar bıçağı boğazına dayadığımda inciyi bana verecek!

Ve sen de inciyi prensese mi götüreceksin?

Prenses de muhafızlara Julna'nın boğazını kesmelerini söyleyecek!

Prenses sözünü tutacaktır, seni edepsiz!

Çünkü inci bulunamazsa Hedjah şehre saldıracak!

O sadece savaşta ölecekleri düşünüyor!

Tina da bir tuzağa düşerse Julna'nın nasıl öleceğini düşünüyor!

Tuzak mı? Neden bir tuzak olsun ki?

Çünkü bir prenses, sıradan bir hırsızla evlenmez, seni aptal!

Kim sıradan bir hırsız, kurbağaların kızı? Kim?

Yusuf!

Bunun ne olduğunu biliyor musun?

Saray kapılarındaki şahin resimleri gibi görünüyor.

Hayır! Allah aşkına, hayır!

Aynı zamanda doğumunda Marshan prensinin koluna işlenir!

- O zaman nasıl... - Anlat ona, babam olmayan baba!

- Hayır! - Anlat, o benim kardeşim gibi.

Uzun zaman önce, Julna'yı öldürmek için kiralandım.

Böylece Hükümdar Mustafa tahtı ele geçirebilecekti.

Ama...

Ama Yusuf çok yufka yürekliydi.

Bunun yerine o ve Mirza, Allah razı olsun,

beni yanlarına aldılar.

- O zaman sen... - Tanca prensi Hüseyin'im, Tina.

Tina ona yalnızken bir şey söylemek istiyor.

Tamam, güzel kız. Yusuf gidecek.

Ancak sana anlatılanları unutmalısın.

- Evet? - İnci Tina'da.

- Ne? - Tina onu Mokar'dan çaldı.

İşte. Al onu.

- Neden alayım? - Çünkü. Çünkü...

bir prens sıradan bir hırsızla evlenmemeli.

Bir prens bir prensesle evlenmeli.

Tina!

Tina!

Sizce hırsız gelecek mi prenses?

Eğer Julna'ysa, gelecek.

Bak Yusuf. Prenses Yasemin.

Gözlerin daha önce böyle bir güzellik gördü mü?

Konuşsana?

Yakında yine bir prens olacaksın.

Mirza ve ben seni özleyeceğiz eski oğlum.

İkiniz de yanımda olacaksınız.

Çünkü sizden başka kimsenin saraydan bir şey

çalmayacağından emin olmalıyım.

İyi bir oğul oldun, Julna.

Şimdi iyi bir prens ol! Kısmetine git.

Allah seninle olsun!

Kaç Julna, bu bir tuzak! Çabuk koş!

Hayır, hayır! Seni de yakalayacaklar!

- Kaç! - Peşinden gidin! Takip edin!

Muhafızları şaşırt! Bu taraftan!

- İnci nerede? - Tina inciyle ilgili bir şey bilmiyor.

Yalan söylüyorsun.

Yüzbaşı Hakar, bu melez köpeği konuşturacaksın!

Elbette, İslam'ın yıldızı.

Nerede olduğunu söyleyecek!

Çakalların nerede?

Muhafızlar Tina'yı yakaladı! Onu kurtarmak için yardımın gerek!

Sözlerin emirdir, ortakların prensi.

- Beni izle! - Bir dakika, asil ortağım!

- 5000 altın dinar için! - Yolu göster, Julna.

Seni takip edeceğiz!

Baba. Allah'a hamdolsun iyisin!

Tüylerim hala diken diken! Köpekler beni neredeyse yakalıyorlardı!

Çevrede çok muhafız var. Ortaklığımız sona erdi!

10000 altın dinar!

Aklım "hayır", ellerim "evet" diyor!

Az insanın sığacağı bir yerde dövüşürsek muhafızların sayısı önemli değil.

Dar bir yerde saldırmalıyız!

İnciyi al! O senin, Tina!

Şimdi kaç ve Marakeş'e varana kadar durma!

Allah seni korusun, küçük Tina!

Hayır! Tina dövüşten kaçmaz!

Şu anda ne yaptığımızı sanıyorsun?

Baba! Zeyd! Çakallar! Beni izleyin!

Tuzağa düştük!

- Duvarlara tırmanın, Çakallar! - Güzel. Hazine dairesinden kaçabiliriz!

Terastan içeri girdiler!

Çakallar. Hayır! - Altın! - Hayır!

- Altın! Her yerde altın var! - Hayır! Hayır! Ama...

Sonunda Ali Baba'nın mağarasındayım!

- Hayır! Hayır! - Altın! - Hayır, zaman yok!

Muhafızlar geliyor! Kapıdan kaçmamız lazım!

Çakallar, beni izleyin!

İtin!

Saklan, Tina! Çabuk! Saklan!

En azından sen kaçmayı başarabilirsin!

Bakın! Büyük inci! Büyük inci!

Büyük inci! Bakın!

Durun!

Durun yoksa Tina inciyi paramparça edecek.

Maşallah, hayır! Hayır!

Muhafızlar durun! Kılıçlarınızı indirin.

Fatima'nın incisi!

Eğer prens Hedjah'a iade edilmezse tüm Tanca'yı kılıçtan geçirecek.

İnciyi parçalama. Onu bana ver.

Tanca lordu hükümdar Mustafa'dan hepinizi affetmesini isteyeceğim.

İşte Tanca'nın gerçek efendisi.

O Julna değil, Prens Hüseyin!

Şakanın sırası değil, kızım.

Prens Hüseyin seneler önce katledildi.

Hayır. Mustafa tarafından katli emredildi.

Ama katil ona kıymadı.

Tam senin gibi birine uygun bir hikaye! Aşağılık!

Allah şahidimdir ki doğru.

O suikastçi bendim, Yusuf!

Bu genç adam gerçekten de eskiden hizmet ettiğim

küçük prensin babasına benziyor.

Bu hikayenin doğruluğuna dair kanıt var mı?

Derim buna şahitlik edecektir.

Marshan'ın amblemi!

Ancak yetenekli bir dövmeci aynısını yapabilir.

Bu durumda derin bize tekrar şahitlik edecek.

Sol elini Basra'ya uzat, ayası yukarıda tut.

Tabii, ama neden?

Küçük Hüseyin yanlışlıkla hançerimi aldığında eli kesilmişti.

O yara izini arıyorum.

İz burada yüzbaşım.

Görmek inanmaktır, yüce kişi.

Babanızın muhafızları oğluna da hizmet edecek.

Doğru değil mi, Marshan'ın askerleri?

Kapıları açın ki insanlar içeri girebilsin.

Yusuf! Julna!

Dinleyin kardeşlerim! Bu gencin adı Julna değil.

O, Allah ruhunu kutsasın, Osman'ın gerçek oğlu Hüseyin!

Ve Tanca'nın gerçek hükümdarı.

Şimdi 20 yıldır dolandırıcı Mustafa'nın ayağı altında ezilenler

bizimle saraya gelsin.

- Gaspçıya ölüm! - Mustafa'ya ölüm!

Hırsızlar hazine dairesinde kıstırıldı, efendimiz.

Julna ve kız öldürülmesin. Şimdilik...

Onların işkence odasına gideceklerine dair emir verildi.

Şahsen orada olacağım, ey yüce kişi!

Muhafız! Muhafız!

Muhafızları çağırın!

Muhafızlar!

- Bunun anlamı nedir? - Bu Hüseyin, Osman'ın oğlu.

Allah'ın izniyle Marshan'ın gerçek prensi ve Tanca'nın hükümdarı.

Hüseyin 18 yıl önce öldü. Bu ne saçmalıktır?

Hain köpek!

İkimizin arasında köpekten bahis mi olur, masumların katili?

Merhamet! Merhamet! Sözümü tutacağım.

Sana kızımı vereceğim.

Bana Prenses Yasemin'i getirin!

Emrin başım üstüne, eskiden Julna olan Hüseyin.

İşte sana bulacağıma söz verdiğim inci.

Bunu sınırda prens Hedjah'a ver

ve onu da götür.

İkisini de kabul etmesini ve barış içinde evine dönmesini rica et.

Bunları da şehirden atın.

Eğer tekrar Tanca'da görülürlerse

öldürmeniz için emir veriyorum.

Sözün emirdir, İslam'ın kardeşi.

Bir bağışta bulun, fakirlerin koruyucusu.

Senin amacına hizmet etmiş bu garibana bir bağış.

Kabul, ama mantıklı bir miktar, Zeyd.

Sadece bir mevki istiyorum, ama yeteneklerime uygun olmalı.

Hazine dairesinin koruyucusu olsam yeter.

O mevkiyi Yusuf'a verecektim.

Yusuf mu?

Ama hazinenin koruyucusu sen olmalısın.

Allah seni gözetsin ve kutsasın, yüce kişi.

Allah sana uzun ömür versin.

Ve Yusuf da hazinenin koruyucusunun koruyucusu olacak.

Cehennemin cinleri! Yusuf'u bana gözcü yapıyorsun.

Peki Yusuf'a kim göz kulak olacak?

İyi bir soru, Zeyd.

Tina'nın babasını getirmesini istiyorum.

Marakeş'in en iyi hırsızı! Tina!

Tina?

Nerede o? Tina nerede?

- Sarayda bekleniyorsunuz. - Tina Marakeş'e dönüyor.

Banyo yapıp düğün şölenine katılmanız hükümdar Hüseyin'in emri.

Hayır! Tina banyo yapmak ya da düğüne gitmek istemiyor!

Sen! İndir beni! Beni indir!

Bırakın beni! Bırakın gideyim!

Tina istemiyor! Bırakın! Bırakın!

Neyse ki muhafızlar burada yoksa Tina sizi...

- Sen... - Hayır! Hayır! Hayır!

- Bir prense eşya fırlatılmaz! - Ona Tina'yı bırakmasını söyle.

Gitmek mi?

- Tina Marakeş'e dönecek Burada kalıp

onun prenses ile evlenmesini seyretmeyecek!

Prenses Yasemin ve Mustafa sürgüne gönderildiler.

Bir daha asla buraya dönmeyecekler.

O zaman kimle evleniyorsun?

İslam alemindeki en cesur ve en güzel prensesle.

Prenses Tina ile.

Efendimiz.

Şahitler geldi, efendimiz.

Allah'ın izniyle,

evlilik merasimi başlayabilir.

Şu andan itibaren bunlara ihtiyacın olmayacak,

kalbimin aşkı Tina!

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.