All language subtitles for Bugun.Guzel.2025.1080p.WEBRip.x264.AAC5.1-[YTS.BZ]

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic Download
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English Download
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French Download
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian Download
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish Download
es-419 Spanish (Latin American) Download
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

Downloaded from YTS.BZ

[Kadın Asistan] Evet arkadaşlar yayına son beş, dört, üç, iki, bir!

Official YIFY movies site: YTS.BZ

[çan sesi]

[Damla] Günaydınlar!

Sofralarınıza bereket, gönlünüze neşe, evinize huzur dolsun diyoruz.

Bugün yine dopdolu bir programla karşınızdayız.

Bugün stüdyomuzda çok önemli misafirlerimiz olacak.

Ali Bey, hazırsanız alıyoruz sizi.

[Damla] Moda bölümümüzde ise sezonun en trend renklerini öğreneceğiz.

Ama öncesinde,

sabahlarımıza enerji katan, ruhumuza iyi gelen,

o güzel gülümsemesi ve müthiş pozitif enerjisiyle her gün bizlerle olan

sağlıklı yaşam koçumuz, benim biricik partnerim

çok değerli Ali Candemir geliyor!

[tempolu müzik eşliğinde alkışlar]

Günaydınlar! Günaydınlar! Günaydınlar, sağ olun.

Günaydınlar!

- Günaydınlar! - Günaydınlar!

Sağ olun, teşekkürler. Sağ olun.

["Good Morning Sun Shine" çalar]

[Ali] Şimdi Damla'cığım biliyorsun güne zinde ve enerjik başlamak için

- kahvaltı tercihlerimiz çok önemli. - Çok.

Ben de bugün size benim en büyük kahvaltı sırrımı paylaşacağım.

Hazır mısınız hanımlar, beyler?

Ekranları başında izleyenler.

- Büyük sır geliyor. - Hadi, hadi.

Yulaf.

- [kadın sesi] Yulaf mı? - Yulaf çok sıkıcı değil mi hocam ya?

Böyle puf puf poğaça varken yulaf…

Pardon, böldüm. [sesli gülerler]

Damla Hanım'ın yine her sabah yaptığı şahane şakalardan.

Bir şaka da ben yapayım o zaman.

Kahvaltıda lahmacun yiyelim

hanımlar o zaman, tosun gibi gezelim. Olur mu?

- Valla olsa da yesek şimdi ama ya. - Harika.

Yulafın içindeki beta glukan sizi hem tok tutuyor

hem de kan şekerinizi stabilize ediyor.

Özellikle kilo vermek isteyenler için ideal bir besin.

- Bambaşka bir özelliği daha var. - Kilo vermek demişken bakın,

siz şimdi yulafı mulafı boş verin.

Ben size esas sırrı veriyorum, kahkaha yogası!

- Duydunuz mu hiç? - Hayır, duymadım.

Şimdi şöyle yapalım, ben malzemelerimin başına geçeyim.

Evdekiler de malzemelerini hazırlasınlar.

Bir bakalım yulafla neler yapabiliyoruz.

Hocam, şimdi merak etti izleyenler kahkaha yogasını.

Bir yapalım mı hep beraber?

[alkışlar tezahüratlar]

Sadece beni tekrar ediyorsunuz, tamam mı?

Hoh yapacağız. Alacağız nefesi, dik duracağız. Karnımızı şişirdik.

- Evet, aldık nefes. Hoh! - [konuklar] Hoh!

Harika. Şimdi bir tane daha hoh yapalım.

[hep beraber] Hoh!

[Damla] Mükemmelsiniz. Şimdi bunu hah ile yapacağız.

[Damla] Evet, aldık şişirdik.

[Damla ve konuklar] Hah! Evet, harika.

Çok iyisiniz beyefendi bu arada.

Hadi bakalım.

[herkes ritim tutturarak] Hoh, hoh, hah, hah, hah!

[herkes ritim tutturarak] Hoh, hoh, hah, hah, hah!

[herkes ritim tutturarak] Hoh, hoh, hah, hah, hah!

[herkes ritim tutturarak] Hoh, hoh, hah, hah, hah!

[herkes ritim tutturarak] Hoh, hoh, hah, hah, hah!

[kahkaha sesleri]

[gergin müzik]

[arka planda mırıldanmalar]

Ne oldu düştü mü tansiyonun?

Ya üf, Aliko be! Sabah sabah saçma bir şov programı yapıyoruz ya. Boş ver.

Ben şov falan yapmıyorum Ceren.

Millete faydalı, doğru dürüst bilgiler vermeye çalışıyorum.

Televizyonda ne doğru dürüst bilgisi? Yapma gözünü seveyim!

Sır vereceğim diyorsun, yulaf diyorsun. Olur mu ya öyle şey?

Ceren'ciğim biz yüz yıldır aynı programı yapıyoruz.

Benim sence millete söyleyecek yeni bir şeyim kaldı mı? Ha?

Ne sır vereyim millete?

Dünyayı beş aile yönetiyor mu diyeyim? Ne diyeyim Ceren?

Sen nasıl menajersin ayrıca, kimin tarafındasın ya?

- Aa! - Ali hocam!

Hocam Allah razı olsun sizden.

Oğlan bir deri bir kemik kalmıştı.

Sizin tariflerinizle iştahı açıldı çocuğun.

Ne güzel, ne mutlu. Çok sevindim, sağ olun.

Çınar oğlum, öp Ali hocanın elini.

Sağ ol canım benim. Sağ ol. Afiyet olsun. Yarasın.

Yaramış da…

Hocam, Erzincanlıyız biz.

Tulum faydalı mı zararlı mı artık bilmiyorum ama hocam.

Azı karar çoğu zarar diyelim. Benim mi bu?

Sağ olun. Çok teşekkür ederim.

Alayım ben onu Ali Bey'ciğim. Alayım ben, Ali Bey.

- Çok teşekkür ederim. Eyvallah. - Var ol hocam.

- Sağ olun. Siz de. - Gel oğlum.

- Bak. - Sen bak. Bak işte.

Bunların hatırına devam ediyorum ben bu programa.

Yulaf sır mıymış? Ne sır istiyorsun sen benden?

Michael Jackson ölmedi mi diyeyim?

- Yaşıyor mu diyeyim? - [Ceren] Agresifsin çok!

- [Ali] Hayret bir şey. - [Ceren] Ay…

["I Feel Good" çalar]

[şarkı sona erer]

[Ceren] Ali Candemir sağ olsun yulaftan soğuduk.

[Ali] Hah!

Artık Ali Candemir'i görünce televizyonu kapatmama kaç puan?

Tabii.

Sizce ben, Ali Candemir yüzünden kahvaltıda lahmacun gömmüş müyümdür?

Gömmüş mü?

Şaka yaptık ya orada, şaka.

Canım benim ya sinirleniyorsun.

Yani okutma bana her sabah bunları.

Vallahi sirke döndük ya. Gerçekten sirke döndük yani.

Bana bak o değil de yarın hastaneden

check-up story'si paylaşmayı unutma. Marka haber bekliyor.

Bir de ürün yerleştirme aldık.

Senaryo yollayacaklar onu tanıtacağız.

Tamam. Şey, ürün ne?

Kedi maması.

[hınzır melodi]

Ceren be, seni şöyle az ilerde indirsem ben güzel temiz bir duvar bulsam şöyle

- dümdüz kafalama girsem rahatlasam artık. - Ne olur biraz daha abart ya.

Aliko ya, mis gibi işin var.

Gayet güzel düzgün bir ilişkin var.

Harika arkadaşların var, mesela ben.

[Ceren] Ne istiyorsun sen daha, anlamıyorum ki.

Bak, bak, bak, bak.

Her gün geçiyoruz önünden.

[Ali] Doktor Sinan Özcan. Gördün değil mi?

- [Ceren] Hı hı… - [Ali] Doktor.

Niye? Çünkü soran yok, sorgulayan yok. Bu adam aktar biliyorsun değil mi?

- Evet. - Bu adam pazarda kuru kayısı satıyordu.

- Biliyorsun değil mi bunu? - Evet, söyledin.

Doktor oldu artık, doktor.

Ben de doktor istiyorum afişlere.

Ay saçmalama.

- Gerçekten istiyorum. - Sen doktor değilsin.

Bunun doktor olduğu yerde ben profesör doktor istiyorum.

- Profesör Doktor Ali Candemir. - Hadi bakalım.

Müh… İstemiyorum doktor, mühendis.

Yüksek mühendis.

Prof. Dr. Yük. Müh. Ali Candemir.

Çıldırdın iyice, Allah aşkına Ali!

İstediğimizi koyarız! Sonuna da burcumu yazın.

Beni şurada indir.

Gözünü seveyim indir. Ben bir nefes alacağım. Bu ne ya?

[Ali] Doktor yazmış kendine ya.

- [Ceren] Hayda! - [Ali] Harbiden olmaz ya!

[top sekme sesleri]

[şaplak sesleri]

Oğlum!

- Ee, vuruyorsun? - Ee, ama topu alacaksın!

- Ee, oyna abi o zaman. - Hah!

At.

[Volkan derin nefes]

[Ali nefeslenir]

[Volkan] Zayıfsın zayıf.

[Volkan] Şutların çok zayıf.

- Çalışman lazım. - Aynen, aynen.

Ee, anlat.

Ne anlatayım?

İşte bir derdin var, anlat işte.

Yani yok bir şey de işte…

Düşünüyorum öyle arada.

Ne düşünüyorsun?

Yani diyorum kendi kendime, mutlu muyum?

- Hayır. - Mutsuz musun?

Hayır.

Böyle bir arada sıkıştım kaldım gibi.

Hım…

Sen lisede de böyleydin.

Ekşi, sıkıcı sıkıcı.

Gerçekten sen nasıl bu kadar gamsız olabiliyorsun?

Gamsız değilim oğlum, üç günlük dünya. Ne yapalım? Ölelim mi ya?

Girer mi buradan?

Ee, girer mi?

- Girmez mi? - Girmez abi.

- Bence girer. - Ee, at.

- Atıyorum. - At.

[neşeli müzik eşliğinde top sekme sesleri]

Hayır, kendisi ezberlemeden geliyor, beyin yoksunu Batu salağı!

Ha bir de diyor ki, ben oyun veremiyormuşum.

Bir tanem, işini doğru dürüst yapan kimse kaldı mı?

Sen bugün programdaki saçmalıkları gördün mü Damla neler yaptı?

Ay, inşallah şu işi alırım da.

Hangi işi?

Bir audition'a girdim dedim ya.

İspanya-Osmanlı Savaşı'nı anlatıyor. Malaga'da çekilecek.

Uluslararası bir yapım olacak falan.

Malaga'da mı çekilecek?

Aşkım bunu konuşmadık mı ya?

Bir tanem bana Malaga desen ben unutmazdım herhâlde.

Neyse işte inşallah olur, herkes bu rolün peşinde.

[Ece] Tapas mapas, sangriyalar.

[Ece] Ay, inşallah olur.

[Ece] Hemen basar giderim.

Ali ya, o anlamda demedim.

Hayır bir tanem, senin hayatın. Tabii ki istediğini yapabilirsin.

Ya… Ali.

Gerçekten problem yok.

Tamam ver şunu, ver.

- Yemeği sonra yeriz. - Soğur ama.

- Yok, sonra yeriz. - Gerçekten soğur.

Yok, yok, ısıtırız. Gel.

- [Ece] Isıtırız. - [Ali] Öyle mi?

[romantik müzik]

[telefon çalar]

Bekle bakayım Diablo, bekle.

[dijital ses]

- [Nesrin] Alo? - Anne.

[Nesrin] Efendim evladım?

[Nesrin] Ay çocuğum şarjdaydı telefon, dur bir dakika.

Dur, ben göremiyorum seni. Yüzüne tut telefonu, yüzüne.

[Nesrin] Evladım, acelem var şimdi. Komşular gelecek.

Tamam, bakabiliyor musun programa hiç bu ara?

[Nesrin] Ali… Bak evladım kesik kesik…

[Nesrin] Ben seni sonra arayayım olur… [dijital ses]

Kapattı.

[hüzünlü müzik]

Gel Diablo, gel.

[Ali] Sevgili dostlar selamlar.

Biliyorsunuz geçtiğimiz hafta Özel Nova Sağlık Hastanesi'nde

aşırı detaylı bir check up yaptırmıştık.

Bugün de sonuçlarını öğrenmeye geldik.

Yüzde 20 indirimli promosyon kodunu aşağıya bırakıyorum.

Biz sevgili Doktor Bey'le kontrole geçiyoruz.

Size de senede bir kontrol diyoruz. Sağlıkla kalın.

Ali Bey…

Hocam çok özür dilerim, hemen yükleyeyim videoyu.

- Ali Bey. - Özel…

Nova… Nova Özel'miş.

- Ali Bey. - Hocam hemen yüklüyorum.

İşimizi hemen bitirelim.

Ondan sonra sizle…

Hazırım hocam. Evet, buyurun.

[Doktor] Ali Bey, kan testi ve MR sonuçlarını değerlendirdik.

Beynin alt merkezlerinde bir lezyon görünümü var.

Pontin seviyede.

Nörolojik fonksiyonlar açısından riskli bir bölgede olduğu için

sizi bekletmek istemiyoruz.

Sizi hemen bugün kontrastlı bir incelemeye alıp

durumunuzu netleştireceğiz.

Neyi netleştireceğiz hocam anlamadım ben?

Göstereyim Ali Bey, bakın.

[Doktor] Bakın, şurada bir lezyon var.

[hüzünlü müzik]

♪ Yine seni seviyorum♪

[Güneş] Bravo!

[alkışlar]

[Güneş] Benim sıram.

[fısıldayarak] Bir tane daha.

[Güneş, Mor ve Ötesi'nden Daha Mutlu Olamam'ı söyler]

♪ Güne kahveyle başladım♪

♪ Ağzım kuru zihnim açık♪

♪ Beyaz camda görüntüler♪

♪ Hepsi o kadar dürüst ki♪

♪ Küçük şeyler sevindirir ruhumu♪

♪ Hayal bile edemezdim ben bunu♪

♪ Daha mutlu olamam♪

♪ Daha mutlu olamam♪

♪ Daha mutlu olamam bu akşam…♪

Daha mutlu olamam.

Çok neşelisin.

- Hayatımın en mutlu günü. - [Güneş] Belli.

♪ Daha mutlu olamam♪

♪ Daha mutlu olamam♪

[alkışlar tezahüratlar]

Teşekkürler.

[Güneş derin nefes verir]

- [Güneş] Hadi ben kaçtım. - Ağzına sağlık.

Size iyi eğlenceler, görüşürüz.

[Güneş nefes verir]

Mutluluklar.

Bakacağız.

Sen bilirsin.

[hüzünlü müzik]

[Volkan ıslık çalar]

Evet Ali Efendi, gel dediniz geldik. Nedir bu kadar acil acaba ya?

Söyle söyle, programı bırakıyorsun. Ne?

Ece'yi mi terk ettin?

Ece seni terk etti.

- Hamile bıraktın değil mi kızı? - Sen mi hamilesin?

- Ay, üf! - Şaka yapıyorum be!

- İyi misin? - Gey misin? Gey mi oldun?

- Ay bir sus! - Ama var gey arkadaşlarımız.

Ya ne olduğunu bir söyler misin?

Ay Ali tamam, kanser etme adamı ya!

Hadi söyle ne söyleyeceksen.

- Ne o? - Ne oluyor be?

Ne oluyor oğlum?

[hep birlikte sesli gülerler]

- Ne oluyor be? - Bir şey var ama ne o ben anlamadım.

[darbe sesi]

[hep birlikte sesli gülerler]

Ay!

Delirdin mi amına koyayım, ne gülüyoruz?

Ne dedin en son?

"Amına koyayım" dedim.

[hep birlikte sesli gülerler]

- Onu demiyorum, ondan önce bir şey dedin. - Ne dedim?

Kanser etme adamı dedim.

[hüzünlü müzik]

- Ne diyorsun? - Ne oluyor be?

[Ceren] Yani böyle bakınca da bir şey yok sanki, değil mi Volki?

Küçük yani, sanki bir şey yok gerçekten.

Bunun durduğu yer sıkıntı ya.

Bir de yani, ay baksana bu büyük ya!

[Volkan] Bu…

Ceviz mi dediler Dayko?

Ceviz büyüklüğünde mi dediler? Öyle diyorlar ya, ceviz diyorlar.

Beyaz leblebi dediler Volkan.

Beyaz.

Leblebiyse küçük ama pek bence leblebi gibi değil yani.

Kemo mu pek şimdi hemen?

Ne diyorsun be?

Ne yapacaksın kemo mu?

Sordum…

Ay niye?

Ya işler falan birden, ay…

Ne işi Ceren ya?

Ya bir şampuan reklamı geldi. İki post, iki story.

Ben böyle hani kemo olunca saçlar şey…

Ya hayatın doğal akışı, birden aklıma geldi sordum ya.

Hay senin hayatının doğal akışına ya.

Olacak iş mi şu yaptığın?

Yani herif iki vakte kadar ölecek belki, sen hâlâ iş konuşuyorsun.

- Ölecek ne be salak? - Yedin yedin doymadın ya.

- Hiy! O nasıl bir laf? - Valla.

Bir de yakın arkadaşı gibi ha, böyle kemo diyor.

Yakın arkadaşı ya, kemo diyor.

Yok Kemalettin.

- Arkadaşımızın kafasında böyle tümör var. - Senin için pis farkındasın değil mi?

Ben şey yapayım şimdi,

ben tedaviye başlayayım hızlıca.

Sonra zaman içinde artık herkese tek tek anlatırım.

Şimdilik bu konu aramızda kimseye söylemiyoruz, tamam?

[şaplak sesi]

[kapı gıcırtısı]

[merak uyandıran müzik]

Ali, ya!

[fısıldayarak] Ne yapıyorsun?

Bir tanem?

- Bravo Ceren. Bravo. - [fısıldar] Sağ ol.

[hüzünlü müzik]

Hoş geldiniz. İyi akşamlar.

[dijital tuş sesleri]

[dijital bildirim sesi]

[dijital bildirim sesi]

Yani yorgun düşeceğim,

tatsız olacağım yazıyor.

Canım acıyacak.

Midem bulanacak, belli ki arada kusacağım bayağı.

Belki yalnız kalmak isteyeceğim bazen falan.

Bütün bunlara var mısın gerçekten?

[Oğuzhan Koç'tan "Çaktım" çalar]

♪ Anası da çak dedi Manitaya baktım♪

♪ Çak dedi, aşkım Ben de mecbur♪

♪ Çaktım, anana Çaktım, babana♪

♪ Çaktım, sana bana na♪

♪ Çak, ah ah ah♪

♪ Çaktım, anana Çaktım, babana♪

♪ Çaktım sana bana na♪

♪ Çak, ah ah ah♪

Yakışıklı beyler, güzel hanımlar

ve hâlâ beni unutamamış olan eski sevgililerim.

82.5 Domino Radyo'da

Volkan'la Sabah Kahvesi'ne hepiniz hoş geldiniz.

[Volkan] Tuzak'tan "Çaktım"la açtık programı.

Gerçekten enteresan bir şarkı.

Ortalığı salladı, listeleri alt üst etti.

Ama biz başka bir şeyle devam edeceğiz. Bugün böyle.

[Volkan] Aliko'm.

Canım kardeşim.

Dünyada her şey fani.

İnsanlar için her şey.

Çok takmıyorsun.

Eğer dinliyorsan bu şarkı senin için.

[Zafer Peker'den "Diyemedim" çalar]

♪ Gidiyorsun, bilmediğim uzaklara♪

♪ Bakarken ardından, gitme kal diyemedim♪

♪ Gidiyorsun, bilmediğim uzaklara♪

♪ Bakarken ardından, gitme kal diyemedim♪ [Ali yer yer sesli olarak eşlik eder]

♪ Bu ayrılık bir çok şeyi♪

♪ Aldı götürdü benden♪

♪ Dostlarım sordular…♪

[kart okuma sesi]

[arka planda mırıldanmalar]

- [kadın sesi] Geldi. - [kadın sesi] Evet, gördün mü?

[alkış sesleri]

[Damla] Gel, gel!

Canımız Ali'miz.

[Damla derin nefes]

[Damla] Biz onun ailesiyiz.

Sevgiyle iyileşecek Ali.

Buradaki sevgiyle.

Çok teşekkür ederim. Çok sağ olun. Çok naziksiniz. Zahmet etmişsiniz.

Yalnız çok önemli bir ricam var sizden, hani bu konu şimdilik aramızda kalırsa.

Hani yayına yansımazsa.

Evet, kivimizi ikiye bölüyorum.

Bir yarısını ezip püre yapacağım, diğer yarısını…

[Damla] Evet değerli izleyicilerimiz…

[Barış Manço'dan Gülpembe]

[Damla]…hayat maalesef bazen de acı sürprizlere gebe.

[Damla] Canımız,

biricik Ali'miz

maalesef bir süredir mücadele ettiği amansız bir hastalıkla karşı karşıya.

Ya…

[Damla] Ali'm…

[erkek sesi] Geçmiş olsun.

Güçlü ol arkadaşım.

Sadece biz değil, bütün Türkiye yanında.

Öyle değil mi Türkiye?

[konuklar hep bir ağızdan] Evet!

[kadın sesi] Seviyoruz seni!

Teşekkürler Türkiye.

[müzik sona erer]

Ceren, senin bunlardan haberin yok muydu abi, ha?

- Maymun olduk millete, şu hâlimize bak. - Hiç olacak iş mi?

- Terbiyesizler ya. - Hayır, hepsini geçtim

ben niye pasta kesiyorum kanser oldum diye?

Niye? Oldu olacak konfeti patlat. Geri zekâlılar!

- Ayrıca Alican kim ya? - Kim?

- Kim Alican? - Kim?

Ali Candemir. Bu kadar zor mu ya?

Zor mu bu kadar? Yeter be.

Püh! Yazıklar olsun!

Lan şifacı hoca dedik güvendik. Hele de şu hâle bak.

- Kendine daha bakamamış ya. - Ne diyorsun abiciğim?

- Ne diyor bu? - Ne bileyim? Arabaya bin sen.

- Tulumumu ver. - Anlamıyorum seni.

- Tulumumu ver. - Ya şuna bir şey de ya.

Tamam abiciğim ne diyorsun sen? Geç arabaya.

Yazıklar olsun, tükür oğlum!

- [tükürme sesi] - [Ceren] Ay!

Çocuğum, yavrum, evladım. Abi hadi arabaya geç.

- Tulumumu ver ya! - Sen şuraya adresini bırak.

- Ben sana tulum yollayacağım. - Tulumu ver ya!

Abiciğim tamam diyorum!

- Bak hâlâ tulum diyor ya. - Ya sen bin arabaya!

- Tulumumu ver ya! - Valla iniyorum arabadan bak.

Yemin ederim iniyorum!

- [Ceren] Saçmalama gel buraya. - İnmeyeceğim, dur çaktırma.

- [Ali] Annem aramadı seni de? - [Ceren] Yok.

Aaa!

Ne? Şey, yazdılar yine kötü kötü bir sürü.

Yok yok destek mesajları böyle şablon falan.

Ne diyor? Oku bakayım.

Vallahi sinirlenmiyorum. Tamam, geçti sinirim.

Böyle memlekete böyle şifacı.

[arka planda nüktedan melodi]

Onun yapacağı karışıma…

Yulafı da bir tarafına soksun.

Aynen memlekette her şey mükemmel, yulaf oldu suçlu değil mi? Harika!

Oğlum vatan haini yazmışlar lan.

Mesela ne alaka vatan hainiyle bunun?

Tarçınla, naneyle yıllarca bütün ülkeyi uyuttunuz.

Artık oyun bozuldu.

Değişim başlıyor.

Aynen, naneyle başlıyor değişim. Aferin onlara.

- Aaa! - Ne?

[gülerek] Yok, yok bir şey, yok.

Ne, ne? Söyle, oku. Oku Allah aşkına.

[gülerek] "Tulumumu ver" yazmış.

- Onun tulumunu sikeyim! - Ay Ali!

Ben kimseye dedim mi bana tulum peyniri getirin diye?

Gördün değil mi, şahitsin.

Geldi programdan çıktı arkamda fıtı fıtı koşturdu geldi.

[taklit ederek] "Alele alele!" yapmadı mı?

[Ceren sesli güler]

Vallahi deliri…

[Ali] Yaşa.

Yaşa, gel sen yaşa.

Gel yaşa.

[dijital uyarı sesi]

Sen de ver arızanı, her şeyin pili…

[kızgın] Her şey bozulsun.

Harikayız.

Allah sabır.

O bidonun yarısı dolu muydu boş muydu?

- Boştu Ali. - Boştu.

Boş bidon, yiye yiye getirmiş pezevenk.

Ne oldu, neye bakıyorsun?

Böyle bir durumda

sence lahmacun doğru bir gıda mı?

Tamam.

Tamam Dayko, sustum.

Ama en önemlisi pozitif olman. Yani pozitif değilsin ki.

- Pozitif misin? Değilsin. - Değilim.

- Değilsin. - Pozitif değilim.

Değilsin.

Tamam bak, ee…

Ben şey yazdım internete,

şeyden önce yapılması gereken yüz şey.

Neyden önce?

Kuzey ışıkları diyor.

Safariye gitmek diyor.

Bir de daha basitleri var.

Böyle bir en yakınlarına seni seviyorum demek diyor.

- Eee? - İşte yani

bir tanesine hemen bir tık atabilirsin.

Ne yapmamı istiyorsun abi sen?

Safariye git Ali.

Seni seviyorum de bana.

- Niye seni seviyorum diyorum ya? - Sevmiyor musun?

Volkan, ben lahmacunumu yiyeyim sen topunu oyna abi.

- Bugün böyle bitsin olur mu? Lütfen. - Aa, sevmiyorsun!

Allah Allah!

Hayır sevmek zorunda da değilsin ki.

Sevmiyorsan sevmiyorum de.

Başkasıyla atarsın tıkını.

- Nesrin teyze ne diyor? - Demiyor bir şey.

- Ne demek demiyor bir şey? - Ben anlatmadım, o da aramadı.

Ne bileyim haberi yok galiba zaten. Telefon bilmez, teknoloji bilmez.

İyi, iyi, daha iyi ya.

Zaten şimdi bilse kadın

üzülecek, helak olacak, sana yerleşecek, bir ton iş.

Boş ver.

Sen şimdi mis gibi tedavini oluyorsun.

Sonra zımba gibi iyileşiyorsun, bitti gitti.

- Öyle mi diyorsun? - Ha…

Girer mi?

Girer mi buradan?

[neşeli müzik ve top sekme sesleri]

Girmedi.

Yani…

Yani kaç saat oldu.

Hâlâ almıyorlar.

[Ece] Ya biz niye bekliyoruz ben onu anlamıyorum şu an.

- Tamam, çağırırlar. - Şş, tamam!

Sen boşuna enerji harcama.

- [Ali] Tamam. - Bende.

- Hayır sen de enerjini harcama diye… - Ali ya!

Dinlenmen lazım.

Negatif enerjilerden uzak duruyoruz, tamam? Üzülmek yok.

Pardon.

Ali Candemir.

Kemoterapimiz vardı ama hâlâ çağırmadılar.

Birazdan çağırırlar hanımefendi.

Neyse ya hanımefendi, bekleriz biz zaten. Çok vaktimiz var ya!

- Kanser bu adam ya. - Bir tanem, bir şey yapalım…

Bekleyelim, sessizce bekleyelim.

Ben zaten doktora da soracağım.

Instagram'da çok güzel bir sayfa buldum. Müthiş anlatıyor.

Kemoterapi tamamen hikâye olabilir Ali.

Her gün çimen çiğneyerek iyileşen bir kadın var.

Bildiğin her gün çimen yiyor.

Ya tabii çimen antioksidan falan ama kemoterapinin yerini tutmaz sanki.

Ama çok acayip şeyler var! Mesela bir tane adam var,

her gün balkona çıkıyor "Ben sağlıklıyım!" diye bağırıyor.

İki ay sonra tamamen temiz.

İlginç.

Ali Bey.

- İneğin dışkısını alın. - Evet.

[kadın hasta] Sıcakken ama.

Böyle güzelce sırtınıza sürün.

Bütün toksinleri, şeyleri yok ediyor. Ya!

Ne diyorsun Ali?

Doğal sonuçta.

Bir tanem sen beni aşağıda mı beklesen?

He?

Tamam, sustum.

[sürgülü kapı açılma sesi]

Merhaba.

Merhaba Dünyalı. Doğru yerdesin.

- Hoş geldin. - Hoş bulduk.

Biz de seni bekliyorduk Dartanyan.

- Dartanyan? - Üç Silahşorları okudun mu?

- Ben yeni okudum da. Atos'um ben. - [Metin] Ben de Portos.

Bir de Aramis vardı ama

"Aramisdan" ayrıldı!

[sesli gülerler]

Ama çok savaştı. Toprağı bol olsun.

- Geç, geç! Ayakta kalma. Otur. - Böyle geçeyim…

Aramis'in yerine.

[sürgülü kapı açılma sesi]

[Güneş] Selamlar beyler.

- Merhaba. - Merhaba.

Evet…

Bilmeniz gerekenler.

- Bir… - Bir.

Adım Güneş.

İki, önceki hemşireyle odaları değiştirdik bundan sonra ben varım.

Üç, öyle dramdır ağlamadır falan hiç sevmem.

Bu hastalığa kimin güçlü olduğunu hep birlikte göstereceğiz.

- Dört. - Bekar mısın?

Beş, sizi hiç ilgilendirmez.

[Güneş] Ayrıca Arda Bey,

sizin burada olmamanız lazım.

Ama Metin Bey'le kanka olduğunuz için artık sizi idare edeceğiz.

Hadi bu da altı olsun.

Evet.

Ali Candemir.

Benim.

Daha mutlu olamam.

Ali Can ne iş yapıyorsun?

Televizyon.

Sabah programı, belki görmüşsünüzdür. Günaydınlar.

- Günaydınlar. - Günaydın.

Kafa gitmiş bunun.

Ali, bu arada.

Sağlıklı yaşam koçuyum.

Sağlıklı! [sesli gülerler]

Evet…

[Güneş] Başlayalım mı?

- Evet, evet başlayalım. - Hadi.

- Hadi bakalım Arda, gel. - Ne yapıyorsunuz?

Efendim bu odadan çok hemşire geldi geçti.

Çok da hasta geçti gitti.

Ama bizim bir geleneğimiz var.

O hiç değişmedi.

- Hadi uzatın elleri. Hadi bakalım. - Hadi, hadi, hadi.

Evet. Evet, buraya. Uzatın.

[hep birlikte] Ooo…

Bir, iki, üç!

Nilüfer.

Nilüfer?

[Nilüfer'den "Dünya Dönüyor" çalar]

Yeni gelenler Güneş ve Ali, hoş geldiniz.

♪ Yıllar geçiyor…♪

- Hoş bulduk. - Hoş bulduk.

♪ …fark etmesen de…♪

Hadi o zaman.

♪ …sen ne dersen de♪

♪ Yıllar geçiyor fark etmesen de♪

♪ Dünya dönüyor sen ne dersen de♪

♪ Yıllar geçiyor fark etmesen de♪

♪ Dünya dönüyor sen ne dersen de♪

♪ Yıllar geçiyor fark etmesen de♪

♪ Dünya dönüyor sen ne dersen de♪

♪ Yıllar geçiyor fark etmesen de♪

♪ Dünya dönüyor sen ne dersen de♪

♪ Yıllar geçiyor fark etmesen de♪

♪ Dünya dönüyor sen ne dersen de♪

♪ Yıllar geçiyor♪

♪ …sen ne dersen de♪

♪ Değmez bu dünya…♪

Bir sorun, sıkıntın, ağrın, sızın falan olursa numaram var artık.

Ara, çekinme, mesaj at.

- Yani saat kaç olursa olsun. - Sağ ol, tamam.

Ya bir de şey…

Geçen gece şarkı söylerken işte

fazla üstüne geldiysem eğer kusura bakma ne olur.

Yani hayat öyle işte tuhaf çalışıyor.

Hem de bayağı bayağı tuhaf çalışıyor. Bayağı!

- Hiç sorun yok. - Yok değil mi, eminiz?

Yok, yok.

İyi, süper. Sevindim.

Ee, benim mesaim biter ve Güneş kaçar.

- Hadi görüşürüz. - Görüşürüz. Hoşça kal.

Sana yazılıyor mu bu?

Yok ya.

Çocuk yapacak mısınız?

Oha!

[tempolu müzik]

Hocam siz bize bugün ne sağlıklı tarif hazırlıyorsunuz?

Ben bugün çiya tohumuyla, yoğurtla size harika bir karışım yapacağım.

Tek ricam içeriğini sizin okumanız.

Tabii ki hocam. Seve seve.

Şimdi çiya tohumunun içerisinde çok yüksek Omega…

[tempolu enstrümental müzik devam eder]

[müzik sona erer]

Doğum günü partim var. Kostümlü!

Manitalarınızı alın gelin. Benimki de geliyor.

Ya senin kostümlü partin mi var ya?

Manitası olması daha şaşırtıcı değil mi?

Niye şaşırdınız ki?

Al bak.

Kavgalıyız bu ara, çok boşladık.

Kemo memo derken ilgilenemedik.

[sesli gülerler]

Geliriz, tamam.

[Güneş] Evet beyler…

- Nasılız? - Bombastik hatta fantastik.

Harika.

- Sayın Arda Bey? - Normal.

Peki… Ali Bey?

Çok mu oluyor ağrın?

Yani.

Yani aslında bir şey var.

Ama şifa gibi değil.

Ağrına yardımcı olur en azından.

Tabii önce ona gitmemiz lazım…

[merak uyandıran müzik]

[fısıldayarak] Canavara.

Canavar mı?

[korkunç kahkahalar]

[tren düdüğü sesi]

[korkunç çığlıklar]

[korkunç kahkahalar]

[korkunç homurdanmalar]

[raylarda ilerleyen vagon sesi]

Keşke ben dışarıda bekleseydim ya.

[yüksek sesle] Elini de tutayım mı? Ha?

İster misin?

Şimdi bir yerlerden biri çıkacak abuk sabuk bağıracak falan,

ben böyle bir anda olan şeyleri sevmiyorum hiç.

İki üç oyuncak, biraz ışık, biraz ses. Başka bir şey yok, ne abarttın sen de!

[raylarda ilerleyen vagon sesi]

[korkunç uğultular]

Durdu, durdu…

- Yok bir şey ya. - Durmalı mıydı?

- Bilmem. - Niye durdu şimdi?

[gök gürültüsü, şimşekler]

- [korkunç çığlık] - Ananı!

[darbe ve yere devrilme sesi]

Şenol Abi!

[gerilimli müzik]

Birden çıktı.

[naylon torba hışırtısı]

[Güneş boğazını temizler]

Şenol bey, ben az önce

içerde kullandığım talihsiz kelime için tekrar özür dilerim.

Yoksa annenizle benim herhangi…

[Güneş boğazını temizler]

Abi kusurumuza bakma lütfen.

Güneş'im,

kızım sana zahmet şuradan sebilden bir sıcak su doldurup getirsene ya.

Hemen abi.

Bu Güneş var ya, bir tanedir he.

Canımdır benim.

Beraber çok vakit geçirdik.

Siz de mi?

[Güneş] Evet…

Ama zımba gibi.

İyileşti.

[Şenol] Hem de üç kere.

[Şenol] Son zamanda temizlendi diyorlar.

Bakacağız artık.

- [alçak sesle] Ne yapacak? - Sırası geldi.

[fısıldayarak] Bağıracak mı?

[fısıldayarak] Sevdin mi?

Bayıldım, hep gelelim. [Güneş güler]

[Şenol korkunç çığlık atar]

[Şenol] Hani ben bağırıyorum ya,

yumuşatıyor biraz, iyi geliyor çay biliyor musun?

- Afiyet olsun. - Afiyet olsun abi.

Seninki neredeydi Ali?

Ne nerede?

Ha! Ee…

Ha… Olay zaten biraz da kafada bitiyor.

[Şenol sesli gülümser]

Abi biz aslında senin şu şeylerden almaya gelmiştik.

[alçak sesle] Ağrı kesicilerden.

[merak uyandıran müzik]

Eee?

Bekle!

[arka plan lunapark sesleri]

- E yani, bir şey olmuyor. - Az sabret, olacak.

- Ha… - Hım?

[sesli gülerler]

Ha?

- Hey! - Hey!

- Hey! - Ye!

[Güneş sesli güler]

[Here Comes The Pain Again çalar]

[şarkı sona erer]

Çok güzel bir akşamdı, teşekkür ederim.

Beğenmene sevindim.

Güle güle kullan.

[arka plan lunapark sesleri]

İyi misin gerçekten?

Aklıma geliyor sürekli.

[arka planda duygusal müzik]

Çok fazla oluyor bu aralar ama normal herhâlde.

Tam bir şeye sevineceğim mesela

ya da bir plan yapacağım kafamda, bir hayal kuracağım falan…

Küçükken de sevmiyordum; doğum günleri, sürprizler.

Aniden olan her şey kötü geliyor bana.

Hiçbir şeye hazırlıksız yakalanmak istemiyorum sanki.

Bak bu da bir anda geldi mesela.

Bir anda geldi,

bir anda da gidecek.

[tıraş makinesi vızıltısı]

[Ali] Sağ ol abi.

[tıraş makinesi sesi]

- Yapma, yapma, yapma! - Abi böyle bırakamam.

Volkan gerek yok, vallahi gerek yok.

- Hayır Ali, yapacağım. - Volkan yapma abi, yapma hiç.

Sen ne yapacağımı düşünüyorsun?

Sen ne yapmayı düşünüyorsun ki?

Yani alnımın ortasına bir tane kıl çıkmış böyle duruyor, onu alacağım.

Ha.

Tamam, onu yap canım.

Ben öteki türlü bir şey varsa aklında onu yapma dedim.

Ha, yok! Öyle bütün saçımı niye kazıyayım canım, kesmem zaten.

- Ama istiyorsan keserim. - Hayır, kesme. Yap demedim öyle bir şey.

Benim geç uzuyor. Kıvırcık ya.

Abi açıklama yapmana da gerek yok. Ben zaten başta yapma dedim Volkan.

İstiyorsan keserim.

[Ali derin nefes verir]

İstedin gibi…

Sen bir istedin.

[Ece] Uf, çok geç kaldım.

[Ece] Ay, küpemin tekini bulamıyorum ya.

[ayak sesleri]

[Ece] Hah!

[Ece] Aşkım.

Ne yapıyorsun sen?

Hazırlanıyorum.

Bebeğim benim ya…

Kıyamam ben sana.

Kıyacak bir şey yok, madem önemli bir gece ben de yanında olacağım.

Ali ya…

Sen çok iyi bir insansın.

Ay. [Ali sesli gülümser]

Ağlamayacağım. [Ece derin nefes]

Ben senden böyle bir şey isteyemem ama.

O kadar insanın içine sokamam seni.

Şimdi seni görecekler, sorular soracaklar falan.

[Ece] Rahat vermeyecekler, bakacaklar sürekli.

Ben de sevmiyorum zaten galaları biliyorsun.

Ben işimi halledeyim,

pıt pıt döneceğim yanına.

- Tamam? - Tamam.

[öpücük sesi]

- Oh! Tamam? - [fısıldar] Tamam.

[hüzünlü müzik]

[Ece] Koltukta uyumuyorsun ama!

- Keşke Ali de bizle olsa ya. - Ne biçim konuşuyorsun ya, ölmüş gibi.

Her şeyi de oraya çekme canım, kafası yerinde değil ya onun için dedim.

Kafası diyor, en hassas yeri, bilmiyormuş gibi ya!

Onu mu diyorum Ceren? Ev cenaze evine döndü ya, onun için…

- Bir de göm tam olsun. - Ay, Ceren!

Ay, ne?

Ben duyuyorum sizi, buradayım ben.

Dayko'cum biz ne yapıyoruz şu an? Ha?

Ne yapıyoruz şu an? Kız gitti. Mal gibi oturuyoruz burada.

Haklı.

[Volkan] Hayır sen o tatlı gömleğinle böyle oturacaksan evde,

bari kalk köpeği çişe çıkar, çiçekleri sula, evi falan temizle.

Biz de Ceren'le beraber koltukta çürüyelim böyle kök salalım dibimize.

Doğru söylüyor.

Kız gidecek gününü gün edecek, benim Dayko'm burada depresif depresif.

Yok, ben bunu kabul etmiyorum. Üç günlük dünya ya.

- Üç günlük dünya ya. - Üç, üç.

Bir de sadece senin için de değil ha, sen geldin gidiyorsun.

- Bize bir faydan oldu mu? - Yoo.

Yarın öbür gün ölüp siktir olup gideceksin biz daha buradayız!

Bir günden bir güne şu iki kardeşine faydan mı oldu ya?

Tuttun kolumuzdan bir yere götürdün, birileriyle mi tanıştırdın?

- Yoo! - Yok!

- Hadi sen götüremedin, biz götürürüz ya! - Ya!

Sen tanıştıracaksın, ünlü olan sensin.

Biz böyle kaldık kakalak gibi, birbirimize baka baka gebereceğiz.

- Bir boka yarasan ölür müsün ya? - Ölür müsün Aliko?

- Bu kadar zor olmamalı. - Olmamalı.

[bağırarak] Kalk siktir git üstünü değiştir çabuk!

- Dışarı çıkıyoruz. - Kalk lan!

Kalk!

- Tamam. - Hadi çabuk.

- [Ali] Tamam. - Hadi.

Seri, seri, seri!

[sahne boyunca arka plan kalabalık mırıldanmalar ve müzik]

Aliko'm ya… Ne yapalım senin için?

İşi bırakalım mı lan?

Bilmem.

Fark etmez.

Bırakalım.

Sosyal medyaya ara verelim o zaman biraz, ha?

Olur, verelim.

Tatile yollayayım mı ben seni? Böyle iki üç gün git kafa dinle bir yerde.

Bakarız, olur.

Dayko…

- Sana bu akşam eskort çağıralım mı? - Çüş!

- Ne be? Yarar işe işte. - İnanılmaz bir adam ya.

[telefon mesaj sesi]

Selam.

Selam.

[sesli güler] Hoppala!

- Hayır lan, ne hoppalası? Şey… - Ne?

- Hastaneden hemşirem. - Ağzın kaydı, hemşiren.

Hayır, öyle selam vermeyeyim dedim canım! Hemşirem yoksa.

- Biz dart oynayalım gel. - Tabii canım!

- Ceren de benim hemşirem. - [Ceren] Yersen.

- Hemşire, dart oynayacağız. - Nereye gidiyorsunuz?

İkiniz birden kalkmayın. Çok saçma duruyor.

- Kalktık. Çok öpüyorum. - Dart oynayacağız.

- Sen kal bari Ceren. - İşim var benim.

[Ceren] Hemşirenmiş, yesinler senin hemşireni!

[Güneş yorgun nefes]

[şişe açılması sesi]

- [Volkan] Tak! - [Ceren] Hah, geldi!

[Volkan] A-ha!

[Güneş derin nefes]

Arkadaşların.

[Güneş sesli güler]

Bayağı meraklılar.

Sağ olsunlar, hiç beni yalnız bırakmazlar. Canlarım.

Siz hep böyle misiniz?

Yani hep üçünüz müsünüz?

Kız arkadaşın gelmiyor mu?

Yani magazinden biliyorum, yanlış anlama.

O genelde çok çalışıyor.

Bugün de

yeni projesinin kutlama yemeği,

eğlencesi, bir şeyi var.

Haa…

Senin erkek arkadaşın hiç

gelmiyor mu hastaneye falan?

- Yok ya, gelmiyor hiç. - Ha… Anladım.

Yani öyle biri olmadığı için

gelemiyor desek daha doğru olur.

Yoksa nasıl gelsin?

Değil mi yani, yoksa nasıl gelsin?

Şaşırdım yani olmamasına.

- Niye? - Yani…

Bulalım sana birini.

Bulalım.

Olur.

Bana uyar. Bana birini bulalım.

Pardon! Kaleminiz var mı?

Kalem rica edeceğim.

Teşekkür ederim.

Nasıl bir erkek arkadaşın olsun?

Nazik olsun.

Komik olsun mesela.

Çok güldürsün beni, bayağı güldürsün.

[Güneş] Bir de ben senin gibi değilim.

Sürprizleri severim.

Öyle bir anda girsin hayatıma.

Böyle, "Allah Allah ya…

Ne alaka şimdi ne oluyor?" falan diyeyim kendi kendime.

[Güneş] Sonra

yavaş yavaş alışayım ona.

Buyurun… Böyle biri miydi?

Bakalım, bakalım.

[Güneş sesli güler]

[Güneş] Evet.

Tam olarak kesinlikle

böyle biri.

- Tam tarifine göre çizdim. - Yalnız…

[Volkan] Ali!

12'den vurunca ne oluyordu?

Böyle attın dartı mesela 12'ye şak diye oturdu, ne oluyordu öyle olunca?

Böyle maşallahlık bir attın, böyle şey yaptın…

Ben Volkan, merhaba.

- Merhaba, Güneş. - Merhaba, ben de Ceren.

- Volkan'ın hemşiresiyim ben. - Evet. Hemşirem.

[hareketli neşeli müzik]

[görevli] Ali Bey, hoş geldiniz.

Ama size haber vermediler mi?

Neyi haber vermediler mi?

[görevli] Arkadaşlar Ali Bey gelmiş. Ne yapacağız?

[Damla] Nefes egzersizi. Ama bir şeyler düşünmemiz lazım ona.

[Sinan] Yani…

Ali!

[Sinan üzgün] Bize ne oldu ya?

[ağlamaklı] Ali bize ne oldu ya? Ah!

Merhaba Sinan, merhaba.

Gerçekten yeni duydum ya. Çok üzüldüm.

- Sağ ol, teşekkür ederim. - Tümör?

Hı hı…

Nerede? Burada, orada. Nerede?

- Burada. - Orada…

Aynısı amcamın akrabasında vardı biliyor musun?

Tabii çok erken kaybettik yani maalesef.

- Başınız sağ olsun. - Eyvallah, eyvallah.

Bir arkadaşımız daha vardı yine aynı şekilde böyle tümörlü.

O da çok erken gitti ya. Hiç dayanamadı yani, direkt cortladı.

Eyvallah.

- Biri daha vardı, kimdi ya? - Ben gideyim Sinan'cığım. Kolay gelsin.

- Görüşürüz. - Bizim üniversiteden bir arkadaşımız ya!

Aynı senin gibi.

- Kanser. - Hı…

Yendi.

[Ali] Bravo.

Ama trafik kazasında öldü.

Yani?

Yani bazen zorlamamak gerek.

- Ama iyi gördüm seni, vallahi iyi gördüm. - İyiyiz iyi.

- Doğrul ya! Pes etme, daha devam. - Tabii.

- Görüşürüz. Sevindim seni gördüğüme. - İyi gördüm seni.

- Kolay gelsin. - Vallahi billahi iyi gördüm ya.

Ali!

Yaşa.

[Ali] Sevgili Ali Candemir'e bugüne dek

programımıza yaptığı katkılardan dolayı en içten teşekkürlerimizi sunarız.

Yeniden yollarımızın kesişmesini temenni eder,

devam eden tedavi sürecinde kendisine sağlık ve esenlik dileriz.

Kurumsal bir yer.

İş yetişiyor tabii.

Bizim de durumumuz belli değil. Kanser, manser.

Manser…

Ay, Ali çok…

- Özür dilerim, hayatın… - Doğal akışında birden çıktı, evet.

[fısıldar] Evet Aliko.

[arka planda hınzır müzik]

Esenlik dilemişler bana.

Olmamış o.

Olmamış.

- Rujun var mı? - Ne yapacaksın ruju?

Rujunu versene.

- [Ceren] Al. - Ver.

[sesli gülümser]

Aa, aptal!

[sesli güler]

- Sen manyaksın biliyorsun, değil mi? - Devam et.

Hadi devam et.

[müzik sona erer]

Ee tamam, okuma artık ya!

- Görmüyor musun neler yazıyorlar? - Yazıyorlar işte, tamam alış buna artık.

Güneş tatlı kız ama değil mi? Sevdim ben.

[flaş haber sesi]

- Bu ne ya? - Ne, ne ya?

[erkek sesi] İlk bölüm kutlamasında samimi anlar!

- Ee tamam, bölüm kutlaması, olur. - Dur bir şey diyor.

[erkek sesi] Güldüler, dans ettiler, sarıldılar!

Bak…

Aa…

[erkek sesi] Sevda Limanı dizisinde yeni bir aşk mı doğuyor?

Aa! Ver bakayım sen şunu.

[erkek sesi] Günaydınlar programından tanıdığımız

[erkek sesi] kanser hastası olan Ali Candemir aldatılıyor mu?

Allah Allah!

Ali, dur Ali! Ali bir dur.

[arka planda gergin müzik]

Ben döveyim mi bu çocuğu?

Ne dövmesi abi, konuşacağız ya.

Yok, yok… Şimdi senin elini ayağın da tutmuyordur ondan böyle diyorsun.

Ben kırayım çenesini bunun.

Kardeş, bir konuşalım mı iki dakika?

Müsaade eder misin ya bize?

Aa sen, şey…

- Ha ha… - [düşünür]

Ali!

N'aber abi? Geçmiş olsun.

Geçmiş olsun mu olmasın mı ona biz karar veririz.

Sen diziyle gerçek hayatı biraz karıştırıyorsun galiba.

- [Volkan] Öyle görünüyor. - Olaylar…

Saçma sapan haberler, kusura bakma.

Kusura bakılır mı bakılmaz mı ona biz karar veririz kardeşim.

- Dur, ben konuşacağım. - Ha, tamam.

Ne oluyor ya öyle? Ayıp ediyorsunuz beyler.

Ayıp olur mu olmaz mı ona biz karar veririz kardeşim.

Kurban olayım bir müsaade edersen ben halledeceğim şimdi.

Ha, tamam.

Sen manitana sahip çıkamıyorsun bana mı kuruluyorsun?

- Ne diyorsun lan sen? Ne demek manitana… - Ali sen dur. Sen ne diyorsun ya?

- Ya çek elini be. - Hayırdır ya sen?

[yumruk sesi] [Volkan] Ah! Çenem!

[yumruk sesi]

- [Volkan] Ah, çenem! - Ne demek lan manitasına sahip çıkamıyor?

- Ha? - İyi misiniz?

- Ne diyorsun sen? - Ya ben onu mu diyorum ya?

Git Ece'ye sor, sözüm var zaten.

Oğlum bak geveleme ağzında öldürürüm seni, söyle!

Rolü kabul etmiş, Malaga'ya gidiyor.

Hiçbir boktan haberin yok, aptal herif.

- Aptal mı? Sensin lan aptal. - Atın şunu be!

[Volkan] Senin çeneni kırarım.

Ali ya!

[Ece] Ali ya!

Ne işin var senin burada?

Ne ara çektiler onu sette, her yerden de çekmişler.

Ama bir şey diyeyim mi? Hep senin karşına çıkıyor.

O kadar yayılmadı bence yani.

Kaç bin kişi izlemiş Ali.

Sen niye geliyorsun ki sete?

Şimdi patlatacaklar bombayı yok

ölümde döşeğindeki sevgilisini aldatıyor bilmem ne diye.

Uğraş dur.

Dur bakalım belki yarın öbür gün başka bombalar da patlar.

[merak uyandıran müzik]

- Ne demek o? Ne bombası? - Bilmem yani.

Bana söylemek istediğin bir şey var mı?

- Evet. - Hah!

Yani aslında var.

Ali.

Bizim bunu telafi etmemiz lazım.

[müzik sona erer]

Nasıl?

[gerilim müziği]

[patlayan flaş ve deklanşör sesleri]

- Evet herkes hazırsa… - Başlıyor muyuz?

Hepiniz hoş geldiniz arkadaşlar.

Bu basın açıklamasını yapma gereği duyduk açıkçası çünkü

sette talihsiz bir olay yaşandı biliyorsunuz.

Ama aldatma ya da herhangi bir şey söz konusu değil tabii ki.

Ali'nin böyle hassas bir döneminde de bu yakıştırmalar çok çirkin.

Ama görüyorsunuz işte buradayız.

Karşınızdayız.

Ve…

[fısıldar] Aşkım.

…en önemlisi

beraberiz.

[gazeteci] Ali Bey, siz bir şey söyleyecek misiniz?

Ben ayrılmak istiyorum.

[gazeteciler] Ali Bey, aldatıldığınız doğru mu?

- Batu Bey'le alakası var mı? - Lütfen açıklar mısınız Ali Bey?

[Ece] Şuna bak ya!

[Ece] Neler yazmışlar.

[Ece] Bu kim ya?

Ay bu kim?

[Ece] Sayende, Ali…

Ya madem böyle bir düşüncen var orada mı söylenir?

Rezil ettin beni herkese.

Ayrıca tamam, git. Git!

Beni en zor anımda bırak git yani.

Ne gülüyorsun? Konuşsana Ali.

Şunu çıkar ağzından, çocuk musun sen?

Çok şey söylemek istiyorum ama çok üşeniyorum.

Ha değmez diyorsun yani.

İyi, tamam.

Tamam.

Git diyorum o zaman.

- Gideyim. - [Ece] Hı hı.

Git, eşyalarını yollarım arkandan zaten.

Tamam, gideyim.

Gerçi benim evimdeyiz ama gideyim.

Diablo gel gidiyoruz.

Hayır, ne alaka? O benimle kalıyor!

[Ali] Diablo.

[Ece] Gel! Gel!

[Ece] Gel aşkım, gel böyle. Gel.

Sana da yazıklar olsun Diablo.

[Ece] Bencil herif ya.

Sanki hasta olan tek kişi kendisi.

Ne büyüttü, ne abarttı her şeyi.

Umarım her şey istediğin gibi olur Malaga'da.

Sen…

[Ece] Ali dur, dur.

Özür dilerim.

[Ece] Ama…

Bu benim hayatımın fırsatı gibi bir şey falan yani.

Ve böyle şeyler

bir kerecik gelir insanın başına.

Doğru.

Haklısın, tadını çıkar.

Sen iyi olacaksın ama değil mi?

[üzgün tonda] Ali ya…

[hüzünlü romantik müzik]

[gök gürültüsü ve yağmur sesi]

[dijital alarm sesi]

[dijital alarm sesi]

[dijital alarm sesi]

[dijital alarm sesi]

[Ali] Nasıl ya?

[alarm sesi] Şimdi mi ya?

[alarm sesi] Gerçekten şimdi mi abi?

[alarm sesi] He?

[alarm sesi]

Seni de Allah kahretsin, seni de Allah kahretsin!

Allah'ım! [kızgın bağırarak] Allah'ım!

[kapı çarpma sesi]

[Ali derin nefesler verir]

[kızgın mırıldanır] Senin ben…

Allah kahretsin.

Ulan…

[derin nefes alıp verir]

[müzik sona erer]

[Arda] Şişt, Dartanyan!

Doğum günüme geleceksin, değil mi? Bak, unutma!

Yok, unutur muyum Arda'cığım? Geleceğim.

Hah, tamam.

İyi akşamlar. Benim kemoterapim vardı.

Iıı… Siz iyi misiniz? Yardım ister misiniz?

Ali Candemir ben. Ali Can yazıyorlar hep, yanlış oluyor.

Kemoterapim vardı pazartesi de şimdi alabiliyor muyum tedavimi?

- [Ali] Biliyorum şu an saçma bir saat ama… - Ali?

[kafeteryada arka plan mırıldanmalar]

- Ne yapıyorsun? - Peynir bulmaya çalışıyorum.

Hım…

Peki…

Niye yağmurda kendi kendine klip çekiyordun?

Pili bitti arabanın, telefonun da.

- Taksi de gelmedi hiç. - [Güneş] Allah Allah!

- Ben de duş alayım dedim. - Yağmurda?

Hiç peynir yok, farkında mısın? Sıfır peynirli bir tost yiyorum şu an.

Anladım ben seni ya.

Sen karamsar olacağım diyorsun.

Karamsar olmak değil de yani

güzel bir şeyler yemeyi özleyeceğim, onu biliyorum. Bu değiliz yani.

Ne yemek isterdin peki şimdi?

İçinde peynir olan bir tost.

Ya uf, ciddi soruyorum ya!

Ne bileyim, mesela…

- Şöyle deniz kenarı. - [Güneş] Hım?

Ferah bir yer.

Güneşli bir gün.

Basit bir balık ekmek.

- Güneşli bir günü çözdüğümüzü düşünüyorum. - Bence de.

Deniz kenarı, ferah bir yer, basit bir balık ekmek.

Biraz uzak

- ama bildiğim çok iyi bir yer var. - Hı…

Çok güzel balık ekmek yapıyor

ve kendisi de şahane biri.

Çok güzel.

Şöyle yaparız;

dört saatte gideriz,

bir saatte falan yesek,

- dört saatte de geri döneriz. - Sabah yedi, ne yaptın?

Benim yarınki nöbeti başkasıyla değiştiririz.

Benim arabam çalışmıyor.

Benim arabayla gideriz.

- Ha… - [Güneş] Hı…

De, ama önce senin

üstünü halletmemiz lazım.

[Ali] Bu böyle diyorsun yani, normal.

Ya o biraz arada takılıyor ya.

- Çocukluğuma iner miyiz böyle? - Saçmalama ya, birazcık çaba göstersen.

[Güneş] Biraz iter misin? [koltuk sesi]

Bu nasıl?

Müthiş.

Sen, sen ol sakın bu dik duruşunu bozma.

Ya dalga geçme, böyle yol gidemem ben ya. Dur.

Bir daha. [mekanik dişli sesi]

Hah!

- Hah! İyi misin? Tamam mı? - İyi, iyiyim.

Oh!

Çıkalım yolumuza.

[derin nefes] [emniyet kemeri sesi]

Bu arada, [emniyet kemeri sesi]

benim sana bir şey söylemem lazım.

- Ha? - Çok iyi bir şoför olduğum söylenemez.

Hiç kazam yok, ben kimseye çarpmadım ama hep bana çarptılar.

[araba çalışma sesi]

Bak aslında biraz bekleyince insan doyuyor biliyor musun?

Bak sus.

Sus sonra çok pişman olursun ama sus.

[vitese atma sesi]

Bu arada,

yerler ıslak ha.

Yani yağmur dindi ama [fısıldar] yerler ıslak.

Bak, ameliyat önlüğüyle arabaya binmişim,

ne olur beni germe daha fazla lütfen.

Yerler ıslak, yerler.

[Güneş] En azından

[Güneş] yağmur dindi. Hadi bakalım…

[Güneş] Silecekler de çalışmıyor galiba.

[tempolu müzik]

[müzik sona erer]

Ben ayrılmak istiyorum.

[sesi güler]

Pardon ya.

Ama o kadar iyiydi ki bir de canlı yayında yani.

Ee tabii ayrılmanız falan kötü olmuştur ama

belki barışırsınız.

Yok, yok…

Hani böyle gömleğin düğmelerini

baştan yanlış iliklersin ya bizimki de o hesap.

Hı…

Ne kadardır birlikteydiniz?

İki sene. Ama ilk haftadan sonrası uzatma diyebiliriz.

Hı…

[işaret diliyle] Seninle aynı fikirdeyim.

Neydi o şimdi?

[mırıldanır] Ahh…

[işaret diliyle] Senden hoşlanıyorum.

[işaret diliyle] Sen de hissediyor musun?

Yani bence de Fenerbahçe'nin 3 Temmuz süreci gerçekten çok zorluydu.

- O dönem… - Ya, çok adisin ya!

Ama ben işaret dili bilmiyorum ki.

Hayır sen cevap ver diye değil zaten, ben…

Ben öyle bir şeyler söylemek istedim.

Tamam, hadi bir şey daha söyle, ben anlamaya çalışayım ne olduğunu.

Söyle.

[keyifli müzik]

[müzik sona erer]

Bak şimdi, hayatında yiyeceğin en ama en iyi balık ekmeğe hazır mısın, hı?

Vallahi içinde balık olsun da ekmeğin artık en iyisi olmasa da olur yani.

- Peki, dönelim o zaman. - [Ali] Hayır, hayır!

Hayatımda yiyeceğin en iyi balık ekmeğe çok hazırım. Buyurun.

Söz dinle biraz ya, biraz güven.

Evet, geldik.

Bir dakika, Fedon mu o?

- Ya, sus! - [Ali] Ee, duymuyor dedin.

[romantik müzik]

Merhaba, Ali ben.

Ne yapıyorsun? Böyle yapınca duydu mu?

Çok bağırdım değil mi? Çok saçma oldu.

Merhaba, merhaba.

- Dudak okuyabiliyor. - Ha…

[işaret diliyle] Güneş çok gıcık biri.

[işaret diliyle] Onu dikkate alma.

Ne?

Ben harika biriymişim.

Kıymetimi bilmeliymişsin.

Yoksa karşında onu bulurmuşsun.

Çok güzel.

Konuşsana.

- Dudak okuyor dedin. - Ben okuyamıyorum.

Bana ne?

Tuvalet içeride.

- Bak, sen de okuyormuşsun. - Duydum.

Pardon.

Merhaba.

[mutlu müzik]

[müzik sona erer]

[Ali] Fedon abi,

ben hayatımda böyle balık yemedim.

Mükemmel.

Çok güzel.

Hangisi doğru?

Yanlışlıkla küfür falan etmeyeyim sana.

Çok güzel.

[Ali] Ha…?

[Ali] Haa…

Balığı yedik işte balığı.

Kim, ne?

Ha, Güneş'le mi?

Öpüş…

Yok!

Hemşirem.

Gerçekten yok, hasta hemşire gizliliği. Yasak.

Yasak olmasa diyorsun.

Yasak işte.

Yasak… O değil de kaptan, bir şey soracağım.

Bana bir şey yaptı, şöyle bir şey yaptı.

Böyle dedi.

Böyle, böyle dedi. O ne? Ne dedi?

Seni bekleyeceğim.

Ne kaynatıyorsunuz bakayım siz?

[Tuncay] Ahh! Uuh!

Hiç öyle, aramızda konuşuyoruz, yazışıyoruz.

Ne yazıyor o kâğıtta?

Hiçbir şey yazmıyor. Ağzımı sildim.

- Ağzını sildin? - Evet.

- Ne saklıyorsun ya? - Gerçekten aramızda.

Ben biraz hava alıp geliyorum.

- Ya versene! - Veremem, hayır ya.

Siz biraz muhabbet edin, ben öndeyim hadi.

- Adam bir sırrını yazdı belki. - Ne sırrı ya?

Hayır, vermeyeceğim. Veremem.

- Versene! Ne saklıyorsun? - Hayır, veremem.

- Sır mır olamaz. - Her şeye hâkim olamazsın.

- Bakacağım ne yazıyor! - Vermeyeceğim, Güneş dur!

- Versene. - Kal orada!

Bir adım daha atarsan suya atarım.

- Öyle mi? - [Ali] Aynen öyle.

- Peki o zaman. - [Ali] Dur, dur!

[su sıçrama sesi]

[romantik müzik]

[Ali] Ah!

[romantik müzik devam eder]

[müzik sona erer]

Çok eski zamanların birinde,

evvel zaman içinde,

kalbur saman içinde,

Fenerbahçe diye çok büyük bir kulüp varmış.

Bravo ya.

Gerçekten bu mu anlatacağın masal?

Ben uyudun sandım, kafama göre anlatıyorum.

Tamam başka masala geçiyorum, uyu sen.

Kalbur saman içinde,

dünyalar güzeli çok güzel bir prenses varmış.

Hıh! Ha şöyle…

Fenerbahçe'den teklif almış.

Hadi ya… Gerçekten! Of. Uuf!

Tamam, Fenerbahçe'siz masal. Peki.

Bu dünyalar güzeli prensesin

çok kötü kalpli kral bir babası varmış.

Yaa…

- Kral derken, görev itibariyle kral. - Düzgün anlat!

Tamam.

Bu kral, kızının hiç kimseyle evlenmesini istemiyormuş.

Kızın da çok sevdiği fakir bir sevgilisi varmış.

Kız bir gün gitmiş, sevgilisine bu durumu anlatmış.

Babam izin vermez evlenmemize demiş.

Çocuk da ben onunla konuşur ikna ederim demiş.

[arka planda hafif dalga sesleri]

[romantik müzik]

[müzik sona erer] [telefon çalar]

[telefon çalmaya devam eder]

[dijital bağlantı sesi]

[Ali] Alo?

Anne, şu telefonu bir düzgün tut bir yüzünü görelim ne olur ya.

[Nesrin] Evladım Ali'cim, ben görüyorum senin yüzünü, görmüyor musun sen beni?

Tamam, hiç aramıyorsun oğlunu merak etmiyor musun nasılım, iyi miyim?

[Nesrin] Ya ediyorum tabii Ali'ciğim, nasılsın iyi misin?

İyiyim, iyiyim.

Gel, gel, gel.

Bak senin kiminle tanıştıracağım bak.

- Hayır, yok, yok! - Gel, gel, gel.

Bak kiminle tanıştıracağım.

Merhaba, nasılsınız?

[Nesrin] Merhabalar Güneş kızım, iyiyim siz nasılsınız?

[Nesrin] Ay çocuklar, hadi iyi eğlenceler, benim acelem var.

[Nesrin] Komşular gelecek, hadi görüşürüz.

Diyor musun bir şey? [bağlantı kesilme sesi]

[mırıldanır] Kapattı.

[romantik müzik]

[müzik sona erer]

Görüşürüz Fedon abi.

Seni çok sevmiş.

O kadarını anladım, anladım.

[romantik müzik]

[müzik sona erer]

Çok tatlı bir abimizmiş ya.

Siz nereden tanışıyorsunuz?

Babam.

Annem, babam, ben, üçümüz bir trafik kazası geçirdik.

Annemi kaybettik.

Babam da işte kazadan sonra…

İyiyiz ama ya.

Mutluyuz.

Bugün güzel.

O zaman buraya kadar gelmişken

ben de seni yol üzeri biriyle tanıştıracağım.

Kimle?

[neşeli müzik]

[el freni sesi]

[kapı açılma sesleri]

[kapı kapanma sesleri]

Buyurun.

[müzik sona erer]

[ayak sesleri]

[horoz öter]

[Güneş iç çeker]

Madem bilmiyor annen durumu hiç şey yapmasa mıydık?

Geldik artık, evdeyiz.

Zaten siz tanışıyormuşsunuz?

Nereden biliyor annem seni?

Vallahi düşündüğün gibi değil bak açıklayabilirim.

Anne?

[hüzünlü müzik]

[müzik sona erer]

Bir çay may, bir şey yapayım.

Anne.

Uf! Ya tamam, oldu bitti işte.

Ya bak geçen hafta sonuçlar geldi.

Her şey temiz çıktı, kurtuldum artık.

Yani bir sene önce çıktı her şey.

Erken teşhis dediler.

Ben de kötü düşünmedim.

Ama sonra senin televizyonda haberini duyunca;

şimdi dedim böyle yanına gideceğim,

beni görecek, iyicene morali bozulacak.

Bu yüzden gelmedim, aramadım.

Seni Güneş'e emanet ettim.

Beni iyileştiren hemşirem.

Sırdaşım.

Ama artık kızım.

Siz bayağı arkamdan,

planlı programlı… Bravo.

[kapı açılma sesi]

[Volkan] Nesrin teyze seninkiler teknede aşko kuşko olmuşmuş.

- Volkan? - Yok.

Değilim.

Benziyoruz.

- [Volkan] Abi, biz senin annenle… - Ha?

Yani,

ben senin anneni…

Aslında

annen de…

Iıı…

Daha doğrusu annen,

ben…

- Volkan bağla cümleyi, Allah aşkına bağla. - Yardım ediyoruz.

Yardım ediyorduk. Yardım ediyorum.

- [Volkan] Destek oluyorum. - Tamam.

Ben başından beri biliyorum bütün süreci.

Güneş de benim kankam. Bayağıdır tanışıyoruz.

Ha…

[Volkan] Annen hiçbir şey öğrenmeni istemedi abi.

- Ceren? O da mı işin içinde? - Yok, yok. Ceren yok. Ceren niye olsun?

Ceren yok. Ceren yok. Sadece üç kişi.

Güneş, ben, annen.

[kapı kapanma sesi] [Ceren] Nesrin teyzem!

[Ceren] Ben gerekli olan her şeyi aldım ama kerevizi bulamadım. Tamam mı?

[Güneş] Ceren!

Gelme dedim.

Ama gelme dedim.

Götünden ayırmazsın o telefonu.

Bakmıyorsun.

[Volkan] Gelme dedim, mesaj yazdım.

- Hoş geldin. - Merhaba Aliko'm.

[Volkan] İstiyor musun daha?

- [Volkan] Sen ister misin? - [Ali] Yok, sağ ol.

Evet…

[Güneş] Ot kavurmamız da geldi.

- Bol tulum peynirli, Ali pek sever. - [Ali] Ya!

Ellerine sağlık, her şey pek güzel olmuş.

- Afiyet olsun. - Ya bu kızı alan yaşadı zaten ya.

- İki dakika bir zevzeklik yapma. - Ay sus be! Yemeğini ye.

Çok marifetlidir.

Sen içiyor musun yaptığı karışımlardan?

İçiyorum, içmez miyim?

Benim çok güzel dostlarım varmış. Teşekkür ederim, sağ olun.

Evet, hepsi pırlanta gibi çocuklar. Bak ben hiçbir şey söylemedim.

Kendi kendilerine organize oldular,

beni hiç yalnız bırakmadılar.

Ya bana kıl dönmesi oldu ya…

- Kuyruk sokumundan, yara olmuştu hani. - Ya detay verme, ya! Verme işte detay!

[Volkan] Hatırlamaz diye ya!

[Volkan] İşte hastaneye gittiğimizde Nesrin teyzeyi gördük,

[Volkan] o günden beri buradayız.

Hiç odaklanamadım ki, ben hâlâ masanın şokundayım.

Ali'ciğim, iyi olacaksın. Biz hepimiz yanındayız.

Yanındayız Ali.

Yanındayız Aliko.

- Arkandayız. - Piçlik yapma artık.

Piçlik yapmıyorum, arkandayız dedim, ne dedim?

Arkandayız dedim, dayıyoruz mu dedim?

[Volkan] Bunda ne kötü bir şey var?

[Ceren] Çocuk musun? 50 yaşına geldin, yeter ya!

Yaşımla bunun ne ilgisi var ya? Üç kişi yanındayım diyor.

Geriye doğru düşerse kim tutacak?

Ben orada olacağım. Hasta bu adam.

- Hadi yemeğinizi yiyin, hadi. - Tamam.

- Ot kavurmadan yiyeceğim. - Al.

[Güneş] Peynirinden çok alma ama.

[Volkan] Zaten yasak bana süt ve süt ürünleri.

Ya, böyle bir sertlik yok, bu yatak…

Şunu anladım, annem misafir sevmiyor.

Biz ne güzel salonda yatacaktık.

Hayır yani kendi odasını vermesi çok tatlı ama…

Ne bileyim Cerenlerle falan otele giderdik.

Israr etmesi peki?

İlla ikiniz bu odada kalacaksınız. Diyorum,

"Anne bizim aramızda öyle bir şey yok" diyorum.

"Niye yok?" diyor.

O diyor.

İyi.

- [derin nefes] Haklı bence de. - Değil mi? Haklı. Hangi konuda haklı?

Hangi konuda haklı olmasını isterdin?

Yani aynı konuyu düşünüyoruz değil mi? Haklı o konuda çünkü.

Evet, çok sert bu. Olacak iş değil.

Çok sert.

Üf! İyi be, hadi gel.

Çok rahatsız burası ya.

Gerçekten.

Sen de amma çabuk ikna oldun ha.

Biraz işime geldi açıkçası.

Selam o zaman.

Aleyküm selam.

[sesli gülerler]

Kaçmasan mı artık benden?

Olmaz mı?

[romantik müzik]

[müzik sona erer]

O ne ya?

Ne, ne?

Duvardaki.

O şey, kurban bayramı fotoğrafı.

Kurbanla ben. Üstteki ben.

Alttakinin sen olacak hâli yok tabii de.

Sen niye buna takıldın şu an?

[Güneş sesli güler]

Konu bu mu?

Pardon.

Tamam.

Özür dilerim.

Bunca zaman sana yalan söylemek zorunda kaldığım için.

[arka planda romantik müzik]

Ama annene hayır diyemezdim.

Yani beyaz yalan diyelim buna, iyi niyetli. Olur.

- Ben de özür dilerim. - Niye ya?

Çünkü

seni yarı yolda bırakabilirim.

O da senin götlüğün olur o zaman.

Hiçbir şeye bu kadar güzel hazırlıksız yakalanmamıştım.

[müzik sona erer]

[Nesrin arka planda horlar]

[Güneş sesli güler]

Ne?

[Nesrin horlamaya devam eder]

Gerçekten mi?

[sesli gülerler]

[Güneş boğazını temizler]

[Ali iç geçirir]

Bravo anne.

[romantik sahne geçiş melodisi]

Ne diyorsun ya?

[Güneş] Hım…?

Nasıl olmuşum?

Çok güzel.

Kostüm fantezin mi var yoksa?

Galiba artık var.

- Deme! - Evet.

- Yapma. - Güneş mi o?

- Ya çok güzel. Burada da var! - [Volkan] Ali!

Tepsiyi tutsana.

Tepsi değil bu abi.

Tamam çevir ters çevir tut.

- Günaydınlar. - Günaydın.

Kan şekerim düştü bayılacağım yemin ediyorum. Çok iyi olmuş.

Oh!

- Bunları yemeye mi borçlusun? - Mememi sıkıyorsun!

Şunlara bak! Memeni sıkmıyorum!

- [Volkan] Memem orası! - Evet, kambersiz düğün olmaz.

Günaydın Metin abi, hoş geldin.

Merhabalar. Çok güzel olmuşsunuz.

Metin abiciğim tanıştırayım; Ceren, Volkan.

- Merhaba Metin abi. - Memnun olduk.

Sizin süper güçleriniz ne?

İşte bu bir oturuşta simittir, poğaçadır, beş tane birden yiyebiliyor.

Yiyorum ben abi.

Haa, bu arada, bu bakın…

Arda için ne diyorsunuz?

- Çok güzelmiş. - Çok tatlı.

Keşke benim olsa.

O zaman herkes hazırsa bence ufaktan gidelim.

- Çünkü böyle çok dikkat çekiyoruz. - Ayrı ayrı gidelim.

- Beraber gidelim. - Yok! Benim eteğim var.

Eteğim var, beraber gidelim.

- Götüm görünüyor. - Hadi.

- Tamam, sen al yemeğini. - Mahvetti beni yolda ya!

- Ben kapatacağım seni. Gel. - Tamam.

Ne tatlı olmuşsun kız.

- Al tokmağını da. - Aldım.

Hayır, ölçüyü de tam verdim, yine de götüm görünüyor.

Dur artık ya.

["We Are Bad Kids" çalar]

[şarkı sona erer]

- [Ali fısıldar] Gel, gel. - [alçak sesle] Sessiz olun biraz ya.

- Sessiz. - Tamam, gel.

Tamam. Al, al!

Yani mum almamak nedir, milletten mum dilendik.

- Ah bu çok dar ya, üstüm dar. - Şş!

- [Güneş fısıldar] Şş! Sessiz ol! - İp arasına girdi.

- Çal, çal. - Hadi, hadi.

- Tamam. - Yüksek, yüksek.

- Dur, dur, şunu yakın. - Aa!

Ay!

[Volkan] Yanlışlıkla ben üfledim galiba.

- Hah! - Tamam, evet.

♪ İyi ki doğdun Arda!♪

♪ İyi ki doğdun Arda!♪

♪ İyi ki doğdun, iyi ki doğdun…♪

[sessizlik]

[Ahmet Faik Dökmeci'den "Melek" çalar]

♪ Eğer gerçek aşk buysa♪

♪ O küçük bir melekti♪

♪ Omuzumdan uçtu gitti♪

♪ Kaldım yalancı gözlerle♪

♪ İnandım yalancı sözlere♪

♪ Eğer gerçek aşk buysa♪

♪ O küçük bir melekti♪

♪ Omuzumdan uçtu gitti♪

♪ Kaldım yalancı gözlerle♪

♪ İnandım yalancı sözlere♪

♪ Aşk geçer mi böyle?♪

♪ Aşk geçer mi söyle?♪

♪ Aşk geçer mi böyle?♪

♪ Aşk geçer mi söyle?♪

♪ Aşk geçer mi böyle?♪

♪ Aşk geçer mi söyle?♪

[şarkı sona erer]

[Volkan] Ah be abi, nerede kaldın ya?

Siz niye geldiniz ya?

Nasıl niye geldik? Konuştuk ya oğlum, konsere gideceğiz.

- Ha yok, unutmuşum ben. - Sen sabah yolladığım şarkıyı duydun mu?

Ne şarkısı?

Oğlum yolluyorum ya, mesajlı, komikli falan.

Ya tamam, yolda konuşuruz, hadi geç kalıyoruz.

- Yok ben gelmeyeceğim, hadi gidin siz. - Doktor bir şey mi dedi sana?

Tamam, konsere gitmek zorunda değiliz ki, gitmeyelim konsere.

Masaja gidelim.

Tai masajı, dirseğiyle kulunçlarımızı kırsın, ağzımıza sıçsın bizim!

Ağrın mı var senin?

Yo aslında… Ha, ona sordun.

Yok canım, onu da yok, baksana taş gibi, maşallahı var.

Kardeşimin, aynen.

Bir şey diyeceğim, sana gidelim, televizyon melevizyon takılalım.

- Evet, çerez merez… - Gençler, oyunu bırakalım mı artık ya?

- Ne oyunu ya? - Ha? Hadi bırakalım artık.

Tamam, siz de elinizden geleni yaptınız, teşekkür ederim. Sağ olun.

Ama olmuyor, olmayacak gibi de.

Ben kabullendim, siz de kabullenin.

Tamam?

- Hadi. - Ali ya…

Neyi kabulleneceğiz?

Neyi kabullenelim abi biz?

Biz neyi kabulleneceğiz ya?

[şarkı devam eder]

♪ Eğer gerçek aşk buysa♪

♪ O küçük bir melekti♪

♪ Omuzumdan uçtu gitti♪

♪ Kaldım yalancı gözlerle♪

♪ İnandım yalancı sözlere♪

♪ Eğer gerçek aşk buysa♪

♪ O küçük bir melekti♪

[şarkı sona erer]

Ali bu böyle olmaz, bırakamazsın kendini.

Nereden buldun burayı?

- Çok zor, biliyorum. - [Ali] Biliyorsun?

Biliyorsundur.

Sana bir şey söyleyeyim mi, hiçbir şey bilmiyorsun.

Ne biliyorsun, anlatsana Allah aşkına.

Ali lütfen, yapma.

Neden ben?

Mesela bunu biliyor musun? Niye ben?

Niye Arda?

Ha?

Küçücük çocuk ya, Güneş.

Yok abi, yok. Adalet de yok, hiçbir bok yok.

Hiçbir şeye de inanmıyorum ben artık.

Anladın mı?

Hadi git sen.

- Gitmiyorum. - Git Güneş, git.

- Gitmiyorum Ali. - Güneş gider misin?

Hayır gitmiyorum!

Tamam, konuşalım o zaman.

O zaman…

Söylesene mesela,

ben kaçıncıyım, hı?

- Ne? - Kaç hastaya yalandan şefkat gösterdin?

Kaç kişi oldu benden önce?

Pardon, kaç kişi öldü?

Ali…

Lütfen, izin ver yanında olayım.

Elini tutayım, yüzüne bakayım, lütfen izin ver.

Oyun gibi geliyor değil mi sana?

Hasta adam gelir,

Güneş hemşire devreye girer,

güzel gözleriyle bir bakar, bir şefkat gösterir,

adam hemen âşık olur.

Güzel oyun.

Heyecanlı.

Sonra konuşuruz.

Niye sonra konuşuyoruz? Şimdi konuşalım ya!

Ee, hani hep ben kaçıyordum? Ha?

Merhaba, taksi var mı?

Söylesene, mesela ne zevk alıyorsun bundan? Allah aşkına!

Yani annem mi söyledi, Volkan mı söyledi?

Kim dedi al bunu bir yerlere götür diye? Ha?

Teşekkürler.

[Güneş derin nefes]

Aramızda hiçbir şey de yoktu.

Aldın beni götürdün, yalandan teknelere bindirdin.

- Allah bilir o herif baban da değildir. - Bak saçma sapan konuşma.

- İyi değilsin şu an. - İyi değilim ya.

Bayağıdır hiç iyi değilim ben.

- Ali, gir lütfen. - Annemle nasıl konuştunuz mesela?

Çok merak ediyorum. Yani nasıl anlaştınız?

Bir şey mi ödedi, ne yaptı?

- Ben iki katını vereyim, bitsin artık. - Git bak, kötü olacak yoksa.

İlk gün barda nasıl buldun ya beni?

Daha teşhis konulalı yarım saat olmadı.

Tesadüftü o.

- Tesadüf? Şey, kader. - Evet.

Tesadüf, kader.

[sesini yükselterek] Adına ne dersen de ama öyle.

Ya ben de diyorum ki belki bütün bunlar,

bütün bu olanlar biz birbirimizi bulalım diye olmuştur.

Boş ver ya.

[Ali] Hiçbir işe yaramamış biliyor musun?

[arka plan hüzünlü müzik]

Işınlar mışınlar, tedaviler.

Doktor acıyarak baktı yüzüme.

Benim sonum belli.

Sen de bekleme artık.

[müzik sona erer]

Hanım'ın tarifi bu, daha iyisi yok.

Ben evli olduğunu bilmiyordum.

Evli değilim, yardımcının adı Hanım.

Ha!

[tabak çatal sesi]

Gel sana bir şey göstereceğim.

- Ha? - Gel, gel, gel.

Gel ya.

Ne diyorsun? Bak,

[Metin] şurayı televizyon sehpası gibi düşün.

Koltuk karşısında.

Balkonu yok.

[sesli güler]

Her şey iyi giderse orada yaşarım.

Olmadı burada yatarım. Orası da burası da benim evim.

Deneyebilir miyim?

[duygusal müzik]

Nasıl?

Rutubetli.

Alışıyor insan.

[Metin] Ben her sabah bir on dakika yatıyorum.

İyi geliyor.

[müzik sona erer]

Kırma Güneş'i.

Kızma ona.

[Metin] Bir düşün; gerçekten gidene mi zor, kalana mı zor?

Ali olmak zor tamam ama…

…Güneş olmak da kolay değil ki.

Eşimi kaybettim ben.

[Metin] Aynı hastalıktan.

On sene oluyor.

O zaman Güneş bendim.

Şimdi Ali'yim.

Hem de yalnız bir Ali.

O sebeple bırak kavgayı.

Bırak didişmeyi.

Artık atladık uçurumdan.

Bundan sonrası serbest düşüş.

Tek başına olmuyor.

Sevdiklerine tutun.

Sonra düşüşün keyfini çıkar.

[hüzünlü müzik]

[müzik sona erer]

[Güneş iç çeker]

Geçen benim eve gelmişsin, hiç haber vermiyorsun.

- Anlamadım? - Ya ikizim var da benim, Mali.

- İkizin? - He he, Mehmet Ali.

Onunla bayağı böyle bir hırgür tartışmışsınız galiba.

Allah Allah ya, öyle miymiş?

[Ali] Öyleymiş, öyle söyledi.

Ya o biraz böyle gergin, tatsız bir çocuktur.

Biraz?

- Bayağı gergin, ayıdır. - Hı hı.

- Biraz hayvandır yani. - Hı hı…

Ben gerçekten onun adına senden özür dilemeye geldim, özür dilerim.

Niye kendi dilemiyor da sen özür diliyorsun?

İşte ayı, dedim.

- [Ali] Ayı dedim ya zaten. - Biraz değil mi?

Beceremiyor öyle şeyleri.

Benden rica etti, ben geldim.

Özür dilerim tekrar. Bu arada

yarın bizim evde böyle kalabalık bir ekip toplaşacağız.

- [Güneş] Hım? - Kostümsüz.

Kostümsüz derken çıplak değil yani.

Herkes sivil giyinip gelecek.

Sen de müsait olursan.

[alçak sesle] Güzel olurdu müsait olursan.

- Davetiye. - [Ali] Hı hı.

[Güneş] Hım…

Bakarız.

Şey yapayım o zaman ben sana, yarın konum…

Konumu biliyorsun, Mali'yle tartıştığınız gün.

Saati yazarım ben sana.

[arka plan neşeli müzik]

- [Volkan] Bundan mı? - [Nesrin] Evet, çok teşekkür ediyorum.

- [Volkan] Gerçekten çok güzel. - [Nesrin] Nasıl, değil mi bak?

[arka plan mırıldanmalar gülüşmeler]

Ne bileyim, zaten gözümle yedim ben masayı, şu şeyleri…

[bıçakla bardağa vurma sesi]

Bunu hep yapmak istiyordum.

Öncelikle hepiniz hoş geldiniz.

Niye buradayız diye merak ediyorsunuz biliyorum ama kötü bir şey yok.

Sadece hep beraber olalım istedim bu akşam.

[Şenol çığlık atar] [herkesten korku nidaları]

Şenol abi ne yapıyorsun ya? Ödümüzü patlattın.

- Ne haber baba? - [Ali] Hoş geldin.

[fısıldar] Kim be bu?

- [Ali] Buyursunlar. - [fısıldar] Canavar.

Tam olarak nasıl toparlayacağımı da bilemiyorum ama

öncelikle kalbini kırdıklarımdan çok özür dilerim.

Şimdiki aklım olsa vakit kaybetmezdim böyle şeylerle.

Şimdi her şey çok daha net,

daha güzel, olması gerektiği gibi.

Hepiniz çok alakasızsınız.

[Ali] Hepiniz çok acayipsiniz.

[Ali] Hiçbirinizi tam anlamıyorum.

[Ali] Ama hepinizi çok seviyorum.

[Ali] Sağlığınıza.

[kadeh tokuşturma sesleri]

[romantik müzik]

Tabii.

[müzik sona erer]

Yediğim en güzel yumruktu.

- Kusura bakma tekrar. - [Batu] Gel buraya.

- Teşekkür ederim. - Eyvallah.

Mevzu kafada bitiyor moruk.

Eyvallah Şenol abi.

- Uğra arada. - Söz, tamamdır.

- Eyvallah. - Sağ ol.

- Yaşa. - Heh!

- [alçak sesle] Yavşak. - [Ali] Eyvallah.

Ali'm…

Türkiye seninle.

Teşekkürler Türkiye.

Sağ ol.

İyi geceler.

Farkındayım.

- [Tuncay sesli gülümser] - [Ali] Gönüller…

- Aferin sana. - Sağ ol abi.

- [Ali] Anne. - Canım.

[fısıldar] Çok iyi olacak her şey, merak etme.

Görüşürüz.

- [ağlamaklı] Bal reklamı var. - [Ali] Hı hı…

- [ağlamaklı] Yapar mıyız? - Yaparız.

- [ağlamaklı] Çam balı. - Çam balı? Kesin yaparız!

Hadi, sonra anlatırsın detayları falan.

- Oldu abi, görüşürüz o zaman. - Dur bir dakika.

[Volkan] Ha?

- Ne o, ağladın mı sen? - Yoo.

- Volkan… - Ha?

Seni seviyorum.

Ben de seni seviyorum.

[Ali] Ne? Yok artık. [Ceren güler]

- [Volkan] Ne oldu ya? - Ne yaptın? Tamam işte.

- Öpeceğim ne var ya? - Seni seviyorum dedim yeter ya.

Tamam işte ben de arkadaşımı öpemeyeceğim mi ya?

Sarılalım, olaysız dağılalım ya.

- Tamam. - Gel, hadi…

- Bir daha söyle. - Seni seviyorum.

- Tamam. - De sen de.

- Seni seviyorum. - Tamam.

- Tamam. - Hadi görüşürüz.

[Ceren ağlamaklı] Nesrin teyzem, hadi.

Hadi sıkıyorsa yine kov beni.

[bahçe kapısı kapanma sesi]

Ben senden bir şey isteyeceğim.

Bunlar,

benim uğurlu küpelerim.

Şimdi…

…tekini…

…sana veriyorum.

Yarın sana da uğur getirecekler.

Öğrendin tabii hastaneden.

[ağlamaklı] Ama sonra

bana bunu geri getirip vereceksin.

Tamam mı?

Yani çünkü

teki olmadan takamam, mümkün değil.

- Hiç kimse bilmeyecekti. - Ali…

Bu küpenin tekini bana kendi ellerine getirip vereceksin.

Anlaştık mı?

- Güneş… - Ali, bana ne yapacağını söyle.

Bu küpeyi sana geri getireceğim.

Söz mü?

Söz.

[romantik müzik]

[sesli gülümserler]

[arka planda hareketli müzik] [Sinan] Günaydın!

[Sinan] Kurban olayım sana ben ya!

[Sinan] Seni çok özledim.

[hareketli müzik eşliğinde alkışlar]

[hareketli müzik biter] [otantik müzik başlar]

[erkek sunucu] İspanya'da Osmanlı rüzgârı!

[erkek sunucu] Türk oyuncu Ece Yıldırım performansıyla göz doldurdu

[erkek sunucu] ve gururumuz oldu.

[otantik müzik sona erer] [hareketli müzik başlar]

[erkek sunucu 2] Büyük finalin kazananı kim olacak?

[erkek sunucu 2] Yarın akşam hep birlikte göreceğiz.

[hüzünlü müzik]

[Volkan] Sevgili dinleyenler, hepimiz sabahın köründe kalktık.

Belki hiç uyuyamadık.

Hep beraber işe gitmeye çalışıyoruz.

Yaşamak sıradan geliyor, her gün bir önceki günün aynı gibi.

Ama bazen, hayatta başınıza öyle bir şey gelir ki

kendinizi günlük rutinlerinize şükrederken bulursunuz.

Bazen en sıkıcı gelen günler bile

aslında hayatın size verdiği hediyelerdir.

Sevgili dostum Ali,

bu şarkı umarım

ne durumda olursan ol

her zaman umutlu kalabilmen için sana ilham verir.

Benden sana gelsin.

[Kayahan'dan "Seni Seviyorum" çalar]

♪ Seni seviyorum♪

♪ Seni seviyorum♪

♪ Seni seviyorum diye♪

♪ Senden önce hiç kimseye♪

♪ Söylemedim dersem♪

♪ Yalan♪

♪ Yalan olur♪

[vale] Abi çok kalacak mı?

Bilmiyorum.

♪ Hiç hesapsız, çılgınca seni seviyorum♪

♪ Bazen bir çocuğun♪

♪ Karanlıktan korktuğu gibi♪

♪ Seni sevmekten korkuyorum♪

♪ Söylememem lazım biliyorum♪

♪ Susmuyor içim, seni seviyorum diyorum♪

♪ Canımın istediği♪

♪ İçimin titrediği♪

♪ Bu ilk defa, öncesi yok♪

♪ Seni seviyorum♪

♪ Seni seviyorum♪

[işaret diliyle] Seni bekleyeceğim.

♪ Senden önce hiç kimseye♪

♪ Söylemedim dersem♪

♪ Yalan♪

♪ Yalan olur♪

[şarkı sona erer]

[kapı tıklatılıp açılır]

[kapı kapanır]

Bir şey soracağım, ne kadar sürer ameliyat?

- Ah, bir bilgim yok maalesef. - [Ali] Anladım.

Şey var da akşam, yarışmanın finali var.

Kim kazanacak onu merak ediyorum da yetişir miyim diye.

- Siz izliyor musunuz? - Evet, fırsat buldukça ben de izliyorum.

Üzerinizde metal eşya, takı vs. var mı?

Bu var bir tek ama bu lazım bana. Bunu iyi saklayalım.

Bir arkadaşın emaneti geri vermem lazım.

Tamam, merak etmeyin.

Hatta yanınızda biri geldiyse ona teslim edebilirim.

Yok, kimseye vermeyin. Direkt benim vermem lazım onu.

Tamam, sorun değil.

En kötü çıkışta alırım değil mi? Ne kadar sürecek ki ameliyat?

[hemşire] Gerçekten bilmiyorum.

[Ali] O, şey mi?

Uyutan… Narkoz!

Narkoz mu? Direkt narkoz burada mı?

Yok, sakinleştirici yapacağım.

- Gevşeyin lütfen. - Tamam.

Bir saniye siz yapmayın. Ben bir tam şey yapamadım ya.

- Ameliyathaneye alacağız sizi. - Anladım. Bir saniye.

Ben bir tuvalete gideyim geleyim ondan sonra yapalım.

Ali Bey, az önce gittiniz.

Anladım.

- Tamam. - Hemen mi uyutacak?

Rahatlayabilirsiniz. Şimdi uzanın isterseniz.

- Böyle mi? - Birazdan etki edecek.

[hemşire] Evet…

[hemşire] Tamam.

[Ali boğazını temizler]

[Ahmet Faik Dökmeci'den "Rüya" çalar]

♪ Çok uzak olsam da♪

♪ Uğruna yıpransam da♪

♪ İşte çıktım karşına♪

♪ Kokladım rengini♪

♪ Körkütük olsam da boynundan♪

♪ Dinledin sözlerimi sonunda♪

♪ Sevgim bitti sanma♪

♪ Ruhum gitti sanma♪

♪ Dün gördüm rüyamda♪

♪ Sevgim bitti sanma♪

♪ Ruhum gitti sanma♪

♪ Dün gördüm rüyamda♪

[şarkı sona erer]

Ali?

Ne zaman uyandın sen, ne yapıyorsun?

Öyle bir şeyler karalıyorum ya, uyu sen daha erken.

Ne karalıyorsun bakayım?

Vasiyetimi.

Saçma sapan konuşma, hadi gel yat lütfen.

Sen ciddi misin?

Yani daha taslak gibi ama okuyabilirim. Okuyayım mı?

Dur, okuyorum. Bekle… Gel.

Hazır mısın?

Bir…

Bütün mal varlığımın kanserle mücadele dernekleri arasında

eşit bir şekilde bölüştürülmesini istiyorum.

Yüzde onluk bir kısmını da anneme ve sevdiğim insanlara bırakıyorum.

Ben acıktım ya!

Sen acıkmadın mı? Hadi gel bir şeyler yiyelim.

- [Güneş] Hadi gel. - İki…

Ekmek arası ürünlerde peynir miktarının bakanlık tarafından belirlenen limitlerin

altında olması yasaklanacak. Çok ciddiyim.

Tost yiyelim adamakıllı, lütfen…

Üç…

Fenerbahçe'nin şampiyon olmasını istiyorum.

Bundan sonra. Hep. Her yıl.

- Bitti mi? - Dört.

Öldüğümde Ceren, Volkan ve Güneş'in

güzel bir gün batımında benim adıma kutlama yapmalarını istiyorum.

[kağıt yırtılma sesi]

Bitti. Bitti, tamam. Gel buraya, yeter artık.

- Beş lunaparklar… Altı lunaparklardı. - Susar mısın artık?

Hadi gel bir şeyler yiyelim.

- [Ali] Hepsini baştan yazmam gerekecek. - Gerekmeyecek.

Her ihtimali düşünmemiz lazım.

Tek ihtimal var. Tamam mı? Ya…

Baksana her şey ne kadar güzel.

Güneş doğuyor.

İyi ki doğdun.

Sen de iyi ki doğdun.

İyi ki doğdum.

İyi ki doğdun.

[Ahmet Faik Dökmeci'den "Rüya" çalar] ♪ Sevgim bitti sanma♪

♪ Ruhum korktu sanma♪

♪ Daha dün öldüm rüyamda♪

[şarkı sona erer] [hüzünlü melodi başlar]

[vapur düdüğü]

[melodi sona erer]

Patlatıyorum o zaman.

[mantar sesi]

Ay Volkan, bari şunu doğru düzgün yapalım ya.

Patladı mı, patladı işte.

Ben bu kadar yapabiliyorum Ceren.

Herif zaten güzel bir gün batımında demiş.

Ne gün var, ne batımı var, ne güzel bir şey var.

Tamam, hadi al şunu.

Al şunu, hadi! Kadehleri kaldırıyoruz, hadi.

- Ali'ye. - Yok ben daha fazla dayanamayacağım ya.

[Güneş] Bu muydu yani hayal ettiğimiz?

[Güneş] Böyle mi hayal ediyordun? Bu muydu gerçekten, ha?

Ya şu hâlimize bak.

Ya o kadar kötüsünüz ki ben ölmediğime bir daha sevindim biliyor musun?

Oğlum sen ölünce biz niye kutlama yapıyoruz zaten?

Geri zekâlı mıyız biz? Sıçacağım bak senin vasiyetine, ha!

- Tamam Volkan hadi biz gidelim. - Nereye gidiyoruz?

Arabadan benim alacaklarım var. Biraz ağır. Sen bana yardım et.

- Alırsın sen, o kadar ağır bir şey yok. - Gel bana bir yardım et. Hadi Volkan!

Kötürüm oldu galiba.

[Ceren alçak sesle] Anlayışlı ol birazcık ya.

Nerede kalmıştık biz ya?

- Ne? - Dört…

Bilemedin beş, altı…

- Dur, bakmam lazım, bir saniye. - Ne o?

Bir dakika.

- Hayır, hayır, hayır. - Evet…

- Dört, kutlama. - Tamam.

- Beş, korku tünelleri kapatılacak. - Kapatılsın zaten.

- Altı. - Girme altıya.

Ali Candemir dövmesi mi?

Bir de nereme ya? Çüş ya gerçekten mi?

Ya gülelim diye.

- Yedi… Çüş! - Okuma yediyi!

- Bunu Volkan'la Ceren'e… - Hayır, lütfen!

Yaklaşma. Kal orada.

Bir adım daha atarsan atarım.

Ee, at zaten.

At, at, at, at.

[Güneş sesli güler]

[Mor ve Ötesi'nden "Daha Mutlu Olamam"]

♪ Hayal bile edemezdim ben bunu♪

♪ Daha mutlu olamam♪

♪ Daha mutlu olamam♪

♪ Yağmurlu bir akşamüstü♪

♪ Radyo açık, köprüdeydim♪

♪ Derken bir anda fark ettim♪

♪ Başka bir hayat yok ki♪

♪ Durdum, sustum, gülümsedim♪

♪ Gözümü açtım, ben değiştim♪

♪ Kızdınız, siz haklıydınız♪

♪ Artık size gerek yok♪

♪ Küçük şeyler sevindirir ruhumu♪

♪ Hayal bile edemezdim ben bunu♪

♪ Daha mutlu olamam♪

♪ Daha mutlu olamam♪

♪ Daha mutlu olamam♪

♪ Bu akşam♪

♪ Daha mutlu olamam♪

♪ Daha mutlu olamam♪

♪ Bu akşam♪

♪ Daha mutlu olamam♪

♪ Bu akşam♪

♪ Daha mutlu olamam♪

♪ Bu akşam♪

♪ Daha mutlu olamam♪

♪ Daha mutlu olamam♪

♪ Daha mutlu olamam♪

♪ Bu akşam♪

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.