Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Aradıkları kişi?
Başkan'ı vurdu sanılan? Benim.
Skandal'da daha önce…
-Tuzak kurun. -Evet, kurdum.
Kandırdığım için öfkelisin.
Huck, önemli olan bu değil.
Benziyoruz. Benim gibisin.
Birbirimize göreyiz.
-Gerçek adın ne? -Fark eder mi?
Liberal gazetelerine ölümcül kanser
hastası olman sızar.
Kürsüden çekil, Verna. Kibarca istiyorum.
İstifa mektubumu verebilirim.
Veya Başkan'ı öldürmeye çalışan adamın adını veririm.
Suçlama ne?
Vatanseverlik Yasası'nca tutuklu.
Amerika sizin, Sally Langston'ın, Başkan'ı vuran kişiyi yakaladığını
bilmeyi hak ediyor.
Hollis'e çekingen olmadınız…
Adalet Bakanı'na bu akşam, akşam kuşağında duyuracağımı söyledim.
Engel ne o zaman?
Şüpheli hâlâ sorgulanıyor.
Şüpheli.
Açık bir şekilde suçlu o.
Kanıtın ikinci dereceden olduğunu,
duyuru için itiraf gerektiğini söylüyorlar.
Soruşturma teknikleri kullanılıyor mu?
Evet. Sürekli. Kırılmıyor.
Biraz daha geliştirilmeli teknikler belki.
Adın ne? Adın ne? Kiminle çalışıyorsun?
Hiçbir soruya yanıt vermedi.
Verecek.
Hep verirler.
Sonunda, mutlaka verirler.
Benim merak ettiğim şey…
Su altında kalmayı daha fazla kaldıramaz gibi.
Sorgulamayı.
Belki sorgulamanın dozunu azaltıp
insan haklarını düşünmelisiniz.
Ben Savcıyım, beyler.
Amerika'yı temsil ediyorum.
Amerika Birleşik Devletleri bu odada, sizinle.
Amerika toprağında mahkûma dikkatli davranmalısınız.
CIA,
İç Güvenlik Bakanlığı, Vatanseverlik Yasası
ve senin bu odada durup gözlüklerin
ve dosyanla saçmalayabilmen için savaşıp can vermiş
herkesin temsilcisiyim.
Amerika toprağında değiliz. Burası Amerika değil.
Burası Pentagon.
O bir düşman savaşçısı.
Evlat, Amerika temsilcisiyim, anladın mı?
Amerika bu odada, seninle.
Sen burada konuksun.
Çeneni kapat.
Tekrar.
Verna?
Burada ne işin… İyi misin?
Çok üzgünüm, Liv. Hepsi benim suçum.
Ne senin suçun?
-Ne diyorsun… -Huck.
Huck'ı alma sebepleri benim.
Hollis nerede? Bu dansın ev sahibi o olmaz mıydı?
Buraya sizi çağırma sebebim Hollis Doyle.
Bir şey içer misin?
Tabii, içerim.
Tanıyorum. Doyle çalışanı mısın?
Seni Kongre'de gördüm.
Hollis ve babam eski tanıdık!
UT'den ayrılıp babama Washington'a taşınacağım dedim,
o da Hollis'i aradı.
Yok artık.
Dün Hollis'i ziyaret ettim.
Ofisinde ikinci bir telefonu varmış.
Beni görünce çekmecesine kilitledi.
Uyuşturucu satıcılarınınki gibi tek kullanımlıktı.
Telefon mu? Birden fazla telefonu olduğu için mi toplandık?
Kocam hastanede yaşam savaşı veriyor!
Verna. Bir sürü insanın iki telefonu var.
Benim zamanımda yoktu.
HOLLIS DOYLE
1202555012
(202) 555 - 0129
Telefon konusunu bildirdiğin için sağ ol, Verna.
Eşim evde bekler.
Üzgünüm, sanırım eski kafalıyım
ama Hollis Betsy veya Becky'yle konuştuğunda?
Stanworth Otel'den bahsediyordu.
Fitz'i vuran nişancının yerinden.
Ben Tri Delt, o Chi Omega'ydı,
oda arkadaşı olamazdık, anladın mı?
Anladım.
Oda arkadaşımın en iyi özelliği ne mi?
Şehir dışında.
Buradan gidelim mi?
Biraz daha konuşalım.
Seni daha iyi tanımak istiyorum.
Biliyor musun? Bir kez daha düşündüm,
seni daha iyi tanımak istemiyorum.
Sağ ol. İyi geceler.
Beyaz Saray'daki kaynaklarım bana Sally Langston görevdeki Başkan olunca
Hollis'in Oval'de yaşadığını söyledi.
Fitz'in yokluğundan faydalanıyor.
-Numarayı arayalım mı? -Hayır. Kalsın.
Sonra lazım olur.
Hepiniz ilk tanışmamızdan beri biliyorsunuz,
Hollis Doyle kaba kuvvet peşinde.
Bunun için yalan söyledi, hile yaptı, öldürdü.
Sizi burada topladım çünkü inanıyorum ki
Birleşik Devletler Başkanı'nı öldürmeye çalışan o.
MEKTUBU GEÇİCİ SENATO
BAŞKANINA VE…
YÜRÜRLÜĞE KOYUYORUM… ADALET BAKANI
JAMES MADISON HASTANESİ
SAĞLIĞIM YERİNE GELDİ
GÖREVİME DÖNECEĞİM…
BAŞKAN VEKİLİ VE KABİNE'YE… III…
SAYGILARIMLA, FITZGERALD THOMAS GRANT III
Ne öğrendin?
Soru sormadan merhaba deyip
beni öpebilirdin belki.
Merhaba. Buraya gel.
-Ne öğrendin? -Hiçbir şey.
-Edison. -Hiçbir şey.
Hiçbir şey öğrenemedim. Gerçekten hiç. Çıt yok.
CIA, NSA, FBI.
Kimse Başkan'a suikastla ilgili tutuklu
tutuklu olduğunu kabul etmiyor.
-Bu da… -Onu yok ettiler demek.
Müvekkilinin adını
-Verirsen belki… -Hayır. Söyledim, isim yok.
İsim olsa bulurdum.
Cevap almak için yem atarken konuyu biliyor gibiydim.
Söyledim, birlikte olacaksak her şeyi paylaşamayız.
Olivia, yardım etmeye çalışıyorum.
Biliyorum. Minnettarım.
Buraya gel.
İmdadına yetişti.
Senatör Edison Davis'e resmi mektup var.
-Evime mektup mu getirdin? -Evet?
Kimlik ve parmak izi, efendim.
EDISON DAVIS 2012/2013
Buraya imza.
Buraya da.
Buraya da.
Teşekkürler.
Ne demek istedin?
-Ne? -İmdadına yetişti.
Ne demekti o?
-Benden kaçıyorsun. -Hayır.
Bir haftadır yatmadık.
Başkan vuruldu!
Aşk hayatımızla ilgisi ne?
İyi. İstiyorsan seks yapalım. Hadi.
Tavırlı olacaksan yapmayalım.
Tavırlı değilim.
Sorunun neyse gösterdiğin semptom bu.
Sen ve gizliliğin gibi.
Bunun ilgisi…
Başkan Grant'in göreve
dönmek istediğini söylemedin.
Ne?
Senato'nun Geçici Başkanıyım. İki mektup gönderdi.
Bana ve Meclis Sözcüsü'ne.
Bilgi gizliliği.
Fitzgerald Grant Başkan olarak görevini geri almak için
sana mektup mu gönderdi?
Uyanık, bilinci açık ve sana mektup mu gönderdi?
Bilmiyor muydun? Bu gizli bir bilgi.
Edison.
-Nereye? -Dışarıya.
Olivia. Bunu kimse öğrenemez.
Başkan Langston bile bilmiyor.
Kimseye söyleme.
-Önümden çekil. -Liv…
Önümden çekil!
İyi.
Uyanınca beni aramadığına inanamıyorum
ve Mellie'yi bahane etme
hızlı mesaj attığını biliyorum.
Özür dilerim.
Gerek yok.
Uyandı.
Tom, Hal.
Dinleniyor mu?
Bir anlamda öyle.
Fitz?
Olivia.
Hâlâ uyanmadı.
Ne yaptın?
Beyler, elimizde ne var?
Doğu Sudan'da abluka.
İyi haber, Başkan Grant bu hamleyi tahmin edip
acil Güvenlik Konseyi'ni
toplama planı yapmıştı.
-BM mi? Taviz veren taraf mıyız? -Hayır, efendim.
Doğu Sudan'da bunu nasıl gösteririz onu konuşalım o zaman.
İki net seçenek var.
Aden Körfezi'nden ablukayı direkt olarak hedef alabiliriz.
Kinyazi'nin olduğu başkent ve çevresi
merkez ve askeri tesisleri vururuz.
Üçüncü bir seçenek öneriyorum. İkisini de yapalım.
Efendim, askeri müdahaleyi ertelememiz gerekebilir.
İmzasını hanginiz taklit etti?
-Ben. -Sen de onu durdurmadın mı?
Mektubu gönderince aradı beni.
Beni durduracağını biliyordum ve istemedim.
-Kötü bir hamle değil. -Kesinlikle çok kötü.
Federal bir suç. Vatana ihanet.
Bilinci kapalıyken göreve dönüş mektubuna
Başkan'ın imzasını taklit etmek…
Hukuk, kural ve sivil söylemler
olan bir demokrasi olduğumuzu anlıyor musunuz?
Nikaragua değil burası. Kafanıza göre…
Beyaz Saray'ı çalamaz mıyız? Çalarız.
Daha önce yapıldı, yine yapılacak.
Söylediğin şey hukuka çok aykırı.
Fitz'in imzasını uykuda atarım. Mükemmel olur.
Vali olduğundan beri yapıyorum. Bu kâğıdı öylece imzalamadım.
Kafamı kullanmadan imzalamadım.
Öfkeyle hareket edip sonra düşünecek bir adam değilim.
Ben bir kadınım.
Bunu düşündüm ve kararımı verdim.
Biri Fitz'i üç kez vurdu, biri Hal'i vurdu,
Britta Kagen'ı öldürdüler.
Ve bunu Hollis düzenledi.
Şimdi Beyaz Saray'da oturmuş pisliğini
Majesteleri Sally Langston'a fısıldıyor.
Buna izin veremem.
O yılan Hollis'i koynumuzda uzun süre beslediğimiz için
onu FBI'a şikayet edemeyiz,
polise veya mahkemeye verip
adaletin sağlanmasını bekleyemeyiz çünkü Fitz'i korumalıyız.
Sırları korumalıyız.
Şeytana uyduk, federal hapishaneye
gitmek istemeyiz.
O yüzden bir mektup yazım. Ve imzaladım.
Kanuna uymadım. Anayasaya uymadım.
Yine aynısını yapardım.
İntihar etmeden Hollis'ten kurtulmanın tek yolu
ne olursa olsun Sally'yi oradan çıkartmak.
Doktorlar ne diyor?
Kafasındaki kurşuk tek lobda.
Yaralarını biliyorum. Öngörü ne?
72 saat içerisinde uyanıp iyi olabilir.
"Olabilir."
Olmazsa ne olacak?
Woodrow Wilson felç geçirince eşi iki yıl
ülkeyi yönetti ve başardı.
O başa geçene kadar yönetebilirim.
-Cyrus. -Ülkeyi…
Birlikte yönetebiliriz.
Liv?
Düşünüyorum.
-Evet, Tom. -Arama geldi.
Başkan Langston.
Başkan Grant'i istiyor.
Teşekkürler.
Sally! Bu bir mucize gibi!
Dualarımız, senin Amerika halkına ettirdiğin dualar
karşılık buldu!
Minnettarım.
"Rab herkese iyidir."
Mellie, bir ziyaret ayarlamayı umuyordum.
Ziyaret mi?
Evet. Eşini bizzat tebrik etmek için.
İsterse telefonda da konuşabiliriz. Uyanık mı?
Uyuyor.
Üzgünüm, Sally. Doktor beni çağırıyor.
Tebriklerini ve iyi dileklerini ileteceğim.
Aradığın için çok teşekkürler. Görüşürüz.
Biliyor.
-David. -Pat.
Nasıl gidiyor?
Söyleyemem.
Sana söylemek Vatanseverlik Kanunu'nu ihlal eder.
Kendimi Pentagon'un bodrumunda
ölmek üzereyken dayak yerken şu işkencesi görürken bulabilirim.
Bu oluyor demek değil bu.
Evet. Zor kısım bu.
-"Zor kısım"? -ABD Savcısı olmanın.
Yasalara uymak ve Amerika'nın güvende
olmasını sağlamak. İnce bir çizgi.
Grevi sana verdim
çünkü yapabileceğini düşündüm.
Sürekli Anayasa değişikliğini ihlal ediyoruz.
Hayır, bir delinin Birleşik Devletler Başkanı'nı vurup
vurmadığını anlamaya çalışıyoruz.
Başarını en çok görmek isteyen kişi benim.
Ama sadece beyaz şapka giymekten bahsedemezsin.
Sadece iyi savaşamazsın.
Gerçek dünyada yaşıyoruz.
Bunu unutma.
Başka bir şey bulamadım.
Hiçbir şey mi?
Hayır. Olivia ve diğerleri hakkında.
Sorun ne? Bir haftan vardı.
-Meşguldüm. -Yüzyılın hikâyesi için mi?
Başkan vuruldu.
Bu hafta çok yüzyılın hikâyesi oldu.
Seçim hilesinin peşini bırakmam.
Merak etme, ilgileneceğim.
Becky'nin numarası diyor.
-Bilmem. -Arasak mı?
Aramayın dedi.
Becky'yi buluruz. Huck için.
Hollis Becky'yi aradıysa suikast onun planıydı
ve Huck'ı suçladı.
Polise neden getmiyoruz?
Huck'ı neden çıkartmıyoruz?
Huck Vatanseverlik Kanunu'yla
tutuklandı. Hapis değil, karanlık bu.
Ama neden yetkililere gitmiyoruz?
Neden denemiyoruz? Öylece duruyoruz?
Durmuyoruz. Liv'in planı var.
-Ne planı? -Borçlarımızı ödedik.
Liv önemli kişilerle ve düşünüyorum da…
Ne?
Beyaz Saray çalışanı. Başkan vuruldu.
Huck tutuklandı.
Ülkenin en zenginlerinden, Hollis Doyle,
arkasında olabilir.
Bunlar ileri düzey meseleler ve komplolar.
Washington'ın farklı bir tarafı da var,
siyasetin yapılıp kararların alındığı.
Konunun demokrasi ya da bayrak değil güç olduğu.
Bunlar gece olup biten,
Amerikalının duymadığı şeyler.
Ciddi mesele bu.
Liv'i bu konuda sorgulamayız.
Millet.
Yeni bir müvekkilimiz var.
Aptal mı sandılar beni? Çocuk mu sandılar?
First Lady telefonda ne söyledi?
Bir tür şeydi… Gösteri yaptı bana.
Amatör tiyatro!
Aynı şeyi mi düşünüyoruz?
Yanlarında bir ceset varken
yaşayıp iyi olduğuna yemin edip
maraton koşacaklar.
Amerika'ya sorumluluğum var.
Tanrı tarafından verilmiş önemli bir görev.
Bu mektuba karşı çıkarsam
güç arayışında bir fırsatçı gibi görünürüm.
Texas oyununda ve hayatta yapılması gereken,
elini göstermemektir.
İşini başkasına yaptırırsın.
Mektubu basına sızdırırsam
benim soramayacağım soruları sorarlar.
Son hamleyi yapıp her şeyi toplarsınız.
Elimde Başkan Grant'in saatler önce imzaladığı
göreve dönüş mektubunun bir kopyası var,
Hat ve ağ duvardan duvara. Mektup sızdırılmış.
Kim yaptı acaba.
Başkan sorulacak.
Tüm dünya görmek isteyecek.
Harrison, doktor bul. Onları kahraman yap.
Yalan mı söyleyeyim? Dünyaya?
Yalan değil. Etik değerlerimizle çatışır bu.
Yemin ettik, değil mi?
Başkan'ın iyileşmesinin şimdiye dek mucizevi olduğunu söylesen?
Yaralarına göre kesinlikle etkileyici.
Biraz mucizevi yani?
Quinn, onunla git. Bize yalanlanamaz,
sağlam bir iç kaynaktan anekdot lazım.
Korkunç bir yalancıyım.
Adamınız ben değilim, efendim.
Yalan değil bu, hikâye.
Daha önce bir çocuğa hikâye anlattın, değil mi?
Hayır, efendim.
Cyrus, önemli kişiler sende.
Kongre, Kabine, Beyaz Saray.
Bu yalanı yaşamalısın.
Fitz'in dönüşü belli gibi davran.
Bu zamanlamaya bağlı… Cyrus.
Affedersin. Ne oluyor…
Bana dikkat etmeyin. Birkaç dosya alacağım.
Başkan Doğu Sudan'ı öğrenmek istiyor.
Burayı boşaltmak için de gün sonuna kadar zamanınız var.
Devam edin!
Haberler umut verici ama yaralarını düşününce
Başkan'ın göreve ne kadar hazır olduğuyla
ilgili soru işaretleri var.
Pozitife odaklan.
Mucizevi bir ilerleme var
tam iyileşme işareti veriyor.
Hareketleri istemsiz. Bilinci kapalı.
Bu negatif.
Bu aşamada istemli veya istemsiz hareket
tama iyileşme göstermez mi?
-Evet ama… -Ama yok.
Pozitif kal. Senin işin mucize. Net.
Engellenemez bu.
Abby, Kimberly Mitchell'ın
yapımcısını ara ve Başkan
ziyaretimden döndüğümü söyle. Haberim yok.
Basına yalan söylüyoruz?
Ne yaptığımı biliyorum. Ara sen.
Jeff, ben Abby Whelan.
Bana bir şey vermelisin. Ne olursa.
En azından kayıt dışı.
İyi durumda.
Ama başındaki yara iyileşip saçları uzamadan
halkın önüne çıkmayacak.
Müttefiklerimizin algısından mı endişeli? Ya da düşmanlarımızın?
-Yeterince konuştum. -Ne?
Aramızda kalacak, değil mi?
Tabii ki.
First Lady gurur yaptığını düşünüyor.
Mellie, konuta geri dön.
Röportaj ayarlayacağım. Sadece bu olacak.
Kapıdan çıkınca jest ve mimik kullan.
Amerika ile konuşmak için sabırsız
ve destekleri için minnettar.
Yaraların iyileşmesini bekleyebilir. Değil mi?
Sen söyledin, ben değil. Ama evet.
Aramızda kalsın, biraz gururlu.
Yaralanmalar sonucunda,
Bilim kadını olarak mucize kelimesini kullanmasam da
25 yılda gördüğüm mucizeye en yakın şey bu.
İlerlemesini izlemeye devam edeceğiz.
-Ama komik değilim. -İşi kelimelere bırak.
Uyanınca bir espiri yaptı.
Duymak ister misiniz?
Beyaz Saray kaynağına göre, uyanır uyanmaz
First Lady'ye "Gelecek doğum günü? Dışarıdan söyleyelim" dedi.
Başkan'ın taburcu olması an meselesi.
Ülkeden kara bulutlar dağıldı,
Başkan tehlikeyi atlattı ve yönetimi ele almaya hazır.
Neden mutlu değilsin?
-Ne? -Mutlu olmalısın.
Başkan ölüyor sanıyordun, uyandı ve bu bir mucize.
-Evet. -Gerçek bir mucize.
Vatikan'a bile anlatılır.
Kafada öyle bir kurşun yarası,
en iyi şartlarda bile
öyle bir beyin yaralanmasında sonra
görevi devralmaya hazır olması,
motor becerileri sorunu, söz yitimi olmaması.
Azizlere şükür, mucize. Değil mi?
Söz yitimi mi?
Cümlede kullandığın bir şey mi bu?
Öyle.
Bebek gelecek dediğin için istifa ettim,
bebek var ve bizi bekliyor dedin
ama burada değil.
Bebek sarılık olmuş
sosyal hizmet görevlisi ebeveyn haklarını feshetmeye çalışıyor.
Bebek burada değil.
Tüm gün işim yoktu
ve tüm gün internetten silah yaralarını araştırıp
Johns Hopkins'den uzman kaynaklarımı aradım.
Uzmanlar da internete katılıyorlar.
Mucize.
Belki de bebeği almamalıyız.
-Çok meşgulsen. -Cyrus.
Sosyal hizmetleri arayıp hazır olmadığını söylerim.
Mucize araştırmaların çok zamanını alıyor.
Bebeği istiyorum.
İstifa ettim dedin
ama Beyaz Saray'a giriş kartını bırakmadığını fark ettim.
The Times'ı aradığımda hâlâ orada çalıştığın söylendi.
Bırakacağımı biliyorlar.
Bebeği alınca istifa edeceğim.
Harika. Rahatladım.
Küçük kız kendisini yetiştiremez, değil mi?
Hayır, yetiştiremez.
Evlat edinirken hep bir sorun çıkabilir.
Çok umutlanma yine de.
Bebeğin sana gelmesi için mucize gerekebilir.
Konuş, konuşma sana kalmış.
Ama konuşmazsan evlat,
ölüm cezası alırsın. Kızaracaksın.
Bence Başkan Grant
düğmeye kendisi basar.
Ne?
Başkan Grant seni kızartacak.
Şimdi konuşursan cezan müebbete dönebilir.
Konuşacağım. Konuşacağım.
Başlıyoruz işte.
Ama seninle değil. Onlarla.
Sizinle konuşacağım.
Bilmek istediklerinizi söyleyeceğim! Bilmeniz gerekenleri!
Ama camın arkasından çıkın!
Gelin de konuşalım!
Sadece gelin. Konuşacağım.
Konuşacağım. Sizinle konuşacağım.
Başladı mı?
Konuşmaya başla.
Başkan hâlâ hayatta mı?
Adınla başlayabilirsin.
Başkan hâlâ hayatta mı?
Soruyu ben sorarım.
Önce benim bir sorum var! Hâlâ hayatta mı?
-Son şansın. -Hâlâ hayatta mı?
-Hadi ama! -Evet, hâlâ hayatta.
O zaman tehlikede.
Kızın işi bitmedi. Hayattaysa işi bitmedi.
Susturun şunu.
-Dönüp bitirecek. -Susturun.
Bitmedi. Duydunuz mu? Bitmedi!
Kamerayı kapat!
Kamerayı kapat!
Hemen! Lanet kamerayı kapat!
EDISON DAVIS
Huck nerede, gördüm.
Ona işkence yapıyorlar.
Uyku yoksunluğunu
ve elektrik şok unsurlarını geçtiler,
su sorgusuyla başladılar.
Üç gündür devam ediyor ama konuşmadı.
Üç ay da sürse konuşmaz
çünkü o yapmadı.
-Bunu bilemem. -Söylüyorum…
Sözlerin iyi, biliyoruz.
Bu mesele mahkemede çözülmeli,
işkence odasında değil.
Bir şey söyledi.
Ne?
Başkan hâlâ tehlikede.
Onu vuran kişi bitirmek için dönecek.
Sally ile görüşmeliyim.
Grant'in gerçek durumuyla ilgili mi?
Çünkü neredeyse Beyaz Saray'da
şınav çekecek olayı zayıf.
Pentagon'da işkence yaptığınız adam Başkan Grant'i vurmadı.
Ama biliyor. Sally'nin bulmasına yardım eder.
Ofisinde yaşayan çalışanını diyorsun.
O konuda üzerine gelmedik.
Teşekkürler.
Ama yanlış kişi gözaltında.
Yapmadığı suçu itiraf etmektense
elinizde ölür.
Sally ve sen itiraf olmadan basına konuşamazsınız…
Onu neden bırakayım?
Sen dedin diye mi? Bu bir şekilde Fitzgerald Grant uyanık
tiyatrosunu mu destekliyor?
Dün seçilmedim, Olivia. Siyasi oyundan anlarım.
Başkan Grant'in hayatı hâlâ tehlikede.
-Bu inanç sıçraması… -Öyle mi?
Bu raptiye yutup tek boynuzlu at kusmayı beklemek.
Uzmanların burada, Sally.
Onları sen çağırdın.
Neden söyleyeceklerini dinlemiyorsun?
Beyler.
Mahkûm B-613 programının yıldızıydı.
Yani?
Birleşik Devletler ona yakalanmadan hedefi
öldürmeyi öğretmek için milyonlar akıttı.
Mahkûm örgütün gördüğü en iyi izcilerden.
Sicili, efendim.
Elimdeki binlerce ajanın, bu adamın yaptıklarını
yapamayacağını mı
söylüyorsunuz bana?
Dördüncü ve beşinci sayfa.
Nasıl yapacağız?
Merhaba, beyler.
Nereye gidiyorsun sen?
Ben mi? Gitmiyorum.
Ama toplanın, beyler
çünkü Amerika toprağına döndünüz.
Başkan emriyle adam serbest bırakıldı.
-Ne? -Başkan Sally Langston
bu ABD vatandaşına
işkence yapmayı bırakıp serbest bırakmanızı emretti. Derhal.
Çok vaktimiz yok.
Bu ne?
Başkan'ın derhal Camp David'e taşınması için form.
Onun adına imzalamalısın.
Neden taşınıyor?
Nedenini bilmene gerek yok,
imzala yeter.
Birçok sebep,
güvenli, konukları kontrol etmek kolay
ve basın oraya ulaşamaz.
Başkentten çıkmış olur. Zayıf görünür.
Bilinci kapalı. Zayıf zaten.
Teşekkürler.
Nasıl gidiyor?
Ben mi? İyiyim.
Yalanı yaşamak zor.
Her şey mükemmel gibi davranmak.
Bu dersi bir süre önce aldım.
Kendime sordum, ne yapacağız?
Bu oyuna uzun süre devam edebilirim ama…
Ama hiç uyanmazsa
ne yapacağım?
Ne yapacaksın?
Bunu merak ettin mi?
Onsuz ne yapacaksın?
Mellie. Dirayetli olmalısın.
Tek görevin var, Sally'yi oyalıyorsun.
Geri kalan her şeyi hallediyorum. Sakinleş. Tamam mı?
Tamam.
Amacım zorluk değil.
Burada görevin ne?
Başkan ziyaretçi kabul etmiyor diyorum.
-Kim diyor? -Olivia gelince…
Kendin sorabilirsin.
Teşekkürler, Harrison.
Koridorun sonundayım.
-Selam. -İki gündür görüşmedik.
-Çalışıyorum. -İki gündür eve gelmedin.
-Çalışıyorum. -Telefonlarımı açmadın.
-Tekrar… -Liv.
Üçüncü kez aradığında açıyorum.
Telefonu açmama sistemin var.
Bu yüzden mi geldin?
Telefonu açmamamdan memnun olmadığın için?
-Başkan'ı göreceğim. -Ziyaretçi yok.
-Ziyaretçisin. -Ben onun…
Nesisin?
Arkadaşıyım.
Evet.
Gitmelisin.
Görene dek gitmem.
Görmeyeceksin.
Amerika halkı ve basın karşısında
ustaca hareket ettiniz.
Ama Sally Langston dinleyenlere Camelot'ta
sorun var diyor.
Sally'nin fikirleri olur
ama yanıt bile vermeyeceğim.
Olivia, Başkan Grant mektubu sahteyse
Kongre duruşmaları, görevden
alma mektupları olacak.
Yüksek Mahkeme Baş Yargıcı
Senato'yu mahkeme salonu yapacak
sen de yargılamanın baştanığı olacaksın.
Sahte mektup yazmak veya yazılmasına yardım etmek
darbe yapmaktır.
İç terördür.
Ne dediğini bilmiyorsun sen.
Senato lideri benim.
İşim bunu gerektirirse
seni yasa çerçevesinde soruştururum.
Bil bakalım ne? Yasayı ben koyuyorum.
Kiminle konuşman gerekiyorsa konuş.
Başkan beni görmeye hazır olunca haber ver.
Hoşçakal, Edison.
Fitz'i Camp David'e götürüyorlar.
Anneleri aptal yetiştirmemiş. Akıllıca.
Onu medyadan saklayıp zaman geçirecekler.
Bir şey yapılmalı.
Belirsizlik ülke için kötü,
piyasa için, dünyadaki imajımız için kötü.
Düşmana zayıf, dosta kafası karışık görünüyoruz.
Bir şey yapılmalı.
-Hollis? -İnandırıcı reddedilebilirlik,
Sayın Başkan. Hallediyorum.
Siz endişelenmeyin.
Başkan iyi ve onu
BAŞKAN GÜÇ KAZANIYOR
Camp David'e taşıma hazırlıkları var,
orada sağlığına kavuşacak,
Doğu Sudan durumu da dahi son günlerin
gelişmelerinden haberdar olacak.
First Lady şüphesiz…
…Camp David'de olacak.
Hey. Evet, izliyorum şimdi.
Hazır olacağım.
Ellerini yıka.
Ben… Burada olmam veya engellemem gereksiz.
Camdan batım ve onu göremedim.
Burada, arkada. İçeri gelmelisiniz.
Girerseniz harika olur. Kucağa alınmalı.
Sizinle bağ kurmalı.
Muhtemelen bunu yapmamalıyım.
Belgeler imzalanmadı ve sadece uğradım…
Babası olacaksınız, değil mi?
Gelin ve kızınızla tanışın. Sorun yok.
Onu tutmak ister misiniz?
Merhaba.
Çok zeki olduğu belli.
Evet, öyle.
Merhaba, tatlım.
Seni yanımda götüreceğim. Evet.
Büyük bir gülümseme.
Evet. Baban olacağım.
Evet, olacağım.
Evet, olacağım.
Konvoyun rotası, Gizli Servis'ten.
Teşekkürler.
-Bunu da bilmelisin. -Bu…
Hollis Doyle'un telefonundan numara.
Becky'ninse, Hollis'in yaptırdığına dair kanıtımız olur.
-Huck, acaba… -Hayır.
Becky bir profesyonel.
Bu numaradan Hollis hariç biri ararsa tedirgin olur.
Liv.
Hayal kırıklığına uğratmayacağım.
Söz veriyorum.
Merhaba, Becky.
Camp David'e bu gece götürmüyorlar, değil mi?
Hayır.
Silahıma uzanana kadar bana dört kurşun mu sıkarsın?
Beş.
Bir de köpek için.
Sİlahı bırak, diz çök.
-Ellerini göster. -Diz çök.
Ellerini göster.
Silahı bırak!
-Ben Kate. -Ne?
Gerçek adım. Kate.
Senin adın ne?
Fark eder mi?
Temiz. Alın onu.
Silahı imha edin.
Beş, dört, üç, iki…
Değerli Amerikalılar,
geçen hafta, ülkemizin emniyet kuvvetleri
durmadan, yorulmadan çalıştılar,
Başkan Grant'a yapılan korkak saldırının
ŞÜPHELİ GÖZALTINDA
sorumlularını aradılar.
Arayış sona erdi.
Bu gece, Britta Kagen'i öldüren ve Başkan Grant'i
ciddi şekilde yaralayan şüpheli
gözaltına alındı.
Adalet Bakanlığı suikastçının
yalnız olduğunu belirledi.
-Biz beklerken… -Kapı mı çaldı?
Biri kapıya baksın.
Bakıyorum.
Adalet Bakanı ve kalifiye ekibi soruşturmayı tamamlarken
asılsız kurgulara, dedikodulara
yer verilmemesini istedik.
Bu belirsizlik döneminde, garanti ederim ki
hükûmetimiz tam yeterlilikte hareket ediyor.
Yurtdışındaki dostlarımız durumdan haberdarlar,
ve destekleri bizimle.
Gözetimine bırakıyoruz.
Teşekkürler.
Bu nimetler için elimizden gelenin en iyisini yapalım.
Bu saldırının amacı ne olursa olsun
Mezmurlar 27. ayetin bize teselli vermesi için dua ediyorum.
"Rab beni tüm tehlikelerden korur, asla korkmayacağım."
Ve korkmayacağız.
Evine hoş geldin.
Liderliğimize veya vatandaşlarımıza zarar vermeye çalışanlar
Amerika'nın temelinin adalet olduğunu hatırlamalılar.
Bu üzücü olaylar için adaleti sağlayacağız.
Teşekkürler. İyi geceler.
Tanrı Amerika'yı korusun.
Sayın First Lady, içeri buyurun.
Başkan Vekili Langston. Davetiniz için teşekkürler.
Düzenlemeler yapmışsınız.
Aile fotoğrafları getirdim ve Fitz'in
masaya koyduğu tozlu, eski gemiyi kaldırdım.
O tozlu, eski gemi Büyük George Bush'un hediyesi.
Her neyse, hepsi yakında dönecek.
Okuma mı yaptınız?
Doğu Sudan dosyaları.
Yeterince hamilelik kitabı okudum.
Başkan meselelerle ilgilenmemi istiyor.
-Tam da şimdi, eminim. -Ne demek istediniz?
Tamamen iyileşirken yani.
Başkan çok iyi. Çok etkileyici.
İnanılmaz da denebilir.
Modern tıp.
Ben de etkileyici okumalar yaptım.
Grafoloji hakkında. Bu…
Yazıbilim. Evet.
Çoğu kuru ve bir şekilde koyu.
Ama diğerlerinin iç yüzünü anlamak daha kolay.
Mesela, T çubuğu.
Anlayamadım.
Kolaylığı oldukça zarif.
Sağlak biri T harfini yazınca,
üstteki çizgiyi soldan sağa çeker.
Ama solak biri T çizgisini yapınca sağdan sola gider.
Başkan solak.
Ama First Lady değil.
"Fitzgerald Thomas Grant."
Üç T'de de aynısı olmuş.
Eski bir laf var, "Uzman bir kitap okuyan kişidir."
Eminim o kâğıdı Fitz'in imzaladığına yemin edebilecek
10 yazıbilimci bulurum.
Hem de başından
vurulduğu için motor becerilerinin
hâlâ iyileştiği şu dönemde.
Doktor da bulur musunuz?
Elimde James Madison Hastanesi'nden bir doktora ait,
kocanızın gözünü açmadığını söyleyen
yeminli bir ifade var.
Sayın First Lady, göreve dönüş mektubunu çekin
yoksa bu utanç verici sahteciliği açıklarım.
Cyrus?
Mucize yok.
Ne?
Fitz.
Uyanık değil. Konuşmuyor. Bir şey yapmıyor.
Mucize yok. Yalandı.
Yaz veya yazma, artık umrumda değil, fark etmez.
Patronumu arayıp istifa ettim.
Artık muhabir değilim.
Artık Özel Kalem değilim.
Hadi bebeğimizi alalım.
Hadi.
Cyrus Beene.
Bir şey mi lazım, Quinn?
Evet.
Neden FBI'la telefonda olup Hollis Doyle'u
anlatmadığı söyle.
Kesinlikle Cytron'ı patlatıp erkek arkadaşımı öldürdü
ve hayatımı mahvetti.
Yapmadı deme çünkü bence cidden yaptı.
Birleşik Devletler Başkanı'nı vurmak için suikastçı tuttu.
Bu konuda bir şey yapmıyorsun.
Sebebini öğrenmeliyim. Anlatmalısın.
Tamam.
Tamam mı?
Hadi konuşalım.
CYRUS BEENE
Merhaba.
Birisi seni soruyor.
Merhaba.
Merhaba.
Altyazı çevirisi: İrem Su Güleç
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.