All language subtitles for Scandal (2012) S02E10 (1080p NF WEB-DL DDP5.1 AV1) - Vialle.tr

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic Download
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English Download
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

Aradıkları kişi?

Başkan'ı vurdu sanılan? Benim.

Skandal'da daha önce…

-Tuzak kurun. -Evet, kurdum.

Kandırdığım için öfkelisin.

Huck, önemli olan bu değil.

Benziyoruz. Benim gibisin.

Birbirimize göreyiz.

-Gerçek adın ne? -Fark eder mi?

Liberal gazetelerine ölümcül kanser

hastası olman sızar.

Kürsüden çekil, Verna. Kibarca istiyorum.

İstifa mektubumu verebilirim.

Veya Başkan'ı öldürmeye çalışan adamın adını veririm.

Suçlama ne?

Vatanseverlik Yasası'nca tutuklu.

Amerika sizin, Sally Langston'ın, Başkan'ı vuran kişiyi yakaladığını

bilmeyi hak ediyor.

Hollis'e çekingen olmadınız…

Adalet Bakanı'na bu akşam, akşam kuşağında duyuracağımı söyledim.

Engel ne o zaman?

Şüpheli hâlâ sorgulanıyor.

Şüpheli.

Açık bir şekilde suçlu o.

Kanıtın ikinci dereceden olduğunu,

duyuru için itiraf gerektiğini söylüyorlar.

Soruşturma teknikleri kullanılıyor mu?

Evet. Sürekli. Kırılmıyor.

Biraz daha geliştirilmeli teknikler belki.

Adın ne? Adın ne? Kiminle çalışıyorsun?

Hiçbir soruya yanıt vermedi.

Verecek.

Hep verirler.

Sonunda, mutlaka verirler.

Benim merak ettiğim şey…

Su altında kalmayı daha fazla kaldıramaz gibi.

Sorgulamayı.

Belki sorgulamanın dozunu azaltıp

insan haklarını düşünmelisiniz.

Ben Savcıyım, beyler.

Amerika'yı temsil ediyorum.

Amerika Birleşik Devletleri bu odada, sizinle.

Amerika toprağında mahkûma dikkatli davranmalısınız.

CIA,

İç Güvenlik Bakanlığı, Vatanseverlik Yasası

ve senin bu odada durup gözlüklerin

ve dosyanla saçmalayabilmen için savaşıp can vermiş

herkesin temsilcisiyim.

Amerika toprağında değiliz. Burası Amerika değil.

Burası Pentagon.

O bir düşman savaşçısı.

Evlat, Amerika temsilcisiyim, anladın mı?

Amerika bu odada, seninle.

Sen burada konuksun.

Çeneni kapat.

Tekrar.

Verna?

Burada ne işin… İyi misin?

Çok üzgünüm, Liv. Hepsi benim suçum.

Ne senin suçun?

-Ne diyorsun… -Huck.

Huck'ı alma sebepleri benim.

Hollis nerede? Bu dansın ev sahibi o olmaz mıydı?

Buraya sizi çağırma sebebim Hollis Doyle.

Bir şey içer misin?

Tabii, içerim.

Tanıyorum. Doyle çalışanı mısın?

Seni Kongre'de gördüm.

Hollis ve babam eski tanıdık!

UT'den ayrılıp babama Washington'a taşınacağım dedim,

o da Hollis'i aradı.

Yok artık.

Dün Hollis'i ziyaret ettim.

Ofisinde ikinci bir telefonu varmış.

Beni görünce çekmecesine kilitledi.

Uyuşturucu satıcılarınınki gibi tek kullanımlıktı.

Telefon mu? Birden fazla telefonu olduğu için mi toplandık?

Kocam hastanede yaşam savaşı veriyor!

Verna. Bir sürü insanın iki telefonu var.

Benim zamanımda yoktu.

HOLLIS DOYLE

1202555012

(202) 555 - 0129

Telefon konusunu bildirdiğin için sağ ol, Verna.

Eşim evde bekler.

Üzgünüm, sanırım eski kafalıyım

ama Hollis Betsy veya Becky'yle konuştuğunda?

Stanworth Otel'den bahsediyordu.

Fitz'i vuran nişancının yerinden.

Ben Tri Delt, o Chi Omega'ydı,

oda arkadaşı olamazdık, anladın mı?

Anladım.

Oda arkadaşımın en iyi özelliği ne mi?

Şehir dışında.

Buradan gidelim mi?

Biraz daha konuşalım.

Seni daha iyi tanımak istiyorum.

Biliyor musun? Bir kez daha düşündüm,

seni daha iyi tanımak istemiyorum.

Sağ ol. İyi geceler.

Beyaz Saray'daki kaynaklarım bana Sally Langston görevdeki Başkan olunca

Hollis'in Oval'de yaşadığını söyledi.

Fitz'in yokluğundan faydalanıyor.

-Numarayı arayalım mı? -Hayır. Kalsın.

Sonra lazım olur.

Hepiniz ilk tanışmamızdan beri biliyorsunuz,

Hollis Doyle kaba kuvvet peşinde.

Bunun için yalan söyledi, hile yaptı, öldürdü.

Sizi burada topladım çünkü inanıyorum ki

Birleşik Devletler Başkanı'nı öldürmeye çalışan o.

MEKTUBU GEÇİCİ SENATO

BAŞKANINA VE…

YÜRÜRLÜĞE KOYUYORUM… ADALET BAKANI

JAMES MADISON HASTANESİ

SAĞLIĞIM YERİNE GELDİ

GÖREVİME DÖNECEĞİM…

BAŞKAN VEKİLİ VE KABİNE'YE… III…

SAYGILARIMLA, FITZGERALD THOMAS GRANT III

Ne öğrendin?

Soru sormadan merhaba deyip

beni öpebilirdin belki.

Merhaba. Buraya gel.

-Ne öğrendin? -Hiçbir şey.

-Edison. -Hiçbir şey.

Hiçbir şey öğrenemedim. Gerçekten hiç. Çıt yok.

CIA, NSA, FBI.

Kimse Başkan'a suikastla ilgili tutuklu

tutuklu olduğunu kabul etmiyor.

-Bu da… -Onu yok ettiler demek.

Müvekkilinin adını

-Verirsen belki… -Hayır. Söyledim, isim yok.

İsim olsa bulurdum.

Cevap almak için yem atarken konuyu biliyor gibiydim.

Söyledim, birlikte olacaksak her şeyi paylaşamayız.

Olivia, yardım etmeye çalışıyorum.

Biliyorum. Minnettarım.

Buraya gel.

İmdadına yetişti.

Senatör Edison Davis'e resmi mektup var.

-Evime mektup mu getirdin? -Evet?

Kimlik ve parmak izi, efendim.

EDISON DAVIS 2012/2013

Buraya imza.

Buraya da.

Buraya da.

Teşekkürler.

Ne demek istedin?

-Ne? -İmdadına yetişti.

Ne demekti o?

-Benden kaçıyorsun. -Hayır.

Bir haftadır yatmadık.

Başkan vuruldu!

Aşk hayatımızla ilgisi ne?

İyi. İstiyorsan seks yapalım. Hadi.

Tavırlı olacaksan yapmayalım.

Tavırlı değilim.

Sorunun neyse gösterdiğin semptom bu.

Sen ve gizliliğin gibi.

Bunun ilgisi…

Başkan Grant'in göreve

dönmek istediğini söylemedin.

Ne?

Senato'nun Geçici Başkanıyım. İki mektup gönderdi.

Bana ve Meclis Sözcüsü'ne.

Bilgi gizliliği.

Fitzgerald Grant Başkan olarak görevini geri almak için

sana mektup mu gönderdi?

Uyanık, bilinci açık ve sana mektup mu gönderdi?

Bilmiyor muydun? Bu gizli bir bilgi.

Edison.

-Nereye? -Dışarıya.

Olivia. Bunu kimse öğrenemez.

Başkan Langston bile bilmiyor.

Kimseye söyleme.

-Önümden çekil. -Liv…

Önümden çekil!

İyi.

Uyanınca beni aramadığına inanamıyorum

ve Mellie'yi bahane etme

hızlı mesaj attığını biliyorum.

Özür dilerim.

Gerek yok.

Uyandı.

Tom, Hal.

Dinleniyor mu?

Bir anlamda öyle.

Fitz?

Olivia.

Hâlâ uyanmadı.

Ne yaptın?

Beyler, elimizde ne var?

Doğu Sudan'da abluka.

İyi haber, Başkan Grant bu hamleyi tahmin edip

acil Güvenlik Konseyi'ni

toplama planı yapmıştı.

-BM mi? Taviz veren taraf mıyız? -Hayır, efendim.

Doğu Sudan'da bunu nasıl gösteririz onu konuşalım o zaman.

İki net seçenek var.

Aden Körfezi'nden ablukayı direkt olarak hedef alabiliriz.

Kinyazi'nin olduğu başkent ve çevresi

merkez ve askeri tesisleri vururuz.

Üçüncü bir seçenek öneriyorum. İkisini de yapalım.

Efendim, askeri müdahaleyi ertelememiz gerekebilir.

İmzasını hanginiz taklit etti?

-Ben. -Sen de onu durdurmadın mı?

Mektubu gönderince aradı beni.

Beni durduracağını biliyordum ve istemedim.

-Kötü bir hamle değil. -Kesinlikle çok kötü.

Federal bir suç. Vatana ihanet.

Bilinci kapalıyken göreve dönüş mektubuna

Başkan'ın imzasını taklit etmek…

Hukuk, kural ve sivil söylemler

olan bir demokrasi olduğumuzu anlıyor musunuz?

Nikaragua değil burası. Kafanıza göre…

Beyaz Saray'ı çalamaz mıyız? Çalarız.

Daha önce yapıldı, yine yapılacak.

Söylediğin şey hukuka çok aykırı.

Fitz'in imzasını uykuda atarım. Mükemmel olur.

Vali olduğundan beri yapıyorum. Bu kâğıdı öylece imzalamadım.

Kafamı kullanmadan imzalamadım.

Öfkeyle hareket edip sonra düşünecek bir adam değilim.

Ben bir kadınım.

Bunu düşündüm ve kararımı verdim.

Biri Fitz'i üç kez vurdu, biri Hal'i vurdu,

Britta Kagen'ı öldürdüler.

Ve bunu Hollis düzenledi.

Şimdi Beyaz Saray'da oturmuş pisliğini

Majesteleri Sally Langston'a fısıldıyor.

Buna izin veremem.

O yılan Hollis'i koynumuzda uzun süre beslediğimiz için

onu FBI'a şikayet edemeyiz,

polise veya mahkemeye verip

adaletin sağlanmasını bekleyemeyiz çünkü Fitz'i korumalıyız.

Sırları korumalıyız.

Şeytana uyduk, federal hapishaneye

gitmek istemeyiz.

O yüzden bir mektup yazım. Ve imzaladım.

Kanuna uymadım. Anayasaya uymadım.

Yine aynısını yapardım.

İntihar etmeden Hollis'ten kurtulmanın tek yolu

ne olursa olsun Sally'yi oradan çıkartmak.

Doktorlar ne diyor?

Kafasındaki kurşuk tek lobda.

Yaralarını biliyorum. Öngörü ne?

72 saat içerisinde uyanıp iyi olabilir.

"Olabilir."

Olmazsa ne olacak?

Woodrow Wilson felç geçirince eşi iki yıl

ülkeyi yönetti ve başardı.

O başa geçene kadar yönetebilirim.

-Cyrus. -Ülkeyi…

Birlikte yönetebiliriz.

Liv?

Düşünüyorum.

-Evet, Tom. -Arama geldi.

Başkan Langston.

Başkan Grant'i istiyor.

Teşekkürler.

Sally! Bu bir mucize gibi!

Dualarımız, senin Amerika halkına ettirdiğin dualar

karşılık buldu!

Minnettarım.

"Rab herkese iyidir."

Mellie, bir ziyaret ayarlamayı umuyordum.

Ziyaret mi?

Evet. Eşini bizzat tebrik etmek için.

İsterse telefonda da konuşabiliriz. Uyanık mı?

Uyuyor.

Üzgünüm, Sally. Doktor beni çağırıyor.

Tebriklerini ve iyi dileklerini ileteceğim.

Aradığın için çok teşekkürler. Görüşürüz.

Biliyor.

-David. -Pat.

Nasıl gidiyor?

Söyleyemem.

Sana söylemek Vatanseverlik Kanunu'nu ihlal eder.

Kendimi Pentagon'un bodrumunda

ölmek üzereyken dayak yerken şu işkencesi görürken bulabilirim.

Bu oluyor demek değil bu.

Evet. Zor kısım bu.

-"Zor kısım"? -ABD Savcısı olmanın.

Yasalara uymak ve Amerika'nın güvende

olmasını sağlamak. İnce bir çizgi.

Grevi sana verdim

çünkü yapabileceğini düşündüm.

Sürekli Anayasa değişikliğini ihlal ediyoruz.

Hayır, bir delinin Birleşik Devletler Başkanı'nı vurup

vurmadığını anlamaya çalışıyoruz.

Başarını en çok görmek isteyen kişi benim.

Ama sadece beyaz şapka giymekten bahsedemezsin.

Sadece iyi savaşamazsın.

Gerçek dünyada yaşıyoruz.

Bunu unutma.

Başka bir şey bulamadım.

Hiçbir şey mi?

Hayır. Olivia ve diğerleri hakkında.

Sorun ne? Bir haftan vardı.

-Meşguldüm. -Yüzyılın hikâyesi için mi?

Başkan vuruldu.

Bu hafta çok yüzyılın hikâyesi oldu.

Seçim hilesinin peşini bırakmam.

Merak etme, ilgileneceğim.

Becky'nin numarası diyor.

-Bilmem. -Arasak mı?

Aramayın dedi.

Becky'yi buluruz. Huck için.

Hollis Becky'yi aradıysa suikast onun planıydı

ve Huck'ı suçladı.

Polise neden getmiyoruz?

Huck'ı neden çıkartmıyoruz?

Huck Vatanseverlik Kanunu'yla

tutuklandı. Hapis değil, karanlık bu.

Ama neden yetkililere gitmiyoruz?

Neden denemiyoruz? Öylece duruyoruz?

Durmuyoruz. Liv'in planı var.

-Ne planı? -Borçlarımızı ödedik.

Liv önemli kişilerle ve düşünüyorum da…

Ne?

Beyaz Saray çalışanı. Başkan vuruldu.

Huck tutuklandı.

Ülkenin en zenginlerinden, Hollis Doyle,

arkasında olabilir.

Bunlar ileri düzey meseleler ve komplolar.

Washington'ın farklı bir tarafı da var,

siyasetin yapılıp kararların alındığı.

Konunun demokrasi ya da bayrak değil güç olduğu.

Bunlar gece olup biten,

Amerikalının duymadığı şeyler.

Ciddi mesele bu.

Liv'i bu konuda sorgulamayız.

Millet.

Yeni bir müvekkilimiz var.

Aptal mı sandılar beni? Çocuk mu sandılar?

First Lady telefonda ne söyledi?

Bir tür şeydi… Gösteri yaptı bana.

Amatör tiyatro!

Aynı şeyi mi düşünüyoruz?

Yanlarında bir ceset varken

yaşayıp iyi olduğuna yemin edip

maraton koşacaklar.

Amerika'ya sorumluluğum var.

Tanrı tarafından verilmiş önemli bir görev.

Bu mektuba karşı çıkarsam

güç arayışında bir fırsatçı gibi görünürüm.

Texas oyununda ve hayatta yapılması gereken,

elini göstermemektir.

İşini başkasına yaptırırsın.

Mektubu basına sızdırırsam

benim soramayacağım soruları sorarlar.

Son hamleyi yapıp her şeyi toplarsınız.

Elimde Başkan Grant'in saatler önce imzaladığı

göreve dönüş mektubunun bir kopyası var,

Hat ve ağ duvardan duvara. Mektup sızdırılmış.

Kim yaptı acaba.

Başkan sorulacak.

Tüm dünya görmek isteyecek.

Harrison, doktor bul. Onları kahraman yap.

Yalan mı söyleyeyim? Dünyaya?

Yalan değil. Etik değerlerimizle çatışır bu.

Yemin ettik, değil mi?

Başkan'ın iyileşmesinin şimdiye dek mucizevi olduğunu söylesen?

Yaralarına göre kesinlikle etkileyici.

Biraz mucizevi yani?

Quinn, onunla git. Bize yalanlanamaz,

sağlam bir iç kaynaktan anekdot lazım.

Korkunç bir yalancıyım.

Adamınız ben değilim, efendim.

Yalan değil bu, hikâye.

Daha önce bir çocuğa hikâye anlattın, değil mi?

Hayır, efendim.

Cyrus, önemli kişiler sende.

Kongre, Kabine, Beyaz Saray.

Bu yalanı yaşamalısın.

Fitz'in dönüşü belli gibi davran.

Bu zamanlamaya bağlı… Cyrus.

Affedersin. Ne oluyor…

Bana dikkat etmeyin. Birkaç dosya alacağım.

Başkan Doğu Sudan'ı öğrenmek istiyor.

Burayı boşaltmak için de gün sonuna kadar zamanınız var.

Devam edin!

Haberler umut verici ama yaralarını düşününce

Başkan'ın göreve ne kadar hazır olduğuyla

ilgili soru işaretleri var.

Pozitife odaklan.

Mucizevi bir ilerleme var

tam iyileşme işareti veriyor.

Hareketleri istemsiz. Bilinci kapalı.

Bu negatif.

Bu aşamada istemli veya istemsiz hareket

tama iyileşme göstermez mi?

-Evet ama… -Ama yok.

Pozitif kal. Senin işin mucize. Net.

Engellenemez bu.

Abby, Kimberly Mitchell'ın

yapımcısını ara ve Başkan

ziyaretimden döndüğümü söyle. Haberim yok.

Basına yalan söylüyoruz?

Ne yaptığımı biliyorum. Ara sen.

Jeff, ben Abby Whelan.

Bana bir şey vermelisin. Ne olursa.

En azından kayıt dışı.

İyi durumda.

Ama başındaki yara iyileşip saçları uzamadan

halkın önüne çıkmayacak.

Müttefiklerimizin algısından mı endişeli? Ya da düşmanlarımızın?

-Yeterince konuştum. -Ne?

Aramızda kalacak, değil mi?

Tabii ki.

First Lady gurur yaptığını düşünüyor.

Mellie, konuta geri dön.

Röportaj ayarlayacağım. Sadece bu olacak.

Kapıdan çıkınca jest ve mimik kullan.

Amerika ile konuşmak için sabırsız

ve destekleri için minnettar.

Yaraların iyileşmesini bekleyebilir. Değil mi?

Sen söyledin, ben değil. Ama evet.

Aramızda kalsın, biraz gururlu.

Yaralanmalar sonucunda,

Bilim kadını olarak mucize kelimesini kullanmasam da

25 yılda gördüğüm mucizeye en yakın şey bu.

İlerlemesini izlemeye devam edeceğiz.

-Ama komik değilim. -İşi kelimelere bırak.

Uyanınca bir espiri yaptı.

Duymak ister misiniz?

Beyaz Saray kaynağına göre, uyanır uyanmaz

First Lady'ye "Gelecek doğum günü? Dışarıdan söyleyelim" dedi.

Başkan'ın taburcu olması an meselesi.

Ülkeden kara bulutlar dağıldı,

Başkan tehlikeyi atlattı ve yönetimi ele almaya hazır.

Neden mutlu değilsin?

-Ne? -Mutlu olmalısın.

Başkan ölüyor sanıyordun, uyandı ve bu bir mucize.

-Evet. -Gerçek bir mucize.

Vatikan'a bile anlatılır.

Kafada öyle bir kurşun yarası,

en iyi şartlarda bile

öyle bir beyin yaralanmasında sonra

görevi devralmaya hazır olması,

motor becerileri sorunu, söz yitimi olmaması.

Azizlere şükür, mucize. Değil mi?

Söz yitimi mi?

Cümlede kullandığın bir şey mi bu?

Öyle.

Bebek gelecek dediğin için istifa ettim,

bebek var ve bizi bekliyor dedin

ama burada değil.

Bebek sarılık olmuş

sosyal hizmet görevlisi ebeveyn haklarını feshetmeye çalışıyor.

Bebek burada değil.

Tüm gün işim yoktu

ve tüm gün internetten silah yaralarını araştırıp

Johns Hopkins'den uzman kaynaklarımı aradım.

Uzmanlar da internete katılıyorlar.

Mucize.

Belki de bebeği almamalıyız.

-Çok meşgulsen. -Cyrus.

Sosyal hizmetleri arayıp hazır olmadığını söylerim.

Mucize araştırmaların çok zamanını alıyor.

Bebeği istiyorum.

İstifa ettim dedin

ama Beyaz Saray'a giriş kartını bırakmadığını fark ettim.

The Times'ı aradığımda hâlâ orada çalıştığın söylendi.

Bırakacağımı biliyorlar.

Bebeği alınca istifa edeceğim.

Harika. Rahatladım.

Küçük kız kendisini yetiştiremez, değil mi?

Hayır, yetiştiremez.

Evlat edinirken hep bir sorun çıkabilir.

Çok umutlanma yine de.

Bebeğin sana gelmesi için mucize gerekebilir.

Konuş, konuşma sana kalmış.

Ama konuşmazsan evlat,

ölüm cezası alırsın. Kızaracaksın.

Bence Başkan Grant

düğmeye kendisi basar.

Ne?

Başkan Grant seni kızartacak.

Şimdi konuşursan cezan müebbete dönebilir.

Konuşacağım. Konuşacağım.

Başlıyoruz işte.

Ama seninle değil. Onlarla.

Sizinle konuşacağım.

Bilmek istediklerinizi söyleyeceğim! Bilmeniz gerekenleri!

Ama camın arkasından çıkın!

Gelin de konuşalım!

Sadece gelin. Konuşacağım.

Konuşacağım. Sizinle konuşacağım.

Başladı mı?

Konuşmaya başla.

Başkan hâlâ hayatta mı?

Adınla başlayabilirsin.

Başkan hâlâ hayatta mı?

Soruyu ben sorarım.

Önce benim bir sorum var! Hâlâ hayatta mı?

-Son şansın. -Hâlâ hayatta mı?

-Hadi ama! -Evet, hâlâ hayatta.

O zaman tehlikede.

Kızın işi bitmedi. Hayattaysa işi bitmedi.

Susturun şunu.

-Dönüp bitirecek. -Susturun.

Bitmedi. Duydunuz mu? Bitmedi!

Kamerayı kapat!

Kamerayı kapat!

Hemen! Lanet kamerayı kapat!

EDISON DAVIS

Huck nerede, gördüm.

Ona işkence yapıyorlar.

Uyku yoksunluğunu

ve elektrik şok unsurlarını geçtiler,

su sorgusuyla başladılar.

Üç gündür devam ediyor ama konuşmadı.

Üç ay da sürse konuşmaz

çünkü o yapmadı.

-Bunu bilemem. -Söylüyorum…

Sözlerin iyi, biliyoruz.

Bu mesele mahkemede çözülmeli,

işkence odasında değil.

Bir şey söyledi.

Ne?

Başkan hâlâ tehlikede.

Onu vuran kişi bitirmek için dönecek.

Sally ile görüşmeliyim.

Grant'in gerçek durumuyla ilgili mi?

Çünkü neredeyse Beyaz Saray'da

şınav çekecek olayı zayıf.

Pentagon'da işkence yaptığınız adam Başkan Grant'i vurmadı.

Ama biliyor. Sally'nin bulmasına yardım eder.

Ofisinde yaşayan çalışanını diyorsun.

O konuda üzerine gelmedik.

Teşekkürler.

Ama yanlış kişi gözaltında.

Yapmadığı suçu itiraf etmektense

elinizde ölür.

Sally ve sen itiraf olmadan basına konuşamazsınız…

Onu neden bırakayım?

Sen dedin diye mi? Bu bir şekilde Fitzgerald Grant uyanık

tiyatrosunu mu destekliyor?

Dün seçilmedim, Olivia. Siyasi oyundan anlarım.

Başkan Grant'in hayatı hâlâ tehlikede.

-Bu inanç sıçraması… -Öyle mi?

Bu raptiye yutup tek boynuzlu at kusmayı beklemek.

Uzmanların burada, Sally.

Onları sen çağırdın.

Neden söyleyeceklerini dinlemiyorsun?

Beyler.

Mahkûm B-613 programının yıldızıydı.

Yani?

Birleşik Devletler ona yakalanmadan hedefi

öldürmeyi öğretmek için milyonlar akıttı.

Mahkûm örgütün gördüğü en iyi izcilerden.

Sicili, efendim.

Elimdeki binlerce ajanın, bu adamın yaptıklarını

yapamayacağını mı

söylüyorsunuz bana?

Dördüncü ve beşinci sayfa.

Nasıl yapacağız?

Merhaba, beyler.

Nereye gidiyorsun sen?

Ben mi? Gitmiyorum.

Ama toplanın, beyler

çünkü Amerika toprağına döndünüz.

Başkan emriyle adam serbest bırakıldı.

-Ne? -Başkan Sally Langston

bu ABD vatandaşına

işkence yapmayı bırakıp serbest bırakmanızı emretti. Derhal.

Çok vaktimiz yok.

Bu ne?

Başkan'ın derhal Camp David'e taşınması için form.

Onun adına imzalamalısın.

Neden taşınıyor?

Nedenini bilmene gerek yok,

imzala yeter.

Birçok sebep,

güvenli, konukları kontrol etmek kolay

ve basın oraya ulaşamaz.

Başkentten çıkmış olur. Zayıf görünür.

Bilinci kapalı. Zayıf zaten.

Teşekkürler.

Nasıl gidiyor?

Ben mi? İyiyim.

Yalanı yaşamak zor.

Her şey mükemmel gibi davranmak.

Bu dersi bir süre önce aldım.

Kendime sordum, ne yapacağız?

Bu oyuna uzun süre devam edebilirim ama…

Ama hiç uyanmazsa

ne yapacağım?

Ne yapacaksın?

Bunu merak ettin mi?

Onsuz ne yapacaksın?

Mellie. Dirayetli olmalısın.

Tek görevin var, Sally'yi oyalıyorsun.

Geri kalan her şeyi hallediyorum. Sakinleş. Tamam mı?

Tamam.

Amacım zorluk değil.

Burada görevin ne?

Başkan ziyaretçi kabul etmiyor diyorum.

-Kim diyor? -Olivia gelince…

Kendin sorabilirsin.

Teşekkürler, Harrison.

Koridorun sonundayım.

-Selam. -İki gündür görüşmedik.

-Çalışıyorum. -İki gündür eve gelmedin.

-Çalışıyorum. -Telefonlarımı açmadın.

-Tekrar… -Liv.

Üçüncü kez aradığında açıyorum.

Telefonu açmama sistemin var.

Bu yüzden mi geldin?

Telefonu açmamamdan memnun olmadığın için?

-Başkan'ı göreceğim. -Ziyaretçi yok.

-Ziyaretçisin. -Ben onun…

Nesisin?

Arkadaşıyım.

Evet.

Gitmelisin.

Görene dek gitmem.

Görmeyeceksin.

Amerika halkı ve basın karşısında

ustaca hareket ettiniz.

Ama Sally Langston dinleyenlere Camelot'ta

sorun var diyor.

Sally'nin fikirleri olur

ama yanıt bile vermeyeceğim.

Olivia, Başkan Grant mektubu sahteyse

Kongre duruşmaları, görevden

alma mektupları olacak.

Yüksek Mahkeme Baş Yargıcı

Senato'yu mahkeme salonu yapacak

sen de yargılamanın baştanığı olacaksın.

Sahte mektup yazmak veya yazılmasına yardım etmek

darbe yapmaktır.

İç terördür.

Ne dediğini bilmiyorsun sen.

Senato lideri benim.

İşim bunu gerektirirse

seni yasa çerçevesinde soruştururum.

Bil bakalım ne? Yasayı ben koyuyorum.

Kiminle konuşman gerekiyorsa konuş.

Başkan beni görmeye hazır olunca haber ver.

Hoşçakal, Edison.

Fitz'i Camp David'e götürüyorlar.

Anneleri aptal yetiştirmemiş. Akıllıca.

Onu medyadan saklayıp zaman geçirecekler.

Bir şey yapılmalı.

Belirsizlik ülke için kötü,

piyasa için, dünyadaki imajımız için kötü.

Düşmana zayıf, dosta kafası karışık görünüyoruz.

Bir şey yapılmalı.

-Hollis? -İnandırıcı reddedilebilirlik,

Sayın Başkan. Hallediyorum.

Siz endişelenmeyin.

Başkan iyi ve onu

BAŞKAN GÜÇ KAZANIYOR

Camp David'e taşıma hazırlıkları var,

orada sağlığına kavuşacak,

Doğu Sudan durumu da dahi son günlerin

gelişmelerinden haberdar olacak.

First Lady şüphesiz…

…Camp David'de olacak.

Hey. Evet, izliyorum şimdi.

Hazır olacağım.

Ellerini yıka.

Ben… Burada olmam veya engellemem gereksiz.

Camdan batım ve onu göremedim.

Burada, arkada. İçeri gelmelisiniz.

Girerseniz harika olur. Kucağa alınmalı.

Sizinle bağ kurmalı.

Muhtemelen bunu yapmamalıyım.

Belgeler imzalanmadı ve sadece uğradım…

Babası olacaksınız, değil mi?

Gelin ve kızınızla tanışın. Sorun yok.

Onu tutmak ister misiniz?

Merhaba.

Çok zeki olduğu belli.

Evet, öyle.

Merhaba, tatlım.

Seni yanımda götüreceğim. Evet.

Büyük bir gülümseme.

Evet. Baban olacağım.

Evet, olacağım.

Evet, olacağım.

Konvoyun rotası, Gizli Servis'ten.

Teşekkürler.

-Bunu da bilmelisin. -Bu…

Hollis Doyle'un telefonundan numara.

Becky'ninse, Hollis'in yaptırdığına dair kanıtımız olur.

-Huck, acaba… -Hayır.

Becky bir profesyonel.

Bu numaradan Hollis hariç biri ararsa tedirgin olur.

Liv.

Hayal kırıklığına uğratmayacağım.

Söz veriyorum.

Merhaba, Becky.

Camp David'e bu gece götürmüyorlar, değil mi?

Hayır.

Silahıma uzanana kadar bana dört kurşun mu sıkarsın?

Beş.

Bir de köpek için.

Sİlahı bırak, diz çök.

-Ellerini göster. -Diz çök.

Ellerini göster.

Silahı bırak!

-Ben Kate. -Ne?

Gerçek adım. Kate.

Senin adın ne?

Fark eder mi?

Temiz. Alın onu.

Silahı imha edin.

Beş, dört, üç, iki…

Değerli Amerikalılar,

geçen hafta, ülkemizin emniyet kuvvetleri

durmadan, yorulmadan çalıştılar,

Başkan Grant'a yapılan korkak saldırının

ŞÜPHELİ GÖZALTINDA

sorumlularını aradılar.

Arayış sona erdi.

Bu gece, Britta Kagen'i öldüren ve Başkan Grant'i

ciddi şekilde yaralayan şüpheli

gözaltına alındı.

Adalet Bakanlığı suikastçının

yalnız olduğunu belirledi.

-Biz beklerken… -Kapı mı çaldı?

Biri kapıya baksın.

Bakıyorum.

Adalet Bakanı ve kalifiye ekibi soruşturmayı tamamlarken

asılsız kurgulara, dedikodulara

yer verilmemesini istedik.

Bu belirsizlik döneminde, garanti ederim ki

hükûmetimiz tam yeterlilikte hareket ediyor.

Yurtdışındaki dostlarımız durumdan haberdarlar,

ve destekleri bizimle.

Gözetimine bırakıyoruz.

Teşekkürler.

Bu nimetler için elimizden gelenin en iyisini yapalım.

Bu saldırının amacı ne olursa olsun

Mezmurlar 27. ayetin bize teselli vermesi için dua ediyorum.

"Rab beni tüm tehlikelerden korur, asla korkmayacağım."

Ve korkmayacağız.

Evine hoş geldin.

Liderliğimize veya vatandaşlarımıza zarar vermeye çalışanlar

Amerika'nın temelinin adalet olduğunu hatırlamalılar.

Bu üzücü olaylar için adaleti sağlayacağız.

Teşekkürler. İyi geceler.

Tanrı Amerika'yı korusun.

Sayın First Lady, içeri buyurun.

Başkan Vekili Langston. Davetiniz için teşekkürler.

Düzenlemeler yapmışsınız.

Aile fotoğrafları getirdim ve Fitz'in

masaya koyduğu tozlu, eski gemiyi kaldırdım.

O tozlu, eski gemi Büyük George Bush'un hediyesi.

Her neyse, hepsi yakında dönecek.

Okuma mı yaptınız?

Doğu Sudan dosyaları.

Yeterince hamilelik kitabı okudum.

Başkan meselelerle ilgilenmemi istiyor.

-Tam da şimdi, eminim. -Ne demek istediniz?

Tamamen iyileşirken yani.

Başkan çok iyi. Çok etkileyici.

İnanılmaz da denebilir.

Modern tıp.

Ben de etkileyici okumalar yaptım.

Grafoloji hakkında. Bu…

Yazıbilim. Evet.

Çoğu kuru ve bir şekilde koyu.

Ama diğerlerinin iç yüzünü anlamak daha kolay.

Mesela, T çubuğu.

Anlayamadım.

Kolaylığı oldukça zarif.

Sağlak biri T harfini yazınca,

üstteki çizgiyi soldan sağa çeker.

Ama solak biri T çizgisini yapınca sağdan sola gider.

Başkan solak.

Ama First Lady değil.

"Fitzgerald Thomas Grant."

Üç T'de de aynısı olmuş.

Eski bir laf var, "Uzman bir kitap okuyan kişidir."

Eminim o kâğıdı Fitz'in imzaladığına yemin edebilecek

10 yazıbilimci bulurum.

Hem de başından

vurulduğu için motor becerilerinin

hâlâ iyileştiği şu dönemde.

Doktor da bulur musunuz?

Elimde James Madison Hastanesi'nden bir doktora ait,

kocanızın gözünü açmadığını söyleyen

yeminli bir ifade var.

Sayın First Lady, göreve dönüş mektubunu çekin

yoksa bu utanç verici sahteciliği açıklarım.

Cyrus?

Mucize yok.

Ne?

Fitz.

Uyanık değil. Konuşmuyor. Bir şey yapmıyor.

Mucize yok. Yalandı.

Yaz veya yazma, artık umrumda değil, fark etmez.

Patronumu arayıp istifa ettim.

Artık muhabir değilim.

Artık Özel Kalem değilim.

Hadi bebeğimizi alalım.

Hadi.

Cyrus Beene.

Bir şey mi lazım, Quinn?

Evet.

Neden FBI'la telefonda olup Hollis Doyle'u

anlatmadığı söyle.

Kesinlikle Cytron'ı patlatıp erkek arkadaşımı öldürdü

ve hayatımı mahvetti.

Yapmadı deme çünkü bence cidden yaptı.

Birleşik Devletler Başkanı'nı vurmak için suikastçı tuttu.

Bu konuda bir şey yapmıyorsun.

Sebebini öğrenmeliyim. Anlatmalısın.

Tamam.

Tamam mı?

Hadi konuşalım.

CYRUS BEENE

Merhaba.

Birisi seni soruyor.

Merhaba.

Merhaba.

Altyazı çevirisi: İrem Su Güleç

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.