Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Traditional)
Corsican
Czech
Danish
Dutch
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
WWW.MY-SUBS.CO
1 Çoğu öğrenci için haftasonu,
iki gün boyunca eğlence,
özgürlük ve ağabeyim için
her türlü hijyenden kaçınmak demekti.
Haydi, haydi.
Fakat bana göre, eğitime
verilen nahoş bir ara gibiydi.
Oh be! Çok şükür!
Ama bu seferki herhangi bir haftasonu değildi,
çünkü bu haftasonu, ailemin
vergilerini halledeceğim haftasonuydu.
Hoş geldin, W-2.
Young Sheldon 2x4 - A Financial Secret and Fish Sauce
Çeviren: beetlepoet twitter.com/bayancingilbort
İyi seyirler :)
"Eğer emekli tazminatınız yoksa,
fakat eşinizin varsa, sayfa 14'teki tabloya bakın".
Sıkıysa durdurun.
Anne, giderlerimize bakıyordum da
market harcamalarımızın geçen çeyreğe göre
%12 arttığını fark ettim. Sence neden olabilir?
Masanın ucunda beleşe yiyen birisi var.
Masanın diğer ucunda da üç kişilik yiyen birisi var.
Kilisenin yemek kermesi için malzeme alıyordum.
Muhtemelen ondandır.
Oo, o zaman onu yazabilirim,
hatta markete ve sonra da kiliseye gitmek için
harcadığın benzini de eklerim.
O kadar araba sürmeye belki de arabasını ofisi olarak gösterebilir.
Biraz saldırgan bir tavır, ama fikrin hoşuma gitti.
Bunların hiçbirine gerek yok, her şey hayır için.
Vergi indirimi olmayacaksa hayır işlemenin ne anlamı var?
Bezelyeni ye.
Düşüncesi hoşuma gitti.
Sen de bezelyeni ye.
Baba, bir bankacılık sorum var.
Ne oldu, koçum?
Fişlerden birisinin kayıp olduğunu fark ettim.
Fiş 128'in ve fiş 130'un kopyaları var,
ama 129'un kopyası yok.
Haa evet, endişelenme sen.
Ama endişelenmeyi seviyorum, bana rahatlatıcı geliyor.
Tabii ki öyle.
Hesabın kalanının bilançosunu çıkardım
ve görünüşe göre 300 dolarlık bir fiş olması lazım.
Pekala tamam, öyleyse 300 dolar muhtelif gider yaz.
Ben hayatımda hiçbir şeye muhtelif demedim.
Anneme sormaya gidiyorum.
Bekle.
Şimdi hatırladım.
Bir arkadaşıma para vermiştim.
- Kime? - Kim olduğu önemli değil.
Neden onlara para verdin?
Çünkü ihtiyaçları vardı. Bu... bu hayır gibi bir şey.
- Oo, bir indirim daha, harika. - Dur, dur.
Bunun aramızda kalmasına ne dersin?
Yani bir sır gibi mi?
Yok yok, sadece hani, seninle ikimizin arasında kalsın.
Annem ne olacak?
Annen bilmese de olur.
- Peki ya annemin bilmesi gerekiyorsa? - Pekala, bu aramızda gizli.
Sen sadece bana güven.
Eğer annen öğrenmezse bu hepimiz için daha hayırlı olur.
Ama ben sır tutmakta hiç iyi değilim.
Zor değil. Sadece ağzını sıkı tut yeter.
Ama ağzımı sıkı tutmakta da iyi değilim.
Sheldon, yapman gereken sadece sakin olmak.
"Sakin olmak"mış.
Oldu olacak benden arka bahçede uçmamı da isteseydi bari.
- İyi geceler bebişim. - İyi geceler anniş.
- Seni seviyorum. - Ben de seni.
Ah, selam.
Ben de her gece yaptığım gibi dişimi fırçalıyordum.
Yeni bir şey yok yani.
Sen iyi misin?
Evet. İyiyim.
Ben çok iyiyim.
Sheldon'a iyinin anlamını söylesene.
Sus bakayım.
Tatlı rüyalar.
Seni seviyorum.
Ben de seni, çünkü sen benim annemsin.
Çok tuhafsın.
Her zamankinden daha fazla mı?
Yok, değil sanırım.
Harika.
Şüpheli görünmekten kaçınmak için,
annemle mümkün olduğunca az iletişim kurmaya çalıştım.
Neyse ki, ağzın doluyken konuşmak kabalıktır.
Yorgun görünüyorsun bebeğim. İyi uyuyabildin mi?
Peki sence ne kadar vergi iadesi alacağız?
- Günaydın. - Günaydın.
Dün gece çıplak uyudum.
Bütün esintiyi hissettim.
Bunu bizimle paylaştığın için sağ ol.
Ne demek.
Dövüşün sizi ödlekler, dövüşün!
Sen dövüş, İskeletor.
Mare, pilimiz var mı?!
Buzdolabının yanındaki çekmeceye bak!
Ama yiyebileceğim çok fazla yemek vardı,
bu yüzden mümkün olduğunca annemden kaçmaya başladım.
Orada ne işin var senin?
Sırrını saklıyorum.
Kendine hakim ol biraz.
Kendime hakim oluyorum zaten.
- Biraz daha hakim ol. - Buldun mu?
Evet, buldum. Sağ ol.
Rica ederim. Baksana, Sheldon'da bir gariplik fark ettin mi?
Ha, yoo, hayır. Fark ettim diyemem. Niye?
Korkutucu derecede sessiz ve bunu söylediğim için kusura bakma,
ama birkaç gündür büyük tuvalete gitmedi.
Sen nereden biliyorsun?
Bu hali beni çok korkuttu,
bu yüzden de onun tuvalet günlüğüne baktım.
O şeyi hala tutuyor ha?
Evet, bu yüzden Polaroid kamera istemişti ya.
Eh, bence yakında iyileşir,
ama ona göz kulak olmaya çalışırım.
- Sağ ol. - Tamamdır.
- Gitti. - Teşekkürler.
Piller bu çekmecede.
Bir sorunumuz var.
Sheldon daha ne kadar saklayabilir bilemiyorum.
İşte bu yüzden bana çek yazma demiştim.
Tamam kusura bakma, ama yanımda nakit param yoktu.
Mary'nin bunu öğrenmesini istemiyorum.
Peki Sheldon ne olacak?
Çocuk günlerdir büyük tuvalete gitmedi, yakında patlayacak.
Elma suyuna biraz Metamucil koy, turp gibi olur.
Neden itiraf etmiyoruz?
Peki tamam, öyle yapalım.
Sen beni Mary'e ispiyonlarsın...
ben de ona senin kilise pikniğinde ne yaptığını anlatırım.
Yapma ama!
Şimdi çirkinleşmeye başladın.
Ya birlikte batarız ya birlikte çıkarız, George.
Ya birlikte batarız ya birlikte çıkarız.
Anneanneler genelde iyi kalpli olurlar.
Senin neyin var böyle?
Kendi evimde annemden kaçmak
oldukça zordu, bu yüzden yaratıcı olmanın sırası gelmişti.
Alo. Otelinizde bir oda ayırtmak istiyorum.
Bu gece geleceğim.
Hayır, sadece benim.
Ooo, iki kişilik yatak mı, çok hoş.
Peki bu odanın fiyatı ne?
Oo. Bu aylık fiyatı mı?
Günlük mü?
Çocuklara özel indirim yapma ihtimaliniz var mı?
Biz bir süredir arkadaşız, öyle değil mi?
Öyle olsa gerek.
Bu yüzden, yatıya kalmak konusunda ne düşünürsün?
Olur. Annen senin televizyon izlemene izin veriyor.
Bu akşam Jake ve Fatman var.
Ben senin evinde demek istemiştim.
Ama o zaman Jake ve Fatman'i kaçırırsın.
Daha iyi ya. Ne diyorsun?
Anneme sormam lazım.
Peki, ona temiz ve uslu olduğumu söyle,
ve eğer yeterli sayıda odanız yoksa, dar alanlara da sığabilirim.
İlk yatılı misafirliğin.
Heyecanlısın herhalde değil mi?
Hayır, hiç heyecanlı değil, bu kabız edici
ve bunu sırf annemden kaçmak için yapıyorum.
Ama yine de, bu senin ilk yatılı misafirliğin.
İşin eğlenceli kısmına bak.
♪ Dave Mason - We Just Disagree ♪
Yani evet, zorlandığını biliyorum ama...
şimdilik iyi gidiyorsun.
Tam'in evinde biraz vakit geçir,
kafanı boşalt ve eve tazelenmiş olarak dön.
Peki o zaman anneme söyleyebilir miyim?
Yok, annene söyleyemezsin.
Dürüst olmak işleri daha kolaylaştırmaz mı?
Genellikle evet, ama...
bazen gerçekler insanları üzebilir.
Anneni üzmek istemeyiz, değil mi?
Tabii ki hayır.
Aferin.
Bak, sana bu gece yapabileceğin bir şaka söyleyeyim.
Tam uyuduğunda eline biraz traş köpüğü sür
ve sonra burnunu gıdıkla.
Niye?
Çünkü anlarsın ya, burnunu kaşıyacak
ve bütün suratı traş köpüğü olacak.
Peki sonra ne olacak?
Sonra... işte o kadar.
Ama ben onların evinde misafirim
ve bu onların gösterdiği nezaket için
güzel bir karşılık değil gibi.
Boşver.
Ya traş köpüğü gözüne gelirse ne olacak?
Bu canını yakabilir.
Söylediğim için özür dilerim.
Ayrıca ben kendi traş köpüğümü getirmedim.
Onun babasınınkini kullanmam gerekir ve bu...
Unut gitsin!
Merhaba.
Merhaba. Siz Bayan...
Tam'in annesi.
Ben Sheldon'ın babası, George Cooper.
Tanıştığımıza memnun oldum.
Gece burada kalmasına izin verdiğiniz için teşekkürler.
Bu onun ilk yatılı misafirliği. Çok heyecanlı.
- Aslında biraz endiş... - Gerçekten sabırsızlanıyor.
Eğer bir şey olursa, bir alo deyin.
Yani, arayın. Sadece alo demekle olmaz yani.
Bu-bu bir espriydi.
Pekala koçum, iyi eğlenceler.
İlk defa Tam'in evini ziyaret
ediyor olmak, duygusal anlamda inişli çıkışlıydı.
Örneğin, Vietnamlıların evlerinin
hemen girişinde korkunç bir dini heykel bulundurma gelenekleri var.
Bu hoşuma gitmemişti.
Ancak, hijyenik sebeplerden ötürü
evde ayakkabı giymeme alışkanlıkları da vardı.
Bu hoşuma gitmişti.
İlginçtir ki,
Vietnam mutfağının en önemli malzemelerinden biri,
balık sosu olarak da bilinen aşırı acı bir sostur.
Bu hoşuma gitmemişti.
Ama her öğünden önce,
herkes mutlaka elini yüzünü yıkar.
Bu hoşuma gitmişti.
Vietnamlıların evinde çatal kullanmak adeti yoktur.
Bu hoşuma gitmemişti.
Ve peçete yerine, masadaki herkesin
paylaştığı bir havlu vardı.
Cidden, akıllarından ne geçiyordu acaba?
Shelly'nin isteyerek yatıya gitmesi
bana hala garip geliyor.
Ha, ne bileyim ben.
Büyüyor işte.
Erkek çocukların biraz kanatlanıp uçmaları,
yeni bir şey denemeleri doğaldır.
Saçmalama.
Geçen hafta, kuru üzümü şekerli olan Raisin Bran'den almıştım.
Kafayı yiyordu neredeyse.
Bana sorarsan, boşuna endişeleniyorsun.
Belki de benim yüzümdendir.
Belki de onu kızdıracak bir şey yaptım.
Sen ne diyorsun ya?
Seni deli gibi seviyor.
Bunu sevdiğinden çok daha fazla hem de.
Doğru valla.
Bilemiyorum.
Bana bir şeyler yolunda değilmiş gibi geliyor.
Anne!
Saçım fermuara sıkıştı!
Asıl endişelenmen gereken çocuk bu.
Pekala Connie, neden itiraf etmiyoruz?
- Olmaz. - Onu duydun.
Şimdi de kendini suçluyor.
Ve Sheldon'ın da o kadar morali bozuk ki, normal bir çocuk gibi davranıyor.
- Tamam, haydi söyleyelim. - Sağ ol.
Ama önce ona senin piknikte ne yaptığını anlatacağım.
- Mary! - Tamam, tamam.
Bunu daha ne kadar sürdürebiliriz bilmiyorum.
Ben sonuna kadar varım.
İşte, bu oyunun adı Ka'a'nın Gizemli Savaş Lordları.
Zevkli sayılır.
Altı çeşit gizli savaş lordu var...
- Gizli savaş lordu. - Bu aramızda gizli. Gizli.
Bu aramızda gizli.
Sheldon'da bir gariplik fark ettin mi?
Seninle ikimizin arasında kalsın.
Annen bilmese de olur.
Onun tuvalet günlüğüne baktım.
- Bu aramızda gizli. - Birkaç gündür büyük tuvalete gitmedi.
- Sheldon. - Gizli. Gizli.
- Gizli. - Gizli.
Dediklerimi duydun mu?
Pardon, travmatik bir deneyimimi tekrar yaşıyordum da.
Ne demek istiyorsun?
Tam, beni yiyip bitiren bir sırrım var
ve bunu birisine söylemem lazım.
Tamam, bana söyle.
Ama söylemeyeceğime söz verdim.
Tamam. O zaman söyleme.
Ama beni çıldırtıyor.
Keşke Katolik olsaydın.
Bir papaza gidip günah çıkartabilirdin.
Bu çok iyi bir fikir.
Sen Katoliksin. Sana günah çıkartabilirim.
Ben papaz değilim.
Ben de Katolik değilim.
Her şey mantığa uygun.
Tamam, hazır olduğunda söyle.
Ne yapıyorsun?
Moda giriyorum.
Peki.
Affet beni Tam, işlediğim günahlar için.
Bu benim ilk günah çıkartışım.
Seni affediyorum, oğlum.
Ailemin vergileriyle ilgileniyordum ve bir fişin kayıp olduğunu fark ettim.
- Babama sordum... - Tam'e bütün bu iğrenç
olayı anlatırken, omuzlarımdan bir yük kalktığını hissedebiliyordum.
Bu düzenbazlıktan sonunda kendimi kurtarmam
beni rahatlatmıştı.
Sonra doğru yaklaştıkça,
kendimi yeni birisi gibi hissediyordum.
Bütün hikaye bu kadar.
Süper. Artık oynayabilir miyiz?
Ve artık vicdanım temizlendiğine göre,
bağırsaklarım da aynı şeyi yapmaya hazırdı.
Afedersin. Tuvalete gitmem lazım!
Senin yatağında yatmama izin verdiğin için teşekkür ederim.
Babam bana misafirleri her zaman onurlandırmayı
ve onlara son derece kibar davranmayı öğretti.
Vietnamlılar çok misafirperverler.
Öyle, ama bu her zaman işimize yaramadı maalesef.
Hiç babanın gelip sana annenden
sır saklamanı isteyeceğini düşündün mü?
Yok, hayır.
O çok dürüst, bu da sinir bozucu.
Bu kadar sohbet yeter.
Uyuyun çabuk!
Annemse sadece sinir bozucu.
Aferin, başardın.
İlk yatılı misafirliğin nasıldı?
Sana garip yemekler yedirdiler mi?
Ben Vietnam'dayken kahvaltıda balık çorbası içerdik.
Sheldon, sana diyorum.
Ben seninle konuşmuyorum.
Pekala, neler oluyor?
Bu hafta boyunca ilk defa düzgün uyuyabildim
ve yeni bir bakış açısıyla uyandım.
Ve bu da...?
O sırrı bana yüklemen çok sorumsuzcaydı.
Sheldon, bunu konuşmuştuk ama.
Durumlar karışık.
Entelektüel anlamda seni örnek almasam da,
rol model olarak hep seni örnek almıştım.
Artık bunu yapamam.
Ama korkma. Bir anlaşma yaptık.
Sırrını saklamaya devam edeceğim.
- Selam. - N'aber?
Şey, sana bir şey söylemem gerekiyor.
Ne yaptın?
Sheldon vergilerimize bakarken,
kayıp bir fiş olduğunu fark etti.
Ne yaptın?
Söylemeden önce, nedenini öğrendiğinde bana güveneceğini
ve konuyu uzatmayacak kadar anlayışla karşılayacağını söylesen?
Ne yaptın?!
Hepsi annenin suçu, o çok kötü birisi.
Sana bunu yıllardır söylüyorum.
Ne yaptın?!
Pekala, şimdi, cevap vermeden önce...
Bana ne yaptığını söyle.
Alkollü araç kullanma cezası aldım.
Anne!
O kadar da kötü bir şey değil.
Sarhoşken araba kullanmak nasıl kötü olmaz?!
Aslında ben kullanmıyordum.
Anlayamadım?!
Georgie ile tazı yarışına gitmiştik,
ve ben biraz içkiliydim.
Georgie mi?!
Tanrı şahidim olsun,
ben hayatımda hiç tazı yarışına gitmedim.
Öğrendi.
Ha, birkaç kez gitmiştim ya.
Lütfen birisi bana ne olduğunu anlatabilir mi?!
Pekala, anneannemle ikimiz yarış pistindeki bara gittik...
Onu bara mı götürdün?!
İçmedi ki!
Margaritayı biraz fazla kaçırdı, bu yüzden dönüşte arabayı ben kullandım.
Ama senin ehliyetin yok ki!
İşte bu yüzden polis bizi kenara çektiğinde yer değiştirdik.
Ay Tanrım ya...
Benim bu kısımla alakam yok.
- Kes sesini! - Tamam.
Georgie'nin başı belaya girsin istemedim,
bu yüzden polis gelmeden hemen direksiyona geçtim.
Sonra da tutuklandım ve, şey işte,
o da beni kefaletle kurtardı.
Yani bütün bunları benden saklamanız gerektiğini mi düşündünüz?!
- Kesinlikle. - Yüzde yüz.
Tamam, o zaman şöyle yapıyoruz:
sen ve sen ben aksini söyleyinceye kadar
onun evinde kalacaksınız!
Kime anlatsam bana bu hikayedeki kahraman sensin derdi.
Kumar oynamaya gittin, ehliyetsiz araba kullandın
ve bana yalan konuştun.
Ama kahramanca.
Defolun!
Bütün bu olanlara bayıldım.
Sanırım bana kızgınsındır.
Ay boşver ya.
Sana minnettarım...
piknikte olanları ispiyonlamadığın için.
Eh, anlaşmamız vardı.
Ayrıca, evliliğin zaten sallantıda.
Sallantıda olmadığı zaman mı var?
İyi o zaman, ben yatmaya gidiyorum.
İyi geceler.
İyi geceler!
Alo?
Şimdi dinle bakalım.
Son kilise pikniğinde, kocan
içeriye gizlice altılı bira soktu,
hepsini dibine kadar içti
ve sonra da tuvalet sırasına girdi...
Baksana.
Fazladan diş fırçan var mı?
Lavabonun altında, canım.
Sağ ol.
Ne demek.
Sonra bizim koca goril sırada beklemek istemediğine karar verdi,
kilisenin sebze bahçesine gitti ve
bütün o lanet bahçeyi sulamaya başladı.
Ben o sebzeleri yiyorum ya!
Tatlı rüyalar.
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.