Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bengali
Bihari
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Traditional)
Corsican
Czech
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Interlingua
Irish
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Punjabi
Quechua
Romansh
Runyakitara
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Somali
Sundanese
Swahili
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Downloaded from YTS.BZ
Official YIFY movies site: YTS.BZ
2000'i "Diamond Fox"a yatır.
Benden de 3 bin "Lightning Thunder"a.
"Diamond Fox"a oynadım.
Hadi, yarış başlıyor.
Husam, 3000 "Lightning Thunder"a.
Bahisler kapandı. Yarış başladı bile!
Firefox öne geçmeye çalışıyor. Golden Horn geliyor.
Başladı, evet başladı!
Golden Horn dışarıdan fırtına gibi geliyor!
Firefox öne geçmeye çalışıyor, peşinde de Heart Wood var.
Hadi! Hadi bastır!
Kestik!
Harika. Mükemmel.
Tek kelimeyle harika!
Emin misin Sherif? Çok abartılı olsun istemem.
Gerçekten Antonioni filmi sahnesi gibi.
-Peki. -Hadi beyler.
Rula'ya geçelim.
-Bay George? -Ne?
Oğlunuz üç kez aradı.
Ona mesaj atıp toplantıda olduğumu, işimin uzun süreceğini söyle.
Onu özlediğimi de ekle.
-Ama efendim bugün doğum günü. -Hadi be!
O zaman ona bir saat al.
Breitling Navitimer.
Şuna bak! Çok iyi, öyle değil mi?
Sütten sanat.
Aç bakalım.
Breitling Navitimer.
İngilizlerin 1'nci Dünya Savaşı'ndan sonra
Irak'ı işgalinde yapılmış.
Bu saat de bizzat Saddam'ındı.
Teşekkür ederim, baba.
Normalde hiç gecikmez.
Gençlik aşkı harikadır.
Sevgilin bu yüzden mi benim yaşımda?
Bunu kim söyledi?
Annen söyledi değil mi?
İnternette okudum.
İnanma her şeye.
Merhabalar.
Merhaba.
-Nasılsın? -Merhaba.
-Baba, Mai bu işte. -Merhaba.
-Bu ne güzel bir koku. -Lütfen yapma.
Ben parfüm kullanmam.
Otursana.
Ne içersin?
Stella.
-Bira sever misin? -Evet.
O zaman seni sevdim.
-Nasılsın? -İyiyim. Doğum günün kutlu olsun.
Sağ ol. Bu ne?
İki Stella. Biri hanımefendiye biri bana.
Bana da bir tane.
Sürprizi bozmak istemem ama harika bir kitap.
-Sen okudun mu? -Evet.
Ben de okurum o zaman.
Siz ikiniz nasıl tanıştınız, anlatsanıza.
-Halid'i hatırlıyor musun? -Halid mi?
Jet-ski yapmaya gittiğimizde.
Halid, Mai'nin kuzeni.
Mai de Pink Floyd seviyor.
Babam beni Pink Floyd'la tanıştırmıştı.
Zevklisin.
Dün akşam ne yaptın?
Müthiş bir film izledim.
Şuradaki adam beni rahatsız ediyor.
Gönder şunu. -Emredersiniz.
Adı Beau Travail.
Fransız filmi.
Yönetmeni Claire Denis.
Kadın bir harika.
Gerçekten de süper.
Çekimler, müzikler, hepsi şahaneydi.
İzlerim o zaman.
-İyi ki doğdun. -Şerefe.
Telefonla oynayacaksan eve gidelim.
George! Canım benim!
Fawzy.
Yasser Islam.
George Fahmy.
Tanışıyor musunuz?
Elbette, yaşayan efsane!
Sen olmasan asla oyuncu olmazdım.
Bayan Suzanne. Bu da George Fahmy.
-Merhaba. -Çok memnun oldum.
Bu ne güzellik.
Baban gibi oyuncu musun sen de?
Hayır. Kendisi babam değil. Biz sadece arkadaşız.
Ama evet, ben de oyuncuyum.
Şahane.
Kim bu kadın?
Hiç sorma.
Önemli birinin karısı diyelim.
Ne kadar önemli biri?
Bu arada şey, Bay George
biz bir grup sanatçı olarak
ordu ve başkanın imajını lekelemeye çalışan
hainlere karşı bir komite kurduk.
Bize katılır mısın?
Ne?
Kim başkanı eleştirebilir ki?
Ayrıca neden?
Ekonomimiz şahlanıyor.
Elektrik kesintisi yok.
Üstelik her şey de ucuz.
Bana sorarsan her şey harika, her şey muazzam.
Ülkemizi hep birlikte korumalıyız.
Düşman her yerde kol geziyor.
O zaman saklansak iyi olur.
Bence bunda bir çelişki yok.
İnsan hem sanatçı hem de vatansever olabilir.
Haklısın, tamam.
Affedersin, adın neydi
Önemi yok.
Hemen unutursunuz zaten.
Suzanne.
Babam gibi konuşuyorsun ama.
Ne?
Ne demek şimdi bu?
Menajerin bana bir dizi seçmesine girmem için yardım edecekti.
Ama galiba benden haz etmiyor.
Hiç kimseden haz etmez o.
Herkes kariyer için seni kullandığımı sanıyor.
Başkan Abdülfettah Sisi'nin
imzaladığı yeni kararnameyle
yakıt desteklerinin azaltılmasına
ve enflasyonun düşürülmesine karar verildi.
Bayan Rula geldi, Bay George.
Uyuyor diyeyim mi?
Hayır, içeri gelsin.
Mısırlıların yüzde 85'i bu kararları destekliyor.
Otur şöyle.
Ne oldu?
Evime geldiler.
Kimler?
Hakkında televizyona röportaj vermemi istiyorlar.
Ne alaka?
İslam'dan nefret ettiğini söylememi istiyorlar.
Peygambere hakaret ettiğini falan, yalan yani her şey.
Bir daha seninle çalışmayacağımı söylememi.
Neden korkuyorsun ki?
Endişelenme.
Sana bir şey yapamazlar.
Bütün ülke sana bayılıyor.
Sen Rula Haddad'sın.
Herkesi ele geçirebilirler.
Hatta seni bile.
Sen neye karar verirsen ver, bana uyar.
Anlıyorum.
Seni eve bırakayım mı?
Şoförüm kapıda bekliyor.
Bu ne rezalet böyle?
Bunlar evli bile değil ki.
Biz dinimize, örf adetlerimize ve törelerimize bağlıyız.
Hangi inançmış o?
Peygambere inen inancımıza göre
yaptığın her şey günah.
İbnü'l-Heysem'in Mısır'da yaşadığını
ve Optik Kitabı'nı yazdığını biliyor muydunuz?
Deli taklidi yapmıştı, devlet ona zulmetmesin diye.
Döneminin en büyük bilim insanıydı.
O zaman dünyanın efendisiydik.
Peki bugün neredeyiz?
Ahlaksız Türk dizilerinde boğuluyoruz işte.
"Ekranların Firavunu",
tüm ülkenin hayran olduğu adam.
Anlaşılan yerçekimi kanunları seni hiç bağlamıyor.
Sen ve dejenere arkadaşların ülkeyi çamura batırdınız.
Ama oyun bitti artık.
Buna artık bir son vereceğiz.
Bu ne demek şimdi?
Filmin sonunu tekrar çekmemiz gerek.
Ciddi misin sen?
-Günaydın. -Günaydın.
Tamam, buyurun geçin.
-Bu saçmalık ne böyle? -Gaby çekilmesini emretti.
Karavanım 15 yıldır burada duruyor.
Sözleşmemde bile yazıyor! Fawzy'yi aradın mı?
Fawzy'yi ara.
-George'un karavanını çekmişler. -Ver şunu.
Alo?
Yerime başkasını almışlar!
-Hangi filme Aşk Zamanı'nına mı? -Evet.
Yerine kimi almışlar?
Yasser Islam'ı.
-İçeride mi o? -Ama efendim! İçeri giremezsiniz.
George'u yerine başkasını mı aldın?
Ekranların firavunu o!
İmkânsız Seçim'le En İyi Aktör seçildi.
Uzaydaki İlk Mısırlının başrolüydü
o yıl gişeyi kasıp kavuran filmin.
Onun yerine Yasser Islam'ı mı aldın?
Kariyeri George'un reddettiği rolleri almaktan ibaret olan adamı.
Deli misiniz siz? İnanılır gibi değil.
İnanmıyorum ya!
Sakin ol arkadaşım. Rahatla biraz.
Ne kadar büyük bir star olduğunu anlatmana gerek yok.
Sen devam et!
Bak şimdi George, senin peşindeler
insan hakları ve demokrasi yanlısı olduğunu söylüyorlar.
Ben mi demokrasi yanlısıyım?
Ne yani, insan ve hayvan hakları mı?
Bunu kim söyledi?
Bir dahaki sefere Troçkist olduğumu söyle.
Troçkist mi? Hayır asla!
Ülkesini seven bir vatansever de, vatanına bağlı de.
Ve hepsinden önemlisi Gaby, o bir kapitalist.
Çünkü ona parasını ödeyeceksin.
Hiç anlamıyorum.
Neden hâlâ bu külüstürü kullandığını hiç anlamıyorum.
Külüstür deme ona. Alınır.
Bu araba benim uğurum.
Bir Range Rover'a ne dersin?
Sana güzel işler bağlayamadığımı düşünecekler.
Jaguar'ımı seviyorum.
Hadi Coco'da bir şeyler içelim.
Çok güçlü birileri peşinde George.
Ordudan teklif geldi.
Ancak cesedimi çiğnerlerse.
Tüm bu pisliğin arkasında onlar olabilir.
Hayır.
Umurumda değil.
Rejim için çalışmam ben.
Dokundukları her şey çürüp ölüyor.
"Bir Numara"yı oynamanı istiyorlar.
"Meksikalı" mı?
Kendi isteğiymiş. Senin hayranınmış.
1967 savaşından beri ülkenin başına gelmiş en kötü şey.
Ülkeyi o kurtardı ama.
İyi de hiç benzemiyorum ki.
Benim boyum 1.85.
Abdel Nasır'ı oynayabilirim, adam 1.83'tü.
Ya da Sedat, 1.78'di, o da kurtarırdı.
Biraz hayal gücüyle 1.70'lik Mübarek bile olurum.
İnsaf be, adamın boyu 1.52!
-George. -Ne?
Kimse onlara hayır diyemez. Sen bile.
Sanat benim için kutsaldır.
İlkelerimden asla vazgeçmem.
İlkeler, AIDS'ten beterdir.
Konusu başkan değil, iktidara yükselişini anlatan bir film.
Tüm olaylar darbeden önce geçiyor.
Yani halk devriminden önce.
Berbat bir film bence.
Donya'yı ara. Onu sevmediğini sanıyor.
Bunu kibarca nasıl derim? Tam bir sürtük.
Efendim?
Senin için ararım da ne dememi istiyorsun ki?
Sinemada bir geleceği olduğuna inandır işte.
Hadi görüşürüz.
Gel mi diyeyim yoksa çekip gideyim mi?
Aklını mı kaçırdın sen canım?
Aptal mı sandın beni?
Benden her şeyi çaldın zaten.
Ama kocamla yatmak da ne!
Bundan böyle, benim bir kız kardeşim yok.
Seni bir daha görmek istemiyorum.
Ne dersin?
Güzel. Güzel, evet.
Ama
ne dediğin üzerine bu kadar çok düşünme.
Bak hayatım.
Kelimeler, bir nevi düşüncelerin giysisidir.
Asıl önemli olan ne hissettiğin.
Hadi oradan!
Nereye?
Nereye?
Süperstarla başrolü paylaşan ekranların firavunu George Fahmy.
Çok yaşlı görünüyor. Değil mi?
Kıpti bir kızın davasıyla ilgilendiği
doğru mu peki?
Bak Maha.
Meslektaşlarım hakkında dedikodu yapmayı sevmem.
Ama Papa Tavadros'la arası iyi, değil mi?
George bizim en büyük starımız.
Ve
tam bir vatanseverdir.
Mısır'ı çok seviyor.
Sık sık Mısır sevgimizden bahsederiz.
Ve başkana olan minnetimizden söz ederiz.
Peki ya karısı, Bayan Marianne?
Onları artık beraber görmüyoruz.
Hiçbir etkinliğe beraber katılmıyorlar, öyle değil mi?
Kendisi nasıl acaba?
Onu programa davet edip bizzat kendisine sorabilirsiniz.
Peki tamam, ben de öyle yaparım o zaman.
-Nasılsın Sayed? -Merhaba efendim.
Yine mi yıldızları sayacaksın yoksa?
Aynen öyle.
Dikkatli git.
Kendine iyi bak.
Neler oluyor?
Yol kapalı.
Kaç para?
İstemem.
Ne istiyorsun peki?
Oğlun mu bu?
Amerikan Üniversitesi'nde okuyor, öyle değil mi?
O bölgede çok sık trafik kazası oluyor.
Söyle ona dikkatli olsun.
Bu bir tehdit mi?
Kimin için çalışıyorsun sen?
İyi geceler, Bay George.
Hay ben senin!
Anahtarım neden açmıyor?
Kilidi değiştirdim de ondan.
Hem gelmeden önce arasana, yanımda biri olabilirdi.
Buranın parasını ben ödedim, oğlumu görmek istiyorum.
Çocuk uyuyor o, gecenin yarısı oldu!
Kanepede sızarım ben.
Bu sefer ne oldu peki?
Biri beni tehdit etti.
-Kim tehdit etti? -O kısmını boş ver.
Korktun ve biz de seni avutacak mıyız?
Oğlum için korktum.
Bu kez kimin kızıyla ya da karısıyla yattın?
Bunun için biraz yaşlanmadın mı artık?
Doğru kararı verdin.
Oğlumu tehdit ettiler, Fawzy.
Korkmana gerek yok.
Artık kimse sana dokunamaz.
Bay George Fahmy! Ne büyük bir onur.
Ahmed Abu Talaat. Unlimited Medya Grubu CEO'suyum.
Hoş geldiniz.
Beyler lütfen, biraz yer açın.
Bay George.
Unlimited Medya Grubu CEO'su olarak
senin gibi bir efsaneyle çalışmaktan gurur duyuyoruz.
Çok teşekkür ederim.
Siz de birkaç şey söylemek ister misiniz?
Buyurun.
Bay George Fahmy.
Teşekkür ederim.
Aslında bu yolculuğun
bir parçası olmaktan gurur duyuyorum.
Teşekkür ederim, sağ olun.
Şöyle geçelim, sizi Dr. Mansur'la tanıştırayım.
-Kim? -Dr. Mansur.
Bu taraftan.
-Memnun oldum. -Ben de.
-Bize katıldığınız için sevindim. -Sağ olun.
Umarım birlikte büyük işler başarırız.
Umarım.
Doktor Mansur, Cumhurbaşkanlığı ofisinden
kaliteli bir iş çıktığından emin olmak için burada.
Pekala.
Gidelim mi?
Hoşça kalın. -İyi günler.
Ne dersin?
Ana olayın devrimden önce geçmesi hoşuma gitti.
-Burada sigara içebilir miyim? -Rahat ol Tarık.
Bu film orduya bir övgü değil.
Senin yönetmeni ben istedim.
Ve gerçek fikrini istiyorum.
Değişiklik lazım mı?
Sence gerçekten böyle mi oldu?
Nasıl anlatsam?
Seninle biraz konuşabilir miyiz?
Bizden ne istendiğinin farkında mısın?
Durumu iyice kavradın mı yani?
Biz Firavun'un karakterini
ete kemiğe büründüreceğiz.
Neler yapabilirler düşünsene
mesela karakterin burnunu çok büyük yaparsak?
Burnu falan boş ver şimdi. Sen şuna cevap ver.
Bu rezil senaryoyu düzgün bir filme dönüştürebilir misin?
Tabii ki hayır.
Neden evet dedin o zaman?
Cidden mi? Nedenini mi soruyorsun George?
Seninle aynı sebepten ötürü.
George Fahmy asla kötü film yapmaz.
Sana ihtiyacım var Tarık.
İhtiyacım var.
Sen dürüst adamsın.
Hadi.
Arabayla içeri giremezsiniz.
Ne yapayım yani? Yürüyeyim mi?
Hayır efendim, stüdyo aracı var.
Yuh artık ya!
Senaryomu ver bana.
Günaydın.
-Ama hazır değilim daha. -Tamam.
Hemen bitecek işte zaten. Çek hadi!
Tıpkı onun gibi görüneceğim bekle.
Öyle değil mi? -İkizi gibi!
Fotoğrafını çekmem gerekiyor.
Çek de gönder hemen.
Harika görünüyorsunuz.
Kim bu?
İsmi Medo, yeni asistanım.
Adın "Me Too" mu?
Yaklaştınız. Medo.
Bırak şunu.
Son sınıf öğrencisi, bana yardım ediyor.
Göster bakalım.
-Saç. -Ne?
-Saçlı olmasını istiyorlar. -Ne?
Adam anaokulundan beri kabak kafalı, yapımcıyı çağır.
Mahmud, şu kel peruğunu çıkart hadi.
-Neden ya? -Kendi saçın olsun istiyorlar.
Bak.
Dürüst olmak gerekirse başkanı değil, seni istiyorlar.
Bana öyle bakma, o manada demedim.
Senin için daha iyi.
Her gün saatlerce makyajda oturmazsın böylece.
Peki tamam, çıkartalım şunu.
Göbeği ve gıdıyı da.
Hayır! Hayır, sakın, asla!
Daha iyi görüneceksin ama, neden kızıyorsun?
-Ben es-Sisi'yi oynamak istiyorum. -Oynayacaksın zaten.
Oynayacaksın.
Ama Sisi olmak için ona benzemeliyim.
Sisi olacaksın işte, oturur musun?
Otur şuraya.
George, canım.
-Böylesi daha iyi olacak. -Ama nasıl?
Film senin hakkında değil, es-Sisi hakkında.
Ve sen de es-Sisi olacaksın.
Karavanında tuvalet var, bir tane de burada var.
İstediğin çerezler karavanda.
-Ama mortadella yok. -Ya?
Mümkün değil dediler.
Sana Om Ali tatlısı getirdim.
Glütensiz.
Günaydın beyler.
-Merhaba. -Oturun lütfen.
Çok memnun oldum.
Büyük hayranınızım.
Şunu bir izlesene.
Mübarek'in taklidini yapsana.
Durum oldukça kritik.
Başkan Arafat'a başka seçeneği olmadığını söyledim.
Tamam, es-Sisi'yi yapsana.
Lütfen yapma.
Müsaadenizle size bir şey söyleyeceğim.
Genç Mısırlılar. Öyle değil mi?
Lütfen.
Elinizi sıkmak isterim.
Yani bugün atanacaksın
Tantavi'nin yerine savunma bakanı olarak.
Beni aday göstereceklerini biliyor muyum?
Senaryoya göre
Tantavi biliyordu ve kabul etmeni istedi.
Neden?
Onun gözdesisin
ve sana güvenebileceğini biliyor.
Müslüman Kardeşler'in
orduyu ele geçirmeyeceğinden emin olmak istiyor.
Tamam
Çabuk, yerlerinizi alın.
Klaket.
Ve oyun!
Bismillahirrahmanirrahim.
Şerefim üzerine ant içerim;
cumhuriyeti korumaya
anayasaya
ve kanunlara saygı duymaya
halkın çıkarlarını
ulusun bağımsızlığını ve toprak bütünlüğünü savunmaya.
Kestik!
Çok güzeldi George.
Neden alkışlamıyorsunuz?
İyi miydim cidden?
Ne diyeyim? Anthony Hopkins gibiydin.
İstersen bir tekrar daha alırız ama bu iyiydi.
-Gözün üstünde olsun. -Emredersiniz.
Geçmiş olsun.
İyi akşamlar. Merhaba.
Selamünaleyküm.
Bir kutu Panadol, bir de--
Panadol ve ne?
Viagra.
Panadol ve Viagra mı? Bir saniye.
Panadol.
ve Viagra.
50 pound.
George Fahmy mi?
Hayır.
Evet, siz George Fahmy'siniz.
Baba, bak kim gelmiş!
Büyük film yıldızı George Fahmy.
İyi akşamlar.
Çok büyük hayranınızım, uzun zamandır takip ediyorum.
Bütün filmlerinizi internetten indiriyorum.
Bakın. Kim bu?
Harikasın.
Sen süperstarsın, VIPsin. En iyisi!
Sağ ol, ama o benim için değil.
Elbette değil. Bir saniye.
İnanamıyorum, George Fahmy bizim eczanemizde.
İnanılır gibi değil!
Ama efendim neden Viagra? En iyisi o değil.
Yan etki olarak migren ve ishal yapar.
En yeni ilaç Cialis.
İçtiğiniz anda taş gibi yapar anında.
Evde tam bir firavun gibi.
İshal de yok, baş ağrısı yok, saatlerce sürer!
Karınız ya da her kimse memnun kalacaktır.
Sfenks'ten bile sert olursun.
Daha ucuz bir seçenek var; Kamagra.
Bu ilaç Tayland malı.
Ama biraz şansa bağlı.
Ne saçmalıyorum ben? Fiyatı dert etmezsiniz.
Sizin gibi bir star.
Dediğim gibi, benim için değil.
Tabii, biliyorum, herkes öyle der.
Burada olduğunu söylesem kimse bana inanmayacak.
-Lütfen kimseye söyleme. -Hayır efendim söylemem.
Gizlilik bizim işimizde çok önemlidir.
Bu ne büyük onur! Bir selfie çekebilir miyiz?
Hayır lütfen.
Ama neden ki?
Ödemeye geçelim mi?
Tabii. Sorun değil.
-Demek Panadol ve Viagra. -50 pound muydu?
-Buyurun. -Teşekkür ederim.
İyi akşamlar.
Çok büyük onurdu!
Sizinle tanışmak bir ayrıcalık!
Hemen bir şişe şampanya hazırla.
Ne var?
Ne oldu canım?
Dün babam öldü.
Babandan nefret etmiyor muydun sen?
Bunu anlayamazsın.
Benim de babamla karışık bir ilişkim vardı.
Ama o öldükten sonra hislerim değişti.
Ona karşı olan bütün öfkem de uçup gitti.
-Sahi mi? -Evet.
Onu kaybettiğime üzüldüm, onu özledim.
Babamı özleyeceğimi mi düşünüyorsun?
Belki zamanla olur.
Belli ki benim hakkımda hiçbir şey bilmiyorsun.
Onu affetmek mi?
Anneme ve bana yaşattıklarından sonra mı?
Şey mi sanıyorsun
affetmek kadınların fıtratında mı var?
Öyle mi yani?
Bu kadar basit olmadığını biliyorum.
Seni seviyorum.
Babam senin filmlerine bayılırdı.
Seninle bu yüzden çıkmak istedim zaten.
Onu kışkırtmak için.
Kalktı mı seninki?
Dur, açıklayabilirim.
Üzüntüm seni tahrik mi ediyor?
Açıklayabilirim diyorum.
Müslüman Kardeşler sadece
yüce yaratıcıdan korkar, bilirsiniz.
Eğer bize katılırsanız, birlikte daha güçlü oluruz.
Sayın Başkan, üzgünüm ama yapamam.
Ne?
Nerede o?
Ne var?
Beğenmediler mi yoksa?
Hayır, harika. Muazzam.
Harika.
Peki, ama?
Ama belki bir kez daha deneyebiliriz.
Repliklerin biraz şey
söylediğine inanıyormuş gibi söyle.
Ne saçmalıyorsun sen?
Yani, belki sahneyi tekrar çekebiliriz.
Ama bu sefer abartmadan.
Efendim?
Ne demek istiyorsun? -Hiç.
Bilmiyorum işte. -Bilmiyor musun?
Sen öğrenene kadar karavanımdayım!
Hayır George, bekle.
Sadece bir tekrar daha alalım. Lütfen.
Bir şey diyeceksen gel yüzüme söyle.
İkna edici değilsin, fazla abartılı.
Ben George Fahmy'yim.
Ekranların firavunuyum ben.
Ülkedeki bütün stüdyoların cebi filmlerimle doluyor.
İyi de bunun benim dediğimle ne ilgisi var?
Ben az önce gördüğümden bahsediyorum.
Oyunculuğun kötüydü.
Peki, kovsana beni.
"Kelimeler bir nevi düşüncelerin giysisidir."
Samuel Beckett.
Size güvenebilir miyim generalim?
Ben seçilmiş başkanım.
Bana sadakat halka sadakattir.
Sayın Cumhurbaşkanım,
ben anayasaya sadakat yemini ettim.
Başka bir şeye sadakat yemini etmek
anayasal yemine ihanet etmektir.
Başka bir şey var mı, Sayın Başkan?
Hayır, yok.
Kestik!
Muazzam. Şimdiye kadar çektiğimiz en iyi sahneydi!
-Benden korkmamalısın. -Ama siz başkansınız!
Hayır.
Bu sahnede başkan sensin.
O yüzden bir başkan gibi davran.
Hadi, baştan alıyoruz.
Çok güzel.
-Naber? -Çok iyiyim.
En sevdiğin saşimiden söyledim sana.
Sağ ol.
Anlat.
Yeni idari başkentin tanıtımına davetlisin.
Ardından da davetlisin
savunma bakanı El-Gül tarafından
kendi özel konutuna.
Belki sana madalya verir.
Madalya mı?
Şerefsizliğim için mi yani?
Bak arkadaşım, Perşembe akşamüzeri seni limuzin alacak.
George bey yetişin, Yusri'nin oğlunu götürdüler.
Oğlumu dün geceden beri görmedim.
Neler oluyor burada?
Oğlu internette bir şeyler yazmış, dün gece götürdüler.
Sadece nerede olduğunu bilmek istiyorum.
Neler oluyor?
Alın onu da hemen.
Ama kendisi komşum.
Onu iyi tanırım, kimseye zararı dokunmaz.
Biz sadece işimizi yapıyoruz.
Biliyorum, bana biraz zaman ver.
Onunla bir konuşayım. -Peki tamam.
Ne oldu Yusri?
Oğlumu tutukladılar, George.
Götürdüler onu!
Tamam, sen yukarı çık, biz halledeceğiz.
Burada bir şeyi çözemeyiz.
-Tutukladılar onu! -Anlıyorum ama
halledeceğiz, sen eve git.
-Bana yardım et. -Tamam, sen çık yukarı!
Hilaller paslanmaz çelik kaplıdır, PVD'den yapılmıştır.
Gördüğünüz o altın rengini bu madde veriyor.
Silahlı kuvvetlerin mühendislik birimi
cami için Mısır mermeri kullanılmasını sağladı
ve tüm işçilerin Mısırlı olmasında ısrar etti.
Bay George!
O adamı canlandırma şekliniz bizi gururlandırıyor.
Sizi biriyle tanıştıracağım.
Genelkurmay Başkanı General Montaser Hicazi.
Tebrik ederim, silahlı kuvvetler adına sizi kutlarım.
Ülkeye hizmetteki vatansever çabalarınıza hayranım.
Başkanın yeni seçim komitesinin başkanıyım.
-Bize katılır mısın? -Benim için onurdur.
Generalin eşi.
-Çok memnun oldum. -Ben de.
İçişleri Bakanımızla tanıştırayım, tanırsınız.
Elbette. Memnun oldum.
Ben de öyle Bay George. Hepimiz hayranınızız.
Teşekkür ederim.
Ekselanslarının eşi.
Çok memnun oldum, tüm filmlerinizi izledim.
Onur duydum efendim, teşekkür ederim.
George, bu da eşim.
-Memnun oldum. -Ben de öyle.
Savunma Bakanı ve eşi.
Davetiniz için teşekkür ederim.
Sizi aramızda görmekten şeref duyuyoruz.
Eşim.
George Fahmy.
Onur duydum.
Lütfen buyurun.
Teşekkür ederim.
Eşiniz nerede?
Maalesef kendisiyle ayrıyız.
Kıpti Kilisesi boşanmayı yasaklıyor sanıyordum.
Boşanmadık zaten ama beraber yaşamıyoruz.
Rahat bırak adamı canım.
Ahlak dersi vermeye kalkma.
Bana biraz ekmek getir.
Bay George yaşayan bir efsanedir.
Yok efendim, efsane falan değilim.
"Efsane" sıfatını ölülere bırakalım bence.
Shakespeare'in Arap kökenli olduğunu biliyor muydunuz?
Asıl adı Şeyh Zübeyr'dir.
Bu yüzden Yahudileri sevmezdi.
Adam Stratford'da doğmuş.
Kim efendim?
William Shakespeare.
Bir kitapta Bağdat'ta doğduğunu okumuştum.
Karım her zaman haklıdır.
Tabii ki.
Beni küçük düşürme, hayatım.
Bunu asla yapmam, canım.
Ben söylediğimde ciddiydim.
Aslında eşim Sorbonne'da tarih üzerine yüksek lisans yapmıştı.
Uzun yıllar Fransa'da yaşadı.
Tıpkı Reşid Taşı'nı sahiplendikleri gibi
Shakespeare'i de sahiplenmiş olamazlar mı?
1564 yılında Kutsal Teslis Kilisesi'nde vaftiz edildi o.
19. yüzyılda bazı Arap entelektüelleri
bu Şeyh Zübeyr hikayesini uydurdu.
Bir asır sonra da Kaddafi
ot çekip kafayı bulunca bu hikayeyi ölümsüzleştirdi.
Neden derseniz?
Bana kalırsa Arap erkekleri ruhen hadım edildikleri için
Arapların değerli bir şeyler icat ettiğini
iddia eden her türlü masala inanmaya meyilliler.
İlham verici sözlerin için teşekkürler canım.
Üniversitedeyken harika bir futbolcuydu.
Ama akademik olarak tam bir fiyaskoydu.
Neyse, önemli bir telefon açmam lazım.
Sizinle çalışmak büyük onur efendim.
Müsaadenizle. -Ne demek.
Endişelenme.
Burada dostlar arasındasın.
Biz ülkeyi koruyan kalkanız.
Bizler Cumhuriyetin Kartallarıyız.
Bir şeye ihtiyacın olursa bana söylemen yeterli.
Söyle bakalım, senin için ne yapabilirim?
Hiçbir şey, gerçekten.
İhtiyacım olan her şeye sahibim, teşekkürler.
Maddi şeylerden bahsetmiyorum.
İstediğin her şeyi değiştirebiliriz.
Yardım etmek istediğim biri var.
Eğer mümkünse.
Mümkün tabii.
Komşumun oğlu tutuklandı.
Çok iyi insanlardır.
Bir yanlışlık olduğundan eminim.
Adı ne?
Adil Yusri Remzi.
Devletin güvenlik görevlileri de bazen hata yapar.
Albay İbrahim? İyi akşamlar.
Bir genç yanlışlıkla tutuklanmış.
İsmi nedir?
Adı neymiş?
Adil Yusri Remzi.
Öğrenci mi peki?
Ayn el-Şems'te tıp okuyor.
Ayn el-Şems'te tıp okuyor.
Teşekkür ederim.
Defalarca söyledim ama dinlemiyor.
Nasılsın? -Çok iyiyim.
Bak şimdi, başkan
6 Ekim'deki törenlere katılacak.
Harika bir fikrim var.
Açılış konuşmasını sen yapsan nasıl olur?
Bilmiyorum ki efendim, yani--
Ne? Neyi bilmiyorsun ki?
Bize çok mu şey istiyoruz yani?
Hayır, kusura bakmayın.
Onur duyarım tabii.
Ama sürpriz olmalı.
Biliyorsun, etrafındaki insanlar çok fazla konuşuyor.
Ülke kaynama noktasında.
Durum daha da kötüleşirse
Kardeşlik'i gönderdikten sonra ne olacak?
Hadi oradan be!
Biraz direnç göster, cevap ver bana!
Bana her şeye gücü yeten biri gibi davranıyorsun.
-George. -Kafan basmıyor mu?
Henüz başkan falan değilim.
Korkuyorum, kime güveneceğimi bilmiyorum.
Zirvede hiç oksijen yok.
Hepiniz dehşete düşerseniz beni eyleme zorlarsınız.
-George! -Ne? Yine ne var?
-Sakin olsana biraz lütfen. -Hayır!
Bu tam bir saçmalık!
Bu sahneyi
çıkartmamız şart oldu!
Replikleri sanki canın yanıyormuş gibi okuyorsun.
Şunu düşünmelisin: Aklını kaçırdı, o haksız.
Ülke şu an kaynama noktasında.
Kardeşlik'i gönderdikten sonra durum ne olacak?
Evet be, işte bu! Hadi, kayıt!
Yeter artık.
Ne kadar vaktimiz var?
10 dakika efendim.
Asfur, gel buraya.
Tatlımı aldın mı?
Vaktin var mı?
Ne oldu?
Konuşalım mı?
Yalnız.
Sen git hadi.
Sana tavsiye;
çok dikkatli ol.
Hele ki başkan hakkında konuştuğun anlarda.
Ben sana işini öğretmeye kalkmıyorum.
Benim işim seni uyarmak.
Başkan hakkında kafandan bir şey uydurma.
Onu tanımıyorsun, hakkında hiçbir şey bilmiyorsun.
Benim işim inandırıcı bir karakter yaratmak.
Bunun için de hayal gücüme ihtiyacım var.
Hayal gücün sende kalsın.
Oyunculuk halkla paylaşmaktır.
Dışavurum sanatı.
-Bir yapımcı olarak -Yapımcı mısın sen?
Evet, işte sözleşmen burada.
Vaktin olduğunda imzala şunu.
Tüm kopyaları hem de.
Hiçbir şey imzalamam.
Ben sözümün eriyim.
Bu özel bir yapım, yani sigorta poliçesi--
Sigorta mı?
Finlandiya'da mıyız?
Bay George, tekrar hoş geldiniz.
Sağ ol, çok teşekkür ederim, George.
Çok teşekkür ederim.
Bu yaptığını asla unutmayacağım.
Senin oğlun masum, bir hata yapmışlar.
George Amca'na teşekkür et!
Çok teşekkür ederim.
Evine hoş geldin evlat.
-Teşekkür ederim. -Sağ olun.
Hadi sana iyi geceler.
Fazla yayılma istersen.
P-Lounge'a gidiyoruz.
Lütfen hayatım, yalnız gidemez misin?
Seninle gitmek istiyorum.
Meme kanseriyle olan mücadelemizi desteklediğiniz için minnettarız.
Seni göremiyoruz.
Neden artık ayinlere hiç katılmıyorsun?
Bu sıralar çok meşguldüm.
Yaradan için bile mi?
Evde bazı sorunlar yaşadığınızı duyduk.
Teşekkür ederim Peder, her şey çözüldü artık.
Oğlumun bir arkadaşı.
Pazar günü seni ayine bekliyorum, eşinle birlikte.
Orada olacağız.
-İyi akşamlar George. -İyi akşamlar.
Rol yapmayı hiç bırakmaz mısın sen?
Bir şey içer misin?
Şampanya.
Bir mango suyu lütfen.
Bayan Afaf.
Bay George.
Bakıyorum da sansür kurulu bile bedava içkiyi kaçırmıyor.
Hiçbir şey bedava değildir.
Alkol mü?
Oynadığın role saygı duymalısın.
Başkanımız dindar bir Müslüman.
George!
-Bizimle dans etsene. -Hadi.
Üzgünüm, belki sonra.
Ne hoş bir tesadüf bu.
Nasıl yani?
Birkaç gün önce yemekte tanışmıştık hanımefendi.
Şu aktör.
Burada olmana şaşmamalı.
Neden, bu yardım gecesi
memeler için diye mi?
Meme kanseri, George.
Demek adımı biliyorsunuz.
Burası yasak bölge.
Yani yasak bölge siz misiniz?
Tam bir mayın tarlası.
İlginçmiş.
Ben de mayın tarama gemisiyim.
Uyanın efendim.
-Ne var? -Kusura bakmayın.
-Ne oldu? -Bayan Rula geldi.
Sizi uyandırmam için ısrar etti.
Yalnız mısın?
Donia uyuyor.
Benim başka kimsem yok.
Bir süredir de kiramı ödeyemedim.
Kimse telefonlarıma da çıkmıyor.
Menajerim bile geri dönmüyor.
Neden? Ne oldu peki?
Ne yaptın?
Bilmiyorum, beni de listeye aldılar demek.
Bunu öğrenebilir misin?
Madem artık onlarla çalışıyorsun bir sorsana.
Çalışmak zorundayım, George.
Burada bekle.
-Bu ne şimdi? -60 bin.
Bir süreliğine idare edersin.
-Olmaz, kabul edemem. -Al şunu.
Al dedim, yoksa at yarışında yiyeceğim zaten.
Al hadi. Al.
Selamlar, günaydın!
İkinci bir tekrar alacağız.
Ne büyük onur!
Merhaba.
Merhaba efendim.
Bu Tanta ziyareti sahnesi
hâlâ savunma bakanıyken yaptığı.
Burası Tanta mı olacak şimdi?
Evet, öyle.
Ama ekranda daha iyi görünüyor.
Efendim, çok teşekkür ederim.
Komşumun oğluna yardımcı oldunuz.
Senin için her şeyi yaparım, George.
Aslında biraz mahcubum ama
bir konuda fikrinizi almak istiyorum.
Tabii, anlat bakalım.
Bir arkadaşım var, çok yetenekli bir oyuncu.
Ama galiba kara listeye alınmış.
Adı neymiş?
Rula Haddad.
-Rula Haddad mı? -Numarası sende var mı?
Elbette.
Kendisi çok yakın bir arkadaşımdır.
Ne kadar yakın?
Hayır, o manada değil.
Merak etme.
Bizzat ilgileneceğim.
Teşekkür ederim.
Gelin lütfen, sahneyi baştan alıyoruz.
Başlayalım Tarık.
Evet, anlıyorum.
Hem dua eden hem de serseri birini istiyorsun.
Bu da ne?
Seni sonra arayacağım.
Nereye gidiyorsun?
Şu aptal festival açılışına.
Niye haber vermedin?
Giyecek hiçbir şeyim yok.
Oğlumu götüreceğim.
Ne?
Benimle kırmızı halıda bir fotoğraf istiyor.
Ne zamandan iyi bir babasın ki sen?
Lütfen abartma hemen.
-Nasılsın? -İyiyim.
Gel hadi.
Üzgünüm, burası sadece VIP'ler için.
Baba!
George, dostum benim!
Başkan rolünü mü oynuyorsun?
Bu harika bir şey.
Lütfen beyefendi.
Beni aramamalarına şaşırdım.
Belki numaran yoktur onlarda.
Doğru.
Çok iyiydi ya.
Beraber bir fotoğraf?
Bırak da geçeyim.
O benim babam! Baba!
George, bu tarafa!
Rami nerede?
Oğlumu gören oldu mu?
-Ne? -Oğlumu.
George Fahmy'nin oğlunu gören var mı?
Adamın oğluydu be, salak!
-Tamam, sakin ol. -Tam salak ya!
Neyse geliyor işte, sorun yok.
Basının önünde rezalet çıkarma.
Pekala.
Sorun yok.
Bir şeyler iç.
Bir şeyler iç evlat.
Gece daha yeni başlıyor.
Mai'yle nasıl gidiyor? -İyi gidiyor bence.
Baksana, aç mısın?
Hayır ama fotoğraf istiyorum.
Burası çok kalabalık boş ver şimdi.
Ramses Hilton otelinde
giriş yapmak üzere rezervasyonunuz hazır.
Rezervasyon yapılan isim:
Bay Shakespeare.
-İyi akşamlar. -İyi akşamlar.
Shakespeare adına bir rezervasyonum vardı.
Öğretmenlik mi yapıyorsun?
İnternette mi arattın?
Heliopolis'teki Saint Claire'de okumuşsun.
Sınıfın en iyisiydin. -Hayır.
Sınıfın en iyisiydim.
Ama öğretmenlerin gözdesi değildim.
Birinci olan o çocuk hep hediyeler alırdı onlara.
Sana çok iyi bir banyo seramiği reklamı teklifi geldi.
Bir günlük çekim için çok iyi para verecekler.
Ve banyolarını da değiştirecekler.
Bu filmi kabul ettim diye tamamen fahişe oldum sanma.
Dubai'deki evin kalan parası için Dubai hesabına havale yapacağım.
Bu ne böyle?
Cecil B. DeMille'in "10 Emir" filmi gibi.
Kum gibi para var, değil mi?
Bak üstat; bugün Mursi'nin devrildiği gün.
Ve bütün halk seni kahraman olarak selamlayacak.
Kendini 1956'daki Abdünnasır gibi hayal et.
-Tamam. -Üç, iki, bir
Ve oyun!
Ordu ve halk tek yumruk!
Özgürlük! Özgürlük! Özgürlük!
Sisi, ey Sisi, sen başkanımızsın!
Baksana, Yasser Eslam--
Nasser Al-Ghoul'un eşiyle arası nasıl?
İmkansız.
Nasıl böyle eminsin?
Çünkü adam gey.
Anca rüyanda.
Ciddiyim. Bir keresinde bana yakınlaşmıştı.
Öyle süper değildi ama acemi olmadığı belliydi.
Vay canına be!
Neden soruyorsun?
Hazırız. Haydi.
Neyse boş ver.
Geçenlerde Peder Bishoy'la karşılaştım.
Kilisede beraber görünmemiz lazım Marianne.
Korona olduğumu söyle.
Tamam.
Kalk giyin.
Kiliseye gideceğiz.
Haydi.
Ne var?
Ne oldu?
Sadece arkadaş kalalım diyor.
Bana karşı bir şey hissetmiyormuş.
Sen iyisin, evladım.
Ama kızlar "iyi çocukları" sevmez.
Anneme bu yüzden mi çektiriyorsun?
Ne?
Sen gerçekte kimsin?
Bir babaya sorulacak soru mu bu?
Kimsin sen?
Etrafın senden nefret eden insanlarla dolu.
Babayla böyle konuşulur mu hiç?
Kendini sattığının farkında mısın?
Olabilir.
Ama tüm bunları senin için yapıyorum.
Senin için.
Bizim hiç hatırlıyor musun ki?
Hatırluyorum.
Seni ilk kucağıma aldığım anı hatırlıyorum.
Daha kıpkırmızı bir et parçasıydın.
Bir anda kalbimin büyüdüğünü
hayatımın bir anlam kazandığını hissetmiştim.
Repliklerin hepsi o berbat filmlerinden.
"İmkansız Seçim".
Rami.
Oğlun kırmızı halıdaki fotoğraflardan memnun mu?
Evet, çok memnun oldu.
Fotoğrafları görmek istiyorum.
Oğlun fotoğraflarda yok.
Bir subayın karısıyla birliktesin!
Seni yalancı pislik!
Seni herkese rezil edeceğim!
Yaşlandığını ve iktidarsız olduğunu herkes öğrenecek.
Birlikte kaçalım mı?
Dubai'de bir dairem var.
Burada da oğlun var ama.
Bizi ziyarete gelir.
Evladından vazgeçen bir adam için ülkemi mi bırakacağım?
Sana aşık oluyorum.
Kusura bakmayın geciktim.
Bu şehir bitmiş, deli gibi trafik vardı.
-Seni sordular. -Kim?
Ferik Bey.
Neden?
Ne istiyormuş? -Söylemedi.
O nerede peki?
Caminin önünde bekliyor.
Hemen dönerim.
Tamam.
Burada bekle, Asfour.
Günaydın efendim.
Emredin efendim.
Kravatın hiç düzgün değil.
Nişanların da eğri büğrü.
"Kuveyt Kurtuluş Savaşı" nişanını unutmuşlar.
Söylesene.
Kız arkadaşınla buluştun mu?
Hayır. Neden?
Aramızda bir yanlış anlama oldu ve kayboldu.
Özür dilemek istiyordum.
Bana yardım eder misin?
Tabii ki.
Şöyle söyle;
Caligula üzgünmüş ve onu çok özlemiş.
Cumhuriyet Kartalları konuşmanı bekliyor, George.
Caligula karısına göz koyduğunu biliyor.
Yardımına ihtiyacımız var, Bay George.
Rula'yı bakanla buluşmaya ikna etmelisin.
Ama bu sefer üzerinde mikrofon olacak.
Tamam mı?
Anladın mı?
Sözleşmeyi imzalamanın tam zamanı.
Sevgili Marianne, sevgili Rami
intihar etmeye karar verdim.
umarım beni affedersiniz.
İyi de, bu benim el yazım.
Demek istediğimiz şu;
Allah korusun başına bir şey gelirse
bir kaza falan gibi
ve cesedin bulunmazsa
ailenin seni aramasına gerek kalmasın
hastanelerde, karakollarda veya morglarda.
Tabii umalım da böyle bir şey olmasın.
Nasılsın?
Peki neden buradasın?
Arkadaşımın evi.
Saklanmam gerekiyordu.
O herif tam bir hayvan.
Mikrofon takmanı istiyorlar.
Ne hallere düştük.
Biz yazılmış kelimeleri söylüyoruz.
Bizim olmayan duyguları yaşıyoruz.
Bir sözünü asla unutmayacağım.
İnsanların acılarını bir süre unutmalarını sağlıyoruz.
Bu yüzden de acı çekmeliyiz.
George.
Sayın Başkan,
Sina'daki polis karakoluna yapılan saldırının
Ensar el-İslam tarafından yapıldığını öğrendik.
103'üncü Tabur'u kuşattılar.
İçeride birinden bilgi almış olmalılar.
Burada bekle.
Ne oldu canım?
Ne oldu?
-Neden gerginsin? -Hayır, dur.
Bu üzerindeki şey de ne?
Yalvarıyorum. Lütfen.
Kim için çalışıyorsun?
Kimse için! Bırak beni! Şerefsiz herif, bırak beni!
Sen evladım.
Gel buraya.
Efendim? Ne oldu?
Bin dedim.
Öğle saatlerinde sıcaklık 38 derece.
Değerli dinleyiciler, bugün sıradan bir gün değil.
Bugün 6 Ekim.
Harp Okulu mezuniyet töreni yapılıyor.
Sayın Başkan es-Sisi törende bulunacak.
Sayın Başkan, Silahlı Kuvvetler Başkomutanı.
Sayın Başkan.
Sizi platformda bekliyorlar.
Başkan geldiği anda el sallıyoruz!
Sisi!
Yüksek sesle, hadi!
Başkan Sisi!
Sayın Abdülfettah es-Sisi.
Cumhurbaşkanı
Silahlı Kuvvetler Başkomutanı.
Az sonra sancağın teslim edişine
tanık olacağız.
İşte askeri okulların sancakları
yeni komutanlarıyla beraber geçiyor.
Şehide selam! Selam dur!
Buyurun, efendim. Bu taraftan.
Ve şimdi
hanımefendiler beyefendiler
en parlak yıldızla onurlandık:
George Fahmy!
George Fahmy!
Son cümleden önce başkana selam vermelisin.
Yukarıdan gelen talimat bu. -Tamam.
Sayın Başkan, Silahlı Kuvvetler Başkomutanı
saygıdeğer komutanlar.
Bugün burada
vatanı savunurken düşen şehitlerimizi
onurlandırmak için toplandık.
Kahramanlarımız mucizeyi gerçekleştirdi.
Ve bizden daha güçlü teçhizatlı
bir orduya karşı zafer kazandı.
Her Mısırlı minnetini
silahlı kuvvetlerimize
ve adamlarının cesaretine borçludur.
Bu tarihi günde karşınızda bulunmak benim için büyük onurdur.
Zafer gününüzün yıl dönümünde.
Bize ışığa rehberlik edin Sayın Başkan.
Vizyonunuz Mısır'ı dünyanın en büyük ulusu yapsın.
Allah ordumuzu
polisimizi
ve büyük Mısır halkını kutsasın.
Ya zafer
ya şehadet!
Hemen onlarla gidin! Çabuk!
Çabuk, hadi!
Emniyet kemerini bağlayın.
-Efendim -Geri çekil!
İsmin ve rütben ne?
Binbaşı Mahmoud Walid.
-Annenin ve babanın adı ne? - Muhammed ve Nouran.
Muhammed ve Nouran ne?
Lütfen efendim, onların ilgisi yok.
Neyle bir ilgileri yok?
Bilmiyorum, ben sadece subayım.
Vallahi ben bir şey yapmadım!
Annen ve baban nerede yaşıyor?
Lütfen efendim!
Efendim, su içerseniz iyi gelir.
Sayın Bakanım, su?
Yer fıstığımız da var.
Evet benim.
Beni anbean bilgilendir.
Savunma Bakanımızı mı bekliyoruz?
Hayır, Ferik Al-Ghoul askerleriyle.
Hepiniz neler olduğunu biliyorsunuz.
Hamdolsun devlet güvende.
Cumhuriyet Muhafızları
hayati kurumları
güvence altına aldı.
Ülkede OHAL ilan edildi.
Ama henüz resmen açıklamadık.
Gelişmeleri bizzat Dr. Mansur'a bildireceğim.
Sorusu olan var mı?
Müsaadenizle efendim.
Buyurun.
7 Eylül'deki akşam yemeğinde kim vardı?
Cumhuriyet Kartalları.
Sivilden emir alan askerin
sonu ne olur?
Hemen tutuklayın.
Hain!
Buyurun, gidebilirsiniz.
Bugün telefonuna bir mesaj geldi.
Git onunla buluş.
Mesajı çoktan sildim.
Oda numarası 1606.
Biliyorum.
Bırak konuşsun.
Ne konuşacak ki?
Bildiği her şeyi anlatsın.
Onu kurtarmaya çalışma.
Bu senin gücünü aşar.
Al hadi.
Araban aşağıda garajda.
Git hadi.
Mısırlılar Ekim kutlamaları için toplandı.
Başkan es-Sisi kutlamaları
Harp Okulu'nda izledi.
Ayrıca törene film yıldızı
George Fahmy de katıldı.
Sayın Başkan
Silahlı Kuvvetler Başkomutanı.
Başkan'ın bilgeliğini öven
bir konuşma yaptı.
Ekim Savaşı
askeri bir mucizedir.
Tarihin önünde hâlâ dimdik duran.
Dünyaya gücümüzü kanıtlayan
bir dönüm noktasıdır.
Biliyor muydun?
Neyi?
Geçit töreninde neler olacağını.
Törende ne oldu ki?
Seni bir daha görüşemem.
Ülkeyi terk et.
Hayatın tehlikede.
Ne kadar da abarttın.
Aramızda ilişki bitti artık.
George!
George!
İyi akşamlar.
Kız arkadaşına olanları duydun mu?
Rula mı?
Balkondan düştüğünü söylüyorlar.
Onu yalnız bırakmamalıydım.
Hâlâ hayatta olabilirdi.
Dün akşam buluşmuştuk.
Ve dediğine göre
ona beni sen önermişsin.
Sana minnettarım.
Onu ne kadar sevdiğimi biliyorsun.
Gözleri
saçları.
Her şeyiyle kusursuzdu.
Öyle değil mi?
Benden ne istiyorsun?
Şöyle geçin lütfen, hanımefendi.
Peki ya bu kim?
Nereden bileyim?
Bilmiyor musun?
Bir bakalım o zaman.
Ona zarar verme, ilgisi yok.
Sen beni ne sandın?
Eşime el kaldırmam. -Lütfen.
Ne bekliyorsun?
Hemen eve git hadi!
Herkesi sorgulayacaklar.
Ve sana soracaklar;
konuşmayı yapmanı kim istedi?
Hegazy.
Konuşmayı yapmanı
ve o selamı vermeni istedi.
Ama ben sizinle değildim.
-Bana inanmazlar ki. -İnanacaklar.
Çünkü sen müthiş bir aktörsün.
Ve onları her şeye inandırabilirsin.
Özellikle de sevdiğin biri için yapıyorsan.
Ne oldu?
Rami'yi götürdüler
Rami'yi götürdüler George!
Onu benden aldılar George!
Sen sebep oldun!
Oğlumu geri getir bana!
Senin yüzünden! Sen sebep oldun!
Oğlumu geri getir bana!
Bakanın karısı bir şey biliyor muydu?
Kocasından tiksiniyor.
Sorum bu değil.
Bir şey bildiği yoktu.
Menajerinin cesedini bulmuşlar.
İşkence görmüş.
Konuşma fikri senden mi çıktı?
Hayır.
Ferik Hegazy söyledi.
Hata bende, reddedemedim.
Hiçbir şey bilmiyordum.
Başka hiçbir şey bilmiyordum.
Sahneye çıkıp konuşma yapacağım sanıyordum.
Başkana komplo kurduklarını bilmiyordum.
Kimlerin?
Yalvarırım bana acı.
Kim?
Yalvarırım.
Oğlum elinde.
Kim?
Al-Ghoul istediğini söylememi istiyor.
Konuşmayı Hegazy'nin istediğini.
Ve gerçek bu.
Bana inanmalısın, başka bir şey bilmiyordum.
Ben ülkemi seviyorum.
Başkanımızı da seviyorum.
Yalancısın.
Ondan nefret ettiğini biliyoruz.
Tamam, bu kadarı yeterli.
Gidin ve tutuklayın.
Biz--
Size teşekkür ederiz, Bay George.
Rolünüzü çok güzel oynadınız.
Silahını alın hemen.
Hazır ol!
Ateş!
Tamam.
Sayın Başkan,
anayasaya sadakat yemini ettim.
Başka şeye sadakat yemini etmek
anayasal yeminime ihanet etmektir.
Başka bir emriniz var mı?
Hayır, sanmıyorum.
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.