Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Icelandic
Igbo
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
---Muhal---
Neden sigara içiyorsun?
Dalga mı geçiyorsun? Söndür şunu.
Şimdi zamanı mı?
Sen de mi içiyorsun?
- Bana bak. - Birkaç fırt.
- Kafayı mı yedin sen? - Kes şunu.
Neler oluyor?
Buraya gel.
Buraya gel.
İçeri girdiğimizde, Kiki...
...sen arabada kalıyorsun.
- Ne diyorsun? - Bak, bu önemli.
Bu önemli.
Sen arabada kal. Savunma yoksa zafer de yok.
Ben bir budala gibi arkada kalıyorum.
Bende geliyorum...
Dediğimi yap!
Sen benim dediğimi yap.
- Anladın mı? - Evet.
Burada kal.
ÇARPAN KALPLER
Kes şunu.
Dur!
Yeter artık!
Durmayacağım, siktir git!
Orospu çocuğu!
Hey, hey, o küfrettiğin benim!
Deli gibi koşmayı bırakı!
Kes şunu!
Kesin şu lanet şeyi!
Ondan bıktım!
Bağırmayı kes! Duydun mu?
Tanrı aşkına ne yapıyorsun?
Seni öldüreceğim!
Daniel buraya gel!
Kes şunu artık.
Aç kapıyı!
Beni dövmeyeceğine yemin edersen.
Hiçbir şeye yemin etmiyorum.
Aç!
Sakin ol aşkım!
Ödevimi yapamıyorum.
Cidden, dinle...
Tamam çık.
Clotaire beni kızdırıyor!
Bir şeyleri kırman için mi çalışıyorum?
Sos yine harika.
- Evet. - Biraz daha.
- Kendi başına ye. - Benimkini mi istiyorsun?
- Çoktan yedim. - Son birkaç kaşık.
Stephanie ne diyor biliyor musun?
Stéphanie kim?
İri ve kel olan adamın kızı.
Çok çocuğun olduğunu ve yardımdan yararlanabileceğini söylüyor.
Ona aptal bir orospu olduğunu söyle.
Diline dikkat et.
Arkadaşına söyle...
...bizim çocuklarımız sevgi çocuklarıdır.
Vay canına, aşk Çocukları!
Hey, kapa o koca çeneni! İşini bitir.
- Evet, kapa çeneni. - Sen karışma.
- Kapa çeneni. - Karışma, dedik.
Bakın, zürafam sıkışmış!
Neye bakıyorsun?
Su birikintisine. Güzelmiş
Güzelliğin bir anlamı yok.
İnan bana, hayatta hiçbir şeyi sevmezsen...
...asla hayal kırıklığına uğramazsın.
- Özür dilerim. Seni incittim mi? - Evet baba.
Tarama. Annem fırça kullanırdı.
Fırça.
- Bu, değil mi? - Evet.
- Nasıl, beğendin mi? - Evet.
- Pizza ister misin? - Evet.
Tabak.
Yürüyorsun Juliet sahil boyunca
Sırtında dört kırmızı kanat
Kasette Lewis Carroll’ın
Alice şarkısı çalıyor
Anneciğim, papatyalar toplayacağız
Juliet'in harikalar diyarında
2 x 3?
6.
5 + 6?
11.
Tamam. Şimdi...
6 x 5?
30.
Jacqueline, şimdi çalışıp çalışmadığını söyle.
Çalışmıyor.
Kahretsin, neden çalışmıyor?
Çalışmıyor
Evet, teşekkürler. Seni duydum.
- Çalışmıyor - Seni duydum!
Buraya oturabilirsin.
Giyim tarzına bakılırsa burada yenisin.
Sen nesin, züppe tiplerden misin?
Hayır, Kutsal Haç okulundaydım, bu yüzden.
Katolik özel okulu, artık dayanamadım.
Babama dedim ki, bütün okullar devletin ve laik...
Atıldın değil mi?
Evet.
Neden?
Küstahlıktan.
Kahretsin, buradalar.
Onlar kim?
Clotaire ve serseriler çetesi.
Hey havuç kafalı, saçların alev alacak!
Hey saçına pas sökücü falan mı sürdün?
Git kendini becer pis büyücü!
Hey, sen bir vampirsin!
Tatilini mağarada mı geçirdin?
O kadar küçüksün ki sanki çok uzakta gibisin.
Aman dikkat Koca Bertha geliyor!
Okul yemeklerini seviyor musun?
Hey moruk, büyükannenden daha iyi görünüyorsun...
...ve o paltonla Orta Çağ'da üniversiteye gideceğini sanıyorsun.
O kadar şişmansın ki, su içinde kalmışsın.
Hey Moruk!
Kiliseye gitmek için giyindin mi?
Zevklerinin gelişmesi için de dua et
Bana mı diyorsun?
Sana soruyorum, bana mı diyorsun?
Sakin ol ki ben de sakin olayım.
Sakin mi olayım?
Seni koca pislik, sakin olmamı istemeden önce...
...benim neden sinirlendiğimi sor. Bir düşün, aptal.
Aptal mı? Bana aptal mı dedin?
Evet.
Nedenini merak ediyorsan aptal...
...aslında tahmin ettiğimden daha da aptalsın.
Koca ağız kendini ne sanıyor?
Kendimi hakaret edilemeyen bir kız sanıyorum.
Asla! Asla, anladın mı?
Aptal kelimesi hakaret değil mi?
Hayır, hakaret değil. Bu bir gözlem.
- Farkı biliyor musun? - Evet, elbette.
Gözlem kazalarla ilgili bir şey.
Bu arada burada bir tane oldu.
Ne?
Yok bir şey ama çok komikti.
- Şimdi kaybol. - İstediğim zaman giderim.
Kaybolmak istemiyor musun?
- Hadi Jacqueline gidelim. - Jacqueline?
Jacqueline isminde hâlâ hayatta olan insanlar var.
Ha ha çok komik.
Peki senin adın ne aptal?
Clotaire, bilmek istersen.
Benimle dalga geçiyor ama onun adı Clotaire!
Sana Jackie diyeceğim.
Ama seni asla aramayacağım.
Hezimete uğradı!
Hadi kapat çeneni!
Dalga mı geçiyorsun?
Sizi küçük vandallar!
Şu an çok bitkinim.
- Bugün çok fazla kızla yattım. - Evet evet kesinlikle.
Biz bütün gün birlikteydik!
Bu sabahı kastetmiştim.
Jackie!
Ne istiyorsun?
Al, bu senin için.
Bir hediye.
Neden?
Bilmiyorum, öylesine.
Zaten bende hepsi var.
Hepsi mi?
Hepsi!
Ne istiyordu?
Bana Cure albümü vermek.
Tamam yani sana asılıyor.
- Hayır, sanmıyorum. - Yanlış düşünüyorsun.
Clotaire sana asılıyor.
Hayır.
Pierre'in köpeği dün yavruladı.
İnanmayacaksın ama bize bir tane vermek istiyor.
Düşünsene...
...evde bir köpek.
Dikkatini çekerim, güzel köpekler.
Ama köpeğe bağlanırsın. Örneğin, seyahat etmek istiyorsun...
Baba!
Baba!
İşte Michael Jackson!
Ve işte üçüncü kişi!
Onu pişirirsek, ilçeyi besleriz.
Bu onun matarasındaki kan.
Saçıyla ip atlıyor!
- Cüceye bak! - Kapa çeneni!
- Neredeydin? - Hazırlanıyordum.
Otobüsü kaçırdım ve otostop çektim.
Bu kadın beni aldı. Yemin ederim ağzı kokuyordu
Nefes almak çok önemli. Hadi.
- Sana albüm mü verdi? - Evet.
Heyecanlanma, zaten 15 kız arkadaşı var.
Görünüşe göre kuaför Tara ile birlikteydi.
- Ama o 19 yaşında! - Evet ama onunla yatıyor!
Ve sen cuma günü onunla partiye gelmeyi planlıyorsun.
Sanki umurundaymış gibi.
Yeni kız zaman kaybetmiyor.
Hey sürtükler, yeni kızın bir adı var.
Adın ne?
Jackie.
Siz hiç yaptınız mı?
Evet, en az on kere.
- On kere mi? Sen mi? - Muhtemelen
Tamam, bize birkaç isim ver.
Ben telefon defteri miyim? Sanki tüm isimlerini hatırlıyorum!
Kardeşim! Onu hiç bir kızla görmedim.
Birincisi, bu benim özel hayatım.
İkincisi, tatil zamanıydı, o yüzden kapa çeneni!
Sonuncusu bir Amerikalıydı.
Paten kullanıyordu. Göz teması kurduk.
- Ve konuştuk. - Konuştunuz!
- Tek kelime İngilizce konuşamıyorsun. - Beden dili, dostum!
Plaja gittik...
- Plajda paten mi? - Tamam, anlatmayacağım.
Siktir git!
Ben de yaptım.
Sanki umurumuzdaymış gibi.
Kuzenimle.
Kuzeniyle! Utanç verici! Kuzeniyle!
Kuzeninle mi?
Seni koca sapık!
İster misin?
Hayır.
Tamam.
Dans etmek ister misin?
Hayır.
Tamam.
Kavga var!
Ne? Kavga mı var?
Dışarıda kavga var!
Herkes dışarıda.
Kavga!
Ailem okul değiştirmemi istiyor.
- Onlar haydut! - Kız kardeşim travma geçirdi.
Bütün o kan. Korkunçtu!
Beni korkutuyor.
Sen de bandananı ona verdin.
Ne olmuş?
Cidden diyorum, o adam çatlak.
Çatlak mı? 3'e karşı 1'di.
Peki polislere ne oldu?
Bilmiyorum, beni görme şansları olmadı.
Bu bir kavgaysa, kavga etme hakkımız var, değil mi?
Şiddetten nefret ediyorum.
Başka seçeneğim yoktu.
Her zaman bir seçenek vardır.
Tamam geliyor musun?.
Dersim var.
Gitme.
Evet, gitmek zorundayım.
Ben de senin gibi hayatımı mahvedemem.
Dur bakalım ciddi misin?
Geleceği falan mı düşünüyorsun?
Tabii ki düşünüyorum.
Neden?
Çünkü plan olmadan olmaz.
Doğru, planım günü seninle geçirmek.
Benimki 14. Louis hakkında sunum yapmak.
Yani senin geleceğin 14. Louis mi?
- Gitmem gerek. - Bekle!
Bana numaranı ver.
Hayır.
- Hadi. - Hayır.
Hadi!
Bu, senin ikna kabiliyetine bağlı.
- Numaram yok. Babamla oturuyorum. - Ne olmuş yani?
İki kere çaldırdıktan sonra kapatırım.
Ve asla senin ihtiyarla konuşmam.
"Senin ihtiyar." Bu ifadeden nefret ediyorum.
Tamam.
- Pekala, görüşürüz. - Bekle.
Küçük bir öpücük?
Tatlı?
Flanby'ye ne dersin?
Flanby kalmamış.
Flanbie ile ilgili sorun nedir?
Onları topluyor musun, satıyor musun?
Onlarla Eiffel Kulesi mi yapıyorsun?
Atla Jackie. Güven bana!
Güven bana, güven bana!
O aşık!
Sakız çiğnemekten vazgeçilebilir mi?
Geldin mi?
Evet.
Buraya gel.
Neden?
Buraya gel.
Kahretsin.
Ne?
Neden öyle bakıyorsun?
Kırmızı yanaklarına bakıyorum.
Otobüse yetişmek için koşmak zorunda kaldım.
Anladım, yanakların kızarıncaya kadar otobüse koştun.
Bütün yol boyunca ayakta durdum. Oturacak yer yoktu.
İyi bir gün geçirdin mi?
Gerçeği mi istiyorsun?
Gerçek şu ki...
...Fransızca öğretmenim benden nefret ediyor.
Benimle uğraşıyor...
...çünkü ben eski özel okuldanım.
La Fontaine'i soruyor.
Ona bunun boktan bir şey olduğunu söyledim.
Endişelenme, öyle demedim. Sıkıcı biri dedim.
Diyor ki, eğer daha iyi biliyorsan, argümanlarını geliştir.
Yani 4. sınıfta La Fontaine'i görüyorsun.
Kriket, tavşan ve kaplumbağa anlarız.
Önemsiz ahlakı aktarmak için sevimli hayvanları kullanmak.
Korkakça, küçük, acımasız ve ilham vermeyen bir şey, değil mi?
Sen okulu astın.
Bugün okula gitmedin.
Evet.
Bana bir bira getir.
Bana kızgın mısın?
- Baba sadece... - Hayır, yapma.
Şu andan itibaren...
...bu son sefer. Tartışmaya kapalı.
Artık okulu asmak yok.
Doğru.
Yalan yok.
Doğru.
Bir kez daha günün iyi geçti mi?
Evet.
Adı neydi?
Clotaire.
La Fontaine konusunda haklısın.
Okuldan kaçmak ödev yapmamak anlamına gelmiyor sanırım.
- Evet - Tamam.
- Ben gideyim. - Kesinlikle.
Ve ben mutlu değilim.
Clotaire.
Bu nasıl bir isim?
Kalp, göğüs kafesinin sol tarafında bulunan içi boş bir kastır.
Herhangi bir günde, kalbiniz 100.000 kez atacaktır.
Bir yılda 3 milyon kez.
Bir ömür boyunca 4 milyar kez.
Ortalama bir insanın kalp atış hızı...
Merhaba.
Merhaba.
Sanırım sana kimse söylememiş.
- Hangi konuda? - Teftiş.
Ne?
- Bugün IRF geliyor. - IRF mi?
Fransa Yemekhaneler Müfettişliği. Menüde neler var?
Osso bucco.
Hayır, şöyle telaffuz ediliyor, osso bucco.
Evet, osso bucco.
Hayır, osso bucco.
Kiki, Flanby'ler!
Hadi bakalım, görüşmek üzere.
- Osso bucco dana etidir. - Hayır, kümes hayvanı etidir, şef.
Osso bucco.
Taşaklarımı yırttığın yeter. Bu osso bucco.
Yarın görüşürüz.
- Ne halt ediyorsun sen? - Hiçbir şey.
Keyfini çıkar aşkım.
Ne yapıyorsun orada?
Kesinlikle hiçbir fikrim yok.
4:57'de Paris'teki markete vardım.
Babam beni almaya geldi. Üç saatlik bir yolculuk.
Bu sefer çok ileri gittin, dedi.
O piç beni doğruca Tarbes'teki askeri eğitim okuluna gönderdi.
Kardeşimi 10 yıl boyunca bir daha göremedim.
Okulu neden bıraktın?
CPPN'den bahsedilmeye başlayınca...
...ben de okulu bıraktım.
Hadi ama, ben geri zekalı değilim.
Bu gerizekalılar için değil.
CPPN öğrencileri sistem içinde tutmak içindir.
Saçmalığın daniskası.
Hayatta olmaz. Bu aptalların işi.
Benim gibi adamlar için hayat düzenlenmiştir.
Bu korkunç.
Korkunç değil, sadece kendimi kandırmıyorum.
Matematik derslerini aldım.
1000'e kadar sayabilirim.
Negatif sonsuzluk, pozitif sonsuzluk...
...benim ne işime yarar?
- Sana mantığı öğretir. - Evet, genel mantık.
Kendi mantığım var.
Merak etme, yıldız olmamı engellemez.
Gördüğünüz gibi bu adam...
...kendi tarzında oldukça olağanüstüydü.
Otoriteyi hor görüyordu.
Neden hep bir hiç uğruna savaşıyorsun?
Bu berbat.
Evet ama hep öyleydim...
...kahretsin, nasıl diyorsun?
Biliyor musun, ben hiç...
Düşünmek mi?
Yargılandığını mı hissediyorsun?
Evet, yargılandım.
İnsanlar beni tanımadan yargılıyor.
Lanet olası kelimeler de.
Çok yavaş ortaya çıkıyorlar ama ne düşündüğümü biliyorum.
Elbette, kelime dağarcığınla ilgili bir sorunun var.
Başkalarının ne düşündüğü kimin umurunda?
Dur Jackie.
Başkalarının ne düşündüğü kimsenin umurunda değil.
Ben çocukken...
...tanıştığım herkesin gözünde "zavallı çocuk" ifadesini görürdüm.
Sanki sinirleneceksin gibi konuşan öğretmenler.
Onlara hey, ben hasta değilim demek isterdim.
Annemi kaybettim.
Sana sormaya cesaret edemedim.
Neyi?
Kazayı.
Ne diyebilirim ki? Söylenecek bir şey yok.
Bana ayakkabı almak istiyordu.
Konuşuyordu...
...birkaç saniye sonra kanlar içinde kalmıştı.
Seslendim, cevap vermedi.
Diğer arabalar durdu.
İnsanlar bana doğru koşarak geldiler.
Ondan sonra...
...hiçbir şey hatırlamıyorum.
Az önce anlattıklarımı unuttuğumu sanıyordum.
Sorun yok.
Sorun olmadığını biliyorum.
Gerçekten.
Hi-fi'min limiti dolmuş. Hangi dilden anlıyorsun?
Benim için değil, baba.
Senin için değil mi? Aptal mı görünüyorum?
Bu kız arkadaşım için.
Kız arkadaşın var mı?
Evet.
Her şeyi olduğu yere koy ve dikkatli ol.
Aşık mısın?
Öyle misin, günışığı?
Onu rahat bırak. Hadi.
- Seni seviyorum canım. - Ben de.
İçeriyi kontrol edelim.
Bozuk para lazım.
Siktir et, bira içelim.
Lionel!
- Lanet olsun! - Ne?
Esrar!
Lanet olsun!
Bana bir çanta bul.
- Ne? - Kapa çeneni ve bir çanta bul.
Bunu nereye saklayacağız?
Babamın garajına.
- Çok var. Ne yapacağız? - Bilmiyorum.
Hayatta bir plana ihtiyacın var.
Bu, adamım, bizim planımız.
Ne kadar eder biliyor musun?
- Rahatça 1000 dolar. - Kafayı mı yedin sen?
Milyonlar eder.
Sana bir şey söyleyebilir miyim?
Ben de.
Tahmin et ne oldu, etrafa sordum ve kuzenim Hubert...
- Hubert kim? - Biraz Çinli gibi görünüyor.
Bizim esrarımızı 12 bin dolara satın alacak bir adam tanıyor.
Buraya gel!
- Esrarı çalanlar onlar mı? - Onlar.
Biz çalmadık efendim. Kapı açıktı...
Kapat o lanet çeneni!
Cidden, bu iki çocuk mu dövdü?
Çocuk çok güçlü.
- Zenci piliç mi? - Hayır, diğeri.
Senin yerini alacaklar. Telafi etmek için.
Bunları Salah'a gönderemezsin.
Onları gönder. Onlara bir ders ver.
Bay La Brosse adına olduğunu söyle.
Kımıldayın!
18 yaşından küçükler giremez.
Ne istiyorsun? Okuyamıyor musun?
Bay La Brosse adına geldik.
La Brosse?
Girin.
Çocuklar Bay La Brosse adına geldiler.
Aradığınız La Brosse işte burada.
Kimse beni kandıramaz.
Pislikleri dışarı at.
Oturun.
İşte La Brosse.
Zarflar.
Ona biraz nakit ver. İki yüz.
Ne? Elimi mahvetti.
Senin hiç başaramadığın işi o 10 dakikada başardı.
Salah sökül bakalım.
Ona iki yüzlük ver ve defol.
Senin için.
- Okula gidiyor musun? - Hayır.
- Okulu bıraktım. - Doğru yapmışsın.
Eğitim hayal gücü olmayan dallamalar içindir.
15 Yaşında sizden yaşam için bir yol seçmenizi istiyorlar.
Kimse bilemez.
Bu imkansız.
En önemli şey...
...paradır.
Çok para kazanmak.
Mümkün olduğunca çabuk.
Sigara?
Güzel çakmak, değil mi?
Parlak şeyleri seviyorsun.
Çünkü zengin görünüyor.
Anladım. Ben de senin gibiydim.
Çocukluğumda ailemle birlikte vitrinlere bakardık...
...bu çakmak gibi güzel şeylere bakardık.
Baktık...
...ve hiçbir şey olmadı.
Yolumuza devam ettik.
İsterseniz markete gidebilirsiniz.
Eğer benim için çalışıyorsanız.
Anladın mı?
Al, senin olsun.
Al.
Hediye.
Pekala...
...kaybol. Ödeştik.
Şu siyah acayip kuklayı unutma.
- Al 100 senin. - İstemiyorum.
Seni aptal. Bunu hak ettik.
İstemiyorum dedim. Sende kalsın.
Bana sorarsan, parayı çöpe at.
O adamları gördün, bize nasıl davrandılar?
Bize ne yaptılar?
Ya sen o demir çubukla? Büyük fikir ne?
Neredeydin?
Sen orada olsaydın demir çubuk olmazdı.
Sen korkaksın.
Korkak mı? Ben mi korkağım?
Geri al onu.
Sen bir korkaksın. Kahrolası bir paspas.
Eğer ben paspassam, sen de pisliğin tekisin!
- Pislik miyim? - Evet, büyük bir pislik!
Görünüşe göre umutsuz bir vaka.
Evet, tamam, siktir git! Kimseye ihtiyacım yok.
Koş annene git. Duyuyor musun?
Siktir git!
Eve geç geldin. Şimdi ne yapıyordun?
Hiç bir şey.
Böyle davranmaktan bıkmadın mı?
Kendine ne yapacaksın? Bunu düşünüyor musun?
Düşündün mü?
- Baba... - Tamam, tamam.
Sen hiçbir işe yaramazsın.
Ne oldu?
Bütün bunlar ne?
Kavga ettim.
- Nasıl oldu? - Öylesine işte.
Bugün benimle kalmaz mısın?
Nehir için güzel bir gün.
Hayır, yapamayacağımı biliyorsun.
Pislik olduğumu düşünüyorsun, değil mi?
Hayır, neden senin pislik olduğunu düşüneyim ki?
Maskeler!
Yukarı!
Çarpışmaya hazır olun!
Evlilik yasadışı mı ha...
...terlik ve jelaba giymediğin sürece?
Bahse girerim! Haydi...
Bunu bir düğünde mi aldı?
O rahipleri tanıyorsun. Gerçek kavgacılar!
La Brosse, hadi.
Yıldızın dönüşü. Patron için, hadi bakalım.
Yaşa!
- Bakmayı kes! - Belin!
Kahretsin. Al...
- Teşekkürler. - Çocuğa prosedürü açıkla.
Clotaire...
...içeri giriyorsun ve seni sorularla bombalıyorlar.
Baba bize numarayı söyledi. Cevap verme.
- Sadece Bebel'in gözlerine bak. - Bebel?
Unut gitsin. Gözün posterde olsun.
Buradan.
Papyon sana çok yakışmış.
Burada bir şeyler içebilir miyiz?
O piçlerin bizi hiç bırakmayacağını sanıyordum.
Her şey yolunda mı?
Evet.
Sanırım beni sordular.
Evet.
Ne dedin?
Her şeyi. İtiraf ettim.
- Anlamı? - Soygun, sahte düğün.
Çete.
Sen.
Her şeyi.
Neden? Kötü hamle mi?
Baban ne zamandır liman işçisi?
Doğduğumdan beri.
- İçiyor mu? - Hayır.
Belki biraz.
- Anneni seviyor mu? - Evet.
Ama babam sediğini söylemez.
Onu gözleriyle seviyor.
Onu gerçekten seviyor.
Babam kanserden öldü.
Aylarca acı çekti.
Öldüğünde ne düşündüğümü tahmin et.
- Onu özlüyor musun? - Hayır.
Hayır, hayır, hayır.
Köşedeki eczaneyi soyabilirdim.
15 yaşındaydım.
Kendi kendime dedim ki, o gün benim yaptığımı kimse düşünemezdi.
Dünyada...
...dünyada evlat...
...fedakarlık...
...en güzel mazerettir.
Bu senin. Senin payın.
15.000 frank.
BÜTÜN POLİSLER PİÇTİR
Hey, tatlım.
Neler oluyor?
Bu sabah hepsi işten çıkarıldı.
25 yıldır onlar için çalışıyoruz!
Ve bize bok gibi davranıyorlar!
Sıcak kahve çocuklar.
- Anlamsız. - Öylece oturacak mısın?
Cuma günü limanı kapatıyoruz.
- Bizi kazıkladılar! - Evet.
Kapatıyoruz.
Onlara hizmet ediyoruz!
Arkadaşlar! Cuma günü limanı kapatıyoruz.
Bin, Jackie.
Sadece ikimiz olacağız sanmıştım.
Bin şu arabaya.
Nereye?
Hadi tatlım.
Bana güvenebilirsin.
Kız arkadaşın olduğunu bilmiyordum Cloclo.
Çok tatlısın!
- Nereye gidiyoruz? - New Rod.
Merhaba kızlar.
Çok büyük!
Gerçek mi?
- Olamaz mı? - Elbette!
Piç bana yüzük verirse, ne yapacağımı biliyor musun?
Hayır.
Ona sakso çekerim!
Fermuarını açar, elime alırım...
...peçeteyle siler ve sonra...
Dinleyin.
Kamyon...
...her cuma saat 6'da geliyor.
Görevini yapıyor.
Tüm liman işçilerinin maaşlarını getiriyor.
Size göstereyim.
Burası rıhtım.
Ve biz burada müdahale ediyoruz.
Sorun şu ki gümrük de var.
- Kontrol ettin mi? - Toplam 15-20 adam.
Birkaçını tanımam gerek ama uzun sürer.
Ve piçler dönüşümlü çalışıyor.
Kısacası boku yedik.
Yani bu, zor.
Bu plan işe yaramaz.
Ama önümüzdeki cuma günü yapılacak grev limanı kapatacak.
Gümrük kapalı olacak. Kimse olmayacak.
Bundan emin misin?
Evet.
Hayır, dur.
Bundan gerçekten emin misin?
Evet, eminim.
Bu iyi çocuklar, değil mi?
İş tekrar başladı.
Neredeydin?
Nereye gittin?
Limanı özelleştirme! Liman işçilerini öldürme!
Limanı özelleştirme!
Liman işçilerini öldürme!
Limanı özelleştirme!
Liman işçilerini öldürme!
Limanı özelleştirme!
Liman işçilerini öldürme!
Limanı özelleştirme! Liman işçilerini öldürme!
Hayır, hayır, hayır, özelleştirmeye hayır!
Hayır, hayır, hayır, özelleştirmeye hayır!
Hayır, hayır, hayır, özelleştirmeye hayır!
Hayır, hayır, hayır, özelleştirmeye hayır!
Favori yerel eğlence.
Lanet olası grevciler!
Yolda bir engel var.
Tamam. Anlaşıldı.
B yolunu kullan.
Anlaşıldı efendim.
Hadi gidelim!
Ne oluyor be!
Hareket et! Lanet olsun hareket et!
Hareket et!
- Siper alın! - Patlayıcı!
Parayı alın çocuklar!
Olduğun yerde kal! Yoksa beynini dağıtırım!
Kıpırdama dedim.
İyiyiz!
Acele edin!
Hadi! Daha hızlı!
Hadi!
Daha hızlı!
Kıpırdama!
Kıpırdama dedim!
Devam edin çocuklar!
Daha hızlı!
Konsantre ol, salak!
Riton!
İşte bu kadar, gidelim!
Ne yapıyorsun?
Hayır, yapma!
Bayım!
Hayır, hayır, hayır.
Bayım!
Bayım!
Lütfen!
Lütfen!
Bayım!
Kim ateş etti?
Oğlun.
Alo.
Merhaba aşkım!
- Ben değildim! - Neler oluyor?
- Ben değildim. - Sen ne değildin?
Az önce bir adamı vurdular!
Tam önümdeydi, ama ben değildim!
Neler oluyor? Neredesin? Ne yapıyorsun?
Alo!
Ben değildim, yemin ederim. Bana inanmalısın.
Aşkım, yemin ederim! Yemin ederim!
Alo!
Yemin ederim ki ben değildim.
Hadi, hemen dışarı çık!
Çık oradan!
Yavaşça.
Annemin hayatı üzerine yemin ederim ki...
...benim yaptığımı biliyorsun.
Merak etme...
...sadece sıkı dur ve...
...çeneni kapalı tutarsan babam seni buradan çıkarır.
Tamam mı?
Beni bırakmayacaksın değil mi?
Yemin ederim!
Aylarca hiçbir şey yapmadan.
Raporlarını okumaya, hatta seninle konuşmaya bile cesaret edemiyorum.
Bunu atlatabileceğini düşünüyor musun?
Bebeğim, sana tavsiyede bulunmak istemiyorum...
...ama geleceğin tehlikede.
Mutsuzum baba.
Ortak arkadaşımız...
...seni savunmamı istedi.
Şöyle yapacağız...
...hiçbir şey söylemeyeceksin, isim vermeyeceksin.
Gerisini ben hallederim.
Yakında seni bu kabustan kurtaracağız.
Biliyorsunuz efendim, ben değildim.
Elbette, ama şimdi sessiz kalmak...
...çok önemli.
Tamam mı?
Teşekkürler, efendim.
"Güçlüysen, ister iyi ol, ister kötü ol...
...mahkeme siyahını beyaza çevirecektir."
Bu alıntı nereden?
La Fontaine.
Sana ilham veren tek şey bu mu?
Delikanlı...
...duruşma başladığından beri...
...sürdürdüğün bu aptalca sessizliğin...
...senin suçlu olduğunu...
...kanıtladığının farkında mısın?
Biliyorsun, delikanlı...
...kurbanlar kimsenin umurunda değil.
Unutulurlar.
Davalı...
...ekleyeceğin bir şey var mı?
Mahkeme duruşmaya ara verecek.
"Hangi kararın doğru olduğunu kontrol etmenin bir yolu yok çünkü...
Sanık, lütfen ayağa kalkın.
Mahkeme sizi suçlu buldu...
...ve seni tutuklama emriyle 12 yıl hapis cezasına çarptırdı.
Mahkeme sona erdi.
Hadi gidelim.
Seni duydum!
Kahretsin! Kalktın mı?
Evet. Sen daha yatağa girmedin mi?
Yandı!
Evet, yani...
Evet.
Kahretsin!
Ne kadar aptalsın!
Üzgünüm Sophie, sana söylemek zorundayım...
...başıma beladan başka bir şey gelmedi.
Bana 120 frank ceza vereceklerini söylüyorlar.
Yani bilet için 6 frankım yok, 120 frank daha olsa ne olur?
Sonra çok ileri gittiğimi fark ettim.
Bu yüzden denedim.
Dur bakalım, erkek olacak diyorum.
Özür dilerim, bir saniye.
Diyorum ki, o bir erkek. Erkek mi diyor?
Karnımda diyorum, efendim.
Ne cevap verdiğini biliyor musun?
Delilik diyor...
Hanımefendi, lütfen...
Arabamız yok efendim. Söylediğim için üzgünüm.
Şaşırtıcı. Rezervasyon yaptırdım.
Adınız ne?
Valrinck. Jeffrey Valrinck.
- Rezervasyon neydi? - Golf.
Dünyanın en sevilen arabası. Heyecanlanmayın...
...Golf sınıfı.
Hayır, Golf istiyorum.
Bende milyoner olmak istiyorum. Peki şimdi ne olacak?
Ne oluyor be?
KUZEY BÖLGE MÜDÜRÜ
Yani golf istiyordunuz. Ne kadar süreliğine?
Gerçekten araba kiralamaya geldiğimi mi düşünüyorsun?
Bilmiyorum, sen söyle.
Sana başka bir şey söyleyeyim.
Mesela?
Tahmin edemiyor musun?
Kovuldum mu?
Doğru.
Tamam.
Kesinlikle. Boktan bir gün.
Sophie, eğlenceliydi.
Biliyor musun?
- Beni kovmadın... - Tabii, sen ayrılıyorsun.
Kesinlikle.
Açıkçası tahmin etmeliydim.
Kim şemsiyeyle dolaşır ki?
Islanmaktan nefret eden biri.
Evet. Tamamen benim görüşüm.
Sakin ol. Araban olduğunu tahmin etmiştim.
Üniforma şirketin malı olsa da.
Bekle.
Geri gel.
Saçmalama. Sırılsıklam olacaksın.
Sana bir içki ısmarlayayım.
- Neden kabul edeyim? - Yapacak daha iyi bir işin var mı?
Zamanımı boşa harcamanın daha iyi bir yolunu bulurum.
- Sanmıyorum. - Gerçekten mi? Dinliyorum.
Hayır aslında...
...dinlemiyorum.
Biliyor musun?
Beni içmeye götürmeden önce...
...zafer kazanmış bir edayla bana bir mojito ısmarlamadan önce...
...altı tane içince ne kadar sarhoş olduğunu unutmadan önce...
...kimseye böyle hissetmediğini söylemeden önce...
...dudağımdan öpmek için, eğilmeden önce, bilmen gerek...
...artık hiçbir şeye inanmıyorum.
Hiçbir şeye.
Bekle!
- Hoş geldin oğlum. - Hamam böceği kokusunu giderin.
Kokun iğrenç.
Woody Woodpecker videosunu izlemeye ne dersiniz?
Susadın mı tatlım?
VHS'yi takın.
Nane şekeri ister misin?
Oturup biraz eğlenelim.
Gel.
- Nane şekeri ister misin? - Daha sonra.
Aptalca, biliyorum. Ama onu atamadım.
Sanki hala buradaymış gibi.
Pastayı beğendin mi canım?
Çikolata en iyisidir. Tereyağlı.
Bunu özellikle seçtim.
Lilac Towers'ın arkasında yeni bir fırın açıldı.
- Güzel, değil mi? - Evet.
Kayısılı turta harika. Seni seviyorum.
Yarın kahvaltı için kruvasan alacağım.
- Tereyağlı kruvasan mı? - Evet.
- Sonra dışarı çıkar mıyız? - Evet.
Biraz yüzünü göster.
Efsane.
- Dur. - O bir efsane.
Yapma, şimdi olmaz.
Biraz dinleneceğim.
Kardeşim.
- İyi misin? Soğuk mu? - İyiyim Kiki, iyiyim.
Seni öpebilir miyim?
Kafayı mı yedin sen?
Bak sana ceket aldım.
Amerikan!
Yok artık. Şuna bak.
O renkte bir şey giyemem.
Altın Dokunuş'u beğenmedin mi?
Hayır.
Serseri gibi dolaşamazsın.
Hey, biraz saygı göster.
Bekle.
- Deneyeyim bakalım. - Elbette.
Boksör gibi, omuzlarını gösteriyor.
- Çok küçük. - Kahretsin, çok kötü.
Hiç hoş değil. Çok yazık.
- Teşekkür ederim. - Çok kaba davrandın.
Çekmecelerde eşyalarına yer açtım.
Burada mı?
Hayır, en alttaki senin.
En alt mı?
Merhaba.
Merhaba, efendim.
Kahretsin!
Neden buraya geldin?
Jackie'yi görmek istiyorum.
Neden şimdi onu görmeye geldin?
Ona hapishanede ziyarete gelmemesini söyledin.
Belki de hayatında aklına gelen ilk iyi fikir...
...şimdi bunu mahvetme.
Lütfen onu görmem gerek.
Yani bu iyi bir sebep mi?
Utanmıyor musun? Cinayet işledin, bir adam öldürdün.
Hiçbir şey yapmadım.
Tamam mı?
Ben değildim.
Hayatımın on yılı bir hiç uğruna çalındı.
Bana inanmıyorsan, sorun değil.
Onu görmem lazım.
Efendim...
...o on yıl boyunca...
...her gün kızını düşündüm.
Her gün. Hatta...
...bir liste yaptım.
Bana onu hatırlatan kelimelerden.
Çok fazla okula gitmedim...
...ve okumayı hiç öğrenemedim...
...ama hapishanedeyken bir sözlüğüm vardı...
...Larousse.
Kelimeleri buldum.
457 kelime.
Hatta anlamlarını bile ezberledim.
Onu yanımda tutabilmek için...
...yapabileceğim tek şey buydu.
Gerisi...
...dürüst olmak gerekirse, herkes bana bok atmıştı.
Haklısın. Aptalın tekiydim...
Ben bir suçluydum. Ne dersen de.
Ama gençtim.
Etrafım çirkin şeylerle çevriliydi.
Kızınız benim tek güzelliğimdi.
Bak...
...Jackie burada değil. Taşındı.
Nereye?
O evli.
Ve mutlu.
O mutlu, yani...
...lütfen gidip onun hayatını mahvetme.
Onu rahat bırak, tamam mı?
Üzgünüm, hepsi bu.
Bu kadar yeter. Hoşçakal.
Hayır, anlaştık.
Ayın 20'si demiştik. Seni sonra ararım.
Tatlım?
Sorun nedir?
Ne oldu canım?
Ben buradayım.
Ben buradayım.
Duvarın...
...bu bölümünü açacağız.
Cumbalı pencere.
Mutfağı oraya götürüyoruz.
Ve atölye burada.
Neden atölyeye ihtiyacımız var ki?
Resim yapmayı sevmiyor musun?
Hayır, onu orada bıraktım.
Belki en fazla iki kere yaptım.
Şimdi fazladan bir odamız var. Bakalım geleceği kim bilir?
Evet, kim bilir?
Ben biliyorum.
Kahretsin, bu sistemle imkansız. Anahtarları takamaz mısın?
Gelecek bu. Bu harika.
Beni boşalt, yoksa gelecek yok.
Ne dedin?
Yarın elektrikçiyi arayacağım.
Beni hatırladın mı?
Marco'nun küçük kardeşi.
Aynı okula gittik.
Lanet hapishane!
Hatırladın mı? Malikanenin en kötü adamı.
Çocuklar, onu rahat bırakın. O bir ucube değil.
Onu görmeyeli çok oldu.
Tamam, konuyu değiştirelim.
Onu hapse attıklarında ben 8 yaşındaydım.
O mu? Adı Clotaire, aptal herif.
Sizde para var, değil mi?
- Aradığın şey para mı? - Evet.
- Sokaklarda yürümeyi deneyin. - Tamam, tamam.
Müşterilere mi ihtiyacınız var? Topuklu ayakkabı giy, geleceğim.
Sen gardiyanı patlatan adam mısın?
Kes sesini! Annenin yanına koş.
Değişmişsin.
Evet, sen de.
Sadece sesim aynı.
Ama dikkatli olmalıyım, ona iyi bakmam lazım.
Bağırmam lazım. Buradakiler yarı sağır.
Yani görüyorsun ki dikkatli olmam lazım.
Aynı zamanda, başka biri olsaydı...
...fark edeceklerini de sanmıyorum.
Kimsenin yeri doldurulamaz.
Kimsenin.
Bana bundan bahset.
Başka seçeneğim yoktu.
Sen ya da oğlum...
Tekrar yapmak zorunda olsaydım, aynı şeyi yapardım.
Katlandığın her şey için üzgünüm...
...ama bu çok kötü. Bunu orada bırakıyoruz.
Hayır, orada bırakmayacağız.
Benden ne yapmamı istiyorsun?
Ne yapmamı istiyorsun?
Para mı istiyorsun? Bende yok.
Yanlış kapıyı çaldın.
Git oğlumu gör.
Parası var.
Hap, uyuşturucu ve kokain satıyor.
Her boku satıyor.
Onlar kötü değil.
Onlar satıcı.
Artık bir hiçim.
Bir anıdan fazlası değil.
Oğlum için bile, ben sadece bir anıyım.
Ne?
Hepsi bu mu?
Kahretsin, Clotaire!
Biraz yer açın.
Otur!
Ne zaman çıktın?
Burası senin mi?
Evet, benim.
Fena değil.
İçki ister misin? Keyfine bak.
Hayır, sorun değil.
İyi gidiyorsun.
Çok zordu.
Konuşmak ve sana para göndermek istiyordum...
...babam yapmamamı söyledi.
Sorun olacağını söyledi.
Belki sana bir iş ayarlayabilirim?
İşe mi ihtiyacın var?
Ben senin geçici işlerini istemiyorum.
Bana ödeme yapmanı istiyorum.
Bana borcunu öde.
Borcumu mu ödeyeyim?
Sana ne borcum var Clotaire?
Sizin aldıklarınız...
...ve benim on yıldır konuşmamam.
Bu da 600 bin ediyor.
Ne de olsa çok para.
Şimdi yarısını vereyim çünkü...
...hayır, bu cebimde değil...
...hayır, üzerimde nakit yok.
Sende bir şey var mı?
- Sen de? - Hayır.
- Sen de? - Bende 100 var.
100? Buna ne dersin?
Toplamdan düşersin.
Mutlu değilsen beni dava et.
Ama dikkat et, bu sefer iyi bir avukat tut yoksa...
...yine oraya dönersin.
Kıpırdama! Kıpırdama!
Kıpırdama!
Lionel?
Clotaire? Burada ne yapıyorsun?
Peki ya sen?
Kesinlikle öldüm.
Kazayı falan duydum.
Hayatımın gözlerimin önünden geçtiğini...
...parlak beyaz ışığı. gördüm.
- Sakin ol! - Sen de mi öldün?
Seninle konuşuyorum. Ölmedik, buradayız.
Nefes al!
Kahretsin!
Korktum. Eğer ölürsem çok kötü olur. Hayatı seviyorum.
- Orada ne işin var? - Tony'nin hatası.
Karısıyla yattığımı düşünüyor.
Yattın mı?
Biraz.
Çık.
İçeride televizyon var mıydı?
Evet.
Ya sigara?
Tabii ki.
Cidden, Hapishane'nin aslında o kadar da...
...zor olmadığını düşünmeden edemiyorum.
Hayatını, annen sana hiç laf etmeden yaşadın.
Hala annenle mi yaşıyorsun?
Başka nerede olabilir?
Eğlenceli.
Yani sadece ben değil, 10 kayıp yıl.
Bunu söylemene izin veremem. çünkü ben hala...
...hala... Hayır, bunu söyleyebilirsin.
Çocukken güldüğümüz herifler...
...artık 10'lu yaşlarda kızlarla çıkıyorlar.
Çılgın 10'lar beni delirtiyor.
...Pislikler benimle alay ediyor.
Şerefsizler, Clotaire! Cherokee'lerini sürerlerken görüyorum.
Bana göz kırpıyorlar, piçler.
Paraları var, çok para.
- Ne yapacağız biliyor musun? - Hayır, hiçbir fikrim yok.
Kayıp zamanı telafi edeceğiz.
Çok muhteşemdi.
Mangal bir sanat dalı olarak görülüyor, bunu görmek güzel.
Şimdi açgözlülük ediyorum.
Dışı güzelce ızgara edilmiş, içi yumuşacık bir et. Çok lezzetli.
Çocuğunuz var mı?
Evet, iki.
İkiz erkek çocuk, 17 yaşındalar.
İkiz çocuğum olmasından nefret ederdim.
Çok naziksin.
Bunu konuşmuştuk. Biliyor.
Bilmiyorum, bu beni korkutuyor.
Nasıl tanıştınız?
Onlara söyleyebilir miyim?
- Baba, sorun yok. - Öyle mi?
Elbette.
Çok sıkıcı. Televizyonumu tamir etmeye geldi.
Böyle söylenince porno filmine benziyor.
İlk görüşte aşk.
- Altı yıl oldu. - Mart'ta 7 yıl.
7 yıl mı?
Birlikte yaşamak için neden bu kadar beklediniz?
Başka bir şey istemedim.
Ama...
...acelemiz yok.
Burayı bitirip kutular üzerinde çalışmaya mı başlayacağız?
Ve şimdi 6 x 5?
Bekle, biliyorum. 35!
- Hayır, yanlış. - Delice.
- İşte. - Sağ ol baba.
Burada ne kadar çok eşyan olduğunu hayal bile edemezsin. Hiç farketmemişim.
Odan bomba gibiydi!
Başımdan gittiğine sevindim.
Çok şükür yeni evin büyük. İyi şanslar dostum.
Düzeni sevmez, karmaşayı sever.
O tek başına bir karmaşa.
Çok tatlı. C+J.
C kim?
O Clotaire.
O adam... Ondan hiç bahsetmedi mi?
Asla. Clotaire, ne biçim isim bu?
Son zamanlarda uğrayan adam değil mi?
Evet.
Kim bu adam?
Gençlik aşkıydı. Karmaşık bir aşk hikayesi.
Bize bir sürü sorun çıkardı.
Anlamıyorum. Kapınıza mı geldi?
Evet.
Jackie ile konuşmak için?
Onu ne zamandır görmedin?
VHS'yi video kulübüne geri götürecek misin?
Yoksa yine bir servete mal olur.
Dün uğradım.
İki hafta kapalılar. Tatil nedeniyle.
İki haftalık tatil. Başarabilirsen iyi iş çıkardın.
Bir video kulübü açmalıydım.
Neden ondan hiç bahsetmedin?
Kimden?
Hapisteki adam.
Bilmiyorum.
Neden bilmiyorsun?
Sadece bilmiyorum. Çünkü önemsiz.
On yıl hapis neredeyse önemsizdir.
On yıl sonra yaptığı ilk şey seni görmeye çalışmak.
On yılını sebepsiz yere birini düşünerek geçirmezsin.
- Neden hapisteydi? - Bilmiyorum.
Hiçbir şey bilmiyor musun? Benimle dalga mı geçiyorsun?
Bilmiyorum...
...uzun zaman önceydi.
Ve dürüst olmak gerekirse...
...onu unutmak için mücadele ettim.
Umurumda bile değil. Hepsi bu kadar.
Babamız gülümseyerek işe gitti.
Onun için bu, hayatına anlam katıyordu.
Her sabah saat 4'te uyan.
Evden çık. arabaya bin ve bütün gün su tanklarını temizle.
Babam 27 yılını tank yıkamacılığı yaparak geçirdi.
Bütün gün, sana söyleneni yapıyorsun.
Sürekli aynı şey tekrar tekrar.
Anlatacak hikayen yok, söylenecek bir şey yok.
Bu bir hayat değil.
Bu bir hayatta kalma mücadelesi. Ailenizi geçindirmek için hayatta kalmak.
Ve kimsenin umurunda değil.
Sonra onu kovdular.
İşte böyle, hiçbir sebebi yok.
Piçler onu kovdular.
Babamız...
...her zaman merhaba, teşekkür, hoşça kal derdi.
Düzene inanıyordu, herkesin yerini bilmesi gerektiğini düşünüyordu.
Yanılıyordu.
O günler geride kaldı.
Tanrı ona merhamet etsin.
Ne demek istediğimi anladın mı? Ebeveynlerimizin...
...hiçbir şeyi yok.
Bundan hoşlanmıyorum. Her şeyi istiyorum!
Yerimi bilemeyeceğim.
Merhaba yok, teşekkür ederim yok ya da hoşçakalın. Hiçbir şey!
Gözlerini kapatabilir ve onun dönüşü için dua edebilirsin.
Ya da aç ve onun gittiğini gör.
Onu göremediğin için kalbin boş olabilir.
Ya da paylaştığı sevgiyle dolu.
Yarına arkanı dönüp geçmişte yaşayabilirsin.
Ya da yarını dört gözle bekle...
Fedakarlık tüm mazeretlerin en iyisidir
Sanki dünyanın zirvesindeymişim gibi hissediyorum.
İmkansız. Binanın üstündeyiz.
- Bu bir deyim, geri zekalı. - Hayır, bu bir metafor.
Metafor neydi demiştin?
Metafor, doğruyu söylemek için yalan söylediğin zamandır.
- Mesela? - Şöyle...
...binanın tepesindeyken, dünyanın zirvesinde olduğumuzu söylemek gibi.
Kuyruğunu kovalayan köpek dediğiniz gibi.
Yanlış, bu bir deyim.
Hayır, bu bir metafor.
Nasıl gidiyor?
O ayakkabılara ne denir?
Onlar İngiliz. Ölçüye göre üretim.
Ters dana derisi.
Ben bunları 14 yaşımdan beri hayal ediyorum.
Şimdi param var, her rengini aldım. 9 çift.
Biliyor musun?
Çok heyecan verici bir şey değil
Benim var, hepsi bu. Aynen senin gibi.
Benim gibi mi? Saçmalık!
Kes şunu. Artık hiçbir şey seni mutlu etmiyor.
Hala sürekli sıkılıyoruz.
- Ama şimdi bir seçeneğimiz var. - Ne?
İstediğimizi yapabiliriz, istediğimiz yere gidebiliriz. Özgürüz.
Ama sen istemiyorsun.
Doğru, istemiyorum.
Hiçbir şey istemiyorum.
Ne oluyor, bütün bu insanlar?
Bir tutulma olacak.
Gerçekten mi? Biliyor muydun?
Belli belirsiz.
Hiç görmedim. Ya sen?
Bir kere.
Olağanüstü olmalı.
- Değil mi? - Ne?
Özel gözlük almamız gerekiyor.
Ben alırım, sorun değil.
Onu geri koy. Masayı gerçekten güzel hazırlamıştı.
- Nasılsın Sam? - İyiyim ya sen?
Vay canına, büyüyor.
- Hepinizin nesi var? - Hadi ama.
- Ne dedin sen? - "Vay, büyüyor."
- Hazır mısın? - Evet, hadi çocuklar.
Önce kardeşin.
- Evet, ye. - Teşekkürler.
Boşa harcıyorsun.
Bahse girerim çok çalışıyorsun.
Biliyorum, biliyorum. Kapa çeneni ve ye.
- Süt aldın mı? - Elbette.
Bahse girerim almadın. Kahvaltıda sütü sevmezdin.
- Değil mi? - Ne?
Hayır süt alamadım.
Biliyordum.
- Neden yalan söylüyorsun? - Yalan söylemiyorum!
Sadece kahvaltı etmiyorum. Çok geç uyanıyorum.
Kes şunu, aptal olma.
Aptal olma.
Başını belaya sokmak bir lanettir, inan bana.
- Lanetli olduğumu mu düşünüyorsun? - Hayır.
Bence seçme şansın var.
O gerizekalılar neden gökyüzüne bakıyorlar?
Bir şeyler oluyor ama biz bilmiyoruz
Uzaylı istilası ya da Alman'lar geri geliyor.
Bu beni kesinlikle mahveder.
Güneş tutulması olacak.
Çok çılgınca.
Evet, çılgınca.
Beni ürkütüyor.
Özel gözlüklere ihtiyacımız var.
Üç tane alıyoruz.
Hayır, beni saymayın çocuklar.
Yepyeni gözlüklerle bakan gençlerden.
Hey Bilel. Buraya gel!
Ağlıyor musun?
Hayır.
Güneş yüzünden.
Ağlıyor musun?
Hayır, lanet olası güneş yüzünden.
Hadi gidelim.
Hadi gidelim.
Kardeşim, hiç ağlamadan izledim. Naber?
Hıçkırarak ağlıyor! Sen aptalsın!
- Şuna benzemiyor mu... - Birazcık.
Kimi kastettiğimi nereden biliyorsun?
Beyler, ne istiyorsunuz?
- Ne var? - İki seçenek var.
Mavi, Batman.
Altı saat sürer. Vahşi ama fiyatı iki katı.
Ya da sarı, gülen suratlar.
Patlamaya 20 dakika kaldı.
Tamam, iki tane gülen yüz. İkisini de mi ödüyorsun?
Sakin ol, bu kadar yeter.
Yeter.
Sen kimsin, benim bölgemle mi uğraşıyorsun?
Biz sizin bölgenizde değiliz.
- Seni kim gönderdi? - Hiç kimse.
Onu arayın.
Bu Belçika'dan.
Belçika'lı mısın?
Seninle konuşuyorum. Belçika'lı mısın?
Seni kim gönderdi? Seni kim gönderdi lan?
Seni kim gönderdi?
Konuşmayacağım. Siktir git.
Kaybet onu.
Bekle! Önce bir dilek tut.
Teşekkürler.
Teşekkür ederim.
Korkunç.
Sen çok güzelsin.
Teşekkür ederim.
Ee?
- Dileğin neydi? - Hayır.
Sana söyleyemem.
Yoksa gerçekleşmez, değil mi?
Teşekkür ederim.
İyi dedin.
Bunların saçmalık olduklarını biliyoruz.
Elbette saçmalık.
Söyle o zaman.
Söylemiyorum.
Neden?
Çünkü bu özel bir şey.
Özel mi?
Ve en önemlisi, saçma.
Saçma olan ne?
Gerçekleşmesi için mi...
...yoksa söylemek istemediğin için mi?
Neden bu kadar büyütüyorsun...
...bir dilek tut dedin.
Umurumda bile değildi.
Bana söylemek için iyi bir sebep.
Söylemek istemiyorum.
Neden istemiyorsun?
Çünkü soruyorsun.
Çünkü emir veriyorsun.
Benim başka bir teorim var.
Gözlerin kapalıyken hayal dünyan var.
Gerçek dünyanın dışında bir dünya.
Göz kapaklarının ardında...
...cildinin altında ne olduğunu bilmek isterdim.
Orada ne var? Kim var orada?
Söylemediğin ne görüyorsun?
Ne istiyorsun?
Detay mı istiyorsun, somut bir şey mi?
Başım uğulduyor.
Güzellikle, çirkinlik, umutla, öfke.
Kafamın içi karmakarışık, bilmiyorum...
...senin gibi pek düzenli değilim.
Bilmiyormuş gibi davranma. Biliyorsun.
Aslında bilmiyorum. Hiçbir fikrim yok.
Ben çözülmemiş şeyleri severim.
Sırlar.
Hızla kaybettiğin bir şey.
Yani gizem istiyorsun.
Biriyle yaşamanın bir sır olmadığını biliyorsun.
Belki ben de ortadan kaybolmalıyım.
Sen neden bahsediyorsun?
Belli ki önemli bir şey değil.
Sadece sıkıcı şeyler.
Kimse sıkıcı olmayı sevmez.
Değil mi?
Tabii ki tam bir aptal değilsen.
Al sana küçük bir hediye.
Hadi kazıyalım.
Sanırım burada bozuk param var.
Kim kazanırsa, paylaşırız.
Bayan...
...bana yardım eder misiniz? O...
- Elbette. - Çok ağır.
Çok naziksin.
O kadar yüksek değil.
Merak etme.
Kirli.
Taşındığımızda tanıtım yazısında anlatıldığı gibi bir yer yoktu.
Broşürde...
...mimarinin ve tasarımın görüntüsü...
...çiçek buketleri gibi muhteşemdi.
Şimdi çiçeklere bak.
Çok kötü solmuş.
Kocam hayattayken şöyle derdi...
...bir çatınız varsa her şey yolundadır.
Teşekkür ederim bayan.
- Bunu buraya mı koyayım? - Teşekkürler. Çok naziksiniz.
- Size iyi günler. - Hayır, hayır bekle.
Bekle bir saniye.
- Hayır, gerçekten. - Bir saniye.
Gerçekten ciddiyim.
Dürüst olmak gerekirse, gerçekten...
Tam olarak emin değildim.
Hiç değişmemişsin.
Sonunda seninle tanıştığıma memnun oldum.
Bunca zamandan sonra.
Eğer bunu sana söylediğimi bilse beni öldürürdü...
...ama çocukken yanına koyar ve uyurdu.
Oğlum iyi bir çocuk.
O hiç birşey yapmadı.
Onu aramaya...
...cesaret edebilecek miyim bilmiyorum.
O iyi mi?
Bilmiyorum.
Teşekkür ederim.
Günaydın aşkım.
İyi uyudun mu?
Nereye gideceğimi sana söyledim mi?
- Hayır. - Söylemeyi unutnuşum.
Merkez ofise gideceğim.
Söylentiye göre, değeri ne olursa olsun...
...beni ve rakamlarımı seven büyük patron Bertot...
...bana büyük bir şey teklif edecek.
Örneğin, başkan yardımcısı.
Bu önemli olduğu anlamına gelir.
Neyse, göreceğiz.
Benimle gurur duyuyor musun?
Şans dilemeyecek misin?
İyi şanlar.
O zaman akşam görüşürüz.
Onu neden terk ettin?
Hiçbir işi sonuna kadar götüremiyorsun.
Neden?
Neden hiçbir şeye inanmıyorsun?
Bunca yıl hep aynı hikaye.
Bir kereliğine iyi görünüyordun.
Hayatında bir kez olsun, bir erkek sana uygun göründü.
Bilerek mi yapıyorsun? Kader mi?
Hayatını mahvediyorsun.
Sen ve ben mutlu olmaya başlamıştık.
Hayır, her zaman mutluyduk.
Bana bir ders verme.
Neyi kaçırdım?
Neyi görmedim? Bana söyle.
Bana iyi bir sebep söyle.
Hadi, bir tane.
Clotaire.
Ne? Ne? Ne?
- Clotaire. - Hayır, hayır, hayır, hayır.
- Hayır! - Beni dinle!
- Hayır, hayır, hayır, hayır. - Açıklamama izin ver.
- Hayır! - En azından dinle...
...sorunu biliyor musun?
Sen benim adıma düşünüyorsun, beni değil.
- Seni düşünmüyor muyum? - Evet.
Bu da bunu kanıtlıyor. Görmedin.
Gülümsemem benim gülümsemem değildi çünkü...
...benim sokağım, evim veya arkadaşlarım değildi.
Hatta ben bile değildim. Benim hayatım değildi!
Sadece o değil.
Elbette iyiydi...
...ama buna inanmadım. Kendimi zorladım.
Kendimi inanmaya zorladım.
Sadece iyi olmak yeterli değil.
Sen de bunu biliyorsun.
Kahretsin, bu delilik.
Lanet olsun!
Her zaman haklı olmak zorunda mısın?
Buna ne diyebilirim ki?
Gel.
Buraya gel.
Elbette sadece iyi olmak yeterli değil.
Bu gece sana Paris'imi göstereceğim.
Metropolis. Dört oda, dört atmosfer. Çok büyük.
Salsa var, funk var, tekno var...
...peki başka?
Büyükannemizin bir Nazi'yle yattığını nereden çıkardın.
Peki ona neden "Nazi" lakabı takıldı?
Çünkü o tam bir baş belasıydı.
- Peki Bernadette neden öyle dedi? - O bir aptal.
- Hey Kiki... - Lionel!
Dediğimi yap!
Sen benim dediğimi yap!
Tamam mı?
İn arabadan.
Ne?
- İn arabadan dedim. - Niye?
- Gitmiyoruz. - Şimdi geri çekilemeyiz.
Kardeşim...
...içeri girmiyoruz. Bitti.
Her şeyi durduruyoruz. Duydun mu?
Bu arabadan iniyorsun...
...arkadaki arabaya binip eve gidiyorsun.
Anladın mı?
Beni duydun mu?
Eve git. Tamam mı?
Bana güveniyor musun?
Hadi.
Kimi arıyorsun?
Burada ne yapıyorsun?
- Hiç. Konuşmak istiyordum. - Beni mi takip ediyorsun?
- Hayır, hiç de bile. - Sen...
Hayır, konuşmak istiyordum.
Sana söylemek istediğim şey...
...konuştuklarımızın hepsini düşündüm ve...
...bu saçmalık. Şimdi her şeyi mahvedemeyiz.
Birbirimizi seviyoruz.
Sen ve ben. Sen beni seviyorsun.
- Biliyorum. - Söylenecek başka bir şey yok.
- Gördüm. Seviştiğimizde... - Jeffrey, Jeffrey, Jeffrey.
Söylenecek başka bir şey yok.
Üzgünüm, denedim. Yapamıyorum.
- Yapamam. - Ne?
Hadi evde bir şeyler içip konuşalım.
Diz çökmemi mi istiyorsun? Hayır, hayır.
- Bu kadar mı? - Hayır, senden hiçbir şey beklemiyorum.
Hiçbir şey beklemiyorum, üzgünüm.
Üzgünüm. Şimdi beni rahat bırak.
- Ne yapıyorsun? - Birini mi bekliyorsun?
Cevap ver. Birini mi bekliyorsun?
- Beni rahat bırak. - Cevap ver!
Burada ne yapıyorsun? Bu saatte?
- Aptal olduğumu düşünüyorsun, değil mi? - Sakin ol.
Her zaman öyleydin. Onu bekliyorsun!
- Beni korkutuyorsun. - Paramın peşindeydin, değil mi?
- Oyunun nedir? - Beni korkutuyorsun.
Seni korkutuyor muyum?
Seni korkutuyor muyum? Mümkün değil.
Seni tüm kalbimle seviyorum. Ne yaptım?
Neyi yanlış yaptım? Ne yaptım?
- Sakin ol. - Ne yaptım lan ben?
Ne? Ben hiçbir şey yapmadım!
- Bunu neden yapıyorsun? - Dur!
Çekil üstümden!
Dur!
Dur!
Dur!
Çekil üstümden!
Çekil üstümden!
Hanımefendi, lütfen ona bir bakın.
Bekle, her yeri kanıyor.
Sorun yok.
Burada nasıl bir tedavi yapıyorsunuz?
İyi misin?
- Emin misin? - Evet.
- Su getireyim mi? - Hayır iyiyim.
Seni böyle bırakamazlar.
İyiyim, gerçekten.
- Oturalım. - Hayır, gerçekten.
Emin misin?
Konuşmak istemiyorum, hepsi bu.
Bekle...
Otur. Sana söz veriyorum geçecek.
Bu biraz acıtacak.
- Acıtırsa söyle. - Tamam.
Yapabilirsin.
Bütün bu yıllar boyunca seni düşünüp durdum.
Ve bizi, ne olduğumuzu.
Aslında nostaljiyle hiç alakası yok.
Bizimle ilgili neredeyse hiçbir anım yoktu.
Senden geriye güzel anılar kalmadı.
Sahip olduklarımızı...
...düşünürken kendimi hiç yükselmiş hissetmedim.
Afalladım, fark ettin mi?
Hiç eğlenceli değildim.
Azıcık bile. Üzgündüm.
Tahmin edemeyeceğin kadar üzgün.
Seni düşünmek, senin için endişelenmek demekti.
Kendimi tekrar güzel olmaya zorladığımda bile...
...mümkün değildi.
Her şeyi mahvettin.
Sen her zaman güzellik ve çirkindin.
Ama çirkinliğin kazanmasına izin verdin.
En kötü yanını bile susturamadın.
Öfken, intikamın.
Şiddetin, hor görmen.
Her şeye saygısızlığın.
Kendi şansın için bile.
Benim için bile.
Birbirimizi anladığımızdan o kadar emindim ki.
Aslında, emin olduğum tek şey buydu.
Birlikte asla yalnız kalmayacağımızı.
Sana güvenebileceğimi
Biz aynıydık, sen ve ben.
Dünyayı bize ait bir yerden gördük.
Ama kim olduğunu görmedim.
Belki de görmek istemedim.
Bu kadar aptal olabileceğine inanmak imkansızdı.
Ve ben bunca yıl bu kadar saçmalık ve pişmanlıktan sonra...
...senin için korkmaya devam edecek kadar aptalım.
Neden?
Cevap veremeyecek kadar aptalım sanırım.
Öyle görünüyor.
Ama sanırım...
...haklısın.
Benim için...
...söylediklerinin hepsine katılıyorum.
Hepsi bu mu?
- Evet. - Bekle
Söyleyecek hiçbir şeyin yok mu?
Haklıyım, hikayenin sonu. Söyleyebileceğin tek şey bu mu?
Aptal biri varsa o da benim.
Bekle.
Hepsi bu değil.
Bana...
...kendimi...
...ifade edecek kelime dağarcığımın olmadığını söylemiştin.
- Hatırlıyor musun? - Bilmiyorum.
- Biliyorsun. - Belki, evet.
Bir gün sana rastlarsam diye...
...sürekli yanımda taşıdığım...
...bir kelime listesi yaptım.
Şansı çok zorladım ama...
...o bizi istemedi.
Zaten öyle bir şey olsaydı...
...kontrolü kaybederdim.
Beklentilerin olduğunda asla hazır olamazsın.
Bu yüzden seni bana hatırlatan bütün kelimelerin bir listesini yaptım.
Anlamlarını ezberledim.
Onlar sana ait.
Onlar...
...seni tarif ediyorlar.
Keşke ben bulsaydım dediğim kelimeler.
Jackie'nin sözleri bunlar.
457 tane. Okumamı ister misin?
457 mi?
Evet, yeterli değil mi?
Sen tam bir pisliksin.
Biliyorum.
- Pisliğin teki. - Bunu demin söyledin.
Sıra sizde, bayım.
- Önemli bir şey değil. - En azından dezenfekte edelim.
Hadi, otur.
Buyur.
Gerçekten, önemli değil.
Sadece temizleriz.
Okumamı ister misin?
Hayır.
- Nasıl olsa okurum. - Hayır.
- Okuyacağım - Hayır.
- Onları okuyacağım. - Hayır.
- Bitti. Küçük bir şey. - Kesinlikle.
Ben gidiyorum.
Teşekkürler.
Onlar...
...herhangi bir sıraya göre değil.
Zevkli.
Zarif.
Çekici.
Başparmağın.
Denesem kaçıramazdım.
- Bu işte berbatsın. - Şimdi.
Şimdi mi?
1, 2, 3, 4, Başparmak savaşı ilan ediyorum.
Her şey yolunda mı? Bölmüyor muyum?
Eğlencenizi böldüğüm için üzgünüm.
Bileğindeki ne demiştin?
Saat.
Sence o ne işe yarıyor?
Yemek ısıtmak için mi?
Hayır, hayır, hayır, seninle konuşurken bana bak.
Yemek ısıtmak için mi?
Buraya gel, konuşuyorum.
Teşekkür ederim
- Dinliyorum. - Hayır.
Güzel. Bu ne işe yarıyor?
- Zamanı gösteriyor. - Biliyorsun.
Şimdi, bir beyin jimnastiği, saati söyleyebilir misin?
- Hı hı. - Hı hı yok. Evet.
Evet.
Öyleyse neden 1:10'da mola veriyorsun?
Saatin yanlış mıydı?
Bilmiyorum, belki...
...bayandan 13:00 ile 01:10 arasındaki farkı...
...ayırt edebilmek için bir kuvars saat isteyebilirsin.
Ben buradayım. Beni sinirlendirme.
Senin gibileri tanırım. Her sorundan kaçan tembel.
Kötü haber, bir sorunun var.
Gözüm üzerinde
Anladın mı?
Harika.
Peki, kutunu al ve git.
Sadece dikkat et diyorum.
Adımına dikkat et.
Anlaşıldı mı?
Harika.
- 5 dk'ya başlıyorum. - Evet, merak etme.
Bir şey söyleyebilir miyim?
- Bu genelde söylediğim bir söz. - Evet.
Zaman meselesini anlıyorum.
Elbette bu her şirketin mantığıdır.
Ama az önce hakaret edip...
...suçlu durumuna düşürdüğün adam..
...aynı saatle seni boğabilir.
- Bekle... - Daha bitirmedim.
Hapishanede öğrendiği bir şey var...
...evet, hapisteydi.
Ve hayır, özgeçmişinde böyle bir şey yok tabii ki.
Sözlerin ağırlığını öğrendi.
Sanki gözlerinizin arkasında bir terazi varmış gibi.
Kendi fikirlerinizi ve diğerlerinin fikirlerini tartmak için.
Örneğin...
"Adımlarına dikkat et."
Sizin terazinizde bu, ofisinize gidip bir form doldurup...
...onu veya beni kovmak anlamına geliyor.
Ama onun terazisinde bu...
...adresinizi bulmak, bir gece gelip...
...karınızın ve oğlunuzun önünde...
...sizi kanlar içinde bırakmak anlamına geliyor.
Eski çifte standartlar. Bunları duydunuz mu?
Bu sadece bir örnek.
Çünkü şahsen şiddetten nefret ediyorum.
Ve o bunu sineye çekiyor.
Bana her ne olursa olsun sakin kalacağına söz verdi.
Çünkü beni seviyor.
Bu da ağır bir söz.
Neyse ben işe dönüyorum.
Bir dahaki sefere onunla ya da benimle konuştuğunuzda, düşüncelerinizi tartın.
Anlaşıldı mı?
- Hı hı. - Hı hı yok.
Evet.
Evet.
Teşekkür ederim.
Geç kaldığım için tekrar özür dilerim. Bir daha olmayacak.
Ne düşündüğümü biliyor musun?
Börekleri.
Çok mu fazla yedin?
Hayır.
Düşündüm ki
...daha iyisi asla olmayacak.
Neyden?
Bizden.
Seni seviyorum.
Ne dedin?
- Bir şey söyledin. - Tek kelime etmedin.
- Elbette söyledin. - Tek kelime etmedim.
- Emin misin? - Eminim.
Acele etme.
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.