Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
English
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Çeviri: aytug2001
Altyazı küfür içermektedir, duyarlı izleyicilerin dikkatine!
Bütün birimler, 11 Fulsome caddesindeki The Anarchist seks kulübünde yangın var.
Hala içeride birileri olabilir.
- Durum nedir? - 5 ölü var, içerisi felaket.
- Burası ne şimdi? - Özel durum yeri olarak kayıtlı ama bildiğin...
...seks kulübü işte. Müşteriler gece uzasın istediğinde buraya geliyor sanırım.
- Onlar kim? - 18 numaralı odadaki bazı kurbanlar.
Gece saat 3'teki görüntüler.
Hala buradaki üç kişinin kimliğini belirlemeye çalışıyoruz.
İş yeri sahibi beraber geldiklerini, bir gösteri izleyip oda tuttuklarını söylüyor.
- Yani gösteriyi izleyip oda 18'e giriş yapmışlar? - Evet.
18 numaralı odaya son giriş yapan Ensler'mış.
3 ay olmuş.
Ensler kocasını öldürmüş ve gözlerini oymuş.
Yıllar önce aynı odada intihar da olmuş.
- Hatırlamadım onu. - İzindeydin.
- Peki kurbanlar neden dün gece defteri imzalamamış? - Emin değilim.
Hadi bulalım. Bütün bu isimlerin geçmişini sorgula.
Hangilerinin? Burada üç yıllık isim var.
Öyle mi?
- Başkasına yaptır o zaman. - Pekala.
- Gösteri nasıldı sence? - Evet, ilginçti.
Aynen. Hatun iyiydi, değil mi?
Cidden mi?
Cidden. Biri bana dur diyene kadar.
Söndür şunu.
- Bugün söndür demek istedi bence. - Normal bir otelde yer ayıramaz mıydın?
Zaten gösteriye buraya gelecektik, ben de neden burası olmasın diye düşündüm.
- Selam! - Merhaba!
- Kim gelmiş. Mükemmel iş çıkardın. Harikaydın. - Teşekkür ederim.
- Yani bana hiç oda olmadığını mı söylüyorsunuz? - Hiç yok.
- Oda yokmuş. - Hadi ama.
Merhaba.
- Selam, isminiz nedir? - Elsie.
Güzel isminiz varmış. Sizi gün içinde aradım ve telefonda görüştüğüm...
...kişi imparator boyutlu yatağı olan odanın boş olduğunu söyledi.
Evet ama değil. Üzgünüm.
- Şimdi niye değil? - Değil işte. Restore ediliyor.
- Uygun değil mi yoksa restore mi ediliyor? - Uygun değil.
Tatlım.
Peki.
Bakın. Bugün benim doğum günüm.
Bir ayrıcalık yapsanız bana çok şey ifade eder. Sadece bir kereliğine.
- 200 dolar. - Pekala.
- Toplam, değil mi? - Oda 180 dolar, yani toplam 380.
- İyi eğlenceler. - Teşekkürler.
- İndir o lanet kolunu! - Ne?
Seni sevdim. İkimiz bir oda tutsak ya?
Yavaş ol, az önce resepsiyona sordum zaten, odaları kalmamış, tamam mı birader?
Sik kafalı.
İyi geceler. Hadi, başlasın şu parti.
Bir dahakine biraz daha ağırdan alsan?
- Bak, bana erkeklik yapmana gerek yok, ben kendimi idare ederim. - Evet.
Ama ben yaptığımda daha çok hoşuna gidiyor.
- Burası depo mu yani? - Hayır, depo değil. Restore ediliyormuş.
Bayat ekmek gibi kokuyor burası.
- Kirli. - Kirli falan değil, biraz tozlu o kadar.
Pekala, anladım.
Biraz daha iyimser olamaz mısınız? 380 dolarlık oda burası.
180 dolarlık oda.
Kanal seçeneklerine bayıldım.
Büyük gecenin gerçekleşmesini istiyorsan biraz daha ince olmaya çalış.
Bayağı iyiymiş.
- 100 dolar kazandım. - Süper.
- Nasıl hissediyorsun? - Ben iyiyim Fred, bu sizin eğlenceniz.
Bunu sadece ben ve Ren'in değil, hepimizin beğeneceği bir şey olarak görüyorum.
En iyi arkadaşının beni çıplak görecek olması seni rahatsız etmeyecek mi?
İçerisi karanlık olacak.
O kız için kendini şişirmeye mi çalışıyorsun?
Makyajını arkadaşım için mi tazeliyorsun?
- İşler tuhaflaşmadıkça sorun olmaz. - Eğer istersen bir parola buluruz.
- Parola derken? - Eğer kendini rahatsız hissedersen söylersin bitiririz.
- Parola nedir biliyorum. - Harika.
- Ne peki bu parola? - Karınca yiyen.
- Karınca yiyen mi? - Aynen öyle.
Eğer kendini tuhaf hissedersen onu söylersin.
Pekala. Karınca yiyen.
Pekala, bu gece hepimiz bu yatakta uyuyoruz yani.
Neden önce yatağa girip bir şeyler içmiyoruz?
Evet, iyi fikir.
Evet, geçelim.
- Pekala, ne yapmamızı istiyorsunuz? - Ben...
İkiniz öpüşebilirsiniz mesela.
- Peki. - Tabii ki.
- Bugün doğum günün. - Doğum günlerine bayılıyorum.
İyi misin?
Üzgünüm, bir an kendimden geçtim sanırım.
- Nasıl yani? - Bilmiyorum.
Ama bir şeyin yok değil mi? Bir şeyi yok. İyisin.
Herkes iyi. Sorun yok.
Baksanıza. Sanırım benden bu kadar.
Hayır, Sandy hemen bitirme. Heyecanı üstünüzden atın bir.
- Kendinize... - Gösteri bitti Ren.
Gösteri daha bitmedi, nasıl ya?
Neden siz sik kafalılar yiyişmiyorsunuz?
Sik kafalılar mı?
- Bu seni azdırır mıydı? - Hayır.
Sanırım yorgunum ben.
- Belki eğer şey yaparsan... - Yorgunum.
Harika.
Bu odaya 380 dolar harcadım.
Sana normal bir otelde yer ayırmalıydık demiştim.
Fred.
- Çocuklar. - Bakın kim dönmüş.
- Nerelerdeydin? - Ne, sen hiç mi tatil yapmıyorsun?
Şuna kötü davranıştan izin desek?
- Yangın nasıl başlamış? - Gaz kaçağı gibi.
Muhtemelen sigara yakmışlar. Bom!
- Dumandan mı zehirlenmiş? - Dumandan öldüğünü zannetmiyorum.
Vücudundaki bütün kemikler kırılmış.
Biri onu hırpalamış.
Hiç morarma göremedim.
Dört ceset var, bir tane de koridorda.
İki tanesi yatağın altındaydı, biri erkek biri kadın.
Yani bu elinde sigarayla uyuyakalmış ve ikisi de yanarak ölmüş mü?
Onlardan biri yatağın altında.
Rocky?
Fred. Kiminle konuşuyorsun?
Merhaba, oğlum.
Fred. Beni korkutuyorsun.
Buraya nasıl geldin?
- Ren! Yardım et. - Elimi bırakma, elimi bırakma!
Bana bak. Bırakma beni. Hayır!
Hayır, hayır!
Siktir!
Fred?
- Ne oldu, Fred iyi mi? - Lanet olsun. Bilmiyorum, bilmiyorum.
- Yardım çağırmalıyız. -- Hayır, hayır. Yataktan inmeyin.
Aşağıda bir şeyler var. Nedir bilmiyorum ama yataktan inmeyin işte.
- Yanında telefonu olan var mı? - Hayır. - Lanet olsun.
Yardım edin, yardım edin! 18 numaralı odadayız.
- 18! - 18 numaralı oda!
Bize yardım edin!
- Gördünüz mü sizde? - Gerçekten oldu mu şimdi bu?
Başımız fena belada.
Ren Debrowski, 25 yaşında. Ann Arbour'da yaşıyor.
Ergen yıllarında alkollü araçtan ceza almış, 18 yaşında ehliyeti elinden alınmış.
Tekrar alkollü araç kullanırken 5 yaşında bir çocuğu öldürmüş.
6 yıl şartlı tahliye ile salınmış.
İç organları çıkarılmış.
- Kim çıkarmış? - Bilmiyorum.
Orada kal! Biri şunu durdursun hemen!
Elsie ne oldu amına koyayım? Niye 18 numarada birileri vardı?
Elsie paspas ve kova kap ve şunu iz bırakmadan temizle!
- Sen de kimsin? - Buranın sahibiyim. Sen kimsin?
Eller! Ellerini kaldır, hemen!
Kafanın arkasına. Hadi!
Amına koyayım senin, göt herif!
Wade! Sakin ol.
Yangından kaçmaya çalışıyormuş.
Otopsi birkaç saat sonra ama gırtlağına baktık.
Yangından ölmediğine bir hayli eminim.
O zaman neden kaçmaya çalışıyormuş?
Eğer anahtarları kapının altından atabilirsem belki birileri gelir.
Pekala.
Hiç taş sektirdin mi şehirli çocuk?
Son zamanlarda değil. Hayır.
Yaparsın sen.
Güzel.
O kardeşim gibiydi.
- Üzgünüm, Ren. - Gençler ne yapacağız şimdi?
Bilmiyorum, olanlar umurumuzdaymış gibi yapabiliriz.
- Pardon? - Pardon.
- Senin derdin ne? - Ne demek derdim ne.
Aylardır en iyi dostumu umursamayışını izliyorum.
- Onu seviyordum. - Onu seviyormuş. Bok seviyordun.
- Ben seviyordum. - Ren, sakin ol.
Şu an ödüm bokuma karışmış halde, onu sevmediğimi...
...söylediğin için götüne koyayım senin.
- Onu kastetmedi. - Evet kastetti. O pisliğin teki.
Ne, ne var?
Ne oldu?
Lanet olsun, lanet olsun.
Herkes nereye kayboldu?
Ren, geri dön!
- Dur! - Tatlım.
Ren! Ren!
İçimde ne var?
Alın onu, içimden çıkarın şunu!
- Kurbanları tanıyor muydun? - Hayır.
Burada sorun yaşıyor musunuz hiç? Maganda müşteriler falan?
Hayır.
- İyi bir sohbet olmuyor. - Onları tanımıyordum.
Ve maganda müşterim pek olmaz.
Ne yatak ama.
Evet, öyledir.
- Sen Virgil Carter'sın, değil mi? - Evet.
Seni gazeteden okumuştum. Kızın için üzgünüm.
Kahve için teşekkürler.
- Selam, Ellis. - Selam, koridordaki adamın kimliğini tespit ettik. Alan Duke, 33.
Cinsel saldırıyla suçlanmış ama mahkum edilmemiş.
Saldırdığı kız bir ay sonra kendini asmış. Hala diğerlerinin kimliği için uğraşıyoruz.
Haberlerini bekliyorum.
Ne yapacağız?
Ona bakmayı kessene.
Bak, buradan çıkacağız, tamam mı?
Sadece duygularımızı bir kenara kaldırmamız gerek.
Bizim paniklememizi istiyor.
Hazır ol.
- Bize yardım edin lütfen. - Yardıma ihtiyacımız var.
- Duydun mu bizi, yardım et! - Birinin polisi araması gerek.
- Senin neyin var? - Geri dön, polisi ara.
Senin neyin var lanet olası? Bizi duymuyor musun?
Alo!
Bu nasıl bir fantezidir böyle.
Onu da bizimle oynamaya davet etsek mi?
Ona sorsana.
Sıkıldık. Bizi eğlendirmeni istiyorum.
Yatağa atla, bizimle oyna.
Nancy, gerçekten onda bir tuhaflık var.
Peki.
Oynayalım hadi.
Bu da ne amına koyayım!
Onun nesi var?
Tanrım!
Bu ne şimdi?
Çocukken bir keresinde bir şey duymuştum.
Evde kapalı kalmış bir çocukla ilgili bir şey.
Evden çıkmaya korkuyormuş çünkü çıkarsa şeytanın onu öldüreceğini düşünüyormuş.
İçerde kaldığı sürece bir şey olmayacağını.
Bütün ailesi ve arkadaşları evden çıkması için ona yalvarmış.
Onunla konuşup ikna etsin diye psikiyatrist bile tutmuşlar.
Ama hiçbiri işe yaramamış.
Sonunda bir ay kadar sonra, eşi yemeğine uyku hapı atmaya karar vermiş.
Bilirsin onu uyutmak için. Sonra da onu bir kuruma falan yatırmak için.
Uyanacak, ona bir şey olmadığını görecek ve bu takıntısını aşacaktı.
Onu dışarıya sedyeyle almışlar. Herkes bir heyecan içindeymiş.
Sağlık görevlileri ambulansın kapısını açmak...
...için iki saniye kadar yanından uzaklaşmış.
Tam o sırada, aniden sarhoş bir sürücü çıkıp ona çarpmış.
Ve ölmüş.
Berbat bir durum.
En azından uykusunda ölmüş.
Fred'in telefonu.
Bunu kullanalım. Hadi.
- Sen mi yapıyorsun? - Evet.
Acele et, Sandy.
Sandy, acele et.
Aldın mı? Acele biraz.
Çek onu, acele et.
- Aldın mı? - Bacağımı tut.
Peki.
Al şunu.
911'i ara.
Siktir!
Anne'ye: Polisi ara, başım belada.
Bilinmeyen numara: Polisi ara, başım belada.
Bu ne demek şimdi?
Bilinmeyen numara: Polisi ara, başım belada.
Bilinmeyen numara: Polisi ara, başım belada.
Bilinmeyen no: Kimsiniz? - Aman Tanrım.
Sandy Miller. 11 Fulsome Caddesi 18 numaralı odadayım. Lütfen polisi arayın.
- Sandy, n'oluyor? Kime mesaj atıyorsun? Bu komik değil çünkü ben de o odadayım.
Ne var?
Bu arada polis soruşturmasına müdahil olmak...
...tutuklanmana kadar götürebilecek bir suç.
- Sandy ne var? Ne yazıyor? - Lanet olsun.
- Sanırım adam bir polis. - Gerçekten mi?
Polis misiniz?
Lütfen yardım edin, ciddiyim. 18 numaralı odadayım. - Peki.
18 numaralı odada olduğunuzu kanıtlayın.
- Ben Virgil. - Merhaba Virgil, n'aber?
Bilinmeyen numaran gelen mesajın gönderenini bulabilir misin?
Telefonu getir bir görelim. Biraz zaman alabilir ama.
Seni tekrar arayacağım.
Sandy.
- Yardımcı olabilir miyim? - Sadece sen mi varsın? - Öyle gibi.
Diğerleri dışarıda, komşuları soruşturuyor.
Bu parçayı laboratuvara götürebilir misin?
- Şimdi yapabilir misin? - Tabii, sorun değil.
Anladım.
- Bu benim için bir zevk. - Teşekkürler.
Puşt.
Baba!
Sandy.
Yalnız kalmak istemiyorum.
Pekala. Uyanığım.
Daha önce anlattığın o hikayeyi düşünüyordum.
Ren de lisede alkollü araç sürerken kaza yapmış. Küçük bir çocuğu öldürmüş.
Hala onunla ilgili kabuslar görür hep.
Bilmiyorum, belki de bu yüzden buradayızdır.
Adalet için falan. Göze göz.
Peki biz neden buradayız?
Neden buradasın?
Sen iyi misin?
Sandy çok korkuyorum.
- Her şey yoluna girecek. - Daha ne olduğunu bilmiyorsun.
- Evet? - Alo?
- Sandy? - Evet.
- Sandy orada saat kaç? - Dördü beş geçiyor.
Burada sabahın altısı.
- Benimle kafa mı buluyorsun? - Sen asıl benimle kafa mı buluyorsun?
Hayır.
Odadan ayrılabilir misin?
Yataktan inemiyoruz. Bak dediklerimde gayet ciddiyim.
Bu yataktan inersek ölürüz.
Orada başka kim var?
Sadece ikimiz. Diğerleri öldü.
Fred ve Ren.
Ve koridorda adamın teki.
Sana bir şey sormam gerek. İkinizden birinde...
...kalp ve üzerinde bir taç olan yüzük var mı?
Evet, benim var. Neden?
Bir yangın çıkacak Sandy. O yataktan inmeniz gerek.
İnemiyoruz.
Bize izin vermiyor. Olanları gördüm.
Sana nasıl yardım edeceğimi bilmiyorum.
Yangını neyin başlattığını biliyor musun?
- Bunu çözmeye çalışıyorum. - Ne zaman başladığını biliyor musun?
Tahminimce saat beş gibi.
Buradan sağ çıkıyor muyuz?
Sandy?
- Hala olanların altında pozitif bir şey arıyorum. - Neymiş, söyle bakalım.
- Benim burada olmamam gerekiyor. - Benim de öyle.
Hayır, yani hayatta falan.
Ne demek istiyorsun?
Doktorluk okuyordum. Kent Üniversitesi'nde.
Hadi ya.
Vurulma anında orada mıydın?
- Evet. - Aman Tanrım.
İyi bir arkadaşım beni korurken öldü.
Kusura bakma, daha önce kimseyle bu konuyu konuşmamıştım.
- Ondan sonra işler hep boka sardı. - Çok üzgünüm.
O bana nişan alıyordu.
Ama benim yerime Jake öldü.
Keşke ben ölseydim.
Onu özlüyorum.
Bu olaydan önce içki de sürmezdim ağzıma ama terapiden çok daha ucuz.
Sen bitir.
Benim hikayem de bu.
Düşünmeden duramıyorum acaba bu nedenle mi buradayım diye.
Pekala. Kendi adına konuş.
Ben yanlış bir şey yapmadım. Masumum.
Seni bilmiyorum ama ben ölmek istemiyorum. Hayatımı geri istiyorum.
Üzgünüm, onu demek istemedim.
Bunu atlatacağız. Sadece...
...sabırlı olup beklemeliyiz, oldu mu? - Çok üzgünüm.
Haklısın.
Bu da ne?
Ne?
Şuradaki?
Yanında uyurken Fred ile seks yapan sen misin yoksa?
- Ne? Hayır! - Baksana!
Orada bir şey yok.
Nancy. O gerçek değil!
- Bana dokunma! - Nancy, senin kafanı karıştırıyor.
Benim kafamda ne var? Belki seninkidir. Sen neden şunu görmüyorsun?
Nedenini söyleyeyim mi? Çünkü her şeyi uyduruyorsun.
Bir şekilde sen yaptırıyorsun bunları.
- Hadi ama. - Bunların hiçbir gerçek değil, değil mi?
Ceset falan yok ortada. Kafam iyi diye benimle kafa buluyorsun.
- Gitme! - Dokunma bana, eve gidiyorum ben.
- Nancy, kes şunu! - Her şeyin kafamın içinde olduğunu söyleyen sendin.
Dur!
Sandy çok üzgünüm.
Çok üzgünüm.
Ama gitmek istiyorum, tamam mı?
Yapma!
Lanet olsun. Üzgünüm, özür dilerim.
Bir şeyin yok, bir şeyin yok.
Güzel.
Bak tuhaf olabilirim ama geceleri rahat uyuyorum.
- Eminim öyledir. - Peki ya sen?
Sen şu ünlü dedektif Virgil Carter'sın.
Hakkımda bir şey bilmiyorsun, ne biliyorsun ki?
Öldürdüğün şu siyah çocukla ilgili o haberi okudum.
- 18 yaşındaydı. - Evet, özür dilerim. Öldürdüğün genç siyah diyecektim.
- Aklandım. - Doğrudur. Tabii ya.
İfadeni okudum.
"Korkmuştum."
"Silahı var sandım, hayatımın tehlikede olduğunu düşündüm."
Öyle.
Aynı zamanda kızının...
...bir çete üyesi tarafından o olaydan bir hafta önce öldürüldüğünü de okudum.
Ne şans ki o adam da siyahmış.
Bir çete üyesi vuramadın, değil mi?
Çocuğun birini öldürdün. Masum bir çocuğu.
Sadece işten evine dönüyordu, değil mi?
Bir çetede bile değildi.
- Selam. - Selam.
Verdiğin örnekler 24 yaşındaki Sandy Miller'a ait.
King Üniversitesi'ndeki vurulma olayında oradaymış.
Sanırım nişanlısı onu korumaya çalışırken ölmüştü.
Ve ne tuhaf ki Doug Ensler'ın da geçmişini soruşturduğumuzda...
...cinsel saldırıdan beş sene yattığını gördük.
Doug Ensler, şu koca mı?
Odaya üç ay önce giriş yapan Ensler.
Evet. Kayıtlı pedofil. Eşi belki durumu öğrenip öç almıştır.
- Kari Ensler şimdi nerede? - Plainsberg kadın hapishanesi.
Peki, teşekkürler.
Senden hoşlanmıyor, değil mi?
Yapma ya.
Sorum var.
- O çocuğu öldürdüğünde de içki içiyor muydun? - Ne dedin sen?
O çocuğu öldürdüğünde de içki... Siktir!
Ne yapıyorsun?
- Ona sadece birkaç soru soruyordum. - Kes sesini!
Evine git!
- Wade, dinle. - Burada sana ihtiyaç yok, Virgil.
Seninki büroluk dosya ve körkütük sarhoşsun. Git eve yat.
- Dinle. - Evet, dinliyorum.
Virg, onu durduramazsın dostum. Kutsal kitaplık bir şey var ortada.
Seni aşar.
Ne halt ediyorsun?
Dinle. Orada çok tuhaf şeyler dönüyor, tamam mı?
Tamam. Ve ben seni olanlardan haberdar edeceğim. Ama araba kullanmamalısın.
Siktir be, ben iyiyim.
Hayır, hayır! Senin neyin var adamım?
Ona yardım edebilirim, tamam mı? O hayatta.
- Pekala. - Sana söylüyorum Ellis. O hayatta.
Tamam. Hadi buradan gitmen gerek.
Selam.
Yüzüğünü beğendim.
Teşekkürler.
Onlara Claddagh yüzüğü deniyor.
Jake ölmeden önce bana vermişti.
Hayatında yalnızca bir kere vermen gerekiyormuş bunlardan. Ruh ikizine.
Güzelmiş.
Özür dilerim.
Hayır. Ben özür dilerim.
Sorun değil.
Sanırım neden buradayım biliyorum.
Nedenmiş?
Annemde kanser vardı.
Uzun bir süre komadaydı.
Hiçbir şeye tepki vermez halde.
Kemikleri o kadar güçsüzleşmişti ki...
...doktorlar onu hareket ettirmeye kalktığında kırılıyorlardı.
Onu makineler besliyordu.
Ve en sonunda bir karar vermemiz gerekti.
Onu hastaneye ziyarete gittim.
Doktorların bilirsin işte...
...fişi çekecekleri günden bir önceki gün.
Uyandı.
Bir dakikalığına.
Bana iyi hissettiğini söyledi.
Acı hissetmediğini.
Hemen fişi çekmemesini söylemek için doktora koşturdum.
Giderken...
...fikrimi değiştirdim.
Neden?
16 yaşındayken hamile kalmıştım.
Annem çocuğu aldırmamı istedi.
Bana bağırdı çağırdı.
Fahişe dedi.
Beni evlatlıktan ve mirastan çıkaracağını söyledi.
Sonunda...
...pes ettim.
O günden sonra ondan da nefret ettim.
O yüzden fırsat ayağıma kadar gelince...
...geri tepmedim.
Şimdi biliyorum aslında sadece beni korumaya çalışıyormuş.
Ve onu da benim korumam gerektiği zaman...
...ona bunu yapmıştım.
Kendi anneme bunu yaptım.
Anne?
Anne?
Nancy.
Nancy.
Lütfen gitme.
- Hadi, tatlım. - Anne. - Hadi.
Beni bırakma.
- Gidelim hadi. - Nancy, gitme.
Her şey yolunda.
Anne.
Anne?
Bir ziyaretçin var.
Adım Virgil.
- Memnun oldum. - Ben de.
Avukatım da burada olmalı mı?
Hayır.
Söylemek istemediğin bir şey söylemeni istemeyeceğim.
Sadece olayı senden duymak istedim.
Bana neler olduğunu anlat.
Bana inanmayacaksınız.
Bu sabah inanılmaz şeylere tanık oldum.
O yüzden dene bir bakalım.
Neden o kulüp? Neden oraya gitmiştiniz?
Bilmiyorum, cinsel hayatımıza renk katmak için.
Bu iyi miydi?
- Karakterine uygun davran. - Üzgünüm, ne dedin tatlım?
Sorun yok. Sert de vurabilirsin istersen.
- Fena çişim geldi. - Peki.
İyi, iyi.
Tatlım?
Kari?
Bir tanem?
Aşkım?
Aşkım?
Aşkım, ne yapıyorsun?
Ben yapmadım.
Ama yatağa dokundun ve ondan uzaklaştın?
Evet.
Ben iyi biriyim.
Kocamı ben öldürmedim.
Bana inanıyor musunuz?
Kesinlikle.
Teşekkür ederim.
O çocuğa yaptıkları için cezalandırılıyordu.
Cezalandırılıyordu.
Merhaba, canım.
- İyi misin? - Jake?
Neler oluyor?
Buradayım çünkü seninle olmak istiyorum.
- Sen de tekrar benimle olmak istiyor musun? - Evet.
- Güzel. - Ama sonum onlar gibi olsun istemiyorum.
Olmayacak. Sadece yatakta kal.
Yakında görüşürüz, tatlım.
Hayır.
Lütfen. Beni bırakma.
- Sany. - Merhaba.
- İyi misin, neler oluyor orada? - İyiyim.
- Şimdi dışarı çıkacağım. - Bekle, nereye gideceksin?
Buna kendi usulüme göre son vereceğim. Yatağı da yanımda götüreceğim.
Hayır, Sandy. Olayı çözdüm, yataktan inebilirsin. Hiçbir şey olmayacak.
Sorun değil. Her şeyi anlıyorum şimdi.
Sandy, sence niye benimle iletişime geçebildin?
Sana bir çıkış, bir seçenek vermeli. Çünkü sen masumsun, Sandy.
Yataktan in. Hiçbir şey olmayacak.
Ben kötü biriyim. Jake benim yüzümden öldü. Bu yüzden buradayım.
Jake seni korurken öldü.
Bu sana son hediyesiydi, tamam mı Sandy?
Çok geç. Yangın başlatacağım ve o yangında öleceğim.
Yatak da yanacak.
Şimdi gitmeliyim.
Eğer kendini öldürürsen,...
...ellerini kendi kanına bularsın. Çünkü o sadece ruhunu almak istiyor.
Bu şey böyle işliyor. Yaptığı şey bu.
Ne yapacağımı bilmiyorum.
Etrafımdaki herkes ölüyor. Ölen ben olmalıydım.
Sandy.
Sandy, hayır.
Hayır, ölen sen olmayacaktın.
Sandy bak, benim bir kızım var.
Vardı daha doğrusu.
Onu görmek için yapmayacağım şey yoktur şu dünyada.
Bir gün olsun aklımdan çıkmıyor o.
Sandy, seni tekrar görmek isteyen ailen ve dostların var. Sevilen birisin.
Sandy, lütfen.
Sana niye yalan söyleyeyim?
- Kiminle görüşüyorum? - Selam, ben Virgil.
- Bu da ne böyle? - Neden bahsediyorsun sen?
- Neredesin? - Kulüpteyim.
Kulübün neresinde? Hangi odadasın?
- 18 işte, ne diyorsun sen? - Ben 18'deyim.
Virgil?
Anlamıyorum.
Sana nasıl yardım edebilirim?
Virgil?
Virgil? Virgil, hala orada mısın?
Virgil!
Virgil!
Korkma, sadece gözlerini kapalı tut.
Bayanlar baylar. Bu geceki satışın güzide eseri 13 parça numarasıyla...
...1910'dan kalma Van Meager yatağıdır. 15.000 dolarlık yatak. Kaçla başlıyoruz?
10.000? Hadi 5.000 doları bir deneyelim. 6000 görüyorum.
Evet 6000'deyiz. 7000 görüyorum. 8000.
9000. Ve 10.000 görüyorum.
Şuradaki bayana 14.000 dolara satıldı. Teşekkürler 10 numaralı ihale sahibi.
Tebrik ederim, güzel yatak. Çok teşekkürler.
Tebrik ederim. Güzel yatak.
Çeviri: aytug2001
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.