Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
English
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
THE VEIL'DE DAHA ÖNCE
Bana karda yatan iki cesedin fotoğrafını gösterdi.
Mülteci kampının müdürü ve iletişim sorumlusu öldürüldü.
Rus FSB'si tarzı.
Planımız hakkında bilgisi var mı, öğrenmeliyim.
Unutmayın, radyoloji cihazının çekirdeğini açtığınızda
onları kutularından çıkarıp kurşun kasalardaki
suya koymak için üç dakikanız olacak.
Çekirdeklere maruz kaldıktan bir dakika sonra çok kötü olacaksınız.
İki dakika sonra kör olabilirsiniz.
Üç dakika sonra ölmüş olacaksınız.
İzlendiğini biliyorsan neden randevulaştın?
Telefonumun dinleneceğini bildiğimden asıl randevumuzu uçakta belirlemiştik.
Bana neden yardım ettiğini açıkla.
Yok etmeye ve onu arayanlara karşı takıntı.
Benim için bir şey yapman gerek.
TDKP'nin CIA paravanı olduğunun ve Marcus Seabright suikastını
onların gerçekleştirdiğinin teyidini istiyorum.
Baba sorunlarını çözmen için çok büyük bir talep.
İkili oynuyor.
Hâlâ onlar için çalışıyor ve her şeyi biliyor.
Ama aynı zamanda kızıyla kaçmaya çalışıyor.
Buna yardım ettiğime inanırsa bana yakın durur.
Seni Amerikalılardan koruyabilirim.
Ama ne yaptığımızı anlayana kadar Yasmina'nın
Nour'un yanına dönmesi gerek. Bizimle güvende değil.
Her şey onun güvenliğine bağlı.
Gerçek adın ne?
En iyi yalanlar genelde gerçektir.
{an8}PÈRE LACHAISE MEZARLIĞI
Müziğini sever misiniz?
Mezar taşında ne yazdığını biliyor musunuz?
Yazı Rumca.
"Kendi iblisine karşı dürüsttü" yazıyor.
Onu ben de seviyorum.
Onun için ta Baltimore'dan buraya geldim.
Ya siz? Siz neden geldiniz?
Ben de iblislerime karış dürüstüm.
- Bir şey var mı? - İstihbarat doğruymuş.
Kesinlikle irtibat noktası. Buradan bir şey aldı.
- Neydi? - Mezardan bir kart aldı.
Nasıl bir kart, bilmiyorum. Görmedim.
Bir buket çiçek bıraktı ama eldiven takmıştı, o yüzden parmak izi yok.
Hadi be.
Eşkâli var mı?
Koyu renk saçlı. Boyu 1,85. Orta yapılı.
Koyu renk pardösü, siyah şapka.
Tamam. Onu göremezsen mezara dön.
Çiçekleri izole et. Hızlı ol.
Kâğıdında DNA olabilir.
Bu adam kim ve nereye gidiyor, öğrenmeliyiz.
Anlaşıldı.
- Evet? - 1,85, orta yapılı, siyah şapkalı.
- Görürsen beni ara. - Anlaşıldı.
Aynı yapıda farklı şeyler giyen bir adam gördüm. Şimdi onu arıyorum.
Bekle. Teorik bilgin iyi ama pratiğin zayıf.
Sakin ol.
Riske girme ve ona yaklaşma.
- Duyuyor musun? - Anlaşıldı.
- Bir şey var mı? - Yok.
Tamam, boş ver. Gir. Bakalım onu şimdi görebilecek misin?
Yoldayım.
Anneciğim... Paris hiç hayal ettiğim gibi değil.
Güneye, mezarlığın duvarına doğru gidiyor.
- Adamı görüyor musun? - Hayır.
- Hedeften iz yok. - Tamam. Kızı gözden kaybetme.
Ajan vuruldu. Kahretsin! Hedef kuzeybatı ucuna doğru gidiyor.
Peşine düş.
Kahretsin.
Konuş benimle Matthew. Matthew.
Matthew, konuş benimle.
- Hedef bölgeden çıkıyor. - Hay...
Rue de Bagnolet'deki köprüye tırmanıyor. Onu kaybettim.
Şimdi gidip Phillipa'ya bak. Hemen!
Yakın mesafeden kafasına sıkmış.
Ölmüş efendim.
Uyan anne. Hadi, uyan.
Seni gıdıklayacağım! Hadi anne!
Uyan! Uyanma vakti.
Tamam.
Eve bugün mü gidiyorum?
Evet.
Ama sen burada kalacaksın. Burada onunla mı kalacaksın?
Sadece kısa bir süre.
Ama neden anne?
Yeni bir evimiz olması için halletmem gereken şeyler var.
Yakında yine birlikte olacağız.
Söz.
Tamam mı canım?
Yasmina.
Merak etme aşkım.
Tamam mı?
Adilah.
Teyzen olabilirim ama sen benim kızımsın.
Kalbimdesin.
Bize barış içinde yaşamak öğretildi.
Tanrı seni kurtarsın ve bağışlasın diye dua ediyorum.
Güzel.
Taksi bekliyor.
Tamam.
Taksiyi bekletmeyelim.
"Sevgili Michael,
Benden ayrıldığın zaman mutluluk gider ve hüzün kalır.
Seni özlüyorum."
{an8}"Yoldaşıma."
Yoldaşım Michael'a. Sevgilerimle, Marcus.
Selam.
Uyumaya çalıştım ama uyuyamadım.
Biliyor musun Yasmina hiç böyle bir yere gelmemişti.
Buranın sahibi çok zengin olmalı.
Michael mı?
Evet.
Adını tuhaf biçimde söylüyorsun.
Öyle mi?
Evet.
Babamın arkadaşıydı.
Senin için sadece o kadar mıydı?
Babam öldükten sonra vasim oldu.
Sonra da akıl hocam.
Sonra daha fazlası.
Aptal kız.
Beni bugünkü hâlime getirdi.
Hâlâ görüşüyor musunuz?
Hayır.
Pek sayılmaz.
Boş ver geçmişi. Bana bir martini lazım.
Adamın kökeninden emin değiliz.
Bazen Korsikalı olduğunu söylüyor bazen de söylemiyor.
Beden kokusuna bakılırsa şahsi hijyeni biraz sıkıntılı.
İstihbarata göre arkadaşı, cinsel ilişkisi ve ailesi yok...
Ama o bir dâhi.
Güzel. Bize bir dâhi lazım.
Girin.
Seni Malik'le tanıştırayım Cesar.
Malik. Cesar.
Ben de Malik'e elektronik
ve dijital dinleme konusunda uzman olduğunuzu söylüyordum.
Konuya gelebilir miyiz?
Doktor randevum var. Ayaklarım için.
Adı yok.
Ne işe yarıyor?
Ne isterseniz ona.
Kahve yapıyor mu?
Hayır. Benden kahve yapan bir şey yapmam istenmedi.
Ne yapmanız istendi?
Amerikalılar Djinn Al Raqqa vakasında bizden çok şey biliyor.
Bize güvenmiyorlar. Bilgi saklıyorlar.
Cesar'dan Amerikan güvenlik sistemlerini aşabilecek
bir şey yapmasını istedik.
Bu sistemler sahadaki ajanlarla Virginia, Langley'deki
merkezleri arasındaki görüşmeleri koruyor.
Sadece göndericiye yakınsanız çalışıyor.
Yakınız.
Durun...
...gönderici kim?
Max Peterson'ın kaldığı oteli biliyoruz.
Hangi odada kaldığını da biliyoruz.
Bu cihazı telefon ya da laptop'ın üç metre yakınına koyarsanız
tüm güvenlik önlemlerini aşarak yapılan görüşmeleri kaydedip yollar.
Amerikalıların Virginia'da bir adamları var.
Adı Wallace. Eninde sonunda ne yaptığımı anlayacaktır.
İzleme için Elysee'den izin aldık.
Gitmem gerek. Parmaklarım yanıyor.
Tanrım...
Cidden gitmem gerek.
Çalışıyor mu Magritte?
Çalışıyor.
CIA ajanı içki içiyor.
İki gün önce otelinin barında test etme imkânım oldu.
Seni içeri mi aldılar?
Temizlikçi olarak.
Cihazı mutfak dolabına koydum.
Langley'deki üstlerine yolladığı iki e-postayı ele geçirdim.
CIA ajanı sarhoşken ne demiş?
İngiliz ajan Imogen'in doğrudan ona bilgi verdiğini
ve Amerikalıların daha bilgili ve etkili olduğuna inandığını.
Hoşça kalın.
Sağ ol Cesar.
Seni kullanıyor Malik ama senin istediğin biçimde değil.
Saçmalık bu.
Hiçbir şeyi sandığın sebepten dolayı yapmaz o.
Cesur hamle.
Tüm zengin Amerikalıların geldiği bu tip otellerden nefret ediyorum.
Midemi bulandırıyor.
Ama sen bu dünyada çok rahat görünüyorsun.
Farklı yerlerde rahat olmak benim işim.
Hayatımda çok fazla insanı oynadım.
Artık nereye ait olduğumu bilmiyorum.
Ama önümüzdeki bir saat için bu yeter.
Neden bu kadar nefret ediyorsun? Mankenlik günlerini mi hatırlatıyor?
Sana anlatsam mı bilmiyorum.
O zaman kesinlikle anlatman lazım.
Yirmi bir yaşındaydım.
Bana güzel kıyafetler giydirdiler, cennetten bahsettiler.
Zamanım gelmişti.
En önemli günümdü.
Gövdeme patlayıcılar bağlamışlardı.
Salona ölüm gibi girdiğimde garson bana gülümsedi.
Ölümdüm.
Binayı üzerimize çökertecek kadar çok patlayıcı vardı.
Odada çocuklar vardı.
Sevgililer, aileler, arkadaşlar.
Genelde Amerikalı turistler.
Hepsi kahvaltı ediyordu ve hiçbir şeyin farkında değillerdi.
Uykulu zengin insanlar ve ben.
Düğme burada, ceketimin içindeydi.
Tek yapmam gereken basmaktı.
Neden hâlâ buradasın peki?
Bir kablo çıkmıştı.
Bana bunu neden anlatıyorsun?
Yok olma anının nasıl bir şey olduğunu merak edersin diye düşündüm...
Ondan kurtulmuş birinden.
Açık konuşayım.
Benim bahsettiğim yok oluş tamamen kişiseldi.
Sadece beni etkilerdi.
Bir otelin salonunda olmazdı.
Yasmina doğmuş muydu?
Hayır.
Bir ebeveyn için çocuğunun acı çekmesinden daha büyük acı yoktur.
Annenin kanı çocuğunun kanıdır.
Evet, öyle.
Tamam. Lavaboya gitmem lazım.
Döneceğim.
Bu arada...
Bence o düğmeye asla basmazdın.
İnanılmazsın.
Çenesi durmadı.
Bir şey öğrendin mi?
Sayende ikinci evre yeni başladı.
Daha çok zaman lazım.
Bunun doymak bilmez Amerikalı iştahını kapatacağını sanmıştım.
Peki. Bak ne diyeceğim...
Amerika'ya hoş geldin.
Bu sabah yakın mesafeden bir ajanımın kafasına sıkıldı.
Bunu duyduğuma üzüldüm.
Al.
Belki bir tesadüf daha olmaz.
IŞİD genelde böyle temiz suikastlar düzenlemez.
Sanki onları başka bir kurum eğitmiş gibi.
Paravan operasyon mu?
Araştırırım.
Yapanın eşkâli var mı?
1,85, orta yapılı, muhtemelen bir hücre evi mensubu.
Bana somut sonuçlar getirmek için 24 saatin var.
Yoksa o lanet kadına bildiklerini anlattırmak için geleneksel sorgulama
- yöntemlerine başvuracağız. - Anlatmaz.
Üzgünüm. Anlatmaz.
Tüm tırnaklarını sökebilir, tüm kemiklerini kırabilirsiniz.
Size asla bir şey söylemez
çünkü söylerse kızını öldüreceklerini düşünüyor.
Sanırım fikrini değiştirecek bölümüne ulaşabilirim.
Tek umudunuz benim dediğim için üzgünüm.
Yirmi dört saatin var.
Babamla ilgili istihbarat nerede?
Az daha unutuyordum.
Marcus Seabright...
Baban ilginç biriymiş.
Seni öldürmek isteyecekleri kadar kötü olmak kolay değil.
Bu arada Fas'ta olanlar
göründüğü gibi değildi.
Hiçbir zaman değildir.
Haklıymışsın.
Martini mükemmel.
Merhaba Malik.
Dinle, şaşırdım diyemem
ama Max ve Amerikalılarla olan keyifli ilişkini öğrendim, tamam mı?
Bu ülkede bir Fransız istihbarat görevlisiyle ortak çalışmadan
bir terörist hedefi kontrol etmene izin verilmez.
Amerikalı değil. Fransız.
Bu gece hedef güvende olduğunda gizlice çıkmanın bir yolunu bul.
Sonra da kanaldaki bankımızda buluşalım.
Bu arada Amerikalılar sayesinde nerede kaldığını biliyorum.
Oraya dinleyiciler koymuşlar, biz de koyduk.
Biraz büyü Malik. Kıskanç olma.
Bu gece görüşürüz.
Zengin Amerikalılar yeter.
Seni gerçek Paris'e, eskiden gittiğim bir yere götürmek istiyorum.
Ateşin var mı?
Her şey yerli yerinde.
{an8}İSTANBUL, TÜRKİYE
{an8}Gemi yola çıktı, Marsilya'da seninle buluşup Amerika'ya devam edecek.
Djinn Al Raqqa hâlâ İngiliz kadınla Paris'te olduğunu teyit etti.
Ama hiç yalnız değil. Onu gözünün önünden ayırmıyor.
İngiliz kadını biliyorum.
Herkese söyle, yarın gece gemiye dönmüş olacağım.
Patlayıcı güvenli bir biçimde gemide
ve yakında ABD limanına gideceğiz.
{an8}İSTANBUL
{an8}HAYDARPAŞA LİMANI
Herkese söyle, yarın gece gemiye dönmüş olacağım.
Patlayıcı güvenli bir biçimde gemide
ve yakında ABD limanına gideceğiz.
Bunu nasıl elde ettik?
Cesar bir yıl önce
muhtemel şüphelilerin olduğu bir yere bir cihaz koydu, biz de dinledik.
Muhtemel şüphelilerin çay içmeye gittikleri bir yer. Biz de dinliyoruz.
Nihayet bizim bilip de Amerikalıların bilmediği bir şey.
Djinn Al Raqqa'dan bahsediyor.
Ve içinde patlayıcıyla ABD limanına giden bir gemiden.
Adamlarımıza Cin'i araştırttım.
Haftanın her günü için bir Cin var.
Her günün kendi rengi ve meleği de var.
Bence Cinleri kod adı olarak kullanan bir hücre evi.
Bunu Amerikalılarla paylaşmalıyız...
Bekle,
Cesar, bugün bir Amerikan ajanının öldürüldüğüne dair konuşmalar duymuş.
Ajanın kim olduğunu,
onu kimin öldürdüğünü ve cesedi ne yaptıklarını öğrenmeye çalışıyoruz.
Tamam. Yani artık şehrimiz tamamen kontrolümüzden çıktı.
Sen de kontrolü geri al.
Bu gece Imogen'le buluşacağım.
Büyük bir terörist operasyonuyla ilgili istihbaratımız var.
Imogen'le konuşmam için vakit ver.
Bu istihbarat biizm.
Şansımız yaver gitti. Paylaşmamız gerek.
Amerikalılara söylersek bando ekibiyle gelirler.
Imogen gerçeğe daha hızlı ulaşabilir.
Bana bu gecelik izin ver.
Eski dostlarını görmeyi mi umuyorsun?
Hayır, buraya yıllardır gelmedim.
Bir içki alacağım.
Saçın...
Onun gibi giyinmişsin.
Bu delilik son bulmalı Adilah.
Bunu yapamazsın. Hemen benimle gel.
Bana güvenmelisin.
Onun kim olduğunu biliyorum. Canın cehenneme.
Sandığın gibi değil.
Kahretsin.
Gel.
Atla.
Yirmi dört, rue de l'Atlantique.
- Neler oluyor? - Bilm...
- Bunu biliyor muydun? - Hayır, bilmiyordum.
Çabuk! Çık!
Kahretsin.
Gel.
Bunun olacağını bilmiyordum. Yemin ederim.
- Bizi takip ettiğini bilmiyordum. - İşimin dezavantajlarından biri de bazen
beni öldürmeye çalışanlarla ilişki kurmaya mecbur kalmam.
Ama bu biraz aşırı.
Neden ölmeni isteyeyim? Bana tek yardım eden sensin.
Bunun mantıksız olduğunu biliyorsun Imogen.
Lütfen.
Geliyor musun?
Evet.
İyi olmana çok sevindim.
Artık iyiyim.
Yeni istihbarat geldi Imogen.
Bir gemi var.
ABD'ye yelken açacak.
Bir ABD limanında patlayacak patlayıcı taşıyor.
Bunun bir terörist hücresince organize edildiğini biliyoruz.
Sürprizler Kitabı adlı bir şeyden alınma isimleri kullanıyorlar.
Bana İstanbul'da o kitabı gösterdi.
Sanki benim çözmemi istiyor.
- Çözeceksin. - Hedefin yakınında olmaya devam edeceğim.
Onu ve kızını koruyacağıma yemin etmeye devam edip
araştırmamı geminin adını ve
içindeki cihazın niteliğini söylemesini sağlamaya yoğunlaştıracağım.
Artık onlar için tespit edilmiş bir hedefsin.
Ve Amerikalılar bu sabah bir ajan kaybetti.
Senin için endişeliyim.
Şu anda uzaklaşamam.
Yaklaşıyorum.
Yaklaşıyoruz.
Kahretsin.
Keşke Michael'ın dairesinde kalmasaydın.
Bunu yapmak zorundayım.
İyi olacağız...
...ama bunu yapmak zorundayım.
Biliyorum.
Biliyorum.
SABAH ALTIDA MERDİVENE GİT.
MERKEZÎ İSTİHBARAT TEŞKİLATI ÇOK GİZLİ
KANIT TEYİT EDİLDİ. MARCUS SEABRIGHT, ÇİFTE AJAN.
ÇOK GİZLİ BELGELERİ BİR RUS AJANINA VERDİĞİ TESPİT EDİLDİ.
{an8}Alt yazı çevirmeni: Seda Cevher
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.