Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Daha Önce…
Evime teklif geldi.
SON TEKLİF
Baştan başlarız, çift olarak tarzımızı buluruz.
Taşınsam mutlu olur muyum?
Annelerimizin çok ortak noktası var.
- Anlatsana. - Epey travmam var diyebilirim.
Kocam Arconia’da birkaç iş yürütüyordu, Lester da onun için çalışıyordu.
Lester işinden bahsetmek istemezdi.
İşinden memnun değildi.
Kocamın öldürüldüğünü mü düşünüyorsunuz?
- Seni yemeğe çıkarabilir miyim? - İyi olduğuna dair kanıtım yok.
Birkaç zengin bir bahis oynadık işte.
Geçen sefer oyun salonunda çözmeye çalıştığımız.
Kapıcının öldüğü gece çok büyük bir kontrat için oynuyorduk.
Biriniz New York’un ilk kumarhanesini açacaksınız.
Tadilatlara Oliver’ın dairesinden başlamayı düşünüyorum.
Neden bahsediyorsun?
Evine teklif veren bendim.
Daireleri topluyorum.
Arconia’yı kumarhaneye mi çeviriyorsun?
Binlerce yıldır erkekler şansın kadın olduğunu söyler.
Carmina Burana’da Carl Orff şans tanrıçası Fortuna’ya takıntılıdır.
Frank Sinatra şansın kadın olmasını ümit eder,
bir yandan da "başkasının zarlarına üfler" diye endişe eder.
Erkekler hayatlarında kontrol edemedikleri her şeyi yani kötü şanslarını
hep kadınlara yıkar.
Hayvanlar sizi, sonraki tur benden tamam mı?
Tabii ki sadece henüz reşit olmayan viskilerden.
İki Yıl Önce
Eyvah. Dekor Kraliçesi çatlak deri kaplamaları fark etti.
- Hayatımın en kötü günü. - Karakter katar.
Çok naziksin.
Mekân daha iyi günler gördü tabii. Kaybol.
Ne içer biliyorum.
Bir değişime ne dersin?
- Ne düşünüyorsun? Kâkül mü, katlı mı? - Kumarhane için, salak şey.
Yardım edeyim. Kadın dokunuşu katayım.
Şuna ne dersin?
Ayda bir burada hanımlar gecesi düzenlememe izin ver.
Etrafta puro içen kimse yok, gürültülü erkeklerin tacizi yok.
Anlaştık. Hanımları çok severim.
Merak etme ama asla taciz etmem. Onlar istemedikçe yani.
- İsterlerse peki? - Onlara bir içki yaparım.
Kumarhane yüzünden mi taşınacağız?
Dairemi korumak için neler yaptığımı hatırlıyor musun?
Bir adam yaktım.
Çok sevgili bir arkadaşımı yaktım ve yeni kondisyon bisikleti aldım.
- Hoş geldin! - Selam!
Şuraya bak, ne şirin.
Aman Tanrım. THĒ!
Dans kardiyo dersine gidiyorum.
Senin şarkılarından birini kullanıyoruz.
Gösterirdim ama belden bayağı hareketli.
- Hanımlara uygunsuz olur. - Gereksiz.
Mabitita, yeni eski dostum,
sana ve istediğin kadar artı birine bu gece için bilet aldım.
Gelirdim ama kesin sarhoş olurum, yarın da klip çekimi var,
iş makinesi kullanacakmışım.
Çok teşekkür ederim ama dava çok yoğun.
Yok kızım, bu da dava daveti. Alması imkânsız bir davet.
Benim gibi önemli hanımlar için Hanımlar Gecesi, hem de binanın içinde.
Giriş bir dolap gibi bir yerden.
Gizli bar gibi yani.
Ne? Ama Nicky öldü. Bu partiyi kim veriyor?
İlginç detay numara iki:
Partiyi Camila White veriyor.
Aman Tanrım.
Artık seni seviyorum THĒ.
Demek ki herkes seviyor artık.
Çok tatlı adam. Bizim olsun.
Bölüm Sekiz - Sezon 5 Çılgın Civcivler
Peki, Arconia’da 165 daire var. Camila 82’sini almış.
Tamam, o zaman yarısı, bir, sıfır… Yok, dur, ondalık var.
- Camila şu an… - Yüzde 49!
Az kaldı Camila’ya satıyordum.
Çok kişi sattı, şimdi sadece…
Bir daire daha alırsa binanın yüzde 51’ine sahip olacak!
Tamam, matematiği bırak. Evimizi kurtaralım.
Ne yapacağız?
Ben ne yapacağım? Loretta taşınmak istiyor.
Havalimanında sonsuz bekleyişi boyunca gelecekteki evimiz için
imkânsız sayıda Pinterest panosu hazırlamış.
Hâlâ orada mı?
Loretta henüz daha her şeyini yangında kaybetti.
Sıfırdan başlamak istemediğimi söylersem evliliğinin geri kalanında
burada zorla yaşadığını hissedecek sonrası da elbet boşanma.
Binayı kaybedersek ona da gerek kalmaz.
- Başka satmayı düşünen var mı? - Araştırırım.
Baylar.
Camila salonda Hanımlar Gecesi düzenliyor.
- Hanımlar gecesi, harika. - Kurtulduk!
- Anlamadım, neden harikaymış? - Hanımlar Gecesi’nin gücünü anlamıyor.
- Çünkü hanım arkadaşı yok. - Aktarayım.
Erkekler yokken kadınlar bir araya gelince
boştaki piliçler gibi gevezelik yapar, içer, erkeklerden konuşurlar.
Lak lak.
Camila ile yeni bir seviyede, kadın seviyesinde bağ kuracaksın.
Her şeyi anlatır.
- Öyle mi oluyor? - Hayır.
Bu arada daveti nasıl aldık? Doğru ya, kadın arkadaşımdan.
Parti hediyesi de götür, kişiye özel kolye gibi.
- Tampon götürürüm. - Mabel, lütfen ağzını bozma.
Daha çok ilerlediğimizi sanıyordum.
Keşke siz de kadın olsaydınız.
Merak etme, Tootsie'lemeyeceğiz. Ben hallederim.
- Tootsie filminde… - Umurumda değil.
Aşkım, hâlâ Terminal 2’de misin?
Hudson News’te benliğimi kaybettim.
Üç yıl geçmiş gibi ama evet, bedenim hâlâ havalimanında.
O zaman senden bir ricam olacak.
Yeni Zelanda'ya dönüşünü bir gün erteleyebilir misin?
Mabel, katil bir milyarderin Hanımlar Gecesi’ne davet aldı.
Mabel Hanımlar Gecesi'nden ne anlar yahu?
Aman Tanrım, şimdi bütün… Bütün uluslararası uçuşlar iptal.
Yani, evet. Geliyorum.
İstersen iki koldan yaklaşalım.
Charles'la ben kapı kapı dolaşıp insanları satmamaya ikna ederiz.
Kadınlar da Hanımlar Gecesi’nde Camila’ya cinayet itiraf ettirir.
Charles, aşırı zengin ve şiddet eğilimli bir kadın,
sırf kadın olduğumuz için benimle sohbet etmez.
Haklısın
ama ya, hani derler ya, onu "şöyle iyice rozelesen"?
Bak bu cinsiyetçi oldu işte.
Partiye güzellik ekibi götürsen? Kadınlar manikürcüleriyle konuşmaya bayılır.
Benim manikürcümde hep öyle oluyor.
Bakın kimi buldum.
- Bu ikili ne be? - Ne haber hanımlar?
Harika değil mi? Beni cinayetten tutukladığından beri görüşemedik.
Uçağım iptal oldu. Onunki de iptal.
Ona her şeyi anlattım. Planı, Hanımlar Gecesi’ni falan işte.
Gelip Arconia’yı kurtarmaya yardım etmek istediğini söyledi.
- Cidden mi? - Hayır, tatilime gitmek istiyorum.
Şu an karım ve bebeğimle Cabo’da olmam gerekiyordu.
O küçük bok doğduğundan beri ilk kez kafamızı dinleyecektik.
Sonunda masaj yaptıracaktım.
Siz de Hanımlar Gecesi’ne mi?
- Evet. - Evet.
Yoksa arayıp "İtiraf ettiremedik, sıçtık batırdık" diye ağlayacaksınız.
O yüzden geleyim de ne lazımsa kendim yapayım dedim.
Üstelik kart masasında da fena değilimdir.
Ne? Yeni bir sürpriz.
Kumarhanede çalışmışlığım var, soğuk deste bilirim.
Soğuk deste mi? O ne?
Boş ver, orasını bana bırak. Şöyle yapacağız:
Camila’yı üst üste kaybettireceğim tamam mı?
Sonra itirafı alacağız.
Kaybedince niye itiraf etsin?
- Onu sarsacak, tilt olacak. - Aynen.
Tilt olmak nedir?
Kumarbazın üst üste kaybettikten sonra dengesiz hâle gelmesi.
Çok konuşmak gibi kötü kararlar verirler.
Hepimizin bir rahmi olması dışında herhangi bir plana desteğim tam.
Anladığım kadarıyla kart işlerinden anlıyorsun, öyle mi?
Evet. Çocukken annem kart oyunları düzenlerdi,
benim de elim çabuktu, bana dağıttırırdı, hile yapmasına yardım ederdim.
- Sihirbazlık yaptığından bahsetmedin hiç. - Utandığın için mi?
Yani evet.
Annemin kazanmasına yardım ettiğim o geceler,
sanırım bana şefkat gösterdiği tek zamanlardı.
İşte bu!
İşte seksi kötü kadınlara bağımlılığının başlangıç hikâyesi.
Annen sana sadece hile yapmasına yardım ettiğin zaman sevgi göstermiş.
Yani sevgi ancak suçlu birinden gelince gerçek sevgi gibi hissettirmiş.
Aman Tanrım, sanırım haklısınız.
Tabii haklılar. Hiç terapiye gitmedin mi?
Evet, bir kere. Zaman kaybıydı. "İstediğin şeyleri duyuyorsun" dedi.
Sonra dediklerini duymak istemedim.
Hadi başlayalım. Şöyle yapıyoruz: Mora, en zor görev sende.
Kazanan elleri sana dağıtacağım yani gülümsemek zorunda kalacaksın.
Kaybedenleri en çok mutlu kazananlar çıldırtır.
Şu gülümsemeyi göster.
Dişi kısalım.
Bu işe yaramazsa Camila’dan itiraf almak için başka bir fikrim var.
Hayaletlerle konuşsam?
Biraz daha açar mısın?
Medyumluk yeteneklerimden bahsetmiştim.
Hiç bahsetmedin.
New York’taki ilk ev arkadaşımı biliyorsun.
Celerie Whisp.
Hiç duymadım.
Celerie stüdyo dairemizde çalışan bir medyumdu,
ondan çok şey kaptım.
Demişti ki, oyunculuk sayesinde doğal sezgilerim o kadar iyiymiş ki
o armağan bende de varmış
ama hiç kullanmadım.
Neyse, havaalanındayken Camila hakkında bir dergi gördüm.
FAZLASIYLA YAŞAM NASIL CAMILA WHITE OLUNUR?
Meğer tam bir mistikmiş, kafayı bozacak kadar.
- "Sen de öyle misin?" diye sordu merakla. - Seni gidi.
Büyük büyük ninesinin reenkarnasyonu olduğuna inanıyor.
Altına hücum zamanı, kocasıyla Nevada’ya göç eden bir aristokratmış.
Okumuştum. O yüzden eldiven takıyor. Büyükannesinin imza aksesuarı.
Evet.
O ruhlarla iletişim kursam? Bence kesin dökülmesini sağlarlar.
Olmaz mı?
Evlenmeden önce birbirimizi tanımaya pek çalışmadık, değil mi?
- Evet! Çok eğlenceli değil mi? - Evet.
Tamam, Scooby Doo usulü yapalım. Erkekler yukarı, kızlar aşağı.
Umarım işe yarar
yoksa bizim gibi bir ikinci bahar planı olmayan birçok insan evsiz kalacak.
Ne kadar şanslıyız.
Hanımlar, hadi Yaramaz Hatun'a gidiyoruz. Şu memeleri süsleyelim.
Hadi çocuklar.
Rainey. Merhaba Rainey.
Arkadaşlar, bu Rainey, Lester’ın karısı. Ne yapıyorsun burada?
Doğrusunu söylemek gerekirse kocamın öldürüldüğünü duyduğumdan beri uyuyamadım.
Size yardım etmek istiyorum.
Mükemmel!
Tam da kocanı öldüren kişiyle yüzleşmeye gidiyoruz.
Hayır.
Tek bildiğimiz o gece oradaydı, bir de bize silah çekti
çünkü binamızı kumarhane yapacak.
- Yani şiddete meyilsiz değil ama… - Geliyorum.
Olmaz hanımefendi.
Eğer bu kadın kocamın öldürüldüğü gece oradaysa
kendini açıklarken ben de orada olacağım.
Aynen.
Tamam.
- Çok dikkat çekmemeliyiz. - Evet.
Oyun gecesine gelen birkaç kadınız sadece.
Gel, al bunu tak.
Şunu takınca parıldayacaksın.
Kadınlar alışveriş montajını kaçırdın. Üzgünüm.
Bakın, çok net bir şekilde baştan anlaşalım, tamam mı?
Bugün Hanımlar Gecesi, değil mi? Gözyaşına hayır, margarita'ya evet.
Bunu yapabilir misin sence?
- Evet. - Hadi.
- Tamam. - Evet.
Merhaba, evet, merdivenlerden aşağı.
- Tüm kat boş. Çok garip. - Bir üst kata bakalım.
Medyum karım burada olsa ruhlar nereye bakacağımızı söylerdi.
- Dürüst ol, cinciyle mi evlendim? - Benim durumundan iyisin.
Randall lobiye çağırdı.
Belki ipucu vardır. Neden annem gibi kadınları seçiyorum?
Tam bir felaketti. Seçicimi bozmuş.
Ben de bozmuştum. Sakın akrobatla çıkma.
Evet, hanımlar. Bahisler kapandı.
Yedi dışarı. Sürecek misin?
Vay be, şuraya bakar mısın?
Kocamın ilgileneceğim diye canını verdiği şu zenginlere bak.
Çok üzgünüm Rainey ama eğlenmemiz lazım.
Ayrı takılalım, Camila gelirse birlikte olduğumuzu anlamasın.
Williams nereye kayboldu?
Aman Tanrım, Jen Aniston burada.
Hızlıca Yanık Ünitesi'nde seksi kundakçıyı oynar mı diye soracağım.
Ne çılgın ekip ama. Williams gelmezse ne yapacağız?
Geldi bak.
Hadi hanımlar, herkese boş şans.
Oyunun adı yaşımla aynı, 21.
Kanka, yeleği nereden buldun? Ayrıca gerçek krupiye nerede?
Krissy artık daha iyi bir yerde.
- Cennet mi? - Evet.
O yüzden ben dağıtsam daha iyi olur dedim.
Mora senden ricam, ben kadını sarsana kadar sorgulama yok, tamam mı?
Masayı terk etmesini istemiyorum. Unutma, büyük kazan, kutla, gülümse.
Merhaba Bayan White.
Bir oyun gecesinden de eksik kalın.
Bu sefer adım listedeydi.
- Birlikte misiniz? - Hayır.
Hayır, tamamen yalnızım.
Hanımefendi, bu yabancılara benden margarita.
Blackjack oynamak isteyen?
Peki, evinizin yanında paranızı da alayım.
Oynayalım.
Bay Savage, Bay Putnam, Dr. Stanley de dairesini Bayan White’a sattı.
Ne? Yani Camila yüzde 51'i aldı mı?
- Henüz teminat aşamasında. - Devir yarın.
Bu gece yarısı yani, tabii fikrini değiştirmezse.
Satamazsın.
Dairen bir milyardere Arconia’mızda çoğunluk hissesi verecek.
- Burayı kumarhaneye çevirecek. - Kumarhane mi?
Manhattan, Atlantic City'ye dönecek.
Parasını kaptıran iş gücü, tekinsiz rehin dükkânları.
- Aynen öyle. - Ben terapistim.
- Bir sürü yeni müşteri demek. - Peki ya sevgili Arconia’nız?
Artık o sevdiğim Arconia’m değil ki.
Yakın olduğum çoğu kişi taşındı ya da öldürüldü.
Biz hâlâ buradayız.
Hadi, Charles’ta bir içki içelim mi?
Sadece biz, bina tayfası.
Yapacak çok işim var. O yüzden…
Ya sana para verirsek? Oliver'a kesin terapi lazım.
Charles sırf annesiyle çıkıyor.
- Evet. - Eğlenceli, rahatsız edici.
Son gün şerefine bir alana bir bedava.
İşte bu.
Bahisleri alalım.
Herkese iyi akşamlar. Celerie Whisp. Des Moines’den şimdi geldim.
Masanın etrafında dönen güzel şansı hissedebiliyorum.
Peki.
Güzel.
Yirmi bir.
Ben de, bana da 21 geldi.
Zor karar Bayan White.
Kaybettiniz.
Hanımlar Gecesi be!
Yaşasın!
Böl.
- Tamam. - Yanlış bir karar hissediyorum.
Kartları hissedebiliyorum, yardıma ihtiyacın olursa.
Kadına izin ver kızları bölsün. Kızları bölmek istiyor musun?
Kaybettin.
- Şeyi dinlemeliydim… - Celerie.
Celerie Whisp.
Yirmi bir oldu! Ne şanslıyım.
Hayatımın her parçası çok şanslı.
- Yine kaybettin. - Beni merak etme sen.
Bu gece kazanan benim. Ne kadar kaybedersem kaybedeyim.
Seni bu şık atkıyla boğsam yeri.
Yok kazanıyormuş, benim kocam ise kara toprakta.
- Gidiyoruz. Sanırım zamanı geldi. - Tabii, seninleydi.
Bana bak. Seninle işim bitmedi güzelim.
Tamam, gidelim. Gidiyoruz.
Zavallı kadın. Neden bahsediyordu, biliyor musun?
- Fikrim yok. - Bahisleri alalım.
DİKKAT KIRILIR
Hanımlar Gecesi’nde eğlenemediğim için üzgünüm.
Yok, sorun değil. Benim de pek becerdiğim söylenemez.
Bak, Lester’ın şapkasını temizlemişler.
Keşke şey de burada olsaydı.
Eski asansör kolu.
Öyle mi? Sende sanıyordum.
Yok.
Tamam, o zaman bulmamız gerekenler listesine ekleyelim.
Bu arada yolunu kaybetmiş bir parmak bulursan da…
Gerçi hoş bir suçlu da parmağı arıyor.
Mabel, hiç parmak arayan erkeklerden bahsettiğini duymamıştım.
Kimmiş bu oğlan?
Hayır, biz suç soruşturuyoruz.
Sırf Hanımlar Gecesi diye erkeklerden bahsetmeyeceğim.
Yine şanssızsınız Bayan White.
Hile yapıyor.
- Anlamadım? - Ne?
Çifte dağıtıyor. Gördüm.
- Kaybetmene şaşmamalı. - Yalan söylüyor.
Kazanıyor. Neden yalan söylesin?
Götürün şunu.
Benimle gel.
Şansım o kadar kötüye dönmemiş, sevindim şimdi.
Müsaadenle, eğer bu fikre açıksan
bazen birbirine söylemesi gereken şeyleri olan iki kişinin arasında köprü oluyorum.
Senin için de burada böyle biri olduğunu hissediyorum.
Belki büyük büyükannemdir. Benim…
Benim içinde yaşıyor.
Merhaba Evangeline. Evet, anladım ama o değil.
Başka biri,
farklı biri, belki de sana
martini yapan biri.
Anlat bakalım.
Peki, kim başlamak ister?
Önce taşınmadan bahset.
Ben de satmayı düşünüyordum ama insan evini sırf eskidi diye terk etmez.
Tamir edersin.
Şimdi siz ikinize odaklanalım.
Charles, romantik seçimlerinle ilgili sorunlar olduğu söyleniyor.
Mevcut ilişkin için de bu doğru mu?
- Yok! - Hayır.
Ben bir kadınla evliyim. Deli bir kadınla.
Putnam, karını kontrol altına al. Yanlış yerlerde dolanıyor.
Garip Avrupa aksanlarından bıktım.
Neden krupiye gibi giyindin?
Şey…
Burada ne oluyor?
Terapi seansına başlamıştık.
Katılmak ister misin?
Hem de nasıl!
Evet, bence bana çok iyi gelecek.
Nerede kalmıştık?
Charles annesine çakmak istiyor. Devam.
Bu gece çok kalabalık olmasına rağmen
bu odada bir sürü hayalet seziyorum
Evet, biri de senin için gelmiş.
Karşınızda en büyük kazanan. Gecen nasıl gidiyor güzellik?
Dünyada bana "güzellik" deyip de yanına kalacak başka adam yok.
Bana istediği kadar "güzellik" desin.
Nicky, bilmen gereken bir şey var.
Bash Steed.
New York’un ilk resmî kumarhanesini açacak.
Ne?
Sonra Pflug'un rekabeti tuttu, babacığını etkilemek için teklif yaptı.
Ne? Dallamalar oyunuma mı giriyor? Şehrimi elimden mi alacaklar?
Cesedimi çiğnemeleri lazım.
Buraya kumarhane açmak isteyen kişinin
önce Nicky’den kurtulması gerekiyor sanki.
Sana bir teklifim var.
Arconia’dan yeterince hisse alıp kontrolü ele geçirsem?
İşi büyütmek ister misin?
Burada eski New York ruhunu yaşatan bir kumarhane açarsın.
Ahşap, pirinç, kıyafet kuralı.
Kadife oda olduğu gibi kalır, sonsuza dek bir VIP alanı.
Bunu birlikte yapabiliriz.
Ona zaafın varmış.
Burası… Bu yer karımın ailesinin mirası.
Satamam.
Şey…
Bana karınla ayrılacaksınız gibi gelmişti de.
Zor bir dönemden geçiyoruz ama karımı seviyorum.
Beni ofisten bekliyorlar. Bu konuyu sonra konuşabilir miyiz?
Tamam.
Arconia’daki daireleri almaya başlamak istiyorum.
Hepsini.
Kazanmasına her yardım ettiğimde yemeğe çıkarır, bana başlangıç söylerdi.
Hayatta kimseye başlangıç aldırmazdı.
Annemden kimsenin alamadığı bir şeyi almak,
Jan beni öldürmek yerine öpmek istediğinde hissettiğimle aynı duyguydu.
Tabii, vermeye isteksiz birinden onay almak tatmin edicidir
ama sana faydası var mı?
Hem Jan'in seni öldürmeye çalıştığı da oldu.
Bu kadınları niye seçtiğimi bilince neden durayım ki?
En çok kimin ilişkisini kıskanırsın?
Size söyleyeyim, kıskançlık hafife alınan bir duygu.
Bazen bir şeylere odaklanmamız için gereken his budur.
Samimi olarak, en çok kıskandığım ilişki mi?
Oliver ile Loretta.
Cidden mi?
Ama karımı tanımıyorum, nerede yaşamak istediğimi
- söylemeye korkuyorum. - Sorun ilişkin değil ki, korkaklığın.
Özgüveni olmayan bir adamsın, bunu da hava atarak kapatıyorsun.
Bu çok iyiydi işte.
- Tebrik ederim, devam. - Peki.
Korkuyorum.
Anneciğim, fena korkuyorum.
Bunu itiraf edince omuzlarımdan koca bir yük kalktı.
Bence Loretta’ya hislerini söyle.
- Şuna bakar mısın? - Güzel bir şeye yaklaşıyorsun.
- Bir düşün Grover. - Evet.
Taşınmanın sana faydası olacak mı?
- Düşünüyorum da… - Hop. Hissediyorum de.
Hissediyorum da…
Yalnız hissediyorum.
Mesleğim insanlarla bağ kurmak olmasına rağmen
hiç yapamayacağım diye korkuyorum.
Kuramıyorsun, evet.
Bir de
bu derdimi binaya yüklüyordum ama belki sorun aslında bende.
Peki o zaman evini satman ne olur?
- Bir hata olur. - Hata olur.
Hiçbir yere gitmiyorum. Arkadaşlarımla burada kalacağım.
- Kaçmayacağım. - Başardık!
- Aferin sana. - Bir saniye, saat 12.15.
Devir yapıldı.
Ne? Geç mi kaldık?
Yani hanımların gecesi bizimkinden daha şanslı geçmediyse…
Arconia artık yok.
Yardımcı olacaksa
ekstra süre için ücret almayacağım.
Nicky’ye karşı hislerin vardı ama o, karısına sadık kalmak istedi.
Bu herkesi çıldırtır, pişman olacakları bir şey yapmalarına neden olabilir.
- Öyle biri olduğumu sanmıyordum. - Sen kötü biri değilsin.
Sadece yükünü biraz hafifletmen lazım.
İki hafta içinde son daireyi kapatıyoruz.
Nicky, nerelerdeydin? Bütün şehir seni arıyor.
Beni dinle. Varım, tamam mı?
Eğer karım, aile şerefini becermemi istemediyse
- başkasını da becermeyecekti. - Ne?
Yani ayrılıyor musunuz?
Nasıl öğrendin?
Onu gördüm. Onları gördüm.
- Kimmiş peki? - Eziğin teki.
Hadi, para kazanalım biraz.
Projeyi başlatıyorum.
Dünyanın en güzel kumarhanesini kuracağız.
Sonra da iki güzel martiniyle kadeh kaldıracağız.
Ne yapmamı istiyorsan söyle.
Özel bir oyun lazım.
Cumartesi gecesi, sadece ben, Bash ve Pflug.
Bu işi birlikte becerebiliriz.
Yakında.
Hayır…
Neredeyse istediğin her şeye sahip olacaktın.
Evet. Sıçtığımın kapıcısı.
Kapıcı mı? Hangi kapı… Ne kapıcısı?
Son tapu devroldu. Artık bir kumarhanen var.
Hanımlar Gecesi bitti. Ben kazandım.
Lester bu pencerelerden bakmaya bayılırdı, kuş bakışı manzarası buydu.
Şimdi anlıyorum.
Oliver yazdı. Tanrım, Camila yüzde 51'i almış.
Binamız elden gitti.
Podcast'imizi de kaybettik.
Binayı da kaybettik. Sanki…
Hayatımın her alanında kontrolümü tamamen kaybetmiş hissediyorum.
Şu salak zengin oğlanı düşünmekten kendimi alamıyorum.
Birini öldürmüş ya da insan dondurmuş olabilecek bu çocuğu.
Bak kızım.
Eğer kocamı öldürdüyse bence onunla çıkma.
Haklısın.
Ama öldürmediyse
ki bence öldürmüş olsa ondan hoşlanmazdın,
o zaman kontrolü elinde tutacaksın diye kendini bu kadar yorma
çünkü birimiz de bile öyle bir kontrol hissi yok.
Ölen kapıcının zavallı karısında da yok,
dünyanın en zengin ve güçlü insanın da.
Buna karşı savaşmak, işte gerçek mutsuzluğun kaynağı bu.
Ben Jay, özür dilerim. İzin ver telafi edeyim.
Selam Teslim edildi.
Aferin sana.
- Rainey. - Evet?
Hâlâ Lester’ın cinayetini çözebileceğimizi düşünüyorum.
İpuçlarımızın olduğu kutuyu görmek ister misin?
Daha büyük bir kutu umuyordum.
Biliyorum, çok özür dilerim. Çabalıyoruz.
Yok, önemli değil.
Bak, Lester’ın kuş ıslığı.
Selam hayatım.
Biliyorum tatlım, üzgünsün hâlâ
Bu gece beni gör rüyanda
Bu şarkıyı söylüyorum, kafanda
Dalarken uykuya
Ben olmak isterdin Yerimde olmak isterdin
Yeni kuş görüldü! avluda orman bülbülü
Mabel, tam zamanında. Hanımlar Gecesi’nde ne oldu?
Erkeklerden konuştuk.
- Lak lak! - Ağzını topla, "lak lak" mı?
Beyler geceniz boyunca sırf kadınlardan bahsettiniz. Bırakın.
Dedektif Williams gördüğüm en iyi terapist çıktı.
Hayır. Sen dinlemeye hazırdın.
İlk günden beri ne derdin olduğunu anlatıyorum sana.
Cidden binanız için çok üzgünüm arkadaşlar.
Loretta, ruhani peri ve Kutsal Ruh ile cinayet itirafı koparıyordur umarım.
Yok, cinayet itirafını alamadım.
- Olsun, denemeye değerdi. - Elinden geleni yaptın.
Yok, o kadın çetin ceviz.
Gerçi Nicky’nin karısının bir ilişkisi olduğunu öğrendim.
Nicky bunu kaybolduğu hafta öğrenmiş.
Ayrıca Camila ile Arconia’yı New York’un ilk kumarhanesi
yapmak için ortak olmuş.
Evet, Camila ona âşık olmuş, o yüzden teklif etmiş.
Sonra da Camila şey dedi, "Sıçtığımın kapıcısı."
Yani Lester gördükleri yüzünden öldürülmemiş olabilir
ama işe düşündüğümüzden fazla karışmış olabilir.
Muhteşemsin.
- Gerçekten medyum musun? - Nasıl?
Başardın.
Sabah beni epey bir iş bekliyor
ama hayır.
Bugün sizden öğrendiklerimi uygulayacağım.
Küçük ya da büyük bir kadın bulup dört saat boyu sırtımda yürüteceğim.
Nicky’nin ofisinde bir de bunu buldum.
- Lester’ın asansör kolu mu? - Tanrım.
Üstünde kan var.
Cinayet silahını mı buldun?
Olabilir.
Bugün hakkında öğrendiğim her şeye bayıldım.
Notum yok.
Onu Jen Aniston’a söyle. Bizim dizide kundakçı olmayı reddetti.
Kadın kafayı üşütmüş sanırım.
Terapiye gittim, sana bir şey söylememi zorunlu kıldılar.
Taşınmak istemiyorsun. Dedim ya, medyumum diye.
Bir de Pinterest’te beni takipten çıkmışsın.
Söylemediğim için üzgünüm
ama önemli değil. Zaten bina gitti. Yeni bir yuva kurarız.
Günü kurtaracaksın.
Her zamanki gibi aklını kullanarak yapacaksın.
Kurnazlıkla ve neredeyse her zamanki gibi yanlışlıkla.
Evet.
Sahte bir itfaiyeciyle sahte aşk yaşamak için Yeni Zelanda’ya dönüyorum.
Yuvamızı kurtar.
Evet.
- Gelişme var! - Bir şey çözdük.
Telefonuma bildirim geldi… Burada mıydın?
Kuş uygulamamdan bildirim geldi. Lester’ın en sevdiği kuş
- avluda diye. - Ama bendim, Lester’ın düdüğünü çaldım!
Mabel’in evinde esrar içerken.
Evet. Hanımlar Gecesi sonuçta dedecik.
Düdük, Lester ile kurduğumuz, kuş sesiyle çalışan kuş kamerasını tetiklemiş.
Kamera tam çeşmeye bakıyor.
- Şerefsizler su içmeye gelince yakalıyor. - Bash’in kontrol etmediği bir kamera mı?
Gördüklerini de kaydediyor. Lester’ın öldüğü geceye kadar kayıt var.
Bir şey göremiyorum.
Büyütsene biraz.
Geri sarsana. Nasıl düştüğünü görelim.
Kuş sesinden sonra kaydediyor.
Düdüğü çalıp durmuş, inanamıyorum.
Kameraların kayda girmesini sağlamak istemiş.
Bunu görmemizi istemiş.
Kimi hayatları boyunca bir şans bekler…
- Bir saniye. - …fakat bir türlü gelmez.
Nasıl?
Camila "sıçtığımın kapıcısı" derken Lester’dan bahsetmiyordu.
Randall'ı kast etmiş.
Kimisi de sabırsızlanır.
Şansını biraz olsun döndürmek için ne gerekiyorsa yapar.
Alt yazı çevirmeni: Ömer Atalay
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.