All language subtitles for Only.Murders.in.the.Building.S05E06.1080p.DSNP.WEB-DL.DUAL.DDP5.1.H.264-TURG

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional) Download
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French Download
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American) Download
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

Daha Önce…

- Şey soracaktım… - Teklif hâlâ bende mi?

Belki yeni bir başlangıç iyi gelir.

Parmağı laboratuvara götürelim mi?

Jay Pflug’a ait değilse kimin?

Kocanın yasa dışı poker oynattığı gizli bir oda varmış.

Ben senin ne peşinde olduğunu merak ediyorum Charles.

Bir şüpheliyle takılmışsın.

Telefonum yok. Minibüste kalmış olabilir.

Ya da Sofia çaldı.

Oliver, arabanı getir. Onu bulacağız.

- Dönüşü kaçırdın. - Hayır, burası kestirme.

- Ne? - Burada büyüdüm.

Flatbush’ta ne işi var?

Bilmem ama istersen hazır gelmişken ev de bakarsın.

Bütün faturalar ''Tommy'' adına kesilmiş.

Dilli Tommy bir kişi değil, bir şirket.

Hem de dev bir servet değerinde.

Yalnız paranın tamamı çekilmiş.

- Hemen bu sabah. - Kim çekmiş?

Bu para için bu adamları kim öldürmek ister?

Saklanın.

Eşleri.

Evi yuva yapan nedir?

Sadece dört duvar mıdır? Bir ömrün birikimini koruyan sığınak mı?

Yoksa anıların saklandığı bir güvenli ev mi?

İyi olanlar kadar kötülerin de.

Çocukluğu geride bıraktıktan sonra

kendin için kurduğun ilk yuva kimliğinin çok büyük bir parçası olur.

O kadar ki, uykusuz gecelerinde aklına

"yuvan olmasa kim olurdun diye" takılır.

Yuvan olmasa ne yapardın?

EN İYİ VE SON TEKLİF

Her şey gitti. Hepsi.

Biliyorum aşkım.

Üzgünüm. Çok üzgünüm.

Altıncı Bölüm - Beşinci Sezon Flatbush

Hayır, arama geldiğinde setteydim.

Direkt havaalanına gittim.

Elektrikli su ısıtıcımda kısa devre olmuş.

- Evet. - Bak.

Şunu bilmeni istiyorum, her şey gitmedi.

Biliyorum. Ben varım, sen varsın. Önemli olan tek şey bu. Evet.

Ağlatma beni…

Babamın Omaha Çıkartması'ndan asker künyesi,

Dickie’nin birkaç bebeklik fotoğrafı vardı.

Onu vermek zorunda kalmadan öncesinden.

Tüm oyun broşürlerim…

İşte yani, her şeyim. Tüm eşyalarım.

Buraya gel. Gel hadi.

Artık yeni eşyaların var!

- Bizim yani. Düğün hediyeleri. - Tanrım.

Yani mesele bu da değil, biliyorsun. Ben 47 yıl o evde yaşadım.

Sanki içimden bir parça eksildi gibi geliyor.

Artık o parçan lahana kâse oldu.

Oliver, Sadece Bina İçindeki Cinayetler, beşinci sezon.

- Dullar Zirvesi! - Çok iyi değil mi?

Dullar şüphemize zirve yaptırdı diye.

Bize sorarsan tutar.

Evet.

- Merhaba. Loretta, çok üzüldüm. - Eksik olma tatlım.

Bu kadar yolu surat asmak için gelmedim.

Cinayet konuşalım.

Hoş geldin.

Sofia Caccimelio. Lester’ın dul eşine ekoseli bir çanta verirken görüldü.

Gizemli bir banka hesabından alınan…

Muhasebeyi nasıl seksi yaparsın?

- Versene. - Tabii.

İki yaralı kadın.

Kara dullar.

Öldürülen kocalar.

İsviçre'de hesaplar…

İsviçre'den bahseden olmadı.

Seksilik mi istiyorsun? Seksilik budur.

Artık hakkında podcast yapabileceğimiz iki yeni şüphelimiz var.

Yalnız Charles Sofia ile öpüştü sonra ona telefonunu kaptırdı.

Telefonumu geri verdi.

Aramadı, yani görüşmek istemiyor.

İyi ki de istemedi çünkü kadın mafya karısı.

Takıldık, yaşandı, bitti.

Ana yemeği yedim, şimdi tekrar başa döndüm.

Buluşma uygulamalarına.

Senden önce ben de uygulamalara düşmüştüm Ollie.

Ben de biraz karıştırmıştım yani.

- Son nefes. - "Yaşlı-gasm."

Gümüş buruşuklar…

- İmdat! Aşka düştüm. - Ve kalkamıyorum.

Arkadaşlar.

- Rainey’ye odaklanalım mı? - Özür.

Cinayet gecesi o neredeydi?

Sofia ona o ekoseli çantada ne verdi?

- Oliver, Brooklyn’li olduğun için… - Tabii, Brooklyn’e Brooklyn'liyi gönder.

Hani gençler stereotipilere karşıydı? Neyse, Rainey benden nefret ediyor.

Beni tanımıyor.

Emily Lawler’ı da.

Emily Lawler, SVU’da oynadığım dedektif.

- Tabii. - Evet.

Küçük bir roldü ama sert bir Cajun aksanı vardı.

Harika bir de hikâyesi.

Çocukken kuyuya düşmüş.

Hikâyesi kuyuya düşmek mi?

Çocukken kuyuya düşmüş.

Üç gün bir timsahla kuyuda mahsur kalmış.

Uzun bir monoloğum vardı.

Bu rolle patlarım sanmıştım.

Sonra rolümü kestiler, tüm bölümü de iptal ettiler.

Neden bilmiyorum. Çok mu uzundu? Belki.

Uzun nedir ki? Eğer…

Bence bu biraz fazla uzamış olabilir.

Birazcık Emily Lawler olmak istemiştim, çok kötü bir gün geçirdim de.

- Kendim olmak istemiyorum. İstemiyorum. - Tatlım.

Hadi Brooklyn’e gidelim. Mahalleni göster.

- Olur mu? - Olur.

Ölüm Çıngırağı trençkotun duruyor mu?

Bence Emily trençkotsuz çıplak hisseder.

- Kıyafet paylaşabilmemiz çok güzel. - Paylaşabiliriz.

Tuhaflar.

Parmak için geldim.

Charles.

Nihayet. Dondurucumda uzuv tutmak berbat.

Gece dolaba gidiyorum, dondurma, parmak, dondurma, parmak.

Nasıl?

Evet, eli olmadan pek yalnız görünüyor, farkındayım.

Yok, sadece buz var burada.

- Ne? - Biri parmağını tırnaklamış.

Eve zorla giriş izi yok.

İçerisi nasıl?

Her şey yerli yerinde mi? Eksik var mı?

Her şey aynı görünüyor.

Çüş! Ne güzel büyük buzların var.

Büyük buz zengin hissi veriyor.

Önemli olan küçük detaylar.

Bir dakika. Bu ne?

Belki parmak hırsızı bırakmıştır.

Yok, ben de bırakmış olabilirim. Yeni bir şey deniyorum, bot aldım.

Lastik tabanlı, çok havalı.

Temizlikçi görmemiştir.

Fotoğraf çekeyim, geri bildirimi sever.

Kim sevmez ki?

Charles, parmağa en son ne zaman baktın?

Dondurucuya koyunca.

Harika! Geçen hafta içinde her an çalınmış olabilir.

Son Nefes bildirimi. Çok tatlı biriyle konuşuyorum.

Bu seferkinin ilgi alanı ne? Cinayet mi? Torbacı mı? Vur kaç mı?

Evet, bunu hak ettim.

Bu yüzden deniyorum. İyi biriyle tanışabilmek için.

Tanıştın mı?

Şirinlik mi yapıyorsun? Bir fotoğraf görelim.

- Bak. - Sadece çenesi görünüyor.

- Evet. Çenesi. - Yapma.

Parça parça vücut paylaşıyoruz, oyun olarak.

Uzattıkça uzatıyorum ben de, anlarsınız işte.

Yok artık! Vay be.

- Hayır, küpe takmıyorsun. - Takıyorum.

- Hayır, olmaz. - Priscilla seviyor.

Umrumda değil.

- İyi, al. - Çocuklar, kesin.

Binanın güvenlik kameralarına nasıl erişebilirim?

Howard’ın robot kankası. Lobideler.

Tamamdır.

- Hadi Oliver, bilgimi test edelim. - Evet.

Flatbush. Dokuz yaşından 12'ye kadar burada yaşadın.

İkinci koruyucu ailen Sue ve Al ile.

Sue’nun altı kedisi vardı. Al da sanırım alkolikti.

Yok, sekiz kedi vardı. Al da kendine "içki heveslisi" diyordu.

Mor atkıyla beysbol oynadığını görmek için neler vermezdim.

Evet.

Kısa, çevik bacaklarıyla kaleye doğru kayıyor.

Oynayabilir miyim?

- Ollie. - Yakalayamaz!

Koş!

O bacakları özlediğimi söylemek isterdim ama bak hâlâ bendeler.

Evet. Doğru.

Spinelli & Grosso Emlak SATILIK

Evet. Rainey kocasını öldürür ardından hemen evini satışa çıkarır.

O ekose çanta da orada. Hissediyorum.

Hissediyorum.

Emily Lawler’ın içgüdüleri yanılmaz.

Tüh, kendi şarkımı dinlerken yakalandım.

Evet, süper.

Bir saniye…

Biliyorum izliyorsun, oku dudaklarımı da

Bebeğim, takıntılısın bana biliyorum, beni görüyorsun rüyalarında

- Kız, o sen misin? Tam bir hit! - Teşekkürler. Aynen.

Kapatmayı bir türlü beceremedim.

Ben olmak istiyorsun

Ben olmak istiyorsun

Ben olmak istiyorsun

- Tamam, kapattım. - Hâlâ çalıyor.

Bir saniye. Siz davada falan mısınız?

- Evime girdiler… - Hayır.

Bir şey yok, hayır.

Hırsızlık mı? 14. kattasınız değil mi?

Acaba… Dün akşam Gaga beni aradı.

Seth Rogen’la karşılaştıktan sonra. Sonra penthouse’uma çıkıp mantar yedik.

Pencereden 14. katın Doğu Kulesi’ne bakıp kalmışken

sürekli hareket eden küçük ışığa takılıp resmen kafaları yemiştik.

- Dairemde biri mi vardı? - Veya halüsinasyon görüyordu.

- Seth Rogen da öyle dedi. - Seth desene.

Hayır, karışıklık olur. Seth Meyers ile de çok yakınız.

Neyse, Seth Rogen'la bir daireye gittik.

Cidden kapının altından hareket eden küçük bir ışık görünüyordu.

Daire numarasını hatırlıyor musun?

Evet, 14C.

C harfi birine sarılmak isteyen küçük bir insan gibi görünüyordu

ama kimse ona sarılmıyordu.

Aman Tanrım! THĒ! Seni çok seviyorum. Bir fotoğraf çekebilir miyiz?

Mora, bilgi almak için onunla konuşman gerekecek.

Evet. Anladım.

Eskiden yediğiniz içtiğiniz ayrı gitmezdi.

Sonra dostluğunuza atom bombası düştü.

Vay be.

Harika bir dedektifsin.

Hayır, ben de küçük bir kızdım.

Sonra memelerim çıktı, senin gibi.

Büyüdük, atlattık, hayata devam ettik, tamam mı?

- Merhaba. - Selam.

Broşürler orada, bakabilirsiniz.

- Çok teşekkür ederim. - Ne demek.

- Merhaba. - Hoş geldiniz.

- Sağ olun. - Buyurun.

Büyüdüğüm evle aynı plan.

Ne güzel, orijinal parkeler duruyor. Sanırım tüberkülozu da.

GİRMEK YASAK

Bu odaya girmek yasak.

Çığlık attığım için çok özür dilerim.

Travma sonrası stres bozukluğu, kuyu yüzünden.

Çok uzun hikâye, sıkmak istemem.

Adım Emily Lawler. Natchitoches'ten yeni geldim.

Küçük bataklık kızı için büyük değişim.

Merdivenlerden çıkıyordum da, Vissi d'arte'yi duydum.

Tosca'yı bilir misin?

Hiç bilmem mi?

Lafayette'te son sınıfta Maria Callas rolünü üstlendim.

Elindeki Floria Tosca'nın hançeri mi?

Maria Callas'ın Met'teki son Tosca performansında kullandığı aynı hançer.

Harika değil mi?

Kocam onuncu yıldönümümüz için polis haciz müzayedesinde bulmuş.

Mükemmel bir hediye.

Bu ay vefat etti.

Başın sağ olsun. Ben de geçen yıl bir yangında kaybettim.

Her şeyimi kaybettim.

Senin şanslı oğlan bu mu?

Yok, ben onun şanslı kızıydım.

Biliyor musun, 30 yıl evli kaldık.

Her gece eve gelip alnımdan öperdi.

Sonra bir gece öpmedi…

Meğer gitmiş.

Biliyor musun, evlendiğimiz avludaki çeşmeye düştü.

Şu ahşap işçiliğine bak.

Böyle pervazlar kalmadı.

- Tanrım. - Masif çam.

- Ciddi misin? - Anamın üstüne yemin ederim.

Dinle, yanlış anlama da kredi puanın kaç?

Affedersin, bir saniye. Hemen dönerim.

- Affedersin. - Aman Tanrım.

Çantaları bulduk.

Şuna bak.

Sue, lütfen. Bak, rica ediyorum.

Lütfen, tiyatro zaman kaybı değil. Bence siz de beğeneceksiniz.

Bak, yeter artık. Tiyatro falan istemez. Sen de gitmeyeceksin.

Zaten evimize almışız. Boş vakti varsa gitsin mağazada çalışsın.

Zorluk çıkarma hadi. Eve katkıda bulunmak da iyi hissettirir.

- Al. - Haksızlık bu.

Kusura bakma da

neden evi satıyorsun?

En azından evimle eşyalarımı geri alabilmek için her şeyi yapardım.

Ben de öyle hissederim sandım.

Etrafa bakıyorum.

Dürüst olmak gerekirse hiçbiri umurumda değil.

Kocamı istiyorum.

Evet.

Zaten burada kalacak param da yok.

Hançeri bile satıyorum.

Oğlum eBay’de 500 dolara gider dedi.

Evet.

Sen almak ister miydin?

Çantayı bulamadın

ama şüphelimize bir silahı tutsun diye 500 dolar mı verdin?

Çantayı sen de bulamadın.

Bu arada ne kadar nakit taşıyorsun?

- Bankalara güvenmiyorum ki. - Ben güveniyor muyum?

Eşyalarım umurumda değil.

Hayatımda sen varsın, bana yeter.

Bu arada o kadın kocasını öldürmemiş.

Kadın zor ayakta duruyor.

Loretta, bak. Masum eşler kulübü gündelik toplantısı.

Şu mafya babasının karısı.

Şu da tahminimce para dolu bir ekoseli çanta.

Beni kandırdı.

Karı beni parmağında oynattı!

Takibe geçiyoruz Putnam.

Howard, Robot Lester'ın yardımı lazım.

"Lester"ı tercih ediyor. Ölen için "İnsan Lester" diyebilirsin.

Bu arada yeni Lester'ı eskisinden biraz daha havalı giydirdim.

Ne lazımdı?

Ne olsa yapar, temizlik hariç.

- Hâlâ suya karşı çekingeniz. - Dün su yüzünden öldüm.

Howard seni kuru tutacak. Howard'la güvendesin.

Bana öyle gelmedi.

Howard, Charles'ın dün geceki kapı kamerası görüntüleri lazım.

Saat kaçta dolanıyordun?

Seth Rogen'la mı? Sekiz buçuk gibi.

Çok heyecanlı! İpucu yaptım.

- Lester, 2.30, anladın mı tatlım? - Tabii Babacık.

- İstismara hazırlama mı bu? - Akademide bile

böyle bir şey göstermediler. İrkildim resmen.

Tamam, sabah bir ile üç arası.

- Siz dur deyin. - Tamam.

Kırmızı tüylü pelerinim vardı, Donatella'dan hediye.

Kuşları yetiştirip elbette insancıl şekilde kesiyor.

Tüy görünce durursun, belli olurum.

- Evet, ben tüy göremiyorum. - Saatin doğru olduğuna emin misin?

Lester asla hata yapmaz.

Bence yaptı çünkü ben oradaydım.

Gerçekten mi?

Belki de ünlü arkadaşın hakkında bir hikâye uydurdun.

Görmediğin şeyi gördüm dedin.

Sırf ilgiyi kendi üstüne toplamak için.

Mora.

Tamam, evet, işte orada. Bakın.

Geri sarar mısın? Yavaşlat.

Buyurun.

- Bu yoksa… - Sıçtığımın insancıl tüyleri.

Biri görüntüyü kurcalamış. Parça kesmişler.

Kesin parmağı da o ara aldılar.

Yani…

Althea doğruyu söylüyordu.

Evet.

Charles'la karakola gidiyoruz.

Poliste Lester’ın fıskiyeye düştüğü görüntü varsa görmek istiyorum.

Peki ben?

Sen gidip o kızdan özür dileyeceksin.

Daha yaklaşsak mı?

Yok, bizi görmesinler.

Biraz da kramp girmeye başladı. Muz getirdin mi?

Merhaba! Köpeklerin ölmesine üzülüyor musunuz?

- Tabii ki. - Evet!

New York'ta açılacak ilk kumarhaneyi engellemek için imza topluyorum.

Şu an birkaç teklif var. Hepsi şehir için berbat.

Pardon, bunun köpeklerle ne alakası var?

Yok, insanları durdurmak için çok işe yarıyor da.

- Tanrım. Gittiler! - Aman! Sabotajcı!

- Nereye gitti bunlar? - Kaybettik.

Köşeye gidip ayrılalım mı?

Ya da hayır. Eve dönüp orada bekleyelim.

Oliver, ne yapıyorsun?

Burası hâlâ duruyormuş, ne garip.

Ne?

Hemen bir şey gösterebilir miyim?

Mycyn Tiyatro Salonu

Ne?

İşte burası.

- Ne? - Beni tiyatroya âşık eden tiyatro.

Aman.

Evet, görebiliyorum.

Küçük Ollie sahnede devleşiyor.

Aslında tam olarak öyle olmadı.

Öyle mi?

Ben epey sessiz bir çocuktum.

- Tabii. - Doğru.

Öyleydim.

Sürekli evden eve savrulunca sessizlik işine yarıyor.

Kendini önemsiz gösterebilirsen aileler seni bir süre misafir ediyor.

Öyle yaptım. İşe de yaradı.

Ama asla yuvamda gibi hissetmedim.

Ta ki bir gün

buraya rastlayana kadar.

Çocuklar bir oyun sergiliyordu.

Büyük, gürültülü, utanmaları yok.

- Onlar gibi olmak istedim. - Evet.

Beni oyunlarına davet ettiler.

Küçük bir roldü ama o sahnede olmak

bütün hayatım boyunca aradığım o duyguymuş meğer.

Rolüme çılgınlar gibi çalıştım, kostümümü kendim diktim.

Sue ve Al’ı davet edecek cesareti topladığımda,

onlar, yani işte…

Oyunu bıraktım.

Fakat oyun gecesi buradan uzak duramadım.

Gizlice evden çıktım, kostümümü giydim. Belki bana ihtiyaçları olur diye.

Ne?

Pat Rafferty'nin benim repliğimi söylemesini izledim.

Ömrü hayatım boyunca

sadece iki yerde gerçekten kendim gibi hissettim.

Bugün buraya geri dönünce

Arconia’dan ayrılmaktan neden bu kadar korktuğumu anladım.

Daireme teklif geldi.

Yüksek bir teklif.

Ne kadar yüksek?

Kariyerinin zirvesindeki Brando kadar.

Eyvah.

- Evet. - Biraz birikim iyi olurdu.

Evet.

Ne diyorum ben?

Yine de biliyorsun…

Ne yapıyoruz?

Sadece…

Repliğini söylesene.

- Ne repliği? - Ollie.

Sana verilen berbat bir hayatı

çok güzel bir şeye çevirdin.

Dünyada mutlu olamayacağın bir yer olduğuna inanmanı reddediyorum.

Buradan başlayarak. Tamam mı?

Tamam. Peki.

Sen de iptal edilen Emily Lawler monoloğunu söylemen şartıyla yaparım.

- Hayır, ben… - Evet.

Kalk. Hadi.

- Görmek istiyorum. - Yapamam ki.

Kaç sene olmuş, nasıl…

Bay Thibideaux, beni çaresiz bir prenses sandınız herhâlde.

Ya da hâlâ o küçük kız olduğumu düşünüyorsunuz.

Bob Turley’nin kuyusunda sıkışıp kalmış, yardım dilenen o kız.

Ben artık o küçük kız değilim Bay Thibideaux.

Bir gece

güvende olduğunu sandığın o sıcacık yatağında yatarken

seni bulacağım.

O gün gökten inen babamın tüfeğiyle

sana nişangâhımdan bakacağım, tıpkı o timsaha baktığım gibi.

Sonra o silahı indireceğim.

Şöyle diyeceğim.

"Hayır.

Öldürmeye bile değmezsin!"

- Bravo. Muhteşemdin. - Şimdi sıra sende.

Tamam.

Bana bak Fagin!

- Bu sosisler küflenmiş! - Bu sosisler küflenmiş!

- Bu muydu replik? Tamam! - Evet, buydu.

- Buydu. - Muhteşemdi!

Vay canına.

Ağlak dolandırıcı değil mi bu? Beni kandırabileceğini mi sandın kaltak?

- Aksanı bırak artık. - Peki. Siz de yalanı bırakın.

Boş hesapları biliyoruz.

Kara dullar arasında elden ele geçen para çantalarını da.

Ne halt dönüyor burada? Beni randevumdan sonra takip mi ettiniz?

- Charles nerede? - Geri bas Sofia! O hassas biri.

Bence ikimiz de hem biraz hassastık

hem biraz tahrik olmuştuk.

Konuyu değiştirme.

İyi.

Kocam Arconia’da birkaç iş yürütüyordu, Lester da onun için çalışıyordu.

Rainey’ye Lester’ın payını getirdim.

- Kocaları öldürme sebebiniz. - Evet.

Kocamı kimse öldürmedi. Kaza sonucu öldü.

Kocamı birinin öldürdüğünü mü düşünüyorsunuz?

Lester’ımı kim öldürdü lan?

- Sen öldürdün. - Yanlış! Bana isim ver!

Korktum, hatırlayamıyorum.

Düğünümüzün akşamında Arconia’da oyun vardı.

O akşam düğüne gelebilmek için Nicky'ye çalışmayacağını söylemişti.

Aman Tanrım. Neden orada değildim?

Çünkü buradaydım. Prova yapıyorduk.

Bunu doğrulayacak biri var mı?

Evet, 23 müzik kulağı olmayan çocuk. Birazdan gelirler.

Müzikal tiyatro öğretiyorum. Opera da.

Para da burayı açık tutmak için.

Kocalarınızı kim öldürmüş olabilir? Fikriniz var mı?

Düşmanları var mıydı?

- Hiç kimse. - Herkes.

Şey…

Lester bana işinden pek bahsetmezdi.

İşi içine sinmiyordu.

Büyük hayalimiz için para biriktiriyordu.

Arconia’da bir daire. Orada tanışmıştık.

Söylediği son şey bu oldu. Bak.

çko güzel

- Çok güzel. - Evet.

Çok doğru söylemiş.

Tamam.

Beni duygulandırdığın için listemden çıktın.

Sen! Sen neden buradasın?

Sakin olun!

Salak oğullarımdan birinin oyuncağı.

Rainey, Gazeteciler'de kullanmak için ödünç aldı.

Merhaba çocuklar.

Gazeteciler.

Ah, burada mı?

Lester’ı önemsediğiniz için teşekkürler.

Belki bir işe yarar, polis bunu üstünde bulmuştu.

Kuş düdüklerinden biri. O günden beri hep yanımda taşıyorum.

Teşekkürler.

Hadi.

Kovboy Kelly’yi kim oynuyor?

Althea.

Benim, Mabel.

Konuşabilir miyiz?

Ne oluyor lan?

Benim adım THĒ.

Aman Tanrım THĒ!

- Ne ayakkabı fırlatıyorsun? - Hislerin mi incindi?

- Hayır, kolum. - İyi.

Ben artık Arconia’da senin üstünde yaşayan ünlü bir pop yıldızıyım.

Yani çok sivri topuklu milyarlarca bedava ayakkabım var!

Aman Tanrım, derdin ne be? Keser misin?

Özür dilemeye çalışıyoruz burada. Bebek gibi davranmasana!

Bebek ben miyim lan?

Yeni komşularımın önünde beni rezil eden sensin!

Sen de beni kendim gibi olmaktan, kızlarla eğlenmekten soğuttun.

Ne?

Güneş ile Bulut.

Sen değişmeden önce yaptığımız şey hani?

- Ben mi? - Saçını pembe boyadın.

- Herkes bana THĒ desin dedin. - Bana bak. Önce sen beni ghost'ladın.

Seni ghost'lamadım. Arkadaşım öldü. Depresyondaydım.

Kimse bana demedi, ben de depresyona girdim.

- Lexapro dozumu ikiye katladım. - Ben de katladım!

Cidden Lexapro’ya şükürler olsun.

Cidden eksik olmasın.

Belki bilmiyorsundur.

Bu şarkı senin hakkında.

Evet, kapaktaki resim ipucu veriyor.

Güneşle bulut da keza öyle

ama yanılıyorsun.

Hiç sen olmayı dilemedim.

Biliyorum bunu. Ben senin gibi olmak istedim.

Mabel, şehirdeki arkadaşların için beni bıraktın.

Ne zaman ziyaretine gelsem beni ezik hissettirdin.

Kafamda Arconia en havalı, en şık yerdi.

Bu yüzden burada yaşamak istedim. Senin yüzünden hayalim bu oldu.

Çok özür dilerim, sana ezik hissettirmek istememiştim.

Belli ki değilsin de.

Yani, Seth Rogen’la arkadaşsın.

Seth Meyers’la da.

Ama biliyor musun, aslında eski bir dosta ihtiyacım var.

Baştan başlayabilir miyiz?

Bu bende kalabilir mi?

Hâlâ 38 numara mısın?

Bahçe kamera görüntülerini aldık.

Dizüstü bilgisayarın nerede?

Ofisimde.

Genç kız, bir dakika.

- Botlar süpermiş. - Sağ ol.

Althea verdi.

Üstüne ev mi indirdin?

Aslında cadılar sonunda barıştı.

Neyse, ev demişken.

Hayır. Gerçekten gidiyor musun?

Önce sana söylemek istedim.

Peki.

Alışırım. Uzağa mı taşınıyorsun?

Şaka mı bu?

Oliver Putnam Upper West Side'dan çıkar mı?

Ollie, yardım eder misin?

Yeni ev arkadaşımı yanık servisine geri göndermem lazım.

Ne?

Pardon. Priscilla çok komik.

Senin için mutluyum.

Ama para istemeye başlarsa, annenin kızlık soyadını sorarsa bana haber ver.

Merak etme. Ne yaptın diye soruyor.

Hırsızı anlatınca yüzünü görecektin.

Gerçi yüzünü ben de göremedim, Portekiz’in interneti çok kötü.

Ona davadan mı bahsettin?

Yani, sadece ufak bir detay verdim.

Planımız hakkında yüzlerce sorusu vardı.

Sohbet de tıkanmıştı.

Ver şu telefonunu. Dolandırılıyorsun Charles.

Tamam, kaydı oynat.

Aman Tanrım.

Ne? Yalnız mıymış?

Hayır, bakın.

Biliyordum. Sıçayım, biliyordum işte. Şimdi buraya bakın.

Şu parazit, THĒ ve Seth Rogen’ın kaydındakiyle aynı.

Biri bu kayıtla da oynamış.

Bir şeyler kesilmiş.

Neden Son Nefes'in şeftali logosu güvenlik kaydındakiyle aynı?

Aynı şirket çünkü.

Kaydımızla oynayıp Charles’tan dava hakkında bilgi sızdıran şirket kimin?

Bekle, bakıyorum.

Ne?

Eski mobilyalarımı kullanabilmek için yine iki odalı bir yer mi bakalım?

Olabilir. Ya da sıfırdan başlarız.

Pinterest panosu yapabilirim. O da cinayet panosu gibi

ama çift olarak tarzımızı bulmak için.

Tamam, harika olur.

Yeni bir yuva kurmak cesaret ister.

Güvende hissettiren birinin kollarında cesur olmak daha kolay tabii

fakat o kişiler için bile sıfırdan başlamak korku vericidir

çünkü tehlikenin her zaman pusuda olduğunu bilirler.

Hiçbir ev de sonsuza kadar güvenli kalamaz.

Bana bu mesajları atan o mu?

Evet. Görüntülerle oynayan da.

Belki Lester’ı öldüren de.

Ne yazıyor?

Çok zeki bir adam çıktın. Şimdi gelip seni bulmam gerekecek.

Spinelli ve Grosso Emlak SATILIK

Alt yazı çevirmeni: Ömer Atalay

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.