Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
English
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Merhaba.
Munroe Bergdorf uluslararası alanda tanınan bir aktivist, model,
yazar ve yayıncı.
BİRLEŞMİŞ MİLLETLER
Bizim için gerçek bir ikon.
Onu Birleşmiş Milletler'de ağırlamaktan çok mutluyuz.
Bayanlar baylar, karşınızda Bayan Munroe Bergdorf.
Munroe Bergdorf ile tanışın.
BM Kadın'da Birleşik Krallık şampiyonu olarak tartışmalı bir şekilde
atanan modeli.
Bu hamle, Munroe Bergdorf trans bir kadın olduğundan ciddi bir tepkiyle karşılandı.
Ben trans deyince herkes çıldırıyor.
Beş yıl önce mümkün müydü? Ne olduğunu bilen yoktu.
...aşağılanan kadınların yine damarına basılıyor.
Bir kadın ya da trans kadın almalı diye
düşündüğünüz bir yeri yine bir erkek aldı.
Cinsel fantezi için giyindiyse?
Erkek erkektir, kadın da kadındır. Sağduyu bu yahu.
SEVGİ VE ÖFKE: MUNROE BERGDORF
Evet.
Sadece okuyor muyum?
Tamam. Peki. Bu kaba bir...
taslak.
"Çocukken evden kaçtım.
Evimi görebileceğim kadar uzağa, oyun alanına kadar gittim.
Sekiz yaşındaydım ve kaçmanın
orada olmak istememeye gerçekçi bir çözüm olmadığını biliyordum.
Ancak bu gelecekteki diğer kaçma girişimlerine mani olmadı.
Evden ayrıldıktan sonra bile kaçmaya devam ettim.
Ne var ki kaçtığım tek şey bendim."
Yazmayı her zaman çok sevmiştim.
Okulda en iyi olduğum konu buydu.
Durgun bir banliyö kasabasında büyüdüm.
Doğada koşturup salyangoz toplamayı severdim.
Çok meraklı, galiba biraz da tuhaf bir çocuktum.
Çok büyük bir ailem yok.
Ben, annem, babam, bir de küçük kardeşim...
Ama onlarla çalkantılı bir ilişkim oldu.
Beni anladıklarını düşünmezdim.
Herkes bir şeylerin bir parçasıydı, bense ilgi duyup hoşlandığım
kimseleri açık edemiyordum.
İlgi alanlarım konusunda da dürüst olamadım. Bale yapmak istiyordum...
ama benden daha ufak tefek, daha erkeksi olmam bekleniyordu.
Dikkat çekmemem isteniyordu. Zordu.
Ailem elinden geleni yaptı ama muhtemelen onlar da
benim gibi gördüklerinden korkuyorlardı.
O zamanlar televizyon Tanrı'nın sesiydi.
Popüler programlar o dönemin yaygın bağnaz görüşlerini yansıtıyordu.
-Zenciler Karayiplidir. -Beni etkiledi.
Yabanidir hepsi!
Evini temizleyemezdim,
durumuna göz yummak olurdu sonuçta.
AIDS kapmış olabileceğinizden bahsetmiyorum bile.
Ana akım hem beyaz hem heteroseksüeldi.
BBC HABER BÜLTENİ
Hükümet, eşcinselliğin okullarda öğretilmesini yasaklamaya hazırlanıyor.
Carla yan komşun olsaydı evine gider miydin?
Bizim toplumuzda siyahi yok hiç.
Takımımızda siyahi istemiyoruz. Takımımızda zenci istemiyoruz.
Kafam çok basmasa da bir tuhaflık varmış gibi gelirdi hep.
Çocuklara, geleneksel ahlaki değerlere saygı duymaları öğretilmeliyken
eşcinsel olmanın devredilemez bir hak olduğu öğretiliyor.
Stephen Lawrence, bu durakta
uğradığı ırkçı saldırıda hunharca katledildi.
-Eskiden erkek miydi? -O bir transseksüel.
Eskiden adamdı.
Artık hepiniz biliyorsunuz. Daha önce söylemediğim için özür dilerim.
Geceleri sesini açmadan FashionTV izlediğimi hatırlıyorum.
Hayatta gördüğüm en güzel şey olduğunu düşünmüştüm.
İzleyince "Her şeyi yapabilirim" dedim.
"Vay canına! Bunu yapabilirsin.
Bu şekilde hayalin gerçek olabilir" dedim.
Okulda kuir olmak...
son derece yalnızlaştıran ve utanç verici bir tecrübeydi.
Ne kuir olmak ne de siyahi olmak istiyordum, aralarına karışmak istiyordum.
Bunu içselleştirmeye başlıyorsunuz, resmen etinize kemiğinize işliyor.
Ben bir insan değilim. Ben bir soru işaretiyim.
Okulda sürekli zorbalanırdım. Eve geldiğimdeyse
tek istediğim duygusal destek olurdu.
Ama ailem bunu sağlayabilecekleri izlenimini vermezdi hiç.
Merhaba anneciğim.
Bir kamera var.
Seni kayda alıyor ama sorun değil.
Kayda alınmak istemezsen
buna mecbur değiliz zaten ama dert edecek bir şey yok cidden.
İdeal şartlarda ailemin bu filmde olmasını çok isterdim
ama öyle bir dünyada yaşamıyoruz.
Evet.
Ne dediklerini anlayabiliyorum.
Belki akıllarında bir fikir vardır
ama senin yapmaya çalıştığın şeyle uyumlu mudur, orası meçhul.
Farkındayım.
Yine de ilişkimizi bir nevi dokunulmaz tutmak istiyorlar.
-Elbette. -Bu hoşuma gidiyor.
Evet.
-Yine de... -İki tarafı da anlayabiliyorum.
Ben de.
İki farklı ailem varmış gibi hissediyorum.
Bir öz ailem var, bir de arkadaşlarımdan oluşan seçilmiş ailem.
Reece elim ayağım gibi. Bir başka kardeşim âdeta.
...iki saat içinde geliyor.
Onunlayken gülmemek ne mümkün.
Tanrı aşkına...
Reece model ve dansçı. İnanılmaz yaratıcı bir insan.
Kuirliğim ve cinselliğim, doğumumdan 20'lerimin ortalarına kadar baskılandı.
Biyolojik ailem yaptı bunu.
Ama seçilmiş ailenle tanışınca durum tersine dönüyor.
Bir mücevher bulmuşsun da onu düşürmekten, kaybetmekten korkuyormuşsun gibi.
Sonra "Ben de bir mücevherim" diyorsun.
Bir bakmışsın, bir çanta dolusu mücevherin var.
Bence çoğu trans için
tecrit herkesin yaşadığı bir şey.
Bilhassa çocuklukta.
İnsanlara kıyasla nesnelerle, hayvanlarla arkadaş olmak
daha kolay geliyordu.
Yaşlandıkça kendime düşman olmaya başladım.
Disfori fiziksel bir şeye dönüşüyor.
Sizi kendi bedeninize hapsediyor.
Kendimi o kadar iğrenç hissediyordum ki aynalardan uzak duruyordum.
Vitrinlerin önünden geçerken başımı çeviriyordum.
Bu böyle 20'li yaşlarımın başına kadar devam etti.
Evden ayrılışımın hemen ardından, topluluğumu buluşuma kadar.
Şehre varır varmaz, "Vay canına!
insanlarla bağ kurabiliyorum ve delirdiğimi falan düşünmüyorum" dedim.
Cinselliği anlamaya başladım, cinsiyeti anlamaya başladım.
Kurallara göre oynamak istemedim.
Kuralları anlıyorum ama sallamıyorum.
Ancak o zaman trans olduğumu, geçiş sürecine başlamak istediğimi anladım.
-Selam hemşire. -Selam.
Merhaba!
-Nasılsın? -İyiyim. Dur, bulaşmasın.
-Önemli değil. -Sıcak ve terlisin.
-Evet. -Güneş kremin var mı?
Sende var mı?
Evet, biraz sürelim bence.
Gel, sürelim.
Munroe ile ilk nasıl tanıştım?
Bir etkinlik mekânının dışındayken kesişti yollarımız.
O kadar gergindim ki içeri giremiyordum.
Hiç düşünmeden, çok doğal bir şekilde beni kanatları altına aldı.
Başı kıçı dağıtmışsın, yine de...
Neler duyuyorum!
Mutlu olmaya bakıyoruz diyelim.
Bu şekilde her şeyden kaçabiliyoruz.
Benimleyken Munroe Bergdorf olmak zorunda değil.
Sadece kız kardeşim olabilir. Çünkü olabilecek en nazik şekilde,
"Sende olanı istemiyorum" diyorum.
Beklentiler ve baskı çok fazla oluyor bazen.
İnsanlar had bilmeyebiliyor, yanında olmam bile ona iyi geliyor.
-Trans Onur Yürüyüşü'ne gidiyoruz. -Aynen öyle.
Bu üçüncü Trans Pride olacak galiba.
Bugün bebek günü.
PINK SINGERS TRANS HAKLARI İÇİN SÖYLÜYOR
-Merhaba! Merhaba. -Harikasın.
Teşekkür ederim.
Birkaç yıl önceki hayatımla şu anki arasında uçurum var.
Seninle tanışmak çok güzel. Evet, seni çok seviyorum.
-Teşekkür ederim. -Evet, merhaba, kusura bakma.
O kadar gerçeküstü ki nasıl anlamlandıracağımı bilemiyorum.
Trans olmak gerçekte kim olduğuna, nasıl hisettiğine
yakın olmaktır. Diğer insanları taltif etmeyi öğrenirsin.
Geçiş demek hayatta kalmaktır, aşktır, özerkliktir.
TRANS HAKLARI!
Özgürlüktür.
-Teşekkürler. Ben de tam... Merhaba. -Böldüğüm için özür dilerim.
-Fotoğraf çekebilir miyim? -Tabii.
-Bu fotoğrafı çektiğim için gururluyum. -Şöyle mi yapsak?
Büyük onur.
-Şöyle tutalım. -Evet.
Kurulu düzene meydan okuyoruz,
ondan hesap soruyoruz, hem umutluyum hem de korkuyorum.
-Ne istiyoruz? -Trans hakları!
-Neden istiyoruz? -Bu bizim insan hakkımız.
Londra'da kuir gece hayatında çalışmaya başladım.
Tıbbi geçiş sürecime de devam ettim. İnanılmazdı.
Kimi istiyorsam olabileceğimi hissediyordum.
Hata yapabilirim, değişebilirim,
diğer trans bireylere erişebilirim.
Hissettiğim ve bana olan şey
tam anlamıyla bilinmeyen bir yerden geliyor değildi.
Trans olunca sürekli gözlendiğinizi hissedersiniz.
Ama doğru sebeplerden ötürü beni izleyen insanların arasında olmak...
Ava ile o zaman tanıştım.
O da transtı ve kanımız birbirine kaynayıverdi.
Sanırım onunla tanışmak gerçek aşkın ne olduğunu
anlamamı sağladı.
Aramızda güçlü bir bağ oluştu.
Biz de bunu keşfe çıktık.
Büyük bir gerilim ve kimya da söz konusuydu.
Kasırgayı andırıyordu.
Koşulsuz sevgiyi, olduğum gibi sevilmeyi
hiç tecrübe etmemiştim.
Gerçekten çok güzeldi.
O zamanlar, trans kabulünde önemli bir değişim yaşandı.
Orange Is the New Black ve Transparent gibi diziler
toplumdaki farkındalığın artmasını sağladı.
Heyecan vericiydi.
2016 DEMOKRAT ULUSAL KONGRE
Ben Sarah McBride, kendiyle gurur duyan bir transseksüel Amerikalıyım.
Bu değişimi görmek bana ilham verdi.
Her zaman sahip olduğum ama sır olarak sakladığım
bazı çocukluk hayallerimi gerçekleştirecek güveni verdi bana.
En güzel ve uzun benim diye
illa model olacağım demiyordum, ki öyle değilim sonuçta,
bununla da bir derdim yok.
Ama yaratıcı sürecin bir parçası olmak istedim.
O zaman insanlarla tanışmaya başladım,
fotoğrafçılarla, tasarımcılarla, stilistlerle, dergi editörleriyle.
Modellik işleri alıyordum,
her fırsatı değerlendirmeye çalışıyordum.
Bakışlarımla karşıya bir enerji geçirebiliyordum.
Sonra bir baktım, son derece nüfuzlu kişiler bana iş veriyor.
O nüfuz seviyesi de zaman içinde yükseldikçe yükseldi.
İşte o zaman yapabileceğimi anladım.
Bu, farklılığımın içinde kendimi güçlü hissetmemi sağladı.
İçinde başım dik durabileceğim,
ilk kez olmak istediğim kişi olarak
saygı gördüğüm, sesimin duyulacağı bir şeydi.
Ben translar...
MODEL VE AKTİVİST
...sokakta yürüyebilsin istedim.
Bizimle aynı duygulara sahip çok insan var.
Bu konuda yalnız değiliz.
Bu yüzden ne kadar çok konuşursak, ne kadar çok sohbet edersek
daha hızlı yol kat ederiz.
Dünyanın alabileceği hâl beni güven ve umutla dolduruyordu.
Munroe Bergdorf ile birlikteyiz.
Kendisini Londra'nın cesaretlendirdiğini söyleyen bir trans savunucusu ve aktivist.
Sonra her şey değişti.
Bir gün L'Oréal'den bir e-posta aldım.
Spam olabilir dedim,
sonra biraz araştırınca olmadığını anladım.
Dedim ki "Bu, dünyadaki en büyük güzellik şirketi.
Beni istiyorlar.
Güzellik kampanyalarında çok trans görmüşlüğüm yok."
Kampanyayı Paris'te çektik. Gerçek dışı bir deneyim oldu.
Eşcinsel hakları için savaşanların, Stonewall isyanını
başlatanların siyahi trans kadınlar olduğu pek bilinmez.
Bu da nihayetinde Eşcinsel Hakları hareketini doğurmuştur zaten.
Hepimiz buna değeriz.
Fırsat büyüktü büyük olmasına ama eleştiriler bin beterdi.
İçinden geçeni söylemek,
nasılsan öyle olmak başınızı gerçekten ağrıtabilir.
Charlottesville merkezine doğru yürüyen eylemcilerin arasına
dalan bir araç bir kişiyi öldürdü, 19 kişiyi yaraladı.
Bu, bu sabah aşırı sağcılarla karşı göstericilerin
yaşadığı çatışmaların hemen ardından geldi.
Açıkçası, beyazların
ırkçı şiddeti hakkında konuşmaya mecalim yok artık.
Ve evet, beyazların HEPSİ.
Munroe Bergdorf bunu Facebook'ta paylaşmış.
"Açıkçası, beyazların ırkçı şiddeti hakkında
konuşmaya mecalim yok artık. Ve evet, beyazların HEPSİ."
Bu sözler yüzünden L'Oréal, Bergdorf'un anlaşmasını feshetti.
Kozmetik devi, "Bergdorf'un yorumları şirket değerleriyle çatışıyor" dedi.
L'ORÉAL "BEYAZLARIN HEPSİ"
GÖNDERİSİNİ PAYLAŞAN TRANS MODEL
MUNROE'YU KOVDU
TRANS MODELLE YOLLAR AYRILDI
Bu beni kendim için daha önce hiç
mücadele etmediğim bir şekilde mücadele etmeye itti.
"Bütün beyazlar ırkçıdır."
-Ben beyazım ve bu ifade saldırgan. -Müsaade edin.
Facebook'ta...
bu gönderiyi herkese açık paylaşırken
bu sözlerin çok hassas olabileceğini bilmeliydiniz.
-Beyazların hepsi... -Evet.
-kötü... -Bunlar yaşandı.
Hayır, "Beyazlar kadar vahşisi ve zalimi yok" demişsiniz.
"Açıkçası, beyazların ırkçı şiddetini konuşmaya
mecalim yok artık. Ve evet, beyazların HEPSİ."
Sizce beyazların hepsi ırkçı mı?
Beyazların tamamının doğuştan ırkçı olduğunu düşünmüyorum.
Doğduğumuzda bence hepimiz aynıyız.
İnsanların nasıl sosyalleştiğini konuşmalıyız.
Gönderim, bir yapı olarak ırkçılıktan ziyade sosyalleşmeyi temel alıyordu.
Yorumlarımın bir bağlamı var, dediniz.
Kızgındım ve sanırım o noktada herkes kızgındı.
Irkçılığın kökünün nerede olduğunu konuşalım diye yazdım bunu.
İnsanlar bu sözlerde en çok
suçlayıcı oluşuna takıldı bence.
Suçlayıcı çünkü ben beyaz bir erkek değilim.
Bu durumun bu kadar ilgi görmesinin tek nedeni
siyah trans bir kuir kadının
ırkçılığa karşı konuşarak böyle bir skandala imza atmış olması.
Son iki gündür aldığım tepkiler
hayatımın en kötü zamanlarını geçirmeme yol açtı.
Kıyamet koptu.
Nasıl olduysa, sorunu dile getirince sorunun kendisi ben oldum.
Siyahlara ırkçılık yapıldığından bahsederken
beyazlara ırkçılık yapmakla itham edildim.
Yorumu iğrenç. Berbat bir rol model.
Beyaz görünmek için ten rengini açıyor. Babun?
Irkçı sürtük. Drag kostümlü bir adam işte.
IRKÇILIKTAN kovuldu.
Ölüm tehdidi alıyorsun.
Evimi basacağını söyleyenler oldu.
Adresime gelip kafamı kesecekler, kafatasımı sikeceklermiş.
Politikacılar bana karşı nefreti körüklüyor.
Haber kanalları, ırkçılığa ses çıkardığım için
benim ne kadar berbat bir insan olduğumu anlatan programlar yaptı.
Korkutucuydu.
Söyleyecek sözüm yok...
Kovulduktan hemen sonra
sana edilmiş hakaretlerle ortaya çıktın.
Tabii ki hakarete uğrayacaksın.
Şimdi yine o eski kurban numarası.
Ben bir ideolojiyim, bir kâbusum. Ben bir şakayım.
Bütün dünyam yıkılıyor.
Sevilebilir olduğumu düşünmüyordum. Kim basının her gün çamurlarda
sürüklediği biriyle birlikte olmak ister ki?
Kimse benimle çıkmaz diyordum. Ava'nın aşkına layık değildim,
kabul edemedim zaten.
Ona ne verebilecektim ki? Hâliyle kendini ihmal edilmiş hissetti.
Bu yüzden ayrıldık.
İçime kapandım.
Hiç bu kadar kendi başıma...
kaldığımı hissetmemiştim.
Sanki... Kendi başıma demeyeyim de...
Hayatım bir önem arz ediyormuş gibi gelmiyordu.
Sadece...
Sanki sınırlarım yeterince zorlanmamış gibi.
İyi tartışmaları severim ve önüme düşen bir video
beni çok etkiledi.
Kendini inatla savunmak zorunda kaldığını hissettim.
Ben de konuşayım biraz.
-Seni dinliyoruz. -Peki.
Kısacası, kişisel almak yerine çözümün nasıl parçası olacağınızı düşünün.
Sen neden olmuyorsun?
-Oluyorum. -Hayır.
-İkilik çıkarıyorsun. -Hayır.
Kesinlikle ikilik çıkarıyorsun.
-Piers... -Neymiş? Beyazlar...
-Piers, izin ver konuşayım. -ırkçıymış.
Irkçılığı konuşmak ikiliğe yol açmaz.
O zaten var.
Irkçılığın ve cinsiyetçiliğin kökeninin ne olduğunu konuşmalıyız.
"Vay canına, inanılmaz bir kadın" dedim.
Durumu ele alış tarzına bayıldım.
Doğmak üzere olan kırılgan bir süper yıldızdı gördüğüm.
"Kim, şu kadın inanılmaz" dedi.
Ona şu e-postayı gönderdim:
"Menajerlik hakkında sizinle konuşmak isterim."
Birinin beni görmesi ve bana inanması,
bana yardım etmek istemesi, kol kanat gerip yol göstermesi iyi geldi.
Bir kafede buluştuk.
Konuştuğum sırada beni durdurup "Seninle çalışmak istiyorum,
ne yapacağımızı konuşalım mı?" dedi.
Şahsen benim için oldukça korkutucuydu.
Böyle birine menajerlik yapmamıştım hiç.
Bu kadar zeki, bu derece azimli birine.
Ama risk taşıyan çok fazla şey vardı.
-Irkçılık sineye çekilmez. -Peki Kanye West'in...
Medyanın karşısında hiçbir şeyi doğru yapamıyordu.
Başını siperden azıcık çıkaracak olsa
ona tekrar vurup yere yığmayı bekleyen biri hazır bekliyordu.
NSPCC, güvenlik endişesinden ötürü trans aktivist Munroe Bergdorf ile
ilişkisini sonlandırdı.
Üçüncü kez çok kamusal bir rolden uzaklaştırıldınız.
-Bunun arkasında ne var sizce? -Transfobi. Sadece ben değilim ki.
Birleşik Krallık'ta trans olmak ikinci sınıf vatandaş olmak gibi.
"Sikinizi kesip elbise giyince kadın olmyuorsunuz" demekle
ne kastettiniz?
Kadın olmuyorsunuz, siki olmayan adam oluyorsunuz.
Şunu sorayım. Munroe.
Gerşek şu ki varız
ve Germaine'in göstermeye pek yanaşmadığı saygıyı
diğer herkes gibi hak ediyoruz.
Munroe, geçiş sürecin ne aşamada?
-Hangi işlemleri yaptırdın? -İşlem derken?
Munroe'nun, daha önce söylediklerini tekrar etmek için bir programdan diğerine
gezdirilmeyi istemediğini biliyorduk.
Bununla yetinemezdi.
Çok daha azimliydi, biz de arkasındaydık.
-Merhaba. -Merhaba.
Gelmek ister misin? Prova yapıyordum.
GAY TIMES için kıyafet seçeneklerine bakıyoruz.
Bravo!
Evet. Bu gerçekten güzel. Şeridi de güzel.
-Kaç beden bu? -10-12.
"Kırık dökük bir hayat yaşamak istemiyorum,
hele bunu bu adiler yüzünden yaşamayı asla istemiyorum" dedim.
Bu yüzden tek seçeneğim kendimi toplamak, gelişmek
ve kendimin en ideal versiyonu olmak bence.
Bayıldım.
İstediğimiz şey yardım etmek, yol gösterip destek olmak.
Ulaşmak istediği hedefleri vardı.
Oraya nasıl varılacağını bulmamız gerekiyordu.
Bu doğrultuda, amacı Vogue'un kapağında yer almaktı.
Çocukluğundan beri bunu düşlemişti. Dergileri yatağının altında saklardı.
Munroe'ya moda dünyasına girmesi için
kendi markasını oluşturması gerektiğini söylüyorduk hep.
Munroe, aktivizme ve modaya büyük bir tutku besliyordu.
Sesini büyütmek için
bu ikisini bir araya getirmek istedi.
Tren kalktı kalacak.
Elimden geldiğince çabuk olacağım.
Gerçek kadın olmadığını düşünen insanlar bir baskı unsuru.
İnkâr edemeyecekleri bir seviyedeysen başka tabii.
Böyle bir durumda kim olduğuna inanılması...
O zaman diyorsun ki "Hiç geri basmayacağım."
Bu bir şekilde yapıştı. Zırh gibi bir şey oldu.
İş randevularıma makyajsız
ya da saçımı örüp falan gidebilirim.
Sorun da olmazdı, öyle de yapıyordum ama bu sefer de çok hırpalıyorlar.
Eşofmanla dolanmayı çok seviyorum
ama sanırım kendimi tanımladığım imaj bu değil.
Beni savunmasız kılıyor bence, çok kendimim çünkü.
İnsanlar fotoğraflara bakıp benim bir versiyonumu görüyor,
halbuki o gerçek değil.
"Bu yüzden mi böyle görünüyorum?" diye düşünmek beni zorluyor.
"Kendimi dışarıya aşırı feminen bir görüntüyle sunmak
bir savunma mekanizması mı acaba?"
Bunun kadınlığımla bir ilgisi yok. Ne de olsa ben bir kadınım.
Bu, insanlara biraz mesafe koymakla ilgili.
Savunmasız hâlime saldıracak olsalar
geriye pek bir şeyim kalmaz.
Munroe'nun her şeyini kucaklamaya hazır
insanlarla bazı fırsatlar doğdu.
Çoğu kendi topluluğundaydı
ancak kısa zaman içinde bu çevre büyüdü.
Bazen her şey denk geldiğinde olur,
onun sırası da gelmişti.
KUİRALİÇE'NİN KONUŞMASI
Britanya, ne inanılmaz bir yıldı. Ne inanılmaz bir on yıl.
Çok yol kat ettik, kıyasıya mücadele ettik,
bizi kucaklaması için dünyayı şekillendirdik.
Biçimlerinden bağımsız, bütün kuir bedenleri kutluyoruz.
Çok yaşasın Kuiraliçelerimiz.
Var gücüyle asıldı ve herhangi birimizin hayal edebileceğinden
çok daha fazlasını başardı.
Kutlanası bir dolu övgü aldı.
Fakat aynı zamanda trans ve siyahiler etrafında büyük bir iletişim de dönüyordu.
Fazla yoğundu belki ama Munroe için son derece heyecan verici bir zamandı.
Munroe...
...önyargı ve haksızlığa daimi surette meydan okuyan biri.
ÖDÜL MESELESİ
Munroe Bergdorf!
Kendimiz için geldik.
Munroe Bergdorf'a Brighton Üniversitesi
fahri edebiyat doktoru derecesini takdim etmekten onur duyuyorum.
MODA NEYDİ?
"British Vogue", Bergdorf'u
ülkedeki en etkili 25 kadından biri seçti.
100 Büyük Siyahi Britanyalı arasında gösterildi.
Cosmopolitan UK'in kapağında yer alan ilk trans kadın.
Güney Afrika'ya örnek olsun,
Munroe Bergdorf'un önemi nedir?
TRANS KADIN TARİH YAZIYOR
Önemi şu:
Kapakta bir trans kadın görünce...
PSİKOLOG
...varlığınızı onaylıyorsunuz.
Az önce British Vogue'un
kapağında olacağımı söyleyen bir sesli mesaj aldım.
Ne?
British Vogue bu işin zirvesi oldu galiba.
Elde edebileceğimi hiç düşünmemiştim.
Rüya gibi.
Küçükken bu kapağı görseydim,
kuirliğin birçok biçim alabileceğine
şahit olmak bana büyük güç verirdi herhâlde.
Her şey yerli yerine oturmaya başladı sanki.
-Merhaba. -Merhaba!
Bunun büyük bir kısmı da artık yalnız olmadığımı hissetmemden kaynaklandı.
Herkesin müttefike ihtiyacı vardır, benimkiler de Justin ve Kim.
-Bu ben. -Sensin. Doğru. Tanrım!
Anlayamadım, kafası yok ya...
-Şey gibi. -Benim.
Trans mücadelesi hepimizi etkileyen önemli bir mücadele.
Heteroseksüel, beyaz ve cisgender bir erkek olarak
bu mücadelelerin verilmesine yardım etmem önemli.
Munroe'nun bir sonraki hedefi kitap yazmaktı.
Trans ve kuir biri olarak hikâyemi anlatabilmek istedim.
Hayatım boyunca hissettiğim utanç beni çok yalnızlaştırdı.
O acıyı çıkarmam gerekiyordu.
Munroe, onu en dip köşelere ayak basacağı
şeyler yazmanın arifesinde.
Munroe'yu aşırı hassas bir ruh hâline sürükleyecekti.
Buna hazırlanmalıydık.
Kabullenmediğim, büyük travmalarım vardı.
Bir hamster çarkındaydım sanki, habire dönüyordum.
Tüm o zaman boyunca travma oradaydı.
ÇOCUKLUK
Sayfalara yayılan hayatına bakınca noktalar bir araya geliyor.
Kendini farklı bir yerden anlamaya başlıyorsun.
Harika, tamamdır, ışıkları açın.
Queerpiphany'yi çekiyoruz.
Evet bebeğim, kuirce konuşuyoruz.
Aydınlanmadan bahsediyoruz.
Queerpiphany'den bahsediyoruz! İç içe geçmiş kelimelere bayılırım.
Eşcinsel hakları!
Tayce ve ben, MTV UK'e bir program çekiyoruz.
Siyahi bir trans kadın ve siyahi bir drag queen'in
ön planda olacağını düşünemezdim.
...dönerek yapsın.
Evet...
-Bu bir dava sebebi. -Evet.
Bu çok neşeli bir program. Sıkıntılara tabii ki değiniyoruz
ama asıl gaye eğlenmek.
Seni yakalayacağım.
Tayce'le birlikte kuir ikonlarıyla, halka mal olmuş kişilerle söyleşiyoruz.
Kuir kimliklerini anlamalarına vesilen olan
popüler kültür anlarını soruyoruz.
Düşünüyorum da ilkgençlik yıllarımda
trans olduğumu biliyordum.
-İpuçlarını çok anlamadım ama. -Evet.
Sonra hayatının sırasını beklemesi gerekiyor sadece.
Geriye bakınca
"Başından beri olacak olan buymuş zaten" diyorsun.
Belki de biliyordum ama kabul etmek istemiyordum belki de.
Londra'ya taşınmamış olsaydım
ne kadar çabuk fark ederdim, bilmiyorum.
İşte, Londra herkesi kuir etti.
LONDRA HERKESİ KUİR ETTİ!
Bir dahakine Londra'yı iptalleyelim çocuklar.
Kitap nasıl gidiyor?
Bu... Bu noktaya kadar bile nasıl geldim, bilmiyorum.
Tanrım, kitapta yol almaya çalışıyorum,
daha henüz...
"Katartik ama, değil mi?" diyor herkes.
-Kitap lafı açılınca. -Ne?
"Hayır." Duygularını kusmana yardımcı olmuyor mu yani demek.
-Kendini kötü hissettirmiş. -Öyle.
-Gerçekten zor oldu. -Evet.
Yazdıklarımı okuyunca "Bu noktaya nasıl tırmandım?" diyorum.
Bu kitap yüzleşmemi sağladı.
Sanki ilk defa yüzüme bir ayna tutuldu.
Nicedir inkâr ettiğim şeyi görmezden gelemem artık.
O muazzam acıyı.
İnsanlar beni anlayacak mı? Yoksa kendimi suçladığım için
beni mi suçlayacaklar?
Bu kitapla bunu ne kadar çok yaptığımı fark ettim.
Kendini, suistimale açık ilişkilerde bulman senin suçun.
İnternette kendini
sübyancılara teşhir etmen de senin suçundu.
Sen çocukken pornonu çeken biriyle takılmak da
senin suçundu.
Ben sadece... sevilmek istedim.
Ama galiba bu sevgiyi yanlış yerlerde aradım.
Kendini bu çaresizliği ve yalnızlığı kullanacak insanların yanında
bulmak işten değil.
Hatta bunu kovalıyorsun,
çünkü seni aşka boğup dünyayı önüne seriyorlar,
sonra yavaş ve emin adımlarla arkadaşlarından uzaklaşıyorsun.
Ne yapacağın, ne giyeceğin söyleniyor.
Ailenden kopuyorsun, ailenin seni sevmediği söyleniyor.
Bu kişiden başka seni kimsenin sevmeyeceği söyleniyor sana.
Bir bakıyorsun, seni ele geçirmişler bile.
Korkunç suistimaller yaşadım.
Tecavüze uğradım, ısrarlı takibe maruz kaldım.
Taciz edildim.
İnsanlıktan çıkarıldım, dövüldüm.
Yaşadığım acılardan azade olacağım bir hayat sürmek istiyorum.
Ne var ki kendi kötü tecrübelerimi yeniden hatırlamak bile zor.
Bunu başka insanların adına yaptığımı bilsem bile.
BİR ARAYA GELİN
Vogue'un o kapağı standlarda yerini alınca
kazandığımızı düşündük.
Ama aynı zamanda
toplumda trans haklarına dair olup biteni inkâr etmek de mümkün değildi.
Ricky Gervais'in sahneye çıkıp
mikrofonu LGBTQ+ topluluğunundan almasına göz mü yumulacak?
Yaptığı bu.
Yeni kadınları seviyorum. Harikalar, değil mi?
Son dönemde görüyoruz ya...
Sakalı ve *** olanlar. Son derece...
KOMEDYEN
Pırlanta gibiler, bayılıyorum.
Açıkçası bence bunu yapabilir.
Madem eşit muamele, alın o zaman.
Kaliforniya'daki Netflix binası önünde yüzlerce kişi
Dave Chapelle'in transfobik buldukları yeni komedi şovunu protesto etti.
Diğer insanların ifade özgürlüğünden korkmuyorum.
Birini incittiysem özür dilerim, falan filan. Başka diyeceğim yok.
Hem toplumsal hem de politik düzlemde geriye gidiliyordu.
Ben süslü laflar bilmeyen Yorkshire'lı bir kadınım. Bir kadını görünce anlarım.
Sırf Birleşik Krallık'ta Naomi Hersi var mesela, geçen yıl katledildi.
Birkaç ay önce de Amy Griffiths. Bu saldırılar gerçek ve güncel.
TRANSLARA NEFRET SUÇU %81
2022 tarihin en trans karşıtı yasama yılı olabilir.
Uganda meclisi, kendilerini LGBTQ
olarak tanımlayanları kriminalize edecek bir yasa tasarısını kabul etti.
Doğu Afrika ülkesinde eşcinsel eylemler halihazırda yasak
ama tasarı bununla yetinmeyip
insanları cinsel kimlikleri yüzünden kriminalize ediyor.
Bu bizim için ölüm demek.
Munroe artık küresel bir sesti,
topluluğu adına konuşması bekleniyordu.
Akıl sağlığı da çok etkileniyordu.
Ortam aşırı bunaltıcıydı. Çok büyük bir baskı vardı.
Biz de endişeleniyorduk.
Bu kitabı yazmak demek her şeyin bir anda olması demekti.
Hükümet gitmeli!
Bir kişi bu kadarını kaldıramaz.
Munroe hem fiziksel hem de zihinsel açıdan
etkileniyordu. Onun için ciddi ciddi endişeleniyorduk.
-Munroe? -Munroe.
PR!DE LONDRA'DA
Özel hayatımda olup bitenler
topluluk önünde konuşmaya dair hislerimi çok etkiliyor.
"Konuşabilecek miyim?" diyorum sık sık.
Evet.
Sahnede ne söylediğimi bilmiyorum.
-Sakin bir köşeye gidelim mi? -Evet, lütfen.
Buraya geldiğin ve sahnede olduğun için çok mutluyum Munroe.
-Ben bu işe hep varım zaten. -Evet.
Bazı şeyleri başaran ilk trans olmak
oldukça ağır gelebilir çünkü "Bunu doğru yapmalıyım" diyorsun.
Bir sürü seyirci var.
Beni izliyorlar.
Bu bana sanki bir lunapark trenindeymişim gibi hissettiriyor.
Habire yükseliyor.
...model, aktivist, Munroe Bergdorf.
Merhaba, Londra Pride.
Bugün burada olmak çok güzel. Beni ağırladığınız için teşekkürler.
Bu yılın teması "Hepimizin Onuru" ve onur, hepimiz için.
Birden dilim tutuldu.
Onur Haftası'nda...
maske kaymaya başladı.
Bu gecenin onur konuğu trans toplumunda çok önemli bir ses.
Geniş kapsamlı etkisini, eğitmek ve ilham vermek için kullanıyor.
Britanya Toplumunun Öncüleri dalında GAY TIMES Onur Ödülü
Munroe Bergdorf'un.
Dört...
ya da beş yıldır,
toplumuma rehber olabilmek adına gerçekten elimden geleni yaptım.
Son altı aydır da,
akıl sağlığımı korumak için çok uğraştım...
Sonra tam da bu sıralarda
Ava'nın vefat ettiğini öğrendim.
Selam, gerçekten yeni duydum. Umarım iyisindir.
Mümkün olursa bana mesaj at.
Kucak dolusu sevgiler.
Selam M, konuşmak istersen ben buradayım. Haber vereyim dedim.
Seslen yeter.
Ne haber hemşire? Seni aradım ama açmadın.
Bana geri dönebilir misin? İyi misin, merak ettim.
Önümüzdeki günler için takvimi temizliyoruz.
Moda Haftası'nı ve New York'u yeniden düşünürüz belki.
Bebeğim, ses ver de seni merak etmeyeyim.
- Konuşmak istemiyor olabilirsin... -...ama kendini iyi hissedince ses ver.
-...biz konuşana kadar bekle... -...konuşalım bence...
Biri öldüğünde, hele de intihar etmişse,
daha fazlasını yapmış olsaydım
yaşıyor olur muydu, diye düşünürsün.
Hayatın onu ne kadar zorladığını dinlemek çok zor.
Birinin hayatına nasıl devam edeceğini bilememesi
çok büyük çaresizlik,
ben de o kıyılarda çok gezindim.
Fakat bunu gerçekten yapmak,
düşünebildiğim en üzücü şey.
Bunun acısıyla da onu seven insanların payına düşen
hüzün yarışır ancak.
O her zaman hayatımın aşkı olacak.
Daha önce kimseyi onu sevdiğim kadar sevmedim.
Yani umarım... umarım öyle olur.
Umarım başkasıyla... Umarım başkalarını da severim
çünkü sevemezsek çok yazık, o zaman ne anlamı var?
Çeşitli nedenlerden ve çok ama çok hazin şekillerde
ölen tanıdıklarım...
"Bu insanın hazin bir hayatı oldu" derler hep.
Ben de "Asıl içinde yaşadığımız toplum hazin.
Toplum, insanları intihara sürüklüyor,
aileleri çocuklarından, insanı kendinden soğutuyor" derim.
Bu da beni çok öfkelendiriyor. Bu yüzden mücadeleye devam etmeliyiz.
Trans bir kadın için beklenen yaşam süresi çok kısa.
Ava için de böyle olması yürek dağlıyor.
Hatırlatalım,
kemer ışıkları hâlâ yanıyor,
yerinizde oturmaya devam edin.
Ava'nın ölümü hayatta olduğumu idrak etmemi sağladı sanırım.
Yaşamak zorundayım, devam etmek zorundayım,
olup biten bu saçmalıklara rağmen,
hayattayım ve yuvarlanıp gidiyorum.
Bir yerden sonra gitmesine müsaade etmeliyim artık.
Her günü yaşadığımdan emin olmalıyım.
Merhaba hemşire, nasılsın? Umarım iyisindir.
Sesli mesaj gönderip seni bir yoklayayım dedim.
Yürürken sana bol şans diliyorum,
umarım ruh durumun da iyidir.
Seni seviyorum, güçlü kal, cadılığa devam et.
New York Moda Haftası'ndayız.
Munroe'yu gitmekten vazgeçirmeye çalıştık ama onun için
özel hayatında işlerin ne kadar kötü gittiğinin bir önemi yok.
Munroe için bu, bir temsil fırsatı.
Bu onun için daha önemli.
Yürüyüp geri döneceğiz, sonra tekrar gideceğiz.
İki tur atacaksınız yani, değil mi? İzleyicilere gideceksiniz.
Bu taraftan geleceksin.
Kendime yeni yeni geliyorum bence.
Moda bana neşe veriyor, insana kendini akışta hissettiriyor.
İfade gücüyle ve sanatkârlığıyla.
Sanki bir eşik atlıyorum, bunun da çok hazin bir durumdan
geliyor olması bir garip hissettiriyor.
Artık korku içinde yaşamak istemediğimi anladım.
Ava gibi insanlar için hayatı güzelleştirmemi sağlayacak
gerçek bir fırsat var burada.
Kitabı Ava'ya, onun hatırasına ithaf etmeye
karar verdim.
Artık ikimiz adına yaşamak zorundayım.
-Billy, çıktı zaten. -Çıktı!
-Geri mi iteyim? -Hayır! İtme. Kimseyi hedef almadım.
-Onu... -Yakaladım!
Hayır! İnanılmaz. Evet.
Durun bakayım. Senin için bir konuşma yapmak istiyorum.
-Evet! -Ayağa kalkacağım.
Telefona bakmayacağım ama beş küçük başlık not aldım.
-Not almışsın! -Konu başlığı diyelim.
Peki.
Kalkayım ki Mugler elbisemi görün.
Tamam. Seni çok takdir ediyorum. Siyahi trans bir İngiliz kadın olmanın
büyük bir yük olduğunu, sana yaşattıkları saçmalıkları biliyorum.
Ama bence bu yürekten kucaklaman gereken bir şey.
Canımız istemese de kariyerin ve hayatın boyunca yaşadığın
bütün zorluklara odaklanmalıyız.
Çünkü seni bugün olduğun kadın yapanın bunlar olduğunu düşünüyorum.
İlk seçilmiş ailemi kurduğun için de teşekkür etmek istiyorum sana.
Benim ilk seçilmiş kardeşim oldun. O yüzden iyi ki doğdun Munroe.
Seni seviyorum.
Evet, seviyoruz.
Mutlu yıllar sana
-Teşekkürler! -Kocaman bir dilek tut hadi!
-Bize ne olduğunu söyleme. -Pardon. Neyse, dikkatli ol.
Parlak olanları üfle.
Yalandan kim ölmüş? Kaç oldum? 12 mi?
İçimdeki kuşkucu ses
35'imi görüp göremeyeceğimi sorardı.
Bu yüzden 36 yaşına basmak heyecan verici.
İple çektiğim ve minnet duyduğum çok şey var.
-Yaşasın! -Hadi bakalım.
Felix'le olmaya...
hazırdım sanırım.
İkimiz de ne olduğumuzu şaşırdık aslında.
Açık konuşayım, masalları andırıyordu.
Gardımı indirmiş,
kendimi aşk ihtimaline yeniden açmıştım.
Sanırım gelecek vizyonumu inşa etme sürecindeyim.
Başarılarımdan ibaret değilim.
Beni ne kadar iyi bir arkadaş, ne kadar iyi bir sevgili olduğum,
övgüler ve basında tuttuğum yer dışında nasıl biri olmak istediğim tanımlıyor.
Sanırım hayatıma dair hislerim, kendime bakışım değişti.
Bu yüzden daha mutluyum.
BBC Haberleri'ndesiniz. Şimdi başlıklar.
15 yaşında bir oğlan ve kız, 16 yaşındaki bir başka kızın
cinayet şüphelisi.
Brianna Ghey Warrington'daki bir parkta ölü bulundu.
Brianna'yı öldüren kız, ondan çok etkilenmiş.
Çocuk kız için "Tam aradığımız" demiş.
Huzur içinde yat tatlı kız. Kendin olduğun için öldürülmemeliydin.
HUZURLA UYU Trans çocukları korumalıyız
Transfobinin sonucu
HUZUR İÇİNDE YAT
Bu korkunç kültür savaşını sürdüren kurumlar,
transların olumsuz algılanmasına yol açanlar,
çıkıp da "Ne büyük bir trajedi, ne üzücü bir can kaybı" demesin.
"Şu anda transları çevreleyen mevcut kültürde hepinizin payı var" diyorum.
Translar sadece saygı görmek istiyor.
İsmiyle, zamiriyle normal olmak, toplumda eşit muamele görmek istiyor.
Brianna'ya eski adıyla, eril zamirle hitap eden gazeteler görüyorum.
Bunu yapmaları için hiçbir sebep yok.
Korkunç. Trans karşıtı nefretin sonucu bu işte.
Transları sindirme,
onları silip yok etmenin topluma faturası bu işte.
Bu nesil görünür olarak kendini ön planda tutuyor.
BRIANNA İÇİN ADALET
Bu da yepyeni endişeler ve kaygılar doğuruyor.
Şu anda İngiltere'de trans olmak çok ama çok korkutucu.
TRANS GENÇLERİ KORUYUN
Başka yerlerde de.
HUZUR İÇİNDE YAT BRIANNA
Olabilecek en kötü şey bir çocuğun öldürülmesi.
Sebebi de içinde yaşadığımız kültür
ve şiddet evreni.
Birleşik Krallık'taki pek çok trans için
çok zehirli bir ortam var şu anda.
Durum, son beş yıl içinde daha da kötüleşti.
Son beş yılda daha kötüleşti derken neyi kastediyorsun?
Bazı insanlar ilerleme kaydettiğimizi düşünüyordur.
Evet, bence ortalıkta çok fazla zehirli tartışma var,
bu hafta da gördüğümüz üzere,
-translar risk altında... -Evet.
Tehlikedeler ve bunu canlarıyla ödüyorlar.
-Tehlike arz etmiyorlar, tehlikedeler. -Kesinlikle.
Toplumumuzdaki kolektif hayal kırıklığıyla
avazımız çıktığı kadar haklarımızı dillendiriyoruz,
güvenlik istiyoruz, sağlık hizmeti istiyoruz,
işitilmek istiyoruz,
çünkü aksi takdirde bunlar oluyor.
Hepimiz toplumun bir parçasıyız. Toplum bir şiddet kültürü yaratıyor.
Kültür savaşlarının sonuçları vardır.
Benim bulunduğum alanlarda, moda gibi örneğin, translar için
işler iyiye gidiyor.
Ancak toplumun geniş kesiminde işler iyiye gitmiyor.
Bu yüzden toplumumuzun dışına çıkıp
daha geniş kesimlerde bir farkındalık
yaratmaya çalışıyorum,
ki bir şeyler değişsin.
EDEBİYAT VE SÖZLÜ PERFORMANS MUNROE BERGDORF: TRANSITIONAL
Gerçeğin ortaya çıktığı an bu sanırım.
Kitabın piyasaya sürülmesiyle kendimi savunmasız hisseder oldum.
Epey asap bozucu.
-Merhaba. -Merhaba.
-İyi misin? -İyiyim.
Sen nasılsın?
Sen gerginsin diye gerildim ben de.
Böyle deme, iyice geriliyorum.
Hayır, buna hiç lüzum yok.
Daha çok izleyicinin... Umarım daha çok kişi gelir.
-Evet. Başlıyoruz çocuklar. -Derin derin nefes alalım.
Lafı daha fazla uzatmadan Munroe Bergdorf ve Clara Amfo'yu
coşkulu bir şekilde alkışlayalım. Teşekkürler.
Vay canına.
Munroe, hemen sormak istiyorum, nasılsın?
Beni bu etkinliğe getiren süreçte çok gergindim.
Anılarını yazmak geçmişini deşmek demek.
Hayatına yetişkin gözlerinle bakış attığında,
içindeki çocuğa bolca sarılıyorsun,
bu yüzden epey şifa da buluyorsun.
Ama sırf...
Kitap boyunca değinilen konular tecrit
ve homofobi, transfobi, ırkçılık, kadın düşmanlığının etkileri.
Bunu genellikle kendi başınıza yaşarsınız.
Ama sonra hikâyelerinizi paylaşırsınız.
Anlatılanlara kulak verdiğimizde,
bunların bize nasıl hissettirdiğini paylaştığımızda
insanlar bizde kendilerini görebilirler, siz de kendinizi başkasında görürsünüz.
Bu bağ da o tecritten kaynaklanır zaten.
Merhaba.
Söyledikleriniz bana çok hitap etti. Bunları duymak benim için önemliydi.
Bizi daha çok savaşmaya itiyorsunuz, özellikle de
rol modellerimizin olmadığı Afrika'da.
Siz böyle bir şey yapıp internetten her yere seslenince dünya değişiyor.
-Teşekkür ederim. -Asıl ben teşekkür ederim.
Biz yaşadığımız her şeyin bir sonucuyuz,
aynı zamanda birbirimizin de sonucuyuz.
Bu çok güzel bir şey bence.
En nihayetinde olay birbirimiz için ses çıkarmakta.
Herkesin sorusuna cevabımız olmayabilir ama bir araya gelip konuşabilmeliyiz.
Hikâyelerimizi başkalarıyla paylaşabilmeliyiz.
Sen çok güzel paylaşmışsın.
Bu kadar mükemmel olduğun için çok ama çok teşekkürler Munroe.
-Teşekkür ederim. -Evet, Munroe'ya yürekten bir alkış.
Kalkayım mı?
Kardeşlerimle okulun tek siyahisiydik.
Ne demektir, bilirim.
Beni çok mutlu ettiniz, iyi ki şu anki konumunuzdasınız.
Dört yıl önce geçiş yaptım.
Nihayet bana bunun mümkün olduğunu gösterenler oldu çünkü.
Hem genç hem de yaşını almış translara ilham veriyorsunuz.
Ağlayacağım şimdi.
Benim için umut ışığısınız, bunun için size minnettarız.
Teşekkür ederim. Buraya gel.
-Çok teşekkür ederim. -Teşekkür ederim.
Karanlık bir yerden çıkıp gelmiş biri gibisiniz.
-Evet. -Şimdi ışık saçıyorsunuz.
Bu bana umut veriyor. Umudumun bir parçası da bu.
Utanıp sıkılıp sesimi çıkartmadığımda
Munroe yapabiliyorsa ben de yapabilirim diyorum.
-Evet, evet. Teşekkür ederim. -Ben teşekkür ederim.
Sanki Super Bowl'da oynamış gibiydim.
Uzun zamandır kendimi hiç bu kadar mutlu hissetmemiştim.
Bulunduğum bazı yerlerde benim gibi birini
hiç görmesem de o ilk kişi olmaktan korkmuyorum.
BİRLEŞMİŞ MİLLETLER
Marjinalleştirilmiş insanları
karar mekanizmalarında görmek çok önemli.
Bayanlar baylar,
BM Kadın, Birleşik Krallık'ın "Fark Yaratan"ı Bayan Munroe Bergdorf.
Değişim beraberinde tepkiyi de getirir.
BM Kadın Birleşik Krallık hayır kurumu ilk Birleşik Krallık şampiyonu olarak
bir trans modeli seçti.
...Birleşik Krallık'ın seçtiği model
Munroe Bergdorf'a verdiler.
...Bergdorf'u uygunsuz görüldüğü bildirildi...
...kadınlar hakarete uğradı, bir kez daha normalde bir kadına
verilmesi gereken yer bir erkeğe tahsis edildi.
Ancak bu tepkiler ilerlemenin bir işareti.
İnsanlar parçası olduğum bir güzellik kampanyasını duymuş olacak.
O kampanyadan kovulmuştum ama aslında bugün
beni kovan firmaya danışmanlık yapıyorum.
Bu önemli bence. Teşekkür ederim.
Dünya nereye mi gidiyor? İnsanlar başka ırklardan insanlarla
buluşup ürüyorlar.
İnsanlar uzun zamandır kendilerini farklı şekillerde tanımlıyorlar.
Eskiden bu güven onlarda yoktu.
İnsanlar eskisi gibi korkmuyor artık,
bu yüzden de reklamcılık olsun, moda olsun,
kişilerin betimlenmesinde bir ilerleme var, bu çok önemli.
Değişimin kendisi olmamız önemli.
Bir şeylerin değişmesi için bunu başkalarının
yapmasını beklememeliyiz yani.
Çalışmalarınız, sesiniz, cesaretiniz, ayırdığınız zaman için teşekkürler.
Ben teşekkür ederim.
Teşekkürler Munroe.
SENİN SİYASİ SİLAHIN DEĞİL!
SENİN KADAR GERÇEĞIM
ONURLU PROTESTO
Şuna bayıldım. Çeksene. "Östrojen verin bana korkaklar."
Geçen yıl sesimi ve yönümü kaybetmiş gibiydim.
Ne istiyorum, ben kimim diye bir muhasebe de yapmam icap etti.
Ama artık sadece topluluğumun sesi olmaya değil,
bana ihtiyaç duyulduğunda ortaya çıkıp sesimi çıkarmaya da hazırım.
Buradayız, transız, birbirimizi bulacağız!
Etrafınıza bakın millet!
Bugün burada toplanan şu güzel insanlara bakın!
Müthiş ve efsanevi Munroe Bergdorf için
biraz gürültü yapalım mı millet?
Herkesin Trans Pride'ı kutlu olsun!
Burada olduğum için inanılmaz mutluyum.
Geçiş sürecime 13 yıl önce başladığımda
yaşadığımız bu günleri hayal bile edemezdim.
Kızacak çok şeyimiz var
ama sevgiyle çevrili oluşumuz da önemli,
karanlığa bizi kör edecek kadar uzun süre bakmayışımız da.
Unutmayın, ışık biziz.
Trans hakları herkesi özgürleştirir.
Uğruna savaştığımız şey bedenlerimizin özerkliği.
Onunla istediğimizi yapma hakkı
herkes için geçerli.
Müttefikler, yanımızda savaşmanıza her zamankinden çok ihtiyacımız var.
Nüfusun yüzde birinden azız.
Bizimle savaşmazsanız bir arpa boyu yol kat edemeyiz.
Umut hep var.
Sırf 50 yılda eşcinsel hakları hareketinin kat ettiği yolu düşünün.
Trans toplumunun bundan da kısa bir sürede
buralara gelmesini iple çekiyorum.
Çığır açmak üzereyiz.
Mesela bugün burada yaşadıklarımız... İşte bu gerçek zamanlı değişimdir.
Çok teşekkür ederim. Sevgiyle ve öfkeyle.
Mutlu Pride'lar!
Küçükken kendi kelimelerimi kullanmakta zorlanırdım.
Kim olduğumu bilmiyordum çünkü.
Munroe Bergdorf için biraz gürültü çıkartalım millet!
Kuir olmayı da, siyahi olmayı da ben istemedim.
Arada kaybolmak istedim.
Ama artık kendimde en çok bu iki özelliği seviyorum.
Dünya olmasını istediğim gibi
bir yer olmaya başladığında
yaşını başını almış bir kadın olma ihtimalim yok mu...
Olduğum kişi olabilmek için çok mücadele ettim.
Pes etmeyeceğim.
AVA'NIN HATIRASINA
-Teşekkür ederim. -Teşekkür ederim.
Katkı sağlamam için editörlük önerdiler.
MUNROE BERGDORF BRITISH VOGUE'DA EDİTÖR
...iki, üç, kız gücü!
Bir martı kafama konup çöreğimi çaldı.
Nefret suçu bu.
Munroe, Pip ile tanışıyor.
Altyazılar: PLINT Çeviren: Işıl Kocabay
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.