Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Sessiz ol!
Çok korkuyorum.
Sakın kendinizi bırakmayın tamam mı?
Korkmayın.
Allah yardımcımız olsun.
Allah yardımcımız olsun.
Sakin olun korkmayın.
Bir şey olmayacak tamam mı?
Birazdan ineceğiz.
Gerçek olaylardan esinlenilmiştir.
Hadi! Çık dışarı!
Kımılda.
Hadi, daha hızlı. Daha hızlı!
Acele et!
Çıkın hadi. Hızlı!
Devam edin.
Hey.
Defol.
Bırak gitsin, hadi.
O zaten öldü.
Sedneya Bölgesi, Suriye Mart 20214
Hayaletler.
Strasbourg. İki yıl sonra.
Bahsettiğim adam bu.
Bir sürü siteye girmiş. Ona resmini göster.
-Çok yoruldum dostum. -Şuna baksana.
Onu tanımıyorum.
Hey, Suriyeli!
Al, bugünlük.
Suriye’de kayıplar artıyor. Hastaneler yaralı ve ölülerle dolu.
Son beş günde Suriye’nin güneyinde çok ciddi çatışmalar yaşanıyor.
Beşşar Esad yanlısı ordu ülkenin kuzey doğusuna...
...çekilmeye başladı. Buna rağmen devam eden...
...saldırılara güçlü bir şekilde karşılık veriyorlar.
Ekonomik göstergeler dibi görmüş durumda.
Şimdi ise ekonomik haberleri...
Şam'ın Yasemin Kokusu. Nızar Qabbanı.
Sami Hanna.
O benim kuzenim.
Kendine Sami Hanna diyor olabilir.
Burada sadece aileler var.
Hey, selam. İyi misin?
İyiyim.
Hey şuna bak, harika değil mi?
Bunu denesene.
Hiç fena değil.
Yüzündeki ne?
Bir şey yok. Kafamı çarptım.
Kendine iyi bak.
Nasılsın?
Elhamdulillah.
Kampta değişen bir şey yok.
Hep bir kaos var.
-İki gündür suyumuz yok. -Yine mi?
Nasıl yardım edeceğimi bulacağım.
Sen ne yapabilirsin ki?
Tüm Beyrut'ta böyle.
Ama bunlar seni görmemi ve konuşmamı engellemeyecek.
Haftan nasıl geçti?
Harikaydı.
Bizimle ilgileniyorlar.
Almanya Suriyelilere kucak açıyor.
En azından Berlin'de.
Bu hafta her gün Almanca dersimiz var.
Hiç dışarı çıkıyor musun?
-Biraz. -Yalancı.
Lina'nın da aynı şeyi söyleyeceğini biliyorsun oğlum.
İnsanlarla tanışmalısın.
Almanya'da bir sürü Suriyeli olduğunu duydum.
Burada hiç Suriyeli var mı?
Bahçenin sonunda.
Selamün aleyküm.
Aleyküm selam.
Çocukluk arkadaşımı arıyorum, Suriyeli.
Sanırım Strasbourg'da.
Hiç haber alamadık.
-Ailesi endişeli. -Bela istemiyoruz.
Sen neden buradasın?
Her karşılama merkezine gittim.
Asla bilemezsin.
Adı Sami Hanna.
Ayrıca Nedim ya da Muhammed olarakta bilinir.
Bu o.
Onu tanımıyorum.
Geliyor musun, Yara?
Benim geldiğim yerde, soru soran insanlara karşı temkinliyizdir.
Ve birkaç ismi olan adamlardan.
Biliyorum ben de aynı yerdenim.
Seni burada hiç görmedim, nerelisin?
Halep.
Adın ne?
-Amir. -Amir'e benzemiyorsun.
Onu bulmak için neden bu kadar zahmete giriyorsun?
Onu gördüysen bana söyleyebilir misin?
Halep'te ne yaptın?
Neden soruyorsun?
Saklayacak bir şeyin mi var?
Profesördüm.
Halep Üniversitesi'nde edebiyat profesörüydüm.
Artık kimseye güvenmiyorum.
Burada bile rejim için çalışan adamlar var.
Muhbirler.
Profesör!
Gerçekten edebiyat profesörü müsün?
Evet, profesörüm.
Dostlarımızı hüzne boğduğumuz ya da yalnızlıklarının tepelerini...
...beyazlatmak umuduyla kar hayalleri kurduğumuz ülkemiz var.
Yabancı bir gökyüzünün altında ne yapabiliriz?
Hayatlarımızı dantel gibi işleyen...
...unutkanlığa kulak ver.
Ve pişman ol.
Merkezde bir Sami Hanna vardı.
Aylar önce.
Emin misin?
Bir arkadaşımla aynı odayı paylaşıyordu.
Fazla kalmadı.
Ama sana umut vermek istemem, burada herkes bu ismi kullanıyor.
-Nereye gittiğini biliyor musun? -Hayır.
Arkadaşına sorabilir misin?
O burada değil. Bu gece sorarım.
Yarın tekrar gelebilir miyim?
Yarın çalışıyorum.
Nerede?
Türk mahallesinde, Hautepierre'de. Orayı biliyor musun?
Ben o civarda oturuyorum.
Hamid Kayat.
Halep doğumlu bir Suriyeli.
Almanya'da mülteci statüsü aldınız ancak...
...hala evraklarınızı imzalayıp teslim almadınız değil mi?
Hayır.
O zaman baştan başlamak zorundasınız.
Önce Almanya'da yasallaşmanız gerekiyor.
Birkaç ay sürer, sonra buraya geri dönersiniz.
Ama ben Fransa'da olmak istiyorum.
Anlıyorum, ama yapabileceğimiz bir şey yok.
Statünüzü düzenlemek Almanların işi.
Şimdi Fransa'da olmam gerek.
Strasbourg'da ailen var mı? Ya da işin?
Bana yardım edin. Burada kalmak zorundayım.
Neden?
Önemli, yoksa sormazdım.
Konuştuklarımızı anlamıyor.
-Gerçekten Halepli misin? -Evet.
Hangi bölgeden?
Salheen.
Bir psikoloğa ihtiyacın olduğunu iddia etmelisin.
Suriye'de ne yaşadığını anlat.
Sednaya Hapishanesi.
Herkes evrak almak için bunu söylüyor.
Peki.
Psikologlarımızdan biriyle zafiyet taraması yapabilir.
Ama söz vermiyorum.
Siz bir profesörsünüz.
Yerel üniversitelerle giriş programlarımız var.
Bunu deneyebiliriz.
Hayalimdeki iş değil ama staj da yapıyorum.
Evde bakıcı olarak.
İş bulabildiniz mi?
Bakıyorum.
Ne zamandır buradasın?
Bir aydır.
Dün çok sert davrandım.
Burada bile şüpheci olmalıyız.
Çok fazla hikaye duydum.
Kimin hangi tarafta olduğunu asla bilemezsin.
Teşekkürler.
Arkadaşım Sami Hanna adında bir Suriyeli tanıdığını söyledi.
Görüşmemişler ama burada kimya okumak istediğini biliyor.
Teşekkürler.
İstediğin zaman gel. Hafta içi erken çıkıyorum.
Neden?
-Neden erken çıktığımı mı sordun? -Hayır, demek istediğim...
Neden mi gel dedim?
Çay için teşekkürler.
Daysam Jalal.
Houri.
Muhamadi Abad.
Evet.
Abou Ali.
Abou Ali.
Bana biraz ghraybe ve çay verir misin?
Tanıma uyabilecek bir adam duydum.
Burada Sami Hanna adıyla bir daire kiralamış.
-Onu gördünüz mü? -Henüz değil, ama adresi var.
Hamburg'un işçi sınıfının yaşadığı bir yer.
Ya sen, Münih?
Her yolu denedim. Suriyeli herkesle görüştüm.
Bütün mülteci kamplarını ve camileri ziyaret ettim.
Bilinen isimlerle hiçbir kaydı yok.
Konuşabilir miyim?
Dinliyoruz.
Burada üniversitede okuyan bir Suriyeli var.
İçimde onunla ilgili bir his var.
Neden hâlâ Fransa'da olduğunu anlamıyorum.
Sana Almanya'da ihtiyacımız var.
Fransa'da daha az Suriyeli var.
Fark edilmemek daha kolay.
Onun peşinde olduğumuzu bilmiyor.
Varlığımızdan bile haberi yok. Saklanmak için bir sebebi yok.
Sesinde bir şey var.
Stuttgart'tayken sesini tanımıştın.
-Bu farklı. -Bize emin olduğunu söylemiştin.
Bu sadece onun sesi değil.
Sadece önsezilerini takip edemeyiz.
Sen de onu hiç görmedin.
Strasbourg'da bulunarak bizi yavaşlatıyorsun.
Alman kızın parka ulaşması çok uzun sürüyor.
En azından resimdeki gibi görünüyor mu?
Resim bulanık, bunu biliyorsun.
Elinde ne var?
Hissedebiliyorum.
Bu onun sesi, sana söylüyorum.
Olamaz.
Bir savaş suçlusunu böyle avlayamazsın.
Bu konferans bitmiştir. Hamburg'dan haber bekliyoruz.
Mohamed.
Ahmed.
Nedim.
Sami Hanna.
Sami Hanna.
Öğrenci Kartı, Kimya Fakültesi, soyadı Al Rammah, ilk adı Hassan
Sevgili vaftiz anneciğim, bugün parktaki randevumuza gelemedim.
Yeni arkadaşımla birlikteyim.
Bana adının Hassan Al Rammah olduğunu söyledi.
Hassan Al Rammah.
R-A-M-M-A-H.
Beni geri ara.
Acil bir durum var.
Onları...
...görebildiniz mi?
Hayır, cesetlerini hiç görmedim.
Bu konuda konuşmak ister misin?
Sana her şeyi anlattım.
Bombalamada öldüler.
Başka insanlar da var mıydı?
Hayır, sadece karım ve kızım.
-Bu Maya ve... -Lina.
Maya benim kızım. Lina ise karım.
Konuşacak birileri var mıydı?
Hayır. Sadece annem.
Ceset olmadan yas tutmanın zor olduğunu biliyorsun.
Ve bunu öğrendiğinizde hapisteydiniz.
Bağlantısı olan bir materyal ya da nesneyle...
...sembolik bir defin düşünebiliriz.
Kabullenmene yardımcı olması için.
-İstersen... -Sadece zamana ihtiyacım var.
Cuma yapamaz mısın?
Ne zaman gelebilirsin?
Tamam bana haber veririsin.
Tamam nasıl dersen.
Ne zaman gelebilirsin?
Sadece seni görmek istiyorum.
Her zaman seni düşünüyorum, yüzünü, dudaklarını.
Ne zaman yapabilirsin?
Sadece seni görmek istiyorum.
Her zaman seni düşünüyorum, yüzünü, dudaklarını.
Sevgili oğlum, Hassan Rammah rejim düşmanı olarak yer alıyor.
İki yıl önce tutuklanıp Suriye'den kaçmış bir kimya mühendisi.
Üzülerek söylüyorum ki bu bizim dostumuz değil.
Ne zaman gelebilirsin?
Sadece seni görmek istiyorum.
Her zaman seni düşünüyorum, yüzünü, dudaklarını.
Bir sorun mu var?
Tanık ifadelerini istiyorum.
Ne için?
Onları dinlemem gerek.
En iyisini sen bilirsin. Yarın Strasbourg'da olacağım.
Başka bir ülkede bana söyleyecek şeyleri olan sensin.
Haberler ne canım?
Çoğunlukla sadece bekliyorum.
Zaman alacak.
-Bu sabah ne yaptın? -Özel bir şey yapmadım.
Hamid.
Senden başka hiçbir şeyim yok.
Bu sabah üniversiteye gittim.
Berlin'de büyük bir üniversite var.
Yüksek lisansımı orada yapabilirim.
-Sonra ders verebilirim. -Gerçekten mi?
Evet, mültecilere yardım programları var.
Daha sonra, bir Lübnan restoranında yemek yedim.
Patron beni tanımaya başladı.
Ghraybe yapıyor.
Buna inanmayacaksın.
Tekrar koşmaya başladım.
Şehir merkezinde bir park var.
Bunu duyduğuma sevindim.
İnsanları görüyor musun?
Biraz.
Bir de bana sor.
Suriyeli bir kız var.
Sık sık konuşuyoruz.
-Adı ne? -Yara.
Yara.
-Orada ne yapıyor? -Suriye'de doktorluk yapıyormuş.
İşine geri dönecekmiş.
-Onu sık sık görüyor musun? -Ara sıra.
Güzel, resmini göndersene.
Olmaz.
Neden olmasın?
Öylece fotoğrafını çekemem.
O Suriyeli, değil mi? Anlayacaktır.
50'den fazla ifade var.
Zor olacak.
Ne oldu?
Onları dinleyemedim.
Bana inanıyor musun?
Önce başıma bir torba geçirdiler.
Yedi ay boyunca oradaydım, ama onu hiç göremedim.
Harfaz olduğunu çok sonra anladım.
Beni haftada bir kez ona götürüyorlardı.
Bir sandalyeye bağlandım, ellerim arkadan bağlıydı ve bekledim.
Gelmesi saatler sürdü.
Bazen gelmesi ve bu işi bitirmesi için çığlık attım.
Sonra kapı arkamdan açıldı.
Yavaşça yürüdü.
Bana ulaşmak için on iki ölçülü adım attı.
Bir, iki, üç, dört.
Ter kokuyordu ama...
...kolonya süren tek kişi de oydu.
Kafama vurarak başladı.
Sonra sandalyeyi tekmeledi ve yere düştüm.
Üzerime bir şişe su döktü ya da işedi.
Sonra elektrik kablosunu almaya gitti.
Dolaba doğru sekiz adım attı.
Sonra geri geldi.
Kablonun yerde sürüklendiğini duydum.
Ve artık başladığını biliyordum.
Bazen kabloyu suyun yanına yerleştirerek azar azar itiyordu.
Diğer zamanlarda, bana doğrudan kabloyla vurdu.
Tüm vücudumda şok etkisi yarattı.
Suyla birlikte dayanılmazdı.
Bir anda her yerimi yaktı.
Ve...
...ben...
...çığlık atıyordum, o ise...
...benimle konuşuyordu.
-Merhaba. -Merhaba.
Referanslar için teşekkür etmek istedim.
-Bana çok zaman kazandırdılar. -İyi ilerleme kaydediyor musun?
Kesinlikle, nisan sonunda planladığım gibi bitirmiş olacağım.
Ah, bravo. Ve burada iyi çalışabiliyor musun?
Burası benim evden uzaktaki evim.
Senden önce ben de aynısını yaptım, ama farklı bir yerde oturuyordum.
Size ne kadar teşekkür etsem azdır.
Burada olarak hepimize katkıda bulunuyorsun.
Estağfurullah
Senden haber almayalı uzun zaman oldu.
Her şey yolunda mı?
Her şey yolunda.
-Konuş benimle. -Ne hakkında?
Dinlediğin şey hakkında.
Telefonda konuşmamamız gerektiğini düşünmüştüm.
Birinin dinlediğini mi düşünüyorsun? Gerçekten mi?
O zaman bana gruba neden katıldığını söyle.
Ben de birini kaybettim.
Suriye'de mi?
Orada bir STK için çalışıyordum.
Almanya’da ilerleme kaydediyorlar.
O Hamburg'da değil. Burada.
Su toplamış.
Her yerim su topladı. Cildime bak.
Asit yakıyor.
Yardım edin bana.
Beni yakıyor!
Hâlâ beni yakıyor!
Geceleri, etraf sessizken...
...nefesini duyuyorum.
Adımlarını duyuyorum.
Bir...
...iki...
...üç, dört.
İşte orada.
Harfaz'ı teşhis etmemize yardımcı olacak detayları hatırlıyor musun?
Ben geldikten sonra uzun süre Sednaya'da kalmadı.
İki ay, belki üç.
Benim boyumda olmalıydı.
Yaklaşık 1.80 ya da 1.80 boylarında.
Önümde dururken nefesinin kokusunu alabiliyordum.
Giriş programından haber aldım. Sana bahsetmiştim.
Arap Edebiyatı yüksek lisans programına...
...misafir profesör olarak atandınız.
Teklifi Nancy Üniversitesi yaptı. Profilinize bakıyorlar.
Eğer kabul edilirsen, taşınmanız gerekecek...
-Affedersiniz. Alo? -İstediğin bu değil miydi?
-Evet benim. -Sadece yalnız kalmak istiyorum.
Herkes orada bir iş ister.
Evet.
Bana bak.
Sence gerçekten şiirsel biçimi öğretebilir miyim?
O bir şeytan.
Neye benzediğini bilmiyorum.
Onu her yerde görüyorum.
Tüm tutukluların kafalarına torba geçirmelerini isteyen adam.
Yüzlerini görmek istemedi.
Tek bir yüz bile görmedi.
Bana vurduğu için pişman olduğunu söyledi.
Bundan hoşlanmıyordu.
Sadece kimyasal deneyler için orada olduğunu söyledi.
Harfaz.
Hiç durmadan vurdu.
Darbeler hep aynı taraftan geliyordu.
Çenemi kırdı.
Kardeşim bana gördüklerini anlattı delik deşik olmuş...
...yanmış cesetler, bacakları, yüzleri erimiş deriler varmış.
Harfaz'ın yaptığı buydu.
Mümkün olan her asidi ve ölümcül gazı test etti.
-Onları aç bırakın. -Bırakın ölüp gitsinler.
-Hiçbirine acımayın. -Hepsini gebertin hepsini.
-İşkencenin seviyesini arttırın. -Konuşmayacak mısınız ha?
İki ay boyunca onu izledim. Kendisine Sami Hanna diyor.
Ne düşünüyorsun?
Kimseyle konuşmuyor ve işçi sınıfı mahallesinden hiç ayrılmıyor.
Garip davranıyor.
Bence bu o.
Onu biraz daha gözlemleyin.
Doğru kişi olduğundan emin olun. Ama ben bu konuda iyimserim.
Durum hakkında konuşmalıyız.
Ülkeden ayrıldığımızdan beri çok şey değişti.
Putin dünyayı Suriye'ye müdahale etmemeye zorladı.
Sadece soruyorum, uluslararası adalete hala güvenebilir miyiz?
İki yıl boyunca aradık ve şimdi vazgeçmek mi istiyorsunuz?
Ya tutuklanır ve yargılanmazsa?
Ya da Rusya'ya iade edilirse?
Onun ve Suriye'den kaçan diğerlerinin tutuklanıp...
...yargılanması için bir grup kurduk.
-Eğer vazgeçmek istiyorsan... -Vazgeçmek istemiyorum.
-Ama durum değişti. -Peki.
Ne önerirsin?
Ne düşündüğümü biliyorsun.
Harekete geçmek bize bağlı.
-Bu o, burada Strasbourg'da. -İşte yine başlıyoruz.
O olduğunu biliyorum.
O olmasını istiyorsun. Ama öyle bir şey yok.
Her yerde onun sesini duyuyorsun.
Kokusunu aldım.
Bu onun kokusu.
Böyle devam edemeyeceğimizi biliyorsun.
-Seni yalnız bırakmamalıydık. -Bu o.
Bir yıl boyunca, Sednaya'da, beni her hafta ona götürdüler.
-Bunu biliyoruz. -Nefesini duydum.
Adımlarını, kokusunu biliyorum.
Gözlerim bağlıydı, ama onu başka kimse tanımıyor.
Bu yüzden senden gruba katılmanı istedik, dostum.
Ama o Almanya'da.
Biz sistemli çalışıyoruz. Yedi kişi, yedi farklı şehirde.
Kanıtları takip ederiz ve rastgele hareket etmeyiz.
O bir istisna. Onu tanıyorum. Diğerleri gibi davranmıyor.
-Dinle. -Bu Harfaz!
-Beni dinle. -Dur, isim verme!
Stuttgart'ta yaptığın gibi kendini kaptırma.
Bu tür eylemlerle ifşa olursunuz.
Kimin kiminle olduğunu asla bilemeyiz.
Hepimizi tehlikeye atıyorsun.
Tedbirli davrandım ve kurallara uydum.
Pes edeceğinden korkuyoruz. Bu hepimizin başına gelebilir.
Biraz ara ver.
Hoşuna gitti mi?
Evet.
Bunların hepsi el işçiliğiyle yapıldı sizin kadar güzeller.
Alo?
Hamid? Bir şey mi oldu?
Ah, anne.
Özür dilerim.
Bugün bizim günümüzdü.
Hayatım, ne oldu? Endişelendim.
Bir sorun yok. Her şey yolunda.
Bir sorunun mu var? Nasıl unutabilirsin?
Bir sorun yok.
-Sadece... -Arkadaki gürültü ne?
Ne yapıyorsun?
Bir arkadaşımla birlikteyim.
-Yara mı? -Evet.
Ne yapıyorsun?
Yürüyüş yapıyorum.
Noel pazarında.
O zaman boşuna endişelenmişim.
Bir dahaki sefere haber ver.
-Tamam, anne. -Pekala, aramalar çok pahalı.
-Seni yarın ararım. -Hoşça kal, oğlum.
İyi geceler.
Evin hiç fena değilmiş.
Müzik açalım mı?
Bence harika olur.
Neyin var?
Devam edemiyorum.
Ne yaptın?
Gözlerimi kapattığımda...
...onu tramvayın altına ittiğimi görüyorum.
Bu o mu?
Artık bilmiyorum.
Burada kalamam.
Şimdi duramazsın.
Zamanı değil.
Yarın konuşalım.
Bana adını söyle.
-Gerçek adını. -İsimlerimizi vermeyiz.
Kural bu.
Lütfen. Gerçek bir şeye ihtiyacım var.
-Evine git. -Lütfen.
Adın ne?
Nina.
Orada kimi kaybettin, Nina?
Yatağına git.
Yarın, seni görmeye geleceğim.
Yarın kızımın doğum günü.
Yürür yürümez ağrım artıyor.
Kalçam.
Artık dışarı çıkamıyorum.
Anne...
...ya Beyrut'ta yaşamaya gelseydim?
Sen neden bahsediyorsun?
Sana bakabilirim.
-Burada uzakta hissediyorum. -Böyle söyleme.
Bacaklarım kesilse bile...
...geri gelmeni yasaklardım.
Benim için önemli olan doğru yerde olduğunu bilmek.
Oğlum, burada senin için bir şey yok.
Bir gelecek inşa etmek için Almanya'dasın.
Yeni bir hayat kurmak için.
Kendin için.
Ve benim için.
Maya için. Lina için.
Hamburg'daki o değil.
Hamburg'daki Sami Hanna üç yıldır orada.
Yanılmışız.
Devam etmelisin.
Lütfen.
Belki de yanılıyorumdur, belki de o değildir.
Küçük bir oğlum vardı.
Nael.
Seni sonra ararım.
Bunu genelde yapmayız. Sipariş tarihlerini kontrol etmeliyim.
Evet, numaranız bende var.
Sizi tekrar arayacağım.
Ortadan kayboluyorsun ve hiçbir şey olmamış gibi geri geliyorsun.
Sadece sana bir soru sormak istedim.
Sadece seninle konuşabilirim.
Noel pazarına hiç gitmedim. Benimle gel.
Sorunuz neydi?
Bekaa Kampı'nda bulunan bir Suriyeli tanıyor musunuz?
Anneme ilaç göndermek istiyorum.
Hasta mı?
Kalçası.
Ağrı kesiciye ihtiyacı var.
Suriyeli bir müzisyen tanıyorum.
Yıllarını Beyrut'ta geçirdi.
Sanırım Bekaa'daydı.
Devrim Günü'nde merkeze gidecek.
Onunla tanışmak istersen sen de gel.
-İyi akşamlar. -İyi misin?
-Evet, ya sen? -Evet.
-Alsace balını denedin mi? -Denemedim.
Dört çeşit balım var. Özel olan Noel balı.
Tarçın, anason ve zencefil içeren karışık bir çiçek balı.
Deneyebilirsiniz. Orada çay kaşığı var.
Dene, çok lezzetli.
-Hayır, teşekkürler. -Bu limon balı.
-Hadi. -Hayır.
Hadi, tadına bak.
Çok lezzetli.
Başka bir hayatta tanışmamızı tercih ederdim.
Başka bir hayatta mı?
Her şey farklı olsaydı.
Her şey daha farklı olsaydı ne yapardın?
Şam bodrumlarında yeraltı konserleri izlemeye devam ederdim.
Bunu mu yapardın?
Sen ne yapardın?
Gitar çaldım.
-Gördün mü? -Neyi?
Normal bir adam olabilirsin.
Normal bir adam mı?
Teşekkürler.
Çok çığlık attım.
Daha az çığlık atayım diye beni boğdu.
Başparmağını hâlâ boynumda hissedebiliyorum.
Hâlâ bir iz varmış gibi hissediyorum.
Benden hemen önce kardeşimi serbest bıraktılar.
Hiç durmadan vurdu.
Darbeler aynı taraftan geldi.
Hiç durmadan vurdu.
Darbeler aynı taraftan geldi.
Boğazımı öyle bir sıktı ki...
...eli birden düştü, sanki daha fazla yapamadı.
Neden buradasın?
Duracağından korktum.
Gidebilirsin, ben buradayım.
Eğer oysa, benden şüphelenmez.
Teşekkürler, hoşça kal.
Geliyor, git buradan.
Çok kırılgansın. Evine git.
Pek işe yaramadı.
Oysa ki bittiğinde çok umutlanmıştım.
Yapacak bir şey yok.
Merhaba, boş masa var mı?
Hayır, doluyuz.
Burası boş.
Geç bakalım.
Yemeğini ben getiririm.
-Merhaba. -Merhaba.
-Buyurun. -Teşekkür ederim.
İşte.
Özel mi olsun?
-Bu mu? -Evet.
-Humus yeter. -Humus.
Teşekkürler.
Seni daha önce görmüştüm.
Üniversitede.
Ama Suriyelilerden uzak durmaya çalışıyorum.
Ya da sadece kendininkileri görüyorsun.
Entegre olmalıyız, değil mi?
Daha yeni mi geldin?
Yeni mi geldin?
Birkaç ay önce.
Ya sen?
Fransızca konuşmak ister misin?
Olur mu?
Nasıl isterseniz.
-Ama iyi konuşamıyorum. -İyi konuşuyorsun.
Bundan eminim.
Ne okuyorsunuz?
Edebiyat.
Edebiyat iyidir.
Yeterince okumuyorum.
Okumalıyım, ama zaman ayırmıyorum.
Buyurun.
-Afiyet olsun. -Teşekkürler.
Strasbourg'u sever misin?
Fena değil, evet.
Evet. Fena değil.
Berbat değil mi?
Fransa kötü değil, ama renkten yoksun.
Her şey gri.
Memleketteki gibi değil.
Sen nerelisin?
Halep.
Ama Suriye'den uzun zaman önce ayrıldım.
Beyrut'ta yaşadım.
Profesördüm.
Beyrut'ta mı?
Evet.
Hangi üniversite?
Haigazian.
Bay Tayah'ı tanıyor olmalısın.
Hayır, bir şey çağrıştırmadı.
-Çağrıştırmıyor mu? -Hayır.
Çok eski olmalı.
Sanırım artık orada değil.
Ben Humusluyum.
Adım Hassan.
Saleh.
Evet.
Ne düşünüyorsun, Saleh?
Ne mi?
Ne?
Durum hakkında.
Evde olanlar hakkında.
Bilmiyorum.
Bilmiyor musun?
İnsanlar için üzgünüm.
Kimin suçu bu?
Bashar'ın, değil mi?
Belki de.
Hayal kırıklığına uğradım.
Gençken ona hayrandım.
Ama...
...uyum sağlayamaz.
Yani, şimdi ne yapacak?
Hiçbir çözüm kalmadı.
Ülkeyi düzelteceğini, modernleştireceğini düşünmüştüm...
...ama hiçbir zaman köşeyi dönemedi.
Arap Baharı...
...onun burnunu yere sürttü.
Ekonomiyi unuttu ve...
İyi misin?
-Evet. -Yemek yemiyorsun.
Hayır, yiyorum.
O kadar da aç değilim.
Annenin daha iyi yemek yaptığını mı söylüyorsun?
Benim annem de iyi yemek yapar.
Gösterilere gittin mi?
Birçok öğretmen sokaklara döküldü.
Lübnan'da bile.
Ne saçmalık.
Herkesin enerjisini boşa harcadık.
İşte o zaman ülke her şeyini kaybetti.
Bu yüzden mi gittiniz?
Orada bizim için ne kaldı?
Burada, her şey çok basit.
Kurslara kaydolursan ve gerekenlere sahipsen, bir derece alırsın.
Hem de ne olduğunu bilmene...
...gerek kalmadan. Bu yüzden buradasın.
Fransa'da işler daha basit.
Almanya'da, çok fazla Suriyeli var.
800.000 diyorlar.
Düşünsene.
Ben Almanya üzerinden geldim.
Ama...
...hiç kolay olmadı.
Herkes bizim ülkemizden bahsediyor ölümlerden, sorunlardan...
Tüm zamanını geçmişe takılıp kalarak geçirirsen...
...yeni bir hayata başlayamazsın.
Hayatına devam etmelisin.
Eline ne oldu?
Memlekette hayat zordu.
Bu yüzden ayrıldık, değil mi?
Ne yaptın?
Önemli şeyler yapmak istedim.
Fırsatlar olduğunu hissettim.
İsviçre'de okumaya başladım.
Ve bir iş için geri çağrıldım.
Fırsatlarım vardı.
Ama o gün inancımı kaybettim.
Bu yüzden ayrıldım.
Kendine iyi bak, Saleh.
Saleh, değil mi?
Bu yeni hayatın tadını çıkar.
Suriye...
...bizim için bitti.
Geçmişte kaldı.
Ben hallederim.
-Hayır, lütfen. -Sorun değil.
Görüşürüz.
Sağ eli yaralı.
Güç kullandığında parmakları donuyor, tıpkı kayıtlardaki gibi.
Bekle, nereye gidiyorsun?
Onu tekrar görmek istiyorum.
Hayır, lütfen dur. Dur, Nina.
-Dur. -Eve gidebilirsin.
Gerek yok, tamam. Hayır.
Gitmem lazım.
Şansını kullandın.
Bunu yaparsan hepimizi tehlikeye atarsın Nina.
İfşa olacaksın. Grubu bilgilendirmeliyiz.
Dur, Nina.
Onu gördün, hadi.
Bunu yapabileceğimizi biliyorsun.
Neyi?
Çok kolay olur.
İkimiz yapabiliriz.
Kimse bir şey bilmez.
Kimse bir şey duymaz.
Sadece sen ve ben.
Her şey biter.
Bütün kabus...
...sonra erer.
Peki ya grup?
Hepsi rahatlamış olacak, bunu biliyorsun.
Onun icabına bakarsak listedeki diğer isimlere geçebiliriz.
Kocam Suriyeliydi.
Sednaya'daydı.
Sizin gibi.
Onu konuşturmak için...
...Harfaz, Nael'i çağırdı.
En çok korktuğum şey...
...onun yargılanmaması.
Her şey boşa gitmiş olacak.
Bunu düşün tamam mı?
Yarın parkta buluşuruz.
Sen de ağla.
Bak.
Hepsinin yas tutacak birileri var.
Ben bir yıl Bekaa'daydım.
Annem orada.
O kampta olmak çok zor.
Ama kalmak isteyenleri anlıyorum. Suriye gibi.
Ama hiçbir şey gönderemezsiniz.
-Hiçbir şey mi? -Hiçbir şey.
Sadece ilaç gönderecektim.
İmkansız.
Peki ya Beyrut'a giden birine versem.
Kimse Beyrut'a geri dönmez.
İyi şanslar.
Sevgili oğlum...
...bugün beni bekleme.
Bu benim kararım. Yalnız benim.
Seni bu işe karıştırmamalıydım.
Umarım anlayış gösterirsin.
Başka seçeneğim olmadığını biliyorsun.
Umarım bir gün huzuru bulursun.
Bu şekilde değil.
Ne oldu sana böyle?
Yeteneğimi kaybetmedim.
Kardeşimde el bombası şarapneli vardı.
Aylarca her gün bandajlarını değiştirdim.
Tut şunu lütfen.
Kardeşin nerede?
Öldü.
Allah rahmet eylesin.
Bu işler böyledir.
Savaşmak için geri dönmek istedi.
Cesedini bulduk ve gömdük.
Hayat devam ediyor.
Hepimizin kayıpları var, değil mi?
Biraz dön.
Biliyor musun, çok fazla yara izi gördüm.
Merak etme.
O diğer hayatta, bana gerçek adını söylerdin.
Tamamdır.
Teşekkürler.
Merhaba kuzen.
Vaftiz annemizin seyahate çıktığını söylemek istedim.
Buranın ikliminin onun için çok sert olduğuna karar verdik.
Bize arkadaşınızın sakatlığından bahsetti.
İlgimizi çekti.
Biraz araştırma yaptık.
Gerçek Hassan Al Rammah İsveç'te yaşıyor.
Arkadaşınızın yüzünün fotoğrafını çekmelisiniz.
Eski tanıdıklarından bazılarıyla temasa geçtik.
Eğer oysa, maceralarını konuşmaya hazırlar.
Artık sizi tanıdığına göre, daha da dikkatli olmanız gerekecek.
Eğer biraz bile şüphelenirse, tekrar ortadan kaybolabilir.
Saleh!
-Merhaba, nasılsın? -İyiyim, sen?
Geçerken gördüm seni. Kaybolmuş gibiydin.
-Hayır, ben iyiyim. -Çok mu çalışıyorsun?
Yorgunum, evet. Ondan olmalı.
Mola vermelisin.
Mola vermek ister misin?
Kısa bir mola.
-Bu çok önemli. -Biliyorum.
Sana göstermem gereken bir şey var.
Hadi.
Aşağıya.
Hadi.
Fena değil, ha?
Profesörlerden biri bana burayı gösterdi.
Şuna bak.
Gerçek ghraybe. El yapımı.
Onları almak için Almanya'ya gittim.
Güzel, değil mi?
Çay ister misin?
Evet, teşekkürler.
Demek sensin.
Hayal ettiğim gibi değilsin.
-Beyrut'a gitmek ister misin? -Evet.
Diğerleri senin seçme hakkın olduğunu düşünüyor.
Dürüst olacağım.
Ben buna karşıydım.
Kendini zaten çok fazla açığa vurdun.
Gitmek zorundayım.
Sana bir Türk pasaportu alacağız.
Ama Beyrut tehlikeli.
Bashar'ın adamları her yerde.
Biliyorum.
Sednaya hapishanesinde çalışan bir rejim firarisi bulduk.
Harfaz'ı teşhis edebilir.
Tanıklık etmeye hazır.
Ama bunu şahsen yapmak istiyor.
Ve iz bırakmadan.
Ona resmi göster ve git.
Beyrut
Devam et.
Nereye gidiyorsun, gel!
Nerelisin?
İstanbul.
Bu Harfaz.
Beni tanımadın mı?
-Bak, ben sadece... -Zahmet etme.
-Suriyeli mi? -Evet.
Bekaa Kampı. Doğu Lübnan.
Ne yapıyorsun?
Dışarı gel.
Gel hadi.
Komşulara git.
-Merhaba. -Merhaba.
Az önce bir kadın çıktı. Kalçasında problem olan.
-Hatırladım. -Evet.
-Orada. -Evet biliyorum.
-O benim annem. -Tamam.
-Sizden bir iyilik istiyorum. -Tabii.
-Ona ağrı kesiciler getirdim. -Tamam.
-Ona verebilir misin? -Tabii.
Tamam.
-Bu kadar mı? -Evet.
-Burada olduğumu bilmemeli. -Tamam.
-Parasının ödendiğini söyleyin. -Tamam.
-Çok teşekkür ederim. -Rica ederim.
Ne yangın, ne de gözyaşı bu yasımı hafifletir
Ama sonsuza dek senin anınla yaşayacağım.
Ve benimle yaşamaya devam edeceksin.
Her birimiz sırayla oy vereceğiz.
Yargılanmasından yanaysanız güneş...
...adaleti kendi ellerimize almamızı istiyorsanız ay deyin.
Ay.
Güneş.
Güneş.
Ay.
Güneş.
Strasbourg, oyunuz nedir?
-Güneş. -Hadi bakalım.
Duruşma başladı.
Şimdi tüm belgeleri gazeteciye ulaştırmalıyız.
Ona tamamen güveniyoruz.
Dosyayı Fransız yetkililere iletecek olan kişi o.
Bize gelince, İspanya'ya gideceğiz.
Listemizde yeni bir hedefimiz var.
Bashar'ın kuzenlerine yakın bir istihbarat albayı.
Geçen ay İstanbul'dan ayrılırken görülmüş.
Şehirleri nasıl paylaştırdığımızı sana bildireceğim.
Hiç bir grubun parçası olmadın.
Harfaz'ı hiç duymadın.
Siz de bu yıl ne Beyrut'a ne de Almanya'ya gitmediniz.
Fransa'ya Eylül ayında iş bulmak için geldiniz.
Le Monde gazetesinin genel merkezi.
Suriye'de olanları kendinize saklamalısınız.
Orada hapishane yoktu, işkence de yoktu.
Derslerinize hazırlanmak ve Fransızca öğrenmek için...
...Strasbourg Üniversitesi kütüphanesine gittiniz.
-Bu o mu? -Kaynak fotoğraf, evet.
Sen de diğerleri gibi bir sürgünsün.
Özel bir geçmişin yok.
Ve işte Almanya'da geçirdiği zamanın kanıtı.
Kullandığı çeşitli isimler.
İyi iş!
Ayrıca onu teşhis eden firarinin ifadesi de var.
Vay canına!
Seni başka bir kimlikle tanıyanları artık görmeyeceksin.
Kendine hiçbir zaman Amir...
...Nizar, Bay Fouad...
...Bassem Kasir, Nordine...
...Rahim, Saleh demedin.
Senin adın sadece Hamid.
Gruptan ayrılmayı seçtin, sana iyi şanslar.
Bir daha bizimle iletişime geçmeyeceksin.
Elveda.
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.