Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Her gidişinde bir dönüşü vardır.
Bazen eksilerek, bazen de çoğalarak.
Benimki de böyle bir dönüş.
Büyük umutlarla gittiğim Amerika'dan, kucağımda on aylık bebeğimle beraber
dönüyorum.
Ne cebimde taksiye yetecek kadar param, ne de aklımda babama söyleyebileceğim
destekli bir yalan var.
Karşısına geçip, ben artık büyüdüm, bu benim hayatım diye bağırırken, Sonumun
böyle olacağını hiç düşünmemiştim.
Keşke çıktığım o kapıyı babamın yüzüne böylesine sert çarpmasaydım.
Bir gün o kapıya dönmek zorunda kalabileceğimi düşünseydim.
Aşk işte.
İnsanın aklını başınınla alıveriyor.
Kızın diyor ki...
Pardon.
Sonucuna razıyım diye heyecanla adımladığım yolun... ...bir çıkmaz
bulacağını tahmin edemezdim.
Her şeye, herkese rağmen direndim.
Ama olmadı.
Artık pes ettim.
Yenildim.
Şimdi o karanlık çıkmaz da tek başımayım.
Kimsesizim.
Çaresizim.
Oysa her şey çok güzel başlamıştı.
İlk yerim oldu Ertan.
İlk gülüşü o.
İlk bakışım.
İlk dokunuşum ve ilk tekmeyim.
İşte bu benim arkamdan yediğim ilk tekmeydi.
İlk olmasından daha önemli olan şey de bana onu getirmiş olmasıydı.
Daha önce kimsenin gözlerinde kaybolmamış, kimsenin ellerinde var
Öylesine bir varoluş da değildi benimkisi.
Ertan 'la birlikte kendimi keşfetmiş, kalbimin yerini öğrenmiştim.
O ilk buluşma yok mu?
Başımı döndüren, dizlerimi titreten, kalbimi göğüs kafesinden çıkacakmış gibi
çarptıran o ilk zarif öpücük.
Aşktan gözlerim kör olmuştu.
İkinci tekmenin gelişini bu yüzden göremedim.
Babam. Ama olsun.
Babamdan kaçması beni sevmediği anlamına gelmezdi ki.
Ben onu seviyordum.
O da beni.
Hem beni sevmese Amerika'da okurken yanında olmamı ister miydin?
Amerika'da yaşamak.
Rüyamda görsem inanmazdım.
Artık kimse umurumda değildi.
Koskoca dünyada bir tek ikimiz vardık sanki.
Özgürdük.
Mutluyduk. Aşıklık.
Kimse geç kaldım diye aramıyor.
Sokakta sevgilimle gezerken birilerine görüncem korkusu yaşamıyor.
Aşkım ayaklarımı yerden kesmişti bir kere.
Başım dönüyor. İçimdeki kıpırtı dur durak bilmiyordu.
Adeta bulutlara doğru hızla yükseliyordum.
Yere çakılışım da bulutlara yükselişim kadar hızlı oldu.
Hamileydim.
Özür dilerim. Ben şu anda seninle evlenemem.
Bu bebeği kabul edemem.
Nasıl ya?
Ya ben anne olmak için kendimi hazır hissediyorum ama sen bu evlilik için
kendini hazır hissetmiyorsun öyle mi?
Sanki bilmiyorsun 3 aylık hamile olduğumu.
Aldıralım.
Tabii
ki aldıramadım.
Beynim! Beynim!
Beynim!
Belki de bu bebek onu değiştirecek.
Her şey yeniden başlamamıza sebep olacaktı.
Bu bebekle beraber umutlar yeniden yeşilecek.
Sevdiğim adam yine ilk günkü aşkla bana gelecekti.
Gelir diye bekledim.
Bekledim.
Bekledim.
Ama o gelmedi.
İşte bu bana attığı en son ve en sert tekme olmuştu.
Kucağımda yeni doğmuş bebeğimle bir başıma kalmıştım.
Ama pes etmedim.
Bu ülkede benim gibi bir sürü genç anne kendi ayakları üzerinde durabiliyordu.
Ben niye duramayacaktım?
Pek tabii servis yapabilir, kahve doldurup sipariş alabilirdim.
İşte şimdi tam zamanıydı.
Yılmadığımı, Yıkılmadığımı kanıtlamanın tam zamanı.
Ama yapamadım.
Bir yılı yakın bir süre kendime bile itiraf edemesem de yenilmiştim.
İşte bu da benim hikayem.
Gerçi pek bir başarı hikayesi sayılmaz.
Tek istediğim kendi kararlarımı almak, özgür olmak.
Zengin ve köklü bir ailenin biricik oğlu, tek erkek varisiyim.
O yüzden hayatımdaki her adım en ince ayrıntısına kadar planlanmıştı.
Daha altı yaşındayken evleneceğim kız bile belliydi.
İrem.
İkimiz evlenecek.
Ailelerimize bu büyük ortaklığın meyvelerini sunacaktık.
Para, güç ve güzel bir kadın.
Birçok erkeğin sahip olmak isteyeceği her şey vardı bu hikayede.
Peki ya özgürlük?
Ne yazık ki hiçbir zaman ailemin planları benim planlarımla aynı olmadı.
Karşı çıkacak gücü bulana kadar kaçtım.
Vakit kazanabilmek için önce yatılı okulu sonra da Amerika'da okuma isteğimi
kullandım.
Yani anlayacağınız ailemden ve nişanlımdan uzak kalmak için her şeyi
Çekikliğim özgür olmak.
Hesapsız, kitapsız, kuralsız yaşamak.
Ve özgürce aşık olmak.
Gerçek aşkı bulursam aileme karşı koyacak bir sebebim olacak.
Bu yüzden yıllar boyunca umutla aşkı beklemiş ve onu okyanusun ta ötesinde
bulmuştum.
Summer.
Onunla iken kışlar yaz oluyor, zaman su gibi akıyordu.
Gözlerimdeki gözlerini,
avcumdaki elini, tenimdeki nefesini kaybetmek istemiyordum.
Onunla evlenmeli, onsuz kalma ihtimalini aklımdan da kalbimden de bilmeliydim.
Yanılmış olamazdım.
Tamam, daha önce hiç kimseye evlenme teklif edecek kadar ileriye gitmemiştim.
Ama bana bunu yaptıran duygu aşk değilse, neydi?
Çaresizim.
Aşk neydi?
Neredeydi? Kiminleydi?
Tamam tamam yok bir şey yok bir şey.
Eski dön.
Eski dön.
Eski dön.
Eski dön. Ya la ilahe illallah. Biz sakin olur musunuz? Bakın söyledi
dedi. Düşüyoruz. Düşüyoruz.
Oha.
Ne oluyoruz be?
Ne biçim sarılmışsın be?
Hayvan.
Hanımefendi ne diyorsunuz? Kucağıma gelip oturan sizsiniz. Ben mi hayvanım?
Ben bilerek isteyerek mi kucağınıza oturdum sizin?
Uçak sallandı düştüm ben oraya.
Türbülans o.
Türbülans olduğunu ben de biliyorum.
Zeki. Biz nasıl zekiler var zaten sadece değil mi? Allah Allah.
Hanımefendi hemen şöyle oturur musunuz? Bir daha oraya oturamam. Benim yerim
orası değil benim yerim şu arka taraf.
Anlaşılan ekonomik rahatsız yolcuları da sizden illallah etmiş.
Ama ben çocukları severim.
Buyurun çekinmeyin. Bizim için hiçbir sakıncası yok.
Madem sizin için bir sakıncası yok.
Pardon.
Fantanızı getireyim ben size. Teşekkür ederim.
Küçük bey için.
Teşekkürler.
Hadi.
Başın olacak mısın?
Hayatta kalmamızın şerefine.
Yok yok.
Merak etme.
Şey sen.
Uyuyunca düşmesin diye aldım ben de.
Çok sağ ol ya.
Normalde hiç olmazdı böyle bir şey ama... ...ya içim geçmiş.
Uçaktan herhalde. Kusura bakma.
Önemli değil. Bizim keyfimiz gayet yerinde. Beraber içiyoruz.
Hatta ikimiz de pek seviyoruz.
Karıştırmayı çok sevmiyoruz.
Çantamı karıştırmışsın ama.
Yani gider onu bulduğuna göre.
Ha yok o konuda Hosset Hanım yardımcı oldu şimdi acıkmıştı.
Gerçi pek sevmedi bunu ama.
Çünkü... ...sevmez çünkü maalesef annesinden hala vazgeçemedi.
Gel bakalım.
Ben Fatih bu arada.
Zamanlamanın çok kötü Fatih.
Hadi özür dilerim. Kusura bakma böyle üst üste geldi ama.
Sen kusura bakma ben.
Baya kucağına düştüm.
Hayvan falan dedim sana.
Özür dilerim.
Bu arada.
Ben de.
Zeynep.
Memnun oldum.
Çok tatlı bir çocuk.
Böyle usluca oturdu kucağımda. Sana hiç benzemiyor.
Şey kucak kısmı olarak değil yani.
Sima olarak hiç benzemiyor. Belli ki babasına.
Yemek yemede neyse yok abi.
Oyun oynuyorsun benimle.
Amerika'da mı yaşıyorsun?
Bir süre yaşadım. Okudum, gezdim.
Şimdi de dönüyorum.
Sen?
Ben iki yıl New York'ta yaşadım.
Şimdi de ailemin yanına gidiyorum.
Yani babayı evde bıraktınız. Gezmelere mi gidiyorsunuz?
Hiçbir şey söylemedim umarım.
Ya.
Bekar bir anneyim ben.
Ha tamam.
Tamam.
Yani.
Yanlış anlama. Öyle deyince ben.
Şey yaptım bu.
Pembesinden doğurdum yani.
Pembe bankası.
Bankadan.
Yani pembe bankasından.
Banka.
Cesursun.
Ailen de seninle gurur duyuyordur tabii.
Peki öyle denmez.
Bilmiyorlar mı?
Bilmiyorlar.
Ve ben nasıl söyleyeceğim onu hiç bilmiyorum.
Bu zormuş.
Evet zor.
Aslında tek ihtiyacım olan şey...
Zaman. Birazcık zaman.
Zaman derken?
Neyse ya. Bizlerin bayağı kafamız bitirdi.
Yok yok.
Bayağı boğulduk.
Teşekkür ederim.
Zeynep. Zeynep.
Bu bende kalsın.
Hayatımı kurtardın.
Altı ay.
Altı ay yeter mi?
Yani uçakta biraz daha zamanım olmasını isterdim dedin ya.
Hani bu durumu çocuk durumunu açıklayabilmek için. Onu diyorum.
Ne yapacaksın zamanımı durduracaksın?
Yok yani benim de seninkine benzer bir durumum var.
Yani benim de zamana ihtiyacım var. Hani belki ne bileyim birbirimize yardımcı
oluruz diye düşündüm. Ben anlamadım. Yani nasıl bir yardımdan bahsediyorsun?
İşte şey karım olur musun?
Yavaş!
Sen uçakta çok mu içsin ya? Biznesle beleş etkiyi bulunca. Yok yok yanlış
anladın sen. Yani benim bir an önce biriyle evlenmem gerekiyor. Git evlen
sürü televizyon programı var. Evlendiriyorlar milleti.
Yok öyle de değil. Yani ailem beni biriyle zorla evlendirmek istiyor.
Kerttiler beni. Yani bu evliliği ertelemem için benim bir bahane bulmam
Senin de zamana ihtiyacın var. Hani biz ikimiz bir eş olarak görünürsek kesin
ertelenir diye düşünüyorum.
Sonra ne olacak?
Sonra düşünürüz.
Hem bak ben varlıklı bir aileden geliyorum. Yani istersen para da
sana.
Sen beni ne zannettin ya? Ben hayat kadını mıyım? Gerizekalı parası varmış.
Ya. Ağzımdan gel. Kusura bakma. Kusura bakma. Özür dilerim. Öyle demek
istemedim. Ya esneklik yapmaktan vazgeç. Ya da özür dileme. Çünkü ikisi bir
arada hiç inandırılır durmuyor.
Ağırlaştı bu.
Zeynep bak. Ben yıllardır kaçıyorum.
Yani Amerika 'ya gittim. Sırf istediğim, tercih ettiğim hayatı yaşamak için.
Ama artık kaçacak yerim de kalmadı.
Sen bu durumunu anlatınca ne bileyim belki
mantıklı bir teklif olabilir diye düşünmüştüm.
Ne diyorsun?
Sen şey misin?
Ne?
Şey.
Yok. Yok öyle değil.
Tercih ettiğim hayat falan deyince öyle sandım.
Hayır yok yani şey... ...ben o anlamda dememiştim. Öyle değil yani.
Peki. Nasıl?
Ama bir şartım var.
Tamam.
Sen nasıl beni ailene... ...karın olarak göstereceksen... ...ben de seni
aileme... ...çocuğumun babası olarak göstereceğim. Okey? Okey. Sen yeter ki
de. Tamam.
Ne olur bak çok pahalı.
Baba.
Önce hangimizin evine gidelim?
Önce sana gidelim.
Gel babacığım.
Şunu bana ver çünkü çok ağır.
Abla!
Zeynep abla, buradayım!
O kim lan?
Hani tek gelecekti?
Pardon, hesap alabilir miyim?
Hah, köpör burada.
Kızlar mı?
Bir köpürün mü var?
Yani, babamın.
Hoş geldin Fatih. Çabuk. Mustafa, kapıyı aç.
Bilebilirim.
Ne? Yuh! Allah 'ım!
Ne?
Her ne?
Ne diyeceksin böyle adama ya?
Şöyle yapalım o zaman.
Sen burada bekle. Ben bir önden gideyim.
Hepsine durumu falan açıklayayım.
Bir seni bileyim. Sonra sen gelirsin.
Tamam mı?
Tamam tamam. Olacağız.
İşte ne güzel.
Vay be.
Karşılıklara bak.
Evinle hoş geldin oğlum.
Fatih 'ciğim.
Hoş geldin canım.
Hoş geldin.
Ah canım yakışıklı oğlum benim. Vallahi bakmalara doyamıyorum.
Biraz da ben bakabilir miyim?
Hoş geldin Fatih.
Dönme çok mutluyum. Artık hep beraber olacaktım ama.
Hiç ki beraber olacaksınız.
Aa Fatih 'ciğim. Bak.
Kayınvalidenle kayınpederim de seni karşılamaya gelmişler. Sağ olsunlar.
Zahmet etmişsiniz. Döndüğüne sevindik evlat ya.
Böyle kaçtığından şüphelenmeye başlamıştık.
Hoş geldin Fatih 'ciğim. Sen tarıdan mıydın kusura bakma. O sabah yediği
olmuş. Ne yani?
Ben bir an önce evlenmelerini istiyorum o kadar.
Kaç yaşına geldi ikisi de artık?
Biz de çok istiyoruz Salat Bey.
İnşallah bu yazı evlendireceğiz değil mi Fatih?
Baban nerede?
Fatih. Pardon bölüyorum ama... ...benim Adile çocuğun altında ihtiyacım lazım.
Çünkü artık kendi kokusundan zehirim.
Herkese de merhaba. Ben şöyle şurada... Hah, şurada değiştiririm.
Teşekkürler. Gel bakalım aşkım. Gel benim yakışıklı oğlum.
Gel benim güzel oğlum.
Anneciğim, kakalar mı yoksa sen... Tamam, ay tamam.
Böyle yatırınca hemen ağlıyor. Bunun bir çaresi var. Şurada bekle, bekleme
bayılıyor. Ben o reklamı açıyorum.
Hemen susuyor sonra.
Şöyle... Ha size süper. Şöyle o çok sever.
Aslında normalde sık yapmaz bu kadar ama... ...yani tabii uçakta Fatih ona
bir suç verince... ...medesi bozuldu oğlum.
Ben size bu yakaladığım için ona kaldı. Evet bakalım.
Ama dostum bu kadar ama... ...aşkım... ...bakalım neler yapacaksın. Ooo!
Oldum. Ay ne böyle şeyler yapıyorsun.
Şunu alalım.
Şunu bir tutar mısın?
Gel bakalım.
Patrik,
dur.
Dur bakalım.
Bu bebeğin annesi.
Peki bu bebeğin babası kim?
Baba.
Efendim oğlum.
Kıra şu tabakları sofraya. Haydi benim güzel kızım.
Bana ne?
Ne oldu kere salladın o muzurları?
Bak anne şimdi anlaşalım.
Zeynep gelince benim odamı ona vermeye. Kalkarsanız evi başınıza yakarım.
Şu konuşuklara bak hele.
Dağdan gelmiş pardakini kovayım. Küçük hanım bak bakayım bana.
O da Zeynep 'in kenele geçirdin unutma. Şimdi kızı odasına mı sokmayacaksın?
O da gitmeseydi. O gitti. O da benim oldu.
Bak bak bak. Kalk hadi kalk. Sonra konuşuruz ha bunları.
Sofrayı hazır edelim dayın dellenmeden.
Söz ver.
Oy bir de benden pazarlık yapayım. Kalk bakalım küçük hanım. Kalk.
Kalk. Haydi götür şu tabakları.
Konuşuklara bak hele. Cimcime.
Ne haber gittik?
Hiç başına hiç alanda değilim.
Sen ha bunca vakit telefonunu da açmıyorsun.
Of ana dayım bitti sen mi başladın? Ne bu sorgusu var?
E merak ettik oğlum.
Bana bak.
Zeynep ablan geliyordu bugün. Bu vakit oldu ortada yok. Sen günümü yanlış
anladın hacı. Yok ana yanlış anlaşılma falan yok. Geldiler merak etme sen.
Geldiler.
Yoksa ona mı geldi?
He ona geldi.
Yanına da bebek.
Bana bak beni hiç ilgilendirmiyor tamam mı?
Yemek ne var?
Sıkkımın peki var yersen.
Ben abime ne diyorum onu düşün.
Senin bu rezaletten haberin var mı Fehmi?
En az senin kadar ben de şaşırdım.
Ama bir biçimde halletmemiz lazım.
Niye halledeceksin Fehmi?
Çare bulunacak bir durum mu var ortada?
Sizi yükseltme.
Olan olmuş artık.
O kız bizim gelinimiz.
Ne gelini Fehmi?
Ölsem dahi o kıza gelinim demem.
Sen ne haklı bize sormadan böyle bir şey yaparsın?
Yok. Ben seni hazmedemeyeceğim.
Ne şiddetlik.
Ne skandal.
Kukaddes.
Çocuklar yoldan geldi.
Dinlensinler. Daha sonra konuşacağız bu mevzuyu.
Merhaba. Ben Zeynep.
Babaanne, vallahi söyleyecektim.
Duydun mu sen?
Ne kadar burada olmaktan rahatsızım.
Sakın ileride anneni böyle basit kadın falan sanma. Tamam mı?
Sadece çok çaresizim.
Yalnız kızı gördün mü?
Taş gibi kız.
Niye? Evlenmez gibi adam.
Yoktu bu şey mi?
Hayır dedi ama.
Belli olmaz yani.
Olur.
Tamam, bize ne canım?
Biz kendi derdimize bakalım.
Hem bak, para da tetkif etti.
Ben kabul etmedim.
Etmem dedim acaba.
Neyse, sen hikayenin bu kısmını unutursun, tamam mı? Büyükşehir'de aşık
Tamam mı anneciğim?
Hop aslan arkadaşım benim. Hayatımı mı kurtardın sen benim?
Şimdi yeni uyandı ya. Huyuz tuzlandı. Bir de öyle yaparsan üstü kusar.
Aklını bulur.
Gel anneciğim tamam.
Gel gel.
Bak hemen sustu.
Anne kucağı tabii.
Ya bu arada anne demişken... ...benimki de... ...pek hoş olmayan tavırlar
sergiledi. Umarım alınmamışsındır.
Yok canım bana ne. Girer tıkansana.
Bana. Ya kadın da haklı tabi.
Gelini ben değilim ki alınayım.
İyi. Harika.
Var ya bak sana söz veriyorum. Ben de aynısını yapacağım. Annenin babanın
yanında ne derlerse desinler. Senin gibi sakinliğimi koruyacağım.
Hiçbir şeye alınmayacağım. Ağzımı dahi açmayacağım. Sana söz veriyorum.
Önemli olan senin alınman değil.
Dua et ki o alınmasın.
Yoksa kimse seni onun elinden alamaz.
Kim babam mı?
Niye ki?
Senin baban kim ki?
Şevket Reis.
Namı diğer derin Şevket.
Reis iyidir, hoştur ama damarına basmayacaksın.
Hiç unutmam. Sene 1991.
Aylardan Eylül, günlerden Cuma.
Zeynep daha ufak.
On yaşlarında ya var ya yok.
Mahallede de minibüslü Saltuk var.
İşte o acı olayın olduğu gün... ...Saltuk, minibüsüyle mahalleye
girdi.
O sırada çocuklar mahallede... ...hiçbir şeyden habersiz top oynuyorlar.
Top minibüsünün üzerine doğru fırlayınca... Ne yapıyorsun?
Bizim Zeynep de fırladı.
O zaman olanlar oldu.
Öldü mü?
Yok.
Ayak kırıldı.
Ölse daha iyiydi. Vah yavrucak. Sakat mı kaldı? Ne yavrucağı be?
Koskocaman adam biz bu.
Abi reyte kıza çarpmadın mı nüfus?
Ah be çocuk.
Dikkat etsene.
Başı böler mi tutacaksın?
Bu Saltuk gelinen şahsın... ...bilmediği bir şey var.
Başı... Zaten beladaydı.
Bir şeyin yok değil mi? İyi misin?
Allah Allah.
Nerede bunun annesi ya?
Anası yoktu ama... ...bir babası vardı.
Şevket.
Adam bir özür dilese... ...kolu kırılmayacaktı. Abi şimdi bacağı
O bir sahne önceydi.
Aslında biz o gün ona bir zeytin dalı uzatmaya gitmiştik.
Lan şerefsiz.
Adi. Hangi yüze geliyorsun sen buraya?
Bacağıma bak, başıma bak. Hangi hale soktun sen beni?
Bir de utanmadan zeytin dalı getiriyorsun. Seni var ya.
İşte o kol da o gün kırıldı.
Abi.
Abi.
Abi. Abi.
O gün kırılan kol değildi.
Kaburgalarıyla bel temiyedim. Yanlışın var kardeşim.
Onlar o gün kırılmadı.
Yok artık.
Var artık.
Bu eceline susamış.
Neredeyse çocuk katil olacak olan bu adam... ...yeyse haber salmış. Kol
olayından sonra.
Seni mahkemeye vereceğim demiş.
Ve işte bunu duyunca... ...hastaneye onu tabuca etmeye gitmiş.
Böyle yalakalık yaparak kendini bu işten sıçrayacaksın. Ne diyorsan
yanılıyorsun. Seni sürüm sürüm sürdüreceğim.
Bu arada nereye gidiyoruz?
Derine.
En derine.
En derine?
Tamur yetmiş.
Abi en iyi saf ya. Burası hiç merhamet kalmamış. Adam suçlu bile değil. Hem
çarpmamış ki.
Çarpabilirdin. Ya söz konusu Zeynep ise mevzu derindir kardeşim.
Boşuna derin şevket demiyorlar adama.
Ne yapıyorsunuz burada böyle?
Reis komşu tayfalar Zeynep ile minibüs olayını merak ediyorlardı da.
Tam reis de onu anlatıyordu da.
Ulan ben size burada kimse bir daha bu ismi ağzına almayacak demedim mi?
Bayağı benim New York'taki ev kadar buradadır.
Bir tane klozet var.
Tuvalette tavlo var.
Ya ne bunlar helvaziydi?
Sabunlu sohbet yatırmış.
Çok güzel kokuyor.
Kaç tane de tavuğum var burada ya.
Bayağı alkol mü?
Durum mu?
Ne yapıyorsun ya?
Babana benim çocuğum mu dedin?
Olaylar öyle gelişti evet. Ne demek olaylar öyle? Biz seninle böyle mi
Ya zaten siz ikileri de çocuğun babasının ben olduğunu söylemeyecek
var bunda? O başka ne başka?
Ben babana senden ayrıldığım değil seni başına atabilirim. Ben de aynı şekilde
beni. Ama şimdi böyle söylersen bana ne yapacaklar?
Bırakacaklar mı beni ben gitmek istediğinde?
Tamam haklısın. Haklıyım tabii.
Ya senin...
Onda kocama baba baba deyip atlıyor. Ne yapsaydım? Ne yapayım yani?
Söyle. Yok.
Benim çocuğum değil mi? Çocukla bir kadınla evlendim. O benim çocuğum değil
Söyle. Biraz zaman ver bana ne olur.
Bir saçkın daha. Zaten bu durumu zor kabullendiler.
İdare et işte.
Abi. Mevki.
Neredesin ya?
Bizi çağırıyorlar.
O yenge ben miyim?
Yenge değil.
Çocuk içimizden. Tamam mı?
Şimdilik öyle olsun.
Ama bak en yakın zamanda söyleyeceksin.
Tamam. Bak en yakın zamanda. Tamam hiç merak etme.
Söz mü?
Söz veriyorum. Söz.
Nerede bunlar ya?
Çok rahatladım.
Bir şey yapıyorduk.
Ne? Bir şey yani.
Böldüysen gideyim.
Evlat dersin. Beraber.
Vallahi onu bunu bilmem.
Babaannemi masada bekletmeyin. Karı koca ne haliniz varsa görün ondan sonra.
Bütün akşam unutuk atma. Hadi masaya.
Ağabeyimle nasıl tanıştınız?
Sokakta.
İş yerinin sokağında. Evet.
Çıktı böyle bir çarpıştı.
Değil mi benim de kitaplar falan böyle havaya.
Sonra böyle yere düştü onları toplarken. Aa pardon dedi. Aa Türk müsün? Ne Türk
'üm dedim. Ben ne Türk 'üm? O kaldırma bir oturduk. Biz bir sohbet bir muhabbet
zannediyoruz. Kırk yıllık arkadaşız.
Öyle olmuş.
Ne hoş.
Ya, çok hoş.
Amerikansızlı, film gibi.
Önce bir takvirlere servis yap.
Aşk olsun valide hanım, o nasıl söz böyle?
Fatih misafir mi?
Yabancı gibi konuşuyorsun.
Ben bir yakınlık göremiyorum.
Yapma babaanne.
Evladım.
Evlenirken yabancıyız.
Karınla çocuğunu ilk kez görüyoruz.
Ne yapalım?
Misafirimiz deyip başımıza tac ettik biz de.
Ya bak şimdi.
Tamam yani haber vermem gerekiyordu.
Kusura bakmayın gerçekten.
Ama böyle hızlıca gelişti yani. Bir anda oldu.
Aceleye geldiği belli.
Mukaddes.
Havada misiniz?
...kamu vaktine kadar neredesin sen orada?
Dayıldıysan ederim.
Dayın, dayın, dayın, dayın. Duyarsa duysun be.
Sıkkım içesin şeye fışkıyını ne olur. İç gibi içsin sen.
Sesler oldu diyeceğim bacımıza.
Bana bak benim falan dinlemem. Alırım ha bu telleri elime. Seni bir temiz
döverim oradan.
Ya ben eşek kalabalığına mı oldum ya? Size ne hesap vereceğim ben?
Dayınmayan lan, sanmayan lan yeter ya.
Zeynep bizi karşı etmekte ne kadar haklıymış.
Ya diyorum anne diyorum.
Duysun anne duysun. Bütün mahalle duysun. Bilsin Zeynep bizi onun yüzünden
etti.
Yadigar.
Götür yatır şunu.
Gece gece örüyüp canımı sıkmasın.
Bak çocuğumuz burada işte.
Anneciğim. Hadi biz devralalım onu. Teşekkür ederiz. Teşekkürler sağ ol.
Aşkım.
Oğlum.
Biz nerede kalacağız?
Burada.
Nasıl burada?
Burada burada.
Aynı odada mı kalacağız?
Hı hı.
Ya sen beni ne zannediyorsun?
Sen hafta mısın, sapık mısın ben nereden bileyim? Seninle aynı oda falan kalmam
mümkün değil.
Yani tanıştıktan üç saat sonra... Sekiz saat.
Tanıştıktan sekiz saat sonra teklifimi kabul ediyorsun, evime geliyorsun,
karınmış gibi rol yapıyorsun.
Şimdi ben sapık mı oluyorum yani?
O başka bir konu.
Bizim anlaşmamızda böyle bir şey yoktu.
Yo, vardı.
Ben sana karım olur musun dedim. Sen kabul ettin.
Ve oyunumuz başladı.
Yani benim bildiğim karı kocalar aynı evin içinde, aynı odanın içinde hatta
yatağın içinde dururlar.
Ama sen kendin söylüyorsun.
Oyun diyorsun.
Evet ama bu sadece ikimizin bildiği bir oyun. Ya başkaları bilmiyor. Şimdilik.
Tamam tamam panik yapma. Sen çocuğunla orada yatacaksın. Ben de burada
Sen sığacak mısın o kanepeye?
İstersen orada yatalım beraber.
Tabii ki de yatmayacağız.
Anneciğim sen... Sen yanıyorsun.
Oğlum.
Ne oldu?
Yanıyor çok ateşi var.
Nerede bu derece ya?
Evet yanıyor.
Dereceyi bulursam ateşini ölçebilirim. Derece çantamda değil büyütemeyen
bavulda. Tamam tamam sakin ol gerek yok. Hastaneye gideceğiz. Tamam hastane mi?
Bir dereceyi bulsaydık ya.
Asiye, arabayı hazırlasınlar. Acil hastaneye gideceğiz. Bavulumu da sorar
Bavulum nerede?
Tamam, tamam. Burası. Acaba ön gözlerde mi? Ben mi göremedim ya? Tamam. Ne oldu?
Ne hastanesi ya? Ya top ateşli vardır. Sizin evde derece var mı? Neler oluyor
burada? Nedir bu kürosu?
Yanıyor babaanne.
Ver bakayım şunu bana.
Öldüreceksiniz çocuğu. Hiç bu kadar kat kat giydirilir mi? Ama üşüyor. Ateşi var
onun.
Üşümez.
Tamam tamam.
Ne yapıyorsunuz?
Ateşi var üstüne. Hayır hemen üşüme.
Ne demek üşüme? Ateşi var üstüne.
Ne demek çıkarıyor? Görüyorum çıkardığını herhalde. Ateşi düşsün diye
Kopsun kopsun.
Üşüme ne oldu?
Hastaneye götürmemiz lazım. O zamana kadar.
Ne o zaman? Ne demek o zaman?
Kendi kapıyı.
Kendi kapıyı. Kendi kapıyı.
Aç kapıyı.
Zeynep tamam.
Sus.
Yıkıyor muyuz bunu?
Zeynep tamam.
Aç kapıyı.
Bir saniye aç kapıyı.
Oğlum. Kapıyı aç.
Ne bu abiler ya?
Kızı çocuğu öldürdük içeride.
Yazsın bunlar kapıyı.
Aç kapıyı.
Aç kapıyı.
Bıraksın dibini. Aç kapıyı.
Şimdilik ateşe düştü. Al çocuğu.
Derhal Asım Bey haber verir. Dersin.
Asım Bey kim?
Asım Bey kim?
Yeni aile doktorumuz.
Tamam ben ararım.
Niyazi Bey vardı ona ne oldu?
Rahmetli oldu.
Hadi başınız sağ olsun.
Ya anneciğim biz hastaneye gidecektik. Aile doktoru nereden çıktı şimdi ya?
doktoru? Ya başlayalım aile doktorunuza da.
Gel anneciğim gel.
Tamam tamam oğlum tamam.
Tamam gel.
Üstünü giydireyim de çocuğa.
Tamam tamam anneciğim tamam.
Ateşi düşmüş.
Merak etmeyin. Sabaha kadar hiçbir şeyciği kalmaz.
Teşekkürler.
O derece bende kalabilir miyim? Tabii memnuniyetle. Teşekkür ederim.
Teşekkürler Asım Bey.
Estağfurullah. Hadi gelelim. Memnuniyetle gelelim.
Hoşçakalın.
Yolculuğum çok sarktı.
Daha sesli gülüyor.
Üçümüz beraber sabaha kadar gülelim.
Babaannem senden çocuğu alınca senin paralanman aklıma geldi. Kolu kopacak
çocuğum, rızadır olacak, bir de suya uğurluyor. Ama ben böyle bir şey
Dedin, nasıl demedin?
Babaannem de gayet ciddi işinde.
Verin, alın, aç.
Sen bakmazsın, benim öyle taş gibi sert durur ama... ...benim bebekler çok
sinir.
Ailene bebeğin senden olduğunu söylemem pek iyi olmadı.
Gereksiz bir hareket.
Hayatımda her şeyi hep annem karar verdi.
Ne yapacağımı, ne yiyeceğimi, ne içeceğimi.
Amerika'da açacağım mağazanın yerine bile karıştı.
Yani böyle sanki ben onun için...
Böyle hayallerini gerçekleştirmek istediği bir oyuncak gibiydi. Başka bir
değildi.
Ama Amerika 'ya gidince öyle olmadı işte.
Hayatımda ilk defa özgürdüm.
Kimse yok.
Tek başıma, ayaklarımın üzerinde.
Benim hayatım, benim seçimlerim, benim isteklerim.
Şimdi burada görüyorsun işte.
Bu kızı evlendirmeye çalışıyorlar.
Pardon da bu kız dediğinde domates güzeli değil yani.
Bence evlen gitsin.
Bundan iyisi Şam'da kayısı.
Ya tamam canım, kız güzel.
Hatta çok güzel.
Çör değilim yani, taş gibi hatun. Yani.
Ama ben güzellik aramıyordum ki.
Burak 'la binattım.
O yüzden de ailem mis gidiyor, kızla evlenmeyeceğim.
Hiçbir zaman.
Şimdi çıkıp aileme ben evlendim dedim, bebeği benim sandılar falan.
Aklına bakma yani onlar kırıldılar ama bir yandan da böyle benim kendi
ayaklarımın üzerinde durduğumu, böyle bir aile kurduğumu falan görmüş oldular.
Yani şimdi sen, ben, bu ufaklık.
Biz böyle üçümüz güzel bir üretimi bulduk.
Ben sadece bu yalana inanmak istedim.
Gerçek olmak.
Hepsi bu.
Hatta babam bile kabullenmiş şimdi de.
Evet.
Ben senin hep kusura bakmadım.
Bebeğin benden olmadığını söyleyeceğim.
Sadece bana biraz zaman ver.
Güven bana tamam mı?
Günaydın. Günaydın Valide Hanım.
Günaydın. Çocuklar nerede?
Hala uyuyorlar.
Bebek nasıl?
Bakın size ne getirdim.
Kızım niye getirdin şimdi onu? Ne güzel size ağız tadıyla kahvaltı yapacaktık.
Niye işte ben de ağzınız iyice tatlansın diye size bal getirdim.
Vay vay vay.
Dedesinin paşa torunu hastalanmış mı?
Ya bu çocuğun adı neydi?
Aa sahi. Hiç aklımıza gelmedi sorma. Akıl mı bıraktılar?
Babacığım şunu bir tutar mısın? Tutmaz mıyım? Gel bakayım.
Gel bakayım başım.
Sana da gerçekten inanamıyorum.
Ya ne kadar benimsedin şunu.
Benimserim tabii. O benim torunum mukaddes.
Kızım sen de çat çut çat çut. Çekme şu fotoğrafları ya.
Valla sinirim bozuldu ha.
Ya anne dur.
Arkadaşlarımla tanıştıracağım ben yeğenimi.
Pelin sakın o resimleri kimseyle paylaşma. Artık çok geç.
Bak bak bak.
Selfie.
Görüyor musun anne?
Rezil olduk el aleme.
Kalk! Ya kalk!
Ne yapıyorsun ya?
Selim yok!
Selim kim?
Ya oğlum!
Yani sürekli kucağına taşıdım. Senin en yakın arkadaşın hayatını kurtaran!
Onun adı Selim miydi?
Selim.
Oğlum. Oğlum.
Selim. Anneciğim. İyi misin?
Evlendin mi?
Baba, anneciğim benim.
Niye
herkes
bana bakıyor?
Çocuğun adını Selim mi koydunuz?
Kaçak buradaymış demek ki. Bak.
Günaydınlar.
Demek çocuğuna dedenin adını koydun.
Aferin oğlum.
Seninle gurur duyuyorum.
Yani babacığım ben... ...tabii ki başka bir isim düşünemezdim yani. Rahmetli
dedemin ismi varken değil mi?
Asiye. Çocukların çayını getir kızım.
Kahvaltı yapmayacak mısınız?
Tabii ki babaannem. Hadi.
Sen ver onu bana. Biz rahat rahat kahvaltınızı yapalım.
Aşkım. Aşkım.
Anam senin bir tanesi.
Aşkım.
Anam. Dedem miymiş sen benim?
Babaanne bak.
Selim dede.
Küçük şekerci zade oğlu.
Dede.
Dede.
Afiyet olsun kaçtım ben.
Otur.
Hayatta kaldıkları belli mi?
Ne oluyor ya?
Hı.
Ne yapıyorsunuz siz kimsiniz?
Çıksın hadi çıksın.
Go lan go go.
Ya uşağım bu İngiliz ya da bilmiyor ya. Lan yürü diyorum.
Nereye gidiyoruz?
Ya gittiğimizde görürsün hadi yürü diyorum da. Hadi.
Lan hala duruyor ya.
Avrican.
Kız pek bir asi Hacer.
İşin zor olacak.
Olsun hanımım.
Ben Mukaddes Hanım 'a rağmen büyüttüm Fatih ile Selin 'i.
Selin.
Merhabalar gelin hanım hoş geldiniz.
Merhaba.
Oğlum sen burada mısın oğlum?
Ne yapıyorsun bakayım?
Ben Hacer.
Fatih ile Selin 'in süt annesiyim.
Gülsüm Hanım toruna bakılacak deyince koştum geldim.
Ay o pek de usluymuş maşallah.
Ay aynı Fatih gibi değil mi?
Pardon. Siz benim çocuğuma bakması için başka
birini mi aradınız?
Sana danışman mı gerekirdi?
Kendi çocuğuma kendim bakabilirim ben. Pekala.
Bu evdeki bütün çocukları Hacer büyüttü.
Elime de o bakıcı.
Burada her şeyin kararını Gülsüm Hanım verir gelin hanım. Hem siz niye böyle
öfkelendiniz birden? Kendi çocuğunuza elbet kendiniz bakacaksınız.
Ben sadece yardım etmeye geldim.
Aman da canım Selim 'in karnımı acıkmış.
Hadi. Beraber mobasını yapalım siz. Gösterin de bana.
Sus! Atmayın! Atmayın!
Atma! Atma! Atma! Dökme! Dökme! Dökme! Sus!
Ne yapıyorsunuz? Niye getirdiniz beni buraya?
Niye getirelim? Balık gibi temizliyiz işte.
Ya keklik gibi vurmayacak mıydık o ne?
Ha! O da olabilirdi.
Zannımca reyit bunun canını böyle acık çektire çektire alır he.
Hee yani zıpkınla vuracak diyorsun.
Hee yani o da olabilir.
Reis istedi ben tanımıyorum sizi çıkarın beni buradan.
Biz de seni tanımayız.
İlgini niye getirdiniz o zaman beni?
Reis istedi o ister biz yaparız.
Reis kim reis kim?
Ne yapıyorsunuz bu adama böyle?
Şey reis, buzladık da kokmasın diye.
Nurhan, bu o mu? Ha dayı bu. O kim?
Kimim ben? Niye getiririz beni buraya?
Sana kim olduğunu ben mi öğreteceğim şapşal?
Alın bunu, bindirin tekneye.
Şimdi nereye gidiyoruz?
Derine. En derine.
Anneciğim sen burada mıydın?
Bak neler yapıyorsun burada sen. Bu oda büyük babaannesinden Selim 'in hediye.
Çok güzelmiş bu oda çok beğendim.
Demek çok beğendin.
Annemin onu bu kadar benimsemesinin tek nedeni Fatih. Bunu biliyorsun değil mi?
Zengin, yakışıklı.
Karıyerli bir koca.
İstediğin istediğin zaman alabilme lüksü.
Cizmetçilerle dolu bir ev.
Bütün bunlar servet avcılarının hayaline kurdukları şey olsa gerek.
Ama unutma. Bu bir rüya.
Uyandığında her şey bitmiş olacak.
Selim 'in bu evde her zaman bir odur olacak.
Ama senin...
Bana Servet avcısı mı dedi o?
Bakın mukaddes hanım. Kızım dur.
Yavrum sen mukaddes hanımı andırma. O şimdi aniden torun sahibi olunca
kaldıramadı herhalde.
Sanki ben istedim bu odayı.
Allah 'ım kafa yiyeceğim. Niye ayağıma beton döktünüz?
Niye buraya çıkardınız?
Kimsiniz siz?
Reis. Demek sen olsun.
Ya olsun olsun deyip duruyorsun ki o kim?
Sen benim kızımı nasıl kaçırıyorsun lan?
Ben senin kızını tanımıyorum.
Kes!
Ha siz yanlış, yanlış adamı kaçırdınız siz. Ben o değilim. Ben yanlış olmuşum.
Kes lan!
Korkak sünepe.
Delikanlı olacık. Bir de yalan söylüyor. Ya Allah belamı versin yalan
söylemiyorum. Verdi zaten.
Farkında değil misin?
Belanım ben senin.
Ya bakın sertleşti.
Ya lütfen bakın ben sizi tanımıyorum. Sizin kızınızın kim olduğuna bilmiyorum.
Ne olur bırakın beni. Bakın düşeceğim.
Lan yanlış adam mı getirdiniz yoksa bana ha?
Orhan. Zeynep 'in kocası bu değil mi?
Bu bu yanımdaki buydu dayı.
Bir dakika Zeynep mi?
Zeynep 'in babası mısınız?
Tanıdılar. Yok ama şey yok.
Ya kaçırılma olayı söz konusu bile değil. Öyle bir şey yok.
Ulan köpek. Aldın kızımı benden okyanusun ta öte tarafına götürdün. Ne
Kızımı benden aldın ulan.
Ulan korkak herif. Adam olsaydın kaçırdım derdin. Gelmiş böyle karşımda
duruyorsun. Yok ondan değil.
Buza oturttular ya.
İçim soğuduğu için.
Bakın.
Medeni insanlar gibi karşılıklı oturup konuşalım. Bu durumu ben her şeyi
açıklayacağım size söz.
Açıklayacaksın zaten.
Anlat bakalım.
Kızımı neden kaçırdın?
Çünkü onu çok sevdim.
Demek kızımın kaçırdığını kabul ediyorsun ha?
Evet kaçırdım. Kabul ediyorum. Ama valla sevdiğimden yaptım. Sevdiğimden
kaçırdım. Nasıl kaçırdın?
Şeyle uçakla.
Nereye kaçırdın? Amerika 'ya. Amerika 'ya gittik.
Yüzsüz yüzsüz anlatıyor.
Anlatmaya yüzsüz yüzsüz. Anlatmayın ya da kızıyorsunuz.
Bakın kızlarınız burada.
Ben getireceğim sizi.
Beraber oturacağız. Konuşacağız merak etmeyin tamam mı? Vurmayın.
İstemez. Benim öyle bir fikrim yok.
Beni niye kaçırdınız o zaman?
Bak bakayım şurada donmuş.
Daha donmamış reis.
Biraz daha ister.
Donmadı donmadı.
Bakın reis ağabey, reis ağabeyciğim.
Böyle şeylere gerek yok. Benim niyetim ciddi. Ben kızınızı sevdim. Evlendik,
evlendik ya. Daha ötesi var mı?
Aşkımızın meyvesi bile var.
Çocuğumuz oldu.
Kız mı, erkek mi?
Erkek.
Atın bunu dene. Bununla işimiz bitti.
Dur, durun, durun. Ben ödürsem torunun babası kalır. Garip, yazık olur.
Adı ne?
Kimin?
Torunumun gerizekalı.
Selim mi şey? Selim.
Torunuma dua et. Yoksa bugün ölmüş olacak.
İşte şöyle. İnsanca konuşa konuşa anlaşıyorsun yani.
Ne gerek var böyle sıkıntılara? Reis babacığım. Bir aileyiz sonuçta.
Torunumu bana getireceksin.
Yoksa başladığım işi bitiririm ona göre.
Orhan. Dayı. Çel oğlum limana.
Ne zaman getireyim?
Dikkatli dikkatliyiz. Bak şu taraftan git. Oradan daha yakına. Ama dikkat et.
Akıntı vardır.
Hadi.
Sana kahve getirdim.
Al Selin.
Amerika'da alışmışsındır sen. Ya öyle.
Ya nerede kaldı bu çocuk?
Sabah şirkete geldi değil mi? Oraya da gelmedi.
Kızım sana söyledi mi nereye gideceğini?
Sabah çıkarken sizin yanınıza geleceğini söyledi ama sonra konuşmadık.
Oğlum neredesin sen ya? Ne bu halin?
Denize düştüm. Ne? Denize mi düştün?
Daha doğrusu düşürüldüm. Düştüm düşürüldüm.
Fatih sen ne diyorsun oğlum?
Ne bileyim ben ne bu?
Gidip ilgilensene kocanla. Bunu da biz mi söyleyeceğiz?
Kocam. Ben şaşkınlıktan pardon.
Pardon.
Fatih ben. Pardon ben duşta sınır sanmıştım. Yok giriyorum şunun.
Burası ne kadar kötü kokuyor ya.
Balık kasasındandır.
Ne? Boşver.
Yok bir şey.
Şey Zeynep.
Yarın sabahtan babana giderim. Tamam mı?
Baban mı? Ne alaka ya? Niye gidiyoruz ki? Ne işimiz var orada?
Ne demek ne işimiz var? Adam merak etmiştir seni.
Baban sonuçta yani. Gidelim ya.
Beni dikizlemeyi de bırak.
Ne dikizleyeceğim seni be?
Meraklıyız sanki.
Bir tanem.
Babaannesinin bir tanesi.
Ne kadar masum. Ne kadar güzel değil mi?
Maşallah de. Maşallah de.
Maşallah sana.
Maşallah.
Tükürme.
Tükürmesene canım.
Ben bir nazar duvar sorayım.
Çok mu kötüsün?
Kırk, elli ateşim.
Çok kötüyüm ben.
Var değil mi?
Yok. Ateşin yok gibi aslında.
Ben ölüyorum. Bir şeyler daha versene. Üşüyorum.
Sen herhalde denize düştün ya. Orada soğuk.
Ben şimdi aşağıdan gidip sana bir ilaç falan bakayım. Tamam mı?
Hay Allah 'ım ya. Hastaneye kaldırın. Ölüyorum.
Hayırdır gelin hanım?
Fatiha etti de ona ilaç bakacaktı. Önce ben bir bakayım.
Önce ben bakayım.
Hiç hastalıkları uzmanıza gerek yok.
Allah 'ım.
Aç şu üstünü oğlum.
Aç.
Bir de kat kat örtünmüşsün.
Üşüyor. Sen bu kafayla nasıl büyüteceksin o çocuğu kızım?
Ateşi olan bir insan kat kat örtünür mü?
Dün de çocuğun aynı şeyi yaptın. Ben çocuğumu çok da güzel büyütüyorum
Hem Fatih denize düşmüş. Üşümesi normal ateşi bile yok ki.
Kalk oğlum kalk.
Kalk bakayım.
Ya hatta bir insanı niye kaldırmaya çalışıyorsunuz? Ben hiç anlamıyorum.
Tamam sen karışma o bilir işini.
Gelin hanım.
Taşın gözün işleyeceğini elin işlesin.
Git kocana bir nane limon kaynat. Hadi oğlum kalk. Önce bir duş sonra da bir
nane limon. Bir de ilaç. Yarına bir şey için kalmaz.
Sen hala burada mısın?
Ya ne oluyor gece gece mukaddes?
Hayır ben insanlara ne diyeceğim?
Hangi konuda?
Hangi konuda olacak Fehmi?
Tabii ki oğlumuzun evliliği konusunda.
Bak dersin ki...
Oğlumuz fıstık gibi bir kızla evlendi. Bir de çocuk yaptılar.
Üstelik çocuğa da dedesinin adını verdim. Tamam mı?
Ne kadar rahatsın Fehmi.
Ya sen bunu kendi kendine hazmet. Bu saatte uğraşamam.
Reis. Zeynep!
Zeynep.
Zeynep.
Zeynep. Zeynep.
Kalk hadi. Hadi kalk.
Hadi kalk gidiyoruz.
Neden? Hazırlan. Babana gideceğiz.
Ne babası? Sen hastasın ya. Yok yok.
İyileştim ben. Bugün gideceğiz. Hadi.
Sabah sabah manyakmışsın. Babam kaçmıyor ya. O seni bekliyordur. Bak gözü
yollarda kalmıştır. Özlemiştir. Hadi. Ne bekliyorsun?
Yine hadi kalk.
Ne yapıyorsun ya? Bunu erteleyemezsin bak. Yapalım kurtulalım. Gidelim
kurtulalım tamam mı?
Tamam.
Tamam. Tamam.
Çık hazırlan.
Hazırlanıyorum. Tamam hazırlanıyorum. Tamam ben de gidip hazırlanıyorum.
Çıkarız hemen.
Tamam. Çabuk hazırlanalım. Tamam çık.
Tamam hazırlan.
Aman da aman Allah 'ım bir tanesi.
Ya baba şuna bak ne kadar tatlı ya.
Aynı Fatih. Süt demiş burnundan düşmüş.
Neresi Fatih bunun? Hiç benzemiyor. Ne alakası var?
Kör müsün bu Kaddes?
Babasının kopyası işte.
Değil mi?
Aman da kime benzermiş benim torunum?
Babasına mı benzermiş?
Ama babam. Gülmeyin rica ederim.
Bunun neresi ama mayon.
Sanki kendi yapmıyormuş gibi.
Kusursun valide hanım.
Günaydınlar şekerci hanedanı. Biz kaçıyoruz görüşürüz.
Nereye kaçıyorsunuz ya?
Zeynep 'in babasına gidiyoruz.
Oğlum sen şirkete gelmeyi düşünmüyor musun?
Siz şirkete gidecekseniz sakinse babama sonra gideriz. Yok acil fan değil. Ben
sonra üç gün geleceğim şirkete hadi gidelim. Hadi hadi çabuk.
Çocuğu unuttu bunlar.
Bizde mi kaldın oğlum sen?
Hadi hadi çabuk. Bari bir kahvaltı etseydik böyle aç bir aç gidiyoruz.
Çocuk nerede?
Onu almayacağım.
Biz niye gidiyoruz o zaman? Sen tuturdun gidelim diye.
Ya Zeynep saçmalama hadi al gel çocuğu. Ya almayacağım.
Önce bir ben gideyim. Daha babam bilmiyor çocuğumun olduğunu.
Ya biliyorsa?
Ya adamın torununu görmek hakkı değil mi? Ayıp valla.
Bana bak sen neyin peşindesin? Senin derdin ne?
Yok canım.
Bu benim meselem. Ben babamı tanıyorum.
Beni bile kapıdan içeri alacağı meçhul. Oraya gidip kapıda çocuğumla ezik ezik
kalmamı mı istiyorsun?
Hayır bak işte çocukla gidersen kapıda kalmazsın. Hani bizimkiler çocuğu
yumuşadılar ya. Aynısı olacak merak etme. Hadi Zeynep.
Tabii sizinkiler de ayrı bir mevzu olsun.
Ya tamam inat etme hadi al gel çocuğu.
Yiğit Hanım.
Dur dur çocuğu bana ver. Yok yok yaklaş tutalım. Çocuk bende iyi böyle.
Sen çantayı al.
Aldım zaten.
Neyin gayreti bu ya?
Çalmayacak mısın?
Çalacağım.
Yapamayacağım. Kime bakmıştınız?
Elif su. Zeynep abla.
Kocaman olmuştum ben.
Elif su kim geldi?
Zeynep.
Zeynep. Zeynep.
Zeynep. Zeynep abla.
Hoş geldin.
Hoş geldin.
Hoş geldin. Hoş geldin. Hoş geldin.
Hoş geldin.
Sen ne dikiliyorsun oraya? Geç içeride.
Haydi.
Bak.
Her şeyi bıraktığın gibi.
Her şey aynı.
Odan hariç.
Hey.
Bak Zeynep abla baştan anlaşalım. Bu oda artık benim.
Eğer odamı almaya kalkarsan var ya.
Uydu üstü gene senesi.
Allah 'ım sen sabırı ver.
Geçin Zeynep 'im geçin. Haydi buyurun. Haydi.
Ay. Hala.
Bu Fatih.
Fatihciğim.
Ne güzelmiş.
Fatih. Maşallah.
Fatih bu.
Bu ne?
Pelimo. Neden kaçırdın Zeynep ablamı?
Yok canım önemli değil. Ben Fatih. Senin ismin ne bakayım?
Elif Su.
Elif Su. Memnun oldum Elif.
Ver azıcık şunu bebeğim.
Yok yok iyi böyle.
Ulan yemedi kuşağını ver.
İyi böyle iyi.
Ulan adam gibi seveceksin.
Uyuyacak uyuyacak.
Uyuyacak şimdi burada kucağımda uyuyacak.
Ulan başta söylesene. O zaman ben ne edeyim? Ne içerim? Zeynep
'im çay? Yok yok içme esprisi. Otur yüzünü göreyim Öznes 'im. Olur mu daha
kuru ya? Ben bir çay koyayım. Koş.
Baba nerede acaba?
Sen neyin peşindesin ya?
Yok şeyin peşinde değilim canım.
Bizimkiler çocuğu gördü yumuşadı ya.
Hazır çocuk buradayken baban da görür yumuşar diye şey yaptım ben.
Yumuşar bekle. Sen benim babamı tanımıyorsun daha.
Derine. En derine.
Alo abi.
Ne vakit geliyorsunuz eve?
Misafirimiz var.
Denize açıldık Yadigar. Kim gelmiş?
Zeynep geldi abi.
Başka?
Beyinle gelmişler.
Söyle beklesinler.
Tamam abi. Tamam abi şimdi söylüyorum.
Az beklesinler geliyorum dedi.
Abi.
Kapattı da.
Merhabalar Fehmi Bey.
Merhaba Ferhat. Ne haber?
Haberler güzel efendim.
Holding beklentimizin üstünde bir teklif sunmuş.
Bizim bir beklentimiz mi vardı Ferhat?
Yani şirkete değerinin üstünde bir teklif sunmuşlar.
Teklipleriyle ilgilenmediğimizi söylersin.
Bence önce bir teklife göz atalım.
Bu rakam doğru mu?
Demek tekliflerinde ciddiler.
Yanlışlık var mı yok mu diye arayıp teyit ettim.
Doğru.
Yüzde ellisini hemen peşin hesabınıza geçirecekler. Diğer yüzde ellisi ise
şirketin devri hallolduktan sonra.
Bankalarla görüştün mü?
Görüştüm.
Durum pek iyi değil.
Eğer... 7 -8 ay içinde büyüme göstermezsek bir mali sıkıntıyla karşı
Güler Holding 'ine yanıt verelim.
Hoş geldin abi.
Öpeyim baba.
Bana baba deme.
Benim senin gibi kızım yok.
Hafiz. Etmada.
Buralara kadar seni görmeye geldi kız.
Ben sana torunumu getirdim.
Bunu getir dedim mi?
Ben işte toptan herkese getireyim dedim.
Benim gibi bir kızın yoksa onun gibi bir torunun da yok.
Gel anneciğim.
Zeynep.
Terbiyesiz ne biçim konuşuyorsun sen ha?
Buraya gelen de kabahat. Sen buraya terbiyesizlik yapmak için mi geldin?
Ulan sen de iyice rayından çıkmışsın be.
Ne sevgi kalmış ne saygı. Ya sen bana ne zaman sevgi gösterdin ki benden
karşılığını istiyorsun?
Bu yaşıma kadar bana yasak koymaktan başka ne yaptın?
Defol. Defol evine.
Zeynep. Zeynep gel.
Zeynep.
Ula dikilme ha oraya. Koş kızın peşinden. Koş.
Ben size söz torununuzu bir daha getireceğim. Merak etmeyin.
Geliyorum abi.
Kapıyı açsana.
Ne bakıyorsun?
Öpüksene. Bana ne kızıyorsun ya? Allah Allah. Herkes de bize söker.
Mutlu musun?
İstediğin oldu mu?
Ben ne yaptım ya? Allah Allah.
Tutturdun babana gidelim babana gidelim diye. Sanki ben bilmiyorum gitmeyi.
Hata bende ama.
Senin lafına ne diye baktıysam. Ya tövbe tövbe evden kovuldun diye suçlusu ben
mi oldum şimdi?
Evet sen oldun.
Tutturdun gidelim diye.
Daha erken de gitmek için.
Bilmediğin işlere burnunu soktuğun için böyle oldu.
Sen merak etme ben biliyorum. Ben senin babanı çok güzel öğrendim kızım merak
etme. Beni suya batıra çıkara öğretti.
Senin denize baban mı attı? Ayağıma beton döküp denize atmaya çalıştılar.
derine en derine de ölüyordum diyorum.
Ölmemişsin sonuçta.
Yavaş öldüreceksin bizi be.
Ya işte böyle bir şey ölüm korkusu. Ben de öyle Yusuf Yusuf'tum. Bana bağırıp
durma ben mi attım seni denize? Senin yüzünden baban attı ne fark eder?
Hem sen ne zaman söylemeyi düşünüyordun şu kaçırılma mevzusunu?
Benim hayatım seni hiç ilgilendirmez. Ya nasıl ilgilendirmez? Ölüyordum diyorum
senin yüzünden. Düşman başladı şikayet ha.
Tamam suçlusu benim. Her şeyin suçlusu benim kusura bakmayın Fatih Bey.
Valla sen kusura bakma ama kaçık bir baban varken babasız çocuk yapıp babanın
karşısına çıkan ben değilim sensin.
Ben hayatımda böyle bir şey görmedim ya.
Adam tam bir manyak.
Bak doğru konuş benim babam manyak falan değil.
Sadece bana çok kırgın. Aşk kıyamam çok kırgın. Lan ruh hastası adam.
Hem de rapor alması gereken bir ruh hastası.
Ya benim ne işim var ki zaten sizinle?
Kacık bir denizcilik kızına niye yardım ediyorsam?
Etmeseydin. Teklifi yapan sendin.
Havalanın peşinden koştun yalvardın bana.
Hem ben de iki gündür senin o görgüsüz burcuva annenle bulak babaannenin lafını
çekiyorum. Ağzımı bile açmadım. Onlar saray görgüsünü görmüş insanlar.
Ya bırak Allah aşkına güldürme beni. Papucumun sarayı ya.
Onlar herkesin içinde burnunu sokmaya çalışan bencil insanlardan başka bir şey
değiller. Ya ne diyorsun sen ya? Sen kendi babana annene bak. Hem annen
senin?
Durdur arabayı.
Ne? Durdur dedim.
Tamam saçmalama ya. Ya durdursana arabayı. Bağırma niye bağırıyorsun?
Aç şu kapıyı.
Ne yapıyorsun? Aç şu kapıyı.
Allah Allah.
Zeynep.
Ne yapıyorsun kızım sen? Çok saçmaydı zaten tamam mı? Bitti. Bu oyun bitti.
Taksi. Ya ben ne dedim ki şimdi?
Ya sen daha ne diyeceksin ya?
Bak benimki senin yardımına ihtiyacım yok tamam mı oğlum? Bunu anla.
Ya dur bir dakika dur. Kendi başıma neler yaşamışım. Seninle mi uğraşam
Zeynep ne yapıyorsun?
Gel de Zeynep Zeynep. Adımı biliyorum. Adım Zeynep. Ya nereye gidiyorsun?
Hale. Cehennemi dibine gidiyorum.
Devam edelim abiciğim. Ya dur bir dakika. Bir dur.
Ya Allah 'ım yarabbim ben gerizekalıyım ya tam gerizekalı. Sana ne kavga
ediyorsun ki işte.
Usta kolay gelsin. Ya burada bir bayan gördün mü çocukluğu?
Tamam tamam tamam. Tamam anneciğim tamam bak geldi.
Tamam Selim Selim tamam.
Tamam oğlum tamam.
Küçükken sürekli kızdığımda, küçüğümde, sinirlendiğimde hep buraya kaçıyordum.
Ya.
Babamla gelip beni burada buluyordun biliyor musun?
Ya. Ya evet.
Evet ama artık küçük değilim.
Artık sen varsın.
Babamla gelip bulmayacak beni burada.
Hepsi geride kaldı.
Taksiciye denk geldim. Ne önemi var bunun? Hadi gidelim.
Ben gelmiyorum seninle hiçbir yere.
Tamam eşeklik ettim. Kusura bakma.
Hadi. Gelmiyorum.
Kızım deli misin sen? Baban da seni evden kovmuş. Gidecek yerin yok.
Kucağında çocukta ne yapacaksın?
Bakarım ben başımıza.
Beni de yarı yolda bırakmış oluyorsun.
Bir anlaşma yapmıştık.
O anlaşmayı ben bozdum.
Ne yaptın?
Bozdum bozdum.
O işler öyle olmuyor işte Zeynep Hanım.
Benim ayağıma beton döktüler, denize atlar ben yine de seni satmadım.
Hiç işlemediğim bir suçu kabul ettim senin için.
Üçlenmeseydin. Ha öyle mi?
Ben mi zorladım seni?
Etmeyebilirdim yani babana ben yapmadım diyebilirdim. Ben seni satmadım çünkü
seni...
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.