All language subtitles for Darmaduman 2

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali Download
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

(Jenerik müziği)

(Kerem dış ses) Benim yüzümden susuyorsun!

Ben seni böyle görmek istemiyorum.

(Yağız dış ses) Annemin nafakasının garantisiyim.

Vay be!

Pis ağzına babamın adını alma.

(Kerem dış ses) Akıl almaz güzellikler ya da korkunç felaketler.

(Ortam gürültüsü)

Babacığım sakın, lütfen. Şimdi sırası değil.

Baba zaten salacaklar şimdi. Bir olay çıkarma lütfen.

Çocuklar bırakır mısınız beni? Siz sakin olun.

Ne yapacağım? Terlikleyim!

Harun!

Harun ne oluyor?

Beliz, aşkım bir şey olduğu yok.

Sadece Memur Beylere bizi ne zaman bırakacaklar diye...

...sormak için kalktım, hepsi bu. -Tamam canım, ben öyle...

...görünce bir şey oldu zannettim.

Hadi oturalım artık böyle daha çok dikkat çekiyoruz çünkü.

Daha çok dikkat mi çekiyoruz? Kızım biz hırlı mıyız hırsız mıyız?

Ayrıca şunu söylemek istiyorum, benim yüzümden burada değiliz.

Dikkat ederseniz ben sizin yüzünüzden buradayım.

Aslında baba sen polislerle tartışmasaydın hiç burada olmayabilirdin de.

Yani biraz sen arandın gibi oldu.

-Oğlum... -Kerem!

Kerem, benim 25 yıllık prensiplerimi polisin önünde bozdurtma.

Ayrıca bir saattir yalan yanlış ifade verdiğini bilmiyorum mu zannediyorsun?

Polisin yanındayız diye ağzımı açmıyorum.

-Sen kimin tarafındasın Allah aşkına? -Kimin tarafında mıyım?

Beliz adam bize 550 bin liralık tazminat açmış!

-550 bin liralık tazminat! -Harun tamam.

Sadece şunu merak ediyorum.

Otoparkta nasıl bir kaza ki bu 550 bin lira ediyor?

-Harun Servet? -Benim.

-İfadeniz, okuyup imzalayın. -Nihayet!

-(Polis) Kalem alabilirsiniz. -Buyurun, kalem!

Mahkeme celbi adresinize gönderilecek.

İsterseniz E-devlet'ten de kontrol edebilirsiniz.

-Adresimize mi? -Evet.

Hadi çocuklar. Anlatacağım.

-Hangi adresimize? -(Harun) Gel sen, gel.

-Hangi adresi verdin? Harun! -Tamer'in evinin adresini verdim aşkım.

-Nasıl? -Nasıl ya?

-Bir sığıntılığımız eksikti. -Aşk olsun kızım.

Tamer'de mi kalacağız?

Beliz sadece bir süre aşkım. Lütfen, ne olursun idare et.

Sen annemlerden eşyaları aldın mı?

Aldım.

Annen biraz... Epey söyledi.

Gidecek yeriniz mi var falan diye.

O sırada babanın hemşiresi geldi de ben o ara kaçtım.

Annenin kalbi tuttu zannettik ama polisler gidince bir şeyi kalmadı.

Bu arada baban da iyi.

Ben onu sorduğumu hatırlamıyorum Beliz.

Tamam canım, bir şey söylemedim.

Bu arada...

...yeniden gitmemiz gerekiyor çünkü eşyaların hepsini alamadım.

Arabaya sığmadı.

Nasıl sığmadı?

Biz o eşyalarla ve o arabayla Eskişehir'den geldik, gayet de sığdı.

Tamam, ben hallederim, ben sığdırırım.

Ama şuradan bir an evvel çıkmak istiyorum çünkü daraldım.

Burs meselesini hâlâ söylemedim, bunun da üstünü örtmeyeceğim.

Arabanın durumunu siz anlatırsınız.

(Polis sireni çalıyor)

(Hareketli müzik)

Kaza demiştin değil mi oğlum sen?

Buyurun lütfen.

(Polis sireni çalıyor)

Baba, beni avukat aradı. Sağ ol, Kerem'i almışlar.

Ben sana malıma zarar gelmeyecek demedim mi?

Baba ben engel olmaya çalıştım, gerçekten. Ama...

Servise götüreyim. Hatta müsaade edersen yerine başka bir şey bakalım.

Bu saatten sonra sana araba falan yok. Herkes gibi otobüse biner gidersin.

-Baba... -Ver anahtarı!

Gerisini şoför halleder.

Baba ben senin canın sıkılmasın diye söylemedim ama...

...üzerime sürdü gerçekten, son anda kaçabildim.

Beni ezecekti yoksa.

Yoksa hayatta müsaade etmezdim. Gözüm gibi bakıyorum, yemin ederim.

-Senin üzerine sürdü, öyle mi? -Hem de ortalıkta hiçbir şey yokken.

Durup dururken, sırf o soruşturma yüzünden.

Ama tamam, haklısın. Sahip çıkamadım, kusura bakma.

(Müzik)

'Yes'.

Evet... Yenilemenin vakti de gelmişti zaten.

Anne!

(Kapı zili çalıyor)

Anne!

(Opera çalıyor)

Neydi bunun soyadı?

(Cam kırıldı)

(Opera devam ediyor)

(Opera devam ediyor)

(Derin iç ses) Ben senin gibi olmayacağım.

(Opera devam ediyor)

Beliz Allah aşkına şunu biraz çeker misin?

Zaten Allah'a emanet gidiyorum. Bir de terlikle...

Nereye çekeyim Allah aşkına? Sanki yer var!

Kızım bir bak arkada biraz daha yer var mı?

Yok anneciğim. Ama bence yüklerimizden kurtulmadan ilerleyemeyiz.

Sizce de ikiz çocuk sahibi olmak çok saçma değil mi?

Kromozomlar aynı, kurtulun birinden gitsin.

Kız çocuğunun hayırlı olanı olduğunu düşünürsek.

Ece...

Sen daha demin karakolda tırnaklarını yiyen bir insan için fazla mı neşelisin?

Ben babam varken hiç korktuğumu hatırlamıyorum canım.

Vallahi ben asıl babam var diye korktum.

Ne yapacağı belli olmadığı için, malum.

Aynı senin gibi değil mi oğlum?

Malum senin de ne zaman ne yapacağın belli olmuyor.

Hani cana geleceğine mala gelsindi?

Ece çimdik!

Derhâl babacığım, mala gelsin değil mi?

-Hayır, hayır. -Tamam.

Yeter, yeter, yeter. O kadar da değil.

Kıyamam, çok canı yandı onun şimdi. Kıyamam.

Tamam. İyi misin? Kıyamam ben sana.

(Kerem iç ses) Hani bazen insanlar arsız pisliklerle karşılaştıklarında...

...sorarlar ya "Oğlum seni hiç dövmediler mi?" diye.

Beni hiç dövmediler ama daha kötüsünü yaparak terbiye edildim galiba.

Düşünün bir; hangi tokat her durumda, her koşulda...

...seni sevecek insanların olduğunu bilmekten daha ağırdır ki.

Sevilmekten daha büyük bir yük olabilir mi?

(Ece) Daha yol ne kadar var?

Evet hanımlar, beyler. Neredeyse geldik sayılır.

(Duygusal müzik)

-(Ece) Ay, baba yavaş. -(Harun) Tamam.

-Hoş geldiniz. -Hoş bulduk.

Geçmiş olsun. Gelir gelmez karakola falan düşmüşsünüz.

Beklediğimden hızlı ilerledin.

Bırak dalga geçmeyi. Eşek sıpaları yüreğimi ağzıma getirdiler zaten.

Nasıl? Kız sen de mi anarşist oldun? Hadi bunun hamurunda var da.

Yok Tamer amcacığım. Ben kurunun yanında yanan yaş. Memnun oldum.

Öyle mi?

-Bırakın dalgayı da yardım et bize. -Eyvallah.

Harun hem misafir ettirip hem de eşya mı taşıtacaksın adama?

Ver Belizciğim, ben sana yardım ediyorum, öyle düşün.

Ona yaranılmaz zaten. Hadi gelin, gelin.

-Çek elini, bırak. -Kapat.

(Beliz) Hepsi sana kaldı.

(Duygusal müzik)

(Harun) Evet?

Özür dilerim.

Canın sağ olsun.

Gelsene.

Oğlum ben bu işin aslını öğrenmeyi çok istiyorum.

Sen çünkü durduk yere böyle bir şey yapmazsın. Ne oldu?

Öyle gerekti.

Öyle gerekti?

Meseleyi anlatmayacaksın yani.

Peki, tamam. O zaman sana üç tane soru.

Bunlara bir cevap ver bakalım.

Birincisi: Sen benim oğlum olmasan ben bu olayı öğrensem...

..."Bu çocuk haklı ve ben bu çocuğun arkasında duruyorum." der miyim?

-Evet. -Güzel. İkinci soru:

Bu işin arkası gelir mi?

Bilmiyorum.

Bilmiyorsun?

Meseleyi de anlatmıyorsun.

O zaman üçüncü soru belli sanırım.

Nedir?

Kız da seni seviyor mu?

Ne alakası var baba? Nereden nereye bağladın?

Aa! Kerem! Mevzuyu anlatmıyorsun, bir de konuşuyorsun.

Hayır, bir yola çıktın bari bir bak. Kız seninle mi, yanında mı?

Yoksa arkandan el mi sallıyor sana?

Bir cengaverlik yapmışsın değsin değil mi?

Hadi. Hadi.

(Müzik)

(Bildirim sesi)

(Kerem dış ses) Özür dilemedin değil mi?

Boş yere karakolluk olduk demeyelim sonra.

(Derin iç ses) Çok bekler.

(Müzik)

(Müzik devam ediyor)

Hayrola?

Yerleşiyorum müsaadenle.

-Hayatta olmaz. -Ne olmaz?

Kerem ben seninle aynı odada kalmam.

İki kat yukarıda süit var, istersen orada kal. Ne dersin?

Anne!

(Harun) Bu iş böyle olmaz. Benim muhakkak bir yol bulmam lazım.

Düşün... Bu dava açılırsa bu iş büyüyecek.

Çocukların poliste kaydının olması bile... Ben bunu düşünmek bile istemiyorum.

-Canım sakin ol. -Beliz sakin olacak bir şey yok.

Ben çocuklar korkmasın diye geyik yapıyorum, muhabbet ediyorum...

...gülüyorum, eğleniyorum ama bir el böyle boğazımı sıkıyor. Böyle sıkıyor.

Onlar bahçeye girip çocukları arabaya bindirdiler ya bir de.

(Beliz) Harun, Harun... Aynı şey değil, tamam mı?

Senin yaşadıklarınla aynı değil.

Aslında şu tazminat işini çözsek var ya mahkemeye falan gerek kalmadı...

Abi aslında arabayı satıp bunu halletmeye çalışırım ama...

...arabanın durumu ortada.

İşim olsa bankadan kredi çeker, bir seferde olmasa da...

...bir şekilde halledeceğim ama... -Bir dakika Harun. Senin işin yok muydu?

Masan hazırdı, seni bekliyorlardı?

Beliz çok uzun hikâye. Sana anlatacağım sonra bunu.

Ama şu anda benim bunu çözmem lazım.

O adamla konuşup şikâyetini geri aldırmam lazım.

Yoksa polisti, davaydı, mahkemeydi...

Çocuklarım benim yaşadığım şeyi yaşasınlar istemiyorum Beliz.

-Ben duramayacağım... -Harun dur.

(Mesut) Abi dur, sakin ol. Otur bir konuşalım önce.

Nereye gidiyorsun, ne yapıyorsun bir bilelim.

Abi konuşacak bir şey yok. Gideceğim yer belli. Dilekçede adamın adresini gördüm.

Tazminat ortada. Gidip ne gerekiyorsa yapacağım, hepsi bu!

Nereye gidiyorsun? Daha kötü olacak, yapma.

Ters bir şey söyleyiverir, sen kendini tutamazsın.

-Biz seni tanıyoruz Harun. -Beliz, aşkım...

...şu anda iyi olan bir şey var mı sence?

Yok değil mi? Lütfen, rica edeceğim.

-Gidip geleceğim. -Tamam ama ben de geliyorum.

Abiciğim hiçbir yere gelmiyorsun. Hiç kimse gelmiyor.

Rica edeceğim çocuklara bir şey çaktırma.

Ne olursun aşkım. Lütfen, lütfen.

(Beliz) Harun ya!

(Müzik)

Lan ne oluyor?

Geri zekâlı!

Senin yüzünden babam ne hâlde haberin var mı senin?

-Ne oluyor? -O adama gidiyor.

Yağız'ın babasına. Gidip af dileyecek şikâyetini geri alsın diye.

İşi de olmamış zaten, param da yok diyor.

Ne kaldı elde başka? Gidecek tabii ki o adama.

Anne, babam nerede?

-Kerem... -Nerede babam?

-Gitti oğlum, gitti. -Tamer abi arabanı alabilir miyim?

Otur oturduğun yerde. Bir de seninle uğraşmayalım.

Anne bu bütün meseleler zaten benim yüzümden oldu.

O yüzden arabayı veriyor musunuz, bir yerden taksi mi çevireyim?

Ver. Ver yoksa durmaz. Babası bir, bu iki.

Kapının yanında asılı.

(Müzik)

(Müzik devam ediyor)

(Mesaj geldi)

(Müzik devam ediyor)

(Müzik)

(Telefon çalıyor)

Yazamayacağın şeyler mi söyleyeceksin?

Derin, Yağız'ın ev adresini biliyor musun? Biliyorsan atar mısın lütfen? Acil.

Kerem yine başına bir bela almayacaksın değil mi?

Derin sana bunu sormak zaten benim için zor.

Lütfen biliyorsan bana atar mısın?

-Atıyorum. -Sağ ol.

(Mesaj geldi)

(Araç korna çaldı)

(Müzik)

Ne arıyorsun sen burada?

Teşekkür etmeye geldim. Ne zamandır üstü açık bir şey istiyordum.

Nasıl, yılan değil mi?

Sana.

-Çok ayıp. -Sen bir de mağdura yatıp...

...kendine hediye mi aldırıyorsun?

Arkadaşın sayesinde.

Ne yaptın, konuştun mu? Karakoldan çıkabilmiş mi?

Kendinle gurur duyuyorsun değil mi?

Babanı doldurdun...

...o da Kerem'e sardı.

Hazır başlamışken kendi yaptıklarını da anlatsaydın ya Yağız.

Bana attığın fotoğrafı. İçip içip partimi bastığını.

Ama yemez.

Arabayı kimin çizdiği de belli.

Çünkü baban bunları bilse seni evlatlıktan bile reddeder.

Niye? Çünkü baban çok iyi bildiği, çalışkan, dürüst, efendi...

...ağzına bir gram içki sürmeyen evladının...

...kendine şu kadarcık benzemediğini bilse...

Oo, haklısın. Babamla hiç benzemiyoruz.

Yağız git kendine bir terapist bul, bunları ona anlat.

Ama sen annenle benziyorsun değil mi?

-Ne saçmalıyorsun sen? -Ben mi saçmalıyorum?

Peki bir sar bakayım geçmişe. Bir geri dön, bir hatırla.

-Sen o resmi aldığında niye bayıldın? -Çünkü yalandı.

Çünkü doğruydu. Gerçeklerin o.

Kimsenin tanımadığı, görmediği Derin.

Kendinden geçmiş, sarhoş. Saatlerce konuşup ağlayan, zırlayan.

Sonra birden kahkahalar atıp üstünü başını çıkartıp suya atlayan.

Değil mi? Aa, hatta bekle; sana hızlı bir hatırlatma yapayım mı?

Bak.

(Müzik)

(Müzik devam ediyor)

(Yağız dış ses) Sen hatırlamıyorsun da... Gerçi o kadar içsem ben de hatırlamam.

Reçeteli ilaçları çantandan çıkarıp arka arkaya içtin.

Yapma dedim sana. Bekle dedim, sakin ol.

"Bırak Yağız ya!", "Karışma Yağız ya!"

(Müzik)

(Yağız) Hiç nefes almadan bütün gece konuştun.

Babanın sizi terk edişinden annenin botokslarına kadar bana her şeyi anlattın.

-Yalan söylüyorsun. -Yalan mı söylüyorum?

Peki, bir bakalım yalan mı söylüyormuşum.

Baban gittiğinde ilkokuldaymışsın. (Gök gürledi)

Sonra... Yağmurlu dedin. Şimşekler falan.

-Camdan bakıyormuşsun. Beyaz bir araba... -Yeter!

'Okay'. Yalan söylemediğim konusunda netsek bence de yeter.

Sen beni yerden yere vuruyorsun ama ikimiz de aynı (***) Derin.

Ben babamın oğlunu oynuyorsam sen de Zafer Bey'in...

...hanım hanımcık kızını oynuyorsun.

Sen, "Ben babamın vitriniyim." demedin mi?

Hatta neydi?

"Annemin nafakasının garantisiyim." Vay be!

Sakin. Tamam, sakin. İstesen veririm zaten.

Yalnız bunun bulutu var, yedeklemesi var.

Boş iş yani.

Alayım.

Allah belanı versin!

Senin yerinde olsam ben de pes ederdim zaten. Neyse...

...yarın bir yemek yeriz. Bir iki fotoğraf paylaşırsın.

Bir özür mesajı yazarsın kalpli falan.

Daha sonra da prensesliğine kaldığın yerden devam edersin.

Baban şu hâlini görse evlatlıktan reddeder.

Sonuçta onun bir itibarı var değil mi?

Bunun da ne demek olduğunu en iyi ben bilirim. 'Okay'?

(Motor çalıştı)

(Çığlık attı)

-Ne oluyor ya burada bağır, çağır? -Yok bir şey anne!

Ne demek yok bir şey Derin?

(Gerilim müziği)

-Nereye gidiyorsun Derin? -Bir şey yok.

-Derin... -Uyu sen anne.

(Gerilim müziği)

Çözeceğim.

Tamam, tamam. Çözeceğim.

(Gerilim müziği)

(Motor çalıştı)

(Gerilim müziği)

Baba?

(Gerilim müziği)

(Güvenlik) Buyurun, Raşit Bey sizi bekliyor.

(Gerilim müziği)

Afiyet olsun. Merhabalar. Raşit Bey, Harun ben.

Telefonda konuşmuştuk.

Bugünkü mesele için sizi rahatsız ettim de.

Ne istiyorsun?

Bugün olan meselenin mahkemeye aksettirilmeden...

...bir şekilde aramızda halledilmesiyle ilgili geldim ben.

Olur. Parasını ver, halledelim.

(Gerilim müziği)

(Harun) Tabii, ben parasını öderim ama kredi için biraz mühlet rica edecektim.

(Raşit) Derdini mahkemede anlatırsın.

(Harun) Raşit Bey bu çocuklar genç. Yapmışlar bir hata.

Bu yaşta mahkemeye gitmeden bunu halletsek beraberce?

-O araba kaç para sen biliyor musun? -Bilmiyorum.

(Raşit) İki milyon. Şimdi o gençlik hatasını bir daha hesapla bakalım.

Yalnız ben karakolda dilekçede 550 bin diye okudum ama...

Onu kaç senede ödeyebilirsin?

-Tabii krediye başvuracağım. -Kendini kandırma.

Kimse sana borç kapatmak için o kadar kredi açmaz.

O çapulcu oğlunu zaptetmeyi becerememişsin...

...şimdi arkasını toplamak için ayağıma geliyorsun ama...

...elinde bir şey yok. O ne olacak?

Öyle çocuk yapıp sokağa salmakla olmuyor bu işler.

Zaten sizin gibilerin yetiştirdiği çocuklar belli.

Yok kavga ederler! Yok arabayı çizerler!

Daha olmadı haydutluk ederler. Sonra da...

...babaları kapılara gelir, böyle dilencilik eder.

(Gerilim müziği)

-Ne diyorsun lan sen! -Kerem bırak!

(Raşit) Nereden geldin sen?

Çek elini! Dokunma benim çocuğuma! Çek elini!

Yemin ederim yakarım burayı! Anladınız mı? Yakarım!

Sen de beş kuruş para alamazsın, tamam mı?

-(Kerem) Baba bırak. -Rezillik!

-Sana rezilliğin âlâsını göstereceğim. -Yürü dedim.

Yürü dedim Kerem! Yürü!

-Sen niye geliyorsun? -Yürü!

Asıl senin ne işin var burada?

Kerem Efendi sana soruyorum. Senin ne işin var burada?

Bana cevap verir misin? Ne işin var burada?

Kerem diyorum! Duymuyor musun? Kerem!

-Sen niye söyletiyorsun o lafları o adama? -Sus! Bak sinirim burada!

-Sen nasıl söyletiyorsun o lafları baba? -Kerem ben keyfimden mi söyletiyorum?

Ben laf söylemeyi bilmiyor muyum? Kafa göz dalmayı bilmiyor muyum?

-Niçin yapmıyorum sence? Neden? -Benim yüzümden susuyorsun!

Sen daha bugün demiyor muydun yaptığına değdin diye?

Sen niye karışıyorsun? Bırak cezasını ben çekeyim ya!

Ben seni böyle görmek istemiyorum ya! İstemiyorum!

Hişt!

Tamam, tamam.

Tamam, tamam.

Bu evlatlar babalarının hiç mi iyi huylarını almazlar arkadaş?

-Ne? -Yok bir şey.

-Tamam, baba bırak. -Yok, bırakmam.

Bırakınca koşuyorsun eşek sıpası. Ben yaşlıyım, öyle eskisi gibi koşamıyorum.

Yetişemiyorum sana.

İyi misin?

Tamam, bırak.

Bana bak!

Ben bırakmam seni. Şimdi bıraksam...

...yarın yine tutarım. Yine yanında, yine arkanda dururum.

Senin de kardeşinin de. Tamam mı?

Çünkü ben sizin babanızım.

O yüzden bir şey yapılması gerekiyorsa ben yaparım Kerem.

Sen baban için bir şey yapma.

Anlaştık mı?

Herkes üzerine düşeni yapacak Kerem.

Tamam mı? Babanı korumak senin görevin değil. O benim işim.

Bir meseledir oldu. Ben halledeceğim.

Sen sadece bu işten dersini çıkar, otur aşağı.

Bundan sonra okuldan eve, evden okula. Mezun ol...

...sonra ne halt edersen et ulan!

Tamam baba...

Okulla burs... Ne olmuş okula, ne olmuş bursa?

-Ben gideyim... Yok bir şey. -Bir şey varsa söyle. Kerem...

...bir şey diyeceğim. -Tamam.

Var bir şey. Var bir şey de...

...söyleme bakayım sen. Anlarız nasıl olsa.

Neticede biz de ağaç kovuğundan çıkmadık, babayız.

Dikkatli git.

(Kapı vuruldu)

Asaf Bey. Uyanınca haber vermemi istemişsiniz Ayla Hanım.

Tamam.

(Sessizlik)

(Kapı vuruldu)

-Müsait misin? -Gel, gel.

Hemşire dedi haber vermeye gidiyorum diye.

Neticede yeni açtın gözlerini.

-Dinlenmek istersin diye düşündüm. -İyiyim. Yoksa bırakırlar mıydı?

50 tane test yaptılar zaten.

Kaç gün yattın öyle kendini bilmeden. Tabii yapacaklar ne gerekiyorsa.

Ama yine de seni iyi gördüm.

İyiyim.

Meraklanma.

Yok, onu kastetmedim.

Kapıdan girer girmez oğlana gürledin ya.

Ee, insanın gözünü açar açmaz bunca hiddetlenmesi için...

...iyi olması gerekir değil mi?

Ayla!

Şu şeyin... Emniyet müdürünün adı neydi?

Hani vaktiyle bize çok yardımı dokunmuştu Harun ilk içeri girdiğinde.

Ne yapacaksın?

Adı neydi?

Kemal.

Defterde onun telefonu var mı?

Bilemem.

Var, değil mi?

Bir şeye ihtiyacın olursa...

...hemşire burada.

İyi.

İyi.

(Müzik)

(Korna çaldı)

(Müzik)

(Kapı zili çaldı)

(Kapı zili çalıyor)

(Kadın) Birini mi bekliyordun?

Çok merak ediyorsan git, bak.

Evren.

(Müzik)

Pardon. Bölüyorum, kusura bakmayın ama acil.

Evren bekliyorum.

(İç çekti)

Ben sana taksi çağırırım.

Sana o anahtarları hiç vermemeliydim Derin.

Niye? Sayemde daha çabuk kurtulacaksın.

Yoksa akşam filim izleyelim mi, sabah kahvaltı yapalım mı diyecekti.

-Ne güzel işte, kurtardım seni. -Orası öyle, evet. Doğru.

Tamam, duş al da bekliyorum seni, konuşalım.

-Ne konuda? -Yağız haddini aştı.

Anladım. Ne yapmış, Kerem'i içeri mi attırmış?

O da var da...

Tamam, senin canını sıktı.

Yoksa sen bir başkası için buralara kadar gelmezsin.

-Öyle değil mi? -Niye?

Ben o kadar bencil bir insan mıyım?

Evet.

Kusura bakma, önemliydi. Yoksa rahatsız etmezdim.

Önemli değil.

(Su sesi)

(Sokak ortam sesi)

-Gelmeseydin. -Ne konferansı veriyormuş?

Ne bileyim, sen acil deyince okul sitesinden bakıp...

...ilanı gördüm. Konuşmacılar arasında adı vardı.

Niye düştük bu adamın peşine, söyler misin?

Kızım danışmanımız değil mi? Danışmaya geldik işte.

(Hoca) Simmel'in de dediği gibi...

(Ece) Ne danışacağız?

Şeylerin değeri onları elde etmek için feda edilenlerin büyüklüğüyle ölçülür.

Babam da tam bunu dedi.

Tam olarak aynısı dedi.

Babamı kastettiğini sanmıyorum Kerem.

Günümüzde gençler bir amaç ya da...

...birileri için fedakârlıkta bulunmayı anlamsız görüyorlar.

Biz de onları bencil olmakla suçluyoruz.

(Hoca) Güzel.

Bu da mı bizi beğenmiyor?

Onları kendilerinden daha değerli hiçbir şey olmadığına kim inandırdı?

En çok kendilerini sevmeleri gerektiğini kim söyledi?

(Hoca) Yalnızlıklarına bu kadar gömülmeden önce...

...bunu birilerinden öğrenmiş olmaları gerekiyor sanki.

-Bu bizden. -Babamın tayfadan.

-Neciydi bu? -Sosyolog.

İdeal tüketiciler hâline geldiler.

(Hoca) Yalnız, mutsuz...

...ve sürekli aç.

Yani kutuplaştırılmış.

Birbirine düşman edilmiş. Ama en kötüsü...

...paranın ilah kabul edilmiş olduğu bir toplumda...

...yaşamanın bedelini en ağır onlar ödedi.

Birlikte olursak ayakta kalırız, bölünürsek...

...düşeriz. Teşekkürler.

Terbiyesiz ya. Ben anlamıyorum...

...nereden buluyor bu cesareti? Evime kadar geldi ya, yüzsüz.

Benim bir şey yapmam gerekiyor. Onu durduracak...

-(Derin) Ben kime diyorum? -Bana.

Ama sen bana gerçeği söyleyene kadar ben sana hiçbir şey demeyeceğim.

-Yine geldi, diyorum, daha ne olsun? -Geldi ve evet, sonra ne oldu Derin?

Seni asıl rahatsız eden şey ne Derin? Neden korkuyorsun?

Söyle.

İlaçları biliyor.

Tamam, sadece ilaçları bilmesi bir şey değil de...

...bağımlı olduğumu...

...(***) aldığımı, içince...

...ne kadar değiştiğimi biliyor işte.

O kadar abartırsan...

...olacağı bu. -Yine beni suçluyorsun.

Kimi suçlayayım Derin kimi suçlayayım?

(Evren) Kim söyledi, nasıl öğrendi?

Sendenden benden başka kim biliyor senin bu manyaklığını?

-O, o gece ben... -Sana inanamıyorum Derin.

Sana gerçekten inanamıyorum.

Bir de o herifin yanında nasıl yaparsın sen bunu?

Nasıl yaparsın sen bunu?

Ya, yine kendinden geçseydin ya, yine öyle ölü gibi...

Yok, tamam, o kadar değil.

-Düşünmek bile istemiyorum zaten. -Öyle aramızda bir şey geçmedi.

Emin misin Derin?

Düşündüğün şey olmadı işte.

Daha kötüsü oldu Evren.

Ben kendimi kaybettim, her şeyi anlattım.

-Ne varsa salak gibi söyledim. -Neyi anlattın? Neyi anlattın?

Bütün zayıf taraflarımı. Korkularımı...

...babamı ya.

Bundan bir şey çıkmaz.

Yatsaydık çıkardı ama bundan çıkmaz, öyle mi?

Ne saçmalıyorsun sen? Ne alakası var?

Nasıl, ne alakası var? Çok alakası var.

Tamam, ben kötüydüm...

...bir aptallık yaptım, salak gibi gittim ama sen de yoktun.

Yağız da o gece, ben yanında olmak istiyorum deyince ben...

...açmışım işte her şeyimi.

Sen de açsan öyle kendini, en savunmasız hâlinle.

Bir düşün ya.

Ama yok, sen...

...sen duvarsın, sen...

...bayağı bayağı duvarın kendisisin.

Sana bir şey diyeyim mi?

Sen de uzaktan çok hassas biri gibi görünüyorsun Derinciğim.

Takılma, iki hikâye anlattın diye imajın sarsılmaz.

Tabii, videoyu görseydin böyle konuşamazdın.

Ne videosu? Ne videosundan bahsediyorsun Derin?

(Evren) Sana soruyorum Derin, ne videosu?

(***) gibi, sarhoş.

Gerçek Derin işte. Haksız da değil.

Bana annene benziyorsun, dedi.

Sen de izlesen videoyu sen de benzetirsin.

Öyle profilden falan değil yani. Bayağı anneme benziyorum.

Ayyaş kadının kızı gibiyim.

-(Derin) Babam görse babam da... -Tamam.

Tamam.

Ne istiyorsun?

Söyle, yapalım.

Video onda, alamıyorum.

Yedeklemiş bir de bulamam.

Ama ona karşı bir şey...

...yani onun da suçlu olduğunu gösterecek bir delil...

Yoktur.

O kadar da salak bir herif değil.

O da hata yaptı Evren.

Bu son olayda babasına büyük yalan söylemiş olması lazım.

Yoksa o arabayı alır mıydı babası?

(Hoca) Tabii, pazartesi öğleden sonra uğrarsan...

...tezinle ilgili yardımcı olmaya çalışırım.

-Çok teşekkür ederim hocam. -Rica ederim. İyi geceler.

-Hayrola, sizin burada ne işiniz var? -Sizi dinlemeye geldik hocam.

Hadi oradan, sen benim dersimi alıyor musun ki?

Hocam bundan sonrakilere geleceğim ama.

Ben alıyorum ama hocam.

Dersiniz çok güzeldi, bu da çok güzel bir öğreticiydi.

Bu öğreticiliğin devam etmesi için şu bizim soruşturma meselesini...

...bir konuşabilirsek. -Boşuna uğraşmışsınız.

Benim o konuda yapabileceğim bir şey yok. Kurul kararı.

Ama hocam haksız bir kurul kararı.

Hepsi yalan, ben kimsenin arabasını çizmedim.

Medikonun önünde kavga da etmedin?

Onu ettim.

Arabanın sileceklerini de kırmadın?

Yok, onu ben kırdım.

Ama şimdi kavga da hani karşınızda biriyle yapılıyor ya hocam...

...tek başına yapılmıyor. -Yağız, yönetim kurulu üyesinin oğlu.

-Ona soruşturma açılmadı. -Bu da büyük bir adaletsizlik değil mi?

Hocam içeride konuşmanızı dinledik. Çok güzeldi ama açıkçası...

...ben şu an korkuyorum...

...acaba söyledikleriniz sadece lafta mı kaldı diye.

Çünkü içeride öğrendiğimiz şey kadarıyla...

...adaletsizliğin karşısında sadece birlik olarsak durabiliriz.

Tamam, geçin şöyle. Bana şu meseleyi baştan bir anlatın bakayım. Hadi.

Harun! Kaç kere aradım seni.

Aşkım çok özür dilerim. Şarjım sizlere ömür.

Ne oldu ki bir şey mi oldu?

İki saattir bekliyoruz, daha ne olsun?

Şimdi dava açılırsa eğer, iş büyüyecek hocam.

Önce bizim bursumuzu kesecekler sonra da bu otopark meselesi yüzünden...

...iş, okuldan attırmaya kadar gidecek.

Doğru mu anladım bakalım.

-Kavgalar doğru. -Evet.

Ama soruşturmayı hızlandırmalarını sağlayan şu konu.

-Arabanın çizilmesi. -Kesinlikle iftira hocam.

Çünkü ben araba falan... -Çizmedin.

Şimdi, okuldaki soruşturmaya bir şey yapamam.

En fazla yeniden değerlendirme talep edebilirim. Bu da size...

...sadece size biraz zaman kazandırır. -Ama...

Bitirmedim.

Siz de bu sırada Yağız'ın bu işin içinde olduğunu kanıtlarsanız...

...ona soruşturma açarım. Babası da her şekilde...

...bunun üstünü örtmek isteyeceği için soruşturmayı tamamen kapatır.

İtibarı zedelenmesin diye her şeyi yapar kendisi, eminim.

Yani, biz en azından burs meselesinden yırtabiliriz?

Öyle. Hatta...

...arabayı kimin çizdiğini kanıtlarsanız o zaman belki davayı bile kapatırsınız.

Oğlunun böyle bir şeyi yaptığının duyulmasını asla istemez.

Ama tazminattan vazgeçeceğini sanmam.

Onun için paradan başka ilah yoktur çünkü.

Hocam çok teşekkür ederiz bu arada.

Eğer şu işi halledersek ben bütün derslerinize gireceğim.

Dersime gelmen çok da derdimdi Keremciğim.

Sağ olun hocam.

Aman, istemem kızım.

Sabahtan beri çay içmekten başka bir şey yapmadık zaten.

-Teşekkürler. -(Beliz) Afiyet olsun.

Bu saate kadar niye bekledin ki zaten?

Sabah evden polislerle çıktığın için olabilir mi?

O saatten beri telefonlarımı açmadığın için olabilir mi?

Bir mesele yok zaten. Ben halledeceğim. Ayrıca telefonun da şarjı azdı...

...araya araya onu da bitirdin. -Nasıl halledeceksin?

Biz kaza olmuş işte, tazminatı ödeyeceğim, bitecek gidecek.

-Büyük bir mesele değil Ayla teyze. -Dur sen dur.

Sana sormadım Tamer.

Oğluma sordum.

550 bin lirasının...

...olmadığını gayet iyi bildiğim oğluma sordum.

Hiç bakma ona. Ben kendim öğrendim.

Kemal Müdür’den.

-Kemal Müdür kim? -Babanın eski arkadaşı.

(Ayla) Emekli emniyet müdürü.

Rica ettim araştırmasını o da sağ olsun kırmadı.

Sağ olsun sağ olsun ama eksik kalmışsınız anne.

Peşime ajan taksaydınız ya, gizli saklı hiçbir şey kalmasaydı.

Geldiğinden beri bu iki oldu. Yükseltme sesini bana.

Ben izninizi isteyeyim.

Abiciğim ne izni, oturur musun lütfen Tamer?

Allah Allah, senden gizlimiz saklımız mı var bizim?

Üç. Zaten kendi evin.

Hoş, burada kendine yatacak bir yer bulabiliyor musun?

Estağfurullah Ayla teyzeciğim. Olur mu öyle şey, onlar benim misafirim.

Doğru, oğlum kendi evinde kalacağına...

...el âlemin yanında sığıntılık yapmayı sever.

Kaç yaşına geldi, hâlâ evden kaçıyor.

-Anne! -Haruncuğum, hayatım sakin.

(Ayla) Dinle karını, o seni dinliyor.

Bir telefonunla evde neyiniz var neyiniz yok...

...alıp yangından mal kaçırır gibi...

...haber de vermeden çıktı, buraya geldi.

Aşk olsun anne, kaç kere gidiyorum, dedim. Sen dinlemedin ki.

Beliz sakin, sakin.

İkinizin de aklı yerinde değil belli.

Bir dönüp hâlinize bakın.

Hele de sen Harun. Başlamadan işten atıldın.

(Ayla) Paran yok, evin yok, borcun da maşallah.

Oğlum topla kendini.

Dön evine. Başka da çaren yok zaten.

Yarın akşam yemeğinde karşımda oturursunuz, konuşuruz...

...bir çözüm düşünürüz. -Öyle bir meblağ yok.

Efendim?

Ben sana babam eve dönerse biz bir dakika bile...

...o evde durmayız, demiştim, hatırlıyor musun?

Bizim o eve dönmemizi sağlayacak meblağ icat edilmedi.

Gururun çocuklarının okumasından...

...ailenin geleceğinden daha mı önemli?

(Ayla) Hâlâ babanın oğlu olmaktan öteye geçemedin.

Hâlbuki artık ben senin baba olduğunu sanıyordum.

(Ayla) İnşallah yanılmıyorumdur.

İyi geceler.

Ben geçireyim, ayıp olmasın.

(Beliz) Anne.

Anne teşekkür ederim.

Yani, burs meselesini söylemediğin için.

Neden haberi yok hâlâ?

Daha fazla üzülsün istemedim.

Ortalık biraz daha durulsun, onu da bir şekilde anlatacağım.

Sen kocanı da çocuklarını da çok iyi tanıyorsun.

Susuyorsun, sessizce izliyorsun.

Ama her şeyi de en iyi sen görüyorsun.

Çarenizin olmadığını da en iyi sen biliyorsun.

De ki borcu kapattı, çocukların okulunu nasıl ödeyecek?

Oğlumu ikna et. Ben istiyorum diye değil.

Ailesini kurtarmanın başka bir yolu olmadığı için.

Tabii, ona yardım etmek istiyorsan.

Sen bilirsin, karar senin.

(Müzik)

Hayrola, parti mi vardı yine?

(Kerem) Yok babaanne, konferanstan.

(Ayla) Tabii, bursları yakıp...

...üniversite hayatınızı bitirdiğiniz için artık...

...açık öğretim konferanslardan yararlanacaksınız.

Ama üzülmeyin, mühim olan öğrenmek.

-Hadi bakalım, iyi geceler çocuklar. -İyi geceler babaanne.

İyi geceler.

Şu kadını da haklı çıkardınız ya, daha ne diyeyim ki ben size?

Söylememiştir değil mi babama?

-Anne! -Anne!

Yavaş, yavaş!

-Babam bilmiyor, değil mi? -Burs meselesini.

Bilmiyor ama söyleyeceğim artık.

Anne lütfen söyleme, lütfen. Gerçekten, rica ediyorum.

Yok oğlum, söyleyeceğim artık. Haberi olacak. Yeter artık.

Ayla Hanım bir taraftan, siz bir taraftan çekiştirip duruyorsunuz beni.

Zaten adamın yeteri kadar derdi var.

-Bir de yalanla falan uğraşamam. -Anne, anne bir gün...

...bak, bir gün. -Ne bir gün ne?

Bir gün ver bize ben halledeceğim.

Halledemezsem de ben söyleyeceğim, söz veriyorum. Söz.

-Ben söyleyeceğim, diyorum. -Ne olursun anneciğim. Bak...

...söz verdi. Normalde hiç söz vermez, biliyorsun. Bir güncük ne olursun.

Bir gün, sadece bir gün.

(Sokakta köpekler havlıyor)

(Telefon çalıyor)

"Tatlı bir uyuşukluk hissi bahsettiğim"

"Ayak parmaklarından kafatasına kadar uzanan"

"Bazıları berrak bir su gibidir"

"Bazıları da benim gibi"

"Çamurlu bir göl merak ettiğin dibini"

("Gece - Bana Bir Şarkı Söyle" çalıyor)

"Tutuşturmayı merak ediyorsan tutkuyu"

"Peki ya korkuyu bunun neresine koymalı?

"Her kararla ilişkiye girebilecek kadar"

"Kahpedir ah bu korku"

“Bana bir şarkı söyle yolumuz uzun"

"Sözlerden kurtul derdimiz bir olsun"

Düş bakalım düştükçe. Daha ne işler gelecekse başımıza.

Kızım ben bir şey yapmadım, o takip etmiş.

Tabii tabii.

Dön bakayım, dağıtamamışsın bunu.

-Olmamış mı? -Oldu.

Bir geri gelsene.

-Ne oldu? -Hiç öylesine.

Ufaklık kalırız tabii biz bunların yanında.

"Bir gölge içini kaplayan"

"Bazıları berrak bir su gibidir"

"Bazıları da benim gibi"

"Çamurlu bir göl merak ettiğin dibini"

"Bana bir şarkı söyle yolumuz uzun"

"Sözlerden kurtul derdimiz bir olsun"

"Bana bir şarkı söyle yolumuz uzun"

"Onlardan kurtul derdimiz bir olsun"

Geri zekâlı.

Günaydın. Şuna baksana beni yemeğe götürecekmiş.

Bu meseleyi çözsek de çözmesek de...

...sana kimse istemediğin bir şeyi yaptıramayacak.

Ben varken böyle bir şey olmayacak.

"Bana bir şarkı söyle yolumuz uzun"

(Derin) O zaman şu müziğin sesini biraz açalım.

"Bana bir şarkı söyle yolumuz uzun"

"Onlardan kurtul derdimiz bir olsun"

Kazanmadan kutlayalım diyorsun yani?

Sen varken kaybetmeyeceğime eminim.

("Gece - Bana Bir Şarkı Söyle" çalıyor)

(Kuşlar ötüyor)

(Üst üste konuşmalar)

(Genç erkek 1) Bir arabayı çizdirdi, yenisini aldı.

(Genç erkek 2) Harbiden öyle.

Bak, ben de dün videoyu 'hack'ledim.

(Yağız ses) Çizdikten sonra bir de bana döndü ya, cesarete bak.

Arabayı çizdikten sonra bana döndü ya...

Bu iki.

Hayırdır?

Neye bakıyorsun lan sen?

Vallahi bakmadım.

Bakma zaten. Maazallah, görmemen gereken bir şeyler görürsün...

...başımıza kalma sonra.

(Müzik)

Cık cık cık!

(Müzik)

Ay ay ay!

Hayırlı sabahlar babacığım. Bırakayım mı?

Varsa da kamera görüntüsü falan almıştır ki çoktan.

Kızım daha iyi bir fikrin varsa söyle, onu yapalım.

Daha iyi bir fikrimin olmaması Kerem Bey...

...senin fikrinin iyi olduğu anlamına gelmiyor.

Sorsana birine, güvenlik odası nerede diye.

Niye bütün işleri ben yapıyorum? Niye bütün angaryalar bende?

-Git, kendin sor. -(Derin) Bu oda niye var o zaman?

(Derin) Ben anlamıyorum, kameraları niye koyuyorsunuz? Nasıl iş bu?

Bu Derin değil mi?

(Derin) Ne yapıyorsunuz siz burada?

(Derin) Yağız aldı, değil mi? Siz ona verdiniz bu görüntüleri...

...o yüzden bize yok, diyorsunuz. -Ben sana diyeyim...

...kız sadece akşamları iyi, sabahları hep bir kriz.

Arkadaşlar lütfen sizleri dışarı alalım.

(Derin) Bana ne yapacağımı söyleme.

-Hadi Derin. -Önce sen işini yap.

Hadi Derin tamam, hadi.

(Ece) Aynı şey için buradayız sanırım.

Hiç boşuna uğraşmayın.

Of!

Yağız'ın görüntülerini sildiler tabii.

Evet, biz de onun için geldik ama yok.

Nasıl yani, siz gerçekten bizim için mi geldiniz?

Evet.

Yok artık.

Sen dün dedin ya, karakol falan diye...

...ben onun için. O kadar uğraştınız benim için, o yüzden.

Vallahi ne yalan söyleyeyim, ben senden beklemezdim.

Sabahın köründe böyle kalkıp kamera kaydı peşinde koşman falan.

Niye? Sen Derin'i kendinden başka kimse için...

...parmağını bile kıpırdatmayacak biri gibi mi gördün yoksa?

Allah Allah, insanlar senin hakkında nasıl böyle yanlış şeyler düşünüyor...

...ben hiç anlamış değilim Derinciğim.

Tamam, ne kadar uzattınız.

Kız düşünmüş işte. Teşekkür ederiz Derinciğim, sağ ol.

Ama şu an asıl sorun şu ki ne yapacağız?

Tamam.

Arabanın nerede, nasıl çizildiğini bilmiyoruz.

Bunun kamera kaydı yoksa onun hiç yoktur o zaman.

Buradan bir şey çıkmadığına göre manuel ilerleyeceğiz.

Kavgayı gören biri mutlaka vardır.

Gören biri varsa da video çeken biri vardır.

O zaman bununla başlıyoruz, hadi bakalım.

-(Ece) Süper. Hadi, kime soralım? -Deli misiniz siz?

Ne yapacağız şimdi? Şimdi gidip sınıfları tek tek gezip...

...pardon, sizde kavga videosu var mı diye soracağız, ne yapacağız?

Soracağız, gerekirse soracağız.

Allah Allah, başka çaremiz mi var şu an?

Sakin, ufaklık sakin ol, tamam mı? Bir şey demedik.

Bana bak, acaba sen ters misin bugün biraz?

Okuldan atılmak üzereyim. Üstüne bir de mahkemeye verildim.

Sence sevimli olmam için herhangi bir sebep var mı?

Tamam, tartışmanız bittiyse okula geçelim mi? İşimiz uzun.

Nasıl, sen de mi yardım edeceksin bize?

Güzel, çok güzel.

Hadi.

(Müzik)

(Simla) Görkem. Görkem.

Korkuttum mu ne oldu?

Bir şey yapmadım ki dokundum sadece.

-Ben seslendim oradan sen duymayınca. -Yok, ondan değil de...

...ne oldu, bir şey mi oldu? -Ece'yle Kerem'e dava açmışlar.

Bilmiyorum, Yağız'la ilgili bir şeyler bulmamız lazım, dedi.

(Simla) Onun da bu işle ilgisi olduğunu kanıtlamaları lazımmış.

(Geçiş sesi)

(Geçiş sesi) (Simla) Ben de birlikte ararız diye...

...seni arıyordum ama ne bileyim bu kadar uzağa saklandığını?

Görkem...

...duydun değil mi?

Ben bir şey görmedim ki.

Tamam, görsen söylersin zaten, onu demiyorum.

Birlikte bakalım, ben kimseyi tanımıyorum.

-Ben de. -Ee...

...o zaman şey yapalım.

Ben de burada seninle birlikte oturayım. Geldikleri zaman ararlar...

...beraber bakarız, olmaz mı?

Olur.

(Müzik)

Tamer Allah aşkına, sen buraları nereden biliyorsun?

Oğlum yanlış bir yere girip başımıza iş açmayalım.

-Sen de ne korkarsın ya. -Korkmam zaten.

O yüzden başımıza iş açmayalım, diyorum.

Bak şimdi, ben sana bu pis işlere girmeyelim, dedim mi?

-Dedin. -Sen de bana illaki borç...

...illaki tefeci, dedin mi?

Dedim de benim başka çarem mi var?

Bak kardeşim, sana şöyle izah edeyim.

Kapitalist sistemin temelini oluşturan bu kâr amaçlı kuruluşlar...

-Bankalar. -Evet, bankalar.

Bizi bir yerlerine sallamadıkları için...

Yok, bana bir 75 bin ederin var, dediler.

Kıyamam ya. Yemin ederim, yeteceğini bilsem seve seve...

...seni o (***) kapitalistlere satacağım.

Tamer bir şey soracağım.

Sen bu adamı nereden tanıyorsun?

Onun numarasının sende ne işi var?

Yedi sekiz sene önce bana bir para lazım oldu...

...oradan kaldı bağlantısı. -Anladım, şu boşanma davası için mi?

Giderken donuma kadar aldığı için.

Evlenmeseydin. Neyine senin evlilik?

-Çok ısrar etti, kıyamadım. Ne yapayım? -Ay, gönül insanı.

Biz daha ne kadar gideceğiz gönül insanı?

Geldik birader, burası.

(Sokak ortam sesi)

-(Tefeci) Selamünaleyküm Tamer kardeş. -Aleykümselam abi.

Oturun oturun. Çay içersin, değil mi?

-İçeriz. -Yok, ben almayayım, sağ olun.

Arkadaşım Harun. Paraya ihtiyacı var da abi.

-O yüzden, telefonla konuşmuştuk. -550 bin lira.

Vereceksen ver, beni çayla çorbayla oyalama, diyorsun yani?

Yok, estağfurullah ama öyle.

(Tefeci) Ben tanımadığım adamla iş yapmam.

(Tefeci) Sonuçta güvenmek lazım bu devirde.

-Neticesi? -Neticesi Tamer kardeşimiz kefilse.

-Tamer kefil. -(Tefeci) Sana da...

...faizden bahsettiyse? -Etti.

Ödemesen ne olur, tane tane anlattıysa?

Ben parayı hemen alabiliyor muyum acaba?

(Kahvehane ortam sesi)

Senetleri imzala...

...en geç akşam saat 05.00 dedin mi para sende.

(Kahvehane ortam sesi)

(Müzik)

(Müzik devam ediyor)

(Müzik devam ediyor)

(Müzik)

(Müzik devam ediyor)

Özel bir şey mi?

Maalesef.

Niye maalesef?

Boş ver bunu. Sen bir şey bulabildin mi?

-Beni kimse takmadı. -Evren bilgi işleme gitti...

...hâlâ haber bekliyorum.

Ben tanıdığım bildiğim herkesle konuştum.

Görmüşler ama belli ki Yağız'dan korkuyorlar, konuşmuyorlar.

Bir şey sordum...

...niye maalesef, dedin?

Senin babanla aran nasıl?

Bilmem, normal.

Garip bir mesele bu, baba meselesi.

Kötü baba, direkt travma. Kaçışın yok.

Ömrün boyunca uğraşıyorsun.

Ölse bir dert ölmese bir dert.

Ama iyi baba...

...o daha büyük dert.

(Derin) Seninki hangisi?

(Kerem) Maalesef, ikincisi.

Sen yine de o kadar emin olma.

Neyden?

Hangisinin daha büyük dert olduğundan.

(Müzik)

-(Ece) Birini bulduk. -(Derin) Ee?

E'si konuşmuyor. Korkuyor tabii hâliyle Yağız'dan.

Dedim bak. (Telefon çalıyor)

Bir dakika.

Evren.

Kızım bir yolu yok mu? İkna etsek bir şekilde.

Ne diyeceğiz Kerem? Biz bursumuzu kaybettik ama...

...seni kesin koruruz mu diyeceğiz çocuğa, ne diyeceğiz?

(Simal) Böyle böyle oluyor işte bu tarz şeyler.

-Nasıl? -Yani korku.

İnsanları susturunca haksızlıklar çoğalıyor.

Haksızlığa uğramamak için susuyorlar.

Aslında o kadar güçlü değiller ama öyle gibi görünüyorlar herkes susunca.

Yani, seni anlamakta zorluk çekiyorum...

...ama söylediklerinde çok haklısın.

Hadi, hadi gidiyoruz.

Evren bilgisayar odasına girmiş.

Sadece on dakikamız var, hadi hızlı.

(Müzik)

(Müzik devam ediyor)

-Geldik. -(Evren) Hoş geldiniz.

Herkes kendine boş bir yer seçsin.

Günü, saati giriyorsun, kamera kayıtları çıkıyor.

Ama medikalin önüne bakanı bulmak lazım. Ben daha denk gelemedim.

Tamam, hadi o zaman. Ne bakıyorsunuz? Arka tarafta da bilgisayarlar var, hadi.

-Tamam. -Hadi gidelim.

Ben bu işlerden pek anlamıyorum da.

-Başka bir iş varsa... -(Evren) Tamam o zaman, sen kapıda bekle.

Biri gelirse karışmam dedi adam, hadi.

Sessiz.

-Tamam, kapıdayım. -(Evren) Hadi.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

Sen buraya nasıl girdin?

Paranın açamadığı bir kapı yoktur.

Bunda bir şey yok.

(Simla) Siz devam edin, ben diğerine bakacağım.

-(Derin) Nasıl? -Baktı mı hemen?

Anlamadım.

(Derin) Sen bir şey buldun mu?

-Yok. -(Simla) İçeride bir şey yok.

(Gerilim müziği)

Anlıyorsun galiba bu işlerden.

Fena değilimdir.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Güvenlik) Hayrola?

Birine mi baktın?

Hayır, yok.

Burada öğrencinin dolaşması yasak. Hadi kardeşim, hadi.

-Tamam. -Hadi.

(Gerilim müziği)

(Görkem dış ses) Hiçbir şey umurunda değil senin.

(Geçiş sesi)

(Görkem) Sanki kimse senin canını yakamazmış gibi.

Sen de dışarıdan iyi biri gibi görünüyorsun.

Bak, senin sayende kavga çıkmadı.

(Görkem) Benim sayemde mi? (Geçiş sesi)

(Gerilim müziği)

Ben yaptım.

(***)!

-Ne oluyor oğlum? -Ne yapıyorsun lan sen?

-Adama vurdum. -(Ece) Ne yaptın sen ya?

-Tamam, ver. -Gördü mü?

Gördü mü acaba?

(Ece) Yavaş, ses çıkarmayın, yavaş!

-(Derin) Yaşıyor mu bir bakın? -Yaşıyor.

Görkem, bana bak, ben yaptım.

-Ben yaptım. -Hayır Kerem.

Aması falan yok oğlum. Ben yaptım. Takarız kapüşonu kimse anlamaz.

-Hadi kaldıralım şunu. -Tut ayaklarından.

(Kerem) Siz de sessiz olun, içeri girin hadi.

(Görkem) Ben yaptım.

Nasıl yaptım?

Yavaş.

Sana ne adamın telefonundan?

Tamam, korkma. Kerem halledecek, koruyacak seni, merak etme.

-(Görkem) Ben yaptım. -Bir şey olmadı değil mi adama?

-Hadi çıkalım, acelemiz var, hadi. -(Görkem) Ben yaptım.

(Görkem) Nasıl?

-Tamam hadi, hadi gidelim bir an önce. -Dur.

-Hadi. -Yalnız şu yarım saat önceki...

...kamera kayıtlarını silebilir misin? -Silerim.

-Kalan bilgisayarlara da bakarım hem. -(Kerem) Tamam.

-Hayır Kerem. -Hadi, aması falan yok.

Oğlum kamera kaydı falan yok zaten, hadi.

Tamam, sakin olun. Şöyle yapıyoruz. Arkadan çıkıyoruz.

-Herkes doğal davransın, tamam mı? -Tamam, hadi.

-Hadi. -Dikkat et.

Hadi bakma, hadi.

(Gerilim müziği)

Nasıl, yılan değil mi?

Fena. Ne zaman ıslatıyoruz?

Kanka, şu olaylar bir durulsun da yapacağız, hepsini yapacağız.

Yağız, bir şarkı aç da şu basları tizleri bir duyalım be abi.

Değil mi? Bir patlatalım.

Bak şimdi.

(Hareketli müzik)

Ödü koptu lan.

Hay Allah'ım ya.

Al sen biraz su iç.

Hadi ama ya, hâlâ çıkmadı.

Sen niye gerildin ki bu kadar Derin?

Nasıl niye gerildim?

Çocuk Görkem için o kadar kendini riske attı.

-Ya güvenlik uyanırsa, ne olacak? -Aynen.

Hiçbir fırsatı kaçırmıyor sağ olsun.

-O ne demek ya? -(Evren) Sen ne demek istiyorsun Derin?

Çocuğun gözünün içine baka baka yalan söyledin.

(Evren) Senin için arıyoruz kamera kayıtlarını dedin.

Ben seni yanlış mı anladım? Senin tek derdin...

...Yağız'a karşı elinde bir koz olması değil miydi?

Sonuçta hepimiz aynı şeyleri istiyoruz.

Yapma ya? Allah Allah!

Nasıl aynı şey oluyor tam olarak, anlatsana bana da.

-Yağız'a karşı bir şey arıyoruz orada. -Bir şey bulmak istiyor...

...ve babasının önüne koymak istiyor.

(Evren) Anlatabildim mi?

Anlamadın, anlatayım.

Derin, o kamera kayıtlarını bulursan bir ömür saklayacaksın.

Eğer bir şey söylersen babana izletirim bunları diyeceksin.

Ama Kerem ne yapacak?

O kamera kayıtlarını bulduğu gibi Raşit'in önüne atacak.

Niye?

Kendini kurtarmak için. Doğru mu?

İyi haber, güvenlik baygın.

Kötü haber.

Simla kayıtlarda bir şey bulamadı.

Of!

Hadi.

(Hareketli müzik)

(Korna çaldı)

(Yağız gülüyor)

Siz o arabaya hepiniz sığacak mısınız?

Kerem, sakın. Bu sefer sakın.

Tamam.

Ne yapıyorsun lan sen?

Hâlâ yeni arabayla gösteriş yapan kaldı mı?

Böyle şeyler sana bana normal Evren.

Herkesin durumu yok.

(Yağız) Bazıları için okula gitmek demek...

...sabah 07.00'de 40 durak yapan bir servisi beklemek demek.

Kendimizi bir tutmayalım.

Yağız.

Şöyle canım. Ne oldu ya, sen bir bembeyaz olmuşsun?

İlaçlarını almadın mı yoksa?

Biraz üşütmüş de teknede takıldığımız gece.

(Yağız) Ama şimdi iyi gibi.

İlaçlar işe yaramış. Çok geçmiş olsun.

(Gerilim müziği)

Sana da geçmiş olsun Kerem.

(Yağız) Bir ton badire atlatmışsın, karakollar falan.

-Baban da perişan. -(Ece) Sakın.

-Tek kelime daha edeyim deme. -Sana bir şey söyleyen yok.

(Yağız) Sen kendi kardeşinin salaklığı yüzünden bu hâldesin.

Bırak dedim.

Bu okulda iki tane dil eğitimi var.

Yağız ama sen daha kendi ana dilini anlamıyorsun.

Kerem, şu kardeşini al başımdan.

Hiç tarzım değil.

O ne zaman, ne yapacağını iyi bilir, merak etme sen.

Biz senin tarzını o kadar iyi biliyoruz ki.

(Ece) İnanır mısın iki günde anlayıverdik.

Senin tarzın böyle erkek erkeğe, değil mi?

-Öyle. -(Ece) Öyle.

Ama böyle kafana tepsiyi yiyince de...

...hemen babacığına uf oldu diye ağlayıveriyorsun.

Yürü git şuradan!

Çek arabanı!

Bir daha da sakın o pis ağzına babamın adını alayım deme, duydun mu?

-Hadi Ece, hadi bak. -(Evren) Hadi gidiyoruz.

-Hadi. -Söyleyeceğimi söyledim zaten.

Hişt! Önüne bak, önüne.

Ben varım senin önünde.

Ne babam var ne Ece var.

Anladın mı?

Şimdilik.

Şimdilik gözümün önündesin.

Mahkemeden sonra okuldan da şutlanacaksın.

Biz burada mafya yetiştirmiyoruz.

Bunlar babadan oğula geçen müesseseler zaten.

(Derin) Evren!

(Yağız) Evlat dediğin der Raşit Bey...

...evlat babanın mirasıdır.

Bu senin için de...

...senin için de...

...benim için de geçerli.

Ha tek farkla.

Ben baba açısından şanslıyım.

(Gerilim müziği)

İyi şanslar.

Sana da.

Hadi.

Tamer abiciğim, ben bir şey yemeyeceğim demedim mi sana?

Yersin.

Ezine mi o?

Sen yemem diyenden kork.

Ulan üniversite yıllarıma gittim, iyi mi?

Tek göz oda, peynir, zeytin, ekmek, çay ama yanında böyle hafif bir...

Şaka yapıyorsun. Bu saatte?

Saati mi kaldı be? Hâlimize bak.

İstanbul'a bir geldin, yemin ediyorum 20 yıl önceye gittim.

Eskiden en azından o bir göz odanın çatısı vardı birader.

Şu hâlimize bak, parklara düştük, parklara.

Olsun be, böyle de güzel. O zaman da güzeldi ama...

Güzel be.

İşte buna tıpta geç ergenlik diyorlar.

İlginç. Aslında şöyle de söylenebilir.

Burnu bir ömür boyu (***) kurtulmamak.

Bak işe buna (***)!

Şerefe.

Lan bir şeyin tadı hiç mi değişmez?

(Telefon çalıyor) Hah.

(Telefon çalıyor)

Efendim?

Evet.

Tamam. Yok, hayır. Biz buradayız, gitmedik.

Tamam.

Tamam, peki. Hemen geliyoruz.

Sağ olun.

Evet Tamer Bey, para hazır.

Bak şimdi, ben buna üzüleyim mi, sevineyim mi, bilmiyorum.

Sevin abiciğim, sevin. Benim çocuklarım mahkeme köşelerinde sürünmeyecekler.

Bir de böyle saçma sapan bir hırsın bedelini tazminat parası yok diye...

...içeride bir ay yatarak ödemek ne demek ya?

İçerinin ne kadar (***), ne kadar pis bir yer olduğunu...

...sen de çok iyi biliyorsun, ben de çok iyi biliyorum.

-O çocuklar bilmesin abiciğim. -Oğlum buna itiraz eden mi var?

Öyle olsa zaten seni alıp buraya getirmezdim.

-Ama bak, eğer o borcu ödemezsen sen... -Abiciğim ben...

Ben kendimden önce sevdiklerimi düşünmeye başlayalı çok oldu, çok.

Hele ki Beliz'den sonra.

Hele ki çocuklardan sonra ben yokum.

Sadece onlar var benim için. Ben onlar olduğu için varım abi.

Hadi.

(Hemşire) Asaf Bey, biraz daha yavaş lütfen.

Lüzum yok, yürüyebiliyorum.

Başınız dönebilir.

(Asaf) Dönmez. Kalktığımdan beri dönmedi.

(Hemşire) Oturunca dönebilir.

(Asaf) O zaman da düşmem zaten.

Hayrola, ordu mu besleyeceğiz?

Ne bu, bu kadar yemek böyle?

-Anca. -(Asaf) Misafir falan mı?

Aman Ayla, daha gözümü yeni açtım. Kimseyi istemem böyle.

Yabancı değil, meraklanma.

Oğlun, gelinin, torunların.

-Kızım, bana biraz müsaade et. -Ama...

Müdürü sordun, sesimi çıkarmadım.

Oğlundur, hakkındır diye.

Doğrudur, oğlumdur.

Ama o kadar.

-Ne o kadar? -(Asaf) Ben diyeceğimi dedim.

Bu kapıdan giremez.

Girecek.

Ayla.

Bak, vaktiyle ben sana bir söz verdim.

İçeriden çıksın, istemezsen bu eve bir ömür gelmesin diye.

-Tuttun da. -Ama buraya kadarmış.

Ölümden döndün, sayende ben de kalpten gidiyordum.

Yani ikimiz de bir defa öldük sayılır.

Yani o ömür geçti gitti.

Benim bu laflara karnım tok!

Kesme sözümü!

Ben senin sözünü 45 senedir kesmedim hiç.

Sen de artık benim sözümü kesme!

Bak çocuklar burslarını kaybettiler.

Oğlan borca girdi. Yani perişan olacaklar.

Harun ne yapar eder ailesine bakmak için bir çare bulur.

Çocuklarını bize muhtaç olmadan büyütür.

Ama ben buna bu defa müsaade etmeyeceğim.

Bir evladımın 25 yılını bir sözle kaybettim.

Bu çocukların kaç senesini görebileceğim bilmiyorum.

Allah ömür verdikçe ben bu çocukları...

...gözümün önünde büyüteceğim bu sefer.

İster bu evde, ister başka evde!

Bu yaştan sonra evi mi terk edeceksin?

Boşanırım bile, hiç bakmam!

Bir ömürlük sözümü tuttum ben, gerisini sen düşün!

Aynı inat.

Oğlunda da sende de.

Oğlundaki inat senin inadın, benim değil!

(Müzik)

Nereye atayım sizi?

Sen hiç yolunu değiştirme, at bizi müsait bir yerde.

Bitti mi şimdi?

Senin için daha vakit var.

Ama bizim için bitti.

O ne demek?

Yani bir günümüz vardı işte.

Akşam annem söyleyecek babama bursumuzu kaybettiğimizi.

(Simla) Ne sinir bir çocuk değil mi?

İnsan bu kadar kalpsiz olmaz ki.

Tamam anladık sevmedin de okuldan attırmak ne demek oluyor?

Sen dedin işte.

Yani biz sessiz kaldıkça onlar güçleniyor.

Hayır, hayır. Ben o anlamda demedim.

Öyle dediysem yanlış anlaşılmıştır.

Konuşamıyorum ki ben o kadar insanın içinde.

Yamuk yumuk laflar hep.

(Simla) Şey demek istemiştim.

Biz sessiz kaldığımız için onlar sanki daha güçlü gibi görünüyorlar ama...

...aslında değiller.

Hani insana korktuğu şey hep olduğundan büyük...

...olduğundan kötü görünür ya, onun gibi.

(Erkek dış ses) Maazallah, görmemen gereken şeyler görürsün...

...başımıza kalma sonra.

(Gerilim müziği)

-Nereye? -Seni bırakacağım.

Sonra da kendi evime gideceğim.

Onun evi ileride, biz buradan döneceğiz.

(Simla) Sen tam tarif edebilir misin, ben navigasyona yazayım mı?

Siz bir şey demeyince ben de eve geldim.

Buradan otobüs falan bir şey geçiyor mu?

(Evren) Otobüs geçmez.

Ama istersen taksi çağırabilirim.

Siz de gelin. Belki bir şeyler düşünürüz, bir şey buluruz. Ne dersiniz?

Yok, biz gelmeyelim. Zaten burada dönmez, boş ver.

Biz başımızın çaresine bakarız şimdi.

(Korna çaldı)

-Ne oluyor ya? -(Görkem) Kerem!

(Derin) Ne alaka, ne oldu?

-Kerem! -Ne oldu?

-Ben özür dilerim. -Ne oldu oğlum?

Gerçekten geç kaldıysam çok özür dilerim. Çok korktum. Hâlâ daha korkuyorum ama...

Neyden korktun? Bir doğru düzgün anlatsana.

Furkan'ın telefonunda var.

Görkem, başı sonu olan bir cümle söyler misin?

Yağız'ın arabasını çizerken çekilmiş bir videosu Furkan'da var.

(Görkem) Yani Furkan'ın telefonunda. Daha bu sabah gördüm.

Benim baktığımı fark edince ittirdi Furkan.

Ben de söyleyemedim, söylediğimi anlar diye.

Bana bir araç falan bir şey lazım.

Birinizin arabasını alabilir miyim?

Ne yapacaksın?

Duymadın mı? Furkan'ın telefonunda var diyor.

Tamam, ben de onu diyorum. Abi iki dakika telefonunu versene diyecek hâlin yok.

Ne yapacaksın, hırsızlık mı, gasp mı?

Sonra bir dava daha açılır Kerem.

Sonra babama dersin artık arabayı çizmedim ama telefonu çaldım diye.

(Derin) Ama iyi de benim... Bizim o telefona ihtiyacımız var.

-Elimize bir fırsat geçti, ne yapacağız? -Siz geçin içeri.

Ben seninle geliyorum.

Ben de bir yere gitmiyorum. Geçin içeri geliyorum, hadi.

Evren.

Tamam, o halledecek.

Geç.

(Hareketli müzik)

(Hareketli müzik devam ediyor)

(Erkek 1 ses) Efendim?

-Bir şey isteyeceğim senden. -(Erkek 1 ses) Dinliyorum Evren Bey.

Tamer, iki saate orada olsak yeter herhâlde, değil mi?

Yok ya, bir saate oradayız.

(Harun) İyi. O zaman önce seni bırakıyoruz.

Sonra ben gidiyorum. 17.00 iyi.

Saçmalama.

-Tek gideceğim. -Of!

Şu (***) arayayım haber vereyim de geleceğimi...

...hazırlaması gereken ne varsa hazırlasın dilekçe için.

Sen adamın telefonunu dilekçeden mi arakladın?

Aşk olsun ya, sen de beni tanımıyormuşsun gibi.

Kardeşim bizim de bir çevremiz var. Tamam işsiziz ama gazeteciyiz.

Kime ne anlatıyorum ben?

(Telefon çalıyor)

-(Raşit) Efendim? -Alo? Harun ben, dün tanışmıştık.

Numaramı nereden buldun?

(Tamer ses) Parayı getir mesele kapansın demiştin.

Ben iki saate kadar sendeyim.

Parayı getiriyorum. Sen de yapılması gereken ne varsa yap, mesele kapansın.

-Avukatı ara gelsin. -Tamamdır Raşit Bey.

Oğlum servis falan diyorsun da sen dağıttın bizi.

Sen yakınsın da Bekir uzak kalıyordu. Artık ilk seferimizi yapacağız.

İyi bakalım.

Eyvallah.

-Hadi görüşürüz. -Görüşürüz.

Furkan, düzgün in bin kardeşim şu arabaya.

Oturuyor yere böyle, alçak, yere de tam yapışıyor.

İnsan dayanamıyor be. Ne diyeceğim sana.

Yarın da bizim pederin arabasını çizsene, bir şansımızı deneyelim.

Her zaman kardeşim, lafı olmaz.

-Hadi görüşürüz. -Hadi görüşürüz.

Yavaş be kardeşim ya!

Ne oluyor, hayırdır, siz kimsiniz?

Furkan Servi sen misin?

Evet benim, hayırdır?

(Martı sesleri)

Ne dinliyorsun?

Dalga.

Her gün de yeni grup çıkıyor.

Yok, dalga sesi dinliyorum ben.

(Görkem) Bak.

(Dalga sesi)

Güzelmiş.

(Görkem) Evet, güzel.

(Kerem) Denizi çok seviyorsun yani.

Yok. Aslında ben denizden çok korkuyorum.

Hem yüzmeyi falan da bilmiyorum ben zaten.

Ama dalga sesi dinliyorsun.

Yani insan sevdiği şeyden korkamaz mı?

(Görkem) Ya da korktuğu şeyi sevemez mi?

Oğlum ne kullanıyorsan bana da ver.

Kapatıcı. Onu da verdim zaten sana.

(Müzik)

(Ece) Derin.

Haber mi var?

Yok da sen iyi misin? Durgun gibisin biraz.

Dalmışım ya, bir şey yok.

Vallahi son dakika kurtardı bizi.

(Ece) Tabii telefonu alabilirsek.

(Derin) Hep böyle miydi?

-Kim? -Kerem.

Yani hep başkaları için kendini riske atar mıydı?

Sevdiği zaman evet.

Yoksa dünya umurunda olmaz.

Ne kadar oldu ki?

Yani kim kimi bu kadar kısa zamanda sevebilir?

Yani zamanla bir ilgisi var mı bilmiyorum ama...

...Kerem kendinden başka herkesi sevebilir.

Tabii eğer isterse.

Ne demek bu?

(Kapı zili çaldı)

Biri geldi.

(Müzik)

Buyurun Evren Bey.

Ne bu?

Çıksana bir.

-Geliyorum ben. -Evren.

Geliyorum abi, sakin, geliyorum. Bekleyin geleceğim.

(Derin) Bir dur.

Bir izin ver. O sonra anlatır.

Lütfen.

Dışarıdayım ben.

Sadece telefon dedim.

Biliyorum. Şüphe uyandırmamak için fazlasını aldık.

Ne yapayım ben bunları?

Atın Evren Bey, size kalmış.

Tamam.

Gidebilirsin.

(Erkek 1) Babanıza söylemek istediğiniz...

Hiçbir şey!

Bunu da kendim için değil...

...benim için önemli biri zor durumda diye istedim.

Yoksa benim onunla işim...

(Erkek 1) Biliyorum. Onunla bir işiniz yok. O da biliyor.

Ama siz onun tek oğlusunuz.

(Erkek 1) Siz de bunu biliyorsunuz.

Ne zaman ihtiyacınız olursa ben buradayım.

(Gerilim müziği)

(***)!

(Gerilim müziği)

Derin.

Geliyorum ben.

Ne oluyor burada?

Hallettin mi?

Bundan sonrası sende.

İster telefonu al, videoyu kimse görmeden kendine gönder...

...sonra sil, bir tek sende olsun. Yağız'ı istediğin gibi sustur.

İstersen de Kerem'e yardım etmeyi seç.

Ama Yağız'ın bundan sonra yapacaklarına da hazır ol.

(Gerilim müziği)

-Evdekileri sen gönderirsin. -Sen nereye?

Yalnız kalabileceğim bir yere.

Yeterince insanla uğraştım bugün, bunaldım.

Benden de mi?

(Duygusal müzik)

Öyle bir günün gelebileceğini hiç sanmıyorum Derin.

Ama keşke.

(Gerilim müziği)

Bulamamışlar, değil mi?

Yani Evren çok uğraştı.

Hatta hiç yapmayacağı bir şeyi yaptı ama...

İnanır mısın, ben de buraya geldiğimden beri...

...hiç yapmayacağım şeyleri art arda yapıyorum.

Bilmem.

İnanmalı mıyım?

Yani.

Yalan söylüyor olsam şu ana kadar 50 tane sabıkam olurdu, değil mi?

Belki vardır.

Yok.

Sen ne diyorsan o yani, doğru, öyle mi?

Neden olmasın?

(Duygusal müzik)

Niye yapıyorsun bunu?

(Kerem) Bak, yine yaptın.

-Ne? -Uzaylı görmüş gibi bakıyorsun bana.

Yani bunun burada ne işi var der gibi.

Sen de öyle yapıyorsun.

Çok dikkatli bakıyorsun bana.

Bunda garip bir şey yok. Çünkü sen bakılmayacak gibi değilsin.

(Kerem) Ama senin bana bakmanda ayrı bir neden var bence.

Ve başıma bir şey gelmeyecekse evet kabul ediyorum.

İnsanda bir şeyler bekleme isteği uyandırıyorsun.

Ne gibi?

Ya korkunç felaketler ya da akılalmaz güzellikler.

(Duygusal müzik)

İkisi de olur mu?

Senden gelecekse evet.

İkisi de olur.

(Duygusal müzik)

Bak bakalım bu hangisi.

(Video Yağız ses) Arabayı çizdikten sonra bir de bana daldı ya! Cesarete bak be!

Bu bir, bu iki!

Yani kastettiğim bu değildi ama buna da akılalmaz güzellikler diyeceğiz o zaman.

Hadi kalk, geç kalma, hadi.

Motosiklet kullanabiliyor musun?

Bak, orada.

Sana daha hızlı geri dönmek içinse kullanabilirim.

17.00 diyelim mi? Sahilde.

Tamam 16.30 olsun.

Tamam 17.00 olsun. Anca yetişirim.

Tamam. Anahtar nerede?

Girişte. Dikkatli ol.

(Duygusal müzik)

Abiciğim keşke ben de seninle gelseydim.

Hayır abiciğim, tek gideceğim dedim sana. Sen Beliz'in, çocukların yanında dur.

Bu herif sabah gibi bir (***) yaparsa yanımda bir çanta para var.

Ben bunu dayanamam boğarım. Çocukların Beliz'in yanında kal sen.

Sen böyle anlattın ya, ben çok rahatladım. Tamam ya.

Hişt, bir şey diyeceğim. Beliz'e sakın hiçbir şey söylemiyorsun, tamam mı?

Nasıl söylemeyeyim abiciğim, kadın soracak ne diyeceğim ben?

İşte bankada işleri var de.

Oğlum 17.00'den sonra banka mı var?

Doğru söylüyorsun. Uydur o zaman bir şey.

Of ya!

(Hareketli müzik)

(Hareketli müzik)

Hayırlı akşamlar babacığım.

Avukat geldi mi?

Geldi, odanızda. Bir şey mi oldu?

Kerem'in babası saat 17.00'de gelip hesabı kapatacakmış.

(Kapı zili çaldı)

Tez canlı bir de. Baksana erken geldi.

Baba, affedersin haddim değil ama nasıl yani?

Davadan vaz mı geçiyoruz?

Raşit Bey, sizi soruyorlar.

Ama sen söylemiştin, cezalarını çekmeleri lazım demiştin.

Dava olsun ya da olmasın bu saatten sonra onları o okulda tutmam zaten.

Cezalarını çekecekler.

Mahkeme uzun iş, git gel yaparız.

(Raşit) Sonra basın falan.

Durum ne olursa olsun benim için doğru olan neyse onu yaparım.

Peki.

-Beni görmek istemişsin? -Evet.

Dün kardeşimle bir olay yaşamışsınız da o yüzden ben geldim.

Kimmiş senin kardeşin?

Hayırlı uğurlu akşamlar Raşit Bey amcacığım.

Siz akıllanmayacaksınız, değil mi? Defolun kapımdan.

-Baba. -(Ece) Bir dakika...

...sadece bir şey izleteceğiz. Oğlunuzla tanışmanız için.

((Yağız ses) Bu üç. Bunu yapan çocuk var ya...

...Kerem. Bak şimdi mutlu oldum. Niye?

...önemsiyorum çünkü artık. Babam bunu kim yaptı diye sorunca...

...ne diyeceksiniz? Kerem.

Baba ben...

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

Böyle bir şeyi görmek de ne kadar sevmezsen sevme...

Korkunç bir şey tabii. Ama adalet böyle bir şey.

Bazen.

Bak, bunun da motoru var. Evren'de de böyle.

-Her şeyden bir tane var. -Bize ne bundan?

Şimdi şöyle...

...bizde de bir tane var ama o bir tane bize ait olmadığı için...

...seni buradan otobüs durağına bırakıyorum kardeşim.

Saçmalama Kerem, buradan buraya bağlayamazsın.

-Bağlarım. -Niye?

-İşim var kızım. -Ne işin var?

Bir bekleyenim var, diyelim.

(Müzik)

-Baba... -(Raşit) Sakın Yağız.

Şimdi değil, kendimi çok zor tutuyorum, sakın ha.

Baba ama bir şey diyeceğim.

Benim korumam gereken şeyler var.

Çok önemli şeyler.

Senin yalanlarından da şımarıklıklarından da...

...hatta senden bile daha önemli.

(Öksürüyor)

Şimdi bu herif parayı verince...

...konu kapanacak. Senin cezanı da sonra düşüneceğim.

Bunu affetmeyeceğim.

(Geçiş sesi) Benim korumam gereken bazı şeyler var.

Senin şımarıklıklarından daha önemli şeyler.

(Geçiş sesi)

Ben de affetmeyeceğim.

Ve bu olayda burada kapanmayacak.

Asla kapanmayacak.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Gerilim müziği devam ediyor)

-Beklettim mi? -Hallettin mi?

Sana garip gelebilir ama...

...seni bekletip bekletmemem benim için daha değerli şu an.

Çok değil, beş dakika.

Güzel, ben de hallettim.

Güzel.

Çok güzel.

Bir dakika, sen bana bakamıyor musun?

Saçmalıyorsun.

Alışkın değilim de ondan fark ettim.

-Neye? -Tamam, geri geldi.

Ne?

Gözüne perde iniyor bana bakarken.

Her şeye bakarken.

O bir an kalkar gibi oldu da...

...ondan panikledim.

Niye?

Bilmem.

Beni gerçekten görürsün diye herhâlde.

Ne olur seni gerçekten görürsem?

Tam net olarak görürsen...

...yine burada böyle oturmak ister misin, ondan emin değilim.

(Müzik)

Aynı şey senin için de geçerli.

Nasıl yani?

Sen de beni tam net görürsen yine böyle burada oturur musun...

...ben de onu bilmiyorum.

(Müzik)

Ne düşünüyorsun?

Hiç, Boğaz'ı seyrediyorum.

Sen de bak.

Şu an her şey iyi, yeterince iyi.

(Müzik)

(Müzik devam ediyor)

(Müzik devam ediyor)

Ne yapıyorsun genç adam?

Geç, geç!

Hasta mısın? Hasta mısın be adam? Geçsene!

İkimizi de öldüreceksin! Deli misin? Geç diyorum geç!

(Harun) Çekil şuradan!

(Harun) Kırma, kırma, kırma!

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Kerem) Mutlu musun?

-(Derin) Galiba. -(Kerem) Bu yetmez diyorsun yani?

Demek, sadece beklentisi olan ben değilmişim.

Öyle mi?

(Kerem dış ses) İki seçenekten biri.

Akılalmaz güzellikler ya da korkunç felaketler.

Birinden biri olur kesin, diyordum.

İkisinin birden olacağını hiç ama hiç beklemiyordum.

(Müzik)

(Kerem dış ses) Yine de şimdi sorsanız değer miydi diye...

...bu an için değerdi.

Bazıları böyle şeylere inanmaz.

Duygulara yani. O yüzden size bilimle geliyorum.

Âşık olduğunuzda vücudunuz bazı hormonlar salgılar.

Yani durup dururken olmayacak şeyler birden oluverir.

Bunun nedeni adrenalindir. Göz bebekleriniz büyür...

...kalbiniz yerinden çıkacakmış gibi atmaya başlar.

Daha hızlı nefes alıp vermeye başlarsınız.

(Müzik)

Harun!

Harun kaza geçirmiş!

(Kerem dış ses) Vücudunuzun acı eşiği yükselir.

Yani canınız yansa da bunu algılayamaz hâle gelirsiniz.

Ama ilginç şekilde, aynı zamanda...

...bütün duyularınız aşırı derecede keskinleşir.

Her şeyi görür her şeyi duyar.

En ufak ayrıntıyı bile fark eder gibi olursunuz.

Yani bazılarının inanmadığı bu duygu...

...vücudunuzun kimyasını değiştirecek kadar gerçektir.

Tek sorun korktuğunuzda da...

...âşık olduğunuzda da aynı şeyi hissetmenizdir.

-Benim gitmem lazım. -Nereye? Ne oldu?

-Ne oldu? -Gitmem lazım, dedim.

-Neden, neden? -Öyle.

Bu cevabı verebiliyor muyuz dokuz yaşından sonra?

-Ne? -Diyorum ki...

...daha açıklayıcı bir neden var mı?

(Telefon çalıyor)

Onun yerine sen bir çekilsen Kerem.

Kusura bakma, benim bunu öğrenmem lazım.

O kadar kötü müydü? Çünkü daha önce hiçbir öptüğüm kız kaçmamıştı.

Çünkü sen öpmedin, ben seni öptüm. (Telefon ısrarla çalıyor)

Tamam da daha saçma değil mi senin gitmen?

-Yani öyle değil. Ben... -Kusura bakma, şunu kapatayım...

...geliyorum, bir saniye. Derin.

-Bir bir... Derin! -(Derin) Taksi.

(Telefon ısrarla çalıyor)

-Ne var Allah'ın belası ne var? -(Ece ses) Kerem...

...Kerem korkma, tamam mı? -(Kerem ses) Ne oldu?

-Babam kaza geçirmiş. -Ne?

(Kalp atış sesi)

Ne diyorsun oğlum sen?

Tamam, Yağız da geldi şimdi, hemen geliyoruz.

-Ne oluyor? -Furkan. Evin önünde kıstırmış...

...birileri bunu, ne var ne yok almışlar. Hadi, hemen gidelim.

Dur bir dur, işim var seninle. Şunu senin zulaya koymamız lazım.

Bu ne lan?

-Oha oğlum, ne yaptın sen? -Oğlum bağırma, bağırma!

Manyak mısın? Bağırma! Koyalım şunu senin zulaya.

Yürü ya!

(Raşit) Ne yaptınız, hallettiniz mi?

Ödediler mi tazminatı?

(Avukat) Harun Bey gelmedi. Siz 17.00 demiştiniz ama...

...yine de bekledim. Mahkeme işlerini hızlandırmamı ister misiniz?

Hızlandırın. Tazminatı biran önce ödesinler. Yalnız...

...işin ucu Yağız'a yani bana dokunmasın.

Yağız'ın bu konuyla bir ilgisi yok ki zaten.

(Avukat) Bilmediğim bir şey yoksa tabii.

Ne diyorsam onu yapın yeter.

(Duygusal müzik)

(Duygusal müzik devam ediyor)

(Erkek ses) Bilinmeyen numaralar.

İyi günler. Ben özel Taner Hastanesinin telefonunu...

(Erkek ses) Hatta kalın. Aradığınız numara...

...0, 2, 1, 2, 1, 2, 4...

(Kadın ses) Özel Taner Hastanesi İletişim Merkezi.

Ben bir hastanızın durumuyla ilgili bilgi almak istiyordum.

-Harun Servet. -(Kadın ses) Nesi oluyorsunuz?

Alo? Beyefendi sesimi alıyor musunuz?

(Duygusal müzik)

(Duygusal müzik devam ediyor)

(Kadın ses) Özel Taner Hastanesi İletişim Merkezi.

İyi günler. Ben bir hastanızın durumuyla ilgili...

...bilgi alacaktım. Harun Servet.

(Kadın ses) Nesi oluyorsunuz?

Babasıyım.

(Öksürüyor)

Canım!

Baba! Babacığım!

Siz kimsiniz?

Şaka şaka.

Tanıyorum sizi.

-İyi misin? -İyiyim aşkım iyiyim.

Biraz kafamı vurdum.

Nasıl oldu, hatırlıyorsun yani?

Tabii canım, hatırlıyorum. Serseri tipli biri işte...

...motosikletle önüme kırınca ben de hop, ormana.

(Kapı vuruldu) İyiyim. Orman bizim işimiz, korkma.

-(Polis) Geçmiş olsun. -Teşekkürler.

-Sağ olun. -Kazayla ilgili...

...ifadenizi almaya geldik. -Tabii tabii.

(Müzik)

(Genç erkek) Bir şey demeyecek misin Yağız?

-(Yağız) Kim sıkıştırmış Furkan'ı? -(Genç erkek) Ne bileyim lan ben?

Gidince kendin sorarsın işte. Ben parayı soruyorum.

Nereden çıktı oğlum bu para? Niye sakladık biz?

Başıma ne kadar bela aldığını bilmek istiyorum.

Büyük bela aldın. Oldu mu? Tamam mı?

Sana ihtiyacımız olduğunda arkamızda durmayacaksan söyle, bilelim.

-Korkuyorsan söyle, bilelim. -Ne alakası var abi şimdi?

O zaman bir şey daha sorma. Tamam mı?

Parayı vakti geldiğinde senden alacağım.

Bu olay da ikimizin arasında kapanıp gidecek. Tamam mı?

Neymişsin ya!

(Polis) Yoldan çıkartmak için uğraştı yani sizi?

Biraz öyle oldu. Zaten site yolu, dar bir yoldu.

-Önüme kırınca... -Araçla ya da sürücüyle ilgili...

...bir şey var mı?

Araç motosikletti.

Plakasını göremedim.

Yüzünü de göremedim. Siyah bir kask takıyordu.

Ama kırmızı renkli...

...sürat motosikletlerinden biriydi.

(Geçiş sesi) (Kerem) Bak, bunun da motoru var.

Evren'de de böyle. Her şeyden bir tane var.

Bize ne bundan?

(Geçiş sesi)

Yok artık!

(Polis) Peki, bir düşmanınız bir husumet?

(Harun) Yok, böyle bir şey yaşayacağım...

...kimseyle düşmanlığım yok.

(Polis) Araçta değerli bir eşya falan?

Sizi takip etmelerine neden olacak herhangi bir şey...

...bir kayıp çalıntı durumu?

Yok yok, hiç öyle bir şey yoktu. Çalıntı yok, çalınan bir şey yok.

(Gerilim müziği)

Serseri!

(Gerilim müziği)

-Kerem? -Babaanne!

-Sen bunun üstünde mi geldin? -Üçüncü kattalarmış.

Babanı göreyim ondan sonra seninle konuşurum ben.

Peki, bir şey hatırlayacak olursanız Bahçeköy Karakolu'na bildirin.

-(Polis) Konuyla onlar ilgileniyor. -Tamam.

-Geçmiş olsun. -Sağ olun.

Gerçekten şaka gibi. Gözümü açar açmaz...

...sorgu sual, öyle değil mi?

Beliz tamam.

Korktun, korkuttum, özür dilerim.

-Ama iyiyim, geçti. -İyi.

Madem iyisin, anlat o zaman.

Siz ne iş karıştırıyorsunuz?

Hiç bakmayın öyle.

İşaretleştiğinizi gördüm. Ben sizi 20 senedir tanıyorum.

Ve o işaretin ne anlama geldiğini ben gayet iyi biliyorum.

Tamam aşkım, sakin.

İşaretleşme dediğin, o polis refleksi, aa!

-Ben bir şey olsa sana söylemez miyim? -(Bağırarak) Söylemezsin.

Polise söylenilmeyecek kadar ciddi bir şeyse söylemezsin.

(Beliz) Korkarım diye saklarsın. Harun biz bunu ilk defa yaşamıyoruz...

...Allah aşkına! Ben sana yapma şunu...

...böyle olunca daha çok korkuyorum dedikçe inadına yapıyorsun.

Ne oluyor? Ne bu... Harun!

(Harun) Anneciğim iyiyim, bir şey yok.

Senin nereden haberin oldu? Kim söyledi sana?

-(Beliz) Ben söyledim. -(Ayla) Bu gürültü nedir?

Burası hastane değil mi? Yoksa çocuk yuvası mı?

Onu oğluna söyleyeceksin anne.

Ee, herkes bir sakin olabilir mi? Lütfen.

Keremciğim iyiyim, görüyorsun.

Kontrol amaçlı her şey. Ece, kardeşini alıp dışarı çıkar mısın?

-Biraz bize müsaade edin. -Ben niye çıkıyorum ki şimdi?

-Ben onu anlamadım. -Hadi.

Beliz...

-(Ece) Hadi gel. -Nereye?

Kerem durmayalım burada. Babam beklemeyin, dedi.

(Beliz) Ne işin vardı senin orman yolunda? Sen bankaya gitmedin mi?

-Burada mı oldu kaza? -(Harun) Bankadan dönüyordum.

(Beliz) Harun, Harun bak, son kez uyarıyorum.

Yemin ederim buradan dönemeyeceksin, haberin olsun.

Mesele ciddi, belli. Yalan söyleyecek kadar...

...iyisin demek. O zaman kimseden ihtimam bekleme.

Bir açıklama bekliyoruz.

Tamam, bu...

Para vardı üzerimde. Bu yağız denen çocuğun babasına gidiyordum.

Davadan vazgeçsin diye parayı verecektim, hepsi bu.

(Beliz) Hayır aldın yani, öyle mi?

Yo, (***)! Ee...

...arkadaşlarımızdan borç aldık.

Harun hangi arkadaş hangi arkadaş...

...bugün, bir günde sana yarım milyon verir?

Bazı arkadaşlar veriyor anne.

Bulunuyor öyle arkadaşlar. Tamam mı Beliz, bitti mi?

Hayır, bitmedi Harun.

Bitmedi, farkındayım. (Derin bir nefes verdi)

Arabada para vardı, para çalındı, değil mi?

-Evet. -(Beliz) Tamam, güzel.

Demek ki tek bir sorunumuz kalıyor geriye.

Neymiş?

Harun sana şu borç veren arkadaşlarının...

...silahı falan var mıydı?

(Müzik)

Beliz, Beliz bir dinler misin beni? Beliz! Beliz!

(Müzik)

(Anons yapılıyor) (Müzik devam ediyor)

(Müzik devam ediyor)

(Furkan) Şu hâle bak. Düştüğüm duruma inanamıyorum Yağız.

(Furkan) Böyle bir şey olabilir mi?

(Müzik)

(Yağız dış ses) Kazandım mı sanıyorsun? Seni hastanelik eden video hâlâ bende.

Yemeği şimdilik erteleyelim. Ama sen benden, okulda...

...beni rezil ettiğin yerde güzel bir özür dile önce.

Devamına sonra bakarız.

Allah kahretsin!

-Geri zekâlı! -(Taksici) Bir şey mi dediniz?

Şöyle yapalım, şuradan dönelim. Başka bir yere gideceğiz.

-Al kardeşim. -Eyvallah, sağ olasın.

-(Yağız) Ee? -Sen gittin, tam eve gireceğim...

...bir tane araba önümü kesti. İçinden böyle koruma tipli adamlar indi.

Furkan Servi sen misin falan.

Hayır, tanımıyorum da herifleri. Bir anda karşıma çıkıverdiler.

Ee Furkan ee?

Sonra üstüme çullandılar işte Yağız.

(Furkan) Ama adamları görmen lazım, profesyonel tipliler.

Telefon, cüzdan ne varsa alıp (***) gittiler. Ben böyle gasp görmedim.

Saçmalama lan, gaspçı adam, gasp edeceği herifin adını mı sorar ilk?

-Başka bir şey var o işte. -Borç falan mı taktın lan birine?

Yok, yani var da bildiğiniz mevzular.

Zaten bunlar da öyle jilet tipler değil.

(Geçiş sesi)

Sadece bir şey izleteceğiz. Oğlunuzla tanışmanız için.

(Yağız ses) Bu üç. Bunu yapan çocuk var ya...

Baba ben... (Geçiş sesi)

(Furkan) Beyler bakın, bu işte başka bir (***)!

Kimse durduk yere telefon şifresini almaz.

Ama bizim de bir gururumuz var kardeşim.

Yağız ne iyi ettin de geldin lan.

Sen olmasaydın ben bu işin içinden çıkamazdım.

Ama sen ve ben bu işi hallederiz kardeşim.

Oğlum ne yapıyorsun?

-Bırak! -Kardeşim!

-Bırak! (***) ! Kalk lan kalk! -Yağız!

Kim biliyordu ha, kim biliyordu? Senin telefonundaydı video!

Benim arabayı çizdiğim video senin telefonundaydı.

-Nereden öğrendiler? -Oğlum kim bilebilir Yağız?

Ben gruba attım sadece. Kimse bilmiyor, görmedi.

-Peki, o çocuk Görkem? -Görkem kim?

-Senin kafede itip kaktığın var ya hani. -Kim o lan?

Bunların yanında takılan bir tane çocuk var ya, kapüşonlu.

(Furkan) 'Looser' bir şey. O da ne görmüş olabilir ki Yağız?

Allah senin belanı versin lan!

Her şey senin yüzünden. Hayatımın içine (***) lan!

Yağız abi bak, benim aklıma gelmedi. Yağız, Yağız özür dilerim.

(***) lan (***)! Benim için bittin lan!

(Furkan) Yağız! Oğlum bir şey söylesene Bekir!

(Bağırıyor)

Ulan Görkem ulan Görkem...

...ben sana bunun hesabını sormaz mıyım lan?

Seni bulmaz mıyım oğlum ben?

(Bekir) Yağız! Yağız!

Yağız dur, bir konuşalım. Nereye gidiyorsun?

Ne konuşacağız lan, ne konuşacağız? Ben biliyorum ona yapacağımı.

-Kime lan kime? -Lan, Evren'e.

Ondan başka kim yapacak lan bunu? Jilet, diyor, profesyonel, diyor.

Başka kimse var mı? Kim yapacak? Ama bu sefer sınırını aştı.

Ben de bunu burada bırakmam. Ben ne yaşadıysam...

...aynı cezayı o da çekecek! Aynısını çekecek!

Aynısını çekecek!

(***)!

(Gerilim müziği)

(Erkek 1) Çay bahçesi burası. Akşam açık değiliz ki.

(Erkek 1) Kapatacağız desek ne olur?

(Erkek 2) Lan o kimin oğlu, sen biliyor musun? Kapatacakmışız.

Konuşma fazla. Al götür, yürü.

(Derin) Bekleyin, hemen geleceğim.

(Gerilim müziği)

(Martı sesleri)

(Erkek 1) Böyle bırakıyorum abi.

(Dalga sesi) (Martı sesleri)

Hişt!

(Dalga sesi) (Martı sesleri)

Yakanı bırakmayacağım, diyorsun yani?

Ben olduğumu nereden anladın?

Parfümün.

Çok ağır.

Bir şeyi de beğensen ölürsün.

Burada olduğumu nasıl bildin?

İnsanlar bastı, dedin. Demek ki ya buradasın...

...ya da Mila Hanım'ın yanında.

(Müzik)

Sen neden buradasın peki?

(Müzik)

Videoyu Kerem'e vermeyi seçtin, öyle mi?

Yani...

...köşeye sıkışmıştı. Ben yardım etmek istedim.

-Zaten bedelini ödüyorum, bak... -Neden?

Nasıl neden?

Geç bunları Derin.

Yağız'ı geç. Yağız'ın dert olacağı zaten başından beri belliydi.

Sen elindeki tek kozu neden Kerem'e verdin, onu söyle bana.

Bilmiyorum. O an yardım etmek istedim.

Bir de dava, burs falan.

Üzgün görünüyordu.

Âşık mı oldun?

(Müzik)

(Müzik devam ediyor)

Bu dizinin ayrıntılı altyazısı FOX TV tarafından...

...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.

www.sebeder.org

Ayrıntılı Altyazı Çevirmenleri: Ayhan Özgören - Belgin Yılmaz...

...Bülent Temür - Çağıl Doğan

Editör: Ela Korgan

(Jenerik müziği)

(Jenerik müziği devam ediyor)

(Jenerik müziği devam ediyor)

(Jenerik müziği)

(Jenerik müziği devam ediyor)

(Jenerik müziği devam ediyor)

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.