All language subtitles for Aata The Game Of Fear (Ouija Game Never Ends) 1080p WEBHD x264 AAC 1.2GB_Ademce_v2

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English Download
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian Download
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal) Download
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

▫▪♦■◊∆▼∆◊■♦▪▫

Ferâgatnâme - Film hiçbir şekilde kara büyüyü / bâtıl inancı desteklemez, yaymaz ya da teşvik etmez.

Hi-5 Entertainments Sso sunar.

Film, kara büyüyü / bâtıl inancı desteklemez.

Ölü ruhlar, gelin... Ölü ruhlar, gelin lütfen...

Durun.

Malezya'nın baş-kenti Kayseri'de Sibernetik (devlet)...

...denilen bir yerde bir kadın yol kazâsında öldü.

Beşerler buna Ruh Çağırma Tahtası'nın neden olduğunu söylüyor.

Aata: Korku Oyunu.

Bu güzel gözlü kızın ismi Salihâ.

Onun düşüncesi, Ram Gopal Verma'nınkine çok benzerdir.

Onun gibi, Allâh'a inanmıyor ama ruhlara ve hayâletlere inanıyor.

Onları filme almak için çok uğraşıyor.

Geceleri film çekmeyi hayal ediyor...

...ve gündüzleri bir Yazılım Şirketi'nde iş yapıyor.

Bu; Salihâ'nın arkadaşı, Karam.

Aslında onun adı Karanfil.

Aslında o bir kız ama oğlanların yaptığı her işi yapıyor.

Bu yüzden isminden Fil'i kaldırmışlar.

Herkes ona Karam diyor.

Karam olarak adlandırılmayı seviyor diye o da bunu kolayca kabûllenmiş.

Fotoğrafçılığı sever, bu yüzden gözleri her zaman...

...yeni şeyler arar.

Onun adı Nihansu, ama herkes ona Nihan diyor.

Bağımsız düşünemediği için...

...Salihâ ve Karam'ın söylediklerini destekler.

Üçü bir araya gelince durmadan eğlenirler.

Mmmmm... Eveeet...

Hı hım hmmm... Eğlence istiyorum... hım hmmm... eğlence istiyorum, eğlence istiyorum... Eveeet...

Mmm ohuuuuu... Eğlence istiyorum, eğlence istiyorum, eğlence istiyorum... Eveeet...

Hım hmmm mmm.

Onlar bana Afro bebeği diyor.

Aranan olduğunu görüyorum, babacık gelip al bunu. Hahh!

Davul çalmaya başlar vurduğumda. Vücûduma firar etmesi için izin veriyorum.

Edemeyeceğimiz kadar dans etmek istiyoruz. Loş ışıkla aşk istiyoruz.

Arjantina’dan Fas’a kadar Dans etmek istiyoruz.

Davul çalmaya başlar vurduğumda. Vücûduma firar etmesi için izin veriyorum.

Her gün eğlence istiyorum.

Aklında çok fazla şey var. Gitmesine izin ver.

Her zaman korkamazsın. Akmasına izin ver.

Her şey düzelecek. Hadi bu gece dışarı çıkalım.

Ve bütün üzüntülerimizi geride bırakabiliriz.

Gece boyu dans et. Güneş çıkana kadar parti yap.

Gece boyu dans et. Güneş çıkana kadar parti yap.

Git bir arkadaş kap sahneye getir. Hadi ve dans et. Dans et, benimle dans et.

Kulübün üzerine. Sahnenin dışında.

Ritimle hareket et. Benimle dans et. DJ, DJ benim müziğimi çal. Gece boyu dans et.

Şimdi bana daha da yakınlaş ve beni sıkıca tut. Sâdece şimdi bana nasıl hissettiğini söyle.

Parti, pa pa parti, pa pa pa parti...

Parti, pa pa parti, pa pa pa, parti...

Pa pa pa, parti, pa pa parti...

Pa pa pa, parti...

Bir şeyler senin yolundan gitmiyor.

Sâdece benden al. Her şey düzelecek.

Hadi bu gece dışarı çıkalım. Ve bütün üzüntülerimizi geride bırakabiliriz.

Hadi ve dans et. Dans et, Benimle dans et.

Git bir arkadaş kap. Sahneye getir.

Git bir arkadaş kap. Gece boyu dans et.

Şimdi bana daha da yakınlaş ve beni sıkıca tut. Sadece şimdi bana nasıl hissettiğini söyle.

Güzel bir zaman geçirmeye hazır mısın?

Edemeyeceğimiz kadar dans etmek istiyoruz.

Eğlence istiyoruz. Eğlence istiyorum. Dans etmek istiyorum... Gece boyunca...

Merve, ciciş!

Ciciş! Ciciş!

Bundan ister misin?

Âferin sana! Âferin sana!

- Merve! - Sen çok sevimlisin.

- Şuna bi' baksana! - Baksanıza, Merve'yi gördünüz mü?

Amcacığım, onu görmedim.

Merve! Saat çok geç oldu. Nerede o?

Hıı! Demek buradasın?

Hadi, çok geç oldu. Uyku zamânı geldi.

O, gelmiyo.

Bu sarhoşlarla birlikte kalırsan, sen de onlar gibi olursun.

Hadi canım, gidelim.

- Kâzım Bey! - Ne?

- Bu, doğru değil. - Böyle deme.

Düzgün kızlara böyle dememelisin.

Siz ve düzgün?

Merve gelmiyo; onun gelmiyceğ anlamına geliyo.

- Bakar mısın! Baksana, Soner! - Patron!

Hadi, Merve'yi götür ve yatağa yatır.

- Olur. - Ona kimse dokunmuyo.

Kâzım Bey.

- Sâkin olun da... - Merveciğim, hadi gidelim.

- ...bize biraz daha içki getirin. - Hâyır! Merve!

- Kesinlikle getirecem. - Merve!

Kayseri'ye geldiğimde iş ararken o zaman bir Kayserili...

...bu restoranı açmamda bana yardımcı olmuştu.

Sizi sâdece Kayserili olduğunuz için bağışlıyorum, yoksa...

Yoksa ne olur? Ne yapardın?

Tamam! Çok geç oldu. Sabah, yazı-hâneye gitmeniz gerekebilir,...

...artık gidin lütfen.

Yazı-hâne mi? Haydâ! On beş gün tâtil demek, izin demektir.

On beş gün tâtil mi? Bu izin esnâsında ne yapmaya karar verdiniz?

Bir kısa film yapıcaaz.

- Film mi yapıcaksınız? - Evvet.

Film mi yapıcaksınız?

- Mükemmel, kızlar! - Ne?

- Size ben de eşlik ederim. - Evet.

Baksana, sen önce git işini yap. Sen izlenmeye değer değilsin. Git!

Yer-yüzünün oralarda, diğerinden daha iyisi vardır.

O zaman ne yapıcaksınız?

Kâzım âbi! Bize hakâret ediyosun.

Sâdece bir şans... ve herkesi geride bırakıcaz.

Böyle sıkıcı filmler üretildiği için.

Bu kahraman... kadın kahraman... hepsi...

...çok ticârî hâle geliyor. Lîderleri bile ilâh / put yapıyolar.

Bugün kimse yeni bir şey çekmeyi düşünmüyo bile.

Hâyır! Kimse yok! Bütün her şey beşerleri uyutmak için hazırlanıyo.

Ve fotoğrafçılık! İşte fotoğrafçılık da iyi değil.

Bunu gölgesiz yaptılar mı izlemek eğlenceli olur.

Kamera, yuvarlak bir düzenlemede hareket etti mi mükemmel olur.

Tamam! Tamam! Tamam!

Şimdi bir film çekicem. Kısa filme hazırlanın.

Nihansu, sen şanslısın! Bir ödül kazanırsın.

- Karam, biz kısa film yapıyoruz. - Evet! Evet!

Yer-yüzü film endüstrisinin kaderini değiştiricez.

- Yeter artık! - Ne?

Filmler hakkında ne biliyorsun?

Düşün bir kere! Dört yüz genç sanatçı var.

Ya biri bile herhangi bir diyalog almazsa?

Kötü hissedersin. Hiçbir şey bilmiyosunuz.

150 filmde genç sanatçı olarak rôl aldım. Ne mi?

Ama bu işletmecilik bana bir kahraman olarak hiç şans vermedi...

...ve hattâ kimseye bir şey demedim.

- Hey sen, buraya gel! - Hemen geliyorum!

- Burada çekim olduğunu söylüyerek beni buraya getirdiler. - Evet.

Yapımcının parası olmadığı için Yer-yüzü'ne geri döndü.

Yüz gün... tamam, son yüz gündür burdayım. Tamam.

Yapımcıya karşı tek bir kelime söyledim mi?

- Bana söyle. - Aslâ!

Siz üçünüz burada göbeğinizi kaşıyıp viskinizi içerken...

...benim işletmeciliğim hakkında mı saçmalıyosunuz?

Karşımda işletmecilik hakkında mı konuşuyorsun?

Sizin var ya, başlarım şimdi..!

- Bu... aynı öfkeyi istiyorum! - Evet!

Ne?

- Arkadaşlar, kahramanımızı bulduk. - Ne?

Vay be!

Ne surat..! Ne vücut ama! Ne ifâde verdin ama!

Muhteşem! Sen kahraman olarak kesinlikle uygunsun.

Oou, kahramanım! Otur lütfen.

Bu, beni filminizde kahraman olarak kabûl ettiğiniz anlamına mı geliyor?

Biz bir kısa film çekiyoruz. Sen onaylandın.

- Tebrikler! - Teşekkür ederim.

- Aaa! Uzak dur burdan! - Tamam, şekerim.

- Bu arada senin adın ne? - Bilâl.

Güzel isim!

Dans, kavga, her şeyi biliyo musun?

- Biraz bilirim. - Merâk etme. Seni eğiticez.

Mükemmel! Bu zar gibi adam da mı sizinle arkadaş oldu?

Artık sizi Allâh korusun.

Kâzım Bey, kahramânıma ve uygulayımcılarıma hakâret ediyosunuz.

Eveet.

- Kesinlikle! - Haydi çocuklar! Yer arayalım.

Yeee!

Senin Bilo çıldırdı! Haydi!

- Şerefe! - Hadi, şerefe!

- Bırak dans edeyim! Beni rahatsız ediyosun. - Gel lütfen! Bize katıl.

- Bilo, hadi ama. - Al şunu.

Vaov! Güzel! Güzel!

Aman Allâh'ım!

Bakın, resmimize bir takım balo dansı ekliycez.

- Eğlenceli olur! - Yapma yaa!

Siz sâdece seyredin, mükemmel bir oyunculuk yapıcam.

- Bilo, bu eski bir tarz. - Biz aşk hikâyesi yapıcaz.

Bugünlerde sevmeye kimin vakti var?

Aşk hikâyesini kim izliycek? Olmaz!

- Aşk hikayesi elenmiştir. - Evet.

Bu arada, aşk hikâyesi heyecânı yerine,...

...seyircileri hayâletlerle korkutsak ne olur?

Başarılı olucaz!

Bu, muhteşem bir korku filmi yapıcamız anlamına geliyo.

Evvet! Korku hikâyesi! Başrolü paylaşan oyuncu çok kamera dostu, yâni.

Hâyır, Hâyır! Pekî ya korku filmindeki görüntüm?

Sen merâk etme, Bilo! Olağan-üstü kamera açısıyla...

...senin çok iyi çekimlerini yapıcam. - Söyle, şimdi tamam mı?

Teşekkür ederim. Bu arada hikâye nedir?

Hikâye mi? Hikâyeyi araştırmak zorunda kalıcaz.

Ne?

- Hazır mısın? - Korku kitapları nerede?

Evet.

Ruh Çağırma Tahtası için ne söylersiniz?

Ruh Çağırma Tahtası işe yaramaz. Bunlar kolay yoldan para kazanmak için.

Bu ne? Herkes korkudan mı bahsediyor?

Beşerler arasında bir korku filmi çılgınlığı var.

Bu, doğru!

İyi! Çok iyi!

Çok çalışıyosunuz.

Hikâye ilginç olmalı. Haksız mıyım?

Film korkutucu, di mi?

Ölü ruh, gel lütfen.

Ölü ruh, lütfen gel.

Ölü ruh, lütfen gel.

Ölü ruh, lütfen gel.

Ölü ruh, lütfen gel.

Ölü ruh, lütfen gel.

Ölü ruh, lütfen gel.

Orda mısın?

Sen git bak.

- Git, git bak... - Git bak...

- Git! - Git!

- Git! - Git!

- Git! - Git!

- Git! - Gidip bakıcam.

Git!

Bak!

Birâder!

- Soner, sen miydin? - Ne yapıyorsun?

- Şeytan diyo ki... - Öğle yemeği getirdim.

Birâder, yiyecek! Yiyecek getirdim.

Merhaba!

Hey, bakın, dinleyin! Ruh Çağırma Tahtası hakkında bi şeyler söylüyo.

Benim adım İlyas.

Günümüzde tüm dünyâ bu Ruh Çağırma Tahtası ile oynuyor.

Herkes ona ruh ve hayâlet diyor ama ben "öz" diyorum.

Bu Ruh Çağırma Tahtası, öz ile konuşmaya yarayan bir araç.

Buna bakın! Ruh Çağırma Tahtası budur.

Bozuk parayı böyle koyarak buradaki bir özü çağırabiliriz.

Eğer yakınlarsa ve isterlerse buraya gelirler.

O zaman bu para yerinden oynar.

Bu alfâbe sâyesinde bize sorduğumuz...

...sorunun cevâbını veriyorlar.

Bu tahta ile aslâ tek başına oynamamalısınız.

Ve eğer iyi değilseniz, o zaman yanlışlıkla bile bununla oynamayın.

Ve o odada Allâh ile ilgili hiçbir şey olmamalı.

Bunu karanlıkta sâdece mum ışığında oynamalısınız.

Eğer bundan hoşlanmayan bir öze...

...soru sorarsanız sorun yaşayabilirsiniz.

Bu tahtaya gelip gitmek tamâmen öze bağlıdır.

O, tahtaya geldi mi parmağımızı kaldırmamalıyız.

Parmağınızı sâdece bundan çıktıktan sonra...

...kaldırmalısınız, aksi takdirde her şeyi yapabilirler.

- Hocam, siz düzenli olarak tahtayla oynar mısınız? - Evet.

Onları her gün dâvet ettiğim için, bâzen beni bekleyen...

...birçok öz olur.

Şimdi de bekleyen biri olur mu?

Hocam, Şehzâde'miz bekliyor olmalı, di mi?

Evet! Haklısın. Şehzâde'yi çağıralım.

Ruhlar ve özler hakkında çok şey biliyo gibi görünüyor.

Onun sâdece bir ruh olması mümkün. Sessiz ol.

- Kapıyı ve pencereleri kapat. - Tamam, hocam.

- Işıkları da kapat. - Tamam, hocam.

- Vecih! - Hocam!

Şehzâde! Gel lütfen!

Gel lütfen!

Şehzâde, geldiniz mi?

Burada mısınız?

Her şeyi sorabilirsiniz.

Şehzâde, ben kahraman olucak mıyım?

O, ileriyi gören bir papağan değil.

Öz; geleceğin farkında değildir, aksi takdirde gelecekte...

...neler olacağını bize söylerlerdi.

Yer-yüzü'nde Varol diye bi arkadaşım var.

Bize nerde olduğunu söylüyebilir mi?

Bir yere yaz!

Şehzâde, bize Varol'un nerede olduğunu söyleyebilir misiniz?

Şehzâde, orada mısınız?

Teşekkür ederiz, Şehzâde!

Güle güle!

- Vecih! - Hocam!

Işıkları aç.

Tamam, hocam.

Kızıl surat! Yeşil kumaş! Beyaz koridor.

Bize düzgün söyleyemedi.

Bunda bir ara bağlantı olabilir.

Tamam, hocam! Biz artık gidelim. Çok teşekkürler.

- Tamam... - Her zaman bir şeyi hatırla.

Tahta çok güçlüdür. Bu konuda çok derinlere girmeye gerek yok,...

...aksi takdirde sorunlarla yüzleşmek zorunda kalabilirsiniz.

Hepimizi KANDIRDI! Eliyle bozuk parayı oynattı,...

...sonra da bize özün geldiğini söyledi.

- Süreci çok iyi yönetti. - Öyle deme.

Eğer Şehzâde...

...buraya geldiyse, şu anda ne dediğimizi duyuyor olmalı.

Bunların hepsi saçmalık. Nihan, sen direkt Varol'u arasana bi'.

- Her şey açıklığa kavuşur. - Haklısın.

- Ara. - Tamam.

Merhaba!

Ne diyosun!

Aman Allâh'ım! Tamam! Tamam! Kendine iyi bak lütfen!

Bizim Varol 30 dakika önce bir kazâya uğramış.

Ne?

- Ağır yaralanmış. - Aman Allâh!

Hastâneye yatırılmış.

O zaman... uzun koridor, kızıl surat...

- Yeşil perde... - Evet!

- Şehzâde, Varol'un hastânede olduğunu mu anlatmaya çalışıyordu? - Evet.

Bu, mümkün! Şehzâde sâdece bu kazâyı anlatmış olmalı.

- Deli misin sen? - Gerçekten oraya bi' ruh mu geldi?

Bütün bunlara hiç inanmıyorum,...

...ama o tahtada kesinlikle bir şeyler var.

Hârika! Bunu temel alarak kısa film yapıcaz.

Filmimizin adı Ruh Çağırma Tahtası olucak!

Ablacım, filmimiz için ruh çağırma tahtalarını getirdim.

Sana göstereyim.

Abla, bu, Remzi birâderin modeli.

Tamâmen renkli. Nasıl?

- Söylesene, Abla? - Muhteşem!

Eğer benim yakın-çekimimi alıp merkeze koyup...

...bir de poster yaparsan, o zaman gör.

On bine kara-borsa bilet isteyen biri olsa bile,...

...filmimize bilet almazlar.

Bilo, bizimki uzun metraj film değil, kısa film.

Yuutup'ta yayınlancak.

Baksana, başka tahta göster.

Niye? Beğenmediniz mi?

Şimdi size gösteriyorum, V. V. Vinayak modeli, ışıklarla dolu...

- Vaov! - Evet, bakın...

- Siyah, beyaz, kırmızı ve mâvi... - Evet.

- Böyle yaparsak, film kesinlikle on numara olur. - Evet.

Hadi, bu son. Bunu kullan.

Bu, çocuk oyun tahtasına benziyor.

- Bu, işe yaramaz. - Ne?

- Bunu da mı beğenmediniz? - Bu hiç hoşuma gitmedi.

Soner, durum böyle değil.

Ruhun oraya gelmesi gerektiği gibi olmalı.

Böyle olmalı. Anladın?

Sizin seçiminiz de hârika!

Tamam, şimdi buna bakın.

Evet! Kesinlikle! İstediğim bu!

Vaov! Müthiş!

Hangi açıdan bakarsan bak...

...tamâmen kamera dostu görünüyor.

- Bu, son. - Bakayım.

- Baksana! - Evet?

Bunun bir kopyasını da yap.

Ne için?

Ya çekimde kaybedilirse bu?

- Hârika! - Vaov!

Bilo, sen bir dâhîsin.

Kıdemli, en genç sanatçı olduğu için.

Bunu biz bile düşünmedik.

Beni çok fazla övme! Çok memnun hissediyorum.

İyi! Yâni her şey ayarlandı. Tamam!

Yârından itibâren ölüm avı başlar.

Haydi oynayalım.

- Lensi taktın mı? - Müthiş! Tamâmen hârika!

- Her şey ayarlandı mı? - Evet.

- Her şey ayarlandı. - Evet, mükemmel.

İyi görünüyo.

- İyi görünüyo. - Bilo nerde?

Çok heyecan verici.

Şık görünüyo!

Ooo!

Kardeşim büyük yıldız olacaksa,...

...ben onun kişisel makyajcısı olurum.

Kardeşim, bu ne? Beni itiyorsun.

- Tarzım nasıl? - Aman Allâh!

Baksana! Makyaj çok fazla...

Dokunmak yok...

Sen ve senin tarzın.

Eski filmlerdeki Rajkumar'a benziyorsun.

- Sen çıldırmışsın. - Sen kıskançsın.

Hepiniz kıskançsınız.

Aranızda en iyi ben göründüğüm için kıskanıyosunuz.

Aaa! Bak bir!

Bu kadar abartmaya gerek yok. Anladın mı?

Evet!

- Bizi dinlemez o. - Doğru.

- Saldıralım gitsin! - Hadi!

Hâyır! Dinleyin...

Beni ne hâle getirdiniz?

Beni kahramandan kardanadama çevirdiniz.

- Sus! Seni fenâ ederim... - Bırak onu.

Bu tarzda bile hoş görünüyosun.

Bilo! Neşelen! Haydi! Sorun değil!

Hey! Hey! O, benim şans madalyonum.

Bilo! Konu gerektiriyor!

Gördün mü, sen süper kahramansın!

- Haydi. - Muhteşem.

Bilo, ilk diyalog senin. Hatırlıyo musun?

- Hatırlıyorum. Hazır! - Tamam.

- Karam, kamera! - Makara. Hareket!

Ö...ölü...öl...ölmüş...

- Kes, kes, kes. Ölü.. ölmüş..., bu ne yaa? - Pardon!

Diyalogları doğru bir şekilde söylemezsen,...

...senin yerine Soner'i koyarım.

Çekil!

Yâni, sana meyve suyu getirdim.

Çekimden sonra seninle ilgilenicem. Hazır, bir tane daha.

- Tamam! - Evet.

- Karam! Kamera! - Hareket!

- Ölü ruhlar, gelin lütfen. - Ölü ruhlar, gelin lütfen.

- Ölü ruhlar, gelin lütfen. - Ölü ruhlar, gelin lütfen.

Burda mısın?

Adın ne?

Ş!

E!

N!

E!

R!

Şener!

Sâliha! Sâliha! Sâliha, ne oldu?

O, bir kere tahtaya geldi mi parmağımızı kaldırmamalıyız.

Parmağınızı ancak bundan çıktıktan sonra kaldırmalıyız.

Aksi takdirde o her şeyi yapabilir.

Ne oldu sana?

Sâliha!

Ona ne oldu!

- Sâliha! - Kes şunu!

Demek oluyor ki bunu önceden plânlamıştın?

Ama niye bana söylemedin?

Sana söyleseydik, rôlünü doğal oynamazdın, bu yüzden.

Sen de mi onlarla birliksin?

- Hey, ne yapıyorsun? - Buraya gel.

- Kes! Müthiş! - Al, tut şunu.

Bugünlük işimiz bitti, çocuklar!

- Böyle dememelisin. - Mükemmel!

Ona toparlanın derler!

- Film çekiyorlar güyâ! - Hârika!

- Tamam, toparlanın! - Bu, onların ilk filmi.

- Tamam şimdi git. - Yârın ziyâret saati, saat 8'de!

Bana söylemene gerek yok. Ben bir sanatçıyım. Dakikası dakikasına. Evet.

- Giysi ve makyaj... - Tamam... tamam...

- Soner, sen hâllet. - Tamam, abla, hoşçakal.

Herkes gelsin, size güzel bi eğlence vericem.

- Nihansu! - Hey! Nihansu! Toplarlan!

Nihansu! Ne? Hâlâ oynamak mı istiyorsun?

Nihansu! Baksana, haydi!

Haydi gidelim!

- Haydi şimdi! Gel. - Haydi.

- Haydi gidelim. - Gerçekten mi?

- Efendim, Nihan! - Bozuk parayı sen mi oynattın?

Hâyır! Ben oynatmadım.

Ne? Sen oynatmadın mı? O zaman kendi kendine mi hareket etti?

Saçmalamaa! Onu duygusallaşarak Bilo hareket ettirmiş olmalı.

- Elbette bu olmuş olmalı? - Tabii ki!

Sâkin! İlk günlerdeki çekimimiz başarıyla tamamlandı.

Keyfini çıkar! Niye gereksiz yere şüphe ediyosun?

İyi geceler!

Bu olanlar ne!

Seninle tanışalı yalnız birkaç gün oldu.

Senden çok hoşlanmaya başladım.

Tek kelime etmeden, benden çok uzaklara gittin.

- Birâderim, meyve suyu! - Oyunculuğum nasıldı?

Hârikaydın! Çok iyi ağladın!

- Beni övüyor musun yoksa alay mı ediyorsun? - Bu nedir, birâder!

- Ne? - Ne?

Bu nedir? Nihansu neden ağlıyor?

- Biz oyunculuk yapıyoz, o da ağlıyo mu? - Hee.

Ya senden daha iyi oynuyorsa?

- Öyle mi? Hadi gidip bakalım. - Evet, hadi gidelim.

Ona ne oldu?

Mâşuk ölmüş, bu nedenle ağlıyor.

- Ha! Mâşuk mu! - Geceleyin bir cadı geldi.

Geceleyin bir cadı geldi ve Mâşuk'umu öldürdü.

Cadı mı geldi? O, mikrop kaptığı için öldü. Hepsi bu.

Bunun için neden kargaşa çıkarıyosun?

Anlamıyosun.

Ruh Çağırma tahtasındaki parayı biz oynatmadık.

O para kendi kendine oynadı.

Demek oluyor ki oraya bir cadı geldi.

Düşündüğün bu mu?

Nihan, parayı ben oynattım.

Haa! Demek hepsi bu!

- Gerçekten mi? - Evet!

- Yemin et? - Vallaha billaha.

- Hıı! - Seni germek için gece öyle söyledim.

Bu kadar üzülceğni hiç bilmiyodum. Özür dilerim!

Tamam! Artık burada çekim yapmıycaz.

Kâzım Bey'in restoranına geçicez. Tamam!

Tamam!

- Hadi gidelim. - Hazır!

A! B! C! D! E!

G! A! I! K! L!

L! N! O!

- Bu tahtayı sana kim verdi? - P! Q! R! S!

- Bununla çocuklar oynamamalı. - P! Q!

Gel, dışarı çıkıp oyun oynayalım. Gel. Gel, canım! Benimle gel. Gel.

Bu tahta buraya nereden gelmiş acabâ?

Haydâ! Hiç kimse dakik değil.

Saat 08:00 ziyâret zamânıydı.

Sâdece vaktinde gelmemişim. (08:44)

Merve!

Merve!

Bilo!

Nihan!

Bilo!

Açın! Açın! Kapıyı açın!

Hâyır!

Bunu gördün! Bana korkak diyodun ama sen de korkak çıktın.

Vay! Bu, çok doğal görünüyo.

Gizli kamera olsaydı...

...korkun bütünüyle kaydedilirdi. Kesinlikle! - Evet!

- Sus be! - Al bunu!

- Ben aslâ korkmam. - Hemen geliyorum!

Ne de olsa ben bi sanatçıyım.

- Doğaçlama yapıyodum. - Aaa! Tamam!

- Oyunculuk! - Çok iyi oynuyorsun.

Tamam! Tamam! Hadi, çekime başlıyalım.

- Bilo! - Efendim!

- Sen rasgele yürüyosun. - Burada...

Âniden arkandan bir cadı gelicek,...

...seni boğazından yakalıycak, sonra sen bu ağaca küt diye çarpıcaksın.

- Bak, böyle! Tamam. - Bu taraftan.

- Tamam! Şimdi oyunculuğumu gör. - Karam, kamera!

Makara! Hareket!

Kes! Kes! Kes!

- Bilo, bu nedir? - Bunu hisset.

Çocuk gibi davranıyosun. Daha doğal ol.

Söylemesi kolay.

- Yaptığın zaman anlarsın. - Bu, çok basit.

- Soner, şunu tut! - Bana bak.

- Evet, yap da göster bana. - Bak.

Oraya git!

- Tamam! - Gel.

- Buraya... bak... bak... - Hazır!

- Hareket de! - Hareket!

Bunu böyle yapmak zorundasın. Anladın?

- Nihansu! - Efendim!

- Bu süngeri düzgünce yapıştırsana. - Hâllederim.

Kamera! Makara! Hareket!

- Evet! - Vaov!

Ne çekimdi ama!

Muhteşem bir performans sergiledi, di mi?

Doğru! Bilo, güzel!

İyi çekim! Hey, Bilo! Ayağa kalk! Bilo!

Bilo!

Hey!

Karam, onu ne itekledi?

Bakarsan, orada sünger vardı, başka da bir şey yoktu.

Sâdece ıskaladı, aksi takdirde beyni zarar görmüş olurdu.

Film için hayâtımı bile verebilirim.

Evet, kesinlikle onu alıcaz ama önce gidip dinlen.

Git ve yarana ilaç sür.

Böyle yaralar benim gibi bir kahraman için sıradan.

Bir şeyi biliyo musun?

Kahraman yaralandığında film, üstün başarı olur.

Yine başladı. Allâh'ım!

Evet! Bu, doğru.

Amitabh Bachchan, "Hamal" filminde yaralanmıştı.

O film bir yıl boyunca izlendi.

Aynı şekilde, Güneyli Cheeranjeevi de...

..."Khaidi" filminde yaralanmıştı.

Film iki yıl devâm etti.

Şimdi bakın, ikisi de büyük yıldızlar.

Bundan ne anlıyosunuz?

Kahramanın yaralanmasını sağla, filmi başarı hâline getir.

Yaralandığım için filmimiz üstün başarıdır.

Sâdece görün, kesiklerim gösterilcek.

Ve ben büyük yıldız olacam.

- Onlar büyük kahramanlar. - Ya ben?

- Sen... sen... üstün kahramansın. - Doğru!

Evet!

Sana bi şey söyleyim mi?

Kahraman yaralandı ve film, üstün başarı oldu.

Yine başladı.

Amitabh Bachchan, "Hamal" filminde yaralanmıştı.

Onu durdurmak zor. Gel, onu yatağına götürelim.

- O film bir yıl süreyle yayınlandı. - Onu birlikte kaldıralım.

- Haydi. - Haydi, Bilo!

Kalk! Ayağa kalk!

- Kalk! - Yaralandın mı film başarıdır.

- Tamam! - Tamam!

- Hoşçakal! - Hoşçakal!

- Kendine iyi bak! Güle güle - Güle güle!

- Kendine iyi bak. - Tamam.

- Bakarım. - Bilo'ya da iyi bak.

- Hoşçakal! - Hoşçakal!

Bilo! Bu nedir?

Bilo, bu saçmalığı keser misin?

Bilo, ben Nihansu değilim, korkacam.

Bütün bunları neden yapıyosun?

Bu Bilo oyun oynamaya başladı.

Bilo! Tüm bunlar nedir?

Bilo, bu kadarı da fazla!

Senin kalbini kırıcam.

Bilo! Bilo!

Bilo! Bilo! Kalk! Bana yardım et!

Bilo! Bilo! Bilo! Kalk!

Bilo!

Bilo!

Bilo!

Odaya girdin. Arkanı dönüp baktığında...

...kapının yerinde bir duvar mı vardı?

- Aaa! - Evet. Ondan sonra, bayılmış.

Bilinci geri geldiğinde onu terasta bulduk.

- Bu, iyi bir hikâye. - Hikâye mi? Ya bu yara?

Buna bak! Sen de buna bak.

Sarhoşken yaralanmış olmalısın.

Karam, bütün bunlar senin hayâllerin.

- Oda, kapı, duvar... - Sen de mi bunu demek istiyosun?

O zaman ne? Dünden önceki gün Sâliha...

...bunu yaşadı, bugün de sen bunu yaşadın.

Siz neyin peşindesiniz?

Bu korku filmi çekimine başladığımızdan beri...

...hepimiz buna öyle bulaştık ki herkes hayâl görüyo.

Daha fazla bekleyemem. Artık bir mola vermeliyiz.

Haydi plaja gidelim! Ne, gitmek istemiyo musunuz?

Boşverin. Oturucam. Burada kalıcaz. Tamam.

- Haydi gidelim! - Evet!

Aklımda hiçbir şey yok,...

...uzanmışım kumsala.

Güneş damlıyor içime, dudaklarım soğuk suda.

Aklımda hiçbir şey yok, uzanmışım kumsala.

Tenimde canımın sıcaklığı, başımda sevdâ yelleri.

Çekip gidesim var bu yalân şehirden.

Esir alan ne varsa bu yoktan düzenden.

Yine de ümidim var doğan her güneşten.

Sol yanımda umutlu aldığım her nefesten.

İzinliyim hayât senden.

Ne istiyosun benden?

Elimi eteğimi çektim her türlü kederimden.

Deniz kum ve güneş; tek ilaç.

Radyonun sesini aç.

Sâhil sâhil gezmek lâzım dünyâyı.

Ara sıra ti'ye almak lâzım hayâtı.

Hep sen mi bize oyun oynayacaksın kader...

#TAMAM ama artık yeter!

Sâhil sâhil gezmek lâzım dünyâyı.

Ara sıra ti'ye almak lâzım hayâtı.

Hep sen mi bize oyun oynayacaksın kader...

#TAMAM ama artık yeter!

Çekip gidesim var bu yalân şehirden.

Esir alan ne varsa bu yoktan düzenden.

Yine de ümidim var doğan her güneşten.

Sıcak of ne sıcak.

Deniz kum ve güneş; tek ilaç.

Tek isteğim; buradan kaçmak.

Deniz kum ve güneş; tek ilaç.

Radyonun sesini aç.

Sâhil sâhil gezmek lâzım dünyâyı.

Ara sıra ti'ye almak lâzım hayâtı.

Hep sen mi bize oyun oynayacaksın kader...

#TAMAM ama artık yeter!

Sâhil sâhil gezmek lâzım dünyâyı.

Ara sıra ti'ye almak lâzım hayâtı.

Hep sen mi bize oyun oynayacaksın kader...

#TAMAM ama artık yeter!

Merhaba! Öyleyse yârın beşte buluşuyoruz. Di mi?

Teşekkür ederim. Küpelerimi getirmeyi de unutma.

Evet! Evet! Ve seni 5'te alıyorum.

Değişiklik yok, tamam mı?

Tamam? Evet! Hârika!

Tamam! Evet! Tamam, hoşçakal!

Selâm, Sâliha! Hadi, hadi, seni bekliyoz.

- Nihan! - Hadi, hadi, gidelim.

Nihan!

Nihan! Nihan! Demek burdaydın! Orada ne yapıyosun? Gel.

Gel.

Aman Allâh!

- Sâliha, ne oldu? - Sana ne oldu?

- Nihan! Karam! - Hey, dinle...

- Ne oldu? - Ne... ne oldu?

Bilo, onu gördüm! Orada şeytanı gördüm!

Hiçbir şey anlamıyorum.

Ne oluyor?

Ne dedin? Ruhlarla mı sohbet ediyo?

Siz eğitimli beşerlersiniz. Böyle şeylere inanıyor musunuz?

Sâdece bize Ruh Çağırma tahtasından bahsetmişti.

Kısa filme başladıktan sonra bir şeyler bize uğruyor,...

...bu yüzden, ruhla konuşması...

...için onu çağırdık.

Daha önce hayâletlere hiç inanmıyordunuz...

...ancak şimdi birdenbire ne oldu?

Şartlar nedeniyle biz de inanmaya başladık.

Yüzüne bakıldığında, güvenilir görünmüyor.

Bence işe yaramaz bir adam.

- Merhaba! - Ha!

Umarım sizi rahatsız etmiyorumdur.

Estağfurullah, hocam.

Kâzım Bey, restoranınız çok hoş.

Çok teşekkür ederim.

Özür dilerim, konuştuklarınızı işittim.

Bu arada ben kara büyü bilen bir üfürükçü değilim.

Araştırma yapan bir bilimci de değilim.

Ama bu ruh çağırma tahtası hakkında biraz bilgim var.

Beni aradığında bir sorun olması gerektiğini düşündüm,...

...bu yüzden buraya geldim.

Kâzım Bey, bu sorunu çözmek için yardımınıza ihtiyâcım var.

- Benim mi? - Evet.

Yardımınıza ihtiyâcım var, çünkü siz ruhlara inanıyorsunuz.

Gelin... Benimle gelin lütfen. Lütfen.

Hadi gidelim.

Bu çocukları rahatsız eden o ruh, gel lütfen.

Gel lütfen!

Gel lütfen.

Burada mısın?

Adın ne?

Adın ne!

Ş!

E!

N!

E! R!

Şener!

Şener mi?

Hocam! Hocam, iyi misiniz, hocam?

İlyas hoca!

- Benim adım Şener! - Ne!

- Şener! - Ne, Şener mi!

- Şener! - Şener!

Onları neden rahatsız ediyorsun?

Nereye rahatsız ediyorum? Ben sâdece oyun oynuyorum.

Bu, ne oluyor?

Onlarla oynamaktan zevk alıyorum.

Bu oyunu bırak. Bu çocuklar çok korkuyor.

Onlara merhâmet et. Git lütfen.

- Hâyır! Gitmiyorum! - Hey!

Dediğimi anlamıyor musun? Git demedim mi!

Bana gitmemi söylüyosun! Beni sen çağırdığın için mi geldim?

Şener, git lütfen. Biz çok korkuyoruz.

Lütfen, git!

- Lütfen, git! - Git!

- Lütfen, git! - Lütfen, git!

Lütfen! Git lütfen!

Hocam!

- İlyas hoca! - İlyas hoca!

- İyi misiniz? - Hocam!

Sorun değil. Ben iyiyim.

Ruhlarla baş edemesiniz.

Lütfen artık tahta ile oynamayın.

- Evet, kesinlikle, hocam. - Haklısın.

Hoşçakalın!

- Hoşçakal! - Hoşçakal!

- Artık gideyim. - Teşekkürler, hocam.

- Teşekkürler. - Teşekkürler.

- Of! - Bu film çılgınlığını bırakın ve işinize odaklanın.

- Evet. - Tamam!

- Baksana, Soner! - Evet, Soner...

Ama neden Soner?

Git, şu ruh çağırma tahtasını kaldır at.

Tamam, hemen gidiyorum.

Bütün bu olanlardan sonra film mi çekicez?

Filmi durdurcak mısın? O ruh uzaklaştı.

Bak, başka bir ruh gelecek. Sen git işine bak. Git.

Amca, bekle! Bu film, benim hayâtım.

- Oyunculuk kariyerim mahvolur. - Onu dinlemeyin!

O, çıldırmış.

- Olmaz! - Hayâtım mahvolur.

- O, deli! - Peşimizden gelme.

Bir Şener daha olacak gibi görünüyor! Of Allâh'ım!

Bilo! Baksana! Nasılsın?

Bilo! Ne oldu?

Baksana! Bir şey söylesene.

Benimle konuşmıycak mısın?

İyi...

Tamam. Benim yapıcak çok işim var...

Bu ne?

Bana anlatmıycaksın? Tamam.

Yeter! Bilo, beni rahat bırak.

Söylesene, derdin ne senin?

Lütfen kısa filmi tamamla. Lütfen!

Bak, bundan bahsetme.

Başka tür bir yardım istersen söyle.

Bir şey istemiyorum Sen sâdece filmi çek.

Film mi? Yalnız bunu istiyosun, di mi?

Tamam!

Dinle! Dinle, Sâliha!

Nereye kayboldu bu?

Ne düşünüyosunuz?

Sizce ben neyim?

Söylesene. Ne istedim ben?

Senden kısa film yapmanı istedim.

- Haklı mıyım? - Evet.

Bu konuda neden çok uğraşıyosun?

Kesin olarak söyle.

Kısa filmi tamamlıycak mısın, tamamlamıycak mısın?

Bunu yapmak istemiyo musun?

Tamam!

Karakterimi bilmiyosunuz.

Bize her yol Mumbai değil, bize her yer Kayseri.

Hayâtımı yaşıyodum.

Beni çağırarak ve...

bir kahraman yaparak hislerimi körükledin,...

...şimdi de kaçıyosun? Hepinize başlıycam...

Bunu gördün! Bunu gördün! Bunu gördün! Korktun, di mi?

Korktun, di mi? Şu yüzüne bak.

Bak, bu film benim geleceğim. Lütfen kabûl et.

Lütfen çekimlere yeniden başla. Lütfen.

Bu kadar numarayı bir kısa film için mi yapıyorsun?

Evet.

Gör bak, makyajımı mahvettin.

Film falan çekmiyorum.

Ah!

Bu tür oyunculuk işe yaramıyo.

Başka şeyler yapmam gerekecek.

Film yoksa Bilo da yok.

Bence delirmiş bu. Eyvah!

Bilo!

Bilo! Bilo!

Baksana! Bilo nerede?

Kardeşim meyve suyunu içmeden çıkıp gitti.

- Evet. - Ne?

Evet! Söyle. Bilo nerede?

Kardeşim meyve suyunu içmeden çıkıp gitti. Evet.

Baksana! Biz ne soruyoruz, sen ne cevap veriyosun?

Bilo nerede?

Film yoksa Bilâl da yok!

Film varsa Bilâl da var.

Pekâlâ! Filmi çekicez!

Nerdesin, Bilo?

- Nerdesin? - Buraya gel.

Kardeşim, dışarı çık. Kardeşim, film çekilecek.

Bilo, sen delirdin mi?

Bu, sâdece kısa film.

- Bu mu hayâtını değiştircek? - Kesinlikle haklısın.

Çoğu zaman ben de kalabalığın içinde biriydim.

İlk kez yeteneğimi gösterme şansım oldu.

Yaşantımın bu kısa film yoluyla çekilceğni düşündüm.

Beni dinle lütfen. Kısa filmi tamamla.

- Lütfen! - Tamam.

- Filmi çekecez. - Ne?

- En azından Bilo için başarıcaz. - Evet!

Evet.

Arkadaşımız için bunu yapalım.

Sonra o ruh?

Biz hayâlet üzerine bi film yaparken hayâlet ortaya çıkmıştı.

Ya aynı hikâyeye bir gerilim filmi tarzı katarsak?

Nasıl?

Yâni, herkesi bizim yaşadıklarımızı...

...ruhun yaptığına inandıracaz.

Ve düğüm noktasında, sonunda...

...ruh ya da hayâlet olmadığını,...

...ancak bunu aramızdan birisinin yaptığını ortaya çıkartsak nasıl olur?

Güzel bir gerilim filmi olur. Evet.

- Anlamıyorum. - Açıklıyim.

Çekimin yapıldığı ilk gün,...

...sâdece o balık kabını salondan yatak odasına götürdün, di mi?

Götürdüm, eee?

O zaman ona sen zehir verip öldürmüş olmalısın.

Biz de herkesi bunu ruhun yaptığına inandıracaz.

Demek oluyor ki Mâşuk'u Bilo öldürdü?

Mâşuk'u ben mi öldürdüm?

Hâyır. Hâyır. Kahraman bu filmin kötü adamı olur o zaman.

Eğer bu olursa, seyirci bilmiycek.

Ben yokum. Maşuk'u Nihansu'yun öldürmesi daha iyi olur.

- Ne? - Ne?

- Bu arada onu ben neden öldüriyim? - Çünkü sen Sapıksın.

Dövmek ve öldürmek hoşuna gidiyo.

Her gün gördüğümüz gibi, birini dövüyosun.

Bâzen aynanın karşısına oturarak garip suratlar yapıyosun.

Tuhaf ifâdeler yapıyosun.

Bütün bunları görünce beşerler inanıcak...

Karakterimi kötü adam yapma, anladın mı?

Doğru! O gün Karam'ın evinde uyuyan neydi?

Sen! Öyleyse onu kim korkuttu ve yaraladı?

Sen. Ya beşerleri buna inandırırsak?

Nasıl? Ben baygındım.

Bu, bi tiyatro olabilir.

Geceleyin uyandın,...

...Karam'ı korkuttun.

Ve sâdece onu yaraladın.

Benim içeride kalıp tüm bunları yapmam yerine,...

...Nihansu dışarıda kalır ve tüm bunları yaparsa film daha heyecan verici görünür.

Sâdece bu daha iyi.

Hâyır! Bu, inandırıcı görünmez.

Şimdi senin hakkında konuşcaz.

Senden şüphe etmeyerek, kendin gidip ağaca...

...sertçe vursan, o zaman? Çok heyêcan verici olur.

O, gerçekten bir sapık.

Hey, hâyır! Bundan daha iyi...

Süngeri kim ayarlamıştı? Nihansu ayarlamıştı.

Çiviyi arkadan kim çakıyordu? Nihansu.

Bunlar saçmalık.

Tamam, benim olayımı alıcaz.

Sen film işletmeciliğinden olduğun için...

Deneyimine göre...

...eğer o kadını ve sesi canlandırırsan, bu, çok ilginç görünür.

Filmin heyecan verici noktasını yakalarız.

Şükrü'yü korkutacak kişi o mu? Bu o.

Kapıdan ilk giren kimdi?

Nihansu girmişti, di mi?

Sâdece içeri girip seni öldürmeye çalışıyodu. Böyle yapıcaz.

Müsaadenle. Yönetmen benim.

Dediğim gibi yaparsan film çekilir, yoksa olmaz.

Öyleyse, o zaman senin dediğin doğru.

- Yeteneğimi bastırıcam. - Hârika!

Sâdece her ne olduysa yaptım. Buna kimse inanacak mı?

- Ben inanıyorum! - Bunu gördün!

Bir kahramandan kötü adam oldun.

Sorun değil! Vinod Khanna da başlangıçta kötü adamdı.

Tamam, çocuklar! Hadi gidelim! Gel.

Dinle! Bunları sâdece Bilo yaptı. Ondan gerçekten şüphem var.

Gördün mü? Beni "kötü adam" yapmaya çalışıyodu.

- Ben kötü adam mıyım? Ben kötü adam mıyım? - Yo, yo! Sen kötü adam değilsin.

Kötü adam Bilo.

Teşekkürler, canım. Hadi gidelim.

Bilo haklıydı. Nihansu bir sapık.

Ondan uzak durmam gerekir.

[Sanskritçe Beyit]

[Sanskritçe Beyit]

Hadi, çekimi hazırla. Oynayıp sana göstericem.

- İlk önce... - Ve pratik.

Tamam.

- Dinle! Bu ışığı arkaya tut. - Tamam, Karam.

- Evet! - İlk önce çekimi oluşturalım.

- Sapık gibi oynuyorum. - Bundan sonra bunu görecez.

Yüz ifâdesi iyi mi? Yoksa biraz daha mı yapayım?

- Ah! - Nihansu! İyi misin?

Beni öldürcek misin? Beni öldürcek misin?

- Hâyır! - Dokunma bana!

Nihan!

O, bana tam bir sapık görünüyo.

Artık ondan uzak durmam gerekir.

Tamam! Boşverin! Çekime başlayalım.

- Tamam mı? - Evet, iyi.

- Tamam, Bilo! Hazır? - Tamam!

- Kamera. - Tamam.

Pekâlâ! Hazır! Hareket!

Mâşuk'u öldürdüğün gibi bunu da mı öldürceksin?

Ne? Mâşuk'u ben mi öldürdüm? Ne diyosun?

Şimdi her şeyi anladım. Sen bir sapıksın!

Bütün bunlar sâdece sen geldikten sonra olmaya başladı.

- Her şeyi sâdece sen yapıyosun. - Nihansu! Ne diyosun?

Araya girme lütfen.

O gece neler oldu biliyo musun?

O, hayâlet ve ruhlardan bahsederek bizimle eğleniyodu.

Üçümüzü de hedef almıştı. O, bir sapık.

- Böyle konuşma lütfen. - Sus be!

Sana ihtiyâcımız yok Sen git! Burdan uzak dur.

Çık dışarı!

- Bilo! - Çık!

Bilo, o, kendinde değil! Aldırma.

O bizi öldürmeye çalışıyo, sense onu durduruyosun?

Bırak gitsin! Bırak gitsin. Git demedim mi?

Nihan! Bebeğim! Yok bir şey! Dinle...

Kendimi o Bilâl'den korumak zorundayım!

- Ne yapıyosun? Söylesene! - Hâyır!

Sana ne oldu?

- Ne oluyor, canım? - Hâyır!

- Neler oluyor? - Hâyır!

- Git, lütfen! - Hey!

- Ne yapıyosun? - Gelme!

- Hâyır! Bana yaklaşma. - Ne oldu, söylesene?

- Niçin korkuyosun? - Uzak dur lütfen!

- Ama, niye? Ama, ne? - Uzak dur lütfen! Uzak dur!

- Senin neyin var? - Bana yaklaşma.

- Ne oldu, söylesene? - Hâyır! Uzak dur! Lütfen!

- Lütfen! Bana yaklaşma. - Hadi ama, Sâliha!

- Lütfen! Hâyır! - Hiç olmazsa söyle...

Aman Allâh'ım! Bütün bunlar nedir!

Ne hâllere düştünüz?

Size ne oldu?

Birbirinizle konuşmuyosunuz.

Kimse birbirinin yüzünü görmek istemiyo.

Bu nedir?

Bir hikâye uydurdum, siz de bunun gerçek olduğunu sandınız...

...ve kendi aranızda kavga etmeye başladınız.

Sizin temel ortak aklınız var mı yok mu?

Özür, abla.

Genç bir sanatçı gibi yaşıyordum...

...ama sizler beni arkadaşınız yaptınız.

Beni arkadaşınız olarak gördünüz.

Benim için bir kısa film çekmeye karar verdiniz.

Bu, beni çok mutlu etti.

Siz üçünüz arasında yanlış anlaşılmalar yaratacak...

...bir film istemiyorum. Durun artık.

Eskiden ekranın bir köşesinde duran beni,...

...bugün sizler merkeze taşıdınız.

Bunun için çok teşekkür ederim.

İyiliğinizi aslâ unutmuycam.

- Bilo! - Harikulâde! Çok iyi oynuyosun! Hârikaydın!

Kamera açık olsaydı çok eğlenceli olurdu.

Bu diyalogu çekip filme koysaydık,...

...film üstün başarılı olurdu.

Dur artık, Nihansu!

Ne? Bunları söyleyen sen misin?

Aramızda bir yanlış anlaşılma varken...

...ve Bilo bunu hissediyorken,...

...sense onu kötülemekle meşgûlsün, Nihansu!

Bu arada, onun olayla hiç ilgisi yok.

Evet! Haklısın! O, hiç kabahâtli değil.

Ben kabahâtliyim. Bana çok sert vurdun, buna rağmen...

...seni arkadaşım olarak görüyorum. Bu, benim hatâm.

Sana göre o, iyi; çünkü özür diledi.

Bir şeyi anladım. O beni öldürmeye çalışıyordu.

Sen de bana dün saldırdın. Haklı mıyım?

Ve Sâliha seni destekliyor.

Bu demek oluyor ki üçünüz beni hedef hâline getirdiniz.

Ne sizi ne de arkadaşlığınızı istiyorum. Ben gidiyorum!

Nihan! Çok fazla düşünüyosun!

Nihan, düşündüğün gibi, biz senin düşmanın değiliz...

Hepiniz kâtilsiniz.

- Ben burdan gidiyorum! - Dinle! Sen şunu...

- Nihan, beni dinle... - Nihan, lütfen...

- Gitmene gerek yok. Tamam mı? Nihan! - Nihan!

Bilo! Bana yardım et! Bana yardım et lütfen!

Biri beni kurtarsın! Sâliha!

Bilo! Nerdesiniz?

- Nihan! - Nihan!

- Nihan, ne oldu? - Ne oldu?

- Nihansu! Ne oldu? - İyi misin?

- Ne oldu? - Orada! Orada! Or...ada...

Nihansu, ne oldu?

- Nihan! - Orada...

- Orada kimse yok. - Nihan,...

- İnan bana! Kendin bak. - ...orada kimse yok.

- Nihan! - Kimse yok...

Oraya bakın!

Oraya bakın...

Nihan!

- Bilo! - Evet!

Bilo, kurtar beni lütfen.

- Niye dışarı çıktın o zaman? - Ben şimdi geldim.

Demek oluyor ki, şimdiye kadar bizimle olan kimdi?

Bizimle olan, o...

O, bir şeytandı!

Ne?

Âcilen İlyas hocayı ara!

Ara onu!

- İlyas hoca! Nihansu'ya... - Hepiniz eve gelin.

- Gidelim! - Evet. Hadi gidelim.

- Vecih! - Vecih! Hoca nerde?

- Öldü mü? - Nasıl?

Sizinle restoranda buluştuktan sonra eve dönmüş.

Sonra da tahtayla oynamaya başlamış.

Bir dakka bekleyin, kardeşler.

Hiçbir şey anlamıyorum.

Demek oluyor ki o gün restorana gelen kişi...

- Ruh! - Evet!

- Doğru! - Evet!

Bu biçimde gelmişti. Demek oluyor ki,...

...o, herhangi bir zaman ve herhangi bir biçimde gelebilir.

Bunu hocanın naaşının yanında buldum.

- Bu nedir? - Bu nedir?

- Hadi, gidelim. - Evet.

- Teşekkürler. - Tamam, kardeşim.

Hadi gidelim.

- Kâzım! - Kâzım!

- Kâzım! - Bu demek oluyor ki Kâzım âbi de..

- Gelin, gidip bakalım. - Evet, hadi gidelim.

- Kâzım âbi! - Kâzım âbi!

- Kâzım âbi! - Kâzım âbi!

- Kâzım âbi! - Kâzım âbi!

Kâzım âbi!

- Kâzım âbi! - Kâzım âbi!

- Burda diil. - Nereye gidebilir?

Ha! Kâzım âbi! Naaş...

- Orada mı? - Hâyır! Ona hiçbir şey olmamış olmalı. Gelin.

Hadi gidelim.

Demek oluyor ki...

...Kâzım âbi?

Bize tüm saldırıları Kâzım âbi mi yaptı?

Öyleyse İlyas hoca'yı öldüren Kâzım âbi mi?

Telefonu da kapalı.

- Ağlama. Baban gelecek. - Kâzım âbi nerde?

Ben de onu son 3-4 gündür görmüyorum.

Nereye gitti acabâ?

Kâzım âbiyle düşmanlığımız yok.

O zaman bizi neden öldürmek istiyo?

O kâğıttaki kan lekeleri Kâzım âbiye âitse,...

...o zaman her şeyi öğrenmeye başlarız.

Cep telefonunu tâkip edersek...

...her şeyi öğreniriz. - Evet.

Sen bunu yap, biz de kağıdı temizliyelim. Tamam mı?

- Evet. - Hadi gidelim.

Hadi gidelim.

(Sanskritçe İlâhi)

Bunu yapabilirsin! Hadi, çabuk!

- Hızlı! Haydi! - Evet.

- Hâyır! Göstermiyo. - Mecburuz. Lütfen!

- Bir şey gördünüz mü? - Bir şey yok.

Bi' dakîka bekle!

- Bir şey buldunuz mu? - Nihan, bekle!

- Evet! - Evet! Evet evet!

Başardık! Başardık!

- Evet! - Nerede o? Evet!

- Bulduk! Burası! - Evet!

- Evet! Evet! Çok iyi. - Tamam.

- Teşekkür ederim! Çok teşekkürler. - Ricâ ederim.

Hoşçakal!

Bilo! Arabamda cilâ çözücü var. Gidip getirsene.

- Git. - Tamam.

- Nihan! - Evet!

- Nihan! - Evet!

Buna bak! Fakı Baba!

Fakı Baba mı! O kim?

Her şeyi temizleyip bakalım.

Ne olduğunu gördün mü?

- Nihan! - Sâliha!

- Nihan! - Yardım et!

- Nihan! - Yardım et!

Hâyır! Hâyır!

Hâyır! Hâyır!

Hâyır!

Sâliha!

Şeytan o! Bırak onu!

- Hâyır, yalân söylüyo! - Sâliha!

- Sâliha! - Hâyır!

- Bana inan! Ben gerçek Nihan'ım. - Hâyır! Nihan ben'im.

Nihansu ben'im! Bırak onu. O, bir şeytan!

Hâyır, yalân söylüyor. Nihan sâdece ben'im.

- Bırak onu. O, şeytan. - Hâyır, beni kurtar lütfen.

- Nihansu ben'im! - Beni kurtar lütfen.

Dediğimi anlamaya çalış.

Hâyır, yalân söylüyor. Nihansu ben'im.

Hâyır! Hâyır! Sâliha, Nihan ben'im! Sâliha!

Ha! Nihan! Nihan!

Nihan!

Nihansu'yu kendi ellerimle ittirdim...

Aynı şekilde, ya bizim peşimizden gelirse?

Bu, mümkün!

Ama bugün Kâzım âbiyi bitirecez.

Ama ölüm peşimizde.

Ama bundan sonra biz onun peşinde olacaz.

Gidelim.

- Kâzım âbi! - Bilâl, tak bunu.

- Tak bunu! - Sen bana Nihansu'yu öldürttün!

Kâzım âbi, neden bizi öldürmek istiyosun?

Sırf bizi öldürmek için plân yaptın, di mi?

Ben mi? Sizi neden öldüreyim ki?

Önce bu tılsımı tak.

- Yeni plânın bu mu? - Dinle beni.

- Bu, senin iyiliğin için. - Kimsin sen?

- Lütfen... lütfen tak bunu... - Bırak beni.

- Beni dinle... - Kâzım âbi!

- Hey! Kâzım âbi. - Bırak bunu!

Bilâl, dinle beni. Sen de tak.

- Bizi öldürmek için yeni yolun bu mu? - Çıkarma sakın!

Tılsımı çıkartırsan ölürsün!

Hepiniz ölürsünüz!

Mantıklı olmayı deneyin!

Ben sizi öldürmeye uğraşmıyorum!

Ben uğraşmıyorum! Ama o şeytan sizi öldürmeye uğraşıyor.

O şeytan, çekiminize başladığınızdan beri sizi tâkip ediyor.

Sizi ondan kurtarmak için birçok hoca ile görüştüm.

Ama bana kimse yardım etmedi.

Ondan sonra, tam üç gün önce gidip...

...çok güçlü bir derviş (Fakı Baba) ile görüştüm.

Ne dediğini duyunca şok oldum.

O şeytan senden intikam almak istiyor!

- İntikam almak istiyor! - Ne?

Bana inanın.

Bu tılsım yanınızda olduğu sürece size zarar veremez.

Lütfen bu tılsımı çıkartmayın. Lütfen!

Pekî o şeytan bizden neden intikam almak istiyo?

Çünkü o sizin yüzünüzden öldü.

Bizim yüzümüzden mi? O kim ki?

Onun adı Manolya! Aziz Manolya!

Aziz Manolya! Aziz Manolya!

Shaka laka, Bhaka laka... Geliyorum seksi seksi...

Shaka laka, Bhaka laka... Geliyorum seksi seksi...

İzne ihtiyâcım yok. Limitlerimi test etmek için...

...kendi karârımı veririm. Çünkü bu benim işim.

Başladığımı bitiririm. Bekletmeye ihtiyâcım yok.

Bu tür durumlarda kontrolü elime alırım. Kanıtlayacak bir şey yok.

Ve kurşun geçirmezim ve ne yaptığımı biliyorum...

...ve hareket şeklimiz sanki bizi, yeni bir şey olarak tanıtır gibi.

Bir lezzet istiyorum, sonraya saklamak.

Bu tadın lezzeti...

Çünkü ben vericiyim, bu doğal... Tehlike için yaşıyorum...

Çünkü ben alıcıyım... Tehlike için yaşıyorum...

Çünkü ben vericiyim, bu doğal... Tehlike için yaşıyorum...

Çünküüü ben... tehlikeee için...

Seninle ilgili bir şey beni tehlikeli bir kadınmışım...

...gibi hissettiriyor.

Yapmamam gereken şeyleri...

...yapmak istememi sağlıyor.

Tüm kızlar böyle olmak istiyor. Kötü kızlar içlerinde, bunun gibi.

İlgili, ilgili, ilgili bir şey... Seninle ilgili bir bir bir şey...

Seninle ilgili bir şey beni tehlikeli bir kadınmışım gibi hissettiriyor.

Yapmamam gereken şeyleri yapmak istememi sağlıyor...

İstememi sağlıyor...

Çünkü ben vericiyim, bu doğal... Tehlike için yaşıyorum...

Çünkü ben alıcıyım... Tehlike için yaşıyorum...

Çünkü ben vericiyim, bu doğal... Tehlike için yaşıyorum...

Çünküüü ben... tehlikeee için...

Turaç!

Turaç! Neredesin?

- Turaç! - Bu nedir?

- Ne? - Kendin hakkında ne düşünüyorsun?

Ben bu serveti, bu mülkü ve bu saygıyı kazanmak için ne zahmetler çektim...

...biliyor musun? Çalmadım çırpmadım, yalân söylemedim, hâk yemedim.

Cebi yoksun bir âileden geldiğin için seni kabûl ettim.

Ama gece gündüz meyhâne ve eğlencelere gitmeye devâm ediyorsun.

Başta bütün bunlara hiç inanmadım.

Ama ondan sonra, kendi gözlerimle görünce...

Eyvah! Ancak o zaman inandım.

Gözü önümde durma öyle. Uzaklaş buradan!

Aksi halde beni değil ama silahımı kullanmak zorunda kalacağım.

- Defol! - Turaçcım...

Çocukluğumdan beri birçok sorunla karşılaştım.

Hayâtta huzur ve mutluluk olduğunu hiç bilmezdim.

Hayâtımda ilk gülümsediğim zaman, düğün günümüzdü.

Ve şu, ilk defâ bana dokunduğun zaman.

Hârika!

Başta hayâtım bir cehennem gibiydi ama sen bana tüm mutlulukları hediye ettin.

Beni yanında barındırdın.

Bana bütün mutlulukları yağdırdın.

Bu kadar mutluluğu elde ettikten sonra kendime hâkim olamadım.

Bütün sınırlarımı aştım.

Çok özür dilerim, Turaç.

Bundan böyle bunu aslâ yapmıycam.

İstersen beni azarlıyabilirsin ama...

...n'olur bana buradan git deme.

Şu dünyâda senden başka kimim var?

Özür dilerim! Çok özür dilerim!

Çok özür dilerim, Turaç.

Bi'tânem, şimdi sinirlenmenin sırası değil.

Germe kendini. Hadi, meşk edelim.

Gerçekten burası çok huzurlu.

Kalp atışlarımı hep duyabiliyorum.

Kendimi çok iyi hissediyorum! Sessiz yerleri severim.

Bu yüzden bu çiftlik evini satın almıştık.

Ama buraya sâdece ayda bir kez geliyoruz.

Tüm bağları kopararak burada kalmak istiyorum.

Ama sen beni gereksiz yere şartlara bağladın.

Bu yüzden, ben...

Özür dilerim!

Biri benim huzurumu bozarsa hiç hoşuma gitmez.

Manolya âbla, vakit tamam. Gel, gidelim.

- Merhaba, Yenge! - Söyle, Şeyhmus.

Ee... yenge, ben bir aylık izin istiyorum.

Bir ay mı! Onu bir ay görmeden nasıl durabilirim ki?

- Yenge! Yenge! - Evet?

Şeyhmus, eğer sen gidersen konağımla kim ilgilencek?

Kusura bakma, yenge! Memlekette âcil bir işim var.

Tamam! Bir şey istiyor musun?

- Yenge? - Aah! Yâni...

...para ya da başka bir şey...

Yok, yenge. Para istemiyorum. Sâdece iznimi onaylayın.

Utanma! Hiç çekinmeden bir şey isteyebilirsin.

Yok, sağol, yenge. Yenge, bu yıl çiftlik evimiz...

...çok kâr edecek.

İşçilerin hepsi çok emek verdi.

Yenge, onlara ikramiye vermelisiniz.

Gel, abla. Hadi gidelim. Burada ne yapıyorsun?

Evet, yenge! Yağmur yağacak. Siz gidin, lütfen.

Nâber, Cimciş!

- Sen de ablanla git. - Dönüşte...

...bana muhakkak çikolata getir. - Tamam, hoşçakal.

- Hoşçakal, yenge! - Hoşçakal, âbi!

Çok acıyor mu? Çok özür dilerim!

Efendim, Savunucu!

Yenge, Turaç Bey'in düğününüz esnâsında...

...adınıza aktardığı mülk.

Bir hafta içinde bunu mahkemeye vermem gerekiyor,...

...aksi takdirde mülkün tamâmı yetim-hâneye bırakılacak.

Siz de yoksul kalacaksınız.

Bunun olmasına aslâ izin vermem.

Bu akşam Turaç ile konuşucağm.

Ne dediniz?

Doğru duydunuz. Aramayı kesin.

Turaç, gel! Tahtaya gel.

Haydi, konuş benimle, Allâh kahretsin!

Turaç, gel!

Benim adıma aktardığın mülkün...

...evraklarını nereye sakladığını bana söyle.

Turaç, gel!

Ölü ruh, gel! Ölü ruh, gel lütfen.

Adın ne?

"S A B R İ"

Sabri!

Hey, Sabri! Turaç burada mı?

Evet! Evet! Evet!

Benimle... ona benimle konuşmasını söyle.

Seninle konuşmak istemiyor. O, gitti.

Tamam!

Turaç kaç gün daha burada olacak?

Ne? Tamam! Bir hafta.

Benimle karşı karşıya gelceği zaman bir işâret ver.

Tamam! Güle güle!

Turaç, gel.

Turaç! Gel lütfen!

Turaç! Gel lütfen!

Turaç! Turaç, gel!

Turaç! Turaç, gel!

Turaç! Turaç, gel!

Turaç, gel!

Turaç, gel!

Turaç, çabuk gel.

Hey, Turaç! Gelmen gerekir.

Geleceksin! Seni kesinlikle çağıracam.

Hayâtın tüm rahatını ve lüksünü elde edecek...

...bir şekilde yaşamak istiyorum.

Bunun için her şeyi elde edicem!

Aksi takdirde ölücem!

Sen bir hafta içinde kurtuluşa varacaksın, değil mi?

Ama seninle karşılaşırsam hangi felâket olucağnı çok iyi biliyosun.

Seninle bir öz biçiminde buluşucam.

Öldükten sonra bile seni rahatsız edicem.

Her şeyi plânlayıp gelicem.

Ne kurtuluşa varacak ne de tekrar buraya dönebilceksin.

Seni orta yerde yakalayıp sana zulüm yapıcam.

Hey Turaç! Gelip gelmiyceğne karar ver, yoksa ben mi oraya...

...gelmek için hazırlıklara başlıyım.

Hadi gidelim!

Bir haftadan beri deniyorum ama Turaç tahtaya gelmiyor.

Ne yapmam lâzım?

Bu gece kurtuluşa varacak. Bir hafta bitiyor.

Ne pahasına olursa olsun bu gece gelmek zorunda kalacak.

Onu çağırıcam! Ancak o zaman hedefimde başarılı olurum.

- Ah evet! Hadi kopalım! - Tamam! İki viski.

Tamam!

Turaç! Turaç, gel!

Tahtaya gel!

Burda olduğunu biliyorum. Hadi, tahtaya gel.

Turaç, tahtaya gel!

Hey! Eğer gelmezsen,...

...mülkünü bağışlıycan...

...o yetim-hâneyi yakarım!

İçinde "400" çocuk yanarak ölür.

Turaç, gel! Turaç, gel!

Güzel! Söyle bana.

Şu mülkiyet belgelerini nereye sakladın?

Kulüp binâsının arka bahçesine mi?

Oo!

Ona tokat atan şahıs bu!

Haklısın! Kadın çok kızıyor. Hey!

Biz seni gülümsetiriz, bebeyim!

- Lütfen! - Hey! Ver!

- Hey, haydi, çocuklar! - Hey, tahtayı bana verin.

- Evet, ver bana. - Tahtayı verin.

Bunu yapma lütfen.

- Onu bana ver! - Tahtayı bana verin.

O tahtayı bana verin!

- Tut! - Bana ver! Lütfen!

Yakala...

Lütfen! Bunu yapmayın lütfen!

Lütfen... lütfen o tahtayı bana verin.

- Tahtayı mı istiyorsun? - Lütfen!

Çok az zamânım var. Lütfen... lütfen...

Lütfen, verin... Lütfen verin! Lütfen! Lütfen!

Lütfen...

Lütfen verin... Lütfen!

Lütfen onu bana verin.

Lütfen bunu yapmayın! Gece kaybolursa...

...hiçbir şey yapılamaz. Lütfen!

Hadi gidelim! Hadi gidelim!

Turaç! Turaç, nerdesin?

Bana şu son sözü söyle, öyle git.

Bana şu son sözü söyle, öyle git.

Turaç, gel lütfen.

Lütfen... Turaç, gel lütfen...

Turaç, gel...

Bana şu son sözü söyle, öyle git.

Turaç, gel lütfen...

Sabri! Sabri!

Sabri! Sabri! Burda mısın?

Sabri! Turaç yanında mı?

Ne?

Turaç'ın zamânı doldu mu?

Hâyır! Hâyır! Hâyır! Bu, aslâ olamaz!

Sabri! Sabri, etrâfına iyice bak.

Etrâfına iyice bak.

Hâyır! Her şey bitti! Bunun olmasına izin vermiycem.

Bütün bunlar o dört aptalın yüzünden oldu.

Onların kalbini kıracam.

Geliyorum! Sonunuz benim elimden olucak.

Allâh kahretsin!

Bekleyin! Bekleyin...

Görmeyi denerseniz Manolya'nın ölümünden siz sorumlusunuz.

Manolya!

Ha! Tılsım! Tılsımım nerde?

Kâzım âbi, bunu al!

Hâyır! Tılsımı çıkartırsan ölürsün.

Kâzım âbi!

Kâzım âbi.

[Sanşkritçe İlâhi]

[Sanşkritçe İlâhi]

Mantra mı söylüyorsun?

Bu mantrayı bilmem mi, Fakı?

[Sanşkritçe İlâhi]

[Sanşkritçe İlâhi]

Eey, Manolya!

Sonun yakın! Ölmeye hazır ol!

Fakı, hatâ yapıyorsun!

Hâyır, ölmüycem! Ben herkesi öldürücem!

Hey! Seni öldürücem!

Seni yok edecem!

Bu Fakı'yı kenara bırakın,...

...Allâh gelse bile sizi kurtaramaz.

Hey, buraya gelin!

Yalnızca üç saatimiz var.

Bu Tılsımı al ve git ruh çağırma tahtasına bağla.

- Ne? - Manolya'nın bedeniyle birlikte yak.

Süre bittiğinde Manolya bu esâretten kurtulacak...

...ve birini öldürmeye çalışacak.

Hiç zamanımız yok! Çabuk git!

Baksana! Senin gücün ve mantraların bana hiçbir şekilde zarar veremez.

Bu Manolya, senin taptığından daha güçlü.

Fakı, üç saat sonra durumunun ne olacağını biliyor musun?

Fakı, bir saat doldu.

Fakı, çok az zamânın kaldı.

Fakı, şimdi sâdece on dakîka kaldı.

Fakı, dört odun yığını hazırla.

Fakı, ilki senin için.

Fakı, zaman doldu!

Bilo! Aaah! Bilo!

Manolya!

Bilo! Bilo!

3 AY SONRA

SON

Tercüme: te\S/ir 02-03-2019

Beğendiyseniz filmi satın alın

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.