Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Czech
Danish
Dutch
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Next Nextar Televizyon Yeraltını
sunar.
[müzik]
Birleşmiş Milletler raporuna göre, narkomafyanın
dünyada suçtan elde ettiği kayıt dışı para yılda bir
nokta üç trilyon dolar. Dünyada yasaklı madde
kullanan insan sayısı iki yüz elli milyon civarında
ve bu sayının 2050 yılına kadar yüzde yirmi beş
oranında artacağı öngörülüyor. Güvenlik güçlerinin
narkomafyaya karşı verdiği mücadelenin başarılı olması için
toplumun ve ailelerin desteği şart.
Baronların, kartellerin anlatıldığı bu dizide
konular ve veriler gerçek, kurumlar ve kişiler
tamamen hayal ürünüdür.
[müzik]
Ne diyor Bozo?
Hiç bana anlattığın gibi biri değilmiş, Merdan.
O ne demek?
Akılsız bir adam değil.
Hatta karşılaştığım en akıllı adam.
Yani... [inler] Kabul etti mi
teklifini?
Kabul etmedi. Ama
reddetmedi. [müzik] O
kadar ağır konuşmama rağmen hiç tepki vermedi.
"Bir düşüneyim, zaten görüşeceğiz." dedi.
Sen de elini kolunu sallaya sallaya buradan gitmesine izin verdin, öyle
mi?
Bak, sen söylediklerimi ciddiye almıyorsun
Bozo ne zaman böyle yapsa,
düşmanını nasıl yok edeceğini planlar.
Henüz düşman değiliz, Merdan. Ben ona bir teklif
götürdüm, o da yok demedi.
Şimdi beni iyi dinle.
Muhtemelen seninle benim aramdaki teması biliyor.
Eğer sana fikrini sorarsa,
asla onunla anlaş diye bir yorum yapma.
Yoksa ilk seni yok eder.
Açık verecek değilim herhalde.
Ama benim arkamda sen, senin arkanda da kim olduğunu
öğrenmeden de savaş başlatmaz. Ha,
o savaşı başlattığında da
sen anlaşacaktık sanırsın. Benden söylemesi.
[telefon çalar]
Efendim, Efraim.
Merdan. Bozo, "Şehirdeyim, gelsin bir konuşalım."
diyor.
Bir şey mi var, Efraim?
Geldiğin zaman sen sorarsın işte.
Bozo çağırıyormuş. O yanındaki adam, Haydar
Ali.
Ne diyecek bana ilet.
Ne biliyor da ne diyecek?
Sen dediğimi yap.
Bana anlat,
ben ne bildiğini anlayayım.
Görüşürüz.
[müzik]
Ha, merhaba yenge, eee, çocuklar gerekli ayarlamaları
yaptılar. Şehre taşınıyoruz. Bozo, "Bir an önce
geçsinler."
dedi. Eee, kendi yanımda şu anda
ama müsait değil. O müsait olunca seni mutlaka
arar. Tamam, tamam ileteceğim yenge.
Tamam.
Eee, Haydar dost, ne
diyorsun?
[müzik]
Bu adamın arkasındaki gücü biliyor muyuz?
Eee, Avrupa karteli değil mi işte?
Seni sildiler mi yoksa silmeye mi geldi?
Bunu bilmeden bir şey söylememek lazım.
[müzik]
Haydar Ali, ortam nasıldı peki? Kalabalık mıydı?
Yani, bu herifin kaç koruması var, sayabildin mi?
Kimse yoktu, Efraim, kimse yoktu.
Abi, hazır kimse yokken Haydar abi keşke
kurşunu.
[müzik]
Sekiz adamı vardı. İkisi garson, ikisi müşteri,
ikisi kapıda, ikisi de kadın.
Kimse yoktu demedin mi Bozo?
Senin aradığın cinsten kimse yoktu,
Efraim. Haydar'ın dediği gibi tetikçiler
vardı. Senin bildiğin gibiler
değil.
Kadın tetikçi nedir abi?
Her şeyi anladın, kadın tetikçiye mi takıldın
Adnan?
[müzik]
... Öbür sayfaya geç. Aşağıya
in.
Merhaba.
Hah! Aslı, getirdin mi kayıtları?
Maalesef kayıt yok.
O ne demek?
Jammer'larla dışarıdan dinlememiz engellendi.
Otelin kendi kayıtları? Nerede görüştüler? Odada mı görüştüler?
Restoranda görüştüler. Herkesin otele giriş kaydı var
ama restoranda kamera yok. Ben bu kadar kayıt alınmayan bir yerde
kesin çatışma çıkar diye düşündüm.
Hamburglu da muhtemelen senin gibi düşünmüştür.
Tedbirli de gitmiştir. Ama Boz'u henüz çatışma istemiyor.
Neden peki sence?
Bir eylem yapıyor, bir sonuç doğurmak için. Adamlarını vurdu.
Hamburglu'yu getirdi. Önce bir tartacak.
Amca oğullarıyla, hatta amcasıyla ne kadar ittifak
anlayacak.
Yani içerideki çatlağı ortaya çıkarmadan dışarıya savaş açmayacak kadar
tepkili biri.
Bekleyecek mi yani?
Önce tuzak kuracak. Düşmanı kazanmış gibi
hissettiği anda saldırıp parçalayacak.
Yani sen böyle konuşunca,
bu adam acaba her şeyin farkında mı diye endişeye kapılıyorum.
Haydar Ali konusunda yani.
Ya sen at kafandan şu endişeyi, bırak Haydar Ali
düşünsün.
Sen dediğim işlerle ilgilen Aslıcığım.
Tamam, halledeceğim.
[müzik]
Onu yavaş indirin lütfen. Bunlar son mu Bahar?
Evet efendim.
Tamam, gerisini ben hallederim. Ee, Bozkurt'un eşyalarını ben halledeceğim.
Sen benim kişisel çantamı hazırlarsın.
Ceylan!
Şehre mi gidiyormuşuz?
Öyleymiş.
Bir şey mi olmuş peki?
Belli ki olmuş Melek. Böyle şeyler telefonda konuşulmaz.
Gidince öğreniriz nasılsa.
A, doğru, sen bilirsin böyle şeyleri. Mafyanın içine doğdun ya.
Melek, gel, gel.
Konuş şeytan. Evet, seni dinliyorum. Anlat bana bilmem gerekenleri.
Bak böyle giderse bu işin sonu hiç iyi bir yere gitmiyor ha!
Aaa, ne yaparsın? Kocana Melek'i buralardan gönder
mi dersin? Haydar Ali ile benim geçmişimi ortaya
çıkaracak, gitsin buralardan mı dersin?
Hiç kötü bir fikir değil, biliyor musun?
Hımm. Neyse, ben gideyim de eşyalarımı
toparlayayım. Sonuçta mafya karısı değiliz.
Arkamızı toplayan da yok.
[müzik]
Anlamıyorum ya, vallahi anlamıyorum.
Ya, ya sen o yüzüğü nasıl takarsın Sultan?
Ferhat, boş boş konuşma. Sanki ben kendi isteğimle elimi
uzatmışım da adam gelmiş yüzüğü takmış gibi konuşuyorsun.
Abim tak dedi, taktık.
Ben de o adama taktım. Abin takma dedi ama
taktım. Onu var ya, onu ilk fırsatta
indirmezsem ben de Ferhat değilim, yaz bunu bir kenara. Ne güzel iş ya!
Gelecek, babamızı öldürecek, sonra aileye girecek, bir de üstüne seni
alacak, öyle mi?
Adamın bence bir günahı yok. Ayrıca bana karşı bir
ilgisi olsaydı fark ederdim.
Savunma o adamı bana.
Hayatım, bir sakin ol ya, bir sakin ol.
Bu işi ben halledeceğim.
Nasıl halledeceksin?
Gideceğim, Haydar Ali'yle konuşacağım.
Ona böyle bir ilişkinin mümkün olmadığını,
abimin ansızın fikrini
değiştirebileceğini...
Eğer
bana elini sürmeye kalkarsa
onu öldüreceğimi söyleyeceğim.
[müzik] Bu senin için yeter mi
sevgilim?
Oğlum, sen niye telefonuna cevap
vermiyorsun?
Bir şey konuşuyorduk abi.
Merhaba Sultan.
Merhaba Merdan abi.
Hayırdır, bir şey mi oldu o tarafta?
Abin bundan böyle şehirdeyim demiş.
Öyleymiş, ben de yeni öğrendim. Bilmiyorum ne
olduğunu.
Ne olacak? Tehdit edilmeye alışkın
değil. Kendinden büyüğü gelince tırsmıştır.
Ferhat!
Bu arada
Sultan...
[müzik] Seni severim, bilirsin. Yerim ben dahile.
Ama
abinle aramız malum.
Yani, Merdan abi?
Yani, hani şimdi bir de
Sultan size gelip gidiyor. Nişanlı kız
ama hâlâ Ferhat'la görüşüyor diye sıkıntı çıkarmasın
diyorum. Bize zaten takık, o önemli değil
de.
Senin abinle aran açılmasın
isterim.
Dikkat ederim abi.
Dikkat değil Sultan, mesafe daha
iyidir.
Bir süreyle.
Ne diyorsun abi sen?
Merdan abi doğru söylüyor.
Biz bir şeyleri yoluna koyalım,
nasılsa görüşürüz. Müsaadenle abi.
Görüşürüz.
Ayşen, ceketimi getirir misin
lütfen?
Sultan,
Haydar'la konuştuktan sonra bana haber ver.
Tamam hayatım.
[müzik]
Teşekkürler.
[müzik]
... Abi kovsaydın kızı!
Oğlum, Bozo zaten bize yürümeye bahane arıyor.
Hamburglu'yla konuştum. Acele etmeyeceğiz.
Ne demiş amcamızın oğlu? Tırsmış mı?
Tırsmamış.
Bizi çağırıyor.
Bak şimdi bu bize ters manyel yapacak.
"Siz ne diyorsunuz, çekilelim mi bu işlerden?" diye.
Biz senin yanındayız. Ne karar versen de
arkandayız diyeceğiz. Anladın?
[müzik]
Hoş geldin abi.
Hoş gördük.
Burası da bizim merkez. En üst katı Bozo abinin home ofisi.
Alt kat da finans merkezimiz abi. Her şey burada dönüyor
yani.
Adnan, Paşa abinle Yavuz abini ara, gelsinler oğlum.
Tamam
abi.
Bozkurt Bey, hoş geldiniz.
Hoş gördük Nihan, hoş gördük.
Gel Haydar'ım, gel. Burası benim bekarlık günlerinden
kalma.
O yüzden Ceylan pek sevmez burayı.
Ama benim en rahat ettiğim yerdir.
Geç buyur.
Güzelmiş. Eh, bir süre gelen giden gemileri
Bozo.
Bir süre gemi memi gelmez. Hamburg pusuydu,
narkotiğiydi, devletiydi derken trafik biraz durur.
Denizde trafik durur, karada yürür.
İbrahim. Denizde, havada, karada benden habersiz
hiçbir şey yürümeyecek.
Eyvallah.
Paşalar nerede?
Onlar taziyeye gittiler.
Ne taziyesi?
E, bu Yaşar'ı vurduk ya.
Ee?
İşte, e, onun taziyesine gidelim
dediler.
Evo benim vurun dediğim adamın taziyesine gitmek ne
oluyor?
İşte kan davası gütmesinler diye.
Bu Yaşar'ın serseri çocukları var ya, Don Çiçi'nin
lafına uyup da başlarını yakmasınlar dedi
Paşa.
Don Çiçi kim?
Amcam. Yok mu baba, ikide bir tane ciğersiz
Sicilyalı. Onun
Mardinlisı.
O zaman bir ara Mardin'e gidilecek.
Bizi beklemez o, dayanamaz, kendi
gelir.
[müzik]
Kardeşim, bize de pide verebilir misin?
... Seninkiler de geliyor abi.
Tamam.
Oğlum dur dur. Şimdi burada dağıtma pideleri.
Dışarı çıkar, dışarıda dağıt, dışarıda yensin, tamam mı? Hadi.
Tekrardan başınız sağ olsun.
Artık Allah kalanlara uzun ömürler
versin.
Uzun olmasının yolu belli.
Beyler, pideleri soğutmayın, bize biraz müsaade
edin.
[müzik]
Şimdi Fikri.
Abim dedi ki, "Bu mevzuyu daha fazla uzatmasınlar,
aileye bağlılıklarını belirtsinler.
Yaşar'dan kalan işleri de Fikri halletsin." dedi.
Yavuz da size yardımcı olacak.
Yani Paşa'nın yardımdan kastı, Fikri, şimdi bu akşam bir çanta dolusu
para gelecek buraya. Artık can parası mı dersiniz,
dersiniz, ne derseniz deyin.
Bozo abi bize yanlış yaptı.
Babamın bir günahı yoktu. Her zaman Bozo abinin arkasında
durdu.
Ama karşılığı
böyle olmamalıydı.
Fikri!
Sen benim abimin lafının üstüne laf mı ediyorsun, ben mi yanlış
anladım?
Paşa, adamın babası ölmüş.
İşte biraz
sitem ediyor. Edecek tabii, taziye evi burası.
Biraz sitem edecek. Öyle değil mi Fikri?
Mesele para değil.
Bu aileye yıllarca bağlı kaldık. İki tane lafla üstümüz
çiziliyorsa
biz de gideriz,
kendi yolumuzu çizeriz.
Yok oğlum,
yol mol yok. Bunda neyini anlamadın lan, ha?
Abim "Yaşar'dan kalan işleri Fikri halledecek" dedi.
Konu kapandı, bitti.
Sitemden de olsa tek bir laf,
tek bir laf daha edecek olursan, yarın bu eve
kardeşine taziyeye gelirim.
...Anladın mı lan beni?
Anladı ya, anlamaz olur mu ya Paşa? Anlamaz olur mu?
Sonuçta geri zekalı değil Fikri. Çok iyi anladı.
Öyle değil mi Fikri?
Anladım, anladım.
[müzik] Ben anlamam gerekeni çok iyi anladım.
Paşa!
Paşa. Paşa, gitmemiz
lazım. Abim bekliyor. Bir sefer daha ararlarsa artık dayımla
konuşacağız yani. Hadi,
hadi.
[müzik]
Sen kalkmayacak mısın Fikri?
Kalkmaz olur mu Paşa? Kalkacak tabii.
Sonuçta kötürüm değil, sakat değil.
Koskoca Paşa taziyeye gelmiş,
kalkacak.
[müzik]
Ulan Fikri, gündüz şefaatin Paşa'nın elinden bir adam
kurtarılmaz.
Sen canına mı susadın? Kafayı mı yedin oğlum? Hayırdır ya, he?
Sanki bir de babanı çok seviyormuşsun
gibi.
[müzik]
Yavuz, bak, ben bunun var ya-
Ya muhatabın mıdır senin Fikri? Bekliyorlar bizi. Neyini anlamıyorsun?
Belli ki Hamburglu'yla kötü geçti yani.
Oraya da ayrı tutuldum yani. Haydar Ali'yle gidecekmiş. Sebep?
Ne demek sebebi? Sıkma diye.
Ya abimin yanında ben niye birine sıkayım Yavuz?
Ya Paşa, taziye evinde taziye sahibine sıkıyordun
Hâlâ konuşuyorsun. Kim sana güvensin de götürsün diplomatik
görüşmeye?
[müzik]
Adama bak. Tek başına gibi gözüküyor ama
her tarafı koruma dolu.
[müzik]
Pınar Komiserim, bir avukat hanım geldi, sizinle
görüşecekmiş.
Kimmiş? Ne alaka, nasıl girdi buraya?
Yukarıdan birilerini tanıyormuş.
Sizinle görüşmesini söylemişler galiba.
İyi, gelsin
bakalım.
[müzik]
Avukat Hanım, buyurun, sizi
bekliyor.
[müzik]
Merhabalar Pınar Komiserim.
Buyurun.
Aslında istihbarattanım. Sizinle baş başa görüşmek
istedim. Ee, Aslı bu arada ismim.
Memnun oldum da konu nedir?
Konu sensin
Pınar.
[müzik] Paşa Hanoğlu'yla buluşmaların, görüşmelerin,
telefon konuşmaların, evlerine girişin,
çıkışın... Her şey bu
dosyada.
[müzik]
Şimdi
ya soruşturma geçirir, meslekten
atılırsın...
ve cezaevine gönderilirsin
ya da bizimle iş birliği yapıp hizmetine devam
edersin.
Amcaoğlu,
sen bunların adamlarına sıkmasaydın
belki de şimdi bu durumda olmayacaktık.
Aslında kötü bir durumda değiliz.
Adam bize açık çek verdi, "İstediğiniz rakamı yazın."
dedi.
Amcaoğlu dedi, duymadın mı?
Merdan,
adamlar bize sıktı,
biz de onun adamlarına sıktık.
Yanlış bir şey yapmadık. Birbirimizi tarttık, karşı karşıya
oturduk. Adam bir teklifte bulundu.
Ben de "Ben tek başıma değilim, büyük bir ailem
var, herkesin fikrini alayım, cevabını söylerim."
dedim. Senin fikrin hariç
Ferhat. Çünkü sen sağduyulu
düşünemiyorsun.
Doğrudur,
ama bunun için haklı sebeplerim var.
Sebeplerin var ama haklı değilsin.
Sen olsan... bu ailenin
başında sen olsan ne yapardın? Ne derdin
Hamburglu'ya,
hı?
Gel.
Yerime otur.
Ne yapıyorsun Boz? Şurada ciddi ciddi bir şey konuşuyoruz.
Gel, kalk, otur yerime. Bir empati kur.
... Diyelim ki bu aileyi sen yönetiyorsun,
hı?
Kalk!
[müzik]
Evet, seni dinliyoruz.
Ailemizin
başı.
[müzik] Hayırdır abi, ne oluyor?
İşte geç kaldın.
Ailemizin başına Merdan abin geçti.
Dalga mı geçiyorsun abi?
He, dalga geçiyor. Merak etme, otur.
Abin oyun oynuyor. Kimsenin yerine geçtiğimiz
yok.
Öyle bir arzumuz da yok, planımız
da.
İyi o zaman.
Abi,
Efraim'in hattı aşağıda.
Bu Sezar ne istiyor tam olarak?
Sezar güzel isimmiş. Lafı mı buldu hemen?
Ne bileyim, öyle söylüyor.
Paşam, Sezar diyor ki: "Senin transit
politikanı Avrupa olarak
desteklemiyoruz. Oyundan çık, pazara
biz gireceğiz. Burada da, iç piyasada hem
satacağız hem dağıtacağız. Kaç para istiyorsan
söyle,
verelim."
[müzik] Evet amca oğlu,
sendeyiz.
İç piyasa konusunda Sezar haklı. Bizim giresimiz
vardı. Sen izin verseydin bu adamlar buraya bunun
için gelmezdi.
Her zamanki gibi yine aile olarak bildiğimiz işi
yapardık.
Her şey de bizim kontrolümüzde olurdu.
Ama sen yok dedin. Adamlar da
geldiler, sana yoksun
dediler. Parayı alsan da almasan
da yoksun.
Yanlış mıyım Haydar Ali?
Doğru söylüyorsun. Adam aynen böyle
söyledi.
Şimdi iki alternatif var.
Ya parayı kabul edersin, istediğin rakamı.
Ceylan'la beraber dünyanın en zengin adamlarından biri olarak
istediğin yerde, istediğin şekilde yaşarsın...
Ya da?
Ya da
sonu belli olan savaşa gidersin.
Nasıl belliymiş sonu?
İki taraf çatışır, çatışan iki taraf da
kaybeder. Üçüncü bir güç çıkar.
O anlamda sonu belli diyorsun yani.
Senden farklı mı düşünüyorum Bozo?
[müzik] İki taraf çatışır.
Bir taraf kaybeder. Kaybedenle
beraber
çok kaybeden olur
Merdan. Ve
ben kaybeden tarafta
olmam.
[müzik] Tabii
çatışıp yok olursam.
Kalk yerimden,
kalk!
Ama iyiydi. Kaybedecek
olursam gözüm arkada kalmaz.
Düşünüp size haber vereceğim. Müsaade
sizin.
[müzik]
Abi.
Hı?
Şehre indiğimize göre çatışacağız.
Düşüneceğim dedim ya paşam.
Bozo, ben sana bu Hamburglu iyi korunuyor dedim
adamı indireceksek fazla vakit kaybetmemek lazım.
Hallederiz yani bir şekilde.
Her şekilde hallederiz Haydar'ım ama...
Yeraltından bir haber gelmeden, bir ses gelmeden
bu tarz adamlara dokunamazsın. Ödemesi ağır
olur.
Yeraltı derken?
Yani abim diyor ki, biz ona sıkamıyorsak o da bize
sıkamaz. [müzik] Herkesin haber beklediği bir
yer var.
İşte ben de diyorum ki, nerede?
Haydar'ım, bir gün seninle yeraltına ineceğiz.
[müzik] O zaman her şeyi
öğrenirsin.
[müzik]
Kolay gelsin arkadaşlar.
Hoş geldin.
Toplantı bitmiştir arkadaşlar.
... Ne haber Aslı?
İyidir. Komiser Pınar işi tamam gibi.
Gibisi ne?
Yani kabul etmesini etti ama tehlikeli bir durum var.
Neymiş?
Ortada yine bir aşk var. Kız galiba Paşa'yı
seviyor.
Sevgi, en sevdiğimiz zaaftır Aslı.
Ya bizden onlara haber verir diye düşünüyorsan, sevgi işte buna engel
olur. Avukatlık ofisin ne
yaptı?
Hande o kadar sevindi ki gel ortak olalım deyince.
Sabahtan gitmiş, tabelaya ismimi ekletmiş. Fotoğraf atıyor.
İyi.
Merdan'la ne yaptın?
Merdan ofise uğrayacak. Beni akşam yemeğe
çıkaracak. Bu arada onunla oyunu nasıl
kuralım?
Orada oyunu biz kurmayacağız. Bırak oyunu kendi kursun.
Benimle görüşmek için kendi kıpransın.
Peki, tamam, nasıl isterseniz. Ha, bu arada
adadakiler şehre geçiş yapmış. Hamburgluyla görüşme sert
geçti belli ki.
Sen Haydar Ali'ye nasıl geleceğini söyledin mi?
Hı hı. Ama zamanını söylemedim.
Ne zaman müsaitse o zaman gelir. Problem yok.
Peki.
[müzik]
Ömrüm!
[müzik]
Dur, dur şimdi de sen bana anlat bakayım, biz niye apartıman adadan buraya
geldik?
Sıkıldım. Otur, otur, otur, otur. Sıkıldım.
Bozo.
Hı?
Yapma. Karınım ben, anlat.
Bizde bir sorun yok. Nedir yani? Kurtlar da bazen
şehre iner. Hımm.
Asıl sen anlat.
Neler oluyor?
Neler oluyor derken?
Ne bileyim, nişanda birden ayağa
kalktın. "Her şeyi açık açık konuşalım."
dedin. Sonra araya Hamburglu mevzuları
girdi. Bir daha konuşamadık. Ne zaman sorsam
"Bir şey yok." deyip geçiştirdin.
Bir sıkıntın mı var?
[müzik] Hayır, benim bir sıkıntım yok.
Ben sadece Sultan için üzülüyorum
Bozo.
Yani, yani bir adam senin hayatını kurtardı diye
alıyorsun o adamı hayatımızın merkezine koyuyorsun.
Hem de kardeşinin kocası olarak mı?
Ömrüm!
Kardeş, benim kardeşim.
Niye senin kardeşini evlendiriyormuşum gibi davranıyorsun?
Bozo, bence bencilce davranıyorsun. Yapma.
Kendimce haklı sebeplerim var.
Tamam,
neymiş o sebepler? Bana da söyle. Sen bana açık ol ki ben de sana açık
olayım.
[müzik] Bir yerde bir ihanet var.
[müzik] Ve ben ihanetin kokusunu nerede olsa
alırım.
[müzik] Nasıl bir ihanet bu?
Ne fark eder?
İhanet ihanettir.
[müzik] Ve bende karşılığı her zaman
belli.
[müzik] Bir şey dedi mi Ceylan?
Ne hakkında?
Hani konuşacaktı ya Bozo'yla.
Hı. "Belli ki siz zaten öleceksiniz,
benim konuşmama gerek kalmadı." dedi.
Allah Allah ya! [güler] Ya bu hikayede niye herkes ölüyor,
şey olmuyor? Hanımefendi hayatını yaşamaya devam
Oluyor, oluyor. Yani bence yavaştan ona da bir şeyler
başladı.
Ne diyorsun?
Sultan'ı diyorum. Sen Sultan'ın koynuna girdiğin gün
o da bence ölmüş kadar olacak.
[müzik] Sen ne biçim konuşuyorsun Melek? Koynuna girmek falan.
Abi, kız senin nişanlın ya hani, ne yapacaksın?
Sadece koluna takıp gezdirecek misin?
Gerçi bu kadarı bile onu kahretmeye yeter de, ben diğeri öldürür
diye söyledim.
Sen ne ara bu kadar kindar oldun ya?
Abimi salak bir aşk yüzünden kaybettiğimde.
En çok da o aşkı adada başka birinin karısı
olarak gördüğümde.
[müzik]
Merhaba.
Merhaba.
Melekçim, bize biraz müsaade eder misin? Abinle konuşacaklarım var.
Tabii ki. Ee,
şey, Paşa nerede? Aşağıda mı?
Salonda.
Tamam, ben de bari onun yanına
gideyim.
[müzik] Biz de şöyle geçelim mi?
Tabii.
[müzik] Dünden sonra konuşamadık.
Evet, Sultan-
Bir saniye Haydar Ali. Ben bir diyeceklerimi diyeyim,
sonra sen ne söylemek istersen
söylersin.
[müzik]
... Seni çok tanımıyorum
ama Paşa biraz bahsetti.
Sevgilin varmış.
Ölmüş galiba.
[müzik] Bunun dışında senin özel hayatına dair hiçbir şey
bilmiyorum. Ama sen
biliyorsun.
Benim sevdiğim var, beni seven biri var
ve o hayatta.
Haydar Ali, benimle lütfen biraz empati kurar
mısın?
Ya düşünsene, birini çok seviyorsun
ve abin birdenbire seni ondan ayırıyor.
Hiç tanımadığın bir adamla evleneceksin diyor.
Sen mesela Melek'e böyle bir şey yapar mıydın?
Yapmam.
Ama senin abinle ben aynı insanlar değiliz.
Tabii ki aynı değilsiniz. Çünkü benim
abimin yönetmek zorunda olduğu bir dünya
var.
Ve ben buna saygı duyduğum için itiraz etmedim.
Bükdüm boynumu.
Ama
bu demek değil ki
sana da boynumu
bükeceğim.
[müzik]
Yani ne istiyorsun?
Şunu istiyorum. Biz seninle
evlensek dahi bu asla gerçek bir evlilik
olmayacak.
[müzik] Ben bir başkasını severken,
sen ve benim aramda hiçbir şey yaşanmayacak.
Abim istiyor diye kağıt üstünde karı koca olabiliriz.
Ama
benden daha fazlasını
bekleme.
[müzik] Genç adamsın, hoşsun,
yakışıklısın.
Kiminle istiyorsan
onunla birlikte olabilirsin.
Kiminle istiyorsam?
Kiminle istiyorsan.
Bu bizim sırrımız olacak. Senin sevdiğin
de, benim sevdiğim de ikimizin arasında sır
kalacak.
Benim sana verebileceğim tek söz bu.
[müzik]
Peki, peki, sen nasıl
istiyorsan.
Anlaştık yani.
Empati kur dedin, kurdum.
[müzik]
Yavuz, git o parayı Fikri'ye ver. Delirtme beni.
Sen niye oyalanıyorsun hâlâ?
Ya o adam o kadar eder etmez, sana ne?
Sen git ver. Parayı
teslim edince haber ver.
Manyak mıdır nedir ya?
Senin derdin ne?
Anlamadım.
Derdin ne diyorum?
Anlaşılamıyorum ben. Yani insanların beni
anlamaması beni delirtiyor.
Ben seni çok iyi anlıyorum. Anlaşılmamak beni de
öfkelendiriyor.
Bak, bir adama bir iş veriyorum, yap diyorum.
Akşam yemeğinden sonra yaparım diyor.
Ya ben sana tok karnına yapılması gereken bir iş söylemedim ki.
Ne zaman yap diyorsam o zaman yap. Bunda anlaşılmayacak ne var Melek?
Sen söyle.
Anlaşılmayacak bir şey yok. Sen bana bir iş versen ben akşamı
beklemem, hemen yaparım.
Hah, bak işte ya, bu kadar basit değil mi? Yok.
Sen!
Ömründe ilk defa birine hak vereceksin, ha?
Ben akıllı adama hak veririm abi. Yavuz sabahtan beri delirtti beni ya.
Yavuz'un işi bu paşam, bizi delirtmek.
[müzik] Vallahi Gülsüm Hanım'ın hatırı olmasa yüzüne bile
bakmayacağım da.
Abart. Senin Yavuz'u görmediğin gün mü
var? Cezaevi hariç.
Ha, yok vallahi. Cezaevinde bile her gün ziyarete geldi.
Allah var şimdi.
[müzik] Sultan nerede?
Terastalar, abimle baş başa. Önemli bir konu
konuşmak için izin istediler de.
[müzik] İnsanlar konuşa konuşa, öyle
mi?
Ne yaptın? Neredeymiş sevgilin?
İçtedir abi, ne bileyim.
İştedir. Bu saat oldu, konuşmadın mı komiser hanımla?
Mesajlaştık abi.
Sağ ol.
Mesaj. Ne
yazdın? Allah aşkına, sen ne yazın o yazdın.
Abi, ben özel hayatımı sana satır satır
mıyım?
Ulan sen ömrü hayatında iki satırdan fazla kime ne
yazmışsın?
Kıza sen emoji mimoji gönderiyorsundur.
Tövbe tövbe ya!
[müzik] Hah, işte aradığım renk de ton da
bu.
[müzik] Abi, ben bu arada Haydar Ali ile Melek'in
da, yani sana sormadan iş yapmayayım dedim.
Rahat etmezseniz bizim evde de kalabilirsiniz, değil mi Sultan?
... Tabii ki!
Yo, yo, hiç gerek yok. Otel bizim için iyidir, değil mi?
Yok Haydar'ım, yok, otel olmaz.
Ömrüm, senin çiftliğe diyorum. Haydar'la Melih'i
oraya yerleştirelim. Sen yine işin olunca gider gelirsin.
Orası güvenli. Aklım kalmaz hem.
[müzik] Tamam, sen nasıl istersen öyle olsun hayatım.
Yarın git göster, yerleştir o zaman.
Gösteririm.
Yani bundan sonra buraya gelmeyecek miyiz?
Olur mu öyle şey Melih? Geleceksiniz tabii. Biz bir aileyiz artık.
Her gün birlikteyiz.
Abi, ben de akşam arkadaşlarımla buluşayım
diyorum. Konuyu konuşmak için.
Bana ne söylüyorsun Sultan'ım? Haydar var
artık, ona sor.
Benim için bir mahsuru yok.
Sen ara ara. Komiserimi ara, Hamburglu konusunda ona
borçlandık.
Tamam.
Davetimiz olsun akşam.
[müzik]
Abim akşam yemeğe davet ediyor.
[müzik] Bugün
müsait değilim hayatım. Belki başka bir
akşam.
[müzik] Handeciğim!
Canım, hoş geldin.
Ay canım benim. Hoş buldum. Merhabalar.
Merhaba, hoş geldiniz.
Hoş buldum.
Hadi gel geçelim.
Olur.
Bak mezun olduğumuzdan beri sana yalvarıyorum ortak olalım diye.
[güler] Sonunda oldu. O yüzden hiç şikayetlenmeyeceğim.
Hande.
Canım.
Şimdi benim seninle konuşmak istediğim bir şeyler var.
Hımm.
Benim bu ortaklık meselesine sıcak bakma
sebebim...
Şimdi ben yeni birileriyle tanıştım ve bunlar biraz
güçlü insanlar.
[müzik] Güzel.
Ama her güçlü insan gibi tabii karanlık tarafları da var.
E, daha güzel! Yani bu daha çok dosya demek.
Yani demeye çalıştığım şu:
biz buraya böyle giren çıkanla eğer, hani, mesafe ayarlamayı eğer
başarabilirsek
çok para kazanırız.
Ama sen biliyorsun, böyle biraz fazla cana yakınsın.
Yani yaklaşırsa canın yanar. Bak baştan söylüyorum.
Kızım çatlatma da söyle, kimden bahsediyorsun?
Hanoğullarını duydun mu hiç?
Bozo.
Yok, o değil, kuzeni Merdan. Ziyarete gelecek
zaten birazdan.
Bekar değil miydi o?
[güler] Ya
Hande ya,
ben ne anlatıyorum burada? Sen ne diyorsun bana ya?
Bir şey demiyorum, sana geliyor zaten.
Bak, adama ben bile evliyim dedim ki hani
Ay tuhafsın kızım ya! Niye böyle bir şey söyledin adama?
Tehlikeli insanlar diyorum Hande.
Hatta eşim istihbaratçı dedim ki korksunlar.
Yani arkamızda bir güç olduğunu düşünsünler.
Hımm, yani arkamızda bir güç var.
Dosyalar o yüzden bizde.
Sen öyle de düşünebilirsin. Açık verme, tamam?
Tek istediğim bu.
A, yok.
Aslı Hanım, Merdan Bey geldi.
Ah, buyursunlar.
Buyurun Merdan Bey.
Hoş geldin Merdan.
Hoş buldum.
Tanıştırayım, Hande, ortağım.
Memnun oldum. Merdan.
Ben de çok memnun oldum. E, ben sizi baş başa bırakayım.
Ne ikram edelim size?
Biz zaten baş başa yemeğe çıkacağız ama öncesinde
beraber birer kahve içelim, öyle çıkalım, olur mu?
Olur.
O zaman üç sade diyorum.
Lütfen.
Tabii. Oturalım mı?
Buyurun.
[müzik] Aslı, benim okuldan arkadaşımdır. Okul birincisiydi.
[güler] Hande benim çok yakın arkadaşım aynı zamanda
Merdan. Şimdi bakma böyle tevazu gösteriyor ama
o.
Hımm, o zaman benim size çok işim
düşecek. E malum, iyi avukat adamı ipten
alır.
[güler]
Sizin avukatlar ordunuz vardır Merdan Bey.
İyi avukatlarımız var, doğrudur.
Ama orduya iki iyi avukat daha katıldı
diyelim.
[güler]
Bu arada ben az önce baş başa yemeğe gideceğiz dedim ama
böyle seni dışlamış gibi olmadık umarım.
Yo.
Hani katılabilirsin bize. Benim için bir mahsuru yok.
E tabii, benim için de hiç mahsuru yok. Hande?
Ay, yok, siz yemeğinize gidin, ben bir sonrakine dahil
olurum.
Peki madem. Bir dahakine kardeşim Ferhat'ı da
o zaman. Dördümüz beraber yemek yiyoruz.
Hem tanışmış olursunuz.
E, süper olur
ama benim hatırladığım kadarıyla kardeşiniz
nişanlıydı bir akrabanızla. Yani sorun
olmasın?
Olmaz. Bitti o iş.
Ayrıldılar.
Kardeşim bekar yani... benim
gibi.
[müzik]
... Ne haber Selim?
Merhaba Sultan Hanım, hoş geldiniz. Ama Ferhat Bey evde yoklar.
Olsun, sen aç kapıyı, ben beklerim.
Bir arasaydınız keşke Ferhat Beyi, Sultan Hanım.
Selimciğim, açacak mısın kapıyı?
[müzik]
Ne oluyor buna ya?
Ferhat!
Bana bunu yapıyor oğlun Ferhat.
[kapı tıklama]
Ay ne var Selim? Sultan
Hanım.
Ferhat içeride mi?
Şey, ee-
Konuşsana Ayşen, kim var içeride?
Sultan Hanım, isterseniz şimdi gidin başka bir zaman
gelin.
Çekil önümden.
Sultan Hanım.
[müzik]
Şey...
Eşyalarını topla, defol git
buradan.
[müzik]
Sultan.
Seni adam zannettim.
Beni seviyorsun
zannettim.
[müzik]
Silah ne?
Beni mi vuracaksın?
Hem gidip başkasıyla nişanlanacaksın, hem de evimi basıp bana hesap
soracaksın, öyle mi?
Gel buraya.
Sık hadi.
Sıksana.
Değmezsin Ferhat.
Değmezsin. Ben bugün gidip
adama, "Benim sevdiğim var, bana dokunamazsın."
diyorum.
Senin şu yaptığına bak.
[müzik]
Sultan.
Sakın!
Sakın bir daha bana
dokunma.
Yoksa seni öldürmekten beter ederim.
[müzik]
... Bozo'ya da söyledim. "Sabrın sonu selamettir ama
fazlası ihanettir." dedim.
O ne dedi?
"Ne yapayım? Amcamın oğlunu mu vurayım Efo?" dedi.
Kapattı konuyu.
E, dayı,
Haydar Ali'ye yaptırsa ya bu işi.
Ha, tabii Haydar Ali vursun. Kimse anlamaz zaten Bozo'nun
yaptırdı.
O da doğru.
Neyse, bunlar yılların mevzusu.
Geçelim. Abla,
sen Cezayir'e dair bir iz bulabildin
mi?
Haber bekliyorum. Gelsin, gerekeni
yaparım.
Hadi buyurun, sofra hazır.
Sen nereye haber gönderiyorsun? Nereden haber alıyorsun?
Ben bunu yıllardır bir türlü çözemedim abla.
Çözme Efo.
Ben senin işine karışıyor muyum yıllardır?
Sen de benim işime
karışma.
[mesaj sesi]
[müzik] Sultan abla, Ferhat abiyi bir kızla bastı. Ah, teyze!
Hı?
Ayşe mesaj atmış. Sultan Ferhat'ı
basmış.
Basmış mı? Nasıl basmış?
Basmış işte. Bildiğin basmış bir kızla.
Vurmuş mu?
Yok dayı, öyle bir şey söylemiyor.
Kalk kızım, ara Ayşe'ni öğren ne olmuş, ne bitmiş.
Tamam teyze, bir konuşayım.
Tam Bozo'nun istediği şey oldu ya.
O mu yaptırdı diyorsun? Düşürdü mü
Ferhat'ı?
Söz konusu Bozo ise
her şey mümkün.
[müzik]
Nerede kaldı bu Yavuz? Abla, senin bu oğlun gittiği yerden
dönmek bilmiyor.
Siz de göndermeyin gidip de dönemeyeceği yerlere.
Bilmiyor musunuz huyunu? Yedi yaşında konuşmaya başladı
yavrum. Ne yapsın? Açığını kapatmaya
çalışıyor.
Paşa'nın açığını bir kapatacak da... Neyse.
Kimse bir şey yapamaz benim oğluma.
Ya biraz az konuşsa kim ne yapsın Yavuz'a da, mal
ortada işte yani. O Fikri'yi konuşa konuşa öldürmeye
çalışıyordur şimdi o parayı vermemek için.
Otur şuraya anlat, ne olmuş?
Ay teyze, neler olmuş?
[masaya vurma]
Fikri.
[fermuar] Aslında sen bu
kadar etmezsin ama rahmetli Yaşar abinin hatırı var.
Bozo o yüzden gönderdi bu kadar parayı.
Malum cömerttir. Şimdi o düşünmüştür ki
sen böyle babanın mezarına ne bileyim, İtalyan mermer
yaptıracan, işte çiçeklerle donatacan
falan. Ama biz biliyoruz ki sen öyle bir evlat
değilsin. Yanlış mı Adnan?
Herkes rahmetliyle aralarının iyi olmadığını bilir Yavuz
abi. Baba oğul pek
geçinemezlerdi.
Fikri yanlış anlama, biz şimdi babanın üstüne para istiyor
değiliz. Ama sana bir fikir,
Fikri. Yani sana yakışan, "Beni babamdan
kurtardınız, ne parası?" demektir
yani.
Ya Yavuz!
Hem babama kurşunu sıkacaksın, hem de böyle
burada gelip
kurşun hesabını
yapacaksın. Ağan ne
gönderdiyse ver. [masaya vurma] Ve defolun gidin
evimden.
Lan Fikri, düzgün
konuş.
[müzik]
Fikri, o ağa arada olmasa senin
akıbetin zaten belli. Normalde Paşa elli defa
parayı götür demese sen bu parayı görmezdin
bile.
Ama neyse,
haram zıkkım olsun lan! Ağzından burnundan
gelsin inşallah. Bana bak,
mahallede karşıma çıkayım deme Fikri.
Oyarım seni.
[müzik]
Ha, alo?
Bana bak, çıktılar şimdi.
Evlerinin önünde indirin. Adlarına dokunmayın ama
ha! Ama o Yavuz [sansür] var ya,
bitirin. Hah.
Açlıktan öldük be Yavuz abi.
Paşa abinin suçu oğlum. Tutturdu akşam yemeğinden önce parayı ver
de ver, ver de ver.
Abi, seni bilmiyor mu Paşa abi? Akşam yemeğinden sonra ağırlık
çöktü, sabah hallederim deyip sallardın mevzuyu.
Aynen Adnan, ne mahsuru var yani? Yani
Fikri kan parasına mı sıkıştı tam olarak, nedir yani?
Ama kabahat bende. Hazır taziyeye gitmişsin,
şuna iki tane ya.
[müzik]
Abi otoparka çekeyim mi arabayı?
Ya otoparkın kapısını mı bekleyeceğiz? Ölüyom açlıktan.
Şuraya bir yere çek.
[müzik]
... Hadi abi, hadi! Açlıktan elim ayağım buz kesti
ya. Paşa bitirdi bizi, yemin
ediyorum.
Yavuz!
Adnan. [silah sesleri]
Yavuz abi, iyi misin?
Çık, çık. Lan dur!
[silah sesleri]
Lan dur. [silah sesleri] Lan dur. Ah! Ah, oh.
Ah,
ah.
Yavuz.
Ah, ah.
İyi misin oğlum?
Ah, oh.
Bu kanın parasını kim ödeyecek şimdi, ha?
Sen söyle dayı, kim ödeyecek bu kanın parasını?
Tamam oğlum, tamam.
Oğlum, iyi misin?
Hiç iyi değilim anne. Hiç iyi değilim.
Dur bakayım, ben bir bakayım. Dur.
Ah, oh!
Önemli bir şey değil.
Bir şey yok abi. Kurşun sıyırmış sadece kolunu.
Yahu ha kolunu sıyırmış, ha donunu sıyırmış fark etmez.
O Fikri bana sıkacak adam mı? Bir de gittim kendi elimle para verdim
Ya hâlâ para diyor ya, hâlâ para diyor. Alın şunu içeri.
Bırak şu Fikri. Tamam yapalım.
Ya nereye kaçıyormuş o Fikri? Nereye kaçıyor?
Cehennemin dibine gitse bulurum onu.
Fikri-
Sus.
Kapıyı kapat.
Bozo abi.
He Melekciğim.
Birinin senin güvenini kazanabilmesi için ne yapması
gerekiyor?
İyi soru.
İyi soru.
İyi soru da, bu sorunun bir cevabı yok Melek.
Benim abim kimseye güvenmez.
O zaman sana da mı güvenmiyor Paşa?
Bir yere kadar.
Sen niye bunu sordun ki Melekciğim?
Yani böyle bir dünyanın içinde ben olsam
ben de kimseye güvenemezdim herhalde.
Yani Bozo abinin güvenini kazanmak için gereken ön şartlar
nedir, onları merak ettim.
Yalan söylememek. Tek şart
bu.
Çünkü insan yalan söyler
ama başında söyler, ama ortasında söyler,
ama sonunda söyler. Muhakkak
söyler.
Bence insanlar
kaybedecekleri bir şey olduğu için yalan söylüyor.
O sebep ya da bu sebep.
Güvenme.
[onaylamıyor] Erken geldi seninki.
Afiyet olsun.
Mihal, bir servis daha alabilir miyiz?
Sultan, erken bitmiş işin.
Bitti. Çok da konuşacak bir şey yoktu
zaten.
İyi misin?
İyiyim.
Hayatım.
[müzik]
Ay, benim dikkatsizliğim ya.
Nazar, nazar, nazar.
Yok, yok, benim hatam.
Nazar çıktı diyorum Ceylan. Şunların
güzelliğine bak. Maşallah,
maşallah!
Yok, ben, ee, Sultan'ı senin önünde daha önce hiç böyle
ya.
Haydar Ali'yle de yeni tanıştılar. Ona şaşırdım biraz.
Kusuruma bakma Sultan.
Yok canım, ne kusuru Ceylan? Haklısın.
Ben de düşündüm, bu dünyada benim iyiliğimi en çok kim
ister diye. Abim dedim.
Abimin
sevdiğini...
ben de severim diye düşündüm.
Yengem haklı, sen bizim yanımıza
usturuplu oldun.
[müzik]
[telefon çalar]
Efendim
Efro?
[müzik]
Tamam, tamam, sen kapat, ben geliyorum.
Kapat. Abi,
mahallede Yavuz'a sıkmışlar.
Yaşıyor mu?
Yaşıyor da müsaaden varsa ben bir gidip bakayım.
Ben de geleyim mi?
Yok, yok, öyle peşine düşülecek bir şey yok.
Afiyet olsun.
Paşam, sen de peşine
düşme, olur
mu?
Yok abi, ben bakıp geleceğim öyle
hemen.
Mahallede böyle bir şey nasıl yapılır ki Bozo?
Efraim'e sıkarlarsa
şahsi aldıkları.
Onun dışında kimin kime ne yaptığı umrumda değil pek.
Ne demek yakalayamadım Adnan?
Kaçtılar abi. Motosikletin üstünden sıktılar,
Elin ne yapıyordu, elin?
Abi, gece karanlığı. Sıktım ama denk gelmedi.
Paşa oğlum, otursana şöyle.
Adnan sen de otur.
... Fikri nerede Efo?
Baktırdım evine. Pılısını pırtısını toplamış,
Kaçmış işte.
Ya, nereye kaçıyormuş o bit?
Hepinizden bir şey rica edeceğim.
Lütfen bunu dillendirmeyin. Vallahi billahi sıkıldığımızla kalırız.
Sıkıldığımızla kalırız yani.
Sen benim dediklerimi zamanında yapsan hiç bunları yaşamayacağız Yavuz.
O konuya hiç girme Paşa. Hem gittik adama para verdik,
sıktırttık. Bunu da görecekmişiz yani.
Paşa, sen boş ver Yavuz abimi. Abim gayet
iyi.
Asıl Sultan nasıl? İyi mi?
Nasıl Sultan nasıl iyi mi? Ne oldu ki?
Ferhat'ı basmış ya, onu diyor. [müzik]
Kim, kimi, kiminle basmış? Ne oluyor ya?
Ferhat evde birileriyle alem yapıyormuş.
O sırada Sultan gelmiş eve.
Ulan ben şimdi anladım o öpücüğü!
Ne öpücüğü?
Ya, biz az önce yemek yiyorduk. Sultan geldi, Haydar Ali'yi benimle abimin
yanında şap diye öptü.
Ha, biz de yengemle baktık bu Sultan kafayı mı
Belli ki yemiş.
Ya ulan Ferhat, ben senin kalıbına ya!
Hayır, benim anlamadığım,
Bozo ayrıldınız dedi, o iş bitti. Artık Sultan da ne
Ferhat istediğini koynuna alır.
Her neyse ne. Bunu da
dillendirmeyin. Başımızda ne
dertler var, nelerle uğraşıyoruz. Hep senin yüzünden Yavuz.
Allah Allah, senin yüzünden
diyor.
Kusura bakma Paşa, annem söylemedi kurşun yiyeceğimi önceden.
Yedin, ne oldu? Öldün mü?
Rezil olduk.
Ölmekten beter vallahi.
[müzik]
[müzik]
Efendim Paşa.
Pınar, senden bir şey isteyeceğim.
Söyle canım.
Yani normalde işle ilgili bir şey istemem senden, biliyorsun.
Yani huyum değil. Benim bir konum tespit etmen
lazım.
Olur da, konu ne?
İşte bunu sormayacaksan numarasını vereyim.
Yani kaçan bir arkadaşı arıyorum diyelim.
Geç olmadan bulursam da iyi olur.
İyi, söyle numarayı, bakalım
neredeymiş?
[müzik] Hı hı.
[müzik] Kuzey Marmara Otoyolu'nda, üçüncü
köprüden geçmiş. Edirne
istikametinde. Bir dakika, bir dakika.
Bir dinlenme tesisine giriyor şimdi.
Bu köprüyü geçtikten sonraki dinlenme
tesisi.
Tamam Pınar, çok sağ ol. Borçlandım sana.
Evet canım, hem de çok borçlandın.
Tamam hayatım, ben seni arayacağım.
Paşa! Bak, sakın yanlış bir şey...
[müzik]
İnsan delirtmeye iş yapıyorsun ya.
İyilik mi yaptım, kötülük mü yaptım belli değil.
[müzik]
Paşa.
Paşa ya.
Ne oluyor lan orada? [müzik]
Ah,
ah!
Biz sana para gönderdik, adam ol dedik.
Sen geldin ilk mermiyi bize sıktın.
Ben sıkmasam o bana sıkacaktı. Mecbur kaldım.
Bak hâlâ konuşuyor.
[müzik] Bize sıkacaksın ha?
[müzik] Yavuz'a sıkacaksın, ha?
Dur, dur. Yıkılmak yok.
Çekil, çekil.
Bırak, bırak!
[müzik]
Al. Ambulans çağır hemen. İyi
misin?
...
[siren]
Pınar!
[müzik] Ya, senin burada ne işin var be kızım
be? Pınar böyle yaptı.
İyi akşamlar, kolay gelsin.
İyi akşamlar. Bu?
Ben narkotikten Pınar Aslan.
Ya ne konuşuyorsun? Vır, vır, vır, vır.
[müzik] Ya ben kimliğim yok
diyorum. İnşallah kim olduğumu söylemiyorsundur
Pınar.
Aç kapıyı.
[araba kapısı] İn arabadan.
[müzik] Kelepçelerini
aç.
[müzik] Umarım bir işe yarıyorsundur.
Anlamadım.
Yürü git komiser hanımın yanına.
[müzik] Binin
arabalara.
[müzik]
Benden adres isteyip gidip suça mı bulaşıyorsun?
Sen niye geldin? Ne işin var burada?
Bu mu teşekkür etme şeklin Paşa? Anladım, başını derde
sokacağını geldim. İnfazını yakma
diye.
[müzik] Sen jandarmaya ne dedin de beni serbest
bıraktılar? Komutan bana inşallah işe yarıyorsundur
falan
dedi.
Muhbirim dedim senin için. Lazım bana
dedim.
Ne dedin?
Ne diyecektim Paşa?
Sen soyadını verince kurtulacağını mı zannediyorsun?
Adamı komalık etmişsin.
Ya tutuklanırım, bırakılırım Pınar. Bu senin sorunun mu?
Sen niye gidip muhbir falan diyorsun bana?
Adama ismini vermedim. Sen de vermemişsin zaten.
Panik yapacağın bir şey yok yani.
Ya Pınar, bak ben hiç sevmem, bu lafları hiç sevmem.
Muhbirdir, itirafçıdır, şakasını bile sevmem, tamam
mı? [müzik] Biz seninle ne yapalım biliyor
musun? Bir süre görüşmeyelim.
Ne?
Bir süre görüşmeyelim Pınar, tamam.
[müzik]
Burası da mı Bozkurt abinin bekârlığından
kalmış?
İlk burada buluşmuşlar Bozo abiyle yengem.
Haydar abiyi ve beni içeriden çıkarmak için.
Onun hatırasına da
burayı hediye etti Bozkurt abim yengeme.
Cömert adam, güzel hediye vermiş.
Burası da ofis tarafı. Evi hazırlıyorlar sizin için.
Ben eşyalarınızı bırakayım. Hem gideyim bir bakayım,
Sağ ol Adnan.
[müzik]
Aleyküm...
Melek bak, burası mutfak. Rica etsem bize bir
kahve yapabilir misin? Abinle biraz
konuşalım.
[müzik] Abimle konuşuyorsun da niye benimle konuşmuyorsun?
Melek, hadi canım.
Yapmayacağım abi kahve falan, evinde hizmetçileri yapar
onu. Sana ne anlatıyorsa bana da
anlatsın.
[ayak sesi] Evet, seni dinliyoruz Ceylan.
Günlerdir merakla bekliyoruz. Hani anlatacaktın ya kocana her
şeyi,
niye vazgeçtin? Tam olarak ne anlatacaktın?
Dinliyoruz.
İntikamların adamı Haydar Ali. Şimdi de böyle mi alıyorsun
intikamını? Günahsız, hiçbir şeyden haberi olmayan bir kadını
alet edeceksin oyununa?
[müzik]
Sen misin günahsız?
Sen benim abimin hayatına girdin, bütün hayatımızı
mahvettin.
Melek, konu seninle alakalı değil, lütfen.
Nasıl değil ya? Nasıl değil? Ya sen evlendiğin
adamın kim olduğunu bilmiyor musun?
Bizi annesiz babasız bırakan adamın yeğeni.
[müzik] Ya dünyada evlenecek başka
adam mı kalmadı? Aaa, ama tabii tüm bunlar,
tüm bu zenginlikler, adadaki köşkler, tüm bu çiftlikler, hizmetliler,
şoförler senin için her şeyden daha önemli, değil
mi?
Melek, ben senin bu söylediklerine itibar edecek
Sen beni hiç mi tanımadın? Ben senin abinle aç
mutlu yaşamaya razıydım.
O ne yaptı? Beni katil etti.
İntikamını alacağım diye beni kullandı o.
... Ben böyle bir şey yapmadım.
Ben sana bir yüzük verdim kızım. Ben sana bir yüzük verdim ve git buradan
dedim.
Ben her şeyi anlatacağım sana dedim.
Ama sen ne yaptın?
Gitmedin.
Melek, peki abin sana onun hayatını benim
O restorandaki silah seslerini duyup ben geri dönmeseydim abin bugün hayatta
olmayacaktı.
Söyledim sana bunları da.
Sen abimi hayatta mı
zannediyorsun?
Sen benim abimin kalbine sıktın, şimdi de üstüne toprak atmaya
çalışıyorsun.
[müzik]
Tamam. Tamam, ben abinin kalbine
sıktım. Ben kötü biriyim. O zaman gidin
buradan. Ne işiniz var sizin hâlâ burada? Gidin!
Sen hâlâ bunu mu söylüyorsun?
Ceylan! Asıl sen neden
buradasın?
Sen bana doğruları anlatmadan
ben hiçbir yere
gitmeyeceğim.
Son kez anlatıyorum, bir daha da anlatmayacağım.
Karşıma dünyanın en dürüst adamı çıkınca yok diyemedim.
Çünkü senin gibi bir adamdan sonra karşımdakinden beklediğim tek şey
dürüstlüktü.
Bozo bana bu zamana kadar yaptığı her şeyi anlattı.
Gelecekteki planlarını anlattı. Hayatına dair hiçbir şey saklamadı benden.
Senin gibi yalan söylemedi bana.
[müzik]
Ve sen ona yalan söylüyorsun, böyle dürüst bir
adama. Peki sen ona söyledin
mi,
amcanı vuran adam benim eski sevgilim diye?
Onun suç ortağı olurken benim parmağımda evlilik yüzüğümüz vardı diye.
Melek, ben nereden bilebilirim abinin senin
gireceğini?
Ben kimsenin emrine girmedim.
Girmedin mi? Gerçekten girmemişsin ya. Doğru.
"Sultan'la evlen Haydar Ali." "Evlenirim Bozo." "Yüzüğünü tak." "Takarım
Bozo." Bu mu emrinde olmamış halin?
Sultan iyi bir kız, sevdiğine sadık bir
kız.
Benim de bir kadında aradığım tek özellik bu:
sadakat.
[kapı açılma sesi]
Haydar abi, ev hazır, ne zaman isterseniz geçebilirsiniz.
Tamam.
Ha, bu arada Efraim abi akşam yemeğe yine
olsunlar dedi.
Olur. Sen Ceylan'la Melek'i şehre götür.
Ben de biraz etrafı dolaşayım, gelirim sonra.
Ee, tabii abi. E, bak arabalar şurada, anahtarları da
üstünde. Sen bak keyfine.
Tamam, sağ ol.
E Adnan, çiftliği Melek'e sen gezdir istersen olur
Olur yenge.
Ben de eşyalarımı yerleştireyim,
sonra gelirim, çıkarız.
[müzik] Ne sandın, belki
utandım. Gözlerinde
yaşlım her damlaya sardım.
Tamam,
belki onlar bilmez, ben
utandım. Belki ben de
yalandım
ve zaman
girdi aramıza birden.
Demek ki ya tutuklusun ya da
gözaltı.
Dayandım kapılara,
yalnızım uzak ara. Deryaya
dalmışım ben, sığmam hiç odalara.
Tamam,
belki onlar bilmez, ben
utandım. Belki ben de
yalandım
ve zaman
girdi aramıza birden.
Demek ki ya tutuklusun ya da yer
altı.
[araba sesi] Adnan, sana bir şey soracağım.
Sor Melek.
Senden bir şey istesem ama kimsenin bilmemesi gerekiyor.
Sadece ikimizin arasında.
Nasıl bir şey?
Abimin bile bilmemesi gereken önemli bir şey.
Melek bak, benden laf çıkmaz. Ama yapabileceğim şeyler
var, yapamayacağım şeyler var.
Mesela?
Bana silah verebilir
misin?
[müzik] Veremem.
Ya ama şimdi günün biri gelecek, burada tek başıma kalacağım.
Yani güvenlik açısından diyorum.
Abinden iste o zaman.
Ya ben zaten üzerimde taşıyacağım demiyorum ki. Buraya bir yere koyarız,
Sadece ikimiz biliriz. Lütfen, lütfen.
Bak, merak etmene gerek yok, bana güvenebilirsin.
Üzerimde taşımayacağıma yemin ederim. Buraya saklarız, kimse de bilmeyecek.
İkimiz dışında. Lütfen.
Taşımayacağına söz verirsen, bu dediğini bir
düşüneyim.
Teşekkür ederim
sırdaşım.
[güler]
... Hımm, geldi K9.
O ne demek abi?
Otur şöyle karşıma. Geç otur.
Otur!
Efrahim anlattı da dün gece olanları.
Mecburen, yani Fikri komada ya,
konuşursa ne yapayım diye sordum Boz'a.
Komada diyorsun ya,
komadaki adam nasıl konuşacak Epo?
Hımm. Komadan çıkamaz, ölür diyorsun.
Çıkartsa gerekeni yaparım abi.
Komiserden mi yardım isteyeceksin yine?
[müzik] İki sevgili öyle mi plan yaptınız?
O iş bitti abi.
Hangi iş bitti?
Dün gece bitti işte.
O iş hiçbir türlü bitemez de paşam.
Çünkü sen boynuna tasmayı taktırdın artık komiserden yardım
isteyerek. Bundan sonra sen kendini narkotik köpeği
tamam? Komiser bitti diyene kadar bu iş asla
Ya abi güzelmiş bu K9 yakıştırmaların falan ya, oluyor mu hiç?
Ulan senin yaptığın oluyor mu?
Abi, adam Yavuz'u vurdu.
Abart! Kurşun sıyırmış geçmiş. Ayrıca kaçan adamı
kovalamak ne oluyor paşa? Adam defolup gidiyor zaten.
Bir de lokasyonu polisten istiyorsun.
Ya tamam,
bir anlık öfkeye kapılmış olabilirim.
[müzik] Yani Pınar'dan yardım istemem de doğru olmadı.
Pınar mı ayrıldı senden?
O kim ki benden ayrılacak Epo?
Narkotikte komiser.
Ben ayrıldım abi.
Paşam, ayrılık işlerini unut, tamam mı?
Bundan sonra siz onunla badisiniz. O nereye sen oraya.
Birbirinizi de yeseniz ölüm sizi ayırana kadar birliktesiniz.
Bitti.
Ya abi, konu bu mu ya? Bir tane adam gelmiş
Hamburg'dan, "Artık siz yoksunuz, ben varım." diyor.
Sen benimle uğraşıyorsun.
Onunla da uğraşıyorum paşam, onunla da
uğraşıyorum.
[müzik] Akşam gelecekler.
Kim? Nereye? Hamburglu buraya mı geliyor?
Allah'tan işimizi kolaylaştıran insanlar da var.
[müzik]
Ahmet, sen burada bekle oğlum.
Tamam Nurzada.
[müzik]
Oğlum!
Açın şu kapıyı.
[müzik] Buyurun.
Azize Hanım'la görüşecektim.
Kim diyelim?
Bozkurt Hanoğlu'nun anası Gülsüm geldi
deyin.
Bekleyin, içeri haber verelim.
Teyze, anası falan biraz fazla olmadı mı ya?
Başka türlü alırlar mıydı bizi içeri?
Fazlasıyım mı diyecektim? Anasıyım, neyiyim ya?
Tamam teyzeciğim, sen ne istiyorsan öyle söyle de.
Yavuz abim alınıyor ya, ondan diyorum. Tek oğlu benim.
Ne diye her yerde Boz'un anasıyım diye geziyor, diyor.
Hıh, Yavuz'a da alınacak mevzu olsun yeter.
Babası da bunun gibi küsküktü. Her bir şeye alınırdı
rahmetli.
Buyurun.
[müzik]
[müzik]
Hoş geldiniz.
Hoş bulduk.
Ben Hülya. Azize Hanım'ın
kardeşiyim.
Varlığınızı biliyordum ama bu kadar güzel olduğunuzu
bilmiyordum.
Teşekkür ederim. Buyurun, ablam sizi
bekliyor.
[müzik]
Hoş geldiniz Gülsüm Hanım.
Hoş bulduk Azize Hanım.
Beni sordurduğunu duydum ama bu kadar çabuk
beklemiyordum.
Normalde habersiz gelmezdim de,
bu daha çok bir iş ziyareti gibi. Öyle ev oturması falan
değil.
Buyurun.
[müzik]
Hanım kızımız kim?
Yeğenim Yıldız.
Memnun oldum Azize Hanım.
Ben de kızım.
Çay içer misiniz?
Bir dahakine inşallah. Ölmez de sağ kalırsak
tabii.
Abla, ben içerideyim.
Niye ölelim canım? Hayatımızın
baharındayız, değil mi Yıldız kızım?
En azından benim için öyle. İlk baharımdayım.
Açık sözlü insan severim.
O zaman beni çok seversin Azize.
Hanım olduğunu bütün alem bildiği için tekrar tekrar söylemeye
gerek duymuyorum.
Tabii canım,
rahat olalım Gülsüm.
Seni dinliyorum.
Bozkurt oğlum sizi akşam yemeğe davet
ediyor.
Adaya.
Yok, şehre geçtiler.
... Konu ne? Kardeşin Sezai bir
teklifte bulunmuş. Bozkurt, "Oğlumla
telefonda konuşmak olmaz, yüz yüze konuşalım."
dedi.
[müzik] Olur.
Yıldız kızım, sen çıkarken telefon numaranı güvenliğe
bırak. Ben kardeşim Sezai'nin
cevabını iletirim.
Tabii Azize Hanım. Teyze kalkalım mı?
Kalkalım kızım.
[müzik]
Bana da bekliyorum muhakkak.
Muhakkak geleceğim. Metin'i duydum.
Dediklerin çıkarmış.
Maalesef, hep çıkar.
İzninizle.
[müzik] Niye giderayak laf soktun kadına
teyze?
Herkes ayağını denk alsın.
Yalnız gördün mü? O hizmetçinin taşıdığı tepside üç tane
vardı. Bence Sezar evdeydi.
O yüzden kısa kestim ya.
Sen bir şey göreceksin de ben görmeyeceğim, öyle mi Yıldız?
Ay, tamam teyze, bir daha görsem de söylemem.
Yo, sen yine de söyle, ilkbahar
yıldızı.
[müzik]
Ee, ne diyor?
Akşam buyursun gelsin demiş Bozo.
Bizi de davet ediyormuş.
Peki burayı nereden buldular? Abi, sen
al demesen ben bunları içeri almazdım.
Ben şimdi Bozo'nun kadınlarının karşısına çıktım ya,
o da altında kalmadım diyor.
Kimsenin bilmediği evine girerim
diyor.
Haber vereceğim dedim. Ne diyorsun?
Gideceğiz mi?
Tabii ki gideceğiz.
Belli ki kabul etmeyecek teklifini.
Olay çıksın istemiyorum Sezai. Kendim için
demiyorum.
Biz oradayken zaten olay çıkacak abla.
Ama sen merak etme, ben her şeyi hazırladım.
Abi, ben yine de bir öğrenmeye çalışayım.
Bizim hakkımızda neyi ne kadar biliyorlar?
Sorma Hülya, tamam? Şu anda kimseye hiçbir şey
sorma. [müzik] Akşam
sorarsın, o da orada
olur.
[müzik]
Efendim, bunları arşive... Emredersin.
Hah, gel Haydar Ali, gel.
Fazla vaktim yok. Telefonu arabada bıraktım.
Bozo ulaşamayınca gerilim oluyor.
Bu şekilde görüşmemiz de sıkıntı olacak.
E, Bozo'yu sen halledersin de
az önce takip edildin.
Kim tarafından?
Muhtemelen Hamburglu. Adamımız onu atlatır da buraya
gelişlerin için başka bir yöntem düşüneceğim. Aslı sana haber verecek.
Otur.
[müzik] Ee, Hamburglu ile görüşmeniz nasıl geçti?
Adama açık çek verdi.
"Çekilin yoksa ölürsünüz." diyerek.
Bozo?
"Ne yapacaksın?" diye sordum. "Yeraltından haber bekliyorum."
dedi.
[müzik] Neyi kastediyor yeraltı diye?
Onu öğrenmek için oradasın, Haydar Ali.
Bir laf etti. Bir gün seninle oraya beraber
gideceğiz diye.
Hmm, bak bu iyi haber. Bu arada
hayırlı olsun. Kız kardeşiyle
nişanlanmışsın.
[müzik] Dalga mı geçiyorsun benimle?
Ne dalga geçeceğim aslanım? İstediğimiz oldu işte.
Aileye girdin.
Aileye girdin diyorsun hâlâ. Ben ailemden
oldum ya!
Bak, bana karşı dürüst ol.
[müzik] Birileri
Ceylan'ı tehdit mi ediyor?
... Biri şantaj mı yapıyor bu kıza?
O ne demek?
Restorandaki görüntüleri yok ettim dedin.
Kendi kendimi yiyorum ben. Bozo'da bir görüntü mü var acaba,
mı var?
Ceylan beni korumak için mi evlendi bu adamla?
Şimdi, Bozo denen adam az önce kız kardeşini
sevdiğinden ayırdı ve seninle evlenmeye ikna etti, değil
mi?
Adamın işi bu, ikna etmek.
Kayıtlara gelince, ortada bir kayıt
yok.
Gerçi orada bir sürü tanık vardı. Onlardan biri size dair bir
ipucu vermiş olabilir mi? [dudak şıklatma]
Zannetmiyorum.
Zannetmiyorsun.
Zanna mı yürüyor burada işler?
Aslanım, Bozo sizi bilse yaşatmaz.
Bence. Yani, rahat ol, rahat
ol.
Ben niye yaşatıyorum bu adamı? Sevdiğim kadını elimden
almışken.
Adam seni öldürerek sevdiğin kadını elinden almadı.
Sen de onu öldürerek sevdiğini geri
alamazsın.
[kapı tıklama] Gel.
[müzik]
Afiyet olsun.
Şimdi, [kapı kapanma] konumuza dönecek olursak,
Sezai sadece sizi tehdit etmek için gelmedi.
Yani Bozo birilerinden haber beklerken işlerinizi ele
geçirmek isteyecektir.
Bu Hamburglunun Merdan'la bir bağı var mı?
Ya da Mardin'deki amcalarıyla.
He, Aslı, Merdan'a çengel attı.
Aslı? Ne işi var Aslı'nın
Merdan'la?
Bak, bu Merdan'la oyun oynanmaz.
Aslı onun avukatı oldu. Ola ki bir yerlerde
karşılaşırsan bil diye söylüyorum, sorgula diye değil.
Onlar bir oyun kuruyorsa ben burada kırk oyun kuruyorum.
Kişilere takılma Haydar Ali.
Bak, bu topraklarda kıyamet koparmak isteyenler
var. İstihbarat savaşları en yoğun haliyle bu
yaşanıyor.
Yasaklı madde ticaretini savaşta bir mevzi kazanmak gibi düşün.
İstiyorlar ki ülkeyi suç ülkesine dönüştürsünler.
Bunun da tek yolu sokaklara inmek,
gençleri zehirlemek, suça bulaştırmak, hatta
alıştırmak.
Eğer Bozo buna izin verirse bizim için defteri
kapanmış demektir.
Yok, buna karşı durursa sen de onun yanında yer
alacaksın,
biz de sizin arkanızda olacağız.
[müzik]
Ferhat'a o kadını sen mi gönderdin vicdansız?
Hiç mi acımadın Sultan'a? Yazık değil mi
gözyaşlarına?
Anam, benimle ne alakası var? Ferhat'ın müptezelliği.
Tut iki gün kendini, belki pişman olacaksın. Ha, Efrahim?
Sen bir konuda karar vereceksin, sonra pişman olacaksın, ha?
Deme öyle Efrahim, benim hayatım pişmanlıklarla dolu.
Tabii.
Abla, sen onu bunu bırak da bunların evini
nereden öğrendin?
Efrahim, bir kaşık suda boğulma
kardeşim.
Hamburglu evdeydi diyor Yıldız.
Sence?
Bence de.
Gelecekler mi diyorsun?
Bacılarını getirir mi bilmiyorum da.
Bacıları derken? Biz bir tane ablası var diye duyduk.
Sen eksik duymuşsun. Ben Hülya'yı da duymuştum ama
burada olduğunu bilmiyordum.
Peki bu bacıları da işin içinde mi?
Yoksa onları korumak için mi bu kadar saklıyor?
Bence ikisi de işin içinde. Hatta burada
işleri onlar yürütüyor desem yeridir.
Diyorsun.
Akşam gelirlerse
anam haklıymış dersin.
[müzik] Bana bak oğlum! Savaş
çıkacak, kurşunlar havada
uçuşacak.
Boynundaki bu korumayı
sakın çıkarma. [müzik]
Hatta şu kadarını söyleyeyim: karının
koynundayken bile çıkarma.
Abarttın.
[müzik]
Ee, kız kimmiş peki?
Ne bileyim Yıldız, kimse kim. Ayrıca ne önemi
var?
Hayır, yani takıldıysan ben ilgilenirim, ondan diyorum.
Ben sana gelmiş Ferhat diyorum,
sen hâlâ üçüncü şahıslarla
ilgileniyorsun. Yalnız Ferhat'ı iyi ki
vurmamışsın. Böylelerini süründüreceksin.
Her gün gelsin, ofiste seni yan yana Haydar Ali ile görsün
bakalım.
Bu arada öpüştüğünüzü çıtlattım Ayşen'e.
Duyursun. Kim söylüyor bunları size ya?
Boş ver sen şimdi onu. Ne olacak Haydar Ali'yle?
Onu söyle.
Hiç sorma, orası ayrı bir rezalet.
Hem adama gittim, o kadar attım tuttum.
Yok bana dokunamazsın, istediğine istediğini yapabilirsin diye.
Ee?
Ee'si akşamına geldim, adamı öfkeyle öptüm Yıldız.
... Bence Haydar Ali çok yakışıklı.
Ferhat sanki az yakışıklıydı.
Bana adam lazım, adam. Adam gibi
adam.
Bence
o adam Haydar Ali.
[müzik] Bak.
Eve kız atmak ne oğlum? Ergen misin sen?
Ya ne bileyim abi, sen Sultan'a dedin ya gelme diye.
Sultan abisinin lafını dinlememiş, gelmiş sana.
Beni mi dinleyip buraya gelmeyecek?
O gidecek orada babamızın katiliyle nişanlanacak, ben de burada yasını mı
tutacağım? İyi oldu.
Çok da iyi olmadı sanki abi.
Sen sus Ayşen. O Selim'e de söyle, nereye kaçtıysa onu
yakalayacağım ben. Rahat olsun.
Bir dakika, bir dakika. Ne diyorsun sen
Ayşen? Ne o iyi olmadı falan.
Dün
Sultan abla o hırsla çıkınca buradan, gitmiş Haydar Ali'nin
dudaklarına yapışmış. [müzik] Hem de
herkesin içinde.
Boş boş konuşma Ayşen. Ne diyorsun sen ya? Sen, sen nereden biliyorsun?
Sen orada mıydın? Ya kim uyduruyor ya bunları?
Paşa söylemiş, Yıldız anlattı. Paşa'nın
abartması yoktur. Yanlış mı söylüyorum Merdan
abi?
Paşa yalan söylemeyi beceremez.
Ayşen, bir daha oradan buraya böyle saçma sapan
taşımıyorsun.
Ayşen, sen ne olursa olsun getir o haberleri
Çıkabilirsin.
E, bu arada abi, akşam yemeğe davetlisiniz.
Bozo abi gelsinler demiş.
Sebep?
Ağır misafirleri gelecekmiş. Kim olduklarını
bilmiyorum.
Tamam kızım, sağ ol.
Hadi.
[müzik] Sen bu basıldığın kızı nereden
buldun?
Sosyal medyadan. Yazmış bana. Ben de
bir iki baktım. Fena değil, güzel kız. Çağırdım.
Sosyal medya?
He
he.
Aklına hiç Bozo gelmedi
mi?
[müzik] Bozo niye böyle bir şey yapsın?
Sultan, Haydar Ali'nin kollarına atladığında
en çok kimin istediği oldu sence?
[müzik]
Bozo yaptı diyorsun yani.
Abi, sen gülüyorsun da, senin bu görüştüğün
avukat. Onu da Bozo'nun ayarlamadığı ne
malum?
Onu Bozo ayarlamadı, onu istihbaratçılar
ayarladı.
[müzik] İstihbaratçılar mı?
Hımm, bana demek için. Belli ki benimle iş birliği yapmak
istiyorlar. Ha bu
arada, bu Aslı'nın bir de ortağı
var.
Güzel kız.
Yani?
Yanisi,
sen de o kıza yakın olursan belki bu yakınlığın benim işime yarar
diyorum.
[müzik]
Eee,
ne yaptınız yemekten sonra?
Ne yapmış olabiliriz Hande? Allah Allah, evliyim dedim,
diyorum ya adama.
Ay, ben seni hiç anlamıyorum ya. Yani adam zengin,
yakışıklı, güçlü. Bir de adama evliyim
diyorsun.
Anlattım ya Hande'ciğim. Mesafe.
Mesafe hayat kurtarır, hı?
Valla ben kardeşiyle tanışırsam öyle mesafe falan
dinlemem. Baştan söyleyeyim.
[müzik] Aslı Hanım, Pınar Hanım geldi.
Bekliyormuşsunuz, öyle dedi.
Evet, evet.
E, sen buraya al, benim zaten işim vardı.
Bu arada ben tanıyor muyum bu Pınar'ı?
Yo, yo, tanımıyorsun. Öyle tanıman gereken biri değil zaten.
Yakışıklı biri gelirse ben sana seslenirim.
[müzik]
Pınarcığım, hoş geldin. Gel lütfen, geç otur.
Hoş bulduk.
[müzik] E, gelmeden arasan mı acaba? Sana söylemedim mi?
Buradaki insanlar benim gerçek kimliğimi bilmiyorlar.
Ben de her gün buraya gelecek değilim herhalde.
Evet, canın sıkkın belli ki. Hıhı,
dinliyorum, evet.
Bana bir teklif yapmıştın ya... O konu artık
bitti.
Nasıl bitti?
Ayrıldık Paşa'yla.
Yani, size yardımcı olabileceğim herhangi bir
E, daha dün hayatını kurtardın adamın. Ne oldu?
Üstüne terk mi ettin?
Madem her şeyi biliyorsunuz, niye bana ihtiyacınız
var?
Sen çünkü çok akıllı ve çok başarılı bir kadınsın.
Ve senin gibi kadınlar desteklenmeli.
Sen bizimle çalışmasan bile benim seni destekleyeceğimden emin
olabilirsin.
[müzik] Neyse, teşekkürler yine
de. Ama dediğim
gibi, benim için bu konu kapandı. Umarım sizin için de
kapanmıştır.
Pınar! [müzik]
Hamburglu bu gece seninkilerin eve yemeğe
gidecek. Tamamıyla mesleki bir
yerden soruyorum. Bu gece mesela orada olmak istemez miydin?
Yani,
sanki benim yanımda bir şey mi konuşacaklar orada?
Bazen gözlemlemek konuşmaktan daha
önemlidir.
[müzik]
... Neyse, tutmayayım seni daha fazla. Zaten numaram var sende.
Fikrin değişirse
ararsın.
[müzik] Ya Paşa, sen elini niye kirletiyorsun ya?
Sen niye kirletiyorsun elini? Zaten bir sürü şey yaşanmış benim
Ayrılık mayrılık. Çok canım sıkıldı ya!
Yavuz, o konuya sakın girme.
Bozo da ağır konuşmuş zaten. Öyle benzetmeler falan yapmış, ona da
ayrıca canım sıkıldı yani.
Yavuz, sen canının bütün sıkıntısını benden mi
Ya üzüldüm, üzüldüm Paşa, üzüldüm.
Benim yüzümden yaşandığı için bu olaylar, üzüntü yaşıyorum yani, bu.
Yani ben bu ayrılığın detaylarını bilmiyorum ama Paşa, istersen ben
gideyim bir konuşayım, olayın aslını astarını anlatayım yengeye,
Ne diyorsun, ha?
Yok, istemez Yavuz. Anlatma bir şey. Bırak ya, bırak.
Gitsin narkotik şubenin ortasında ilişkinizi ifşa etsin, kızı
mesleğinden etsin. Kötü bir fikir mi dayı?
Ben de onun için söylüyorum zaten.
Ya bunların
i-i-iş yüzünden bozulmuş araları.
Yani yoksa bir çekememezlikleri
yok.
[müzik]
Ne haber Paşa?
İyidir Melek, senden?
İyi, ne olsun? Yengen gezdiriyor beni.
Hoş geldin yenge.
Hoş bulduk Yavuz. Geçmiş olsun.
Ne için?
Yok bir şey.
Bence de bir şey yok.
Efendim, kim gelecekmiş bu akşam?
Bozo yukarıda Ceylan, o sana anlatır.
[müzik] Oğlum, elli defa söyledim şu sırık işini
Sen mi söyledin yengeye Adnan?
Yok abi. Ben bir çay alıp geleyim.
Dayı,
hakikaten kim geliyor bu akşam?
Fikri değil Yavuz, rahat ol, senlik bir şey
yok.
[müzik]
Ben bir Sultan'a
bakayım.
[müzik]
Sultan!
Ne yapıyorsun sen bu havada burada?
Biraz temiz hava almak istedim. İçer
misin?
Yok, teşekkür ederim.
Sen iyi misin?
Bilmiyorum Ceylan. Kafam
karmakarışık.
[müzik] Anlatmak ister misin
bana?
Anlattıklarım aramızda kalacak ama.
Tabii, tabii, tabii.
Niyetim şuydu:
abim sussun diye Haydar Ali göstermelik
kalacaktı. Ben de gizli gizli Ferhat'la
görüşürüm,
nasılsa bir ara gündem değişir, her şey yoluna girer diye
düşündüm.
E, çok iyi düşünmüşsün.
Ferhat dün gece her şeyi berbat etti.
Yatakta
başkasıyla bastım onu.
[müzik]
Ne?
Ben şimdi anladım senin Haydar Ali'ye niye
söndüğünü.
Çok öfkeliyim Ceylan,
çok.
Bir öpücükle kaldığıma dua etsin o Ferhat.
Sen sakin ol, sakin ol. Sultan
anlıyorum, bak çok öfkelisin ama öfken yüzünden
girme güzelim. Bak, öfke insana çok kötü şeyler yaptırır
Ben geri dönülmeyecek bir yola çoktan girdim zaten.
Ferhat benim için tamamen
bitti.
[müzik] Ya öfkeyle mi yaptı diyeceğim ama...
Seni çok seviyor Sultan. Şimdi sen başka biriyle
evlenmek üzeresin. Onu da anlamak lazım.
O da aynı şeyi söyledi.
"Başkasının nişan yüzüğünü takmış gelmiş, bana burada hesap mı soruyorsun?" dedi.
Tamam işte, ikiniz de çok öfkelisiniz ama siz sakin
olun, tamam mı? Sakin olun. Ee, ben bir Ferhat'la mı
konuşsam, bir konuşayım onunla. Bak, zaten abin çocuğu hiç
konuşturmadı. Onu da bir dinleyelim.
Onun için çok zor durum Sultan.
Bugün geliyorlarmış, onlar da davetliymiş.
O kadar görmek istemiyorum ki yüzünü.
Sen sakin ol, hiç olay çıkarma. Güçlü dur, tamam?
Ben onunla konuşacağım, her şeyi halledeceğim.
Bir gelsin,
beni şu yüzüğün sahibiyle bir
görsün.
Sonra sen istediğin kadar
konuşursun.
[müzik]
Allah'ım, ben ne yapacağım? Ben ne yapacağım?
Neyi tutsam elimde kalıyor ya!
Ferhat, Ferhat.
[müzik]
...
[müzik]
Neredesin Haydar Ali ya?
Sorma İbrahim. Yolda lastik patladı, onunla uğraştım.
Oğlum size elli iki kere söyledim.
Haydar Ali'ye adam gibi bir araba verin dedim.
Yok, arabayla alakası yok ya. Çivi girdi lastiğe, bu
yani.
Herkes yukarıda.
Ha,
ben bir üstümü başımı değiştireyim hemen.
Gel abi, orta kat depoda kıyafetlerim var.
[müzik]
Başbuğ.
[müzik]
Kalkma!
Sağ
ol.
[ayak sesleri]
Sağ ol canım.
Teşekkürler.
O zaman hoş geldiniz.
Hoş bulduk.
Hoş bulduk.
[müzik]
Sezai
Bey, ortada konuşulacak bir teklif
yok.
Sen ailemize resmen
yok olun diyorsun.
[güler] Sen
konuyu kuzenlerine yanlış mı anlattın acaba
Bozdoğan?
Ben sana açık çek sundum.
Rakamı siz belirleyin dedim. Bu nasıl yok
olmak?
Para dediğin değer kaybeder
ama güç
kaybetmez.
Sen bize
kaybeden bir şeyi teklif ettin. Yani değersiz bir
şeyi.
[müzik] Şimdi benimle
anlaşmazsanız, her koşulda kaybeden
siz
olursunuz.
[müzik]
Neye göre? Kime göre?
Biz gelip Hamburg'da,
"Artık buralar bizim, siz çekilin." diyor muyuz?
Diyebilirsin Paşa.
Elin o kadar uzanabiliyorsa, o kadar gücün
varsa...
Gelir, Hamburg'u da yönetirsin.
[müzik] Diyelim
ki bizim orada bir gücümüz yok.
Sizin burada ne gibi gücünüz var? Onu ben tam olarak
anlayamadım.
[müzik] Hayatım nerede kaldın ya?
Gel seni misafirlerimizle tanıştırayım.
Azize Hanım, Hülya Hanım,
nişanlım Haydar Ali.
Hoş geldiniz. Memnun oldum.
Biz de memnun olduk.
Hoş geldiniz.
Hoş bulduk.
Sezai'm senden bahsetti.
Sen de Avrupa'da büyümüşsün galiba, değil mi?
Abi, ben biraz bahsettim ama
onlar zaten benim bahsettiğimden çok daha fazla şey biliyor.
Öyle mi?
Ne gibi?
Dayınızı bildiğimizi öğrenince şaşırdı güzel
kızım.
Dayım?
Abimin bir arkadaşıyla ahbaplığı varmış. O seni sormuş.
Çok seviyor seni dayım. Çok güzel şeyler söylemiş senin
için.
Sağ olsun, bizi o büyüttü.
Bir tek
bahtsızım, sevdiğini falan kaybetti
deyince...
Bu kısmına çok üzüldük. Ama Sultan'ı görünce
herkesin yeri doluyor diye düşündük tabii.
[müzik] Herkesin yeri
ayrı.
O zaman, Haydar Ali de geldiğine
göre
ben bir yemeklere bakayım. Belki sohbetinize orada devam etmek
mi?
Gel Ali, Sezai Bey'e merhaba diyelim.
[müzik]
Haydar Ali,
nerede kaldın? Acıktık. Arabanın
lastiğini tamir ettirmek uzun sürdü.
Anlamadım.
... Belli ki Sezai Bey beni takip ettirmiş
Arabanın lastiği patladı da ondan bahsediyor.
E söyleseydiniz sizin araçla gelirdim, hem beklememiş
olurdunuz.
Senin her şeyin patlak.
[müzik]
Sırası değil şahsi mevzunun
Ferhat.
Sezai Bey, siz arkadaşın kusuruna bakmayın.
Onun derdi başka.
Sultan!
[müzik] Ben müsaade isteyeyim.
[müzik]
Bozo abi, ben müsaadeni
isteyeceğim. Benim yüzümden bir tatsızlık çıksın
istemem.
Senin yüzünden bir şey çıkmaz da.
Müsaade senin.
[müzik]
Ben bir kuzenime bakayım.
İyi akşamlar.
İyi akşamlar.
[müzik]
Ferhat!
Burada iş yapıyoruz. Ne yapıyorsun sen?
Duymadın mı Sultan'ın dediklerini Paşa?
Duydum, duydum da
başka şeyler de duydum Ferhat.
Paşa, seni severim, bilirsin. Seninle bir problemim
yok. Ama senin de elinden sevdiğin kadını alıp
verseler, sen de o adamla aynı masaya
oturmazsın.
Bu açıdan bir duruşun var. Ama söz konusu
aileyse
tarafını seç, yerini belirle.
Bir daha
başkasının yanında bizi rezil edersen
ezerim seni Ferhat.
Hadi Paşa, hadi. Sen git ailenin masasına
otur. Ben sizin aileden değilim.
[müzik]
Her şey planlandığı gibi. Harekete
geçin.
[müzik] Komiserim gelmeyecek mi Paşa?
[müzik]
Gelmeyecek Sezai Bey.
Sen her şeyi biliyorsun ya
ve iki kardeşin de burada. Biz de bir şeyler biliyoruz
yani.
Biz de aynı şeyi konuştuk Sezai'yle.
Helal olsun Bozo'ya. Kimse evimizi, izimizi bilmezken
bir de baktık kapımızı çalıyor.
Bak, bu çok iyiydi Bozo.
Senin yaptığın iyi değildi Sezai.
Her ne kadar işin içinde de olsalar,
ailemin bu konulara dahil edilmesinden hoşlanmam.
[müzik]
Ama madem dahil ettin, hep birlikte
konuşalım istedim.
Açıkçası bu durum bizim için hiç sorun değil.
Hatta burada olmaktan gayet
memnunuz.
Hem belli mi olur, belki bu yemeğin sonunda çok
güzel dostluklar gelişir, hatta belki
beraber hareket ederiz.
Beraber hareket etmenin yolu belli
Bozo.
İtaat et.
Rahat et.
[müzik] Ben yaşadığım yeri bazen
ormana benzetiyorum Sezai.
Hım.
Ormanda da bir sürü hayvan var.
Mesela kurt var,
aslan
var,
ceylan var.
Bir sürü hayvan var
yani.... Sen
kendini bu ormanda neye benzetiyorsun?
Fil misin, tilki misin,
timsah mısın, kuş musun Sezai?
Nesin sen?
Ben kendimi orman hayvanına benzetmiyorum
Bozo.
Ben kendimi
ahtapota benzetiyorum.
Elim kolum çoktur, kes kes
bitmez, beni öldürmek için taştan taşa
vurmak lazım diyorsun.
Kollarımın arasına aldım mı,
o dediğin zor.
[müzik]
Hiç kimse dediğini yapamaz, Bozo.
Ben o kimsenin yapamadıklarını yapan adamım Sezai.
Buraya geldin, beni ve ailemi tehdit
ettin.
Ben bu hayatta tek bir şey için yaşarım: ailem
için.
Teklifinle beni satın alabileceğini düşündün.
Alamazsan da yok
edeceğini...
Sence ben
ilk defa mı tehdit ediliyorum?
[müzik] Son defa
diyelim.
Son defa diyelim.
[güler] Sezai,
ben doğduğumdan beri
savaşıyorum.
Sen İstanbul'a geldin,
"İstanbul'u pazar edeceğim, çekil kenara."
diyorsun.
"Çoluğu çocuğu zehirleyeceğim,
kimse umurumda değil."
diyorsun. Ölürüm,
öldürürüm.
Satmam,
sattırmam.
[müzik] Hadi seni göreyim.
[müzik]
Amirim!
[köpek havlama]
Kimin bu konteyner?
Bozkurt
Tanoğlu'nun.
[müzik] Amirim!
[müzik]
Peki sence
kız kardeşleri ne kadar işin içinde?
İkisi de işin içinde de,
biz bu işin neresindeyiz, onu anlamak için çağırdım Ömrüm.
Nasıl yani?
Buna cevap verirsem Haydar'ım,
birilerinin ölmesi gerekir.
Kim gibi abi?
Kimi kastediyorsun?
Ferhat'ı değil Şirin.
Bundan sonra ölse bana ne,
kalsa bana ne?
Yengemin en çok bu özelliğini seviyorum.
İhaneti affetmiyor.
[müzik] Sultan'ın bu
tavrını kenara bırakacak olursak, bu gece ne
oldu? Geldiler buraya. Birbirinizi tarttınız, tehdit
ettiniz. Ee, sonuç?
Sonuçları yakında görürüz
Çiğdem.
[müzik] Bozo!
Arkadaşlar gözaltı kararıyla
gelmişler.
[müzik] Paşa, avukatları
ara.
Sonuç diyordun.
Al sana sonuç.
Ailenizle vedalaşabilirsiniz Bozkurt Bey.
Efren Bey'le sizi alacağız. Arkadaşlar da tüm binayı
arayacak. Bilginiz olsun.
Komiserim-
Herkes işini yapacak Paşam.
Komiserim de
öyle.
[müzik]
Abi.
...
Haydar'ım. Şöyle olsun.
Aile sana emanet.
[müzik]
Tâbi olmayan
bizden değildir paşam.
[müzik]
Özgürüm.
Hadi!
Bozo.
Arkadaşlar, arayalım mekânı.
Kimsenin gözünün yaşına bakmam. Bilmiş ol.
Haydar'ım!
Sendeyiz Haydar'ım.
[müzik]
Efraim, gidelim.
[müzik]
Bozo!
Arkadaşlar yanaşıyoruz.
Hah!
[müzik]
On dört bin yıl gezdim pervanelikte.
Sıdkı rüsvin duydum divanelikte.
İçtim şarabını
mestanelikte. Kırk harın
ceminde dara düş oldum.
[müzik]
Gülümün aciye özümü
kattım. İnsan sıfatında
çok geldim, gittim. Bülbül oldum,
firdevs bağında öttüm.
Nizam-ı kül için zara düş
oldum.
[müzik]
Next Nextar Televizyon Yeraltı'nı
sundu. [müzik]
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.