Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Reasonable Doubt'da daha önce...
Hollywood stilisti Wendy Collins'in kayıp olduğu bildirildi.
Neden suçluymuşum gibi bakıyorlar?
Bir şey yaptım sanki.
Nerede olduğunu doğrulayacak biri var mı?
Saat başı büyüyen bir kayıp vakasında
asıl şüphelisin.
Cinayet soruşturmasına dönüşebileceğini herkes düşünür.
Çok tatlı.
Eşin siyahiymiş, bilmiyordum.
Ozzie ve Wendy'nin bir tartışma videosu ortaya çıktı.
O yüzden mi bu gece seninle değil?
Yeni bir müvekkilim var. Yardım eder misin?
- Evet. - Wendy'yi bulmuşlar.
Wendy'yi öldüren kurşunu da bulmuşlar.
Adına kayıtlı bir silahla eşleşti.
Konuşmalıyız.
Tutuklanmanı görüşmeye bölge savcılığına gidiyorum.
Selam bebeğim.
Selam baba.
Girebilir miyim?
Tabii, tamam, sanırım.
Merhaba.
Ne oluyor?
Lewis. Uzun zaman oldu.
Neden buradasın baba?
Birkaç ay GS Lounge'da
canlı müzik grubuyla çıkacağım.
Düşündüm de belki sen ve Lewis
konserime gelebilirsiniz.
Öncesinde bir şeyler yeriz.
Market Caddesi'nde güzel restoranlar var...
Tamam, dur.
Seni sekiz yıldan uzun zamandır görmedim.
Şehre son gelişlerinde ortadan kayboldun.
Şimdi gelmişsin, uyuşturucu bağımlısı,
sorumsuz babam değil de Jimi Hendrix'mişsin gibi
seninle gülüşüp konserinde kafa sallamamı mı bekliyorsun?
Birincisi, yaklaşık beş yıldır temizim.
İkincisi, bas gitar çalıyorum.
Jimi Hendrix değil de Ron Carter.
Peki.
Annem geldiğini biliyor mu?
Evet, biliyor. Konuştuk.
Ne hakkında?
Dinle...
Coral Otel'de kalıyorum.
Olanları açıklamak
ve her şeyi telafi etmek isterim.
Sadece bir yemek.
Hatta kahve de olur.
Tek istediğim bu.
Diyeceğini dedin.
Artık gitme vaktin geldi.
Baba, bekle.
Tamam. Benim de bir isteğim var.
Bir daha uğramayı düşünürsen...
Uğrama.
İyi misin?
Neden olmayayım ki?
Günümüzü mahvettirmem.
Çantamı alacağım.
Planladığımız gibi kahvaltı yapacağız.
Jax, Ozzie Edwards davasında durum ne?
Malumunuz, Ozzie birkaç hafta önce teslim oldu.
Bu da, savcılık hapiste kalmasını istese de
Yargıç Williams'ın kefalet kararında
- çok etkili oldu. - Kefalet ne kadar?
Kefalet yok mu?
Sayın Yargıç, Bay Edwards'ın topluma zarar verme riski yok.
Kaçma riski yok.
"YARGIÇ WILLIAMS"
Sabıkası veya kolluk kuvvetleriyle bağı da yok.
Kaçma riski veya toplum tehdidi olmadığını
mahkeme kabul ediyor.
Ama iki milyon dolarlık standart kefalet
suçun ciddiyeti karşısında yeterli değil.
Kefalet beş milyon dolar.
Pek zafer sayılmaz.
Evinde olduğuna göre bence sayılır.
Bay Pow Pow için beş milyon çerez parası.
Özgür oldu, rahatlamıştır.
İnsan öyle bekliyor ama...
- Hey, Ozzie! - Buraya!
Ozzie, Toro filmi ne oldu?
Sen istemişsin ama Caleb McLaughlin seçilmiş.
Adına sevindim, ben masumiyetimi kanıtlamaya odaklıyım.
Wendy'ye son sözün neydi?
Pow, pow? Anladın mı?
Bay Edwards paparazzilerden kaçarken
bir şeyler yemeye çalışıyordu.
Fakat onlara saldırdı.
Evden her çıktığında yaptıkları gibi onlar ona sataştı.
O zaman belki de Bay Edwards evden çıkmamalı.
Ev hapsi mi?
Evet.
- Bill'in en iyi anı değil. - Berbat.
En azından artık Ozzie'nin yerini biliyorsunuz.
Biz de öyle sandık.
Toplum merkezine gittin!
Sitemin içindeki toplum merkezine gittim.
Bu nasıl çıkmak?
Yargıcın izni olmadan ön kapıdan
sokağa çıkarsan ev hapsini ihlal etmiş olursun.
Tamam, bu hiç adil değil.
Sayın Yargıç, müvekkilim ev hapsinin
kapsamını ve kısıtlamalarını başlangıçta tam olarak anlamamış
ama sizi temin ederim artık biliyor.
İyi. Kefaletinin iptal edilmesini istemem.
Kefaletini iptal ettirmeyerek kurnazlık mı yapıyorsun?
Yargıç Williams'ın kararı, savcılığın değil.
Hadi ama! Onu hapiste istemiyorsun.
Herkesin önünde hata yapması için.
Olası jüri üyelerinin önünde.
Savaşı kazanacakken neden çatışasın?
Lucy dama oynuyorsa...
Chad satranç oynuyor.
Evet.
Ama sonuçta kanıtları zayıf.
Bizim stratejimiz ise basit.
Yakınlık suç değildir.
Wendy'nin cesedinin Ozzie'nin kulübesinin yanında bulunması önemsiz.
Oraya ve silahına erişimi olan başkalarını
alternatif şüpheliler olarak sunacağız ve o gece
orada bile olmadığını doğrulayacağız.
DNA ve çiziklere gelirsek...
Önceki rızai bir görüşmeyle kolayca açıklanabilir.
Çılgın olmak yasalara aykırı değil.
Dava algı kontrolüne bağlı.
Duruşma öncesi hedefim basında şüphe tohumları ekerek
Ozzie'nin katil değil, dolaylı kanıtların kurbanı olarak görülmesini sağlamak.
Şah mat.
Çok hoş.
Bill'in performansı ve davayla ilgili bizi bilgilendirmeyi sürdür.
Genelde bu seviyedeki davalarda durum bildirmem.
Daha çok dahil olmak istiyoruz.
Sonuçta bu büyük bir dava ve tüm gözler üzerimizde.
Biz derken?
Firma.
Doğru.
Tabii.
Elimden geleni yaparım.
BABA - Selam bebeğim, son birkaç haftadır meşgulsün, biliyorum
ama teklifim hâlâ geçerli. Acele etme.
Neye bakıyorsunuz?
Ozzie'ye.
Senin çocuk kendini tutamıyor.
Bu sefer ne oldu?
Hadi ama...
Bunları mı paylaşıyor?
Evet, yorumlar gelmeye başlamış bile.
Biri şöyle demiş, "Ne çocuk yıldızı?"
"Bunun kıçına bir pow-pow lazım."
"Etiket, baklavalı katil."
İnternet yine döktürüyor.
Yani Ozzie, potansiyel jüri üyelerine
kötü gözükmeyi sürdürürse mahkemede kaybedecek.
Kardeşi Kristin onunla olmayacak mıydı?
Belli ki onu kontrol edemiyor.
Belli ki.
Ev hapsindeyken attığı seksi paylaşımlar bir yana,
Ozzie'nin kaypaklığı ve uyduruk mazereti işimizi zorlaştırıyor.
Ona göz kulak olacak biri lazım.
Bir yandan da bilgi edinecek.
Hayır.
Ben çok saygın bir soruşturmacıyım.
Bakıcı değilim.
Bakıcılık yapmanı değil,
gözlemlemeni, eğitmeni ve eğlendirmeni istiyorum.
Ben... Hayır, bebek bakıcısı tanımı yaptın.
Tamam, adını sen koy
ama birisi ilk olarak,
o tarz şeyler paylaşmasını engellemeli.
İkincisi, o ve ailesinde olup bitenleri öğrenmeli.
Bak, anlamadığım şeyleri kontrol edemem.
Teşekkürler Daniel.
Seni seviyorum. Süpersin.
"Seni seviyorum. Süpersin."
Dur artık. Bana "süpersin" demeye devam edersen
tanıdığın en süper insan ben olacağım.
Bunu bir daha söylemesini istemem.
- Peki. - Evet, kesinlikle.
Naima, ne yapıyorsun?
Vitrinlere bakamaz mıyım?
Bakabilirsin ama bebeğim, daha büyük hayaller kurmalısın.
Vay canına, şu çantaya bak.
- Evet. - Evet, çok iyiymiş.
Yani evet ama neredeyse servet değerinde.
O kadar abartma.
Takılıyoruz.
Zaten hiçbirimiz alamayız.
Ama ne eğlenceli olurdu, biliyor musun?
Aman tanrım, evet.
Naima, doğruluk mu cesaret mi?
Ama cesaret de.
Sadece güven.
Tamam.
Malum günlerden biri mi?
Müvekkil, iş arkadaşı, ortak, hangisi?
Ortaklar.
Stephen, Vince, hatta Kathy bile bana ters ters baktı.
Hadi ya.
Bu ilk defa başıma gelmiyor ama bu sefer farklı hissettiriyor.
Sanki bana güvenmiyorlar da beni izliyorlarmış gibi.
Hata yapma, yoksa görürsün.
Şimdiye kadar yeterince güven kazandığımı düşünürsün, değil mi?
Binada benim adım bile yazıyor.
İncelendiğin konusunda haklı olduğuna eminim.
Ama sence baban durduk yerde ortaya çıktığı için
daha hassas olabilir misin?
Seni düşündüğünden çok etkiliyor olabilir mi?
- Onunla hiç konuştun mu? - Ne? Hayır.
Bu onunla ilgili değil. İşle ilgili.
Ortaklar benden şüphe duyuyormuş gibi.
Bu hoşuma gitmiyor.
Şey...
Bence saçmalıyorlar.
Ellerinde ne olduğunu bilmiyorlar.
Ama sence kim biliyor?
İşte bu herif.
Gel. Gelsen iyi olur.
Teşekkürler.
Ben Jax Stewart.
Bayan Stewart mı?
Ben LAPD'den Memur Douglas.
Konu hangi müvekkilimle ilgili?
Naima Stewart.
Kızınız. Tutuklandı
ve karakolda gözaltında.
Naima!
Hırsızlık mı? Okulu asmak mı?
Eşyalarını ve imzalamanız için birkaç belge getireceğim.
Sonra gitmekte özgür.
Aptalca bir iddiaydı.
Bunun ciddiyetini anlıyor musun?
Anlıyor musun?
Parmaklıklar ardında değil, burada oturuyorsun
çünkü kızımsın, tanıdıklarım var.
Naima, siyahisin ve suç işledin.
Bu oyun değil. Konuşmaya başla. Ne oldu?
Simone, Brenda ve ben yemek yemek istedik.
Boş derste okuldan çıktık.
Kampüse dönerken
bir mağazada durduk, çanta çalmam için meydan okudular.
Ben...
Arkadaşların Brenda ve Simone nerede?
Çalışan beni durdurunca gittiler.
Evet, tabii ki. Aynen.
- İyi dostlarmış. - Tamam.
Tamam.
Beni dinle bebeğim. Tamam mı?
İki seçeneğin var.
Ya bu bir daha uğraşmak zorunda kalmayacağımız
aptalca bir hata
ya da filminin başlangıcı olacak.
Bu yolda ilerleyip
başkalarının geleceğini yazmasına izin verirsen
buraya geri dönersin.
Her hâlükârda cezalısın.
- Üzgünüm. - Evet, eminim.
Gidelim.
"Üzgünüm."
Asıl biz üzgün olacağız.
Tamam ama yaylıları duyuyor musun?
Evet, yaylıları duyuyorum.
Kalsın. Teşekkürler.
Kardeşin için normal mi bu?
Ot çekip 2000'lerin hitlerini dinleyince bazen böyle dans eder.
Ama malum, aktörler... Tuhaf olabiliyor.
Bazen aşırıya kaçabiliyor.
Avukatının onu izlemek için birini istediğini biliyorum.
İnan bana, burada olmana gerek yok.
Başını daha fazla belaya sokmasına izin vermem.
Burada olmak istediğimi mi sanıyorsun?
Ben macera adamıyım.
Sokaklara aidim.
Tamam ama burada kardeşimi veya beni yargılayacak birini istemiyorum.
İşim Sisqó'yla böyle dans eden yetişkin bir adama bakıcılık yapmak...
Yani hayır, seni yargılamayacağım.
Bir saniye.
Bakıcı Daniel Kim.
Selam Daniel, Ozzie nasıl?
Şu an odasında tek kişilik dans partisi
veriyor.
Çılgınca görünse de tehlikeli bir şey değil.
Peki, kız kardeşi nasıl?
Koruyucu ve mevcut.
Dans partisini yayınlamadığı sürece sorun yok.
Bir şey değişirse haber ver.
Tamam. Süper olan kim?
Alo? Rica ederim.
Hırsızlık mı?
Naima'dan çok Spenser'lık bir şey gibi.
Alınmak yok.
Maalesef haksız değilsin.
Hâlâ babanla konuşmadın mı?
Anne.
Almamı ister misiniz?
Bırakabilirsin.
Merhaba Jax.
Lu. Lewis.
Baba, burada ne işin var?
Onu ben davet ettim.
Ben birkaç şeyi açıklığa kavuştururken
yemek yememiz bence iyi bir fikir.
O yüzden lütfen bunu yapabilir miyiz?
Kevin'ın birkaç ay önce Colorado'ya taşınması
bana hayatımı düşündürdü.
Muhtemelen yine yalnız olduğum için.
Ve olan biten her şeyi düşündüm.
Babanla yaşadıklarımızı...
Evliliğimiz boyunca arkadaş olarak ne kadar eğlendiğimizi...
Sonsuza dek mutlu olmamızı engelleyen tek şey
onun bağımlılığıydı.
- Eddie de bu yüzden burada. - Bekle.
Dur.
Babam en son bana ulaştığında, araya girdin
ve ona güvenilmez dedin.
Ama sevgilin taşınınca
hayatıma geri almamı mı istiyorsun?
Seninle ve torunlarıyla ilişki kurmak için
bir şansı hak ediyor.
O dönem
onunla empati kuramadım çünkü...
Göreceksiniz, yaşlandığınızda bakış açınız değişiyor.
Ona telafi etmesi için bir şans vermek
ve ailesinden uzaklaştırmadığımda
olacakları görmek istiyorum.
Vay canına.
Babamı uzak tutan sadece sen değildin.
Kendi kendini uzak tuttu.
Haklısın.
Bahane aramıyorum.
Ben de duymak istemem.
Artık bahanelerine karşı hissizleştim.
Bir babaya ihtiyacım kalmadı.
Bana ihtiyacın yok, biliyorum.
Ve bu beni mutlu ediyor.
Dönüştüğün kadınla gururluyum.
Hayatında olmayışımın yarattığı suçluluğu
anlatamam ya da yeterince özür dileyemem.
Annenin empatisini ne kadar takdir etsem de
senden bunu beklemiyorum.
Bağımlılıktan kurtulmak bir varış noktası değil, yolculuk.
Tek isteğim, dünyanın sonuna varmadan
benden vazgeçmemen.
FATURA
Çağrınız otomatik sesli mesaj sistemine yönlendirilmiştir.
Sinyal sesinden sonra...
Evlerde gözetleme amaçlı kamp yapmadığın zamanlarda
nelerden hoşlanırsın?
Hobileri olan birine benziyorsun.
Birden çok.
Aslında sadece bir tane.
Horoloji.
Tamam, bu ya çok inek ya da çok ürkütücü bir şey.
Kesinlikle ilki.
Saat yapımı,
tamiri ve koleksiyonerliği sanatı.
- Evet. - Buna nasıl başladın?
Büyükbabam.
Gerçekten harika bir saatçiydi.
Kore'ye onu ziyarete gittiğimizde
beni dükkânına götürürdü.
Beni yanına oturtup
saati parçalara ayırırdı.
Bir araya getirmem için bana meydan okurdu.
Elbette başta çok kötüydüm.
Ama bana öğretti.
Sonunda,
oldukça başarılı oldum.
Evet.
Ürkütücü bir şey olacağını mı sandın?
- Ürpertici bir havam mı var? - Öyle olmadığını umdum.
Ama şehirde beyaz bir minibüsle dolanan dolandırıcıyla beyaz Prius'lu,
Silver Lake'li sevimli inek arasında ince bir çizgi var.
Kahretsin.
Ne oldu?
Aşırı doz almış.
- 911'i arayalım mı? - Ben hallederim.
Kahretsin.
Jax, bir sorunumuz var.
Biri bunun nasıl olduğunu anlatabilir mi?
Rehabilitasyondan beri temizdi.
- Hapları nereden buldu? - Rehabilitasyon mu?
- Keşke onu durdurabilsem. - Ölünce durur.
- Öyle denir mi? - Tamam, bir saniye durun.
Ozzie ne zamandır bağımlı?
Dr. Gardner, çabuk geldiğiniz için teşekkürler.
Ozzie için uzun bir yoldu.
Yardıma hep hazırım.
Kristin'in sayesinde Ozzie,
dinlenirse yakında toparlanır.
Onu görebilir miyim?
Evet ama kısa bir süre.
Sonra bırakalım da uyusun.
Doktor, Ozzie'nin daha iyi olduğunu bilmek güzel
ama iyileşmesini takip için gece hastanede kalması
iyi olmaz mı?
Tek etkisi kötü haber olur.
Hiç ihtiyacımız yok.
Ya Ozzie'nin ihtiyaçları?
Sizin Ozzie'nin imajını korumak zorunda olma endişenizi
göz ardı etmiyorum, özellikle de şu anda
ama bu gece neredeyse ölüyordu!
Ozzie'ye medyadan uzakta yardım edebilirim.
Bunu uzun zamandır yapıyorum.
Evet, biz de öyle.
Öyle değil mi Dr. Gardner?
Hey, Jax.
Jax, özür dilerim.
Sen gitmeden tuvalete gideceğim
ama bu geceki her şeyi sana anlatırım.
Tamam.
Ozzie'nin haplarının geri kalanını da tuvalete attın mı?
- Yargılama dedim sanıyordum. - Bu yargılama değil.
Bir soru.
Yasal bir soru.
Ozzie bir şey isterse elde etmenin yolunu bulur.
Kim ya da nerede olduğu umursamaz.
Ozzie yıllardır uyuşturucu almamıştı.
Başına gelen onca şey ona fazla geldi.
Dayanamadı.
Artık bugünlerde her şeye fentanil karıştırıyorlar...
En azından güvenilir bir kaynaktan ilaç temin edebilirsem
ölme riski çok daha az olurdu.
Neden sen yapmalısın?
Neden ailenle ona gerekli yardımı almıyorsunuz?
Senden çok daha uzun süredir
Ozzie Edwards ile uğraşıyorum.
Evet, ona hapları ben aldım
ama sonrasında kütüphaneye gidip
ona Narcan alan da benim. Yani istediğin kadar yargıla.
Onu hayatta tuttum.
İşimi yapıyorum.
Sen de işini yap.
Krystal, Jax içeride mi?
Ortaklar toplantısında.
Tamam, beklerim.
Tuhaf bir şekilde sessizsin.
Öyle miyim?
Evet ve açıkçası bu beni rahatsız etti.
Sorun ne?
Hiçbir şey.
Emin misin?
Tamam, bir kızla tanıştım ve havalı biri
ama biraz inek.
Hem çok güzel hem de kaba biri.
Çoğu erkek bunu itici bulur ama ben değil.
Ben, teşekkür eden, iyi yaşa diyen
kızları severim. Yani yok.
Neden aklımdan çıkmıyor bilmiyorum.
Büyüleyici.
Dur, neden?
Çünkü normalde hep "İki kere çıktığım kız
beni sallamadı" falan dersin ama bu sefer
gerçek bir insan gibi konuşuyorsun, demek ki...
Kahretsin. Ondan hoşlanıyorum.
Neden kızgınsın? Kim o?
Çok sık gördüğüm biri.
Binamdan.
Batırıp tuhaflaştırırsam
sonrasında onu sürekli görmem gerekecek.
- Mantıklı. - Evet.
Bak, aşk risktir. Bence şansını dene.
Bu aşk değil. Ben de âşık değilim.
Tamam, âşık değilsin.
- Hayır, Krystal, âşık değilim. - Tamam.
Tamam, biliyor musun?
Ben... Hayır.
Jax'e beni aramasını söyle, tamam mı?
Tamam. Şarkı söyleme.
Savcılığın tek görgü tanığı
geçen gün mahkemede çuvalladı.
Her türlü, Bay Fish'in özgür biri olarak evine döneceğine eminim.
BHS için bir zafer daha.
Harika iş Kathy. Harika iş.
Jax, Edwards davası nasıl gidiyor?
- Cuma gününden beri mi? - Evet.
Gelişme var mı?
Aslında bir tane var.
Ama bu biraz özel bir konu.
Toplantıda konuşmak istemedim.
Ama sonra konuşabiliriz.
Aslında burada konuştuğumuz her şey özel, yani...
Kahretsin, artık bilmeliyim.
Paylaşmak önemsemektir, haksız mıyım?
Bu, okul arkadaşlarınla güleceğin bir dedikodu değil.
Bu birinin hayatı.
Bana güvenerek emanet ettikleri bir hayat.
Yani hayır Vince, ben ve müvekkillerim söz konusuysa, özellikle benim diyorum,
paylaşmak aslında önemsememektir.
İstediğini yapabileceğini nereden çıkardın?
Affedersin, ne?
- Dedim ki... - Hayır, seni duydum Kathy, yüksek sesle.
Bu cüreti nereden buldun,
anlamaya çalışıyorum. Amirin olduğumda...
Biraz sakinleşelim, hanımlar.
Kathy, söylediklerin için özür dile.
O zaman üzgünüm
ama İK'ya rapor vermen gerek.
Evet, hemen.
Tamam. Özür dilerim.
Ama sadece düşündüğümüzü söylüyordum.
Vay canına, bu doğru mu?
Bu odadaki tek siyahi kadın olmamın,
hatta tek siyahi insan olmamın
her istediğimi yapabileceğim
anlamına geldiğini sanmanız tam bir saçmalık.
Bunu yüksek sesle söylemeniz ise saf kötülük.
Bu davayla ilgili hâlâ sorgulanmaya devam ediliyorum,
oysa bu odadaki herkesten daha fazla saat faturalandırıyor
ve daha yüksek bir ücret alıyorum.
Biliyor musunuz?
Karşınızda oturup cambazlık yapmayacağım.
Sorunuz varsa firmanın antetli kağıdına bakın.
Bu, tüm sorularınızı yanıtlar.
Geldiğin için teşekkürler.
Ozzie.
Merhaba, ben Dr. Owens.
Konuşabilir miyiz?
Tabii.
Hiç terapiye gittin mi?
Evet.
Özel bir sebebi var mıydı?
Setteki bir olay sonrası
stüdyo bunu zorunlu tuttu.
Ne tür bir olay?
Ne zamandır terapistsin?
Neredeyse 15 yıldır.
- Bu senin için önemli mi? - Sadece bir soru.
Tamam, anladım.
Ozzie, senin fikrin olmadığını biliyorum
ama bunu bir fırsat olarak görmeni istiyorum.
Ne için bir fırsat?
Ne hissettiğini ifade etmek için,
yargılanma, alay edilme veya sonuçlarından korkmadan.
Burası güvenli bir yer.
"Güvenli alan."
Neden komik buldun?
- Çünkü sana inanmıyorum. - Neden?
Çünkü güvenli alan diye bir şey yok.
Beşikte uyuduğum zamandan beri güvenli bir yerde bulunmadım.
Genç yaşta ünlü olduğun için mi
yoksa sette yaşananlar yüzünden mi?
Dr. Owens, programımı hiç izlediniz mi?
My Cousins & Them'i?
Ara sıra, birkaç bölüm.
Yani sen de televizyon izlemeyen tiplerden misin?
Hayır, izlerim ama seninkini izlemiyorum.
Kişisel değil, tarzım değil.
Tamam.
Peki senin tarzın ne?
Genelde işe yarar mı?
Neden bahsettiğini bilmiyorum.
Evet, biliyorsun.
Sorularımı saptırmak için cazibeni kullanıyorsun.
İşe yarıyor mu?
Hayır.
İlk uyuşturucu deneyimini anlat.
Aşamalı oldu.
Bir anda olmadı.
Sekiz yaşında işte uyanık kalmak için kafeinle başladım.
Sonrasında uyarıcılara dönüştü.
Sonra tam tersi.
Uyumam için haplar aldım.
Her şey için bir hap olurdu.
Partilerde falan eğlenmek için.
Sürekli haplar alıyordum.
Sonra bir baktım,
eroin enjekte ediyorum.
Böylece rehabilitasyon döngüsü başladı.
Ama sen bir süredir kullanmıyordun, değil mi?
Evet.
İki yıldan biraz fazla.
Wendy ile tanıştığımda
beni bırakmaya zorladı.
Çıkmaya başladığımızda temiz kalmama yardım etti.
Tanrım, onu özledim.
Yani Wendy'nin ölümü tekrar başlamana sebep oldu.
Diğer şeylerin yanı sıra.
Polis arabasının arkasında otururken,
cinayetle suçlanırken geleceği düşünmeye başlıyorsun.
Geçmişi.
Açıkçası uzun zamandır
düşünmediğim bazı şeyler
tekrar ortaya çıktı.
Ne gibi?
Bir çocuğun bulunmaması gereken yerlerde
ve durumlarda
çok zaman geçirdim.
Bazı şeylerin yaşanması
şart mıydı diye sorguluyorsun.
Bilmiyorum.
Uyuşturucu bu düşüncelerini bastırıyor muydu?
Evet.
Sanırım çocukluğumda
uyuşturucu etkisindeyken yaşadığım kötü şeyleri bilinçaltıma itmişim.
İstismara uğradığını mı söylüyorsun?
"İstismar" kelimesi her şeyin kötü olduğunu düşündürüyor.
Karşılıklı rıza vardı.
Dürüst olmak gerekirse
bundan keyif aldım.
Bir yetişkin ve çocuk arasında yaşananlar cinsel nitelikteyse
güç dengesizliği
ve çocuğun rıza gösterememesi, bunu cinsel istismar yapar.
Dürüst olmak gerekirse bu bir suç.
Seninle konuşmak güzeldi Ozzie.
- Görüşmek üzere. - Evet, sen de.
Ozzie, Autumn'la bir konuşabilir miyim?
Evet, tabii.
Teşekkürler.
İkinize de.
Evet?
Haklıydın.
Bazı gelişimsel takıntıları var, ama...
Seansımızı paylaşmamı onayladığı için anlatıyorum,
çocukken cinsel istismara uğramış.
Ne?
- Ne zaman? - 13 yaşında.
30 yaş üstü bir kadınmış.
Tanrım.
Kim olduğunu söyledi mi?
Hayır ama...
Jax, bu genç adam hayal edebileceğinden daha karmaşık.
İstismara uğramış ama uyuşturucu bağımlılığı da var.
Sevgilisini öldürmekle suçlanıyor.
Gündem olacak zorlu bir dava başlıyor.
Yine de beni baştan çıkarmaya çalışıyordu.
Sence kişilik bozukluğu mu var?
Sanmıyorum.
Ama çok sorunlu.
Etrafında güvendiği kimsesi yok.
Senin dışında.
- Bu iyi. - Evet.
Sana güvenmeyi bırakana kadar. Sonra...
Sonra ne yapacağı belli olmaz.
Hadi! Gidelim!
Hadi!
- Baba, kes şunu. - Ne?
Uzaklaştırma aldığın için
üç gün yatacak mıydın?
İki gündür ödev yapıyorum. Bugün dinlenemez miyim?
Sorumlu kızlar dinlenebilir.
Okulda olması gerekirken tutuklanan sabıkalılar da
benim ofiste angarya iş yapar.
Gidelim!
- Doğru. - Kalktım, tamam.
Fanım nerede? İşte böyle.
Gidelim.
Bill.
Stephen, Vince.
Buraya geldiğinizi bilmiyordum.
Hayır, gelmiyoruz.
Seni görmeye geldik.
Bir dakikan var mı?
Jax ile ciddi ilerleme kaydediyorsun.
Ortaklar toplantımızda,
Ozzie'nin tutukluluk sürecindeki katkılarını vurguladı.
Bu harika ve şaşırtıcı.
- Neden öyle dedin? - Kartları açık oynamıyor.
Sadece bilmem gerekenleri söylüyor gibi.
Biz de bunu konuşmak istedik.
Jax kartlarını oynamak üzere.
Oynamadan önce elini görmemiz gerekiyor.
Pokerde buna hile deriz.
Şöyle bir durum var, büyük bir şeyler dönüyor.
Şu an detayları açıklayamıyoruz.
Ancak tüm ortaklar hakkında
derinlemesine bilgi sahibi olmamız akıllıca olur.
Her ne kadar o, bu zahmete ve maliyete değse de durum bu...
- Baş belası olabiliyor. - Kesinlikle.
Kesinlikle.
Yani önemli olan öyle olmamalı... Nasıl desem?
Gereksiz yere dağınık.
Bir geçmişi var.
Böyle düşünen sadece Vince ve ben değiliz.
Sence Corey Cash neden gitti?
Tamam.
Bana burada düşen ne?
Jax'ın bu önemli davalarda çalıştığı,
konuşabildiğimiz biri olurdu.
Düşünce yapısını ve açıkçası nasıl kazandığını
biraz bize anlat.
Çünkü içerken içini döken tiplerden değil.
Corey ve Rich de gittiğine göre
artık o kişi sen olabilirsin.
Jax'e yanaşıp bir sonraki davasında
yanında olursam
ortak olmak için gereken tecrübeyi kazanacağımı söylemiştiniz.
Ama gammaz olmamı istiyor gibisiniz.
Hayır, ortak olmanı istiyoruz.
Kendine sorman gereken soru şu,
sen ne istiyorsun?
Onca saat çalışıp emeğinin heba olması yazık olur.
Katılıyorum.
Yüzünüzü kara çıkarmam.
Çok iyi.
Ofiste görüşürüz dostum.
Takıldığın yeni kızlarla aranda ne var?
Yani, iyiler.
Beni çok seviyorlar. Her şey çok hızlı oldu.
Aptalcaydı, biliyorum.
Başkasının onayına ihtiyacın yok.
- Çünkü onlar... - Biliyorum, anladım.
Ama onlarla arkadaşlık yapmamın tek nedeni
artık Hattie'ye katlanamamam.
- Öyle mi? - Evet.
Yeni dans grubuna katıldığından beri kendini bir şey sanıyor.
Ama gerçekten öyle değil.
Diş tellerini çıkardı
ve şu tuhaf TikTok danslarını falan yapıp duruyor.
Kendini baştan yarattığını iddia ediyor.
Bir sakin olsana kızım.
Yeni arkadaşlarına uymak için
tüm bu şeyleri uyduruyor.
Tam bir yalancı.
Bana bu deli saçması yalanı
söyleyecek kadar yüzsüzleşti.
Annemle ayrıldığınızda onun annesini
hamile bıraktığını söyledi.
Ölen bebek aslında senin bebeğinmiş.
"Kardeş gibiyiz." dedi. "O da küçük kardeşindi."
Çok saçma değil mi?
Evet.
- Neden öyle dedi? - Bilmiyorum.
Yalandan hoşlanmam.
Özellikle de ailemle ilgiliyse.
Acaba şu kombuçadan alabilir miyim?
Evet.
- Selam Jax. - Selam.
İyi misin?
Komik.
Burada oturmuş kendime bu soruyu soruyordum.
- Ne oldu? - Son birkaç gündür,
alt kademe birinin meslektaşlarımın önünde yaptığı saygısızlığı
anlamlandırmaya çalışıyorum.
Kibar kız imajı başka ama ezik olmak bambaşka.
Ezik havası vermiyorsun.
Tam tersi.
Kathy sadece...
Kaltak.
Pardon. Şimdi işsiz bir kaltak.
Olmayı da hak etti.
Ama bilmiyorum. Belki de sadece terapidir.
Ama merak ediyorum, sorun bende mi
yoksa başkasını mı suçlamalıyım?
Mesela bencil annem ya da küs olduğum babam.
Baba travması hep iş görür.
Ozzie geçen gün aşırı doz aldı.
Siktir.
- O... - O iyi.
Yani iyi değil ama hayatta.
Ortaklar son gelişmeleri istiyor ama bu onları ilgilendirmez.
Müvekkillerimiz bize güvenebilmeli.
- Müvekkillerimiz mi? - Evet.
Ekibimdesin, yani bizim müvekkillerimiz. Onlarınki değil.
Bir diğer haber,
Ozzie'yi bir terapist değerlendirdi.
Sadece aşırı dozdan değil, ayrıca...
Muhatabımı bilmeliyim.
Yolumu ona göre çizerim.
Masum mu bilmem gerekmez
ama ihtimali var mı bilmem gerekir.
Evet, mantıklı.
Ancak henüz çözemediğim tek şey,
bağımlılığını ne yapacağım.
Örümcek hislerim bana
ayık olursa bu duruşmayı çıkaramaz diyor.
Çıkaramazsa da...
Belki ona da düzenli olarak ilaç testi yaptırmalıyız.
Bu, sürprizleri keser.
Bana uyar.
En azından iyi olduğunu gözlemleriz.
Sence neden seninle çalışmak istedim Jax?
Çünkü en iyisiyim.
- Soruna cevabım evet. - Bu soru değildi.
Touché.
Ama hayır, sebebi bu değil.
Hukuk fakültesindeki yaşlı adamdım.
30'larında, havalı partilere davet edilemeyecek kadar yaşlı,
gitmek isteyemeyecek kadar yorgundum.
Benden on yaş küçük bu çocuklardan
kültürel referanslar alamadım.
Herkes ya okulu bırakmamı ya da başarısız olmamı bekliyordu.
Ama ikisini de yapmadım.
Senin için de aynı şeyi düşündüklerini söyleyebilirim.
Ama hâlâ buradasın.
Takdire şayan bir şey.
Değil mi?
Ya da saçma sapan.
Yine de bunu söylediğin için minnettarım.
İyi geceler Jax.
Böyle çalışmaya devam et Bill.
Sonunda ortak olabilirsin.
Aramama döndüğün için teşekkürler.
Yani...
Seni dinlememi istedin.
Buradayım.
Bunu düşündüm, hatta pratik yaptım ve şimdi dilim tutuldu.
Ben...
Tamam, ben başlayayım.
Hastalığın senin suçun değil.
Anlıyorum.
En çok korunmaya ihtiyacım olduğu zamanda
beni korumadığın için belki bir gün seni affedebilirim.
Ama şimdi şunu bilmeni isterim, bunu berbat edersen
zarar görecek kişi ben olmam.
Sen olursun.
Beni tanımaya karar verdiysen
bu karara bağlı kalman gerekiyor.
Bunu yapamıyorsan
birkaç güzel söz söyle,
menüyü bırak ve yoluna devam et.
Sonsuza dek.
Anlaştık mı?
Evet, anlaştık.
İkimiz de zor bir gün geçirmişiz gibi.
Tahmin ettiğinden de fazla.
Hattie, Naima'ya Jaden'dan bahsetmiş.
Ne?
Nasıl?
Annesi telefonda konuşurken Hattie duymuş.
Hattie Naima'ya anlatmış, o da elbette inanmamış.
Çünkü bu habere yorumu "deli saçması" olmuş.
Naima, yeni hırsız arkadaşlarıyla bu yüzden takılmaya başlamış.
Sana söyleyince ne dedin?
Hiçbir şey.
Bunu çılgınca bulunca ben de...
Öyle devam ettim.
Ne diyeceğimi bilemedim.
Bugün babamı gördüm.
Sanırım benden bir şey saklıyor.
Hoşuma gitmedi.
Bu yüzden çocuklara Jaden'ı anlatmalıyız.
Bunu söylemenden korkuyordum.
Çocuklarımızla farklı olmalı, Lewis.
Babamla yaşadıklarım,
Ozzie'nin saçmalıkları...
Tüm bu sırlar,
büyük ya da küçük, sonunda sadece zarar veriyorlar.
Belki de öğrenmeyeceklerini düşünmek fazla iyimserdi.
Spense iki hafta sonra eve gelir.
En iyi zaman gibi duruyor.
Nasıl söyleyeceksin?
Ciddiyet sıfır.
Hayır ama gerçekten sorun olmayacak.
Sorun çıkarsa onu da çözeriz.
Birlikte.
Bill, ne oluyor?
Sadece konuşmak istiyorum.
Hayır, gitmeni istiyorum.
Kendra, en azından çocukları görmeme izin ver.
Bu çok saçma.
Sadece senin için, Bill.
İyi geceler.
Jax, ne haber?
Selam, Ozzie hakkında bir teorim var.
Sanırım Wendy kaybolduğu gece evdeydi
ama yalnız olduğunu sanmıyorum.
Ozzie iki yıldan uzun süredir temizdi.
İlk kez o gece uyuşturucu kullandıysa...
Uyuşturucuyu biri getirdi.
Davayla bağlantısı çıkarsa zarar görecek biri.
Kız kardeşi olabilir ama biraz daha araştırmalıyım.
Hayır, bence itiraf ederdi.
Kardeşini çok seviyor, kurtaracak mazereti olsa
onu yalnız bırakmazdı.
Bence bu işlere bulaşmak istemeyen biri.
Ozzie'nin geleceğini korumaktan çok
sırrını önemseyen biri.
Peki ama sence bu kim?
Nerelerdeydin?
Meşgulüm.
Ne, stoğun mu bitti?
Artık o şeyleri bıraktım.
Gelecek sefere kadar mı yani?
Dinle, ortaya çıkman gerekiyor. Herkese benimle olduğunu söylemelisin.
Yani gerçeği söylemem gerek.
Bunu yapmayacağım dostum.
Yaptığım onca şeyden sonra
böyle mi yapıyorsun?
Bu, My Cousins & Them değil.
Sen de artık başrol değilsin dostum.
Yani sokayım mazeretine.
Pow pow.
Yakaladım.
Alt yazı çevirmeni: Yagmur Uygun
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.