All language subtitles for Redux.Redux.2025.720p.1080p.WEBRip.x264.AAC-[YTS

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian Download
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian Download
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian Download
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French Download
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian Download
ia Interlingua
ga Irish
it Italian Download
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish Download
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish Download
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

Türkçe'ye çeviren; ufukbaba İyi seyirler dilerim.

DİRİLE DİRİLE

Özel ürünler tabelada yazıyor, bebeğim.

Sana bir menü vereyim.

Tatlım?

Üzgünüm.

Sana küçük bir tavsiye vereyim.

İlk sayfadan bir şey seç.

Arkadaki o süslü şeyler mi?

Asla resimlerdeki gibi değiller.

Ben... mutfaktan hiçbir şey istemiyorum.

Gitmem lazım.

O halde sana yolluk bir şey getireyim.

İhtiyacın olacak gibi sanki.

Teşekkürler Deb.

♪ Beni geliştir ♪

♪ Beni yeniden inşa et ♪

♪ Parçala beni ♪

♪ Beni yine yık ♪

♪ Beni geliştir ♪

♪ Beni yeniden inşa et ♪

♪ Parçala beni ♪

♪ Beni yine yık ♪

♪ Ah ♪

Kızın cesedi nerede?

Sen kimsin sen?

- 12 numara. - Yaşamak istiyor musun?

Onun hakkında ne biliyorsan söyle.

Adı ne?

Nasıl görünüyordu?

O nerede?

Adı Anna'ydı.

Bütün hayatı 14 yıl sürdü.

Ne için? Seninle yolu kesişsin diye mi?

Bir çukura atılmak için mi?

B..b.bekle.

- Nerede o? - Hatırlıyor musun?

Lütfen.

Bok.

Menüye bakmak için biraz zaman mı lazım tatlım?

Mutfakta kim çalışıyor?

- Bilmiyorum. - Gustavo ve Marvin.

Birini mi arıyorsunuz?

Deb! Bunu alabilir misin?

Neville çalışmıyor mu?

Burgerimde iğrenç bir kıl vardı.

Geri ödeme istiyorum...

O... o her şeyi yemiş.

Sana onu oraya bilerek koyduğunu söylüyorum.

bu yüzden hastalanabilirim...

Krema ve şeker?

Dur orada.

Kıpırdama. Kıpırdama!

Dur! Dur!

Yardımcı olabilir miyim acaba?

Her şey yolunda, teşekkürler!

Hanımefendi, kira sözleşmenizi görmem gerekecek.

Majesteleri? Hanımefendi, arabayı durdurun!

Hanımefendi, arabadan çıkın, tamam mı?

Durmak! Durmak!

- Kıpırda! - Ah, siktir!

"Polis Telsizi uyarısı".

Şüphelinin peşindeyim.

Siktir..

Si...

Kahretsin.

Bok.

Bekle! bekle!

Bekle!

Çık oradan!

Kapıyı aç!

Aç dedim!

Çık lan suradan!

- Kır şu kapıyı! - Kır şunu!

Pekala, bitişik odanız var mı?

Hayır.

Veya.. veya karyolalı yan yana iki oda ?

Sizi 12 ve 13 numaralı odalara yerleştirebilirim.

- Merhaba, özür dilerim. - Merhaba, o odada kalabilir miyim?

Üzgünüm, ne?

Üzgünüm, ben... bunun tuhaf olduğunu biliyorum, sadece kapı

zaten açıktı, yani..

eşyalarım zaten içeride.

Selam.

- Merhaba. - Merhaba.

Çakmağınız yok herhalde?

Ben...eğer bana iki hafta önce sorsaydınız,

Vardı ama bıraktım.

Çok üzgünüm.

- Lanet olsun. - Bıraktığına emin misin?

Sadece kısa bir mola gibi olmasın?

Kesinlikle eminim.

Ben... bende nikotin sakızı var.

Ah...

Ama,

Biraz terli.

Nasıl direnebilirim?

Burada yeni misin?

Aşağı inerseniz o kadar da korkutucu değil.

Evet, ben de benzer bir yere gidiyordum.

Açıkçası, birkaç gece biralamanın, iyi

geleceğini düşünüyorum.

- Evet. - Bunu duymuştum.

Ne düşünüyorsun?

- Bira içmek mi? - Biralamak mı?

İkimiz mi?

Evet.

Tabi bundan vazgeçmediysen.

Dinle, oraya inemem.

Sana bir bira ısmarlayayım. Veya bir 7nd7 kokteyl.

Şeyy.. O benim favorimdir.

İlk toplantım sanırım karımın

vefatından bir ay sonra oldu.

ve çok duygusaldım.. ben.. ah, bu çok kötüydü.

Ben de geç geldim ve herkesten özür diledim,

içeri girip, oturdum ve bir adam araçtan,

düşmeyle ilgili bir hikaye anlatıyordu,

aracıyla otobanda bir kaza yapmış.

Ve bir kadın da meth yapmaktan bahsetmeye başladı,

böylece yanlış toplantıda olduğumu fark ettim.

Evet.

Herkesin kendi hikâyesini anlatışını izliyordum, ve o noktada

toplantıya geldiğimde,

bunu paylaşmak zorunda

olmadığımı fark etmemiştim, bu yüzden Aynı derecede

korkunç bir hikaye anlatmazsam narkotik olmakla suçlanmaktan çok korktum.

Kafam karışmıştı, ve hiç sert uyuşturucu görmemiştim

ama belki de meth yüzünden dibe vurduğuma dair,

bir hikaye uydururum diye düşünüyordum.

Bir adamı banyoda eritmek gibi.

Breaking Bad'i düşündüm.

Her bölümünü düşünüyordum...

Hatırlamaya çalışıyordum.

Ama zamanı geldiğinde özür diledim

ne de olsa bu benim ilk seansımdı.

İlk seansımı kızım hakkında konuşacak

cesareti toplamayla geçirdim...

ve 20 yaşındaki bir kız, köşede duygusal bir enkaz halinde,

yüksek sesle,

üzücü bir şekilde ağlamaya başladı.

Bu yüzden ben de onun söz alması için durdum,

yetim bırakıldını düşünmüştüm..

Elbette.

Ama ortaya çıktı ki kız arkadaşı onu terk etmiş.

Hadi dostum, bilirsin, dağılmamak lazım.

Kızını mı kaybettin?

Uzun zaman önceydi.

Affedersiniz... hesabı alabilir miyiz?

Buradan çıkmak ister misin?

Evet, elbette.

Evin yakın mı?

Ah, evet, evet, elbette.

Irene?

Beni hatırladın mı bilmiyorum. Ben Bayan Baker'ım.

Dokuzuncu sınıfta cebir dersimdeydin.

Ah, ben..sanırım beni başka biriyle karıştırdınız.

Irene Kelly?

Anne, bu o değil.

Ne?

- Bu o değil. - O gitti anne.

Kızı öldükten sonra onu buldular.

Aman Tanrım, bu doğru.

Ben özür dilerim. Kendisi eski bir öğrencimdi.

Aynı ona benziyorsun.

Biliyor musun, gitmem lazım.

Ah.

Hey.

Üzgünüm, bu çok aptalca.

- Hayır, üzgünüm. - Bu çok çılgıncaydı.

- İyi misin? - Evet, bilmiyorum.

O kadın beni başka biriyle karıştırdı

ve sanırım bu beni biraz korkuttu.

Ben... gerçekten burada olmamam gerektiğini hissediyorum.

Bunun nedeni senin adını bilmesi mi?

ve sonra da kızın öldükten,

sonra seni bulduklarından bahsetti...

Bu.. ben.. bu biraz doğru olabilir mi?

Ben sadece anlamaya çalışıyorum.

Sigarayı bıraktığına sevindim.

Sonunda bunu başardığını düşün.

İşleri berbat etmeme gerek yok.

İyi görünüyorsun Jonathan.

Sana bir şey söyleyebilir miyim?

Evet elbette.

Daha önce tanışmıştık.

Ne zaman?

Geçen hafta.

Ve ondan önceki hafta.

Ve ondan önceki hafta.

Ve sonra şu bara gider,

ardından arabanda sevişiriz.

Tamam.

Bugüne kadar yaşadığım en tek eşli ilişki bu.

Bunları PCP (ilaç) ile mi bağlıyorsun yoksa...

Sen neden bahsediyorsun?

Gerçekten uzun zamandır sana söylemek istiyordum.

Farklı paralel evrenlerde

yüzlerce kez tanıştık ve seviştik.

Ben onların arasında seyahat ediyorum.

ben...

İki ay boyunca seninle aynı evrende kaldım.

Bu nedir?

Bunu ne zaman yaptın?

Korkma.

Ben evrenler arasında dolaşıp kızımı,

arıyorum.

Onun kaçırılıp öldürülmediği bir dünya arıyorum.

Ancak her evren bir öncekinin aynısı oluyor.

Hepsi aynı.

Değişiklikler o kadar küçük ki, onları zar zor fark edebiliyorsun.

Hepsinde ölmüş oluyor.

Ben de ona bunu yapan piçi öldürmeye devam ediyorum.

tekrar tekrar ve tekrar.

Duramıyorum. Vazgeçemiyorum.

Benden her şeyimi aldı.

Artık ne olduğumu bile bilmiyorum.

Pekala, Ne vereyim sana?

Neville bu gece çalışıyor mu?

Hasta olduğunu söyledi.

Senin arkadaşın mı?

Hayır.

Ah, kahretsin!

Sen de kimsin be?

- Sorun değil, sorun değil. - Sana zarar vermeyeceğim.

Benden uzak dur!

Dinle, sana yardım edebilirim.

Geri çekil!

Aman Tanrım!

Siktir.

Ben senden yanayım. Hadi buradan çıkalım.

Hadi.

Dinle, üzerimize saldırırsa onu karnına sapla ve kaç.

Kahretsin.

Tamam.

O burada mı?

Kaçmış.

İyi olacaksın.

Onun için endişelenmene gerek yok.

- Ben halledeceğim - Ama kaçtı.

Onu bulacağım.

Birkaç blok ötede bir polis karakolu var...

Hayır, mümkün değil.

- Nerede yaşıyorsun? Seni eve götüreyim.

Bak, seni bir yere götürmem lazım.

Çok açım.

Seni istediğin yere götüreyim.

Senin için endişelenenler var, biliyor musun?

Bundan şüpheliyim.

Nerede yaşıyorsun

Fletcher'da bir grup evi.

Davranış sorunları olan bir grup çocuk.

O herif beni gizlice dışarı çıktığım gün,

kaçırdı, şu işe bak.

Öyleyse kaçaksın.

Beni evimden beş blok kadar öteden aldı.

Köpeğini aradığını söyledi.

Ben de ona inandım. Ne aptalım.

Hayır değilsin.

Demek istediğim, tecavüzcü

minibüsü gibi falan değildi.

Güpegündüz oldu.

Tanrı aşkına herif kravat takıyordu.

Öyle mi?

Biliyorum.

Ne lanet bir psikopat.

Yani kim çocukları kaçırmadan önce bir,

kuru temizlemeciye uğrar ki?

Peki orada olduğumu nereden biliyordun?

Bilmiyordum.

Peki orada ne yapıyordun?

Önemli değil.

Onu öldürecektin.

Fikir buydu evet.

Polisin onu yakalayacağını mı sanıyorsun?

Ben yapacağım.

Nasıl?

Echo Canyon'da bir yer var.

Orada istenmiyor, ama bazen dikkat çekmek,

istemediğinde oraya gidiyor.

Ne zamandır bu adamı öldürmeye çalışıyorsun?

Uzun zaman.

Yardıma ihtiyacın var mı?

Seni eve götürmeliyiz.

Siktir et orayı.

Cidden, birkaç kez kaçmaya çalıştığım için

beni en manyakların, arasına tıkıyorlar.

Echo Kanyonu ne kadar uzakta?

Gelmek istemezsin.

İnan bana, bu herifin başına neler geleceğini görmek isterim.

Başka türlü asla uyumayacağım.

Bunu anlaman lazım..

Yani hâlâ orada olduğunui bilerek.

Sadece öldüğünü bilmem yeter.

Mecbur kalırsam lanet arabada bekleyeceğim.

Sadece bilmem gerekiyor.

Bak, üzgünüm.

Gerçekten öyleyim ama bu olmayacak.

Eve gidiyorsun.

Polise olanları anlatacaksın ve herkes

onun gerçekte kim olduğunu öğrenecek.

Yemek için teşekkürler.

Eve dönmeliyim.

Biraz borç alabilir miyim?

- Evet. - Çantamda biraz para var.

Bozukları almamın sakıncası var mı?

Karakoldaki otomatlar beşlik almıyor.

Orada çok buundun mu?

Biliyorsun, granola bardan fazlasını istiyorsan,

o pislikler senden bunun için para ister.

Neye ihtiyacın varsa al.

Teşekkürler.

Tekrar teşekkürler.

İçeri gelmiyor musun?

Polis karakolu sadece bir blok ötede.

Evet, seni yakına götüreceğim.

Hayır, yürümeliyim.

Yani Mad Max'le birlikte gelmesem muhtemelen daha iyi olur.

Dikkatli ol.

Evet.

Teşekkürler, ciddiyim.

Kahretsin.

Kahretsin.

Orospu karı..

Winchester otuz sekizliyle 50 halka daha.

Merhaba.

Tatlı çocuk.

Teşekkürler.

Acaba bana bir şey alabilir misin?

- Hayır, üzgünüm. - Hiç param yok.

Hayır, benim param var.

Hayır bak, sana bira alamam.

Hayır, hayır. bira istemiyorum.

Başka bir şeye ihtiyacım var.

Ne?

Kurşun?

Ne?

- Üzgünüm, boş ver, şakaydı.

Etrafta dolaşıyorum.

Bu...

Hey, özür dilerim, bir konuda bana yardım edebilir misin?

Benim için biraz fazla yüksek.

Evet, elbette.

İstediğin bu mu?

Evet.

Tuvalet mi istiyorsun?

Evet.

Peki.

- Hey! - Hey!

Güvenlik! Hırsız var!

Hey! Dur, dur...

Sakin ol, sakin ol.

Arabaya mı lazım?

Devam et, sapık.

Vay, hayır.

Ben... sadece yardım etmeye çalışıyorum.

Bir kadının durmasını bekliyorum. Teşekkürler.

Kaç yaşındasın?

Dostum, devam et.

Otoyol kenarında otostop

çekmemelisin, tamam mı? Bu tehlikeli.

Teşekkürler baba.

Ben... sadece seni haberlerde görmek istemiyorum, tamam mı?

Bak, eğer otostop çekeceksen birkaç mil ileride dinlenme

tesisi var.

Senin arabana binmiyorum.

Kahretsin.

Nereye gidiyorsun?

Echo Kanyonu.

Atla o zaman.

Kaçak mısın?

18 yaşındayım.

Öyle mi?

Evet.

Hala bebek bezi kullanıyormuş gibi görünüyorsun.

Sen de bir o kadar yaşlı görünüyorsun.

Lanet olsun kızım.

Az önce kıçını yolun kenarından kaldırdım.

Üzgünüm.

Beni aldığın için sağol.

Bir yolcudan fazlasını arayan yarım düzine

kadar sapığı savuşturmak zorunda kaldım.

Sanırım biraz gerginim.

- Sorun değil. - Anladım.

Bu yaşta otostop çekiyorsan, içinde biraz sinir olmalı.

Bir yolcudan fazlasını aramıyorsun değil mi?

- Bana güvenebilirsin. - Daha önce senin yerindeydim.

Kanyon yaklaşık iki saat kuzeyde.

Çişin gelirse ..

Bana haber verebilirsin.

Takma kafaya.

Evde eğitim aldım.

Vay, vay. Vay, vay.

Ne?

Beni nereye götürüyorsun?

Biraz gerginsin, değil mi?

Ortalıkta dolaşmıyorum.

- Sorun değil tatlım. - Burası bir kontrol durağı.

Öğle yemeği alıyoruz.

İyisin yani.

Peki seni Echo Canyon'a getiren şey nedir?

Bitmemiş iş.

Bu çok gizemli.

Orada biraz tatil falan mı yapacaksın?

Hayır.

Kartpostalda filan mı gördün?

Hayır.

İnternetten bir arkadaşın mı var?

Kesinlikle hayır.

Beni etkileyen de bu oldu, genç aşk.

- Bir kızla tanışmıştım, senden büyüktü.

Açıkçası o zamanlar işler farklıydı.

Ebeveynlerin karşı mıydı?

Ah, hayır, hayır.

Onlara bundan asla bahsetmeyecektim.

Onlara bana dini konuşmalar yapma için

şans vermeyecektim.

Ben de hemen yola çıktım.

Bütün bir hafta sonunu Long Beach'te bu kızla geçirdim.

Ailem benim bir yerlerde

yatıya kaldığımı sanıyordu.

O zamanlar cep telefonları yoktu,

etrafı aramak zorunda kaldılar

ve bu onların bir buçuk gününü aldı,

sonra polisi aradılar.

Ve nihayet bunu yaptıklarında, bir saat sonra evdeydim.

İki gün boyunca kaçtım.

gördüklerim pek hoşuma gitmedi.

Pek de düzgün bir seyahat gibi görünmüyor.

Yani, iki gün içinde her şeyin çok korkutucu olması.

Bu iyi bir nokta, evet.

Bilge sözler.

Sorun şu ki bütün yaz boyunca

yola çıkmanın

hayalini kurdum ve sonunda bunu

öğrendiğimde, görüştüğüm kızın,

başkalarıla takıldığını gördüm..

Yani birtek ben değildim.

Ve gerçek ortaya çıktı,

sonra da, geri dönüp aileme söylemek,

zorunda kaldım.

Kızdılar mı?

Kızgındım.

Ben kızgındım.

Kafam karışmıştı.

Ve ben..dayağa hazırdım,

ama ne oldu biliyor musun?

Hiç kızmadılar.

- Bilmiyorum. Benim için gerçekten üzüldüler.

Anlıyorum.

Büyümenin zor olduğunu ama zamanla kolaylaştığını söylediler.

Anladım.

Evet.

Hmm..

Bilgece nasihatler için teşekkürler.

Dinle, tek söylediğim hayatın zorlaştığı, ve bunu yalnız,

karşılamak zorunda değilsin.

Evet, evet.

Dinleyin bayan, sorunlarımdan kaçmıyorum.

Ben doğrudan onlara doğru gidiyorum.

Neyse, benim söylediğim bu değil.

Her şey yolunda mı?

- Evet. - Tuvalete gitmem lazım.

Sorun ne?

Hiç. Ejderhanın suyunu boşaltmam lazım.

- Ejderhayı boşaltmak mı? O da Ne?

Sende bana ait olan bir şey var.

Bırak beni.

Nerede?

Kanyon'a tobüs bileti almak için rehin koydum.

Onu kalabalık bir restorana getirmedin.

Bana uyarı atışı yaptırmayın.

Boş.

Bundan emin misin?

Tanrım, senin sorunun ne?

Ellerini ondan çek.

Hayır, anlamıyorsun. Evet?

Belki polise açıklamak istersin.

O benim teyzem.

Evet.

Beni takip etmiş, kanyona gideceğimi

anlamış, o yüzden olay başladı.

Her şeyin yolunda olduğundan emin misin?

Evet.

Muhtemelen yola çıkmalıyız, değil mi?

Polisi arayabilirim.

Bu gerekli değil.

Onunla fiziksel temasta bulunman hoşuma gitmiyor.

Otoyolda otostop çeken,

reşit olmayanları alan o değil.

Vay.

Arıza şeridini kastediyorsun tatlım.

Yolda ölmediğin için şanslısın.

Otostop mu çekiyordun?

Neredeyse kendini öldürtüyordu.

Ne bekliyorsun?

Otobüs bileti param olduğu söylenemez.

Darla bana krep ısmarladı.

bu yüzden ona ödeme yapmak isteyebilirsin.

Arabada olacağım.

Hayır.

- Haydi ama. Gerçekten bunu yineyapacak mıyız.

Silahı bana vermeli ve evine gitmelisin.

Evden 180 km uzaktayım.

Bu benim sorunum değil.

Pekala.

Tamam, oraya geri dönecek ve dişsiz Joe'dan

beni kendi arabasıyla bırakmasını isteyeceğim.

Bir yerlerde çukura düşmeyeceğimden eminim.

Sen silahı istiyorsun, ve ben de onunla geliyorum.

Oraya geri dönüp Darla'nın polisi aramasını

istiyorsan, bu benim için sorun değil.

Açıklamakda iyi şanslar dilerim.

Önümüzdeki 24 saat

söylediğim her şeyi yapacaksın, anladın mı?

Sessiz olacaksın.

Sana söylediğimde otelde bekleyeceksin,

ve yarın seni polis karakoluna bırakacağım.

Sonra da eve gideceksin.

Anlaşıldı mı?

Tamam.

Evet, harika, tamam. Mımhmm.

Gördün mü tek isteğim buydu.

Yakında, başından giderim.

Peki bu işi ne zaman yapıyoruz?

Şafaktan önce, onu yakalayacağız.

Şimdi gitmiyor muyuz?

Geceleri paranoyak oluyor, sabahları

ise gardını indiriyor.

Sana işini nasıl yapacağını falan söylemiyorum,

ama sanki geçen sefer o sana saldırmış gibiydi.

Biliyor musun?

Patron sensin, sabah harika bence.

Yolun yukarısında bir motel var, sen orada kalacaksın.

Tamam.

Ve ben çıktıktan sonra gizlice gelmek

ya da kamyonuma saklanmak ya da başka bir saçmalık yok,

tamam mı?

- Evet. - Mımhmm.

Adamın mülkünün her yerinde dikenli tel var.

Nereye gittiğini,

bilmiyorsan, kendini taktırırsın.

Nereye gidiyoruz?

Yemek yemeye.

Burada?

Lokanta kapalı.

Markette sosisli sandviç ve şu taquito lar var.

İyiymiş.

O ne?

Hiçbir şey değil.

- Hiçbir şeye benzemiyordu. - Bir bombaya benziyordu.

Bomba değil.

Bak, göle nükleer bomba atacaksan,

bunu bana açıklaman gerektiğini düşünüyorum.

- Bu bomba değil. - Sadece ondan uzak dur.

Yiyecek bir şeyler al, trenimiz beş dakika sonra kalkacak.

Merhaba.

Mutfak kapalı.

Şef hastalandı, muhtemelen bir kurşun sıyırmıştır.

bir ihtiyacınız olursa haber verin.

3,40 alabilir miyim?

Evet.

Normal mi? Süper mi?

Normal alayım, teşekkürler.

Hiç kimse süper almaz..

- Hey. - Ne yaptığını sanıyorsun?

Hiçbir şey, üzgünüm.

Oh, hayır, o kadar hızlı değil.

Ah.

Kendin açıklamak ister misin?

Neler oluyor?

Evet, o sizin.

- Ne yapıyorsun? - Ben...

Başka bir şey aldın mı?

Hayır, üzgünüm.

Kendisi kleptodur,

Hayır, hayır, hayır.

O kadar kolay değil.

Hadi gidelim.

Hadi.

Hey, buna gerek yok.

Öyle olmasından mı korkuyorsunuz?

Hey, evet, ben Rest Stop 38'deki Gus.

O çocuklardan bir tanesi daha bir şişe şarap çalmaya çalıştı.

12 yaşında gibi görünüyor.

15 yaşındayım, pislik.

Mia.

Ve şu anda küfür ediyor.

Biliyorum. Tamam, teşekkür ederim.

Yoldalar.

Dostum, üzgün olduğumu söyledim.

Bunun bedelini ödeyecek, tamam mı?

Sana içki almasına izin vermeyeceğim.

Bunun ne olduğunu düşünüyorsun?

Senin sorunun ne?

Kolay.

Vay!

Orada Dur,

Ah kahretsin!

Hayır!

Bana fişekleri ver.

Mermilei!

Üçe kadar say. Şu kapıdan dışarı çık.

Kamyona doğru koş. Arkaya saklan.

Anladım?

Mia.

Tamam.

1, 2, 3.

Kahretsin.

- Vay, vay, vay, vay! - Gecikmek!

Eller havaya!

- Eller havaya! - Kahretsin.

Hayır, hayır, hayır, hayır!

Ateş etmeyin! Ateş etmeyin!

Orada başka kim var?

Manyak sikik bir karı var.

Efendim, olduğunuz yerde kalın!

Siktir!

Dur!

Destek, desteğe ihtiyacımız var.

İçeri girin.

Mia, makineye bin. Hadi gidelim.

Bu acıtacak.

- Ne oluyor? - Ne oluyor?

Ne oluyor? Ne oluyor lan?

- Geçti. - Sorun yok.

Tamam.

Hayır, yapma!

Kapat şunu! Sen deli misin?

Ne?

Tamam.

Az önce ne oldu?

Açıklayabilirim.

Ama önce bu şeyi buradan çıkarmalıyız, tamam mı?

Oh selam.

Nasılsınız?

Üzerinde biraz kan mı var tatlım?

Yara bandı ister misin?

Tabii ki ikram..

Evet, teşekkürler.

Dışarıdaki kamyonetin fiyatı ne kadar,

satılık yazanın?

1.200 istiyorlar.

Test sürüşü yapmak ister misiniz?

Çalışıyor mu?

Emin olabilirsiniz, evet.

Alacağım.

Bir şişe şarap ne kadar?

Hey, bu kamyonu alırsanız,

istediğiniz şişeyi alabilirsiniz.

- Bu şey de ne? - Zaman makinesi mi?

- Hayır. - Bu bir zaman makinesi değil.

Bütün bunların hayal olduğunu mu söylemeye çalışıyorsun?

Orada öylece Grand Theft Auto'da olmadığını?

Rüya görmedin.

Bunu anlamak zor olacak.

Çoklu evrende yaşıyoruz.

Ne?

Bu bir..

Çoklu evrenin ne olduğunu biliyorum.

Biliyor musun?

- Okula gittiğimi biliyorsun, değil mi?

Lise fiziğinde bunu mu öğretiyorlar?

Yaratıcı yazarlık.

Doğru.

Eğer düşündüğün buysa, açılan kapılara benzemiyor.

Açılan kapılar da ne?

Bu biraz daha karmaşık.

Yani bir adam ölümden bir, sonraki anda yaşama

nasıl geçer?

Onu hayata döndüremedik.

Bu evrende hiç vurulmadı.

Peki neredenim,

zavallı adam ya hastane yatağında ya da morgda.

Ne yazık ki evet.

Yani eğer o evrende ölüyse ve bu evrende yaşıyorsa,

o zaman Neville da yaşıyor.

Uzun sürmeyecek..

Kahretsin! Irene! Irene!

Irene, araba yanıyor!

Hassiktir...

Ne oldu?

Bu da ne böyle? Akım kapasitörü mü?

Bu bir pil.

Ne demek bu?

Biraz sıçtık demek.

Bana mı?

Evet..

Teşekkürler.

İstersen TV izleyebilirsin.

Bir film aç. Ya da her neyse.

Ne zamandır bunu yapıyorsun?

- Bilmiyorum. - Uzun zaman oldu.

Yıllar mı?

- Bazı işleri halletmem lazım. - Devam et.

Televizyon falan izle.

Onu kaç kez öldürdün?

Çok fazla.

Düzinelerce mi?

Soğuk.

Yüzlerce?

Hala soğuk.

Lanet olsun.

Sayabildiğimden, çok daha fazla.

Hey.

Ağırdan al..

Yaşadığım günden sonra mı?

Başka bir şey daha var.

Evine, yani evrenine geri gidemezsin.

En azından bir süreliğine değil.

Neden?

Benzin istasyonunda yaşananlardan sonra,

yüzlerimiz, özellikle de benimki,

haberlerde, gazetelerde, her yerde olacak.

Makine beni evrenin dışına çıkarabilir

ama kilitli olduğum sürece değil.

Ne kadar süreliğine?

Bilmiyorum. Birkaç hafta.

Akıllıca oynamalıyız. Ama yakında seni eve kavuştururuz.

Söz veriyorum.

Tamam, belki bu kötü bir fikirdi.

Onu kaç kez öldürmemiz gerekecek?

Ne?

Yani eğer birkaç haftalığına geri,

dönemezsek evine gizlice girip...

her gün mü yoksa hafta sonları izinli miyiz?

Ben onu öldürürüm.

Elbette, ne sıklıkla?

Perşembeleri.

Neden perşembe?

Perşembe günü maaşını alıyor.

Ah.

Tanrım.

Evet, bundan gurur duymuyorum,

ama birinin faturaları ödemesi gerekiyor.

Ve Neville kendi suikast ekibini finanse etmiş olur.

- Hayır, ekip değil..Kişiyi..

Beni..

Bayan, beni boyutun içinden sürüklediniz.

Artık geri dönüş yok.

Tamam.

Ne...

Hey, onunla işim daha bitmedi.

Evet bitti.

Bak, intikam isteğini anlıyorum.

Ve sana, bunu yapmayacaksın diyorum.

Birini öldürmeye giderken yanımda bir çocuk götüremem.

Bu olmayacak.

Çocuk değilim.

4 yaşımdan beri sistemin içindeyim.

Altı koruyucu aile.

Sayamayacağım kadar çok kez yere yıkıldım, dövüldüm,

itilip kakıldım.

Şikayet ettiğimdeyse öncekinden,

daha kötü bir yere gönderildim.

Çürük hakkında ilk yalanımı söylediğimde üçüncü sınıftaydım.

Bir şey söylersem beni göndereceklerini ve en yakın

arkadaşımı bir daha koruyucu ailede göremeyeceğimi biliyordum.

Sonunda bizi yine de ayırdılar,

ve onu yıllardır görmedim.

Bu adam, kötü mü sence?

O, uğraşmak zorunda kaldığım, tüm pislikler

ve yavşakların sadece sonuncusu.

Hayatım boyunca sarsılıp durdum.

Bir kez olsun karşılık vermek istiyorum.

Bir kaçış planımız olana kadar kimse onu öldüremez.

Ve yeni bir yakıt çekirdeği alana kadar hiçbir yere gitmiyoruz.

Peki bunları, nereden bulacağız?

Umarım kaçakçılar buradan geçiyordur.

Hey, The Chronicle'ı aldın mı?

Sabah 6:00'ya kadar gelmez.

Peki ya bugünkü?

Çöp kutusuna bak.

Jack Klaxon kimdir?

10 harf.

O biri değil. Bir telefon numarası.

Sana söylediklerimi yaz.

3, 4, 4.

7, 0, 0.

1, 1, 8.

1, 9, 6.

Bu işte "Bourne Identity" (film) havası var.

Bunlar ne? Koordinatlar mı?

Evet.

Evet be..

Kahretsin.

Onları kaybettik.

Ne arıyduk ki zaten?

- Her zaman farklıdır. - Genellikle göz önünde saklanırlar.

Bit pazarları. Yol istasyonları.

Terk edilmiş evler.

Ne bulacağını asla bilemezsin.

Peki bu adamlar ne kaçakçılığı yapıyor?

Uyuşturucu falan mı?

Uyuşturucu bulmak daha kolay.

Sonra ne olacak?

İnsanlar.

Kendi evreninden çıkmak isteyen çoğu insan,

benimki gibi bir makineyi ele geçiremez.

Böyle adamların yanına gelirler.

Yani yeraltı demiryolu gibi bir şey mi?

Eğer şanslıysan.

Peki ya şanssızsan?

Yardımcı olabilir miyim?

- Evet. - İlanınızı gazetede gördüm.

- Komik bir aksanın var. - Aynı yerden mi geldik?

Ben 0-0'danım.

İkiniz mi?

Sadece ben.

Otostop mu arıyorsunuz?

- Sadece bir parça arıyorum. - Yakıt çekirdeğimi yaktım.

Merhaba?

Dur.

Ofisime girin.

Ahh..Hayır.

Ortağım sizin için ne yapabileceğimize bakacak.

Harika.

Kız burada benimle takılabilir.

Hayır, benimle kalıyor.

O bizim geldiğimiz yerden değil.

Haklı mıyım?

O benimle kalıyor.

Endişelenme.

İçeri girin.

Ortağım yolda.

Bir bok göremiyorum.

Gözlerin alışması birkaç dakika sürer.

Koltuklar orada.

Birkaç dakika bekleyin.

Siz bayanlara bir Pepsi ya da ona benzer bir şey getirebilir miyim?

Böyle iyi.

Tamam.

Birkaç dakika sonra görüşürüz.

- Vay. - Bu çok kabataslak.

- Sorun değil. Sadece bana yakın dur.

O burada.

Dinle, eğer ters giden bir şey olursa arkama geç.

- Hey. - Beklettiğim için özür dilerim.

Ben Billie'yim.

Peki sen öyle misin?

Irene.

- Sen buralı değilsin. - Hayır.

- Harika. - Ben de değilim.

Travis seni biraz oyaladıysa kusura bakma.

O, bilirsin, iğrenç biri.

Ancak bu iş kolunda iyi bir yardımcı bulmak zor.

Siz hanımlar bir araç arıyorsunuz.

Eğer işe yararsa, Çarşamba yola çıkacak bir sevkiyat var.

- Biz iyiyiz. Sadece benimkini tamir etmem gerekiyor.

Yakıt çekirdeği dışarı çıktı.

- Oh, sana ait bir tane var Bunu sevdim..

Kasabanın hemen dışında iki bağımsız kız.

Hangi modelle çalışıyorsun?

- 375. - Hah.

Onlar oldukça sağlamdır, değil mi?

- Evet. - Benimki biraz yaşlı.

Evet, evet.

0-0'dan oldukça uzaktasın.

Maalesef parça işinde değiliz.

Biliyor musun, biz daha çok tur rehberlerine benzeriz..

Birinci sınıf değil ama Epsilon 2 Hundo'muz var.

Hiç Epsilon serisinde bulundun mu?

Ah...

Benzeri daha büyük yükler için üretilmişlerdir.

Bilirsin, arabalar, ekipmanlar, her neyse.

Biraz inişli çıkışlı bir yolculuk ama 375'e benzemiyor

tam olarak bir Lexus'tur.

Değil mi?

Peki buna ne dersiniz?

Siz 375'inizi bize bırakın, biz

de size istediğiniz kadar araç sunalım.

Kulağa hoş geliyor mu?

Sadece parçaya ihtiyacım var.

Emin misin? Yani bu ucuz olmaz.

Biliyor musun, o yakıt çekirdeklerinin

bin yolculuk kadar dayandığını gördüm.

Buraya gelirken çok mu evren atlıyorsun?

Hepsini gördüm say.

Lanet olsun.

Yeni bir çekirdeğe paranızın yetebileceğinden emin misiniz?

Var mı?

- Evet. Kesinlikle.

Nakit veya çekle ödeme yapmak istiyorsan,

biraz pahalı ama...

eğer aradığın ticaretse?

Gidiyoruz.

Dur bakalım dur..

Bak, üzgünüm, bak, ben yanlış bir izlenim verdim.

Tamam? Ve sakin ol, endişelenme.

Biz ayrılıyoruz.

- Bak, tamam, bekle. -Travis!

Biraz gaf yaptım ama,

her şey yolunda.

Sakinleşeceğiz ve olayı çözeceğiz.

- Hadi gidelim. - 10.000.

10.000 dolar ve senindir.

Evde bunlar 500'e gidiyor.

Evdeymiş gibi mi görünüyorsun?

Ne kadarın var?

2.200.

2,200 e onu veremeyiz..

Bekle, Travis.

Hey, Billie, onu vermeyeceğiz.

Hadi parayı görelim, ben de arabamda yenilenmiş,

var mı diye bakayım.

Bu nasıl?

İyi.

- Harika. Mükemmel.

Burada bekleyin.

Ne psikopat bir kaltak.

Buradan çıkmalıyız.

Sorun değil, 38'lik kemerimde..

Herhangi birşey denerlerse alınlarına çakarım.

Evet, 38'liğini aldın.

Bendeyse, sikimden başka hiçbir şey yok.

Üzerine atlarlar,

Bende doğrudan Neverland Çiftliği'ne giderim.

Dur.

Elinde kalan tüm para bu muydu?

Perşembe günü fazlasını alacağız.

Benimle ilgili pek bir pazarlık yok...

Hey!

Hadi ama!

Siktir.

Neler oluyor?

Kahretsin, makinenin içindeyiz.

Hadi! Hadi!

Hey, çıkar bizi buradan!

- Bizi gönderiyorlar. - Hey!

Hey, Irene, çıkar bizi dışarı!

Gitmemi mi istiyorsun?

Hayır, hayır. Eğil çabuk, eğil..!

Kamyona bin!

Kımıldama seni küçük pislik.

Senin gibi küçük kızları kesmenin birçok yolu var.

Hey, kapa çenesini şunun!

Siktir!

Kahretsin!

Yapma!

Bırak onu, gidelim.

Çok acımasızsın, Irene.

Ciddiyim.

Seni oraya getirmemeliydim.

Eğer beni getirmeseydin, çok pis gebermiştin..

Hayır.

İyi ki elime bir bıçak geçti, değil mi?

Yoksa şu anda cesedini çoklu

evrenin yarısına atıyor olurlardı.

İyi iş çıkardın.

Ama biliyorsun, eğer onun bir silahı olsaydı ve onu elime geçirseydim,

Muhtemelen ayağımı uçururdum.

Çünkü nasıl ateş edileceğine dair hiçbir fikrim yok.

Kendimi nasıl koruyacağımı bilmem gerekiyor.

Tamam sıkı tut, çekme.

Ve öndekiyle arkadakini birleştir.

Hı-hı.

Gerekirse bir gözünü kapat.

Tamam, güzel. Daha iyi.

Doğamda var lan!

Pekala, şimdi bu sefer nişan almanı ve

sıkarken nefesini tutmanı istiyorum, tamam mı?

Sabit dur..

Tamam.

Bum, kaltak!

Evet, beş denemen gerekti.

Ona sadece bir kez vurmamız yeterli.

Burası neresi?

Eskiden yuvamdı.

Peki şimdi burada kim yaşıyor?

Genellikle hiç kimse.

Bazen bodrum penceresi kırılır.

Gençler boş bira şişelerini bırakır.

Ancak çoğu zaman kimse uğramaz.

- Peki sana ne oldu? Yani paralelde yaşamak.

O gitti. Burada yaşamaya devam etmek çok acı vericiydi.

Burada kalmamıza gerek yok.

Adamlar son paramızı da aldılar.

Perşembeye kadar buradayız.

- Hayır, bunu yapmak zorunda değiliz. Dinle, ben basit biriyim..

Arabada kamp yapabiliriz. Daha kötü konaklamalarım oldu.

Tamam.

Sıcak bir duş, başımızın üstünde bir çatı.

Buraya sandığından daha sık geliyorum.

Arkada bir çamaşır makinesi bırakmışlar.

Yakıt çekirdeği üzerinde çalışmaya

başlamadan önce bir yükleme yapacağım.

Güzel bir yer.

Öyleydi, evet.

Sıcak su genellikle açık olur.

İstersen duş alabilirsin.

Çantamda ödünç alabileceğin temiz kıyafetler var.

Teşekkürler.

Kendini evinde gibi hisset.

Kahretsin.

Hey.

Burada takılmamanı tercih ederim.

Gerçekten üzgünüm.

Elindeki ne?

Hiç bir şey.

Mia.

Ölü müsün?

Tam olarak nasıl olduğunu bilmiyorum.

Bazı tahminlerim var ama...

Ölüm ilanlarında birinin kendini

nasıl öldürdüğünden bahsetmiyorlar.

Tanrım.

Birini arayıp soramam da..

Peki diğer tüm evrenlerde ölü müsün?

Öyle görünüyor, evet.

Seni farklı kılan ne?

Bilmiyorum.

Bilmiyorum.

Makinem vardı.

Benim evrenim, çoklu evren yolculuğunun

keşfedildiğini gördüğüm tek evrendi.

Ve bu bana bir amaç verdi.

Çocuğunu kaybettiğinde insanlar uyuştuğunu söyler.

Ama uyuşmuyorsun.

Bu sözü zihnine koyuyorlar hepsi bu..

Felç oluyorsun.

Beynin dışında her şey kapanıyor.

Arayışı durdurmayacak, çılgın sarmallarda

ilerlemeye devam ediyorsun.

Kırmızı çizgiler. Uyurken bile.

Tam da beyninin çok hızlı çalıştığını düşünürken.

Arızalanması gerekiyor. Olmuyor.

Sadece devam ediyor, ediyor ve ediyor.

Kapatmak istiyorsun. Sıfırlamak.

Sadece bir dakikalığına bile olsa.

Ama uyku, alkol, ağrı kesiciler beynini bir dakika bile,

susturamadığında, bunun bir dakika mı, yoksa sonsuza

dek mi süreceği umurunda olmuyor.

Sadece kapatılması gerekiyor.

Eğer makinem olmasaydı

ve onu aramaya gidemeseydim,

yapacak başka neyim olurdu?

Seni hayatta tutuyor.

Benden her şeyimi aldı.

Hayattayım.

Ama insanlığımdan geriye kalan ne varsa kaybettim.

Ben artık ben değilim. Ne olduğumu bile bilmiyorum.

Sen aynı hatayı yapmak zorunda değilsin.

O piç , hiçbir evrende yaşamayı hak etmiyor.

Bana ve Anna'ya yaptıklarından sonra hayır.

Bunu istemezsin.

Tabii ki istiyorum.

- Duramam. Hiç bitmeyecek.

Bu sadece sürekli tekrar eden bir kabus.

Bunu istediğini düşündüğünü biliyorum ama sana söylüyorum, istemiyorsun.

Sen... Artık sen olmayacaksın.

Kime dönüştüğünü anlamayacaksın.

Diğer versiyonlarımın durumu daha iyiydi.

Tavan vantilatörüne asılı olan senle, başka bir versiyonun arasındaysa,

Bunu söylemekten nefret ediyorum ama bu o kadar da kötü görünmüyor.

Belki kendinden biraz nefret ediyorsun ve bu

berbat bir şey ama,

Sana rastladığıma çok seviniyorum.

Eğer aramaya gitmeseydin, burada oturuyor olmazdım.

Bu evrene ilk geldiğimizde,

burada olmamam gerekiyormuş gibi çok tuhaf bir duyguya,

kapıldım.

Sanki birbirimizi tanımamamız gerekiyormuş gibi.

Ama birlikte ne kadar çok zaman geçirirsek...

...şey gibi hissediyorum

Bilmiyorum.

belki şey gibi..

Her zaman birbirimizi bulmamız gerekiyormuş gibi.

Ben de.

Sorun yok, sorun yok.

Uykuya geri dön.

İyisin.

Güvendesin.

Nereye gidiyoruz?

Göreceksin.

Fast food'dan nefret ettiğini sanıyordum.

Sana söylemem gereken bir şey var.

Makine tamir oldu.

Tamam.

Eve gidiyoruz.

Ne?

Benimle yaşamaya ne dersin?

Temiz bir sayfa. Yeniden başlamak.

Dostum, sen neden bahsediyorsun?

Makine çalışıyor.

Bu restorandan çıkıp eve gidebiliriz.

Bunu yapmamıza gerek yok.

Uzaklaşıp gidelim..

Normal bir hayat yaşa.

Siktir et şunu.

Bunu yapıyoruz.

Irene, sen neden bahsediyorsun?

Anlaşmıştık.

Dün gece onun evine gittim.

Ve bitti.

Yaptın mı.

- Onu öldürdün mü? - Hayır.

Bu tam bir saçmalık.

Dur.

Oraya gidiyorum.

- Hayır, yapamazsın. - Oraya geri dönemezsin.

Yapamazsın.

Sana ne yaptığını göremezsin.

Ben öldüm mü?

Beni öldürdü mü?

Söyle bana. Irene!

Bitti.

Tamam?

Bunu bitirmenin tek yolu durmaktır.

Hayır! Bu...

Daha bitmedi.

Şimdi değil.

Beni öldürdü.

Bunu öylece yanına bırakmayacağım.

Benimle dalga mı geçiyorsun?

Benim ona ne olduğunu,

bilen, bir versiyonum var.

Bedenim onun evinde çürümeye bırakıldı

ve sen ona izin mi vermek istiyorsun?

İmkansız.

- Beni görecek. - Lanet hayaletimi görecek.

Bunu hak ediyorum.

O bunu hak ediyor.

Bitti.

Hayattasın ve önemli olan da bu.

Sana bunu yapması riskini göze alamam.

Ben senin kızın değilim.

Ben Anna değilim.

- Beni zorlama. - Nükleer olacağım...

Bunu yapıyoruz.

Benimle geliyorsun.

Bitti.

Beni kaçırdı.

beni kaçırdı.

Hey kadın beni kaçırdı!

Neden kimse dinlemiyor?

Heyy?

Sizin sorununuz ne?

Beni kaçırdı!

- Bu nedir? - Beni kaçırdı!

- Rick. - Tanrım, dostum.

- Tamam, tamam. - Bırak beni!

- Bu sadece bir yanlış-- - Hey, hey, hey! Geri çekilin!

Geri çekil!

Mia.

Liz, polisi ara.

Dur! Dur!

Evet, burası FatBurger ve bir polis memuruna ihtiyacımız var.

Kahretsin.

Kahretsin...

Hey.

Hey.

Hey, hey, hey, hey.

- Merhaba. - Merhaba.

Bir sigara yakabilir miyim?

- Hayır. şey hiç yok.

- Kahretsin. - Tabi, sen bırakmıştın.

- Üzgünüm? - Hımm.

Sana bir içki ısmarlayabilir miyim?

7nd7?

Birbirimizi tanıyor muyuz?

Hayır. Evet, evet.

Evet, daha önce tanışmıştık. Bir arkadaşımın arkadaşı.

Tamam.

Peki ya?

Buradan çıkmak mı istiyorsun?

Yas desteği için mi buradasın?

Bazen bir biranın bana daha iyi geleceğini hissediyorum.

Tamam.

Dinle, ben.. benim gerçekten konuşacak birine ihtiyacım var.

Kötü bir noktadayım ve eğer birisiyle konuşmazsam

Ben.. sadece...

Tekrar aynı boka batacağım.

Takılabilir miyiz?

Kahretsin. Bunu berbat ediyorum.

- Hayır, sorun değil. - Sorun değil.

İçeri gelmek ister misin? Toplantıya gelmek ister misin?

Unut gitsin.

Üzgünüm.

- Kahretsin. - Hey!

Hey! Hey!

Hey! Ne aldın? Hey! Dur!

İyi misin bebeğim?

Evet.

Emin misin?

Aslında oldukça zor bir gün geçiriyorum.

Belki de sende bunlardan epeyce vardır.

Konuşmak ister misin?

Çocuğun var mı?

Evet şimdi büyüdüler.

Bugün benimkilerin biri gitti.

Ve geri döneceğini sanmıyorum.

Geri dönecek.

Benim yaptığım hataların aynısını yapıyor

ve..ve ben sadece...

Ben sadece...

- Sana yiyecek bir şeyler geyireyim. Sıcak yemek?

Süslü yemekler uzun sürer şimdi.

Bu sadece çocukların yaptığı bir şey. Biliyorsun, geri dönecek.

Hadi ama ne diyorsun?

Öyle görünmediğini biliyorum

ama mutfakta harika bir şefimiz var.

Neville mi?

Kim?

Neville.

Onu tanıyor musun?

15 yıldır burada çalışmıyor tatlım?

Ne?

Üç ömür boyu hapis cezası aldı onları çekiyor.

Hapishanede mi?

Onu nereden tanıyorsun?

Sana bir şey mi yaptı?

15.. 15 yıl mı?

İyi misin?

Gitmem lazım.

Kahretsin!

Anne, başka biri olduğunu sandım...

Burada ne yapıyorsun?

Seni çok özledim.

Sana ne oldu?

Tamam.

Ben iyiyim.

Korkma.

Beni korkutuyorsun anne.

Ben senin annen değilim.

Ne?

Kendine iyi bak..

Yabancılarla konuşma.

Hoşçakal.

Siktir..

Ben onun lanet hayaletiyim!

Seni kahrolası kaltak!

Kız kardeşi mi varmış?

Kız kardeşi varmış.

Siktir.

Çıkar beni buradan!

Yardım edin!

Yardım edin!

Bana yardım edin!

Kız kardeşin de kuduzdu.

O tabancayla beni iyi avladın.

Sen ve kız kardeşin birbirinize çok benziyorsunuz.

Küçük parmağımda hâlâ his yok.

Neredeyse kemirdi kahpe.

O benim kız kardeşim değil!

Ah, ah, kahretsin!

O benim ben!

Beni şimdi öldüreceksin!

Lanet hayatının geri kalanında sana musallat olacağım!

Belki biraz orada yaşamana izin veririm.

Kız kardeşini çabuk geberttim.

Beni ısırdı ve ben de onu köpek gibi yere serdim.

Bunun kötü bir fikir olduğunu düşünüyorum.

Onları çabuk öldürmek kötü şanstır.

Evet.

Orada biraz yaşamana izin vereceğim.

Hey, yavaşça ölmene izin vereceğim.

Çıkarın beni buradan!

Irene, yardım et!

Birisi!

Sana ne diyeceğim.

Bana kibarca sorarsan, nazikçe istersen,

Seni hızlı ve acısız bir şekilde gebertirim.

Bunu sevdin mi?

Siktir git!

Peki o zaman.

-Mia! - Irene!

Geri çekil!

Bir daha ateş edersen, o ölür!

Mia, iyi misin?

Çıkarın beni buradan!

Geri çekil!

Ondan uzak dur!

Gel de onu al!

Irene!

Hayır!

Yardım!

Irene!

Buraya gelmemeliydin.

- Hayır! - Hayır!

Yapma!

Kapa çeneni.

Dur.

Seni bir yerden tanıyor muyum?

Bana tanıdık geliyorsun.

Haberden...

Değil mi?

Annelerden biri.

Değil mi?

Şimdi hatırladım.

Kızının gözleri seninkiler gibiydi.

Devam et..

Şimdi vazgeçemezsin.

Kızın aşağıda seni bekliyor.

İyi misin?

Tamam.

Geri geldin.

Bunu bir daha yapmak istemiyorum.

Asla buna mecbur kalmayacaksın.

Türkçe altyazı; ufukbaba Sağlıkla kalın.

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.