Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Czech
Danish
Dutch
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
2025 Berlin Film Festivali - Gümüş Ayı Jüri Büyük Ödülü & Ekümenik Jüri Ödülü
Berliner Morgenpost Okuyucu Jürisi Ödülü
Günaydın, Brezilyalılar.
Buradan, her birinizi sevgiyle kucaklıyoruz.
Özellikle de Brezilya'ya yıllarca hizmet etmiş yaşlılarımızı.
Yaşlılara bakmak bir tercih değil, vatanseverlik görevidir.
Hükûmet, halkımızın tarihini temsil edenlere saygılarını sunmak...
...ve onların korunmasını sağlamak için...
...Brezilya'nın görkemli göklerinde uçuyor.
Ülkemiz, geleceğe doğru uçuyor...
Kalkış zamanı.
Brezilya Hükûmeti.
Gelecek Herkesin
- Burada neler oluyor? - Ev sahibi Bayan Tereza mısınız?
Bu, hükûmetten size bir hediye.
Para mara vermem. Kim istedi kapıma kadar gelip gösteriş yapmanızı?
Ama hediye bedava. Keyfini çıkarmalısınız.
- Hediye mi? - Evet, yaşınıza hürmeten.
Ne zamandan beri insan sırf yaşlandı diye hürmet görüyor?
- Girebilir miyim? - Ne yapacaksın girip?
Birkaç soruya cevap vermenizi istiyorum. Kısa sürer.
- Yürümek için yardıma ihtiyacınız var mı? - Ne?
Tekerlekli sandalye, yürüteç, koltuk değneği?
Yok.
- Alt bezi kullanıyor musunuz? - Hayır. Bu soruları anlamıyorum.
- Tuvalet ihtiyacınızı kendiniz giderebiliyor musunuz? - Tabii ki. Neden?
- Kendinizi temizleyebiliyor musunuz? - Tabii ki temizleyebiliyorum.
- Artık, yaşayan bir ulusal mirassınız. - Ben mi?
Aynen. Siz ve sizin yaşınızdaki herkes Şeref Nişanı'yla ödüllendiriliyor.
Bu nişan, ülkemize hizmet ettiğiniz tüm yıllar için bir takdir niteliğinde.
Tebrikler.
Madalya oldukça güzel.
Neyden yapılmış, gerçek altın mı?
Yok canım.
Yaşlıları bakmak için para harcarlar mı sence?
- Peki ya evinin önündeki çelenk? - N'olmuş ona?
Artık önünden geçen herkes yaşını bilecek mi?
Bir sistem hatası olmalı.
Hatun, bacağındaki şu zonklamaya bir baktırsana!
Kimlik kontrolü.
Yaşlı görünebilirim; ama hâlâ gencim, tamam mı?
Sorun yok.
- Paki ya siz, hanımefendi? - Üç yılım kaldı.
Burada, acilen Belediye Binası'na başvurmanız gerektiği yazıyor.
- Polis aracıyla mı gitmek zorundayım? - Hayır, hayır.
Aferin.
Mola bitti. Lütfen görev yerlerinize dönün.
Sıcak bir dedikodun varsa, hadi, kaydol işte.
Hem de süslü püslü bir adı var...
“Halk Müfettişi”
Bütün işi, ödül için laf kovalayıp dedikodu uydurmak.
Evet, ama en azından bu sayede insanlar, yapmamaları gerekeni yapmaktan vazgeçer.
Yoksa sen de mi inanıyorsun buna?
Tereza, patron seni çağırıyor.
Seninle konuşmak istiyor.
Ama Bay Daniel, işsiz halde evde ne yapacağım ki?
- Hiçbir arzun yok mu senin? - Arzu mu?
Evet, hayatında hiç yapmadığın bir şey.
Keyfini çıkar. Şimdi tam sırası.
Torunun var.
Git, torununla vakit geçir.
Son maaşın da burada.
Hükûmet, dinlenmeni emretti.
Ama kimse zorla dinlendirilemez ki! İrademe mi karışacaklar şimdi de?
Artık “irade” diye bir şey yok.
Numaramı iki kez seslendiler, bense seni bekleyip duruyorum burada.
Öf, anne. İşten zar zor izin alıp yanına geldim ya işte!
Sakin ol.
Hükûmetin duyurusunu görmediniz mi?
Benim aklımda 80 yaşındakiler için olduğu kalmış.
Öyleydi, ama 75'e düşürüldü. Ve siz 77 yaşındasınız.
Programa çoktan dahil oldunuz.
Kızınız da, velayetiniz ona geçtiği için maddi tazminat almaya başladı bile.
Ya şimdi gitmek istemiyorsam?
Hayır, anne ya. Tanrı aşkına, başımıza iş açma şimdi.
Romário'nun babasının derdi bana yetiyor da artıyor zaten.
Hükûmet, gençlerin, yaşlılara bakma kaygısı olmadan üretim yapabilmesini istiyor.
Bu kanun, hanımefendi. Uymak zorundasınız.
Millî üretkenliği sabote etmek suçtur. Hem de ağır bir suç.
Hayır, hayır. Öyle demek istemedi. Annem bundan memnun. Değil mi anne?
Kimliklerinizi görebilir miyim, lütfen?
- Koloni'ye gideceğini zaten bilmiyor muydun? - Şimdi gideceğimi bilmiyordum.
Ne fark eder ki? Ha şimdi gitmişsin ha sonra?
Senin için söylemesi kolay, hâlâ gençsin.
Fırsatı değerlendir. Git, rahatına bak hatun.
Ama ben hâlâ yaşamak istiyorum.
Saçmalama, orada kimse seni öldürmeyecek.
Hatta arkadaş bile edinebilirsin.
Hâlâ yapmak istediğim şeyler var.
Oraya gidince yaparsın. Hem ne yapacaksın ki?
Orası beni ilgilendirir.
Ne istediğini bile bilmiyorsun...
...ve herkesin minnettar olduğu bir şeyi eleştirip duruyorsun.
Uçakla uçmak istiyorum.
Uçup da ne yapacaksın?
İlla bir şeye yaraması mı gerekiyor; sadece uçmak isteyemez miyim?
Neden önceden uçmadın o zaman?
Bunu düşünmeye vaktim olmuş mudur sence?
Babasız bir kızı büyütüp, gece gündüz demeden iki işte çalıştım...
Doğal olarak ancak şimdi aklıma geldi.
Merhaba.
Bir Jaraquis alabilir miyim, lütfen?
Orada ne oldu?
Dostum, dedeyi Koloni'den saklıyorlardı; ama ihbar edildiler.
Hükûmet geldi, dükkanı kapattı, yaşlı adamı aldı götürdü.
Onu almaya geldiklerinde yüzündeki o hüznü görmeliydin...
Hükûmet, aile yanlısı olduğunu iddia ediyor; ama yaşlıları ayırmak hiç doğru değil.
Koloni'ye giden yaşlıların bir daha geri dönmediğini söylüyorlar.
- Teşekkürler. - Artık kimseye güvenilmez.
Gelecek Herkesin
Dedemi geri verin!
Uçak bileti almak istiyorum.
- Çok güzel tur paketlerimiz var. - Hayır, hayır, sadece bilet alacağım ben.
- İlk uçuş hangisiyse... - İlk uçuş...
- Gideceğiniz yer belli mi? - Neresi olursa.
- Ne zaman döneceksiniz? - Aynı gün.
Herhangi bir yere, aynıı gün için gidiş-dönüş bilet mi istiyorsunuz?
Aynen.
Sadece kimliğinizi alayım.
Joana, kızınız mı?
Alo, Joana?
Merhaba Joana, nasılsın?
Ben, Bellatur Seyahat Acentesi'nden Genivaldo.
Annene uçak bileti satışını tamamlamak için onayına ihtiyacım var.
Evet.
Evet, şu anda burada ve uçak bileti almak istediğini söylüyor.
Anlıyorum.
Tamam. Teşekkürler. Hoşça kal.
Kızınız onay vermedi.
- Hayatım üzerinde onun ne yetkisi var ki? - Bakın, sistemde vasi olarak kayıtlı.
Peki, bana bilet satmayacaksanız, havaalanına gidip oradan alırım.
Bakın, hiçbir havaalanı kızınızın izni olmadan size uçak bileti satmaz.
Seyahat etmenizi engellemeye çalışan ben değilim.
Sistem engelliyor. Buna izin vermeyen sistem.
Bu sistemi kullanmadan bilet alamaz mıyım?
Pilota nakit ödeme yaparım, o da beni uçurur.
Hanımefendi, biz burada ticari uçuşlar yapıyoruz.
- Ultra hafif uçaklarla gezi uçuşları değil. - Peki onu nerede bulabilirim?
- Neyi? - Söylediğiniz o uçuşu.
Hanımefendi, ultra hafif uçaklarla uçuş yapmak yasaktır.
Ama sanırım Itacoatioca'da bulabilirsiniz.
- Ita-ne? - Itacoatioca!
- İyi yolculuklar. - Teşekkürler.
Sıradaki.
- Nereye? - Itacoatioca'ya.
Yaşınız nedeniyle kimlik görmem gerekiyor, hanımefendi.
Sisteme giriş yapabilmek için kimliğinizi görmem gerekiyor.
Sıradaki.
- Delikanlı, nereden tekne kiralayabilirim? - Ne götüreceksiniz, hanımefendi?
Yolcu olarak... Itacoatioca'ya gideceğim.
Yok, burada kimse yolcu taşımıyor, hanımefendi.
Selam, beni Itacoatioca'ya götürür müsün?
Yolcu taşımacılığı limanda; gişeden bilet almalısınız.
Ama benim kayıt dışı yolculuk etmem gerekiyor.
Bu teknede bir bayan rahat edemez, hanımefendi.
Hele ki sizin yaşınızda...
Şu ilerilere sorun.
Bir tabure yeter bana.
Sıkıntı çıkarmam.
Para da sorun değil, bak.
- Ne kadar ödeyeceksiniz? - 500.
Yol dolambaçlı, kestirmeleri kullanacağım; başınıza iş alıyorsunuz, demedi demeyin.
- Yer misin? - Hayır, teşekkürler.
Teknemde, açlıktan bitap düşmüş kimseyi istemem.
Bir muz ye.
- Bu tekneyi uzun zamandır mı kullanıyorsun? - Benim değil.
- Başkaları için kullanıyorum. - Para kazandırıyor mu?
Yüküm özel olduğu için iyi para bırakıyor.
Yoluma bakarım, yükümü teslim ederim, kimseye de hesap vermem.
- Karın seni özlüyor olmalı. - Hangi karım?
Artık karım yok. Özgürüm.
- Parmağındaki yüzük ne peki? - N'olmuş ona?
Alyansa benziyor.
Al, dergi oku da zaman geçsin.
Güneşte, yağmurda, çiyde yıpranan bu lastik cenneti de kimin?
Kauçuk artığı.
Lastik kauçuğu yapmak için ağaçların bütün sütünü sıktılar...
...sonra lastik ömrünü doldurunca, buraya geri postaladılar.
Ama “kauçuğu, çıktığı yere iade ediyoruz” diyorlar.
Kötü şey çok olunca gözü aldatır, hatta güzel bile görünür.
Güzel değil.
- Bir şey mi oldu? - Beklememiz gerekecek.
Senin de varış saatin yok yani.
- Fişekleri gördün mü? - Gördüm.
Bizimkilerdi işte; yolun kapalı olduğunu haber veriyorlar.
Sen kaçakçılık yapıyorsun, değil mi?
Yapmayan kaldı mı?
Bütün gün burada mı kalacağız?
- Bunun için vaktim yok. - Ancak yol açıldığında ilerleyebilirim.
Peki yolun açıldığını ne zaman anlayacaksın?
Sarı fişekleri gördüğümde. Kırmızı kapalı demek, sarı da açık.
- Senin Koloni'de olman gerekmiyor mu? - Gitmeme bir haftadan az kaldı.
Şanslısın. Benim annem henüz kabul edilmedi.
Zavallıcık Purus'ta yapayalnız yaşıyor; Koloni'ye erken gitmek için başvurdu.
Ama talebi reddedildi, hükûmet bunun sadece yaşlılar için bir hak olduğunu söyledi.
Peki sen, Itacoatioca'da ne yapacaksın?
Cennetteki yerimi garantileyeceğim.
İyi birine benziyorsun; cennetteki yerin garantidir bence.
Sanırım, bir Mavi Sümüklü Salyangoz buldum.
Ne zaman yola çıkacağımızı bilmek istiyorum.
Söyledim ya, yol kapalı.
Gerçekten de mavi.
N'olmuş yani?
- Geleceğini merak etmiyor musun? - Gelecek mi? Yaşlıların geleceği mi var?
Mavi Sümüklü Salyangoz'un büyüleyici bir gücü var.
- Göremediklerimizi gösterir. - Bu tür şeyleri sevmiyorum, anladın mı?
Keyfini çıkarmalısın. Salyangozlar nadirdir. Sadece, istedikleri zaman ortaya çıkarlar.
Sen onu bulmazsın. O seni bulur.
Kaderini görmek ister misin?
Yok ya. Böyle bir yaratığa güvenilir mi hiç?
Oha, ateşin çok yükselmiş.
Kalbim sıkışıyor.
İyi misin?
Bu tekne elimden aldı karımı.
Para kazanıp, ona istediği her şeyi almak için dünyaya açıldım.
Peki o nerede?
Beni başka biriyle aldattı, ben de kovdum onu.
Bunda sorun yok ki, hatalı davranmış.
Onu yalnız bırakmam doğru muydu peki?
Ne zaman döneceğim belli değildi...
...o ise her şeyden habersiz yolumu gözleyip duruyordu.
Ama sen geçimini böyle sağlıyorsun; çalışmak zorundasın.
Evimde, Deuzinha'mla mutluydum; bu tekne beni uzaklara savurdu.
- Aşkımın peşinden gitmeye karar verdim. - Deuzinha'nın ha...?
- Sana yaptıklarını unuttun mu? - Onsuz yaşamak ölüm gibi.
Deuzinha?
Beni duyuyor musun, aşkım?
Buyur buradan yak.
Senin için geliyorum, Deuzinha.
Bir daha asla kollarından ayrılmayacağım.
Geri dönüp seninle kalacağım.
Gidelim, sarı fişek, yol açıldı...
...gidelim, yol açıldı...
...sarı fişek, gidelim, hadi.
Kullanmayı bilmiyorsan, niye çalıştırıyorsun tekneyi?
Tekneni çalmayacaktım.
Şuraya geç.
Otur.
Anahtarı çevir.
Bak, motor çalıştı.
Şimdi, şunu kaldırıp suyu boşalt.
Diğerini de kaldır.
Su boşaldı.
Sonra, burada bir kol var.
Geri.
Boş.
İleri.
Hızlan.
Artık, tekne kullanmayı biliyorsun.
Hepsi aynı, anladın mı?
Birini kullanmayı öğrendiğinde, diğerlerini de kullanabilirsin.
Bir dahaki sefere tekneyi sen kullan.
Kimsenin yoluna çıkmasına izin verme.
Seni kurtarmak için tekneyi çalıştırdım.
Çok ateşin vardı. Hiç iyi değildin.
Sana öyle geliyor.
Hayatımda hiç bu kadar iyi olmamıştım.
Nereye gidiyorsun?
Sıkı tutun, seni uçakla köye bırakacağım.
Bana eşlik ettiğin için teşekkürler.
Kafayı mı yedin?
- Bu uçakla bir yolculuk ne kadar? - O uçak değil ki...
- Ultra hafif bir şey, değil mi? - Peki gökyüzünde uçuyor mu?
Motoru patlamadan önce uçuyordu...
Buralarda bu tip başka uçak var mı?
Buralarda mı? Yok.
- Ama her şey tamir edilebilir, değil mi? - Tamiri uzun sürer mi?
Sana bağlı. Paradan haber ver sen.
Para sıkıntı değil; ama zamanım kısıtlı.
Kendini evinde hisset, tamam mı?
Tuvalet arkada. Bir şeye ihtiyacın olursa, istemen yeterli.
Teşekkürler.
- İyi geceler. - İyi geceler.
Şuraya otur. Otur da bir bak bakalım.
İyi olur; yukarıda nasıl bir his olduğunu anlarsın.
Yukarıda uçmak korkutucu mu?
İşin eğlencesi de bu ya zaten; ne kadar korkarsan o kadar iyi.
- Merhaba, günaydın. - Günaydın.
Dostum, şu çatala benzeyen parça var mı sende?
- Biyel mi? - Biyel, krank.
- Piston segmanı burada, 3/4, biyel de. - Burada.
Bak, ikisini de değiştireceksen bence krank milini de değiştirsen iyi olur.
- Neyi? - Krank milini.
- Krank milini mi? - Sağlam olsun.
Yok... Elimdekilerle hallederim, merak etme.
Bunu alayım.
Uçak motorundan gerçekten anlıyor musun?
Anlayacak ne var ki, Tereza; motorların hepsi aynıdır, dostum.
Tekne, araba, motosiklet, uçak...
Yeni parçalar alacağını sanıyordum.
Bugünlerde yeni parçalar sadece göz boyamak için.
Bu hurda metalin yarısı kadar bile güçlü değiller.
- N'aber, Michelle? - Nerelerdesin sen, kaçak?
Çulsuzum.
Bugünkü oyuna yetişirsin. Neye basacaksın?
Hangi hayvana?
Merhaba!
Al! Yılanın kellesine bas hepsini.
Para temiz mi? Yoksa kıyafetini mi basacaksın?
Şahidim burada... Alın terimle kazandım.
Tüm parayı ezeceğine, niye onun da oynaması için bir hayvan seçmiyorsun?
- Oynamak ister misin? - Hayır.
Hiç oynamadım ve asla oynamayacağım. Bu tür şeyleri sevmiyorum.
Hiç oynamadın mı?
Acemi şansı diye bir şey duydun mu hiç?
İlk kez oynayan herkes kazanır.
- Değil mi, Michelle? - Doğru.
Sorun, insanların kaybetmekten korkması, değil mi? Az basarsan az kazanırsın.
Buraya bak.
Gerçekten kazanmak, büyük kazanmak için...
...gözlerini dört açıp hayvanın gözünün içine bakmalısın.
Ve hayvanın gözünün derinliklerinden bir sinyal gelir.
Buradaki hayvanları görüyor musun?
Sen onlardan birini seçmezsin. Onlardan biri seni seçer.
Oyun umurumda değil. Umurumda olan uçağın tamiri.
- Tamam. Sağ ol, Michelle. - Rica ederim.
- Al, Guarana. - Tüm bunlara gerek yoktu.
- Aynen, manyak herif. - Neredeydin dostum?
Dostum, hiç de kolay bir gün geçirmedim, değil mi, Tereza?
Bugün öfkeden içti. Oyunu kaybetti.
O hayvanın gözleri haince bakıyordu.
- Orospu çocuğu, ihtiyar. - Gördün mü? Bana para kaybettirdin.
Sağ ol, Marcos.
Sağ ol.
Ama endişelenmeyin hanımefendi. Küçük bir miktar kaybetti.
Altın Balık'ta olsa çok daha fena olurdu.
Teşekkürler.
Bak, param suyunu çekiyor, anladın mı?
Bu Altın Balık olayı da ne?
- Altın Balık mı? - Evet.
Altın Balık...
Büyük para kazanabileceğin bir yer.
Ama aynı zamanda para kaybedebileceğin de bir yer...
Hem de çok para.
- Bu yer nerede? - Tabirina'da.
Orada, kendi şeytanınla yüzleşirsin.
Altın Balık, kendinle hesaplaşmanı sağlar.
Orada varımı yoğumu kaybettim.
Bir daha oraya asla gitmeyeceğim.
Zamanım azalıyor.
O zaman biraz daha para tosla.
Ben de seni uçurayım.
Bir kuyruklu yıldızın ardına takılırız...
Bayan Tereza'nın vasisi siz misiniz?
Evet.
Muritir'e tekne bileti vermem için onayınız gerekiyor.
Evet, eve gideceğini söyledi.
Bayan Tereza Maria das Dores, benimle gelir misiniz lütfen?
Ben ne yaptım ki?
Çok teşekkür ederim.
- Sorun değil. - Gerçekten minnettarım...
Delirdin mi sen?
Hiçbir şey söylemeden ortadan kaybolmak için aklını kaçırmış olmalısın.
Polis arabasına bindirdin beni, rezil oldum, inanamıyorum!
Anne, ortadan kayboldun.
- Polisi aradım, doğru olanı yaptım. - Kaybolmadım.
- Deme ya? Neredeydin? - Bir yerlerdeydim işte...
Bunadın mı yoksa yalan mı söylüyorsun?
Koloni'de beni bekle.
Yakında oraya gelirim, tamam mı?
O zamana kadar dayanabilir miyim bilmiyorum.
Dayanırsın, dayanırsın.
Bak, gidiyorsun işte...
- Değerli eşyalarınız var mı, hanımefendi? - Param var.
Tamam, onu çıkaralım ve sırt çantasına koyalım...
...bu bagaj, otobüsün kargo bölümünde kontrol edilecek, tamam mı?
Gerek yok, alt bezi giymiyorum.
Kullanmanıza gerek yok, sadece giymeniz yeterli.
- İyi de ihtiyacım yok ki. - Kural böyle, hanımefendi.
Uzun bir yolculuk olacak.
Bakın, bunu buraya koyacağım, siz de giyin ve kendinize de bana da sorun çıkarmayın.
Alt bezi tamam mı diye kontrol etmem lazım.
İzninizle.
Sadece adı okunan yaşlılar otobüse binebilir.
Bayım, bezim sızdırıyor.
Hanımefendi, tuvaletler kapalı; böyle gidin, sonra kurutursunuz.
Hayır, durum o kadar basit değil.
Her yerim battı, işe yaradığını söylemiştiniz; ama bu bez hiç işe yaramıyor.
Kaka mı? Hadi ya...
Şurayı görüyor musunuz, kabine gidin ve tuvaleti kullanmak istediğinizi söyleyin...
- ...“Paulo izin verdi,” deyin. - Tamam.
- Çok tatlısın. - Tamam, sorun değil, devam edin.
Binin.
- Temizlenmeye gelen yaşlı bayan nerede? - Burada mı? Öyle biri gelmedi.
- Hop! - Bu da ne?
Burada ne yapıyorsunuz, bayan?
En azından kurulanabilmem için bir havlu getirin.
Tabii, hanımefendi. Kusura bakmayın, bir dakika lütfen.
Yaşlılar Sizin Malınız Değildir
Canım, bana bir Açaí hazırlar mısın?
Kimliğiniz var mı, hanımefendi?
- Evde bıraktım. - Ama kimlik olmadan başım belaya girebilir.
Şöyle yapalım, ben hazırlayayım, siz de tezgâhımdan uzakta yiyin, olur mu?
Ama aldığım risk için 30 ödeyin.
O beyaz saçları saklasanız iyi olur hanımefendi; burası ispiyoncularla dolu.
Arkamızdaki sokaktaki terk edilmiş parkta gizlice yiyin.
Kimse oraya gitmez, güvenlidir.
Gizlice yiyin ve hiçbir şey için oradan ayrılmayın.
Arkada yaşlı bir kadın var; düşmüş, yerde yatıyor.
Ölmüş mü?
İyi misiniz, hanımefendi?
Yardıma ihtiyacınız var mı?
Saklanacak bir yere ihtiyacım var.
- Marlon! - Ne istiyorsun?
Bu yaşlı bayan bu gece burada kalabilir mi?
Beyaz saçlı olan mı? Başımı belaya sokar.
Tekne rahibesi bugün demirlemiş; ondan yardım iste.
Şuradaki kadını görüyor musun?
Dijital İncil, yıpranmaz, eskimez...
...üstelik kutsal oyunlar ve interaktif etkinlikler içerir.
- Amin der misiniz? - Amin!
Sana yardım edebilecek tek kişi tekne rahibesi.
Teşekkürler. Teşekkürler.
Bu İncil'in nasıl çalıştığını biraz açıklayabilir misin?
Oldukça basit. Buradan kaydırıyorsun. Pili ömür boyu gider.
Çok kolay.
İncil çok önemlidir.
250 Real.
- Çok teşekkür ederim. - Ben de çok teşekkür ederim.
- İncil satın almak ister misin? - Yardıma ihtiyacım var.
Yardımsever ve iyi kalpli olduğunu duydum.
- Nasıl yardımcı olabilirim? - Buradan gitmem gerekiyor.
Kimliğin var mı?
İşte bu yüzden bu iyiliği herkesten isteyemem.
Teknende benim için yer var mı?
- Çabuk bin. - Teşekkürler.
- Duvarda asılı olan ne? - Özgürlüğüm.
Yelken açmaya devam etmemi sağlayan bir belge.
- Uzaklara gitmemi sağlıyor. - Uzaklara derken, nereye?
- Köyden köye, nehrin yukarısına. - Ne demek istiyorsun?
Zengin yaşlıların gerçekten Koloni'ye gittiğini mi sanıyorsun?
Ölsem de gitmem! Özgürlüğümü satın aldım!
Polisten korkmuyor musun?
Bu izinle kimse bana bir şey yapamaz.
Bu hükûmet doğrucu geçinir; ama iliklerine kadar yozlaşmış.
Bu bana bir servete mal oldu; ama özgürüm.
Düğüm atmayı biliyor musun?
Benim düğümüm o kadar iyidir ki asla çözülmez.
Düğümü atmaktan daha önemli olan, daha sonra o düğümü çözebilmektir.
Salak.
Peki, ailen seni takip etmiyor mu?
Yolculuğunu, seni kontrol etmiyorlar mı?
Hayır. Kızım çok çalışıyor, hiçbir şeye vakti yok.
- Zaten artık bana ihtiyacı da yok. - Çok daha iyi.
Peki ya sen? Ailen var mı?
Kimse bana karışmaz.
Özgür ruhluyum ben.
Beni nehre götür yeter...
Altın Balık
İncil'in metninin tamamı burada.
Ekrana dokunarak sayfayı çevirebilirsiniz.
Bu İncil'in avantajı, yıpranmaması.
Islanabilir, sorun olmaz.
Tanrı'nın sözü evinize, yüreğinize girsin.
Sadece 250 real'e ömürlük bir İncil'iniz olsun.
Tanrı'nın sözü burada, bakın. Bu küçük camın içinde.
- 220 olur mu? - Yapamam, çünkü bana kızar.
İndirim yapamam.
Fiyatı bu: 250.
- 250 mi? - Evet, 250.
- Karın için bir tane al, delikanlı. - Bir tane alayım.
Pişman olmayacaksın.
Satışta çok başarılıydın.
Tebrikler.
Gülümsemen, bu teknenin sahibini hatırlatıyor bana.
- Bu tekne senin değil mi? - Artık benim.
Ama önceden, çok özel bir kadına aitti.
Zamansız bir şekilde aramızdan ayrıldı.
İspanyol bir misyonerdi, tatlı ve nazikti...
...ve bu nehir boyunca...
...her türlü insanı dinine döndürüp vaftiz ediyordu.
Bu tekne onun eviydi.
Her şeyi ondan öğrendim.
Onu kaybedince mi böyle bir hayatı seçtin?
Dindar değilim, hiçbir tanrıya inanmıyorum.
Bir ödülü hak ediyorsun.
Masaj
Sıra sende; asıl rahatlamayı şimdi göreceksin.
♪ Beni bırakıp gitmeyi düşünme sakın ♪
♪ Bilemem ki ne yaparım sensiz ♪
♪ Seni, benden daha çok kimse sevemez... ♪
♪ ...bunu bil. ♪ ♪ Ve nereye gidersen git... ♪
♪ ...peşindeyim. ♪
- Hadi dans edelim. - Yok, dans etmeyi bilmiyorum.
Ciddiyim; gerçekten bilmiyorum.
Düğümü çözmeyi bilen, dans adımlarını da bilir.
- Hadi! - Ciddi misin? Gerçekten bilmiyorum. Dans edemem.
Hadi, gel... Ben sana öğretirim.
- Öğretir misin? - Öğretirim, öğretirim, gel.
Bak, biliyorsun.
Neden Itaverina'ya gitmek istiyorsun ki?
Para kazanmak için.
Herkes para kazanmak ister.
Parayı ne yapacaksın peki?
Tutuklanmadan önce özgürlüğümü satın alacağım.
Neden bunu daha önce düşünmedin?
Seninle tanışmamıştım da ondan.
Sana bir teklifim var.
Benimle birlikte bu teknede kal ve seyahat edelim.
Diyar diyar gezelim!
Beni kendine bağlamaya mı çalışıyorsun?
Ben mi? Hayır!
- Seni bağlamaya çalışmak mı... - Evet!
- Çalışıyorsun! - Hayır!
Çalışmıyorum!
Depoyu doldurun, lütfen.
Tereza! Tereza!
Şuradan iki bidon kap!
Motorun yanında!
Aşağıda!
- Bu yaratığın özelliği ne? - Büyüleme gücü olduğunu söylüyorlar.
Mavi sümüğü gözüne damlat; geleceğini gör, kaderin açılsın.
Kızım, kör olmaktan korkmuyor musun?
Ne körlüğü, Roberta?
Aksine, hiç görmediğin şeyleri göreceksin.
Her şeyi görüyorum... Bembeyaz bir balık...
...yüzgeci de, tıpkı benim saçlarım gibi ağarmış.
Bana bunu yapamaz. Bana bunu yapamaz.
Bir kız, annesine bunu yapmaz.
- Senin burada olmanı hak etmiyorum. - Niye?
Misyoner bana yanlış şeyler yapmayı öğretti.
Beni, tüm yaşlıları ispiyonlamaya zorladı.
Ama artık suçluluk duymadan hayatımın güvende olduğunu görebiliyorum.
Bağlandım.
Beni kendine bağladın.
Sen bu tekneye geldiğinden beri her şey parlıyor.
Benimle gel, sana yardım edeceğim.
Altın Balık
- Peki, teknenin ederi ne? - Anlamadım?
Bir tekne. Tekneyi çiplerle takas etmek istiyorum.
- Tekne mi? - Kaybedersem, tekne sizin olur.
Kazanırsam parayı alırım, tekne de bende kalır.
Zé, buraya gel. Yerime bak.
Şeytanın Kanı
Zümrüt Parıltısı
Bej Uzun Kuyruk
Rus Ruleti
Samanyolu
Kaybedersen, tekne bizim olur.
Şeytan'ın Kanı
Samanyolu
Bir daha geri dönmeyeceğini sanmıştım.
Sana, bir misyonerin öğreteceğinden...
...çok daha sakıncalı şeyler öğretmek için döndüm.
Kaptan artık sensin.
Ben de senin yardımcın ve yoldaşınım.
Aradaki fark ne peki?
Sadece “yardımcı” kelimesini seviyorum işte...
- Seviyorum, yemin ederim. - İyiymiş.
Günaydın, Brezilyalılar.
Kuzeyden güneye, ülke semalarında uçup...
...mesajımızı yayıyoruz...
Başınızı kaldırın ve gökyüzünü izleyin.
Buradan, geleceğiniz apaçık görülüyor.
Umudu tazeleme zamanı.
Kalkış zamanı.
Çeviri: dikistutmaz X: iapetos Letterboxd: moandor
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.