Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
English
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
[...jenerik...]
(ağlıyor)
Ben iddiadan vazgeçtim.
Levent'e besteyi çoktan verdim.
O mesele kapandı.
Nasıl yani?
Neden peki?
Vazgeçtim işte.
Birdenbire?
Hı hı, evet. Birdenbire.
Olamaz mı?
Olamaz.
Ben olsam tamam.
Hadi aklıma esti yaptım.
Ama sen yapamazsın.
Beni bu kadar iyi tanıyorsun yani.
Neyi yapıp yapmayacağımı bilecek kadar.
Sen, ağzından çıkan kelimeleri doğru telaffuz edemiyorum diye...
...gözüm de görmüyor, kafam da çalışmıyor mu sandın?
Kaç zamandır birlikteyiz, ben seni tanıdım artık.
Sen böyle kafanda evirip çevirmeden, başı nerede...
...kuyruğu nereye gidecek diye hesaplamadan...
...karar vermezsin.
Veremezsin.
Tabiatın böyle.
Artık baya iyi telaffuz da ediyorsun.
Cevabım şu...
...iddia meselesi bizim Leventle kurduğumuz saçma sapan bir oyun işte.
Her şeye iddiaya gireriz böyle.
Levent'i tanıdığım günden beri devam eden bir şey.
Kimi zaman ne için girdiğimizi, hatta verdiğimiz sözleri bile unuturuz.
Bu da saçmaydı diyorsun...
...bundan da vazgeçtin yani.
Öyle diyorum.
Oldu mu?
Olmadı.
Demek ki beni sandığın kadar iyi tanımıyorsun.
İnsanları tanıdığını ya da anladığını söyleyebilmen için...
...onların her halini görmüş olman gerekir.
Ben mesela senin bütünüyle anladığımı söyleyemem.
Fakat bir şeyi anladım...
...sen şarkı söylemeyi istediğin için yanımdasın.
Seni sahneye çıkartacağım.
Orada şarkıyı doğru söyleyebilirsen amacına ulaşmış olacaksın.
Ve benimle işin bitecek.
Sana...
...kim söyledi bunu?
Sen.
Hatta dedin ki...
...keşke patlayıp da iddia meselesini bildiğimi söylemeseydim.
Yazık oldu planlarıma, keşke sussaydım.
O beni meşhur edecek.
Bunları sen söyledin bir kere.
Ama doğru.
Değil.
Yani böyle bir...
...aklımdan geçmiştir belki.
Ama gerçek fikrim bu değil.
Neymiş peki?
Söyleyeceğim.
Ama bir dakika.
Bu topuklular baştan iyi geliyor.
Kendini böyle bir prenses gibi hissediyorsun ama...
...bir saat sonra senin olmaktan çıkıyor bu ayaklar.
Sanki birer tokmak.
Yürüyelim mi? Ayaklarım bir toprağa değsin artık.
Aga, tam olarak ne dedin yani?
Nakiye elimizde dedim.
Hasret'i verin, Nakiye'yi alın dedim.
Tamam, onlar ne dedi?
Onlar, bir şey demedi.
Ben söyleyeceğimi söyledim, kapattım telefonu.
Öf be aga. Şimdi onlardan biz telefon mu bekleyeceğiz yani?
Ya, ne bileyim olum ya. Her gün adam mı kaçırıyoruz sanki ya?
Ne bağırıyorsun oğlum?
Ne yapayım?
Artık ciddi ciddi endişelenmeye başladım.
Polisi mi arasak acaba?
Ben de aynı şeyi düşünüyorum ama büyük rezalet olur.
En azından sabaha kadar bekleyelim.
Murat'tan da bir haber yok.
Levent'i arayalım mı?
Levent mi?
O Murat'ı arayıp nerede olduğunu sorabilir.
Haklısın.
Bitki çayı getirdim efendim.
Şu an hiçbir şey içecek durumda değilim Saime Hanım.
Alo, Levent.
Şarkı söylemeyi çok seviyorum.
Bir kere onu baştan söyleyeyim.
Şarkı söylerken sanki aynı anda hem ağlıyorum hem gülüyorum...
...hem ninni söylüyorum.
İçimde böyle...
...bir fırtına varmış da dışıma taşıyor gibi.
Nasıl anlatılır bilmiyorum.
Anlatıyorsun ya işte, gayet güzel.
Bir gün gerekirse kullanabilirsin.
Başka bir sponsor toplantısında falan.
İşi, kendini övmeye mi dökeceksin?
Övmeye dökeceğim, ama kendimi değil.
Sahnede olmak...
...böyle bambaşka bir his.
O demin söylediklerin var ya...
...işte onları al...
...bulutların üstüne koy.
İşte öyle bir his.
Sahnede şarkı söylemek senin için böyle bir şey öyle mi?
İş meşhur olmaktan, para kazanmaktan çoktan çıktı Murat hoca.
Başka şeyler hissediyorum artık.
Bunu bana veren sensin.
Güzel ama...
...bunu belki başka biri de-
İçimdeki fırtınayı yaratan sensin.
Senden başka kimse bunu yapamaz.
Bakma, bazen sana çok kızıyorum.
Şu sahneye bir çıkayım çekip gideceğim diyorum.
Aslında var ya...
...hiçbir yere gitmem.
Gidemem artık.
İşte işin aslı astarı bu.
Gerçek dedin söyledim.
Sıra sende.
Ne sırası?
İddiadan vazgeçmenin gerçek nedeni.
Evet?
Bekliyorum.
Senin yüzünden.
Nasıl benim yüzümden?
Senin yüzünden vazgeçtim.
Senin içtenliğin...
...öğrenme azmin...
...açık sözlülüğün, dobra halin...
Bazen dobra olma konusunda aşırıya kaçtığın da oluyor doğrusu.
Beni çileden çıkarıyorsun.
Tepemi attırıyorsun ama...
...neyse.
Kısacası seni bahis konusu olarak ortada görmek bana doğru gelmedi.
Benim için ha?
Vay be.
Bak.
Hocadan öğrenciye mühim bir tavsiye...
...sınırları zorlamak tehlikelidir.
Yatma vakti gelmiş de geçiyor.
Ben de şu mis gibi havada neden içeri tıkılalım diyorum ama...
...içimden tabi.
İyi ki içinden söylüyorsun.
Hoca bunu duymadığı için içeriye doğru yürüyelim diyor.
İçecek bir şey ister misin?
Su, soda?
Ih- ıh
Su bile içecek halim yok.
Ih
Bu iyi bak.
Yatağa yayılıp abur cubur yemeye kalkmayacaksın demek ki.
Canım hiç çekmiyor.
Bir şey oldu bana.
Bu saatte acıkırım ben.
Sende de öyle mi?
Ne öyle mi?
Böyle...
...karnında bir şey var mı?
Bir his.
Şey gibi...
...ağrı gibi.
Ama ağrı değil.
Bir şey çekiliyor sanki yukarı doğru.
Boğazımı düğümlüyor.
Nefes almak güçleşiyor.
Sende de var mı böyle bir şey?
Ben yatayım.
İyi geceler.
İyi geceler.
Aga biz nereye gidiyoruz? Bu kadını nerede saklayacağız Allah aşkına?
Of, kahveye götüremeyiz.
Senin mekan olur mu?
Oldu. Sen benim mahalleyi bilmiyor musun? Herkes radar gibi camlarda bekliyor.
Allah'ım Yarabbim yardım et ne olur.
Burhan Bey evde mi?
Yok. Gitti onlar.
Hay Allah.
Ben şimdi Burhan Beyi göremeyecek miyim?
Biraz da o var diye rahattım böyle.
Eee, onlar Kırklarelindeler.
Ama gelecekler yarın.
Yarın mı?
Oh, içim rahatladı.
Valla Burhan Bey olmazsa hiçbir kuvvet sokamaz beni o mahalleye.
O zaman şimdi Burhan abiye gidelim.
Orada misafir edelim seni. Ne dersin?
Ay ne diyeyim.
Ben de ne zamandır kendisini görmek istiyordum.
İyi oldu. Denk geldi. Ona da güzel bir sürpriz olur.
Tabi tabi. Yalnız evde bir misafir daha var, Berrin.
Onlara görünmemek lazım.
Hangi Berrin?
Berrin Derin Hanımefendi, şarkıcı olur kendileri.
Aa, Berrin Hanımın ne işi var orada?
Durun, bekleyin bir dakika Berrin Hanımcım.
Ay ne oldu?
Ortalık boş. Çıkabiliriz.
(gülüyor) O ne demek ayol?
Banka mı soyduk da ortalıkta kimse yok diyorsun.
Derin Hanım bizde gelenektir.
Hamamdan çıkan kadınlara, çocuklar çamurlu su atar.
A-a. (gülüyor)
Bu geleneği kim uydurmuş? Hamamcı mı yoksa?
(gülüyor) Kirlen yeniden yıkan. Kirlen yeniden yıkan.
(gülüyor)
Şş, bana bakın lan. Bu sefer mahalleye yeni bir kadın gelmiş. Sesi çok çıkıyor.
Bıcığın teki. Atıp taşlayacağız tamam mı lan?
Tamam. Tamam.
Dursana oğlum.
Hani lan neredeler?
Sus.
(gülüyorlar)
Atın lan atın.
(kadınlar bağırıyor)
Atın atın.
(kadınlar bağırıyor)
Allah sizi kahretmesin. Bit yuvaları.
Sizi var ya sizi.
Ay bu gerçekten çamur. Var ya sizi.
(çocuklar bağırıyor)
Kamil durdur arkadaşlarını.
Kaç ablam kaç. Yemez bunlar seni.
Kaç kaç kaç.
Oğlum durun lan durun. Teyzem lan. Dağılın lan. Çabuk çabuk.
Yürüyün lan çakallar.
Hadi abi iyi akşamlar size.
Hadi görüşürüz. İyi akşamlar. Herkese yarın benden gazoz.
Niye şimdi değil yarın lan?
He anladım. Araba mı patlattın sen?
Senin gibi benim gibileri alıyorlar da.
Şuna bak ya.
E o zaman anlayalım Kadir Bey.
Yine ne tufalar peşindesin oğlum.
Yok be oğlum. Benim hırsızlıkla ne işim olur?
Annem yarın moneyleyecekmiş(para vermek) beni.
He-he.
Altın bozdurmuş.
He-he. Tabi tabi.
O zaman ne yapacağız?
Ne yapacağız? Ne olacak?
Klavyenin kralını alacağız lan.
Vay. Çak çak.
Bir de buradan.
Oğlum müzik yarışmasının kralı olacağız ha.
Hadi bakalım.
[...müzik çalıyor...]
Açsana be Murat, açsana.
İyi akşamlar.
İyi akşamlar.
Bir haber var mı?
Henüz yok.
Yukarıdalar mı?
Evet.
Sakin ol Nesrincim. Beraber bunun da üstesinden geleceğiz.
Heh Levent.
Burak'tan bir haber var mı?
Henüz yok.
Telefonu kaplı.
Birkaç kişiyi aradım ama hiçbir şeye ulaşamadım.
Neler geldi böyle başımıza.
Nakiye de ortada yok.
Nakiye'nin kaçırılma işinde muhakkak Hasret'in mahalleden arkadaşlarının parmağı var.
Benim de aklıma geldi ama...
...buna cüret edeceklerini düşünmedim.
Buraya gelen çocuk- Neydi ismi?
Cihan efendim.
O mu yaptı dersin?
(iç çeker) Şimdi anlarız.
(telefon çalıyor)
Levent arıyor. Açayım mı?
Ay canım beni merak etti. Aç aç.
Aç bakayım. Ne diyecek ya?
Alo.
Cihan naber?
İyi Levent Bey sizden naber?
Kısa keseceğim.
Nakiye'nin sizin yanınızda olduğunu biliyorum.
Bu yaptığınız çok saçma.
Olay daha fazla büyümeden onu hemen geri getirin.
Oldu, baş üstüne.
Cihan bak çok ciddiyim. Başınız derde girecek.
O Murat denen herif Hasret'i getirsin biz de Nakiye'yi getirelim.
Kanka biz deme ya. Benim de başımı yakma.
Versene bir sesini duyayım, versene.
Sizin bir an önce bu hatadan dönmeniz gerekiyor.
Nerede Hasret?
Biz de ulaşamıyoruz. İkisinin de telefonu kapalı.
Nakiye nasılmış?
-kime anlatıyorum bunları?
Nakiye nasıl?
Nakiye'yi versinler.
İyi iyi yok bir şeyi.
Nakiye'yi verin.
Bir sesini duymak istiyoruz.
Al seni istiyorlar.
Alo.
Nakiyecim orada mısın?
Buradayım Nesrin Hanımcığım.
Bak hepimiz buradayız seni dinliyoruz canım.
Ethem bey var, Saime Hanım, Levent.
Çok merak ettik seni.
Yani yokluğumu fark ettiniz demek ki.
Fark edilmez mi Nakiyecim. Gözlerimiz hep seni arıyor.
Saime Hanım beni aratmıyordur ama.
Kimse senin yerini tutamaz Nakiyecim.
Nakiye siz neredesiniz?
(çocuklar şarkı söylüyor) Nakiye? Alo?
Alo? Alo?
(çocuklar şarkı söylüyor)
Nakiye o sesler ne öyle?
Hiç, çocuklar.
Keyfin yerinde bakıyorum.
Yok canım. Ne keyfi? Dışarıdan geliyor o sesler. Ben burada bir odadayım.
(çocuklar şarkı söylüyor)
Alo Nakiye?
Kadınlar hamamdan çıkmış kaçırdık be tüh.
Ulan küçül de cebime gir. Katır oldun katır.
Alo?
Kadınlara çamur mu atacaksın?
Nakiye?
Ulan biz kadınlara çamur atardık sen durur gülerdin be. Sen ne oyun bozan bir borazan başısın be.
Nakiye cevap verir misin?
Rehineyim ben burada rehine.
Nakiye neredesiniz?
Unuttunuz beni galiba.
Alo?
(gülüyorlar)
Alo?
(gülüyorlar)
Gördüğünüz gibi endişelenecek bir durum yok.
Yarın nasıl olsa Murat ulaşır ve Nakiye'yi alırız.
Hayatım artık biraz rahatla. Tehlikeli bir durum yok.
Nakiye'yi gözlerimle görmeden rahat edemeyeceğim Ethem.
Nesrinciğim lütfen üzme kendini.
Ben bir konyak alacağım ister misin?
Ih-ıh
Ethem.
Tehlikeli bir durum olmadığına göre sen gidebilirsin artık.
Madem yapılacak bir şey yok, kanasta oynayalım mı?
Üç kişiyiz ama.
Murat'ı hiç oynatamazdık.
Dördüncümüz Saime Hanım.
Oyunu biliyor musunuz?
Biliyorum Levent Bey.
Heh.
Bu gece sizlerle kanasta oynayabiliriz.
Nakiye olsaydı çok kıskanırdı.
Ben kağıtları alayım.
Hadi, biz masaya geçelim.
[...müzik çalıyor...]
Burada mı uyuyacağım ben?
Yani, üst kat biraz karışık biliyorsunuz. Malum sizi de görememeleri lazım.
Ay çok hoş. Sabah gelince beni odasında bulacak yani.
He. İyi diyorsun yani?
Tabi canım. Burhan Bey'e çok hoş bir sürpriz olacak.
Aslında, yoldan geliyorlar yiyecek bir şey yapmak lazım ama-
Eee
Şimdi herkes ayakta hoş olmaz tabi.
Gece yaparım ben de. El ayak çekilince.
Ne olur bak. O kadar geldim kırmadım sizi.
Evet.
(gülüyorlar)
Gerçekten öyle mi dedin?
E ne diyeceğim başka?
(gülüyorlar)
Ay yıllar oldu böyle gülmeyeli.
E Berrin Hanımcım, bizim mahalle böyle şenliklidir işte.
Ee Kadriye de güya bize çay demleyecekti ama eve gitti.
Aman.
Ne varsa evde.
Aman ne olacak?
Bekir eniştenin koynuna girecek. Aklandı paklandı ya.
Anladın sen.
(gülüyorlar)
O ses ne?
Ne sesi Berrin Hanımcım? Ses mes yok.
Ay vallahi. Bak bak bak.
(tıkırtılar)
Ay Bal Çiçek. Hırsız falan olmasın? Benim bodyguardı da gönderdik.
Ablacım korkma sen. Aklı olan hırsız bu eve girer mi?
Bizim Kadir tıfıldır o.
Ama senin için rahat etsin ben gideyim bir bakayım.
Hay gözünü seveyim hadi.
E bize de bir çay koyayım.
Sen yine de dikkat et.
Korkma be ablam korkma.
A-a
Cihanım Civanım senin ne işin var burada be?
Ee hiç.
Öyle bir size bakayım dedim.
Bir şey lazım mı dedim. Yok bir şey.
Burnun lavantalı sabunumun kokusunu mu aldı?
Cihan abi, bu akşam sizin kahvede kalayım mı ya?
Olmaz be.
Kadriye seni eve çağırıyor.
Bana dedi. Görürsen bizim eve yolla dedi.
Hadi şimdi yaylan.
Sen şimdi mi geldin buraya?
Şimdi geldim.
E o zaman bu içerideki kim kız? Hırsız olmasın sahi?
Hayırlı geceler.
Anam.
Siz ne işler karıştırıyorsunuz lan?
Ne karıştıracağız lan bir şey oldu.
Ne oldu?
Benim bekar evini ilaçladım. Bu gece burada kalacağım ben.
E be kopra menecel önceden söylesene be. Yukarıda Berrin Hanımla ödümüz koptu.
Kız söyleyecektik giriz yaptın işte araya.
Allah canını.
Gideyim Berrin Hanıma haber vereyim de rahatlasın içi.
Hadi görüşürüz.
[...müzik çalıyor...]
Murat hoca?
Murat hoca?
Uyandırdım mı?
Uyumuyordum.
Ya...
...balkon kapısını açamıyorum. Nasıl açılıyor biliyor musun?
Oda görevlisine söylerim yarın bir bakar.
Seninki açılıyor mu?
Bilmem.
Açılıyor herhalde.
Nasıl yani? Bakmadın mı?
Ben daha ilk gün açmaya çalıştım.
Buna hiç şaşırmadım tahmin etmiştim.
Sen böyle hiç çıkıp derin bir nefes almak istemez misin?
Dur bunu unutmayayım da sana çok kızdığım zamanlar arkandan bunu da söyleyeyim.
Sen benim arkamdan söyleniyorsun değil mi?
Bak...
...ama yüzüne de söylüyorum baştan.
Peşin.
Ne söyledin daha önce arkamdan?
Söylemem.
En kötü ne söyledin?
En kötüsünü arkandan söylemedim.
Yanındaydım.
Tersten küfür ettin değil mi?
Tersten olduğu için sayılmaz.
Peki, düzden söylediklerin sayılır mı?
Sen de acıktın mı?
Muhabbet seni acıktırdı galiba.
Hadi git üstüne sabahlığını giy de çıkalım.
Nereye gidiyoruz?
Bu saatte oda servisi açık değildir.
Yiyecek bir şey bulabileceğimiz tek yer mutfak.
Mutfağa alırlar mı ki bizi?
Onlar kim? Bizi ağırlamak zorunda olanlar.
Biz? Karnı aç iki misafir.
Kimseden izin almak zorunda değiliz. Hadi.
Hiç böyle sessiz sessiz bir iş görmemiştim mutfakta.
Hep ağzımda bir türkü olur.
Ay.
Gülnaz da öyledir, yalan yanlış uydurur bir şeyler.
Sabah olsa da gelseler.
Bir de çay demleriz böreğin yanına.
Oh.
Burhan Bey çok sevinecek.
Evet.
(kokluyor)
Oh, ne güzel kokuyor.
Pişt, Bal Çiçek.
(kokluyor)
Oh.
Bal Çiçek
Anam
Aşağıda biri bir şey pişiriyor.
Ne yemeği kız gece gece?
Vallahi, almıyor musun kokuyu?
Senin karnın acıkmış ablam.
İn aşağı da bir iki dilim peynir at ağzına.
Kız şaka yapmıyorum bir şey pişiriyor birisi.
Şşş
Bal Çiçek
Hı?
Tı
Bak.
Adamcağız uyuyor.
Bırak uyandırmayalım
Mutfağın yerini sorardık en azından.
Mutfağın yerini bulmak kolay ki, ne var?
Nasıl bulucaz?
Şşş
Karıncalar ürkmesin. Hadi gel.
Ne karıncası Hasret?
Gel sen.
Biz niye hala böyle sessiz konuşuyoruz?
Karıncalar ürkmesin ha?
Bakıyorum mutfağı elinle koymuş gibi buldun.
Ben sadece karıncaları takip ettim.
Hadi girip bir şeyler yiyelim.
İzin alalım önce.
Şşş
Aşçı başı uyanmasın. Yazık adamcağıza.
Hadi gel geçelim bir an evvel karnımızı doyuralım.
İzin alalım.
Gel gel.
Şöyle kenarlarına da yaysana biraz.
Ay bir dur.
(bir şeye çarpar)
Buraya.
Olmaz burası buraya sığmazsın. Şuraya.
A-a
Kobüşko?
(gülüyor)
Sen miydin?
Ben gürültü yapmamak için elimden geleni yaptım Berrin Hanım. Uyandırdıysam kusura bakmayın.
Yok yok. Gürültüden değil. Kokuya uyandım.
Ne bu?
Bu soğanlı patates. Yer misiniz?
A yok yok. Yemem.
Bunları sen mi yaptın?
Evet.
Canım istedi, uyuyamadım. Kalktım yaptım.
Yufkaları da mı sen açtın?
Evet.
Annem küçükten alıştırmış beni.
Böyle börek, kek, kuru fasulye, kısır, tatlı hepsini yapıyorum.
Sen?
(gülüyor)
Çok şekersin.
Siz de öyle şekersiniz gerçekten.
O zaman bir gün bizde toplanalım. Tüm yemekleri sen yap. Ha?
Tabi. Ne zaman isterseniz.
(gülüyor)
Hadi bakalım.
Çok şekersin sen.
Siz de.
İyi geceler.
İyi geceler.
[...müzik çalıyor...]
Aslında ben yumurtayı pek sevmem.
Niye?
Londra'da öğrencilik yıllarımda çoğu zaman çalışmaktan yemek yemeyi unuturdum.
Sonra da gecenin bir vakti acıkırdım.
Hayatımın uzunca bir kısmı yumurtayla geçti yani.
Ama önemli değil.
Tam kıvamında bir omlet yeriz artık sesin elinden.
Yardım edeyim istersen.
İmam bayıldı yapmaya oturmadık.
Bir yumurta yapacağız alt tarafı.
Evet.
Altı üstü bir omlet.
Ben servisi hazırlayayım o zaman.
[...müzik çalıyor...]
Bunlar Murat'ın İngiltere'deki zamanları.
O zamanlar daha zayıftı tabi.
Evet, zayıf görünüyor.
Ne zor zamanlardı.
Ne kadar uzun sürdü bu omlet.
(kokluyor)
Ama çok güzel kokuyor.
[...yumurta kırıyor...]
Ne oldu Hasret? Bir şey mi var?
Hayır, yok bir şey.
Söyle lütfen bir şey var sende.
Yok.
Önemli değil.
Sadece...
...şeyi soracaktım.
Neyi?
E hadi ama.
Dosdoğru sorayım mı?
Tabiki.
Dosdoğru sor lütfen.
Ben seni kızlarla gördüm görmesine de...
...devamı hiç gelmiyor.
Senin niye sevgilin yok?
Bu aralar öyle.
Beste yaptığın kız...
...onu unutamadığın için mi?
Soğumadan yiyelim istersen.
Murat'la ne kadar zor zamanlar geçirsek de bana hiç yüz çevirmemişti.
Evden gitmesini bir türlü hazmedemiyorum.
Çok ağırıma gitti.
Ben de daha tahammüllü olmalıydım galiba.
Beğendin demek.
Kusura bakma. Ben öyle tam kıvamında omlet nasıl yapılır bilmiyorum.
Onun yerine tam kıvamında bir menemen çekeyim dedim.
Al.
[...müzik çalıyor...]
Hmm
Kıvamı güzel olmuş.
Sen ne kattın bunun içine?
Kattım işte bir şeyler.
Peki peki tamam. Sormayacağım.
Sen söylemek istemiyorsun anlaşıldı.
Soruma cevap vermedin.
Bu konuyu konuşmasak?
Benim için üzücü bir hikaye.
Şimdi hiç hatırlamak istemiyorum.
Ne kattığımı söyleyeyim mi?
Hı-hı.
Bir yemeğe katılacak en önemli şey.
Sevgimi kattım diyeceksin değil mi?
Ih-ıh.
Sarımsak.
(gülüyor)
Gitmeni istemiştim ama...
...burada kaldığın için çok mutluyum.
Burada uyuman bana güven veriyor.
Ah Nesrincim.
Ben de daima senin yanında kendimi güçlü hissediyorum biliyorsun hayatım.
Sadece senin yanında mutluyum.
İyi geceler.
İyi geceler.
Off.
Yine çok yedim ben.
Ben seni sabah çok erken kaldırırım.
Önce bahçede elli tur atarsın.
Sonra spor salonunda aletlerle kondisyon tutarsın.
İyi geceler o zaman.
Ben bir an önce yatıp uyuyayım bari.
Sana da.
Aa
Bir şey diyeceğim.
Şimdi saat çok geç oldu ya, bu saatten sonra uykum çok zor gelir benim.
E odaya hava da girmiyor.
Hiç uyuyamam.
Diyorum ki ben-
Balkon kapısını sabah konuşuruz.
Bu gece yapılacak bir şey yok.
Yok
Onu demeyecektim.
Ben şu kapı açık uyusam olur mu diyecektim.
Tabi olur.
İyi geceler.
İyi geceler.
Kim kilitler ki balkon kapısını böyle?
[...müzik çalıyor...]
Nereden çıktı sabah sabah bu piknik işi?
Ee sizi şöyle güzel bir kahvaltı ile uğurlayalım dedim.
Bak şimdi.
Berrin Hanımcım.
Günaydın Berrin Hanım.
Günaydın.
Maşallah. Hamam yaramış. Yanaklar daha bir akçe pakçe olmuş.
(gülüyor)
Teşekkür ederim. E Kadriye nerede?
Aa Kadriye bakkala mal geldi dedi. Ben onları indireyim siz gidin ben artık dedi bakarım duruma dedi.
Fırından aldım taze.
(gülüyor)
E hadi millet ne duruyorsunuz? İstikamet tefelik yürüyün.
Hadi Berrin Hanımcım.
Hadi kızlar yürüyün.
Ee, siz gelmiyor musunuz?
Ben geliyorum Berrin Hanım.
Hadi o zaman.
Ben yürüyerek gideceğim. Sen arabayla arkamızdan gel.
Sen arabayla arkamızdan gel.
Daha aramadılar mı he?
Ararlar herhalde aga kadını bize bırakacak değiller ya.
Ben bir bakayım şuna.
Hadi görüşürüz.
[...müzik çalıyor...]
Nasıl?
Hangi otelmiş bu peki?
Tamam, sen otelin ismini öğrendiğinde beni bir ara.
Tamam.
Murat'ın kaldığı otel mi?
Evet ama hangisi olduğu belli değil.
Bir saatte her şey belli olur.
Bizim müzisyen takım uyanır o zamana.
Günaydın.
Günaydın.
Günaydın.
Saçmalama Levent, misafir odasında yattı.
[...çocuk sesleri...]
Geldiğimden beri açamadım.
Bende bir yedek anahtar var efendim. Yardımcı olayım isterseniz.
Teşekkür ederim.
Ben teşekkür ederim.
Oh be.
Abla abla balonlarımız kaçtı.
Nerede?
Abla bak orada duruyor.
Bak orada yukarıda.
Ben yetişemem ki ona.
Hadi abla. Hadi abla yetişirsin oraya. Kurtar balonumuzu. Hadi abla.
Hasret?
Hasret?
(kapı tıklatıyor)
Hadi ne olur. Lütfen abla. Abla dikkat et. Dikkat et.
Tamam korkma korkma. Alacağım şimdi.
Hasret?
Uyandın mı?
Hasret.
Hasret ne yapıyorsun sen?
(hızlı nefes alıp veriyorlar)
Sen ne yaptığını zannediyorsun ha?
Ya düşseydin.
Ya tutamasaydım seni.
Ne yapardım o zaman?
Nasıl kalkardım bunun altından?
Sen ne sanıyorsun beni ha?
Taş mıyım ben?
Hiç mi düşünmüyorsun bunları?
Ne hale düşeceğim hiç mi aklına gelmiyor?
Ne zaman açıldı bu kapı?
Kim açtı bu kapıyı?
Sabah bakarız dedin ya.
Ben de uyu- uyanınca.
Ben...
Ben birden çok korktum.
Seni öyle görünce.
Şey sandım.
Sen-
Ben-
Sadece ço- çocukların balonu-
(nefes almaya çalışıyor)
Ben...
...özür dilerim Hasret.
Özür dilerim.
Ben biraz-
(nefesini düzenlemeye çalışıyor)
Açmadı gitti şu adam telefonu ya.
Kim?
Kim olacak? Murat.
E çalışıyorlardır.
Ne çalışıyorlar ya?
Müzik.
Ne olacak?
Kaç gündür telefonu kapalı.
Çalış çalış bitiremediler bir müziği.
Börek de güzel gözüküyor.
Gece yaptım.
Gelsin de yesin bir güzel.
Kim?
Burhan Bey. Kim olacak?
Hee
(gülüyor)
Gelecek değil mi?
Gelir gelir.
(gülüyorlar)
Eli kulağındadır.
(gülüyorlar)
[...müzik çalıyor...]
Benim hemen çıkmam lazım. Önemli bir görüşmem var.
Nesrincim bir haber çıktığında beni hemen arayın olur mu?
Ararım tabi.
Görüşürüz.
[...telefon çalıyor...]
Alo.
Levent.
Hasret.
Sesin çok kötü bir şey mi oldu?
Murat odadan öyle bir çıktı ki...
...çok korkuyorum Levent.
Şimdi nerede?
Bilmiyorum.
Bakıyorum etrafa.
Hay Allah.
Çıkıp gitmesine izin vermeseydin. Keşke konuşturmaya çalışsaydın biraz.
Çıkıp gitti işte.
Belki bir şey söylerdi. Denedin mi?
Ne yapacağımı bilemedim.
Hiç iyi görünmüyordu.
Otelin adresini ver. Ben hemen geliyorum.
Ne yapayım peki?
Bir şey yapmana gerek yok. Benim gelişimi bekle.
Ne oluyor Levent?
Murat'a bir şey mi oldu yoksa?
Haydi kızlar.
(şarkı söylüyor)
Haydi ablam. Haydi.
(şarkı söylüyor)
Gerçekten kalpten söylemek böyle bir şey galiba.
Kim bu?
Bizim Nazar.
Nazar.
Gel kız buraya gel.
Gel gel.
Sen yeni mi geldin?
Üç beş gün oldu.
Hastalandım büyük çöplükte. Gerisin geriye döndüm.
Geçmiş olsun.
Sağol.
Şş. Bana bak. Bizim depoda kalamazsın artık.
Ee
Niye? Kalacak yerin yok mu senin?
Yok. Ne yapacaksın?
Doktora gittin mi hastalığın için?
Üç gün çöpten uzak durdum mu geçiyor. Doktora gerek yok.
[...müzik çalıyor...]
Alo Cihan. Şimdi beni iyi dinle.
Hasret'i almaya gidiyorum. Hiçbir şey yapmayacaksınız. Kıpırdamayacaksınız bile.
Uslu uslu beni bekleyeceksiniz. Anladın mı?
Ne yapıyorsun aga?
Yandık.
Ne oldu len?
Yandık.
Yandık yine yandık.
Ne bakıyorsunuz be? Alsanıza çantayı.
Hoş geldin Burhan abi. Valide nasıl?
İyi iyi.
Beni görünce suratına kan geldi kadının.
İnsan bir haber verir otogardan alırdık sizi.
Geldik işte. Şimdi de evimize gidiyoruz.
Ya yok ya. Olmaz ya.
Niye olmaz be?
Yani şeye diyor. Bir yorgunluk çayı içersiniz diyor çocuk.
E ben kendi çayımı kendi evimde demlerim. Manyak mısınız siz be? A-a.
Burhan abi.
Abi insanlar merak ediyor. Bir selam ver. Ayıptır günahtır ya.
Ee. Madem öyle. Selamun aleyküm.
Aleyküm selam.
Çay.
Gülnaz.
Gülnaz tepelik yere gidelim mi? Özlemişsindir.
Hiç özlemedim ben evimi özledim.
O zaman sana bir şey söylemem lazım.
Neymiş o?
[...müzik çalıyor...]
Hayır bekleyemem ben de otele geliyorum.
Ben gelmeden bir yere ayrılmayın tamam mı?
Hoş geldin.
Haberi yok mu şimdi Hasret'in?
Yok daha.
Iıı. Her şeyimin yeri değişmiş be.
Dokunmadım ben bir şeye.
Ben bunun bu yüzünü koymam. Bu yüzünü koyarım.
Ben yastıkları havalandırmıştım. Sonra da-
Sen git önce kendi kıçını havalandır.
Cihan bak görüyor musun? Bir evden gittim her şeyin yerini değiştirmişler.
Bir dakika.
Burada sorun ben miyim yoksa Berrin Hanım mı?
Berrin Hanım mı?
Ee onu söylemeyi unutmuşum.
Gülnaz sen yokken Berrin Hanım burada kaldı da.
Anam.
Yetişin dostlar.
Ben yokken evimi otele çevirmişler.
Odalarımı, çekmecelerimi, donlarımı karıştırmışlar.
Ya dur.
Gülnaz abartma beya.
Sen hiç konuşma Cihan hiç konuşma sus.
Of.
Bunlar ne be?
Ben yaptım.
Burhan Bey- Yani siz geleceksiniz diye yiyecek bir şeyler yaptım.
Hmm. Tuzu kaçmış.
Hı.
Kayış gibi.
Ne münasebet?
Herkes bayılır benim böreklerime.
Ben bayılmadım.
Sana da bayılmadım. Git evimden be.
Ya Levent aradı ya işte. Hasret'i getirecekmiş.
Ya işin sonuna gelmişken bozma be Gülnaz.
Sizin için değil. Kardeşimin hatırı için katlanacağım artık.
Bak sakın.
Burhan abiye bir şey söylemek yok.
Vallaha billaha ortalık karışır iyice. Tutamayız onu.
Fırladı gitti. Bulamadım otelde değil.
Nereye gideceğimi de bilemedim ki.
Hasret bekler misin?
Otel kocaman.
Bahçe desen git git bitmiyor.
Hasret bir dakika.
Her yere bak-
Hasret.
Hangi salona baksam?
Hasret.
Nereye gitsem?
Hasret.(bağırıyor)
Beni dinleyecek misin? Sakin ol ve ne olduğunu anlat.
Çocuklar balon uçuruyorlardı.
Ne balonu?
Bahçede işte. Bak burada.
Ben balkona çıktım böyle.
Baktım.
Çocukların balonu takılmış buraya.
Ben de uzandım almak için.
Şuradaydı işte.
Böyle tam yakalıyordum.
Murat bağırmaya başladı.
Ama nasıl bağırıyor görsen.
Düşeceğim sandı galiba.
Yapma be Hasret be. Yapma be Hasret be.
Ama ben bir şey yapmadım ki Levent.
Kusura bakma ya.
Yüzünü bir görseydin. Böyle bembeyaz.
Sanki Murat gitmiş başka biri gelmiş.
Anladım.
Sebebini de tahmin edebiliyorum.
Öyle mi?
Ne?
Sana Selin'den bahsetmiştim ya. Hatırlıyor musun? Murat'ın sevgilisi.
Hı-hı.
Selin Murat'ın gözü önünde kendini balkondan aşağı attı.
Ne yaptı?
Öldü mü peki?
Evet. Maalesef.
Tabi engel olamadığı için de hep kendini suçladı.
Hala da suçluyor anlaşılan.
Bu adamı taş eder be.
Seni balkonda görünce o ana geri dönmüş olmalı.
Her şey yerine oturmuş işte.
Balkon, oradan sarkan bir kız. Aynı şeyi yaşamış.
Hadi kalk. Kalk bakalım kalk. Hadi.
Bir iade-i ziyaret yapamadım. Ayıp oldu dedim.
O kadar Burhan Bey geldi. Gülnaz Hanım geldi.
Ben de gideyim bir onları göreyim diye planladım ama...
Sizi evde bulamamış. Tam taşlayacakken-
Allah'tan Cihan gördü de misafir etti beni.
Siz ne zaman geldiniz ki Nakiye Hanım?
Bu sabah.
Hı-hı.
Epey erken gelmişsiniz.
Öyle, ya ben ev gezmelerini erkenden yaparım ki geri dönüp işlerimi bitireyim.
Ya küçüklükten beri böyle yetişmişim ben. İçimde tembellik yok.
Temizlik, yemek, ütü hiç yüksünmem hiç.
Çok lezzetli olmuş. Ne zamandır böylesini yememiştim.
Çay?
Zahmet olmazsa.
Ay rica ederim.
Anam. Epey de geç olmuş ha.
Nakiye Hanım siz işlerinizden geri kalmayın.
Yok yok daha erken.
Hmm.
Ay anneniz hastalanmış. Ay çok üzüldüm çok geçmiş olsun. Nasıl iyi mi şimdi?
İyi iyi daha iyi.
Ay keşke onu da görsem de bir elini öpsem.
Eminim o da sizin gibi çok sıcak kanlı bir insandır.
(gülüyor)
Ay...
...benim midem bulandı be.
Ay.
Ne oldu kız? Otobüsten mi?
He otobüsten he.
Annenizin adı neydi?
Bahtıgül.
Ay ne kadar güzel bir isim. Bir anlamı olmalı.
Öh.
Ben bir içeri gideyim abi.
Sana ne oldu be?
Fazla geldi abi valla fazla geldi abi.
Eh.
(gülüyor)
Naçizane ellerinizle mi yaptınız bunları?
Hı-hı.(gülüyor)
Ellerinize sağlık.
-Murat Hoca. -Murat. (sesleniyorlar)
Murat.
Murat hoca.
Murat hoca.
Murat.
Ayy. Otele haber mi versek?
Yok canım. Koskoca adam. En iyisi ayrılmak. Şu göletin etrafında dolaşalım. Sonra otelde buluşuruz.
Tamam.
Murat hoca.
Murat.
Murat hoca.
Murat.
Murat.
Murat hoca.
[...müzik çalıyor...]
Hoş geldiniz efendim.
Merhaba.
Murat Turalı ile görüşecektim.
Kim diyelim?
Nesrin Turalı. Annesiyim.
Bir saniye efendim.
(ağlıyor)
Allah'a şükür buldum seni.
İyi misin?
Seni de korkuttum değil mi?
Seni bulamayınca merak ettim.
Seni öyle görünce korkup Levent'i aradım.
O da koşup geldi.
Sonra...
...olanları anlattı.
Selin'i yani.
Ben...
Ben birden...
...seni orada öyle görünce.
Anladım.
Sana olanları hatırlattım değil mi?
Öylece gitti.
Hiçbir şey yapamadım.
Tutamadım.
Bir saniye önce fark etseydim, biraz daha hızlı olabilseydim belki, belki ben-
Yine tutamazdın.
Nasıl yapacaksın?
O karar vermiş demek ki.
Kimse tutamazdı artık onu.
Boşuna kendini suçlama.
Sen ona kızıyorsun aslında.
Sana bunu yaşatıp gittiği için kızıyorsun.
E kızdığını da söyleyememişsin tabi.
Ama bana söyledin.
Onun yerine bana bağırdın.
Kusura bakma Hasret.
Kendimi bir an kaybettim.
Kusur falan yok.
İyi gelecekse yine bağır.
İstediğin kadar bağır.
Buradayım ben.
Tam yanında.
Tamam mı?
[...telefon çalıyor...]
Efendim Nesrin.
Levent neredesin?
Merak etmeyin birazdan üçümüz de oradayız.
Murat.
Murat.
Neredesin sen abi?
Merak ettik seni.
İyi misin?
İyiyim iyiyim. İyiyim. Daha iyiyim.
Hadi otele dönelim. Sıcak bir şeyler içip kendimize gelelim.
Hadi.
Gidelim mi?
Gidelim.
Şu Murat'ın gösterisine sponsor olan İzmirli şirket neyin nesiymiş bir araştıralım Naki Bey.
Tabi efendim. En kısa zamanda sizi bilgilendiririm.
Ona haber vermek zorunda mıydın?
Yapma be Murat. O senin annen. Ondan saklayabilmek mümkün mü?
Hele söz konusu Nesrin ise atlatılamayacağını en iyi sen bilirsin.
Ben korkuyorum bu kadından.
Nesrin'den? Neden?
Ne söylesem her seferinde benden daha çoğunu söylüyor.
Ben damla desem o pınar diyor, ben pınar desem o göl, ben göl desem o...
...çok laf var bu kadında.
Kimse yaşamaz onunla. Hele ben? Hiç.
Canım.
Hadi oturalım mı?
Senin için çok endişelendim. İyi misin?
Telaşlanmanı gerektirecek bir şey yok anne. Geçti gitti. Şimdi iyiyim.
Murat bu kadar mesafeli olmana alışık değilim.
Hele evde olmamana hiç alışamıyorum.
Evden gitmem seni memnun etmiştir diye düşünmüştüm.
Nasıl böyle düşünebilirsin? O ev senin oğlum.
O evi ev yapan sensin. Sen yokken memnun olabileceğimi nasıl düşünebiliyorsun?
Nesrin Hanım da üzüldü tabi. O da bir anne.
Nesrin demir leblebidir. Serttir.
Kızdığı zaman eline alamazsın. Can yakar. Onu en zayıf yanıyla görüyorsun şimdi.
Demir leblebi suya düşmüş ve dibe çökmüş durumda.
Oğluyla girdiği her çatışma onu bu hale getiriyor.
Hmm.
Artık evinde huzur bulamadığını söylemiştin anne. Hatırlıyor musun?
Söylediklerimi gayet iyi hatırlıyorum. Asıl huzurumu kaçıran şeyler de bunlar zaten.
Sarf ettiğim sözler.
Üzerine düşündüm Murat. Sana ve Hasret'e haksızlık ettiğimi düşünüyorum.
Doğrusunu istersen Hasret'e haksızlığın ötesinde şeyler yaptığımı da düşünüyorum.
Duydun işte.
Hasret'e ayıp ettim. Bunun için senden de ondan da özür diliyorum.
Ve eve dönmenizi rica ediyorum.
Evet de oğlum. Lütfen.
Benim evet demem yetmez anne. Bir evet de Hasret'ten almalısın.
Elbette. Onunla mutlaka konuşacağım zaten.
Güzel.
Siz konuşurken ben yukarıda işlerime bakayım.
Hı-hı.
Merhaba.
Merhaba.
Ne kadar değişmişsin Hasret.
Çok güzelleşmişsin.
Teşekkür ederim.
Yani belki saçların için farklı bir tarz-
Neyse.
Bunları eve gidince uzun uzun konuşuruz.
Eve?
Hangi eve? Hangi eve?
Ben bir Murat'a bakayım.
Hadi gel birer kahve içelim.
Sen de korkmuş olmalısın. Murat'ı o halde görmek eminim ürkütmüştür seni.
Ürkmedim desem yalan olur Nesrin Hanım.
Ödüm şeyime- aklıma- yani aklım karıştı.
Biliyorum canım. Biliyorum. Biliyorum.
Ben de fena olmuştum o olaydan sonra.
Babası eve getirdiği zaman tanıyamamıştım oğlumu.
Ay nasıl bir yüz böyle-
Heh mumya gibi.
Suratı beyaz, böyle hayalet görmüş gibi. Rüyada, uyur gezer gibi.
Sana konuşuyor, sana bakıyor ama ı-ıh sana değil.
Çay alır mısınız Nesrin Hanım?
Evet lütfen.
Yaşadığı az buz şey değil Hasretçiğim, dile kolay. Kaç yılı birlikte geçirdiler.
Ne kadar mutluydular görsen. Murat ondan bir gün bile ayrı kalamazdı.
Şeker?
Hayır.
Tabi Selin de çok hoş bir kızdı. İyi bir aileden. İyi eğitim görmüş. Çok uygundular birbirlerine.
Alır mısınız? Çayınızı soğutmayın.
Şimdi almayayım, sağol.
Ben aslında çok endişelendim, biliyor musun? Murat bu kalbi kaldıramayacak diye.
Ama bu günlere geldik ya şükür.
Zaman her şeyin ilacı diye boşuna dememişler Nesrin Hanım. O da atlatacak bunu nasıl olsa.
Umarım.
Ama nüks ediyor görüyorsun. Unutamıyor işte.
Tabi Selin onun tek aşkıydı. Bir daha kimse girmedi hayatına. Onun gibi kimseyi sevemez artık.
Ah, sıcak geldi de.
Zaten bu yüzden Murat evinde kalmalı diyorum Hasretçiğim.
Yani evde rahat ettiği bir düzeni var.
Hmm. Çok güzelmiş bu.
Hele şu aralar kafasını karıştıracak, işini tehlikeye atacak hiçbir şey olmamalı etrafında.
Kariyeri mevzubahis. Sen de evde olmalısın tabi. Sen de onun işinin bir parçasısın.
Yani işi birlikte yapıyorsunuz demek istedim.
İkinizin de verimli olması çok önemli.
Ve ben bunun için elimden ne geliyorsa yapacağım.
Ay.
Bana bırak Hasretçiğim. Bana bırak.
Kısacası, geçmişe bir sünger çekelim. Aramızda olanları unutalım.
Murat'ı, birlikte yapacağınız işi düşünelim. Buradan çıkıp hep birlikte eve gidelim diyorum. Ne dersin?
Bana uyar.
Yani...
...Murat hoca da tamam diyorsa, benim için uygun.
Oba, oba, oba. Len dur.
Büyük golcü, kalpsiz kral, Messi Kadir boyun yok ama gol atmaya aklın zehir.
Hop. İyi iyi kaleciliğin de var.
Bu ne?
Eşofman. Hem de en pahalısından.
Dünkü işin bedeli.
Ee para vermeyecek misin? Para lazımdı bana.
Para delikanlıyı bozar oğlum.
Önce bir piş, iyice bir ol. Aç bakalım paketi.
İyi iyi, hadi görüşürüz.
Hadi bakalım.
Hadi naş.
Koray beni soran olursa alışverişe çıkıyorum.
Peki Saime Hanım.
Yoruldunuz Nakiye Hanım. Biraz dinlenin.
Sizin bunca zahmetinize karşılık, ben de izin için bir şeyler yapmak istiyorum.
Ne gibi bir şey?
Kemanımla, birkaç hoş name.
Ay benim için mi?
Tabi sizin için. Yeni başlangıçlar için. İkimiz için.
(gülüyorlar)
Ben kemanımı alıp geliyorum müsaadenizle.
Kız sen delirdin mi?
Niye?
Kemanını almaya gitti değil mi o?
İkimiz için bir şeyler çalacakmış. Ne var bunda?
Bak o keman sesini duyarsan bir daha ömrün billah kurtulamazsın bu adamdan.
Kulağından girip kalbini fetheder insanın. Böyle kaç kadın yatalak oldu sen bilir misin?
O kadar mı diyorsun yani?
Tabi ya. Sen şimdi de ki ona, ben dinlemeyeceğim de çalma istemem de ben zaten sevmem de...
...içim dayanamaz içim kıyılır sevmem de. Gelince öyle de.
Hasret aradı.
Seni evden bekliyorlarmış. Hadi gidiyoruz.
Ay hemen mi.
He.
İşte keman geldi.
Ay.
Babacığım evden aradılar. Bunun acil gitmesi lazımmış.
Öyle mi Nakiye Hanım?
Öyle öyle.
Ben şimdi gideyim. Sonra yine gelirim.
Peki bu seferlik böyle olsun. Ama bir dahakine kurtulamazsınız ona göre.
Nameleri unutmayın.
Hadi ben seni eve bırakayım.
Baba ben bir bakkala kadar gidip geleceğim.
Baba.
Tamam git tamam.
Oo şahaneymiş he.
Nasıl? Marka oğlum boru değil. Yaa.
Hakikaten şahaneymiş he. Dönsene bir gün.
Olmaz oğlum bana lazım. Hadi naş.
Vermez bu oğlum hadi gidelim ya.
Ethem Bey vakıf aracılığıyla bizim firmayı araştıracak. Sponsor olmamızı istemiyorlar. Çok dikkatli olun.
Buna hazırlıklıyız. Bir eksiğimiz yok Saime Hanım. Bütün para transferimiz de tamamdır.
Bu işin kesinlikle ortaya çıkmaması lazım. Her türlü tedbiri alın.
Hı-hı. Tabi.
Off.
Niye yüzün hep asık böyle?
Öyle, sıkıntım var.
Hasret mi geldi aklına?
Gelmesin mi? Kız öldü mü kaldı mı kaçırıldı mı bilen yok.
Ne kaçırılması be? Çalışıyorlar onlar orada.
Hee.
Valla bak. Duydum ben.
Neresiydi ya? Ay neydi otelin adı?
Otelde mı çalışacaklar?
He ne var?
Ne mi var?
Nakiye sen kafayı mı yedin ya? Herif kızı otele atmış ne var diyorsun ya.
Aa.
Ulan Murat hoca.
Yaktım çıranı.
Yok ablam be. Kimse kaçırmadı beni. Cihan anlamadan dinlemeden iş yapmış. İyiyim ben. Valla.
Ben şimdi senin yüzünü görmeden rahat etmem he. Bir şey yapmadı değil mi babaannem sana?
Hele bir dokunsun. Bıyıklarını yolarım o cadının ben.
Tamam. Hadi görüşürüz. Bay bay.
Ne olmuş kız? Kırklareli'nde kavga mı çıkmış?
Yok be Kadriye teyze. Kadının biri Hasret'e öyle demiş. Hasret'te öyle değil böyle demiş.
Öyle olmuş. Ee, hayat işte.
Hepimiz yuvarlanıp gidiyoruz be Kadriye teyze. Hadi.
E Kadriye teyze, ben yokken ne oldu mahallede? Ne var ne yok?
Ne olsun kız? Hep aynı şeyler.
Ah be oğlum habersiz kayboluyorsun. Bak annen mahvoldu.
Küçük bir tatsızlık diyelim.
Hoş geldiniz.
Hoş bulduk.
Hasret ne kadar değişmişsin.
Teşekkür ederim.
Zaten güzeldin, iyice güzelleşmişsin.
Bunların hepsi senin mi?
Hasret'in yeni kıyafetleri.
Gel lan buraya. Nereden aldın lan bunu?
Aldım işte.
Ulan bu üzerindeki eşofmanın parasıyla kira ödenir be.
Çabuk söyle nereden aldın bunu?
Davut verdi.
Davut verdi?
Ulan o herif tırnağının kirini bile çıkarı olmadan kimseye vermez.
Söyle bakayım ne yaptın bunun için?
Hiçbir şey yapmadım. Bana babalık yapmak istiyor. Korumak istiyor beni.
Senin gibi bozuk klavyeler kakalamıyor bana.
Çıkart lan şunu üzerinden.
İt.
Off.
Gülnaz.
Çıkamadın iki saat.
Ne oldu beklemek zor mu geldi?
Niye zor gelsin canım?
Gülnaz.
Gülnaz.
Ne var be? Adımı mı ezberliyorsun? Ne?
Niye sinirleniyorsun? Nakiye'yi evde sakladık diye m?
Ay sen salaksın be Kudrettin
Ya ne yapalım? Mecbur kaldık. Boş yer bulamadık yani.
Onu demiyorum be Kobra. Konuşmamız gereken daha önemli şeyler yok mu?
Var mı?
Yok mu?
Var.
E söyle o zaman.
Babaannen nasıl?
(tokat atıyor)
Ha
Alın şunu.
Davut kendine başka oyuncak bulsun. Kadir'den çeksin elini.
Ne var? Kadirime eşofman almış. O da babası sayılır onun.
Hadi lan. Oğlumun bir tek babası var o da benim. Yanaşmasın çocuğa dağıtırım çenesini.
Kadir benim de çocuğum. Anasıyım ben onun.
Oo, o çoktan bitti be Ayten. Yanaşmayacaksınız Kadir'e. Yoksa yakarım.
Hı.
Otelde tenis bile oynadık.
Tenis mi?
Hı-hı.
Ben pek beceremedim tabi. Ay Saime abla oteli görmen lazım. Böyle uzayıp gidiyor koridorlar. Yürü yürü bitmiyor.
İyi vakit geçirdiniz yani.
Hmm. Murat hocayla gece yarısı otelin mutfağına gidip menemen bile yaptık.
Sadece, son gün şey oldu. Benim odamın balkon kapısı açılmıyordu. Ben de-
Neyse. Canını sıkmayayım şimdi.
Anlat anlat. Sıkılmam ben.
Yok yok. Başka zaman anlatırım.
Ne güzel rengi varmış onun. Hadi denesene. Ben de yardım edeyim.
[...kapı çalıyor...]
Kapı çalınıyor.
Sen git ben denerim.
Tamam.
Ben geldim.
Hoş geldin.
Hoş bulduk.
Yukarıdalar. Seni bekliyorlar.
Nereye gidiyor?
Cihan.
Cihan dursana dur dur.
Sen kim oluyorsun be? He?
Ne oldu? Ne var?
Ne hakla Hasret'i otele götürüyorsun sen?
Sakin bir yerde çalışmak istedik. Ne var bunda?
Hee. Ben biliyorum sizin çalışma ayaklarınızı.
Başka yer yok muydu çalışacak kızı otele atıyorsun ha?
Bu ne terbiyesizlik? Sen ne cüretle?
Anne.
Asıl terbiyesizlik senin oğlunun yaptığına denir.
Paran var diye kendini adam mı sanıyorsun ha?
Aa
Cihan yeter ama ha.
Kızı lüks otellere götürüp pahalı arabalara bindirip aklını çelmeye çalışıyorsun.
Senin ruhunu biliyorum ben be. Çok gördüm senin gibi zengin takımını.
İşiniz bitince de hiçbirini tanımazsınız. Ama sana bir şey söyleyeyim mi hoca?
Hele Hasret'e bir şey yapmış ol, bak bakalım ben seni unutuyormuyum unutmuyor muyum.
Bak bakalım her gün karşına çıkmıyor muyum.
Senin tehditlerini dinleyecek halim yok.
Çık git buradan.
Gitmezsem ne olur?
Eeh yeter artık be.
Cihan.
Sen yanlış anladın her şeyi. Gel. Ben sana her şeyi anlatacağım.
Baş başa konuşacağız.
Kim bu çocuk?
Hasret'in erkek arkadaşı.
Eşofmanı getirdi attı üstüme. Yanaşmayacakmışsın Kadir'e. Yakarmış ortalığı.
Ulan Burhan. Ateş olsan cürmüm kadar yer yakarsın be. Gösteririm ben sana.
Çeneni de dağıtırmış. Öyle söyledi.
Görürüz bakalım. Kim kimin çenesini dağıtıyormuş.
Ulan.
A-a. Davut.
Davut.
Bir- Bir telefon be Hasret. Bir telefon açabilirdin be.
Telefonumu kapatmıştım. Unuttum açmayı Cihan.
Unutursun tabi. Unutursun kızım. Biz kimiz ki. Konağımız yok, canti arabamız yok, paramız yok.
Bir kalbimiz vardı ama onun da bir değeri yok.
Tamam Cihan. Bak eşeklik ettim. Kabul ama-
Eşeklik etmedin Hasret hanımefendilik ettin hanımefendilik.
Böyle tepeden baktın. Mahalleye, eve, bana.
Eşeklik eden Hasret başkasıydı. O başkaydı. Senin gözün başka bakıyor.
O ne demek şimdi be?
Be demekle olmuyor Hasret Hanım. Dilin değişmiş, saçın değişmiş, elin kolun değişmiş.
Onlara benziyorsun sen be.
Ben kimseye benzemiyorum Cihan.
Benzemiyordun. Benzemiyom dediğin zamanlar.
Onlara yamanmayı bu kadar çok istiyorsan dönme bile mahalleye artık.
Ne diyorsun sen be? Kime yamanmaya çalışıyormuşum ben?
Kendini kime beğendirmek istiyorsan. Ona.
[...müzik çalıyor...]
Hadi iyisiniz akşama iş ayarladım size.
Ne işi be?
Burhan abi dahil hepimiz Kumkapı'ya gidiyoruz.
Oh be. Tereyağ gibi oldu valla.
Ya bir durun be.
Önce levanı görelim.
Önce iş sonra para Bal Çiçek.
Arı çiçeği görmeden bal verir mi? Vermez.
Ulan Kobra az çakal değilsin he.
Armudu hamuduyla götürürsün bize de kalır sapı.
Paramı isterim arkadaş.
Para yoksa şarkı da yok.
Doğru diyor valla.
Ne doğru söylüyor lan? Greve mi gidiyorsunuz?
Valla sıkmayın canımı alır başımı giderim turneye.
Zaten iş teklifi de var.
Haha. Külahıma anlat sen onu benim. Hangi pavyonun gülü ne iş teklif etti acaba?
Biliriz biz senin turnelerini Kopracım.
Hakikaten sen geçen yaz sen kayboldun bir iki ay. Ne turnesi yine bu?
Ay ne turnesi olacak? O bar senin bu meyhane benim turnesi.
(gülüyor)
Kucaktan kucağa yani Bekir abi anlarsın sen onu.
Ben anlamam Bal Çiçek. Evlendikten sonra o olmuyor biliyor musun?
E sıkıyorsa olsun istersen Bekir abi.
Valla Kadriye seni kulaklarından tavana asıverir görürsün gününü.
Çık ulan dışarı dallama.
Kimin çenesi paçası dağılacak göreceğiz şimdi.
Çık ulan dışarı.
Davut.
Çık ulan.
Hadi ya.
Oo kimler gelmiş. Ulan sen ne zaman adam oldun da benim kapıma dayanıyorsun.
Ulan satır alsaydın bari eline erkeksen bırak o bıçağı.
Kavga var kavga var. Davut abiyle Burhan abi orada kapışıyorlar.
Davut abiyle Burhan abi orada kapışıyorlar. Kavga var.
Ulan şu sedef kakmalıyı isterdim paslansın kınında ya.
Bırakmadın sünnet çocuğu bırakmadın.
Bırak onu baba.
Burhan bırak o bak elinden bir kaza çıkacak.
Çekil Bekir olan sana olmasın.
Kimse yaklaşmasın.
Ay.
Davut gel elini belaya sokma gel. Davut gel.
Eh, kapa çeneni be.
Ay.
Baba bırak baba. Onunla uğraşma baba.
Ulan el kadar çocuğa mı göz diktin ha?
Mahalleyi zehirlediğin yetmedi mi?
Ay.
Burhan abi.
Zehirledi diyen çıksın ortaya lan.
İki gün babalık yaptın mı Kadir'e be?
İskele babası.
Ay.
Ulan sen adam mısın be? Cebinde levran var diye adam mısın be?
Nereden patlattın o paraları biliyoruz hepimiz.
(bağırışmalar)
Bana bak lan. Sen önce aç karnını doyur lavuk.
Hele o bıçak bir babama deysin.
Gülnaz.
Hele bir deysin. Ben seni parça pinçik etmez miyim ulan?
(bağırışmalar)
Baba.
Babam.
Ahh.
(bağırışmalar)
Baba yürü baba.
Hadi git yürü.
(bağırışmalar)
Parçalayacağım seni. Lime lime doğrayacağım seni.
Konuşabilir miyiz?
Yalnız.
Tamam. Ben aşağıdayım.
Birkaç saatliğine evime gidebilir miyim?
Neden?
Hiç. Babamı görürüm. Ablamı, kardeşimi görürüm.
Kadriye teyzeme bakarım kalp çarpıntısı vardı.
Sonra Bekir eniştemi görürüm. Kaç zamandır beli ağrıyordu.
Birkaç saat yetecek mi hepsini görmeye?
Hepsini görmesem de olur aslında.
Bir gidip geleyim ben.
Gerçekten neden gitmek istediğini bana söylemeden sana izin vermeyeceğim.
Cihan darıldı bana.
Hmm.
Evimi, mahallemi unuttuğumu söyledi. Gönlünü almam lazım.
Yoksa içim rahat etmez.
İzin ver gideyim ha? Birkaç saatliğine.
Al bakalım. -Sağol.
[...müzik çalıyor...]
Mahallesini mi özlemiş?
Mahallesinden çok...
...Cihan'ı.
[...müzik çalıyor...]
Cihan'ın peşinden gidiyor.
[...müzik çalıyor...]
Gönlünü alması gerekiyormuş.
[...müzik çalıyor...]
Aman be babam bir de adam olacaksın he. Kavga ediyorsun o dongurla.
Asıl o donguru fişekleyen Haydar. Sen haksızlık etme babana.
Tamam hadi hadi. Olan oldu bitti. Geçmiş olsun. Burhan baba akşama Kumkapıdayız. İş var. Ne olur iyileş.
He-he.
Duydun mu Burhan baba? Kumkapı diyor sahne diyor he.
Cihan.
Yanak yedik ama kulak tamam yani?
(gülüyorlar)
Duydun mu bak Cihan Kopra ne diyor?
Turneye çıkacakmış.
Geçen seferkinin adı neydi lan? Nereden getirdin onu? Hangi pavyondan?
Ben geldim. Merhaba.
Hasret kız. Hoş geldin be. Ne yapıyorsun?
Niye herkes burada?
Baba. Ne oldu sana be?
Bakayım bir.
Yok bir şeyim.
Bakayım.
Kapanış için yeni bir fikrim var.
Hmm.
Viyana'daki büyük konserin final sahnesini hatırlıyor musun?
Evet.
Aklımdaki buna benzer bir şey.
Hasret'in perdeye yansıyan gölgesi. Kendisiyle birlikte hareket etmeyecek ama.
Imm.
Ne oldu bir şey mi var?
Yani bir Viyana'daki o kapanış solistini düşünüyorum bir de bizim Hasret'i.
O kız bizi büyülemişti. Hasret bunu yapabilir mi gerçekten?
Seyirciyi olağanüstü bir gücün içine çekebilir mi?
Böyle bir sahnede evet çekebilir.
Kız doğru dürüst konuşmayı yeni öğrendi Murat. Biraz gerçekçi olsan.
Sen beni mi sorguluyorsun?
Sorgulamıyorum, gör istiyorum. Viyana'daki beş yaşından beri ders almış bir kızdı.
Senin elindeki, sokaktan aldığın bir çiçekçi kız. Bunu gör.
Aynı şeyi görmüyoruz anlaşılan.
Bak bu konu haklısın. Senin gördüğün başka bir Hasret.
Sen Hasret'i başka bir yere koymuşsun artık.
Levent yapma. Yirmi dört çalıştığım öğrencilerim oldu. Her seferinde bu tempo ve bu yakınlıkta çalıştım.
Evet ama hiçbiriyle el ele tutuşmadın.
Ne el elesi?
Tokalaşmaktan bahsetmiyorum.
Romantik bir el ele tutuşmaktan bahsediyorum.
Göl kenarında. Tepenizde bir ay ışığı eksikti.
Hadi oradan ya. Kız üzülüyorum diye-
Ya farkında bile değildim zaten.
Ha?
Ya sen- Sen hakikaten-
Hmm?
Sende bazen Hasretlik var mı diye kuşku duyuyorum.
He Hasretlik ha?
(gülüyor)
Hazır mısınız çocuklar? Çıkalım mı artık?
Muratçım babanı bekletmeyelim istersen. Biliyorsun beklemeye hiç dayanamaz.
Biliyorum.
Hee Ethem Bey ile aranızdaki buzlar çözülüyor sanki he?
Ay Levent yani eski kocamla iki laf edemeyecek miyim?
Sakın yanlış anlamayın. Ben kesinlikle ortalığın ısınmasından ve buzların çözülmesinden yanayım.
Sen ne düşünüyorsun Murat?
Ben küresel bir ısınmanın üzücü sonuçlar doğuracağını düşünüyorum.
(gülüyor)
Gülnaz, o içli gömleği bulamadım kızım.
Öff.
Tamam be babam. Ütüsünü yapıp getireceğim.
Hadi kız, sen de çabuk ol.
Öf, şu suyla şuraları ıslat. Yakasını da iyice bastır.
Yapıyorum işte abla.
Fazla da bastırma izi kalır.
Sen karışmasa daha çabuk bitireceğim bırak.
Hani bakayım kız. Nerede yaptırdın sen bu manikürü?
Anam. Bu saç, bu kaş, bu eller. Anam millet bu Hasret babaanneden gelen yolun yolcusu değil.
Başka yolun yolcusu.
Saçmalama Bal Çiçek.
Anam işte gördünüz. "Saçmalama Bal Çiçek."
Ağzını yırtarım demedi, saçını yolarım demedi aha gördünüz.
Onların hepsini demiş bil. Bal Çiçek sapı. Kız terbiyesini giyindi diye meydanı boş mu buldun sandın? Ha?
Bana bak ballı çiçek alırım donunu aşağı ha senin.
Aman tamam uzatma be öf. Yeter.
Aman ne uzatmayacağım be. Kız bizden sonra gelmiş ta babaannemden. Evine iyi haberler getirmiş.
Sus otur aşağıya işte.
İyi miymiş babaannen?
Hala o konakta mı kalıyormuş?
Bir dakika abilerim ablalarım bir dakika.
Bu gerilimin adı sahne korkusu.
Ne diyorsun be Kobra sen?
Bir dakika Bekir abi senin anlamadığın bir konu bu.
Biz sanatkar insanlar sahneye çıkmadan önce bu tarz tripler yaşar...
...en yakınımızdaki insana dıkşın yaparız.
Ay.
Ne dedin sen şimdi Kobrettin be?
Dandini dandini dasdana. Ne diyeceğim? Kıçınızı kurtarıyorum kızım.
Aa.
Ay yaşlanıyor muyum nedir. Şu iki kat merdivenler yordu beni valla.
Ver bana Nakiyecim.
Nakiye ne yapıyorsun belini inciteceksin.
Ay bu bir şey değil Nesrin Hanım. Daha aşağı inip alışveriş listesi hazırlayacağım.
Hayır, Saime Hanım yapar sen kontrol edersin. Ben Saime Hanımla konuşurum.
Sen git güzelce dinlen bu gece.
Ay beni düşündüğünüz için çok teşekkür ederim.
İyi geceler. -İyi geceler canım.
Bir çiçekçi kız tablosu.
Ya nereden aklına düştü Murat bunu almak?
Renkler. Renkler hoşuma gitti.
Renkler? Tablo konusunda ahkam kesecek değilim. Özellikle de Nesrin'in yanında.
Ben bunu asla seçmezdim.
Seçmezdim diyorsun ama tablodaki kızla ortak bir noktanız var.
Tablodaki küpeler kulağındakilere çok mu benziyor yoksa bana mı öyle geliyor Nesrin Hanım?
A bu arada Berrin de katılıyor yemeğe.
Kim? Benim Berrin mi?
O artık bizim Berrinimiz. Beni sık sık arıyor. Ethem'i de.
E tabi her seferinde reddetmek olmaz. Ne yapalım? Bu gece bizimle.
Vay. Şu Berrin'e bakar mısın? Beni hep pas geçiyor artık.
Son olarak...
...Aslı'yı da davet ettim. Masada bir erkek egemenliği vardı onu kıralım istedim.
Hani şöyle güzel bir kız olsun. Gözümüz gönlümüz açılsın.
Gülnaz.
Ay.
Heh bitti bitti dur. -Gülnaz.
Cehennemin dibi.
Tamam baba getiriyorum göm-
Bak bak kim var burada.
A-a Kadir.
Allah seni ne etmesin e mi
Ya baba ben-
Sus tamam. Ben unuttum o işi.
Yüzündeki çizik ne olacak peki?
O sen unutmayasın diye hep orada kalacak he.
Ah be cücük. Ah be cücük. Neredeydin sen he? Neredeydin?
Ay yine mi Kadir be yine mi be.
Asıl sana yine mi? Yine mi attılar seni o konakta-
Sus.
Sus sus hadi yemeğini ye sen. Sonra da yat.
Ya ne yemeği hazırlanmışsınız çıkmaya.
Ama sen gelmiyorsun.
Orası içkili yer oğlum. Bıyıksızları almazlar.
Seni alıyorlar ya.
Ay terbiyesiz.
Hop bir dakika ya sardınız genç adamın etrafını. Bir açılın bakalım.
Biz şöyle baba oğul abi üçlüsü bir muhabbet edelim izlinizle ya.
Evet ya. Gülnaz sen de şu gömleği getir de artık bir giyineyim he.
Tamam tamam baba.
Haydi bakalım.
O üçlüye bir yancı daha var. Senin köşede bir muhabbet kuralım hadi.
Ay ben hakikaten gelmesem mi acaba.
Olmaz. Kostüm stilistimiz olmadan nasıl gidicez nerede çalacak bu grup Gülnaz?
Doğru tabi. Ben gelmezsem siz gömlek yerine donla çıkarsınız sahneye.
Peki ya sen Hasret Hanım. Evde mi kalacaksın yoksa geceden babaanneye mi gideceksin?
Benim gitmem lazım aslında. Yani babaannem iyileşti ama yine de-
Git tabi git.
Bizim Hasret olsa gelirdi. Kaçırmazdı. İki eli kanda olsa gelirdi bizimle. Ama o bizdendi.
Hakikaten sen çok değiştin kız. Sosyetiklere mi karıştın Kırklareli'nde? Sen çok değiştin ha.
Ne diyorsun sen be? Neyim değişti benim?
Değişmedin demek. O zaman gel bizimle de görelim.
Haa.
Gelebiliyorsan.
Hıh.
Hıh.
[...telefon çalıyor...]
Masadaki hanımların ortak kararı kırmızı şarap. Chateau margaux var mı?
Müsadenizle.
Alo.
Murat hoca ben Hasret.
Sen olduğunu biliyorum Hasret.
Benim numaram sende kayıtlı mı ki?
Evet.
Aa.
Yani kızmadın değil mi bana? Hani ben sana sormadan kayıt ettim ya numaranı.
Kızmadım tabi Hasret. Hatta şimdi sesini duymak daha iyi geldi.
Sahi mi?
Sen ne diyecektin? İyisin değil mi?
Iı-
Biz ailece yemekteyiz. İşin bittiyse buraya gelebilirsin. Ya da seni alabilirim.
Ya ben şey diyecektim. Babam şey olmuş hasta biraz.
Nesi var? Ciddi bir şeyi yok değil mi?
Yok yok. Yani böyle bir kırıklığı var. Biraz nezle, biraz grip falan. Ama bir naz yapıyor sorma.
Hani ben onun kara kızıyım ya.
Evet. Kara kızısın.
Ya ben gelmesem olur mu? Bu gece yani.
Olur. Geçmiş olsun dileklerimi ilet.
Tamam söylerim.
Hoşçakal.
Ben de geliyorum.
Heh. İyi kız gel o zaman üstüne lokum bir şeyler geçir.
Aman bir sosyetik güzel boşluğumuz vardı o da dolar artık.
Eh senden sosyetik var mı be?
Al babam gömleğin.
Ver bakayım.
Of.
Ne oluyor ya?
Geliyor kıçı kırık.
Yani eğer Murat bana "Kalpten söylemen gerek Berrincim" demeseydi hayatta gidip o mahallede...
...kalmaya cesaret edemezdim.
Öyle mi dedi? -Öyle dedi. Ben şahidim.
Yani şu mahalleyle kalpten söyleme arasındaki bağlantıyı bir türlü kurabilmiş değilim.
Orası kapanış solistimizin mahallesi Ethem Bey. Hasret'in. O mahalleyi ben de gördüm.
Bana ürkütücü geldi doğrusu.
Aa hayır hiç de değil.
Hadi ne olur konuyu değiştirelim. Şarabın tadını çıkartalım.
[...telefon çalıyor...]
Hadi bakalım.
Hadi.
Efendim Bal Çiçekciğim.
Aslı bütün gün odanda çalıştı.
Evet ben söyledim çalışmasını.
Oğlum çok yükleniyorsun kıza biraz rahat bırak.
Ah Burhan Beyin kemanı başka bir zaman dinleyeceğim sözüm olsun.
Selam söyle çocuklara. Hoşçakal.
Burhan Bey çok mu hastaymış?
Hasta mı? Yok canım. Bal Çiçek arıyor. Çıngarcılar bugün Kumkapı'da sahneye çıkıyorlarmış.
Burhan Bey de onlarla birlikte çalacakmış da gelip dinler misin diyorlar.
[...müzik çalıyor...]
Abla ya ben çıkayım ya.
Tarzın değil değil mi köfte?
Şş Gülnaz.
Konuşmamız gereken şeyler var. Dışarıdayım.
E konuşalım. Tokadı yedin tabi aklın başına geldi.
Yok be Gülnaz hep aklım başımdaydı zaten ama...
...anlamamazlıktan geliyordum sadece.
Niye? Beni gıcık etmek için mi?
Yok. Ben aslında ne diyeceğimi bilmiyodum ki Gülnaz.
Yani şimdi de bilmiyorum ne diyeceğimi.
Aman be Kobrettin. Bir yerden başla artık.
Gülnaz. Öyle bir bakıyorlar ki bana, öyle dertli bakıyorlar ki-
Kim bakıyor?
Bu gördüğün gerçek bir yaşam değil be Gülnaz. Herkes bir rüyayı yaşıyor şu anda burada biliyor musun?
Ama müzik bitip saat sabaha yaklaştı mı gerçek hayat başlar burada.
Üç beş sarhoş hesabı görünce ayılır.
Garsonlar milletin eğlence artıklarını süpürür.
Ve ışık söner.
Ortada biri kalır. Etrafında akbabaların gezdiği biri. Gidecek yeri olmayan biri.
Yüzü gözü makyajlı, tırnakları boyalı çelimsiz biri.
Öyle bir bakar ki Gülnaz, öyle yardım ister ki, al der götür beni bir yere.
Uçurumun kenarındayım der, sen götürmezsen oradan düşer.
Üç beş tane kendini adam zanneden hayvana yem olur.
Ve sen alırsın onu götürürsün Gülnaz. Kazasız belasız bir gece olursun ona. Sıcak bir yatak olursun.
Bak Gülnaz. Bu geceler de o çelimsizler de bitmeyecek anlıyor musun? Bitmiyor.
Ne benim gönlüm onları orada bırakmaya el verecek ne de onlar güvenli bir gece aramaktan vazgeçecek.
Söyle bana ben ne yapayım be Gülnaz?
Sen ne iyi adammışsın be Kobra.
Öyle hıyar gibi durursun ama kalbin yumuşacıkmış.
Duygulu adammışsın.
[...müzik çalıyor...]
Yakalayın şunu.
Gel buraya.
Bırak bırak.
Getir bakayım. Getir getir.
Bunu sevdin mi?
[...müzik çalıyor...]
Neyi?
Çalanı. Avrupa'da bir numara şimdi. Burgen prodüksiyon. Adamlar neyi ne zaman piyasaya süreceklerini...
...o kadar iyi biliyorlar ki. Geçen sene latin modaydı şimdi-
Nereye gidiyorsun sen?
Soru çok mu karmaşık geldi? Topu topu üç kelime. Nereye-gidiyorsun-sen?
Kumkapıya.
Demek Kumkapıya gidiyorsun.
Şimdi de ikinci soru. Bu tek kelimelik. Niye?
Hasret bana babasının hasta olduğunu ve evde kalması gerektiğini söyledi.
Gerçekten Kumkapı'da eğleniyor mu gözümle görmek istiyorum.
Kimi görmek istiyorsun sen?
Sana yalan söyleyen öğrencini mi yoksa bir gece bile ayrılamadığın tutulduğun kadını mı?
Cevap da vermiyorsun.
Müzik dinlemeyi tercih ederim.
[...müzik çalıyor...]
Buyrun efendim.
(gülüyor)
Otur bakalım.
Sakin olun, tamam.
Davut abi ben burada durmayayım babam kavga çıkartır.
İstediğini yaz çalsınlar söylesinler.
Bu şarkıları istiyorum. Söyle onlara kulağıma kulağıma çalarlarsa bol bahşiş var. Hadi git.
Tamam abi.
Ulan bunun öteki ayağını da böleceğim şimdi.
Burhan abi.
Bu Kadir'i şimdi rehin mi aldı yani?
Tamam abi sakin ol sen merak etme. Kadir'e bir şey yapamaz.
İşimizi bitirelim mahalleye gidelim icabına bakarız. Merak etme sen aslan abim. Hadi.
Evet komiserim. Acil bir ekip gönderin. Kıyamet koptu kopacak.
Çalın ulan. Kadir istiyor.
Tamam yapma gözünü seveyim abi.
Hadi lan çalın be.
LAN
(bağırışmalar)
Alemin kralıyım ben.
(bağırışmalar)
Levent içeride kavga var. Git birilerini bul. Polisi ara.
(bağırışmalar)
Ne oluyor burada ya?
Levent?
Bir dakika, bir dakika, bir dakika.
Alın lan bunu.
(bağırışmalar)
Hasret.
(bağırışmalar)
Ya dursanıza.
(polis sireni)
Baba polis geldi.
(bağırışmalar)
Memur bey bir dakika. Konuşabilir miyiz memur bey?
Memur bey konuşabilir miyiz?
Benim adım Kobra müzik grubum var.
Murat Bey, Murat Bey bir açıklama yapacak mısınız? Neler oluyor?
[...müzik çalıyor...]
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.