Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
MEKSİKA 1673
Bunu sonsuza dek takacağım!
Anne?
Bartolo?
Anne?
Anne?
Bartolo?
Anne?
Bartolo?
Anne, yapma!
LANETLİ GÖZYAŞLARI ÇEVİRİ: JAVAJAVA2002
LOS ANGELES 1973
Sam, hadi, geç kaldık.
Çocuklar! Otobüs gelmek üzere.
Chris, geç kalacak olursam akşam yemeği dolapta.
Köfte. Tamam.
Misty!
Affedersin tatlım.
Anne, ceketim nerde?
Üst kattaki dolapta.
Çabuk ol! Beslenme çantan.
Anahtarlarımı aldım ve...
Dur tatlım, ben çantana koydum. Hadi, al bakalım çantanı.
Chris! Hadi!
Hadi çocuklar.
Onu görüyorum!
Ne? Tatlım, hayır! Bunları giyemezsin.
Neyse.
Otobüsü kaçıracağız!
Hadi çocuklar, geç kalacağız!
Lanet olsun!
Çok ayıp anne!
LOS ANGELES BÖLGESİ ÇOCUK KORUMA SERVİSİ
OLAY TÜRÜ:
ÇOCUK İSTİSMARI
Donna, Alvarez davasının son durumu nedir?
Birkaç kez aradım, telefona cevap vermiyor.
O evde bir tuhaflık var, polis de gitmeli.
Patricia Alvarez mi?
Neden, niye?
Bugün okuldan aradılar.
Çocuklar yine okula gitmemiş.
İyi de, neden oraya Donna gidiyor?
Bazı dosyaları Donna'ya verdim.
Daha fazla enerjisi var.
- Daha fazla enerji mi? - Ve daha fazla zamanı.
Senin gibi ek sorumlulukları yok.
Çünkü çocuğu yok.
- Evde yardım edeni de var. - Çünkü kocası ölmedi.
Bu hafta her gün tam zamanında geldi.
- Ama inan bana hepimiz anlıyoruz. - Öyle mi?
Demek hepiniz anlıyorsunuz.
Evde burdakinden daha fazla vakit geçirmen kötü bir şey değil.
Patricia Alvarez, Donna gibi biriyle konuşmaz.
- Donna gibi biriyle mi? - Beni iyi tanıyor demek istedim.
Nerdeyse 4 yıldır o aileyle birlikteyim.
Patricia bana güvenir.
Benim de bir anne olduğumu biliyor. Önemli olan...
...çocuklar için en iyisini yapmak.
Tamam, tamam. Bak, dosya sende kalıyor.
Burdaki işin bitince eve bir polisle git.
- Polise gerek yok. - Polisle git dedim.
Bu bir rica değil.
- Affedersin. - Bunu ben halledebilirim.
Tamam mı?
Tabii ki hanımefendi.
Merhaba Patricia.
Nasılsın?
Oğlanlar evde mi?
- Hanımefendi, kapıyı açın. - Sorun yok, lütfen sen karışma.
Patricia, çocuklar nerde?
Güvenli bir yerdeler, Anna!
Dinle, işleri düzeltmek için en iyi şansın benim.
Eğer beni içeri alırsan...
...söylediğin gibi güvende olduklarını gösterebiliriz.
Merak etme, o içeri girmeyecek.
Tamam mı? Girebilir miyim?
Hayır!
Sen dışarıda kalıyorsun.
Polis memuru Garcia'ya saygım büyüktür.
Kocanız bir polis memuruydu, içeri yalnız girmenize izin verir miydi?
Evet, verirdi.
- Burda bekliyorum. - Teşekkür ederim.
Patricia, burda neler oldu?
Oğlanlar nerde?
Bak, yine içmeye başladıysan...
Duyuyor musun?
Neyi?
Ne duyuyorsun?
Ağlıyorlar.
Carlos?
Tomas?
- O kapıdan uzaklaş, Anna! - Patricia...
- Dışarı çık, Anna! - İçeride ne var?
- Git burdan! - Patricia, lütfen, ben sadece...
Dışarı çık!
- Lütfen, bana burda ne olduğunu söyle. - Çık dışarı!
O kapıdan uzak dur!
Anna, Anna, Anna!
Aman Tanrım! Hemen onu bırak!
- Sakın kapıyı açma! - Sakin ol! Kes şunu!
Sakın kapıyı açma, Anna!
- Sakin ol! - Sakın açma.
Bırak beni!
Aman Tanrım!
Kapıyı kapat.
Lütfen.
Bizi incitecek.
Hayır, incitmeyecek.
Söz veriyorum.
Pekala çocuklar. Her şey yolunda.
Sıcak yataklarınız olacak. Ayrıca sıcak yemekle duşunuz da olacak.
Tamam mı?
Aman Tanrım!
Bunu kim yaptı?
O yaptı.
Annen mi yaptı?
Hayır.
Hayır, o yapmadı.
Anneniz sizi seviyor çocuklar.
Sorun her neyse mutlaka çözeceğim, tamam mı?
Bu gece güvende olacaksınız.
Söz veriyorum.
Hiçbir yerde güvende değiliz.
Merhaba! Geciktiğim için üzgünüm.
- Okul nasıldı? - Hep aynı dersler işte.
Yapma, Sam.
Bir öpücük ver.
Buzdolabında köfte vardı, ısıttı mı Chris?
Bilmiyorum.
Merhaba?
Evet, ısıttı anne.
- Tamam, o nerde? - Babamın odasında oyun oynuyor.
Çok televizyon izleme, tamam mı?
10-15'den merkeze.
Şüpheli şu anda kaçıyor.
Onu takip ediyorum. Sanırım bir şey gördüm!
İşte orda, hemen arkasındayım. Şüpheliyi görüyorum.
Desteğe ihtiyacım var!
Desteğe ihtiyacım var! Ateş açıyorum!
Kıpırdama. Yakaladım seni.
Onu yakaladım. Şüpheli elimde.
Anne! Gelsene!
Geliyorum!
Evet, geldim işte.
Tamam.
- Durulayalım. - Durulayalım.
SANTA VİCTORİA KATOLİK HAYIR KURUMU
Tomas.
Tomas.
Tomas!
Tomas!
Tomas, ne yapıyorsun?
Tomas, gitme!
- Efendim? - Anna. Ben Coop.
Az önce Alvarez'in çocuklarını nehirden çıkardım.
Dördüncü Cadde Mitchell Köşesi'nde buluşalım.
Tamam, hemen geliyorum.
Arabada kal Chris. Lütfen kardeşini uyandırma.
Birkaç dakikaya dönerim.
Buyrun hanımefendi.
Aman Tanrım! Anlayamıyorum. Neler oldu burda?
Onları nehirde bulduk, boğulmuşlar.
Son gördüğünde nasıllardı?
Durumları gayet iyiydi, korkmuşlardı ama iyilerdi, Coop.
Burda güvende olacaklarına söz vermiştim, Coop.
- Söz vermiştim... - Anna.
Sakın kendini suçlama.
Çocuklarım!
Çocuklarım!
- Çocuklarım! - Sakin olun hanımefendi.
Bu senin suçun!
Onları alacağı konusunda seni uyarmıştım!
Bu senin suçun!
Onu durdurmaya çalıştım! Ama beni duymazdan geldi!
Kimi?
Kimi durdurmaya çalıştın?
La Llorona'yı.
Evlat?
Evladım.
Gel hadi evlat.
Sonsuza dek yanında olacağım.
Evlat!
Sam. Sam, aç şu kapıyı!
- Kapıyı açar mısın? - Chris, ne oldu?
Açsana!
Ne oluyor Chris?
Onu görmedin mi?
Kimi?
Hayır!
Chris, neler oluyor?
Chris?
Olamaz!
Geldim. Üzgünüm çocuklar.
İyi misiniz?
Evet.
Evet, iyiyim.
İyiyim.
İyi misin tatlım?
Evet, galiba bir hayal gördüm anne.
Tamam.
Seni seviyorum.
İyi geceler.
O bir şifacı.
Bu ritüelin adı ise tütsülemek.
Yoğun stres döneminde vücuda tutunan bütün olumsuzlukları...
...uzaklaştırmak için yapılır.
Sizce işe yarıyor mu?
Ne düşündüğümün önemi var mı?
Onlar inanıyor.
Ve ona inanıyorlarsa mutlaka buna da inanırlar.
Çocukları tanır mıydınız?
Evet.
Sosyal hizmetlerdeyim.
- Bir soru sorabilir miyim Peder? - Tabii.
La Llorona hakkında bir bilginiz var mı?
Bu ismi çocukluğumdan beri hiç duymamıştım.
"Ağlayan Kadın."
Güzelliği dillere destanmış.
Meksika'nın o bölgesinin en güzel kadınıymış.
Sonra bir gün, zengin ve yakışıklı bir çiftlik ağası köylerine gelmiş.
Ona aşık olmuş, düğünleri muhteşemmiş.
Çok sevdikleri iki güzel çocukları olmuş. Derken...
...bir süre sonra...
...kocasını daha genç bir kadının kollarında yakalamış.
Ne yapmış peki?
İntikam almak için değer verdiği şeyi almış.
Öz çocuklarını öldürmüş.
Kışkançlığın öfkesiyle onları nehirde boğmuş.
Yaptığının farkına varınca, suçluluk duygusuyla mahvolmuş.
Ve o da kendini aynı nehre atmış. O zamandan beri de...
...dünyada yerlerini dolduracak çocuklar araması için lanetlenmiş.
Çocuklara, uslu olmazlarsa...
...ve büyüklerini dinlemezlerse...
...La Llorona'nın gelip onları alacağı söylenirdi.
Yani, bu bir halk masalı mı?
Belki de.
Al.
Bu beni birçok karanlık gecede kurtarmıştır.
Sana da iyi gelecektir.
Çok teşekkür ederim Peder. Dindar olan kocamdı, ben değil.
İnançlı olman için...
...dindar olman gerekmez.
Chris!
Chris!
Sam?
Sam?
Sam?
Sam?
Sam...
Neyin var tatlım?
Koluna ne oldu böyle?
Düştüm.
Çok kötü düşmüşsün.
Şu anda her şeyin zor geldiğini biliyorum.
Ve bazen dünyanın korkunç göründüğünü de.
Korktuğunda baban ne derdi, hatırlıyor musun?
O yokken ne yapacağın konusunda.
Sana Misty'i almanı ve ona sıkı sıkı sarılmanı söylerdi.
Nasıl, iyi geldi mi?
Daha iyi hissediyorsun, değil mi?
Nereye bakıyorsun?
Cooper geldi.
Gidelim.
Gel hadi tatlım.
Zor bir gün müydü?
Televizyon izleyebilir miyiz?
Tabii.
Şerefe?
- Zor bir gün oldu, değil mi? - Hafta.
- Ay? - Yıl.
Bilemiyorum, dayanıyorlar. Ama bence bize gereken...
Zaman.
Evet.
Ve dışardan yemek söylemek, teşekkür ederim.
Rica ederim.
Kişisel sorunları bir kenara bırakıp, işle ilgili sorunlara odaklanalım mı?
Olamaz, konu ne?
Konumuz Patricia Alvarez.
Çocukların ölümünde parmağı olduğunu biliyoruz...
...ama başka yerde olduğunu kanıtladı.
Kiliseden birileri çocukların kaçırıldığı saatte onu görmüş.
- Görmüşler mi? - Hikayesini biliyorsun.
Dosyaya bir göz at, kaçırdığım bir şey olabilir.
Yardımcı olmayı çok isterim, ama beni görmek istemeyecektir.
Evet, olay da bu. Sana kızgın.
Kocanın bana ilk öğrettiği şeylerden biri de...
Kızgın insanlar çok konuşur.
Oydu.
Chris?
Ne yapıyorsun?
Chris.
İyi misin tatlım?
Chris?
Tatlım?
İyi misin?
İyi misin tatlım?
Chris?
Chris?
Tatlım.
Kalk hadi!
- Uyan. - Ne oldu?
Uykunda yürüyordun tatlım.
Canım benim.
Uykunda yürüyordun.
Geçti artık.
Hadi bebeğim, seni yukarı çıkarıp yatağına yatıralım.
Hadi, geçti artık.
Kim var orda?
Bak, her kimsen kocam polis ve eve gelmek üzere.
Hayır!
Chris, uyanın çocuklar! Kapıyı açın hemen. Açın!
Evimde ne işin var senin?
Evimde ne yapıyorsun?
Evimden defol git!
Anne...
Ne oldu?
Hiçbir şey. Hiçbir şey. Hiçbir şey olmadı tatlım. Üzgünüm. İçeri gelin.
Bu gece benim yatağımda uyuyun, tamam mı?
- Chris, ayağını çek. - Tamam.
KARAKOL POLİS BÖLGESİ 27
Ne var?
Patricia.
Çocukların için çok üzgünüm.
Ne hissettiğini tahmin bile edemem.
Ne hissettiğimi söyleyeyim.
Hiçbir şey hissetmiyorum.
Çünkü ben en kötüsünü yaşadım.
Ben bittim.
Bana ne yaptıkları umrumda değil.
Yerimde sen oturuyor olmalıydın.
Çocuklarımı sen öldürdün, ben değil!
Katil!
- Patricia, onları kilitlemiştin. - Hayır, saklamıştım.
Koruma amacıyla.
Çocuklarım! Artık onları aldı.
Küçücüktüler.
Koluna ne oldu?
Koluna ne oldu, Patricia?
La Llorona...
Çocukların...
...onun ağlamasını duydular mı?
Gözyaşlarının acısını hissettiler mi?
Hissedecekler. Yakında. Ve onlar için gelecek.
Neden biliyor musun?
Çünkü ona söyleyen bendim.
- Hayır Patricia, sen... - Oğullarım öldüğünde...
...kurtulmaları için Tanrı'ya dua etmedim.
Bunun yerine ona dua ettim.
Ona yalvardım, ona defalarca yalvardım.
Çocuklarımı bana geri verip yerine seninkileri alması için!
Sam?
Sam?
Sam?
Chris!
Ne oldu?
Chris! Chris!
Çok kötü burkmuşsun, şampiyon.
Cooper, merhaba.
Ne oldu?
- Hastaneden mi aradılar? - Evet.
Çocuklar için.
Samantha, bu yanıklar nasıl oldu?
- Peki ya seninkiler, Chris? - Düştüğümü söyledim ya.
Bu doğru mu? Anneniz nerdeydi?
- Anna, sen burdayken cevaplamıyorlar. - Hadi ama, Donna.
- Seni koruyorlar. - Doğruyu söylüyorlar.
- Çocuklarımı asla incitmem. - Donna haklı.
Dışarı çık.
Bana inanmıyor olabilirsin ama bunu yapmaktan hoşlanmıyorum.
Babanıza sizi koruyacağıma dair söz verdim.
Bir şey olursa beni arayın, tamam mı?
Patricia Alvarez'i bırakmak zorunda kaldık, yeterli kanıt yoktu.
Belki de o yapmamıştır.
Bu da ne demek?
- Bilmiyorum, boşver. - Anna...
Burda her ne oluyorsa... Düzelt.
Baba, hayatımda ilk kez aşık oldum.
- Bunun anlamı... - Merhaba.
O da beni seviyor baba.
Chris.
Konuşabilir miyiz?
Hayatım, gerçeği bilmek istiyorum.
- Bir kadın gördüm anne. - Bizim evde mi?
Samantha'nın odasındaydı.
Sam olduğunu sandım, ama...
O değildi, beyaz bir elbisesi vardı.
Ağlıyordu anne. O bizi istiyor.
Onun olmamızı istiyor.
Anne, acıttın.
Durulayalım.
Bana inanıyor musun?
Evet.
İnanıyorum.
Sam?
Sam?
Sam!
Sam, kapıyı aç! Sam!
Sam!
Ne oldu? Ne oldu sana?
İyi misin? Ne oldu?
Sam...
- Sam. - Anne.
Anne... Anne!
Anne...
Git buradan!
Koş!
Koş! Git hadi!
İnanması zor biliyorum.
Birkaç yıl önce, efsanelere, mitolojilere, gece ortaya çıkan şeylere...
...nerdeyse hiç inanmazdım.
Ama sonra, bir olay oldu.
Şu bebek.
O olay zihnimi sıradışı olasılıklara açtı.
Bize yardım edebilir misin?
Kilise bu gibi durumlarda...
...konusunda uzman kişilerle çalışır.
- Tamam. - Ama...
Onlara ulaşmak için Başpiskoposluk ile görüşmeliyiz.
- Bu ne kadar sürer Peder? - En iyi ihtimalle...
...onaylamaları birkaç haftayı bulur.
Bekleyemeyiz.
Bir yol daha olabilir, geleneksel değil ama bize ait.
Ama eğer bu yolu seçersen, kilisenin kanunlarına...
...uymalı ve kendimi bu sürecin dışında tutmalıyım.
Demin de dediğim gibi, yöntemleri geleneksel değil.
Yani kiliseyle...
Bak, kilisenin yöntemleriyle onunkiler farklı.
Bu yüzden yıllar önce rahipliği bıraktı.
- Eskiden bir rahip miydi? - Evet.
Ama artık o bir şifacı.
Dinin ve bilimin uç noktalarında gezen bir şaman.
O uzman bir şifacı.
Hiçbir şeye dokunmayın, tamam mı?
- Merhaba, affedersiniz. - Seni daha önce görmüştüm.
Alvarezler'in cenazesinde, değil mi?
- Sosyal hizmetlerde çalışıyorum. - Dükkanıma aval aval...
...bakmaya geldiyseniz, yapacak daha önemli işlerim var.
Galiba doğru yere gelmedik.
Affedersiniz, hadi çocuklar.
Bunu daha önce gördün mü?
- Evet. - Nedir bu?
Kilise yardımcı olur.
Hayır, hayır, lütfen. Buraya bizi kilise yolladı.
Bu... Kilisenin işi.
Lütfen.
Bunlar La Llorona'nın izleri.
Onu gördünüz mü?
- Sen gördün mü? - Hayır.
Doğrudan görmedim.
Ama neler yaptığını gördüm.
Peki ne yapacağız?
Sınır tanımayan bir şeytanla yüzleşeceğiz.
O bir insan değil.
- Değil mi? - Evet.
Ama insandı.
Ta ki ölüm saçan kibri onu tüketinceye kadar.
O sadece karanlık bir ruh.
Kötücül ve Tanrı tarafından terkedilmiş.
- Çocukları bir otele götüreceğim. - Neden?
La Llorona kendini ailenize bağlamış.
Evinize değil. Gitseniz de sizi takip eder.
Peki o zaman ne yapacağız?
- Onun işe yarayacağını sanmıyorum. - Yaramaz.
Sadece bu yetmez.
O gün...
- Cenazede Peder Perez'le konuştuğunu gördüm. - Eskiden bir rahip olduğunu söyledi.
Yolculuğum kilisede başladı.
Evet.
Çok uzun zaman önceydi.
Beni evinize götürün, hemen başlamamız gerek.
Şimdi ne yapacağız?
Affedersin ama her şeyi yumurtayla mı ovalayacaksın?
Bunu saçma buluyorsunuz, değil mi?
Hem de çok.
Benimle gelin.
Bu ritüele La Limpia denir. Şeytanın varlığını tespit etmede kullanılır.
İçerik ne kadar kanlıysa, şeytan da o kadar büyüktür.
Yüce Tanrının kudretine sesleniyorum.
Kutsal Üçleme'nin çağrılması, insanların inancı.
Yaratıcımızın ve Evrenin itirafı.
Bu bir aldatmaca. Johnny Carson'da görmüştüm.
Anne...
Carson'da bunu da görmüş müydün?
Hayır.
Baba, Oğul ve Kutsal Ruh adına.
Amen.
Birlikte hareket etmemiz gerek. La Llorona karanlıkta güçlenir.
Hazırlanalım.
O haç Meksika'daki bir ağaçtan oyuldu.
Onu alev almış gibi gösteren kırmızı çiçekler açar. El Arbol del Fuego.
Ateş Ağacı.
Derler ki, La Llorona çocuklarını boğarken Ateş Ağaçları bunu görmüş.
Günahlarının tek tanığı olarak, onun üstünde özel bir güçleri var.
Baba, Oğul ve Kutsal Ruh adına. Amen.
Elindeki ne?
La Llorona'nın gözyaşları. Onları takdis ettim.
Neden?
Çünkü panzehir bu.
- Bu da mı ritüel? - Evet.
Akşam kahvaltısı.
David çok severdi. Akşam kahvaltısını.
Ona sürekli takılırdım, çünkü yapmayı bildiği tek şey buydu.
Bu akşam yemek yiyip rahatlamanız gerek.
Şimdiye kadar yaşadığınız şeyler ve olacaklar için.
- Kendine güvenmiyor gibisin. - Ben Tanrı'ya güveniyorum.
Peder, kiliseye sırt çevirdiğini söyledi.
Kiliseye, evet.
Tanrı'ya? Asla.
Çocukları al.
Alevleri izleyin.
Sabit alev, koruyucu büyümüzün işe yaradığını gösterir.
Geldi mi?
O hiç gitmedi ki.
- Şimdi ne yapıyor? - Arıyor.
Neyi arıyor?
Bizi.
Anne!
Anne?
Rafael...
Bize yardım et!
Evlatlarım.
Anne! Anne! Anne!
Anne!
Chris!
Anne!
Sam, yardım edin!
Chris!
Elimi tut!
Hayır!
Güvende olacağımızı söylemiştin! Işık sizi korur demiştin.
Bu doğru değil.
Anne! Galiba Misty kayboldu!
Tatlım, şimdi olmaz!
Beni yem yaptın.
Ne demek istedin?
- Oğlumu yem mi yaptın? - Hayır, tabii ki hayır.
- Hepinizi yem yaptım. - Deli misin sen?
Ya onu zamanında tutamasaydın?
Ama tuttum.
Ve artık La Llorona evinizden çıktı.
Onlar ne?
Ateş Ağacı'nı hatırlıyor musunuz?
Bunlar onun tohumları. Bu çizgi bozulmadan kaldığı sürece...
...içeri giremez. Onlara dokunmayın.
La Llorona bu eve girmek için elinden geleni yapacaktır.
Arka kapı! Chris!
- Çekiçle çivi getir hemen! - İçeri giriyor!
Onu içeri alma! Hayır!
Uzak dur ruh!
Burada gücün yok!
Bu aileden uzak dur!
Sam! O kapıdan uzak dur!
Anne! Misty'i aldım, ve tohumları da bozmadım.
Hayır!
Sam, Sam...
Sam!
Onu boğacak.
Aman Tanrım, havuz.
Sam! Hayır!
Anne!
Yüce Tanrım bizleri koru. İsa Mesihin babası!
Onun zaferi bizim kurtuluşumuz!
Bize güç ver, bu kutsanmış su ile.
Amen!
Al onu!
- Sam iyi mi? - Evet, iyi!
Nefes alıyor. Durumu iyi!
Ne yaptın?
Havuzunuz artık kutsal suyla dolu.
La Llorona'nın gitmekten başka çaresi yoktu.
Sağ ol canım.
Tatlım...
İyi misin hayatım? Sam... Sam. Sam?
Ne yapıyor?
Sam! Onun nesi var?
Rafael!
Kızımın nesi var?
Ne yazık ki La Llorona kızını ele geçirmiş.
Artık onu çağırdığında gidecektir.
Ruhu yok ettiğimizde kızın da kurtulacak.
O zamana kadar onu yanımızda tutmalıyız.
Ne? Ne düşünüyorsun?
Ne? Ne yapacağız?
- Mecbur muyuz? - Evet.
Sadece gün doğana kadar.
Tamam.
Hadi, oturun. Sam.
Tatlım, cesur ol.
Benim cesur oğlum, baban seninle gurur duyardı.
Sam'e sahip çıkıyorsun, bana da.
Korkman son derece normal Chris.
Herkes korkar. Bazen ben de. Hatta baban da.
Rafael?
- Korkmam. - Yalan söylüyor.
Seni seviyorum anne.
Ben de seni bebeğim.
İkinizi de çok seviyorum.
Sorun değil anne. Kapat.
Onu nerden buldun?
Bu o kadının.
- La Llorona'nın mı? - Boynundaydı.
Yanından ayırma.
Ona karşı kullanabiliriz.
- Anne! Anne! - Chris!
- Chris! - Anne! Anne!
Patricia?
- Patricia, lütfen. - Oğullarımı benden aldın.
- Bunu yapma. - O da bana geri verecek.
Patricia, lütfen bunu yapma.
Patricia, lütfen. Lütfen silahı bırak.
Tamam mı? Konuşabiliriz.
Bunu konuşabiliriz Patricia, lütfen silahını indir...
Lütfen, onları bana geri getir!
- Hayır. - Oğullarımı bana geri ver!
Hayır!
Anne!
Anne!
Anne.
Hadi!
- Kilitli - Benimki de!
Şuna bakayım!
Chris, hepsi kilitli. Ne yapacağız?
Acele et Chris, lütfen. Tanrım!
Çabuk ol! Hadi. Geliyor! Geliyor!
- Biliyorum! - Chris! Geliyor!
Açtım!
Çık, çık, çık.
Hadi, acele et!
İpi çek!
Geliyor!
Chris!
- Feneri bana tut! - Tamamdır!
- Hayır. - Bu taraftan!
- Peşimden gel! - Geliyorum.
Hayır!
Hayır.
Arkama geç.
İmdat! Onlar senin çocukların değil!
Onlar benim çocuklarım!
Bırak onları.
Bırak çocuklarımı!
Git.
Chris!
Sam!
Tanrının haçına bakıp burdan defol git kötü ruh.
Anne...
Anne!
Anna!
Geber!
Canım oğlum.
Geçti.
Artık geçti.
Teşekkür ederim.
Borcumu nasıl öderim bilmiyorum.
İkiniz de çok cesurdunuz. Bir ara ben bile korktum.
Sahi mi?
Hayır!
Şaka yaptım.
Yarışalım mı?
ÇEVİRİ: JAVAJAVA2002
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.