Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Kapıyı açın!
Yardım edin! Yardım edin!
Birisi yardım etsin!
Birisi lütfen beni kurtarsın.
Hayır Hayır Hayır
Kapıyı açın!
HOUSEFULL 5 ÇEVİRİ: GÜNER TEAM
Bu gemi, British Seaways üzerinden Newcastle'dan İskoçya'ya yelken açacak.
Size Tilsbury Limanı'ndan canlı yayındayım.
Arkamda ise
Bay Ranjeet Dobriyal'ın özel yolcu gemisi duruyor...
Kendisi İngiltere'nin en zengin 7. insanı.
100. yaşını bu yolcu gemisinde kutlamak üzere!
Duyduğuma göre bir grup Bollywood yıldızı
ve önemli isimler bu partiye geliyormuş,
ve her şey Yönetim Kurulu tarafından organize ediliyormuş.
Alo?
Efendim, Ranjeet efendim kalp krizi geçirdi!
Doktor herkesin derhal odasına gelmesini istedi.
Baba, bu doğru değil.
Bu olamaz.
Bu senin 100. yaş günün!
100, ölmek için bir yaş değil.
Dev efendi, o tamamen iyi olacak.
Aman tanrım!
Baba! Hayır!
Hayır! Hayır! Lütfen Ranjeet efendim!
Lütfen beni bırakma efendim!
Bugün neysem hepsi sizin sayenizde!
Lütfen, size ihtiyacımız var.
Lütfen... gitme.
Hayır efendim! Hayır efendim!
Su!
Kahretsin! Gözlerini açtı!
- Su! - Ne?
- Su! - Su mu?!
Su getirin doktor! Çabuk!
- Viski de olur, ne varsa artık! - Acele edin!
- Çabuk su getirin! - Getiriyorum!
- Su getir şu aptal! - Alın size.
Aman tanrım... bir bakayım.
Gitti.
- Üzgünüm, vefat etti. - Hayır.
Söyle şunu.
Hayır.
Hayır, Ranjeet efendim, hayır.
Lütfen beni bırakma efendim.
Bugün neysem hepsi sizin sayenizde.
Size ihtiyacımız var efendim.
Gitme efendim.
Hayır efendim. Hayır efendim.
Hey!
Baba!
Baba!
Patronuma inanamıyorum!
Bu adam kaç kere geri dönecek?
Doktor, bir şeyler yap!
Tamam, bir saniye, bir saniye.
- Ne yapıyorsun? Bir şeyler yap! - Acele et!
Gitti.
Emin misin?
%200 eminim.
Gitti.
Hey!
Hayır. Hayır, Ranjeet efendim, hayır.
Lütfen beni bırakma.
Bugün neysem hepsi senin sayende.
Sana ihtiyacımız var efendim.
Lütfen gitme efendim.
Efendim?
Lütfen... çekilin.
Hey!
Nasıl olduğunu bile bilmiyorum... her şey çok ani oldu!
Ne yapmalıyız Dev efendi?
Partiyi iptal edelim mi?
Hayır, bir gerekçe sunmamız gerek.
Ranjeet efendimin ölüm haberi yayılır yayılmaz,
borsa çökecek.
Bu olmayacak.
Çünkü aynı anda
Dev'in varis olduğunu açıklayacağız.
Durum kontrol altında olacak.
Dev'in adını açıklamadan önce,
hukuki bir görüş almalıyız, sizce de öyle değil mi?
Kaptan, Lucy'yi çağır.
Tamam.
Lucchi geldi! Lucchi geldi!
Gucci, o Lucchi değil, Lucy!
Ranjeet efendimin avukatı.
İlerlemeden önce...
Hepimizin çok önemli bir konuya odaklanması gerekiyor.
Gerçekten ihtiyacım olduğunda gözlüklerim nereye kayboluyor?
Ranjeet efendim vefat etmeden önce,
holografik bir vasiyet hazırlattı.
Herkes lütfen yerini alsın.
Hey!
Ranjeet efendim!
Beni açtığın için teşekkürler Lucy.
- Kaptan Sameer! - Evet efendim.
Bir şeyi unutma:
ister gemi kullan ister rikşaw,
şoför her zaman şofördür.
Şoför, arabayı getir.
- Aakhri Pasta! - Mama Mia!
Ve Batuk Patel!
- Nasılsın? - İyiyim efendim. Siz nasılsınız?
Su veya başka bir içecek ister misiniz?
Oh, ikinizin de benim için yaptıkları...
Neredeyse alkışlamak üzereyim...
ellerimin arasında yüzlerinizi ezerek!
- Hey! - Ve sen...
O geceyi hatırlıyor musun plajda?
Aman Tanrım!
Ne geceydi Lucy!
Unutamam onu.
Ve Maya sevgilim...
O günü hatırlıyor musun plajda?
Sandviç!
Anlıyorum!
Şimdi mi utangaç oldun!
Ve Dev, sen benim ikinci eşimin oğlusun,
ama yine de benim oğlumsun.
Ve seni çok seviyorum...
Beyler, artık zamanı geldi...
İmparatorluğumu gerçekten hak eden
kişinin adını öğrenmenin.
Ve onun adı...
Jolly!
Jolly!
- Jolly? - Jolly de kim?
Jolly.
Jolly, ilk eşim Shakuntala Devi'nin oğlu.
Ona saygılarımı sunmak istiyorum.
Shaku!
Dev, kardeşin doğum günümde geliyor.
Tam saat 3'te.
Oğlum, artık onun hakkı olanı almasını sağlamak senin görevin.
Lucy, eğer Jolly gelmezse,
tüm servetim buradaki üyeler arasında paylaştırılacak.
Şimdi, herkes alkışlamaya devam etsin...
- Ne? - Ne?
Yani alkışlayın...
Çünkü Jolly geliyor!
Hey!
Jolly mi? Bu Jolly nereden çıktı? Hiçbir şey anlamadım.
Bu Jolly de kim? Varis mi? Bu bir çeşit şaka mı?
Onun imparatorluğu ele geçirmesini engellemenin bir yolunu bulmalıyız.
Duymadın mı onu?
Kardeşim, bu ailenin varisi, geliyor.
Büyük bir kutlama zamanı!
- Aşkında tüm sınırlarıaşacağım - Oh kızım, benimsin!
- Beni istiyor musun? - Oh oğlum, benimsin!
Ah-ah, kırmızı olan değil.
- Hayır, hayır, sadece VIP'ler için. - Oh kızım, benimsin!
Bana ihtiyacın var mı?
- Git. - Benimsin!
Oh oğlum, benimsin!
Sen bir aptalsın, sen bir cahilsin, hiçbir bilgin de yok.
Benimle tartışacak yaşa bile gelmedin daha.
Ne yaparsak yapalım, yapalım, yapalım...
Sesi kıs,
Babam beni oynatıyor kendi müziğiyle.
Kendisi müdür bile oluyor bazen.
Sessiz olma kuralını da kendisi koyuyor.
Şşşt, şşşt, şşşt...
Sürekli bağırıp duruyor...
Ranjeet efendinin katını şimdi kapatın.
Hiçbir misafirin o kata çıkmadığından emin olun.
Keşke Kumbhakarna gibi sonsuza kadar uyusaydı,
Biz de rahatça istediğimizi yapabilseydik.
Ya ayrılırsak ve bir daha asla buluşamazsak diye,
Bu düşünce bile beni korkudan deli ediyor.
Babam beni oynatıyor kendi müziğiyle.
- Sesi kıs! - Sürekli bunu bağırıp duruyor...
Evi doldurun!
Kaptan, alo, beni duyuyor musun?
- Evet efendim - Tamam, Jolly gelir gelmez,
gemi düdüğünü çal,
ve Caravan Restaurant'ta buluşuruz.
- Tamam mı? - Tamam.
Unutma.
Kaptan düdüğü sadece Jolly geldiğinde çalacak.
Benim güzel Gucci'm, bir tanem Gucci.
- Beyler, - Dikkat!
Jolly gerçekten de gelse bile,
- onun olduğunu nasıl anlayacağız? - Haklısın.
Bedi bey, neredeyse unutuyordum...
hologramla birlikte, Ranjeet efendinin bir notu daha var.
Jolly hakkında birçok bilgi içeriyor.
Jolly solak.
Çok üzgünüm.
Lucy!
İyi ki Pushpa değil,
yoksa eğilmezdi...
Ah, acele edip okur musun lütfen?
- Evet, evet, evet, evet. - Acele edebilir misin?
Bu kağıtta neden yakınlaştırma seçeneği yok?
İkincisi:
kalçasında bir yanık izi var.
- Nerede? - Burada mı?
- Oh. - Burada mı?
Tam olarak nerede bilmiyorum ama...
Tamam, peki. Sıradaki?
Evet.
Yabancı biriyle evli.
- Oh. - Oh.
Çok üzgünüm.
Bu genelde olmaz... Tanrım, bana ne oluyor?
Tamam. Teşekkürler. Bu kadar yeter.
- Ellerini üzerimden çek. - Çok teşekkür ederim!
Artık gidebilirsin. Tamam mı?
- Çocuklar, saat 15:20. - Hmm.
- Jolly hala gelmedi. - Evet.
Ve geleceğini de sanmıyorum. Tamam mı?
Tamam.
- Jolly geldi! - Patron burada!
Hadi, hadi, hadi, küçük papağan.
Hadi küçük papağan.
Hoş geldiniz!
- Selamlar. - Selamlar.
Ben Jalabuddin.
Julaabuddin?
Jalabuddin, ya da bana Jolly diyebilirsiniz.
Hoş geldin, hoş geldin!
Ben Siligudi'den Shiraz Shahbuddin.
Ranjeet efendi benim için çok şey yaptı.
Bu Dev efendi, senin kardeşin.
Ah kardeşim!
Çok tatlılar.
Seninle tanışmak gerçekten güzel.
Bu eşim, yani görümcen.
Affedersiniz... alınmayın ama,
Ranjeet efendi Jolly'nin eşinin yabancı olduğunu söylemişti.
- Evet! - Değil mi?
Doğru, doğru.
Aslında ben Afganistanlıyım.
Kabil, Kareembagh, Al Durrani Kothi, Seekh Paratha Kebab sokağı...
"Yabancı" terimi sadece Batılılar için mi kullanılıyor?
Begüm Zara Akhtar!
Jolly, sadece formalite icabı,
pasaportunu ya da kimliğini görebilir miyim?
- Tabii. - Kimlik? Ah, o eşimde.
Dört tane var.
Ne? Dört eş mi?
Hayır, kimlik!
Beni tanımlayan şey o.
Kimliğin mi?
Hayır, eşim!
Çok eski olursa değiştirmek gerekir.
Kim, eş mi?
Hayır, kimlik!
Her durumda, yanında bir tane bulundurmalısın.
Ne, kimlik mi eş mi?
İkisi de!
Bir dakika...
Neden pasaportum ve kimliğimi soruyorsunuz?
Jolly, bu...
Hayır, bekle. Sorun yok, her şey yolunda.
İşte İngiliz pasaportum.
Teşekkürler.
Merak ediyor olabilirsiniz: Neden sağ elimle veriyorum?
Neden?
- Jolly solak. - Doğru.
Sol elimle vermem gerekirdi.
Bunu boşverin... şuna bakın.
Gizli, hain bir yılan!
Net göremiyorum; daha yakından bakayım.
Evet evet, bu arada bir de koklasana?
Hayır, hayır, hayır.
İğrenç!
Jolly olduğumu kanıtlamak için daha kaç kanıt göstermem gerekiyor?!
İsterseniz gösterebilirim...
Hepimiz çok üzgünüz kardeşim.
Beyler, onu bu şekilde sorgulamakla...
Kardeşime hakaret ediyorsunuz.
Kardeşim!
İki kat bela!
Namaste! Namaste! Namaste!
Ben Jalbhushan, nam-ı diğer Jolly.
Evet.
İşte, adım koyma töreni günü,
Buraya yanık izi almışım.
Buyrun, bir bakın.
- Nereye gidiyorsunuz? - Çok acımış olmalı, değil mi?
Böylece rahip düşünmüş ki,
"Neden adını Jalbhushan koymayalım?"
İnanılmaz, değil mi?
Jalbhu, daha düne kadar yetimdin,
bugün ise bir baban olduğunu öğreniyorsun!
Evet, BİR tane!
Bir.
Neden "bir"e vurgu yapıyorsun?
Baban olduğu gerçeğine vurgu yap!
- Evet. - Hmm.
Hoş geldin, hoş geldin!
Oh, teşekkürler!
Ben Siligudi'den Shiraz Shahbuddin.
Ah, anlıyorum!
Ranjeet efendi benim için çok şey yaptı...
Bu Dev efendi, senin kardeşin.
Kardeşim!
Tabii ki gerçekten Jolly isen.
Eğer mi?
"Eğer" derken ne demek istiyorsun?
Jolly İki...
Jolly Bir'le tanış.
Ne?
Kendisinin Jolly olduğunu söylüyor.
Sen Jolly misin?
Ben tabii ki Jolly'im! Başka kim Jolly olabilir, sen mi?
- Evet, ben Jolly'im. - Sen?
- Ben! - Sen?
- Ben! - Seeen?
Beeen!
Narkolepsi hastası.
Her yerde, her zaman uyuyabilir!
Uyurgezerlik durumunu duymuştum,
ama bu adam yürürken uyuyakalıyor!
Bu saçma adam numara yapıyor.
Gerçek Jolly'yi görünce şaşkına döndü!
O bir sahtekar, ve o da yabancı değil.
- Bakın! - Bir dakika!
Abla?
Abla!
Sana sesleniyor.
Abla!
Ben Sri Lankalıyım.
Oh, hanımefendi!
O gerçek Jolly ve sahte olan ise...
Benim! Ben!!
Evet! Bakın, sahtekar olduğunu itiraf etti.
- Teşekkürler! - Yeter artık!!
Para her şeyi bölmeyi gerçekten biliyor!
Bir Jolly iki oldu!
Şimdi anlamam gereken,
kimi desteklemem gerektiği
ve kimi defetmem gerektiği,
çünkü dürüst olmak gerekirse, iki Jolly olamaz!
Üçüncü Jolly?
Bir Jolly daha?
Görünüşe göre dışarıda bir kamyon dolusu Jolly devrildi.
Şaka yapıyor! Şaka yapıyor!
Hey, hey, hey, bu da ne? Burada iki parçalı kıyafet yasak!
Peki, hangisini çıkarmamı istersiniz?
Ne diyorsun sen? Neden bahsediyorsun?
Aynı adam bu!
Ezeli düşmanım!
♫ Bu bir gencin hikayesi ♫
♫ Gizlice özlem duyan kalbinin, ♫
♫ Güzel bir kıza olan çılgın aşkının ♫
İşte bu! Prada'nın oğlu Gucci, babasının intikamını alacak!
- Pasta, Gucci'yi sakinleştir. - Gucci, sakin ol, sakin ol.
Merhaba millet!
Benim adım Julius, nam-ı diğer Jolly!
- Jolly mi? - Ne oldu?
Babam nerede?
Baba?
Baba!
Babacım!
Baba?!
Ona bir şey mi oldu?
Onu kaybettik mi?
Evet.
Aman Tanrım!
- Aman Tanrım! - Kendini topla.
- Hayır, hayır. Bu nasıl olabilir? - Tanrım!
Hayır, hayır, bu nasıl doğru olabilir?
- Bu nasıl oldu? - Neden olmasın ki?!
Neden olmasın?
Hayatını sonuna kadar yaşadı.
Tansen'den Sushmita Sen'e kadar canlı konserler gördü.
Babam herkesin...
Ne?
CANLI! KONSERİNİ!!
CANLI KONSERİNİ!
Kes şunu!
O öldü!
Şakayı kes, şakayı kes.
Hoş geldin, hoş geldin...
Ben Siligudi'den Shiraz Shahbuddin.
Ranjeet efendi benim için çok şey yaptı...
Bu Dev efendi, senin kardeşin.
Tabii ki gerçekten Jolly isen.
Affedersin, "eğer" derken ne demek istiyorsun?
Jolly Üç...
İkisi de gerçek Jolly olduklarını iddia ediyor!
Bu ikisi mi? Jolly?
Tabii canım!
Onlar sadece bir avuç aptal!
- Hey! - Hey!
Ne hey'i ha?
Eğer Papa Ranjeet'in gerçek oğulları olsalardı,
asla "hey" demezlerdi!
Hey!
Benim yaptığım gibi "hey" derlerdi.
Bu ikisi mi? Onlar sadece kiralık eşler.
Ha?
Papa Ranjeet ne diyor?
Gerçek Jolly'nin eşi yabancı.
- Size yabancı gibi mi görünüyorlar? - Evet.
Gerçek bir yabancı görmek ister misiniz?
Sevgilim, göster onlara.
- Vay be! - İşte bir yabancı!
Kendini tanıt.
Evet, ben Nepal'den Kaanchi!
Kocam gerçek Jolly.
Siz ikiniz sahtekarsınız!
Beni kızdırmayın.
Ben Nepal'liyim.
Khukuri bıçağımı kıçınıza saplayıp, döndüreceğim!
Sonra tüm erişteleri çıkaracağım...
ve ikinizi de döveceğim!
Sonra çığlık atacaksınız,
"Üzgünüm efendim, ben Jolly değilim."
"Üzgünüm efendim, ben Jolly değilim."
Bu çok fazla artık!
Hey!
Yabancı olduğunu mu sanıyorsun? Ben yabancıyım!
Bırak beni!
Hey, ne yapıyorsun sen?
Sana ne oldu? Hangi Jolly'sen artık?
Şuna bak! Şu işarete bak!
Aman Tanrım!
- Anne! - Tamam, tamam, oldu, oldu.
- Pardon, yanlış bebek. - Sen git!
- Bebeğim, bebeğim, çok özür dilerim. - Hey, orada ne yapıyorsun?
Buraya gel.
Jalabuddin! Jalbhushan!
Julius!
Bu Amar Akbar Anthony gibi bir film değil...
Baba bana gerçek Jolly'ye serveti devretme
sorumluluğunu verdi.
Gerçek Jolly'yi belirlemenin tek bir yolu var,
ve size bunun ne olduğunu söyleyeceğim.
- Doktor! - Emredin efendim!
Üçüne de DNA testi yapın.
Emredersiniz efendim!
Ve sonuçları yarın sabah 10'a kadar istiyorum!
Tamam efendim, halledilecek.
Burada, hemen şimdi yapacaksın değil mi?!
Hayır efendim, bunu sonra hallederiz.
Stresli hissediyordum, bir parça çikolata aldım,
ama aslında fıstık alerjim var.
Bu bir anti-alerji iğnesi.
Kaptan, gemiyi hareket ettir.
Ve bu üç VIP misafiri meşgul et.
Gerçek Jolly'nin kim olduğunu bulana kadar onları eğlendirin.
♫ Dans etmeye devam ediyor ♫
♫ Dans etmeye devam ediyor ♫
♫ Dans etmeye devam ediyor ♫
♫ Dans etmeye devam ediyor ♫
♫ Dans etmeye devam ediyor ♫
♫ Dans etmeye devam ediyor ♫
♫ Dans etmeye devam ediyor ♫
♫ Dans etmeye devam ediyor ♫
♫ Gece ışıl ışıl ♫
♫ Bu kutlama coşkulu ♫
♫ Üstüne bir de çekiciliğin ♫
♫ Ah cennetten bir parıltı ♫
♫ Dönüp baktığında ♫
♫ Yıldızlar bile kıskanır ♫
♫ Biraz ruhani ♫
♫ Biraz da fiziksel ♫
♫ Ya çağırma beni yanına ♫
♫ Çağırdıysan bırakma ayakta ♫
♫ Kalbimde ateş yakma ♫
♫ Sonra söndürüver işler kızışınca ♫
♫ Büyüleyici felaket ♫
♫ Güzel trajedi Kıyametin ta kendisisin ♫
♫ Büyüleyici felaket ♫
♫ Sen güzel bir trajedisin ♫
♫ Büyüleyici felaket ♫
♫ Güzel trajedi Kıyametin ta kendisisin ♫
♫ Tatlı bir hançersin ♫
♫ Büyüleyici felaket ♫
♫ Dans etmeye devam ediyor ♫
♫ Dans etmeye devam ediyor ♫
♫ Gözlerimin hedefi yüzün ♫
♫ Güzelliğinin lütfuna muhtacım ♫
♫ Bu anı elde ettik ♫
♫ Aşkım tesadüf sanma sakın ♫
♫ Kaderin ve sonsuzluğun anı bu ♫
♫ Gözlerime bakma ♫
♫ Baktıysan bırakma yarı yolda ♫
♫ Kalbinin balon gibi arzuları var ♫
♫ Kayıtsızlığının iğneleriyle ♫ ♫ Patlatma onları ♫
♫ Büyüleyici felaket ♫
♫ Güzel trajedi Kıyametin ta kendisisin ♫
♫ Büyüleyici felaket ♫
♫ Tatlı bir gizemsin ♫
♫ Büyüleyici felaket ♫
♫ Güzel trajedi Kıyametin ta kendisisin ♫
♫ Büyüleyici felaket ♫
♫ Sen güzel bir trajedisin ♫
♫ Büyüleyici felaket ♫
♫ Dans etmeye devam ediyor ♫
♫ Büyüleyici felaket ♫
♫ Dans etmeye devam ediyor ♫
♫ Büyüleyici felaket ♫
♫ Dans etmeye devam ediyor ♫
Bu kuyruk kimin?
Ha! Bu da ne?
Malaika?
Alo?
Kalk!
- Kaanchi! - Daha ne kadar istiyorsun?
Ne demek istiyorsun?
Sen kimsin?
Sasikala?!
Ha siktir!!
Burada ne yapıyorsun?
Bana ne yaptın?
Ne yaptım ben? Sana bir şey yapmadım!
Bana bir şey yapan sensin!
Yaklaşma bana! Yaklaşma, lütfen!
İğrenç!
Tiksindim!
- Bu ne? - Lütfen vurma beni!
Lütfen, lütfen!
Bak, bak, bak! Yine seninle yatarım!
Bak!
Hey, kes şunu! Kapa şu kapıyı!
- İğrenç! - Kapı mı?
Üstünü kapat!
Hey, bunu sen mi yaptın?
Hayır.
Peki bu aşk ısırığını sen mi yaptın?
Hayır.
Bu senin, o büyük ağzından. Sen yaptın bana.
Bak, aramızda ne olduysa...
- Unutalım gitsin, tamam mı? - Unutalım mı?
Ancak bir şeyleri hatırlarsak unutabiliriz!
"Unutalım" diyor!
İşte plan: Sen kocanın yanına git,
- ...ben de kendiminkine. - Ne?
Yani, karımın yanına gideceğim.
Kıyafetler?
Kıyafetler...
Bu fileli şey senin mi?
Benim.
O zaman al.
Dün gece ne oldu?
Vurma! Vurma! Seninle yatarım! Seninle yatarım!
Kaç kere yatacağım seninle, aptal?
Kocanın odasına git demedim mi sana?
Sadece odasına git!
Odama gidiyordum,
ama içeriden tuhaf sesler duyuyorum.
Ne tür sesler?
Bu tür sesler!
Doktor, lütfen ateşimi ölçer misiniz?
Çok ateşlisiniz.
Aman Tanrım! Lütfen.
- Neler oluyor? - Seni yaramaz herif! Jalbhushan!
Sahte Jolly başkasının karısıyla mı meşgul?!
Eğleniyor musun, ha?
- Burada parti mi veriyorsunuz? - Hayır, hayır, hayır!
- Aman Tanrım! - Sasi! Sasi!
Bak, bak, açıklayabilirim.
Burada olanları tamamen açıklayabilirim.
Evet, anlat, hepimiz kulak kesildik.
- İşte olanlar... - Anlat bize. Hadi, anlat...
Ne oldu?
Ben de hiçbir şey hatırlamıyorum,
ama şu an gördükleriniz...
Tanrıya yemin ederim, öyle bir şey yok!
Sasi!
- Oh. - Ne oldu?
Külodun mu dolandı yoksa?
Sasi, hiçbir şey hatırlamıyorum.
Bunlar nasıl oldu bilmiyorum ama...
Beni cezalandırmalısın.
Beni dövmelisin... ayakkabılarla.
Ha?
Bu diğer ayakkabı da nereden çıktı?
Farklı bir marka bu.
Markayı niye vurguluyorsun? Ayakkabıya odaklan!
Bir dakika, dudaklarını kim ısırdı?
- Ha? - Ha?!!!
Hayır, hayır, hayır, hayır.
Ben asla böyle bir şey yapmam!
Ne kadar ahlaksızmış!
Rastgele bir yatakta, tamamen yabancı biriyle!
En çılgın rüyamda bile böyle bir şey yapmayı hayal edemezdim!
İğrenç!
- Bak sen de konuşuyorsun! - Dinle, burada biraz ahlak göstermelisin.
Bizi böyle suçlayamazsın!
Ah, lütfen. Ne "ahlakı"ymış?
Bekle, doğruca kocana gidip
Afgan karısının neler yaptığını anlatacağım.
Şuna bak! Bir bak şuna!
Siz ikiniz ne yapıyordunuz? "Doktorculuk" mu oynuyordunuz?
Doktorculuk mu?
- O bir hemşire mi? - Doktorculuk mu?
- Hayır, hayır... - Ona iğne mi yapıyordun yoksa?
Sana bir ders vereceğim!
- Hiç mi utanman yok? - Abi...
- Beni takip et. - Sana açıklayacağım.
Sasi, Sasi, Sasi!!!
Abi, lütfen beni dinle.
Abi...
Abi, lütfen beni dinle.
- Hadi konuşarak halledelim. - Ne? Sasi...
Abi?
Şimdi kesinlikle her şeyi ona anlatacağım!
Hadi ama, konuşarak çözelim!
Hadi kısa bir konuşalım, tamam mı?
Bebeğim!
Günaydın!
Günaydın!
Kaanchi...
Nawab'lar hakkında çok hikaye duydum,
ama gerçek kılıç dövüşü dün gece oldu.
Ne kılıç dövüşü?
Küçücük bir iğneyle geldi ama kılıçla dövüştüğünü iddia ediyor.
Artık yeter be Jalabuddin!
Böyle bir sahneyi hayal bile edemezdim!
Şu kurda bak!
Ne kadar ahlaksız biri!
Rastgele bir yatakta, tamamen yabancı biriyle!
Hayır, hayır.
En çılgın rüyamda bile böyle bir şey yapmayı hayal edemezdim!
İğrenç!
Hey doktor, başlama şimdi!
Doktor mu?
Zara, bunların nasıl olduğunu gerçekten bilmiyorum!
Bir düşün, neden böyle bir şey yapayım?
Özellikle de bu kişinin çok ateşli olduğunu bilirken!
- Kim, Pasta mı? - Hayır, Zara.
Neden seni aldatayım?
Şu göğüs kıllarına bir bak!!!
- Kimin, Zara'nın mı? - Hayır, Pasta'nın!
Zara... Tanrıya yemin ederim,
kalbim sadece bir kişiye ait!
- Pasta mı? - Hayır, Zara!
Pasta, Zara'yla hiçbir alakam yok.
Özür dilerim!!
Zara, Pasta'yla hiçbir alakam yok.
Yalancı!
Dün gece, "Pasta, beni kahvaltıda ye!" diyordun!
Ne zaman dedim ben bunu?
Ben, hiçbir şey hatırlamıyorum.
Nasıl hatırlayacaksın ki?!
Çekilin, çekilin, yol açın!
Dün gece içkilere uyuşturucu bir ilaç karıştırdım!
O lanet olası Batuk Patel için hazırlamıştım!
Ama siz Bay ve Bayan Jolly'ler. Yanlışlıkla siz içtiniz!
Hepiniz hafıza kaybı yaşadınız!
Üzgünüm, bu hikayenin hiçbir parçası olmak istemiyorum!
Niye bu adam tüy öksürüyor?
Hey! Sırtındaki lastik izi de neyin nesi?
- Ah! - Şuna bak!
Yani, dün gece bir motosiklet tarafından mı ezildim?
Hey!
Önce motosiklet, sonra Pasta!
Seni başka kim hırpaladı ha?
Bu arada,
Kaanchi nerede?
Evet ya? Kaanchi nerede?
Kaanchi nerede?
Kaanchi nerede? Kaanchi!!!
- Jalabuddin! - Hey! O benim karım!
- Kaanchi nerede? - Bakın, beni itip duruyor.
- Jalabuddin! - Dinozorun arkasında mı?
- Neler oluyor? - Kaanchi nerede?
Kaanchi nerede?
- Çekil! Kenara çekil! - Bir dakika beyler!
Kaanchi nerede?
Kaanchi! Kaanchi...
Kimi arıyorsunuz?
Kaanchi.
- Kaanchi kim? - Karım.
Kimin?
Senin.
O zaman neden onu arıyorsun?
Sadece yardım ediyordum.
Yardım mı?
Kes artık, yardım etme.
Telefonu olan var mı?
Telefonun var mı?
Evet, var.
Karımı ara!
4479...
56421
5642...
- ♫ Benim olacağını söyle ♫ - Çalıyor.
- ♫ Yoksa sensiz yaşayamam ♫ - Bir dakika.
Cebindeki telefon çalıyor...
O seninki. Açsana!
Dev? Dev neden seni arıyor?
Bu benim telefonum değil.
- Ha? - Gerçekten mi?
- Aç ve hoparlöre al. - Açsana.
- Hadi, yap şunu! - Çabuk cevapla artık!
Doktor, neredesin?
Saat neredeyse 10 oldu.
Umarım DNA raporları hazırdır.
Doktor.
Hepimiz atriumda buluşacağız.
Alo doktor, orada mısın?
- Alo? - Hı-hı.
Çabuk gel.
Yani bu telefon doktora mı ait?
Üzerimdeki önlük de doktorun mu?
Bana mı soruyorsun?
Ben de herkese bir şeyler soruyorum zaten.
Mesela bu, bunun nasıl olduğuna dair hiçbir fikrim yok!
Bu silahın iç çamaşırımda ne işi var bilmiyorum!
İç çamaşırında mı?
Niye iç çamaşırıma takılıyorsun?
Silaha takıl!
Dostum, benim de takılacak çok şeyim var.
Bu ikinci ayakkabı da nereden çıktı?
Dudaklarımı kim ısırdı?
Hmm? Hmm? Kim?
Bak, hiçbirimiz o olaydan sonra ne olduğunu bilmiyoruz!
O zaman neden hatırladığımız yere geri dönmüyoruz da
orada bir ipucu bulmaya çalışmıyoruz?
Güzel dedin, güzel dedin.
Kesinlikle haklısın.
Hemen hazırlanıp oraya gidelim o zaman.
Kaanchi!!!
Neredesin?
Kaanchi burada değil!
Kaanchi!!
Neredesin Kaanchi?
Jalbhusan, Kaanchi'nin telefon numarası sende mi?
- Evet, bende. - O zaman ara!
Kaanchi'nin telefonu!
Kaanchi'nin telefonu çalıyor!
Telefonu nerede?
Telefonu, telefonu, telefonu...
Kaanchi'nin telefonunu buldum!
Ver onu bana!
Lanet olsun!
Parmağın yapışmış.
Bu benim değil.
O zaman kimin?
Aman Tanrım! Bir parmak...
Hem de telefonda!
Niye telefona takılıyorsun ki?
- Parmak konusunda stres yap! - Pardon ya!
Bu parmak Kaanchi'ye mi ait?
Ceset!
- Ceset! - Kaanchi!
Ceset!
Ceset! Ceset!
- Kaanchi! - Hayır, bu olamaz!
- Kaanchi! - Kaanchi!!!
Kaanchi!!! Kaanchi!!!
Eğer bu Kaanchi'nin cesedi değilse,
seni cesede çeviririm, seni şerefsiz!
Kaanchi! Kaanchi!!
Kaanchi senin annen mi oluyor? Bu...
Papağanım bir daha asla uyanmayacak!
Buralarda bir yerlerde olmalı.
Yaşıyor!
Şakaydı!
Bunu gerçekten biz mi yaptık?
Niye mutfağa girelim ki?
Bunu kimin yaptığını biliyorum!
- Yüzde yüz eminim! - Hadi gidelim, hemen çıkalım.
- Suçlunun kim olduğunu biliyorum. - Koş, koş, kaçalım...
Siz üçünüz!
Evet, siz üçünüz!
Buraya gelin.
Hadi gidelim.
Batuk Patel'le mutfakta kavga ederken siz üçünüz buradaydınız, değil mi?
Sonra da bayılmışım.
Ve Gucci tamamen çıktı!
Ah, benim zavallı Gucci'm!
Geberteceğim! Geberteceğim! Geberteceğim!
Bütün bu zaman seni tolere ettim...
Açlıktan ölüyorum.
Bıyığını makarnaya çeviririm, anladın mı?
Kavga ediyorlar. Birbirlerini öldürecekler. Dururun onları.
Hey!
Neden sürekli kavga ediyorsunuz?
Kesin şunu!
Gucci, makarnanı kurtar yoksa onu öldürürüm.
Kesin artık beyler!
Seni geberteceğim!
- Birisi onunla ilgilensin! - Onu affetmeyeceğim!
Babama yaptıklarının intikamını alma şansım sonunda geldi!
Bana saygılı davran, uyarıyorum seni.
Seni affetmeyeceğim! Bırak silahı!
Don! Don!
- Buzdolabı! - Buzdolabı!
Buzdolabına girmek istiyor.
Atın onu buzdolabına!
İçerisi buz gibi, üşürüm!
Arkana ateş et!
Arkana ateş et!
Oraya mı?
- Arkana ateş et! - Oraya değil!
Yaralanırsın!
Oraya değil, arkana ateş et!
Gebert!
İntikam!
Bir dakika!
Ben kanatlarını tutayım, sen bacaklarını!
Artık öldür şunu!
Tamam, bir, iki!
Yaşasın!
Yuhuu!
Kazandık! Kazandık!
Kazandık! Kazandık!
Defol buradan!
Al sana!
Elektrik süpürgesini çalıştırın!
Jalbhusan!
Hayııır!
Bu papağanı öldüreceğim!
Hayır... hayır.
Babasını da böyle elektrik süpürgesiyle öldürmüştüm.
Onu böyle öldüremeyiz, günah!
Sen öldürdün onu.
Papağan katili!
Gucci'yi kimin öldürdüğünü biliyorum.
Batuk!
Papağanım bir daha asla uyanmayacak ve hepsi Batuk Patel'in suçu.
Papağanım asla kalkamayacak.
Huzur içinde yatsın.
Ama parçalar halinde yatıyor.
Yeni papağanım ise, çok tatlı bir şeydi...
- Tanrım, beni de al! - Batuk.
Batuk...
Batukk!
Şimdi Batuk'la ne yapacağım?
Buzdolabı! Buzdolabı! Don!
- Buzdolabı mı? - Buzdolabı.
- Don! - Buzdolabının içinde!
Klimayı kapatayım mı?
Kes sesini!
"Ah" mı diyeyim? "Of" mu diyeyim?
Donmuşum ama nasıl?
Şimdi ne diyeyim?
Yanıyorum! Yanıyorum! Yanıyorum! Yanıyorum!
Önce Prada, sonra Gucci...
şimdi de yeni varisin gelmesinden korkuyorum.
Belki amcası Versace ya da amcası Armani?
Artık bu kuşlarla savaşmayacağım!
Yemin ederim, hepsinden kurtulasım var.
Hey.
Kaanchi'yi bulamadım ama çantasını buldum!
Çantası mı?
- Kaanchi... - Aç şunu.
İyi, belki içinde bir ipucu buluruz.
Tamam.
Kelepçe.
Balıklar?
Bir jet sprey?
Evet, tuvalet kağıdını sevmiyor.
Patlıcanları sever, değil mi?
Evet.
Param!
Bu Kaanchi'ye mi ait?
Bir anahtar?
Bu anahtar neyin?
Bir anahtar mı?
Bu anahtar ne için? Oda anahtarı falan mı?
Üzerinde "Şans Çekilişi" yazıyor.
Sakın Kaanchi'yi bir kumarhanede kaybettik demeyin!
Hey, hey, hey!
Hatırlıyorum... Bir şey hatırlıyorum!
- Gerçekten mi? - Evet!
Dün gece şuradaki motosiklete bindim.
Bu onun anahtarı!
Ve... ve... arkamda oturan...
Peki, kim benimle gelmek ister?
Ben! Ben! Ben! Ben! Ben! Ben!
Hayır! Hayır! Hayır!
Ben! Ben! Ben!
İşte gidiyoruz!
- Git! Git! Git! - Evet, hadi gidelim!
Yuhuu!
Hey, benim Kaanchi'm!
Çekil! Çekil! Çekil!
- Bu kaç cc'lik bir şey? - Kaanchi'yi sor!
Evet, soracağım!
Evet, evet, güçlü bir motor.
Hey, bunları boşver, benim Kaanchi'm nerede?!
Çocuklar... lastik izleri.
- Hadi gidelim! - İzlerini takip edelim!
Hadi, hadi, hadi.
- Bu tarafa, bu tarafa sonra buraya döndü... - Onu nereye götürdün sen?
Lastik izleri burada bitiyor. Şimdi ne yapacağız?
- Gömleğini çıkar! Çıkar şunu! - Ne?
Ne? Neden?
- Ne yapıyorsun?! - Uzan. Yüzüstü uzan.
- Ne yapıyorsun?! - Uzan! Uzan!
- Bak! - Vay canına, uyuyor!
Düz bir çizgi.
Motosiklet bu tarafa gitmiş.
Dostum, şimdi ben bir halı mıyım?
Neden hepiniz üzerimde yürüyorsunuz?!
Tamam, şimdi söyle, motosikleti sonra nereye götürdün?
- Buralarda bir yere mi? - Unuttum.
- Nereye? - Sonra nereye?
Ama bu bir çıkmaz sokak!
Kaanchi?!
Benim Kaanchi'm!
Kaanchi!
- Aman Tanrım! - O her zaman benden önce yetişiyor!
Kaanchi! Kaanchi!
Biliyor musun?
Seni ilk gören kişi, benim.
♫ Baştan çıkarıcı bakışlarını gördüm ♫
- Ha? - Kaanchi...
Dün gece hatırladığın her şeyi detaylı anlat bize.
Onu strese sokma!
- Önce Kaanchi'mi oradan çıkarın! - Bunu sen yaptın aptal!
Hayır! Elini bırakmadığın sürece duvarda kalacak!
Kaanchi...
Kaanchi...?
Sen benim Kaanchi'msin.
Endişelenme, tamam mı?
Seni kendim çıkaracağım.
Tamam mı? Hadi, it!
- Ben... - Geri çekil. Çekmeme yardım et!
Geliyorum!
Kaanchi?!
İyi misin, Kaanchi?
- Kaanchi?! - Efendim?
Söyle, dün geceden bir şey hatırlıyor musun?
Evet, hatırlıyorum!
- Ne? - Yaşasın Nepal!
Yaşasın hançerim!
Kaanchi, endişelenme, kendini yorma. Sorun yok!
Sorun yok!
Biraz limonlu su ister misin, aşkım?
Getireyim mi?
Hayır, hayır, limon yok! Midesi ekşiyor...
sonra da gaz yapıyor.
Tut onu!
Onun gaz sorunlarını nasıl biliyorsun sen?!
Ne zaman olduğunu, nasıl olduğunu, nereden kaynaklandığını biliyorsun?!
Bakın bakalım, kimler bir arada!
Ne, şimdi arkadaş mı oldunuz yoksa?
Doktor geldi mi?
Saat 10'da burada buluşacaktık değil mi?
Az önce onunla konuştum.
Onu arıyorum.
♫ Benim olacağını söyle ♫
Doktoru arıyorum...
peki neden telefon senin cebinde çalıyor?
Neden doktorun telefonu senin cebinde çalıyor?
- Aman Tanrım! - Bir parmak mı?!
- Bir parmak! - Bir parmak?!
- Iyy! - Aman Tanrım!
Bu kimin kesik parmağı?!
SÖYLE BANA! Ne yaptın sen?!
Bu kimin parmağı?!
Doktor!
Aman Tanrım!
Sahte Jolly, doktorun ölümünden en çok kazanacak kişi...
yani şu an altınızın hepsi baş şüpheli oluyorsunuz!
Ve polisler gemiye varana kadar--
Hepiniz geminin hapishanesinde kalacaksınız!
Kaptan, tutukla onları!
Ne?!
- Biz masumuz. - Neden doktoru öldürelim ki?
Dinleyin!
Bu gemide hapishane mi var?!
Tabii ki var! Bir de golf kulübü var,
iki mezarlık ve ilerde bir gişe!
- Ha? - Hadi hareket edin!
Hadi! Yürüyün!
Hey, benim Kaanchi'mi itme!
Ne "benim" Kaanchi'm? O benim Kaanchi'm!
Kavga etmeyin. Sadece içeri girin.
Terbiyenizi takının.
Susuyorum diye beni rahatsız edebileceğinizi sanmayın!
Yemin ederim, hayatımda ilk kez gerçek bir ceset görüyorum.
Polisler geldiğinde katilin kim olduğunu öğreneceğiz.
- Sakin olun çocuklar. - Kenara çekilin.
Katili sonra konuşuruz.
Önce aramızdaki gerçek Jolly'nin kim olduğunu bulalım.
- Evet. - Kes sesini! Kes artık!
Seninle sonra hesaplaşacağım.
Sen...
Buraya ilk geldiğinde kiminleydin?
Onunla.
Sabah uyandığında yanında kim vardı?
- O vardı! - Ne?
"Armani" hayallerini Zara'yla gerçekleştiriyordu.
- İğrenç. - Yemin ederim, yemin ederim!
Ben solakım,
kalçamda bir çıban var,
ve eşim yabancı, Nepal'li.
Bunları benden başka tek bir kişi biliyor.
Tahmininiz var mı kim olduğu?
İşte bu Nepal'li kadın!
Sana her şeyi anlatmıştım.
Sen de ona her şeyi anlatmadın mı?!
Siz ikiniz sevgili misiniz yoksa?!
- Evet. - Hayır, hayır...
Hayır!
- Evet mi hayır mı?! - Hayır.
Hayır, hayır.
- Evet mi hayır mı?! - Hayır.
- Evet mi hayır mı?! - Evet.
O benim erkek arkadaşım.
- Sevgilim! - İşte bu.
Olay çözüldü.
Hey, bu bana hatırlattı,
sen de pek aziz değilsin.
Sen de "gerçek Jolly" değilsin!
Sen sadece Papa Ranjeet'in Jolly'yi bulması için tuttuğu özel dedektifsin, değil mi?
Sonra Jolly'nin alışkanlıklarını öğrenince, düşündün ki,
Neden ben Jolly olmayayım, değil mi?!
Sonra Kaanchi'ye sordun,
Londra müzik festivaline gelmesini ve onu işe almasını.
Orada bir şarkı da söyledin, değil mi?
Bunu nasıl biliyorsun?
Çünkü ben de o festivalde aynı şarkıyı söyledim!
Ben de söyledim!
♫ Ah saf kalbim ♫ ♫ Artık vefasız ol ♫
♫ İzin verildi sana ♫ ♫ Yüz kez oynaş ♫
♫ Ah saf kalbim ♫ ♫ Artık vefasız ol ♫
♫ İzin verildi sana ♫ ♫ Yüz kez oynaş ♫
♫ Daha önce yapmadığın ne varsa ♫ ♫ Aşkta dene bugün ♫
♫ Keşfet artık ♫
♫ Bedeninde saklı olan ne varsa ♫
♫ Özgür bırak bekleyen ruhunu! ♫
♫ Buluş gece ♫ ♫ Ayrıl şafakta ♫
♫ Buluş gece ♫ ♫ Şafakta kaybol ♫
♫ Ah saf kalbim ♫ ♫ Artık vefasız ol ♫
♫ Ah saf kalbim ♫ ♫ Artık vefasız ol ♫
İşte tam da burada planını Kaanchi'ye anlattın.
İyi bir plandı, ama bir küçük hata yaptın...
Kaanchi'nin benim kız arkadaşım olduğunu bilmiyordun.
Bana her şeyi anlattı!
Ama zaten seninle buraya geleceği için,
Ben de yerine Zara'yı getirdim.
Ama siz Zara'nın benim kız arkadaşım olduğunu bilmiyordunuz!
O bana gelip tüm planınızı anlattı!
Zara Jalabuddin'le buraya geleceği için,
Ben de Sasikala'yı getirdim.
♫ Bugün ver sözleri ♫ ♫ Yarın boz gitsin ♫
♫ Öyle bir hata yap ki ♫ ♫ Unutunca gam yutmasın ♫
♫ Bugün ver sözleri ♫ ♫ Yarın boz gitsin ♫
♫ Öyle bir hata yap ki ♫ ♫ Unutunca gam yutmasın ♫
♫ Gözlerin fazla görmez ♫ ♫ Anlık hayallere dalar ♫
♫ Yol yarıda kalır ♫ ♫ Her arzu son bulmaz ♫
♫ Bir daha kavuşmayacağımız yerde ♫
♫ Kader yolunda ♫ ♫ Buluşmayacağımız yerde ♫
♫ Ah toy kalbim ♫ ♫ İhanet et artık ♫
- ♫ Ah toy kalbim, ihanet et artık ♫ - ♫ Ah toy kalbim, ihanet et artık ♫
♫ Ah toy kalbim ♫ ♫ İhanet et artık ♫
Siz dayanacak omuz buldukça üzerine kestiriyorsunuz!
Şimdi her şey anlam kazandı.
Benim karım senin kız arkadaşın.
Ve benim karım senin kız arkadaşın.
Peki benim karım?
Artık onun kız arkadaşı olacağım!
Bu tamamen iğrenç!
Hangi şartlarda yazılmıştı bu kaderimiz böyle!
Hey, Ghalib'in kalan paan tükürüğü,
Urducayı bırak da normal konuş artık.
Dinle--
Sizi kahrolası haydutlar!
Cidden, hepinizin yüzüne tükürürüm!
Buna eğlence mi diyorsunuz şimdi?
Havalarda uçarak geldiniz, büyük adamlar gibi...
- Dinle-- - Peki tahmin et ne oldu?
Şimdi hayatınızın sonuna kadar hapiste çürüyeceksiniz!
Gurur duyuyor musunuz kendinizle?! Ha?
Sen kes sesini!
Ve sen, Her Şeyi Bilen Kayınbirader,
bütün bu karmaşanın temelindeki adamsın!
Hepinizin ne olduğunu biliyor musunuz?
At kafalı aptallarsınız, eşek gibi davranışlarınızla!
Ve şimdi ben de sizinle birlikte bu bataklığa saplanacağım!
Geri alın. Önceki versiyon daha iyiydi.
- Sen... - Çocuklar, çocuklar, çocuklar!
Şunu kabul edelim artık...
bu noktada, biz sahte
Bay ve Bayan Jolly'lerin bu karmaşadan kurtulması çok zor.
Zor değil sadece...
imkansız! Kesinlikle imkansız!
Bu Jolly'lerin bu karmaşadan kurtulması imkansız!
Babalarını görmeye geldiler...
ama şimdi onları babalarının babaları karşılayacak!
Hey Baba, neredesin ha?
Sakin ol Bhiddu! Dur biraz,
kahramanımız kötü adamı kurtarmak üzere!
Ben daha çok endişeliyim çünkü
sen kurtarmaya geliyorsun, Biyogaz!
Merak etme, buradayım. Arkana bak.
Hadi be salak, ne yapıyorsun!
Dikkat et!
Ben iyiyim!
Senin için endişelenmiyorum Scoot!
Ben sakızım için endişeleniyorum.
Seni kahrolası...
Tansiyonun çıkıyor, bırakayım mı onları?
Bırakma onları!
Gaz pedalına basmazsan, ben sana basarım!
Bas şuna!
Hey! Yakalayın onları!
Daha hızlı, daha hızlı, durma! Devam et!
Siktir!
Bu bir bebek mi?
Siz...
Baba! Bhiddu! Londra'nın anasını ağlattınız!
Size ikinizi de açığa alıyorum.
Ne için?
Neden açığa alındık?
Bu nasıl mümkün olabilir?
Efendim, bizi kim açığa aldı?
Dhagdu Hulgund!
Merak etme, hallederim.
Halledeceksin değil mi?
Merak etme.
Bombaları patlatabiliyorsun,
ama ben gözünü bile oyamıyorum?
Zaten iki gözle ne yapacaksın? Birini bana ver.
Ona ne oldu?
Dişlerime dokunmayın efendim, dişlerime!
Kanunları çiğneyebiliyorsun ama ben dişlerini bile kıramıyorum?
CU (Catch Up) için geldik ama iş ICU'ya döndü.
Gözünü tamamen oymuş, Bhiddu.
Bu adam tehlikeli.
Hadi kaçalım buradan.
Zaten hiç duş almıyorsun,
seni kırıp kemiklerine kadar "fırçalayacak"!!
Görevden uzaklaştırıldık, o ise hiçbir şey yokmuş gibi şarkı söylüyor!
Hey!
Ne oldu?
Dışarıda gazetecilerle karşılaştım...
Neden görevden alındığımızı soruyorlardı.
Senin adını verecektim...
ama babam hep derdi ki:
"Arkadan konuşma, doğrudan yüzüne söyle!"
O yüzden bugün bunu yüzüne söylüyorum...
Ne?
Seni sevmiyorum...
SENDEN NEFRET EDİYORUM!
Alo tatlım!
Evet, söyle!
Hâlâ hayatta mısın ha?
Niye beni arıyorsun ki?!
Ranjeet Dobriyal'ın gemisinde bir cinayet işlendi.
Dr. Raman Joshi öldürüldü.
Düşündüm ki, bunu araştırmak için senden iyisi mi var?
Bak, boşanma vermedim sana...
...senin pis işlerini halletmek için değil!
Artık karım değilsin, unuttun mu?!
Şu telefonlar baş belası ya!
İyi adamsın sen...
- Neler oluyor? - Aslında seni seviyorum.
Gerçekten mi?
Biraz konuşalım.
Gel dostum!
Ani bir değişim?
Hadi kardeşim!
Ne hakkında konuşacağız?
Karım ve ailem hakkında mı konuşmak istiyorsun?
Güzel...
Evet, güzel...
Evlenince nasıl bir his olduğunu anlayacaksın!
Bu da ne şimdi?
Şimdi sen ve ben, bu cinayeti çözmek için gemiye gidiyoruz.
Neden ben?
Görevden alındık, unuttun mu?
Hey!
Ben biliyorum.
Sen de biliyorsun.
Ama gemidekilerin bundan haberi yok!
Bu cinayeti çözebilirsek...
...işlerimize geri döneriz.
Anladın mı, Sarımsak Kafa?
- Ben... - ANLIYOR MUSUN DEDİM?
Evet, evet, evet! Başka seçeneğimiz yok!
Silahı boynumdan çek! Hadi!
Anladım! Anladım!
Vurulursam...
Burası karakol mu ne?
Polis geldiğinde DNA testimizi yeniden yapacaklar.
DNA örneklerimizi yok etmeliyiz...
...ve Ranjeet'in cesedini denize atmalıyız.
Yapabilirsin.
Hadi!
Cirit takımına mı giriyorsun?
Özür!
Hey, ne yapıyorsun be?
Bana ver şunu!
Dikkatli ol!
Bu lanet anahtarlar!
Hadi, hadi, hadi! Acele et!
- Dikkatli ol! - Acele et!
Tünel mi kazıyorsun?
- Bırak ben yapayım. - Hayır, ben yaparım!
Bırak ben yapayım! Hayır, ben yaparım!
Hiçbir şey beceremiyorsun!
Bana ver!
Evet, evet, evet!
- Harika! - Kaanchi, sen muhteşemsin!
Biliyorum!
- Benim Kaanchi'm! - Hey!
- Artık onun Kaanchi'siyim. - Tamam, senin olsun!
Çok iyiyim bebeğim!
Ona ne oldu?
Her yerde uyuyor bu!
Uyandır onu.
Uyan...
Hadi beyler!
Sessiz olun!
Sakin, sakin...
Siz üçünüz Ranjeet'in cesedini atın.
Biz laboratuvara DNA'larınızı yok etmeye gidiyoruz, tamam mı?
Tamam.
Yavaş, yavaş...
Heykel mi oynuyor?
Hadi gidelim!
Tamam!
Niye böyle yürüyorsun?
Plan cesedi denize atmaktı...
...ama oraya nasıl götüreceğiz?
- Asansör! - Çok iyi!
Asansör mü? Ciddi misin?
Herkes hapiste olduğumuzu biliyor!
Herkes onun burada olduğunu biliyor!
Cesetle asansöre binip herkese göstermek mi istiyorsun?
Harika plan! Gerçekten müthiş!
Daha iyi bir fikir bul o zaman!
Fikir!
Lanet olsun!
Ne yapıyorsunuz beyler?
Tam bir kaos var burada!
Ceset nerede?
Çabuk kaldırın şunu!
- Acele edin! - Diğer tarafından tut!
Dikkatli ol, dikkatli!
Niye geri geri yürüyorsun?
Sessiz olun, sessiz olun!
Dur, dur, dur!
Yakaladım sizi!
Batuk Patel'in gözünden kaçabileceğinizi mi sandınız?
Önce söyle, nasıl hapisten çıktınız?
Ne biçim güvenlik görevlisisiniz siz?
Ha?
Mahkumlara görev verildiğini bilmiyor musunuz?
Taş atmak... yani taş kırmak...
...ve buğday öğütmek gibi.
Kaptan bize halı temizleme görevi verdi.
Evet, evet, biliyorum!
Ama kaptan kamerası bu tarafta.
Niye şu tarafa gidiyordunuz?
Hadi, bu tarafa.
Hadi gidelim.
Hadi, hadi, acele edin.
DUR!
Bekle!
Bekle!
Buraya gel!
Hayır, hayır, hayır.
Hayır, hayır, hayır.
Kıl mı?
Halıda bu kadar kıl mı olur?
Üstelik pist bu halı!
Buna temizlik mi diyorsunuz?
Leş gibi kokuyor! Alın şunu ve düzgün temizleyin!
Yoksa Kaptan'a söylüyorum!
Hayır, hayır efendim!
Lütfen Kaptan'a şikayet etmeyin!
İlk hatamız bu.
Bu sefer tertemiz yapacağız, efendim!
Tamam öyleyse, yürüyün. Hadi, hadi, hadi!
Sağ olun, efendim.
Az kalsındı.
Ne düşünüyorsun o kadar?
Şeyi düşünüyorum...
Ranjeet'in cesedini halıya sardığımızda...
Ee?
Kafası şu taraftaydı.
Doğru.
Peki bu herif o kılları nereden çıkardı?
İğrenç.
Iyy.
Hadi gidelim, hadi!
Doktorun laboratuvarına girmenin tek yolu bu muydu yani?
Tabii ya!
Kapıdan girseydik,
biri bizi görürdü.
Dikkatli ol.
Yavaşla, yavaşla!
Yavaş!
Dön, dön, dön!
Görünüyoruz!
Ne yapıyorsunuz?
Geri dönün.
Hâlâ görünüyoruz!
Geri dön.
Jolly?
Jalbhushan, sen misin o?
Kahretsin, bizi gördü.
- Affedersiniz? Sizi görüyorum! - Halıyı açın!
- Bu tarafa geliyor! - Ne yapıyorsunuz siz?
Cesedi kaldırıp trolleye koyalım.
Sizi görüyorum.
- Arabaya koy. - Halıyı indir!
Hemen indir o halıyı!
- Arabaya koyalım. - Hadi. Çabuk.
O bir avukat, gerizekâlılar!
Bizi hapse değil, darağacına gönderir!
Julius!
Aman Tanrım! İmdat!
- Kimse yok mu? - Halıdan hiçbir şey göremiyorum!
İmdat!
Yanımıza iki ceset birden alacağız artık!
Hepiniz deli misiniz nesiniz?
- Ceset nerede? - İşte burada.
Kaçın!
Lanet olsun!
- Bu gemide gerçekten paan dükkanı mı var? - Hey!
Bu taraftan!
- Taşıma arabası orada! - Yakalayın onu!
Şükürler olsun kimse görmedi!
Ne parti ama!
- Arkana bak! Hemen arkana bak! - Ne oldu?
Aman Tanrım, Ranjeet bey!
Yakaladım seni!
- Pardon. Hemen döneceğim. - Doğal bir poz verin ona.
Doğal bir poz verin.
Hadi şu güneş gözlüklerini takalım.
Şu gözlükleri takın ona.
Doğum günü çocuğu! Yakaladım seni!
Aman Tanrım!
Nasılsın, aşkım?
Biliyor musun...
En son görüştüğümüzde,
- çok ama çok yaramazdın! - Ben saklamadım.
Ah, geçen sefer hediye ettiğin parfümü kullanıyorum.
Beğendin mi?
Hoşuna gidiyor mu?
Ah, dur, dur, dur, dur.
Halkın içinde olmaz! Bu ne yapıyor böyle?!
Halkın içinde olmaz!
Aç! Aç o!
Ah canımın içi!
Ranjeet bey... işte anahtarım.
Sonra görüşürüz, tamam mı?
Görüşürüz, aşkım!
- Teşekkürler! - Çabuk ol!
- Tamam. - Geldiğiniz için teşekkürler! Hoşça kalın!
Niye yüzünü o tarafa çevirdin?
Ben yapmadım!
- Size diyorum, hâlâ yaşıyor! - Ne saçmalıyorsun?!
Bu herif tam bir şerefsiz!
Aman Tanrım, Ranjeet bey!
Bu ne zaman bitecek?
Hadi kaldırıp buradan gidelim.
Hadi gidelim. Kalk, kalk hadi.
Çabuk kalkın.
Tamam, tamam.
Hadi, çabuk olun.
- Oh hayır. - Çocuklar... Anladım.
Çocuklar, çabuk, çabuk.
Acele edin.
Çocuklar, çocuklar... buraya gelin, buraya gelin.
Her şeyi kaydettim!
Evet!
Çocuklara anlatmalıyız.
Hadi gidelim.
- Bekle. - Ne?
Oh! Hadi, hadi!
Dinleyin,
eğer biri sorarsa, Ranjeet bey'in çok içtiğini söyleyin,
bu yüzden onu böyle tutuyoruz.
- Şu tarafa gidelim. - Tamam.
Bu adam ne yiyor böyle?!
Şimdi onu nereye götüreceğiz?
Şu tarafa, yukarıya, bir kat daha.
Şuradan.
Hayır, o tarafa değil! Az önce oradan geldik.
- Nereye isterseniz götürün. - Hadi, gidelim.
Çevirin onu.
Ranjeet bey, röportajınızı bekliyordum!
Merhaba! Selamlar, beyefendi.
Ben Life News'ten Vikram Menon.
Beyefendi, gemi halkı merak ediyor,
69 milyar sterlin değerindesiniz.
Bu pozisyonda olmak nasıl bir his?
"69 pozisyonu"nun aslında harika olduğunu söylüyor.
Buraya gelmek için çok çalışmalısınız.
Para kendi yerinde,
bu pozisyonun da kendine has yeri var.
Bunu söylüyor.
Onun adına ben cevap veriyorum.
Bekle bir dakika, ben ona sordum,
niye siz cevap veriyorsunuz?
Sizi çağırıyor.
Pardon. Affedersiniz.
Şöyle ki,
Bay Ranjeet çok zengin bir adam.
Kendisi adına konuşması için birini tutmuş.
Ve biraz... anlarsınız ya.
Madem onu tutmuş, niye siz cevap veriyorsunuz?
Çünkü onu ben tuttum.
Tamam mı? Yeterince soru sordunuz, lütfen gidin.
- Teşekkürler! - Evet.
Hayır efendim. Lütfen son bir soru. Gemi halkı merak ediyor...
Gemini batırırım seninle beraber. Hadi buradan gidelim.
Hadi kaçalım buradan!
Hadi. Yukarı çıkalım.
Tanrım, şu ikisi orada duruyor.
Geri dön, geri dön, geri dön!
Hadi içeri girelim, çabuk.
Ağzına kadar dolu.
Hadi.
Çabuk olun, çabuk.
Bu boş, hadi içeri!
Hadi, hadi, hadi.
- Ne yapıyorsunuz? - Önce ben gireyim! Ben kıdemliyim.
Dinleyin, pencereyi açın, onu buradan atalım!
Pencere sıkı sıkıya kapalı! Açılmıyor.
Şimdi ne yapacağız?
Şimdi kim geldi?
Ne yapalım? Ne yapalım?
Cesedi dolaba saklayın, ben kapıya bakayım.
Çabuk olun, çabuk, çabuk.
Kapıda kim var acaba?
- Dikkatli ol. - O tarafa, o tarafa git.
Dikkatli olun.
Hadi acele edin.
İçeri gelin!
Hadi kızlar, gelin.
Oyun bitti.
Katil bulundu.
- Ne?! - Afedersiniz?
Katil Bedi’ymiş!
- Bedi mi?! - Şuna bakın.
Bir bakın hele.
Bedi, doktorun cebine bir şey sakladı.
Kesin bize suç atmaya çalışıyordu.
Delilleri silerken her şeyi kaydettik, klinikte.
- Deli bu! - Şükürler olsun!
Artık rahat bir uyku çekebiliriz.
Aman Tanrım! Yine uyuyakalmış!
Hey! Buraya odaklanın millet!
Polis zaten gemide.
Siz üç kişi gidip kendinizi hücreye kilitleyin, şüphe çekmeyelim.
Biz cesetle ilgilenir, atarız bir şekilde.
Tamam mı? Hadi, hadi!
Tamam, hadi gidelim!
Evet evet evet, hadi! Yürü!
Bay bay.
Uyandır şunu!
- Uyan artık! - Bu kimdi ya?
Sen kapıda nöbet tut.
- Ceset nerede?! - Burada.
Ceset...
Katil Bedi miymiş?!
Aynen öyle! Doğduğu gün hemşire bile demiş,
“Tebrikler, bir katiliniz oldu!”
Ranjeet’in cesedini atar, herkese açıklama yaparız.
Bedi kodese girer.
Tek yapmamız gereken Londra polisinin gelmesini beklemek.
Hadi acele edin!
İnsanlar para için neler yapıyor!
Bedi’yi elime geçirirsem,
- Ona öyle bir ders vereceğim ki! - Buraya, buraya!
Hadi acele edin, çabuk çabuk!
- Etrafa bakın, kimse görüyor mu? - Buraya, buraya gelin.
Bu taraftan, bu taraftan.
Her şey yoluna koyuldu.
Şuradan.
Kesin artık şunu, ikiniz de!
Nereye gideceğiz şimdi?!
Yukarıda, yukarıda, yukarıda!
Hadi şu merdivenlerden çıkalım!
Koş! Koş koş koş! Geri dön, geri dön, geri dön!
Dön geri, dön geri, dön geri!
Polis mi?
Dön geri, dön geri, dön geri!
Bedi! U dönüşü yap, U dönüşü!
Çocuklar, durun!
Efendim, iyi ki geldiniz.
Efendim, açıklayayım. Gördüğünüz gibi değil.
Ne zaman, neden ve nasıl...
Size her şeyi anlatacağım efendim.
Ama efendim, asıl önemli olan,
doktorun katilini bulduk.
Evet efendim! Öyle mi?
Ciddi misin?!
Efendim, Bedi'nin doktoru öldürdüğünü biliyorsunuz!
Hey, doktor için stres yapmayı bırak, Bedi için yap!
O manyak, efendim.
Özür dilerim. Efendim, katil Bedi.
Taşıdıkları şu ceset... Bedi'nin cesedi!
Ne dedi bu? Bilmiyorum.
İşte başlıyoruz!
Ne "işte başlıyoruz"?
Bu herifler kendi hayatlarını mahvediyor.
Ama efendim, hürmetlerimi sunarak söylüyorum, yanlış anlamayın...
Buraya gelmek için helikopterin yakıtını boşa harcadınız.
Efendim, her neyse artık, davayı çözdük.
Evet, ama bize teşekkür etmenize gerek yok, efendim.
Şerefi almak isterseniz alın. Sorun değil, efendim.
Siz bizim salak olduğumuzu mu sanıyorsunuz
bunun şerefini alacak? Hı?
Efendim, çok naziksiniz.
Sizden böyle bir şey duymak büyük olay.
Efendim, teşekkür ederiz!
Cidden büyük bir iş başardınız, değil mi?
Bunun bir kaydı olmalı, değil mi?
Kayıt mı?
Bizi mi kaydedecek? Oh!
-Selfie çekelim mi? -Bunu kaydediyor musun?
Al bakalım, tut şunu, yakala!
Efendim, efendim, bir dakika efendim.
Bir dakika, bir dakika, bir dakika! Efendim, niye bu kadar yakınsınız?
Sadece burnum çıkacak böyle.
Biraz geri çekebilir misin? Tabii!
Evet! Peynir!
Bu...
O... Tuzağa düştüler.
O ceset nerede?
Ben nereden bileyim? Niye bana soruyorsun?
Bedi, Bedi, Bedi, Bedi, Bedi!
Ne zaman değişti bu?
Ben nereden bileyim?
Efendim, bilmiyoruz! Bedi'yi biz öldürmedik! Çok iyi.
Biz öldürmedik onu!
Bunlar öldürdü Bedi'yi, efendim.
Hayır, biz öldürmedik efendim! Biz öldürmedik!
Siz kafayı mı yediniz? Ne yapıyorsunuz beyler?
İşte şimdi eğlence başlıyor!
Evet, Bhiddu!
Hadi, hadi, hadi! Kıpırdan, kıpırdan!
Hadi, kalkın herkes. Buraya sıraya geçin.
Büyük patronlarınız sizi teker teker çağırıp ağzınızdan laf alacak.
Yani, hanginiz dayanamayıp onların oyununa gelecek?
Çekin parmaklarınızı!
Durun lan durun!
Ben seçeceğim!
Ooo piti piti...
Hangi Jolly'yi harcayalım?
Hadi be moruk!
Hile yapıyor lan bu! Hadi artık gidiyoruz!
Abi beni çıkmaza soktular!
Geri çekil lan içeri!
Abi ben hayatımda karıncayı bile incitmedim!
Ama şu herif beni bitirdi!
-Kim, karınca mı? -Yok be Bedi o...
Ne diye kulağıma bu kadar sokuldu amk?
Kim, Bedi mi?
Yok lan sivrisinek!
Öyle bir stres, öyle bir gerilim ki...
Adam resmen kanımı emdi!
Kim, sivrisinek mi?
Yok lan oç Bedi...
Dürüst olayım mı?
"O" olmasaydı, "bu" da olmazdı.
"O" sivrisinek, "bu" da Bedi mi yani?
Yok lan amk, "o" Bedi, "bu" sivrisinek!
Siktir ya!
Tanrım!
Tanrı mı?
Adı Jalabuddin. He aynen.
Tanrı'ya mı yalvarıyor şimdi?
Bir şeyler mi canını sıkıyor?
Zara, Seekh Kebap sokağındaki Al Durrani Kothi'den, değil mi?
Ama Afganistan'da böyle bir yer yok ki amk!
Zara dedi ki dün gece onunla değilmişsin.
Neredeydin lan? Söyle!
Unut gitsin.
İçtikten sonra bayılmıştır herhalde!
Yoksa erkeklerle mi yatıyor sanıyorsun?
Kahrolasıca. Stres mi yapıyorsun?
Neden stres yapıyor olabileceğimi düşünüyorsunuz efendim?
Al bakalım,
çeşme gibi terliyorsun.
Sil şunu. Aferin,çocuğum.
Hadi şimdi, anlat bana her şeyi...
geçmişini, tarihini, girip çıktığın her yeri!
Hadi, dök bakalım!
KONUŞ LAN!
Ben çok basit bir adamım efendim.
Hayatımda bir sivrisineği bile öldürmedim, lütfen bırakın beni.
Bütün bu şiddet ve hapis işlerinden uzak dururum!
Özür dilerim efendim. Annem adına söz veriyorum.
Aldığımız bilgiye göre tehlikeli bir suçlu hapishaneden kaçmış.
Polis şüphelinin bir resmini yayınladı.
Siktir.
Efendim, bu herifin sakalı yok, bense sakallıyım...
Artık gidebilir miyim?
Bize bu katilin hem bıyıklı hem sakallı olduğu söylendi,
bu yüzden tespit edilmesi zor.
Boyu yaklaşık 1 metre 60 santim.
1.60 mi? Bu herif 1.60 bense 1.90'ım, efendim!
Yemin ederim, tavan vantilatörünün pervanesi beni birkaç kez öldürebilirdi,
-Oysa o sadece 1.60 -Otur, otur, otur.
-Şimdi gidebilir miyim? -Evet, gidebilirsin.
Özür dilerim, bu eski bilgiydi.
Aslında boyu yaklaşık 1 metre 90 santim.
Ha siktir!
Şu ana kadar 18 kişiyi öldürdü
ve 19. kurbanını arıyor.
Size söyleyeyim, bu katil en tehlikelilerden biri.
Amerika'nın
en çok aranan ikinci suçlusundan bahsediyoruz ''Jagga Daaku!''
Gidebilirsiniz.
Teşekkürler efendim.
Sen... Bedi'yi ilk nerede gördün?
Hadi, söyle!
Bayanlar tuvaletinde.
Bedi bayanlar tuvaletinde ne yapıyordu?
Hemen yanında erkekler tuvaleti vardı,
o yüzden oraya girdi.
Peki Bedi erkekler tuvaletinde ne yapıyordu?
-Kendi kendine hizmet? -Kapa çeneni!
Çok zeki olduğunu mu sanıyorsun, ha?
Söyleyin, üçünüzden hangisi Bedi'yi öldürdü?
SUSUN LAN!!!
Hey!
O... o söyledi, ben değil!
Kim bize sus diyebilir ha?
"Susun" diyen oydu!
-Niye bağırıyorsun -Kapa çeneni!
Sesini alçalt!
-Tamam tamam, alçaltacağım. -Silahı indir
Şimdi bana sonrasında ne olduğunu anlat, hem de çabuk!
Sonra ne mi oldu?
Sonra ne oldu?
Şey... katil bir yangın söndürücü kapmıştı.
Cesetle ne yaptı?
Onu... onu kaldırdı.
Sonra ne yaptı?
Sonra... Çabuk ol!
Sonra çıktı gitti.
Başka bir şey söyledi mi?
Evet, bir şey söyledi. Ne?
-"Çiftlik Taze Çileği." -Çiftlik Taze...Çileği
-Tansiyonun fırlayacak. -Sakin ol.
Atın şunu dışarı.
Yoksa çileklerini ezerim.
Kulakların iyice açıldı mı şimdi?!
Defol git!
Size bir şey sorabilir miyim?
Bay Dev Interpol'ü arayacağını söylemişti ve aradı da.
Ama siz ikiniz Interpol'den değilsiniz.
Öyle mi? Gel bakalım çocuk.
Hadi, çekinme.
Hadi gel artık. Kulağına fısıldayayım.
Dikkat et!
Tedbirli ol! Gözetim altındasın!
Nereye bastığına dikkat et!
Git.
Nereye bastığına dikkat et!
Şimdi git.
Bayanlar tuvaleti.
Hemen yanında erkekler tuvaleti vardı.
O... cesedi kaldırdı.
Çiftlik taze çilekleri!
Dikkat et!
Tedbirli ol!
Gözetim altındasın!
Nereye bastığına dikkat et!
-Merhaba, Kaptan. -Merhaba.
Hadi.
Ranjeet'in cesedini bu odaya saklamışlar.
Hadi. Gel, gel.
Ne? Nerede...
Ranjeet'in cesedi nerede?
Tam buraya bırakmışlardı!
Bu Bedi'nin odası değil mi? Aman Tanrım!
Bedi'nin cesedi Bedi'nin odasında bulundu.
Bence üçü de katil.
Bence hiçbiri değil.
Değiller mi? Hmm.
Yemin ederim, neden bu herifle hep takılıyorum anlamıyorum!
Jolly'leri konuşturmanın tek yolu var.
Merhaba, tatlım!
Geri döndün!
Kertenkele geri döndü.
Seni aradığıma ve gerçekten geldiğine inanamıyorum.
Hay sikiyim!
Seni ne kadar özlediğimi biliyor musun?
Hâlâ aynı ucuz parfümü kullanıyor!
Bu kim lan?
Sen Bhiddu olmalısın, değil mi?
-Selam! -Selam!
Ben Maya!
Bana kim olduğumu anlatmıştır herhalde, değil mi?
Hayır, hayır, kesinlikle bahsetmedi.
Öyle mi ya?
Bu kız neden bu ezikle konuşuyor ki?
Masajımı seviyorsun! Hadi ama!
Dokunma ona. Her şeyi unutmuşsun.
Ne yapıyorsun sen?
Bu ucuz numaraları kes.
Biliyorum. Üzgünüm.
Sadece şunu duymuştum:
"sinekler bok etrafında uçuşur" diye, ama bugün kendi gözlerimle görüyorum!
Doğruyu söyle, bu kız kim?
Maya.
Karım.
Eski!
Neden böyle tepki verdiğini anlıyorum.
Aslında çoğu insan şok oluyor,
çünkü Baba ve ben...
biraz farklıyız.
Biraz mı?
Kimse bu iğrenç herifle Holi bile oynamaz,
sen bir de onunla balayı geçirmişsin?!
Ama cidden, söylesene,
böyle bir adamla nasıl birlikte olabildin?
Seni her yerde arıyordum, burada mı oturuyorsun?
Katille ilgili bir şey söyleyeceğim. Benimle gel.
Bir kör kız daha mı ona taktı?
Neden benden ayrıldın?
Lütfen bana katilin adını söyle.
...neden ayrıldın?
Senin için ameliyat bile oldum.
Ben organiğe inanırım.
Bırak beni.
Neredeyse kızın yaşında!
Benimle gel!
Neler oluyor böyle?
Kızlar her yerden çıkıyor!
Benim suçum değil, kendileri çıkageliyorlar!
Kapıdan girseler benim suçum,
dolaptan çıksalar yine benim suçum!
Benim hiçbir dahlim yok, anladın mı?
Hey, Üçlü...
Ne oyunu oynuyorsunuz siz?
Aslında ona yanlış yere geldiğimizi söyledim.
Susun! Susun! Susun!
Anladım.
Bu üçü, şu Jolly'lerin karıları.
Hayır! Hayır. Evet!
Buraya delilleri saklamaya geldiler.
Evet! Evet, evet, kesinlikle!
Şuraya gidelim! Asla yapmayız öyle şey.
Asla yapmayız efendim.
Dinle, Baba...
Bu iş artık çığırından çıktı.
Buradaki herkes şeytani,
o yüzden biz de şeytani olmalıyız!
İyi polis,
kötü polis oyunu oynamalıyız Jolly'lerle konuşturmak için.
Anladın mı?
Hadi gidelim. Hadi.
Şunu unutmayın: İyi polis, kötü polis.
Otur!
Otur dedim!
Size son kez soruyorum!
Eğer söylemezseniz,
hayatınız parmaklarınızın arasından kayıp gidecek!
Parmaklar mı?
Neden parmaklara takıldın?
Hayata odaklan!
Saçmalamayı kes, yoksa vururum! Sakin ol be, sakin ol.
Daha önce de böyle birini öldürmüştün, hatırladın mı?
Bunu da öldüreceksin sonunda.
SÖYLE BANA!
Ceset yere düşer düşmez tam üstüne düştüm efendim!
Cesedin üstüne mi?
Hayır, Zara'nın üstüne efendim.
Ama berbat kokuyordu.
Kim, Zara mı?
Ceset efendim.
Ama mutluydum.
Çok konuşurdu, artık sessizdi.
-Ceset mi? Zara efendim!
Cesetten bahsediyorsak,
oldukça sert ve sıkıydı!
Zara'nın vücudu mu?
Ceset efendim!
Lanet olsun.
Hey Jolly, aklını mı kaçırdın?
Seni o kadar sert vurdu ki,
çizgili gibi olacaksın!
Çıplak dolaşsan bile,
üzerinde gömlek varmış gibi görünecek!
Ne yapıyorsun be?
Sakin ol kanka. Sakin ol.
Sen. Kötü polis. Kötü polis.
Eğer söylemezsen...!
Hey! Hepinizi öldürürüm!
Mola! Mola verin, mola!
Bu hiç adil değil!
Canınız istediğinde bizi vuramazsınız!
Biz İngiltere vatandaşıyız, bize böyle ateş edemezsiniz!
Seninle konuşmuyorum.
Astınla konuşacağım.
Astınla konuşacağım.
Astınla konuşacağım.
Ast.
Astınla konuşacağım.
Astınla konuşacağım.
Ast mı?
Bir daha söyle bakayım!
Bir daha söyle!
- Sen... - Ne yapıyorsun?
Ölecek bu!
Sana burada kimin ast olduğunu göstereceğim!
Anneee!
Ellerini uzat! Ellerini uzat dedim!
Anneee!
Ellerini uzat!
Oynat şunu. Hadi, oynat.
Yoksa seni döverim!
Oynat.
Dikkat et.
Bugün seni paramparça edeceğim!
Al bakalım. Çok zeki olduğunu mu sanıyorsun ha?
Oynat. Hadi, oynat.
Yapıştır ona.
Ne yaptın sen be adam?!
Biraz fazla abarttım galiba.
Kötü polis-kötü polis dedin ya, ben de sonuna kadar gittim.
Dostum, kötü polis benim, iyi polis sensin!
Öyle mi? Yeni bir şey mi bu?
Kötü polis-kötü polis dedin, ben de öyle anladım.
Niye düzgün söylemedin ki?
Kötü polis-kötü polis diye bir şey yok, tamam mı?
O zaman beni durdurmalıydın! Bu kadar azmazdım!
Durdurmaya çalışıyordum kardeşim.
Her neyse artık!
Ama durduramadan önce, katille ilgili bir kanıt buldum.
- Ne diyorsun?! - Şuna bak.
Ah, bu şey... bunun sahibi...
Bana dokunma.
Gidip bu kişinin odasını araştır.
Ben de cesedi inceleyeceğim.
Tamam.
Artık polisler geldiğine göre,
rahat rahat buhar banyosunun tadını çıkarabilirim.
Sigara sağlığa zararlıdır!
Ama duman dağıldıktan sonra gördüğüm şey...
İşte asıl o sağlığa zararlıydı! Şaka yapmıyorum!
Bu adam çırılçıplak!
Gül bakalım gül, aptal herif!
Ama sana kan ağlatmazsam, ben de Batuk değilim!
- Kendini ne sanıyorsun?! - Seni affetmeyeceğim.
Burada neler oluyor?
İşinize dönün! İşinize dönün!
Yeter. Kesin artık. Yeter!
Baba ve Bhiddu herkesi hapishanede toplantıya çağırdı.
Katilin kim olduğunu çözdüler!
Ne?!
Hey, siz kayıkçı takımı,
sizi niye buraya topladığımı biliyor musunuz?!
Bedi'yi ve doktoru kimin öldürdüğünü buldum!
Kim?
Onu o söyleyecekti, ben değil.
Hadi Bhiddu, katilin adını söyle.
Hadi kardeşim, söyle.
Doktorla başlayalım...
Parmağı kesildiğinde hala hayattaydı.
Gemide bu karpuzu kim kesecek şimdi?!
-Parmağın etrafında kurumuş kan vardı. -Ne yapıyorsun? Onu inciteceksin!
Yani parmağı öldürülmeden önce kesilmiş.
Parmağı kesildikten hemen sonra doğruca laboratuvara koştu.
İşte o sırada birileri ağzına fıstık tıkıştırdı...
alerjik reaksiyonu tetiklemek için.
Bu yüzden yüzü şişmişti.
Doktor oradan kaçtı.
Onu öldürecek şiddette bir alerjik reaksiyon geçiriyordu,
ama sonra birileri ona anti-alerji iğnesi yaptı.
Bunu biliyoruz çünkü bıçak yaralarının yanında,
vücudunda enjeksyon izleri de vardı.
Sonra birileri cesedini sürükledi.
Ama cesedi sürükleyen katil değildi.
O sırada vücudundaki tüm kan kurumuştu.
Ama garip olan şu ki,
cesedi sürükleyen kişi ayakkabılarını da çalmış.
Yani üçünüzden, hem doktoru hem Bedi'yi öldüren katil...
sizden biri değil.
Güvendeyiz.
Kapıyı aç.
- Teşekkürler. - Tebrikler.
Peki katil kim o zaman?!
Herkes öğrenmek için can atıyor!
Söyleyeceğim.
Doktoru ve Bedi'yi öldüren kişi, başkası değil...
- Dev! - Ne?!
- Ne?! Delirdin mi sen? - Biliyordum! Biliyordum!
Bedi'nin odasında Dev'in markalı purosunun izmaritini bulduk.
Katille ilgili bir kanıt buldum.
- Ne diyorsun Bhiddu? - Şuna bak.
Bu Dev'e ait.
Sonra Dev'in odasını aradık,
ve elinde bir kalem tuttuğun bir fotoğraf çerçevesi bulduk -
cesette bulduğumuz kalemin aynısı.
Sonra, ayakkabının tabanına yapışmış bu çipi bulduk.
Diğer yarısı CCTV odasında bulundu.
Görüyor musun ha?
Büyük bir hata yapıyorsunuz.
Gerçek katili yakalayamadınız diye suçu bana mı atıyorsunuz?!
Ben katil değilim!
Ben katil değilim!
İçeri gir!
Bu ne cüret! Böyle rastgele suç atamazsınız!
Kes sesini ve içeri gir!
Üç Jolly de sahtekar
ve doktor DNA testiyle bunu kanıtlamak üzereydi!
Bekle, bekle!
Zaten tüm servet eninde sonunda benim olacaktı,
doktoru öldürerek ne kazanacaktım?
Ben gerçekten bu kadar aptal mıyım...?
Bütün bu kanıtları geride bırakacak kadar?
Bana iftira atıldığını görmüyor musunuz?!
Katil hala aranızda dolaşıyor!
Hayatlarınız tehlikede!
Ben masumum!
Julius, lütfen bana inan.
Tanrı üzerine yemin ederim, masumum!
Kimseyi öldürmedim!
Julius!
Lütfen bana inan.
Kimseyi öldürmedim!
Julius!
Yaramaz maymun, kimi arayacaksın ki?
Sevgili maymun, lütfen telefonu bana geri ver.
Bak
Bundan önce, Gucci adlı o papağan,
babasının intikamını almaya çalışırken öldü.
Bu yüzden sizi uyarmaya çalışıyorum...
ne zaman insan ve hayvan karşı karşıya gelse,
insan her zaman kazanır.
Siz ikiniz maymunsunuz,
bunu unutup geçelim.
Geçmişi kurcalamayın.
Barış.
Barış.
Bu da ne?
Dev haklıydı. Katil o değil.
Katil, bilekliğinden elması eksik olan kişi.
♫ Şerefe! ♫
♫ Dertler sardı etrafımı ♫
♫ Benden hep fazlasını ister ♫
♫ Tek seferde bitirir kadehi ♫
♫ Neden hep kırmızı karışım ister?! ♫
♫ Dertler sardı etrafımı ♫
♫ Benden hep fazlasını ister ♫
♫ Tek seferde bitirir kadehi ♫
♫ Neden hep kırmızı♫ ♫ Karışım ister?! ♫
♫ Bir şey kesin♫
♫ Sarhoşluk çekiyorum ♫
♫ Tek seferde devireceğim ♫
♫ Biri bana kırmızı♫ ♫ Karışım getirsin ♫
♫ Kırmızı karışım!♫ ♫ Kırmızı karışım! ♫
♫ Kırmızı karışım!♫ ♫ Kırmızı karışım! ♫
♫ Kırmızı karışım!♫ ♫Kırmızı karışım! ♫
♫ Biri bana kırmızı♫ ♫ Karışım getirsin ♫
♫ Kırmızı karışım!♫ ♫ Kırmızı karışım! ♫
♫ Kırmızı karışım!♫ ♫ Kırmızı karışım! ♫
♫ Kırmızı karışım!♫ ♫ Kırmızı karışım! ♫
♫ Biri bana kırmızı♫ ♫ Karışım getirsin ♫
♫ Bir şey kesin♫
♫ Sarhoşluk çekiyorum ♫
♫ Tek seferde devireceğim ♫
♫ Biri bana kırmızı♫ ♫ Karışım getirsin ♫
♫ Sevgilim açacak benim için ♫
♫ Kimse engel olamayacak ♫
♫ Azar işitsem de sorun değil ♫
♫ Biri kırmızı♫ ♫ Karışım getirsin ♫
♫ Kalbim erir yavaş yavaş ♫
♫ Sen kıvırdıkça kıvırdıkça ♫
♫ İçmek istiyorum seni meleğim ♫
♫ Malt viski gibi tek tek ♫
♫ Eğer malt viskiysen ♫
♫ Ben de bekârım tek başıma ♫
♫ Gel dizlerime otur ♫
♫ Gıdı gıdı yapalım ♫
♫ İzin ver gıdıklayayım ♫
♫ Ne zaman şımartırsan ♫
♫ Aşk acısı dinmez ♫
♫ Ben Pencap polisiyim ♫
♫ Kıpırdama! ♫
♫ Eller havaya! ♫
♫ Kıpırdama! ♫
♫ Eller havaya! ♫
♫ Kıpırdama! ♫
♫ Eller havaya! ♫
♫ Kıpırdama ben♫ ♫ Pencap polisiyim! ♫
♫ Bir şey kesin ♫
♫ Sarhoşluk çekiyorum ♫
♫ Tek seferde devireceğim ♫
♫ Biri kırmızı♫ ♫ Karışım getirsin ♫
♫ Kırmızı karışım!♫ ♫ Kırmızı karışım! ♫
♫ Kırmızı karışım!♫ ♫ Kırmızı karışım! ♫
♫ Kırmızı karışım!♫ ♫ Kırmızı karışım! ♫
♫ Biri kırmızı♫ ♫ Karışım getirsin ♫
♫ Kırmızı karışım!♫ ♫ Kırmızı karışım! ♫
♫ Kırmızı karışım!♫ ♫ Kırmızı karışım! ♫
♫ Kırmızı karışım!♫ ♫ Kırmızı karışım! ♫
♫ Biri kırmızı♫ ♫ Karışım getirsin ♫
♫ Bir şey kesin ♫
♫ Sarhoşluk çekiyorum ♫
♫ Tek seferde devireceğim ♫
♫ Biri kırmız ı♫ ♫ Karışım getirsin ♫
♫ Sevgilim açacak benim için ♫
♫ Kimse engel olamayacak ♫
♫ Azar işitsem de sorun değil ♫
♫ Biri kırmızı karışım getirsin♫ ♫ Yo Yo Honey Singh! ♫
♫ Bombay'dan Birmingham'a ♫
♫ Yeni Delhi♫ ♫ Şehrinden selamlar ♫
♫ Sadece seninim ♫
♫ İnan daha fazlasını♫ ♫ İstemeyeceksin ♫
♫ Yılan oynatıcı gibi kıvır ♫
♫ Ben yılan terbiyecisiyim ♫
♫ Burun halkası alacağım sana ♫
♫ Bombay'dan♫ ♫ Birmingham'a gezeceğiz ♫
♫ Pedikür yaptır kendine ♫
♫ 24 ayar bilezik takacağım ♫
♫ Mango bahçesinde ♫
♫ Sedirde oturan bir Jatt ♫
♫ Fransız şarabını unut tatlım ♫
♫ Ev yapımı içkimi içiririm ♫
♫ Mango bahçesinde ♫
♫ Mango bahçesinde ♫
♫ Mango bahçesinde ♫
♫ Sedirde oturuyoruz... ♫
♫ Bir şey kesin balım ♫
♫ Sarhoşluk çekiyorum ♫
♫ Tek seferde devireceğim ♫
♫ Biri kırmızı karışım getirsin ♫
♫ Kırmızı karışım!♫ ♫ Kırmızı karışım! ♫
♫ Kırmızı karışım!♫ ♫ Kırmızı karışım! ♫
♫ Kırmızı karışım!♫ ♫ Kırmızı karışım! ♫
♫ Biri kırmızı♫ ♫ Karışım getirsin ♫
♫ Kırmızı karışım!♫ ♫ Kırmızı karışım! ♫
♫ Kırmızı karışım!♫ ♫ Kırmızı karışım! ♫
♫ Kırmızı karışım!♫ ♫ Kırmızı karışım! ♫
♫ Biri kırmızı♫ ♫ karışım getirsin ♫
♫ Bir şey kesin ♫
♫ Sarhoşluk çekiyorum ♫
♫ Tek seferde devireceğim ♫
♫ Biri kırmızı♫ ♫ Karışım getirsin ♫
♫ Sevgilim açacak benim için ♫
♫ Kimse engel olamayacak ♫
♫ Azar işitsem de sorun değil ♫
♫ Biri kırmızı ♫ ♫ Karışım getirsin ♫
Dev'e iftira atıp kurtulabileceğini mi sandın?
Ama Julius seni ifşa etti.
Bu kanlı gömlek
ve bandın o küçük parçası seni ele verdi.
Eğer konuşmaya başlamazsan,
ben başlatırım. Anladın mı?
Konuşmaya başla, koca adam.
Konuş hadi!
Işıkları kim kapattı?
Biri acil ışıkları açabilir mi?!
Neden el fenerini kendi yüzüne tutuyorsun?!
Öne doğru tut!
Ha!
Gucci yaşıyor mu?!
Kardeşim, o bir kelebek!
"Gucci yaşıyor mu?!"
Hadi ama, şimdi de pil mi bitti?!
- Herkes bir yere saklansın. - Al bunu tut.
Ben barın arkasına saklanıyorum.
O zaman neden herkese söylüyorsun?
Şimdi bununla ne yapacağım?
Kıçına sok!
Benimkine değil, deli misin? Seninkine.
- Jalbhushan, neredesin?! - Tam buradayım.
Nerede burası?!
Komutan! Yakala onu! Yukarıda.
Biri Komutan'ı yakalasın lütfen!
Hey...
Yakala onu, yakala, yakala, yakala!
Yine uykuya daldı.
Komutan kaçıyor! Birisi durdursun onu!
Buldum! Şalteri buldum!
Tanrı bilir ya bu benim burnum!
Basmayı kes!
Şalterin neden nemli olduğunu merak ediyordum.
Buldum! İki tane daha şalter buldum!
Seni sapık!
Özür dilerim! Sigortayla karıştırdım.
- El fenerini aç! - Dikkatli ol.
Kamerayı açtın sen.
Ah pardon.
Ah tavşan kulakları!
Oh!
Anneee!!!
Lanet olsun, bu kan...
Beyler, Komutan'ı yakaladım!
Biri artık ışıkları açsın!
Merak etme.
Sorun ne? Ne oldu?!
Hey Portakallı Şeker, şimdi de neyden korkuyorsun?
Hem doktorun hem de Bedi'nin katilini yakaladık!
Polis katili yakalamaya geldi,
peki şimdi polisi yakalamaya kim gelecek?!
Patronumuz Dhagdu Hulgund! O burada ne yapıyor?!
Hem de bu kıyafetle mi?
Görünüşe göre o da askıya alınmış!
Yok be kardeşim, köyünde Tanrıça festivali var.
- Anladım. - Bu yüzden böyle giyinmiş.
Hey, bunu gördüm!
Dhagdu efendim, iyi haberler efendim.
Katilin kim olduğunu çözdük!
Her iki cinayeti de Komutan Sameer işledi efendim!
O lanet olası bir katil efendim.
Dhagdu Hulgund efendim, taşıdıkları şu ceset...
Bedi'nin cesedi
Komutan'ın cesedi efendim!
Komutan'ın cesedi.
Evet efendim, sağlam kanıtlarımız var.
Evet efendim.
Alınmayın ama buraya gelmek için helikopter yakıtını boşa harcadınız.
Bu benim repliğimdi!
Bu benim repliğimdi!
Efendim, katil sizi görünce tamamen sustu.
Ama neden bu kadar sessizsiniz?
Bizi tebrik edin efendim.
Anladım Bhiddu. Efendim şerefi almak istiyor!
Efendim, şerefi almak mı istiyorsunuz?
Hadi ama, böyle şerefi alamaz!
Efendim, bu an kayda alınmalı!
Evet!
Kayıtlara geçmeli!
- Hey, aletin var mı? - Kamera mı? Evet var.
Kayda başla! Kayda başla!
Efendim, müsaadenizle... kaydedebilir miyim?
Ancak bu şekilde öğrenebilirler.
Hadi, hadi, hadi!
- Kaldır. Kaldır. - Bak. Bak. Dikkatli bak.
Vay canına.
Bu.....Komutan mı?
Ha siktir.
Kalem kılıçtan keskindir.
Neden böyle derler biliyor musun?
Çünkü kılıç öldürür...
Mama Mia!
Ha siktir.
Ama kalem...
o kişinin hikayesini anlatıyor...
katilin.
Her şey doktorun cinayetiyle başladı.
Biri onu defalarca bıçaklamış,
kan duvarlara ve elbiselerine sıçramış.
Ve o elbiseler Kaptan'ındı!
Olay yerindeydi—
katil olarak değil, tanık olarak.
Ve şimdi,
senin hançerin o tanığı susturdu!
Neden bize öyle bakıyorsun ha?
Kaptan'ı biz öldürmedik!
Bana katilin Kaptan olduğunu sen söylemiştin!
Onu öldürerek ne kazanacaktık Bhiddu?!
Aynen öyle!
D harfi...?
Eşşek.
Hayır... Dhagdu.
Ah, pardon.
Evet, evet... Dhagdu.
Komutanım, hayır komutanım.
Komutanım, masumuz.
Size özel hardal yağıyla kafa masajı yapalım komutanım.
Komutanım...
Şimdi Ranjeet bize gerçeği söyletecek.
O Dhagdu komutanım, salağa bak!
O Dhagdu komutanım.
O bir ölüden bile itiraf alabilir.
İki saat sonra limanda olacağız.
Sonra herkes kendi yoluna gidecek.
Ama asıl Jolly kim?!
İşte bu!
Bunu sadece Ranjeet bey biliyor!
Haklısın.
Dhagdu, Ranjeet'in cesedini nerede buldu ki?
Hanımefendi, o Interpol'den, Kuzey Kutbu'ndan değil!
Bugün doğum günü olsa da,
hediyeleri getiren o oldu!
Aç şunu.
Maya...
Dev...
Batuk...
Jalabuddin...
Lucy...
Shiraz...
Jalbhushan.
Pasta.
Mahvolduk.
Yıllardır kumara batmışsın,
şimdi de milyonlarca borç içindesin.
Yönetim kurulundaki kişi sayısı azaldıkça,
senin payın artıyor, değil mi?
Ölen kişinin elini tutan kızın
elini sen tutmuşsun.
Bittik biz!
Momo Paradiso'da sadece 150 kişi bayat momo yiyip zehirlendi.
Bunun cezası 300 yıl hapis olabilir!
Mama Mia!
Bundan kurtulmak için beş ömür lazım!
Büyükannene vitamin verip farelere zehir verecektin.
Ama farelere vitamin verip büyükannene zehir vermişsin...
Neyse!
Sahte bir iş... offshore hesapları.
16 yaşında hit and run'dan suçlandın,
sonra da kamera kayıtlarını yok ettin.
Kayıp...
Ve bulundu.
Önde Jolly, arkada Jolly...
Kaç tane Jolly var?
Bir şey kesin: Hepiniz hapse gireceksiniz.
Ve evet...
Muhtemelen iki saat sonra gemi limana yanaşacak
ve herkes yoluna gidecek sanıyorsunuz, değil mi?
Yanılıyorsunuz!
Katilin kim olduğunu öğrenene kadar
buradan gitmiyoruz.
Bu diğer çantada katilin kimliği var.
Birkaç saat sonra ritüellerim bitecek,
yarın sabah katilin kim olduğunu açıklayacağım.
Dualara başlamadan önce,
bizim köyde her zaman Fugdi dansı yaparız.
♫ Dans edin hanımlar,dans edin ♫
♫ Fugdi dansını yapın .♫
Şimdi bu aptallara Fugdi'nin ne olduğunu nasıl anlatacağım?
Gelin buraya, size nasıl yapıldığını göstereyim.
♫ Dans edin hanımlar, dans edin,♫ ♫ Fugdi dansını yapın. ♫
♫ Beni seviyorsunuz,♫ ♫ Ben de sizi seviyorum ♫
♫ Dans edin hanımlar, dans edin,♫ ♫ Fugdi dansını yapın.♫
♫ Beni seviyorsunuz,♫ ♫ Ben de sizi seviyorum ♫
♫ Dans edin hanımlar, dans edin,♫ ♫ Fugdi dansını yapın.♫
♫ Beni seviyorsunuz,♫ ♫ Ben de sizi seviyorum!
♫ Dans...♫
♫ Babam sizi dans ettiriyor.♫
♫ Diwali geldi,♫
♫ Aşağıda buluşalım sevgilim♫
♫ Diwali geldi, ♫
♫ Dans... ♫
♫ Diwali geldi, ♫
♫ Aşağıda buluşalım sevgilim. ♫
♫ Diwali geldi, ♫
♫ Dans.. ♫
♫ Diwali geldi, neden öyle oturuyorsun? ♫
♫ Hazırlan ve havalı görün! ♫
♫ Kardeşinin işlerine karışma ♫
♫ Sen daha çiçeği burnundasın ♫
♫ Bu işler sana göre değil. ♫
♫ Sen daha bebebksin dostum, ♫
♫ Basit bir fişekten bile korkuyorsun. ♫
♫ Çok ürkek olduğuna yemin edebilirim, ♫
♫ Hadi ama, bu kadar korkma. ♫
♫ Titreme, sakın ha. ♫
♫ Ne kadar içersen iç ♫
♫ Yalpalama, ritmi yakala. ♫
♫ Fişeği eline al, ♫
♫ Roketler yanlara uçsun. ♫
♫ Ceplerini çıtır çıtırla ♫ ♫ Doldurma, lütfen! ♫
♫ Güçlü ol, benim gibi rahat yaşa ♫
♫ İşte sana Nana'nın bombası,♫
♫ Git evi havaya uçur ve sonucu gör. ♫
♫ Dans... ♫
Kaç.
♫ Dans edin hanımlar, dans edin ,♫ ♫ Fugdi dansını yapın. ♫
♫ Beni seviyorsunuz, ♫ Ben de sizi seviyorum ♫
♫ Dans edin hanımlar, dans edin, ♫ ♫ Fugdi dansını yapın. ♫
♫ Beni seviyorsunuz,♫ ♫ Ben de sizi seviyorum!
♫ Beni seviyorsunuz,♫ ♫ Ben de sizi seviyorum! ♫
♫ Hadi ama! ♫
♫ Dans edin hanımlar, dans edin, ♫ ♫ Fugdi dansını yapın. ♫
♫ Babam sizi dans ettiriyor. ♫
♫ Diwali geldi ♫
♫ Aşağıda buluşalım sevgilim. ♫
♫ Diwali geldi, ♫
♫ Dans... ♫
♫ Babam yine sizi dans ettiriyor.♫
Şimdi de Dhagdu Hulgund mu peşimize düştü?!
Katilin peşimizde olması yetmiyor muydu?
- Bizden ne istiyor? - Katil mi?
Hayır, Dhagdu!
Ona güvenemeyiz.
- Kim, Dhagdu'ya mı? - Hayır, katile!
- Kontrolünü kaybetti. Her şeyi yapabilir! - Katil mi?
Hayır, Dhagdu!
Açıkçası, bu çok yorucu.
Katil için mi yoksa Dhagdu için mi?
Benim için! Çok yoruldum!
Katil mi Dhagdu mu diye sorup duruyorlar!
Unutun gitsin.
Ne düşünüyorsun?
Bir dakika.
Ne?
Bakın, bizim için Dhagdu herhangi bir katil kadar tehlikeli.
Şu kadarını biliyoruz:
Aramızdaki on iki kişiden biri katil.
Bu yüzden katile yalvarıyorum, ellerimi açarak yalvarıyorum,
kimsen olursan ol, lütfen şu Dhagdu'yu öldür artık!
Ne?
Ne diyorsun sen?
Zaten üç kişiyi hallettin,
bir dördüncüyü de halletsen fena mı olur?
Tamam, tamam beyler, bayanlar!
Teşekkürler.
Bakın, kimse bu konuda bizden tek kelime duymayacak, tamam mı?
Alo! Bacağıma kramp girdi, ben katil değilim!
Oh, güvendeyiz!
Ne saçmalıyorsun sen?
Cidden Interpol Şefi Dhagdu Hulgund'u öldürmeyi mi düşünüyorsun?
Gerçekten mi?
Sadece onu öldürmeyi düşünmüyor,
hepimizi kurtarmayı da düşünüyor,
ve haklı.
Hepiniz aklınızı mı kaybettiniz?
Evet, kaybettik.
Beyler, bunu halletmenin başka yolu yok mu?
Hayır, başka yolu yok.
Dhagdu'yu öldürmek zorundayız.
Yoksa hayatımızı mahvedecek.
Dememiş miydim, bu çantada katilin kimliği var.
Komutanım, bunu açıklayabilirim.
Ben kimseyi öldürmedim.
Bedi'yi, doktoru, Kaptan'ı... Hiçbirini öldürmedim!
Evet, sizi öldürüp delilleri yok etmeye geldim.
Dağ gibi borçlarım var.
Evet, bazı sahtekarlıklar yaptım, hesabıma para aktardım.
Hepsi bu.
Bu beni katil yapmaz.
Ve sadece ben değilim,
bir bir, diğerleri de peşinize düşecek,
çünkü bizi hapse atabilirsiniz!
Kanıtlar sizde.
Aslında...
Hayır, eminim,
Bütün bu cinayetlerin arkasında Julius var.
Sizi öldürmemiz için bizi kışkırtan o!
Masumum, Tanrı şahidim olsun!
Katil Julius.
Kendini neden yoruyorsun?
Hepinizi kışkırtmamı söyleyen,
Dhagdu Bey'in ta kendisiydi.
Senin de bir dedektif olduğunu biliyorum.
Herkesi beni öldürmeye teşvik et.
Herkes deneyecek,
ama sadece bir katil bana ulaşma cesaretini gösterecek.
İkinizin planları ne olursa olsun...
Ben katil değilim.
Kimseyi öldürmedim. Tanrı şahidim olsun, masumum.
İkiniz büyük bir hata yapıyorsunuz!
Neden birini öldüreyim?
Lütfen, inanın bana. Masumum.
- Dikkat et! - DİKKAT ET!
Yakala onu.
Yakaladım komutanım. Yakaladım.
Seni ahmak, onu değil. Katili yakala!
Maya...
Sana katil olmadığımı söylememiş miydim?
Katil başka biri.
Aman tanrım, beni vurdu!
Kurşun ona da değdi.
İkinize de güvenmiştim,
Buna mükemmel zamanlama mı diyorsunuz?
Bakın! Dhagdu bize hapishanenin anahtarlarını verdi.
Evet, verdi.
"Doğru zamanda çıkın" dedi.
Evet, doğru.
Buna mükemmel zamanlama mı diyorsunuz?
Zamanından önce çıktınız!
- Birbirinizi sonra suçlarsınız! - Şikayeti kesin!
Bakın, işte katil!
Elinde silah var.
Yoksa hepimizi öldürecek.
Hey...!
Öldür.
Yakaladın mı onu? Yakaladın mı?
Dev'i Baba ve Bhiddu'nun eline düşüren o kalem-
Onun bile değildi.
Aynı kalemden sende de vardı
cesedin yanında bulunan.
Puro izmariti, kayıp CCTV çipi parçası...
Hepsini Dev'i suçlamak için sen yerleştirdin.
Baba ve Bhiddu'yu gemiye çağıran da sendin.
Polislerin eninde sonunda geleceğini biliyordun,
o yüzden bu iki soytarı gelsin diye ayarladın.
Güzelliğinle onları manipüle edebilirsin.
Ama Kaptan öldürüldüğünde anladım ki
bunu tek başına yapamazdın.
Bir ortağın var.
İki katil var.
Anlamayacaksın.
Para için kendi vicdanımı
öldürebiliyorken
insanları öldürmek büyük mesele değil.
Büyük mesele, bu yüzden bir ortağa ihtiyacın vardı
o da şimdi ifşa edilecek.
- Aman Tanrım, o mu? - O...
O mu?!
Jalbhushan?!
Jalbhushan.
Ne? Erkek arkadaşın katil mi çıktı?!
Şimdi hapiste çürüyecek.
Hapse atarak devletin parasını neden ziyan edelim?
- Şimdi ne olacak? - Direkt şu alçağı öldürelim.
Nasıl? Silahla mı çıplak elle mi?
- Silahı alacağını sanıyordum! - Ben de senin alacağını düşünmüştüm!
Ne oldu beyler? Katili buldunuz mu?
Hayır, hayır, yapmayın.
Bulamadınız mı?
Hayır!!!
Yakalayamadık.
Hey, neden silahı bana doğrultuyorsun?
Beni katil sanıyor!
Seni eşşek!
Baykuşun oğlu!
Akıl almazsın!
Hangisi? Eşşek mi baykuş mu?
Akıl almazsın seni gerizekalı!!
Silahı verdiğin kişi... katil o!
Evet, katil o!!
- Lütfen beni affet. - Bay Katil, lütfen onu vur!
Ama kafasına değil, dizlerine nişan al!
Bu salak beynini orada taşıyor!
- Sadece vur onu! - Sus.
Hayır. Hayır.
Bütün bu karmaşanın nerede başladığını biliyor musunuz?
- Hmm? Bir fikrin var mı? - Evet!
Evet! Doğru!
Evet!
Paraya gelince hepimiz hırsızız.
Tek fark?
Bazıları sadece düşünür, bazıları ise yapar.
Sen sadece düşündün,
oysa ben gerçekten yaptım.
Maya ile.
Maya?
Maya.
Maya ile el ele verdim ve %50/%50 anlaştık.
DNA örneğimi değiştirmek Maya'nın işiydi.
Neden bununla oynuyorsun?
- Hayır, ben... - Laboratuvarımda ne işin var?
- Bana bağırma! - Burada işin yok.
- Seni herkese ifşa edeceğim! - Fıstık alerjisi olduğunu biliyorduk.
Maya ağzına fıstık tıkıştırdı
ama doktor alerji etkisini göstermeden kaçtı.
Ama Maya yarışı kazanıp onu öldürdü.
Sonraki kurbanımız...
Bedi!
Kızlar Bedi'nin katil olduğunu sanıyordu.
- Bedi Maya'nın katil olduğundan emindi. - Maya'nın kalemi?!
Onu da susturduk ve cinayeti Dev'in üstüne yıktık.
Sonra üçüncü kurban geldi -
Kaptan.
Cinayete tanık oldu,
katili takip etti ve bizi şantaj yapmaya başladı.
Tek taşla üç kuş vurdum.
Thangabali'yi sonsuz uykuya yatırdım,
ve Baba ile Bhiddu'yu suçladım.
Sonra birkaç kişi gerçeği itiraf ettiğimi duydu,
bu yüzden onları da öldürdüm.
Hayır!
Kimden bahsediyorsun?!
Sizden.
Hayır, hayır...
Hayır, hayır, hayır! Ben sağırım, hiçbir şey duymadım!
Hayır, hayır, hayır!
Hayır, hayır...
Hayır, hayır, hayır!
Sakin ol dostum! Rahatla!
Ben güvendeyim.
Neden beni tutuyorsun?
Hey, bunu kim yaptı?
Dhoti!
Hey Baba! Bhiddu!
Kaçak katiller!
Ne sandınız,
hapisten kaçıp insanları öldürebileceğinizi mi?
Çocuk oyuncağı ha? Burası neresi, bakkal mı?
- Ha? - Ne saçmalıyor?
Ne diyor bu?
Hey dostum, neden direk gibi dikiliyorsun?
Al şunu.
Hayır!!!
- Deli misin sen? - Hayır! Ona verme!
Korkma! Arkandayım!
Silahı katile verdi!
Bir insan nasıl bu kadar aptal olabilir? Salak!
- Sen...! - Dur!
Hey Baba! Her şey yolunda, değil mi?
Benim çocuğumsun! Evladım!
Korkma dostum!
Çocuk filan değil, ben babanım!
Komutanım, lütfen durdur onu!
Hey!
Naber Bhiddu?
Kahraman değilim!
Dağınığım! Efsaneyim!
Kötü adam sensin!
- İşte söyledim! - Tokat mı istiyorsun?
Dhagdu Hunalulu!
Katiller tam yanında
ve hala fark etmedin!
Belki dhotini düzeltmeyi bıraksan, fark edersin!
Amca, lütfen emekli ol artık
anaokulu çocuklarıyla Fugdi dansı yap!
Dans edin hanımlar," "Fugdi dansını yapın.
- Yoruldun mu tatlım? - Onu öldüreceğim!
Ben, Batuk, bu iki soytarıyla tek başıma baş edebilirim!
Sen! Silahı onlara doğrult!
Böyle doğrult!
Hayır!
Hayır!!!
Bugün Holi bile değil,
ama yine de onları suçüstü yakaladım!
Delirdin mi sen?!
Bu ikisi katil değil!
Silahı verdiğin kişi gerçek katil!
El?
- Ele mi? - EVET!
"El"i düşünmeyi bırak, "katil"i düşün!
Herkes silahı katile veriyor!
Hayır!
Hayır, hayır, hayır!
Dhagdu komutanım...
Sen Interpol'sün. Bir şeyler yap!
- Öne çıkın komutanım! - Silahları var!
Lütfen, lütfen, lütfen!
Kötü adamın silahı varsa... yapacak tek bir şey vardır.
- Nedir o?! - NE?!
KAAAÇÇÇ!!!
Mahvoldum! Mahvoldum!
Lütfen hayır! Beni vurma!
Bak, sana mermiyi de silahı da ben verdim, değil mi?
Doğrult ve ateş et dedim.
Şimdi gerçekten silahı bana doğrultup ateş edecek misin?
Anlaşalım. 3-4 kişi daha öldürebilirsin.
Suçu ben üstlenirim. Senin yerine hapse girerim.
Cezanı ben çekerim kardeşim.
Affet beni. Lütfen ateş etme.
Eller yukarı!
Bir daha, bir daha.
- Ne yapıyorsun? Kes şunu! - Hey, odaklan!
Odaklandım, odaklandım.
Beyler, sıkıca tutunun, yoksa bu fan sizi içine çeker...
Neler oluyor?
Bana tutun!
Bir şeylere tutunun, herhangi bir şeye!
Yoksa bu fan bizi içine çekip öldürecek!
Mama Mia!
Kim açtı bu fanı full hızda?!
Neye tutunayım?
Neler oluyor?
Nasıl yani?!
Interpol, direği bırak da şuna tutun.
Ellerim kayıyor!
Pantolonumu çekme!
Bırakma.
Gaz çıkarma lütfen!
Pantolonumu çekme! İç çamaşırım yok!
Bebeğim, ölmek istemiyorum!
Hayır, hayır, hayır!
- Kaanchi! - Yardım edin!
Hayır. Elimden tut.
Jalabuddin, elimi bırakma.
Kaanchi!
Elim kayıyor.
Hayır!
Kaanchiii!
Hayır...
Jalabuddin, seni seviyorum!
Sensiz yaşayamam, Kaanchi!
Kaanchi! Kaanchi!
Kaanchi! Benim Kaanchi'm?
Teşekkürler. Teşekkürler.
- Kaanchi?! - Benim...!!
Güvendeyiz. Herkes güvende. Herkes iyi mi?
Onunla ne halt ediyordun?
Ben öpmedim, o öptü beni!
Sadece karşılığını veriyordum.
Karşılıklı hediyeleri severim!
Kaanchi, nasıl yaparsın?
Bakın, kavga ediyorlar!
Hey, yine başladı!
- Yakala onu. - Birbirinize tutunun.
Birbirinize tutunun.
- Bacaklarınızdan tutunun. - Hey, bırak bacaklarımı!
Pantolonumu bırak.
Neden herkes bana tutunuyor?
Bırakmayın. Bırakmayın. Ölmek istemiyorum.
Yakaladım seni!
Batuk Patel, öleceğiz.
Bacakların beni kurtardı.
- Teşekkürler. - Hey, bacaklarımı öpme!
Birisi bana yardım etsin.
Bırak bacağımı!
Jalbhushan, elimi bırakma.
Hepimiz öleceğiz.
O katil, salak!
Neden kafasına böyle fikirler sokuyorsun?
Bırak beni. Bırak beni.
Bırakma. Beni bırakma.
Bacaklarınızdan tutunmaya devam edin.
Ne uzun bacaklar. Bunları toptan mı aldın?
Dhagdu komutanım bizi kurtaracak!!!
Şimdi Dhagdu'yu kurtarmalıyız.
Yeter. Lütfen yeter.
- Yardım edin. - Bacağımı bırak.
Hepimiz öleceğiz!
Bu fan çok hızlı!
Öleceğiz!
Daha evlenmedim ben!
Bizi şimdi kim kurtaracak?
Elim de kayıyor!
Güvendeyiz. Güvendeyiz. Allah'a şükür.
- Nasıl oldu da aniden yere indik? - Baba, Bhiddu, gidin onları tutuklayın.
Hadi buradan gidelim
birisi fanı tekrar açmadan.
Acele edin.
- Onlara bir ders verelim. - Şükürler olsun yaşıyoruz!
Güvendeyiz, hepimiz güvendeyiz!
- Allah'a şükür! - Bekle, eğer hepimiz buradaysak...
O zaman bizi kim kurtardı?
Bu kim?
Ben Jalal nam-ı diğer Jolly.
Ha?
Gerçek Jolly.
Dördüncü Jolly?
Biraz geç kaldın ama... hoş geldin, hoş geldin.
Bu dördüncü Jolly nereden çıktı?
Nereden geldi bu?
AYEEEEE!
Evet, o gerçek Jolly.
Gerçekten de gerçek Jolly.
Sizin için kötü haber şu ki...
Ben gerçek Jolly'im.
Ama iyi haber şu ki...
69 milyar poundu istemiyorum.
- Ne! - Ne diyor bu ha?
Zaten 169 milyar poundluk bir imparatorluğum var.
Vay be!
Şu 69 milyar poundu alın ve aranızda paylaşın...
Üstü kalsın.
- Yaşasın! - Üstü kalsın!
Biz de pay alacak mıyız?
Ne diyorsun sen?!
Harika!
Tebrikler.
- Yaşasın! - Bravo!
Hey, bak, senin Kaanchi'n ona gitti.
Ha, herkesin Kaanchi'si!
Harika oldu bu Baba!
Geri dur.
- Kokuyorsun! - Öyle mi?
Dostum!
Parayı öylece dağıttı!
Boş yere üç cinayet işledik!
Gelin herkes, onun elini öpün!
Komutanım, bundan sonra hiç cinayet işlemeyeceğiz.
Hadi canım, zaten bütün cinayetlerinizi arkadan işliyordunuz!
Dans edin hanımlar, dans edin, Fugdi dansını yapın.
69 MİLYAR!!!
- Çok yaşa!!! - Yaşasın!!!
Tebrikler Baba.
- Tebrikler Bhiddu. - Teşekkürler komutanım.
Geri döndünüz.
Teşekkürler komutanım.
İşiniz kötü değil aslında,
başarısız olmanızın sebebi
isimlerinizin yanlış olması.
Bugünden itibaren isimleriniz değişti.
Bundan sonra sen Babasın.
Ve sen... Bhiddu.
Komutanım, hangi açıdan Bhiddu'ya benziyorum ben?
Peki ben hangi açıdan Baba'ya benziyorum komutanım?
Açıyı göstermemi ister misin?
- Hayır, hayır komutanım. - Komutanım.
Sasikala ile benim hikayemizi anlatayım...
Evlendik ve bir çocuğumuz oldu!
69 milyar pound 11 kişi arasında paylaşıldı,
bizim payımıza 12.54 milyon pound düştü.
Şimdi, arkadaşım Jalabuddin'in düğününe gelelim:
Kiralık karım Kaanchi ile evlendi ve
onlar da 12.54 milyar pound aldılar,
ve Jolly dolu bir hayata başladılar.
Jalbhushan ve Maya uzun süre hapiste kalmayacak,
çok çok uzun süre hapiste kalacaklar.
Çünkü her duruşmaya çağrıldıklarında,
Jalbhushan uyuyakalıyor ve hakim kalkıp gidiyor.
Batuk Patel ve Akhiri Pasta, birbirlerinin kız kardeşleriyle
evlenerek düşmanlıklarını bitirdiler.
Birbirlerine hakaret edenler,
sonunda bacanak oldular.
Zara 69 milyar poundluk pozisyonla yetinmedi,
çünkü gözü 169 milyar poundluk pozisyondaydı,
bu yüzden gerçek Jolly ile evlenmeyi seçti.
Hikayenin ana fikri?
Hepimizin içinde para açlığı çeken sahte bir Jolly var.
Ama gerçek açlık?
Ancak gerçekten Jolly gibi eğlenirken doyurulabilir.
Hepinize her daim
Housefull ve neşeli Jolly anlarla dolu bir kalp diliyoruz!
İZLEDİĞİNİZ İÇİN TEŞEKKÜRLER :) ÇEVİRİ: GÜNER TEAM
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.