All language subtitles for The Black Dagger Brotherhood S01E06 720p WEB H264-JFF. TR

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English Download
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French Download
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian Download
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

Vay, kahretsin!

Marissa nerede? - Nereden bileyim lan?

Az önce buradaydı ve... bir anda sanki havaya karıştı, resmen yok oldu!

Gerçekler.

Her şey, tüm bunlar... hepsi gerçek.

Screamer'ın dışında patlayan bomba da öyle.

Birimizi kaybettik.

Babam.

Vampiri öldürdüm, Darius.

Yazıcı Bakire.

Kral olmak gibi bir arzun yok.

Ama bu senin doğuştan gelen görevin.

İstediğin dişi,

o, Fade'de bulunan kardeşin Darius'un kızı.

Ona bunu benim için vereceksin.

Beni hellren'in olarak kabul eder misin?

Evet.

Seninle evleneceğim.

Yazıcı Bakire?

Bu iyi bir eşleşme.

Çok iyi bir eşleşme.

Eksikler.

Ruhlarını Omega'ya, ortalığı diledikleri gibi yakıp yıkmak için satan insanlar.

Güzel iş, Billy.

Tam istediğim büyüklükte.

İçine ne konacak?

Hoşgeldiniz, Bay R.

Akşamı nerede geçirdiniz?

Darius'ta. - Sana iyi uykular diliyorum, kardeşim.

Gitmesen olmaz mı?

Halledeceğim bir işim var.

Ne halt ediyorsun burada? - Zsadist.

Seni, Kör Kral'ı öldürmen için ne kadar ödemem gerekir?

Onu bedavaya yaparım.

Lanet olsun!

Onlara zarar verme.

Wrath,

Eğer bu gece seni rahatsız ediyorlarsa, geçerli bir sebebi vardır.

Umarım ciddi bir durum içindesin.

Bir sorunumuz var, Efendim.

Zsadist.

Bunun için onu ortadan kaldırmamız gerekecek.

Bu, Phury'yi mahvedecek.

Marissa'yı da.

Havers öldü.

Kardeşliği arayacağım.

Bu iş bitene kadar Beth'in Wellsie ve benimle kalmasını ister misin?

Bizim evde daha güvende olabilir.

Teşekkürler.

Güneş battıktan sonra onu hemen göndereceğim.

Tohr? - Evet?

Beth'le eş olmadan önce, sana söylediğim şeyler için üzgündüm.

Seninle Wellsie hakkında ve ona ne kadar bağlı olduğun konusunda söylediklerim için.

Şimdi ben...

anlıyorum.

Beth, benim için her şey.

Kardeşlikten bile daha önemli.

Affedildiniz, Efendim.

Berbat bir kral oldum.

Aslında, bu işi hiç yapmadım bile.

Ama Darius'in ölümünün intikamı alındıktan sonra,

bu değişecek.

Tahta sen mi çıkıyorsun?

Bakire Katip sayesinde. Irkımız yeniden bütünleşti.

Bir şeyler yemem lazım.

Fritz'i çağırın.

Dün gece fazlasıyla uğraştı, dinlenmeyi hak etti.

Hemen döneceğim.

Beth. Saat öğleden sonra 5.

Güneş hâlâ dışarıda.

Gündüz dışarı çıkabilirim demiştin.

Teorik olarak mümkün.

O zaman bunu şimdi öğreneyim bari.

Şu an bunu bilmek zorunda değilsin.

Önemli bir şey değil. Sadece... - Hiçbir yere gitmiyorsun.

Bu odadan çıkmanı yasaklıyorum.

Biraz sakin ol, Wrath,

ve bana konuşurken o kelimeyi bir daha kullanma.

Evlendik diye senin çocuğunmuşum gibi emirler vermene katlanmam.

Bu konuda anlaştık mı?

Selam.

Her şey yoluna girecek.

Ben sadece oturma odasına kısa bir uğrayacağım

ve eğer bir şey olursa, hemen geri aşağı inerim.

Tamam mı?

Seninle olamamak çok canımı yakıyor.

Beni her şeyden koruyamayacaksın.

Ne?- Aman ne kadar sevgi dolusun!

Eşleşme günü biraz mı kötü geçiyor?

Aklında bir şey mi var, Z?

Bu sabah kardeşleri aradığını duydum.

Hepsini aramışsın, hariç ben.

Numaramı mı kaybettin?

Sana ulaşmanın yolunu gayet iyi biliyorum.

Bir köpekmişim gibi davranılmaktan bıktım artık.

Gerçekten bıktım.

O zaman öyle davranma. Neden telefonumdasın?

Bilmen gereken bir şey var.

Senden mi? - Evet, bizzat benden.

Marissa'nın abisi senin kellenin alınmasını istiyor.

Ve bunu yapmam için bana birkaç milyon ödemeye hazırdı. Sonra görüşürüz.

Ben hazırım, sorun yok.

Hiç yandı mı? Sıcak hissettin mi?

Hayır. Dışarı çıktığımda parlaklık gözlerimi acıttı ama...

Dışarı mı çıktın?

Evet.

Wrath, Wrath,

İyiyim, bir şeyim yok.

Lanet olsun leelan. Sana o kadar çok aşığım ki,

Kendimi korkutuyorum resmen.

Sensiz yaşayabileceğimi sanmıyorum.

Umarım buna gerek kalmaz.

Şimdi, bana söyle,

Senin dilinde koca ne demek?

Sanırım hellren.

Kısaca sadece hell diyoruz.

Beklenir zaten.

Ben mutfağa geçerken aç telefonu. Bir şey ister misin?

Seni.

Zaten ben hep seninim.

Neyse ki öyle, şükürler olsun.

Bu sefer Zsadist'i kurtaramayacaksın, Phury.

Ona yaklaşıldı, bunda onun bir suçu yok.

Ölümü hak eden biri varsa, o da Havers'tir.

O da ölecek.

Ama Zsadist beni öldürmek için bir teklifi kabul etti.

Bir kere yaptıysa, yine yapabilir.

Belki de bir dahaki sefere,

sen onu sıkıştırdıktan sonra suçunu kabul etmek için ortaya çıkmayacak, anlıyor musun?

Sana anlattı mı?

Şerefim üzerine yemin ederim ki, senin bildiğini ona ben söylemedim.

Efendim, Z kendi iradesiyle sana geldi.

Sana inanmak isterim.

Fakat bir seferinde onu kurtarmak için kendi bacağını vurdun.

İkizin söz konusu olduğunda, söylenmeyecek veya yapılmayacak hiçbir şey bırakmazsın.

Ne olur yalvarıyorum.

Bunu yapma.

Z son zamanlarda daha iyi.

Peki ya ölen kadınlar?

Onun beslenebileceği tek yolun bu olduğunu biliyorsun.

Bir şekilde hayatta kalmak zorunda.

Ve söylentilere rağmen, o aslında daha önce beslediği insanları hiç öldürmedi.

Onlardan beslendiği halde.

O iki fahişeyle ne olduğunu bilmiyorum.

Efendim, yapmadığı bir şey yüzünden ölmeyi hak etmiyor.

Bu adil değil.

Bu gece onu da yanında getir.

Kardeşliğin önünde konuşması için ona bir fırsat vereceğim.

Teşekkür ederim, efendim.

Minnettar olma.

Sadece konuşmasına izin verirsek, kurtulacak demek değil bu.

O... hayatta değil.

Beth, hemen buraya gel!

Kraliçe.

Kraliçeyi yakaladım.

Beth!

Efendim, birileri içeri girdi.

Polisi çağırın. - Butch...

Evet, kim olduğunu yakalayamadım.

Beth'i gördün mü?

Senin yanında değil miydi?

Polis, sana ihtiyacım var.

Bana yardım et.

Ne oluyor?

Beth kaçırıldı.

Wrath bana dün gece tanıştığın adamı anlattı.

Anlaşılan o herif, mahalledeki dövüş sanatları akademisinde çalışıyor.

Oraya gidiyorum şimdi. - Bunu al.

Bunlar ne tür mermi böyle, Allah aşkına?

Karşına sıradan bir insan çıkmayacak, polis.

O azılılardan biri sana saldırırsa, göğsünden vur.

Anladın mı? - Onları nasıl tanıyacağım?

Solgun saçları, gözleri ve tenleri olur, ama her zaman değil.

Bebek pudrası gibi tatlı kokarlar,

ve sana öyle bir bakarlar ki, sanki ruhunun içini görürler.

Her şey net mi, polis? - Evet.

Ne?

Sadece isabetli nişan al.

Henüz hiç ıskalamadım.

Alo?

Alo?

Havers!

Kimse yok mu?

Beni nazikçe dışarı çıkarabilir misiniz?

Alo?

Böyle olması gerektiği için üzgünüm.

Ne yapıyorsun?

Başka seçeneğim yok.

Artık onun yanına gitmene izin veremem.

Beni dinle.

Dışarı çıkmamın sebebi öfke değil.

Sevdiği biriyle birlikte oldu ve ona karşı hiçbir kötü duygum yok.

Ben...

Ben biriyle tanıştım.

Hoşlandığım biri.

Beni isteyen biri.

Havers?

Beni duydun mu?

Onunla birlikte değildim.

Neden bana söylemedin?

Bana fırsat vermedin ki.

Son iki gecedir denedim.

Şimdi, bırak beni dışarı.

Birisiyle Darius'ta buluşmam gerekiyor.

Oraya gitmene izin veremem.

Nedenmiş?

O ev artık güvenli değil. Ben...

Havers, ne yaptın sen?

Aman Tanrım.

Havers, ne yaptığını söyle bana.

Seni, Kör Kral'ı öldürmen için kaç para gerekir?

Bunu bedavaya yapardım...

ama sadece senin peşinden gidiyorsam.

Çekil gözümün önünden, yoksa hançerimi çıkarırım.

Hayır. Hayır. Benimle ne işin olabilir?

Sana vampir kralı verebilirim.

Uyan, kaltak!

Bay R?

Tecavüz işini bıraktığını biliyorsun, değil mi?

Evet, biliyorum.

Sırf onu düşünmek bile canını yakmak istetiyor insana.

Onu öldürmene izin vereceğim, nasıl olur?

Teşekkürler, sensei.

İlk kurbanın o olabilir.

Odaklanmamız gerekiyor.

Silahlı olmanı istiyorum.

Kemerine bir tabanca tak ve bileğine bir bıçak yerleştir.

Artık fazla kalmadı.

Caldwell Dövüş Sanatları Akademisi'ne gittim.

Adamın adı Joseph Xavier'mış.

Bugün kimse onu görmemiş ama nerede yaşadığını söylediler.

Eve girdim. Her şey tertemizdi. Fazla temizdi.

Buzdolabında hiçbir şey yok, posta yok, banyoda diş macunu yok.

Belki evi onun ama kesinlikle orada yaşamıyor.

Gitme.

Efendim?

Bu gece kardeşleri alıp Caldwell Dövüş Sanatları Akademisi'ne gideceksin.

İçeri sızacak ve alarmı çalıştıracaksın.

Eksikler geldiğinde bekleyeceksin, sonra hepsini öldüreceksin,

ve binayı tamamen yakacaksın.

Beni anladın mı?

Küller, Tohr. Ben kül istiyorum, hem de lanet olası kül.

Evet, efendim.

Zsadist'i gözünden ayırma.

Onu daima yanında tut.

Polis, binayı şu andan gün batımına kadar izleyecek.

Önemli bir şey görürse, seni arayacak.

Hemen ilgileniyorum. - Efendim, size aramada yardım etmemizi ister misiniz...

Kanım onun damarlarında.

Kraliçemizi bulacağım.

Kapıları kapatın.

Bu da ne lan?

Hazır ol, Bay R.

Köpekler!

Köpekleri salın.

Kaçın!

Hayır, hayır. Hayır.

İşkence gören iki muhafız birbirleriyle dövüşmek için can atar.

Hadi.

Wrath. Wrath.

Vuruldum, leelan.

Aman Tanrım.

Tamam. Evet. Tamam.

Butch? Butch. Yardım et.

Wrath vuruldu ve nerede olduğumuzu bilmiyorum.

Ben... - 22. Yol.

22. Yol.

Önünde mavi bir kamyon olan çiftlik evi.

Önünde mavi bir kamyon olan çiftlik evi.

Ahırdayız.

Çabuk gel. O...

Kan kaybediyor.

Şimdi hemen buraya gel, Butch.

Hadi, sen çirkin köpek.

Hadi!

Ona dokunmak istiyorsan, önce beni geçmen lazım.

Hey. Hey. - Acımıyor.

Şoktasın.

Muhtemelen.

Seni göremiyorum.

Neredesin? - Hey. Tam buradayım.

Beni hissedebiliyor musun?

Tam buradayım.

Yalnız kalmanı istemiyorum.

Yapma. Hayır, bunu söyleme.

- Bunu söyleme. - Tohr ve Wellsie'den seni yanlarına almalarını iste.

Hayır.

Bana söz ver.

Söz vermeyeceğim, çünkü hiçbir yere gitmiyorsun.

Seni seviyorum, leelan.

Hayır.

Hayır.

- Ne? - Beth, ben Butch. V ile birlikteyim.

Yakında orada olacağız, ama seninle konuşması gerekiyor.

Beth, şimdi yapman gerekenler bunlar. Bir bıçağın var mı?

- Evet. - Onu al.

Bileğini kesmeni istiyorum, enine değil, boyuna kes.

Yoksa direk kemiğe denk gelirsin.

Sonra bileğini ağzına tut.

Yardım gelene kadar hayatta kalmasının en iyi yolu bu.

İçmiyor. İstemiyor. O...

Umarım birazı boğazının arkasına iniyordur.

Oradan da kanıyor.

Lütfen, lütfen, lütfen iç.

Beth!

- Dur. - Önce ben gideyim.

Beth, Beth.

Butch. Butch.

Yapmam lazım... Ben... Ben... Ben...

Hey. V onu kontrol etsin, olur mu?

Sadece bir dakika sürecek.

Bir saniye. İyi olacak, değil mi?

O...

Onu bir doktora, hastaneye götürmemiz yeterli, değil mi?

Vishous. - Beth.

Öyle, değil mi?

Ne? Öyle mi?

Onu ameliyathaneme götürmemiz gerek.

Arabam ön bahçede.

Senin kanın yeterince güçlü değil. Marissa, buraya gel.

Ona beslenmemde bir sakınca yok, değil mi?

Yaşadığı sürece kimden içtiği umurumda değil.

Hey.

Onu çok ama çok seviyorsun.

Tamam. Hadi, onu taşıyalım.

Marissa, bileğini olduğu yerde tutmaya devam et.

Hızlıca, iki, üç.

Onu içeri, buraya getirin.

Acele edin.

Zsadist, ondan ne istediğini bize anlattı.

Kardeşine kralını öldürmesini istemek...

Cesaret işi.

Aynı zamanda aptallık.

Eğer Wrath masada ölürse,

kardeşlerimle birlikte seni ayaklarından asarız

ve ellerimizle döveriz

ta ki kendi evinde kan kaybedip ölünceye kadar.

Bu bir tehdit değil, söz.

Hey.

Yaşayacak mı?

Yakında öğreniriz.

Umarım öyledir.

Ben de öyle.

Marissa.

Üzgün olduğunu biliyorum.

Ama özür dilemen gereken kişi ben değilim.

Başlamak için Beth'ten özür dileyebilirsin.

Tabii eğer bir gün seni dinlemeye razı olursa.

Ameliyattan sağ çıktı.

Şimdi, hayatta kalıp kalmayacağını göreceğiz.

Beni şimdi mi götürmek istiyorsun?

Onunla ilgilen diye seni yaşatacağız.

Sonra da seni kendisi öldürebilsin diye.

Şşş, şşş, hey.

Hey, buradayım.

Wrath.

Aşkım. Hey.

Acıyor musun?

Hey, yapma... hey, hey, ağırdan al.

Sakin ol. Sadece rahatla.

Hey, hey.

Elimi sıkmanı istiyorum, tamam mı?

Evet için bir kez, hayır için iki kez sık.

Canın yanıyor mu?

Havers'ı çağırmamı ister misin?

Bir şeye ihtiyacın var mı?

Yiyecek?

İçecek?

Kan?

Hey, hey, hey, tamam. Tamam, her şey yolunda. Tamam, hiçbir şey yok.

Neye ihtiyacın olduğunu bulacağım, tamam mı? Her şey yolunda.

Ben mi?

Bana mı ihtiyacın var?

Wrath.

Wrath...

Yanındayım. Beraberiz, sevgilim.

Her şey yolunda.

Hiçbir yere gitmiyorum, söz veriyorum.

Ne?

Seni kurtarmak istemiştim.

Bunu başardın.

Beni gerçekten kurtardın.

Seni seviyorum.

Ben de seni seviyorum.

Sen...

Hadi şimdi uyu.

Geri döndü.

Buradayım.

Nöbet tutma sırası bende.

Sırayla nöbet değiştiriyoruz.

Burada gerçekten bu kadar tehlikeli mi?

Bilmiyor musun?

Ne?

Kardeşlik, bize ait olanı korur.

Seni ya da onu asla savunmasız bırakmayız.

Teşekkür ederim.

Saat kaç?

Öğleden sonra dört.

Bu arada, bugün Perşembe.

Peki, durumu nasıl?

Uyandı.

Onun yaşayacağını biliyordum.

Gerçekten mi?

Evet, Beth.

Gerçekten emindim.

Hiçbir av tüfeği onu senden alıkoyamaz.

Nasıl hissediyor?

O kadar iyi ki bana emir vermeye kalkışıyor.

İkinizden birinizin bir şeye ihtiyacı var mı?

Biz iyiyiz.

Eminim yakında hepinizi görmek isteyecek.

Ya sen?

Sen nasıl dayanıyorsun? Biraz dinlenmek ister misin?

O buradan kendi ayaklarıyla çıkana kadar hiçbir yere gitmiyorum.

Ne kadın ama, değil mi?

Ve asla bulaşmak istemeyeceğin biri.

Adamım, ahıra girdiğimizde onu görmeliydin.

Cesedinin başında dimdik duruyordu,

gerekirse çıplak elleriyle hem polisi hem de beni alt etmeye hazırdı.

Mecbur kalsaydı çıplak elleriyle dövüşecekti yani.

Sanki Wrath onun yavrusuymuş gibiydi, anlıyor musun?

Acaba bir kız kardeşi var mı?

Değerli bir kadınla karşılaşsan, kendinle ne yapacağını bilemezdin.

Bunu da bana söylüyorsun, bekâr olan sen misin?

Haklısın aslında Phury, muhtemelen doğru söylüyorsun.

Yine de bir erkeğin hayal kurmasına engel yok.

Elbette, hayal kurabilir.

Ne yapıyorsun?

Doğruluyorum. - Hayır, hayır, hayır.

Olmaz, kalkmaya çalışma.

Aman Tanrım, leelan. - Hımm?

Şimdi otururken yatıyor gibiyim.

Gayet iyisin.

Leelan? - Hımm?

Gerçekten iyi olduğundan emin misin?

Sana söyledim. Uyluğum gayet güzel iyileşiyor.

Sadece fiziksel olarak değil ama.

İyi olacağım,

çünkü başka bir seçeneğim olduğuna inanmıyorum.

Çok cesursun.

Çok dayanıklısın.

Gerçekten beni şaşırtıyorsun.

Hayatımı kurtardığın için teşekkür ederim.

Sadece o ahırda değil, ama...

kalan tüm günlerim ve gecelerim için de.

Ne dersin, buraya yanıma atlayıp oturmak ister misin?

Sanırım buna henüz hazır değilsin.

Emin misin? İddialaşalım mı?

Ne dersin, bir gün daha bekleyelim mi?

Bir saat olsun.

Kendi başına oturabilene kadar.

Anlaştık.

Ben hızlı iyileşirim.

Kardeşleri içeri alayım mı?

Evet.

Dur.

Ne söyleyeceğimi bilmeni istiyorum.

Seni şimdi görebilir.

Teşekkür ederim.

Kardeşlerim...

İyi doktor.

Aramızda henüz kapanmamış bir hesap var, seninle.

Efendim.

Beni öldürtmeye çalıştığını anladım.

Evet, yaptım efendim.

Ona yaklaşan kişi bendim.

Kardeşinizin sizi asla satmayacağı aşikar olunca,

daha kolay olanı seçtik.

Efendim...

Kardeşinizin, sadece bu teklifi sunduğum için beni öldürmeye hazır olduğunu bilmelisiniz.

Evet. Duyduğuma göre, bu pek hoş karşılanmamış.

Z...

Sana bir özür borçluyum.

Boşuna zahmet etme. Özürler beni sıkıyor.

Burada, bu tanıkların önünde

idam cezasını kabul ediyorum.

Beni öldürmemi istemenin sebebi Marissa'ydı, değil mi?

Evet, efendim.

O halde seni öldürmeyeceğim.

Bunu sevdiklerine nasıl davrandığım için yaptın.

İntikam, anlayabileceğim bir şeydir.

Efendim, merhametiniz gerçekten sınırsız.

Evet, tam da öyle oluyor.

Hayatını, kız kardeşine bir hediye olarak bağışlıyorum.

Eğer bir daha böyle bir numara yaparsan, peşine hançerle düşerim.

Anlaştık mı?

Evet, efendim.

Kardeşlik'ten ayrılıyorum.

Komutanlığı Tohr'a verdim.

Tatile falan çıkmıyorum.

Kendi türümüzü yönetmeye başlamam gerek.

Yanımda Beth olduğu sürece,

tahta çıkıyorum.

Yani...

Tohr'la aranda bir sorun var mı, yok mu?

Yok.

Hallederim.

Z?

Hadi ama dostum. Bana ne fark eder ki?

Sen, Tohr.

Britney Spears.

O ahırdan o iki Lesser'ın kavanozlarını aldın mı?

Sadece bir tane vardı.

Seninle tanıştığımız gece, yani çiftleşme gecende olan acemi asker.

Operasyonun sırasında geri dönüp cesedi bıçakladım.

Kavanozunu evden aldım.

İki tane vardı.

Kesinlikle iki taneydi.

Diğeri ise kamyonu süren düşük rütbeli olandı.

Gerçekten öldüğüne emin misin?

Kafasına aldığı bir darbeyle yerdeydi.

Yeter.

Onu sonra konuşuruz.

Hayır, sorun değil.

Sonra.

Bir şey daha var.

Artık birlikte yaşayacaksınız.

En azından önümüzdeki birkaç yıl boyunca, Kardeşlik'in aynı yerde olmasını istiyorum.

Wellsie bundan hiç hoşlanmayacak.

Daha yeni hayalindeki mutfağını tamamladık.

İkiniz için bir çözüm buluruz, özellikle de çocuk yoldayken.

Geri kalanınız ise oda arkadaşı olacak.

Hey, daha kötüsü de olabilirdi.

Sizi yanıma alıp birlikte yaşamak zorunda da bırakabilirdim.

Doğru söyledin.

Beth, eğer ondan bir gün bıkarsan...

Demek istediğim şuydu ki

bir süreliğine hepimizle birlikte de kalabilirdi.

Ona her zaman göz kulak oluruz.

Bizi yalnız bırakın.

Shellan'ımla baş başa kalmak istiyorum.

Wrath. - Evet.

Hadi buraya gel, leelan.

Anlaşma anlaşmadır.

Butch?

Omega.

İyileşmen için yardıma geldim.

Tomb'ın malikanesi.

Ben diyorum ki, gitmemiz gereken yer orası.

Gerçekten çok iyi bir fikir.

Doğru, orayı iyice koruma altına alabilirim.

O dağda yeterince izole bir yer.

Taştan yapılmış, yangına dayanıklı.

Eğer pencerelere birkaç açılır kapanır panjur takarsak,

gündüz de hareket edebiliriz ki, buranın en büyük zayıflığı buydu...

Ve altında bodrum katları yok muydu?

Oraları antrenman için kullanabiliriz. - Mekân da yeterince büyük zaten.

Hepimiz orada birbirimizi öldürmeden yaşayabiliriz.

Bu, plandan çok senin lafına bağlı biraz.

Sağ ol, dostum.

Sen ne düşünüyorsun?

Bu karar bana ait değil.

Orası Darius'undu.

Leelan?

Kardeşlerin evlerinden birini kullanmasına izin vermeyi düşünür müsün?

Kardeşliğin neye ihtiyacı varsa, alabilirler.

Ama...

sence de biz de orada yaşamalı değil miyiz?

Bunu gerçekten ister misin?

Bunlar senin en yakın danışmanların.

Başkalarından daha çok güvendiğin insanlar.

Neden onlardan ayrılalım ki? - Bir saniye.

Hepimiz onunla yaşamak zorunda kalmayacağımız konusunda hemfikiriz sanmıştım.

Bundan emin misin, Leelan?

Güç birliğiyle daha güvendeyiz, değil mi?

Bizi koruması için yanımızda olmasını en çok isteyeceğim kimse

işte bu harika adamlar olurdu.

Affedersiniz ama, burada başka herkes de ona sırılsıklam aşık mı?

Kesinlikle.

Hem de nasıl.

Ve eğer o da bizimle kalırsa, kediyi de yanımıza alabiliyoruz.

Sanırım yeni bir evimiz oldu.

Fritz, sen de geliyorsun, değil mi?

Sizin ve kralın peşinden, nereye isterseniz, hanımefendi.

Ne kadar kalabalık olursa, o kadar iyi. Bakacak daha çok kişi olur.

Polisten bahsetmişken.

O da bizimle gelmeli.

Özellikle bir sebebi var mı?

Onu rüyamda gördüm.

Tamamdır.

Ama rüya görmüş olsam da olmasam da, onu göz önünde tutmak lazım.

O sorumluluğu üstlenirim.

Leelan?

İyi misin?

Çok iyiyim.

Biliyor musun,

seninle tanışmadan hemen önce bir macera arıyordum,

ve ondan çok daha fazlasını buldum.

Sahip oldum...

bir geçmişe, bir geleceğe ve...

kocaman bir hayata.

Bazen bununla ne yapacağımı bilemiyorum.

Ben de aynı şekilde hissediyorum.

Ve işte bu yüzden seni bu kadar sık öpüyorum, Leelan.

Aman Allahım.

Şimdi de onların her an öpüştüğünü mü izleyeceğiz?

Sen de o kadar şanslı olsaydın keşke.

Evet. İstediğim tek şey iyi bir kadın.

Ama bulana kadar da idare edeceğiz artık, ne kadar çok olursa.

Hayat bazen gerçekten berbat, değil mi?

Lütfen. Rica ediyorum.

Çarşaf fırlatmak yok.

Şeftali isteyen var mı?

Buradayım.

Sen benim şeftalimsin.

İyi günler, Darius,

Marklon'un oğlu.

Kutsal Kâtip.

Bana vakit ayırmanızla onurlandırdınız.

Darius, sana nasıl hayır diyebilirdim ki?

İlk kez böyle bir görüşme talep ediyorsun.

Kalk ayağa şimdi.

Yüzünü görmek istiyorum.

Demek Fade sana uygun değil, prens,

ve geri dönmeni mi istiyorsun?

Eğer saygısızlık olmazsa, böyle bir istekte bulunmak isterim.

Kızımı bir kez olsun görebilmek için...

ama eğer bu sizi rahatsız etmeyecekse.

Kralından daha iyi bir izlenim bırakıyorsun.

O savaşçının pek lafla arası yok.

O eşini buldu artık.

Kızın...

O, değerli bir erkek tarafından sahiplenildi.

Şuna bak...

Hiçbir soru işareti yok bakışında.

Ne kadar da kontrolcüsün.

Sana öğrenmek için can attığın şeyi söyleyebilirim.

Bu, Wrath'a dair...

yükselmekte olan o.

Kızın artık bir kraliçe.

Prensps.

Ne büyük bir sevinç...

ve göğsünde derin bir hüzün.

Söyle bana,

Fade'de oğullarının varlığı kalbini beslemeye yetmiyor mu?

Sanki...

Sanki onu geride bırakmışım gibi hissediyorum.

Onursuzca öldürüldün.

Irkına yüzyıllarca hizmet ettikten sonra,

onurlu bir prensptin...

ve sağlam bir savaşçıydın.

Yaptıklarım seni hoşnut ettiyse...

bana büyük bir ödül kazandırıyor.

Gerçekten de.

Peki ya sen, princeps, ne dersin,

sana istediğinden fazlasını teklif etsem?

Kabul ederdim.

Hediyenin ya da fedakarlığın ne olduğunu bilmeden mi?

Sana güveniyorum.

Peki neden kral olamayasın ki?

Sana sunduğum şey bu.

Yepyeni bir hayat.

Kızınla yollarının yeniden kesişmesi.

Bir kez daha savaşma şansı.

Bakire Kâtip,

kabul ediyorum,

böyle lütufları hak etmediğimi bilerek.

İşte feda edeceğin şey.

Onunla ilgili hiçbir bilinçli anın olmayacak.

Artık şu anki halin gibi olmayacaksın.

Ve senden sadakatine dair bir işaret istiyorum.

Kabul ediyorum.

Emin misin?

Teşekkür ederim, Yazıcı Bakire.

Kararımı verdim.

Öyle olsun.

Sana veriyorum...

yeniden hayatı,

Marklon'un oğlu Darius.

Bu hayatında aradığını bulman dileğiyle.

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.