Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Corsican
Czech
Danish
Dutch
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
1988 yılında ABD'de suç oranı yüzde 400 arttı.
Bir zamanların muhteşem New York şehri
tüm ülkenin yüksek güvenlikli cezaevi haline geldi.
New Jersey kıyısı boyunca uzanıp Harlem nehrinden geçerek
Brooklyn kıyısını da kapsayan 15 metrelik bir duvar örüldü.
Bu duvar, Manhattan Adası'nı çepeçevre sarıyor.
Tüm köprüler ve su yolları mayınla kaplandı.
ABD Polisi, bir ordu gibi ada çevresinde konuşlanmış durumda.
Cezaevinde gardiyan yok:
Sadece mahkumlar ve yarattıkları dünyalar var.
Kurallar basit. İçeri girdin mi çıkamazsın.
1997 ŞİMDİ
Burası Gotham 4, Kuzey Körfezi, 17. İstasyon.
Bir kaçak var.
Körfezin ortasındaki bir cisim duvara doğru ilerliyor.
NEW YORK YÜKSEK GÜVENLİKLİ CEZAEVİ
MANHATTAN ADASI
10 saniyen var. Geri dön. Adaya doğru yüzmeye başla.
Gotham 4, infazı teyit et.
Üs çevrelendi. Tamam.
Güvenlik, ben Rehme. Gotham 4'ten teyit geldi.
Rıhtım ortasında infazımız var. Parkın güneyinde. Suda iki ölü.
İkisi teyit edildi.
Tamamdır.
Hava kontrol, ben Rehme...
LIBERTY ADASI GÜVENLİK KONTROL NOKTASI
Lütfen dikkat. Şu an boşaltma alanına giriyorsun.
Konuşmak yasak. Sigara içmek yasak.
Turuncu çizgiyi takip ederek işlem alanına geçin.
Cezaevine bir sonraki planlı yolculuk iki saat sonra.
Öldürülüp cenazenizin burada yakılmasını seçme hakkınız var.
Bu hakkınızı kullanmak istiyorsanız işlem alanındaki nöbetçi çavuşa bildirin.
Dur!
Uçuşa yasak bölgede ufak bir jet sorunumuz var.
- Nerede? - Yedi mil uzakta ve yaklaşıyor.
20 dakikadır telsizdeyiz ama onlara ulaşamadık.
10 dakika önce bağlantı vardı.
"David 14" diye tanıttı kendini. Sonra birden bağlantı kesildi.
David 14, onay bekleniyor.
David 14, Hava Kurtarma'yı çağırıyorum.
Acil durum,
121.5'te temas.
Hâlâ cevap yok.
Bayonne. Yasak bölgede acil durumum var.
- Kim o? - Bilmiyorum.
- Elinde kod var mı? - Bilgisayarda David 14 yok.
- Kayıt mı yok? - Kayıtlı bir kod değil.
Washington'a teleks yolladık. Cevap bekliyoruz.
Ona ulaştım sanırım efendim.
Artık çok geç şerefsizler.
Emperyalist silahlarınızın ve yalanlarınızın topu gelse onu kurtaramaz.
Düşüyoruz. Çarpacağız.
David 14, onay bekleniyor!
Kod geliyor efendim.
HAVA ARACI TANIMLANDI
KOD: DAVID 14
DEŞİFRE: BAŞKANIN UÇAĞI
Lideriniz nerede diye sorduklarında işçilere bu cevabı ver...
Biz, Amerika Halk Kurtuluş Cephesi askerleri olarak
işçiler ve bu emperyalist ülkenin ezdiği herkes adına
ırkçı polis devletine ölümcül bir darbe indirdik.
Başkanlarının, kendi inşa ettiği insanlıkdışı emperyalist cezaevinde
yok olmasını sağlamaktan daha devrimci bir eylem olabilir mi?
Irkçı patronlar...
Kanat bölmesini aç! Kapıyı sürgülemiş.
- Kilide ateş edemez misin? - Hayır efendim, uçak içi basınç var.
Kapılarını menteşelerinden sökemez miyiz?
Hayır efendim.
Beni kanat bölmesine götür.
Efendim, kanattan uzaklaşırsanız bu cihaz yerinizi haber verecek.
Şu an aktive ediyorum.
Tanrı hepimizin yardımcısı olsun.
Başkanın uçağını takip eden bilgisayar simülasyonu.
Düşüyor.
Kaçış bölmesi bu.
40 derece,
çarpışa 50 metre.
Giriyorum.
Bana dokunursan o ölür.
30 saniye içinde havada olmazsan o ölür.
Geri dönersen de ölür.
20 saniye.
Konuşmaya hazırım.
19... 18...
- Ne istiyorsunuz? - 17... 16...
Hadi. Gidelim!
Evet, burada kendisi sayın başkan yardımcısı.
Ben Bob Hauk.
Olmaz. Helikopterlerle yanaşırsak onu öldürürler.
Henüz öldürmedilerse tabii.
Henüz bir şey istemediler. Ne istediklerine karar verdiklerinde çok geç olacak.
Mecbur senin planını uygulayacağımızı söyle.
Yarına kadar bekleyemeyiz. Adayı ele geçirmek son çaremiz.
Saat 8.45. Kurtarma girişimi için izin istiyorum.
Teşekkürler.
Tamam.
- Tehlikeli biri efendim. - Biliyorum. Hallederim.
Ben aptal değilim Plissken.
Bana Yılan diyebilirsin.
S.D. Plissken. Amerikalı çavuş.
Özel Harekat Birimi, Black Flight.
Leningrad ve Sibirya için iki Purple Heart madalyası.
Başkanlık nişanı alan en genç kişi.
Merkez bankasını soymuşsun.
Müebbet hapis, New York Yüksek Güvenlikli Cezaevi.
Seni dünyadan def etmeye hazırım savaş kahramanı.
- Sen kimsin? - Hauk.
Emniyet müdürü.
Bob Hauk.
Özel Harekat Birimi. Texas Thunder. Namını duyduk Plissken.
- Bu görüşmenin amacı ne? - Sana bir teklifim var.
ABD'de işlediğin tüm suçlar affedilecek.
Bir saat kadar önce bir kaza oldu.
New York şehrinde ufak bir jet düştü.
Başkan da uçaktaydı.
Neyin başkanı?
Şaka değil bu Plissken.
İçeri girip başkanı bulup 24 saat içinde geri getirirsen
özgür bir adam olacaksın. - 24 saat demek.
- Sana bir teklif sunuyorum. - Palavra.
- Ne dediysem o. - Düşüneyim.
Zaman yok. Hemen ver cevabını.
Yeni bir başkan bulun.
Hâlâ savaştayız Plissken. Şu an ölemez.
Savaşınız sikimde değil. Başkanınız da.
- Cevabın bu mu? - Düşünüyorum.
İyi düşün.
Neden ben?
Gullfire'ı Leningrad semalarında uçurdun.
Fark edilmeden içeri sızmayı becerebiliyorsun. Tek çarem sensin.
Bir şekilde sızacağım herhalde.
Zerre önemi yok benim için. Belgeyi ver.
- İş bittikten sonra. - Şimdi.
Sana aptal olmadığımı söyledim Plissken.
Bana Yılan de.
Bazılarının arabası var.
Terk edilmiş külüstür arabaları alıp buharlı araca çevirmişler.
Ayrıca benzin ve elektrik kaynakları olduğunu da düşünüyoruz.
Seralar, modifiye jeneratörler. Bazı bölgelerde sokak lambaları var.
Deliler...
Metrolarda yaşıyorlar. Yeraltının kontrolü tamamen ellerinde.
Gece baskıncıları.
İzleyici. 15 dakika boyunca radyo sinyali gönderiyor.
Açarsan seni radardan takip edebiliriz. Aynı Leningrad'daki gibi.
Ama bir şey eklendi. Emniyet mandalı.
Nereye iniyorum?
Dünya Ticaret Merkezi'nin tepesine. İnilecek bir tek orası var.
Göremezler orayı, paraşütle aşağı inebilirsin.
Çatıda bir yük asansörü var.
Hâlâ çalışıyor. Cezaevine sızmak için kullanıyoruz.
Orada bir akü var. Asansörü 50. kata kadar indirebiliyor.
Kalan yolu yürüyeceksin.
Başkanın yerini bileğindeki yaşamsal belirti bilekliğinden tespit edebilirsin.
Nabız sinyali gönderiyor. Bunu kullan.
Hedefe yönlendirme cihazı. Yön ve mesafe gösteriyor.
Güçlü bir serum. 24 saatliğine bakteri ve virüslere engel oluyor.
- Ceketini çıkar. - Böyle iyiyim.
Hadi Plissken.
İğne sevmiyorum.
22 saat, 59 dakika, 57 saniye...
24 saat demiştik.
22 saat sonra Hartford Zirvesi bitmiş olacak.
Çin ve Sovyet yetkilileri ülkelerine dönecek.
Uçağı düştüğünde başkan da zirveye gidiyordu.
Bileğine bağlı bir çanta var.
İçindeki kasetin 22 saat içinde Hartford'a ulaşması lazım.
Kasette ne var?
Nükleer füzyon ne biliyor musun?
Anladım.
İnsanlığın bekası buna bağlı Plissken.
Senin zerre umurunda olmayan bir şey.
Sana iğne yapacağım. Bir iki saniye acır.
Tamamız Plissken.
Söylesene.
Neyi söyleyecek?
Gullfire'ı 180 derece döndürüp
Kanada'ya uçma fikrin.
Ne yaptın bana şerefsiz?
Benim fikrimdi Plissken. Bir süredir uğraşıyorduk.
Atardamarlarına iki mikroskobik kapsül yerleştirildi.
Çözünmeye başladılar bile.
22 saat içinde çekirdekler tamamen çözünmüş olacak.
Çekirdeklerin içinde ısıya duyarlı bir patlayıcı var.
Büyük bir bomba filan değil.
Toplu iğne başı kadar.
Sadece iki atardamarını da patlatacak kadar büyük.
10-15 saniye içinde ölürsün bence.
- Hemen çıkar onları! - Çekirdekler koruyor onları.
Son saate girmeden 15 dakika önce X ışınıyla etkisiz hale getirebiliriz.
Başkanı getirirsen patlayıcıları etkisiz hale getireceğiz.
Ya biraz gecikirsem?
Hartford Zirvesi de bitmiş olur, Yılan Plissken de.
Dönünce seni öldüreceğim.
Gullfire bekliyor.
Hazırım.
21 saat.
Diyelim ki ölmüş Hauk.
Onu getiremezsem de yakacak mısın bunlar?
İkisini de geri getir Plissken.
Unutma, içeri girdiğin anda artık tek başınasın.
- Arkamı kollamayacak mısın yani? - Evet.
Güzel.
İzleyici testi onaylandı 20 saat, 17 dakika, 30 saniye.
Hedef sinyalini alıyor musun?
Doğru rotadayım.
Uzun zaman oldu...
İrtifan nedir?
Plissken.
Plissken. Plissken, ne yapıyorsun?
Kendimle oynuyorum. İçeri giriyorum.
Plissken.
Plissken.
Dünya Ticaret Merkezi'nin 50. katındayım.
Aynı Leningrad gibi Hauk.
Planör çalışıyor mu?
Ama kaldırmak mümkün değil. Halledeceğim bir şekilde.
Doğu tarafındaki merdivenleri kullanman lazım.
Zemin kata inmek biraz vakit alacak.
Dışarı çıktığında beni ara.
Uçağın oradayım.
Kurtulan yok Hauk.
Bir dakika.
Nabzını görüyorum.
Az ileride, kuzeybatıya ilerliyor.
Büyük Elma eğlence dolu
Bir papaza çatal saplarsan
New York'ta tatile çıkabilirsin
Banka soy, kamyona bin
Hırsızlıkla buraya var
Büyük saadet, tam bir eğlence
Dostum, herkes New York'a geliyor
Yankiler yok artık Sil bu kelimeyi kulaklarından
Ruleti çevir Met artık operaların yeri değil
Bu cehennem, bu kader
Bu artık senin dünyan Her şey mükemmel
Keyfini çıkar, patlat bir tıpa
Dostum, herkes New York'a geliyor
Polislere...
Selam! Sen Yılan Plissken'sin, değil mi?
- Ne istiyorsun? - Hiç.
Öldüğünü sanıyordum.
Hey! Aşağılarda dolanmasan iyi edersin Yılan!
Selam şef. Güzel bir gece oluyor.
Botlar güzelmiş.
Hey...
Sakin ol şef.
Gittim, gittim.
Sayın başkan.
Başkan ben miyim? Neden olmasın, başkanım ben.
Bunu aldığımda bilseydim... Başkan olurdum.
- Nereden buldun onu? - Uyandığımda buradaydı.
Mucize gibi.
Aman Tanrım!
Mekanizma darbe almış olabilir.
Hauk.
Buradayım Plissken.
Gerizekalı gibi bakıyorsunuz ama başkan değil o.
Şefe selam olsun
Tamam, makineni hazırla. Çıkıyorum.
18 saat Plissken.
Beni dinle Hauk. Başkan öldü, anlıyor musun?
Birisi çiğ çiğ yemiş onu.
Plissken, eğer planöre binersen indiririm seni.
Tırmanarak çıkarsan duvardayken yakarım seni.
Anlıyor musun Plissken?
Vicdansız...
Polis misin?
Hayır.
Silahın var ama.
Sigaran var mı?
Elinle kapa şunu.
Sessiz olursak sorun yok. Bizi duyamazlar.
Çok iyiymiş bu. Yeni mi geldin?
Dışarıda neler oluyor?
Deliler.
Ayın sonu geldi. Yiyecekleri kalmamıştır.
Burada mı yaşıyorsun?
Kurukafalar mı? Şaka mı? Türklerleyim şu an.
Sokakta karanlığa kaldım, o yüzden bu gece buradayım.
Yedi saat önce 8. Cadde'de bir uçak düştü, gördün mü?
Hayır.
Siktir.
- Sen polissin. - Ben şerefsizim.
Bir dakika.
Seni tanıyorum.
Evet. Ama öldüğünü söylemişlerdi.
Öldüm.
Vay be, Yılan Plissken. Aynen! Burada elinde silahla ne yapıyorsun Yılan?
Birini arıyorum.
- Kimi? - Başkanı.
Yok canım! Gerçekten burada mı?
Bir yerlerde.
Onu bulduğunda
dışarı mı çıkaracaksın?
Beni de götür Yılan.
Neden?
Bir sürü sebep var...
Nereye gidiyorsun dostum?
Mahalle tehlikeli Yılan.
Geceleri Bowery'den 42. Cadde'ye yürümek iyi fikir değil.
30 yıldır burada taksicilik yapıyorum.
Gece buralarda dolaşma, benden söylemesi!
Evet efendim!
Seni on saniyede öldürüp donuna kadar alırlar.
Normalde ben de inmiyorum buraya ama o gösteriyi izlemek istedim.
Öyle şeyler buralarda kolay kolay bulunmaz.
Altın değerinde!
Hey Yılan, ne zaman geldin? Seni yakaladıklarından haberim bile yoktu.
Yılan Plissken taksimde.
Eddie'ye anlatmak için sabırsızlanıyorum.
Sıkı tutun dostum.
Burada ne işin var Yılan?
Birini arıyorum.
E neden bana sormadın? Buradaki herkesi tanıyorum be.
Aynen öyle, 30 yıldır bu taksiyi sürüyorum, aynı taksiyi.
Şimdi soruyorum.
Başkan nerede?
Dük'ün elinde! Herkes Dük'ün elinde olduğunu biliyor.
Kafama silah dayamana gerek yok. Anlatacağım.
- Dük kim? - Meşhur Dük!
New York Dükü! Bir numara! Patron! O işte!
Çok güzel.
Bu Dük'le görüşmek istiyorum.
Dük'le görüşemezsin, deli misin? Kimse Dük'le görüşemez!
Görüşürsen ölürsün!
Onu sokakta bırakmaktan nefret ediyorum.
Normalde onu hiç başıboş bırakmam.
Ama istisnasın Yılan.
Sorun yok Yılan. Bu daha iyi bir mahalle. Rahat olabilirsin.
Teşekkürler.
Vay be, mekanları çok iyiymiş. Kale gibi.
- Onların mı? - Evet.
- Kim o? - Benim.
- Sen kimsin? - Taksici.
Ne istiyorsun?
Birisi Beyin'i görmek istiyor. Önemli bir mesele...
- Kaybol taksici. - Olmaz, Yılan burada!
Yılan Plissken.
Plissken sen misin?
Beyin'i görmek istiyor.
Neden?
Dük'le görüşmek istiyorum.
Burayı hatırlarsın Yılan. Eskiden halk kütüphanesiydi.
Ah, Beyin. Süper birisidir!
Mükemmel bir bey!
Dük çok sever onu.
- O kim? - Maggie. Beyin'in manitası.
Dük, mutlu olsun diye Beyin'e verdi onu.
Anlarsın ya.
Senin için öldü demişlerdi.
Beyin. Beyin! Ziyaretçin var?
Harold Hellman.
Yılan.
Harold mı?
Nasılsın Harold? Kaç zaman oldu görüşmedik.
Yılan Plissken'i tanıdığını söylememiştin Beyin.
Çok iyi değil mi? Hey Beyin, fazla varsa biraz benzin alabilirim...
Beni hatırlamana sevindim.
Evet. İnsan, geçmişini unutmamalı.
Kansas City, dört yıl önce. Beni bırakıp kaçmıştın.
- Tek başıma bıraktın beni. - Geç kalmıştın.
Arkadaştık biz Harold.
Sen, ben, Fresno Bob. Bob'a ne yaptıklarını biliyor musun?
Haritanın her yanına dağıldığını görmek ister misin bebeğim? Başkan nerede?
- Yemin ederim Yılan, bilmiyorum. - Benimle kafa bulma!
- Neden soruyorsun? - Kendisi bana lazım.
- Polislere mi çalışıyorsun artık? - Manitandan alırım o zaman bilgiyi.
Maggie yerini tam olarak bilmiyor ki.
Tam yerini bilmezsen onu bulman mümkün değil.
Bak, seni buradan çıkarırım.
Evet. Jet birkaç sokak ötede.
Tek yapman gereken, beni ona götürmek.
Ciddi misin? Harbi mi?
Beni de götürür müsün?
- Başka bir anlaşmamız var. - Ama jetiniz yok.
Başkan elimizde. Dük de herkesi çıkaracak buradan.
Mümkün değil yavrum.
Bakın, sizin de Dük'ün de bilmediği bir şey biliyorum.
Yakında başkanın hiçbir değeri kalmayacak.
- Yalan söylüyorsun. - Ya söylemiyorsa...
Tanıyorum onu. Suratına bak, yalan söylediği belli.
Aynen Harold. Yalan söylüyorum.
O yüzden bari biraz eğleneyim ve kendi başıma arayayım.
- Beyin! - İkna et onu yavrum.
Eğer söylemezsen ikimizi de öldürecek...
Tamam!
Zeki adamsın Harold.
Önce şunu söyleyeyim.
Bana Harold deme.
Demek Dük için çalışıyorsun.
Evet.
Onun için benzin yapıyorum. İşlerini hallediyorum.
Ne işi?
69. Cadde'deki köprüden geçmek mesela.
Mayınlı orası ama mayınların yerini biliyorum.
Karşıya geçen bir adamdan haritasını almıştık.
Sonra vurdular zavallıyı.
Şu an orada bir ekibimiz var, ilk barikatı temizliyorlar.
Olaya bak Yılan!
Tüm kamp köprünün karşısına geçiyor, en önde de başkan!
Çok güzel olurdu.
Evet, güzel olurdu.
Ama şimdi Yılan'la gidiyoruz.
Dük bu! Motorlarının sesinden tanıdım.
Dük'le ters düşme.
Bunu herkes bilir.
Taksici, seni yavşak.
Yapma Beyin!
- Seni arıyor Beyin. - Ne istiyor?
Köprü haritamı istiyor.
Seninle olduğumu öğrendiğinde kellemi isteyecek!
Siktir Plissken, sana kulak asmamam gerektiğini biliyordum.
Hazır meşgulken başkana ulaşmamız lazım.
Mümkün değil, şehrin öteki ucunda, bizim de aracımız yok. Anlaşma iptal.
Sakin ol.
Bizi gördüler bence. Sola dön, buradan sola dön.
Beyin, burası Broadway.
Biliyorum, biliyorum, Dük 7. Cadde'den gider.
Broadway bizi beş dakika öne geçirir. - Olmaz!
Olur. Sen sür.
Broadway'in ne sorunu var?
Hadi tatlım...
Hadi Beyin.
Maggie!
Sıkı tutunun.
Sondan üçüncü arabada, son kamp ateşinin oradan.
Sorun yok. Ön taraftan gitmesi gerek. Beş dakika sürer o da.
Dört dakika içinde arabaya dönmemiş olursan tek başınasın.
Harold, oraya vardığımızda sen sadece konuşmaya devam et.
Selam beyler.
Selam, nasıl gidiyor? Dinleniyor musunuz biraz?
Ne istiyorsun Beyin?
Dük içeride bekleyin dedi. Buraya geliyor.
Bize öyle bir şey denmedi.
Ekipteki herkese söylemesini beklemiyorsun herhalde, değil mi?
Bu yüzden Dük zaten.
Neden hep beraber burada beklemiyoruz?
Neden içeride beklemiyoruz?
Emir aldım da ondan.
Tam olarak ne emri aldın acaba?
Kimseyi içeri sokmamam yönünde kesin emir aldım Brain.
Başkan ne durumda bu arada?
Siyasi tartışmaya girdin mi onunla?
Beyin tam bir baş belası.
Köpek gibi etrafı koklayıp duruyor.
Benzini o getiriyor.
Ne bakıyorsun?
Dışarıdan mısın sen?
- Titreme. - Duramıyorum. Sen kimsin?
- Hauk yolladı beni. Hızlı olmamız lazım. - Hızlı mı?
Sana hızlı neymiş göstereyim! - Sessiz ol!
Onu yakaladılar. İzle şimdi.
Arkadaşın mı, Beyin?
Kafama silah dayadı Dük, yapacak bir şeyim yoktu.
Maggie...
Sen kimsin?
Kimsin dedim.
Yılan Plissken. Polisler yollamış buraya.
Bir şeyler oluyor, o bize lazım.
Yılan Plissken.
Adını duymuştum.
Öldüğünü söylemişlerdi.
Arama 4'ten güvenlik kontrolüne.
Kızılötesi beden taramasında bir şey görünmüyor.
Kızılötesi beden taramasında bir şey görünmüyor. Arama ışıklarında da bir şey yok.
Arama ışıklarında da bir şey yok.
Sokaklarda da kimse yok.
Hareket eden bir şey yok.
Arama 5'ten güvenlik kontrole.
Kızılötesi beden taraması negatif. Arama ışıklarında da bir şey yok.
Farklı bir durum tespit edilemedi.
- Hemen girmemiz lazım. - Bekleyeceğiz.
- Emirlerime karşı çıkıyorsun Hauk. - Benim hapishanemde emirleri ben veririm.
Benim yetkim hepsini aşar!
Sıkıysa dene.
...tarama hâlâ negatif.
Arama 4'ten güvenlik kontrole.
Kızılötesi beden taramasında bir şey yok. Tarama olumsuz.
Arama 10. Tarama hâlâ negatif.
Arama 5, negatif. Hareket eden bir şey yok.
Devriyeye devam.
Kıpırdama Yılan.
Haritayı istiyorum Beyin.
Harita benim orada Dük.
Dük, Plissken bir zaman sınırından bahsetti.
- Ne zamanı? - Onun zamanı.
Tam bir saçmalık.
Sana ne öğrettim ben?
Sen... Sen... Dük'sün... New York Dükü...
Sen... Bir numarasın.
Seni duyamıyorum.
Sen New York Dükü'sün. Bir numarasın!
Haritayı getir bana.
Dük.. Plissken'i öldürme. Ona ihtiyacımız var.
Yürü hadi Beyin.
Parkta insanlar var. Görebiliyor musun?
Arama 10'dan güvenlik kontrole. Verileri gönderiyoruz.
Kızılötesinde nabız yakaladık.
Onu görebiliyoruz.
Central Park'ta bir grup mahkum var.
Bize el sallıyorlar. Gıda ikmal noktasını işaret ediyorlar.
İnmemizi işaret ediyorlar.
O şerefsiz Plissken'in doğruyu söyleyip söylemediğine hâlâ emin değilim.
Nefret ediyorum o heriften.
Bir şekilde içeri girmiş.
Evet ama nasıl?
Planörü indirip uçman lazım. Central Park'ta yapılmaz, çok ağaç var.
Liman idaresi de çok alçak.
Şey olabilir belki... Yüksek bir yer.
Dünya Ticaret Merkezi. Budur.
Tamamdır. Dünya Ticaret Merkezi.
Onun indiğinden çok daha hızlı kalkış yapabilirim ben.
"Başkan karşılığında New York'taki tüm mahkumlara af talep ediyoruz.
"69. Cadde Köprüsü. Yarın öğlen 12.
"İş çevirirseniz ölür."
- Kaset nerede? - Burada değil.
Bunlar Plissken'in.
Adamın bu kadarmış Hauk.
Helikopterleri hazırlayın. Harekete geçiyoruz.
Plissken.
Hadi, kalk!
En iyi adamlarını gönderdiler.
Yarın özgürlüğümüze kavuşmak için 69. Cadde Köprüsü'nde
ilerlerken...
Kılavuzumuz en iyi adamları olacak...
kellesi yani!
Arabamın kaputunda!
Hadi bakalım!
Merhaba. Şapkayı nereden buldun?
- Taksiciden aldım. - Öyle mi?
- Takas yaptık. - Neyle?
- Niye bu kadar gerginsin? - Başkanı görmem lazım.
- Kim demiş? - Dük.
- Öyle bir şey demedi. - Bu dediğini ona söyleyeceğim.
Bir dakika. Neden?
Kıyafetinde bir şey gizli, Dük onu istiyor.
- Ne? - Göstereyim sana.
- Söylesene. - Siyanür hapı.
Dük başkan ölsün istemiyor.
Beyler.
Sayın başkan.
Siyanür mü?
Evet. Yarın almaya çalışabilir.
Atıyorsun.
Burada olmaman gerek Beyin.
Yılan! Yılan!
İzleyici bir saat, 35 dakika, 27 saniye sonra aktif hale gelecek.
Hauk!
Yılan! Yılan!
Dinleyin! Dinleyin!
Dinleyin!
Başkan kayıp!
Beyin götürdü onu!
Hauk! Plissken'in izleyicisi!
Telsize geç! Aşağıda kalsınlar! Kimse kıpırdamasın!
Dünya Ticaret Merkezi'ne yaklaşıyor.
O şerefsizin ölmediğini biliyordum.
İçeride.
Gitti.
Sinyal sadece 15 dakika sürüyor.
Helikopterleri indirin. Beklemedeyiz.
Butona başkası basmış olabilir.
Emniyet mandalı olduğunu bir tek Plissken biliyordu.
Emin olmak için ona biraz daha zaman vereceğiz.
Kahrolası Kızılderililer!
Vahşi bunlar başkanım!
- Bak, yemin ederim öldüğünü sanmıştım... - Evet, herkes gibi.
Lobideki araba senin mi? Anahtarları ver çabuk!
Çabuk! Köprünün haritası.
- Onu bir tek ben okuyabilirim Yılan. - Önümden çekil Harold.
Ayrıca hem okuyup hem araba süremezsin. Bize ihtiyacın var!
Bana yine kazık atmayacaktın Beyin. Hadi, gidelim...
- Kesip aldılar... - Kaseti mi?
Gitti... Nerede bilmiyorum.
Ben biliyorum.
Yemin ederim biliyorum Yılan. Bizi arabaya al, oraya götüreceğim seni.
Konuşma.
Nefes al.
Hadi, hadi, zaman boşa gidiyor!
Ne oldu?
Ölmüş Harold.
- Ne? - Al bunu.
Araba mı arızalandı?
Selam Dük.
Anlaşman bitti Yılan.
Beyin'le vedalaşın.
Hadi, sür!
- Burada üç dakikan var, sonra da üç daha. - Arkamızdalar.
Üçlü üçlü geliyorlar!
Kaset nerede Brain?
- Kaset mi? Ne kaseti? - Ne? Nerede?
- Çantadaki kaset! - Ha, o kaset! Burada!
- Karşılığında Romero'ya şapkanı verdin! - Nereden bildin?
Gördün mü!
Lodine'in verdiği biyolojik hasarın
sadece milyonda birinin trityumdan kaynaklandığı bulgusu...
- Kaseti bana ver! - Daha değil.
- Yavaş... Yavaş! - Hadi Yılan!
Biraz yavaşlamamız lazım Yılan.
- Önümüzde galiba üç mayın var Yılan. - Galiba mı?
Solda kal, solda kal, solda kal. Sonra da talimatımla sağa kır.
Çok zorluyorsun Yılan.
Tamam, şimdi!
Sağa kır demiştim! Göt herif.
Sağda kal, sağda kal. Sol!
Kalın öyle, sol...
Sol diyorum!
Beyin.
Devam etmeliyiz...
Maggie...
Öldü.
Hadi.
19. İstasyon! 69. Cadde Köprüsü'nde iki araba tespit etmişler.
- Plissken mi? - Bir taksi, bir de Cadillac.
Taksi mayına çarpmış. Dört yaya var.
- 14 dakika... - Oraya hemen vinçli bir cip götür.
Cronenberg! 19. İstasyon'a gel. Köprüden geçiyorlar.
Ben Rehme, güvenlik kontrol.
Beklemedeyiz. Tekrar ediyorum. Beklemedeyiz.
Tüm helikopterler alçalsın. Duvar muhafızları, mahkumlara ateş etmeyin.
Tekrar ediyorum, mahkumlara ateş etmeyin.
Tüm araçlar beklemede kalsın.
Tekrar ediyorum, tüm araçlar beklemede kalsın.
Geri!
Çek onu!
Evet, hey, bir numara!
Sen Dük'sün!
Sen Dük'sün!
Bir numara.
Plissken, kaset.
Tamamdır.
Telsizle haber verdim sayın başkan. Durumu biliyorlar.
Yayınınızı bekliyorlar.
Evet.
Durun.
Sorun değil.
Sana teşekkür etmek istiyorum.
İstediğin bir şey varsa söylemen yeter.
Bir dakikanı istiyorum sadece.
Üç dakika efendim.
Peki.
Seni kurtardık.
Bu süreçte çok insan öldü. Bunun sana nasıl hissettirdiğini merak ediyorum.
Şey, ben...
Onlara teşekkür ederim.
Ülkemiz fedakarlıkları için onlara minnettar.
Bak, birazdan yayına çıkacağım. İki buçuk dakika mı kaldı?
Evet efendim.
Şimi beni öldürecek misin Yılan?
Şu an çok yorgunum.
Belki daha sonra.
Sana başka bir teklifim var.
Dinlenirken düşünürsün bunu.
Sana bir iş vermek istiyorum.
Seninle çok iyi bir takım olabiliriz Yılan.
Adım Plissken.
Yayındasınız sayın başkan.
İyi akşamlar.
Bu tarihi zirvede şahsen bulunmayacak olsam da
güçlü ülkelerimizin
barış içinde yaşamayı
öğrenmesi umuduyla
şunu takdim ediyorum.
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.