All language subtitles for Adim Farah (1)

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian Download
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian Download
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English Download
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî) Download
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian Download
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil) Download
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish Download
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

(Müzik)

(Anlaşılmayan konuşmalar)

Pişt, pişt!

Pişt, pişt!

(Müzik devam ediyor)

(Erkek) Hadi bayanlar, geç, geç. Hızlı, hızlı.

Geç arkaya, hadi, hadi.

Davetiye mi bekliyorsun? Yürüsene!

(Müzik)

(Müzik devam ediyor)

(Ani fren yaptı)

Çevirme var, sakın sesiniz çıkmasın!

(Gerilim müziği)

-Hayırlı sabahlar amirim. -Ehliyet, ruhsat.

(Gerilim müziği)

-Ne taşıyorsun? -Temizlik malzemesi.

Sen dur, bekle bir bakalım.

Yapma, yapma.

Yapma.

-Açma kapıyı. -Hepimizi yakalatacak bu.

Sakin. Sakin, sakin.

Sakin, sakin.

-İsmin ne? -Konuşamıyor. İsmi Sepideh.

İlk seferin mi?

İsfahanlısın?

Elma ağacı çiçeği. İsfahan'ı oradan bildim.

Sen mi işledin?

Çok güzel.

Dönersen seni tek bekleyen elma ağaçları değil.

(Müzik)

Hepimiz aynı durumdayız, inan bana.

Korkma.

(Müzik)

(Araba çalıştı)

Adım Farah.

Memnun oldum Sepideh.

(Müzik)

(Müzik devam ediyor)

(Erkek) Sen kime arkanı dönüyorsun lan?

Kime arkanı dönüyorsun? Sen benim kim olduğumu biliyor musun?

Kaan Bey, bir sakin olun. Meseleniz benimle değil.

Büyüklerimizle konuşun, ben ne söylüyorlarsa onu yapıyorum.

Yapmayacaksın! Yapmayacaksın.

-Kaan Bey. -Bırak!

Bak!

Şunu görüyor musun? Ne yazıyor?

Emin Kaan Akıncı!

Anladın mı?

Sen emanet taşıyorsan ben de bunu taşıyorum.

Bak, iyi bak! Baba adında ne yazıyor?

Ali Galip Akıncı! Ona göre davranacaksın!

(Erkek) Kaan Bey!

(Gerilim müziği)

(Erkek) Kaan Bey.

Ne oluyor?

Sabah ezanı okunmadan derdin ne?

Tahir, ben bu devşirmeyi (***)!

Hadi oğlum, sen çık.

Bir derdin varsa gelip önce bana söyleyeceksin.

Söyle şimdi.

Senden mi cesaret alıyor? Nedir çapı?

Yeni mekânın işletmesinde duracakmış.

Madem sahibi sensin, söyle adamına...

...öyle bir dünya yok. Babamla konuştum, orası benim hakkım!

Senin sınav mevsimin değil mi?

Bitti mi okul?

Hem babanın seninle ilgili tasarrufu mekâncılık yapman mı?

Değil!

Otur dersine çalış, mezun ol, adam ol.

Konu kapandı.

Hadi çıkalım, çalışanlar var.

Kim karar veriyor?

Benim ne yapıp ne yapamayacağıma kim karar ver...

Ben!

Ben veriyorum!

Her şeye ben karar veriyorum, tamam mı?

Şöyle yapalım, baban iki gün sonra dönecek ya, babana söylersin.

Tahir böyle diyor dersin.

(Gerilim müziği)

Nüfus cüzdanımda Akıncı yazmıyor diye sakın bir yanlışa düşme.

Var mı şimdi söyleyeceğin bir şey?

Güzel.

Haydar, Kaan Bey'i evine götürelim hadi.

-Hadi paşam. Sabah ezanı okunacak. -Bırak lan!

Paşam!

Siz kimsiniz?

Kimsiniz, cevap versenize!

Temizlik.

(Haydar) Paşam...

Alın bunları temizleyin.

Hadi paşam, hadi.

-(Haydar) Gel, hadi gel. -Bırak!

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Gerilim müziği devam ediyor)

Al.

Elinize batmasın.

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Müzik) (Martı sesleri)

(Mezdeke müziği)

(Mezdeke müziği devam ediyor)

(Mezdeke müziği devam ediyor)

Kardeş, tertemiz pasta var burada. Hiç ellenmemiş. Sen de alır mısın?

Sağ ol.

Abla, sen gece çalışıyor musun?

Yazmamışlar bana.

Sepideh'e yazmışlar da yine aynı adamların yeriymiş. Çekiniyor.

Hani sen de demiştin ya istemediğiniz yer olursa diye.

Giderim.

Tamamdır.

-Pasta var mı? -(Kadın) Var, sana da verelim.

(Müzik)

(Müzik devam ediyor)

(Müzik devam ediyor)

(Müzik devam ediyor)

-Ablam, günaydın. -Günaydın.

-Ateşi yok, değil mi? -Yeni ölçtüm. 36,8 hiçbir sıkıntı yok.

Şükür.

Meşhur Kara Balık kitabından okuttu ama pek memnun kalmadı benden.

Nine balık taklidini annesi daha iyi yapıyormuş.

Onun yerine sevdiği şarkılardan söyledim ben de.

Gönül, nine balık çok önemli.

Gerçekten mi?

Evet, şarkını dinlemez nine balık taklidi yapmazsan.

Abla, nasıl yapıyorsun, o zaman bana da öğret de ben de yapmaya çalışayım.

Abla ya!

Anne oğul beni kandırıyorsunuz değil mi siz?

Pek tatlısın da ondan.

Bir de yarın hastaneye gideceğimizi biliyor.

Takvim gibi bir şey yapmış, işaretlemiş günleri. Aşkım benim!

Hadi abla, inşallah iyi haberler.

İnşallah.

-Gece yine çalışmam lazım benim. -Kimseyi çağırma, ben gelirim.

Hadi koş sen oğluna. Var mı başka bana diyeceğin bir şey?

İyi ki varsın.

Bak şimdi ağlarım sabahın köründe üzerine görürsün.

Gönül, nine balık çok önemli.

Abla ya!

-Gidiyorum ben. -Tamam.

(Müzik)

(Müzik devam ediyor)

(Çocuk sesleri)

Aşkım.

-Anneciğim! -Oğlum.

-Oğlum, çok özledim ben seni. -Ben de seni.

Ne yapıyorsun? Dışarı bakıyorsun.

Ne yapıyorlar Kerim?

Top oynuyorlar.

Oynasınlar, bana ne ki!

Kerim, neden böyle yapıyorsun?

Sen de onlarla oynayabilirsin oğlum.

Bir takım gol attığında sen skoru tabelaya yazarsın...

...sonra onlara gösterirsin.

Hem benim oğlumun sayılarla arası çok iyi.

İstemem. Hep kavga ediyorlar zaten.

Olsun.

-Kerim... -Ne?

Acaba sen...

...Gönül ablanı kandırmış olabilir misin?

Sen yaramaz bir çocuksun Kerim. Sen çok yaramazsın Kerim.

Bir de takvim yapmışsın. Ne yazıyor takvimde?

Bu sen, bu ben, bu da Gönül.

Yarın hastaneye gideceğiz ya, onu çizdim.

Evet, hastaneye gideceğiz. Peki...

...hastaneden sonra nereye gideceğiz, hiç düşündün mü?

Halı sahaya gidelim anne ne olur.

Halı saha? Kerim...

Gönül'ün babasının halı sahası var ya.

Tamam, bir sorarız, eğer müsaitlerse...

Gönül sormuş zaten, gelsin demiş babası.

Ne olur gidelim...

Kerim, gel, gel aşkım.

Otur, otur. Nefes al. Nefes al.

Kerim...

Al nefes. Nefes al anneciğim.

-Bir şeyim yok. -Tamam. Biliyorum, bir şeyin yok.

Nefes al. Ver.

Al bakalım bir daha.

Ver.

Gördün mü, yok bir şeyim.

Evet, gördüm, yok bir şey. Benim... Hiçbir şeyin yok.

Demek Gönül ablanla dalga geçtin. Nasıl yapıyordun?

(Müzik)

Aa!

Alp!

Alp!

Alp!

İnanmıyorum.

Ne işin var burada? Bize mi geliyordun yoksa?

Yok, bir işim vardı da buradan geçiyordum.

Hadi gel birlikte yürüyelim o zaman.

Ankara'da diyordu abim. İşi çok yoğun, bir şeyler diyordu.

Der der, der tabii.

O yolladı beni oraya zaten.

Mahvetti beni.

Nasıl mahvetmekse bu. Üst baş yıkılıyor.

Normal takım elbise işte.

Bak bak, zoraki konuşuyor gibi tavırlar falan.

-Manita durumları falan mı var yoksa? -Bana diyorsun da sen de...

...pek değişmişsin.

Hatta büyümüşsün. Çok da güzel olmuşsun.

Yok artık.

Gönül, benim biraz acelem var da...

...sonrasında da Ankara yolcusuyum.

Seni gördüğüme çok sevindim.

Görüşürüz.

Olmadı böyle hiç. Bir çay falan içseydik, seni bir daha göremeyeceğim.

Sonsuza kadar gitmiyorum ya, görüşürüz illaki.

(Müzik)

(Müzik devam ediyor)

Kimse var mı? Temizlik!

(Müzik devam ediyor)

(Müzik devam ediyor)

(Telefon çalıyor)

Alo?

Paşam uyumadan önce bir annesinin sesini duymak istiyor.

Biraz merak ettik de seni.

-Sesi dışarı ver, kulağına dayama. -Tamam.

(Kerimşah ses) Anne.

Sabah doktora gideceğiz ya, hemen gel, yanıma yat. Olur mu?

Sen gözlerini açtığında ben senin yanında yatıyor olacağım.

-Anlaştık? -Tamam.

Çok yorulma ama tamam mı?

Bir de sana fotoğraf yollayacak Gönül. Sen de bize yolla hemen.

Tamam. Bekliyorum.

(Mesaj geldi)

(Gerilim müziği)

(***) bak!

Nerelerde dolaşıyor!

Gece kuşu.

-Kaan Bey, ben de geleyim. -Sen burada kal.

(Gerilim müziği)

Tahir abi, rahatsız ediyorum.

Kaan Bey normalinin dışına çıkarsa bilgim olsun demiştin.

(Alp) Abi?

Abi!

Buradayım.

Abi.

-Neredesin? -Buradayım aşkım.

(Kaan güldü)

Sürpriz.

-Kaan Bey? -Kaan Bey!

-Kimi bekliyordun Alp? -Beni mi takip ettiniz?

Niye benim mekânımdasın?

-Tahir abi kontrol etmemi istedi. -Tahir abin kontrol etmeni istedi.

Burası açıldığı an kafayı sokacaksınız, değil mi?

Ben de dünkü çocuk gibi oturup sizi seyredeceğim.

Sonra yediğimiz, içtiğimiz bedava diye kendimizi avutacağız.

Öyle mi?

Estağfurullah.

Lan oğlum, bırak bu mahcup emir kulu ayaklarını.

Yakışmıyor sana.

Al şu telefonu. Ara Tahir abini. De ki...

...ben bana verdiğiniz görevi yerine getiremiyorum.

Orası Ali Galip Bey'in öz oğlunun hakkı de.

Girme baba oğul arasına.

Size defaten söyledim. Benim mekân işletmek gibi bir hevesim yok.

Lan o zaman ara, Tahir'e de aynısını söyle!

-İyi. -Hişt!

Ya sen konuşursun ya da ben senin (***) açar...

...oradan seni ben konuştururum. Ne dersin?

-Kaldır şunu konuşalım. -Yok.

-Böyle konuşacağız. -İndir silahı, konuşalım.

Lan bugün böyle konuşacağız işte!

Nereye gidiyorsun lan?

Ne yapıyorsun?

(Bağırıyorlar)

(Gerilim müziği)

(Kaan) Sen kimsin lan!

Kapımıza bağladığımız (***) oğlum sen!

Soframızdan artan kemikle beslenen herif meğer harbiden çakallığa soyunmuş.

Oğlum, sen ne anlatacaksın? Ben senin o afranı tafranı...

...suratına monte etmekten vazgeçeceğim lan!

-Konuş lan, söyle! -İndir silahı, kaza çıkacak.

Söyle! (İki el silah sesi)

(Gerilim müziği)

Yanlışlıkla patladı.

(Kaan) Ben isteyerek yapmadım.

Tahir, ben...

Ben tetiğe bile dokunmadım.

Yalnız mısın?

(Haydar) Abi, adam ölüyor.

(Gerilim müziği)

(Alp) Ah!

Yardım abi...

-Bir hastane önüne falan atsak? -Haydar, ne hastanesi, ne diyorsun sen?

Tahir, bizim doktoru ara.

-Bizim doktoru ara Tahir... -Sessiz!

(Haydar) Abi...

Tamam, tamam.

Öldü mü?

Ölemez.

Üzerime ölemez Tahir. Ben biterim, ben yanarım.

Bu tohumu bozuk yüzünden ben yanacağım...

Cenazenin başındasın, saygılı ol!

Fatiha'nı oku.

Artık gerisinin hesabı ahirete.

Allah taksiratını affetsin.

(Mesaj geldi)

(Gerilim müziği)

(Şarjörü çekti)

(Mesaj geldi)

(Gerilim müziği devam ediyor)

Kalk!

(Haydar) Yürü!

(Gerilim müziği)

Ben bir şey görmedim.

Her şeyi gördü kesin, kesin her şeyi gördü.

Hiç kimseye bir şey söylemem.

Görmüş işte, her şeyi görmüş işte!

Kimsin?

Temizlikçiyim.

-Yalvarırım bırakın gideyim, lütfen. -Nereye gidiyorsun ya?

Nasıl gidiyor Tahir, bir şey söylesene! Yapmayacak mısın bir şey?

Kaan Bey haklı abi. Kadın her şeyi gördü, şahit oldu.

Bakın yalvarırım, hiç kimseyim ben. Lütfen izin verin gideyim, lütfen.

Ne yapacağız Tahir?

(Gerilim müziği)

Yemin ederim, benden zarar gelmez. Ben polise gidemem.

Benim kimliğim bile yok. Ben göçmenim, ben kaçak çalışıyorum. Yalvarırım.

Lütfen, biraz vicdanınız varsa bırakın gideyim, lütfen.

(Gerilim müziği)

Temizleyeyim...

...temizleyeyim, burayı ben temizleyeyim. Burayı tertemiz yaparım.

Lütfen. Her yeri temizlerim.

Bakın, biri burada büyük bir olay yaşandığını bile anlamaz.

Temizleyeyim ben burayı.

Ne diyor ya bu?

Bakın, kan zemine geçerse eğer...

...bu leke çıkmaz. Bir an önce silinmesi lazım, lütfen.

(Haydar) Çamaşır suyuyla, sıcak suyla hallederiz.

Hayır, sıcak olmaz, soğuk suyla silinmesi lazım.

Sodyum peroksitle silinmesi lazım. Yoksa bu leke çıkmaz.

Bir an önce silmemiz lazım.

Sonra nemli sabunlu bezle üstünden tekrar silinmesi gerekiyor.

-Lütfen, yalvarırım. -Bayan işi biliyor.

-Yalvarırım bırakın. -Haydar, evine götür...

...üstünü başını hallet, geri gel.

-Hayır, kadın beni gördü, beni gördü! -Evine.

Evine git.

-Gerisi bizde. -Hadi paşam, hadi.

(Gerilim müziği)

Bana ne olacak?

(Gerilim müziği)

Telefonunu ver.

(Gerilim müziği)

Temizle.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Gerilim müziği devam ediyor)

İş bitti, gidebilir miyim?

Geç. Benimle geliyorsun.

Geç.

Nereye götürüyorsun beni?

Ne yapacaksın bana?

Arabaya geç.

(Araba çalıştı)

Ne olacak bana?

Bak, ben her yeri tertemiz yaptım. Ben de suça ortak oldum artık.

Lütfen bırak beni.

Bak, benim altı yaşında bir oğlum var ve çok hasta.

Eğer bana bir şey olursa o yaşayamaz.

Yalvarıyorum, yalvarıyorum bırak beni.

Bir şey söyle.

Öldüreceksen de öldüreceğim de, ne olursun!

Eğer öleceksem ver telefonu, oğlumu arayayım.

Son kez sesini duyayım, yalvarıyorum.

Nerede yaşıyorsun?

Niye?

Evin nerede?

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Sessizlik)

(Kapı vuruldu) (Gerilim müziği)

-Git buradan! -(Gönül) Abla, benim.

-Gönül? -Evet, Gönül, aç.

(Derin nefes verdi)

Abla, kim gelecek bu saatte? Kerim'i kontrol edeyim diye indim.

Ne oldu sana? Şu hâline bak. Üstün başın da batmış abla. Aç bir...

Minibüsten inerken biri peşimden geldi, kaçarken düştüm.

Eve kadar peşimden geliyor sandım.

Allah belasını versin onun!

Abla, bir şeyin var mı senin? Doğruyu söyle bana.

Gönül, tamam, yok bir şey.

Abla, aç sen şu kapıyı, ben bakayım sana.

Kıyamam ya. Kerim'in de içine doğmuş, görüyor musun?

Gönül, ben yıkanıp yatacağım, sen çık yukarı.

-Sabah erken çıkacağız, hadi görüşürüz. -Abla...

(Müzik)

(Kaan dış ses) Konuş lan, söyle! (Silah sesi)

(Müzik)

(Müzik devam ediyor)

-Geldin mi? -Evet. Sen uyanma, uyu.

-Yorgun musun? -Yorgun değilim.

-Üzgün müsün? -Hayır. Niye öyle sordun?

Kalbin çok hızlı atıyor da ondan.

Sıcak suyla yıkandım, ondandır.

Hemen yarın olsun o zaman. Doktora gidelim.

Hemen yarın olsun, bugünden güzel olsun.

(Müzik)

(Gerilim müziği)

(Kuşlar ötüyor) (Müzik)

(Müzik devam ediyor)

-(Erkek) Ne kadardır orada başkomiserim? -(Erkek 2) Bir saat oldu neredeyse.

Git konuş amirinle, işimiz gücümüz var.

(Müzik)

(Polis telsiz sesleri)

(Duygusal müzik)

Başın sağ olsun abi.

Gömleği de ben almıştım ona.

Mezuniyet hediyesi.

Baktım giymiyor, dedim oğlum beğenmiyorsan giyme.

Olur mu abi, özel günler için saklıyorum, dedi.

Özel gün.

Abi, acımız büyük.

Ama cinayet büro, olay yeri tekmili bekliyor.

Müsaade edersen işlerini yapsınlar.

Nasıl bu hâle geldi bu çocuk, onu araştıracaklar zaten.

Benim yüzümden.

(Duygusal müzik)

Niye öyle dedin, bilmiyorum...

...ama benim bildiğim rahmetli en son Ankara'daydı.

Değildi, hep buradaydı.

Gizli görevdeydi, bana bağlı çalışıyordu.

(Müzik)

(Kapı vuruldu)

(Kapı vuruldu)

-Anne? -Hişt, sessiz ol.

Sen yat, ben hemen geleceğim.

(Kapı vuruldu) (Kapı zili çalıyor)

(Gerilim müziği)

(Gönül) Abla?

(Derin nefes verdi) (Gönül) Allah Allah! Abla, içeride misin?

-Abla, neredesin ya? Ödüm patladı! -Uyuyakalmışım.

Hastaneye gideceğiz ya.

-Saat kaç? -Sekize geliyor.

Dün gece de öyle benimle kapı aralığından konuştun.

-Tam ne oldu, sen bana anlatsan. -Gönül, anlattım her şeyi.

Sen Kerim'i hazırlarsın, ben elimi yüzümü yıkayayım...

...toparlayayım kendimi.

(Farah) Kerim'e bak sen.

(Müzik)

(Müzik devam ediyor)

(Müzik devam ediyor)

(Müzik)

(Müzik devam ediyor)

Hastaneden sonra halı sahaya gidiyoruz Gönül.

-Öyle mi, gidiyor muyuz acaba? -Evet, gidiyoruz.

Değil mi anne?

Değil mi?

-Abla? -Taksi.

Bir an önce binelim taksiye, hastaneye geç kalmayalım.

(Müzik)

(Farah) Hastaneye gideceğiz.

(Müzik)

(Kuşlar ötüyor) (Polis telsiz sesleri)

-(Erkek 2) Başın sağ olsun başkomiserim. -Eyvallah.

Cümlemizin. Başınız sağ olsun.

Cinayet burada işlenmemiş tabii.

O aşikâr.

Sonradan böyle çöp poşeti gibi atmışlar oğlanı buraya.

Olay yeri inceleme işine başlasın hemen. Ölüm sebebi, ölüm saati belli olsun.

Ben telefonunu bulamadım yanında onun...

...çevre taraması yapıldığında bulunmazsa...

...HTS kayıtlarına bakın. En son sinyali nereden attı bu adam?

-Başkomiserim, başkomiserim. -Efendim?

Sizin burada olmanıza nezaketen izin verdik.

Vaka cinayet büronun.

Gereği neyse biz yaparız.

(Müzik)

Vaka mı diyorsun buna?

(Müzik)

Oradaki oğlan da benim...

Adı da Alperen Hemşin.

Benim canım ciğerim.

Ne olacak şimdi?

Abi, gidelim biz.

Vaka diyorsun! Kısmet be.

Kısmet...

...böyle işler.

(Müzik)

Tahir Lekesiz. Bul bana bunun yolunu izini.

Abi, cinayet büroyu ezip geçersek...

Bizim oğlan son zamanlarda bu Tahir'le beraberdi.

Cinayet büro benim problemim...

...sen, ben sana ne söylüyorsam onu yap.

-Bul bana Lekesiz'i. -Emir anlaşıldı.

(Gerilim müziği)

Abla, siz geçin şöyle, ben hocaya görüneyim, aldıracağım sizi.

Gel Kerimşah, gel. Gel.

-Gel, oturalım Kerim... -Anne...

...şurada arabamla oynayabilir miyim?

Tamam, oyna.

(Hastane ortam sesi)

-Sen niye böyle giyindin? -Hastalığım için.

Mikrop kapmamam lazım.

(Müzik)

Hastalığım bulaşıcı değil ki!

(Farah) Kerim...

...oynamıyorsun arabanla. -Anneleri çocuklarını götürdü.

Benden korktular.

Hayır, korkmadılar.

Anlamadılar sadece.

Kerim, insanlar...

...bir şeyleri anlamayınca o şeylerden korkarlar.

Anlamadıkları için. Üzülme hiç.

Üzülmedim ki.

Beraber oynayalım biz.

Abla!

-Hadi hoca bekliyor, girelim içeri. -Hadi gel Kerim.

(Müzik)

(Müzik devam ediyor)

(Müzik devam ediyor)

Gayet iyi, kan değerleri de şahane.

-Çok şükür. -(Doktor) Sayende.

Sen bu kadar uğraşmasaydın bu yaşa gelmesi bile imkânsızdı.

(Doktor) Ama Farah biliyorsun...

...bugüne kadar Kerimşah'ın kaydı olmadan bu işi hallettik.

Ama sen vatandaş olamadığına göre...

...Kerimşah'ı kayıt altına alabileceğimiz bir yakını var mı?

Babası mesela.

Yok, babası olmaz.

Doktor Bey, ben biliyorum ki siz...

...bu zamana kadar çok zor durumda kaldınız.

Hocam, bir problem mi var?

Durum şu; bir süredir yurt dışından ilik nakli için...

...veri tabanlarını inceliyorduk.

(Doktor) Uygun bir donör bulmuş olabiliriz.

Sa-sahi mi?

İnanmıyorum! Abla, olacak bu iş.

Gönül, dur, dur.

Bir sakin olalım, hemen umutlanmayalım.

Anlayalım iyice. Ee...

...şimdi bu, bu donör Kerim'le uyuşuyor yani?

-Siz bunu mu demek istediniz? -Tabii öncesinde pek çok...

...prosedürü geçmesi gerekiyor ama uygun görünüyor.

Oğlum iyileşecek.

Evet abla, iyileşecek, Kerimşah iyileşecek.

(Doktor) Sevinmek için biraz erken. Önce resmî başvuru yapmamız gerekir.

Ama bunun için işin hem yasal tarafını hem maddi tarafını halletmek lazım.

Tamam, ben, ben çözeceğim her şeyi.

Siz, siz bütün işlemleri yapın. Ben çaresine bakacağım.

Gönül...

...Kerim'e daha bir şey söylemeyelim, tamam mı?

Tamam abla.

-Anne. -Kerim.

O iğneyi batırırlarken hiç ağlamadım bu sefer.

-Hep uslu durdum. -Aferin.

Aferin oğlum.

(Müzik)

Abla, biliyorum, bu iş biraz masraflı olacak.

Ama benim köşede biraz birikmişim var. İstiyorsan...

Olmaz Gönül. Sen yapman gerekeni fazlasıyla yaptın.

Burada muayene olmamız bile senin kovulmana sebep.

Hayır ya, kimse atamaz beni. Ben burada kaç tane hocanın...

...eli koluyum abla, senin haberin var mı?

Ayrıca ben olmasam bunlar evinin yolunu bulamaz.

Hadi, buradan ayrılıyoruz. Vedalaşma vakti.

Abla, bu konu burada kapandı sanma.

Alo? Dünyadan astronota.

Acaba Gönül ablası bu yakışıklıya eve gelirken neler alsa?

Ama sen bizimle gelmiyor musun Gönül?

Ama ben sizinle gelirsem bu koskoca hastaneyi kim idare edecek?

Bu koca hastaneyi sen idare etmiyorsun ki bir kere.

-Yalancı. -Akıllı bıdık seni.

Akşamın cezasını gıdıklanarak çekeceksin, duydun mu? Hadi.

Baybay.

Hadi bakalım, gidiyoruz. Gel buraya, Gönül'ün yakışıklısı.

(Hastane ortam sesi)

(Gerilim müziği)

Gel Kerim!

-Anne, neden acele ediyoruz? -Taksiye bineceğiz dedim ya oğlum.

(Kerimşah) Anne, ne oldu?

Gel kucağıma.

(Gerilim müziği)

-(Kerimşah) Anne, ben yürüyebilirim. -Tamam.

-(Kerimşah) Anne, nereye gidiyoruz? -Kerim.

-(Kerimşah) Anne! -Taksi!

Dur!

Dur, dur! Gel!

Gel!

Atla!

Gazla!

(Gerilim müziği)

Alo? Abi, kadın hastaneden çıktı.

Neden arkaya bakıyorsun?

-Yok bir şey. -Ama eve geldik.

(Farah) Burada inebiliriz.

Buyurun.

Gel oğlum.

Halı sahaya gidecektik!

Bir an evvel eve gelmemiz gerekti.

Ne zaman gideceğiz ki bir daha?

-Hastaneye gitmeden çıkamam dışarı! -Sonra dedim Kerimşah!

(Müzik)

Oynayanları uzaktan izleyecektim.

-Belki tabelayı yazardım. -Hayır Kerim.

Kerim, ağlama.

Ağlama bak, ben böyle mahvolurum.

Yalancı!

Söz, gideceğiz, söz.

En yakın zamanda gideceğiz, söz.

Hatta ne istiyorsan alacağız. Nereye gitmek istersen oraya gideceğiz.

Çıkmayacağım dışarı!

Kerim...

...biz seninle anne oğul nasıl seviniriz?

Ne deriz birbirimize?

Söylemek istemiyorum!

Lütfen.

Kerim, hadi söyle, lütfen.

Top oynayacağım, kedileri seveceğim, çiçek toplayacağım, bisiklete bineceğim.

Ama hep diyorum, olmuyor işte!

Kerim, olacak.

Bir gün olacak.

Ama ne olur bana bugün yardım et, lütfen.

Bana yardım et, lütfen.

Yarın mı gideriz mesela?

En kısa zamanda gideceğiz, sana söz.

Hem ben bu zamana kadar sana söylediğim neyi yerine getirmedim Kerim?

Ama böyle ağlarsan ben kahrolurum.

İyi.

Aferin sana, aferin.

Benim akıllı oğlum.

Hadi git odana, üstünü çıkar. Ben hemen yanına geliyorum.

Hadi.

(Müzik)

(Kerimşah) Anne! Odada biri var!

-Kerim! -(Kerimşah) Anne! Odada biri var!

(Gerilim müziği)

Bu abi kim?

Kerim.

-Adın ne senin? -Kerimşah.

Kerim!

Ne güzel isim.

Sen kimsin?

Annenin iş yerinden bir arkadaşıyım.

Değil mi Farah?

Futbol seviyor musun?

Seni halı sahaya götürecekmiş, götürmemiş.

-Sonra gideceğiz. -Kerim!

Annesi, neden götürmedin?

Dışarıda konuşalım mı? Çocuk bugün çok yoruldu.

Eve nasıl girdin?

Annem sana anahtarı mı verdi?

(Gerilim müziği)

Sen niye böyle giyiniyorsun?

Hastalığım için.

Kerim!

Bir de buraya ayakkabılarınla giremezsin.

(Gerilim müziği)

Çık dışarı.

Lütfen.

O zaman biz seni daha fazla sıkıntıya sokmayalım delikanlı.

Annenle dışarıda konuşalım.

Sen de odanda dur.

Memnun oldum Kerimşah.

Sakın üstünü çıkarma, beni bekle, tamam mı?

(Oyuncaktan müzik çalıyor)

(Farah) Lütfen.

Lütfen.

Oğluma dokunma!

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

Ne oldu?

Seni bulamam mı sandın?

Olayın olduğu gece başkasının yerine gelmişsin.

Telefonuna numara kaydetmemişsin.

(Gerilim müziği)

Ne oluyor?

Ezberde mi numaralar?

Sana söyledim, ben hiç kimseyim, kimliğim bile yok. Polise bile...

Neden kaçtın?

Net söyle, neden kaçtın?

Korktum.

Korktum, kaçtım işte.

Ya?

İnsan bir şekilde kaderine yakalanıyor, değil mi?

Görmüyorsun hâlimizi.

Ben sana, bana bir şey yapma diye senin ayaklarına kapanıp yalvarmayacağım.

Ama oğlum için yalvarırım.

Ona dokunma.

Bana ne istiyorsan yap ama oğluma dokunma, yalvarırım.

Bir şey söyle.

Oğlunu tehlikeye sen attın.

Tamam mı?

Çık git bu evden!

Çık git yoksa vururum seni! Çık git!

Çık git buradan, yoksa vururum!

-Ver şunu. -Yaparım!

Öyle mi?

Yap.

Yap.

Yap.

Yap.

Yap!

(Gerilim müziği)

Yalvarırım, yalvarırım.

O çok masum.

Çok küçük.

Ben oğlumu yatırayım...

...sonra sen bana ne istiyorsan onu yap, nereye götürmek istiyorsan oraya götür.

Azıcık vicdanın varsa çocuğumun gözü önünde bana bir şey yapma.

Bir de onu yaşatma oğluma, yalvarırım sana.

Oğlanın hastalığı ne?

Neden bu hâlde?

Niye?

Bir daha top oynayabilecek mi merak ettim.

Oynasın diye elimden geleni yapıyorum.

Çok hasta.

Doğuştan.

Bağışıklık sistemi çalışmıyor. Eğer mikrop kaparsak...

Farah!

Farah, bana bak.

Nerede yaşadığını biliyorum.

Oğlunu biliyorum.

Seni biliyorum.

Bir kere olay gecesini hafızandan bir sil, çıkar.

Eğer başkasına anlatacak olursan...

...bir daha böyle merhametli olmam.

O zaman kendini de oğlunu da koruyamazsın.

Bu da benim sana son sözüm olsun.

Tamam mı?

Al.

Ağlıyorsun.

Ağlamıyorum.

Ağlıyorsun.

Ağlamalısın da.

(Hüzünlü müzik)

(Farah) Annem.

Abi gitti mi?

Evet, gitti.

Ne oldu, neden ağlıyorsun?

Hayır, ağlamıyorum.

Sana üzecek bir şey mi sordu?

Hayır Kerim.

Bana neden üzecek bir şey sorsun?

Yok bir şey.

(Hüzünlü müzik)

(Gerilim müziği)

-Başımız sağ olsun amirim. -Eyvallah.

Başımız sağ olsun amirim.

-Sağ ol. -Başımız sağ olsun amirim.

Başımız sağ olsun amirim.

Başımız sağ olsun amirim.

Sağ ol Coşkun, sağ olasın.

Başımız sağ olsun amirim.

Sağ ol.

Başımız sağ olsun amirim. Hamza Müdür'üm odada, sizi bekliyor.

(Kapı vuruldu)

Gel başkomiserim, gel.

Başımız sağ olsun.

Senin burada ne işin var baba?

Bir gelip de teşkilata başın sağ olsun demek istedim.

Hım.

Bir şey mi söyleyeceksiniz?

Şimdi başkomiserim, sen bizim kıymetlimizsin.

Her şeyden önce Orhan Amir'in bize emanetisin.

Estağfurullah.

(Hamza) Şehit kardeşimiz mahallenizin çocuğu, senin de yakının.

Ama emin ol cinayet büro olayın üzerinde çalışıyor.

Yani uzaktan bile karışma mı diyorsunuz, ne diyorsunuz, anlamadım.

Bak, hadise çok sıcak.

Hislerinle davranıp da bir yanlış yapma demek istiyor Hamza Müdür'üm.

Bunu söylemek için de seni mi çağırtmış buraya?

30 senedir aynı klima var, başım ağrımaya başladı.

Müdür, müsaade edersen...

...baba oğul dışarıda biraz konuşalım, gel.

(Orhan) Öyle masa başı falan istemem demiş.

Gizli göreve kendi gönüllü olmuş.

Şimdi bu durumda böyle vicdan azabı çekmek doğru değil.

Onun bir adı var, niye söylemiyorsun onu?

Alp.

Ne bileyim.

Bizim zamanımızda...

...şehitlerin adını öyle kolay kolay ağzımıza alamıyorduk.

İsmiyle müsemma huzur içinde uyusun.

Çok fırlama çocuktu. Bazen bunu böyle sıkıştırırdım küfür kıyamet.

Gülerdi bu. Ben derdim "Oğlum niye gülüyorsun?"

Derdi ki abi mizacım böyle.

Bak, kaybettiklerimizi böyle güzel şeylerle anmak lazım.

Mizacım böyle.

Ormana atmışlar çocuğu.

Kanı çekilmiş, bembeyaz.

Gülüşü aynı gülüş.

Sıhhatli düşünene kadar biraz uzak dur.

(Orhan) Devletimiz büyük.

Bırak teşkilat gerekeni yapsın.

-Orhan baba, hayırlı günler. -Sana da evlat.

Abi, şahsın aracı Şehitler Köprüsü gişesinde tespit edildi.

Görüşürüz.

(Orhan) Akşam eve gel.

Kız kardeşine durumu anlatmak sana yakışır.

(Gerilim müziği)

(Telefon çalıyor)

(Telefon çalıyor)

(Telefon ısrarla çalıyor)

(Erkek ses) Nasıl oldu bu? Bana anlatılanla aynı mı, kaza mı?

Doğrudur. Tartışırlarken silah yanlışlıkla patlamış.

Oğlanı evde tutuyoruz.

(Erkek ses) Teferruatını sonra konuşacağız.

-Annesinin haberi olmasın. -Anlaşıldı.

(Erkek ses) Kaygılanmamız gereken bir şey bıraktık mı arkamızda Tahir?

Bırakmadık.

(Erkek ses) Hadiseye şahit olan temizlikçi?

Kadın konuşmayacak.

(Erkek ses) Konuşmayacak mı, konuşamayacak mı?

Konuşmayacak.

(Erkek ses) İstanbul’a şimdi, şu saat dönmem gerekiyor mu?

-Ağa, gerek yok. -(Erkek ses) İki gün sonra görüşürüz.

(Gerilim müziği)

(Siren çalıyor)

(Gerilim müziği)

Camı aç lan!

Camı aç, camı!

Hayırlı günler Memur Bey.

Tanıyor musun lan bunu?

Kim bu, kim?

Kim bu?

Yakışıklı çocuk.

Alperen Hemşin. İyi bak buna, iyi tanı.

Devlet memuru infaz ettiniz oğlum.

Devlet memuru infaz ettiniz.

Kendisini bayağıdır görmüyorum.

Yapma ya!

Bence sen çocuğun son yattığı yeri çok iyi biliyorsun.

Belki de canına sen kıydın bu oğlanın.

-Ne malum! -Belki de derken?

Organize artık belkiyle mi adam alıyor?

Beni resmî bir şeyle suçlayacaksın suçla, olur mu?

-Yapma ya! -Hı hı.

Ver lan silahını.

Silahını ver!

Ver ulan!

Al.

-Ruhsatlı, biliyorsun. -İn aşağı.

İn aşağı!

Geç.

Yavaş, yavaş!

Yavaş!

-Oo! -Makul şüpheden gözaltındasın.

Ters kelepçe falan ha!

Sen beni bayağı suçlu bellemişsin.

Yanlış derede abdest aldınız oğlum.

Çarpılacaksınız.

-Yürü. -Mukadderat.

Yürü!

(Gerilim müziği)

Aşağıdaki yârenin bir işler çeviriyor.

Sana da merhaba anne.

Karanlık tipli bir adam çıktı apartmandan.

Ne ilgisi var Farah'la?

Belki başka daireye gelmiştir.

Kime gelecek böyle Azrail kılıklı bir adam?

Bana bak, dostu falan olmasın?

Anne, bir elimi yüzümü yıkayım, ondan sonra sorguya çek, olur mu?

Bak, zaten kadının çocuğa hasta, hastaneye götürdük bugün beraber.

Aferin kızım, aferin.

Aferin. Sen böyle devam et.

Kullandırt kendini. Oh, hastanelere taşı.

Sen bana gözlerini mi belertiyorsun?

Yok anne, seninle bir ilgisi yok.

Elin İranlı hizmetçisi benden daha kıymetli.

Hep de aynı terane.

Yok efendim, çocuk hastaymış, yok bilmem, zor durumdaymış.

Buldu senin gibi saf birini, akıllı kız tabii...

...sonuna kadar sömürüyor.

Bu gidişle sen işinden gücünden de olursun.

Ne zararı var sana? Ayrıca çok da iyi bir insan Farah.

Ne biliyorsun hakkında, anlat bakayım bana, ne biliyorsun?

Mesela niye kaçmış bu kadın ülkesinden anlat!

Dinliyorum seni, anlat hadi.

-Kötü şeyler... -Kız belki adam öldürdü!

Belki hırsızlık yaptı, ne belli!

-Öyle biri değil. -Bana bak!

En ufak bir hatasında kapının önüne koyarım onu, haberin olsun.

Babana da güvenme hiç.

Ezik.

Git hadi! Gözümün önünden çekil!

Elini yüzünü yıka, belki kendine gelirsin!

Hayırdır Memur Bey?

Sohbet mi edeceğiz burada?

Gerçi sen de haklısın.

Bizi kaç defa emniyete getirdiysen hep başımız dik çıktık.

Çok güveniyorsun değil mi yaslandığın dağlara?

Ama bir kar yağmaya başlarsa yamaçlara, önce senin başına çığ düşer.

Türkü mü bu?

Bak oğlum, bana düzgün cevap ver.

Soru ne?

Arşiv odasında sorgu mu olur?

İddianame nerede, savcı nerede, hani benim avukat?

Sana özel tarife yapıyorum.

Bu şahsi bir mesele.

Alp benim canım ciğerimdi.

Allah rahmet eylesin.

Bize de sevdirdi kendisini.

Ulan bana bak, şuracıkta ezerim seni, anladın mı?

Çocuğun kimliği deşifre oldu, infazına karar verdiniz, değil mi?

Şimdi burada ötersin...

...sonra bana çok yalvarırsın, ben seni dinlemem, anladın mı?

Bitti mi?

Kafanda çok güzel kurmuşsun. Ama benim olayla bir ilgim yok.

Lan dua et Alp'in kanı eline bulaşmamış olsun.

Yoksa senin cenazeni yıkatmam bile.

Seni hak ettiğin yere gönderirim.

İsimsizler mezarlığına.

Anladın mı?

(Kapı açıldı)

Abi.

İlyas, bunu aşağı indir.

İfade için savcıya haber vereyim mi?

Yok, verme.

Biraz demlensin aşağıda.

Bir de cinayet büronun haberi olmasın.

Anlaşıldı.

Bak ne diyeceğim, şu köşedeki fırın hâlâ açıksa iki tane kıymalı söylesene.

Canımız çekti.

Yürü.

(Köpek havlıyor)

(Köpek havlıyor)

(Gerilim müziği)

(Geçiş sesleri)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Tahir dış ses) Eğer başkasına anlatacak olursan...

...kendini de oğlunu da koruyamazsın.

(Tahir dış ses) Bu da benim sana son sözüm olsun.

(Gerilim müziği)

(Duygusal müzik)

(Duygusal müzik devam ediyor)

(Duygusal müzik devam ediyor)

(Farah dış ses) Benden bir zarar gelmez, yemin ederim, ben polise gidemem.

Benim kimliğim bile yok.

(Duygusal müzik)

(Duygusal müzik devam ediyor)

Abim!

İçine doğdu herhâlde, dolma sardık, gel!

-Gelsene oğlum. -İyi akşamlar.

İyi akşamlar Perihan Hanım.

Kapıyı açık tutma, cam çarpıyor.

Abi, ben dün kimi gördüm? İnanmayacaksın.

Alp'i. Ona ne olmuş öyle, artist gibi.

Ankara yaramış ama, belli, bir havalar falan.

Sümüklü Alp bir de böyle takımlar, kıyafetler giymiş abi var ya...

...görmen lazım. O terfi falan mı aldı?

Onun geldiğinden senin haberin vardır zaten.

Yok mu?

Söylemedin mi?

Babam neyi söyleyecekti?

(Kapı vuruldu)

Ne oldu?

Gönül?

Gönül? Ne oldu?

A-abla, 25 yaşında insan ölür mü?

Bu nasıl olur?

Gönül, kim öldü? Gönül?

Canım arkadaşım.

-Ne oldu, kim öldü? -Sana hep anlatıyordum ya...

...Ankara'dan gelsin, seni Alp'le tanıştıracağım diye.

Şimdi ben sizi nasıl tanıştıracağım?

Şehit olmuş.

(Duygusal müzik)

-Ağlamamı durduramıyorum. -Nefes al.

Tamam, ağla, rahatlarsın, tamam?

(Kerimşah) Anne! Gönül mü geldi?

Yanıma niye gelmiyorsunuz?

Gönül ablanın biraz morali bozuk Kerim. Bekle, yanına geleceğiz.

Ağlıyor mu? Çünkü buradan duyuyorum zaten.

Kerimşah, aşkım...

Abla.

Tamam, kalk. Kalk Gönül.

Toparla, kendini toparla. Gel, elini yüzünü yıkayalım, yürü.

Allah taksiratını affetsin. Gencecik çocuk.

(Perihan) Ben hayal meyal hatırlıyorum, polisliğe pek hevesliydi.

(Perihan) Mehmet abisinin peşinden hiç ayrılmazdı.

Bizimki de gitti...

...alt kattakine ağlıyor. Aman neyse, o da ortalığı birbirine katmasın da.

(Perihan) Hayır, sanki erkek kardeşini kaybetti, çocuğu yıllardır görmemiş.

Her şeyi abartı.

Acısını bile doğru düzgün yaşayamıyor.

Perihan...

...çocuk ölmüş.

Ölmüş.

Kim öldürmüş belli mi bari?

(Duygusal müzik)

Kaan.

-Ne? -Yemeğini yesene.

Tamam, o zaman ne olduğunu bana anlat.

Çünkü sabahtan beri odandan dışarı çıkmadın...

...akşam yemeğinde evdesin, ki bu bir mucize.

Kapının önünde de hiç bilmediğim tipler.

Kaan.

(Kaan öksürüyor)

Gönül ablanın çok sevdiği bir arkadaşı çok uzaklara gitmiş.

Gönül ablan onu bir daha göremeyeceği için üzgün.

Ne kadar uzak mesela? Küçük Kara Balık'ın gittiği kadar mı?

Daha uzak.

Küçük Kara Balık da arkadaşlarını bırakıp gidiyor.

Ama gittiği yerde seviniyor.

Öyle, değil mi? Gittiği yerde mutlu.

Evet. Ben seni uyutup iyileştiririm istersen.

Senin öyle süper güçlerin mi var?

Annem de üzülüyor, yanıma gelip yatıyor...

...hep güler yüzle uyanıyor.

Süper kahramanım benim.

Siz bu gece birlikte uyuyun en iyisi.

Abla...

...siz iyi ki varsınız.

Sen de.

Sen de.

(Duygusal müzik)

Soğuk be.

-Sen beni dükkâna bırakıver baba. -Bırakayım baba, gel.

-Sen nereye? -Benim işim var.

-Vazgeçmeyeceksin, değil mi? -Hadi baba, hadi gir.

Semiha teyze...

Vicdansız!

Oğlum nerede?

Alp'im nerede?

Benim oğlum nerede?

Alp'im nerede?

-(Orhan) Semiha Hanım... -Bırak!

(Orhan) Tamam.

Semiha teyze!

(Farah) Gönül!

Gönül, ne oldu?

(Kerimşah) Anne!

(Semiha) Oğlum nerede?

Geliyorum Kerim, sakın kalkma!

Alperen'im senin peşinden polis oldu.

Sen bana gözün arkada kalmasın, bana emanet demedin mi?

Oğlum nerede?

Nerede?

Semiha Hanım, lütfen.

(Orhan) Semiha Hanım, biraz metin olun.

Bak, bir şehit annesisin, lütfen.

Bundan sonra yaşasam ne olur?

(Semiha) Bundan sonra yaşasam ne olur?

Gelin, şöyle oturalım.

(Farah) Gelin. (Semiha ağlıyor)

(Semiha) Oğlum nerede?

Hadi Mehmet, sen de git.

-(Semiha) Oğlum nerede? Alp'im! -(Farah) Tamam, sakin.

(Semiha) Alp'imi geri verin.

Başınız sağ olsun.

Alp'im...

Neredesin Alp'im?

(Semiha) Bak...

...bak, daha küçücüktü.

Gencecikti benim oğlum.

Ona bunu yapanlar misliyle sınansın inşallah.

(Geçiş sesi)

(Duygusal müzik)

Oğlum!

(Semiha) Alp'im!

-(Orhan) Semiha Hanım. -Oğlum...

Hadi Semiha Hanım. Gel biraz yukarı geçelim.

-(Semiha) Alp'im! -(Orhan) Gel.

(Semiha) Neredesin Alp'im?

(Duygusal müzik)

(Duygusal müzik devam ediyor)

(Silah sesi)

(Duygusal müzik)

Allah'ım ben ne yapacağım?

(Kerimşah) Anne!

(Duygusal müzik)

Kerim...

...anneciğim, benim dışarıda küçük bir işim var, onu halledip geleceğim.

Bak, telefon orada, eğer bir şey olursa Gönül ablanı ara, tamam?

Tamam.

Aferin.

-Şahsı al, sorgu odasına gel. -Abi, sen dur.

Bu nasıl dışarı çıktı?

Abim.

Sakin.

Abi...

-Sen nasıl dışarı çıktın lan? -Siz sakin kalın.

Bunun ifadesine başvuruldu mu?

İfadesinin alınmasına gerek kalmadığı söylendi.

Nasıl gerek yok?

Şehit memur, benim emrimle bu (***) dibinden ayrılmıyordu...

...nasıl ifadesine gerek yok? Bir dakika oğlum!

Bunun sorgusu alınacak. Bunun sorgusunu bizzat ben alacağım.

Elimde ses kayıtları var. Sırf o kayıtlarla bu (***) beş sene yatarı var.

Böyle elini kolunu sallayıp kolayca dışarı çıkamazsın.

O zaman savcılık üzerinden iddianameyle geleceksiniz.

Sen arkana çok mu güveniyorsun lan?

Böyle şekil şemal avukatlar yollamışlar.

Senin etinin kilosu çok mu pahalı oğlum? Devlet memuru katlettiniz oğlum!

-Bırak lan! -Tamam, sakin. Sakin.

Memur Bey içini döksün, sakinleşsin. Avukat Bey, siz de kayda girin.

Atladığımız bir şey olursa akşam oturur izleriz.

İtiraf ettiririm diye mi korkuyorsun lan?

Yaptıklarının sorumluluğunu alacak yürek var mı sende?

-Ne yapmışım? -Çocuğu nerede düşürdünüz?

Kimliği mi deşifre oldu? Cesedi ormana sen mi attın?

Şu anda elinde bir şey olsaydı savcının karşısında ifade veriyor olurdum.

Ben değil, sen söyledin. Meseleye kişisel bakıyorsun.

Bana bak cahil, şimdi gidiyorsun...

...yarın seni gelip tekrardan alıyorum.

Her Allah'ın günü itiraf edene kadar seni alıyorum, anladın mı?

-İtiraf mı istiyorsun? -İtiraf istiyorum, evet.

O oğlana ben sahip çıktım, sen çıkamadın.

Hırsına yenik düşüp oğlanı içimize soktun, hayatıyla kumar oynadın.

Şimdi de büyük ihtimalle taziyesinden geliyorsun, için içine sığmıyor.

Vicdanın susmuyor. Başkomiser, eğer bir suçlu arıyorsan...

...aynanın karşısına geç, kendi suratına baka baka küfret.

(Üst üste bağrışmalar)

İşte var ya, gerçek böyle bir şey!

-Duymak istemeyeni duvardan duvara vurur! -Seni yakarım ulan! Bırakın ulan!

Seni de yakarım, kendimi de yakarım!

-Gerçek böyle bir şey işte. -Bırakın lan!

-Adamı duvardan duvara vurur. -Bırakın lan! Bırak!

Tamam.

Tamam.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Gerilim müziği devam ediyor)

Evet, çantaları ve metal eşyaları bırakalım.

Telefonları sağdaki kutuya bırakın.

(Gerilim müziği)

(Karakol ortam sesi)

-Mehmet Koşaner'le görüşebilir miyim? -Konu neydi?

Kendine, kendine söylemem gerek.

İsterseniz şöyle bekleyin.

(Polis) Adınız neydi? Ablacığım?

Adın ne?

(Telefon çalıyor)

Adım Farah.

(Polis) Alo, evet?

Evet komiserim?

Her şeyi telefonuma kaydettim. Kariyeriyle oynuyor, kendisi bilir.

-Gerekirse basına sızdırırız. -Basına sızdırmayacaksın.

-Ama siz kaydetmemi istemiştiniz. -Belki yavaşlar dedim ama...

...kardeş kaybetti, acısı var.

Öyle de Tahir Bey, adam size fena takıntılı.

Mecbur, onun lakabı. Görevidir, mecbur yapacak.

İlk atışmamız değil, sonuncusu hiç değil.

Bazen o konuşacak, biz dinleyeceğiz. Bazen biz konuşacağız, o susacak.

(Tahir) Artık kim kimi bir gün konuşamayacak duruma sokarsa.

Sen niye Tahir Lekesiz'i serbest bırakıyorsun?

Kapat, ben seni arayacağım.

Adam cinayetin faili, sen niye serbest bırakıyorsun?

Delilin var mı? Yok.

Tanığın var mı? O da yok.

Savcının masasına ne koyacaksın? Önsezini mi?

Sen o adamı hangi gerekçeyle alıyorsun?

Al, gerekçe bu! Bak, civan gibi oğlan!

Ağlıyor mu, gülüyor mu, ifadesine iyi bak!

Ben bakamıyorum!

Başkomiser...

-Duyguların bir sıralaması olur. -Ya...

Sen önce yasını tut, sonra öfkelen.

Böyle sağa sola saldırarak acını hafifletemezsin.

Seni davadan alıyorum.

Bundan sonra cinayet büro bakacak.

Sen de evine gideceksin, yasını tutacaksın.

Hakkında işlem başlatmadığım için de bana şükredeceksin.

Şimdi dışarı çık.

Kısmet!

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Telefon çalıyor)

(Gerilim müziği)

(Telefon çalıyor)

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Tahir dış ses) Haydar, sana vereceğim adrese git.

Kadın orada olacak, çocuğu da kadını da al gel.

Kerim.

(Gerilim müziği)

Kerim!

(Kerimşah) Hani hemen gelecektin?

Geldim! Geldim oğlum!

-İyi misin? -(Kerimşah) İyiyim.

-Kerim, hemen üstünü giyin, çıkıyoruz. -(Kerimşah) Nereye?

Parka gideceğiz oğlum. Ama hemen hazırlanman lazım.

(Kerimşah) Halı sahaya da bugün mü gideceğiz?

Kerim!

Kerim.

Kerim!

Tamam, özür dilerim, canını yakmak istemedim.

Ama acele etmemiz gerekiyor.

Neden çantayı alıyorsun?

Çünkü güneş batmadan çıkmak için.

Ama neden?

Çünkü çıkmamız lazım.

Çünkü eğer oradan başka bir yere gidersek diye.

Hadi oyuncağını da al Kerim.

-Kerim, hadi! -Bugün kaydıraktan da kayabilir miyim?

Söz, elbisem yırtılmasın diye dikkat edeceğim.

Tamam, biz bir an önce çıkalım da.

Gönül'e de haber verseydik, o da gelirdi.

Gönül... Gönül'ün işi var Kerim, sonra, hadi. Hadi!

(Gerilim müziği)

Anne, park diğer tarafta.

Yanlış yere gidiyoruz.

-Yoruldum. -Tamam, gel seni kucağıma alayım.

(Kerimşah) İstemiyorum!

(Gerilim müziği)

(Kerimşah) Anne, nereye gidiyoruz?

(Gerilim müziği)

(Telefon çalıyor)

(Haydar ses) Alo, abi.

Söyle.

Abi, bu kadın, çocuğu da yanına katıp kaybolmuş. Tasarrufun nedir?

Tamam, sen evden hemen çık, benden telefon bekle.

Ne yaptın sen Farah?

(Müzik)

(Müzik devam ediyor)

Kerim, benim içeride bir işim var, beni burada beklemen gerek, tamam?

Bu insanlar kim?

Sepideh!

(Farsça konuşuyor)

Kerim...

...sen burada Sepideh ablanla beni bekle, tamam? Ben hemen geleceğim.

Abla konuşmuyor mu peki?

Sen konuş, o seni anlar. Burada beni bekleyin.

Tamam, görüşürüz, hadi.

-Hayırdır? -Kusura bakma Haluk Bey.

-Benim içerideki borcu... -Ne borcu?

Acil ihtiyaç oldu.

-Kalan borcumu alabilir miyim? -Bana da para lazım ama kimse vermiyor.

-Hadi kardeşim. -Hayır, yanlış anladın.

Ben şehir dışına çıkacağım, zaten kaç aylık alacak bu.

-Yoksa başka türlü istemem. -(Haluk) Sen laftan anlamıyor musun?

Hayır, kaçak göçek demiyoruz, ekmek veriyoruz size. Risk alıyoruz.

-Doymuyorsunuz. -Bana bak...

...zaten kaç yıldır yarı paraya çalıştırıyorsun.

Eğer çıkarıp paramı vermezsen polise gidip...

...kaçak işçi çalıştırıyorlar diye yazılı ifade veririm!

-Yapamazsın! -Yaparım!

Ben çocuğu hasta bir anneyim, her şeyi yaparım.

Kendimi de seni de yakarım.

Anne bak, Sepideh abla bana uçak yaptı!

Bizim buradan gitmemiz gerek.

Şehirden gitmemiz gerek.

Başka çare yok.

(Duygusal müzik)

(Duygusal müzik devam ediyor)

Kerim, gidiyoruz.

(Duygusal müzik)

(Kapı kapandı)

Tahir, ne oluyor?

Kimse bana bir şey söylemiyor. Telefonunu bile alın demişsin.

Ben delireceğim burada.

Neredesin dünden beri?

-Gözaltı. -Gözaltı mı?

Neden? Polis ne biliyor? Ne sordular sana?

Bir şey biliyor olsalardı ikimiz de burada olmazdık.

Ama bir şey var.

Bana söylemediğin bir şey var.

-Alp polismiş. -Ne?

Ne demek Alp polismiş Tahir? Ben polis mi öldürdüm?

-Ben polis mi öldürdüm? -Sakin ol! Sakin ol!

Sus. Sakin ol.

Sessiz!

Neyse telafi edeceğiz. Sakin ol.

Neyi telafi ediyorsun Tahir? Adamı ben öldürdüm!

Ben öldürdüm!

Sence polis bu işin peşini bırakır mı Tahir? Mahvoldum ben!

Benim hayatım bitti Tahir. Mahvoldum ben!

Bitti benim hayatım. Mahvoldum.

(Derin nefes alıp veriyor)

Sana büyük gelen bir ayakkabıyla yürümeye kalktın, tökezledin.

Dövünüp durmayı bırakacaksın.

Gerisini biz halledeceğiz, tamam mı?

O kadın, temizlikçi, ona ne olacak?

Her şeyi gördü, o kadın...

Ama gitmiştir, değil mi? Memleketine falan kaçmıştır.

Sen düşünme bunları?

(Kaan) Ben düşünmeyeceğim. Ben düşünmeyeceğim.

Ne oluyor? Neyi düşünmeyecekmişsin?

(Kadın) Ne oluyor?

Yeni mekânla ilgili bazı sorunlar çıktı da.

Kaan Bey haddinden fazla dert ediyor.

-Öyle mi Kaan? -Evet.

Ağa bugün dönecek.

Dönmeden önce yapılması gereken işler var, müsaadenizle.

Tamam.

Senin şu yeni mekânla nasıl bir derdin olabilir?

-Bir şey yok anne. -Tamam, baban gelsin, o anlatır.

-(Haydar ses) Buyur abi? -Kadın kaçıyor.

Sınır dışına çıkış yapmak isteyecek.

Edirne tarafına gidebilir. Otogarlara falan bakın.

(Haydar ses) Hemen abi.

(Otogar ortam sesi)

Anne, suyum bitti!

(Otogar ortam sesi)

Anne...

...bir de birazcık çişim var.

Tamam, altında bezin var, yapabilirsin Kerim.

-Sevmiyorum öyle! -Biliyorum.

Biliyorum ama gidene kadar mecbur.

Hadi.

(Otogar ortam sesi)

Niye buraya geldik ki biz?

Hani sen de Küçük Kara Balık gibi yolculuk etmek istiyordun ya?

Küçük Kara Balık, annesine ne diyordu?

"Gündüzleri suyun bir altından, bir üstünden yüzerek...

...yosunların altında geceleri uyuyarak ben derenin nerede bittiğini bulamam ki!"

-Balık sesi yaptın. -Evet.

Hadi.

(Telefon çalıyor)

Kerim, burada bekle beni, tamam mı? Ben buradayım.

-Anne, arabam nerede? -Çantada.

(Gerilim müziği)

Gönül?

Abla, neredesin sen? Kapıdayım.

Evde değiliz.

Kerimşah'a bir şey mi oldu?

Otogardayız. Biz gidiyoruz.

Ne demek gidiyoruz?

Gitmemiz lazım.

Bir gün gidebilirim demiştin...

...o mu oluyor?

Bak ne olur olmasın.

Teşekkürler demek için aradım.

Ama sana bu haksızlık.

Seni bir daha göremeyecekmişim gibi konuşma.

Nereye gidiyorsun onu söyle bari, bileyim.

Edirne'ye. Sonrasını bilmiyorum.

Babam, abim yardım etselerdi sana. Bir şey yapamazlar mı?

Gitmemiz lazım Gönül. Kapatıyorum.

Varınca bana haber vereceksin, tamam mı?

Bak, duydun mu beni? Söz ver, habersiz bırakmayacaksın beni.

-(Gönül ses) Yemin et abla. -Olur.

Ne diyeceğim ben şimdi size?

Hoşça kal diyemem ki ben.

Hoşça kal kar tanem.

Yere düşüp de erime sakın.

(Duygusal müzik)

(Erkek anons ses) Edirne yolcuları aracınız hareket etmek üzeredir.

(Farah) Kerim, hadi gel.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Kuş ötüyor)

Ihh!

(Mehmet) Yah!

Abi!

-Abi, HTS. -Hah, ver.

Ver.

Cinayet bürodan şüphelenen olmadı, değil mi lan?

Merak etme abi. Haberleri yok.

Ama sadece istasyon kayıtları abi. HTS kayıtları falan çıkmamış.

İpek Mahallesi. Bak bakayım haritada yerine.

Başkomiserim.

Tahmin ettiğim yer. Burada bunlar yeni bir mekân açacaktı...

...Alperen orada çok iş dönecek diye sürekli oradaydı.

Yürü gidiyoruz, yürü!

Yürü.

(Gerilim müziği)

(Kuş ötüyor)

Şükrü, ne oldu?

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

Abi, buranın kabasını almışlar gibi sanki ha?

Ne kabası canım, bayağı...

...temizlemişler ortalığı.

Abi, bu koku ne?

Kimyasal temizlik malzemesi.

Buraya gelince arttı koku.

(Gerilim müziği)

Burası diğer yerlerden daha temiz, fark ettin mi?

Alp'i buraya yığmışlar.

Burada can vermiş çocuk.

(İlyas) Allah rahmet eylesin.

Olay yeri incelemeye haber ver, gelip bir baksınlar.

Gerçi mekânın bütün kameralarını...

...halletmişlerdir ama ben yine de bütün kayıtları istiyorum.

Ön, arka, giriş, çıkış, hepsini topla getir bana.

Emredersin abi. Şimdi nereye?

Bu akşam kimseye söz verme, işimiz var.

(Korna çalıyor)

(Korna çalıyor)

Ne oluyor?

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

Kerim.

Kerim, uyan.

Son durak.

Hayır.

Hayır!

Hayır!

-Üşüdün mü? -Hayır.

Niye duruyoruz biz?

Mola vermişiz, kaçırmışız. Birazdan hareket eder.

Çanta?

Çantam!

Çantam. Çantam yok!

-Ne oldu bayan? -Çantam...

-Bu arkadaki adam nerede? -İndi o.

Nasıl indi?

Kerim, yürü. Yürü!

-Anne, ne oluyor? -Yürü acele, acele! Acele!

(Gerilim müziği)

Kerim.

Beni burada bekle, hemen geleceğim.

Bir şey olmayacak. Bir şey olmayacak.

Sokağa çıkacağım, parka gideceğim, uçurtma uçuracağım.

Dondurma yiyeceğim.

-Kolyemi sen aldın, geri ver! -Ne kolyesi?

-Sende! -Yürü git yoluna, başıma iş çıkartma!

Parka gideceğim, dondurma yiyeceğim, denize gireceğim.

Bir şey olmayacak. Bir şey olmayacak.

Kolye falan ne anlatıyorsun sen?

-Gördüm, cebinde! -Bırak!

Oğlumun hayatıyla oynayamazsın!

Çekil! (Farah bağırdı)

Anne!

Anne!

Anneme dokunma!

Anne! Anne!

(Duygusal müzik)

Kolye...

Kolye...

Kolye bizim her şeyimiz.

Her şeyimiz.

Anne, lütfen uyan!

Anne, uyan, ne olur uyan!

Yakınlaştır şunu.

Dur.

Kare kare al bunu.

Kime bakıyor bu ya? Biriyle konuşuyor yanında.

-Alp mi? -(Mehmet) Değil.

Alp bu saatte öldü.

Öldü.

(Mehmet) Tamam hocam, gerisi bizde. Sen gidebilirsin.

Başüstüne.

Şimdi İlyas...

...bunlar buradan hareket ettikten sonraki...

...bütün MOBESE kameralarındaki görüntüleri alıyoruz.

Hadi bakalım Tahir Efendi.

Bana şöyle yakışıklı bir poz ver.

Yanındaki adamın kim olduğu belli ola.

(Kerimşah) Anneciğim!

Kerim.

(Kerimşah) Çok korktum sana bir şey oldu diye.

Bir adam sana saldırdı.

Yere düştün, kafanı vurdun.

Bir abla arabasıyla bizi buraya getirdi.

Yolda hep baygındın.

Çok ağladım.

(Farah) Tamam.

Yolda hep kolye dedin.

Kolye... Ahh!

Anne!

Otobüsteki adam aldı kolyeyi.

Yere düşmüştü, aldım ben.

Ah canımın ta içi, aferin.

Abi, bir şey çıkmayacak sanki.

Dur!

Tahir'in aracı bu.

Biri atlıyor arabadan bak, kaçıyor.

İyi yakaladın abi.

-Saati ne diyor? -00.18

Otopside ölüm saatine ne diyordu?

22 ile 24 arası.

Dur, büyüt şu görüntüyü.

Kadın mı o?

Evet.

Bir kadın cinayetten hemen sonra...

...arabadan atlıyor. -Görgü tanığı mı?

Şunu teknikte bir görüntüyü temizletelim.

Anlaşıldı.

(Kapı açıldı)

(Kapı kapandı)

Kimsin sen ya?

Merak etme, her şey yoluna girecek.

(Korna çalıyor)

-Doktor! -Kerim, geç arkama.

Doktor buraya, yaralı var!

-(Erkek) Koşun! Allah aşkına yardım edin! -(Doktor) Açılın beyefendi.

Durun, durun. Siz sakin olun. Çocuklar, acil.

(Doktor) Sarsma, bacaklarına dikkat edin. Nasıl yaralandı?

-(Erkek) Arabayı taradı kansızlar. -(Doktor) Hemen iki ünite kan yapalım.

-Göğüste kurşun yarası var. Kan grubu ne? -(Erkek) Sıfır pozitif.

(Doktor) Soluk almakta zorlanıyor Hemşire Hanım.

Hemen sevk için ambulansı arayın.

Beni duyabiliyor musunuz? Tampona devam et oğlum.

İç kanaması var, ciğerler.

(Üst üste konuşmalar)

Hadi göğsüne bak.

(Erkek) Ne demek yapacak bir şey yok? Yapacaksın lan!

-(Doktor) Hemen sevk etmemiz lazım. -(Erkek) Kurtaracaksın.

Beyefendi, eğer durumunu stabil tutabilirsek bir şansımız var.

Allah'ım sen çekme elini üstümüzden. Allah'ım yardım et bize.

Gel Kerim.

İçerideki adam önemli biri mi?

-Ne? -Çok parası var mı?

Acil nakil gerekiyor. Onu buradan götürmeniz gerekiyor.

Ya hadisene, bir şey yap!

Yürü Kerim.

Kerim, gel.

Burada beni bekle, ben içerideki adama bakıp geleceğim.

-Ölecek mi adam? -Sen saymaya başla.

-Ne kadar sayayım? -Az.

Otur.

Sokağa çıkacağım, parka gideceğim, uçurtma uçuracağım.

(Yaşam destek ünitesi sesi)

-(Doktor) Hemşire, nabız kaç? -(Hemşire) Nabız 126. yükseliyor hocam.

Tansiyonu 19'a 11. Ambulansa haber verildi mi?

-(Hemşire) Evet, yolda. -(Doktor) Hasta şoka giriyor, diazem ver.

Hanımefendi, çıkın dışarı!

Pnömotoraks var, acil torakostomi yapmak gerek!

-Doktor musun sen? -Doktordum!

-(Doktor) Hanımefendi, çıkın dışarı! -Ciğerlere baskı yapıyor.

Kanı tahliye etmeniz lazım, acilen!

-Yapamam, çok riskli. -Asıl yapmazsan ölecek.

(Hemşire) Nabız 156 hocam, yükseliyor. Ne yapacağız?

-Müsaade et. -Doktor, yap.

Tamam, geç.

(Gerilim müziği)

(Yaşam destek ünitesi sesi)

Neşter.

-Bir kap lazım. -(Doktor) Kap getirin hemen.

(Gerilim müziği)

(Derin nefes verdi)

Plaster ver.

Tamam, kanı tahliye ediyoruz. Bunun yerinden oynamaması lazım.

Az kaldı, dayan.

Hastanın sevki için helikopter iniyor hocam.

Hemen hazırlayalım hastayı, çıkış yapıyoruz.

-Tamam, tut bunu, oynamaması lazım. -(Doktor) Hastabakıcılar!

Gitme. Beni bırakma.

Tamam, buradayım. Buradayım, konuşma.

Konuşma, yorma kendini. Buradayım ben.

(Farah) Tamam, buradayım.

(Doktor) Sedye getirin. Sedyenin başına getirin hemen!

(Hep bir ağızdan) Bir, iki, üç!

(Gerilim müziği)

Sizde.

(Gerilim müziği)

Adın ne senin?

Adın ne?

Adım Farah.

Güzel isim.

Baba! Baba!

Baba!

(Gerilim müziği)

Ne yaptılar sana?

Hadi çabuk olun biraz!

Ağa, tamam, yanındayım.

-Tahir. -Yanındayım.

O kadını bul, getir çabuk.

-Hangi kadın? -Adı Farah.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

Bu dizinin ayrıntılı altyazısı FOX TV tarafından...

...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.

www.sebeder.org

Ayrıntılı Altyazı Çevirmenleri: Ayhan Özgören - Belgin Yılmaz...

...Bülent Temür - Çağıl Doğan - Hatice Başpınar

Editör: Beliz Coşar

(Jenerik müziği)

(Jenerik müziği devam ediyor)

(Jenerik müziği devam ediyor)

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.