All language subtitles for Eden 2025 English ORG 5.1 1080p WEB-DL x264 6CH ESubs

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional) Download
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish Download
en English Download
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish Download
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian Download
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish Download
pt-BR Portuguese (Brazil) Download
pt Portuguese (Portugal) Download
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian Download
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American) Download
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish Download
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

Dünya Ekonomisi, 1. Dünya Savaşı'nın sonucu olarak çökmüştü.

Faşizm yayılıyordu.

İnsanlar bir çıkış yolu bulmak için çaresizdi.

Dr. Friedrich Ritter ve Dore Strauch Almanya'dan ayrılıp dünyayı dolaşarak...

...Galapagos Takımadaları'nda yerleşim bulunmayan Floreana Adası'na geldiler.

Dünya, Ritter'in inzivadaki yaşamını mektuplar aracılığıyla öğreniyordu.

Bu mektuplar genelde geçen bir gemi tarafından alınıyordu.

Posta Kutusu

Ritter'ın Görevi:

İnsanlığı kendinden kurtaracak yeni ve radikal bir felsefe yazmaktı.

Hayatın gerçek anlamı nedir?

Acı.

Acıda, gerçeği buluruz.

Ve gerçekte de...

...kurtuluşu.

Hayatta kalanların hikayelerinden esinlenilmiştir.

Sevgili annem, bu mektup sana ulaşırsa dünyalık neyimiz varsa sattık...

...ve Galapagos Adaları'na tek yön bilet aldık.

- Harry! - Harry'nin sağlığı gerilemeye devam ediyor.

Ama tavsiye edilen sanatoryum konaklamasını karşılayamayız.

Ve Heinz, Friederich Ritter'in daha iyi bir yaşam arayışından ilham alıyor.

Burası Floreana mı?

Ne bekliyordun?

Cennet mi?

Veda etmeden gittiğim için özür dilerim.

Ama savaş görüp bozulmuş bir adamla...

...evlenmek hakkında bir nutuk daha dinleyemezdim.

Sonunda!

Basitçe, bana hep öğrettiğini uyguluyorum, kocama destek oluyorum.

Doğru. Hayalimdeki hayat böyle değildi.

Ama kira ile yemek arasında seçim yapmam gerektiğini de beklemiyordum.

Artık öyle değil.

Ve unutma, Harry...

...Dr. Ritter'in dişleri yok, yani ona garipçe bakma!

Bakmam.

Hadi üstümüzü değişelim.

Makaleye göre, şu patikadan yukarı doğru 45 dakika yürüme mesafesinde.

Çıldırmış olduğumu düşünüyor olmalısın ve belki de öyleyimdir.

Ya da dünya çıldırmıştır ve kaçmak yapılacak tek mantıklı şeydir.

Zaman gösterecek.

Saygılarımla, Margret.

- Dua ediyorlar. Gitmeliyiz. - Saçmalama. Onlar ateist.

Pardon...

Kocaman gülümse! Harry, sen de.

Affedersiniz. Benim adım Heinz Wittmer.

Bu benim eşim Margret ve oğlum Harry.

Siz Dr. Ritter olmalısınız.

- Ve siz de eşi Dore Strauch musunuz? - Hayır.

- Siz Dore değil misiniz? - Öyleyim, ama eşi değilim.

Evlilik seni hasta eder.

- Seni Floreana'ya getiren nedir? - Tabii ki sen!

Bize her şeyi geride bırakıp sıfırdan başlamak için ilham verdin.

Bu ilham safari kıyafetleri ve böcek ağını da mı içeriyordu?

Üzgünüm, ama gazetelerde böyle giyindiğiniz yazıyordu.

- Ne gazeteleri? - Mektuplarınızı yayınlıyorlar.

Bir yıldan fazla bir süredir, Almanya'da bir sansasyonsunuz.

Mektuplarda buraya yalnız olmak için geldiğim de yazıyor mu?

Kambur gibi görünüyorum.

- Bunlardan daha var mı? - Evet, çok var.

İşte...

Gel hadi!

Sana bahçemi göstereyim.

Teşekkürler.

Sıkı vejetaryenler olarak, bu bizim ana yemek kaynağımız.

Kümes teli vahşi domuzları dışarıda tutuyor.

- Burada domuzlar var mı? - Vahşi domuzlar, inekler, köpekler.

Çok fazla haşere var.

Çok fazla.

- Bir çocuk gelinsin değil mi? - Anlamadım?

Sadece, sana ve oğluna bakıp hesaplama yapıyorum.

Harry benim oğlum değil. Annesi öldü. Ben Heinz'in ikinci karısıyım.

Gelip ona merhaba demek ister misin?

Aman tanrım, hepsi amma da sığ!

Sansasyonel ama yine de buradaki büyünü yakalıyorlar.

Hayatımızda sihirli bir şey yok burada. Burayı temizlemenin ve sonra bahçe haline...

...getirmenin ne kadar sürdüğünü biliyor musun? On iki ay.

- Ve sonra su sorunu da var. - Ne sorunu?

Hiç yok.

Göl yok, nehir yok, hiçbir şey yok.

Sadece yağmur suyunu toplayan iki küçük pınar.

Başarımıza aldanma Heinz Wittmer!

Başka hiç kimse burada hayatta kalamaz, çünkü burada hayat acımasız, sinir bozucu.

Başarısızlık kaçınılmazdır.

O çantanda yemek mi getirdin?

Hayır, korkutma onu, o bir dev.

Onun iğnesi seni öldürebilir. Buradaki her şey seni öldürebilir.

Buraya da zaten rahatlamak için gelmedik değil mi?

Neden geldin, peki?

Oğlumun tüberkülozu vardı.

Doktor, sanatoryum önerdi ama Almanya'nın şu anki durumunu düşününce...

...benim gibi iyi bir devlet işi olan bir adam bile bunu karşılayamaz.

Friederich onunla bu kadar ilgilenmeme kızıyor.

Neden?

Bir hayvan sevmenin insanın sürekli ilgi beklemekten...

...doğan zavallı bir yanı olduğunu düşünüyor.

Al.

- Almanya ne kadar kötü? - Berbat.

- Hayır, bu kaçınılmaz. - Yani, bilmiyorum.

Herkes özgürlük için savaşmaya heveslidir. Sonra tembelleşiriz.

Demokrasi faşizme götürür, o da savaşa. Demokrasi, faşizm, savaş.

Başa sarar.

Ve tavuklarımız.

Ve Bayan Strauch, çoklu sklerozdan kurtulduğu doğru mu?

Kurtulacak.

İnanılmaz! Nasıl olduğunu sorabilir miyim?

Sen ve dünyanın geri kalanı, herkes öğrenecek...

...ben yazımı bitirir bitirmez.

Bak!

Eşeğini Wittmerlere ödünç ver!

İşte geldik.

Mağaralarda uyuyabilirsiniz. Korsanlar yıllar önce kazmış oraları.

Sizi biraz kuru tutar. Ve su içinde...

Kaynak orada.

Eşek bu gece geri dönmeli yoksa Dore, kellenizi alır.

Su kaynağımız bu mu?

Onları sevmedim.

Kadın sıradan bir ev hanımı, adam saf bir bürokrat, ve çocukları ise, aman tanrım.

Çok büyük miktarda yardıma ihtiyaçları olacak.

Yalnız kalmak için buraya geldik ama şimdi de bu aile çıktı!

Çalışmanın bitmesinin beklenmesi insanlık için adil değil.

Nietzsche ne diyor?

Kaos vardır...

Size komşunuzu sevmenizi tavsiye ediyor muyum?

- Hayır, etmiyor. - Hayır. "Komşunuzdan kaçın."

Onları mağaralara yerleştirdim.

Aman Tanrım...

- Orada ürün yetiştirmek imkansız. - Evet. Sen bir dahisin.

Yağmur mevsimi bitmeden giderler.

Bu yerden nefret ediyorum!

Nefes al!

Nefes al.

Hadi!

Aynı rüya mı?

Heinz, geciktim.

Üç döngüdür gecikmem var.

Emin misin?

Tebrikler, sevgilim.

Git! Gidin!

Çık!

Her şey yoluna girecek.

İnsanlık tarihi boyunca sürekli daha iyi bir dünyanın...

...parmaklarımızın hemen ucunda olduğu yanılgısıyla kendimizi kandırdık.

Hristiyanlar cennet krallığı der, Hindular nirvana der, Müslümanlar da cennet der.

Ben buna yalan derim.

Tanrı öldü.

- Burada sadece insanlar var. - Merhaba!

Merhaba, Dr. Ritter!

Daha iyi bir dünya istiyorsak...

Affedersiniz, ama eşeğinizi ödünç alabilir miyim?

Geriye kalan malzemelerimizi almamız lazım, köpekler her şeyi yedi.

Üzgünüm, eşek meşgul.

Dünyayı bu hayatta iyileştirmeliyiz, sonrakini beklememeliyiz.

- Yazı nasıl gidiyor? - İçimden nehir gibi akıp gidiyor.

Duyduğuma sevindim.

Acı çektikleri çok bariz.

Sikişek mi?

- Ya kötü bacağın? - Evet, sorun yok.

- Nefesini kontrol et. Odaklan.

- Hayır, Dore, gözlerini kapa. - Biliyorum.

- Sessiz bir zihne. - Sessiz bir zihne.

- Tüm evren... - Tüm evren.

...teslim ol! - Kendimi sana teslim ediyorum.

Üzgünüm.

Dur.

- Dore. - Dikkatli ol!

- Ne oldu? - Dişim...

- Ne? - İltihaplı.

- Dore. - Sorun değil.

- Bana bak! - Bakıyorum.

Nefes al.

Aptallar.

Hanımefendi...

Çıkarma aracı hazır ve plajdaki her şey istediğiniz gibi.

Geliyorum.

Ben mükemmelliğin vücut bulmuş haliyim.

Beyler...

Karşınızda Hacienda Paradiso.

Burada kurulacağız.

Bu mükemmel, aşkım.

Başardığıma inanamıyorum.

Başardık! Buradayız!

Biz korsanız.

Biz korsanız!

Hadi!

Hacienda Paradiso!

Geldik, başardık!

- Mükemmel!

Tamam, geldiler.

Şimdi ne yapıyoruz?

Barones Eloise Wehrborn de Wagner-Bousguet.

Dore Strauch.

Barones...

Teşekkür ederim, aşkım.

Ve meşhur doktor nerede?

Ben Ritter.

Gazeteler sana hakkını vermemiş.

Uzun zamandır doğayı evcilleştiren ve bir krallık kuran...

...adamın huzurunda olmak için bekledim.

- Burası basit bir ev. - Hayır.

Burası sadık takipçilerin için çok şey ifade ediyor.

Nereye gitsem, Viyana, Londra, Paris...

...Başkanlar, bakanlar, salonlardaki filozoflar...

Herkes iltihabı önlemek için kendi...

...dişini çeken adamı konuşuyor.

Ve demir iradeli kadını.

Friedrich artı Dore.

Güneş ve onun ayı.

Beraberce medeniyetin geleceğini yaratıyorlar.

Aşka dair bir kutsal kitap ve herkesin harika bir aşk hikayesine ihtiyacı vardır.

Salonlarda beni mi konuşuyorlar?

Evet!

Modern medeniyetin kendi kendini yok etme eşiğinde olmasını da tartışıyorlar mı?

- Böyle mi düşünüyorsun? - Tabii ki.

Yıkımın küllerinden, gerçek demokrasi yükselecek...

...artık para tarafından değil, akıl tarafından yönetilecek.

Akıl tarafından.

Ama sadece akılla güzel bir akşam yemeği partisi veremezsiniz ki.

Nereye kamp kurmayı planlıyorsunuz?

- Tabii ki, plajda. - Hayır, orada içme suyu yok.

Size en yakın kaynağı göstereceğim.

Affedersiniz!

Affedersiniz...

- Geri çekil! - Ben ailemle burada yaşıyorum...

...ve siz bizim tek içme suyu kaynağımızda yüzüyorsunuz!

- Burada neler oluyor? - Rudy, sorun yok.

Sorun değil.

Çok özür dilerim. Tuzu vücudumdan atmam gerekiyordu.

Barones Eloise Wehrborn de Wagner-Bousguet.

Biz Wittmerlarız. Heinz, Margret.

Bu onuru...

...neye borçluyuz? - Ben yeni komşunuzum. Teşekkürler tatlım.

Tabii ki dibinize değil.

Çok mesafe var.

Hayır, ben evimi sahile kuracağım.

Ama Rudy, mühendisim... Merhaba de Rudy!

Rudy, düzgün bir su kuyusu kazmanın vakit aldığını söylüyor.

Ve Robert, korumam da, bunu onaylıyor.

Yani, bu sürede sizinkini ödünç almalıyız, sorun etmezsiniz değil mi?

Posta getirdim.

Bazıları sizin, kalanı Dr. Ritter için.

Onu ona verebilir misiniz?

Mükemmel.

Merhabalar!

- Heinz... - Bu nedir?

Açılmışlar. Dore, mektuplar açılmış.

Ben açmadım.

- Bunları sana o kadın mı verdi? - Onu tanıyor musun?

- Dün ondan hemen sonra geldi. - O zaman neden sana vermedi?

Çünkü gizliliğimizi senin ihlal ettiğine inanmamızı istiyor.

- Onu hafife aldım. - Sen karşıladın. Ben su verdim. Cömerttik.

Savaşta yer aldın mı?

Verdun.

Siperler.

Piyade.

- O zaman çok şey gördün. - İnsanlığın en kötü yanlarını.

İnsanın gerçek yüzünü.

Hayır, Rudy.

Yatırımcı istiyorsak, 14 oda lazım, on iki değil.

Hepsi deniz manzaralı, taviz yok.

Özel bir güverte, hamak ve şampanya için buzdolabı istiyorum.

Buz için soğutma...

...gerekiyor, ama...

Ama her şey mümkün, aşkım.

Barones?

- Bay Wittmer, ne hoş bir sürpriz. - Sizinle konuşabilir miyim?

Özel olarak?

Tabii ki.

Markı, otur!

Otur!

- İyi çocuk. - Köpek vahşi mi?

Öyleydi, ama şimdi tam bir melek.

Benim yemeğimi yiyebilirsin.

Ona Marquis de Sade adını verdim. Marquis...

Heinz.

Size nasıl yardımcı olabilirim, Bay Wittmer?

Komşumu bana düşman etme çabanızı takdir etmediğimi söylemeye geldim.

Dr. Ritter'ın mektuplarını benim çaldığımı düşünsün diye aldınız, neden?

Dr. Ritter'ın kendi kaynağı yerine neden sizinkini gösterdiğini düşünüyorsunuz?

Evet, o da sizi bana düşürüp bizi adadan göndermek istiyor.

İnanın bana, bir yıl içinde birimiz gitmiş olacak.

Umarım giden siz olmazsınız.

Heinz.

Size bir şey göstereyim.

Büyük planlarım Ekvador'da manşet oldu.

"BARONES GALAPAGOS'TA OTEL İNŞA EDİYOR"

Burada bir otel mi inşa edeceksiniz?

Sadece herhangi bir otel değil. Dünyanın en özel tesisi olacak!

Sadece milyonerler için.

- Burada mı? - Adını Hacienda Paradiso koyacağım.

Şu anda balayı süitindeyiz.

- Burada mı? - Evet, burada!

Neden aynı şeyi tekrar tekrar soruyorsunuz?

Hedeflerimi sorgulayan adamlara tahammülüm kalmadı.

Günaydın, doktor!

- Domuz. - Ne dedin sen?

"Günaydın, doktor" ve "domuz"...

...dedim. - Bu ne cüret! Tekrar söyle!

Yüzüme söyle. Hadi yüzüme söyle!

- Hadi! Söyle! İşte buradayım. Şimdi söyle! - Domuz, domuz, domuz...

Domuz. Lanet olsun, Dore, bir domuz!

- Hayır! Dışarı! - Ona zarar verme!

Sebzeler.

Dışarı...!

Margret!

Boruyu çek!

Boru!

Kenara çek!

Defol, lanet olası domuz! Defol!

Sütümüz var.

Lanet olsun.

Şuna baksanıza, Dr. Ritter'ın silahı yok.

Koş!

Heinz!

Ne?

Bak...

İlk sebzemiz.

Sürpriz!

Artık gerçek komşuyuz!

Bana ver.

- Burası çok daha serin. - Buraya suyun yanına, Rudy.

Kocanız endişelenmesin, bu sadece sahildeki haciendam bitene kadar.

Mühendis Rudy'm, bir kaynak bulmak için elinden geleni yapıyor.

Ve ben de sabrımı kaybetmeye başlıyorum değil mi, Rudy?

Evet.

Neden onunla evlendin?

Çok gençsin ve...

...masumsun.

O ise...

...haşlanmış şalgam gibi.

Yaşlı bir adamla evlenmenin sadece iki nedeni vardır.

Ya zengindir ya da, biliyorsun...

...doğuştan yeteneklidir.

Yani doğuştan yetenekli. Bravo.

- Ben öyle demedim. - Öyle demek zorunda değildin...

Bu çok uygunsuz!

Kız kıza konuşuyoruz, Robert'in yeteneği ne biliyor musun?

Evlendim, çünkü teklif etti!

Zavallıcık seni.

- Merhametine değil. Huzura ihtiyacım var. - Sana yardım edeyim. - Ben hamileyim.

Çocuk mu doğuracaksın? Burada mı?

Evet.

Bu da, dinlenmem gerektiği anlamına geliyor.

Ve sessizlik gerektiğine.

Ve topluluğa.

Şanslısın ki, misafirperverlik uzmanlık alanımızdır. O zaman halloldu!

Bebeğimiz olacak!

Tebrikler!

- Bebeğimiz olacak! - Bebeklere bayılırım!

- Bunu bir daha yapma! - Hayır! -Buraya gel!

Hacienda, dünyadaki en iyi otel! Floreana Kraliçesi şerefine!

- Onu nereye sakladınız? - Yine sürünüyor!

Bak!

Domuz yine gelmiş!

Bir toplumun çöküşünün molozları üzerine bir toplum inşa ettiğinizde, aksilikler olur.

Pes etme!

Çünkü umutsuz bir adam acınası bir adamdır.

Umutsuz bir adam çözüm üretemez. Düşünemez.

Hiç bir şey...

Sikeyim.

Tanrım, yapmışlar.

İyi günler, Wittmerlar.

Aferin!

Ne hoş bir sürpriz!

Özür dilerim, bu seni rahatsız etmiş olmalı.

İneğin başını alabilir miyim?

Bu tavuklar için seninle takas yaparım.

Yani...

Doktor?

Rahatsızlık vermek istemem ama beni doğurtarak onurlandırır mısınız acaba?

- Maalesef. - Lütfen.

- Hayır dedim. Bunu bitirelim mi? - Belki düşünürsünüz...

- Hayatın anlamı nedir? - Affedersiniz?

Bebeğiniz olacak. Bunun bir sebebi olmalı.

Evet.

- Çünkü istiyoruz. - Neden?

Çünkü aile bizim için her şey demek.

Neden?

- Çünkü öyle. - Çünkü öyle olduğunu söylüyorsun.

- Hayır, dünya öyle dediği için. - Evet, dünya.

Hâlâ sürünün bir parçasısın.

Dünya ve onun evrensel kurallarının bir bok yığını...

...olduğunu anlamayan bir koyunsun.

Ben artık o dünyanın parçası değilim ve artık doktor da değilim.

Al.

Her gün bebek doğuyor.

Beşte üç şansla sorun yaşamazsın.

Artık vejetaryen değil miyiz?

Bir vejetaryen, Dore, yemek için sebzelere ihtiyaç duyar ve bunlar yetiştirilmelidir.

- Sanat ve el işi oynamakla çok meşgulsün. - Yumurtalarımız ve ağaç meyvelerimiz var.

- Ve yaşama isteğin var. - Bana Schopenhauer'dan konuşma.

Yaşama isteğiymiş!

- Evet, yaşamak istiyorum! - Hayır, bu...

- Yemek yemek istiyorum! - Hayır, bu...

Onların bahçesini görmeliydin.

Başardıkları şey inanılmaz. Ama sebebi belli...

Margret'ın vücudu elverişli.

Bizim için çok çalışıyorum.

- Hayır, bastonla yürüyorsun. - Evet.

Meditasyon yapmalısın. Çoklu skleroz kendi kendine geçmez.

Sen de yazına odaklanmalısın. Dünya kendi kendini iyileştirmeyecek.

Yoksa burada neden olduğumuzu mu unuttun?

Robert...

- Harry, bize biraz odun getirir misin? - Ama zaten odunumuz var.

Tartışma.

Annenin dediğini yap.

Tamam.

Evet!

Rudy, iyi bir çocuk olup bana bir konserve et ısıtır mısın?

İyi bir çocuk ol, duydun mu?

Hav hav!

Bitti.

- Konserve eti mi? - Hiç konserve kalmadı.

Hatta hiç rom bile kalmadı.

Bunun olmasına nasıl izin verdin?

Yalnızca anakaradan gelen şeyleri yediğimi biliyorsun!

Hiç yiyeceğimiz yok.

Ne yiyeceğimiz var, ne bahçemiz, ne otelimiz, ne de evimiz.

Önce bizi siktin, sonra da mahvettin!

Helal korkusuz liderimize!

İyi misin?

Evet, burada iyiyim.

Sen üzgünsün.

Hepimiz değil miyiz?

"Ama, Barones, düşündüm ki...

Güç hiçbir şeydir...

...saygı olmayınca.

Bu yüzden buraya geldim.

İnsanlar sadece kendine saygı duyarsan sana saygı duyar.

Ya sen?

Kendine saygı duyuyor musun?

Bunu isterdim.

- Benimle gel! - Nereye gidiyorsun?

Koşamam.

Evet, yapabilirsin.

Korku ile cesaret arasındaki tek fark inançtır.

Dediklerimi tekrar et: Ben mükemmelliğin vücut bulmuş haliyim.

- Mükemmelliğin vücut bulmuş hali benim. - Tekrar söyle! Ve koş!

Koş!

Mükemmelliğin vücut bulmuş hali benim.

Sağlıklı olacağım!

Olmamalısın, öylesin! Söyle!

Sağlıklıyım!

Devam et!

Neredeyse başardın!

Devam et!

Nefes alabiliyorum!

- Nefes alabiliyorum! - Dedim sana!

Otelinizde çalışabilir miyim?

Tatlım, kâhyam olabilirsin.

Ne anlama geldiğini bilmiyorum, ama evet diyeceğim.

Kuş gözlem gezisi yapabilirim.

Kuşlar hoşuna mı gidiyor?

Onları seviyorum!

Bu adadaki kuşları yiyor musunuz?

Aman tanrım, hayır!

Tavuklarımız var.

Tabii ki.

Ya konserve?

Nereye gidiyorsun?

Babamla avlanmaya.

- Baban geleceğini biliyor mu? - Gerçekten iyiyim.

Köpeği de al.

Lump!

Hadi gel!

Biraz egzersiz!

Haydi!

Sabırlı ol, küçük dostum.

Sadece birkaç hafta daha.

- Bir şey var mı? Hayır.

Harry!

Heinz!

Barones!

Orada mısın?

Kimse var mı?

Barones?

Evet, orada ne var?

Kimse var mı?

Manuel?

Rudy?

Sakin, sakin...

- Geliyor, geliyor! - Bırak beni!

Heinz?

Heinz!

Heinz, bebek geliyor!

Harry!

Bana yardım et!

Heinz!

Hayır!

Hepsi bu mu?

Sadece birkaç hafta yeter.

Señora Wittmer doğum yapmak üzere.

Yalnız!

Yardıma ihtiyacı var!

- Sen yardım et! Yardım et! - Manuel!

- Hadi gidelim! - Dur!

- Ama ölebilir! - Dur!

Benim için buradasın!

Onun için değil!

Bana yardım edeceksin!

Anladın mı?

Dur!

Hayır!

Hadi!

Tut, Lump, tut!

Gidin!

Aman Tanrım!

Margret!

- Tanrım... - Heinz?

Hadi!

Hadi!

Heinz...

Uyan!

Özür dilerim.

Uyan!

Makas, bandaj ve iplik getir!

Margret...

O iyi.

Dr. Ritter!

Dr. Ritter!

Karım doğum yaptı ama hasta.

Bunu duyduğuma üzüldüm.

Ama sana söyledim, Floreana bebekler için uygun bir yer değil.

Bebek iyi, sorun Margret.

Lütfen.

Lütfen!

Frederick.

Doğum ne zaman oldu?

Hiç fikrim yok, altı saat önce.

- Hiç aletin yok mu? - Hayır, buraya doktor olarak gelmedim.

Margret.

Benim, Frederick.

Acıyor, değil mi?

Hâlâ sancı hissediyor musun?

Tamam.

Tamam.

Plasenta rahme yapışmış. Hemen çıkarılması lazım. Sıcak su ve bir kaşık lazım.

Evet... işte burada.

Güzel.

- Ne?

Anneye bir şey olmuş. Dr. Ritter geldi.

Neden onu durdurmadın, ona saldırmadın?

Ne diyorsun? Buraya otel inşa edecektim.

Aptal!

Şimdi arkadaş oldular! Senin yüzünden!

Acınası. Sen şeytansın!

Ve sen de kovuldun.

Kaybol!

Tamam, Margret. Rahatla.

Evet. Böyle.

Tut onu. Margret, rahatlaman gerek.

Gevşetmeye çalışıyorum. Şimdi...

İçeri uzanacağım, rahime...

...ve plasentayı alacağım. Tut onu Heinz!

Güzel.

Bitti, tatlım.

Şimdi temizlemeliyim.

Kaşıkla kazımalıyım.

Sevgili Annem, bunu ne zaman alırsın...

...bilmiyorum, çünkü aylardır hiçbir gemi gelmedi.

Ama senin için heyecan verici haberlerim var.

Harry'nin sağlığı düzelmeye devam ediyor.

Floreana'nın taze havası, işe yarıyor ve bu Heinz ve beni çok rahatlatıyor.

Ve torunun Rolf'un doğumunu haber verdiğim için de çok mutluyum.

Galapagos'u başarılı bir hale getiriyoruz gibi görünüyor.

Lütfen bu harika haberleri ailenin geri kalanına da bildir.

Sevgi dolu kızın, Margret.

Oğlunuz için tebrik etmek ve ona küçük bir hediye vermek istedik.

Bu...

...çok kibarca.

Komşuluk işte.

Yerel halk ve otel yönetimi arasında olan...

...yanlış anlaşılmalar için de özür dilerim.

Ekvatorlu çalışanımın hırsız olduğu ortaya çıktı.

Neyse, adadan sürüldü, hoşça kal!

Bir balıkçı teknesinde kıyıda bekliyor.

Ve başka kimi sürgün etmeliyiz?

Seni.

Çok tatlı olduğun için.

Alabilir miyim?

Dünyanın en şanslı çocuğusun, bunu biliyor musun?

Floreana'nın ilk yerlileri!

Onu hatırlayın!

Küçük mucizenizi öğle yemeğiyle kutlamak istiyorum.

Tüm aileyi getirin, Ritter'ları da davet edeceğim.

Geleceksiniz değil mi?

Hayır.

- O bizim komşumuz. - İmparator Wilhelm IV bile olsam sikimde...

...değil. Sen doğum yaparken yemeğimizi çaldı. Hatta yalnızken!

Ve bu yetmezmiş gibi, bize hediye olarak kendi yulaf ezmemizi mi veriyor?

Hayır dersek sonuçları daha kötü olabilir!

Tehlikeliler, Heinz.

Bir öğlen yemeği. Sadece bir tane.

Bravo.

Hoş geldiniz, dostlar.

Gelecekte olacak olan...

...Hacienda Paradiso'daki bu muazzam kutlamaya geldiğiniz için teşekkür ederim.

Kadehlerimizi...

...Rolf'a...

...hâciendama...

...ve...

...yeni bir başlangıca kaldıralım!

- Şerefe! - Şerefe!

Ve afiyet olsun.

Bu...

...yemek çok fazla.

Depo tesislerimle çok gurur duyuyorum.

Ritter, ne güzel dişlerin var.

- Bir şey yiyor musun? - Hayır.

Margret, bize doğumun her şeyini anlatmalısın. Eğlenceli miydi?

- Eğlenceli mi? - Evet.

Tam olarak öyle değil.

- Kitabınız nasıl gidiyor, Dr. Ritter? - Kitap mı yazıyorsun?

Kitaplara bayılırım!

Robert, sevgilim, en sevdiğim kitabı getir.

Lorenz'in senin sevgilin olduğunu sanıyordum.

“Dorian Gray'in Portresi" Oscar Wilde.

Onu her yere yanımda götürürüm. Çok, çok, çok seviyorum.

Sonsuza dek genç kalabildiğinizi hayal edin.

Yazarın mesajı bu değil ama.

- Ya sizin kitabınız, doktor? - Bu bir kitap değil...

- Tamamen yeni bir paradigma. - Hayır.

Evet, Doğu ve Batı felsefesini birleştiriyor...

...ve yayınlandığında insanlığı kendisinden kurtaracak.

- Yani bu bir kitap. - Kutsal İncil bir kitap mı?

Evet.

Hayır.

Çalıntı eti bana da uzatır mısın?

Margret neden böyle sıkıcı biriyle evlendin?

Ah, doğru. Çünkü o sana teklif etti.

Bittiğinde kitabınızı okumayı dört gözle bekliyorum doktor.

Ben de bitirmeyi dört gözle bekliyorum.

Turistlerin bu sürekli işimi bölmesi olmadan.

Henüz turist yok sevgilim, ama geliyorlar.

Ve geldiklerinde işçilere ihtiyacım olacak.

Belki seni evin filozofu olarak işe alabilirim doktor.

Bir şekilde sizi kırdım mı?

Benden üstün olduğunu düşünüyorsun.

Niyetlerinin benimkinden daha asil olduğunu düşünüyorsun.

Ama sen ve ben...

Biz aynıyız.

Biz fahişeyiz.

Ben geldiğimde, doktor, kaptanıma götürmesi için mektup verdin.

Ailene miydi o?

Arkadaşlarına mı? Hayır, basın editörlerineydi...

...Times, The Herald...

...ve Berliner Daily'e gitti.

Ve bunu neden yapıyorsun peki?

O da tanınma peşinde, tıpkı benim gibi.

Dünyanın en özel otelini inşa ederek.

Çok iyi gidiyor gibi görünüyor.

Sen nasılsın, Dore?

Şahsen?

Daha iyi olmamıştım, teşekkürler.

Sevgili Burro'n nasıl?

Senin öz çocuğun gibi, değil mi?

Mantıklı, ne de olsa gerçek bir çocuğun yok.

Ben hiç çocuk sahibi olmak istemedim.

Hayır, onlar pis.

Tabii ki sevgili Harry ve Rolf hariç.

- Dore, çocuk istiyor musun? - İlgilenmiyoruz.

Sen ilgilenmiyorsun. Ama Dore...

- Sonraki konu. - Sorun nedir?

Denemediniz mi?

Denediniz. Ritter kısır!

Saçmalama.

- Bu birçok şeyi açıklar. - O bir histerektomi geçirdi.

- Bir kulübede. Ne? - Neden böyle söylüyorsun?

- Önemli değil. - Bunu söyleme.

Önemli değil.

Bu gerçekten saçmalık. Tamamen saçmalık. Buradaki her şey.

Bu yemek, bu otel, her şey. Ben gidiyorum.

- Dore! Otur, otur! - Sahtekar.

Markı! Yakala!

Ne yapıyorsun? Bu ne böyle?

- Kes şunu! Sus! - Onu eğittim.

Gel!

Aferin.

Köpekler erkekler gibidir. Önce onları...

...incitmelisin, sonra iyileştirmelisin.

Ve voila!

Seni sonsuza dek severler.

Adadan gitmenizi istiyorum!

Eğer kendi isteğinizle gitmezseniz sizi zincire vurup...

...sürükleyerek kendim götüreceğim!

- Kapa çeneni! - Barones!

Bağlanmak ne kadar ayartıcı da gelse...

...şunu bilmelisiniz ki burası sizin adanız değil.

Burası benim adam.

- Kim demiş? - Galapagos valisi.

Cazibeli bir adam.

- Bu sahte. - Sesli oku!

Hayır. o

“Barones Eloise Wehrborn de Wagner-Bousguet'e...

...2500 hektar arazi veriyorum... - Sahte.

...Floreana'nın kendi seçimi herhangi bir yerine Hacienda Paradiso'yu inşa etmesi için.

İmkansız.

- Bana sadece 40 hektar verildi. - Çünkü vizyonun eksik.

Sahilden kendi küçük kulübene kadar gördüğün her şey bana ait.

Hadi gidelim.

Söyleyecek bir şeyin mi var?

Yemek için teşekkürler.

Bir tüfek lazım.

Sana 10 kilo pirinç veririm.

Sen avlanmazsın.

20 kilo.

Benimle sadece teklif ettiğim için evlendiğin doğru mu?

- Onun seni etkilemesine izin veriyorsun. - Bana cevap ver.

- Neden bunu yapıyorsun? - Çünkü önemli.

23 yaşındaydım, Heinz.

Hala evde yaşıyordum.

Çoktan...

...nişanlı daha küçük bir kız kardeşiyle.

Bana sürekli çok garip olduğumu hatırlatan...

...çok utangaç ve evlenmek...

...için çok korkak olduğumu hatırlatan bir anneyle.

Seninle tanışmadan önce öpülmemiştim bile.

Yani evet, teklif ettiğin için kabul ettim.

O şeytan.

Frederick...

O tüfeği kullanma.

Friedrich o...

Acıdan kaçma.

Ona sarıl.

Acı bize amaç verir.

Acı bize anlam verir.

Acı bize yaşadığımızı gösterir.

Aramızdaki sözde dindarlara kanma.

Bizi ahlaklarıyla kontrol etmek isteyen sahte idoller onlar.

Onların önünü kesmeliyiz.

Bacchanalian sürüleri tarafından da aldatılmayın.

Hayattaki tek hedefleri bizi oyalamaktır.

Bizi tekrar düşüncesiz hayvanlara dönüştürmektir.

Hayır!

Yegane amaçları bizi yok etmektir bu yüzden önce biz onları yok etmeliyiz.

Çünkü bizim hedefimiz daha asil.

Hayır.

Çünkü bizim hedefimiz kendimizi aşmak. Hayır, bu Nietzsche.

Hedefimiz sistemi devirmek.

Acı çekmek bizim amacımız.

Lanet olsun, fazla sıradan, fazla bayağı.

Hedefimiz...

Hedefimiz...

Hedefimiz...

Bulabildiğim tek şey buydu.

Üzgünüm.

Rahatsızlık için özür dilerim...

Bir lokma ayırabilir misiniz? Günlerdir yemedim. Lütfen!

Her şeyi filmlerden öğrendi.

Barones unvanı, Avrupai aksanı...

...davranışlar, hikayeler, her şey sahte.

Annesinin onu yedi yaşında terk eden bir fahişe olduğunu söyledi.

Bu bir yalandı.

Ailesi onu atmış çünkü o yörüngesindeki her şeyi yutan bir kara delik gibi.

Güzelliğini kullanarak iyilikler yaptırarak Avrupa'yı dolaştı...

...ama arkasında sadece yıkım bıraktı.

Sonunda, sadece Paris kaldı.

Değişik gösterilerde ucuz yelpaze dansçısı olarak çalışmaya zorlandı.

Ve benim hayatıma da o zaman girdi.

- Philipson buna nasıl girdi? - Mağazamda çalışıyordu.

Paramı bitirdiğinde ve hiçbir şey kalmadığında...

...Dr. Ritter'ı öğrendi. Bizi, bunun bizim kaderimiz olduğuna ikna etti.

- Ve ona inandın mı? - Evet.

Biliyorum.

Aptalca geliyor.

Ama eğer...

...Eloise seni severse...

...bu çok sarhoş edicidir.

Hayatın aniden...

...ilahi bir anlam kazanır.

- Sigaram nerede lan? - Haftalar önce bittiğini söyledim.

- Senin izmaritlerini buluyordum. - Orada ne yapıyordun?

Bana ne söyledin? Ne yalanlar söyledin?

Komikmiş.

Dileniyormuşsun, seni beslemişler!

- Bizi ayırmak istiyorlar. - Umrumda değil, açım.

Yağmuru kontrol edemem Rudy, ben bir tanrı değilim!

Sorun da bu zaten, sen hiçbir şey değilsin.

Hızır gibi yetişti.

Baylar, Eden'e...

...hoş geldiniz!

Aman Tanrım.

- Her şeyi temizleyin! - Evet.

- Bunu bekliyorduk. - Evet.

Rudy!

Temizlememize yardım et!

- Neden? - Çünkü misafirlerimiz var.

Ve adadan tek çıkış biletin olabilir.

Seni tekrar görmek güzel, Dr. Ritter! Galapagos'a son keşfimden beri iki yıl oldu!

Çektin mi?

- Evet, efendim. - Güzel.

O zaman posta varillerinden birini alıp Friedo'ya çıkıyoruz.

Şiddetli kuraklığı duydum bu yüzden su...

...tahıl, yağlar, tohumlar ve konserve et getirdim...

Allan Hancock.

Memnun oldum.

Bu kadar büyük bir yatı olan biri için ne kadar da kısa bir isim.

Sanırım Amerika'da işleri böyle yapıyoruz.

Anlıyorum.

Peki Amerika'da ne yapıyorsunuz Allan Hancock?

Ben her işten anlayan biriyim aslında. Ama asıl tutkum keşiftir.

Ama aynı zamanda bir petrolcü, toprak geliştiricisi ve film yönetmeniyim.

Hollywood'da mı yaşıyorsunuz?

Hollywood benim, hanımefendi.

Hollywood'da bir eviniz mi var?

La Brea Tarpits'ten Laurel Canyon'a kadar her şeyin sahibiyim.

Toplamda 2.500 hektar aşağı yukarı.

Bunlar Wittmer'lar mı?

- Harika. - Bravo!

- Bravo! - Teşekkür ederim.

- Harika! - Bayanlar ve baylar!

Böyle muhteşem bir toplulukta olduğum için çok ayrıcalıklıyım.

Dünyanın önde gelen biyologları, botanikçileri, deniz...

...bilimcileri ve tanıdığım en cesur insanlarla birlikte.

Dr. Ritter, siz bir öncüsünüz.

Hepimiz çalışmalarınızı okumayı dört gözle bekliyoruz.

Bay ve Bayan Wittmer, siz düşünülemez...

...olanı başardınız. Floreana'nın ilk çocuğu.

Siz, 'en güçlü hayatta kalır"ın vücut bulmuş halisiniz.

Ve son olarak...

Barones.

Dr. Ritter adanın farkına varılmasının nedeni olabilir.

Ama siz, bakışların burada kalmasının sebebisiniz.

- Hayal etmeye cesaret eden herkese! - Hayal etmeye cesaret eden herkese!

- Bravo. - Herkese afiyet olsun!

Bakın!

Aman Tanrım!

Onu yozlaştıracak.

Friedo'ya olabildiğince çok yiyecek taşımamız gerekiyor. Hadi!

Alabildiğin her şeyi al, ben geri kalanları şafakta alırım.

Friedrich, dur artık!

Kes şunu!

- Ne? - Dur.

Aç olduğumuzu biliyorum, ama biz böyle insanlar değiliz.

Onlar alsa daha mı iyi? Açlıktan ölelim mi?

Hayır. Bana öğrettiğin ilkelere göre yaşamayı tercih ederim.

Sana ne oldu?

Yemek istiyorum.

Daha önce hiç paniklediğini görmemiştim.

Allan, tatlım, sana göstereceğim planlar var. Biraz daha kalmaya ikna olmaz mısın?

Maalesef yarın için planlanmış bir deniz seferimiz var.

Allan!

İzin verir misin?

Sana karşı şüpheci olduğumu itiraf etmeliyim.

- Gerçekten mi? - Yeni zenginler...

Benim deneyimlerime göre çok ilkeller.

Ama sen, canım, gerçek bir beyefendisin.

Barones, bunun iyi bir fikir olduğunu sanmıyorum.

Üzgünüm.

Hayır.

Aman Tanrım.

- Her şey yolunda mı? - Göğsüm.

- İyi misin? - Ağrıyor, sıkışıyor.

Hissedebiliyor musun?

Hayır, ben...

- Doktoru getireceğim. - O yardımcı olamaz.

Çok zor, tatlım. Hayat burada çok yalnız.

Sadece tek bir gerçek tedavisi var.

Üzgünüm...

Bu dalavere işe yarıyor mu?

Dalavere mi?

Bak tamamen farklı dünyalardan geliyoruz...

Hayır öyle değil!

Her ikimiz de iyi eğitimliyiz, her ikimiz de absürt derecede zenginiz.

Eloise...

Barones'i seviyorum. Hepimiz seviyoruz. Ama bu sadece bir rol.

Beni neredeyse kandırıyordun, Allan Hancock.

Sen, pis adam!

Yani.

Gel, öp beni!

Hoşça kal, Eloise. Beni bekleyen bir gemi var.

Buna pişman olacaksın!

Olmayacağıma eminim.

Ona sordun mu? Beni de yanına alacak mı?

Otelime yatırım yapacak, çok etkilendi. Şimdi kutuları yukarı taşı!

Hayır, onunla konuşmalıyım!

- Kim malımı çaldı? - Gitmeliyim bir hafta daha hayatta kalamam.

Kapa çeneni!

Her şey kampa götürülene kadar kimse uyumayacak.

Evet.

Ben mükemmelliğin vücut bulmuş haliyim.

Ben mükemmelliğin vücut bulmuş haliyim.

Ben mükemmelliğin vücut bulmuş haliyim.

Ben mükemmelliğin vücut bulmuş haliyim.

Gel, gel!

Taraf seçme zamanı.

Sizin için ne yapabilirim, Dr. Ritter?

Çocuğuna siktir olmasını söyle.

O, malını koruyor. - Benim malım! - Bizim malımız.

Heinz, gerçekten paylaşacağını mı sandın?

Ne tatlı! Hayır, çalmak istedi.

- Onun saçmalıklarını dinleme. - Biz de aç kalıp gidecektik.

Burada bizi kollayan tek kişi benim.

Biz, bizim olanı istiyoruz sonra da gideceğiz.

- İndir onu. - İndir silahını!

- Ona nişan alma, duydun mu! - Malımı geri istiyorum!

- Baba! Dur! - Harry!

- Ne yapıyorsun?! - Hepiniz bu saçmalığı bırakın!

Lütfen!

Neredeydin?

Bizi yok etmene izin vermeyeceğim.

Avlanmaya gidiyorum.

Tavuklarıma hiçbir şey bırakmıyor musun?

Onlara bunu ver.

- Hayır, bu bozulmuş. - Turşulanmış.

Tavuklara öyle şeyler vermem.

Sorun olmayacak. İyi eti tavuklara harcamayacağım.

Ye!

Rudy?

Rudy.

Lütfen, dışarı gel.

- Bu taciz. - Sadece konuşmak istiyorum.

Aptal olma.

Bunun için çok geç.

Tanıştığımız zaman bana yaşattığın duyguyu asla unutmayacağım.

Bana, bu dünyaya verecek önemli bir şeyim...

...olduğuna inandırdın.

Al.

Bu ne?

Kıyafet ve yemek.

İstersen gidebilirsin.

Seni durdurmayı hiç düşünmedim Rudy.

Gitmeden önce başka bir şeye ihtiyacın var mı?

Ne oldu?

Sakin ol.

- Bahçede bir şey var. - Bir yaban domuzu mu?

Lanet olsun, suyumuz.

Hayır...

Frederick!

Gel ve bak!

Sana bozulmuş yiyecek verme dedim!

Hemen buraya gel!

Burro...

Burro?

Burro?

Burro nerede?

Burro!

Margret!

Onu gördün mü? Burro'yu gördün mü?

Sende mi?

Hayır, ne?

Biri onu almış.

Kim yaptıysa onu kendi ellerimle öldüreceğim!

Harry, ona yardım et!

- Biri onu öldürdü. O öldürdü. - Ritter!

- Onun öldüğünü biliyorum. - O düştü.

Aman Tanrım.

Dore!

İşte.

Ben yaptım.

- Aptal! - Karanlıktı.

- Görmedim... - Dur!

Haklıydın.

Taraf seçme zamanı.

Eloise.

Dore perişan halde, neredeyse Heinz onu eve taşıdı.

- Ritter, Heinz'ten şüpheleniyor mu? - Yakında birbirlerini boğacaklar.

Başardın!

Nasıl olduğunu bilmiyorum, ama yaptın.

Başardın!

Başardın.

Lütfen, lütfen, bana zarar verme, bana zarar verme!

Bana zorla yaptırdı.

Eve gidebileceğimi söyledi.

Çok üzgünüm.

Lütfen, sadece eve gitmek istiyorum!

Yağmur mevsimi için çatıyı güçlendirmemiz gerekiyor.

Vadiye gidip biraz ot toplayın.

Şimdi mi?

Evet, ikiniz de.

Bu, Rolf'un ilk büyük macerası olacak. Gel, Lump!

Hadi!

- Plan konuşmak, değil mi? - Konuşacağız.

Barones!

Konuşalım!

Sonra gelin!

Bekleyemez.

Şimdi!

Barones?

Aman tanrım!

Çok şükür!

Aylardır ondan uzaklaşmaya çalışıyordum.

O, vahşiydi.

Manipülatif, kontrolcüydü.

Paris'te kaçmaya çalıştığım her şeydi.

Beyler, size bir teklif yapmak istiyorum.

Size...

...Hacienda Paradiso'da eşit pay teklif ediyorum.

Her birinize dörtte bir.

Hepiniz değerinizi ve yeteneğinizi fazlasıyla kanıtladınız...

...ve ayrıca hayatta kalma yeteneğinizi.

Resmileştirelim. Gidip kalem alayım.

Dore'ye bununla ilgili bir şey söylemeyeceğim.

Ve sen de Margret'a söylememelisin.

Bir şeyler söylemeliyiz ama.

Gittiler!

Gittiler!

- Gitmişler. - Kim gitti?

Eloise bana dün Philippson ile birlikte Tahiti'ye gemiye gittiğini söyledi.

İnanmadım, ama uyandığımda gitmişlerdi.

Bu mektubu bana kim yazdı?

Sen mi?

Bu Robert'ın el yazısı.

Barones adadan ayrıldı mı?

Evet, tekneyle.

- Hiç tekne görmedim. - Ben de görmedim.

Ben de görmedim.

Yani, gitmiş ama.

Eşyalarını satacağım.

- Kıyafetlerini bırakıp gitmiş. - Mücevherlerinin iyilerini almış.

Eşyalarına bu kadar çok değer veren biri için çok az şey almış.

Yemeğimi geri alıyorum ve çatal bıçak takımı...

...ipek halı ve yemek masasını da satın alıyorum.

100 sukre.

500.

125.

400.

150.

300.

200.

Gitmemi istiyorsun. Gitmek için paraya ihtiyacım var.

- 250, son teklif. - 225 veririm.

Ne yapıyorsun? Beni kandırma.

Seni suçlayacak.

Kim?

Dr. Ritter.

Ne ile?

Cinayet.

Ölüp ölmediklerini bile bilmiyoruz.

Baştan başlayalım mı?

Silah sesi duydum.

Dün.

Yatmadan önce tüfeğini kontrol ettim.

Hâlâ doluydu.

Mermileri kontrol ettim, her şey yerli yerindeydi.

Yani sen ateş etmedin.

Başka kimde tüfek var? Rudy Lorenz? Hayır.

Dr. Ritter?

Onunla yüzleşmek benim niyetim değildi. Bu Philippson'du.

- Ritter... - Dur.

Valiye yazacak, vali buraya gelecek. Sonra ne olacak?

Beni bırakmalısın.

Peki nereye gideyim?

Her şeyi bu adaya inşa ettik.

Bizi mahvetmek için ellerinden gelenin en iyisini yapmalarına rağmen.

Başaramadılar.

Ve başaramayacaklar.

Çünkü biz bir aileyiz.

Mektubumu kutuya koydum.

Yakında bir gemi gelecek ve sonra her şey bitecek.

Seni terk ediyorum.

Şaka yapmıyorum.

Biliyorum, mizah kabiliyetin yok.

Bu yüzden çok komik.

Buraya en büyük şeyi başarmak için geldik.

Ama tek yaptığın komşularını alt etmeye çalışarak günlerini harcamak.

Hayatımı mahvettiler.

Hayır, Frederick.

Sen kendi hayatını sen mahvettin.

Sen davaya ihanet ettin.

Acıyor mu?

- Dokunma! - Diş ağrısı, değil mi?

- Dokunma! - Buraya acıyla yüzleşmeye geldik.

Şimdi, bir sorun varsa çözeceğiz.

Onlarla yüzleşeceğiz.

Bu benim acım! Bu acıyı ben aşacağım.

“Yazılanların hepsinden..." nasıldı...

“... ben sadece kanla yazılanı severim."

- Bunu kim söyledi? - Ondan alıntı yapma!

- Sadece onu utandırıyorsun. - Bunu kim söyledi?

Sen bir hainsin.

Sen pis bir hainsin!

Siktir git.

Yapacak mısın?

Aptal.

Dore!

İşte buradasın.

Heinz hasta tavuklardan bahsetti. Bunları kullanabilirsiniz dedim.

Hayır. Friederich, pişirilirse yenilebilir olduklarını söylüyor.

Peki ya yumurtalar?

Hayır, hayır.

Dr. Ritter sana Barones hakkında ne söyledi?

Onu öldürdüğünü değil mi?

Dikkatli ol.

Sana yalan söylüyor.

O tehlikeli bir adam, Dore.

Friederich Ritter hayatını...

...şiddetsizliğe adadı.

O zaman neden bizle bir tüfek için takas yaptı.

Çünkü biz özel koşullar altında yaşıyorduk.

Peki dişlerine ne oldu?

- İltihaplanmışlardı. - Antiseptiklerim var. Lütfen!

Arkadaşımmış gibi mi davranacaksın?

- Değilsin. - Ama düşmanın da değilim.

Dr. Ritter çok zeki bir adam. Muhtemelen bizi adadan çıkarmak için bir planı vardır.

Ama sonra ne olacak?

Sonra sadece sen kalacaksın.

Ve o.

Ve siz almadan önce var olan iç huzurumuz olacak.

Bozulmuş etin kaynatılarak bakterilerden arındırılacağı yaygın bir hatadır.

Tabii, bakteriler ölür.

Ama etin içinde bıraktıkları toksinler ölmez.

Hey!

Hey!

Hey!

Yardım edin!

Hey!

Beni Isabela'ya götürmen için 50 Sucre öderim.

- Akıntıya ters. - Hayır, lütfen...

100 sukre!

- Yeterince yakıt yok. - 200!

Tamamdır.

Evet.

Hissedebiliyorum...

İnanılmaz bir atılım yaşadım.

İnsan her zaman hayvanın üzerinde yer alır. Nietzsche de, Hristiyanlar da böyle der...

...ama hayvani içgüdülerimiz aslında derinlerdeki gerçeğimizdir!

Avlanırız, savaşırız, sevişiriz.

- Öldürürüz. Hayatın anlamı budur. - Evet.

On bin yıldır...

...kendimizden kaçtık. - Evet.

Artık değil.

- Tavukla kutlayalım mı? - Mükemmel bir fikir.

Açlıktan ölüyorum.

Beynimde büyük bir boşluğun açılmış...

...ve yeni fikirlerle dolup taşmış gibi hissediyorum.

Kendimi daha büyük, yeniden doğmuş hissediyorum.

- Biraz denemek ister misin? - Hayır.

Diş etlerim hâlâ kanıyor.

Bana daha çok kalır.

Tüm yıllarca süren fedakarlıklarımız bu an içindi.

- Dore? - Friedrich.

Çok hasta.

Gelmelisiniz.

Gelebilir misin?

Harry? Git babanı bul.

Ne oldu?

Gıda zehirlenmesi.

Masum bir kaza.

Hadi Harry, gidelim.

Dore?

Bence gelmelisin.

Frederick.

Artık.

Artık ölümsüzsün.

Görüyor musun?

Ben...

...son nefesimle...

...SENİ...

...lanetliyorum.

Ölümsüz.

Dikkat! Vali için ayağa kalkın!

Eve girin!

Yalnız!

Zamanımı boşa harcama! Bunu oku!

Bunu asla imzalamam. - Señor Wittmer, ne yaptığınızı biliyorum.

Karısı!

Hanımefendi!

Barones'i kocanız öldürdü.

Öyle mi oldu şimdi?

- Ve bunu size kim söyledi? - Dr. Ritter.

FLOREANA CİNAYETİ Dr. Friedrich Ritter.

Bir mektup yazdı. Bir balıkçı geçen hafta getirdi.

- Ve bu saçmalığa inanıyor musunuz? - Dore Strauch bunu doğruladı.

Hiç durup Dr. Ritter'ın neden şimdi öldüğünü düşündünüz mü?

Gıda zehirlenmesi.

Burada 4 yıl hayatta kalan bir adam aniden acemi gibi bozuk tavuk mu yiyor?

Dore, ona bir gün önce sağlıklı tavuklar verdiğimi söyledi mi?

Gerçeklere bakın Vali, Dr. Ritter öldü.

Rudy Lorenz Barones'in eşyalarını sattı ve kaçtı, ve Dore dağılmış durumda.

Ama biz Wittmerler, hiç kimseyle bir sorunu olmayanlar...

...kaçmadık...

...hiç şüpheli bir şey yapmadık ve ana şüpheliler biz miyiz?

Kusura bakmayın beyler.

Burada son kalan sizsiniz.

Gitmek istemediğinize emin misiniz?

Burası bizim evimiz.

O zaman yola çıkıyoruz!

Barones ve Robert Philippson'un cesetleri hiç bulunamadı.

Dore Strauch Almanya'ya geri döndü ve orada çoklu sklerozdan 1943'te öldü.

Ölümünden önce Dore Floreana'da olanları anlatan bir kitap yayınladı.

Margret Wittmer ise Dore'nin anlattıklarına karşı çıkan bir kitap yayınıyla cevap verdi.

Rudy Lorenz Isabela'ya hiç varamadı.

O ve kaptanı Floreana'dan 150 deniz mili uzakta bulundu,

Teknelerinin benzini bitmiş ve rotadan sapmışlardı.

Margret Wittmer 2000 yılında ölümüne kadar Floreana'da yaşadı.

96 yaşında öldü.

Torunları hala burada yaşıyor.

Küçük bir turist oteli işletiyorlar.

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.