All language subtitles for On.Becoming.a.Guinea.Fowl.2024.720p.AMZN.WEB-DL.DDP5.1.H264-Turkish

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English Download
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American) Download
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

Aradığınız kişiye şu anda ulaşılamıyor. Lütfen, daha sonra...

Bağlandı.

Alo?

Alo?

Alo, kimsin? “Alo, alo” deyip duruyorsun.

- Kimsin? - Baba, benim Shula.

- Kim? - Shula.

- Çok gürültü var. Kim dedin? - Baba, benim Shula.

Shula. Ben...

Bebeğim, n'oldu? Seni aramaya çalışıyordum.

Dönmedin...

Sıkıntı ne? Yanlış bir şey mi yaptım, Shula?

Hayır, sıkıntı yok. Sim kartımı değiştirdim. İki gün önce yenisini aldım.

- Peki, bu kimin numarası? - Benim, yeni numaram.

Güzel. Shula! Aslında, tam zamanında aradın.

Ev sahibim beni evden çıkarmak istiyor.

Ona dedim ki, “Kızım bana para gönderecek, mal herif.”

Bu yüzden, aramana sevindim.

Göndereceğim. Ona bu işi halledeceğimizi söyle.

Güzel. Tam zamanında aradın.

- Sen iyi misin? - Evet, iyiyim.

Ama baba, dinle, Kulu Yolu'ndayım. Fred Dayı'mın cesedini gördüm.

Fred Dayı'nda mısın?

Hayır, Kulu Yolu'ndayım ve yolda Fred Dayı'mın cesedini gördüm.

Fred Dayı'nın mı?

Hayır, Fred... durup dururken...

Hadi ama, Fred ölemez. Sadece, yüzüne biraz su serpiver.

- Kendine gelir. - Hayır, ölmüş. Gözleri bile açık.

Ah, Shula!

- Kimle birliktesin? Polise haber verdin mi? - Yalnızım.

- Ne? - Arabada yalnızım.

Annene söyledin mi peki?

Denedim ama Livingstone'da ve cevap vermedi.

Arabada mısın?

- Arabadayım. - Tamam.

Dinle. Senden iki tane iyilik istiyorum, tamam mı?

Kendini o araca kilitle. Bu birincisi. Geliyorum.

Kendini araca kilitle. Ben geleceğim.

- Tamam. - İkincisi...

...bana taksi parası gönder, lütfen.

- Kira parasını da eklemeyi unutma. - Tamam. Göndereceğim.

Konum at, baban geliyor.

Herkese merhaba.

- ...'ne hoş geldiniz? - Çiftlik Kulübü!

- Duyamıyoruz sizi! - Çiftlik Kulübü!

- Evet, doğru, benim adım Mutale. - Benim adım da Mazuba.

Pekâlâ...

Bu hafta alfabenin yedinci harfi hakkında konuşacağız.

Öğrendiğimiz yedinci harfi hatırlayan var mı?

- G! - Duyamıyorum sizi!

- G harfi! - Evet. G harfini öğrendik.

Ama bugün sizlerle çok özel bir hayvan hakkında konuşacağız.

Çok sıra dışı bir hayvan.

Arkadaşım Mazuba, bu hayvan hakkında size bazı ipuçları verecek. Mazuba?

Şimdi size bu çok özel ve sıra dışı hayvanla ilgili ipuçlarını vereceğim.

Afrika'da yaşarım.

Yaklaşık 20 yaşına kadar yaşayabilirim.

Yaklaşık 71 cm boyuna ulaşabilirim.

Kahverengi, kırmızı, sarı...

...siyah ya da beyaz renklerde olabilirim.

Bilin bakalım neyim ben?

Çok ilginç... Kimse, hayvanı tahmin edemiyor mu?

Yok mu tahmin edebilen? Evet?

...çabucak duşumu alıyorum...

...spor kıyafetlerimi giyip, çantamı alıyorum...

...çıkmadan önce...

...uyuyan karımı öpüyorum...

...bu, güzel bir ilişki taktiğidir.

Sonra da antrenörümle bir saat çalışıyorum.

Sonrasında buhar odasına giriyorum...

...buz gibi soğuk bir duş alıyorum...

...kahvaltı yapıyorum, çoğunlukla yumurta beyazı yiyorum.

Protein açısından zengin yiyecekleri tüketiyorum...

...yumurta beyazı, avokado, domuz pastırması gibi şeyleri.

Burada iki nokta var...

Shula.

İyi misin sen?

Baksana!

Ne istediğini biliyorum, dostum.

Bekle. Sana şu şarkıyı çalayım. Dinlemiş miydin?

Dinle, dinle.

Dinlemiş miydin bebeğim?

Hadi!

Hey!

N'oldu?

Shula.

Shula, aç şu kapıyı.

Shula!

- Baba. - Alo?

- Baba, neredesin? - Kimsin?

Alo!

- Alo? - Alo?

- Sesim geliyor mu? - Kimsin?

- Baba, gelmiyor musun? Alo? - Joze, bebeğim.

Bak, şu an zor bir durumdayım.

Dayım, yolda ölü hâlde yatıyor.

Onu, yol kenarında ölü hâlde buldum.

Dinle, izin ver de açıklayayım.

Bak, kuzenim arabasının içinde oturuyor.

Kapısını çalıyorum, açmıyor ve bana bakmıyor.

Saat geç oldu ve ben yolun ortasındayım.

Bebeğim, içki içmedim.

Bak, polisle konuş. Telefonda.

Tamam, mesele şu ki, biz millî görevdeyiz.

Ve sorun şu ki...

...oraya gelmek için kullanacağımız araç...

...millî görevlerde kullandığımız araç.

Kuzenimle birlikteyim. Delice davranıyor.

Tamam, bekle. Hoparlördesin şu an.

Konuş onunla, bakalım ne diyecek.

Merhaba, memur bey.

- Nasılsınız? - İyiyiz.

İyi misiniz? O sarhoşun söyledikleri doğru mu?

Evet.

Peki, söyledikleriniz doğruysa, bizi yarına kadar bekleyin.

Zaten sabah oldu. O yüzden bir yerlerde takılın.

Sonra, yarın sabah, bu işi hallederiz...

...çünkü elimizdeki araç makam aracı.

O yüzden siz orada takılın, biz de yarın halledelim, tamam mı?

Tamam. Teşekkürler, memur bey.

Ayrıca, dinleyin...

Lütfen, yalvarırım, arabanızı cesedin yanına park etmeyin.

İnsanların sizi görmeyeceği bir yere çekin.

Kimsenin şüphelenmesini istemiyorum.

Tamam, bebeğim. Anladım. Kapat.

Arayan sendin, şimdi de kapatmamı mı istiyorsun?

Dakikam bitiyor.

Hem “dakikam bitiyor, kapat” diyorsun, hem de yardımımı istiyorsun.

Hoşça kal.

Şimdi ne yapıyorsun?

Bir örtü arıyorum.

Ne için? Onu örtmemize gerek yok.

Bak...

...cesedin üstünü örtmek zorundayız...

...çünkü polis geldiğinde bir rapor yazacak...

...ve sizinkiler...

...“Nsansa cesede saygı göstermedi” diyecek.

Örtü taşımıyorum. Yanımda örtü yok.

Bir şey buldum, dostum.

Elimizdekini kullanalım.

Ne buldun?

Örtü falan yok. Taşımadığımı söylemiştim.

Dur ölçeyim. Sanırım bu olur.

Geri zekâlı! Bagaja bak!

Shula. Shula.

Tanrım.

Selam.

Tahmin et ne oldu?

Bak...

- Şuradaki evi görüyor musun? - Hangisi?

Mango ağacının yanındaki, turuncu kapısı olan.

Orası bir kerhane.

Olaya bak!

Fred dayının cesedi bir kerhanenin yanında bulunuyor.

Kerhane olduğunu kim söyledi sana?

Joseph. Joseph bana orada bir kerhane olduğunu söyledi.

Orası bir kerhane.

Bak, koca adam mutlu bir şekilde öldü.

Şu anki sorun, sizinkilerin bunu öğrendiğinde nasıl tepki vereceği.

Sevgili inananlar...

...Fred Dayı'yı bir kerhanenin yanında ölmüş hâlde bulduk.

Fred!

- Her şey yoluna girecek, anne. - Freddy öldü.

- Tanrım! - Sakin ol, anne. Kendini hasta edeceksin.

Tanrım!

Tanrım...

Kardeşim!

Merhaba?

- Alo? - Alo?

- Merhaba, Teyze. - Merhaba, Shula.

Neredesin? Evde misin?

Evet.

- Kiminlesin? Yanında biri var mı? - Yalnızım.

Biri sana Fred Dayı'nın ölümüyle ilgili...

...bir şey sorarsa, hiçbir şey söyleme.

Sorarlarsa, beni ilgilendirmez de.

Büyüklerimiz için.

Demek istediğimi net bir şekilde anladın mı?

Güzel. Yakında geliriz. Seni buluruz.

- Tamam, Teyze. Görüşürüz. - Tamam, Shula. Görüşürüz.

Beatrice, neler oluyor?

Bu odadaki her şeyi çıkarıyoruz hanımefendi.

İyi de niye?

Hanımefendi arayıp bir cenaze olduğunu...

...bu yüzden her şeyi çıkarmamız gerektiğini söyledi.

- Burada mı olacakmış? - Evet.

♪ Ölüm sessizce sürünerek gelir ♪

♪ Sürünürek yolunu döşediğini görürsün ♪

♪ Ölüm sessizce sürünerek gelir ♪

♪ Sürünürek yolunu döşediğini görürsün ♪

♪ Ölüm sessizce sürünerek gelir ♪

Siz toplantıya başlamadan hemen önce...

...Future Proof toplantısına katılmak üzere saat 13:30'da ayrılmak zorundayım...

...bunun için çok üzgünüm. Özürlerimi iletirsiniz.

Çok değerli sözlerin için sağ ol, Jim.

Bunu da teklife...

...ekleyelim mi?

Başka ayrılmak isteyen varsa...

Banyo mu yaptın?

Peki.

Daha önce hiç cenaze varken banyo yapıldığını görmemiştim.

Shula, yani banyo yapmaman gerektiğini bilmiyor muydun?

Cenaze varken banyo yapan birini gördün mü hiç?

Yapmış artık, yapabileceğimiz bir şey yok.

Sorması gerekirdi.

- Bunu yapanı ilk kez görüyorum. - Shula...

Dayının cesedini nasıl bulduğunu bize anlatmanı istiyorum.

Kulu yolunun kenarındaydı.

- Nerede? - Yol kenarında.

Bu ne biçim bir açıklama böyle?

Yolda ayakta mı duruyordu yoksa oturuyor muydu?

Yolda ne yapıyordu?

Onu bir arkadaşımın düzenlediği kıyafet balosundan dönerken gördüm.

Onu tam olarak nasıl bulduğunu açıkla.

- Göstereyim mi? - Shula...

Dayının cesedini nasıl bulduğunu anlat.

Nerede ve nasıl buldun?

Şuna bakın.

Böyleydi.

Gözleri açıktı.

Taş falan var mıydı?

Veya sopa? Dövülmüş müydü? Nasıl ölmüştü?

Peki ya kan? Herhangi bir yerde kan var mıydı?

Hayır.

Çok cesursun.

Uyandığında iyi hissediyor muydu?

Shula cesurdur.

Daha önce hiç, ceset gören birinin böyle göründüğünü görmüş müydüm acaba?

Gözleri çok kuru.

Ceset gören birine benzemiyor.

Travmatize olmuş gibi bile görünmüyorsun. İyi görünüyorsun.

Sadede gelelim.

Shula'yı götürmeye geldik.

Hepsi bu. Seni götürmeye geldik.

Gidip anneni havalimanından al.

Ayarlayacağım.

Ayarlamak mı? Anneni kim alacak?

Kim alacak?

Annen, olanlardan dolayı üzgün.

Git ve onu getir. Anladın mı?

Kalk, üstünü değiş, cenaze evine gidelim.

- Acele et. - Haklıymış gibi bir de kaşlarını çatıyor!

Ona giyecek bir şeyler bul.

Üstünü değiştir. Cenazede bunu giyemezsin.

- Değiştir. - Kalk.

- Bunu giy. - Ben sizi bulurum.

Shula, kalk. Biz gidiyoruz.

Niye burada tek başına kalmak istiyorsun?

Hepimiz eve dönecekken...

Kalk, şunu giy. Saygılı ol ve kalk, gidelim.

Kalk.

Daha ne kadar yalvarmamız gerekiyor sana?

Seni götürmeye geldiğimizi söyledik.

Anneni almalısın.

Yasımızı cenaze evinde tutmalıyız, burada değil.

- Değiştir. - Görüşmelerim bittikten sonra.

Ne yapıyorsan bırak, o görüşmeleri unut.

Sadece oraya git ve üstünü değiştir.

Niye seninle tartışmamızı istiyorsun?

- Görüşmelerim çok önemli. - Asıl önemli olan anneni alman.

Başka valizin var mı yoksa sadece bu mu var?

- Şunu al. - Bu senin mi?

Gir şuraya.

O kadar çok konuştum ki, boğazım ağrıdı.

Gir şuraya. Biz gidiyoruz.

Biraz ağlasana, amma da kalpsizsin. Bizi utandırıyorsun...

Vah abim Fred...

Abim, abim...

Yaşlı bir adamın Facebook'ta kendini teşhir ettiğini görmek şok edici.

Belki de kocasıdır, bilmiyorum.

Hayır, sugar daddy'si. Kocası çok daha genç.

Jel tırnak takabilir.

- Sağ ol. - Biz de öyle yapacağız.

Elektrik kesintileri başladı.

Telefonun fenerini aç. Sana nasıl parladığını göstermek istiyorum.

- Ama niye düz renk? - Süslemeyi sevmiyorum.

- Yani benimkiler çirkin mi? - Seninkiler de güzel...

- Seni çağırıyorlar. - Kim çağırıyor?

- Mutfağa çağırıyorlar, gidelim. - Tamam.

Nasılsın dostum?

Musonda, orada bekle.

Kapıyı bile kilitliyorsun. Çak bir beşlik.

Nasılsın?

Seni uzun zamandır görmedim.

Nasılsın, Shula?

Orada biri var.

İnsanları korkutma. Karanlık orası.

“Nasılsın, Shula?”

Nazikçe selamlaşın. Hayat devam ediyor.

Burada ne yapıyorsunuz?

- Yasımızı burada tutuyoruz. - Niye?

Düşünsene, dul eş için yemek yapmam gerektiğini söylüyorlar.

Dul eş için ben mi yemek yapacağım?

- Hangi dul eş? - Fred Dayı'nın karısı.

Bekle, Fred evli miydi?

- Bilmiyor muydun? - Ciddi misin?

- Köşede oturanı görmedin mi? - Görmedim.

Karısı. İnek gibi zırlayan.

Dinle, ağlama stilinin bir düzeni var.

“Freddy, Freddy” gibi!

Bu stili nereden öğrendin?

Netten mi indirdin?

Bilemiyorum...

Beni ne şaşırttı biliyor musun?

Neden Fred Dayı'nın yasını bir sapık değil de...

...melekmiş gibi tutuyorlar?

Bu cenaze hızlı bir şekilde yapılmalıydı.

Cesedi direkt alınıp gömülmeliydi.

- Gömer geçeriz. - Yaşamımıza devam ederiz.

Her neyse, bu içtiğimiz şey ne?

Şimdi de “Dul eş için yemek yap.” diyorlar.

- Ben mi yapacağım? Saçmalık. - Yemek yapmayı biliyor musun ki?

Mapalo...

- İçkiyi sakla. - Mapalo.

- Musonda, Mapalo içeride mi? - Evet, içeride.

Yani beni duymazdan geliyor ve cevap vermiyor.

Bilemiyorum.

Bu nasıl bir tavır böyle?

Mapalo, oraya gelirsem, hoş şeyler olmaz. Beni bilirsin.

Musonda, dışarı çıktığında onu bana getir.

Yandınız.

Buradaki onca insan arasından beni seçtiler.

- Nereye gidiyorsun? - Ben gidiyorum. Birinin bunu yapması lazım.

Shula, buraya gel, buraya gel.

İçkiyi bize ver.

Yakalanmamızı mı istiyorsun? Onlara söylersen de külahları değişiriz.

Neyi söylersem?

- Bana borçlusun. - Hayır, değilim, Shula, meleğim.

Dul eşe yemek yapmaya gidiyor.

Sampa Teyze.

- Efendim, Shula? - Dul eş nerede?

Dul eşi yukarı götürdüler.

- Bir odaya götürdüler. Niye ki? - Ona yemek getirmiştim.

Mapalo...

Linda, buraya gel.

Shula'ya dul eşin yemeğini nereye götüreceğini göster.

Yemek yemedi.

Sampa.

- Sorun nedir? - Hayır, hayır, hayır.

Dinle, her şeyi duydum. Ben de buradaydım.

Söylediğin her şeyi duydum.

- Öncelikle, bu nedir? - Henüz yemek yemedi.

Kimin için bu yemek?

- Dul eş için. - Yani ne için?

Yemesi için.

Beni iyi dinle Sampa, burada neler olduğunu biliyorsun.

- Benimle bu şekilde mi konuşuyorsun? - Evet, bu şekilde konuşuyorum.

Saygılı ol, Catherine.

Kardeşim, bilirsin ki sana saygı duyarım.

Bu yemek hiçbir yere gitmeyecek.

Nereye götürüyorsan onlara söyle...

...kocası gömülmeden hiçbir şey yemeyecek.

Kes sesini. Seninle konuşmuyorum. Sana da geleceğim.

Bu yemek hiçbir yere gitmeyecek.

- Catherine, şov yapıyorsun. - Umurumda değil.

Sampa, beni iyi tanırsın. Delirtme beni.

Kendimi kaybedeceğim. Beni rahat bırak.

Git ve ona söyle, burada yemek yemeyecek.

Akrabaları, onun burada bir şey yemeyeceğini bilmeli.

Kardeşimiz bir köpek gibi öldü, neden onlara ziyafet çekelim ki?

Sen ona bakma.

Sana hizmet mi edeceğiz? Sen kimsin ki?

Abim öldü...

Buraya sadece yemek yemeye gelmişsiniz!

Böyle devam edersen, seni çadıra atarım. Orada kalabilirsin.

Git Bupe'yi getir.

Hemen gelsin.

- Yurtta mı? - Evet, üniversite yurdunda. Git getir onu.

Shula.

Shula!

N'oldu?

- N'oldu? - Baksana.

Beni kömür almaya götür.

Olmaz, başka bir yere gidiyorum. Geç kaldım.

Dinle, bu daha önemli.

Kömür yok. İnsanlar nasıl yemek yiyecek?

- Niye boktan minibüsünle gitmiyorsun? - Boktan değil.

Minibüsüm sandalye toplamada kullanılıyor.

Aç kapıyı.

Bir zamanlar bir erkek arkadaşım vardı.

Gençti. Yaşlı değildi.

Beyazdı.

Shula, çocuk hep dolu gezerdi. Keleşi vardı.

Malafatı da sağlamdı ve hep hazırdı, yaşlı bir adamdan çok daha iyiydi.

Kömürcüyü gördün mü?

- Aşağı indi. - Tamam, sağ ol.

Bak, çocuk sağlamdı, gevşek biri değildi.

Tahmin edebilirsin.

- Kömür, kömür! - Kömürcü!

Bizi bekle!

Shula, Fred dayının bir gün ne yaptığını söylemeyi unuttum.

Her zamanki gibi beni okuldan almaya gelmişti.

Eve götüreceğini sanmıştım.

Ne olduğunu anlamadan, kendimi bir kulübede buldum.

Belki orada yapacak bir işi vardır diye düşündüm.

Daha gözümü bile kırpmamıştım ki...

...kendimi odada buldum.

“Burada neler oluyor?” dedim.

Sonra soyundu.

Shula...

...orada görebildiğim tek şey “yenik düşmüş üç kahramandı.”

Umutlarını da kaybetmiş gibi görünüyorlardı.

Pantolonunda hiç “kiracı” yoktu.

Şunu düşündüm: “Burada kim kime tecavüz edecek acaba?”

Ve bir noktada, sanki ben ona tecavüz etmek için oradaymışım gibi hissettim.

- Komik mi bu şimdi? - Ne yaptım biliyor musun?

Kalktım, dostum.

Ona sert bir tokat attım, sonra da ittim.

Kendi kendimin kahramanıyım, dostum.

- İçeride görmek istediğimiz biri var. - Kim o, patron?

Bupe.

- Hangi blokta? - B Blok'ta. Kuzenimiz.

Kuzeniniz mi?

- Evet. - Tamam.

Teşekkürler.

- Dikkat et, bize gelecek. - Gördüm sizi.

- Tuvalet nerede? - Dümdüz git ve sağa dön.

- Şu kapıyı mı diyorsun? - Evet, orası.

- Affedersin, Bupe'nin odası nerede? - Bupe 5 numarada kalıyor, sağında.

Teşekkürler.

Bupe.

Şunun uyuyuşuna bak. Saçın ıslanmış. Ne yapıyorsun?

Hadi, kalk. Alo?

Hadi, gidelim.

Annen seni orada istiyor. Acele et.

Gitmek istemiyorum.

Hiçbirimiz gitmek istemiyoruz. Hadi. Cenazelerdeki âdeti biliyorsun.

Seninle bir anlaşma yapalım, tavuğu sen yap.

Tavuğu pişirdikten sonra seni buraya uyuman için geri getireceğim.

Kim? N'oldu?

Baksana. İyi misin sen?

İyiyim, bir şeyim yok.

Tamam, hadi hazırlan.

Çantan nerede?

N'apıyorsun?

Bupe?

İyi misin?

Neyin var, Bupe?

Ne içtin sen?

Bupe, ne içtin?

Gidelim hadi. Çabuk ol. Kalk ayağa. Hadi.

Gidelim. Acele et.

Hadi, kalk. Hadi.

Gel.

Selam.

Bupe nereye gitti gördün mü?

Gittiler.

- Nasıl yani? - Bupe kendini iyi hissetmiyordu.

Merhamet et. Yarabbi, merhamet et. Çocuğumu iyileştir.

Tanrım, sana yalvarıyorum, çocuğuma merhamet et.

Daha çok küçük.

Tanrım, senden başka kimsem yok.

Ancak sen, merhametli Tanrı'm...

...çocuğumu iyileştirebilirsin.

Yavrum, Bupe.

Merhaba, Anne.

Sadece... ...başıma gelen bir şeyi...

...sana anlatmak istedim.

Aradan geçen bunca yıl boyunca...

...bana ne olduğunu ve neler yaşadığımı...

...sana anlatmadım.

Her şeyi sır gibi sakladım çünkü...

...ailemizin dağılmasını...

...ya da bugünkü gibi...

...bir bütün olmaktan çıkmasını istemedim...

...bu yüzden olanlarla ilgili her şeyi sır gibi sakladım.

Senin olmadığın bunca zaman...

..Fred Dayı'm...

Kimseye anlatma.

Bu konuda düşünme ya da konuşma.

Sadece sessiz kal.

Anladın mı beni?

Anladım.

Soran olursa...

...Bupe'nin sıtma olduğunu söyle.

Beç Tavuğu. Beç Tavuğu...

Kızım.

Tatlım, kalkıp kahvaltı hazırla, olur mu?

Aradan geçen bunca yıl boyunca...

...bana ne olduğunu ve neler yaşadığımı...

...sana anlatmadım.

Her şeyi sır gibi sakladım çünkü...

...ailemizin dağılmasını...

...ya da bugünkü gibi...

...bir bütün olmaktan çıkmasını istemedim...

...bu yüzden olanlarla ilgili her şeyi sır gibi sakladım.

Senin olmadığın bunca zaman...

...Fred Dayı'm...

Sen bizim için sadece bir abi değil...

...aynı zamanda bir baba gibiydin.

Her zaman keyifli ve neşeliydin.

Adil bir insandın.

Ayrımcı değildin.

Kimse senin yerini dolduramaz, abi.

Kimse senin yerini dolduramaz...

...abimiz.

Gerçekten...

...iyiler erken ölüyor.

Biz kaybettik...

Sonra: Biz kaybettik...

...ama cennet kazandı.

Seni çok özleyeceğiz...

...abimiz.

“Abimiz” yazdırmayı düşünüyorum, çünkü o hepinizin abisi.

Huzur içinde yat Şimdilik hoşça kal

Hayır, teşekkürler.

- Bu size tam olur. - Hayır, teşekkürler.

Selam, n'aber?

Bupe, burada n'apıyorsun?

Sadece baharat arıyorum.

Moringa nerede biliyor musun? Onu arıyordum.

Bupe, seni az önce hastanede bıraktım.

- Burada ne yapıyorsun? - İyiyim ben.

Tavuk işini bana kilitlediler, ben de tavuğu baharatlamak için çıktım.

Işık tutsana.

Moringayı göremiyorum.

İşte.

Buldum.

Sağ ol.

Bupe?

Videoyu izledim.

Boş ver. O artık ölü, yani sorun yok.

Neyse, tavuğu dışarıda ızgarada bıraktım, gidip kontrol etmem lazım...

- Alice, Ruth teyzeyi gördün mü? - Hayır, görmedim. Oturma odasına bak.

Tamam.

- Teyze, Ruth Teyze'yi gördün mü? - Hayır, görmedim.

- Ben gördüm, çadırın oradan dışarı çıktı. - Tamam. Sağ ol, teyze.

İnsanları bir yerlere götürdüğünü duydum.

Evet, muhtemelen birkaç adamla mezarlığa gitmiştir.

- Yani, gitti mi? - Evet, gitmiş olmalı...

- Shula Teyze. - Efendim?

Yemek hazır ama kimse yemiyor.

Çünkü onlara servis yapman gerekiyor. Sağ ol.

Shula...

Çok acıktım.

Bana bol soslu tavuklu pilav getir.

- Tamam, dayı. - Shula, gitmeden...

...bana da bir şeyler hazırlar mısın?

Göğüs eti koyduğundan emin ol.

Göğüs, but, patates ve pilav.

Su getirmeyi de unutma, lütfen.

- Lütfen, acele et, çok acıktım. - Tamam, dayı.

Kızlar, lütfen önce şuradaki iki dayıya götürür müsünüz?

Biraz pilav alayım.

Sakın et getirme, sadece balık...

...bol yeşillik ve bamya getir.

Shula!

- Shula. - Neredeymiş? N'oldu?

Bupe...

O taraftan kaldır.

Bekle. Mapalo, bekle.

- Karnından tut. - Çok ağır...

Tekrar.

Başına dikkat et.

Kaldır.

Acele et, düzgün tut.

Tanrı'm...

...baba'mız...

...Tanrı'm, bağışlanmak için...

...huzuruna geldim.

Lütfen çocuğumu iyileştir.

Her şeyi senin ellerine bırakıyorum.

Yalvarırım Tanrım, lütfen dualarımı duy.

Bu çok ağır bir yük.

İçeride birinin olup olmadığından emin değilim.

- Orada dua eden biri mi var? - Bilmiyorum.

Biri gelirse, dua ettiğimizi söyle.

Tamam.

Gidelim.

Sana yalan söyledim.

Ne zaman?

Geçen gün sana Fred dayı hakkında anlattığım hikayede.

Gerçeği söylemeye utanmıştım.

Anlattığım her şey yalandı.

Yaptı.

Kendimi koruyamadım.

Beni istismar etti.

Çok üzgünüm, Nsansa.

Kim var orada?

Ne yapıyorsun?

Çişim gelmişti.

Niye buraya işiyorsun?

Büyük hanımlar evin içindeki tuvaleti kullanmamın yasak olduğunu söyledi.

- Niye ki? - Kocama iyi bakmadığım için.

- Kocan kim? - Fred.

- Gidelim. Evdekini kullanabilirsin. - Hayır, ona bağırırlar.

Burası annemin evi.

Dışarıda işemenden memnun olmayacaktır.

Gidelim.

Bu telefon senin mi?

Sen iyi misin?

Şarjı bitmiş. Senin için şarj edeyim.

Eski bir telefon, bu günlerde ona uygun şarj aleti bulmak zor.

- Şarj aletin nerede? - Evde.

Evin nerede?

Yalnız kaldım.

Çocuklarıma kim bakacak?

Çilem bitmedi.

Saçmalık.

Dul eş, sivrisinek gibi ağlıyor.

Bana bak, ne yaptığını sanıyorsun sen?

Bir de kendine dul mu diyorsun?

Kapa çeneni. Kes şu sesi!

Kapa çeneni!

- Bana bak, seni dışarı atarım. - Kes sesini!

Cenazeye mi yoksa aptalca şarkılar söylemeye mi geldin?

Ruth! Ruth ve Catherine!

Siz ikiniz!

Hiç cenazeye katıldın mı? Hiç kocanı kaybettin mi?

Onun feryadını oradan duymak zorunda mıyız?

Sizin sıkıntınız ne?

Kapana kısılmış bir hayvan gibi ses çıkarıyor.

Dinle Ruth, dul bir eş olarak gözleri ağlamaktan şişmiş olmalı.

Sampa, sus.

Ağlamaktan bütün yüzü şişmiş olmalı.

♪ Dostlar... ♪

♪ Ey kadın, Fred'in nasıl öldüğünü... ♪

♪ ...açıkla bize... ♪

♪ Ey ahlaksız kadın, gel ve aileye açıkla ♪

♪ ...ey kadın... ♪

♪ Ailece yas tutuyoruz... ♪

♪ Yas tutuyoruz... ♪

♪ Ey kadın, ♪ ♪ çocuğumuzun nasıl öldüğünü açıkla bize ♪

♪ Fred asla evde yemek yemezdi ♪

♪ Ona hiç yemek yapmadın ♪

♪ Çamaşırını yıkamadın ♪

- Nasılsın? - İyiyim.

- Frederick'in evi mi burası? - Evet, ama o öldü.

Girebilir miyim?

- Kim o? - Babam.

- Kaç yaşındasın sen? - Beş.

Pekâlâ.

- Merhaba. - Merhaba.

- O senin baban mı? - Evet.

- Adın ne? - Jonas.

- Kaç yaşındasın peki? - Yedi.

- Demek en büyükleri sensin? - Evet.

Pekâlâ.

Git annenin şarj aletini getir.

Teşekkür ederim.

- Hoş geldin. - Teşekkür ederim.

- Adın ne? - Shula.

Fred dayı, annemin kardeşiydi.

- Annenin mi? - Evet.

Lütfen, çocukları büyütmek için burada yaşamamıza izin ver.

Lütfen, lütfen...

Lütfen, annenle bizim için konuş.

Evi almalarına izin verme.

Çocukları burada büyütmeliyim. Yalvarırım.

Nine, lütfen kalk.

Kütüphanede sessiz olun

- Şuna bak... - Baba.

Şuna bak.

Baba!

Baba!

Prensesim! Shula, gelsene.

Hayır. Dışarı gel, seninle konuşmam lazım.

- Parti veriyoruz. - Hayır!

- Gelsene! - Buraya gel, lütfen!

Fred Dayı'dan çocuğu olduğunda daha 11-12 yaşlarındaydı.

Bu geçmişte kaldı. Şu an bir önemi yok.

Artık bir yetişkin.

Baba, şimdi yetişkin ama o zaman çocuktu.

Ona yardım etmeliyiz.

Dinle.

Bu olanlar doğru değil.

- Dinliyor musun? - Dinliyorum.

Sürekli tekrarlanıp duruyor.

Şimdi de onun hakkında kötü konuşuyorlar.

Bu adil değil, onun suçu yok.

İnsanlar her zaman konuşur, canım.

Neden sanki suçluymuş gibi onu suçluyorlar?

Neden Fred Dayının yaptıklarından bahsetmiyorlar?

N'apsınlar, mezardan çıkarıp hesap mı sorsunlar?

“Bunu neden yaptın?” mı desinler?

Hadi, yapma.

Gençsin. Anlayamazsın.

Demek istediğim, onun sorumlu tutulması gerektiği.

Nasıl yapacağız peki, cesedini mi sorgulayacağız?

Söylediklerimi dinlemiyorsun.

Bazı savaşlar vardır, savaşamazsın.

Bilirsin işte...

Endişelenme, tamam mı?

Bunların hepsi zamanla geçer.

- Ama... tekrar diyorum bak... - Hayır, anlamıyorsun. Tamam, neyse.

Tamam, kızım. Gel, gel.

- Canım. Shula. - Ne var?

Buzumuz bitti.

Aferin kızıma.

Hiç gerek yoktu, Shula.

Teşekkür ederim.

Shula.

- Alo? - Merhaba, Shula?

N'oldu?

Fred Dayı'n...

Hiç sana bir şey yaptı mı?

Hayır.

- Tamam. - Hoşça kal.

Anne, bugün babamı gördüm.

İyi.

Bana garip bir şey sordu.

Fred Dayı'mın bana bir şey yapıp yapmadığını...

- Anlatmadın değil mi? - Hayır.

Bana bunu sır olarak saklamamı ve kimseye söylemememi söylemiştin.

O zamanlar çok küçüktüm.

Aklım ermezdi ki.

Bütün teyzelerime söyledin ama babama söylemedin mi?

Yardım edeceklerini söylemişlerdi.

Ben sana söyledikten sonra yardım etmek için ne yaptılar?

Oturup onunla konuştular.

Değişeceğini söyledi.

Yumurtaları sepete koy.

Bupe'nin videosunu izledin mi?

Şurada.

Sepet şurada.

Dul eşinin evine gittim.

- Bak. - N'oldu?

Beç tavuğu.

Acele et, kaçıyor.

O insanların eline geçtiğinde onu yakalayamazsın. Acele et.

Acele et, kızım.

İşte orada. Bak.

Ne var biliyor musun, kızım?

Yarın sabah gidip kahvaltılık bir şeyler almalısın.

Şeker...

...çörek...

...çay...

...ve süt al.

Sabah bir sürü insan olacak...

...bu yüzden onlara kahvaltı hazırlamamız gerekiyor.

Yeterince yiyeceğimiz olmalı.

Yeterince yiyeceğimiz olduğundan emin olmalıyız.

Sütü unutma.

Süte de ihtiyacımız var.

Çok sayıda kişi yas tutarken, yeterli yiyeceğimiz olmalı.

Fazladan yiyeceğe ihtiyacımız var.

Fazladan çörek almalısın.

Daha fazla çöreğe ihtiyacımız var.

Fazladan çörek al.

Duydun mu kızım?

Suratına söyleyeceğim.

Dikkatli olmalı.

Dedikodu yapmayı seviyor.

Shula.

Nsansa.

Ben sizin için kimim?

Teyze'mizsin.

Peki ya onlar?

Onlar sizin için kim?

- Ailemiz. - Teyzelerimiz.

Shula, Nsansa...

...gerçekten sizin kötülüğünüzü isteyeceğimi mi düşünüyorsunuz?

Elimde olsaydı...

...ikinize de kötü bir şey olmasına izin verir miydim?

Biz de çok incindik...

...yavrularım.

Üzülmeyin.

Biz de incindik.

Ve sizi seviyoruz. Siz bizim çocuklarımızsınız.

Anlıyor musunuz beni?

Yavrularım...

Teyzenizin ne dediğini anladınız mı?

Doğru söylüyor.

Sizi çok seviyoruz.

Hem de çok.

Kimse çocuğundan nefret etmez.

Bu yüzden hepimiz bir aile olarak buradayız.

Çünkü sizi çok seviyoruz.

Gerçekten. Sizi çok seviyoruz.

♪ Sizi seviyoruz, çocuklar... ♪

♪ Sizi seviyoruz, çocuklar... ♪

♪ Tek istediğim ♪

♪ Tanrı'mın yanında olmak ♪

♪ Siz de gelmelisiniz ♪

♪ Sizi seviyoruz, çocuklar... ♪

♪ Sizi seviyoruz, çocuklar... ♪

♪ Tek istediğim ♪

♪ Tanrı'mın yanında olmak ♪

♪ Siz de gelmelisiniz ♪

♪ Size olan sevgimiz ♪

♪ Çok derin, çocuklar ♪

♪ Tek istediğim ♪

♪ Tanrı'mın yanında olmak ♪

♪ Siz de gelmelisiniz ♪

Biraz uzun oldu gibi, bekle.

Tekrar çek.

Sizi buraya mı koydular?

Evet.

Tamam, tamam.

Yavaş. Devam et.

Evet, çıkacak.

Yavaş.

Gel.

Bak.

Git, git.

N'oldu?

İyi misin?

Hey?

Şu diziyi hatırlıyor musun?

Hep izlerdik.

Konusunu unuttum. Bir çiftlikte geçiyordu.

Sürekli aklıma geliyor.

Oturuyordum...

O diziyi izliyordum ve elimde sıcak su şişesi vardı.

Sürekli bu, aklıma geliyor.

O gün başıma gelenler hakkında sana ne anlatmıştım?

Fred dayıyla birlikte...

...oyun oynadığınızı...

...sonra oyunun aniden...

...acıtmaya başladığını söylediğini hatırlıyorum.

Canın çok yanmıştı.

O zamandan beri Fred dayıdan nefret ediyorsun.

Bir daha yüzüne bile bakmak istememiştin.

İyi misin?

Her neyse, gidelim.

Yürüyelim.

Gidelim.

Size biraz bu harika...

...tuhaf küçük yaratıklardan bahsedeyim.

Bunlara beç tavuğu deniyor ve Afrika'da yaşıyorlar.

Beç tavuğu çok konuşkan bir yaratıktır.

Konuşkanlıkları vahşi doğadaki tüm hayvanlar için çok faydalıdır.

Beç tavukları bir yırtıcının yaklaştığını gördüklerinde...

...hep bir ağızdan bir ses çıkarırlar ve “Dikkat edin!...

...Gözlerinizi ve kulaklarınızı açık tutun çünkü tehlike var.” Derler.

Evet, beç tavuğu...

...savanadaki tüm canlılar için çok yararlıdır.

Bu konuşmaya başlarken iki ailemize de rehberlik etmesi için...

...Kutsal Ruh'unu göndermeni istiyoruz...

...böylece hiçbir anlaşmazlık olmasın, sadece birlik olsun.

Tüm bunları, Kralımız, Rabbimiz İsa Mesih adına diliyoruz.

Amin.

Vaiz üçüncü bölüm, dördüncü ayette Tanrı'nın sözü açıkça şöyle der:

İncil, “doğmanın da ölmenin de bir zamanı olduğunu” söyler.

Burada olan da bu.

Abimiz Fred'in ölme vakti geldi.

Birbirimizi cinayet ve büyücülükle suçlamanın...

...zamanı değil.

Fred'in yaşamı ve onunla paylaştığımız yıllar için Tanrı'ya şükredelim.

Tanrı'dan iki aile arasına barış ve sevgi getirmesini...

...dileyelim.

Teşekkürler ve Tanrı sizi korusun.

Amin.

Fazla vakit kaybetmeden...

...Fred'in dul eşinden...

...onun nasıl öldüğünü anlatmasını istiyorum...

...çünkü ne hastalandığını ne de hastaneye kaldırıldığını duyduk.

Tek duyduğumuz yolda ölü bulunduğu.

Haklısın.

Dul eşinin amcası olarak, söylediklerine katılıyorum.

Ne zaman böyle bir şey olsa...

...insanlar her zaman kişinin nasıl öldüğünü bilmek ister.

Yani, şimdi tam zamanı.

Açıklamayı kulaktan dolma bilgilere değil...

...kendi gözünle gördüklerine dayandır.

Lütfen, bize açıkla.

Bana konuşma şansı verdiğiniz için teşekkür ederim.

Kocam Fred'le iyi yaşıyorduk, ama bir sorun vardı.

- Çok fazla içki içerdi. - Yüksek sesle konuş.

Daha yüksek sesle konuş kızım, böylece odanın diğer ucundakiler de seni duyabilsin.

Yüksek sesle konuş ki sesini duyabilsinler.

Devam edebilirsin.

Çok içki içerdi.

Aşırı içki içtiği için de bir sorunu vardı.

Midesinde ve göğsünde bir rahatsızlık gelişti.

Onu hastaneye götürdük, üç gün yattı.

Kayınvalidemi aradım ama cevap vermedi.

Görümcemi aradım ve o da “ne yapabileceğime bir bakayım,” dedi.

Hangi görümceni aradın peki?

- Seni hiç aradı mı? - Aramadı.

Peki ya seni? Hiç aradı mı?

O zaman hangi görümceni aradın? Hangisini

Konuş. Sana soruyorum. Bana cevap versin.

Bırak açıklamaya devam etsin.

Pardon. Pardon.

Devam et.

İçmeye devam etti.

2-3 gün eve gelmediği oluyordu.

Bir günlüğüne geri gelir ve sonra tekrar giderdi.

Ölü bulunduğu gün tartışmıştık...

...çünkü evde kalmasını istedim ama o yine de gitti.

Bu kadar.

Sen var ya sen...

Ona yemek yapmadığın için tartıştınız.

Kocasını ihmal etti Sadece onun servetinin peşindeydi.

Abimiz bize olan biten her şeyi anlattı.

Fred'i içmeye iten şey buydu... açlığı.

Kapa çeneni!

Gördüğüm kadarıyla...

...evlerinde hiç sevgi yokmuş.

Cenaze töreninden hemen önce...

...burada çocuklar olduğu için bahsedemeyeceğim...

...başka meseleler de gün yüzüne çıktı.

Bunun için sizden 5,000 kvaça talep ediyoruz.

Sizi anlıyoruz. Haklısınız, biz hatalıyız...

...ve suçlamaları tamamen kabul ediyoruz.

Kardeşimin de dediği gibi, hatalıyız.

Bu bir peşinat.

- Kalanını ne zaman ödeyeceksiniz? - Kalanını yarın ödeyeceğiz.

Çok teşekkürler, dayı.

Olanlar için, bizim adımıza özür dile lütfen.

- Elbette, âdettendir. - Devam et, kardeşim.

Çok utandık.

Bizi utandırdı.

Affedersiniz.

İnananlar...

...önünüzde diz çöküyorum.

Kaynana...

...görümceler...

Önünüzde diz çöküyorum, içtenlikle özür diliyorum.

Utanıyorum.

Kızım kocasıyla ilgilenmedi.

Biliyorsunuz, bugünlerde çocuklar...

...bizim öğretilerimize rağmen geleneklerimize uymuyor.

Size yalvarıyorum.

Utanıyorum.

Yalvarıyorum... Utanıyorum.

Lütfen bizi affedin.

İyi konuştun, kardeşim.

İyi konuştun, kardeşim.

Bizi kandırmaya çalışıyorsunuz.

- Hayır, çalışmıyoruz. - Çalışıyorsunuz.

Bizden daha zeki olduğunuzu sanıyorsunuz. Ama değilsiniz.

Mütevazı olun.

Biz mi size saygı duyacağız? Siz kendinize saygı duymalısınız.

Boş konuşuyorsunuz.

Yanlış bir şey yapmadı ki. Sadece af dilemeye geldi.

Kardeşim yanlış bir şey yapmadı. Hayır...

O af dilemeye geldi ve siz ona hakaret etmeye başladınız.

Hayır...

Lütfen, devam etmeliyiz.

Fred'in tüm eşyalarını buraya getirmelisin.

Evet, amca, söyle onlara.

Çiftliğin tapuları, arabanın evrakları ve giysileri, vs. hepsini buraya getirin.

Cenazelerden zengin oluyorsunuz.

Ben sana yapacağımı biliyorum, dur sen! Koy şuraya.

Dur orada.

- Şuraya koy. - Bunu istediniz, işte burada.

Sen hiçbir şey alamayacaksın. Kimseyi kaybetmedin çünkü.

Bir şey alacağınızı sanıyordunuz, ama hiçbir şey alamayacaksınız.

Kız kardeşini kardeşimle evlenmeye teşvik ettin.

Hiçbir şey alamayacaksın.

- Otur. - Umarım her şey buradadır.

Her şeyi dul kadınla paylaşmak isterdik...

...ama o geleneklerimizi bir kenara bıraktı, kocasıyla ilgilenmedi...

...bu yüzden her şey bizde kalacak. O hiçbir şey almayacak.

Ödenmesi gerekeni zaten ödedik.

Sinirlenirsem, kıyameti koparırım bak amca!

Saçma sapan konuşuyorlar.

- Tapular. - Unutmuşum...

Ceketimi alacağım. Unutmuşum.

- Ne aldıysan geri koy. - Alamayacaksınız.

- Şu battaniyeyi ver bana. - O battaniye çocuklar için.

- Kenara çekil. - Onu alamazsın.

- Bırak onu. - Asıl sen bırak. Bırak dedim.

Bırak, bırak onu.

Çocuklara almıştı.

Çeviri: dikistutmaz X: iapetos Letterboxd: moandor

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.