Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Yani sen, hiçbir fikri olmayan masum bir kızı
neyin içine düştüğünü bilmeden,
onun dönüşümünü Wrath gibi birinin ellerine bırakmak mı istiyorsun?
O bizim Kralımız.
Biraz saygı göster.
Benim bir kızım var. Yarı insan.
Dönüşümü atlatamayabilir.
Bana sorma, Darius.
Yapamam. Senin için bile.
Kanın saf. - Efendim.
Saf kanın, onun
melez olarak değişimi atlatma olasılığını artırırdı.
Beth.
Screamers'ın önünde bir adamın arabası patlamış.
Adam da içindeymiş.
Hey! Sanırım bir şeyi atladın.
Yüzüne ne oldu böyle?
Eğer geri çekilmezsen, senin sorgulama tekniklerinle ilgili
bir ifşa haber yaparım.
Hani şu, seanstan sonra sargı ve röntgen gerektirenlerden bahsediyorum.
Adı Billy Riddle mı?
Onu gerçekten yakalayabileceğini mi düşünüyorsun?
Evet.
Selam, Dedektif.
Nasılsın, Tatlım? - Her zaman iyiyim.
Vampir Darius'u öldürdüm.
Kardeşliği ara.
Tohrment, Vishous,
Rhage, Phury.
Gelmen iyi oldu, Z. - Ya sen de yakamdan düşsen artık?
Usta Darius, bunu sana vermemi istedi.
Adı Elizabeth Randall.
Beni öldürecek misin?
Kimseyi öldürmek yok. Koruma var.
Neredeyse hazırsın. Dönüşümün yakında.
Hey, güzelim. Dışarı çıkmak ister misin?
Dışarı çıkmak ister misin, tatlım?
Hey, hey.
Dediğimi duydun mu? Gel dedim sana.
Hey, güzelim.
Birini mi arıyorsun?
Gezmek ister misin?
Selam, tatlım. Bu gece nasılsın?
Daha iyi olabilirdi.
Bir gülümsemeni satın almak bana kaça patlar?
Elli dolara seni güzelce mutlu ederim.
Nasıl istersen, öyle.
Bu çok fazla.
Kırk.
Adın ne? - Cherry Pie.
Ve bana istediğin gibi hitap edebilirsin.
Seni sorgulamak eğlenceli olacak.
Hey, dostum.
Görmek ister misin... - Kahretsin.
O gerçekten başkaydı.
Marissa?
Marissa, yemek saati.
Marissa, kardeşim?
Aç değilim, Havers.
Ama dün geceki yemeği kaçırdın.
İlk Öğün olduğu gibi.
Önemli bir ilerleme kaydettim.
Seni o suikastçının elinden kurtaracağım.
Wrath hakkında öyle konuşma.
Sana hiç saygı göstermiyor.
Peki ya Kardeşlik? Şey...
Onların var olmak zorunda olmasından nefret ediyorum.
Sen, bir Soylu olarak,
o savaşçılara maruz kalıyorsun.
Bu korkunç bir şey.
Ondan kurtulmak istemiyorum.
Beni yalnız bırak.
Güzelsin.
Evet.
D'de buluşalım. Bana on dakika ver.
Adın ne?
Wrath.
Gitmem lazım.
Bu gece dönemeyebilirim ama deneyeceğim.
Ama senin... istemeni istemiyorum.
Hayır.
Bana dokun.
Bir şeyi bilmem gerekiyor, Wrath.
Ne halt etmeye buradasın?
Seninle ilgilenmeye geldim, Elizabeth.
Beth.
Bana Beth derler.
Beth.
Yoksa Butch mu yaptı?
Butch mü?
Seni nöbete kim gönderdi?
Sana saldıran adam, o bir yabancı mıydı?
Evet.
Polisler sana iyi davrandı mı?
Bana her zaman iyi davranırlar.
Sana onun adını söylediler mi?
Billy Riddle.
İsmi bir Susam Sokağı karakteri gibi geliyor, tecavüzcüden çok, ama...
Belli ki yöntemi vardı ve tecrübeliydi.
Numaramı ezberlemeni istiyorum, Beth.
Kendini herhangi bir şekilde tehdit altında hissedersen, beni mutlaka ara.
Bu akşam seni göremezsem,
Yarın sabah 816 Wallace Avenue'ya gelmeni istiyorum.
Her şeyi orada açıklayacağım.
Buraya gel.
Bunun işin bir parçası olması gerekmiyordu.
Wrath, senin adın mı soyadın mı?
İkisi de.
Peki ya Beth?
Billy Riddle için endişelenme.
O da hak ettiğini bulacak.
Bu gece nasılız bakalım?
Ben hazırım. - Bir dakika, dur.
Yüzündeki bu ifade de ne?
Hem de gömleğinde.
Vay canına, bu gece bayağı iş çıkarmışsın ha?
Kes sesini Rhage, hiç havamda değilim.
Kız iyi miydi? Pek rahatlamış görünmüyorsun da, kardeşim.
Biliyor musun, belki de sana biraz öğretmem lazım...
Susacaksın, yoksa boyun on beş santim kısalır.
Seçimini yap, Hollywood.
Hissediyorum seni. Hadi bakalım.
Normalde kadınlarla vakit kaybetmezsin.
Sadece kurtulmana sevindim, hepsi bu.
Gerçi, o kadar da iyi olamamış ki
yoksa hâlâ yanında olurdun...
Bu konuda üstüme gelme. Anladın mı?
Evet. Anlaşıldı.
Vay canına.
Rhage, yine çatlak şeyler mi saçtın ortaya?
Strauss'un telefonunda ne durumdayız, V?
Bir spor salonunu, bir paintball alanını
iki dövüş sanatları merkezini ve bir tamirciyi aramış.
Kişisel aramalar? - İşe yarar bir şey yok,
kesik ev hatları, izlenemeyen cep numaraları.
- Sabıka? - Suça yatkın, şiddete meyilli ergenlik işleri.
Tam anlamıyla düşük profiline uyuyor.
Nehrin ötesinde, üç odalı bir dairede tek başına yaşamış,
tabii biraz silah, biraz Kevlar yelek dışında,
ve unutulmuş porno saklama yeri.
- Kavanozunu aldın mı? - Onu bu gece ilerleyen saatlerde mezara götüreceğim.
Güzel.
İkili olarak çalışıyoruz.
Bu bölgedeki operasyon merkezini arıyoruz.
Siz ikiniz, spor salonu ve paintball alanına bakın.
Tohr ve Rhage,
siz de dövüş sanatları salonlarını alın.
Vishous, sen benimsin, tamirciye gidiyoruz. - Sakin ol.
Üst kat çok küçük, bodrum da yok.
Köşede birkaç bilinmeyen lokanta var.
Genelde polisler uğruyor.
Lessers için fazla göz önünde.
Canım biraz Grey Goose çekti. Screamer's'a gidelim mi?
V, senden bir iyilik isteyeceğim.
Söyle, ne istersen.
İnsan erkek, Billy Riddle. Nerede yaşadığını öğrenmek istiyorum.
Sayılır, Hallâhım. İşin tamam.
Ben ne düşünüyordum ki?
Merhaba. Yine yoğun bir gece.
Bomba mı? - Hayır.
Ceset var.
Bir fahişe, boğazı kesilmiş halde Third ve Trade'in köşesinde bulundu.
Karakola gel, fotoğrafları da görürsün, raporları da okursun.
Tabii, bunlar kayıtlara geçmeyecek.
Hemen geliyorum.
Tamam, patron.
Böyle karşılaşmayı bırakmamız lazım artık.
Yeni bir dosyan varmış diye duydum. - Elbette duymuşsundur.
Bir açıklama yapmak ister misin, Dedektif?
Bu sabah bir açıklama yaptık.
Ki muhtemelen hiçbir şey söylememişsinizdir. Hadi ama.
Benim için birkaç kelime ayıramaz mısın?
Söz veriyorum, kayıtlara geçmeyecek.
Bir sürü çöp kutusunun arkasında bulundu.
Kanının çoğu kanalizasyona karışmış.
Adli tabip, vücudunda eroin izi bulduğunu düşünüyor.
O gece cinsel ilişkiye girmiş ama bu kimse için sürpriz değil.
Yirmi bir yaşında, tam bir lanet israf.
Aman Tanrım, bu Mary. Onu tanıyorum.
İstasyondan mı?
Hayır. Büyürken, kısa bir süre aynı koruyucu ailededik.
Ara sıra karşılaşırdım onunla, genelde burada.
Evet. Sistemde olduğunu duymuştum.
Nedenini sormamda sakınca var mı?
Sence neden? Hiç ailem yoktu.
Bir silah buldun mu?
Silah mı?
Bir tane daha fırlatma yıldızı.
Üzerinde yine garip kandan izler vardı, bu sefer onunki değil.
Ayrıca iki farklı yerde toz halinde kalıntı buldum.
Sanki biri yere işaret fişeği yakmış gibi.
Screamer's'ın arkasında da benzer bir şey buldum.
Bu akşam yemeğe bir planın var mı?
Akşam yemeği mi? - Evet.
Seninle ben. - Ee, evet.
Hayır.
Yani, teşekkürler ama hayır.
Bir gün, neden benden hoşlanmadığını çözeceğim.
Senden hoşlanıyorum aslında. Kimseden laf yemiyorsun.
Ve geçen gece arkadaşını gönderdiğin için teşekkürler.
Gerçi itiraf etmeliyim, ilk başta beni ödüm patlattı.
Arkadaş mı? - Evet.
Hani şu Gotik kâbusa benzeyen var ya?
O sivil polis, değil mi?
Neden bahsediyorsun sen?
Ben kimseyi göndermedim.
Benim hatam.
Sence Mary'e olanlarla araç bombalaması birbirine bağlı olabilir mi?
Belki.
Ama biri gerçekten büyük patrona misilleme yapıyorsa,
ondan daha yukarıdakilere saldırırlardı.
Doğrudan pezevengin kendisini hedef alırlardı.
Dün gece senin evindekim kimdi peki?
Kimse yoktu.
Dediğim gibi, benim hatam.
Teşekkürler.
Evet. Ben biraz Wallace Caddesi'nden uzak duracağım.
Ricky? Ben Beth.
Dedektif O'Neal orada mı?
Tamam, sağ ol.
Hayır, mesaj yok.
Hayır, ben... önemli değil.
Teşekkürler.
Alo?
Beni aradığını duydum.
Evet.
Akşam yemeğine vaktin var mı? - 15 dakika sonra gazetenin önünde olurum.
Bu bir...
Randevu değil. Bu bir randevu değil.
Efendim, izninizle size bir ziyafet hazırladım.
Adamım, Darius pahalı şeyleri severmiş, değil mi?
Evet efendim. Benim princeps'im için hep en iyisi.
Burada kalmaya karar verdiğine çok sevindim.
Uzun sürmeyecek ama.
Ama yakında ilgilenmen gereken biri olacak.
Ve emin ol, benimle yaşamaktan çok daha kolay biri olacak.
Sana göz kulak olmayı aslında seviyorum.
Yine pilav hazırlayacağım. Etin doğranmış olduğundan emin olurum.
Burada olmanı istemek Darius Usta'nın arzusuydu.
Senin için endişeleniyordu... tek başına yaşadığın için.
Ne gerçek bir shellan, ne de doggen.
Eskiden, yalnızlığının kendi kendine verdiğin bir ceza olduğunu söylerdi.
Fritz, sen mükemmel bir doggen'sın,
ama burada kalmak istiyorsan, psikoloji teorilerini kendine saklarsın, anladın mı?
Özür dilerim, Efendim.
Size o şekilde hitap etmem tamamen uygunsuzdu.
İyi iş çıkardın.
Ama bir dahaki sefere, onu daha hızlı indireceksin, değil mi?
Nereye gideceğini biliyorsun.
Ağlarsan, bir dahaki seansta aynı cezayı tekrar alırsın.
Şimdi, olduğun yerde kal.
Bunu geri getirmen gerekmiyordu, Efendim.
İstediğiniz bir şey var mıydı?
Fritz, işini gayet iyi yapıyorsun. Bunu bilmeni istedim.
Burası senin evin.
Ne kadar istersen burada kalabilirsin. - Teşekkür ederim, Efendim.
Burası senin evin de... Efendim.
Billy Riddle'ı buldum.
48 saat önce cinsel saldırı nedeniyle tutuklanmış.
Babasıyla yaşıyor, ki babası da bir ABD Senatörü.
Yüksek profilli bir geçmişi var.
Bundan daha yükseği zor.
Billy çocukluğundan beri sürekli başını belaya sokmuş.
Şiddetli şeyler. Cinsel olaylar.
Yine o rüyalarımdan birini gördüm.
Seninle ilgiliydi.
Bilmek istemiyorum, kardeşim.
Gerçekten istemiyorum.
Unutma, işkence görmüş iki gardiyan birbirleriyle savaşmaktan zevk alır.
İyi akşamlar.
Sensei.
Git üstünü değiştir. Tanıştırmak istediğim biri var.
Biliyor musun, sanırım veteriner olmak istiyorum.
Bence harika olurdu.
Yani, hayvanları kurtarmak falan.
Hayır.
Billy arkana oturacak.
Sensei.
Billy, bu akşam nasılsın?
Güzel.
Güzel, güzel.
Bir iyilik yap da pantolonunu çek yukarı.
Nereye gidiyoruz?
Biraz dostça bir rekabet yapalım dedim.
Akşam yemeği harikaydı.
Keyif aldığına şaşırmış gibisin. - Azıcık, evet.
Yani, teşekkürler.
Bekle.
O benim.
Bunu senin için yapmıyorum, değil mi?
Öpüşmeyi biliyorsun O'Neal, hakkını veriyorum.
Yani teknik eksikliğinden değil.
Sağ ol ya! Gerçekten çok "yardımcı" oldun.
Akıllı ol Randall. Seni tahrik etmediğimi bilmek zaten yeterince kötü.
Ama yüzündeki o acıma var ya, tam onur kırıcı.
Özür dilerim.
Seninle ve erkeklerle ne oluyor böyle?
Hoşlanıyor musun onlardan?
Yani, bizden?
Evet. Evet, erkeklerden hoşlanıyorum.
Sadece kendi halimde takılıyorum.
Bu gerçekten yazık. Çünkü...
sen harikasın.
Gerçekten öylesin.
Sen de bayağı etkileyicisin.
Biliyorum.
Şimdi, toparlan ve binaya gir. Geç oldu.
Hoşça kal, Butch.
Polis! Olduğun yerde kal!
Ellerini göreyim!
Eller!
Ellerini göster dedim!
Neler oluyor? - İçeri geri dön.
Ellerini göster lan, yoksa kafanın arkasına bir pencere açarım!
O'Neal... - Beth, defol buradan!
Kahretsin.
Burada ne halt ettiğini anlatmak ister misin?
Yürüyüşe çıktım.
Ya sen?
Ona bakma.
Adın ne?
O'nun adı Gazap. Bana adının Gazap olduğunu söyledi.
Kulakların mı duymuyor, tatlım? Hadi, defol buradan.
Ben de kim olduğunu öğrenmek istiyorum.
Yarın sabah lanet olası raporu telefonla iletirim, olur mu?
Vay canına.
Kimliğin var mı?
Cüzdan için içeride yeterince yer yok mu?
Biraz da uyuşturucu bulacak mıyım, yoksa bu gece stoğun bitti mi?
O'Neal, dikkatli ol.
Adın ne?
Beni tutukluyor musun?
Evet. İzinsiz girişten.
Gizli silah. O tabancanın ruhsatı var mı?
Sanmıyorum.
Bir de cinayet diye düşünüyorum, ne dersin?
Adın?
Sen hiç ceset torbasının içine girdin mi, memur?
Bana tehdit savurma.
Değilim.
Yeter artık, Butch!
Tanrım, tam bir baş belası oldun.
Farkında mısın? Canın mı yanmak istiyor?
O haklı. İçeri gir.
Hadi, Beth. - Kapa çeneni.
Neden beni bulmaya geldin? - Böyle öğrenmeni istemezdim.
İşimi yapmama izin ver. - Ona dokunma.
Sen kimsin?
Beni baban gönderdi.
Hayır.
Taksi!
1188 Redd Caddesi'ne EGT lazım.
Silah teslim alımı.
Hadi düzgün davranalım, olur mu?
Yanlış tarafa gidiyorsun. Seni vurmayacağımı mı sandın?
Bu işten uzak dursaydın iyiydi, memur.
Yoluna devam edip onun bana gelmesine izin vermeliydin.
Ona zarar verme.
Onu kurtarmaya geldim.
Hayır! Hayır! Bırak onu!
Bırak dedim onu!
Aman Tanrım, Butch. Sen... iyi misin?
Onu neredeyse öldürüyordun!
Nereye gittiğini sanıyorsun?
Burada kalmamı, sonra da bir daha tutuklanmamı mı istiyorsun?
Hapse atılmayı hak ediyorsun!
Bekle, dur!
Durdum dedim sana!
Neden yalan söyledin, söylesene!
Babamı tanımıyorsun bile!
Hayır, tanıyorum.
Yalancı!
Sen bir katil ve yalancısın!
O atılan yıldızlar.
Mary'yi sen öldürdün.
Hiçbir kadını öldürmedim.
Demek ki haklıymışım.
Sen bir katilsin.
Son zamanlarda gerçekten çok açsın, değil mi?
Ne? - Sürekli açsın ama hiç kilo almıyorsun.
Ve yorgunsun.
Gözlerin de sürekli yanıyor, özellikle gündüzleri.
Çiğ ete bakıp, nasıl bir tadı var merak ediyorsun.
Üst dişlerin ağrıyor.
Eklemelerin sızlıyor, cildin gittikçe daha gergin hissediyor.
Üstelik sürekli daha da geriliyor.
Hiç ya da neredeyse hiç cinsel isteğin yok,
ama erkekler seni inanılmaz çekici buluyor.
Dün gece sana yaşattığım o orgazmlar...
hayatında ilk kez yaşadıklarındı.
Kendini ait hissetmiyorsun. Bir şeyin geldiğini seziyorsun,
hem de çok büyük bir şeyin, ama ne olduğunu ya da nasıl durduracağını bilmiyorsun.
Sana ne oluyor anlamak istiyorsan,
şu an benimle gelmen gerekiyor.
Beth, birazdan kötüleşeceksin.
Ve sana yardım edebilecek tek kişi benim.
Sana zarar vermeyeceğim.
Seni babanın evine götüreceğim.
Beth, zamanımız kalmadı.
Ben...
Açık konuşalım, sana güvenmiyorum.
Ve yaşadığım o orgazmlar benim ilklerim değildi.
O polis.
Sende bir anlamı var mı?
Sana bir soru sordum. - Cehenneme git.
José orada mı?
Ona söyle, Butch istasyonun dışında, arka sokakta bekliyor.
Acil tıbbi yardıma ihtiyacı var.
O'Neal!
Sana ne oldu böyle?
Herkese haber geçin.
Beyaz erkek, 120 kilo. Siyah deri kıyafetli,
güneş gözlüğü takıyor, uzun siyah saçlı.
Zanlı silahsız.
Sadece onu soyduğum için.
Ama eminim, bir saate yeniden silahlanır.
Aman Tanrım.
Yanında beyaz bir kadın var, uzun koyu saçlı.
Mavi etek ve beyaz bluz giyiyor.
Adı Beth. - Biliyorum. O aradı.
Adamım, boynuna ne oldu?
Vücudumu yerden yukarıda tutmak için kullanıldı.
Şu daha önce verdiğim adresten o silahlar alındı mı?
Evet, hem silahları hem de parayı aldık. Bu adam da kim böyle?
Hiçbir fikrim yok.
Sevgilin mi bu?
Bu soruya cevap vermeyeceğim.
Neden?
Çünkü zorunda değilim.
Seni tanımıyorum. Sana borcum yok.
Ama dün gece beni gayet iyi tanıdın.
Ben de seni gayet iyi tanıdım.
Dün gece bir hataydı.
Bana hiç öyle gelmedi. - O zaman yanılmışsın.
Bana güvenme.
Beni sevme. Umurumda bile değil.
Ama bana asla yalan söyleme.
Şu an üstünden cinselliğin kokusu geliyor.
Seni bu kaldırımda yere serebilirim
ve bir saniyede eteğinin altına girebilirim.
Ve benimle dövüşmezdin, değil mi?
Bu berbat durumun katlanılır olmasını sağlayan tek şey...
...beni daha çok istemen.
Haklısın.
Sana sahip olabilmek için öldürürdüm.
Demek olay buydu.
Butch'la arabada öpüştüğümüzü gördün mü?
Bu yüzden mi ona saldırdın? - Sadece tutuklanmaya direniyordum.
Evet.
Peki gördün mü? Onun beni öptüğünü gördün mü? - Evet, gördüm.
Ve sana dokunmasına dayanamıyordum.
Bunu bilmek seni mutlu mu ediyor?
Neden? Neden...
...neden bu kadar önemsiyorsun?
Bir gece geçirdik sadece.
O da sayılmaz. Sadece birkaç saatti.
Henüz bilmiyorsun...
...ama artık benimsin.
Beth.
Bana bak.
İyi olacaksın.
Sana zarar vermeyeceğim.
Kimsenin sana zarar vermesine de izin vermeyeceğim.
Tanrım...
Keşke o gün arka kapımda belirmeseydin.
Keşke yüzünü hiç görmeseydim.
Efendim, geldiğinizden haberim yoktu...
Fritz, seni Beth Randall'la tanıştırmak istiyorum.
Bizi içeri alacak mısın?
Tabii efendim.
Bayan Randall, sizinle tanışmak bir onur.
Buyrun.
Odama geçeceğiz.
Efendim, Rhage burada.
Ufak bir kaza geçirdi.
Rhage kim?
Burada bekle.
Bu bir rica değildi.
Ve ben de hiçbir yerde beklemeyeceğim.
Peki.
Akşam yemeğini çıkarırsın.
Rhage, dostum, ne var ne yok?
Doğradı, dilimledi.
Lesser bana iyi bir darbe indirdi, damarımın tam ortasından.
Kemikte kadar indi.
Onu yakalayabildin mi? - Tabii ki, hem de fena.
Aman Tanrım.
O dikiş mi atıyor... - Hey.
Şu tatlı kim?
Yardım ister misin?
Hayır, sağ ol. İyi bir küçük terziyim ben.
Şimdi, arkadaşın kim?
Beth Randall, bu Rhage.
Benim bir iş arkadaşım.
Rhage, bu Beth, ve film yıldızlarıyla işi olmaz, anladın mı?
Net ve yüksek sesle.
Tanıştığımıza memnun oldum, Beth.
Hastaneye gitmek istemediğine emin misin?
Hayır. Bu sadece dağınık bir yara.
Büyük bağırsağını kemer halkası olarak kullanabiliyorsan,
İşte o zaman gerçekten profesyonellerle karşılaşırsın.
Sakin misin?
Kesinlikle. Bu iş biter bitmez buradan çıkıyorum.
Toplamam gereken üç kavanoz daha var.
Güzel sayı.
Tohr ve ikizler dünkü geceden devam ediyorlar.
Senin istediğin gibi, birkaç saat içinde buraya gelip rapor verecekler.
Onlara önce kapıyı çalmalarını söyle.
Burası senin evin değil.
Baban burada yaşıyordu.
Demek ki bayağı parası vardı.
Ne iş yapıyordu?
Benimle gel.
Hımm.
Önce sen buyur.
Aşağıda ne var?
Rahatça konuşabileceğimiz bir yer.
Neden burada konuşmuyoruz ki?
Çünkü bunu özel olarak yapmak isteyeceksin.
Ve kardeşlerim de yakında gelir muhtemelen.
Kardeşlerin mi?
Evet.
Kaç kardeşin var?
Beş. Ve lafı uzatıyorsun.
Devam et.
Aşağıda sana hiçbir şey zarar veremez,
Söz veriyorum.
Peki ya babam?
Baban, Darius, değerli bir adamdı.
Savaşçı olmadan önce eski ülkede aristokrattı.
O...
o benim arkadaşımdı.
Hızlıydı, akıllıydı,
bıçak kullanmada ustaydı.
Kültürlüydü.
Gerçek bir centilmen adamdı.
Darius, işler ne kadar kötüleşirse kötüleşsin, hiç sinirlenmezdi.
Hep işine odaklanır, bitirene kadar bırakmazdı.
Kardeşlerinin tam saygısını kazanarak öldü.
Fritz, seni çok derinden sevdiğini söyledi.
Babam da mafyadaydı, öyle mi?
Biz mafyada değiliz.
Darius servetini miras aldı
ve ona çok iyi sahip çıktı.
Kızı olarak, bunların hepsi artık senin.
Gerçekten mi?
Beni yatağa atmak için yalan söylemene gerek yok, biliyorsun.
Bak, ben gidiyorum. Bu...
Gitmene izin veremem.
Beni burada tutamazsın.
Sana yalan söylemiyorum.
Doğum kayıtlarımı gördüm.
Babamın adı bilinmeyen olarak yazılmış,
ama annem hemşireye, ölmeden hemen önce, onun öldüğünü söylemiş
hemşireye bunu söyledikten sonra şoka girip kan kaybından ölmüş.
Tanrım...
Onlardan birini, sadece bir anlığına da olsa tanımış olabileceğimi düşünmek...
Sen... gerçekten çok zalimsin.
Neredeyse ölmesini tercih ederdim, onun bir suçlu olduğunu bilmektense
ya da bütün ömrüm boyunca aynı kasabada yaşadığımızı bilmektense,
ama hiç gelip beni görmedi.
Nasıl göründüğümü bile merak etmedi.
Biliyordu.
Seni tanıyordu.
Hep seni korudu. Hayatın boyunca senden hiç uzak değildi.
Beth, lütfen bana bak.
Şerefim üzerine, sana asla yalan söylemedim.
Seni seviyordu, Beth.
O zaman neden beni almaya gelmedi?
Senin onu hiç tanımamakla kurtulmanı umdu.
Onun yaşadığı hayattan uzak kalmanı istedi.
Kimdi babam?
Benim gibi biriydi.
Ne! - Beth, beni dinle.
Ne yani, şimdi bana lanet olası bir vampir olduğunu mu söyleyeceksin?
İğrenç herif!
Fantazilerini yaşamak istiyorsan, bunu başkasıyla yap.
Baban... - Hayır! Sakın! Yapma!
Oraya gitme. Sakın deneme bile.
Az daha inanıyordum sana. Gerçekten.
Sahte dişler. - Beth!
Gerçekler.
Yakından bak.
Ne... bana yaklaşma.
Sana yardım edeceğim. - Hayır!
Beni rahat bırak!
Bu gerçek değil.
Hayır.
Uyanmayı bekliyorum.
Alarm çalsın, her şey bitsin diye ama...
çalmayacak, değil mi?
Bu nasıl mümkün olabilir?
Vampirler mi?
Sadece farklı bir türüz.
Kan emiciler. Katiller.
De ki baskı gören bir azınlığız.
O yüzden baban senin değişimini yaşamanı hiç istemiyordu.
Değişim mi?
Aman... aman Tanrım.
Bana, benim de... dediğini söyleme...
Bana ne olacak?
Değişimin çok hızlı olacak.
Hepimizi, genellikle 25. yaş günümüz civarında yakalar.
Kendine nasıl bakacağını öğreteceğim.
Ne yapman gerektiğini sana göstereceğim.
Bunu atlattıktan sonra, içmeye ihtiyacın olacak.
Ben kimseyi öldürmeyeceğim.
Biz insanlara avlanmayız. O eski bir masal.
Sadece bir erkek vampirin kanına ihtiyacın var, hepsi bu.
Hiç... bir insandan almadın mı?
Bunu yapan bazı vampirler var,
ama o güç uzun sürmez.
Güçlü kalmak için kendi ırkımızdan beslenmemiz gerekir.
Bana izin vereceksin yani...
Benim kanımdan içeceksin.
Zamanı gelince.
Bunun zor olduğunu biliyorum.
Bilmiyorsun.
Benim de aynı süreçten geçmem gerekti.
Sen ne zaman öğrendin... bir vampir olduğunu?
Aniden mi?
Annemin ve babamın kim olduğunu biliyordum,
ama dönüşüm başlamadan önce ikisi de ölmüştü.
Yalnızdım.
Ne beklemem gerektiğini bilmiyordum, yani...
Kafanın ne kadar karışık olduğunu biliyorum.
Annem de böyle miydi?
Darius'un söylediğine göre insandı.
Bunun olmasını engelleyebilir miyim?
Hayır.
Acıtacak mı?
Bir şeyler hissedeceksin... - Ben değil.
Sana zarar verir miyim?
Hayır. Bana zarar vermezsin.
Seni öldürebilir miyim?
Buna izin vermem.
Söz mü?
Sana söz veriyorum.
Ne zaman olacak?
Kesin olarak söyleyemem ama yakında.
Belki de uyanırım.
Belki hâlâ uyanabilirim.
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.