Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Interlingua
Irish
Italian
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Polish
Portuguese (Brazil)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
SWEPT AWAY
Çeviri: Dikistutmaz X: iapetos | Letterboxd: moandor
Ne kadar da harika!
Bak, tam bir cennet!
Çöplerimizle bu cenneti mahvediyoruz.
Sanayileşmiş bir toplumda yaşamamızı bahane ediyoruz...
...ve böylece katliam devam ediyor!
Milyonlarca kişi olduğumuzda ne olacağını bir düşün!
Deniz, kanalizasyona dönecek.
İyi fikir!
Açlıktan ölmek üzere olan insanlarla dolu bir bok çukuru.
Bir parça cennet!
Tamam ama şimdi tadını çıkaralım!
Boş yere kendini yıpratma.
Kimin umurunda? Elbette!
Bugün için yaşa.
Yarının büyük planlayıcılarına bakın.
Elbette! İtalya'dan geriye kalanları kurtarmak için...
...İtalyanlar özel korumaya alınmalı.
- Özellikle de doğurgan olanları! - Kitleleri de kısırlaştırmalı mıyız?
Elbette!
Şaka yapmıyorum tatlım.
Yapmamız gerektiğine eminim!
Tanrım, işte yine başlıyor!
Siz solcuları tanıyın tamam...
... boşanma yasasına karşı oy kullanarak Papa'yla sevişiyorsunuz.
- Saçmalık! - Doğrusu bu dostum.
Papa'nın boşanma taraftarı olduğunu mu düşünüyorsun?
Eğer sol olmasaydı, hâlâ boşanma olmazdı.
- İyi iyi. - Bugün İtalya'da boşanabilir miydiniz?
Ama en azından kürtaj konusunda çeneni kapatırdın.
Kelimelerle ifade edilemeyecek kadar cahilsin!
Kürtaj yasa tasarısını, sol önerdi.
Devlet destekli kürtaj mı bekliyorsunuz?
Evet! Ücretsiz kürtaj!
Ve prezervatiflerle ilgili TV reklamları.
Siktir git, Raffaella.
Berbatsın!
DE Gaulle bunların hepsini 1960 yılında söyledi.
O mu aklına geldi? Şu yaşlı akbaba.
Hayır hayatım!
Komünistlerden daha fazlasını anladı.
Her zaman komünistlere sataşıyorsun.
Şu büyük ekonomi uzmanları.
Hâlâ sarı ayakkabıları Moskova'ya...
...siyahlarıysa Leningrad'a gönderiyorlar.
Ve bize öğretmek istiyorlar.
Ruslar mağaza sahibi değil, sanatçı!
- Anladın mı? - Sanatçılar mı?
Yaratıcı! Stalin gibi o da toplama kamplarında iyi iş çıkardı.
İyi yönetiliyorlardı!
Harika bir şekilde de organizelerdi.
Ama Amerikalıların Hiroşima'da yaptıklarıyla kıyaslanamaz.
Yine başlıyoruz! Hiroşima'ya karşı Stalin.
Aynı eski hikaye:
Sol mücadeleye devam ediyor, sağ ise Vatikan'ı pohpohluyor.
Şimdi... komünistler her zaman muhalefetteydi ve Kilise...
Vatikan mı? Bırak şimdi!
Kıçlarını öpüyorsunuz.
Onların gücünü paylaşmayı, hayal ediyorsunuz.
Vatikan dalgasını geçiyor ama solla barışmıyor.
O kadar antikomünistsin ki...
...Komünist-Vatikan anlaşmasından korkuyorsun...
...çünkü aksi takdirde bu senin sonun anlamına gelir!
Doğru!
- Senin için bu kadar işte. - Tabii ki öyle!
Stalin, itirafları dinleyerek...
...Sibirya'da 30 yıllık Meryem Ana duasını yaşatıyor.
Sibirya'yı bu işe karıştırma!
Komünizm korkusuyla bu hükümet 30 yıldır ayakta!
30 yıl!
Aynı hükümet bizi sürekli taciz ediyor tatlım!
30 yıl, onları tamamen açığa çıkardı!
Evet!
Benimle yer değiştirmek ister misin?
Seninle yer değiştirmek mi? Asla! Bu, kızartma tavasından çıkıp...
direkt ateşin içine dalmak olurdu... Hayret bir şey!
Askeri bir Cuntayı mı tercih edersin?
Bakışa bak...
Eğer bakışlar öldürebilseydi, çoktan ölmüş olurdum.
Lanet komünist.
O bir aktivist. İçlerindeki en iyisidir.
Fakirlerden çaldığımızı düşünüyor.
Bir gece bizi uykumuzda öldürecek!
Halkın intikamından mı korkuyorsun?
Tamam! Açlıktan ölmek üzere olan Dulların ve yetimlerin ekmeğini çalıyoruz.
Orospu, orospu kızı, orospu torunu!
Şarabımın soğutulmasını istiyorum! Anlaşıldı mı?
Bu arada Gennarino, Brezhnev de soğuk seviyor!
Ve eğer hava çok sıcaksa, Sibirya'ya gönderilirsin.
- Anlaşıldı mı sevgili yoldaş? - Tam bir orospu!
Beni kızdırıyor.
- Bu ne? - Ne?
Bu nedir?
Kahve, Hanımefendi.
- Isıtılmış mı? - Evet.
Teşekkürler, ama taze kahve istiyorum. Teşekkür ederim.
Daha şimdiden özensiz olmaya başladı. Tipik bir güneyli!
- Dinle patron- - Ne?
- Şu bayan... sarışın bayan- - Kim?
Tekneyi kiralayan sarışın.
- Bayan. Panzetti. - Lanzetti.
Bana özensiz bir güneyli dedi.
- Eee? - Bak, patron...
Kocasına böyle konuşuyor olabilir ama benden tokadı yiyecek sonunda!
Bir ay boyunca sırıtıp buna dayanamaz mısın?
Maaş çok iyi, kapa çeneni!
İyi, iyi.
O kahrolası faşist orospu dikkatli olsa iyi olur.
Eğer beni sikerse, ben onu iki kat sikerim!
Bir adam pozitif olduğunda...
Önce, kendi onurunu korumalı.
Benimle dalga mı geçiyorsun?
Burası bir Vatikan ülkesi canlarım...
...ve kimin sorumlu olduğunu biliyoruz.
Elbette!
Komünistler, 1948'de...
Evet götveren kocacığım.
Vatikan'ı benimseyen komünistler...
...Kilise karşıtı geleneği bozdu.
DE Gaulle bile onları eleştirdi.
Geriye yalnızca DE Gaulle kaldı.
Evet, bir de mafya.
At gözlüğüyle bakma. Kafayı ona takmışsın.
Evet doğru, onun için deli oluyorum.
Onu seviyorum, seksi buluyorum ve tapıyorum.
Tanrım, bu kıyafeti nereden buldun?
Tekne gezisi için uygun bir kıyafet mi bu?
Neredeyse Papa'ya benziyorsun.
Parti bunu onaylamaz ama kesinlikle haklısın, çok tatlı görünüyor.
O çirkin askeri pantolonlar!
Bunlar bermuda şort, çok şıklar!
Aman Tanrım! Bermuda!
Komik olan nedir?
Sen neye gülüyorsun? Anlamadım.
Alçak pencere ve zalim hanım...
...ne kadar ah çekti senin için...
...ah güzel.../i>
...adını duyunca.
Karı izle...
Bu şarkı söyleyen Gennarino mu?
Ne tatlı bir ses!
Komünistlerin de mi kalbi var? Gerçekten mi. Hiç söylemiyorsun!
Pippo, Gennarino'ya sor bakalım, Stalin idam cezalarını imzalarken...
...balalayka mı çalıyordu?
Gennarino, Stalin'i değil, evini düşünüyor.
Merak etme, sadece şaka yapıyor.
Neden Marie Antoinette'i oynamayı bırakmıyorsun?
Sıkıcı ve kabasın.
- Faşist gibi konuşuyorsun. - Haklısın.
Hakarete maruz kaldık!
Bir faşist! Ne kadar da nazik!
- Oynamaya devam et. - Benden pas.
- Fûl! - Neyin fûlü?
Papaz! Şans işte!
Siyasi teröre boyun eğmiyorum diye, bana hakaret ediyorlar.
Marksizmin arkasına saklanmayın.
Kim saklanıyor? Ben sadece çulsuz bir misafirim!
Sen bir ahlakçısın.
Dünya, hizmetçileri ve uşakları olan insanlar tarafından değiştirildi.
Dinle, Marx'ın hizmetkarları olduğundan asla şüphe etmedim.
Şunu dinle!
Hayır. Fazla pişmiş.
Spagetti fazla pişmiş.
Bunu nasıl başardın?
Daha fazla dikkat etmeliydin.
- Hayır? - Evet...
Üzgünüm.
"Üzgünmüş"
Umurunda değil.
- O, kablolarla oynayan bir kedi. - O neydi? Ne oldu?
O sanayi kaltağı, makarnaya sinirlendi.
- Bence gayet iyi. - Dişe gelecek şekilde istiyor.
Unut gitsin, o kadar da kötü değil.
Acıktım, o yüzden iyi olduğunu düşünüyorum.
Sen de mi öyle düşünüyorsun?
İyi, tadını çıkarın o zaman, ben bugün diyetteyim.
Spagetti, fazla mı pişmişti hanımefendi?
Sanırım Gennarino, kapitalizmi temsil ettiğimiz için...
...bizi cezalandırmak istiyor.
Eğer siz olmasaydınız, bir fabrikada...
...köle maaşı için ter döküyor olurduk.
Ama devrimi beklerken...
...bir kez olsun spagettiyi doğru pişirin!
Elbette.
Bir dahaki sefere doğru pişir! Anladın mı?
Ne muhteşem bir su!
Burası gerçekten cennet.
- Pippo! - Buradayım!
Harika taze balıklarımız var.
Taze balık çorbası yapabiliriz.
Bu sefer biberde, aşırıya kaçmayın.
Geçen sefer çok fazla koymuştunuz.
Biber istiyorsunuz! Tamam, bu sefer biber konusunda dikkatli olacağım.
Balık çorbasına da konuşuyor!
Biber koyacağım zaten!
- Hanımefendi kahve ister mi? - Bu arada Pippo...
Affedersiniz, size iletmem gereken hassas bir konu var.
Yemekleri servis etmeden önce tişörtlerinizi değiştirmeyi unutmayın.
- Bok gibi kokuyorlar! - Haklısınız.
- Biraz soğuk kahve istiyorum. - Hemen geliyor!
Pis kaltak!
Tişörtümü nasıl değiştireceğimi, ona göstereceğim!
Bekle ve terli tişörtümü nasıl değiştirdiğimi gör!
Bu nasıl bir tişört? Çıldırdı!
- Kafaya ne diye bu kadar taktı ki? - Kadın, temiz tişört istiyor?
Kahveyi o kahrolası kaltağa bizzat götüreceğim!
- Sanayi fahişesine kahve! - Bir tekne dolusu gerzek!
- Kahveniz hanımefendi. - Teşekkür ederim.
Üstündeki ne?
Tişörtlerimizi değiştirmemizi söylemediniz mi?
Komik olmaya mı çalışıyorsun?
Ben ve komik olmak?
Her zaman sıçıp batırırım hanımefendi...
Yatağa mı gidiyorsun aşkım? Bir dakika içinde sana katılacağım.
- İyi geceler. - Hepinize iyi geceler.
- Bu akşam oynamıyor musun? - Bu potla mı?
Ben de geliyorum.
Ortaya binleri sürüyorlar, delirmişler.
- İyi geceler. - İyi geceler.
İyi geceler.
İyi geceler, Pippo.
Ne haber patron?
Vay anasını!
Kocası yatağa gider ve karısı kumar oynamaya başlar!
Karımın kıçına tekmeyi basıp doğrudan yatağa gönderirdim!
Onlar adam değil, fare. Bu adamlar kılıbık...
...ve kadınlar, onların bu rahatlığından yararlanıyor!
Kadına elini verirsen, kolunu alamazsın.
Kocası yatakta ve o kaltak içki içip kumar oynuyor.
Mutlu aileler!
Affedersin Gennarino, evde neler yapıyorsun?
- İçki içip kumar oynuyorum. - Ve karın yatağa gidiyor.
- Ama ben bir erkeğim! - Tam tersini yapıyorlar.
Kesinlikle! Sistematik!
Bok kafalılar kadınları mahvediyor.
Peki iç çamaşırlarımızı kim yıkayacak?
Gennarino, bunu esmerin kamarasında buldum.
Sanırım esrar!
Bir dümen döndüğünü biliyordum!
Bir şeyler olmalı... Uyuşturucu, değil mi?
Esrar mı? Görelim.
- Sonuç? - Esrar.
Esrar.
- Hiç denedin mi? - Delirdin mi?
- Deneyelim mi? - Ne demek istiyorsun?
Beğenebilirsin, bağlanabilirsin ve sonunda hapse girebilirsin!
Dramatize etme!
- Deneyeyim. - Olmaz efendim!
Bunu saklayacağım. Git uyu.
Siktir git!
Seks partisi için tek şansımız. Siktir git!
Git uyu, gerzek.
Seks partisi istiyor! Moron.
Altı çocuğu ve hamile karısıyla...
...fantezi peşinde pislik herif!
Bu yatın, batakhane olduğunu mu düşünüyor?
Bu aptal, marihuanayla seks partisi istiyor.
Güvertenin altı da kumarhane zaten.
Eğer beni kızdırırlarsa, polisi arayacağım.
Bir dakikalığına güverteye çıkıyorum.
Burada çok fazla duman var!
Temiz hava.
Sıcaktan ölüyorum.
- Saat kaç? - Yelkeni kaldır, acele et!
Buraya getir.
- Hemen. - Kaybedecek vakit yok, kaldırın!
Rüzgar yükseliyor, hadi.
Her şey birbirine karışmış durumda.
Saat kaç?
- Yedi. - Akşam yedi mi?
- Evet. - Nasıl olur?
Tanrım! Akşam yedi!
İmkansız.
Raffaella, sonunda uyandın.
Tanrı aşkına.
Beni uyandırmalıydın, bütün gün uyumuşum.
- Sabahın altısıydı. - Diğerleri nerede?
Uzun zaman önce ayrıldılar.
Botla mağaralara gittiler.
Diğer botu hazırla...
...ben de yüzmek için onlara katılacağım.
- Şimdi mi gidiyorsun? - Neden gitmeyeyim ki?
Havanın soğuması ihtimaline karşı yanımda kazak götüreceğim.
Evet Pippo, bot hazır mı?
- Gennarino! - Ne?
Küçük tekneyi hazırla. Hanımefendi gitmek istiyor.
Lastik bot mu? Bu saatte?
- Evet. - Geç oldu.
- Kim demiş? - Götverenin teki.
Akıntının tersine gidiyoruz.
- Eee ne olmuş? - Bir şey yok.
Mağaralar oldukça uzakta.
Ve güneş de batıyor.
- Eee ne olmuş? - Bir şey yok.
Geri dönsek daha iyi olur.
- Niye? - Sadece güvende olmak için.
Benim için sıkıntı yok, sadece seni uyarayım dedim.
- Hava kararıyor. - Saçma!
Devam et.
Yarım saat sonra güneş batacak.
Sana söylemiştim!
Peki, Gennarino. Sen bana söyledin, ben de sana söylüyorum.
Korktun mu?
Ben mi korkmuşum?
Ben korkmadım. Gayet eğlenceli.
Biliyordum!
Aziz Hristoforos'un bizimle...
...dalga geçmekten başka eğlencesi yok!
Harika!
Bujiler mi ıslandı?
Şu hâle bak. Mükemmel!
Şu lanet orospu çocuğu.
Şu kahrolası orospu çocuğu.
- Ne mırıldanıyorsun? - Kendi kendime lanet ediyorum.
Seninle ilgisi yok.
Bari diğerlerini görebilseydik!
Çok mu şey istiyorum.
Lanet teknenin pisliği!
Ne oluyor?
Kim bilir? Bilmiyorum hanımefendi.
Bu harika!
Bu berbat bir motor!
Bozulmuş mu?
Çalışmıyor.
Bugün yüzememek, kaderimde varmış!
- Bir şeyler yap! - Yapıyorum!
Bir yaşıma daha girdim.
- Hiç umut var mı? - Nerede hayat varsa, orada umut var.
Peki, yakıtımız var mı?
Var, işte.
- Olmuyor! - Peki, o zaman bekleyeceğiz.
Neyse ki deniz sakinleşti.
Olaya bak!
Hadi be...
Keşke Pippo burada olsaydı. Motorlardan anlar.
Bendeki de şans işte!
Rotadan saptık mı?
Sana, rüzgarın değiştiğini söylemiştim.
- Ne gibi bir fark yaratıyor? - Çok fark yaratıyor.
Tartışmıyorum. Bir şeyler yapmaya çalış!
Yapılacak pek bir şey yok.
Ne demek "yapılacak pek bir şey yok"?
Sadece ne yapacağını bilmiyorsun.
Tanrı bizi korusun.
Eğer hakkında hiçbir şey bilmiyorsan neden bir motorla yola çıkıyorsun?
Beni asıl sinirlendiren şey beceriksizlik!
Bu amatör yaklaşım artık herkeste var.
Her neyse. Sinirlenmenin faydası yok...
Hava da soğuk!
Tanrıya şükür bir kazak daha var.
Kafana göre takıl.
- Gerçekten kötü kokuyor! - Normal olarak, benim çünkü.
Pardon?
Ne harika bir macera!
Düşünsene! Neredeyse karanlık çöktü.
Endişe etmeyin. Diğerleri yakında gelecek.
- Umalım da öyle olsun. - Evet, öyle umalım!
Açılmak için neden bu akşamı seçtiler ki?
Dışarıda olduğumuzu anladıklarında...
...gelip aramaya başlayacaklar.
Umalım da öyle olsun.
"Umalım da öyle olsun" derken ne demek istiyorsun?
"Umalım" demek "umalım" demektir.
Bu büyük bir deniz ve akıntı da güçlü, sürükleneceğiz.
Bir şeyler yap!
Yapacak bir şey göremiyorum.
- Kürek yok mu? - Var, ama nereye kürek çekeceğiz?
Gözetlemeye devam et.
"Gözetlemeye devam mı edeyim"?
Tam olarak ne için gözetlememi istiyorsun?
Denizci olan sensin, ben değil!
Neyse, hava karanlık.
- Seni uyarmıştım! - Hayır sevgili dostum.
Motorun bozulacağı konusunda uyarılmadım.
Öbür türlü gelir miydim sanıyorsun?
Her neyse... Olan oldu.
Yunus Peygamber moduna girmenin mânâsı yok.
Bizim için gelecekler!
Tipe bak!
İşaret fişeği silahımız var mı?
- Hayır yok. - Tahmin etmeliydim!
Hiçbir şeye bağlı kalamam!
Dramatize etmenin faydası yok.
Yakında burada olacaklar.
Umalım da öyle olsun.
Öyle umalım, evet!
Şu hâle bak, aptal orospu bizi ne hale soktu!
Neden benim başıma geldi ki?
Bakalım bu siktiğimin karbüratörün sorunu ne?
Nereye gitti?
Nerede bu adam?
Gennarino!
Gennarino!
İmdat!
Yardım edin!
Güzelce yüzdün mü?
- Lanet bıçağı düşürdüm. - Ne?
Ne dedin?
- Bıçağım denize düştü. - Kendi kendine mi?
Neden kimseyi göremiyoruz?
Neredeyiz?
Bir kara emâresi bile yok!
Hay aksi şeytan!
Neden bu pislikler gelip bizi almıyor?
Neden bizi almaya gelmediler?
Bütün gece ne yaptılar? Hiç bir şey!
Deniz çok geniş; ama insanların aptallığıyla...
...karşılaştırıldığında hiçbir şey değil.
Muhtemelen koca kıçlarının üstünde oturup bekliyorlar...
Hiç hanımefendi. Bir şey demedim.
Her zamanki gibi.
O yatta her şey var...
...kroki, harita, radar, helikopter...
Neden bizim için gelmiyorlar?
Bizi, beş dakika içinde bulabilirlerdi.
Hepsi beceriksiz aptallar.
İnisiyatif almıyorlar.
Bir bardak suyun içinde kaybolurlardı.
Muhtemelen oradalar, sabırla bizi bekliyorlar.
Motoru unut.
Yeteneksiz olduğun çok açık!
Bırak. Bu çok sinir bozucu!
Yarın!
Taş kafalı!
Tam zamanında!
Nihayet çalışıyor!
Ben buna şans diyeceğim.
Tam zamanıydı!
Gazla, geri dönelim! Susadım.
Hadi tekneye geri dönelim.
- Hangi yöne gitmeliyiz? - Pardon da bana mı soruyorsun?
Hiçbir sorumluluk kabul etmiyorum.
Hadi! Kusura bakma ama neden beni bu işe bulaştırıyorsun?
Bilmiyor musun? Sen denizcisin. Neden bana soruyorsun'?
Demek istediğim, gerçek denizciler yollarını bilir.
Ben nereden bileyim...
Yıldızları, güneşi falan kullansan?
- En azından bunu yapmayı dene. - "Bunu yapmayı dene."
Afrika'ya düşmemeye çalışalım!
- Umalım da öyle olsun. - "Umalım" derken ne demek istiyorsun?
- Hangi yöne gidiyorsun? - Sen söyle.
Sola mı yoksa sağa mı gitmek istersin?
Söylemen yeterli.
- Komik olmaya mı çabalıyorsun? - Kim çabalıyor?
Sol dersen sola gideceğiz!
Bardağı taşıran son damla bu!
Hiçbir sorumluluk istemiyorum.
Boşa yakıt harcıyorsun!
Bana ne yapmam gerektiğini söyle!
Durup, güneşin tadını çıkaralım mı?
- Yüzmek için durmak ister misin? - O tarafa git.
Sorumluluğu almaktan korkmuyorum!
En iyisini umalım. Ve bu vahim duruma bir son verelim.
Buraya gel balık.
Yakaladım seni küçük piç!
Bir sardalya!
Güzel ve dolgun bir sardalya!
- Biraz ister misin? - Hayır, sadece bakıyorum...
İğrenç! Kusacağım.
Susuzluğu ve açlığı gidermeye yardımcı olacaktır.
Boş ver. Ölsem de yemem!
Tamam, biraz bekle.
Biraz tuz ekleyeceğim.
Hadi bir dene. Alsana.
Bunu yemeni öneririm çünkü...
- Çok iğrenç - Al şunu.
Niye attın?
Ben yerdim!
Yakalanması üç saat sürdü!
Çıplak ellerimle yakaladım ve sen onu attın.
Salla gitsin.
Oruç tutmak sana iyi gelir.
Kilo verecek ve sistemini temizleyeceksin.
Diyetisyenler böyle söylüyor.
Bana böyle bakmanın, hiçbir faydası yok.
Güneyli kadınlarınız 20 yaşına geldiklerinde şekillerini kaybederler.
30 yaşındayken 50 yaşında görünüyorlar! Türk'lerden daha kötü!
Ne kötü bir bakış.
Onlara diyet yaptırmalısınız.
Yoksulluk denilen, düzenli bir diyet uyguluyorlar.
Şimdi politikaya geçiyoruz.
Çok sıkıcı.
Tanrım, Tanrım!
Tanrım! Tanrım!
İmdat!
- Ver o düdüğü bana. - İmdat!
Şimdi, düdük de denize düştü.
Yardım edin, bot kazası geçirdik!
İmdat! İmdat!
Seni duyamazlar. Rüzgar bize karşı.
Yapabileceğimiz bir şey yok mu?
Kürek çekmeyi deneyemez miyiz?
Bu akıntıda mı?
Sakin ol.
Teşekkürler, tekne deli gibi sallanıyor.
Umarım hava durumu değişmez.
Şu an, ihtiyacımız olan tek şey bir fırtına.
Sigaralar ıslanmış.
Sigara yok, yakıt yok... Harika.
Ya sabır...
Ne diye orada dikiliyorsun?
Konuşacağıma, yelken görevi görüyorum.
Yelken?
Vücudunla mı?
Ne saçma!
Belki yan tarafta olsaydık, ama bu çok aptalca!
Yelken...
Yelken bizi nereye götürecek?
- Hangi yöne? - Kim bilir.
Aptal bir denizciyle, bot kazası geçirmek zorunda kaldım.
Tamam, tamam, yelkencilik oynayacağız.
Ama rüzgar hangi yöne esiyor?
Güneye mi gidiyoruz?
Afrika'ya varacağız.
O hoş Kaddafi'yle tanışabiliriz!
Bu gerçekten çılgınca olurdu!
Ya yarın hâlâ kaybolmuş olursak?
Buna bir gece daha dayanamam.
Kendimi iyi hissetmiyorum.
Yarın hâlâ kaybolmuş olursak ne yapacağız?
Tembel.
Tembel. Çok yardımcı oluyor!
Bot kazası geçirmek başka bir şey...
...ama bu Sicilyalıyla!
Biraz huzur ver.
Kara!
Önümüzde kara var!
Pardon, burası ada.
Acele et! Rüzgar değişirse, biz...
Akıntıya mı yakalanırız?
Bunun tehlikesi yok.
Yarım saat sonra orada olacağız.
Ama kayalara dikkat etmeliyiz.
Bot yüzünden mi?
Saçma!
Bunlarla, Normandiya kıyılarına bile çıktılar.
Reklamda "neredeyse batmaz" diyordu.
Şirketi dava edeceğim!
Bok "batmaz"!
Yardım et.
Yardım et!
Geliyorum.
- Yardım et! - Geliyorum.
Hanımefendi, böyle durumlarda sabırlı olmak gerekir...
...haksız mıyım?
Burası fazlasıyla tuhaf.
Dikkat edin, oldukça engebeli.
Ben biraz etrafa bakınacağım.
- Sen burada bekle. - Hayatta olmaz!
Tanrı korusun.
Kaybolabilirsin ve beni bir daha bulamayabilirsin.
Hayır hayır. Ben de geleceğim tatlım.
Bir ev, bir motel...
...bir sokak ve otel bulacağız...
Meryem Ana!
Bu kabus sonunda bitti!
Tanrım, biraz kahve ister miyim?
Taze kahve, elbette.
Baksana! Kahvede sorun olabilir.
Seni duyamıyorum!
Kahveyi diyorum...
- Beklemek zorunda. - Neden?
Bu ada vahşi ve ıssız.
"Issız" derken ne demek istiyorsun?
Burada hiçbir şey ya da hiç kimse yok.
Ama bu imkansız!
Güney Pasifik'te değiliz!
Akdeniz'in ortasındayız! Mümkün değil!
Mümkün.
Dinleyin hanımefendi, ben alelâde bir serseri değilim...
...eğer size bura ıssız diyorsam ıssızdır.
İnanmıyorum. Diyene bak!
Cape Kennedy gözetleme kulesi!
Yanılmış olmalısın.
Ne gördüğümü biliyorum!
Hanımefendi, inan bana. Etrafta, yaşayan bir ruh yok.
Burası kahrolası bir ıssız ada, görünürde tek bir ruh bile yok.
Tekrar bak, bu mümkün değil.
Bura Sardinya, Sicilya veya Alpler olmalı.
- Hadi bir daha bak. - Arkama mı?
- İmkanı yok hanımefendi! - Bu da ne?
Bir daha oraya çıkmayacağım. İlk kez baktığımda gördüğüm doğruydu!
Pekâlâ Gennarino.
Eğer tartışmak istiyorsan, canıma minnet!
Sana neden güvenmeliyim?
Denizde kaybolursun...
...motoru bozarsın, tüm güneyliler gibi huysuz ve dengesiz olursun.
Sanki İsviçreliymişsin gibi, sana neden güveneyim ki?
Yeter artık, uzatmayalım...
Açık olan şu ki...
Deveye hendek atlatılmaz.
- Ne dedin? - Hiç.
Hayır, söylediğini tekrarla.
Ne bu şimdi?
İnatlaşacak mıyız?
Deveye hendek atlatılmaz, dedim.
Dinle, Raffaella "Zampetti" Hanım, damarıma bastın!
Ne sikim istersem onu yaparım!
Lanet kaltak!
Sen, kim olduğunu zannediyorsun?
Siktir git!
- Andaval! - Siktir oradan!
Cahil serseri!
Bi' siktir git!
Dönene kadar bekle.
Seninle özel olarak ilgileneceğim!
Sınırı aştın.
- Bok kafalı! - Orospu!
Ona göstereceğim...
Şimdi nereye gideyim?
- Cahil domuz. - Kaltak!
Hamamböceği!
Orospu! Berduş!
Sürtük! Parazit!
Hepiniz gebereceksiniz! Hem de çok yakında.
Çirkin Solucan!
Götveren!
Peki böyle birine ne denir?
Bok kafalı!
Koca götlü kapitalist!
Kaltak! Orospu! Kaşar!
En büyük bok kafalı!
Amcık! Pislik!
Bir erkek bir yere kadar dayanabilir.
Ama öyle bir an gelir ki artık kayış kopar!
Olgunlaşmamış korkak!
Alt-proleter!
Yerini unutmuş.
Kim olduğunu sanıyor?
Gennarino'yla her şey bitti!
Seni kahrolası sürtük. Artık boku yedin!
Şimdi her şey boka saracak!
Şimdi çok eğleneceğiz "Panzetti" Hanım.
Şemsiye götümüze girecek.
Kölelerin isyanı!
Bastille Baskını!
Fahişe! Kahpe!
Yosma ve orospu.
Bu pislik kendini Spartaküs sanıyor!
Olaya bak!
Bu cahil herif!
Kocakarı! Yarak delisi!
Ve sosyal demokrat!
Evde kimse var mı?
Orada biri var mı?
Evde kimse yok mu?
Sahipsiz.
Tanrı'nın terk ettiği bu yerde başka ne beklenebilir ki!
İşte buradasın.
Tanrı aşkına, senden uzaklaşamıyorum!
Coca-Cola'dan bile kötü!
Bir balık ağı.
Çürümüş.
Burada bir şey yok.
Hiçbir şey.
Yine başlıyoruz.
Sefil birisin...
...pis, çürümüş bir korkak.
İstediğini yap ama pişman olacaksın.
Buna karşı bir yasa olmalı.
İhtiyacı olan birine yardım etmeyi reddettiğin için, hapse gireceksin.
Sen yersin ama başkalarının açlıktan ölmesine izin verirsin.
Buna karşı bir yasa olsaydı...
...bütün zenginler hapiste olurdu, düşün!
Ama yasa olmadığı için...
...sadece yoksullar hapsediliyor.
Komünist hergele!
Eğer o hayvan bu durumdan yararlanabileceğini düşünüyorsa...
...öyle sanmaya devam etsin!
Etrafta bu kadar kuş varken bir yerlerde yumurta olmalı!
Doğadan nefret ediyorum!
Biliyordum!
Proleterya, gücün tadını alır almaz...
...delirmeye başlıyor!
Size şantaj yapıyor, sizi aç bırakıyor, sizden faydalanıyorlar.
Hitler'den de beterler!
Eğer o Sicilyalı vahşi...
...diz çöküp yalvaracağımı sanıyorsa...
...bir kere daha düşünse iyi olur!
Açlıktan ölmeyi tercih ederim, yemin ederim.
O balığı bana sat!
Sana ne istersen ödeyeceğim.
Beni duyuyor musun?
Sağır numarası mı yapıyorsun n'apıyorsun?
Çürümüş bir bit olduğunu biliyorum...
...ama açlıktan ölmeme izin vermeyeceksin değil mi?
Tamam, mantıklı olalım.
Şu an için üstünlük sağlayan sensin.
O balık için ne kadar istiyorsun?
İki yüz dolar, üç yüz dolar?
Ne kadar istediğini söylesene!
Şakanın sırası değil, tamam mı?
Abartmaya başladın ama.
Kendimi iyi hissetmiyorum.
Ayağımı da incittim.
100 dolara ne dersin domuz?
Hakaret etmeye devam et bakalım.
Mazlumluğun zorluğunu anla biraz.
Sadece küçük bir pürüz var.
- Bu balığı satmayacağım. - Ama niye?
Ben de sizin gibi yapmaya karar verdim.
Ne yapmışız?
Evet hanımefendi.
Fiyatları yüksek tutmak için elmaları, portakalları yakıyorsunuz!
Öyle değil mi?
Katil!
Hayır!
Ben sadece cahil ve beceriksiz pisliğin tekiyim!
Siz ve sizin türünüz asıl, son derece organize bir grup katil.
Sigaramı bile içiyorsun! Hırsız!
Onları atmadın mı?
Istakoz tatsızdı.
Beni dinle cici kadınım.
Birinci ders:
Bu balığı aşk ya da para için satın alamazsın.
Yemek yemek istiyorsan, onu hak etmelisin.
Nasıl mı?
- Külotumu yıka! - Asla!
İşte.
İşte oldu.
Temizlemek için deterjanım yok.
Bayılacağım.
Çok kötü hissediyorum. Ver şu balığı bana.
Onu hak etmedin.
Her neyse, sihirli kelimeler "lütfen" ve "rica etsem".
Lütfen Gennarino, rica ediyorum...
"Gennarino" derken?
Senin için Bay Carunchio'yum!
Bay Carunchio!
Bay Carunchio, elbette, böyle daha iyi.
İşte balığın.
Bunların hepsi çok saçma. Ve aşağılayıcı.
Belki öyle, ama öte yandan, burada çamaşır makinesi yok.
Ve ayrıca, birisinin iç çamaşırımı yıkaması gerekiyor.
Bayan Pamuk El daha önce hiç külot yıkamak zorunda kalmamıştı.
- O her zaman bunun üstündeydi! - Nereye gidiyorsun'?
Beni bekle! Ayağımı incittiğimi söylemiştim sana!
Şimdi mazlum kim?
Hanımefendi, külot yıkamak zorunda kaldı!
- Beni bekle, lütfen. - Ama çalışmak insanı yüceltir.
Ve kadını daha da yüceltir!
Bay Carunchio!
Bana neden yardım etmediğini anlamıyorum.
Ayağımı incittim, görmüyor musun?
Bay Carunchio!
Ayağımı incittim!
Nereye gidiyorsun?
Nazik ol, lütfen.
Ona ne oldu?
Topallıyorum.
Ona soyadıyla seslendim ama hâlâ dinlemiyor köylü!
Şimdi nereye gidiyor? Beni dinle.
Burada bir ev var.
Ne kadar harika.
Bu başka bir şey!
Beni bekle!
En azından soğukta dışarıda değiliz!
Ama ne yapıyorsun?
Affedersin de beni dışarıda mı bırakıyorsun?
Karanlık çöktü ve üşüdüm.
Şifayı kaptım, lütfen nazik olun Bay Carunchio.
Ne açıdan?
Umarım aklına çılgın fikirler gelmiyordur.
Siz zengin orospular aşna fişneyi seversiniz de.
Elbette aklınızdan geçen de bu, değil mi?
Çarpık bakış açını gördük işte.
Bot kazası geçirdim ki...
...seninle bu bok çukurunda yatabileyim!
Senin gibi iğrenç bir canavarla!
Akdeniz maço erkeğinin mükemmel bir örneği!
- Aynada hiç kendine baktın mı? - Elbette bayan.
Kendimi, türümün birinci sınıf bir örneği olarak kabul ediliyorum.
Kaliteli kadınlar bana doyamıyor!
Onların küçük parmaklarında...
...senin tüm vücudundakinden daha fazla kadınlık var.
Milyonların da dahil!
Domuz!
Kaba, yabanî serseri!
Çirkin Habeş!
Şu içine düştüğüm duruma bak!
- Üşüdüm. - Dişi domuzların yaptığı gibi...
...kendinizi yapraklarla örtün.
Kendimi iyi hissetmiyorum.
Çirkin, cahil, koyu tenli...
...kibirli, gülünç küçük adam.
En nefret ettiğim şeyler.
Seni iğrenç bulduğumu biliyor muydun?
Beni duyuyor musun?
Mesajımı aldın mı? Seni iğrenç buluyorum!
Zatürre olacağım, ama umurumda değil.
Maria! Kahvem nerede?
Ne kadar iğrenç! Ne kadar korkunç!
Zavallı bir ruha böyle işkence etmekten ne zevk alıyorsun?
Zavallı ruha bak, götüm!
Tamam, "zengin kaltak"!
Tamam, al şunu.
İşe koyul.
Çalışmayan yemek yiyemez.
İçeri gir ve temizliğe başla.
Tanrı aşkına!
Bu iğrenç sadist oyunu oynamaktan sıkılmadın mı?
Neden böyle davranıyorsun?
Bu saçma durumda olmamız yeterli değil mi?
Neden hayattaki tüm adaletsizliklerin bedelini bana ödetiyorsun?
Bundan ne elde edeceksin?
Eğer bana karşı nazik olursan, sonunda bizi bulduklarında...
...onlara söylerim ve karşılığını alırsın.
Yeter artık.
Birinin bizi bulacağını kim söyledi?
Bu fikri nereden edindin?
Ya bir altı yıl daha bu adada mahsur kalırsak?
- Kendimi öldürürüm! - Durma, bu senin sorunun!
Ama hayatta kalmak istiyorsan yemek yemek, yemek için de çalışmak zorundasınız.
- Canımı acıtıyorsun! - Senin keyfini mi bekleyeceğim?
Hayır güzelim, parti bitti.
Roller değişti. Sen bana hizmet edeceksin.
Kadın, erkeğe hizmet etmek için doğmuştur, tersi değil!
Bu gerçekten acıtıyor!
Ve bu sadece başlangıç!
Ta ki sahibinin ve efendinin kim olduğunu anlayana kadar.
Öp elimi. Öp elimi!
- Pardon? - Öp!
Siktiğimin sanayi kaltağı...
...o berbat teknede bana kan kusturdun...
...ve dün gece bana bunun seni tiksindirdiğini bile söyledin!
Efendinin elini öp!
Öpmüyorsan gözümün önünden çekil ve bir daha...
...salya sümük yanıma gelip yardım isteme.
Çünkü artık merhamet olmayacak!
Sen iğrenç bir solucansın.
İki numaralı ders!
Şimdi anladın mı kadın, bana hakaret etmene artık izin vermeyeceğim!
Öp!
Sahibinin elini öp!
Öp!
Şimdi işe koyul.
Koş!
Koş, yoksa balık kaçacak!
- Bir saniye. - Koş!
Burada koşmaya çalışmak o kadar kolay değil!
O kadar kaygan ki bu sefer bacağımı bile kırabilirim.
Çağırdığımda bu, atlayıp koşman anlamına geliyor.
Tamam, tamam geliyorum. Sadece...
Kes. Cevap verme kadın!
- Benden ne istiyorsun? - Çağırıyorsam acildir!
Hangi yarışta koşmamı istiyorsun?
Kapa çeneni kaltak!
Sadece sana söyleneni yap, o kadar!
Ne kadar da kötü bir huyu var!
İşte su.
Niye oturdun?
Çünkü dediğini yaptım ve artık dinlenmeyi hak ettim.
Kalk!
Beni beklemeni istiyorum.
Beni yatta seninle yemek yemeye hiç davet etmedin, değil mi?
Şimdi, hizmet alma sırası bende.
Talih bir gün herkese güler, hizmetin karşılığı alınır.
Ya da alınmaz?
Bayan Çokbilmiş!
"Şarap sıcak, ekmek soğuk, spagetti fazla pişmiş...
...kahve yeniden ısıtılmış."
Ayrıca, hâlâ açım.
Yattaki o masada oturup, saçma sapan konuşup durdun.
Ve bize tepeden bakma şeklin: "Tişörtlerin kokuyor, ne kadar berbat!"
Biraz tuz.
Bizi daha çok terlettin, kokladın, ve domuz gibi hissettirdin.
Sürekli koşturuyoruz...
...günde 6 kez tişört değiştiriyoruz, ne uğruna tüm bunlar?
Çünkü hanımefendinin duyularını rahatsız ettik!
- Lütfen, Gennarino! - Gennarino?
Bana böyle seslenmene kim izin verdi? Bay Carunchio diyeceksin!
Ne kâbus ama!
Bay Carunchio.
Burun kıvırmadan yap.
- Su! - Yanında ya!
Ama ısınmış.
Git bana pınardan tazesini getir.
Sabır olmazsa olmaz.
Maalesef, suyumu taze istiyorum.
Her zaman içtiğin Şarap gibi.
Kaldır kıçını! Susadım!
Sonuncu sigaran.
En iyisi.
Onları atmıştın, hatırladın mı?
Neye bakıyorsun?
Sana olabildiğince sık böyle bakacağım. Anladın mı kadın?
Götüne bakıyorum.
Sonuçta yapabilirim değil mi?
E n'olmuş?!
Hepiniz yatta, şişe takılı domuzlar gibi uzanıyordunuz?
Göğüsleriniz rüzgara karşı!
Evet, göğüslerini bronzlaştırıyordun! Sanki biz orada değilmişiz gibi.
Sanki insan değil de hayvanmışız gibi.
Ve siz domuzlar bizim erkek olduğumuzun elbette farkındaydınız.
Bizi tahrik etmekten keyif aldınız!
Hatırlıyor musun?
Elbette hatırlıyorsun.
Sanayi orospusu!
Şimdi de göğüslerine bir göz atalım.
Hadi, asma köprüyü indir!
Beni duyuyor musun?
Duymazlıktan mı geliyorsun?
Utandın mı?
Bayan birdenbire utandı.
Daha önce utanmadığın halde, şimdi neden utanıyorsun?
Hoşuna gitti değil mi?
Hadi itiraf et.
Bir avuç zengin, ahlaksız, çıplak orospu...
...bizi orada güneşten kavrulmuş halde görüp...
...tahrik etmeye çalışıyor.
Yarak delileri!
- Haydi soyun! - İğrençsin!
Hadi, sonunda aradığın cevabı bulacaksın, kahrolası kaltak!
- Beni yalnız bırak! - Sana ihtiyacın olan dersi vereceğim!
- Buraya gel! - İmdat!
- Bok çuvalı! - Buraya gel!
İmdat!
Yardım için ağlıyor, aptal kaltak!
Peki sana kim yardım edecek?
Saçımı bırak! Saçım!
Domuz!
Sana gününü göstereceğim.
Nereye kaçacaksın? Geri gel!
Hangi cehenneme gidiyorsun, kaşar?
Her şeyin bedelini ödeyeceksin!
Saçım olmaz! Bırak!
Direkt hayalarıma vurdu!
Bakın, güzel hanımefendimiz!
Canına okuyacağım.
Siktiğimin sosyal demokrat orospusu!
Yeter artık!
Ne zaman yettiğini ben sana söyleyeceğim.
Daha başlamadım bile!
- Buraya gel. - Korkak!
Canavar! Bok çuvalı!
Canavar!
Bok çuvalı! Bırak beni!
Her şeyin bedelini ödemek zorunda olduğunu anlamıyor musun?
Beni rahat bırak!
Neden hayattaki tüm adaletsizliklerin bedelini benim ödememi istiyorsun?
Bırak!
- Bu bir saplantı! - Saplantıymış, götüm!
Canavar!
Her şeyin bedelini ödemek zorundasın!
Pes ediyorum!
Pes mi ediyorsun? Öyle kolay değil!
Bir uçurum var!
Bu, içine düştüğümüz zor günler için...
...bu da vergi ödemeyip paranızı İsviçre'ye götürdüğünüz için.
Ama bunun benimle ne alakası var?
Bu, fakir halkın giremediği hastaneler için.
Ki bu bazen ölmeleri kadar iyidir.
Bütün bunların acısını neden benden çıkarıyorsun?
Dünyadaki bütün kötülüklerin sorumlusu ben miyim?
Evet!
Bu da et, peynir, otobüs bileti, vergiler...
...ve benzin fiyatları yüksek olduğu için.
Bu da petrol fiyatlarındaki ve emeklilik primindeki artış için.
Ve TV lisans ödemeleri için!
Bu KDV, ek vergi ve gelir vergisi için.
Bu da kapı zilini her duyduğumuzda korktuğumuz için!
Buraya gel. Nereye gidiyorsun?
Buraya gel, çünkü en iyi kısmı hâlâ başlamadı.
- Ne yapıyorsun'? - Şimdi özel şeylere geçelim!
- Hayır! - Evet hanımefendi!
Külotunu parçalayacağım!
İşlem tamam. İşte başlıyoruz!
Bu parfümlü amcığı ne kadar...
...parçalamak istediğini bir bilsen!
Onu içeri sokmak ve seni parçalamak için!
Ne kadar erkek olduğumu hissetmeni sağlamak için!
Hiç gerçek bir erkek tanımadın değil mi?
Ahlaksız, endüstriyel, yarak delisi kaltak.
Senden nefret ediyorum ama senin için hazırım!
Ve bunu biliyorsun, çünkü yatta seni arzuluyordum.
Ve beni içinde hissetmek için sabırsızlanıyorsun, değil mi?
Kıpırdama çünkü bu sefer kaçış yok!
Kabullen.
İçinin derinliklerinde hissettiğin duyguyu kabullen.
Bunu arzuluyorsun.
Nasıl da inliyor!
Bir vagon tekerleğinin ezdiği kurbağa gibi!
Ne kadar çok istediğini söyle!
Söyle! Evet de, evet!
Bunun için yanıp tutuşuyorsun değil mi?
Sabırsızlanıyorsun değil mi kaşar?
Ama cevap hayır!
Sözünü geçir ve hayır de!
Gidip terli tişörtünü değiştirmesini söylediğin...
...pis, özensiz güneyli dediğin...
...her zaman tepeden baktığın...
...ve seni tiksindiren benim gibi çirkin, cahil bir piç...
..."evet"ten daha fazlasını istiyor!
Aşık olmalısın!
Sorgusuz sualsiz, her ayrıntımı istemelisin.
Mutluluktan kendinden geçmelisin.
Aşkın kölesi olmalısın.
Solucan gibi ayaklarımın dibine sokulmalısın.
Benden merhamet dilenmeli, midende kelebeklerin uçuştuğunu hissetmelisin.
En kötü hastalıktan da beter olan tutkunun acısını hisset!
Beni derinin altında, beyninin içinde dönerken hisset.
Kalbinin ve karnının derinliklerinde.
Senin Tanrın olmalıyım!
Kendimi ifade edebildim mi?
Tutku ya da hiçlik! Tutku ya da hiçlik!
Gennarino Carunchio'yu tanımak için daha kat etmen gereken uzun bir yol var!
Kendimi, o tavşan gibi hissediyorum.
Onu öldürdün.
Gerçekten çok zalimsin.
Ne kadar da güzelsin.
Ne kadar kadınsı...
Bal kadar tatlısın.
Uysal ve hassas.
İnanılmaz...
Dişlerini geçirebileceğin bir süt domuzu.
Beni öldürdün aşkım.
Hayır, hayır...
Hayır... Bana 'efendim' demelisin.
Evet, aynen böyle "efendim" de.
Efendim, sahibim, beni dövün, öldürün.
Bana istediğini yap ama sımsıkı sarıl.
Kendimden geçiyorum.
Sözlerin, varlığıma zevk dalgaları gönderiyor.
Ama bana gerçeği söyle. Bana gerçeği söyle.
Bunları boynuzlu kocana da mı söyledin?
Siz zenginler yatakta ne diyorsunuz?
Nasıl sevişiyorsunuz?
Söyle bana fahişe, toplu seks partisi yapıyor musunuz?
Yaramaz şeyler yapar mısın?
Edepsizce konuşuyor musun?
Herkes senin, toplu sekse dahil olduğunu...
...ve her türlü haylazlığa kalkıştığını biliyor.
Pis keş zengin domuzlar.
Bu meleksi, kar gibi saf yüzle...
...sersem kocanı kaç kez aldattın?
Zengin bir kadının otomatik olarak fahişe olduğunu kim söylüyor? Komünist Parti mi?
Beni incittin! Niye?
Bir daha asla parti hakkında böyle aşağılayıcı şekilde konuşma.
Şu an onları düşünmüyorum.
Parti kutsaldır.
Git ağzını yıka!
Artık yatta değilsin!
Gerzek.
Parti kutsaldır ve sen saygısızsın ve ben seni sikeceğim.
Güzel hanımımı...
...zengin kaltağımı sikeceğim!
Varlıklı yarak delisi.
Niye?
Niye?
Çünkü...
Hayır, durma lütfen...
Seni böyle görmek hoşuma gidiyor.
Beni azdırıyor.
Hayır, lütfen aşkım.
Hayır!
Ben söylediğimde...
Şimdiye kadar kaç sevgilin oldu?
Sen ve o melek yüzün. İtiraf et.
Kaç kişi oldu? İtiraf et.
Sen... İlksin.
O şehvetli ses tonuyla mı?
Yalancı! Orospu! Yalancı!
Yalancı! Orospu! Yalancı!
Seni sikeceğim hanımefendi.
Sevgilim, uyanık mısın?
Tavşan yağıyla süslenmiş martı yumurtalarından yaptığım omlet.
Biricik aşkım için hazırladım.
Efendim ve sahibim, Bay Carunchio.
Bu hayatımda yaptığım ilk omlet, bu yüzden muhtemelen tadı berbattır.
Tadına bak bakalım.
Nasıl efendim, iğrenç mi?
Biraz iğrenç.
Bunu bir iltifat olarak mı kabul etmeliyim?
Omleti mi?
Hayır, çiçekleri.
- Bir nebze. - Ne kadar kuş beyinlisin.
İşçi sınıfından hiçbir kadının aklına çiçekli bir taç yapmak gelmezdi.
Haklısın.
Artık kendimi tanıyamıyorum.
Kendimden geçmiş gibiyim, sanki korsanlar tarafından yağmalanmış...
...ve himayesine girdiğim bir Türk şeyhi tarafından perişan edilmişim.
İlkel hislerle doluyum. Ayaklarım yerden kesildi.
Gerçekten.
Henüz farkında değilsin.
Benim için muhteşemdi.
Peki senin için?
Eh, idare ederdi.
Ukalâ herif! Aptal geri zekâlı!
Ne bu şimdi?
Yine laubali mi oluyoruz hayırdır?
Hayır, aptal değilsin. Şakaydı.
- Şu âna kadar... - Şu âna kadar, ne?
Aklından neler geçiyor?
Aklına bir şey gelmesin!
Çalışan erkek için kadın bir aşk ve zevk nesnesidir.
- Benim için sen busun. - Genelev orospusu mu yani?
- Fahişe. Neden olmasın? - Pek gurur verici değil ama...
Fahişe bir yönden hakaret gibi görünebilir...
...ama diğer yönden bir iltifattır.
Değil midir?
Hiç bu kadar iyi hissetmemiştin, değil mi?
Sevgili Panzetti Hanım...
...yatta yüzünüzde, bu kusursuz memnuniyet ifadesi hiç yoktu.
Hey!
Bay Carunchio!
- Bay Carunchio? - Yine ne var?
Seni seviyorum.
Bay Carunchio, sana tapıyorum.
Az önce bir yat geçti ama onu çağırmadım.
Saklandım ve gitmesini bekledim.
Delirmişsin.
Evet, sana deliriyorum aşkım.
Alışılmadık bir kader ve rüyayla, ayaklarım yerden kesildi.
Hiç bu kadar iyi hissetmemiştim.
Bitmesini istemiyorum.
Seni seviyorum.
Senin için deliriyorum.
Bu ne içindi?
İki nedenden biri içindi.
Eğer yalan söylüyorsan, yalan içindi.
Aksi takdirde, doğruyu söylediğin ama bana olan biteni bildirmediğin içindi.
Bana her şeyi anlatmalısın...
...çünkü ben senin sahibin ve efendinim.
Yatı çağırıp çağırmamaya karar veren kişi benim. Anladın mı?
Buraya gel.
Buraya gel.
Buraya gel dedim.
Buradaki kararları verenin ben olduğumu...
...kesinlikle kafana sokman lazım!
Şaka da yapmıyorum!
- Beni incittin! - Ama artık bunu kanıksıyorsun?
- Bunu aşamıyorsun değil mi? - Hayır.
- Daha iyi hissetmiyor musun? - Hayır.
O halde buraya gel...
...ve bunu aşmana yardım edeyim.
Sen zalim bir canavarsın, sürekli bana vuruyorsun.
Yara bere içindeyim.
Ama sonrasında çılgınca sevişiyoruz.
Sonrasında her şey daha iyi, değil mi?
Biraz sadistsin aşkım.
Dayağı yediğinde, ne kadar güzel olduğunu görmüyor musun?
Gözlerinin nasıl parıldadığını?
Arzu ve şehvetle parlayan iki fener.
Nesin sen? Ne tür bir hayvansın?
Yılan mı? Panter mi? Pasaklı bir domuz mu? Nesin?
Sevgilim...
...sen, her şey değişmeden önce doğanın biz kadınlar için yarattığı...
...orijinal erkeksin.
İlkim...
İlk?
Bunu, ikinci sırada yer alan birine mi söylüyorsun?
İlk...
...tek ve biricik.
Sadece, bakire olmadığım için üzgün olduğumu söylüyorum.
Beni açan ve üzerime damgasını vuran kişinin...
...sen olmanı isterdim.
Aşkım, yalvarırım götümden sik beni.
Kıçımdan sik beni.
Aşkım, yalvarıyorum.
Kıçımdan sik beni.
Bilemiyorum...
Pek havamda değilim.
Lütfen, yalvarırım.
Aşkım, sen benim ilk gerçek erkeğimsin.
Kıçımdan sik beni.
Dinle beni burjuva kaltak.
Bunu bilerek yapıyorsun, beni küçük düşürmek için uzun kelimeler kullanıyorsun.
Bana hangi pis şeyi soruyorsun?
- Hayır... - Başka ne olabilir amına koyayım?
Üzgünüm aşkım.
Sikimi üzgünsün!
Ne kadar harika bir üslup.
Evet, cahilim ve bundan gurur duyuyorum.
Yemin ederim aşkım...
...böyle konuştum, çünkü söylemesi çok zor.
Zaten yaptığınız ahlaksız şeyler hakkında hiçbir fikriniz yok.
"Kaşımdan sik beni" ne demek amına koyayım? Ne bu?
Kıçımdan sik demek...
Bana basit kelimelerle anlat.
İşleri karmaşıklaştırmayı ne kadar da seviyorsun!
Dobra dobra konuş!
Sevgilim.
Sevginin dili buna izin vermez.
Bu bayağı olur.
Aşkta bayağılığa yer yoktur.
Siz burjuva züppeler, her şeyi bayağılaştırdınız.
Böyle fikirlere nereden kapılırsınız?
İşte böyle.
Bana böyle şeyler söyleyebileceğini sanma.
Küçük dağları ben yarattım havasına girme.
Bu ifadeyi daha önce yalnızca bir kez görmüştüm.
Bir partide, sıkılmış bir çocuğun yüzüydü bu.
Bana ne kadar saçma şeyler söylüyorsun.
Neden onun yerine dikiş dikmeyi öğrenmiyorsun?
Çok güzel bir şiir. Senin gibi.
Deli saçması!
Ağdalı konuşmaya geri mi döndük?
Ağdalı konuşmaya başladığında sana güvenmiyorum.
Neyse, aklı başında olan biri bir kadına güvenir mi?
Ama artık herhangi bir kadın değilim.
- Senin kadınınım. - Zekice konuşuyorsun!
Eğer bot kazası geçirmeseydik sen ve ben şimdi nerede olurduk?
Ben, zavallı değersiz siyah ve sen, zengin beyaz kaltak!
Bana gününün küçük bir kısmını bile ayırmazdın.
Sen büyük hanım, bense köle.
Herkes kendi yerinde.
Ne kadar adaletsizsin.
- Daha önce hiç kimseyi sevmedim. - Saçmalık!
Sen ve ben sadece burada olduğumuz için bir bütünüz, hepsi bu!
Bu adada tutkuya teslim oldum...
...ama hanımefendi hazretlerini bu kaba hödükle...
...Milano'da bir gezintiye çıkmışken görmek isterdim.
Ne kadar süreceğini hayal ettikçe aklım karışıyor.
- Seni daha da fazla sevebilirim. - Daha fazla?
Yani beni her şeyimle sevdiğini söylerken yalan söylüyordun.
Bazı şeyleri söylerken, daha kesin konuşmalısın.
Çünkü yalan söylersen seni öldürürüm.
- Beni öldürecek misin? - Seni öldüreceğim.
- Evlenecek miyiz? - Hayır.
Bu sadece hatunlar için.
Sana ait bir şey istiyorum.
- Bunu istiyorum. - Küpemi mi? Evet, evet.
Takacağım.
Bir dakika.
İşte buradasın. "Korsanlar Kralı"nda Burt Lancaster.
Evet...
Beni iş üstünde yakaladın, ha? Lanet olsun!
Sakin ol. İşte.
Alabileceğim kadar az aldım.
Endişelenme.
Hayır, saklanalım.
Gelseler bile, küçük şapelde saklanacağız.
Odunları sahilde bırakamayız.
Hayır, lütfen!
Beni sevdiğini söyle. Gerçeği bilmek istiyorum.
- Bütün gerçeği. - Daha ne kadar kanıta ihtiyacın var?
Şu anki halimizle, sanki burada doğmuşuz gibiyiz.
Bunu kendin söyledin.
Dünya o kadar acımasız bir şekilde...
...inşa edilmiş ki bizi yeniden değiştirebilir.
Burada, kurtarılmaya değer tek şey sen ve benim.
- Buraya gel. - Hayır!
Hayır! Bilmek istiyorum...
...eğer Leydi Raffaella Pavone Lanzetti de seninle aynı düşünüyorsa.
Daha önce ne olduğumuza, neden bu kadar takılıyorsun?
Burada başımıza gelenler bir mucize, aşkım.
Hayatta bir kez...
Neden geri dönüp tekrar, o korkunç senaryonun parçası olalım?
O, insanları dönüştürür.
Aşkım, yalvarırım burada kalalım.
Önce kanıt lazım.
O zaman, ne istersen yapacağım.
Önce kanıt lazım.
Neden, sadece seni istediğime inanmıyorsun?
Korkuyorsun değil mi?
Evet.
Bu yüzden kanıta ihtiyacım var.
Ne kadar inatçı!
Denizci güvertenin altında tıkınıyor.
Ve Pavone Lanzetti Hanımefendi?
Kamaramda yüzünü düzeltiyorum, zavallı şey!
Ne kadar harika! İki kazazedeyi kurtardık!
Sadece denizde olan bir şey!
Deniz sayısız maceraya kapı açar.
Bu başlı başına bir macera.
Son derece gerçek.
Ve ayrıca romantik de!
Bu başlı başına bir macera.
Küçük denizci ne kadar tatlı!
Bayan Lanzetti'yle birlikte bot kazası geçirmek nasıldı? Ne oldu?
- Hiç. - Ne demek "hiç"? İmkansız!
Ne dememi bekliyorsun?
Hiç diyorsam hiçtir.
Akdeniz'de yelken açan en büyük kök söktürücüdür.
Sana kök söktürdü değil mi?
Aç, susuz, ev konforundan yoksun bir kadın...
Başlarda belki...
- Ve sonra... - Sakinleşti mi?
Hayatta kalma mücadelesi, içindeki enerjiyi söküp attı.
- Bir güvercin kadar sakindi. - Olamaz!
- Bana güvendi. - Sana güvendi mi?
İnanılmaz!
Bir madalyayı hak ettin.
Kocası mutlaka sana bir tane verecektir!
Onu aradık, helikopterle yola çıkıyor.
Bu o olmalı artık! Evet.
Bu resmi bir helikopter. Bak!
Teşekkürler.
Önemli değil.
Evet, Gennarino, işte buradasın!
İşte burada.
Gennarino için bir bardak.
Güzel.
Aşkım! Kıymetlim! Sevgilim benim! Meleğim!
Böyle bağırmak zorunda mısın?
Sonunda, sana tekrar sarılabildim!
Kendini göstermeye çalışmayı bırak, herkes bize bakıyor!
Öldüğünü sanıyordum.
Bana ne kadar gözyaşı döktürdün bir bilsen!
Yeter.
Hayattayım ve zindeyim ama lütfen şu şamatayı bırak.
- Tanıştığımıza memnun oldum Hanımefendi. - Kesinlikle, onur duydum.
Ben de seninle tanıştığıma memnun oldum.
Ve hiç tanışmamış olabilirdik.
- Yani... eğer bizi kurtarmasalardı. - Kesinlikle.
- Lütfen bunu kocana ver. - Peki.
Teşekkürler, Bay Pavoni Lanzetti.
Benim adıma da kendisine teşekkür edersin.
Teşekkür ederim.
- Bir ihtiyacın olursa, tereddüt etme... - Güle güle Hanımefendi.
Sana gerçekten dokunabildiğime, inanamıyorum.
Çocuklar ağladığımı görünce, hemen anladılar.
Ama senin yaşadığını duyunca, sevinçten havalara uçtular.
Zavallı çocuklar.
- Gelmek istediler. - İhtiyacım olan tek şey buydu!
Sen de gelmemeliydin.
Bir eş yerini bilmeli.
- Çocuklar iyi mi? - Babalarına tekrar sarılmak istiyorlar.
Ben de istiyorum tabii.
Herkes ne kadar nazikti.
Bize bu küçük otelde bir oda ayırttılar. O tarafta!
"Umut" oteli!
"Umut Oteli"
Bazen geceleri birisi gelip kendini vuruyor.
Ne diyorsun? Gayet güzel bir yer.
Zenginler gibi yemek yiyebileceğimiz hoş bir teras restoranı var.
Neredeyse unutuyordum.
Bay Lanzetti, bunu senin için verdi.
- Ne bu? - Bilmiyorum.
Merhametli gökler! Bir milyon liret.
Ne cüretle!
Ve bunu nasıl kabul edebilirsin?
- Nasıl bilebilirdim ki? - Direkt bana vermesini söylemeliydin.
Ciddi bir kadın böyle davranır.
O bok herifi bize yardım teklif edebileceğini sanıyor.
- Nereye gidiyorsun? - Yapmam gereken bir şey var.
Peki ben? "Gennarooso!"
Seni Umut Otel'inde bekleyeceğim.
Bir milyon liret.
Değerli taşlı, harika bir yüzün istiyorum.
Çok zarif bir insan için bir yüzük.
Ve bunun bir milyon lirete mâl olması gerekiyor.
Bir peni az da olmayacak çok da.
İşte.
Bu daha değerli ama sana özel bir fiyat vereceğim.
Bu bir nişan yüzüğü mü?
Boşanma yüzüğü.
Nasılsın?
İyiyim.
Pavone Lanzetti Hanım. Telefonunuz var.
Telefon.
Annem olmalı. Beni her zaman her yerde buluyor.
Aşkım...
Bunu yapamazsın, değil mi?
Herkesin önünde gerçekleri haykır. Yapamazsın.
- Neredesin? - Tam karşında.
Limandaki benzin istasyonunda.
Seni görüyorum.
Dinle...
Testi geçemedin ama boş ver. Artık umurumda değil.
Biliyor musun? Elbette biliyorsun.
Dinle.
Sağdaki iskelede gümrük idaresinin yanında...
...bir balıkçı teknesi var...
...dördüncü balıkçı teknesi.
Adı Santa Rosalia.
Bir arkadaşıma ait.
Onunla konuştum ve bizi adaya geri götürmeyi kabul etti.
Gün batmadan, yarım saat kala kalkacak.
Yarım saat sonra orada buluşuruz.
Gelecek misin?
Gelecek misin?
Yoksa fikrini değiştirdin mi?
Hayır canım...
Seni, her zamankinden daha çok seviyorum.
Seni hiç bu kadar sevmedim...
Sadece bilseydin.
İyi, gerisi önemli değil.
Yarım saate Santa Rosalia'da.
Göreceksin, bizi koruyacak.
Bizi, adamıza geri götürecek.
Peki diğerleri? Eşin?
Daha önce de söyledim, başka hiçbir şeyin benim için önemi yok.
Tek şeyi umursuyorum.
Sen ve ben.
Kocan bana, bir milyon liretlik çek verecek cesareti gösterdi.
Bunu yüzüne geri atmak isterdim.
Bir bahşişle, beni küçük düşürmeye çalıştı.
Ama Gennarino Carunchio ile uğraştığını bilmiyordu.
Yarım saat sonra görüşürüz.
Aşkım...
Hanımefendi, bu size.
- Kimden? - Telefonda konuştuğunuz adamdan.
Şimdi anladınız mı Raffaella Hanım...
...Gennarino Carunchio'nun kim olduğunu?
- Bana yüz liret ver. - Ne için?
Bu işi halletmen için sana zaten para ödedim, iyi bir iş çıkardın mı?
Evet, ama yüz daha ver.
Sana vermem gereken bir şey var.
- Nedir? - Önce yüzlüğü göreyim.
Al.
Paketi gönderdiğiniz bayan, bunu size vermemi söyledi.
Berbat sürtük!
Orospu! Hain!
Canın cehenneme!
Sana güvendiğim güne lanet olsun!
Senin gibi zengin bir kaltağa, asla güvenmemem gerektiğini biliyordum!
Çünkü zenginler, seni her zaman becerir!
Sanayi orospusu!
Beni yalnız bıraktın.
Beni yapayalnız bıraktın...
Hain deniz, bir zamanlar arkadaşımdın.
Şimdi, tüm umutlarımı yıktın.
Deniz... Yüzüne tükürüyorum.
- O fahişeyle beni aldattın! - Sen de mi?
Herkes, helikopterin peşinden koştuğunu gördü!
Ve tüm parayı, o sarışın fahişeye harcadın!
Haddini aşıyorsun.
Bok çuvalı.
Defol git!
Bir daha eve dönme! Cehennem ol git!
Merak etme...
...bir daha eve dönmeyeceğim.
Bir daha asla geri dönmeyeceğim!
Bir daha asla, kadın ırkından hiç kimseyle işim olmayacak!
Yetti artık!
Tanrıya şükür, artık boşanacağım.
Seninle daha fazla, bir şey yapmak istemiyorum.
Eğer dibe vurursam...
...kendimi denize atacağım.
Boşanacağım için çok mutluyum.
Orospular!
Üstümde bir fahişe...
...altımda bir fahişe.
Ve deniz de hainlik yaptı.
Buradan nereye varabilirim?
Çeviri: Dikistutmaz X: iapetos | Letterboxd: moandor
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.