All language subtitles for Trouble.Every.Day.2001.1080p.BluRay.DD+.5.1.x2er

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
en English
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German Download
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean Download
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

- Galiba bu ışıklar Denver. - Evet.

Ne kadar geometrik, adeta...

Bilgisayar ekranı gibi.

- Bay ve Bayan Brown'a! - Evet

Mutluyum. Sen de mutlu musun?

Mutluyum.

- Su getirmemi ister misiniz efendim? - Hayır, teşekkürler.

Efendim, affedersiniz. Her şey yolunda mı?

Dr. Léo Sémenau Genel Pratisyen

Haydi.

Biraz daha...

- Sigarayı bırakmalısınız, Bay Perrin. - Tamam Doktor.

Ama hep böyle söylüyorsunuz.

Giyinin.

Hayır, sizi unutmadım Mrs. Carmmona.

Merak etmeyin İşim bittiğinde size uğrarım

Görüşürüz.

Her zamanki gibi ayın 20'sinde görüşürüz.

Çek karnemi unuttum Doktor.

Sorun değil Bir dahaki sefere ödersin.

Ben Bay Brown. Bay ve Bayan Brown.

Hoş geldiniz Bay Brown. Doktor Brown.

- İki kişilik geniş oda. - Çok iyi.

- Ben Bayan Brown. - Paris'e hoş geldiniz Bayan Brown.

Umarım memnun kalırsınız.

İşte anahtarınız. Oda 321.

Üçüncü kat. Asansör sol tarafta efendim.

Bavullarımızı taşıyacak birini çağırır mısınız lütfen?

Elbette Bay Brown. Teşekkür ederim.

321 numaralı oda hazır mı? Buraya bir dakika gelebilir misin?

Merhaba?

Merhaba?

Merhaba? Beni duyan var mı?

Biri cevap verebilir mi?

Merhaba duyuyor musunuz?

- Biri cevap verebilir mi? - Bu adamla ne yapacağım?

Hangi adamla? İkide bir arayan şu Amerikalıyla.

Bir şey söyle 10 dakikadır bekliyor.

Dinle Malecot. Benim 20 dakika sonra toplantım var.

Hala işim bitmedi. Söyle tekrar arasın.

Tamam.

Teşekkür ederim.

Korktun mu?

Kiminle konuştun?

Bir laboratuvarın patronuyla.

Yola çıkmadan önce söylemeliydim.

Hayır diyemedim.

Onunla yemek yemem gerekebilir. Hepsi bu.

Gidelim.

Hep tam vaktinde.

Daha fazla bekleyemem, Léo.

Ölmek istiyorum.

Kahvaltı istiyorum, lütfen.

Ona söyleyecek hiçbir şeyim yok. Bir türlü rahat vermiyor.

Nedir bunlar? Hepsi onun gönderdiği fakslar.

Hayır, Dr. Sémenau artık burada çalışmıyor.

Bunu faksla da bildirmiştim.

Buranın sorumlusu benim.

Onu gerçekten bulmam gerekiyor. Lütfen.

Onu gerçekten bulmalıyım. Lütfen!

Bilmiyorum. Bir gece hiç iz bırakmadan öylece gitti.

Kalktı ve gitti.

O zamandan beri haber alamadık.

Öylece gitti mi? Telefonu falan yok mu?

- Adresi? - Adresi yok.

- İnanması zor. - Evet, biliyorum.

Üzgünüm. Ama neyin peşindesiniz anlamıyorum. Yani...

Büyük bir laboratuvarda çalışıyorsunuz. Ondan ne isteyebilirsiniz ki?

Birkaç yıl önce bir makale yazmıştı. Şirketim onunla ilgileniyor.

Hangi makaleden bahsettiğimi anlamışsınızdır.

Evet.

Bu işi uzun zaman önce unutmuştum.

Bakın, o şeye bir an bile inanmadım ve

bu serviste yıllardır insan beynini araştırıyorum.

Gerçek keşifler peşinde koşuyoruz ve

işimiz bu.

Aslını söylemek gerekirse Dr. Sémenau artık bilimsel çevreye ait değil.

Televizyon programlarını falan deneyin.

Belki...

İyi hissetmiyor musunuz?

Hayır.

- Bir bardak su ister misiniz? - Evet, lütfen

Getirir misin?

Bugün çok fazla kahve içtim. Başımı ağrıttı.

Evet. Kahve.

Şimdi daha iyisiniz değil mi?

Güzel.

Umarım bunca yolu bu saçmalık için gelmemişsinizdir.

Balayındayım.

Çok güzel.

Günaydın. Günaydın.

Günaydın. Günaydın Madam.

Günaydın. Günaydın.

Hasta herif!

Affedersiniz.

Sizi görmedim. Temizlik yapacağım.

Sorun değil.

İzninizle.

Mezun olduktan sonra birçok şirket bana teklifte bulundu.

Universal Pharmacom en iyi teklifi sunmuştu.

Parayı seviyorsunuz değil mi?

Ne olmuş?

Buradan çıkabilir miyiz? Kokular ve ışıklar... Buradan hoşlanmadım.

Aksine, bana iyi geliyor.

Demek Leo'nun makalelerini okudunuz.

Orman dizini Macropia çalışmaları.

Bu düşük bütçeyle çalışan Fransız'a yardım etmesi için

patronumu ikna etmiştim. Hepsi bu.

Guyana'ya gittim, malzemeler ve biraz da para getirdim.

Orada harika bir ekip kurmuştu.

Her biri alanının en iyisiydi.

Ve sonra Léo. geldi.

Doğru.

Ve Coré Doğru. Coré Corbjin.

Léo Sémenau'nun eşi. Ta kendisi.

Ona aşık mıydınız?

Bu, uygun bir kelime değil.

Bana çekici geliyordu.

- Çok inatçıydı. - Sevgili mi oldunuz?

Keşke olsaydık.

Sadakate inanır mısınız Bay Brown?

Peki ya ihanete?

İhanete karşı duruşunuz nedir Bay Brown?

Orada değildiniz.

Ne olduğunu bilmiyorsunuz. Beni tanımıyorsunuz.

- Yanılıyorsunuz. - Öyle mi?

Sémenau insanlar üzerinde deneyler yapılmasına karşıydı.

Bunu biliyordunuz ama...

İşin ucunda büyük kâr vardı ve siz parayı seviyorsunuz.

Acelesi olan bir adamsınız. Böylece...

Léo'nun çalışmalarını çaldınız.

Şimdi gidin buradan.

Gidin.

Lütfen.

Güle güle Bay Brown.

Alo?

Evet, benim. Size söylemek istediğim bir şey var.

Ama şimdi söyleyemem. Buradan konuşamam.

Malecot? Malecot?

- Malecot? - Geliyorum.

Yemek zamanı Seni bekliyoruz.

Nereye gideceğimi söyleyin. Sizinle buluşurum.

Yarın buluşabilir miyiz?

Gardineau'da.

Ne zaman?

Tamam.

Buraya gel bebeğim.

Notre Dame'ın kamburu. Ne sandın?

Seni asla incitmem.

Ben de senden hoşlanıyorum.

Ben de senden.

- Haydi gel. - Bilmiyorum.

Haydi haydi.

Bu tuhaf şeyler de ne?

Şuraya bak.

- Çıkalım buradan. - Korkuyorsan sen burada bekle.

- Lütfen. - Bırak beni!

Dur! Dur!

Dur!

Merhaba, çok fazla zamanım yok Bu yüzden hemen...

- Geciktiniz. - Üzgünüm, beraber yürüyelim mi?

Grev var ve pek zamanım yok.

Sémenau'nun nerede çalıştığını biliyorum

Onu burada bulabilirsiniz.

İşte. Bunu nasıl buldunuz?

Bunu yapmamın sebebi, Léo'nun bir dosta ihtiyacı var ve

Sizi gördüğümde belki...

Belki siz...

Karısı hasta.

Coré hasta mı? Evet, çok hasta.

Ona bakabilmek için evde çalışıyor.

İyi misiniz?

İyi misiniz? Yardım etmemi ister misiniz?

Lanet olsun.

Umarım bir aptallık yapmamışımdır.

Sigaran var mı Malecot?

Teşekkür ederim.

6 aya ihtiyacım var. Yapamam. İmkansız.

Senden çok şey istemiyorum. Sadece bir yardım.

Biraz zamana ihtiyacım var.

- Bana yardım edebilirsin. - Bu imkansız.

Coré için yap o zaman. Onun için yap.

Yapamam.

Hastayım. Hastayım.

Hadi ama.

Shane.

Tatlım.

Anlamıyorum.

İyi akşamlar Madam. İyi akşamlar.

Teşekkür ederim.

İçeride beklemek ister miydiniz?

İçerisi sıcak.

- Tamam - Lütfen. Bu taraftan.

- İyi geceler Madam. - Teşekkür ederim.

Alo?

Alo? Kiminle görüşüyorum?

Bebeğim.

- Bir sorun mu var? - Günaydın.

Bu sabah geç kaldın.

Günaydın. İyi misin?

June Brown.

Kulağa güzel geliyor.

İyi bir isim.

Bu benim ailemin dairesiydi.

Buradan gitmeyi hiç istemedim. Mahallem burası.

Shane'i göremediğim için hayal kırıklığına uğradım.

Üzüldüm.

Öyle.

Bu aralar konferanslarla meşgul.

Ben bile pek göremiyorum.

Birlikte yemek yiyebilirdik.

Önceden birlikte yemek yemek için ona yalvarmam gerekmezdi.

Bir sigara versene.

Bunu kabullenmek zorundayım.

Tanıştığımıza sevindim.

Zaten beni görse yaşlandığımı düşünürdü.

Eskiden aynı yaşta gibi gözükürdük ama...

Birkaç yıldır...

Para sıkıntım vardı.

Dolayısıyla Shane'e oda kiralamaktan hoşnuttum.

Aradığında şaşırdım.

June?

Bunlar Shane için.

O gittikten sonra bulduğum birkaç eşyası.

Alır almaz büyük ihtimalle hepsini çöpe atacaktır.

Ben hiçbir şeyi atmam. Hepsini biriktiririm.

Bu Léo.

Bu Shane.

Çok değişmiş mi?

Bilemiyorum.

Yarın görüşürüz canım.

SHANE.... SHANE NEREDESİN?

Merhaba.

Merhaba.

Sen de kimsin?

Shane.

Shane.

Shane.

- Nasıl hissediyorsun Doktor? - İyi hissediyorum.

Gel.

Eve gitmek istiyorum.

Tamam.

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.