All language subtitles for Special Ops Lioness - 2x04 - Five Hundred Children.WEB.tr

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian Download
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English Download
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish Download
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese Download
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

Demek İspanyolca bilmediğini belirtti.

İlk mülakatında amcasına dair bilgisi olmadığını ve ebeveynlerinin

İngilizce konuşmayı teşvik ettiğini söyledi.

Ama belirttiğinin aksine İspanyolca biliyor ve amcasını tanıyor.

Doğru.

Vay be. Sarsıcı bir keşif Joe.

Onu Irak'ta bir komutanın odasında sıkıştırıp ailesiyle ilgili

sorular sorduğunda ne demesini bekliyordun?

O bir ordu subayı Byron. Gerçeği söylemesini beklerdim.

Amcasını avlayıp tanışma için babasını kullanırken mi?

Tanışmaya ihtiyacı yok, konu da bu.

Ses tonu ve yüksekliği Joe. İkisi için de farklı seviyeler bul lütfen.

- Tabii. - Babası onu tanıştırdıktan sonra

ve Dişi Aslan olduğu ortaya çıktığında, ki belli bir ölçüde çıkacak,

babası ölür, annesi ölür, muhtemel kardeşleri de ölür.

Sen de böyle bir maceraya gönülsüz olmasını garip buluyorsun.

Can sıkıcı buluyorum, evet.

Bir şey sorayım, gönüllü mü oldu, sen mi zorladın?

- Bu iki seçenekli bir soru değil. - Kesinlikle öyle.

- Ya gönüllü oldu ya da zorladın... - Gönüllü oldu.

- Biraz zorlamayla. - Tamam, bir yere varıyoruz.

Onu ben seçmedim.

Şef olmaya çalışan sekiz farklı kurum tarafından seçildi.

Onu çifte ajan gibi

değerlendirip gölgesi olacak bir ajan vermeye ne dersiniz?

Her yere onunla gidip her şeyi öğrenen.

En azından dönerse kontrol mekanizmamız olur.

Dönmesi nasıl kontrol sağlar?

Ajan yakın olursa en azından programı koruruz.

Bunun drone saldırısından farkı ne? Doğru. Daha küçük bir mermi, değil mi?

Asıl amacı unutmayalım.

Ben amacı hiç unutmam.

Yuvarlak çatıların altında operasyon emri verir vermez

başarısız olması hâlinde kıçlarını kurtarmaya odaklananlar unutur.

Biraz başarısızlığı konuşalım Joe.

Bunlar Yemen mağaralarında operasyon yapan Husi asiler değil.

İstihbarat ve paramiliter kolları olan, Amerika'nın tüm büyük şehirlerinde

faaliyet gösterip kontrol kuran trilyon dolarlık endüstrinin liderleri.

Birinin programımızı ifşa etmesi askerlerimizi, onların ailelerini,

senin aileni ifşa etmesi demek.

Dönerse, ki umarım dönmez,

o kararı verdiği anın son anı olması lazım.

Anlaşıldı.

O hedef gösterebileceğin 25 yaşındaki bir vatansever değil.

Özgür düşünecek şekilde eğitilmiş, emir vermeye alışık, deneyimli bir subay.

O yüzden dikkatli ol.

Bunu onun elinden alırken dikkatli ol yoksa seni endişelendiren şeyi

var edersin.

Anladım.

Şimdi izninizle, gaza getirip onu hedef gösterebileceğim

25 yaşında körü körüne vatansever birini aramalıyım.

- Neredesin? - Gökyüzündeki gözlerimi yönetiyorum. Sen?

Şimdi ofisten çıktım.

Pilotu idare edecek birini bulmalıyız.

Ekipten seçeceğin altı kişi var...

Ekibimi bu duruma sokmayacağım.

Bir gölge lazım, anlıyor musun?

- Pek hoş değil. - Bize yalan söylemek de değildi.

Jalisco'da topraktan bir pistte mahvolmayacağım.

Evet, daha kötü yollar düşünebiliyorum.

Dalga geçiyor olmalısın.

- Konumumu paylaşıyorum. - Aldım. Ne oldu?

Daha paylaşmadım.

- Motor bölmesinde takip cihazı var. - Seni orospu çocuğu.

Aynı takımdayız Joe. Bir şey olursa diye dikkat ediyorum.

Öyle mi? Bir şey oldu. Takip ediliyorum.

- Gerçekten mi? - Uyduruyorum.

- Tamam, plaka var mı? - Bir dakika.

N, K, R, 6, 1, 5, 9.

Plakayı ara. V, N, K, R, 6, 1, 5, 9.

2019 Lincoln Navigator, Randall Newman adına kayıtlı.

Newman 2021'de para aklamadan hüküm giymiş,

anlaşmayla 18 ay ertelenmiş hapis cezasına çevrilmiş.

Terörist izleme listesi var. Bakayım mı?

Harika. Evet, bakalım.

Ne çıktı? Bu palyaço yaklaştı.

Gerçekten ilginçleşiyor.

Beş dakika arkandayım.

Onu gördüğünde söyle. Şu piçi düşüreceğim.

...savcılıkla dokunulmazlık anlaşması yapmış.

Tanık korumada. Cave Creek, Arizona'da.

Tamam, dikkatli ol Joe. Bu sikiğin rozeti var.

Kimden?

Davayı DEA yürütmüş.

Tahmin et.

Önümdesin.

Tamam, şimdi çıkıyorum. Giriş yolunda yakalarız.

Tamamdır. Palyaçonun silahı var, araca doğru koşma.

Trafik polisi gibi yapalım, tamam mı?

Tamam, geldim, arkandayım.

Tamam, planı anlatmak ister misin?

Bu sikiği yol kenarına atacağım.

Olur. Ya da haberlere çıkmayacağımız bir plan yapabiliriz.

- Tamam, onu sıkıştıralım. - Peki.

Ellerini direksiyona koy!

- İşte ilk günün mü göt? - Ellerini direksiyona koy!

Evet, "Özel Ajan Gutierrez."

- Bir açıklama yapmalısın. - Açıklama mı yapmalıyım?

CIA ne diye sınırda dolaşıyor?

Burası Suriye'ymiş gibi. Drone'larınız eşek arısı gibi vızıldıyor,

hücum timleriniz hizmeti dolmuş pistteki uçak hangarlarını tutuyor.

Siktiğimin gazetesine reklam da koysanıza.

Bir tek bize burada olduğunuzu söylemeye zahmet etmediniz.

Ya da nedenini.

Sen de kıdemli bir subayı takip etmeye mi başladın? Emri kim verdi?

Umalım da Juárez'deki bir torbacı değil de kıdemli bir ajan olsun.

Emir Adalet Bakanlığı'ndan geldi.

Yeterince kıdemli mi?

O silahı boynumdan çekmek ister misin?

Evet, gerçekten hiç belli etmiyorsunuz çocuklar.

Sizi gizli bir organizasyon sanıyordum.

Ordunun bando takımıyla gelmemenize şaşırdım.

Sınırda ne yaptığınızı sanıyorsanız beni de

bilgilendirseniz iyi olur.

Belki de tüm dünyanın bilmesini istemiyoruzdur.

Dünya zaten biliyor.

İnan bana, biz biliyorsak kartel kesinlikle biliyordur.

Uydunuz var mı sanıyorsunuz?

Pekin'e bir telefon açarlar ve gittiğiniz her yerde üstünüzde bir kamera olur.

Güya aynı takımdayız.

Benim işimde takım arkadaşlarımızı gözetlemeyiz.

Sence bu gözetleme mi?

İki araba arkadan takip etmek.

Bu koruma tatlım.

Çölde yaşayıp kendilerini patlattıklarında bir oda dolusu

bakire alacaklarını sanan pedofil bağnazlarla uğraşmıyorsunuz.

Bu sikik canavarlar bir kıtanın tamamını ve diğerindeki

en iyi üçünü kontrol ediyorlar.

Nakit bir milyon dolarla

bir şerifin evine gidiyorlar ve bir seçim yapması gerekiyor.

Ya parayı alır

ya da dokuz yaşındaki çocuğunu tırmığa geçirmelerini,

karısını köprüden sallandırmalarını izler.

Amerika'daki bütün büyük şehirlerdeler.

Bütün eyaletlere ve elimizdeki bütün federal kurumlara sızdılar.

Hey, sence o kongre üyesini boşuna mı kaçırdılar?

Hayır dediği için onu kaçırdılar.

Uğraştığınız bunlar.

Kendi başınıza yapabileceğinizi mi sanıyorsunuz? Bol şans.

Evindeki kilitleri değiştir,

bir fark yaratacağından değil de. Bir şey daha.

Bu arabayı değiştirdikten sonra seni takip etmeye devam edeceğim.

Böylece seni sokaktan sikik bir bavul gibi kaptıklarında

işkenceyle bütün sırlarımızı senden almalarından önce

sana ulaşmak için küçük bir şansımız olur.

- Öyle mi? - Daha da iyisi, beni bilgilendirebilirsin.

Bu işi 20 yıldır yapıyorum.

Ben kütüphaneden alamayacağın bir dosyayım.

6-000'da Simmons'tan kalkacağız.

Evet, saat 06.00 demek amigo.

Ne demek olduğunu biliyorum.

Nereye?

Seni nereye olduğunu söyleyecek kadar tanımıyorum.

O uçağa binene kadar hakkında her şeyi biliyor olacağım.

Yani gelmeden önce bunu düşün.

Akut değil Neal. Tamamen kaplanmış.

"Tamamı" dedim. O yüzden çıkarıyoruz.

Tanrım. Kemoterapiye aldığını söylemiştin.

Altı kez.

- İşe yaramamış. - Bunu görebiliyorum.

Görüntüleme belirgindi.

Bir organı boşa harcıyoruz.

- Organı boşa harcıyoruz Neal... - Duydum.

- Nabız 48, tansiyon 92'ye 41. - Sıvıyı emin.

Bu hastanede başka bir aday var mı?

Georgetown'da bir tane var. Görevli doktoru ara.

- Hastayı hazırlayıp göndersinler. - Ne yapıyoruz Neal?

Lökositler düşük, görüntüleme belirgindi. Burayı akciğer tümörleri...

- Bu kızı kapatayım mı? - Kötüleşiyor. Tansiyon 64'e 22. Nabız 28.

Şiddetli bradikardi. Ne yapacağız?

- Ne anlamı var? - Tablosunda diriltmeme uyarısı gördün mü?

FIO2'yi 100'e amiodaronu 300 miligrama çıkarın.

- Nabız sıfır, hasta NEA. - İntrakardiyak ped!

Temiz!

Temiz.

Temiz!

Neal.

Yani tamam mı? Neal!

O radyologla uzun bir konuşma yapmalısın.

Amatörce bir saçmalıktı, pusuya düşmeyi sevmem.

Siktir git Steve.

Çok üzgünüm.

Yukarı altı, sağa dört.

Hedef vuruldu mu?

Teyit edildi.

Ne yapmamı isterdin?

Verandada beklememi mi?

Afrika nasıldı?

Tam bir karmaşa.

Öyle duydum.

İçecek bir şey teklif ederdim ama kalmanı istediğimi gösterir.

- Kalmamı istemediğini biliyorum. - Ama yine de...

Buradayım.

Kongre üyesini bildiğini düşünüyorum.

Ekibim kurtarma için hazırdı ama onu kara birimi aldı.

Haberlerde gördüm.

İyi işti. Gerçekten sessizce hallettiniz.

Amaç bir mesaj göndermekti.

Yani... Bunu başardınız.

- Buradaki değeri... - Ne bok istiyorsun?

Hücum timimde bir kişi eksik.

Kim öldü?

Kimse.

İçeri çifte ajan sokacağım, bir gölge lazım.

Korumak için yakın temasta olacak, dönerse müdahale edecek.

Senin için bir yabancı öldürdüm, bir de ajan mı istiyorsun?

Savaşacağın bir Alman ya da öldürdüğünde

kahraman gibi hissedeceğin, üniformasında yıldırım işareti olan

bir kötü adam kalmadığı için üzgünüm.

Hatırladığım kadarıyla abin hapishanede öldü, sevgilin öldürdü.

İkisi de uyuşturucu satıcısı.

O uyuşturucular nereden geliyor? Berlin'de yapmıyorlar.

Kamyonlarla tonlarcasını getirip Hudson Nehri'nden taşımıyorlar.

Son 90 günü bir geminin pruvasında korsanları öldürerek geçirdin.

Bunun için iyi hissediyor musun?

Eminim öldürdüklerini de saymışsındır, değil mi?

Bu turda kaç baba öldürdün çavuş?

Dur, kıdemli üstçavuş, değil mi?

O kadar çok baba öldürdüğün için terfi aldın.

Hey, siktir git.

Sen de akıl karıştıran sözlerin de siktirin gidin.

Çıkacağımı söyledim, çıktım. Bana savaş gösterdiler, savaştım.

Gözlerinin içine bakıp onlarla savaşıyorum.

600 metre uzaktan termal görüntüleme "gözlerinin içine bakma" değil Cruz.

Seçeceğin binlerce ajan var.

Hayır, yok.

Orduda birkaç yüz ve donanmada birkaç yüz üst sınıf ajan var.

Sekiz SEAL timin ve kim bilir kaç tane Yeşil Bereli var...

Ne demek istediğimi biliyorsun.

Bizim dünyamızda Mavi ve Yeşil vardır, bu kadar.

Onlardan birisin ve ne yaptığımı tek anlayan sensin.

Gerçekten öyleyim.

İznine ihtiyacım yok. Seni ekibimde görevlendirebilirim.

O zaman niye soruyorsun?

Bu kıza güvenip güvenemeyeceğimi bilmiyorum.

Umarım güvenebilirim, güvenmem lazım ama sana güvenebileceğimi biliyorum.

Çünkü sen görevi her şeyin üstünde görüyorsun.

Vicdan, aşk, her şey.

Çünkü görev buna değer ve yerine getirmek hayatları kurtarır.

Yaptığın şey bu mu?

Artık hayat mı kurtarıyorsun?

Amrohi'den beri Paris'te kaç cami patladı?

Onu sen yaptın.

Onu sen yaptın.

Ve içinde bir yerlerde bunu bilmiyor olsaydın

görevden ayrılıp bir polis akademisine başvururdun.

Ama burada, bir birimin içindesin.

Çünkü inanıyorsun.

Hikâyesi ne?

Yok.

Bildiğimiz kadarıyla babası para aklıyor,

amcası da Meksika'yı ve Merkez Amerika'yı kontrol eden

üç kartelden birinin distribütörlüğünü yapıyor.

Birinci Süvariler için helikopter uçuruyor.

Karteller için de aynısını yapmasını bekliyoruz.

Tek bir yalanı var, ordudan zorunlu terhisle çıkarıldığı.

Sen de... Ne?

Ailesinden birini ele vermesini ya da öldürmesini mi bekliyorsun?

Evet, o yapmazsa senin yapmanı da bekliyorum.

Peki.

Üst düzey yetkisi var.

Bildiği şeyleri düşün, biri gidip onu indirmezse

onlara verebileceği şeyleri düşün.

Bu ülke için kaç kişiyi öldürdün?

Afganistan'da ve Körfez'de. Kaç tanesi bir fark yarattı?

Kaç tanesi jeopolitik düzeni değiştirdi?

Sana başka bir fırsat veriyorum.

Ve bu ajan olman için bir neden değilse

burada ne yaptığını bilmiyorum.

Mücadele için yapıyorum.

İstediğin mücadeleyse gidip siktiğimin UFC'sinde dövüş.

Hayır.

Hayır, inanıyorsun.

Seni mahvettiğinde bile inanıyorsun. Anlıyorum çünkü ben de aynıyım.

Ve beni de mahvediyor.

Yine de yapıyorum.

Çıktığımı söylemiştim.

Çıktım.

Başka birini seç.

O gemi kaçtı.

Başka birine nasıl çalıştığımızı öğretecek zamanım yok.

Ayrıca seni ekibimde görevlendirdim.

Yani seçeneklerin istifa etmek ya da çantanı toplamak.

Ahlaki savaş diye bir şey yok Cruz. Adil diye bir şey yok.

Hayatta kalma ya da teslim olma var.

İsrail'de konsere gidenlere teslim olmanın sonucunu sorabilirsin.

Ya da Gazze'deki herhangi bir sekiz yaşındaki çocuğa.

Tabii bir tane bulabilirsen.

Elbise falan giymem.

Seni üç saate alırım.

Her şeyi mi alayım?

Silahlar, teçhizat, zırh, gece görüş sistemi, her şeyi.

Kamera kontrol. Kamera bir.

Ön salon. Kamera ikiye bak.

Kamera iki berbat. Bir sürü ayak olacak.

Çünkü beş, bu odaya bakıyor. Kamera iki sadece kapının önünde.

Göz seviyesine koymak istemedin mi?

Bu toz Nazi'sinin mekândaki tüm ayrıntıları izlediğini görmüyor musun?

Tek seçenek yangın alarmları, havalandırma ve ışık soketleriydi.

Kamera üç.

Harika. Herkesin kafasının üstü.

Kameralar zum yapabiliyor.

Zum yapmak için CTRL, F2 ve yukarı ok tuşunu kullan.

- Bilmemene şaşırdım. - Teşekkürler Mac büyücüsü.

Çok teşekkürler. Yüzleri görmeme nasıl faydası olacak?

- Şuna bak. Şu boka bak. - Ne?

Geçen gün gelen paketi biliyor musun?

Onlar yeni taktiksel özelliklerdi seni donut yiyen orospu çocuğu.

Hey! Bu düşmanlık da ne? Bobo!

Zaten bildiğim şeyleri anlatmanı kaldırabilirim, gerçekten.

Tip 2 diyabete doğru koşmanı da kaldırabilirim.

Sadece hepsini aynı anda kaldıramam. Kamera dört lütfen.

Güzel Tex.

- Her oda dedin. - Evet.

Bugün gideceğimi sanıyordum.

- Beklememizi söylediler. - Babama bugün dedim.

Ona söylediğin ilk yalan olduğundan şüpheliyim.

Aslında öyle olacak.

Tamam, ara onu. Uçağın rötar yaptığını söyle.

- Mesaj at. - Ne zaman bineceğim diyeyim?

Dur. Hayır... Mesaj atma.

Bakayım.

Kahretsin.

Gerçekten çok öldürmüşsün.

Evet yani... Vegas'ta o sayının üzerine bahis oynamazdım.

- Yanlış mı diyorsun? - Kim bilir diyorum.

Peşaver'de bir konvoya saldırmıştım, eski Rus BMP'lerini kullanıyordum.

Operasyon birimi onları gördü, iki alay taşıyan 30 kamyon.

Hücum izni aldık. 71 Hydra'yla saldırdık.

Sonra hiçbir şey hareket etmeyene kadar 30 taneyle daha yaylım ateşi açtık.

Ordu 30 saniyede 500 ölüm açıkladı.

Ama bu ordu matematiği. Kimse saymıyordu.

Sadece albay istediği şekilde tahmin etti.

Siktir.

Çok duygusuz bir hareket.

Bu gezegende elin sikinde bir kayanın arkasında mahsurken arkandan gelen

Apache'den daha seksi bir ses olduğunu söyle.

Sikik pilotlar.

O sikim değildi. Tüfeğimdi.

Sen klimanı açmış, arkada Metallica çalarken

gelene kadar o sikiklere yağdırıyordum.

Lakabın "Fırtına." Sana Fırtına dememizi ister misin?

Bana Fırtına demek ister misin?

Tamam. Bana bu kadar psikolojik operasyon yeter.

Kimin karnı aç?

O kampın şefi.

Nasıl bir lapa yapacağını görmek için sabırsızlanıyorum.

O New Orleans'lı. O çocuk yemek yapabiliyor.

Apache'lerle uçuyorsan ondan düşük şeylerle uçabilir misin?

Her şeyle uçabilirim.

- Sabit kanatlı? - Her şeyle.

Yük taşırken sabit kanat mı yoksa helikopter mi tercih edersin?

Airbus CH 135 çok sağlam bir helikopter.

Sabit kanatlılarda King Air'i hiçbiri geçemez.

Yaygın, parça bulmak kolay, göze batmaz.

Artık takım oyuncusu gibi düşünüyorsun.

Sadece birliğime dönmek istiyorum.

Bu ne kadar çabuk biterse o da o kadar çabuk olur.

Bak, ben göz boyamam.

Ve sır tutmayız. Beyaz taraftan çıktıktan sonra...

Bir daha dönüş yok.

Yani yer birlikleri için uçabilirsin, yeşiller ya da maviler için uçabilirsin.

Ama bir daha savaşta konvoy vurmayacaksın.

Artık grisin.

Hadi.

Yemekte ne varmış bakalım.

Merhaba, hoş geldiniz.

Dışarıda bakmalısınız.

Biliyorum. Affedersiniz.

Şimdi girdim.

DEA'deki yeni arkadaşımız bize bir atıştırmalık verdi.

- Atıştırmalık mı? - Sınırın 30 mil güneyinde bir depo.

Ne istiyor?

Vurmamızı istiyor.

- O adamı tanımıyoruz bile. - Onu da yanımızda götüreceğiz.

Kyle, bu tuzak kokuyor. Kaitlyn'le konuşayım.

Ona sordum. Yapın dediler.

"Ortak", kararı verdikten sonra bana haber vermen anlamına gelmez.

Bir sorun yarat ve çözüm bul, plan bu değil miydi?

Plan bu.

Tamam. İşte bu, o sorunu yaratacak.

Ekibim Dallas'ta...

- Yola çıkmaları lazım. - Ajanla birlikteler.

Evet, ajan bir pilot. Onlardan bir tane de lazım olacak.

Bu bensiz olmayacak. Anladın mı?

Tekrar hoş geldiniz.

Afiyet olsun.

Artık yerel kolluk kuvvetlerine mi güveniyoruz?

Birincisi, DEA yerel kolluk kuvveti değil.

İkincisi, bize ulaşan ajan altı yıl ani tepki biriminde görev yapmış.

O elit bir asker ve bizimle oynarken ne gerektiğini biliyor.

Elit mi? O palyaço beni bir amatör gibi takip ediyordu.

- Onu fark etmeni istedi. - Herkes onu fark etti.

Arabayı desenli boyasaymış bari.

Bu Irak'tan ya da Afganistan'dan

ya da herhangi bir savaştan farksız. Her birim pastadan pay istiyor.

Madalya, terfi ve kaynaklarında artış istiyorlar.

İstedikleri aslında bu.

Bu durumda askeri kollar değil, kurumlar.

Ekmeklerine yağ sürmeliyiz yoksa operasyon

tehlikeye girene kadar huysuzluk yaparlar.

Onları baştan içine sokmak daha iyi.

Benden başka bu operasyonun sonuçlarını dikkate almak isteyen var mı?

Kurtarılan hayatlar, insan onuru, ulusal egemenlik, bu tür şeyler?

- Saf olma Joe. - Ben mi safım?

Seni özellikle bu hedeflerin yüzünden bu tür görevlere çağırıyoruz.

DEA'in yıllık bütçesi 3 milyar dolar Joe.

FBI'ın 11.

İç Güvenlik Bakanlığı, 103 milyar.

Bunun 60,7 milyarı örtülü.

Senden başka kimse denkleme hayatları, onuru ya da egemenliği katmıyor.

Kendi denklemlerindeki yüzde 10'luk bütçe artışını katıyorlar.

Başka bir şeye inanmak saflık ve son derece tehlikeli

çünkü daha fazla bütçeye gerek olmamasına

neden olursan hedef sen olursun. Her fırsatta önlerine kemik at.

Sadece o kemikler asıl görevinin yakınında olmasın.

Tetikçilerle özel harekâtçılık oynayıp ilk günden ellerini kirletmek istiyorlar.

Bu bana gayet iyi bir fikir gibi geliyor. Çavuşumuzla konuştun mu?

Konuştum.

Plana uyuyor mu?

- Öyle demek istersen. - Öyle demek istiyorum.

Seninle aynı fikirde olması gereken biri varsa o.

60 Dakika'da bir segmentle aramızdaki tek şey o.

Bunu daha önce yaşadı, değil mi?

- Bize ne hazırladıklarını biliyor musun? - Evet.

Onlara tam bir şov göster.

O arama emirlerini uyguluyor. O bir asker değil.

- Bu gece asker olacak. - Hayır, olmayacak.

Ama o bir tanık. Düşünün.

Tüm ekipmanım dedin.

Ne kadar bokla gezdiğinizi unutmuşum.

Tamam, bu yapbozu çözelim.

Beni özlediniz mi?

Yine şu göt. Manikür yaptırdığına yüz dolara bahse girerim.

Bu adamı tanıyor musun?

Hayır.

Ama onu tanıyorum.

- Buna ne dersin? - Ekipmanı yanında.

Ekip hazır mı?

Evet, hazırız. Neye hazır olduğumuzu bilmiyoruz ama hazırız.

Nasılsınız?

İyi. Uber'cılık oynuyoruz.

- Binebilir miyim? - Neden olmasın?

- Bobby, bir saniye. - Tamam.

Koşturup çatışıyor gibisin.

- Gönderildiğim yere gidiyorum. - Seni turuncuya mı aldılar?

Yeşil.

Hadi canım.

Hadi canım.

O zaman eski duşlarımıza alışıksındır.

Burada, çölde eski usul mü takılıyorsunuz?

Onun gibi bir şey.

Aynı anda sadece birini sıkabilirsin, biliyorsun, değil mi?

Evet, seçenek olmasını seviyorum.

Tekrar hoş geldin.

Termal görüntüler var mı?

Bu gözetleme.

- İçeriden görüntü var mı? - Hayır.

Orada ne bulmayı bekliyoruz?

Genelde bu depolar doldurma alanı olarak kullanılır.

Kara yolları ve tünellerden geçecek araçlara yasak maddeleri yüklüyorlar.

Park eden araç sayısına dayanarak söylüyorum,

muhtemelen araçlara uyuşturucu bölmesi ekliyorlar.

Buraya getiriyorlar, bölmeleri hazırlıyorlar

yeniden yükleyip gönderiyorlar.

Juárez, Nuevo Laredo, nereye geçmek isterlerse.

Ne kadar yasak madde bulmayı beklemeliyiz?

Bilmiyorum.

Büyük bir sevkiyat için hazırlanırken yakalarsak önemli olabilir.

- Sürekli gözetleme yapmıyor musunuz? - İç Güvenlik ve BP'yle ortak uydu.

Harika. Yani orada ne olacağına dair hiçbir fikriniz yok.

Bu görüntüler ne kadar eski?

- Geçen ay. - Harika.

Üzgünüm. ATM kartımızın bir limiti var.

Bu siktiğimin deposunun koordinatları var mı?

Doğrulama kodu. B, V, P, 2, 5, 5, 0, 9.

Koordinatlar geliyor.

1, 3, R, C, R, 0, 3, 0, 1, 8, 3.

Siktir. Şimdi çok farklı görünüyor, değil mi?

- Tam bir şaka. - Eski görüntülerle mi plan yapıyorsunuz?

Uyuşturucuyla mücadeleyi kaybetmemize şaşmamalı.

Şuna bakın.

Tamam. Havadan ineceğiz. Orada hava desteği alacak mıyız?

Ordu değil, rakip bir kartel gibi görünmesi gerekiyor.

Rakip kartel sayıca eksik.

Sorun da bu Bobby.

Çözüm ne?

- Müsaadenizle. - Tanrım. Tabii ki.

Görüntüyü biraz uzaklaştırabilir misiniz?

Ekibin yarısı buradan sızacak.

0,3 Subsonic kullanacağız, gözcüleri arkadan indireceğiz.

- Predator kullanabilir miyiz? - Neden Predator kullanalım?

Bravo timi sol kanattan girerken biz otoparkta karmaşa çıkaracağız.

Alfa timi ilerleyecek.

Bravo timi, patlayıcılarla yol açıp kuzeydoğu güneydoğudan girecek.

Gerçekten kolay. Beşer kişilik iki tim.

Kimliğimiz ortaya çıkarsa Küçük Kuş gelip bizi alır.

Bir saniye için mantığın sesi olabilir miyim?

- İşte başlıyoruz. - JSOC'la birlikteysek

neden üç hücum timi uçurup kısa yoldan halletmiyoruz?

- Neden uzatıyoruz? - Olayı biliyorsun Bobby.

Minimum riskle maksimum getiri istiyorlar.

- Üç tim minimum risk. - Onlar öyle görmüyor.

Ne kadar adanırsak başarısızlık ihtimali o kadar artar sanıyorlar.

Çünkü onlar hiç silahlı çatışma yapmadı Joe.

Kesinlikle.

Telefon sinyallerini bozabilir misin?

- Ne yapabilir miyim? - Sikeyim.

Bu bana yeter.

Gece bizim. Bizim görüşümüz var, onların yok.

Yok sanıyorsun.

Toparlanın.

Kontrol, ben TID224. Telsiz kontrolü.

Telsiz yok mu?

Düşük irtifada kal. Telsize gerek yok.

Tamam, yani göz kararı yapacağız.

Alfa timi gir, Bravo timi gir, tahliye hedefte.

Hava desteği istersek hedefi işaretleyip sana söyleyeceğiz.

- Silahlarım hazır. - Silahların hazır.

- Komutayla telsiz temasım var mı? - Komuta yok.

Komuta benim.

Bu çılgınlık. 20 dakikalık brifing yaptık.

CIA'e hoş geldin.

Hadi.

Sizi bırakacağım, sonra?

- Hedefin üzerinde kal. - Hangi irtifada?

2.500.

Beni duyarlar.

Duymalarını istiyoruz.

Üç, iki, bir.

Gözetleme tarafı ele geçirildi. Hedef binaya doğru ilerliyoruz.

Üç, iki, bir.

Bu da ne böyle?

- Bravo timi, açın. - Alfa timi, güneydoğu köşesi.

Yürüyoruz.

Batıdan üç araç yaklaşıyor.

- Ne tür? - Sirenleri açık. Bize doğru geliyorlar.

Onları izle.

Bravo timi yerinde mi?

Yerindeler. Batıdan araçlar yaklaşıyor.

Polis araçları, üç tane.

Siktir.

- Federal mi eyalet mi? - Nereden bileyim?

- Renkleri ne? - Gece.

Sedan mı yoksa kamyonet mi?

- Sedan. - Onları vur.

- Çatışmamı mı istiyorsun? - Bu tarafa mı geliyorlar?

- Anlaşıldı. - O zaman vur.

Yürüyoruz.

Burada tamamız.

- Bravo timi, tahliye. - Tamam.

Şimdi.

Bu da ne böyle?

Joe.

Neye bakıyorum?

- Buradan defolup gidelim. - Hadi canım.

Joe, tahliyeyi çağır.

Teyit için soruyorum araçlara ateş açmamı mı istiyorsun?

Ateş aç. Hepsini öldür. Sonra gelip bizi al.

Tahliye, 90 saniye. Hadi.

Gidiyor muyuz?

Ne yapmak istersin? 500 çocuğu Küçük Kuş'a yüklemek mi?

Yürüyoruz.

Yürüyoruz!

O da neydi?

www.tvsubtitles.net

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.