Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Czech
Danish
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Portuguese (Brazil)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
- Biraz kahve ister misin? - Çok isterim.
- Nasıl içersin? - İlk kocamın kalbi gibi koyu.
- Şıkmış. Kendi kupalarınız var. - Ne? Sizin yok mu?
Gizli örgütün kendi adını ürünlerin üstüne
bastırmaya başlaması amacını biraz baltalıyor, öyle değil mi?
- Onları sahaya götürmüyoruz. - İleri düşüncelilik.
Kahve ister misin? Kendi bardakları var.
- Şık. - Ben de öyle dedim.
Ben yaparım.
Kıdemli memurlarda güven sorunları birikir.
Sütten ağzı yanma meselesi gibi.
Çişimizi yarıştırmayı bırakınca söyleyin, başlayayım.
Yarıştırmayı ben geldiğim an bıraktık komutan.
Kendi istihbaratımızı sağlamak istiyoruz. Dışarıdan almak değil.
Verilen istihbarat ne?
DIA analistleri ve JSOC istihbaratı, DEA ve DOJ'la çalışarak
veri tabanlarımızdaki bilinen tüm kartellerin kaynaklarını buldular.
- Üç ihtimal belirledik. - Ne ihtimali?
Bu Uzman Eleanor Vasquez, 23 yaşında. 82'nci birliğin sağlıkçısı.
Çatışma tecrübesi yok ama Afrika'ya, Suudi Arabistan'a sevk edilmiş.
Durun. Bu ne?
- Girmek için bir askere... - Bir Dişi Aslan'ı mı konuşuyoruz?
Benim için askerimi mi alıyorsunuz?
- Bu ortak bir operasyon... - Bizim yürüttüğümüz. Bizim!
Hava desteği ya da çatışma birliğine ihtiyacım olduğu an kesinlikle ararım.
Ama o sırada, kimse benim ajanlarımı alamaz.
Kimse.
Ajanı seçecekseniz başka bir operasyon subayı bulun.
Ama sizi aramaktan kurtarayım. Sadece ben varım.
O benim.
Ajanı ben seçerim. Çıkışı ben seçerim.
Planı ben yaparım ve ben yönetirim. Ben!
Bu beklediğim gibi geçti. Evet, irtibatta oluruz.
- Sikik CIA piçleri. - Seni duydum.
Joe.
- Joe! - Sinir oldum!
Herkes işlerin nasıl olduğunu yeni öğreniyor.
- Evet. - Bu operasyon gizli başlayabilir
ama öyle bitmeyecek. Sonunda bir avuç korucu
bir havalimanını basacak ve o malum kişinin birlikleri
sanki Kâbil'miş gibi kapıları kıracak.
Onlar... Kendi yollarıyla yardımcı olmaya çalışıyorlar.
Girecek ajanı bulmadan önce giriş yolunu çözmeliyiz.
Yetenekleri görevi desteklemeli, tam tersi değil.
Peki o konuda neredeyiz?
Önce eve gideyim. Bavullarımı boşaltayım. Önce...
Aileme tekrar veda edeyim.
Ekibimle otururum. Sadece bana üç gün ver.
- Üç gün mü? - Evet.
Bliss'te görüşürüz.
Sahadan mı izleyeceksin?
Bunu herkes izleyecek.
Gerçekten herkes.
Milyarder olacağız.
Aynı ablamla yaptığımız gibi, onu aşağı indirdim.
Sonra peşinden gittik.
Evet.
- Müşteri. - Müşteri.
Resmî ol.
Selam tatlı kızlar, bunlar ne?
- Limonata ister misiniz? - Ben şeker yemiyorum ama sağ ol.
Bunu sen mi yaptın? Vay be. Bebeğim, şunlara bak.
- Ne kadar? - Bir dolar.
Alacağız.
- Hepsini mi? - Ne kadar var?
- Bilmiyorum. - Bakalım.
Küçük bir Picasso.
22 tane.
Sanırım tam olarak o kadarım var.
Tamam.
Ne dersiniz? Asmama yardım eder misin?
- Evet. - Gel. Aklımda bir plan var.
Gel.
Bütün duvarlara diye düşünüyorum.
Önden siz sanatçı hanım.
Charlie.
Charlie.
- Merhaba. - Anne, bütün resimlerimi satın aldılar.
- Öyle mi? - Çok güzeller.
Evet, epey yetenekli.
Teşekkürler.
Bu resimler büyük bir macera yaşayacaklar.
Hey.
Yabancının arabasına binmemen için ne demiştim?
Yabancı değiller anne, müşteriler.
O zaman müşterilerin arabalarına binme, tamam mı?
Tamam.
- Kylee, annen nerede? - Affedersin, kurabiye almaya gittim.
Bu kızlar bugün epey satış yapıyor.
Bu...
- Bu harika. - Biliyorum. Onlara zor yetişiyorum.
- İster misin? - İyiyim, teşekkürler.
Tamam. Evet.
Güle güle anne.
Seni gördüm.
Televizyonda. Seni gördüm.
- Televizyonda beni görmedin Kate. - Bana yalan söyleme.
Hey, seni gördüm.
- Evet. - Sen...
Seni o kadını almaya mı gönderdiler? Senatörü.
Kongre üyesi, evet.
- Neden sen? - Çünkü beni gönderdiler.
İşim bu. Artık bunu anlayacak kadar büyüksün.
Sana bu bilgiyle güvenebileceğim kadar büyüksün.
Bana güvenebilirsin.
Neden bu iş?
Neden dünyadaki onca işin içinden bu işi seçtin?
Sen benim büyükbabamı hiç tanımadın Kate.
Daha küçükken Dominik Cumhuriyeti'nden Rhode Island'a taşınmış.
7 Aralık 1941'de 17 yaşına girmiş.
- Bunun hangi gün olduğunu biliyor musun? - Pearl Harbor.
Üç gün sonra orduya katılmış.
Babam ona neredeyse hiç tanımadığı
bir millet için canını neden tehlikeye attığını sormuş.
Büyükbabam da
"İngilizceyi yeni öğrendim,
Almanca ya da Japonca öğrenecek hâlim yok." demiş.
Komik değil.
Neden mi yapıyorum?
Sen Çince ya da Rusça öğrenmek zorunda kalma diye.
O yüzden.
Üstüne binilen çim biçicilerden alsana.
Spor salonuna zamanım yok bebeğim. Tek egzersizim bu.
Halledebiliriz.
- Selam. - Selam.
- Duş aldıktan sonra. - Evet.
Ya da belki duşla halletmeyi birleştirebiliriz.
- Çok verimli bir zaman yönetimi. - Evet, öyle düşündüm.
Bir sonraki biraz daha rahat.
O zaman bir kuralı çiğneyeyim.
- Hangi kuralmış? - İş hakkında konuşmama kuralı.
- Peki bunu neden yapalım? - Bence uluslararası politikaya dair
bir şeyler bilmemem belli bir rahatlık sağlıyor.
Çatışmalar nerede bilmem.
Nerede olacağını ya da neyle karşılaşacağını bilmiyorum.
Ama Joe,
sınırdaki çatışma akşam haberlerine çıktı.
İkimize de bir iyilik yap ve haberleri izleme.
- Tamam mı? - Evet.
Bavulumu toplayacağım, senin de alacağın bir duş var.
Sorun yok.
Ragbi oynamayı bırakmanı söylemiştim.
- Yemek ne zaman hazır olacak? - Bir saate.
- Bir saat mi? - Sebze suyu yapmalıyım.
Hazır satın alamaz mıyız? Tam olarak aynı şey.
- Aynı şey değil. - Evet, biri bir saat sürmüyor.
- Anne. - Bebeğim.
- Yakında dönecek misin? - Umarım.
- Seni seviyorum. - Ben de seni.
Deneyeceğine söz ver. Tamam mı? Beni anlıyor musun?
Anlıyorum.
Deneyeceğim.
Seni ararım.
Seni seviyorum.
Tamam. Evet.
- Onun rozeti de gerekiyor. - Hayır, sadece benimkini tekrar oku.
Selam.
- N'aber patron? - Jojo!
- İyi görünüyorsun. - Efendim.
Bu arada burası çok sıcak.
- Irak'a dönsek de olur. - İstemeyeceğin şeyi dileme.
- Ranzalar nerede? - Orada kampetler var.
- Kampet mi? - Evet, tuvaleti görene kadar bekle.
Herkes birbirini iyice tanıyacak.
Siktir.
Taşınabilir banyo getirebilir miyiz? Bu senin timinin işini görür mü?
- Bizim işimizi her şey görür. - İyiler.
Peki Kyle?
- Dalga mı geçiyorsun? - Evet bebeğim!
Şimdi partiye döndü. Beni özlediniz mi piçler?
- Sikeyim. - İyi ki biri bunu dedi.
Evet, biri demeliydi. Sizi sikikler!
Hâlâ hayattasınız, harika. Vuruldunuz sanmıştım.
- Vuruldum. - Kardeşim.
Gördüğüme sevindim.
Bobby, sorun yok. Sadece mizah anlayışın güzel dedi, o kadar.
Ne kaçırıyorum?
- Taraf değiştirmeden önceki son sevgilisi. - Değiştirmemin nedeni.
Bu arada bu seni hiç ilgilendirmez
ama ben taraf değiştirmedim, tamam mı? Sadece penisli tarafı terk ettim.
Bundan dolayı da o zamandan beri terk edilmedim.
Buradaki ironiyi yakalayabilirsen.
Yakalayamıyorum çünkü o cümleyi tam olarak anlayamıyorum.
Çocuklar, uslu durun.
Bu adamlar tam çatışmada iyiler ve onlara ihtiyacımız var.
- İyileşiyor musun? - Evet, sen?
Ufak bir dış kulak iltihabı belki.
- Nasılsın Bobby? - İyi. Sen nasılsın?
- İyiyim, suyun üstündeyim. - Ben de iyiyim, merak ediyorsan.
Etmiyordum. Nasıl olduğun sikimde değil.
Bu kadar kızgın söylüyorsa seni seviyor demektir.
Hey, götlük yapma. Sonra görüşürüz.
Eski petrol tankerinden korsanları atmam lazım.
İstersen nevale al. Yani bok gibi ama.
- Üstünde sinekler falan var... - Harika.
- O ordu bokunu yemeyin çocuklar. - Beni onunla mı bırakıyorsun?
Evet. İyi ellerdesin, yalnız değilsin.
- Çıktığınızı bilmiyordum. - Çıkmadık. Birlik bizi çıkardı.
- Tüm eğlence sizin olamaz. - Kesinlikle.
- Evet, odalarımız mı var, ranzalar mı? - Kampetler.
- Çok güzel. - Evet.
- Seninki nerede? - Götüne girmiş.
Bu eğlenceli olacak.
- Gey olmana hiç şaşmamalı. - Değil mi?
Sikeyim.
Tanrım.
- Belli ki notları almamışlar. - Ölmeyiz.
Ben daha kalıcı bir şey üzerine çalışıyorum.
Hafta sonu hazır ol.
Ne kadar kalıcı olmalı?
- Bir planım var. - Pürdikkat dinliyorum Kyle.
Güzel.
Meksika'da dört büyük kartel var.
CNS ya da Sonora Karteli en eskisi.
Kontrol bölgesi aşağı yukarı Arizona'nın güneyi ve New Mexico'nun batısı,
Sierra Madres'ten kıyıya kadar.
Baja, Kaliforniya'da La Paz'ın kuzeyinden sınıra kadar her şeyi
kontrol eden Tijuana Karteli'yle çekişme hâlindeler.
Chihuahua ve Coahuila Karteli, diğer adıyla Los Tigres
New Mexico'nun doğusundaki sınırdan Teksas sınırına
ve Nuevo Laredo'ya kadar her yeri kontrol ediyor.
Orası da Meksika Körfezi ve güneyindeki her şeyi kontrol eden
Nuevo Leon Karteli'yle çekişmede oldukları bir bölge.
Tamam mı?
Turistik bölgeler ve limanlarda birçok kartel
ticaret merkezleri için savaştığı için oralar çekişmeli bölgeler
Ana gelir kaynakları. Sentetikler, metamfetaminler, fentanil.
İnsan kaçakçılığı, insan kaçırma ve şantaj,
genelde avokado ve lime çiftçilerine karşı.
- Bir de petrol kaçakçılığı. - O ne?
Kuzey Kore, Küba ve tabii ki Çin'e karaborsadan satılan petrol.
Meksika'nın serbest piyasada en büyük petrol ihracatını yaptığı yer.
Petrol boru hatlarına yakınlığından ve erişilebilir
sınır geçiş noktalarını kontrol ettiklerinden dolayı
Çin'le bağları en yakın olan Los Tigres.
Los Tigres kartelinin lideri bu.
Alvaro Carrillo, 53 yaşında,
Santa Eulalia yakınlarında yaşadığı düşünülüyor,
tabii düzenli olarak konumunu değiştirdiğini düşünüyoruz.
Ama ilginç olan şu,
bu onun kardeşi Pablo Carrillo.
Dallas'ta göçmen avukatı.
Beş yaşında halası ve amcasıyla ABD'ye gelmiş,
orduya katılmış, Körfez Savaşı'nda vatandaşlık almış
ve bir de kızı var.
Josephina Carrillo.
Yüzbaşı Josephina Carrillo.
Telsiz kodu Gök Gürültüsü. 2015 West Point mezunu.
Birinci Süvariler için Apache uçuruyor. Tam bir serseri.
Afganistan'da dört görev sırasında iki bronz ve bir gümüş yıldız.
Şimdi, babasının vergi raporları
yılda 110 bin dolardan fazla kazanmadığını gösteriyor.
Evi bu.
Bu yeşil kartlar ve çalışma izinleriyle uğraşan birinin evi gibi mi görünüyor?
Nereye vardığımı anlıyorsun, değil mi?
Yani sizin yerinize seçmek istemiyorum ama...
Nereye vardığını anlıyorum Kyle. Ama geçmişini gizleyemeyiz.
Bence gizlememeliyiz. Bence doğruca ona yönelmeliyiz.
Devam et.
O bir helikopter pilotu Joe.
- Kahrolası bir helikopter pilotu. - Bunu söyledin.
DEA bunu yapmamıza izin verir mi?
- Neyi yapmamıza? - Onu cezayla ihraç ettiririz,
biraz rahatlamak içi Meksika'ya uçar,
amcasını ziyaret eder, onu tanıyordur. Yani şu eve baksanıza.
DEA'i yükü uçurmamıza ikna edebilir misin?
Evet ama onu eve sokabiliyorsak neden hedefi etkisiz hâle getirmiyoruz?
- Neden yükü sokalım? - Hedef kartel değil.
Hedef kim?
Devlet Güvenlik Bakanlığı'yla çalışan ve işleri kontrol eden Çinli bir ajan var
- ve onu bulacağız. - Tamam. Bulunca ne yapacağız?
Öldüreceğiz.
Üçüncü Dünya Savaşı Doğu Avrupa'da çıkar dersin.
Hayır millet. Meksika'da, tabii ki. Ne harika bir fikir.
Senden izin istemiyoruz asker. Seni görevle ilgili bilgilendiriyoruz.
- Bana gösterilen yere giderim efendim. - Sen ne dersin?
Bir soruşturacağım.
Güzel bir tane lazım. Hadi!
Tamam, hadi Pete. Hadi dostum.
Iska!
Hadi mavi!
Bileklerindeydi adamım.
Siktir.
- Evet? - Bir planımız var.
Tamam, nedir?
Los Tigres'in liderinin bir yeğeni var. Pilot.
Bolca savaş deneyimi.
- Bunun ne faydası var? - Air America gibi
ama para kazanmaya çalışmıyoruz.
Açık bir şekilde ordudan ihraç edilmesi lazım.
Başkomutan, askerlerin günahlarını çeker. Bunu biliyorsun Kaitlyn.
Kamuya açık olmazsa kabul etmezler.
Gerçekten güzel bir plan Byron.
Tamam, sorarım. Sen ajanla iletişime geç. Onun da istediğinden emin ol.
Siktir! Kahretsin.
Hey!
Tamam.
Birinci Süvariler Killeen'de. Bir saatlik uçuş. Hadi.
- Görevlendirilmiş. - Nerede?
- Irak. - Siktir.
Dileğin gerçekleşti.
- Bizi götürecek misin? - Liberty'den.
Ben üstleri ikna edeceğim, sen kızı.
Hazırlanın. Hadi.
- Aferin Bubba. - Tesadüf.
- Hayır, öyle bir şey yok patron. - Tesadüf işte.
- Sürprizlerin bitmiyor. - Rica ederim.
- Teşekkür etmedim Kyle. - Edeceksin.
Otur Byron.
Tamam. Elimizde ne var?
- Giriş yolu efendim. - Giriş yolu.
Birinci Süvariler'de Los Tigres'in lideri Alvaro Carrillo'yla
yakın akraba olan bir yüzbaşı var.
- Ne kadar yakın? - Yeğeni.
- Bu yüzbaşının uzmanlığı ne? - Savaş pilotluğu.
Helikopter pilotu.
Şu anda Irak'ta eğitim ve danışmanlık görevinde.
Irak'ta birliğimiz yok.
Irak Savunma Kuvvetleri'yle ortak operasyon yürüten konumlanmış
yaklaşık 2.500 tane var.
Görev yeri neresi?
Kuzey Irak'ta Sykes Üssü'nde. Bir operasyon subayı yolda.
Özür dilerim.
Batı kanadında kokain çekebilirsin
ama ehliyetini unutursan tanrı yardımcın olsun.
- Neredeyiz? - Şimdi başlıyoruz.
- Harika. - Şu yüzbaşını biraz daha anlat.
West Point mezunu. Afganistan'da dört kez görev yapmış. Birçok madalyası var.
Yani bu doğru olamaz. Kaç kişiyi öldürmüş?
- 822. - Ne?
822 kişiyi mi öldürmüş?
Peşaver ilinde ve İran sınırında birçok konvoy saldırısında
görev almış.
O konvoylardan bazıları yüzlerceymiş.
Demek istediği, bir Apache'de öldürme sayın hızlı artar.
On yıldan sonra sadece yüzbaşı rütbesine mi ulaşmış?
- Tüm bu övgülere rağmen. - Sorun ne?
Binbaşının üstü herkes masabaşında oturur efendim.
O heyecanı seviyor gibi.
Yani planınız, onu sizin programınıza almak,
amcasına götürmek ve sonra...
Planımız bir askerî mahkeme planlamak.
Herhangi bir incelemeyi geçecek derecede
utanç verici şekilde ihraç edilmesini sağlamak.
Bu olayda sahte bir geçmiş üretemeyiz. Gerçek olması lazım.
Askerî kariyeri nasıl düzelecek?
Düzelmez.
- Hayır. - Düzelmez mi?
Kabul ederse ve görev başarılı olursa
tanık korumaya girer.
Ya da hizmete devam etmek isterse ona 160'ıncı Birlik'te yer bulabiliriz.
- Ya da bizim için pilotluk yapar. - Daha planı dinlemedim.
Babasının Carrillo'yla iletişimde olduğunu düşünüyoruz,
plan da sadece onu eve yollamak.
Yani o bir pilot, kartellerde son derece aranan bir yetenek.
Organik bir şekilde olacak diyoruz.
Tamam, onunla iletişime geçecekler, sonra?
Onu Güney Teksas'a havadan teslimat yapmak için kullanmaları muhtemel.
- İnsan taşıması da muhtemel. - İnsan taşıması derken?
Tarla çalışanları. Genelde uçaktan Kaliforniya'nın merkezindeki
ve Teksas'ın Pecos bölgesindeki tarlalara bırakılırlar.
Sonra çalışmak için güneye inerler.
Sınır devriyesi terminallerde sadece kuzey yönüne bakıyor.
Bu bizi kartellerle çalışan MSS ajanlarına nasıl yaklaştıracak?
Yakın aileden. Bu kimsenin erişemeyeceği yerlere erişmesini sağlıyor.
MSS'in Carrillo'yla ve teğmenleriyle doğrudan iletişimi olacak.
O pilot, değil mi?
Dişi Aslan değil. Hedefleri etkisiz hâle getirmek için eğitilmedi.
Ve ona öğretecek zamanınız yok.
Operasyon eğitimi yok, bu doğru.
Ama olmasına gerek yok, operasyonu yapacakları onlara götürebilir.
Truva atı gibi düşünün.
MSS istediğimiz konuma geldiğinde bir timi sokabilir.
Ve Başkan'ın vermek istediği mesaja göre
ele geçirme ya da öldürme seçeneğimiz olur.
Tamam. Şimdi riskleri anlatın.
Havacılık riskleri.
Rekabet eden kartellerin tehlikeleri.
Gizli operasyonların açığa çıkması riski
ve DEA ya da İç Güvenlik'in müdahale etmesi riski.
DEA buna denk geldi diyelim.
- Önlem olarak ne var? - Yok.
ABD'de olmasındansa Meksika'da
başarısız bir görev olması daha iyi.
- Neden? - Çünkü kartel onu öldürür.
Burada ABD hukuki kurumlarının, CIA yetkililerine karşı
kovuşturmaya açık bir davası olur.
Ve Çinliler, ABD'nin uyguladığı bir askerî eylemi CBS haberlerinde izlerler.
Evet, asıl soruya dönelim.
DEA ya da İç Güvenlik müdahale ederse ne olur?
Çölün ortasına yarım ton fentanil bıraktığınızı fark ederlerse?
Mümkünse kaçınırlar.
Mümkün olmazsa birlik, temas kopana kadar direnir
ve kaçış planı uygulanır.
Direnmek derken ateş açmayı mı kastediyorsun?
Kendilerine ateş açılırsa. Evet, doğru.
Bakın, bunun alternatifi Juarez'e bir Korucu taburu,
üç Delta filosu ve SEAL Timi 6'yı gönderip
Predator'lere sınır boyu yaylım ateşi yaptırmak.
Savaş mı istiyorsunuz, ödül mü? İkisi de son derece riskli.
- Bize birkaç dakika verebilir misiniz? - Tabii.
Onları ikna edeceksin sanıyordum, korkutacağını değil.
Riskleri tam olarak anlamalılar. Bu yıl seçim yılı.
Yeni hükûmetin, evi temizlemek için kullanacağı türden bir şey.
İçeri gelin lütfen.
Bu konuşmayı niye yaptığımızı unutmak kolay.
Amerika toprağında bir kongre üyesi kaçırıldı.
Ailesi öldürüldü,
Çin Devlet Güvenlik Bakanlığı ajanının emriyle.
O yüzden önce bir planımız olmalı.
- Yapın. - Tamam efendim.
Byron.
Bu iş sende bitecek. Beni anlıyor musun?
- Evet efendim. - Kendini ele verme.
Pekâlâ.
Ne dedim ben?
- Pek eskort sayılmaz. - Hayır.
- Ne diyorlar? - Onay aldık. Al onu.
- Elimden geleni yaparım. - Elinden geleni sormadım.
- Yap dedim. - Yapacağım.
- Hey, nasıl görüyorsun? - Ne?
- Nasıl görüyorsun? - Göremiyorum efendim.
Tozu takip ediyorum.
- Ya frene basarsa? - Niye bassın efendim?
Belki yolda bir şey vardır.
- Yolda ne olabilir? - Bilmiyorum.
- Sikik bir keçi. - Keçiler için durmayız efendim.
Çık şu sikik araçtan!
Buradan siktirip gitmeliyiz! Hadi!
Solda!
Siktir! Kuzgun Bir.
Ben Esas Kuzgun.
İşaret noktama acil yakın hava desteği gerekiyor!
Anlaşıldı Esas Kuzgun. Hava desteği yolda. Dayan.
- Kahretsin. Çok güzel bir şey. - Kesinlikle harika.
- İyi misin patron? - İyiyim.
Bu neydi?
Yürüyün, hadi!
- Silah yarası mı? - Hayır, direksiyonu yedi.
Nabız zayıf ve hızlı. 178.
Solunum güçlüğü çekiyor.
- Diğerleri nerede? - Kurtulamadılar.
Yüzbaşı Carrillo sen misin?
Ne bok yediğini sanıyorsun?
Komuta merkezine haber vermeden Al-Asad'a Özel Harekât uçurmak!
- Humvee'lerimizi mi çaldınız? - Komuta gizli dedi.
Havalimanını izliyorlar. Buraya gizlice giremezsiniz.
Sence bir ülkeye nasıl gireceğimi seçme fırsatım var mı?
Sence planlıyor muyum? Tabii ki komutaya haber verdik.
Onlar kimseye haber vermedi.
Orduda ilk gününmüş gibi davranmayı kes!
Bu acemi işi yüzünden üç asker kaybettik.
Hey, ailelerini arayacak mısın?
- Hayır. O benim işim. - O zaman işini yap.
- Yapacağım kaltak. - Bana dokunma!
- Hey! - Seni öldürürüm kaltak!
Ne izliyorum ben! Yüzbaşı!
Yüzbaşı!
Geri çekil!
Geri çekil. Ve sen...
Benimle nasıl konuşacağın konusunda çok dikkatli ol.
Ben gittiğim her yerde en yüksek rütbeli subayım.
Ve bu üs böyle davranmaya başlamalı!
İki araçlık bir eskort mu? Bana bunu mu gönderiyorsun?
İlk Körfez Savaşı'ndan kalan M16'larıyla sikik ergenler!
Bu mu?
Bir Irak birliği kontrol etmeden ikiden fazlasını gönderemem.
28 Iraklının yüzüne bakmasını mı istiyorsun?
Bana verilen emir rutin göstermemdi. Ve biz de bunu yaptık!
Seni Irak eskortuyla Bradley'lerle geri gönderirim.
Siktir!
Hepimizi Chinook'a bindirip Kuveyt'in üzerinden uçuracaksın.
- Ofisin nerede? - Neden?
Çünkü artık o benim ofisim!
Büyük kapıdan geçince, yolun sonunda sağda.
On dakika sonra ofisimdesin.
Kim bu böyle?
Savunma Bakanlığı'nın karanlık yüzü.
Onunla tanıştın.
Siktir.
Sikik kaltak.
Yüzbaşı Carrillo.
- Amcanı ne kadar iyi tanıyorsun? - Amcam yok.
İki halam var. Amcam yok.
Bir amcan var.
- Bu adamı hiç görmedim. - Öyle olsa da senin amcan.
Chihuahua Coahuila kartelinin, diğer adıyla
- Los Tigres'in lideri. - Bu ne demek?
Kaplan demek. İspanyolca bilmiyor musun?
Hayır. Ailem benimle hiç İspanyolca konuşmadı, sadece İngilizce.
- Bu işe yaramayabilir. - Ne işe yaramıyor?
Benden bir şey mi istiyorsun? Ne?
Baban bir göçmen avukatı.
- Saatlik ücreti 125 dolar. - Ücreti ne kadar bilmiyorum.
- Ofisi burası. - Evet?
Bu senin evin.
- Ben mezun olduktan sonra aldılar. -3,5 milyon karşılığında aldılar.
Yılda 100 bin kazanıyor.
Bana bunu açıkla.
IRS'ten misin? Babama sor.
Onu yılda bir Noel'de görüyorum. O da belki.
Hanımefendi, benden ne istiyorsun?
Ülkeni seviyor musun?
Bence onu gayet açık gösterdim.
- İnanıyoruz ki... - Siz kimsiniz?
Ajans.
Bununla başlayabilirdin.
Ne yapmamı istiyorsun?
Meclis Üyesi Hernandez'i kaçıran adamları bulmakla görevlendirildim.
- O durumu biliyor musun? - Biraz biliyorum.
Dişi Aslan programı hakkında ne biliyorsun?
- Sen Dişi Aslan mısın? - Ben yönetiyorum.
Bak, ben askerim. Savaşta insanları öldürdüm.
Bugün insan öldürdüm.
Eğitimli değilim. Suikastçı değilim.
Sadece bir tuşa basıyorum. Gözlerinin içine bakmıyorum.
Ülkeni seviyor musun?
- Bunu konuştuk. - Hayır. Cevap vermedin.
Çünkü kanıtladım. Soruya cevap vermeme gerek yok.
- Ülkenin sana ihtiyacı var. - Şu an ülkeme hizmet ediyorum.
Ülkenin daha fazlasına ihtiyacı var. Seviyor musun?
- Siktir git. - Evet?
- Siktir git! - Yüzbaşı Carrillo, evet ya da hayır.
- Basit bir soru. - Senin gibiler hakkında uyarmışlardı.
Programa katılan birçok kadın tanıyorum.
Kimi hiç tanımadım biliyor musun? Programdan çıkan bir kadın.
Evet mi, hayır mı?
Ülkeni seviyor musun?
O benim dosyam, değil mi?
Okursan sevdiğimi anlarsın.
Neden söyleyemiyorsun? Duymak istiyorum.
Ülkeni sevdiğini söylediğini duymak istiyorum.
Ülkeni seviyor musun?
Evet mi, hayır mı?
Seviyor musun?
Evet.
Ülkemi seviyorum.
Dövmen var mı?
Hayır.
Kanıtla.
www.tvsubtitles.net
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.