All language subtitles for 194.tur

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal) Download
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

Baba?

Senin... Senin ne işin var burada?

Çekil!

Asıl senin ne işin var burada, hı?

Baba, ben şey...

Ne yapıyorsun milletin odasında izinsiz, ne yapıyorsun?

-Ben sandım ki... -Ne sandın sen?

O küçücük aklınla ne sandın?

Yeter artık ayak altında dolaştığın.

Sustukça tepemize çıktın be! Hadsiz!

Baba, ben...

Ben çok özür dilerim ama ben seni burada görmeyi beklemiyordum.

Ee?

Sen ne yapıyorsun ki burada?

Ya ben sana hesap mı vereceğim?

Git! Kime yetiştiriyorsan yetiştir!

Bir daha da ayağımın altında dolaşırsan seni böcek gibi ezerim.

Anladın mı?

Yıkıl!

Defol!

-Baba! -Ya çık!

Bir bu eksikti.

Ay, kusura bakmayın.

Sizinle de ilgilenemedim.

Nilay nerede?

Nilay tuvalete kadar gitti. Birazdan gelir Işıl Hanım.

Zülkar, hadi gidiyoruz.

Nilay, iyi misin?

İyiyim.

-Zülkar, hadi gidiyoruz. -Tamam, tamam.

Yenge, otursaydınız biraz daha.

Odada seni bekliyorum. Çabuk gel.

Ne oluyor?

Ben bir yukarı gidip geliyorum. Görüşürüz.

Allah Allah, hiç hayra alamet işler değil bunlar ya.

Ya Nilay, Allah'ını seversen cin mi gördün, hortlak mı gördün ya?

Betin benzin atmış. Allah aşkına ne oldu ya?

-Annemlere gidelim. Orada anlatırım. -Gizli bilgi mi bu?

Beşerin neden verem olduğunu şu an çok daha iyi anlıyorum Zülkar.

Allahümme sabirin ya Rab. Bak, iyice meraklandım.

Anlatır mısın lütfen?

Kadının odasında babamı gördüm.

Ne saçma bir şey. Senin baban ölmedi mi ya?

Salak mısın Zülkar?

Ne diyorsun ya?

Apo babayı mı?

Allah'ım!

Ay, eyvahlar olsun diyorum.

Ben bunu suya anlatmaktan bile korkarım Zülkar.

Ya Rabb'im, bizi neyle sınıyorsun ya? Olacak iş değil ya.

Allah'ım... Amin.

Sen nasıl girdin içeri?

Gelinim aldı.

Ne? Ne diyorsun sen ya?

Vallahi notumu aldın zannettim. Çıktım yukarı, çaldım kapıyı, bu açtı.

Benim odama nasıl girmiş? Manyak mı bu?

Vardır onun öyle gereksiz merakları. Bulmuş işte bir yolunu.

Ha, o kadar merak etti ki benim odamın anahtarını yürüttü yani, öyle mi?

Bilmiyorum Işıl. Nereden bileyim? Güvenliğinize sorun.

Allah kahretsin.

-Kahretsin ya. -Sakin, sakin.

Hayır, ben anlamalıydım etrafta dolaşmalarından.

O kadar belliydi ki halinden, tavrından ama ben ne bileyim?

Ya restoranda müşteriyle alakalı bir kriz çıkınca ben bırakıp gitmek zorunda kaldım.

-Ne yapacağız şimdi? Ne olacak? -Hiçbir şey olmayacak.

Nasıl hiçbir şey olmayacak? Ya karına söylerse?

Ya onun öyle bir cesareti yok ki, zaten yaprak gibi titreyerek çıktı.

Bu hiç olmadı Abdullah. Gerçekten bak.

Önce Kıvılcım, şimdi Nilay.

-Duyulacak diye aklım çıkıyor. -Merak etme.

Kaldı ki bunun herkes tarafından duyulacağı gün de gelecek elbet.

Ben ilişkimin arkasındayım.

Tamam.

İftar hazırlatıyorum odaya. Burada yersin, değil mi?

Eve gitmem lazım. Şu an en iyisi evde olmak.

Tamam canım, haklısın. Git, bak bakalım nabızlar nasıl.

İftardan sonra fırsat bulursam çaya gelirim, olur mu?

Ya da tatlıya.

Kaygılanma lütfen. Endişe etme.

Sen üzülme. Ben başka hiçbir şey istemiyorum.

Şey, kusura bakmayın böyle damdan düşer gibi oldu.

Sizi de rahatsız ettik.

O ne biçim söz evladım. Nursema bizim de kızımız.

Allah sizden razı olsun.

-Siz bana annemden çok annelik yaptınız. -[duygusal müzik]

Her kötü günümde yanımdaydınız. Gerçekten çok mahcubum.

Çocuklar, burası sizin de eviniz sayılır. Ne olur rahatınıza bakın.

İstediğiniz kadar bu evde kalabilirsiniz.

Çok sağ olun. Yani, ne desek boş.

Ama şey yapacağım, ben en kısa zamanda bir yolunu bulacağım.

Rahatınıza bakın, lütfen.

Teşekkür ederiz.

Nursema, bu Asude Hanım seni niye istemedi?

Kapalısın diye mi?

Anneciğim, o nasıl soru şimdi?

Yok, yok, sorun yok.

Haklı zaten Sönmez Hanım.

Bilmem, istemedi.

Benim annem de kapalı zaten.

Tabii, o da bone takıyordu, değil mi?

-Evet, evet. -Yani Sönmez Hanım, nedenini bilmiyorum.

Aslında ben onun beni sevdiğini düşünüyordum.

İyi de anlaşıyorduk ama...

Asude Hanım akıllı bir kadın.

Adil de aynı zamanda. Çalıştığım için biliyorum.

Ama tabii anne oğul ilişkisi başka olabilir.

Eminim öfkesi geçtiği zaman sorunu çözeceksiniz.

İnşallah.

Sen oruçlusundur, değil mi?

-Oruçluyum Allah kabul ederse. -Amin.

O zaman çok güzel bir iftar sofrası kuralım.

Hep beraber oturalım.

-Ömer de geliyor, değil mi? -Gelecek anne, gelir.

Amcam mı? Ay, ben onun yüzüne nasıl bakacağım?

Nursemacığım, bence amcanla konuşursanız iyi olur.

Ömer'in size yararı olur. Zararı olmaz.

Bence de.

Hem o ailedeki en kral adam Ömer abi.

Yani, doğru.

Ben bir konuşayım onunla.

Ee, Umut?

Müzik işleri nasıl gidiyor?

Kim efendim?

Sen bir barda şarkı söylemiyor muydun?

Evet, evet Sönmez Hanım. Doğru, söylüyorum.

Güzel. Öyle çalıp söylemeye devam.

Hı.

-Efendim hayatım? -Ömer, müsait miydin?

İki elim kanda da olsa sana her zaman müsaitim.

Nursema'yla Firaz burada. Bizdeler.

Aa, ciddi misin?

Evet.

Çok zor durumdalardı. Gidecek yerleri yoktu.

Ben de görmezden gelemezdim.

Eve almak zorunda kaldım. Umarım bunun için bana kızmazsın.

Niye kızayım hayatım? Tabii ki alacaksın eve.

Zaten herkes sırtını döndü çocuklara.

Gel, beraber iftar yapalım burada.

Nursema'nın amcası olarak yanında olmana çok ihtiyacı var.

Tamam canım, tamam. İşlerim bitsin, hemen geleceğim yanınıza.

Tamam canım.

Evet, abim durumu öğrenince kabak yine benim başıma patlayacak.

Varsın, patlasın.

Nursema için her şeye değer.

Oy kapımızı açalım, kapımızı.

Heh.

Aa, hoş geldiniz.

Hoş buldum anne. Kusura bakma, geciktik biraz.

Ay, ay ne kusura. Biz çok eğlendik. Değil mi yavrum?

-Abla, nasılsın? -Zülkar, hoş geldin.

Gelin, gelin.

-Apo'mun yanakları niye böyle? -Ne varmış yanaklarında ayol?

-Aa, kırmızı. -Yanakları mı kırmızı?

Ha, Haluk dedesi biraz kaytan bıyıklarıyla öptü de ondan.

Ay Haluk abi gündüzleri de mi buraya geliyor anne?

Ay, ne var canım? Gündüz uğrayıverdi işte.

Siz ne yaptınız?

Abla, bir dur. Mevzu çok derin. Nilay, anlat artık. Meraktan öldüm yahu.

Ne oldu ayol?

Sorma başımıza gelenleri. Bugün otele gittim.

Işıl'la Abdullah babamı bastım.

Hi!

-Eyvah, eyvah. -asıl?

Fatih'in sevgilisi var diye şüphelenirken kapıların ardından babam çıktı.

Işıl'a gelen çiçeğin peşine düştüm.

Kesin Fatih'tendir diye düşünürken karşımda babamı buldum.

Olaylara gel.

Abla, resmen kadının odasına gelmiş adam ya.

Ay!

-Odaya girdim. -Heh?

Çiçekteki notu okudum.

Notta "Odada beni bekle" yazıyordu.

Ha, öyleli? Emir kipli falan.

Abla, dur, kurban olayım. Kurban olayım. Devam et. Allah aşkına devam et.

Sonra kapı çaldı. Zülkar geldi zannettim.

Kapıyı bir açtım.

Bizimkisi bütün heybetiyle karşımda dikiliyor.

Vay, vay, vay!

Bunlar beraberler mi yani?

Abla, baksana, adam resmen kadının odasına gitmiş.

Daha ne olacaktı ya?

Ben bunu Pembe anneme nasıl söyleyeceğim?

Söylemeyeceksin.

Nasıl?

Yok kızım, sen hiç mi televizyon izlemiyorsun?

Başına neler geleceğini bilmiyor musun?

Yok ya.

Bizimkiler şiddet yanlısı falan değil, bir şey olmaz.

Ya metresin olduğu yerde kan, ter, gözyaşı eksik olmaz.

-Ben bu işlerin bilir kişisiyim ayol. -Bunda bilmeseydin iyiydi.

Kızım, pavyonlar evli erkeklerle doludur. Dinle beni.

Görmedin, duymadın bilmiyorsun. Anladın mı?

Ben hiçbir şeyi içimde tutamam ki. Hele ki böyle bir şey.

Hah! O zaman ne yapacaksın? Babacığından sus payı isteyeceksin.

Ancak öyle içinde tutabilirsin, değil mi yani?

-Şantaj diyorsun yani? -O da orada olmasaydı, ne yapalım yani?

He, orada olmasaydı, her şeyin bir bedeli var Nilay.

He, hayat böyle bir şey.

-He. -Sus payını alacaksın, susacaksın. Bu.

-Diyorsun? -Alacaksın, susacaksın.

Bizim ailemizin genetiğinde var bu. Alacaksın, susacaksın.

Ben nasıl susacağım ya?

Ne çabuk bir ay oldu ya. Hemen gelmiş kredinin ödemesi.

Aptal Doğa ya, aptal Doğa.

Bütün parayı da yedim. Ben ne yapacağım şimdi?

Benim ilk taksiti Fatih'ten almam lazım.

Bizim başımıza gelen pişmiş tavuğun başına gelmemiştir Meri.

Ya Pembe Hanım, yani nereye gidecekler?

Onlar da çaresizlikten oraya gittiler belli ki.

Cehenneme gitsinler. Hiç umurumda değil.

Allah'ım evladıyla sınamasın kimseyi.

Demeyin böyle Pembe Hanım. Bak, ne olur, hasta olacaksınız.

Oldum zaten.

Ben çok yaşamam Meri.

Öyle sağımda solumda bir yumru çıkar benim, kesin.

Ya bunlar ne biçim sözler?

Demeyin böyle, rica edeceğim.

-Annem, geldik biz. -Hoş geldiniz.

-Selamünaleyküm. -Nerede kaldınız siz?

En zor günümde elimin altında kimse yok.

Allah daha zor günler yaşatmasın anneciğim, dilini ısır.

Ne demek o gene öyle?

Hiç.

Ben gideyim, mutfağa bakayım.

Eksik yedik var mı iftar için, onları halledeyim annem.

Zülkar, pideyi erken alma yalnız. Bak, Abdullah Bey sıcak seviyor.

Kaçtır pideler soğuk. Şöyle çıtır çıtır olsun.

-Adamın sevdiği bir tane şey var. -Keşke bir tane olsa.

Annem, sen hiç merak etme. Ben sıcacık pide getireceğim.

Olanları Meri'ye anlattın mı anne?

Anlattım tabii. Anlatmayıp ne yapacağım?

Sabır taşı olayım da ortadan ikiye mi yarılayım?

Yahu demeyin böyle Pembe Hanım.

Tansiyonunuz çıkacak diye korkuyorum. Açsınız da ne olur çıkın, dinlenin biraz.

Evet anneciğim.

İyi bari, baban gelene kadar uzanayım o zaman.

Tamam anneciğim.

Nilay, sen bana bir şey mi söyleyeceksin?

Yok, ben seninle sulh ilan ettim.

Ha, öyle mi? Ne zamandan beri?

Mustafa'mla aranızda bir şey olmadığını anladığımdan beri.

Aşk olsun be Nilay. Vallahi inanmıyorum sana.

Gerçekten ikimize de ayıp ettin.

Bu evde tek ayıp benim ayıbım olsa keşke.

Ne?

Neyse, Abdullah'ın uyku saati şaştı. Ben onu yatırayım.

-Tamam, getiririm ben şimdi. -Tamam.

Bu da kesin beni saldı, başka birine taktı.

Nursema iyi mi?

İyi, iyi Doğacığım. Yanımda şu anda. Merak etme.

-Çok selam söyleyin. -Bak, selam söylüyor sana.

Sen de söyle.

-İlk fırsatta geleceğim görmeye. -Gelecekmiş seni görmeye.

Anne, Fatih geldi. Şimdi kapamam lazım. Onun hiçbir şeyden haberi yok daha.

Tamam, tamam Doğacığım. Görüşürüz.

Tamam. Hadi görüşürüz.

-Evet, neyden haberim yokmuş benim yine? -Hoş geldin hayatım.

-Hoş buldum. -Gel.

-Gel, otur şöyle. -Hıh?

Ne oluyor Doğa? Yine bir şey mi aldın? Ne oluyor?

Ay, hayır Fatih ya, saçmalama. Sen de taktın bir şey almama.

Neden acaba?

Ya Fatih, ne olur bir dur. Bir dinle.

Dinliyorum.

Annemle konuşuyordum.

Ee?

Nursema annemde.

Saçmalama.

Ne yapsaydım Fatih? Ablan sokakta mı sürünseydi?

Hayatım, babam seni bizzat uyarmadı mı?

Öğrenirse biz ne yapacağız?

Tamam da annemde sonuçta. Bizlik bir durum yok.

Nasıl yok?

Basbayağı yok Fatih.

Annem onları çağırdı. Onlar da gittiler. Bu kadar.

Baban sorarsa bunu söyleyeceksin.

Babam sorarsa onu diyeceğim. Anladım.

Sen bizim başımıza neler açıyorsun Doğa?

Ya kusura bakma da bir kadın eğer birini sevdiği için

sokakta kalıyorsa ben buna karışırım Fatih.

Ayrıca o senin ablan ya.

Ya ben onların halinden memnun muyum sanıyorsun?

Mutlu muyum bu durumdan?

Ama elim kolum bağlı. Neden, biliyor musun?

Çünkü biz para harcama konusunda kantarın topuzunu

fazla, fazla, fazla aştığımız için

ben her gün babamın ağzının içine bakıyorum.

Suçlu benim yani.

-Ya sana-- -Fatih, burada konu Nursema. Ablan.

Anladım da ben de sana karışma dedim ya.

Nereye?

Konuşuyoruz ya.

Hıh.

Koskoca ramazan geldi, geçti. Nihayet bir sıcak pide yedim.

Senin için bugün Zülkar'dan özel istedim.

Sağ ol.

Niye bakıyorsun kızım? Yesene yemeğini.

Dalmışım öyle baba.

Nilay, sende bugün bir haller var ha.

Ya Asude Hanım'la da iş yapacağım dedin ama

inşallah benim kızacağım bir şey çıkmaz onun altından.

Ne işi?

Asude Hanım bana iş teklif etti baba.

Kızım, sen kimsin?

Ne meziyetin var da sana iş teklif etti? Saçmalamayın artık.

Abdullah Bey, şimdi öyle deyip kızın hevesini niye kırıyorsun?

Ben de gerek yok dedim ama bir baksın bakalım.

-Hayırlı olsun Nilay. -Sağ ol Mericiğim.

Biliyorsunuz, Kıvılcım Hanım'a konuk olduğum bölüm çok patladı.

Orada taktığım eşarplar da yok satınca Asude Hanım bir kutu ürün hediye etti.

Bu eşarpları tak, paylaş. Komisyon senin dedi.

Zinhar. İzin vermiyorum.

Neden baba?

O kadının kör bir kuruşu bu evden kimsenin cebine girmeyecek.

Sonra şirkette ben uğraşıyorum.

Mustafa'm, ne olur bir şey söyle.

Nursema ablam da onlarla çalıştı daha önce.

İzin vermiyorum.

Konu kapanmıştır.

Afiyet olsun.

-Nereye Abdullah Bey? -Çalışma odasındayım.

Tatlını oraya yollayayım mı?

Anne, bak, ne olur, babamla konuş.

Kendi siniri yüzünden benim işime engel olmasın.

Kızım, beni hiç arada bırakmayın Allah aşkına.

Yapmayıver iş. Aç mısın, açıkta mısın canım?

Evet Nilay, boş ver, yapma sen de.

Bu evde herkes kendi işini yürütsün ama bana gelince "Otur Nilay!" Yok ya.

Ellerinize sağlık, her şey çok güzel olmuş.

Elinize sağlık.

Afiyet olsun çocuklar, ne yaptık ki?

Afiyet olsun herkese.

Çocuklar, şimdi burada olduğunuzu bizden başka bilen var mı?

Yok amca, sen biliyorsun, bir de Doğa biliyor.

Doğa da Fatih'e söylemiştir diye düşünüyorum.

Ben zaten yarın kalacak bir yer ayarlayacağım, halledeceğim yani.

Aa Firaz, sen de kalacak yere taktın. Rahatınıza bakın burada.

Sonra bulursun kalacak bir yer.

Firaz, hemen nasıl bulacaksın oğlum bir yer?

Hadi buldun diyelim, nasıl geçineceksiniz? Firaz, düşündün mü bunları?

Bakın çocuklar, ne yapıp edip ailelerle bir şekilde arayı bulmak zorundayız.

Bunu lütfen kafanıza koyun.

Canım, ne yaptı ki bu çocuklar? Adam mı öldürdü?

Yani, bu kadarı da biraz fazla Ömer.

Kıvılcım,

bizim kız Gökhan'la evlendiğinde sen günlerce konuşmadın.

Anneciğim, ne alakası var şimdi? Hatırlamak bile istemiyorum ben onu.

Ya ikisi aynı şeyler değil tabii ama benzer şeyler.

Yani ailelerin tepkisi belki bizlere biraz fazla gelmiş olabilir

ama onlar da haksız sayılmaz bence.

Tamam amca.

-Biz haksızlar demiyoruz ama... -Ben diyorum.

Haksızlar.

Haksızlar abi.

Ben Nursema'ya olan sevgimi hiç kimseden saklamadım, gizlemedim.

Aşkımın peşine düştüm, arkasında durdum.

Hiç de pişman değilim.

Firazcığım, bu söylediklerin çok güzel. Hiç itirazım yok.

İnsan sevenin arkasından gider. Sevdasının peşinden koşar.

Bunlar güzel şeyler.

Ama Nursema için aynı şeyler geçerli değil.

Vallahi hiç bakmayın yani, ben abimleri tanıyorum. Durum böyle.

Tamam amcacığım. Çok iyi tanıyorsun işte. Beni ne zaman dinlediler?

Fikirlerime ne zaman önem verdiler?

Biliyorum Nursema. Yine dinlemeyecekler. Tanımıyor musun onları?

Şimdi amcan diyor ki, ya bu deveyi güdeceksin

ya bu diyardan gideceksin.

Biz deveyi güdemedik, yarimle firar ettik.

Firaz ya. Bu da böyle işte.

-Firari Firaz. -Öyle abi. Ne yapayım?

Herkes bir sulu göz, gözlerde yaşlar falan.

Gülmeyelim mi biraz?

Ya gülelim tabii canım.

Biz de biraz neşelenelim. Sorun yok ama gerçekler de böyle.

O yüzden ne yapıp edip arayı bulacağız.

Yani, ne şiş yansın ne kebap diyor Ömer.

Alo?

Söyle, müsaitim.

Ne?

Allah seni kahretmesin Firaz.

Allah seni kahretmesin Firaz. Tamam, kapat.

Ne oldu yine?

Bu çocuk bütün bunları beni çıldırtmak için yapıyor.

Eminim. Bunun başka açıklaması olamaz.

Ne yaptı Asude anne?

Kimin evine sığınmışlar, bil bakalım.

Vallahi ev kalmadı ki. Herkes sırtını dönmedi mi bunlara?

Kıvılcım dönmemiş demek ki.

Yahu beni de insanların karşısında zor durumda bırakıyor.

Senin ne işin var Kıvılcım'ın evinde yahu?

Eyvah.

O evde alacağı dayanışma gücüyle Firaz greve bile gidebilir.

Ay, sus Gökhan.

Geceyi geçirsinler. Git, getir şu rezilleri.

Yahu ben bu kadınla iş yapıyorum.

Kadın bana saygısından benimle sizli bizli konuşuyor.

Benim oğlum gidiyor, evinde kalıyor. Rezalet.

Yalnız o evde benim CV pek parlak değil. Hani malum, eski defterler.

Gökhan, senin defterlere sıra gelene kadar Firaz'ınkileri dürelim.

Bana destek ol.

Ben oraya gidemem.

-Getir şunları. -Tamam.

Yarın giderim ama gelirler mi bilmem.

Gelmeyip de ne yapacaklar?

Gelsinler de...

...ben onlara bana yaşattıklarının hesabını sorayım.

Bak, okuyacak benim kızım işte böyle.

Doyamadım ama ben.

-Doyamadım ama. -Cemre.

-Beş dakika daha, beş dakika. -Hadi.

Ama hayatım, çok güzel düzene oturdu. Şimdi hiç bozulmasın.

İyi, hadi.

Gel, öpeyim seni bir kere, gel.

Oh.

Bye bye.

Bye bye.

Hayatım,

Cemre uyuduktan sonra bir bizimkilere Nursema'yı görmeye mi gitsek?

Doğa, ciddi misin sen?

Ya ben babam öğrenirse ne olacak diye ödüm kopuyor.

Sen "Gidelim, Nursema'yı görelim" diyorsun.

Ben de istiyorum ama hayır, asla yani.

Ona ne Fatih ya?

Bu yüzden de bizi azarlayamaz yani.

E, ne yapacak? Ya beni azarlayacak ya gidecek, amcama çatacak.

Yani, bir şey olacak.

Ömer abiye hiçbir şey demez. O kadar da uzun boylu değil.

Gönül koyar, bir şey yapar yani.

Aman, of, onun da çok umurundaydı sanki.

Umurundadır hayatım, merak etme. Saygı diyoruz biz buna.

İyi.

Ay...

İyi, tamam hayatım, tamam.

Zaten biz birbirimize söz vermiştik.

Böyle kendi evimiz, kendi hayatımız dışında gelişen

olumsuz şeylere hiç huzurumuzu kaçırmıyorduk.

Moralimizi bozmuyorduk.

Tamam.

Evimiz demişken...

...bir şey diyeceğim sana ama kızma, tamam mı?

-Demeyelim. -Fatih...

Ne olur.

Ben bu koltuğu değiştirmek istiyorum ama söz veriyorum.

Bak, söz veriyorum, bu son olacak.

Ya hiç içme sinmiyor.

Dalga mı geçiyorsun benimle?

Hı?

Sen durumun ciddiyetinin farkında değilsin herhalde, ha?

Ne koltuğu Doğa?

Ne koltuğu ya? Borç içindeyiz.

-Ama Fatih ya... -Ama delirtiyorsun artık Doğa.

Bana bir 100, 150.000 lira lazım. Koltuk da şart değil.

Neden?

Neden ihtiyacın var?

Ev için birkaç bir şey alacağım.

Anladım ama anlamadım da yani,

ben şu anki borçlarımı da yapılandırarak ödüyorum Doğa.

Ve başka bir borca yer yok Doğa. Bunu alacak şu anda durumumuz da yok.

İyi.

İyi, tamam.

Hayat,

ay vallahi şu kaymak tazeyse Abdullah Bey'in kadayıfına biraz koyalım.

Taze, taze annem. Yeni aldım.

Ekliyorum abla.

Anne,

Abdullah babamın tatlısını ben götürsem? Hem sofrada onu kızdırdım.

Gönlünü alırım.

İyi, götür.

Götür ama sakın tutturma iş iş diye.

Hayır derse de tamam de, sus, tamam mı?

Merak etme anneciğim.

Hadi, bu kalanları da içeri götürürüz.

Ay vallahi bir ramazan daha geçti, gitti, nasıl oldu hiç anlamadım.

Allah tuttuğumuz oruçları, yaptığımız hayırları kabul etsin ablam.

Amin Hayat, amin.

Seninle şöyle bayram için güzel iki tepsi baklava açalım biz.

-Hazırlığını yaptım. Sen merak etme abla. -Heh. İyi, hadi bakalım.

İyi.

Ah annem ya. Yazık kadına, yemin ediyorum.

Hayırdır? Niye yazık?

Öyle, genel abla ya. Annem benim çok yoruluyor kurban olduğum.

Gelebilecek misin?

Çıkmaya...

...çalışacağım.

Haber veririm.

Babacığım.

-Girebilir miyim? -Gir.

Sana tatlı getirdim.

Tatlı yiyelim tatlı konuşalım diye.

Koy şuraya.

Biraz konuşabilir miyiz?

Bir densizlik yapmayacaksan konuş.

-Ben bugün aslında şey... -Ne olmuş bugün, ne olmuş?

Baba, senin o kadınla bir münasebetin mi var?

Sen tekrar bunu anneme nasıl yaparsın?

Kızım,

sen benim evimde benden hesap mı soruyorsun?

Ya sen ne hadsizsin ya! Sen ne kadar hadsizsin ya!

-Baba, dur. Annem duyacak. -Duyan duysun!

Siz beni ne zannediyorsunuz ya?

Ben kaç yaşındayım? Haberin var mı senin?

Baba, ben eski yaraların açılmaması için, aynı şeyler yaşanmaması için söyledim.

-Yemin ederim kötü bir niyetim yok. -Çık dışarı. Çık! Ya çık!

Nilay, ne oluyor?

Ne oluyor? Abdullah Bey, sesinden ev inledi.

Nilay, ne oluyor? Zangır zangır titriyorsun.

Yahu bak Mustafa, bu karınla konuş.

Eğer bir daha benimle hadsiz hadsiz konuşursa

aynı çatı altında yaşayamayız.

-Haberiniz olsun. -Baba, neler diyorsun sen?

Kızım, Allah aşkına ne dedin de babanı delirttin gene adamı?

Ben bir şey demedim.

Ya bir lokma tatlı yiyeceğim. Boğazıma dizdiniz be!

-Ben çıkıyorum. -Nereye Abdullah Bey? Otur evinde!

Zülkar taze aldı kaymağı.

Tutturdun değil mi yine iş, iş, iş diye?

Ben seni uyarmadım mı çocuğum? Sen niye laf dinlemiyorsun ya?

-Anne, ben bir şey demedim. -Sus Nilay, sus!

Nilay, Allah aşkına iş diye mi tutturdun yine?

Allah aşkına ben sana daha ne diyeyim Nilay ya?

Demedim, bir şey demedim.

Ne iyi ettin de geldin canım oğlum benim.

Müjdeli haberimi sonra sakladım ama.

Aha, en sevdiğim kısım geldi. Metehan'dan al haberi.

Ya yine kim hamile kaldı ya Metehan?

Kayhan, ne biçim konuşuyorsun çocuğun yanında? Ayıp.

Çocuk mu Leman o Allah aşkına ya?

Benim gözümde hâlâ çocuk. Aslan oğlum benim.

Ee, hayırdır inşallah, müjdeli haber nedir oğlum?

-Yeni bir işe başladım anneciğim. -Aa, babanın yanından ayrıldın mı yoksa?

Oğlum, sakın "Ben kendi işimi kuracağım" falan deme ha.

Aman diyeyim bak, hazır şirketin veliahdısın, öyle kal.

Ya yok be abi, öyle bir şey değil. Babamın yanından ayrılmış değilim anne.

Ya bir süredir şirkette mutlu değildim.

Bir işe de yaradığım yoktu açıkçası.

Ayak altında dolaşıp duruyordum öyle boş boş.

E, ne güzel işte.

Ya iki ayak altında dolaşıyorsun diye sana maaş veriyorlardı ya.

Daha ne istiyorsun Metehan?

Allah Allah, piyango vurmuş oğlum sana, piyango.

Abi işte bende öyle işlemiyor o durum, piyango falan.

-Hadi... -Mutlu değildim diyorum.

Daha bir işe yarar hissetmek istiyorum.

O yüzden bende yeni otele transfer oldum.

Ha, otelin başına geçtin yani.

Vallahi yakışır benim koçuma be.

Oh, maşallah, benim oğluma da patron olmalar yakışır.

Otelin başına falan geçmedim. Zaten harika bir müdiremiz var.

Ben konsiyerj olarak çalışacağım orada.

Necilik, necilik? Kons mu?

Ay, tövbe estağfurullah, tövbe Kayhan.

Bu şey Sevtap Hanım'ın bahsettiği şeyden olmasın yoksa?

Of Leman ya, Leman ya.

Yani bir kelime öğrendin.

Yani, cümle içinde seçme algın anaokulu seviyesinde ya.

Gerçekten inanamıyorum Leman sana ya.

Allah Allah, konsiyerj diyor çocuk, konsiyerj.

İş bu yani, iş.

-Ne iş? Ben anlamadım konşiyaj falan. -Anne, konsiyerj, konsiyerj.

Böyle insanlara bir yerleri tavsiye etmek gibi düşün.

Tiyatrolar, sergiler, vesaire, yer ayırmak gibi düşün.

-He. -Yani, getir götür işi yani, he?

Yani, oldu mu sana şimdi bu Metehan Allah aşkına?

Seninkisi ne, biliyor musun?

-Attan inip eşeğe binmek gibi bir şey ya. -Abi, Allah aşkına ya. At, eşek falan.

Madem turizm okuyacağım, işi mutfağında öğreneyim dedim ya.

Tüm seviyeleri öğreneyim dedim. Fena mı?

Benim oğlum şimdi milletin ayak işini mi yapacak ya?

Ya anne, Allah aşkına bu nasıl bir ön yargı ya? Ya ba--

Ben sıkıldım. Daha fazla anlatmayayım. Siz en iyisi ne yapın, biliyor musunuz?

Yarın gelin otele. Beni işimin başında görün.

-Kapansın konu. -Tamam.

-Geliriz oğlum. Tabii geliriz. -Geliriz, geliriz, geliriz.

Ye bak tatlından, yememişsin.

Bundan sonra kapımın önünde kuş uçmayacak Koray, duydun mu?

Tabii Işıl Hanım. Tabii de yani, kim gelebilir?

Bir şey mi oldu? Bir sorun mu yaşadınız?

Şimdilik bana kalsın ama sen benim uyarımı dikkate al.

Katımda, kapımda çalışan bile istemiyorum.

Anladın mı?

Temizlik de bana sorularak yapılsın bundan sonra.

Bizzat ilgileneceğim.

Tamam.

-Sana iyi geceler. -Size de Işıl Hanım.

Hoş geldin canım.

Gelebilmene çok sevindim.

Ortalıkta fazla dolaşmadan hemen yukarı çıkalım mı?

Garaj kapısından gelecektim ama kamyon vardı. Mal indiriyordu.

-Giremedim. -Olur.

Sen asansörle çık, ben merdivenle çıkacağım.

Hı. Yaşlılık iması devam yani.

Ben o konuda tükürdüğümü çoktan yaladım.

Canım.

Özür dilerim.

Ben mahcubum sana karşı. Yani, böyle hayal etmemiştim Nursema.

Senin bir suçun yok ki.

Biz aldığımız kararın sonucunu yaşıyoruz.

Sen de benim için evinden oldun. Konforundan oldun.

Ne konforu kız?

Ben seninle çöp konteynerinde de yaşarım.

Ama böyle başkasının evi falan içime sinmedi yani.

Merak etme hayatım.

Yani, hep burada kalacak değiliz. Dur bakalım, sabah ola hayrola.

Ne iyi insanlar ama.

Evlerini açtılar bize, ki beni o kadar tanımıyorlar.

-Allah razı olsun onlardan. -Amin.

Benim bütün kötü günlerimde gerçekten hep benim yanımdalardı.

Misliyle teşekkür ederiz.

Sen merak etme karım benim.

Şş, ne var kız?

Karım değil misin?

Karım da karım. Karım da karım. Karım da karım kız!

Yarın buluşsak diyorum.

Yine bir planın var anlaşılan.

Hayret, akşamdan yazmalar falan. Beş dakika önceden söylersin genelde.

Akşamdan söylüyorum çünkü yolumuz uzun.

Sabah seni alıyorum, bir saatlik yol yapıyoruz.

Nereye diye sormak yok. Var mısın, yok musun?

Çok düşünme.

Aa.

Ayarlamaya çalışacağım.

12'de kapıdayım. İyi geceler.

Aa.

Aa. Evet, görüyor musun, nasıl sırıtıyorum ben bu yaştan sonra.

Aşk sen neden bu kadar kırocansın?

Cıscısı, cıscısı, cıs!

Bütün gün aklım sende kaldı.

Ne oldu?

Evde bir kriz yaşandı mı?

Yok canım. Söylediğim gibi.

Nilay'ın öyle bir cesareti yok.

İyi.

Ağza sıkı demek ki sevindin.

Sen bunlara kafa yorma.

Sen gelmeden önce ben de Koray'ı haşladım.

Bundan sonra kimse kapımın önünden bile geçemez.

Ben böyle diken üstünde yaşamaya alışık değilim Abdullah.

Koray'a söylemen gerekmezdi.

Neden?

Çünkü artık burada yaşamayacaksın.

Nasıl yani?

Işıl, burada bize huzur yok.

Büyük bir ev baktırıyorum.

Orada rahatça görüşürüz. Sen, ben, ileride kızım.

Birlikte yaşayacağız.

Sen...

Sen ciddi misin?

Ben başından beri ne kadar ciddi olduğumu anlatamıyor muyum sana?

Ama ben seni çok seviyorum.

Ben de seni.

Kalacak mısın bu gece?

Gitmem lazım, biliyorsun.

İleride bütün geceler, bütün güneşli sabahlar bizim olacak.

Hatta birlikte olduğumuz için güneşli olmayan sabahlar da bizim olacak.

Canım benim.

Ay, bak, bu da iyi alıştı ha.

Görüntülü konuşmaya böyle baskın basanındır gibi.

Of.

Bıyıklım!

Hayırlı akşamlar Sevtap Hanım.

Ne o lan, hayırlı akşamlar falan, kem küm ediyorsun? Sen ne işlerdesin?

Oyarım bak, ha, alo?

Yok, yok. Bir işte değilim. Dur.

Annem de burada.

Ha.

Yarın el öpmeye bekliyor seni.

Valide hanım mı yanındaydı? Niye hiç söylemiyorsun?

Hürmetlerimi ilet kendisine.

Gelirim tabii yarın, gelirim.

Bekliyoruz efendim.

Teşekkür ederim efendim.

İyi akşamlar efendim.

Allah rahatlıklar versinler.

Bilmukabele efendim.

Allah seni kahretmesin Haluk.

Ya son anda mı söylenir bu?

Ben ne bileyim? Gardırobumda uygun bir şey var mı?

Benim her şeyim böyle işte. Tüylü müylü yani.

-Ben Cemre'ye bakayım bir uyumuş mu diye. -Tamam, ben de abimi arayacağım.

Bu saatte?

Yani, ablamı merak ediyordu, nerede olduğunu bilmek hakkı.

Saçmalama Fatih ya.

Nilay öğrenecek. İyice olay dallanıp budaklanacak.

Onu bu işe ön ayak olmadan önce düşünecektin Doğa Hanım.

Of Fatih ya, of!

Dallanıp budaklanacakmış.

Huysuz.

Hayırdır? Kim arıyor bu saatte?

Fatih.

Efendim Fatih?

Abi, hayırlı geceler. Müsait miydin? Rahatsız etmedim, değil mi?

Uyuyor muydunuz?

Yok, yok, yatmamıştık. Söyle, buyur.

Yani, işte, Nursema, Kıvılcım Hanımlarda, haberin olsun.

Rahat uyu yani.

Çaresizlikten oraya kadar gittiler demek, ha?

Sorma.

Yani, onlar da almasa artık nereye gideceklerdi hiç bilmiyorum.

Sağ ol Fatih. Sağ ol haber verdiğin için. Yarın konuşuruz.

Tamam, hadi hayırlı geceler.

Ne olmuş? Ne diyor?

Bak, söyleyeceğim ama ortalığı velveleye verip herkese yaymayacaksın.

Neyim ben? Sır küpü müyüm?

İçimde tuttuklarımla yakında gömeceksiniz beni.

Ne tutuyorsun Nilay içinde?

Neyse Mustafa'm, boş ver. Anlat, ne olmuş?

Nursema'yla Firaz Kıvılcım Hanımlarda kalıyorlarmış.

Hıh, iyi bari.

Doğa'yı ara demiştim, demek ki aramış.

Sen mi dedin?

Yahu her yerden kovuluyorlar. Benim de içim acıdı.

Onların da bizim gibi son durağı Sönmez Mommy oldu.

Yarın bir gidelim, ziyaret edelim.

Öyle el evinde yalnız bırakmak olmaz şimdi.

Ben de en başından beri bunu diyorum Mustafa'm.

-Okudum, dualar ettim. -Allah kabul etsin.

Amin.

Sen ne yaptın?

Öyle Nilay'a kızdın, çektin, gittin, tatlını da yemedin.

Biraz dolandım, döndüm, geldim işte.

Nursema'dan haber var mı?

Okudun, üfledin, yumuşadın, değil mi?

Ne yapayım?

Anneyim ben, içim parçalanıyor.

Bak kaç gün sonra bayram.

Bizim soframıza bak. Biz bayramları böyle mi karşılardık?

Evin içinde öyle çocukların sesi çınlardı.

Kıyafetlerini akşamdan başuçlarına koyardım.

Sen sabah oğlanlarla namaza.

Şimdi ne oğlan kaldı ne kız kaldı. Dağıldık, gittik.

Artık herkes kendi hayatını yaşıyor Pembe Hanım.

Sen de geçmişe takılı kalıp dertlenme.

Önüne bak.

Benim önümde bir tek sen kaldın.

Allah seni yanımdan, yöremden ayırmasın.

Ay oğlum, iyi ki geldiniz.

Canım annem.

Allah bu günlerimizi aratmasın anneciğim.

Amin kızım, amin.

Amin.

Benim size bir şey söylemem lazım.

Söyle oğlum.

Ablam, Kıvılcım Hanımlarda kalıyormuş.

Rezil olduk, iyi mi?

Doymuyoruz rezil olmalara.

Ay Pembe Hanım, olur mu öyle şey canım? Aile değil miyiz biz?

Doğa, kızım, ben sizi uyarmadım mı?

-Bu işe karışmayın demedim mi? -Baba, Doğa'nın bir suç yok.

Ama Abdullah Bey, ne yapsın bu çocuklar? Yani, nerede kalacaklar?

Kıvılcım Hanım en azından bir sorma nezaketi gösterebilirdi. O da yok.

Ya annem kapısına geleni geri çeviremez ki.

Ne diyeyim artık? Dilim tutuldu.

Hayır, ben kendi doğurduğum çocuğumu tanıyamıyorum.

Ben bugün bir gidip görürüm zaten, böyle olmaz.

Biz de gideceğiz zaten. Bizimle gelirsiniz.

Ne haliniz varsa görün.

Meri, sen de gelsene bizimle.

Yok kuzum, ben gelemem. Başka programım var.

Meri doludizgin aşk yaşıyor.

Aile artık ikinci planda.

Kötü bir şey demedim canım. Kaç yaşında aşk yaşayanlar var.

Yani, Meri de yaşayabilir tabii ki. Allah tamamına erdirsin.

Doğa Hanım, sabah müdürlerimle de konuştum

ama acil ödeme yapmanız gerekli.

Ben de zor durumda kalıyorum.

Acil ödeme yapmazsanız elimden bir şey gelmeyecek.

Soru yok, değil mi?

-Yok. Rutin banka mesajı. -Tamam canım.

Doktor bey, merhabalar.

İyiyim, teşekkür ederim. Müsaitim. Siz nasılsınız?

Ömer yok yanımda ama öğrenmek isterim tabii.

Gerçekten mi?

Ay, çok teşekkür ederim.

Doktor bey, çok sağ olun.

Tamam. Çok teşekkürler. Sağ olun.

Ne olmuş? Ne dedi?

Anne, oğlum oluyor.

Aa!

Ay Kıvılcım, ben sana söylemedim mi oğlun olacak diye? Canım, canım.

Dedin anneciğim ya. İnanamıyorum şu an.

-Oğlum olacak. -Canım benim.

Kıvılcım Hanım, Allah analı babalı büyütsün.

-Çok mutlu oldum. -Sağ ol Nursemacığım.

Tebrik ederim. Aslan geliyor.

-Firazcığım, sağ ol. -Hadi, hemen Ömer'i ara. Haber ver.

Anneciğim, ben Ömer'e sürpriz yapıp haber vermek istiyorum.

Ay, çok güzel olur. Amcam çok mutlu olacak.

Evet.

Darısı başımıza.

Biz önce kafamızı sokacak bir ev bulalım da hayatım.

Aşk olsun Nursema.

Kalın burada.

Nilay da burada hamile kalmıştı zaten.

Ay anneciğim ya...

Sen de en gereksiz ayrıntıları hatırlıyorsun.

E, ne var? Ayıp mı?

Anne...

Güzel olur. Ne renk düşünüyorsun?

-Bu hafta bir bakalım. -Günaydınlar, günaydınlar efendim.

Aa, hoş geldin. Erkencisin.

Bayram yaklaşıyor.

Yoğun olur dedim. Erken geldim. Fena mı yaptım ya?

Ay çok iyi yaptın canım.

Bugün bayağı yoğundu bu arada. Dükkan hiç boş kalmadı.

Aman, maşallah de.

Maşallah.

-Otursana Metehan. -Oturayım.

Ya bir şey diyeceğim.

Siz 7/24 otelde böyle sıkılmıyor musunuz ya?

Hafakanlar basar insanı.

Bir de siz de burada kalıyorsunuz bildiğim kadarıyla, doğru mu?

Yani, şimdilik diyelim. Çünkü ev bakmaya başladım.

Aa, hiç haberim yok benim.

Benim de yeni haberim oldu desem?

Ha, öyleli diyorsun. Anladım.

Siz şifreli konuşmaya başladıysanız ben kalkayım isterseniz.

Kuş dili de var mı sizde? Var gibi sanki.

Yaşımız ortaya çıktı, görüyor musun Işıl?

-Hay Allah. -Ya.

Ha, melekler beni bekler.

-Kolay gelsin. -Görüşürüz.

-Görüşürüz canım. -Bye bye.

Ee Metehan, ne yapacaksın bayramda? Ailenle mi olacaksın?

Bakacağız ama sanmıyorum ya. Biz bir dağıldık, bir karıştık.

Aman, bütün aileler öyle. Bakma sen.

Hem siz büyük bir ailesiniz.

Ne güzel ya. Baban, amcan, yengen.

O da eski tadı kalmadı artık. İşten işe görüşüyorlar.

Aa, ben hiç öyle hissetmedim ya.

Sanki böyle hep bir arada yaşıyormuşsunuz gibi bir enerjiniz var.

Eski Türk filmlerindeki gibi. Neşeli Günler kafası yani.

Öyle, yani öyleydi aslında.

Yengem hâlâ korumaya çalışıyor orayı.

Aile her şeydir yengem için.

O sofra ne olursa olsun kurulacak.

Herkes o sofrada nizami bir şekilde oturacak. Kurallar var.

Biz de yeni nesil olarak buna eşlik etmeye çalışıyoruz işte elimizden geldiğince.

Hm.

Yani, çok birleştiriciyse kızını niye sokağa attı?

İnan ona ben de şaşırdım.

Ama ne bileyim, dediği olmadığından herhalde.

Ben öyle yorumladım.

Her dediği oluyor muydu ki?

Ya yok, öyle dediğime bakma. Lafın gelişi o.

Kadının yüzü gülmedi aslında yani.

Ama ne bileyim, şu son yaşadığımız olay mı artık,

bir yengemi sarstı, rezil oldular ya orada.

Yengem onu kafada büyütmüştür.

Ay, ben de bu kafaları hiç anlamıyorum yani.

Kızın birini sevdi ve mutlu, al, sar, sarmala.

Nedir bu yani ya?

İşte...

Kusura bakma canım.

Ya ben de böyle merak ettiğim için soruyorum.

Ya yok, merak edilmeyecek gibi değil bu arada. Hakkındır.

Kahve?

Yok, niyetliyim. Son günler.

-He. -Teşekkürler, afiyet olsun.

Teşekkür ederim.

-Canım. -Hayatım n'aber, iyi misin?

İyiyim, çok iyiyim.

-Sen? -İyiyim ben de ne olsun.

Sesin çok iyi geliyor maşallah.

Yani, güzel hava neşesi diyelim.

Gelip alayım seni o zaman, bir yerlere gidelim.

Yoksa oraya mı geleyim ben?

Canım, şimdi Doğalar gelecek buraya.

Ama akşam seninle buluşup bir şeyler yapmak istiyorum eğer müsaitsen.

Hı, akşam diyorsun. Tamam, olur, olur.

Ben de abimlere uğrayayım o zaman. Bayramda belki gidemem şimdi.

Aradan çıkmış olur hem. Sonra gelirim sana.

Tamam canım, olur.

Görüşürüz.

İnanamıyorum.

Nereye gidiyoruz? Çok merak ediyorum.

Geldik sayılır.

Geçen sene aldım bu kır evini. Bir iki defa falan geldim.

Ama içini öyle güzel döşedim ki görmen lazım.

Güzel bir gün geçirelim istiyorum.

Ay inanılmazsın.

Ya çok affedersin, işle ilgili, bakmam lazım.

He, bak tabii ki.

Alo?

İyiyim Handancığım, sağ ol. Sen?

Ya para mevzularına hiç giremeyeceğim şu an.

Kusura bakma, müsait değilim.

Ya beni inanılmaz zor bir duruma soktun ya.

Ne yapayım şimdi iki gün için, ha? Gayrimenkul mü satayım?

Hisse senedi mi bozayım?

Tamam, bakacağım.

Ama iki milyon için beni düşürdüğün bu durumu da yaz bir kenara.

Ay, bir sorun oldu galiba.

Boş ver hayatım ya.

İşle ilgili. Hallolmayacak bir mesele değil.

Hı hı.

Benim yardımcı olabileceğim bir şey var mı?

Yok canım, ne yardımı?

Hesaplarla ilgili bir sorun olmuş. Acil iki milyon çıkarmam lazım.

Çıkaramıyorum.

Aman, bu şu anın konusu bile değil.

Geldik.

Şimdi güzelce bir bahçe keyfi yapalım.

Bir iki saatliğine ben bu konuyu unutmak istiyorum.

Oh, peki, tamam.

Kıvılcım, söyle bakayım, Ömer'e nasıl bir sürpriz yapacaksın?

Böyle abartılı cinsiyet partileri oluyor ya.

Ne bileyim, pastanın içinden böyle mavi ya da pembe dansöz falan çıkıyor.

Öyle bir şey mi?

Ay Firaz...

Yok, ben daha basit bir şey düşünüyorum.

Akşam iftarda söylerim herhalde.

Siz rahatsız olmayın, ben bakayım.

İşte Sevilay olmayınca kapı açmak evin kızlarına kalıyor.

Olsun, yeni gelin o da.

Hoş geldiniz.

Hoş bulduk.

Canım benim.

Ablacığım.

Hoş geldin.

Abla.

Hoş geldiniz.

Abi.

-Hoş geldiniz Doğacığım. -Hoş bulduk anneciğim.

-Anneanneciğim. -Kıvılcım Hanım.

-Canım. -Merhaba.

-Hoş geldiniz. -Kıvılcım Hanım, nasılsınız?

Sönmez Hanımcığım.

Nilaycığım, hoş geldin yavrum.

-Mustafa'm. -Sönmez annem.

-Sövmez Hanım, nasılsınız? -Hoş geldin oğlum.

Gel, geç. Geç, gel.

Sağ ol.

Ee, siz selamlaştınız mı bakayım?

Kapı önünde yarım ağız.

E, böyle iki yabancı gibi olur mu canım? Hadi, bir öpüşün, barışın.

Gel bakayım buraya.

Abiciğim.

Canım benim.

Abla. Ablacığım.

Canım.

Ben demiştim Mustafa'm kıyamaz diye.

Kıyılacak bir şey yapmadı ki çocuklar.

Anne, babalar çocuklarına kızabilir.

Ama kardeşler arasında küslük hiç olmaz.

Nursema bir evin bir kızı. Siz ikiniz ona sahip çıkacaksınız.

Haklısın Sönmez anneciğim.

Nursema'nın sahip çıkılmaya ihtiyacı yok.

Artık ben varım.

Tabii.

Tabii canım, sen yanındasın, ona ne şüphe.

Fatih...

-Ay, hadi bakalım. -[duygusal müzik biter]

Kıvılcım, müjdeyi ver de bir havamız dağılsın böyle.

Anneciğim, sen de manşet geçmeden duramıyorsun.

Ne oldu?

Bebeğin cinsiyetini öğrendik de biz.

-Aa. -Ee?

Erkek.

-Ay, inanmıyorum. -Kıvılcım Hanım, tebrik ederiz.

İki kızdan sonra doğrusu buydu.

Amcamın haberi var mı?

Yok, akşam söyleyeceğim, sürpriz.

Of, duyunca çok sevinecek.

-Kesin. -Ne güzel heyecanlar bunlar.

Doğacığım, ben Cemre için bir şeyler almıştım.

Mutfakta bir göstereyim sana.

Olur.

Gel bakalım.

Bak, bunları aldım Cemre'ye, organikmiş.

Hm.

-İyi düşünmüşsün, sağ ol. -Şuna koyalım istersen. Getir.

Neyin var senin?

Bir şeyim yok anneciğim.

Var bir karın ağrın, var. Anlarım ben. Ne oldu? Anlat bakayım.

Ne oldu Doğa?

Ya anne...

...benim biraz paraya ihtiyacım var.

Ne parası?

Ya ben Fatih'e bir sürpriz yaptım. Japonya tatili hediye ettim.

Ama hesaplar biraz karıştı.

Yani, elimdeki para beklediğimden hızlı ve fazla gitti. Anlamadım.

Fatih'e de söyleyemiyorum zaten ama benim bankaya ödeme yapmam lazım.

Doğa, sen nasıl işlere karıştın? Senin bankalarla ne işin olur?

Ne kadara ihtiyacın var?

Yani işte, şimdilik 100, 150.000 lira olsa yeter.

Şimdilik mi?

Doğa, sen çıldırdın mı?

Kutu oyunlarındaki kağıt para mı sandın bu meblağları?

Ya sen nerede yaşıyorsun Doğa?

Ay tamam anne ya, tamam. Lütfen söylemedim say.

Doğacığım, ben sana istesem de yardım edemem ki.

Ayrıca başına bir iş gelmeden kocana bunu anlatman lazım.

Böyle şeyler karı koca arasında gizli tutulmaz.

Tamam anne, merak etme sen.

Ettim.

Of anne, unut gitsin, ne olur ya.

Ah Doğacığım ya, ben biliyordum bu işin böyle olacağını.

Akılsız.

Ay, şehirden uzaklaşmak ne kadar iyi geldi Özkan.

Hava da şansımıza mis gibi.

Birkaç gün daha böyle idare edecek hava bizi.

Meri ya, çok özür dilerim, yine işle ilgili.

Ay ne olacak?

Sen rahat olsana, aç tabii ki.

Alo?

Ben bugün müsait değilim demedim mi size?

Ne yapayım şimdi, kız arkadaşımı bırakıp bankaya mı gideyim?

Ya iki milyon için beni düşürdüğün şu duruma bak ya, kapat.

-Özkan, ne oluyor? -Aynı konu ya.

Şu anımıza gölge düşüren şu rakama bak.

Özkan,

benim hesabımda şu anda para var.

Ben sana göndereyim, şu güzel anımızın tadını çıkaralım, ha?

Saçmalama Meri.

Tarih yazmamıştır bir kadından kuruş aldığımı.

Vi, vi, vi, vi, vi.

Bu neyin erkek gururu ya?

Aşk olsun, ben sana göndereceğim, sen göndereceksin.

İşini çözeceksin, haftaya da bana geri yollarsın.

Hı?

Bak, ayrıca sen almıyorsun, ben zorla veriyorum, öyle düşün.

-Sen ciddi misin? -Son derece ciddiyim hem de.

Özkan,

beni dolandıracak halin yok.

Televizyonlarda peşime düşüyormuşsun, değil mi?

Of.

Of.

Düştüğüm şu hale bak ya.

Hadi, hadi, fazla uzatma. Yolla şu hesap numaranı.

Hemen göndereyim de, şuranın tadını çıkarmaya devam edelim, ne olur.

-Hafta başı göndereceğim ama. -Ay, tamam.

Utanç verici ya.

Ay saçmalama, ne utanç verici?

Hadi.

Bayramda Kıvılcım'la bir iki gün bir yerlere kaçacağız.

Burada olmayacağım, o yüzden öncesinde size uğrayayım dedim.

Kaçın tabii canım, gidin.

İşgüzar Kıvılcım Hanım da biraz kafasını dinlesin.

O nasıl laf abi öyle, işgüzar falan?

Ya Ömer, bu konuyu kaç defa konuştuk. Niye böyle yapıyor bu kadın?

Bak, bizi de birbirimize karşı zor durumda bırakıyor.

-Abdullah Bey, şimdi sırası değil. -Niye?

Yok, yok, sırası yenge. Ne oluyor abi?

Ya benim eve almadığım kızımı evine almak ona mı düştü?

Mesela sen neden kızacağımı düşünüp de böyle bir şeye mani olmuyorsun Ömer?

Ya neyine mani olacağım?

Çocukların ihtiyacı olmuş, kapıya gelmişler.

Kıvılcım da eve almış. Ne var bunda? Kötü bir niyeti yok ki.

Yok, tabii ki kötü bir niyeti yok da

böyle bizi çiğnemiş oluyor ama.

-Yani. -Olacak iş mi?

Nursema'yla Firaz'ın o evde kalması nispet yapar gibi.

Olacak iş değil tabii normalde.

Normalde arkalarında durması gereken aileleri var.

Bize mi düşmüş bu? Haklısın yani.

Neyse.

Metehan nasıl?

İyi, Metehan ne yapsın?

-Yeni otelde çalışıyor. -Hıh.

Maşallah.

O da çok çalışkan olacak. Sizlere çekmiş.

İşte bak, bir başka mesele de bu. Ne işi var ayak altında?

Şirkette aslanlar gibi işi var. Yeni yeni adetler Ömer.

Ya çocuk işi öğrenmek istiyor.

Her şeye sıfırdan başlamak istiyorum dedi. Mutfağına girmek istiyorum dedi.

Ben de saygı duydum. Başla dedim. Ne var bunda?

Ayrıca senin otele gitmene gerek yok ki.

İşler zaten kendi halinde ilerliyor güzel güzel.

Otele gitmezsen Metehan da ayak altında olmaz böylece.

Ben onun iyiliği için söyledim.

Abi, bu ara sen kimin iyiliği için bir şey söylüyorsan yanlış anlaşılabilir.

Aman diyeyim.

Sen biraz sinirlisin, anlıyorum.

Ama yengemle, senin tavrının faturasını lütfen bize kesme.

Yok, yok Ömer. Ondan değil de...

Abin seni en yakını görüp böyle dert yanıyor işte.

Neyse, ben kalkayım artık.

-Daha yeni geldin, otursaydın. -Rahatsız olmayın.

Sonra yine gelirim yenge. Yabancı yer değil.

-Hadi bakalım. -Olur mu canım öyle şey?

Geçireyim ben seni.

Oğlum.

-Oo, kimleri görüyorum. Annem, hoş geldin. -Hoş bulduk canım oğlum benim.

Seni böyle işinin başında görmek ne güzel.

Artık böyle, alışacaksın.

-Abi, hoş geldin. -Maşallah.

-Hoş bulduk. Bu ne şıklık Metehancığım ya? -Sen de öylesin. Bunlar ne abi?

Bunlar Kayhan abinden sana hayırlı olsun hediyesi.

Damat kiti?

Damat kiti ya.

Bak, bu damat kitlerini bir ikram edersin artık

bu hatırı sayılır müşterilerine, değil mi Leman, he?

-E, tabii, verir benim oğlum, verir. -Ya belki alan olur, he? İsteyen olur.

Onları yönlendirirsin Metehancığım.

Tabii abi, orası bende, karışma sen.

Merhabalar.

-Hoş geldiniz. -Hoş bulduk efendim.

-Merhaba. -Merhaba.

Nasılsınız?

Hamdolsun. İyiyiz.

-Sizi sormalı. -Ben de iyiyim. Çok teşekkür ederim.

Metehan, ben çıkıyorum. Biraz işlerim var. Otel sende.

-Tamamdır. Gözünüz arkada kalmasın. -Okay, anlaştık.

İyi günler size de.

-İyi günler. -İyi günler. İyi günler efendim.

Ben de size oteli gezdireyim. Hadi bakalım.

Hadi, gezdir bakalım oğlum.

-Müsait miydin Defne? -Buyurun.

Gelin.

Selamünaleyküm.

Hoş geldiniz.

Selamlar. Merhabalar.

Annemle Kayhan abiye atölyeyi bir göstereyim dedim.

Merhaba güzel kızım. Nasılsın?

İyiyim. Sağ olun. Siz?

Hamdolsun. İyiyiz biz de.

Oğlum, bunlar ne?

-Ne bunlar anne? -Tövbe estağfurullah. Tövbe. Put bunlar.

Günah bizde oğlum.

Ne günah?

Putlar kızım, bizde günah.

Allah'a şirk koşmak demek.

Nasıl yani?

Anne, anneciğim, Defne seramik sanatçısı öncelikle.

Bunlar da put değil, melek figürlü seramikler.

Bak bakayım, puta benzer bir tarafı var mı? Yok.

Put falan karıştırma şimdi. Rica ediyorum.

Azrail gibi düşün Leman.

-Abi, sen de yardımcı ol, kurban olayım. -Tövbe tövbe.

-Ne yapıyorsun? -Yok oğlum.

Bunların olduğu yerde bereket olmaz.

Bak güzel kızım.

Gerçek melekler küser, dükkanına uğramazlar.

Sen böyle başka bir şey yapsan, ha?

Ne bileyim, çiçek yap, kelebek yap, güneş yap, olmaz mı?

Anne, abi, otelin diğer kısımlarını göstereyim mi size, he, ne dersiniz?

Göster oğlum, göster. Göster.

-İyi madem, göster. -Kolay gelsin.

-Kolay gelsin. -Sağ olun.

-Kusura bakma. -Bye bye.

Ne oldu?

Bir hatun gelecek diye sabahtan beri oturamadın.

Bakalım ananın karşısına nasıl birini çıkarıyorsun?

Çok hanım hanımcık bir arkadaşım gelecek anacığım.

Eminim çok seveceksin.

Heh, geldi.

-Hoş geldin. -Allah...

Alayım onu.

Şöyle.

Ay bir heyecan da var.

Selamünaleyküm.

Hoş geldin kızım. Haluk, terlik ver.

Ay, yok, yok, benim terliğim var yanımda.

Terliğimi getirdim.

Evi ev yapan terliktir bana göre. Ay ben de terlik kadınıyım da.

Terlik bu mu?

Ateş ediyor, değil mi?

Ee, siz çalışıyor muydunuz?

Ay, ben yıllarca çok çalıştım anacığım.

Emekli anacığım, emekli.

Evet, emekliyim bir yerde.

Çok emek verdim.

Maşallah. Nereden emekli oldunuz?

Şimdi nasıl tarif edeyim ben onu bilemedim.

Ay tam da dilimin ucunda da gelmedi.

Biçki dikiş.

Evet.

Katina'nın

elinde makası, kesemez.

Ah, kesemez.

Kim?

Bizim mahallede vardı bir terzi, ondan el aldım ben.

Şimdi büyükleri anmadan hiç olmuyor.

Hatır almak önemli tabii.

Tabii.

Tabii, tabii.

Siz de böyle oğlanla yıllardır dip dibe, değil mi?

Allah ayırmasın.

Ayırmaz kızım, sen merak etme.

Hı.

Sizin aranıza giren yandı tabii.

Kolayca kimse girmez aramıza.

Senin valide dişli çıktı.

Seni kimseye vermez bıyıklım, söyleyeyim.

Ben size lokum getirmiştim.

İftardan sonra yersiniz, ağzınız tatlansın.

Ay, hiç sevmem.

Dişime, damağıma yapışıyor. Sevmem ben lokum falan.

Anladım ben onu.

Ne iyi ettiler de geldiler, değil mi?

İyi oldu gerçekten.

Nursema, sen de mutlu olmuşsundur onları gördüğüne.

Ya olmaz mıyım? O kadar sevindim ki.

Baktım.

Hayırdır?

Selamünaleyküm Kıvılcım Hanım. Ben Nursema'yla Firaz'a bakmıştım ama...

Geç. İçerdeler.

Böyle geç istersen.

Ben hiç oturmayayım. Sağ olun.

Gökhan?

Senin ne işin var ya burada?

Kim bu çocuk?

Öpeyim efendim.

Nasılsınız?

-İyiyim. Sağ olun. -Ben sana sonra anlatırım anneciğim.

Hayırdır?

Sizi almaya geldim.

Nasıl yani?

Annen yolladı işte oğlum. Anlasana.

Bu arada size de çok teşekkür etti. Arayacaktır zaten.

Teşekkürlük bir şey yok.

Ne diyorsun?

Biz size daha fazla rahatsızlık vermeyelim.

Annen çağırmış. Herhalde affetti. Gidelim.

Çocuklar, biz sizinle burada çok mutluyuz. Keyfimiz yerinde.

Ama sizin canınız ne isterse o olsun tabii.

Biliyoruz.

Her şey için de çok teşekkür ederiz ama hep böyle olmaz ki.

-O yüzden gidelim biz. -Teklif var, ısrar yok.

Şey yapalım o zaman.

Tamam. Ben eşyalarımızı toparlayayım.

O zaman ben dışarıdayım. Teşekkürler. İyi günler.

Şş, şş, otur.

Benim gözüm bu çocuğu hiç tutmadı.

Vallahi Sönmez anne, aramızda kalsın. Benim de hiç gözüm tutmadı.

Ama sen merak etme. Ben yolda onun icabına bakarım.

Bak, bak.

Garip bir tip.

Hayatım, iyi misin sen?

İyiyim. İyiyim hayatım.

Ne bileyim, bir durgunsun sabahtan beri.

Hasta falan olmayacaksın, değil mi? Bakayım.

Yok ya. Bir şeyim yok.

Tamam. İyiyim.

Ay, sen beni şöyle bir köşede indirsene ya Fatih.

Alacağım birkaç bir şey var. Hem yürürüm eve biraz. Açılırım.

Hayatım, olmaz öyle. Ben de geleyim seninle.

Yok. Hiç gerek yok.

-Ben hallederim. Sen hiç yorulma. -Peki, sen bilirsin.

Bana haber ver ama.

Tamam.

-Dikkat et. -Tamam. Haberleşiriz.

Tamam canım.

Ne yapacağım ben ya?

Nakit avans çekeceğim. Başka yolu yok.

Of... Tabii o da kabul olursa.

Heh. Alo? Meral Hanım, kusura bakmayın. Rahatsız ediyorum ama aramam gerekti.

Ya ben paranın tamamını bulamadım.

Şimdilik bir 20.000 lirasını ödesem,

geri kalanını hafta başı ödesem size olur mu, hı?

İşlem başlatmayın, lütfen.

Doğa Hanım, bunu üstlerime bildirmek zorundayım.

-Bizim banka bu konuda çok sıkıdır. -Anladım.

Peki o zaman.

Teşekkür ederim.

Ne yapacağım ben ya? Ne yapacağım ben?

Allah kahretsin.

Hah.

Ne oldu?

Gördünüz mü Nursema'yı?

Gördük.

Ne durumda?

Yani, gayet iyi.

Çocuk da yanında mı?

Yanında tabii anne, kocası ya.

Al işte.

Sığıntı gibi öyle el alemin evinde.

Yeter Pembe Hanım. Sürekli aynı konuları konuşmayalım.

O zaman size dedikodu vereyim.

Kıvılcım Hanım'la Ömer amcamın erkek çocukları oluyor.

Evet ya.

Allah sağlıkla kucaklarına almayı nasip etsin.

-Amin. -Amin.

Kim?

İşle ilgili.

-Anne, Mustafa'm, ben bir Apo'ma bakayım. -Ben de geleyim.

Yok, sen şimdi uyandırırsın. Uyanık olursa haber vereceğim sana.

İyi bari.

Peki, nasıl geçiyor günün?

Nasıl geçsin işte. Ev hali, gelen giden.

Ben bilmiyorum vallahi o ev halini.

Ben malum, otel hali.

Telefonuma çok güzel evler geldi ama hepsine bakamadım.

Biraz inceleyip sana göndereceğim. Hangisini istiyorsan tutarız.

Bir de ev açıyor kadına. Ah baba, ah!

Bugün seni göremeyecek miyim şimdi?

Bilmem ama sen her an beni görebilecekmiş gibi yaşa.

Oldu paşam. Başka?

Tek arzum seninle mutlu yaşamak Işıl.

-Kızım, ne yapıyorsun burada? -Anne!

Kapatmam lazım.

Aa.

Ne oluyor ya?

Şey, babama bakmaya geldim bir ihtiyacı var mı diye.

Ah Nilay, ah!

Hayırdır siz?

Ana kız kapı mı dinliyorsunuz?

Merak etme baba. Annem bir şey duymadı.

Aa, sen bir şey mi duydun?

Ben de bir şey duymadım. Yeter artık. Üstüme gelip durmayın.

Var bunda bir haller ama dur bakalım, çıkar kokusu.

Yüz verme şuna.

Yangından beri şımarta şımarta tepemize çıkardınız.

Ben buna haddini bildireceğim.

Tamam, tamam. Sen dert etme. İşinle, gücünle ilgilen.

Ben bunların hepsine yeterim. Merak etme.

Densiz.

Hadi, hadi. Tamam.

Eşarbın bizim sponsordan mı?

Bilmem.

Erkek arkadaşım almış. Barışma hediyesi.

Uzun bir beraberliğin ardından üzücü bir olayla ayrılmıştık.

Ama bak, bu ev bana uğurlu geldi. Barıştık.

-Ay, ne kadar güzel. -Senin adına çok sevindim.

Benim yayın yaptığım programın sponsoru bu marka.

Şaka. Ay tesadüfe bak.

Kıvılcım, biz seninle aynıyız ya.

Ne kadar benziyoruz, farkında mısın?

Ben şu rezonans kanununa iyice inanmaya başladım.

İnsan aynı insanı çekiyor.

Biz o kadar çok tersine insan çektik ki biraz da aynılarını çekelim.

-Ömer Bey yok mu? -Yok, bugün ev kalabalıktı biraz.

Akşam buluşacağım onunla.

Müjdeli bir haber vereceğim.

Bizim bebeğin cinsiyeti belli oldu da heyecanlıyım biraz.

Ne diyorsun? Söylesene hemen.

Oğlumuz oluyor.

Oğlunuz olacak?

-Erkek? -Evet.

Oğlun olacak senin.

Harika bir haber.

Harika bir haber bu.

Neyse, ben gideyim artık.

Evde erkek arkadaşım bekliyor.

Onu da tanımak isteriz.

Aslında gel dedim ama rahatsız etmek istemedi.

İlk fırsatta tanıştırırım.

-Çok selamlar. Bekleriz en kısa zamanda. -Tabii, görüşürüz.

Anneciğim, ben sana söylemeyi unuttum bugün.

Sabah Asude Hanım aradı. Bir program çekecekmişiz de

oraya gideceğim, kusura bakma.

Bak, yalnızca ben unutmuyorum demek ki.

Anne...

E, burada çekmeyecek misiniz?

Çekimi farklı bir yerde yapacağız bu sefer.

Çekimden sonra eve gelirim ama sonra Ömer'le buluşurum.

-Peki ne olacak bu programda? -Hani geçen gün reklamını görmüştük ya.

Kadın girişimciliğini destekleyen bir projeyi duyuracağım.

Yani, artık ayrıntıları programda izlersin.

Senin bayılacağın şeyler.

He.

-E, hadi bakalım, kolay gelsin. -Tamam, ben hazırlanayım bir anneciğim.

Bir de oğlu olacakmış.

Bir de oğlu olacakmış ya.

Benim bir oda dolusu erkek bebek kıyafetim var.

Ya benim bir oda dolusu erkek bebek kıyafetim var.

Bunun oğlu olacakmış!

Benim bebeğim doğmadı.

Bununki doğacakmış.

Bu nasıl adalet ya?

Bu nasıl adalet?

Hulki, bak, bunda senin de hatan var.

Beni bu kadına ezdiriyorsun.

Kadın beni taklit ediyor, görmüyor musun ya?

Saçları benim gibi, kıyafetleri benim gibi, görmüyor musun?

Aa, dur bakalım.

Nilay neler paylaşmış.

Allah Allah.

Alo, Asude Hanım?

Nilaycığım, merhaba, nasılsın?

İyiyim, teşekkür ederim. Siz nasılsınız?

Ben de çok iyiyim, teşekkür ederim. Seni şunun için aradım.

Demin paylaşımlarımıza bakıyordum, senin profiline de girdim

ama bir şey göremedim, video falan çekemedin mi canım?

Eğer desteğe ihtiyacın varsa şirketten birilerini yönlendireyim sana.

Asude Hanım, ben de tam bana verdiğiniz ürünlere bakıyordum.

Size dürüst olacağım.

Sizin yanınızdan çok mutlu ayrıldım ve gerçekten bu işe çok heves ettim.

Evet, ben de öyle düşündüm. Sorun ne o zaman?

Sorun babam.

Babam kesinlikle sizinle çalışmamı istemiyor.

Abdullah Bey mi?

Evet.

Olsun hayatım, sen canını sıkma.

Önemli değil.

Bana verdiğiniz hediyeleri Zülkar'la geri gönderebilirim isterseniz.

Aşk olsun, olur mu öyle şey? Hepsi senin. Güzel günlerde kullan.

Teşekkür ederim, hayırlı günler.

İyi günler.

Öyle mi Abdullah Bey?

Ben de sana benimle uğraşmanın ne demek olduğunu göstereceğim.

Ama zamanı gelince.

Dur bakalım.

Kızım, gel.

Bak, böyle boyayacaksın, al.

Okay.

Let's go.

-It's time! -Alayım mı babam?

Hop, hop, hop, hop, hop, hop, hop. Aman, aman.

-Hoş geldin. -Hoş buldum.

Ee, bir şey almamışsın.

Bulamadım.

Bulamadın, anladım.

Anladım.

Merak ettim.

Ne zamandan beri bana yalan söylüyorsun?

Ne yalanı?

Karttan çektiğin nakit avansın mesajı geldi Doğa.

Biz bunu konuştuk, değil mi?

Bu ara dikkat etmemiz gerektiğini söyledik.

Yani, bu ne? Neden bu kadar önemli bir koltuk?

Bana yalan söyleyecek kadar.

Bir koltuk ya, oturuluyor ya.

-Çektiğim para da yetmedi zaten. -Bu yüzünün ifadesi yetmediği için mi?

Bana yalan söylediğin için de değil yani.

Doğa, hemen yarın gidip o parayı yatırıyorsun.

Koltuğu moltuğu da unut, yok.

Delirtme beni ya, yeter.

-Fatih... -Tek kelime daha etme.

Bu neyin hırsı Doğa? Neyin hırsı bu?

Kusura bakma.

Ben yarını ödeyeceğim, tamam mı?

Çok haklısın.

Tamam, ben de böyle davranmak istemiyorum

ama bir konuşalım, bir şey yapmadan haberleşelim.

Gizli gizli olmaz ki Doğa.

Tamam.

Ne güzel görünüyorsunuz.

-Hoş geldiniz. -Hoş bulduk.

-O sizin güzelliğiniz. -Çok teşekkür ederim.

Bize ve markamıza programınızda yer verdiğiniz için çok teşekkür ederiz.

Umarım benim hikayem de birçok kadına ilham olur.

Kadınların iş gücüne katılmasını sağlayan bu projeyi duyduğumda

elbette kayıtsız kalamazdım.

Size ne ikram edelim? Latte, Espresso, cappuccino?

Latte çok güzel olur. Hatta kayıt yaparken içeriz.

-Tabii, hemen getiriyorum. -Teşekkürler.

Çok teşekkürler.

-Hazırsak başlayabiliriz. -Hazırız.

Evet.

Herkese yeniden merhaba.

Bugün size evimden değil, çok özel bir yerden sesleniyorum.

Şahane bir kadın var yanımda.

Eminim hikayesiyle bütün kadınlara ilham olacak.

Hiç sözü uzatmadan size dönüyorum. Nedir Kadının İşi, Gücü Projesi?

Toplumda bayilik erkeklere özgü bir iştir, algısı olduğunu hepimiz görüyoruz.

Bu proje tabuları yıkarak

kadınları başarılı birer girişimci haline getirmeyi amaçlıyor.

Kendi işinin sahibi olmak isteyen kadınlara

maddi, manevi, her türlü desteği sunuyor.

Ne tür destek bunlar?

Mağaza lokasyonu bulma, eğitimler, reklam,

mağaza dekorasyonu gibi pek çok konuda destek alabiliyoruz.

Şahane bir şey bu.

Ben hep kendi işimi kurmak istedim ama hiç cesaret edemedim.

Bu projenin imkanları sayesinde hayallerimi gerçekleştirebildim.

Ve bugün Türkiye'nin dört bir yanında

benim gibi bayi olmuş 100'den fazla kadın arkadaşım var.

Ne güzel.

Kadınların iş hayatına atılması ülkemiz için çok umut verici bir durum.

Bütün seyircilerimiz adına size çok teşekkür ediyoruz.

Unutmayalım ki kadının işi, gücü.

Evet, kaçakları eve getirdim.

Benim görevim bittiyse sizi baş başa bırakayım.

Aynen.

Kaç sen Gökhan, kurtar kendini.

Hâlâ sululuk yapmaya yüzün var.

Oğlum, öp annenin elini.

Ben odamdayım.

Özledim kız seni.

Hayırlı günler Asude Hanım.

Hayırlı günler.

Oturun şöyle.

Sizi eve aldım ama kızgınlığım geçtiğinden değil.

El aleme daha fazla rezil olmayalım diye.

Biz rezil olunacak bir şey yapmadık anneciğim.

Asude Hanım, bilmeden sizi üzdüysek özür dileriz.

Sanırım oğlunuzun ilk evliliğiyle ilgili böyle bir hayal kurmamıştınız.

Böyle bir hayal kurmadığım kesin.

Odanızı hazırlattım.

Gidin, dinlenin.

Akşam iftarda konuşuruz.

Teşekkür ederiz, izninizle.

Şşt, şşt.

Sağ ol.

Öteki kadın olmak zorunda olduğum için seni çok iyi tanıyorum.

Boyu devrilsin.

Aldatıyor karısını. Pislik.

Senin başına gelse ne yaparsın anne?

Geldi ya kızım. Soruya bak.

Bir daha gelse diyorum.

Mezarımı kazarsınız artık benim.

Bir şey söyle bana ya! Burada deliriyorum, görmüyor musun sen?

Yok, baban akıllandı artık.

Bir daha öyle şey olmaz. Aldı dersini o.

Annem, Sevtap abla geldi.

-Aa. -Aa, haberim yoktu geleceğinden.

-Hadi, durdur şunu da sonra seyrederiz. -Ne izliyordunuz?

Aman, aldatmakla ilgili bir film. Evlerden ırak.

Aman, aman, Allah korusun.

Ay Zülkar, ben kimseye hık diyemem. Bu kadın bunu taşıyamaz.

Ölür, vebali bana kalır.

O yüzden Nilay, kurban olayım, ağzını sıkı tut, tamam mı?

Allah'ım, sabır ver bana ya. Of.

Allah'ım, dizi gibi hayatlar yaşıyoruz.

-Ay Sevtap, hoş geldin. -Pembe Hanım, hoş bulduk.

İyisiniz inşallah.

Anneciğim, hoş geldin. Ne bu halin? Türbeye mi gittin, camiye mi?

Hanım hanımcık olmuşsun.

Yok ayol.

Haluk'un annesiyle tanıştım da...

Aa, niyetiniz ciddi sizin.

Yani, seviyeli bir arkadaşlık içindeyiz diyelim.

Ee, sizi sormalı. İyisiniz inşallah?

İyiyiz çok şükür.

Rabb'ime hamdü senalar olsun.

Böyle Edi'yle Büdü yan yanayız işte.

Maşallah, maşallah. Allah ağzınızın tadını bozmasın.

-Amin. -Amin.

Ee anne?

Haluk'un annesi nasıl bir tip? Anlat biraz.

Ay, evlerden ırak.

Aa, rahatsız mı?

Hı, kafası biraz kırık.

Yani, hani yıllardır yapışmış çocuğuna.

Bırakmıyor, böyle yapış yapış yaşıyorlar. Beter bir şey ya. Hiç yüzü de gülmüyor.

Haluk'un niye evlenmediği belli oldu.

-Kaç yaşında ki? -80 üstüdür herhalde.

Ben bir iki görmüştüm.

Ama iyi bir 80. Öyle hemen gidici değil.

-Aman kızım, Allah uzun ömür versin. -Tövbe estağfurullah.

-Olsun, siz kendinizi sevdirirsiniz. -Ya da nefret ettirir.

Bizimkinin arası yok, değil mi?

Ay, *** yesin.

Ay, pardon, ağzımdan kaçtı.

Biz bizeyiz diye.

Biz bizeyken de öyle konuşmayız.

Evet, siz hep "Maşallah, inşallah." Ama o da bir konuşma tarzı.

Neyse anneciğim, iftar saati geliyor.

Ben bir hazırlıklara bakayım.

Hı.

Kızlar, sizi baş başa bırakıyorum. Akşam gelince kaynatırız.

-Hadi kaç sen, kaç. -Tamam, hadi öptüm.

Bu da beni iyicene bunak belledi.

Başıma bir asker dikmeden hiçbir yere gidemiyor.

Aa, aşk olsun teyzeciğim, ben zaten görmeye gelecektim seni.

E, anlat bakalım, sen nereden geliyorsun böyle heyecan içinde?

Kimse sana demans falan demesin, cin gibisin teyze, cin.

Senin bu halini anlamamak için beyinsiz olmak lazım.

Söyle bakayım, nasıl biri? İyi mi?

Çok, çok iyi biri teyze.

Bir de böyle güler yüzlü, kibar, en önemlisi çok pozitif biri.

Hani böyle, böyle kaygılı biri değil yani.

Aa, parası var yani, zengin.

-Teyze ya! -Ne var kızım?

Ne yapacağız yüzü güzel dağ armudunu?

Ne?

Teyze!

Yani, tamam, hali vakti yerinde ama inan umurumda olan şey bu değil.

Benim umurumda olan şeyler, beni kırmasın,

güzel davransın, karşılıklı kıymet bilelim istiyorum.

Bak, bütün bunlar önemli.

Ama para da önemli.

Bir de bonkör olması.

Bak Ömer'e, cebinde akrep var.

Ay teyze, sen çok fenasın ya.

Nereden çıktı o?

Geçen gün çok parasızım demiş.

-Ömer? -Kızımı ev alacağım diye kandırdı.

Teyzeciğim, canım benim, sen hiç takılma bunlara.

Boş ver.

Meyve soyayım mı?

Soy bakalım.

Ne bu? Eve hoş geldin ziyafeti mi?

Ben iftar sofralarına her zaman özen gösteririm, bilirsin.

Bilirim.

Ellerinize sağlık.

Ben yapmadım ama afiyet olsun.

Öyle, öyle. Ben annemin yumurta kırdığını bile bilmem.

Abartma istersen. Canım isterse yaparım.

Benim önceliklerim her zaman başka şeyler oldu.

Pembe Hanım gibi ev kadını olmayı tercih etmedim.

Annem yemek yapmayı sever.

Ben de severim.

Aa, ne güzel.

Hazır işin gücün de yokken mutfağa yardım edersin.

Senin yaptığın yemekleri yeriz bundan sonra.

Memnuniyetle.

İş bulana kadar benim için de büyük bir keyif olur Asude Hanım.

Yani, çalışmayı düşünüyorsun, öyle mi?

Firaz'ın öyle bir niyeti yok da.

-Sen şaşırttın. -Anneciğim, sakin.

Daha yeni açtık gözümüzü.

Yarın işimin başındayım, merak etme.

Hangi iş?

-Yeni bir işe mi girdin? -O ne demek?

Sen şirkete elini kolunu sallayarak gireceğini mi zannediyorsun?

Asude Hanım, süründürme de bir şans ver.

Asker gibi çalışacağız diyorum.

Çalışır, çalışır.

Artık evli barklı adam, ev geçindirecek.

İyi o zaman.

Ama bu son şansın.

Doğru değerlendirirsen iyi edersin.

Şirkete gelir çalışırsın.

Haluk'la aynı maaşı alırsın.

Uyar mı?

Uyar.

Haluk'la aynı maaş da uyar.

Gelir çalışırım.

Hiç merak etme. Hadi afiyet olsun.

Hayırdır yeğenim ya? Yüzünden düşen bir parça.

Keyfim yok Zülkar. Bugün Asude Hanım ile konuştum.

-İşle ilgili bir sıkıntı mı var? -İş mi var ortada?

Herkes benim iş hayatına atılmama karşı, biliyorsun.

Abdullah babam izin vermediği için Asude Hanım'a çalışamayacağımızı söyledim.

Çocukluk hayallerim yine suya düştü. İş kadını olamadım.

Asma suratını Nilay.

Bir kapı kapanır, bir kapı açılır.

Hem ben seni çocukluk hayalleri kurduğun zamana

nasıl götüreceğimi çok iyi biliyorum.

Nasıl?

Al şu bayram şekerinden at ağzına bir tane.

Aa, bayram şekeri! Babaannemin evinde en sevdiğim şeydi bu.

Ya Nilay, sen de böyle renkli kağıtları gözüne tutup

dünyaya toz pembe bakar mıydın?

Ay vallahi hep.

E gel şimdi de bakalım Nilay. Boş ver sıkıntısını, tasasını.

-Çocukluğumuza gitmeyelim mi? -Gidelim vallahi.

Hatta gittiğimiz yerden mümkünse bir süre dönmeyelim.

Nerede o eski bayramlar demeyecek misin?

Ay şekerin tadını alır almaz içimden dedim vallahi.

Hatta şimdiden bayram mesajlarımı hazırlamaya başlayayım.

Hazırla, hazırla sen.

Bir tane atayım şundan.

Hadi çocukluğumuza dönme zamanı.

-Ya çok güzel değil mi balık? -Çok.

Sana benim bu akşam çok güzel bir sürprizim var.

Ben de bu yüzümde güller aşmasının sebebini kendime yormuştum.

Beni gördün diye düşündüm ama...

Tabii ki yüzümde güller açmasının sebebi sensin.

Ama aynı zamanda bugün çok güzel bir haber aldım ben.

Ne haberi Kıvılcım?

Bu saate kadar da bana söylemedin, ha?

İnan ki çok zor dayandım.

Hayatım, söyler misin? Merak ediyorum.

Bu senin.

Aç.

Çorap mı aldın?

Ben Doğa'ya ilk hamile olduğumu öğrendiğimde

ultrasonda bana erkek demişlerdi.

O heyecanla çıkıp ona bu patikleri almıştım.

Sonra kız olduğunu öğrendim.

Bunları da bir gün oğlum olursa

o giyer diye sakladım.

Yani, öyle cinsiyetçi bir yerden değil.

Tamamen hissi.

Kıvılcım...

...sen bana ne demeye çalışıyorsun şimdi?

Bir oğlumuz oluyor Ömer.

Oğlumuz mu oluyor yani?

Evet, bir oğlun oluyor.

Sen beni dünyanın en mutlu adamı yaptın.

Sen de beni dünyanın en sulu göz kadını yaptın.

Otur hadi yoksa daha fazla ağlayacağım şimdi.

Oh...

Annemin kusuruna bakma, olur mu?

O böyle gardını yavaş yavaş indirir.

Birkaç güne bu halinden eser kalmaz onun.

Sen merak etme.

Ben alışkınım kendi annemden.

İdmanlıyım yani.

Sana o kadar hayranım ki.

Hiçbir şeyi sorun etmemene,

umudun hep bir yerden yeşermesine.

Ben de sana.

Firaz,

annen iş demişken aklıma geldi.

Daha önce de konuşmuştuk ya.

Bizim otelde

bir dükkanda ben de hatlarımı satsam nasıl olur sence?

Aklını severim kız senin.

Olur, çok güzel olur.

Ama...

...Mösyö Gardiyan Abdullah Bey Baba bu duruma ne der bilmiyorum.

İzin verir mi?

Babamdan izin istemeyeceğim.

Amcamdan yardım isteyeceğim.

İyi fikir.

Ama bir problemimiz daha var, biliyorsun.

Defne.

Sen sorun etmiyorsan benlik hiç problem yok.

Defne zaten makul bir insan.

Aramızda bir şey de geçmedi.

Hatta belki arkadaş bile olursunuz.

Cık.

O kadar da değil.

Ben durmam gereken yeri bilirim.

Hanımım ne derse o.

Ah Mericiğim ya, kusura bakma, seni de esir ettim burada.

-Çok teşekkür ederim. -Ay ne kusuru canım benim ya?

Teyzemi de çok özlemişim zaten. Bir güzel hasret giderdik.

Zaten Alev'e de Hayat abla bakıyor.

-Teyzem de uyudu biraz önce. -İyi bari.

Sen anlat. Haberler sende. Siz ne yaptınız?

Ömer'e müjdeyi verdim.

Sen bilmiyorsun tabii.

Biz cinsiyeti öğrendik Meri.

Oğlumuz oluyor.

Ay Kıvılcım, ne diyorsun?

Ağlama, ay ne olur.

Bak, zaten benim gözyaşım asker gibi bekliyor şurada.

Ne olur yapma, tamam.

Yok, ağlamayacağım, yok. Toparladım kendimi.

Sende ne var ne yok.

Kıvılcım.

Ben de galiba gönlümü kaptırdım, biliyor musun?

Bak, bu Özkan çok dürüst, çok efendi biri.

Böyle ağırbaşlı, oturaklı, olgun.

Yani, bugün bir sıkıntı yaşadı.

Böyle bir nakit trafiğiyle ilgili.

Ben zorla para verdim adama.

Asla almak istemedi, biliyor musun? Bak başkası olsa üstüne atlar normalde.

Meri ne alaka ya? Ne parası şimdi durduk yerde?

Daha dün bir, bugün iki.

Hayır hayır, öyle düşündüğün gibi bir şey değil.

Vallahi, yani gerçekten bir sorun oldu.

O an bir nakde ihtiyacı oldu, bana söylemedi zaten.

Ben kendim o konuşurken duydum, yardım edeyim dedim.

-[gerilim müziği devam eder] -Sebep?

-Ay, başladı yine baş öğretmen. -Ya başlarım Meri.

Ne kadar verdin?

Ay celallenme hemen Kıvılcım.

İki.

İki ne?

Milyon.

Ya Meri, inanmıyorum sana! Ya sen kafayı mı yedin?

Sen milyoner misin?

Ay benim param da tesadüfen bugün bozulmuştu.

Hepsini mi verdin?

Bütün param değil. Yani, bir kısmı.

Ama bak Kıvılcım, Özkan için iki milyon para değil zaten.

Adamın yatı ayrı katı ayrı.

Ya sen bu adamın nesisin Meri?

Daha dün tanıdığı kadından para alan adamdan ne olur?

Bir ilişkiye bu kadar para meselesinin erkenden girmesi hiç iyi bir şey değil.

Kıvılcım, ben artık birine güvenmek istiyorum ya.

Ben artık birine teslim olmak istiyorum ve bak, bu kişi Özkan.

Göreceksin bak, Özkan o.

Umarım Mericiğim. Umarım öyledir.

Hadi gideyim ben artık.

Hayat abla çok uzun baktı Alev'e, içim rahat değil.

Tamam canım benim. Çok teşekkür ederim tekrar ya.

Ay ne demek canım benim.

Kıvılcım.

Seninle de şu Işıl mevzusunu konuşamadık.

Yok Meri, hiç konuşmayalım.

Ben bir şey gördüm, görmemiş olayım.

Sen de bir şey duydun, duymamış ol.

O ailenin kaosundan uzak duralım ne olur.

Ay sen zaten bu gebeş halinle bunları düşünme. Çok haklısın.

-Hadi. -Canım benim, hadi gel geçireyim seni.

-Oğlum, gel. -Babacığım, iyi akşamlar. N'aber?

Gel, gel.

-Sana çok güzel bir haberim var. -Aa, hayırdır inşallah?

Otur.

Bebeğimizin cinsiyeti belli oldu.

Erkek oluyor.

İyi, çok iyi.

Sevindim, çok iyiymiş.

Sen kız mı istiyordun yoksa?

Ya yok canım, Allah'tan sağlıklısını isterim ben. Ne isteyeceğim?

Sevindim.

Ben otelde çok yoruldum baba ya, bir duş alıp uyuyacağım.

İyi geceler.

Ee?

Ne dedikodu yaptınız valide hanımla benim hakkımda? Anlat azıcık.

Benim annem dedikodu yapmaz.

Ay, daha dakika bir, gol bir! Benim anam bir melek moduna geçme sakın.

Ay, yasak mı canım soru sormak?

Ben zaten çözdüm Cevriye'yi.

O cin gibi böyle gözler fıldır fıldır onun.

Böyle ilk bakışta datayı toplamıştır o.

Ben bilmem data mata.

Niyetimin ciddi olduğunu anlasın istedim, çıkardım seni karşısına.

Yani, senin niyetin ciddi olsa ne olacak?

O kadın hayatta oğlunu kimseye vermez.

Sen sevdirirsin kendini. Ben sana güveniyorum.

Biraz mesai yapmam gerekecek.

Değmez mi?

Değer tabii be bıyıklım. Süper Mario'm benim.

-O kim? -Var ya Süper Mario. Bıyıklı tesisatçı.

Size mi tamire geliyor?

He, bize tamire geliyor.

Ay azıcık genel kültürlen be Haluk. Ay!

Sen annemin gönlünü kazan, ben kültürlenirim.

Tamam, anlaştık. Yerim o bıyıkları.

Ömerlerin de oğlu oluyormuş.

Sevinmişsinizdir.

Duyduk, sevindik tabii.

Abdullah Bey, aslında bir arayıp tebrik mi etsen?

Dün de öyle yok yere gerildiniz.

Biz şirkette görüşürüz onunla.

Neden gerildiniz baba?

Kıvılcım Hanım'ın işgüzarlıkları işte.

Şey, haberiniz yoktur sizin ama Asude Hanım dün eve almış onları.

Hı.

Öyle mi?

Aa, ne zaman?

Dün.

Tabii almayıp da ne yapacaktı?

Öyle el alemin evinde sığıntı gibi olur mu?

Ben biliyordum zaten alacağını.

O yüzden mi bu kadar rahattın anneciğim?

Kızım, ne çektiğimi bir ben bilirim, bir Allah bilir.

Seni evladınla sınamasın güzel Rabb'im.

Amin anneciğim.

Hadi Mustafa, biz kalkalım.

Oturun canım biraz, ne bu iş aşkı?

Pembe Hanım, iş beklemez.

Bunca senelik karımsın, hâlâ öğrenemedin mi?

Geçireyim o zaman.

Yok yok, siz rahatsız olmayın, biz çıkarız. Hadi.

Anneciğim, bak sana ne diyeceğim.

Bugün hava çok güzel.

Dışarı çıkıp biraz gezeriz. Hem yeni otele de gideriz, ne dersin?

Olur, gidelim. Metehan da oradaymış. Hem onu da görürüz.

Hem de biraz hava almış oluruz.

Hadi Meri, sen de gel.

Vallahi ben bugün Alev topumla kalayım Pembe Hanım.

-Size iyi eğlenceler. -İyi, sen bilirsin.

Gidelim hadi.

Abi, nasılsın?

Teşekkürler Nursema. Günaydın.

Günaydın gardiyan.

Nursema, babanın kesin emri var. Katiyen görüşmek istemiyor.

Yok, yok, merak etmeyin. Abdullah Bey'e gelmedik.

Ben şirketteki işime geri döndüm.

Öyle mi? Haberim yoktu.

İyi, öğrenmiş oldun Yusuf abi.

Benim bu şirkette hissem var.

Nursema Hanım benim eşim.

Artık kimse giriş çıkışımızı sorgulamazsa çok sevinirim.

Abi, sen merak etme, biz babama gelmedik.

Amcamla görüşeceğiz.

Peki Nursema.

-Hayırlı günler. -İyi günler.

Gel.

Selamünaleyküm.

Aleykümselam çocuklar. Nursema, hoş geldiniz.

Amcacığım, rahatsız ettik.

Ya ne rahatsızlığı, deli misiniz?

-Abi, nasılsın? -Sağ olasın Firaz.

Hadi gözünüz aydın, af çıktı, he?

Yarı af yani.

-Hâlâ giriş çıkışımıza babam takık. -Aynen. Yusuf demin biraz bıkbıklandı.

O da zamanla yumuşar çocuklar, merak etmeyin. Geçin oturun hadi.

Geçin bakalım. Özledim vallahi sizi.

Amca, çok fazla vaktini almayalım biz senin.

Ben bir konuda senden yardım istemeye geldim.

Söyle tabii Nursema.

Malum çalışmam gerekiyor.

Biz de Firaz'la şey diye düşündük.

Bu yeni otelde benim de bir dükkanım olsa, hatlarımı satsam.

Bizim yeni otelde diyorsun, ha?

Vallahi bence iyi düşünmüşsün.

Metehan da orada. Birbirinize göz kulak olursunuz. Niye olmasın?

Peki sen bana ön ayak olur musun? Şimdi ben babamla konuşmayayım.

Tabii ki olurum Nursema.

Kira mesele değil. Abi, benim maaştan kesebiliriz.

Şakacı bir çocuksun ya.

Ne kirası Allah aşkına? Sizden para mı alacağım ben?

Olur mu öyle şey?

Yok amca, öyle olmaz. Bizimkiler laf etmesin.

Biz kiramızı öderiz.

Aynen.

Diyorsunuz. İyi, temsili bir şeyler yazarız.

Olur. Sen hatlarını bir an önce ayarla, getir hepsini.

Tamam, çok teşekkür ederim. Allah razı olsun amca.

Senden de.

-Kalkalım mı hayatım? -Gidelim.

Bir şey içseydiniz diyeceğim ama malum oruçluyuz.

-Peki. -Görüşürüz amca.

-Nursema, görüşürüz. -Abi, görüşürüz.

Hadi, görüşürüz. Sağ olasın.

Nursema amcamla görüşeceğim dedi.

Öbürü de şirkete geri dönmüş.

Ne konuşacakmış Ömer'le?

Bir şey demedi efendim.

Tekrar işe başlayacağım diye tutturmasın da.

Gel.

Hah! İyi insan lafının üstüne... Hoş geldin, buyur.

Ne yapıyordun Yusuf? Bülteni mi veriyordun?

Estağfurullah Ömer Bey. Ben işimi yapıyordum sadece.

Tamam, sen çıkabilirsin. Ben devam edeyim.

Gözümüz aydın. Oğlun oluyormuş.

Eyvallah abi. Sağ ol.

Allah tamamına erdirsin.

Amin inşallah.

Para mı istiyor Nursema?

Ya yok abi, ne parası ya?

Firaz da, Nursema da inan ki öyle insanlar değiller.

Para filan istedikleri yok. Bir kuruş istemediler.

Sadece Nursema çalışmak istiyor.

Başladık işte.

Abi, karışmayayım diyorum da.

Bak, sen Nursema'ya sırtını döndün diye

gitti Asude'nin evine sığınmak zorunda kaldı.

Firaz geldi işe döndü.

Sen merak etme, annesi onun iplerini bırakmaz.

Ne yapsınlar abi? Varlık içinde yokluk mu çeksin çocuklar?

Çeksinler. Ölmezler, merak etme.

Bak abi, en çok sen üzülürsün. Yapma gözünü seveyim.

Ya çalışsın kız. Parasını kazansın. Kendini ezdirmesin o kadına.

Hem gayet güzel bir fikri var Nursema'nın.

Neymiş?

Bizim yeni oteldeki boş dükkanda yaptığı hatları satmak istiyor.

Al işte! Al işte!

Herkes otele doluştu! Oh!

Abi, herkesin bizim yeni otele gitmesinden sen niye bu kadar rahatsızsın ya?

Yani, herkesten kastın Metehan mı yoksa?

Ömer, oğlum, alınganlığın lüzumu yok.

Hiç sırası değil.

Bir sürü otelimiz var ama nedense herkes yeni otelde.

Şimdi Nursema da gidecek. Oh!

Ne var ki bunda ya? Bunlar bizim çocuklarımız.

Otel de bizim. Gitsin çalışsınlar.

-Hem ben Nursema'ya izin verdim. -Bana sormadan.

Kusura bakma abi, ben de onun amcasıyım ya.

Gelmiş kız bana sığınmış.

Benden yardım istemiş.

Kusura bakma yani. Arkamı dönemezdim ona.

Hem ben sana haber vermeye geldim, izin istemeye değil.

Kirasını ödeyecekler.

Ayrıcalık yapmak yok, tamam?

Yok, yok, Nursema, Allah var, ayrıcalık falan istemedi.

Kira da teklif etti.

Bir de gurur yapıyor, öyle mi?

Ömer, seni iyi bilirim.

Sen onlara o parayı ödetmezsin.

Sakın yapma bak. Aramız bozulur, tamam?

Abi, lütfen benim işime karışma.

Bak, Nursema senin ne kadar kızınsa benim de yeğenim.

Karışmıyorum, tamam. Tamam.

Yarın öbür gün aynı şey senin başına gelirse o zaman bir konuşuruz tekrar.

Tamam?

Aynı şey benim başıma gelse ben çocuğumu sokağa atmam.

Her zaman bir açık kapı bırakırım.

Abi, dünyanın bin bir türlü hali var.

Tekrar eve geri dönebilsin çocuk.

Ne var bunda?

Ben odamdayım abi, olur mu?

Bu da Kıvılcım'la otura kalka iyice sapıttı.

Ne yazıyor orada ya?

"Teşekkür ederim hayatımın kadını."

Ay ben seni yerim ya, yerim.

Hadi bakalım.

-Efendim Mericiğim? -Kıvılcım, ben sana ne dedim?

Ne dedin?

Ben sana birine çok güvenmek istiyorum dedim ya,

işte o adam bu adam Kıvılcım.

Ne yapmış biliyor musun?

Ona yolladığım parayı şak geri yatırmış.

Ay çok sevindim Meri.

Yani bir daha böyle işlere girme ne olur.

Ben senin iyiliğin için söylüyorum ya, üzülmeni istemiyorum.

Biliyorum, biliyorum da zaten Özkan'ın da öyle paraya pula ihtiyacı yok, biliyorsun.

O an öyle bir sıkışıklık oldu, çözdük diyelim.

İyi canım benim, çok sevindim. İçim de çok rahatladı.

İyi hadi, öpüyorum seni çok, görüşürüz.

Tamam, öpüyorum ben de.

-Nedir bu para lafı? -Ay yok bir şey anneciğim, öylesine.

Ben her şeyi unutuyorum diye mi anlatmıyorsun?

Anne, ne alakası var?

E anlat o zaman.

Bu Özkan vardı ya, Meri'nin görüştüğü adam.

-Meri'den para istemiş, bizimki de vermiş. -Hı!

Ayol kocası değil, bir şeyi değil.

Manyak mı bizim kız?

Ben de dedim, daha dün bir bugün iki. Neyse adam geri ödemiş parayı.

Ha iyi.

Yani, ani bir sıkışıklık olmuş, Meri'ye öyle demiş.

Kıvılcım, sen bu adamı, Özkan'ı biraz sevmedin, değil mi?

Yani, bir kötülüğünü görmedim anne açıkçası.

İyi, candan, sevecen, misafirperver.

Ee, o zaman?

Yani bilmiyorum, birini gördüğünde ilk böyle bir his olur ya.

Ve o his hep doğru çıkar.

Yanılıyorumdur belki de, yani his benimkisi.

Beni de çok kale almamak lazım şimdi.

Kıvılcım, bugün bebeğe alışverişe çıkalım mı?

Anneciğim daha erken, şöyle bir yedi sekiz aylık olsun.

Kızım, ben yedi, sekiz ay daha yaşayacak mıyım?

Anneciğim ya, bak sen böyle konuştuğun zaman ben çok üzülüyorum.

Dünyaya kazık çakacak hâlim yok herhalde.

İyi, tamam, hadi peki, gidelim.

Hadi.

Kalk o zaman hadi.

Aa, hoş geldiniz.

Geleceğinizden haberim yoktu.

Kendi otelimize gelirken haber mi vermeliydik?

Haklısınız tabii.

Hangi rüzgâr attı sizi buraya?

Öyle gezmeye diye çıktık, Nilay'ın aklına geldi de bir hava alalım dedi.

Çok iyi yapmışsınız.

Yengem, hoş geldiniz.

Oğlum, sana da hayırlı olsun.

Teşekkür ederim.

Hoş bulduk Metehan.

-Nasılsın yenge, kolun nasıl oldu? -Daha iyiyim, sağ ol.

Otursanıza.

-Oturalım. -Hadi gel sen de.

Pembe Hanım, bu ne hoşluk, bu ne güzellik böyle.

Ay sağ ol.

Vallahi öyle işte her zamanki hâlim.

Siz her zaman çok bakımlısınız zaten.

Umarım ben de sizin yaşınıza geldiğimde böyle olurum.

Olursun tabii, niye olmayasın?

Benim özel bir şey yaptığım yok, öyle hiç krem bile sürmem yüzüme.

Hep beyaz sabunla yıkarım.

Genleriniz iyi demek ki.

Öyle tabii. Yengem bakımlıdır.

Anneciğim, bence otele daha sık gelmeliyiz.

Baksana, Işıl Hanım seni çok seviyor.

Ben de onu severim.

Ay sağ olsun, saygıda da bana hiç kusur etmezsin.

Hı hı. Çok saygılı.

Tabii.

Başımın üstünde yeriniz var.

Aa, anne ablamlar geldi.

Annen bize bakıyor.

Görüyorum.

Yalnız bıçaklayacak gibi bakıyor.

Aa, ne işi var burada onların?

Asude Hanım'ın evinde değiller miydi? Burada mı kalıyorlar yoksa?

Ay yok hayır, burada kalmıyorlar.

Tamam, gidelim, selamımızı verelim.

Allah'ın selamını alırsa alır, almazsa da onun ayıbı.

Selam.

Hayırlı günler.

Hoş geldiniz.

Selamünaleyküm.

Aleykümselam.

Siz Asude Hanım'ın evine geçmemiş miydiniz?

Doğru Pembe Hanım, annem vicdanlı çıktı.

Aynı performansı sizden de bekliyoruz.

Bizden bir beklentiniz olmasın.

Ama burada olduğunuza göre herhalde var.

Yok, yok.

Dükkan varmış boş, ona bakmaya geldik.

Ne yapacaksın boş dükkanı?

Hatlarımı satacağım, çalışacağım.

Sen evlendin, yuvanı kurdun, otellerde mi çalışacaksın?

Aynen, otellerde çalışacağım.

Pembe Hanım, yani otelde çalışmanın kötü bir tarafı yok.

Bakın ben varım, Defne var, onun da dükkanı var hatta burada.

Sonuçlar ortada.

-Nilay! -Ablacığım, konu senlik değil.

Babandan izin aldın mı sen?

Amcamdan izin aldım.

Pembe Hanım, biz kirasını ödeyip otelde bir dükkan açacağız.

Sizden bir şey istemiyoruz.

Bana bak, benimle doğru konuş.

Ben yanlış bir şey söylediğimi düşünmüyorum.

Sizden para da dilenmiyoruz.

Günün sonunda unutmayın ki bu otelde benim de ortaklığım var.

Ee, acaba siz benim ağaç kovuğundan falan çıktığımı mı düşünüyorsunuz?

Tamam Firaz, tamam.

Bence de tamam, yeter artık.

Ne haliniz varsa görün.

Hadi kalk Nilay.

Kusura bakmayın.

Biz yine geleceğiz, merak etmeyin.

Bu neydi öyle ya? İyi misin Nursema?

İyiyim, iyiyim. Alışkınım ben.

Ah canım benim ya.

Hiç moral bozmaya gerek yok. Ben size dükkanı göstereyim.

-Hadi. -Böyle buyurun.

Ne ucuz insanlar bunlar böyle ya!

Iy!

Buyursunlar.

Siz bakın, bir şey olursa haber verirsiniz.

Eyvallah.

Ne diyorsun güzelim? İyi bence.

Güzel, çok güzel. Yani, olur burası.

Tamam.

Sen okay'sen gidip alalım mı hatlarını bugün?

Firaz, inşallah bir pürüz çıkmaz.

Yok, yok, niye çıksın?

Şey, amcan halleder hem oraları.

Doğru söylüyorsun, çok şükür.

Hadi mi?

Hadi.

Hayırlı günler.

Merhaba.

Kolay gelsin.

Size de.

Hayatım, ben bir tuvalete gideceğim, sonra çıkalım, olur mu?

Tamam, ben bekliyorum.

Ne yapıyorsun meleklerin anası?

İyi kızkaçıran.

Sen ne yapıyorsun?

İyi be Defne.

İşte iş güç, sorumluluk, evlilik falan.

Kolaylıklar gelsin.

Sağ ol.

Bu arada çok sevindim sizin adınıza. Tebrik ederim.

Vallahi?

Teşekkür ederim.

Şş, doğru söyle, ben gittikten sonra arabesk rap parçalarla

heykellerine halel getirmiyorsun, değil mi?

Sen çok komik bir çocuksun Firaz ya.

Ben bu gülme aşamasına gelene kadar ne kadar gözyaşı döktüm, biliyor musun?

İyi, aman, hep gül.

Dostuz, değil mi?

-Her zaman. -Sağ ol Defne.

Hayatım, çıkabiliriz.

Karım çıkış yapıyor.

İyi günler.

-İyi günler. -İyi günler.

Deli çocuk.

Işıl?

Ne yapmaya çalışıyor bu insanlar Abdullah?

Hayırdır, ne oldu, ne oluyor?

Anlamazdan gelme lütfen.

Ya gelinin tutmuş Pembe Hanım'ın elini, geçmiş karşıma bana meydan okuyor.

Nursema desen oteldeki dükkana geliyor.

Hayır, tüm bunlar beni sindirmek için mi?

Ben zaten içinde olduğum durumdan ne kadar mutsuzum, sen bilmiyor musun?

Işılcığım, mutsuz olacak bir şey yok.

O benden korkar.

Bir şey söylemeye cesaret edemez, merak etme.

Bana hiç öyle gelmedi.

Aklıevvel olandan korkacaksın.

Ya kız resmen patlamaya hazır bir el bombası.

Kimse senin canını sıkamaz.

Ben onu uyarırım, bir daha gelemez.

Nursema burada çalışmaya başlayınca iyice gelip gidemeyeceksin.

Bu hafta evi tutuyorum.

Birazcık sabır, bana güven. Her şey yoluna girecek.

Akşam gel lütfen. Sinirlerim çok bozuk.

Tamam, geleceğim.

Görüşürüz.

Ah Nilay!

Ah Nilay!

Ay bunlar çok şekerler.

Ay Kıvılcım, şuna bak fırfır.

Anneciğim, bu olmaz.

Neden?

Bebek erkek.

Aa!

Benim yine kafam karıştı.

Tamam, sorun değil.

Zaten çok da bir şey almayalım anne.

İki tane zıbın yeter şimdilik.

Peki.

Ay maşallah, sizinki de mi erkek?

Evet.

Allah bağışlasın.

Siz torun için mi alışverişe geldiniz?

Evet, bizimki de yolda.

-Aa! -Aa, hamile misiniz?

Evet.

-Kaç aylık? -Üç, yeni daha.

-Hadi hayırlısı. -Sağ olun.

Vallahi benim doğuma da çok az kaldı.

Kolaylıkla olsun.

Sağ olun.

Tüp bebek mi?

Yok, değil.

Yaşından dolayı böyle soruyorsunuz.

Ben de dedim, bu yaştan sonra niye başına iş açıyorsun dedim.

İyi cesaret vallahi.

Hadi anneciğim. İyi günler.

Sanki 80 yaşındayım.

Onlara ne?

Bunları da alıyoruz kızım.

Tabii ki, hepsi olacak, değil mi?

-Evet. -Evet.

Bana dediklerine bak.

Densiz.

-Ay bir şey mi oldu? -Densiz!

Ay yüzsüzler.

Nilay?

Anneciğim, ne olur sakin ol.

Ay bizim otelimizde.

Bizim otelimizde!

Eyvah!

Otelde Nursema'yla Firaz'ı gördük de.

Ha.

Sen ne sandın?

Hiçbir şey. Ben bir şey sanmadım.

Ben hayır ne münasebet dedim.

Yani, ne işleri var otelde gibi düşündüm.

Nursema Hanım oteldeki dükkanlardan birinde hatlarını satacakmış.

Tabii babası olmadan bir iş yapamaz çünkü!

Allah'ım! Asude Hanım da bunlara kuruş koklatmıyordur.

Ben de koklatmam.

O at hırsızı kılıklı Firaz da bana had bildirmeye kalkıyor.

Anası kılıklı. Hadsiz.

Siz görürsünüz.

Anne!

Sakın peşimden gelme.

Eyvah! Kıyamet kopacak.

Ya Nilay deme öyle, ağzından yel alsın ya.

Hadi.

Hatlarını satacakmış.

Sat bakalım! Kaça satacaksın acaba?

Kaça satacaksın? Sat bakalım!

Satacakmış.

Sat bakalım.

-Aa! -Aa!

- Dıgıdık dıgıdık! Gel! -Aa, bu ne?

Bu ne? Bu ne? Bu ne? Koştun!

Hey, bu ne kızım?

-Aa! Ne? Yok. -İstemiyor musun?

Bugün erken gelmene çok sevindim.

Özledim sizi.

Fatih.

Benim seninle bir şey konuşmam lazım.

Söyle canım.

Şuna bir bakayım da.

Bak, bak, kesin kargodur.

Buyurun.

İyi günler. Doğa Ünal?

Buyurun benim.

Hakkınızda icra takibi başlatılacak.

Bilgilendirmeye geldik.

Ne?

Nasıl? Nasıl yani?

Ben bankacımı arasam olur mu?

Bir yardımı dokunur mu?

Dur, dur, dur!

Merhabalar, buyurun?

Fatih...

Ne oluyor?

Eşinizin banka borcuna istinaden icra takibi başlatılacak.

Bilgilendirmeye geldik beyefendi.

Ah Doğa! Ah Doğa!

Tamam.

Peki nedir bu işin seyri, prosedürü? Ben şirket avukatıma yönlendireyim.

Olur.

Ay, o Firaz'ın diklenmelerini görecektin.

Kim yüz veriyor bunlara?

Ömer.

Versin. Versin bakalım.

Hat mat satamayacak orada o.

Kırsın dizini, otursun Asude Hanım'ın dizinin dibinde.

Belki o zaman benim kıymetimi anlar.

Nasıl engel olacaksın anne?

Kim bu ya?

Ay vallahi hiç kalkamayacağım, dizlerim ağrıyor.

Hayat baksın, Zülkar'dır zaten, bahçeyi yıkıyordu.

Sizin ne işiniz var burada?

Sakın el öpmeye falan kalkmayın, ben Asude Hanım değilim.

El öpmeye falan gelmedik, ben hatlarımı alıp çıkacağım.

Hadi koş. Al hatlarını.

Hayatım, geliyorum ben.

Yalnız bu kadar stres kalbe zarar, yapmayın.

Oğlum, sende hiç utanma falan yok mu?

Densiz.

Nasıl?

Nasıl ya?

Nasıl ya?

Ay hayır.

Hayır. Hayır, hayır, hayır.

Hayır.

Bebeklerim.

Benim bebeklerim bunlar.

Nasıl ya?

Nasıl ya?

Ben yaptım bunları. Nasıl ya?

Nasıl ya?

Nasıl?

Nasıl ya?

Nasıl ya?

Delirecek misin ya?

Ben... Ben senin...

Ben senin evladın değil miyim ya?

Sen benim annem değil misin ya?

Bunlar benim emeklerim ya!

Ben yaptım, ben!

Yıllarca ben bunlara emek verdim.

Ne olmuş bunlara?

Ben kestim.

Anne, niye böyle bir şey yaptın?

Benim evimde olan şeye ne yapacağıma siz karışamazsınız.

Git kaynananın evinde yenilerini yap.

Sen benim annem değilsin artık.

Baba...

Siz benim ailem değilsiniz.

Bitti.

Bitti!

Bitti.

Bitti.

Ya anne, neden böyle bir şey yaparsın? Neden?

Sen çıldırdın mı? Bu nedir ya?

Anne, yazık kıza.

Az bile yaptım!

Karışmayın bana! Az bile yaptım! Karışmayın!

Nursema.

Nursema, ne olur ağlama.

Tamam, bak, yeniden yapacaksın.

En baştan başlayacağız. Söz veriyorum, ben senin yanındayım.

Ne istiyorsan, elinden ne geliyorsa.

Benim emeklerim gitti.

Ben yıllarca onları yapmak için ne emekler harcadım.

Hepsi çöp oldu gitti.

Ya ben onun evladı değil miyim ya?

Nursema bak, bu acı seni daha da güçlendirecek.

Ya sen olağanüstü bir sanatçısın.

Gerçekten.

Sana yemin ediyorum, o dükkanı açacağız Nursema.

Ne olursa olsun o dükkanı açacağız. Söz.

Hiçbir şey istemiyorum.

Hiçbir şeye hevesim kalmadı.

Bana bak.

Bana bak.

Yok öyle bir şey.

Anladın mı beni?

Onların istediği şey senin vazgeçmen. Sen vazgeçmeyeceksin Nursema.

Bana bak, bana bak Nursema. Bana bak.

Ağlama.

Her son yeni bir başlangıç zaten.

Bana bak, ağlama.

Hatlarını mı yırttılar?

Yeniden yapacaksın.

Daha güzellerini yapacaksın.

Ben seni çok seviyorum.

Ben de seni seviyorum.

Anne, bu sefer çok ileri gittin. Kızın nasıl canı yandı.

Anneyim ben.

Benim de canım yanıyor. Biraz da beni düşünün!

Hah, bak geldi.

Daha diyeceği bitmedi demek ki!

-Pembe Hanım! -Ne diyecek acaba?

-Anne! -Yahu dur, Allah aşkına!

Bıktım ya!

Aa!

Bismillah.

Hayırlı akşamlar.

Oğlum?

Bu ne hal?

Fatih, ne işiniz var?

Biz eve döndük anne.

Ne?

Evinize hoş geldiniz.

Baba.

Bugün çok kötü bir şey oldu.

Hayırdır, ne oldu?

Nasıl söyleyeceğim?

Bizim eve icra geldi.

Benim de ödeyebilecek durumum yok tabii.

Benim haberim de yoktu. Doğa kredi çekmiş.

Evi de teminat göstermiş.

Öyle olunca tabii eve icra geldi.

Baba, ne yapacağım ben ya?

Hiç param da yok.

Beni bu durumdan bir kurtarsan, bir yardımcı olsan bana?

Fatih, bunun olacağı belliydi. Seni elli kere uyarmadım mı?

Biliyorum baba da işte, olan olmuş.

-Size bir şartla yardımcı olabilirim. -Tamam, tamam baba. Tabii ki.

Ne istiyorsan yaparım. Yeter ki beni bu borç batağından kurtar.

Evinizi boşaltacaksınız,

bizim eve taşınacaksınız tekrar, ben de borcunuzu kapatacağım.

Maaşınızla geçinmeyi, ayağınızı yorganınıza göre uzatmayı öğreneceksiniz.

Karından da o kartı alacaksın, bundan sonra çöp bile almayacak.

Aile sizin yüzünüzden birbirine girdi Fatih.

Baba, ben bunu Doğa'ya nasıl söylerim şimdi?

O da bilememiş. Yani, yoksa yapar mı?

O zaman borcunu ödersin.

Seçim senin Fatih.

Doğru kararı verdin Fatih.

Abdullah Bey, ne oluyor?

Evlerine icra gelmiş.

Yalı elden gitti yani, ha?

Babam borcu ödedi.

Ev artık şirketin.

Boşuna dememişler.

Adamı rezil eden de vezir eden de karısıdır diye.

Kızım, ben sana bu cümleyi daha önce kurdum, değil mi?

Ama sen beni dikkate almadın.

At gibi giden it gibi döner.

Bizi beğenmiyordun ama yine buradasın.

Hadi bakalım.

Geçin içeri.

Hadi.

Geçin.

Bak, bir de bu var. Bu da çok güzel.

Altında bir de bunun pantolonuna baksana.

Tatlılığına bakar mısın?

Ah! Ay!

Ne oldu hayatım, iyi misin?

Yok canım, iyiyim.

Biraz sancım var sanki.

Geç, otur hayatım şöyle.

Yok, yok, iyiyim.

Annemle birlikte çıkınca kasıyorum herhalde kendimi, yoruldum da biraz.

Hayatım, biraz dinlen, ayakta durma, tamam mı?

-Bir su getireyim sana, hadi. -İyiyim canım, merak etme sen.

Oh!

Oh!

Madem geriliyorsun, niye tek başına gidiyorsun Kıvılcım ya?

İnsan arar.

Ara, birlikte gidelim.

♪ Seni tanıdığım gün ♪

♪ Ömrümün en güzel günüdür ♪

♪ Saçların hoyrat dağların ♪

Kıvılcım.

♪ En asi gülüdür ♪

Kıvılcım.

♪ Senden çocuğum olsun istiyorum ♪

♪ Gözleri senin gibi baksın ♪

Kıvılcım, ne oldu sana?

Kıvılcım, ne oldu sana?

İyi misin?

♪ Özü sözü bir aynı benim gibi ♪

♪ Biraz deli tıpkı senin gibi ♪

♪ Her sözüyle aşkımız gibi ♪

♪ Eritsin kara kışları ♪

Be-- Bebek...

Bebek...

♪ Görenlerin içini yaksın bakışları ♪

Bebek...

♪ Biraz deli tıpkı senin gibi ♪

♪ Her sözüyle aşkımız gibi ♪

♪ Eritsin kara kışları ♪

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.