All language subtitles for Kral ve Ben - B01-Damien Chazelle ve Müzikal

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English Download
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian Download
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

Merhaba arkadaslar, yanimda Türkiye'nin en iyi kurgucusu var

Bizim memleketimizde bir bölge var, Karadağ bölgesi

Herkes kendi kendine şey hitap ediyor; Kralim Benim, Prensim Benim

Masada hiç kimse basit insanlarla oturmaz

Çelik Krali. Futbol Krali Sen o masada-

ne diye oturuyordun? Beni işte-

hesap ödemek için.

Kralim benim mi dicen? Kralim.

Kralim yeter. Kurgucularin Krali ile bugün beraberiz

Mustafa Presheva ile beraberiz. Ayla'nin kurgucusu.

Ayla'nın ve Müslim'in kurgucusuyla

Damie Chazelle ve Müzikal.

''Müzikal sevmiyorum hocam.''

Müzikal mi sevmiyorsun? Ben de sevmem Ben de sevmem, bye bye.

Müzikalden neden nefret ediyorum ben sana söyliyim çünkü, Türkiye'de-

müzikal kültürü yok, ha tiyatro varmis.

Yedi kocali hürmüz falan filan. Ezel'in yaptiği di mi?

Onu sen kurguladin di mi? Ben kurguladim ama film, bak dünyada

en iyi müzakl hangisidir? Singin' in the Rain baba ya

''I'm singin in the rain''

Yok o, ya, parçalardan hiç bahsetmiyorum

filmin içinde sessiz döneminden sesli dönemine

geçen tarihi anlatiyor.

Orasi çok komik yani, orasi iyidir yani.

My fair Lady de olabilir.

Deseydin işte The Sound of Music, Julie Andrews böyle

dadi geliyo gitarli bir dadi

Evet hep aklima şu geliyor

Müzikal daha çok, Amerika'ya ait bir

tür. Kriz döneminde 1920lerden

ama 20lere de büyük risk

Eski sesiz film yani gençler eskiden sesiz filmler de vardi

haberiniz olsun. İnanilmaz ama öyle İnanmicaksiniz ama

Titanic'ten baslamiyor bu sinema tarihi.

Ses ilk ciktigi anda ilk cekilen şey müzikaldi.

Al Jolson, film komple sessizdi. Daha doğrusu-

diyalog yoktu. Sebebi de şu, mikrofonlar o zaman şu-

vaziyetteydi. Eşyalarin arkasina saklamasi gerekiyorlardi.

Yani böyle şey bakarak ama mikrofon şurada duruyor

Ondan sonra 'Talkies' filmler basladi birden bire

Ve sinema öldü diye bir şey vardir. Sinema öldü-

sebebi de söyliyim

Bütün sinema sahneleri konuşan sahneler

Neredeyse tiyatroya benziyordu. Çünkü

mikrofon sakli bir yerde ve bütün ekip

mikrofonun etrafinda toplaniyor o zamanlar yaka mikrofonlar

gibi şey yoktu. Yaka mikrofonumuz var

Kimildamiyor kimse yani çok statik olduğunu

fark ettiler.

Dediler ki millet yeterince eğlenmiyor olabilir, eski

hareketli halini getirelim. Sanatcilari stüdyoya cagirip

Playback yapiyorlar, müzik şarki bilmem ne

ondan sonra-

Godfather. Godfather değil oğlum

Müzikalden bahsediyoruz

İlk işte müzikaller

Ziegfeld Follies gibi bir şey sonra Fred Astaire sonra

Gene Kelly 1928den-

65e kadar. Son büyük müzikal

Hair mi? Bob Fosse'un All that jazz ve

Güzel filmdir. Cabaret de daha doğrusu, o da

74 Ben severim ya Bob Fosse'u. Zamanina göre çok-

ileri gelir o bana. Bob Fosse çok iyi çünkü kendisi dansci

Modern dansci. All that jazz'de nonlineerdi ya-

kurgu.Ya canim adam uçurum kafaydi yani

Bu uçurum kafalar hep genç oluyorlar

Bu da 40 yaşlarinda şey gitti yani. Sinemada-

en iyi ölüm sahnesi; bunlar dans ediyorlar, Bye Bye Hapiness

Bye Bye loneliness

Son büyük müzikaller onlar.. Son büyük müzikaller onlar

Sonra 60larda bu durum bitti. 50 yil sonra

Damien Chazelle

beyefendi cikiyor ortaya

Ne diyim abi adami tanimiyorum.

Ama sen baya arastirdin, be filme uyuz oldum onu söyliyim

Sen uyuz oldun ben daha başta uyuz

oldum seyretmicem bu filmi dedim, müzikaller çoktan

Öldü Öldü diye, hee

Oraya geldik. İlk önce Damien Chazelle'den küçük bir not, adam

4 tane film çekti, 3 tane değil, 4. Whiplash,

La La Land ve First Man. Ondan önce bir tane bağimsiz-

film çekti.Onun adi da Man and Madeline

on the Park Bench. Bu film Chazelle'in

ilk filmitamamen bağimsiz sinemacinin filmi.

Yani videoyla çekilmiş ama siyah beyaz tarziyla

benzesin diye. Olay şu ki John Cassavetes'in

1959-60 yillarinda çektiği Shadows/Faces

filminin neredeyse kopyasi. Beni şaşirtan şu

komple bağimsiz sinema tarzindan 8 veya 9 yil

içinde adam komple main streamin

kadar girmiş. Tabii ki Harvard mezunu

Sinemayla alakasi yoktu. Demek ki

Harvard'dan akilli tipler cikiyor. Ali Kurmuş mesela

Harvard'dan iki tane daha sinemaci var. Ben Affleck ve Matt Damon da Harvardliydi

Yok ya Jason Bourne Harvardli miydi ya Evet

Ben CIA'de okudu zannediyordum. Yav s**** ya

ondan mi giriyoruz ya. *Çok afedersiniz sayin seyirciler*

Şu Whiplash birinci ciddi filmi yani

Biraz parasini buldu Kisa filmmiş o Potansiyeli görmüşler

biraz para eklemişler buldu yani parayi buldu, köşeyi döndü.

Reji acisindan büyük bir marifeti yok fakat

Müzikle alakasiz bir yönetmen bu filmi çekmezdi.

Davulcu. Davulcu kendisi. Sen hangi sahneyi hatirliyorsun Whiplash'ten

Hocanin zili atmasi. Zili atmasi. İyi filmlerin şöyle

bir şeysi var. Konu duygu ve background

bütülüğü yaratiyor.Arka plan yani

mekan tasarimi işik mimarligi vs vs

Küçük bir dünya ve iyi film seyrederken dişaridan

bilgilere ihtiyacin yok. Bu filmi okumak için

dişaridan bir şeyler bilmem gerekiyor gibi bir durum yok yani

Şey seyrediyorum diyelim siyasal konu

Ha evet beş yil önce bunu şey yaziyolardi

gazeteler ya kime ne ya. Çok güzel bir şey söyledin.

İyi bir başyapitin kendine ait dünyasi var.

Film ne kadar kisa ve uzun olsa da olmasa da.

Herkesin anlayabilmesi lazim. Herkesin anlayabilmesi

lazim. Whiplash için de en önemli sahnelerden biri

aklimda o kaldi. Bir detay üstünde

Davul ve sanre. Merkez

orasi ve tiki tiki

o nonsenkronluktan dolayi

minicik bir gecikmeyle ilgili bir kriz yaratiyor orada

Hocasinin yakin planlari şu kadar adamin şu kadar

tokat atiyor falan mevzu çikiyor oradan. Davulculuk

aslinda bir kurguculuk gibi ya. Köprü yapiyorsun

yani geçiş falan filan. Kurguda bu geçişler yine önemli.

Bir süreden sonra

kurguda simetriyi bozmasi gerekiyor ara sira.

On the beat ya da biraz

Offset ama genel olarak iyi kurgu sadece

Cuts on the beat değil de yani beatlerin üstünde kesilenler

değil de yani içinde içindeki mizansen

enerjisi ve şeyi kulaniyor. Eisentein'in

metrik kurgu dediği şey oluyor o beatlere kesmek di mi

Metrik kurgu başka bir şeydir. Metrik kurgu şöyle bir şey var

Planlarin içeriği ne olursa olsun

Grafik olarak basit planlar olmasi gerekiyor. Gittikçe-

Kisaltiyorsun. Kisaltmaya

başlayinca tansiyon yükseltiyor. Sahnenin

mevzusu yoksa hatta filmin mevzusu yoksa sadece

bir ritimde tutuyorsun filmi, doğru ritimde tutuyorsun filmi

akiş buna denir ama problem şu ki; ritmden

ziyade bir şey hissettirmen lazim milete, çünkü millet yani

sinemadan cikinca ne seyrettiklerini unuturlar.

Davul çok ağir bir disiplin o yüzden fark ediyorsun

ya ben Mahsun Kirmizigül ile çaliştim adam 10 kare gecikme

fark ettiriyor şeyde, çekim sirasinda, tabi tabi

geliyorlar tipler, Zafer abi şuraya gir blmem ne bilmem ne

Bir tanesi şey geç kaldi abi minicik bir gecikme

hani gerçekten minicik, belki de kurguda atar. Yok

Stop. Müzik kafasi Sen nasil anladin Whiplash'in sonunu

Çocuk başarili oluyor. Çocuk başarili oluyori öyle mi anladin?

Ben şöyle bakiyorum yani ne anlatiyor bana bu film. Şimdi

Konusal olarak değil.Nereye varmaya çalişiyor, amaç ne

Whiplash'i şöyle okudum, insanin egosu, insani

durdurabiliyor. Egosu çok iyi bir şey değil. Hakaret

ediyo, bilmem ne- Usta - çirak ilişkisi Yüksek egon varsa

amacina ulaşamayabilirsin. Doğru, evet.

Yani bu- bunu belki söylemeye çalişiyor

Tabii ki başka bir şeyden bahsediyor

Disiplin, osu busu, disiplin olmazsa

çalişmazsan bir yere varamazsin falan filan yani. Sadece

şeyi takip etmiyor, Amerika'nin klasik şeyi, follow your dream

rüyadan vaz geçme. Konuya geldik esas konumuz

La La Lan uzun yillar sonra tekrar çekilen bir müzikal film.

Filmin içinde 4 tane kritik yer var.

Birincisi; kadin ve erkek tanişiyorlar.

Zaten bütün bu romantik komedilerin

ana kalibi bu, klişesi. Bot meets girl.

Erkek kizi buluyor, erkek kizi kaybediyor

Erkek kizi tekrar buluyor. Kafede mi tanisiyorlardi. Ya bir şeyler konuşuyorlar

Bla bla bla, cikiyorlar, kesintisiz bir.

geliyorlar geliyorlar

konuşmadan şarki söylemeye başliyorlar ve dans etmeye başliyorlar

Daha birbirlerini tanimazken. Tanimazken. O sahne bittikten sonra,

uzun, tek planla çekilmiş bir mizansen. Belli ki

haftalardir aylardir onu şey yaptilar.

Cünkü cok rahatlar, sahne bitti ciktilar kadrajdan.

Bir sonraki sahnede görüyorsun bu ilişki ileri gitmiş.

Birbirini tanimayan insanlar, dans sekans

işte üç dakika, tek plan, ondan sonra çat diye

bir birlerini cok iyi taniyorlar. Çok iyi, elipsis.

Neden- elipsisi değil. Müzikal ciktiği

yillarda sansürlük vardi Amerika'da. Öpüşme yasak

Bilmem ne..... yasak

şey yasak, dolayisiyla,

dans her zaman müzikalde, bunu unutma, dan her zaman duygu ve

cinselliği temsil ediyor. O dans ettikleri

zaman sevişmişler anlamina geliyor. Çok iyi.

Dolayisiyla biz şimdi dans etmeye başlasak yanliş anlarlar

Uzun planlarin şöyle bir etkisi var. Hiçbir film

gerçekle operate etmiyor.

Kurgu yaparak atlamalarla gidiyor. Ama jump cut demek değil.

Jump cut demek değil. Eksiltme. Boş zamanlara atacaksin

Uzun shot ile çektiğin anda

realiteyi çekiyorsun millete yani gerçek zamani

akmaya başliyor ve daha çok içeri giriyorsun. Birden bire sanki

haa olabiliyormuş. Halbu ki dizayn.

Halbu ki müzikaller en absürd ve sürrealist

bir tür. Evet.

Science fictiondan horrordan daha sürreal bir şeyler. Çünkü science fictionda

normal insanlar, ben ve sen

ne kadar normal görünüyorsak başimiza gelen

berbat daha korkunç oluyor. İnsan inanmak istiyor

bunlar gerçek falan. Fakat öyle bir insanlar var mi

dünyada birden bire konuşurken şarki söylüyorlar.

İkinci önemli noktasi, kiz ve erkek barda konuşuyor.

Kiz jazzdan nefret ediyor, erkek

jazz ne olduğunu buna anlatmaya çalişiyor.

Diyo ki, jazz için kalip diyorlar sıkıcı ve yorulmuş

bir mood olduğunu herkes düşünüyor, diyor adam.

jazzin özünü anlatiyor kiza.

Bak dedi şimdi saksafon çaliyor, saksafon bir solo çaliyor.

Fakat, trampetçinin başka bir fikri var. Ve şey diyor hani bu esas olarak

uykulu bir mod jazz temsil etmiyor

tam aksine bir çatişma var yani enstrümentallerin

kendi fikirleri iç içe

gelip de başka bir şey bir dialektik bir durum var, diye anlatiyor.

Ve şey diyo, jazz için öldü mü diyorlar

ama ben bir bar açicam içeride jazzi-

yaşaticam. Esas olarak şunu fark ettim, Jazzdan

bahsetmiyor. Müzikalden bahsediyor.

Müzikal türünden bahsediyor. Doğru. Bak oraya geldik.

Üçüncü çok önemli sahne benim

için bir kirilma noktasi var. Şimdi bunlar lay lay lom

yaşiyorlar, sevmişler birbirleri.Bir ara da adam

parasizliktan dolayi bir pop grubuna katiliyor

müzisyen olarak. Çok dandik bir şeyler çaliyorlar ama

büyük para, kiz konsere geldi adam çaldi

daha doğrusu çaldiği müzik türünden birazcik soğuyor.

Kiz, adami şundan dolayi beğendi, adamin bir vizyonu var

bir hayallerinin peşinde, hani var ya disney land

Hayalleri takip et. Oradaki

kullandiği

Reji tekniği ve kurgu tekniği çok enterasan. O saate kadar

hep uzun mizan planlarla

rehersal edilmiş planlarla geliyor. Konser başlayinca

birden bire statik kamera, quick cut

video kliplere ait bir estetiği

burada kesinlikle belki ben öyle görüyorum

yumuşak bir reji tarzindan, sert komple

dil değiştiriyor orada. Dil değiştirince kizin tepkisi

doğal gelmeye başliyor, çünkü garipleşiyor sahne ve kizin

geri çekilmesini görüyoruz. Ondan sonra ayriliyorlar.

Her romantik komedideki gibi tekrar kavuşmuyorlar.

Sanat sinemasinin şöyle bir şeyi var, eğer main stream sinemasinda

buluştular - ayrildilar - buluştular tekrarsa

bu buluştular ayrildilar, öyle abi.

Hayat böyledir. Orasi kendi mührünü

koyuyor. Ben bunu çok kolayci buluyorum.

Kolayci buluyorsun ama yani bir açik son her zaman

tercih edilen bir sistemdir. Sanat filminde

Zen perdesi gibi, Seyircilere

birakiyorsun.O boşluk seyirci

doldursun kendi hayal gücüyle

Ama açik son diyemeyiz La La Land'e La La Land-

açik son değil. Dördüncü çok önemli sahne

Esas olarak onlarin tekrar görüşme sahnesi.

Birbirlerini görüyorlar, bir müzikal partisi başliyor

keşke şöyle olsaydi ne olurdu.

Yani bir paralel gerçeklik. Bütün bu sekansin

esas olarak amaci şudur; biz neler neler geçirdik

yani geçmemişler olabilir yani

gerçek hayatta ama sanki

ruhundan geçmişler yani kendi ruhlarinin içinden

bütün bu olayi geçirmişler. Biz esas evlendik

hayatimiz şöyle oldu böyle oldu

çok mutlu olduk falan filan, sonra tekrar kesiyor

ama gerçek budur. Yoktuk.

Ama teşekkür ederiz, For everything(her şey için).

thank you for the fishes, balik için teşekkürler yani.

Ne diyor film? Benim için bu son sahne

esas olarak hani Titanic'te kadin

en son bu elmas çikartiyor Onu atiyor Atiyor-

ölüyor, ölümden sonra

son rüyasinda eski sevgilisiyle dans ediyor.

Buluşuyor. Orasi işte disney land noktasi.

Anlatabiliyor muyum, bu da ayni şey yani çünkü Oscar

kazanmak için bir şey hissettirmek

lazim. Social Network filmi var ya, Harika film

Harika film, zeki film, şimdi film zeki ama

az duygusal olduğu için vermiyorlar abi.

İlla bir şeyler his- Kubrick'e de hiç vermediler o da

Tabi tabi Kubrick'in başka- Hitchcock'a da

onlar da soğuktu çok. Tabi tabi e şeye de

vermediler, Scorsese de en son

bir yerde zorla

En dandik filme verdiler

Yani Raging Bull'a vermemişler, şeye verdiler onu.

Auteur olan insan kendi bakiş

açisina sahip olan insan, mainstream

kaliplardan çikmaya çalişiyor. Kendini yönetmen

olarak ispat etmeye çalişiyor. Hani karakterden hikaye

anlatmaktan ziyade

dişardan anlatiyor, bak ben anlatiyorum yani

karakterden girip anlatmiyorum. Auteur. Yok işte

Auteur'ün öyle bir egosu var, özleştirme yapmiyorum,

basit duygularla milleti şey

yapmicam, hitap etmicem. Sömürmücem. Evet

Ben bir şeyler göstericem, ben bir şey gösterdiğim

anda, Academy üyeleri işte o oy veren üyeler, bir şey hissetmedik ama

Falan Oscar vermiyorlar. Anlatabiliyor muyum?

Bir tane İran filmi var, çok ödül almis kisa film. Kisa mi?

Bir hoca geliyor tahataya 2 + 2 =5 yaziyor, çocuklar da şey diyorlar işte, hocam 5, o öyle değildir falan diyorlar, hayir diyor işte 2+2 5tir.

tekrarliyor tekrarliyor, 5tir 5tir. Bir çocuk şey diyor, hayir

değildir 4tür diyor. Nasil sen itiraz mi ediyorsun diyor

çikiyor dişari iki tane muhafiz gibi tiple geliyor

bu işte 2 + 2 = 4 diyo diyorlar

çocuğa gerçekten öyle mi diyorsun diyo, kalk tahtaya diyo

2 + 2 yaziyor eşittir yaz oraya kaç diyo

Çocuk bakiyo, 4 yaziyor

Muhafizlar böyle ellerini kaldiriyorlar,

çocuk ölüyor. Oscar almiş bu film, kisa film Oscar'i. Şimdi-

İranli film olmasaydi

Oscar alamazdi, bunlar yok İranlilar

hepsi terörist bak neler yapiyorlar millete 2 çarpi-

2 denen

çocuğu vuruyorlar, falan.

ya birak Allah'ini seversen, pis propaganda ya.

Fikir, fikir filmi bu. Fikir fimi de-

değil ya fikir mi bu ya. Yani bir fikir bir şey

fikra gibi bir şey. Okay tamam yani sonuçta bu-

Ama çok tutuyor böyle şeyler. Damien Chazelle'e ne-

diyorsun o zaman, nasil buraya geldi bu çocuk. Buraya geldi

çünkü ee...

bir kere Harvard'in bir

girişi var orada yani, bağlantisi var,

bir PR'cilik. Sence iyi bir yönetmen mi

Valla bir özel bir bakiş açisi var, tür içinde

Brian de Palma gibi mesela Scorsese gibi

tür filmleri içinde kendini bulmuş bir yönetmen.

Teknik açidan bahsetmiyoruz bakiş açisi biraz daha

farkli ve onu bir şekilde beceriyor. Bana çok

farkli gelmiyor ama. Teknik olarak farkli gelmiyor ama

adam kendisi senarist olduğu için filmler çok

şey bitmiyorlar, mutlu bitmiyorlar anlatabiliyor muyum,

yani disney lande bağla- Sonda hep bir ters yapiyor.

First Man'i nasil buldun. First Man çok mainstream

bir film. First Man'de bi özelliğini görmedim. Biyografik

filmler yaparken senaryodan çok

fazla, sağdan soldan kivrilma yapamazsin

yani çünkü sonuçta bu çok bilinen bir olay yani

Ahmet'in Mehmet'in hayati değil

adamin Neil Armstrong'un hayati. Dolayisiyla

şu eklemeye çalişiyo küçük kizin hikayesi

film şeyle bağlamiş bilezikle bağlamiş, bilmem ne duygusal ani falan

Ay'a gidiyor atiyor onu. He falan filan, ama

mesela Apollo 13 bi anlamda daha başarili bir film

onlardan hepsinden daha önce de The Right Stuff, Philip

Kaufman'in galiba çektiği 1984

diye bir film var yine ters pilotlarla ilgili, The

Right Stuff.Hollywood'un yönetmen seçme şeyini de

merak ediyorum ya, yani çocuk müzikten anliyor işte,

ilk film davulla ilgili, güzel. İkinci film

müzikal, okay, ama niye üçüncü

film First Man Mesela. Niye biliyor musun, adam

nasil başladi, parasiz bir filmde başladi, ikincisi

low budget(bütçe), ondan sonra daha büyük budget(bütçe), ondan sonra patlama

hiper büyük budget(bütçe). Sen yönetmen olarak

low budget çekmeye başladigin anda amacin ne, büyük

bütçeye ulaşmak. Öyle mi işte acaba? Öyle de işte sen

şey seviyorsun, ben fakir kalicam dibine kadar

hep fakir filmleri çekerim ama devrim

yaparim sinemada

Devrim yapan kimdir abi? Devrim yapan

Truffaut, Godard

verse verse lelouche ve herifler

Claude Lelouche'u çok severim. Lelouche-

Biliyodum biliyodum böyle yumuşak böyle

şeker- çok estetik bir herif ya. Çok

Ben Truffaut'u severim. Fransiz lisesinden La Nuit Americaine

Amerikan Gecesi - Truffaut, onu gençler

bitiyor mu? Godard'i sevmiyorum Ya Godard

kendine dolu bir o**** çocuğu yani

*Çok afedersiniz sayin seyirciler*

Manyak yani, enterasan bir manyak Yeteneksiz buluyorum ben.

Yok yetenksiz değil A Bout de Souffle çok kötüdür abi.

Yo, orada beş kere seyrettim uyudum. Dört

kere uyudum, sıkıcı film Bir yönetmenin stili yok mudur?

Bütçeden bağimiz olarak. Mesela Tarantino

bozmadi kendini o anlamda. Tarantino kendi özünden

bir şey çikmiyor. Tarantino'nun bütün çalişmalar

gerçek çok otantik bir şekilde senaryo

yaziyor, ama bütün çalişmalar genre yaslaniyor.

Ben de onu diyorum, bu çocukta o olmadi. Yani Genre

sinemasindan çikti şimdi onu diyorum. Genre sinemasindan çikti

hesabi şudur, sana 170 milyon

200 milyon şey yaparlarsa

ben genre sinemami çekicem- Nolan da ayni şey

Nolan da öyle. Nolan da telefon kulübesi, sonra Memento

sonra bilmem ne sonra birden bire Batmanler. Batmanler ne

özeliği var

Ama güzel Batmanler Ya tamam teknik olarak güzel

bak zanaatkar olarak bunlara hiçbir şey söylemiyoruz.

Ne var Dark Şövalye, anti hero yapmiş

Evet yani Anti hero yapmiş neden yapmiş, Auteur olarak

özdeşleştirme yapmak istemiyor sen batmanle

bir herif, anlatabiliyor muyum?

Jokerle özdeşleştiriyorsun adam insani olarak

Olay şudur, ben prodüktörüm, benim 200 milyon dolar var

Seni çağiriyorum bakalim hadi senaryomuz güzel.

Tamam, ben de Damien Chazelle'im Sen Damien Chazelle

Gel abi Damien, abisi Hi (merhaba), Nasilsin

Very good thanks (çok iyiyim, teşekkürler) Ee seni çağirdik yani bi lütfen

reji yaparmisin şu 200 milyon dolarlik filmimize.

Yeah

Ama çok fazla böyle tripler yapmican, jazz falan

sokmucan filme, Yeah, why not? (Evet, neden olmasin?)

Şimdi abicim, prodüktör parayi yatirdiği anda

projeye yatiriyor. Yani bu 200 milyonluk

dolar insana yatirmiyor, projeye yatiriyor, dolayisiyla

sen, ilker olarak, dur bir dakika ben orada

bir şey istiyorum, sanat filmi yapmak istiyorum

yok öyle şey. La La Land de öyle değil mi? La La Land de öyle

bir yere kadar çünkü- Müziği bildiği için Müizği

bildiği için seçilmiş. Sen Damien Chazelle'e iş verir misin? Müzikle

ilgili herhangi bir şey olursa tabi veririm yani, kötü bir

yönetmen değil. Mesela Müslüm'ü verir miydin? Evet

Türkiye'yi anlayamaz tabi de yani örnek olarak söylüyoruz.

Örnek olarak tabii ki. La La Land muhtemelen o yüzden

adama vermişler. Bir kere hot yönetmen, yani brand

yeni çikan yönetmen, yeni Nolan. Yeni Nolan

gibi bir durum olabilir de olmayabilir de, bence olmayacak

Çünkü Nolan

düşük bütçeyle, yani daha özel

filmlerle başlayip

mainstreame geçti şimdi kafayi uçtu. Parayi da bulmuş

Şimdi artik şey etkisi var,

Abi çok iyi bir fikrim var. Dunkirk

Dunkirk filmi tamam güzel bir filmdi. Ben Dunkirk

seyretmeden önce, Dunkirk ne olduğunu bilmiyordum

Charles Richards ile oturuyoruz, Amerikali kendisi, seyrediyor

o biliyo zaten konuyu , ilk aklima

gelen şu, senaryosuz film çekilir mi? Hemen

Sinan Çetin'e bağlaniyoruz

Ama-

Ama adam şey yani peşin şunu biliyor, herkes bu hikayeyi

biliyor zaten. Seviyesini aşmiş. Zanaat

olarak

Para olarak aşmiş yönetmenlere sıkıcı geliyor bunlar.

Yani normal sahne diyalog sahne çekmekten sıkılıyorlar

yani, şimdi daha uçurum ne yapabilirim

Bunlarin brand var, Nolan film çekiyor

Her taraftan para geliyor. Dolayisiyla istediği

şeyler çekebiliyor. Seni çağirsa- Dunkirk'ü çekmeye mi?

Dunkirk'ü çekmeye, sen napardin, bir dakika- Ben istemem derdim

arkadaşlar

arkadaşlar bir dakika Dünyada herkes bakiyor Damien Chazelle'in

Damien ne yapmiş falandan prepaid parasi

geldi zaten. Yani o şey her taraftan geldi yani.

Peki o zaman yönetmenlik nedir? Yönetmenlik diye bir şey yok aslinda

Hot, hot olacaksin Yönetmenlik bir kondüktörlüktür abi.

Kondüktör çok güzel söyledin. Ben de müdürlük diyorum. Müdürlük değil abi

Director zaten müdür demektir. Ya orkestra şefi

orkestra şefi ne kadar hizli yaparsa

o kadar şey, ne kadar enerjikse o kadar enerjik çaliyorlar.

uykuluysa uykulu gidiyorlar. Sen ekibin ana motorusun

enerji motoru Peki, Damien Chazelle'e

not veriyoruz Not veriyoruz 10 üzerinden kaç veririsin

10 üzerinden yok ya 5 üzerinden gidelim ya

8.5 haydi diyelim 8.5 ben de

8 veririm, iyi yönetmen ama

abartildiği kadar değil

Ya Oscar veriri miydim? Bye bye.

Oscarlik hak etti mi ya?

Bu kadar hizli bir yükselişi hak ediyor mu? 30 milyon dolara

mal etmiş 400 küsür milyon dolar kazandi.

Ben de verirdim Oscar'i Veriyoruz. Damien

Bravo Damien Chazelle Bravo Damien

Evet haftaya başka bir konuda buluşmak üzere Mustafa Presheva ile

sinema saati- ne diyelim programin adina ya

iki tane lavuk şey seyrediyor böyle

Haydi bye bye, 'Hocam şöyle bir şey' Ney hocam ya?

Konuşulmasini istediğiniz konular varsa yorumlarda bize

bildirebilirsiniz, tabi kanala da abone olursaniz fena olmaz. Flu TV

Dünyanin en otantik içeriklerini sunar.

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.