All language subtitles for Turkish (SDH).tur.HI

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian Download
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English Download
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

[alarm çalar]

Downloaded from YTS.MX

[sakin müzik başlar]

[alarm çalmaya devam eder]

[Ayça] Kızlar!

Şarap bağlarındaki bekârlığa vedamıza hazır mısınız?

Official YIFY movies site: YTS.MX

Hazırız!

Hayatım, bağırmasanıza. Dükkândayım. Evet!

Hayatım, bu biraz dar.

Bence tam sizin bedeniniz bu.

Ay, çok teşekkür ederim. Canım benim.

Yalanını siktiğimin karısı.

Ay, size bir şey söyleyeyim mi?

Yapma dedikçe yaptı. Ben çocuk değil de böyle…

Küçük canavar gibi bir şey doğurmuşum he.

Ya Berrin! O kadar çok şey aldım sana.

Beğenmedin mi bunları? Niye hiç yorum yapmıyorsun bana?

Hayatım, osuruktan nem kapma. Allah'ını seversen.

Götümden alev çıkıyor şu anda.

Bu etek… Etek mi bu?

Etek o efendim.

Külotsuz giyemiyorum.

Sabahleyin sizi erkenden almaya geliyorum. Akşamdan valizlerinizi hazırlayın.

Beni sakın bekletmeyin, tamam mı?

Ay, öf, tamam.

Bunu gördün mü? Hayır, sadece iki saniye.

Bunu alıyoruz.

Yiyecek gibi baktı. Orospu.

Berrin'e o kadar iyi bir bekârlığa veda hazırlıyorum ki şu an çok heyecanlı.

Onunla evlenecek bir enayi bulduğu için heyecanlansın o.

Vallahi çocuğun başını yaktık diye korkuyorum he.

- Ay, saçmalama Sinan ya. - Hayatım, yalan mı ya?

Adam taş gibi bir spor hocası. Bir sürü öğrencisi var.

Kimle istese onunla takılır.

Neyse, vallahi ben çok açım. Hadi ellerini hemen yıka gel.

[telefon çalar]

Erhan?

Abi, ben onu unutmuşum tamamen ya.

Çocuklar hazır mı?

Ya yemek yiyecektik…

Tamam, tamam, geçiyorum ben birazdan.

Tamam lan!

[duygusal müzik]

- Aşkım. - Ne var?

- Erhan aradı. - "Hadi abi, online oyuna gel" dedi.

Sen de "Üç ay sonra ilk defa karımla

akşam yemeği yiyeceğim" diyemedin, değil mi?

Hayatım ama aşk olsun. Keyfimden mi yemiyorum?

Çalışıyoruz.

Söz, sana kendimi affettireceğim.

Söz.

Sen test yaptıracaktın. Ne oldu?

Bekârlığa vedaya o kadar çok koşturdum ki hiç eczaneye gidecek vakit bulamadım.

- Hmm. - Mm hmm.

[duygusal müzik]

[iç çeker]

Yine negatif.

[sakin müzik çalar]

- Beni çok özle, tamam mı? - Tamam hayatım. Çok özleyeceğim.

Tamam, gider gitmez arayacağım seni.

Tamam, ara.

Hadi dikkat et. Bak, dolapta yemekler var. Kendine iyi bak aşkım.

Sen de iyi bak. İyi eğlenceler.

Berrin, 15 dakikaya Selo'yu alıp geliyorum canım benim.

Canım benim, Görkem elini kırdı, hastanedeyiz şu an.

Ay, inanmıyorum ya. Resmen görünmez kaza, çok üzüldüm.

Neyse bir tanem. Yani anlayacağın, ben Görkem'i yalnız bırakamam.

Siz gidin istiyorsanız yani.

Hayır ya Berro, saçmalama.

Senin için gidiyoruz zaten. Bekârlığa veda.

Düğüne de daha var. Gideriz yine canım benim.

Sen sakın moralini bozma, tamam mı?

Hadi çok geçmiş olsun.

Ben şimdi Selo'yu arayayım.

Sonra mutlaka sizi arıyorum. Hatta geliriz belki hastaneye.

Öpüyorum canım benim.

Nasıl yaptım abi böyle bir şey? Tam düğün öncesi ya.

Çok saçma oldu ya.

Söylemedim tabii ki. Nasıl söyleyeyim?

He, bir de gel dedim. Sen niye gece kulübüne gel…

Tamam.

Tamam, evet. Evet, evet.

[fısıldar] Canım pardon.

Telefonda mısın? Kal, kal, bir şey olmaz.

Söylerim, tamam. Hadi.

- Şey yaparız, görüşürüz. - Kim? Kim?

- Kim? - Annem. Selam söylüyor.

E, ben de konuşsaydım. Ne çok ayıp olur.

İşte selam söyledi o da.

Ah canım, öpüyorum onu çok.

Bak, ben sana ne getirdim.

En sevdiğin çorbayı yaptım.

Kokla.

Sinan?

Sinan, evde misin?

Sinan?

[Sinan] Hı?

Senin ne işin var bu saatte burada?

İşe gittim, bir üşüme geldi.

Hasta oluyorum herhâlde. Sen bir şey mi unuttun?

Hayır. Görkem kolunu kırdı.

- Bekârlığa vedayı erteledik biz. - A…

Al işte sana mesaj, düğün öncesi iyice düşünsün diye.

Aman, saçmalama be. Dur bakayım, ateşin var mı?

Bir sıcaksın sen.

- Aşkım. - Hı?

Evde hiçbir şey kalmamış. Senin bir eczaneye gitmen gerekebilir.

Tamam, ben giderim, sen dinlen.

Bak, üstünü çok örtmüşsün. Aç şunları birazcık.

- Tamam. - Aç, ateşin var.

Hı-hı.

[gergin müzik]

Ayça, iyi misin?

Çıktım ben.

Çabuk, çabuk.

- Acele et. - Ay ödüm koptu.

Alo?

İbrahim abi, Sinan ben. Bana bir taksi yollar mısın? Sağ ol.

Ayça, sakin olabilir misin?

Aşkım.

Bana aşkım deme, seni parçalarım.

Çok doğru söylüyorsun. Çok özür dilerim. Haklısın, çok özür diliyorum.

Ama bir düşün.

Bu ilişkimize iyi gelebilir.

Sen benimle taşak mı geçiyorsun?

- Hayır. Taşak falan geçmiyorum. - Dürüst ol!

- Bir kere de dürüst ol bana! - Ya.

Bir kere de dürüst ol!

- Ya, tamam be! - Senin ağzına sıçarım!

- Ayça! - Görürsün sen!

Ayça dur! Ayça! Ne yapıyorsun ya?

[kasvetli müzik]

- Ayça! - Sen bunu istiyorsun!

- Ayça, dur, saçmalama! - [çığlık atar]

Ayça, ne yapıyorsun?

[Sinan ahlar]

- Ayça, dur! Ayça, dur! Ne yapıyorsun? - Bırak!

- Bırak… Bırak lan şu sopayı! - Bırak!

- Delirdin mi sen be? - Delirttin beni!

- Pişman olacaksın! - Sen pişman olacaksın!

Ne pişman olacağım be?

Hepsine, bütün yaptıklarına pişman olacaksın!

Ayça… Ayça, saçmalıyorsun.

Ayça, ne yaptın…

[hüzünlü müzik]

[hüzünlü müzik biter]

- [hüzünlü müzik] - [mesaj sesi]

[Berrin] Aycisko, sen bugün sosyal medyaya bakma, olur mu?

Niye bakmayayım ya?

[şarkı] Bu sene de bekâr gezeriz!

[Sinan] Bu sene de bekâr gezelim!

[hareketli müzik]

Kızlar, Erdem'in yerinde yeni sezon ojeleri yıkılıyor.

Lütfen gelin. Şöyle rengârenk sürdürün.

Benim de bir selamımı söyleyin. Yüzde 10 indirimi çakın.

Çektin mi? Beni çektin mi?

Ay, seni niye çekeyim, Allah aşkına Berrin ya?

Kitlemi influence ediyorum.

Ay, ne kitle ne kitle. 500 kişilik dev kadro.

İşte bu işlerde böyle 300'e 500'e bakmayacaksın.

Yavaş yavaş büyüyecek o.

Kız, Selo, benim başıma çok pis bir ağrı girdi. Nazar…

Muhtemelen nazar değdi de.

Acaba bir de diyorum, yağmur mu yağacak?

Onu bilemem de.

Bizim Ayça, Sinan'ın da düğüne geleceğini öğrendiği zaman

senin başın biraz ağrıyacak, onu biliyorum.

Selo ya, ne yapayım? Görkem dedi ki, "Bizi o tanıştırdı" dedi.

Çağırmasan ayıp olur, dedi.

Allah aşkına, sen de ulu orta yerde bağırma.

Gelir melir, duyar şimdi, hiç uğraşamam.

Gelemez.

Nasıl gelsin kızcağız? Canım benim ya. Bitti kız, tükendi.

O şimdi böyle evde,

böyle battaniyenin altında, böyle dikmiştir gözlerini tavana.

Böyle duruyordur. Canım benim ya.

Kızlar, ne habersiniz?

[hareketli müzik]

[sesi kısılır] Aşkım. Ay sesim kaçtı.

Haberler sende. Bomba gibi düştün.

Kız, bu ne güzellik?

Unutmayın ki

bana hiçbir şey olmaz.

O pislik için

daha fazla gözyaşı dökmemeye karar verdim.

Madem o yüzsüzce eğleniyor, ben daha çok eğleneceğim.

Bodrum'a gidip düğünden önce şu bekârlığa vedamızı patlatalım diyorum.

Parti kur, oy verelim kız.

Çok iyi plan

ama Atlas gerçeğim var benim kızlar. Biliyorsunuz, yani.

Ben hiç yalnız bırakmadım oğlumu. Şimdi onu

Cenk'le baş başa bırakmak benim için kâbus gibi bir şey.

Bak hayatım. Ben evliliğim boyunca Sinan'ın mutluluğu için yaşadım.

Ve teşekkür edileceğime aldatıldım.

Neden, biliyor musun? Çünkü çantada keklik olarak görüldüm.

Biz bunların böyle hayatlarını kolaylaştırdıkça daha çok boynuzlanırız.

Bırak birazcık sorumluluk alsın.

- [telefon çalar] - Pardon.

- Kız, helal olsun sana. - Efendim Cenk?

Ateşi mi çıktı?

Tamam, tamam. Dur… Şey…

Ateş düşürücü… Ateş düşürücü verdin mi?

Tamam Cenk, sen dur. Ben geliyorum.

- Yine nereye? - Kızlar, Atlas'ın ateşi çıkmış.

Cenk daha ateş düşürücünün yerini bulamıyor ya.

Benim hakikaten gitmem lazım.

Erdem, ben bu havluyu yarın sana ulaştıracağım.

Kızlar, çok seviyorum. Çok seviyorum sizi. Hadi, öptüm.

Hadi, ay, ay.

O plastiği de yaz da bizim hesaba.

O getirmez çünkü. Öderiz parası neyse.

[eğlenceli müzik]

Anneciğim.

Hadi bakalım.

Nasıl oldun? Biraz daha iyi misin?

- İyiyim. - İyisin.

Gol! Gol be! Gol!

Böyle sokar, böyle koyarlar işte! Hadi bakayım, hadi!

Koyduk mu yoksa?

Atlasçığım, bir daha hiç böyle şeyler duymayacağım senden, tamam mı?

Cenk, ne güzel şeyler öğretiyorsun!

Ne öğretseydim hayatım?

Sen Instagram videosu koyarken uslu durmasını mı öğretseydim?

- Ne öğretseydim? - Ben de mesela şeyi mi öğretseydim…

"Atlas bir yaşına gelince

işine geri dönersin" diyen babasının yalanlarını mı öğretseydim?

Selin, ne var işte… Seninle, annesiyle büyüyor çocuk ya.

Sanki çocuk doğurmasan genel müdür olacaktın. Lafa bak.

[gergin müzik]

İnanamıyorum ya.

Cenk, ben sana inanamıyorum.

Meğerse ben,

sen benim işime saygı duymadığın için evde oturuyorum, öyle mi?

Ya, ben ailemiz için hayallerimi, kariyerimi yarıda bıraktım.

Meğerse sen bana hiç inanmıyormuşsun Cenk.

Baba, koyduk mu?

Dur, oğlum. Annen koyuyor zaten şu an. Bir dakika.

Hayatım, Selin… Ben, e, ne dedim sana?

Sen bana ne dedin, biliyor musun?

"Sen" dedin, "bu hayatta bir halt olamadığın için

Instamom olan bir zavallısın" dedin.

Hayatım, senin hâllerin mi geliyor?

Bak, çok sinirliyim şu an.

Bir laf daha edersen seni parçalayacağım.

A…

Ben sana ne yapacağımı çok iyi biliyorum, biliyor musun?

[nefes nefese]

Selo, o kadar mutluyum ki sen geldiğin için.

Hiç umudum yoktu, biliyor musun geleceğine?

Ben de çok mutluyum arkadaşlar.

Aman, biraz da babası baksın.

- Ne o kız? - Şimdi şöyle bir şey yaptım.

Ben bu ikisini yapayalnız bırakıp gelir miyim?

Bütün evi kamera döşettim. Cenk'in haberi yok.

[üfler] Kızlar ya, aman.

Size sürpriz yapacaktım ama ortada yok.

- Annemi de çağırdım. - A!

Ay, şahane ya. Şenel geliyor.

İşte babamın cenazesinden sonra hiç tatil matil yapamadık ya.

- Ama ortada yok. - Arasana.

- Ya! [çığlık atar] - [Berrin çığlık atar]

- [Ayça] Şenel! Ah, şirinim benim! - [Şenel güler]

- O kim mesela? Yanındaki kim? - [Şenel] Canım.

- Merhaba. - Ay, bir tanem.

Şenelciğim!

Ay ne kadar çok özledim ben sizi!

Ay ne çok özledim!

Kızlar, Mustafa Bey. Mustafa Bey, kızlar.

- Merhaba. - Merhaba.

Sağ olsun Mustafa Beyciğim bana yardım etmeye karar verdi.

Siz o zaman işinizi yapın. Biz gerisini hallederiz.

Görüşürüz.

- Görüşürüz canım. - Bak… Sanmıyorum.

[eğlenceli müzik]

Ben de gidip valizlerime bakayım.

- Ay, git. - [Şenel güler]

[anons sesleri]

[Berrin] Ay! Ayçesko!

- Ha? - Kız! Ne har har koşuyorsun?

- Sana çok tatlı bir haberim var. - Söyle.

E, benim bir tane İtalya'daki arkadaşım vardı ya, Deno.

Sarışın, tatlı kız.

Deniz.

Canım, ben onu da çağırdım. Şöyle 2-3 günlüğüne bizle olacak.

Full tatil bizle yani.

Yani en son onunla tatil yaptığımızda bütün hanzolar peşimizdeydi

ve başımız sürekli derde girdi. Yaktın bizi.

[caz müzik]

Aşkım. Aşkım.

- [komik sesler çıkarır] - [adam öksürür]

İyi misiniz beyefendi? Beyefendi, kola için. Buyurun.

İyi… Beyefendi? Boğuluyor.

Boğuluyor. Boğuluyor! Boğuluyor! Doktor!

- [kadın] Bakar mısınız? Beyefendi? - Doktor yok mu? Hostes!

- [kadın 2] Adam boğuluyor. - Hostes! Hostes!

- [erkek 2] Baksanıza bir. - [kadın 3] Doktor yok mu?

- Beyefendi? - [adam zorla ses çıkarır]

- Beyefendi başka bir şey yedi mi? - Bilmem.

Gelin benimle.

Üçe kadar sayacağız.

Benimle, benimle. Sakin. Üçe kadar.

Bir, iki, üç.

Bir daha.

- Üç, iki… - [adam inler]

Bir daha.

Düştü.

İyi misiniz?

İyiyim, teşekkür ederim.

[kadın 1] Bravo doktor bey.

- [erkek 2] Bravo doktor bey. - Bravo.

Bravo gerçekten ama yani, bunun için

doktor olmaya gerek var mıydı? Bilemiyorum tabii.

O kadar kolaysa siz yapsaydınız.

Güvenlik sebebiyle sizi business tarafa almam gerekiyor.

Ben müsait koltuk var mı, gidip bir bakayım.

Pardon.

Yerimi alabilirsiniz. Ben…

Hanımefendinin yanında oturacağım.

Gerçek bir kahraman.

Çantanızı kenara alır mısınız? Oturacağım.

[hareketli müzik]

Vaov!

La, la, la!

- Vaov. - Ay…

[Berrin] Ah…

Vogue Otel'e hoş geldiniz efendim.

- [anons sesi] - Sayın yolcularımız, İstanbul için…

O zaman sıfırdan başlayalım.

Ben Poyraz, kalp doktoruyum.

Ben de Deniz. Dümdüz Deniz.

Türbülans mı?

Bırak elimi. Ne yapıyorsun?

Uçaktan çok korkuyorum. Bana yardım et, ne olursun.

Ay, gerçekten çok üzüldüm ya.

Kafanızı omzuma koymak ister misin?

Parmağındaki yüzüğü diyorum, utanmıyor musun, diyorum.

Nişanlının haberi var mı böyle "uçaktan korkuyorum" ayağına

kadınların elini tuttuğundan?

Ayıp ya.

Yani, biriniz de farklı olun ya.

Yok, erkek, erkek abi. Hiç değişmiyor.

Neymiş? "Ben kalp doktoru. Poyraz Bey."

Yüzük.

- Pardon. Bu çöp mü? - Buyurun.

[caz müzik]

Bakalım şimdi ne diyeceksin?

İyi uçuşlar Deniz Hanım.

İyi uçuşlar Poyraz Bey.

İyi uçuşlar Deniz Hanım.

- İyi uçuşlar Poyraz Bey. - [hırlar]

[türbülans sesi]

[nefes] Ah, türbülans…

- [Ayça] Aç, aç, aç! - [Berrin] Aç hadi, aç!

[güler] A!

- [Ayça] Vaov! - [Berrin] Ay, çok güzel değil mi?

- [Ayça] Şahane! - Kızım, burası dünya parasıdır ya.

Çok teşekkür ederiz.

Kız, onu takma kafana. Otelin düğün öncesi hediyesi bize.

Şahane. Kızlar!

Yıllar sonra hep birlikte aynı odada!

[sevinirler]

- Aşağı. - [Ayça] Hadi!

[neşeli sesler çıkarırlar]

Berrin! Çak!

- [Berrin] Kızım. - Aşkım, yıkılsın!

[Berrin] Çok iyi.

Hemen havuza girelim ya da denize girelim.

Yok canım. Ben bir odalara bakacağım.

[nefesi kesilir] Ay, dur kız.

[Ayça] Ay, çok güzel.

Bacım.

Ay, yataklar çok rahat! Ne olur iki dakika gözlerimi dinlendireyim.

Ya, hayır ya! Berrin, saçmalama. Lütfen. Daha denize ineceğiz.

Bak, bir sürü planım var seninle ilgili.

- Ya, Ayça bir gel! - [çığlık atar]

- [Berrin güler] - Berrin ya!

- Ne olur be! - Ya…

Kızım, bu ne rahatlık? Cennet gibi.

[nefesi kesilir] Açın kız bir götlük yer! Ben geliyorum!

- Sen ortaya! Sen ortaya! - Tabii ki!

E kızlar, yattınız. Gitmiyor muyuz?

- [Ayça] Hayır, hayır, yatmak yok. - [Berrin öfler]

İki dakika sadece böyle duracağız.

Sonra hemen iniyoruz ama kızlar, tamam mı?

Ben de o zaman gidip hayatımı yaşarım.

- [Berrin] Hadi be. - Kızlar, bakın.

Hiç gözlerimizi

kapatmıyoruz, hep açık tutuyoruz, tamam mı?

O kadar planım var…

O kadar… Var ki…

- [saat tik tak sesi] - [sakin müzik]

- [biri horlar] - [zil çalar]

[zil çalar]

Kalkın, kalkın. Daha saat yedi.

Fazla geçmemiş.

[zil çalar]

Kim bu ya?

Ben geldim! Ay!

Deniz?

Sen yarın sabah gelmiyor muydun?

Hayır, bu sabah geliyordum.

Ya, kahvaltı yaptınız mı? Çok acıktım ben.

- Bu sabah mı? - Bu sabah.

Kahvaltı?

Uyuyakalmışız! Kızlar!

Kızlar, uyuyakalmışız. Çabuk kalkın.

Ne olmuş senin saçına böyle? Kopmuş mu? Düşmüş mü? Çok kötü duruyor.

Bence sen de çok kilo almışsın.

Ve üstelik hâlâ boğazın durmuyor, yemek yiyorsun.

Kız, biz bir gündür uyuyor muyuz ya? Allah beni kahretmesin.

- Baby! - Baby!

- [çocuk taklidi] Çok özledim ben seni! - [çocuk taklidi] Ben de!

Ne oldu peki size böyle? Kış uykusuna mı yattınız? Ne oldu?

Neyse, dur, dur. Şimdi ben size

çok güzel bir şey getirdim!

[Berrin komik sesler çıkarır]

Gelinliğim!

Aylarımı verdim ben ona!

Abart.

Duymadım. Ne dedin sen demin?

Kabart…

Kabartma tozlu rüya gördüm demin. Herhâlde ondan bahsediyordum.

Eline sağlık.

- Ayçacığım, sen nasılsın ya? - Çok iyiyim, biliyor musun? Yani…

Gerçekten çok güzel bir dönem geçiriyorum.

- Ay, Sinan falan… - [Berrin sözünü keser]

Ben bir şunu deneyeyim bakayım.

Bana bak kız! Ne anlatıyorsun sen buna Sinan'ı Minan'ı?

Kızım, ben dedikoducuyum, bilmiyor musun? Allah Allah.

Verme sen de dedikodu medikodu.

İshal ağızlıyım ben, biliyorsun. Ah! Çok sıktın zilli.

Düğünün olmasa gösterirdim ben sana gününü.

Görüntü geldi.

Hay, hayatta oğlum, hayatta.

Oh, Cenk'in canına okumaya devam. Aslan oğlum benim. Bak.

Bak, bak. Bak, nasıl bak…

Nasıl atlet gibi peşinde koşuyor çocuğun? Süründür babanı.

Süründür. Ay, canım oğlum.

Hadi! Havuza girelim!

Ay, daha gitmediniz mi havuza?

Gitmedik ya daha havuza. Havuza gitmedik.

Kızlar!

Annem yok.

[hareketli müzik]

[Berrin] Kızlar!

- [Ayça] Hello! - [Selin] Hello!

[Berrin] Kızlar, ben bir anamı arayayım. Anam nerede benim?

Ay, Şenel aramadı mı seni?

Aramadı, telefonu da açmıyor.

Ben Şenelciğimi gördüm.

Resepsiyondaki yakışıklı çocukla şurada.

[Ayça] Ah! Şenel!

Anne!

Ay, aman git. Git, git.

- [Şenel] Ay, ben de size bakıyordum. - [Ayça] İşini biliyor.

Öyle bir denize girişeyim dediydim.

Mayon nerede anacığım?

İçimde kızım. Ah, içimde. Ay, saçma sapan sorular.

- Bir tanem. - Canım.

Çok bak, boğazım da çok kurudu. Ne olur içecek bir şey…

Deminden beri garson bakıyorum, biliyor musun?

Şuradan bir çocuk geçti, hiç bakmadı bile.

- Yakala, yakala sen. - Tamam, ben halledeceğim.

- Sen halledersin. - Halledeceğim, sen otur canım.

Bakar mısınız? Pardon?

Bakar mısın? Arkadaşım?

Niye bakmadıkları belli. Bakın, bakın şöyle soluma doğru.

- [Berrin] A? Kim onlar be? - [Şenel] Ah.

[hareketli müzik]

A, bunlar da bekârlığa vedaya gelmişler.

Ay, ne güzel süslemişler Ayça!

Tamam, sen üzülme. Yani, şeyi anlamadım. Bu kızlar taş gibi.

Ne bu vücutlar? Ne yiyorlar, ne içiyorlar bu insanlar? Nasıl böyle bu kas yapısı?

- Elindekiyle sorma bari. - [Ayça] Bir bakar mısın?

Bana bak! Sen! Can Yaman bozuntusu!

Gerçekten hayatta ne yaşadığımı bilemezsin.

Sinirimi senden çıkarmak istemiyorum.

Bize hemen beş tane kozmopolitan getir, tamam mı?

Kozmopolitan. Tamam, hadi abisi.

- [Şenel güler] - [Berrin güler]

- [Ayça] Hadi, cheers! - [Selin] Cheers!

Hemen bir poz, hemen bir poz. "Çok mutluyuz" selfie'si, hadi!

[Şenel ve Ayça gülerler]

Kızım, gülsenize be.

Şenel'ciğim bir tek sen güldün. Kusura bakma.

Tamam, hadi.

Gülün!

A!

Anacığım, yayık ayranı gibi içmesene şunu Allah'ını seversen ya.

E ne yapayım kızım? Boğazım kurudu.

E, anlat bakayım. Ne bugünkü planlar?

Şimdi, öğleden sonra spa'mız var.

Akşamüstü denizde çok güzel şarap keyfimiz var.

Yarın ama büyük gün.

Yarın gelin hamamı!

- Ayça, çok sıcak! - [Ayça] Evet…

Peki eğlenceli aktiviteler ne zaman?

Bunlar eğlenceli aktivite değil mi canım?

Bunlar "teyze aktivitesi" canım.

Kusura bakma Şenel'ciğim.

Daha iyi bir planın varsa önden buyur.

Tamam, bana müsaade o zaman. Birazdan geliyorum.

[Berrin] Denocuğum?

- Hadi, bye. - [Ayça] Uyuz şey.

- [jet ski sesi] - [hareketli müzik başlar]

[müzik yükselir]

Bu otelde eğlenmeyi bilen birileri varmış demek.

Pardon, anlamadım?

Şey diyorum, biz böyle, faniler, 50 faktörle güneşten kaçarken

siz eğlenmenin yolunu bulmuşsunuz.

Evet, evet, bir sürü aktivitemiz var.

E, Akın ben. Otelin su sporları işletmecisiyim.

Ben de Deniz. Memnun oldum Akın Bey.

İhtiyacımız olan tek şey sizde.

Öyle mi? E, o zaman

sizi eğlendirelim biraz. Hayal kırıklığına uğratmayalım.

- Kaç kişisiniz? - Dört.

Ali! Tekneyi hazırla. Hanımefendiler Falkor yapacak.

- Uyar mı? - Uyar.

- "Falkon" bayılırım. - [Akın güler]

- Ücret nasıl olacak? - Onu hiç merak etmeyin.

Siz arkadaşlarınızı toplayıp gelin. Ben bekliyorum sizi teknede.

Yani… Gerçekten günümüze güneş gibi doğdunuz.

Tamam. Ben kızları alıp geliyorum.

Tamam.

[caz müzik]

[Berrin] Çakal!

Kız, senin bizi niye buraya getirdiğin belli oldu şimdi.

[Deniz] Nasıl yani? Anlamadım?

Neyi anlamadın canım?

Yunan heykeli gibi çocuğu bulmuşsun, bizi buralara sürükledin.

Bana bak, yine başımıza işler falan açma.

Allah Allah ya. Siz değil miydiniz bana eğlenceli bir şeyler bul, diyen?

Yani, binmezseniz binmeyin. Ben bineceğim.

Ay, vallahi ben binemem ringoya mingoya.

- Kimse kusura bakmasın. - Ayça, ne oluyor?

Ama bir tanem, senin için teknede oturur beklerim.

Panikatağım var, biliyorsunuz.

Öncelikle canım, bu ringo değil, "Fargot."

Ama sen tabii ki ne olduğunu bilmiyorsundur.

Ayrıca sen haminne olduğun için tabii ki kenarda otur. Biz bineceğiz.

Bana bak kızım, sana hesap mı vereceğim ben?

Hesap mı vereceğim? Hastayım, diyorum.

Yapamam öyle saçma sapan şeyler. Delirtmeyin beni.

Kızlar! Havlatmayın beni kendinize yine!

Allah Allah!

Buraya benim için geldik, eğlenilecek!

Önümüze ne getiriyorlarsa. İnce, kalın, uzun.

Hargot mudur, Dargöt müdür,

Forgot mudur, önümüze ne getiriyorlarsa biniyoruz sorgusuz sualsiz.

O kurnadan bu kurnaya çirkef sıçradığını duyarsam

"cart" diye ayırırım vallahi sizi!

Ay, başıma ağrı girdi ya.

Bak ya! Bak ya!

Dedim ama ben kızlar bunu yani.

Şekerli bir şey yedirme dedim, çocuğa dondurma yalatıyor.

- Senin de bacağına sıçarım Selin, yeter. - Bak. Mahsusçuktan yapıyor.

Ayçacığım ya, delirtecek beni.

Aşkım, bırak şunu.

Berrin haklı, birazcık buna bakmayacağız. Eğlencemize bakacağız, tamam mı?

Sensiz ölmezler. Merak etme, lütfen.

Tamam, tamam. Kapatacağım ya, kapatacağım.

15 dakika bakmayacağım, tamam.

[hareketli müzik]

[Ayça] Kızlar!

Gülümseyin!

[Ayça çığlık atar]

[kızlar çığlık atarlar]

Ya…

Birazcık yavaş gidebilir misin? Midem bulandı da.

Hız teknesinde nasıl yavaş gideyim? Arkadaşların nasıl eğlenecek?

Bunun mantığına aykırı sanki biraz. Ne dersin?

Küstahlık yapma da yavaş git.

Midem bulanıyor, panikatağım da var.

- Vallahi kusarım şimdi teknene. - Tamam, tamam.

Hızlanmıyorum, tamam.

Sen rahatla biraz.

Denize çıkmak için de biraz fazla giyinmişsin.

Sen de fazla çıplaksın.

Üstüne bir şeyler giy bence. Üşüteceksin.

Üstündekini verirsen giyerim. Güzelmiş.

Ya?

Beğendin mi gerçekten?

Bunu ben tasarladım, biliyor musun?

Bana da yap da bir tane, ben de giyeyim.

Ne münasebet ya?

Sen kimsin ki?

Allah'ım ya Rabbim, ya Resulallah.

Bak, gerçekten şimdi denize düşeceğim. Yapma lütfen.

Düşsen ne olacak? Yüzme bilmiyor musun?

- Biliyorum. - Sen hızdan mı korkuyorsun?

Korkuyorum işte ben. Korkuyorum bir şeylerden.

Allah'ım ya Rabbim. Her şeyden korkuyorum.

Tamam, peki. Gel o zaman buraya.

Gel, bir şey göstereceğim.

- Ben mi kullanacağım? - Beraber.

Gel, gel.

- Gel. - [Ayça öfler]

Gel, otur.

Bir elini buraya.

Öbür elini de buraya koy.

Evet.

- Hazır mısın? - Evet.

[motor sesi]

[hareketli müzik]

Şu anda tekne kullanıyorum! İnanamıyorum!

Ne güzel, değil mi?

Aç gözlerini, aç!

Aman tanrım!

Çok iyi ya!

[Selin] Ay!

Sizin aklınıza uyan kafama tüküreyim.

Arkadaşlar, kasılmaktan elim kolum tutuldu.

Sus kız. Ne güzel eğlendik işte. Adam bizi hor hor hoplattı.

Çok güzeldi.

Ay, ben çok sevdim. Fargat mıdır,

Firgit midir, adını da öğrenemedik daha.

Hep bineceğim herhâlde bu seneden sonra.

Akşam plajda parti varmış. Güzel oluyor, ateş falan yakıyorlar.

Gidin isterseniz.

Ay, Akın Bey. Gidin isterseniz mi? Niye? Siz gelmeyecek misiniz?

Bakalım.

- Görüşürüz. - [Berrin] Görüşürüz!

Çok güzeldi Forgot.

[Akın] Harika.

Bakın, bence bu Akın Bey

aşırı hoş bir adam.

Ve içgüdülerime güvenin.

Bence ondan inanılmaz iyi aile babası olur.

- Diyorsun? - Diyorum.

[Berrin] Bu da taktı, "baba baba". Ne babası kız?

Taş gibi, bebek gibi bir adam.

Ben onu Deniz'e düşünüyorum. Tam Denizlik.

Bilmiyorum. Bakacağız Berrinciğim.

Aşkım, sana da birini ayarladım.

Her şeyiyle sana çok uygun birini ayarladım.

Bana niye birini ayarlıyorsun? Hayırdır?

Ay, Sinan da düğüne geliyor ya, işte orada kötü olma diye.

Ay, bir şey söyleyeceğim ya. Bunlar ne biçim çocuk doğuruyor?

Bu şimdi evlat mı çıkardı, bezelye mi yuttu?

- Nasıl bu kadar çok zayıf… - Bir dakika arkadaşlar.

Anlamadım ben.

Sinan, düğüne mi geliyor?

Aşkım…

Ya, Görkem dedi…

"Ya, bu Sinan'la bizi o tanıştırdığı için

onu düğüne çağırmazsak ayıp olur" deyince ben de

kocam olacak adama havlayamadığım için

dedim ki, tamam dedim yani.

O adi pislik herif bu düğüne gelecek, yanında o stajyeri de getirecek

ve ben, herkesin içinde rezil rüsva olacağım.

Ve bu da sizin hoşunuza mı gidecek yani?

- Ayça, o nereden çıktı? - Aşk olsun ya.

Tamam, kızlar, bir sakin olun.

Ayça, sen de ağlama. Bir beni dinler misiniz?

Şimdi bakın.

Bizim bu Sinan'ın düğüne gelme olayını tersine çevirme şansımız var mı?

Yok, olmayacak. Geliyor.

O zaman ne yapacağız, biliyor musun? Sen bu düğüne

böyle aşırı yakışıklı,

hoş, kaslı kuslu,

şöyle havalı bir adamla gireceksin,

herkes sana bakacak, herkes seni konuşacak.

Bu kadar basit.

Av değil, avcı olacaksın. Her zaman.

- Öyle mi diyorsunuz ya? - E, öyle tabii.

O zaman o adi pislik de Ayça nasıl eğleniyormuş, görsün bakalım.

Bekârlığa vedanın hakkını veriyor muyuz o zaman?

- Kız, herhâlde kız! Yerim seni. - Veriyoruz!

Ay, siz burada ne yapıyorsunuz böyle?

Koyduğum yerde buluyorum ben sizi.

Hadi kalkın bakalım. EYT'liler gibi oturup durmayın orada.

Happy hour var. Eğleneceğiz.

Nereden öğrendin kız sen onun saatlerini?

Ya, niye öğrenmeyeyim?

Ben sosyalim, sizler gibi değilim ki böyle…

"Kazık kakıputu…"

- Kalk, kalk! - [Ayça] O zaman bir şey söyleyeceğim.

Üstümüzü değiştirip öyle gidelim. Ben şu an çok gaza geldim çünkü.

- [Selin] Tamam, tabii. - [Ayça] Hadi, hadi.

[hareketli müzik]

Ay, herkes çıplak.

[Berrin] Selo, aç azıcık.

Aç, aç, Selo. Az aç.

Aç kız.

[zil sesi]

Ladies and gentlemen. Happy hour begins!

Ne yapıyorsunuz?

[Selin] Ay, gözüm, sırtım.

Anne, kudurtmasana kız!

- Ay, şahane. - Şenel teyze ya.

- Şahane. - Bak, ne yapıyorsun? Anne.

[Şenel] Ay…

[Selin] Bir şey söyleyeceğim, dayanamıyorum.

Kızlar, buradaki herkes neden bu kadar küçük ya?

Sinirlerim bozuldu.

Ben bayağı 18 yaşında doğursam mesela,

buradaki birkaç kişinin annesi olabilirim. Gidelim buradan.

Ay, sus Selo ya. Senin yüzünden geldik zaten.

Milleti ayarttın. Kına gecesine gelir gibi geldik.

Vallahi ayarımızı bozma.

- [Selin] Tamam. - Vur ya.

- Vur! - Vur!

- Vur! - Vur!

Hanımefendi, sanırım yaşıtız.

Bu kadar hayat dolu olmanın sırrını bana anlatır mısınız?

Hoşt. Yürü git başımdan.

Benim gibi taze bir kadına sarkmaya utanmıyor musun?

Çekil yoksa polis çağıracağım.

Hemen, yürü.

Saçma.

Vay, moda sektörü he?

- Aynen. - Güzel.

Peki buradan başka yere gitmeye ne dersin?

- Direkt benim odama geçelim. - Olur.

Hatta burada soyunalım. Odada vakit kaybetmeyiz.

Yapıştırırız gider.

- Ne diyorsun sen be? - Asıl sen ne diyorsun?

İki konuştuk diye hemen şımardı.

Bas git.

İnsanlar artık eğlenmeyi hiç bilmiyor.

Ya, 36 yaşındayım. Vallahi bak.

[tezahürat] Çıtır gelin!

Çıtır gelin! Çıtır gelin!

Ay, yemin ediyorum,

şu zamana kadar psikoloğa verdiğim bütün paraya lanet olsun.

Keşke azıcık sizinle takılsaymışım.

Herkese benden shot.

Ayça!

Berrin.

Var ya, benim burada aşırı giderim var kızım ya.

Herkes benim peşimde.

Bir şey diyorlar bana, biliyor musun?

- MILF. - Ne?

MILF, MILF. İyi bir şey mi bu sence?

Ay, bilmem. Bana iyi tınladı.

Bana da.

Yılanım, yılan.

A-a. Ne oluyor be?

Kızlar!

Kardeşim…

Sıçtım. Git, ben evliyim. Evliyim.

Bir de utanmadan bana ne diyor, biliyor musun Kemal?

- Kenan. - Hah.

Diyor ki, "Sen sıkıcısın. Eğlenmeyi bilmiyorsun" diyor.

Onu diyor, bunu diyor. Bana diyor ya.

Dance Queen Ayça'ya diyor.

Ne oldu ya?

[hareketli müzik]

Şeyma is loading.

- Hadi kızlar, voleybola. - Hoppa!

Bizsiz beach volley olur mu ya?

Prensip olarak teyzelerle oynamıyoruz canım.

- [Berrin] Yuh! - [Deniz] Ay!

Tecrübesizler.

Huzurevi şu tarafta yalnız.

Ya biliyor musun, ben de olsam senin yerinde

milli voleybolculardan çok korkardım.

Kız ne millisi? Ayakta duramayan milli mi olur? Ayça.

Kızım, şuna bak. Daha topu alamıyorsun ya. Neden bahsediyorsun sen?

Yalnız siz o koca götlerinizle mi bizi yenmeyi düşünüyorsunuz?

- Göt mü? - Hadi teyze.

- Hadi, hadi. - Hadi bakalım.

- Hey! - Sen gör şimdi voleybolu…

Siz ne tatlı çocuklarsınız böyle?

- Sizin anneniz kim? - Seda.

Geliyorum.

- [kalabalık] Oley! - Yolla!

[Berrin] Ayça!

- Ayça! - Şerefsizler!

Biz voleybol ülkesiyiz!

[kalabalık] Oley!

- Ağzına sıçtığım… - [telefon çalar]

[kalabalık tezahürat yapar]

[Deniz İtalyanca konuşur]

Deniz?

Bir saniye.

Nasıl yani? Sen beni mi takip ediyorsun yoksa?

Evet.

Hayır, keşke söyleseydin yani. Taksiyi paylaşırdık, o kadar para verdim.

Yine senden duygusal açıklamalar. Deniz Hanım, bravo.

Kusura bakma, böyle çok üstüne geldim uçakta.

Biraz zor bir gün geçiriyorum da. Sana denk geldi.

Boş ver. Unuttum gitti.

Sen bu otelde mi kalıyorsun?

- A, aynen. - Hmm. Güzelmiş.

- Güzel… - Poyraz!

- Berro? - Canım!

Canım!

[Berrin] Aslanım.

- Nasılsın? - İyiyim vallahi.

Vallahi, şimdi ekip tamamlandı.

- Sen bunu mu düşündün Ayça'ya? - Deniz.

- [Selin] Poyraz, hoş geldin. - Hoş buldum.

Bir şey sorabilir miyim?

Hemen seni görünce niyeyse benim aklıma geldi.

Bu hainler gibi

sen de

Sinan'ın buraya geleceğini biliyor muydun?

- Sinan mı? - He. Koca var ya benim. Eskisi.

- Bir yardıma ihtiyaç var mı? - Hayır, hayır, hiç yok.

- Oğlum, sen kimsin bana yardım ediyorsun? - [Berrin] Ay, şaka, şaka.

Ayça!

Ay, sabah beri ya. Herkese böyle.

Vallahi, kimi gördü, böyle salladı.

Tamam, o zaman biz hadi gidelim Selo'm. Kumsalda parti var, ona hazırlanacağız.

- Seninle o zaman akşam hasret gideririz. - Tamam.

- En çok ben eğleneceğim. - Tamam.

Hayır be. En çok ben evleniyorum burada…

En çok, en çok sen.

- Hepsinden ben çok… - Şu kirpiğinin hâline bak.

- Bayağı heyecan yapmış. - Ay, çok zor bir kız ya.

- Çok zor gerçekten. - Sen de gidecek misin?

Evet, ben de gitmeliyim. Aynen.

- Görüşürüz. - Görüşürüz, tamam.

- Bye bye. - Bye bye.

- Şey, çantan burada. - Tamam.

Ay, bekle, bekle. Uyur öyle çocuk.

Ay, ne kadar beceriksiz bir adam çıktı bu YA.

Ay, hareketlere bak.

Ay, amatör.

Ne olur yat artık babacığım ya.

- [oflar] - [telefon çalar]

- Alo? - Nasılsın?

Her şey yolunda mı hayatım?

İyi, yolunda, yolunda. Her şey yolunda, sıkıntı yok.

- Uyudu zaten şimdi. - Baba!

Ben ses duydum gibi oldu biraz önce.

Yo, televizyonu açtım ben. Onun sesidir, şey yaptığımız…

Sen ne zaman geliyordun? Dönüşün ne zaman senin?

Ne oldu? Bensiz zorlandın mı?

[güler] Yok canım ya. Ne zorlanması?

Zorlanma falan yok.

Özledin o zaman beni.

Tamam, hadi, görüşürüz. Kendine dikkat et.

Selo, kalkıp hazırlanır mısın lütfen?

- Berrin, bir şey söyleyeceğim. - Ha?

Ben gelmek zorunda mıyım ya?

Selo, mıyık mıyık. Al şu aynayı eline.

Al kızım şu aynayı eline.

Bir bak, şu cildine, şu güzelliğine bir bak.

Yani, evet, cildim güzel.

Evet, harika.

- Fena değil. - Selo!

- Bir aydınlık var. - Kalk!

- Sağlık var. - Plaj vaktidir!

Plajda eğleneceğiz, kalk!

[şive yapar] Ne olursun, bunu benim için yapın artık, lütfen!

- Enerjine sıçtığım, yürü tamam, geliyorum. - Hatırlıyor musun, ben oynamıştım.

Tabii ki hatırlıyorum kız, başroldeydi.

[siren sesleri çıkarır]

İtfaiyeyi çağırın, arkadaşım yanıyor!

- Aşkım, güzel olmuş muyum? - Çok güzel olmuşsun aşkım.

- Harika olmuşsun. - Vallahi?

Ama hayatım, bir şey söyleyeceğim.

O rujunu değiştir. Daha "gel gel" yapan bir şey sür.

A, niye ya?

Ya, size moral vereceğim diye

hem götümü yırtıyorum hem de açıklama yapıyorum.

Sür kız!

- Hadi, tamam Ayça. - Tamam ya, hemen sürüyorum. Hadi.

[hareketli müzik]

Deno, hazır mısın?

Oha. Kızım, bu ne ya?

Şenelciğimle azıcık özenelim dedik de.

Malum, bol bol mavi boncuk dağıtacağız.

Nasıl olmuş? Güzel olmuş mu?

Olmuş.

Ama dışarısı bayağı soğuk.

Dışarıdan geliyorum şimdi. Dondum. Üstüne bir şey al, kalınca olsun.

Burada klima açık kızım. Ondandır.

Ondan mı anne? Klimadan mı üşüyorum acaba dersin?

Aşkım, içlik miçlik bir şeyler giy. Bayağı soğuk.

Don mon, her şeyinizi giyin.

- Ayçisko. - Ha?

Hiç itiraz istemiyorum, şunu giyeceksin.

A, onu da giymeyeyim bence.

Giymeyeyim, hiçbir şey giymeyeyim.

- Çıplak gideyim. - Ay, nasıl oldu…

Saçmalama be. Hayır.

Her şeyini çıkar, sadece şunu giy. Ne olur.

Güzel oldu, sus.

Ay, ne güzel oldu ya? Eskorta döndüm.

Ay, ne münasebet? Gönül koyarım vallahi.

Ay, ne koyuyorsan koy ya. Eskortlara benziyorum şu an.

Şunu kapatacağım birazdan.

Kapat, şurana kadar çek Ayça.

- Aç kız şunu biraz. - Hayır be.

Bak, sen boş yere çırpınıyorsun.

Kararını verdi.

Oğlanla sizi böyle yan yana getirecek.

Ay, ben istiyor muyum acaba?

İstiyorsun. Hayatında en çok istediğin şey bu.

Hiçbir şeyi bu kadar çok istememiştin. Kusura bakma. Çocuk mis gibi çünkü.

Kaçırmak istemiyorum, yırtıyorum burada kendimi.

Ayrıca o da yeni ayrılmış, sen de yeni ayrıldın.

Tamam, kader bağladı artık sizi.

Niye ayrılmış?

Deno'cuğum. Sana ne Deno?

Ne? Dedikodu diye sordum ben.

Ya, sen her şeye niye maydanoz oluyorsun?

Üstelik şu an bu konuyu kapatabilir miyiz?

Lütfen arkadaşlar, geriliyorum. Gelecek şimdi, rezil olacağım.

- Geliyor. - Nerede?

[Berrin] Geliyor, geliyor.

Çocuğu da boğdum, biliyorsun.

- [Şenel] Hoş geldin. - Hanımlar, iyi akşamlar.

- [Berrin] İyi akşamlar. - [Ayça] İyi akşamlar.

Gel canım.

Azıcık şu bacağını topla.

- Bacağını topla. Gel, buraya otur. - Olur.

[Poyraz oturur] İyi akşamlar.

Şöyle karşıdan göreyim sizi. Yıllardır da görüşmüyorsunuz.

Azıcık sohbet muhabbet edin, biz çıkarız.

Daha iyi misin?

İyiyim. Sen?

- İyi, iyi. - İyi, iyi.

Anneciğim, Poyraz kalp doktoru.

Yurt dışındaydı, şimdi İstanbul'a taşınacak.

Evet, evet. Özel bir hastaneyle anlaştım ben.

Peki nasıl dönmeye karar verdin buraya?

Yani, bazen bıkıp küsüyoruz ama Türkiye gibisi yok arkadaşlar.

[öfler]

Aynı fikirde değiliz galiba.

Değiliz yani, evet. Ben yurt dışında mutluyum mesela.

İyi yani, herkes kendine. Kimse kimseye karışmıyor. Özgürsün.

Yalnızsın.

Başına bir şey gelse arayacağın kimse yok.

Ama bu benim tercihim. Yani, ben istesem yalnız olmam.

E… Hiç kimse karışmıyor. Kafam çok rahat benim, ben uğraşamam.

Bir de Ayça'mız var işte. O da boşanacak.

Adli tatilden sonra finito.

- Ay, çok üzüldüm. - Aman, üzülme ya.

Yok. Peki bir şeyleri böyle

düzeltme ihtimaliniz var mı yoksa tamamen bitti mi?

Tamamen bitti.

Ama şey, seni de şutlamışlar.

- Evet. - Evet.

Tam olarak öyle demedim de.

Evet, ben de aslanlar gibi terk edildim.

- Helal olsun be sana. - Ama iyiyim.

Çok daha iyiyim. Hatta…

Böylesi daha iyi oldu.

Tamam. O zaman hadi, yeni başlangıçlara.

- [Ayça sevinç çığlığı atar] - Selo. Selo.

[Şenel bağırır]

- [Berrin] Selo. - [Şenel] Selo, gel.

Selo, çıkar şunu.

Aşkım, "çocuğum uyudu" diyorsun, hâlâ bakıp duruyorsun.

Biraz bizim ortamımıza katılır mısın? Lütfen. Sana ihtiyacım var.

Eğlenmene bak, hadi.

- Öyle mi diyorsun? - Öyle diyorum.

- Kapatıyorum be. - Helal olsun.

Hadi Selo'ya!

[Berrin] Aferin kız.

Ah, kızlar. Civcivler geldi.

- Civcivler, civcivler. - Onlar kim?

Onlar çocuk be. Ben bugün çocuk havuzunda gördüm de.

Bebek onlar yani. Oradan biliyorum ben de.

Arkadaşlar, bizim yakışıklı spor hocası var ya.

Civcivler ona asılıyor şu an.

- Nerede? - Lan.

- Herifin yanında. - [Selin] Önünde.

Hadi sen git kurtar sporcuyu. "Forkotçuyu."

[Berrin] Tabii kızım, hadi. [güler] Ay, pardon.

Onların arasında bir şey mi var yoksa…

Yok lan. Ne olacak? Onların arasında bir şey mi olacak?

Kızlar, selam.

- İzninizle, abinizle bir dans edeceğiz. - Dansa mı gideceğiz?

- Evet. - Tamam.

Teyzelerden sıkılırsan bize gel.

- Olur. - Teyze senin anandır.

[Akın güler]

Deli mi bu?

[Ayça] Kalksana hadi. Biz de dansa gidelim. Gel.

[Berrin] Hah! Hadi. Evet, evet, hadi.

[hareketli müzik]

- İyi tatiller. - Teşekkürler.

- Alayım mı? - Tabii ki. Evet.

- Çok iyi. Afiyet olsun. - Teşekkürler.

Ne içtim ben ya?

İyi akşamlar.

Sen de görüyor musun bunu?

- Ay, görüyorum aşkım. - Kaç.

Tövbe tövbe. Hadi dans edelim kız.

- Edelim, hadi edelim. - Hah, hadi.

[Sefo - "İmparator" çalar]

Baby bi rahat ol Al para bol

Lan sana noldu deme Olan oldu ki

Arabam yeni Anadol İmparator el reggae-reggae

Sefo o, o, o

Olmaz olmaz

Mutlu değilim

Ama yine katıyorum günü güne

Soruyorum, hepsi "melek" İnanmadım bugüne dek

Yanaşır hep belli niyet yea

Kafa uzak konudan

Sanırım tatilde

Hedef uzay yolunda

- Dans mı bu ya? - [Berrin] Bana?

- Ay, gidiyorum abi ya. - Dur, gitme.

- Ben dayanamıyorum ya. - Çok içtik hayatım.

- Allah Allah. - Aşkım, tutamıyorum.

Tut kendini.

[Selin] Bir saniye arkadaşlar.

[kalabalık yükselir]

- [müzik durur] - [kalabalık öfler]

Doksanlar!

[kalabalık coşar]

[Sezen Aksu - "Onu Alma Beni Al" çalar]

Çok kötü.

Böyle de nispet olmaz ki Seni gidi zalim yâr

Eh, zorla da kısmet olmaz ki Seni gidi hain yâr

Bana ne, bana ne, bana ne Beni al, beni al, onu alma

[Ayça] Şunların hareketlerine bak ya.

[Ayça güler]

[kalabalık coşar]

Böyle de nispet olmaz ki Seni gidi zalim yâr

Eh, zorla da kısmet olmaz ki Seni gidi hain yâr

Bana ne, bana ne, bana ne Beni al, beni al, onu alma

Bana ne, bana ne, bana ne Beni al, beni al, onu alma

[kalabalık coşar]

Lütfen!

Bebekleri pistten alalım!

[müzik durur]

Dokunmayın, dokunmayın, evliyim ben.

- Ah. - Lütfen bana bulaşmayın, ben evliyim.

- [Ayça] Selo, iyi misin? - [Berrin] Tamam kardeşim, evli. Bırak.

- Kız, götün açıldı, götün. - Götüm mü açıldı?

Açıldı ama bir şeyin… Sen iyi misin?

Kızlar, ben Selo'yu götürüyorum.

- Biz Selo'yu götürüp geliyoruz. - Tamam, bir dakika, ben de geliyorum.

- Artık saat kaç oldu zaten. - Sen niye geliyorsun? Sen Poyraz'la…

[Ayça] Manyak mı ne? Neyle uğraşacağımı şaşırdım vallahi.

[Ayça] Kız, Poyraz diyor. Ay, ben neyle uğraşacağımı şaşırdım.

- [Berrin] Selo! - [Selin] Selo!

- Anne! - Anne!

Eyvah, ağzını vurdu.

- Ağzını vurdu. - Yok, vurmadım.

- Ben götürüyorum Selo'yu kızlar. - Biz Selo'yu götürelim.

- Ben halledeceğim. - Yardıma ihtiyaç var mı?

Yok, ben hallederim.

İyi, ben de gideyim artık o zaman.

Yok ya. Şey, azıcık yürüyelim. Saat daha çok erken.

Peki. Seni mi kıracağım? Azıcık dedin ama bak.

- Azıcık. - Tamam.

- E? - E?

[gülerler]

Paslanmışız sanki biz. Değil mi?

Ya, hiç sorma.

Ne konuşulur, ne anlatılır, ben şu an hiçbir şey hatırlamıyorum.

Ben de öyle.

Ben bu yaşa kadar hiç bekâr olmadım ki.

- Ya? - Evet.

Ya, bence en kötü şey ne, biliyor musun? İlk randevu.

- He? - Kendini böyle uzun uzun anlat.

Ne seviyorsun, ne sevmiyorsun. Ben şu an hiç o kafada değilim açıkçası.

- Ben de. - Sadece tek bir korkum var.

Ya birini bulamazsam?

Buluruz ya, o kadar da değil.

Bak, ben…

Bak, ben geçen gün birine denk geldim.

Hâli tavrı çok tatlıydı.

Çok beğendim.

Ya, aslında biliyor musun…

Benim de başıma böyle bir şey geldi.

Yaşasın.

Birini gördüm ve çok etkilendim.

Hatta hiç aklımdan çıkmıyor.

Ya, ne güzel eğleniyorlar. Biz de mi gitsek diskoya?

Disko… Bence yataklarımıza gidelim artık.

Sen de gidip konuş şu çocukla.

Hangi çocukla?

Şu uzun boylu arkadaşla.

Ay, ne alaka? Şok oldum.

E, onun gözü sende. Senin gözün onda.

Bir de tatildesiniz. Vakit az.

Bence gidip hemen konuş.

Sence o da benden hoşlanıyor mu yani?

Ciddi misin?

Ne diyeceğim ki? Ne konuşacağım ki ben onunla?

Bilmem. Dürüst ol.

Ama aklın oradayken burada olma.

Evet, doğru söylüyorsun. Aynen.

İyi geceler.

İyi geceler.

O da benden hoşlanıyor.

[gergin kovboy müzik başlar]

- Ne haber? - İyidir, senden?

Benden de iyilik. Nasıl geçti?

Çok iyi geçti.

Bayağı güzeldi.

- Hmm. - O kadar iyi sohbet ettik ki

sabaha kadar sürebilirdi.

Çünkü sohbetimiz çok aktı.

Ama Akın'ın erken uyanması gerekiyordu.

Denize çıkacakmış sabahtan.

O yüzden erken ayrılmak zorunda kaldık bu seferlik.

Sizin nasıl geçti?

Bizim olağanüstüydü.

Zaten biliyorsun, daha önceden tanışıyoruz.

O yüzden kızgın kumlardan serin sulara.

Yani çok güzel gitti.

Ama şöyle bir problem oldu.

Her sabah spor salonunda spor yapıyormuş.

Birazcık yorgun gözüküyordu. Ben de ona dedim ki "Git dinlen."

Yani isteseydim daha uzardı.

- Ne güzel. - Evet.

Allah mesut etsin.

Âmin canım. Sizi de. Tez zamanda, bir yastıkta inşallah.

- Âmin, inşallah. - Âmin canım.

[hareketli müzik]

[hareketli müzik biter]

"Sabahları güneşi selamlarım" diyorsun.

Ah… [güler]

Ya, sen de mi buradaydın?

Sabah meditasyonu kutsalımdır.

Ne saçmalıyorsam artık…

Bugün ne yapıyorsun? Yukarı mı, aşağı mı?

Benimle gelmek ister misin?

A, yok, gelmeyeyim.

Şimdi düğün öncesi bir sakatlık çıkmasın.

Ama tekneden de korkuyordun. Bak, sonra çok eğlendin.

Ya, evet ama yüksekten daha çok korkuyorum.

Korkacak bir şey yok. Ben yanındayım.

Hadi gel.

Bu nazik teklifin için çok teşekkür ederim ama maalesef…

- Geliyorum! [çığlık atar] - [Akın güler]

[hareketli müzik başlar]

Burada da beni takip ediyorsun demezsin herhâlde.

A-a?

Bilmem, ediyor musun acaba?

Sen her karşılaştığın insanın seni takip ettiğini düşünüyorsan yandık.

Öyle mi doktor bey?

Peki söyleyin bakalım, nedir teşhisim?

Paranoya mı yoksa fazla zekâ mı?

[caz müzik]

İkisi de değil.

Bence biraz kibir,

biraz gurur,

ortaya karışık.

Gerçekten harikasınız.

Yani, ayaküstü analiz bu kadar yapılabilirdi.

Ah! Ne kadar eğleniyorlar.

Biz de eğlenelim o zaman. Ne dersin?

Nasıl yani?

Ne yapacağız?

- UTV'ye bineceğiz. - Ah, tabii.

Ay, doktor bey, siz de âlemsiniz yani.

Sizde hiç "R" yok. Hep gaz, hep gaz.

Bırak beni şimdi.

Yapıyor muyuz, yapmıyor muyuz?

- Yapıyoruz! - Yaşasın.

Yaşasın!

Gidip üstümü değiştireceğim ve geleceğim.

[Ayça nefes nefese kalır]

- Duracak mı bu? - Evet.

Nasıl? Korkacak bir şey yokmuş, değil mi?

Korkacak bayağı bir şey varmış

ama korkularımın üstüne gitmek de şahane sanki.

Ya, sen hep böyle misin?

Nasıl?

Korkusuz, sakin.

İnsan senin yanında her şeyi yapabilecekmiş gibi hissediyor.

Bana da öğretir misin böyle olmayı?

[duygusal müzik]

İstersen öğretirim.

[Şenel] Ayça!

Ne yapıyorsun kız sen orada akbaba gibi?

Ya, senin burada ne işin var?

Biz Muratçığımla gece dalışı yaptık.

Hem de tüpsüz! [güler]

Bana bak, teknede uyuyakalmışız.

Berrin'in telefonuna uyandım.

Seni aramış, ulaşamamış. Selin gidiyor İstanbul'a.

[Berrin] Selo, bir yüzüme bak, yüzüme.

- [Ayça] Yetiştim, yetiştim. - Ya, Ayça.

Bir şey söyler misin Allah aşkına?

Düğünden bir gün önce bırakıp gidiyor beni ya.

Ya, evliliğim tehlikede Berrin. Ne yapacağım?

Evliliğim elden gidiyor. Tabii ki gideceğim.

Ay, bir dakika.

Ne evliliği? Ne gitmesi? Ne oluyoruz ya?

Ne mi oluyor? Bak. Bak, bu oluyor.

Bak, ben burada tatilde eğlenirken

kocam tarafından çatır çatır aldatılıyorum. Bu oluyor.

Ya, bu adam seni aldatacak olsa acaba Atlas'ın önünde mi yapar?

Çocuğu evde bırakıp otele mi gidecek?

Canikom, bir dakika ya.

Sen şimdi sakin ol. Gel, şu içeride bir oturalım.

Sonra karar verelim ne yapacağına. Hadi gel.

Ayça, bir dur. Allah aşkına dur ya.

Zaten senin yüzünden oldu.

Benim yüzümden mi? Ne münasebet?

Ne mi münasebet?

"Evi kontrol etmeyi bırak Selin." "Telefonu, tableti kapat Selin."

"Tatile geldik, buraların tadını çıkar Selin."

Eğleneceğiz eğleneceğiz diye sürükledin bizi buralara.

Bak, evde eğleniyorlar.

Kızım, bana bak. Sen şu anda çok öfkelisin, tamam mı?

Gel, içeride konuş. Bir ara kocan Cenk'i,

ne olduğunu sor, ondan sonra gitmek istiyorsan gidersin, tamam mı?

Arkadaşlar, bakın. Siz bundan sonraki ilk aldatılışınızda

ararsınız adamı.

Dersiniz ki "Bir hâlini hatırını sorayım…"

Tatlı tatlı konuşursunuz ama ben o model değilim ya!

Ben şu an gidiyorum, bana müsaade.

- [Berrin] Sen bir gel. - Al şunu, koy şu bagaja.

Bir dakika ya. Öyle son lafı söyleyip gitmekler…

Ne oluyor ya Selo sana?

Fazla atar göte batar. Sen bu lafı… Bir dakika Ayça.

Sen bu lafı benden daha iyi biliyorsun. Otur oturduğun yerde.

- Tamam, ben de sana geliyorum o zaman. - Sen bana gelsene.

Bir dakika. Ayça, bir saniye. Gel.

Bak, sen şu anda göz göre göre

çok mutsuz olacağın bir evlilik yapıyorsun Berrin'ciğim.

- Sakın. - Selo.

- Şu anda… - Sizin sorununuz şu.

Gerçeklerle yüzleşemiyorsunuz siz ya.

Ben öyle değilim.

Tatil biter, Selo gider.

A, hadi Selo, tamam ya.

Gidersen de git. Allah Allah. Çakma Instamom.

Beş dakika şu kafanı şöyle ayırmadın. Şöyle ayırmadın.

Ne hâliniz varsa görün. Ergenler.

Ay, sen de bırak Allah'ını seversen. Bilmiyor musun ya?

Lisede de böyleydi. Sakın arkasından bakma.

Ayça, vallahi konuşmam. Arkasından gitmek yok.

- [öğürür] - Sakın gitme peşinden Ayça, bak kızarım.

- [Ayça kusar] - Ah!

Kız, ne oldu? Ayça?

Ay, ne oluyor? İkide bir hamile gibi kusuyorsun.

Batırdınız günü vallahi ha!

Ayça, ne bakıyorsun boş boş?

[Ayça nefes verir]

Hayır ya.

Ne hamilesi?

Başıma güneş geçti herhâlde.

Tamam, o zaman sen çık yukarı dinlen. Ben bir anneme bakıp geleceğim.

- Hadi, hadi, git sen. - Tamam.

[zil çalar]

Sürpriz!

Ayça, iyi misin?

Görkem, nasılsın?

Az kaldı, heyecan var mı?

Vallahi yok desem yalan olur.

Ama insanın hayatında Berrin gibi biri olunca

heyecan hiç bitmiyor işte.

[Berrin güler]

Berrin, sana inanamıyorum. Getirdin şu adamı,

benim burnumun dibine kadar sokmayı başardın.

Bir de bana yüzsüz yüzsüz, "İyi misin?" diye soruyor.

- "Sayende bok gibiyim" deseydim keşke. - Evet aşkım.

- Bana bak. - Canım.

O stajyeri de getirmiş mi buraya?

Hayır bir tanem.

Kız, bakmasana öyle cadı cadı. Ben kaç parçaya bölüneceğimi şaşırdım.

Şöyle bir oturur musun?

Sordum Görkem'e. "Getirmem yakışık almaz" demiş.

Ay, iyi bari.

Beynine oksijen gitmiş geri zekâlının.

Bana bak.

Bu yaptığımı hiç kimse için yapmazdım, tamam mı? Kıymetimi bil.

Tamam aşkım. Zaten sen o yüzden benim bir tanemsin.

Zaten sen o yüzden benim en kıymetlimsin.

Niye gelinliğini o zaman bana diktirmedin de

gittin şu Deniz'e diktirdin?

Ama anlatamıyorum Ayçacığım ben sana.

Kız, 50 kere söyledim. Kadın dikmiş getirmiş.

Ben şimdi ne yapayım? Geri mi götüreyim? Ne kadar ayıp bir şey Ayça.

Ama bir şey diyeyim mi sana?

Kolunu yamuk dikmiş.

- Ya… - Evet.

Vallahi. Bir de çok mükemmel bir iş yapmış gibi,

ortalıklarda Coco Chanel gibi gezip duruyor.

- Sinir oluyorum. - Ay, Ayça, vallahi.

- Çok sinir oluyorum. - Tamam, hani…

Kız, ne oldu?

Kızlar, ne yapıyorsunuz burada?

Oy, canım Ayça'm. Yine beni mi çekiştiriyorsun?

Hiç işim gücüm yok da seni mi çekiştireceğim ya?

Sen de kendini çok fazla bir şeyler zannediyorsun he.

Sen nereye kız? Antin kuntin giyinmişsin yine.

Yogaya mı?

Yo, niye? Bir şey mi duydun?

Yani, hayır.

Allah Allah. Ne ya? Yürüyüşe gideceğim.

Bastı. Bu kalabalık üstüme üstüme geliyor. Ben alışık değilim böyle şeylere ya.

Ayrıca istediğimi de yaparım yani. Chill yapacağım ben biraz.

Tamam, git, chill mi yapıyorsun,

ağacı mı kucaklıyorsun, kuşu mu öpüyorsun,

ne yapıyorsan yap. Güneşe de selamını çak.

Ama yemeğe geliyorsun Deno, tamam mı?

Tabii ki.

[duygusal müzik]

[müzik yükselir]

[müzik biter]

Anneciğim, tuzu alabilir miyim?

Alamazsın, bitti. Bana kadardı.

[Berrin güler]

Ayrıca sen nasıl bir sporcusun? Ha?

Maşallah, her şeyi götürmektesin.

İçki sende, şeker sende.

"Tuz" sende.

Anacığım, önünü alamadım kız. Azıcık dur.

Ben de yemeğe gidelim diyecektim, buradaymışsın.

- İyi akşamlar. - Sıçtım.

E, iyi akşamlar.

Biz yemek yiyoruz zaten. Katılmak ister misin?

- E… - Akıncığım, bak. Nişanlım, Görkem.

- Memnun oldum. - Merhaba.

- [Ayça] Berrin'in diğer arkadaşları. - Nerede? Garson nerede?

Niye, ne, niye bağırıyorsun?

[gergin müzik]

- Ben de Sinan. - Akın.

- Memnun oldum. - Ben de.

Siz burada mı tanıştınız?

[Ayça mırıldanır]

Tamam, oteli aradım. Geliyorlar, yoldalar.

Yani akü de tam bozulacak zamanı buldu.

İnşallah yemeğe yetişirim ya.

Berrin'i zaten zar zor görüyorum.

Daha sık gör o zaman.

[marş basmaya çalışır]

Berrin'i diyorum, daha sık gör o zaman.

Yani kolay değil o işler.

Daha sık görebilmem için buraya taşınmam gerekiyor ya.

Öyle kolay değil o işler yani.

Öyle her şeyi bırakıp buraya dönemem ben.

Dönmek isteyen döner bence.

İş, güç, ev halledilir.

Yeter ki sen kafana koy.

Bir dakika.

Sen beni buraya dönmeye ikna etmeye mi çalışıyorsun şu anda?

Hayır, ben sadece başka ülkede yaşamanın ne kadar zor olduğunu biliyorum.

Biz bence burada mutlu olabiliriz.

Olabilirsin.

[yavaş müzik]

Ve mutlu olabiliriz.

Bahar Hanım.

Gözleriniz bu kadar güzel diye size kızmayacağımı sanıyorsanız yanılıyorsunuz.

Ama benim şarabım yarım saattir gelmiyor. Ne yapacağız?

[Berrin] Görkem.

[Görkem] Bekliyorum.

Görkem.

Eğer bir longozda kampa gidersek orada da

denizin kenarında, yıldızların altında uykuya dalınca hep gitmek isteyeceksin.

Pardon ya. Bölüyorum, affedersiniz. Kulak misafiri oldum da.

Longoza mı gideceğiz, dediniz siz?

Evet, bilir misiniz?

Kite surf yapıyorum.

- Oranın rüzgârı çok uygun. - Doğru.

Ama ben başka bir şey soracaktım.

Ayça mı kamp yapacak longozda?

Ayça isterse her şeyi yapabilir.

Ya, yaşam koçusunuz galiba.

Çünkü, "İstediğin her şeyi yapabilirsin" falan.

Harika motivasyon.

- Ben almayayım, sağ olun. - Neden?

Kullanmıyorum. Bıraktım daha doğrusu.

Doğma büyüme buralı mısınız?

E, birkaç senedir buradayım.

Öncesinde?

İstanbul, Sarıyer.

A-a. Sürprize bak.

Ayça'yla beraber orada yaşıyoruz biz de.

[gergin müzik]

Otel odasında mı yaşıyorsunuz?

Kendi evimde.

O zaman su sporlarından iyi kazanıyorsunuz

çünkü buradaki kiralar malum, değil mi Ayçacığım?

Bence seni ilgilendirmeyen konularda çok fazla konuşma.

Yo, yo, konuşabiliriz.

Yani kazandığım para, yaşam tarzıma yetiyor diyelim.

Peki kışın? Yani, otel kapanıyor.

"Jet siki" kiralayan da yoktur. Sıkılmıyor musunuz?

Ben buluyorum ya yapacak bir şey kışın.

Merak etmeyin yani. Fena değildir buraları.

Senin gibi olmak isterdim ha.

Yani azla yetinmek müthiş bir yetenek.

Gelecek kaygısı yok, para derdi yok.

Bomboş bir hayat.

E, bana müsaade. Yarın da işlerim var.

Afiyet olsun herkese.

- Teşekkürler. - Görüşürüz.

Görüşürüz.

Görüşürüz.

Bana mı bozuldu bu ya?

Hayır, mesela, nişanlınla niye ayrıldınız?

Mesela. Hani, bunu merak ediyorum? Niye bitti?

Aynı şeyleri istemiyorduk.

O da başta biraz "Kalıp döneriz" diyordu ama…

Zaman yaklaştıkça vazgeçti.

Ben de tabii biraz…

Zorlayınca.

Yüzüğü kafana yedin tabii, zorlayınca.

Aynen öyle oldu.

Senin problemin ne, biliyor musun? Sen fazla romantiksin.

Daha beni tanımadan "Dön, dön" demeye başladın, farkında mısın?

Belki de ben hiç senin düşündüğün gibi bir kadın değilim.

Nereden biliyorsun? Belki de senden üç güne sıkılacağım ben.

Ama yok. Şurada iki dakika eğlendik diye

hemen her şeyimi bırakayım geride, buraya geleyim,

annenin elini öpeyim, oturayım. Yok ya, oldu canım.

O zaman ben de tabağı boş göndermeyeyim.

Belli ki aldatılmışsın, erkeklere gram güvenmiyorsun.

Ve güzel bir şey yaşama ihtimalinden kaçıyorsun Deniz.

Kaçıyorsam kaçıyorum. Sana ne bundan?

Benim hayatımı hiç kimse şekillendiremez, tamam mı? Olay bu.

Ben öyle eski nişanlımın yüzüğünü parmağımda hâlâ taşıyacağıma

giderim her gece biriyle takılırım daha iyi.

İyi. Aynen böyle devam et.

Yalnız ve özgür hayatında mutluluklar sana Deniz.

Sağ ol Poyrazcığım. Aynen.

Sana da tek eşli ve sıkıcı hayatında mutluluklar.

[kasvetli müzik]

A, yedi mi o? Bir şey diyeceğim.

- Bu neydi? Yani… - Görkem.

- Bu bildiğin… - Görkem.

Canım, sen bize hesabı getirebilir misin?

Hesabınız ödendi.

A, kim ödedi ayol?

Akın Bey "Almayın" dedi.

Allah Allah. Olur mu canım öyle şey?

Ringo çeken adama hesap mı ödeteceğiz? Değil mi ama?

Akın Bey, otelimizin ortaklarındandır beyefendi.

Afiyet olsun.

[Berrin] E… [boğazını temizler]

- Bir tane daha… - Çok…

Pardon. Hadi.

Kalk, affedersiniz.

İnce bardak. Hadi güzelim.

- Gel. - Geliyorum.

Ayça, Ayça.

Ayça, Ayça. Biraz konuşabilir miyiz?

Ne konuşacaksın benimle?

Söyleyeceklerimi bir kerecik dinler misin? Lütfen.

[duygusal müzik]

- Nasılsın? - Dinliyorum.

Ben çok özledim seni.

Ya, bana bak. Bağlamayı geç, beni sinir etme, tamam mı?

Ne söyleyeceksen söyle.

Hata ettim. Çok büyük hata ettim Ayça.

Niye öyle bir şey yaptım, bilmiyorum. Ne oldu bana, bilmiyorum.

Yani istiyorsan orta yaş krizi de.

Ne bileyim. İşte, öz güven eksikliği de. Bilmiyorum.

Kendimde değildim ben. Gerçekten kendimde değildim.

Niye öyle bir şey yaptım, bilmiyorum. Çok büyük hata ettim Ayça.

Ben biliyorum, biliyor musun niye böyle bir şey yaptığını.

Sen genç sevgili arıyorsun. Genç kadın arıyorsun.

Çıtır arıyorsun. Ben kıtırladım, değil mi?

İstemiyormuşum. Onu da anladım. Öyle bir şey falan istemiyormuşum.

Oradaki her şeyi bitirdim.

Buraya sadece seninle tekrar birlikte olabilmek için geldim Ayça.

Ama çok geç.

- Değil! - Geç!

Vallahi değil, billahi değil.

Gerçekten değil ya.

Bak, sana yemin ediyorum.

Bir daha asla böyle bir hata yapmayacağım.

Çünkü ben sana âşığım.

Hep âşıktım.

Bak, bana bir şans ver.

Tekrar aile olalım.

[yavaş müzik]

İzin ver sana kendimi affettireyim.

Ben sensiz yaşayamam.

Belki bir bebeğimiz olur.

Yeniden başlama fırsatımız olur.

[disko müziği]

Bana bir bira. Ama buz gibi ver.

Deniz! Deniz! Ne yapıyorsun?

İyi. Berrin nerede?

Berrin uyuyor. Berrin ne yapsın? Gel, gel, dans edelim, hadi.

Yok, ben yatmaya gideceğim. Sen de yat. Yarın düğün var.

Ne yatması daha? Dur. Saat kaç daha, dur.

Gel, gel, dans edelim. Ayrıca bugün…

Bugün benim son bekâr gecem.

Hadi gel, dans edelim. Lütfen.

Ben çok yoruldum. Berrin gelsin, seni alsın.

Ya ne? Berrin nereye gelecekmiş? Gel sen buraya bakayım.

Dur, dur.

Nereye? Nereye? Bir dakika.

Ne yapıyorsun ya? Bak. Çok sarhoşsun.

Defol git, yat!

Ya, sen niye bu kadar naz yapıyorsun? Senin ne olduğunu bilmiyor mu herkes, he?

Özür dilerim, özür dilerim.

Pardon, pardon.

Tamam, tamam. Kendini affettir o zaman.

[gergin müzik]

Ay!

Görkem?

[Ayça] Nereye Görkem?

Deniz! Nereye?

Berrin'e söylemeye gidiyorum işte.

Neyi söyleyeceksin Berrin'e? Nişanlısını öptüğünü mü?

Ayça, saçmalama. Sen de gördün. Zorla öptü beni.

Ben öyle bir şey görmedim.

Bir saniye. Sen niye kendini kandırıyorsun ki?

Gördün işte, adam sarhoştu. Çekti, öptü birden.

Bana bak!

Kendi egonu tatmin etmek için sakın Berrin'in hayatını mahvetme, tamam mı?

Eğer bunu duysa yıkılır.

Sana inanamıyorum ya.

Gerçekten bu kadar mı önemli biriyle evlenmek?

Evet, bu kadar önemli.

- Böyle biriyle? - Evet, böyle biriyle.

Onun için çok önemli.

Sen onu anlayamazsın, tamam mı?

Ben senin yerinde olsaydım

defolup giderdim.

[kasvetli müzik]

- Ayça? - Konuşmak istemiyorum.

Sadece uyusak olur mu?

[kasvetli müzik devam eder]

Denizciğim? İyi misin canım?

İyiyim, iyiyim. Şey…

Acil işim çıktı da. Gitmem gerekiyor.

Berrin'e de söyleyemedim. Sen benim yerime söylersin.

Bir tanem, gel bir otur. Konuşalım.

Yok, yok, gerçekten. İşle ilgili. Çok önemli.

Saat kaçta uçağın çocuğum? Bu saatte gidilmez ki.

Yarın uçağım sabah erkenden. O yüzden

şimdiden çıkmam gerekiyor.

Vallahi, ben Berrin'den de özür dilerim.

Tamam mı? Sen kendine iyi bak.

Canım…

[Sinan horlar]

[cırcır böceği sesleri]

[arka planda Türk sanat müziği çalar]

Seni de mi uyku tutmadı?

Tutmadı.

Gel otur.

- Şenel, sana bir şey soracağım. - Sor.

Sen, Hikmet amcayla bir ömür mutlu yaşamayı nasıl başardın?

Ben çok genç evlendim.

Görücü usulü.

Ama Hikmet iyi bir adamdı.

Canım.

Aradaki yaş farkına rağmen

beni mutlu etmek için elinden ne geliyorsa yaptı.

Sonra da Berrin oldu.

O da olunca aile olduk işte.

[hafif güler] Hani onca yıl dedin ya.

Bütün o yıllar boyunca ben kocama hiç âşık olmadım.

- Ya? - Ya.

Neden ayrılmadın?

Bugünkü gibi değildi ki yavrum.

Adana'dayız. Herkes bizi tanıyor.

Aile ne der? El âlem ne der?

Arada bir de Berrin var.

Ne yapacağım? Nasıl yapacağım çocuğum?

Ama şimdi olsa

bir saniye düşünmeden yürür giderim. Bir saniye.

Kızım da

benim kaderimi paylaşmasın istiyorum.

Berrin sence hata mı yapıyor?

"Geç kalıyorum evlilik için. Yaşım geçiyor" diye

korkudan gidip tanıdığı en dangalak adamla evleniyor.

Şenel…

Dangalak, artı kadın düşkünü.

Alkol derdinde, gece hayatı derdinde.

Böyle bir adamdan koca mı olur?

Yalnız kalmaktan korkuyor bence.

"Yalnız kalmaktan korkuyor."

Bak, en büyük yalnızlık ne, biliyor musun?

Sevmediğin bir insanla bütün bir ömrü geçirmek.

Bundan daha büyük yalnızlık yok.

Benim çocuğum bu hataya düşmemeli.

Kimse düşmesin.

Sakın unutma.

Haklısın.

Haklısın.

Deniz nereye gitti?

Berrin'e veda bile etmedi.

E, Deniz gitti ama gelecek.

Yavrucuğum nasıl dönecek? Sabah uçağı var kızın.

Çok haklısın, biliyorum

ama benim de çok önemli bir işim var. Şu anda tamamen kafam karıştı.

Seni çok seviyorum.

Gömüyorum… Yapamıyorum, gömemiyorum.

Ama bunu sonra içeceğim.

Gidiyorum!

Ay, bunda da kafa gitti.

- Hay Allah'ım ya Rabbim. - Hadi, hadi.

[telefon çalar]

[ilham verici müzik]

[meşgul sesi]

Hadi, hadi, yapabilirsin. Yapabilirsin.

Yapabilirsin.

[telefon çalar]

Bir ölüm kalım meselesi yoksa kapatıyorum Ayça.

Var. Var, var.

Acil bana yardım etmen lazım. Neredesin şu anda?

Boş boş oturuyorum işte, öğrenci hayatı.

Akın, bak, çok özür dilerim gerçekten.

Ben sana yanlış davrandım.

Şu anda bunların hiç sırası değil, bunu da biliyorum.

Ama sana kendimi affettireceğim. Bak, söz veriyorum.

Ama eğer bana yardım etmezsen

biri hayatının en büyük hatasını yapacak.

Ne oldu? Ne istiyorsun?

Beni havalimanına götürür müsün?

Taksi de çağırabilirsin Ayça. Biliyorsun, değil mi?

Biliyorum. Tabii ki çok haklısın. Ama ben…

Ben seninle gitmek istiyorum.

[duygusal müzik]

Tamam, geliyorum.

[sevinç çığlığı]

[Ayça] Ay, ne olursun yavaş! [çığlık atar]

[Akın] Tamam, geldik, geldik.

Ay. Bütün korkularımı da bir günde yenemem ki canım.

- Hadi, koş, koş. - Tamam, koşuyorum. Gidiyorum.

Dur, dur.

- Ay, çirkin mi oldum? - Yok.

Hep kask yüzünden.

- Hâlâ çok güzelsin. - Gerçekten mi?

- Hadi git. - Tamam.

Ama şey, beni bekle, tamam mı?

- Tamam da… - Beni bekle, hiçbir yere gitme.

[hareketli müzik]

Pardon, pardon. Pardon. Kusura bakmayın.

Kusura bakmayın, çok acelem var.

Çok özür dilerim. Amca, çok affedersin.

Çok acelem var. Kimse kusura bakmasın. Sıranızı alıyorum şimdi.

Ah, merhaba. Merhaba, pardon.

İlk uçağa bilet istiyorum.

- Nereye? - E, nereye olursa.

Biletim.

- Bu, Trabzon bileti. - Trabzon, tabii.

- Evet. - Evet.

Diğer kapı.

Ya, bir şey söyleyeceğim. Şu arkadaşıma hemen bir ulaşmam lazım.

Lütfen, hemen bir bağırayım. Duysun beni, geri geleceğim.

- Maalesef. - Gerçekten mi?

[Ayça öfler]

[duygusal müzik]

[Ayça öfler]

[Deniz] Kızım, sen deli misin? Ne yapıyorsun burada?

Deniz!

Deniz!

Gidemezsin. Gidemezsin.

Benimle gelip bu düğünü durdurmak zorundasın.

Ya şaka mısın sen? Sen değil miydin beni kovan?

Evet, benim. Hata ettim, biliyorum.

Hepinizden teker teker özür dileyeceğim. Ama ne olursun, şimdi gel benimle.

Hanımefendi, geliyor musunuz?

Yani, geliyorum tabii. Kusura bakma

ama ben o saçma sapan ortama dönüp o Görkem'in yüzünü görmek istemiyorum.

Deniz, ben hamileyim.

Bana ne? Git babasına söyle, deli.

Bak, bu hayatta istediğim tek şey bir çocuk sahibi olmaktı.

Ve şu an bu bebeği doğurup doğurmayacağımı bile bilmiyorum.

Kafam çok karışık ve arkadaşlarıma çok ihtiyacım var.

Arkadaş mı? Sen benden nefret ediyorsun. Ne arkadaşı?

- Hayır, ben seni kıskanıyorum. - Efendim?

Seni kıskanıyorum, tamam mı?

Senin gücünü, kendine olan öz güvenini,

her şeyi başarmanı… Benim yapamadığım her şeyi sen başardın.

Ya, ne başarması? Ne öz güveni Ayça?

Dükkânım battı, borç içindeyim.

Yalnızlıktan inanılmaz sıkıldım oralarda.

Ama işin kötüsü, dönemiyorum bile. Çünkü sıfırdan başlayacak gücüm yok benim.

Aksine ben de hani,

"Keşke senin gibi aile kuracak cesareti bulabilseydim kendimde" diyorum.

Hanımefendi, son çağrı. Geliyor musunuz?

Bak, bak, bak, bir şey söyleyeceğim.

Bizim birbirimize çok ihtiyacımız var, tamam mı?

Ama şu an Berrin'in bize daha çok ihtiyacı var.

Lütfen Berrin'in mutlu olmasını sağlayalım. Yalvarırım gitme.

Uçak kalkıyor.

Tamam, siz gidin.

[çığlık atarlar]

Evet, yetişmem gereken bir düğün var. Düğüne gideceğim ben.

- [Ayça] Akın! - [Deniz şaşırır]

Bana bak, babası bu mu yoksa?

- Keşke. - Ne oldu? Neyin babası?

Yok ya, öyle Deniz saçma sapan konuşuyor.

Bence asıl mesele, şu an bu motora üç kişi nasıl bineceğimiz.

- Ben kullanırım. Hadi, yetişmemiz lazım. - Nasıl ben kullanırım? Ehliyetin var mı?

- Var. - Vitesli motor?

Vitesli motor. İtalya'da var. Bende bundan var.

Ben çok kullanıyorum bunu. Allah Allah.

Hay Allah ya.

İyi, o zaman hız limitini aşmayın.

Arabalara dikkat edin. Ben de arkanızdan geliyorum, tamam mı?

Ay, sen haklısın, yani…

Her zaman bu kadar doğru şeyler söylemeyi nasıl başarıyorsun?

- Ayça. - Tamam, tamam.

Tamam, gidiyoruz. Şöyle geçeyim.

Şunu vereyim. Evet.

Bana bak, sen bu çocuğu kaçırma.

Kaçırmayacağım ben bunu inşallah da…

Asıl sen bana bak.

Sen bu motoru kullanabiliyorsun, değil mi?

Kaskını tak!

[ilham verici müzik]

- Nerede kaldı bu kız? - Ne oldu anacığım?

- Canım. - Nasıl olmuşum?

Çok güzelsin.

Babam da olsaydı.

- Ya, keşke. - İşte.

Teşekkür ederim.

- Canım. - Seninle bir şey konuşsam olur mu?

Anacığım, şunlar bir bitsin konuşuruz.

- Öyle mi diyorsun? - Vallahi çok sıcak zaten, hadi annem.

- Berrin! - Merhaba!

- [Şenel] Bir şey… - Seni Derya Hanım ve Asil Bey'le

tanıştıracağım.

- Ay, hoş geldiniz. - Merhaba, hoş bulduk.

Güzelliğe bakın.

- Çok güzel olmuşsun. - Merhaba.

Siz de çok güzel olmuşsunuz.

Ay, sormazsam çatlarım ortamdan.

Ne zaman evleniyorsunuz?

İnşallah seçimlerden sonra.

- Ah, yetiştik! - Kızlar! Derya, Asil!

- Kız bağırma. - Merhaba Derya Uluğ.

Sizi çok seviyorum. Gerçekten çok seviyorum.

- Nasılsınız Asil Bey? - Merhaba.

- Hoş geldiniz. - [Derya] Nasılsınız?

- İyiyim, siz? Asil Bey, hoş geldiniz. - Merhaba.

Çok mutlu oldum ama çok çok daha önemli bir konumuz var.

- Özür dileriz. - Evet, evleniyorum.

Evleniyor, evet ama bir problemimiz var.

Bir sorunumuz var. O yüzden lütfen…

Bunlar ünlü cahili. Görünce nasıl davranacaklarını bilmiyorlar.

Hanımefendi, sizi biraz dışarıya alabilir miyiz? Lütfen.

[Berrin] Evet.

- [Şenel] Ne oluyor ya? - [Deniz] Gel, seni şöyle alayım.

- [Ayça] Haber vereceğim. - [Şenel] Sürpriz mi hazırladınız kıza?

[Berrin] Ayça.

Bir de diyor ki "Hanımefendiyi dışarı alalım".

Deli deli. Tanımıyor.

Ne? Korkutmayın insanı.

- Dur bir dakika ya. - Şöyle.

- Hı? - [Deniz] Şimdi…

E, dün gece Görkem bara geldi.

Hı?

Sarhoştu çok.

E…

Bayağı bir üstüme geldi. Ben kaçtım.

Yani çok da takılmadım. Sarhoştur dedim, geçtim.

- Çıktım bardan. - Hmm?

Sonra o peşimden geldi.

Ve beni öpmeye çalıştı.

Bayağı taciz etti yani.

[kasvetli müzik]

[Ayça] Doğru söylüyor. [boğazını temizler]

Doğru söylüyor. Çünkü ben de gördüm.

Berrin.

Belki bunun şu anda

hiç sırası değil.

Belki de…

…tam sırası.

Senin o yavşakla evlenmene izin veremeyiz.

Yakma. Yakma kendini gülüm, lütfen.

Kızlar, bir dakika. Şimdi, taciz dediğin, çok büyük bir şey o.

Yani, Görkem işte… Çok zaman da geçirmedin.

Yani, böyle sarhoş olunca sarılır, öper. Israr kıyamet.

Kusura bakma ne olur, yani.

Öyle bir şey.

Öyle bir şey olabilir belki. Yani…

Onu mu gördün? Öyle yaptıysa da kusura bakma yani.

Tamam, hadi, artık…

Bu sorunu da çözdüysek hadi çok işimiz var.

Berrin, bak. Ne olur yapma bunu kendine. Sen çok daha iyilerine layıksın.

İstemiyorum iyisini.

İstemiyorum kız iyisini.

Ben sadece biri olsun istiyorum.

Bu. Zaten daha iyisi ne ya?

Herkesin bir kusuru var. Senin, benim, herkesin kusuru var.

Ya, sıkıldım yalnız yaşamaktan.

[sesi kısılır] Her şeyi yalnız yapmaktan çok sıkıldım.

Yalnız yatmaktan, yalnız oturmaktan,

yalnız gezmekten çok sıkıldım.

Ya beni en iyi sen anlarsın.

Ne olur, yapmayın. Bugün yapmayın.

Deno, sen sıkılmadın mı yalnızlıktan?

Kız, ben küçüklükten beri şu günü bekliyorum.

Gelinlik fotoğraflarını alır defterime yapıştırırım.

Gelinlik sayfalarına bakar dururum.

Şu anın hayalini kuruyorum ben ne zamandan beri.

Bana bugün yapmayın.

Yanlışsa da ben kendim göreceğim.

Bugün evleneceğim, bozmayın.

- Tamam mı? - [erkek] Berrin.

- Ha? - Hadi.

- Ay, evet. - Nikah memuru geldi.

- Vakit daraldı. - Evet, evet.

- Makyajın akmış. - Yaparız, hiç önemli değil.

Çok iyi kızlar var.

[düğün müziği]

Uyandım, yoktun. Konuşamadık aşkım.

Seninle birlikte olacağıma

yalnız yaşlanırım daha iyi "aşkım".

[düğün müziği]

[alkış sesleri]

[ıslık sesleri]

[Deniz dış ses] Berrin, bak. Ne olur yapma bunu kendine.

Sen çok daha iyilerine layıksın.

[Ayça dış ses] Yakma. Yakma kendini gülüm, lütfen.

Siktir git lan.

[Ayça] Ne oluyor?

Berrin, ne yapıyorsun? Berrin?

Sus.

- Sevgili konuklar. Hala. - He halasının gülü?

Dinle burayı. Önemli bir şey var.

Bir haberim var.

Düğün iptal len.

Evlenmiyorum.

Berrin, ne diyorsun? Gel buraya, saçmalama.

Evlenmiyorum ama bu, eğlencemize mâni değil.

Bugün hep beraber eğleneceğiz.

Hatta bu "yavşaktan" kurtulmamı kutlayalım diyorum.

Berrin, yeter. Kızıyorum. Gel şuraya.

Siktir git lan. Kızıyormuş. Kızdırdığın yere buz sok.

Ayrıca yiyelim, içelim, eğlenelim.

Anacığım hepsinin parasını ödedi. Kurban olduğum anam.

Ben bugünü gördüm ya, ölsem gam yemem.

Oy annem. E, çok da güzel bir sürprizimiz var.

Derya Uluğ ve Asil Gök bizimle.

Eğleneceğiz, yiyeceğiz, içeceğiz. Bunu da buradan alın!

Ay, hakikaten. Alsanıza şu çocuğu.

- Alın şunu da. - Nereye götürüyorsunuz oğlumu?

Ay, nereye gidiyorsa gidiyor.

Beraber şarkılar söyleyip eğlenelim. Ne olur, bugün çok eğlenelim.

Hatta sahneye davet… Ay, geliyorlar.

Ben yakından gördüm, çok güzel. Bebek gibi.

Gel, ay.

- Üzülelim mi? - A, ne münasebet? Eğleneceğiz.

- Hazır mıyız o zaman? - Hep.

Hadi.

Sana hastayım anlasan, ah

Şaka yapmadım anlasan, ah

Bana sabıka bağlasan, ah

Bi' de sormadan harcasan, ah

Selo! Aşkım!

Aşkım!

Ya, sen neredesin ya?

[Selin] Kızlar.

Ben çok mahcubum size ya. Ne olur, kusuruma bakmayın.

Evli Selin, Anne Selin, Instamom Selin derken

ben kırdım kalbinizi, biliyorum.

Sen benim canımsın Selocuğum. Unuttuk, hiçbir şey hatırlamıyoruz.

Kız, neymiş o aldatma işi falan?

Ben o konuyu da açıkçası biraz bir tarafımdan anlamışım.

[Ayça] E, söyledik sana, değil mi?

Eve girdim ben.

Bir kadın var.

Evde kadın var.

Tuttum hemen saçından, attım yere.

Ama şu ortaya çıktı ki

meğersem bensiz yapamamış ki buna çok sevindim,

gitmiş ajanstan bakıcı istemiş.

Söz aldı benden.

Hani, bundan sonra bir daha çocukla onu yalnız bırakmayacağıma dair.

Benim de tabii bazı taleplerim oldu.

E, dur. Sonra söyleyeceğim.

Şu an duymasın, onuru kırılır. Gel, gel.

Gel yabanî Gör hâlimi

- [Berrin] Enişte! - [Cenk] Ne yapıyorsunuz?

- Ne yapıyorsunuz be? - [Ayça] İyiyiz, siz?

[Berrin] Yakışmış.

Yakışmış. Nerede seninki?

Benimki öldü, gömdük.

İşte helvasını yiyeceğiz.

Boşuna mı geldik biz ya?

Yo, boşuna değil. Eğleneceğiz, güleceğiz.

Takma, bir şey takma.

Siz çocukla şöyle birazcık gezinin. Bir turlayın.

Biz kızlarla bir dans ederiz. Belki sahneye falan çıkarız.

- Sıkıştıracağım akşam seni. - Akşam sıkıştır.

Geliyorum!

Gel yabanî Gör hâlimi

El bana, ben sana deli

- [Deniz] Kızlar da gelsin. - Gel, gel!

[Berrin] Çıtırıklar!

Vuhu! Atayım mı kız çiçeği?

- [Ayça] At, at! - Size atacağım.

[Ayça] At, at!

Sana mı geldi?

Aşkım, sen onu versene. Sen bulursun annem.

Daha ben nişanı yeni attım, değil mi annem?

Kime kalmış üç günlük dünya? Kalmaz sana da

Gel yabanî Gör hâlimi

El bana, ben sana deli

Gel yabanî Gör hâlimi

El bana, ben sana deli

Gel yabanî

[martı sesleri]

Akın?

Kaptan!

Beni almadan nereye gidiyorsun?

Daha nereye gideceğime karar vermedim.

Hmm.

Ben de gelebilir miyim?

Buradaki her şeyi bırakıp benimle mi gelmek istiyorsun?

Bu seni korkutmuyor mu?

[duygusal müzik]

Senin yanındayken hiçbir şeyden korkmuyorum.

Ya, Poyraz'ı gördün mü?

- Kimi? - Poyraz'ı.

Ha, aşkım. Ya, onun bir kuzeni mi bir şey oldu dedi…

Bir şey oldu dedi, gitti o sabah.

Hah, tamam.

[kadın] Bravo!

[telefon çalar]

Bir sonraki hastayı çağırır mısın?

Deniz Keskin. Deniz?

Merhaba.

Tam şuramda bir ağrı var doktor bey.

Gazdır o, geçer.

Hayır, değil.

Daha çok şey gibi, böyle…

Söylemek isteyip de söyleyemediğim her şey sanki burama takılıp kalmış gibi.

[yavaş müzik]

Nedir o isteyip söylemediğiniz şey?

Şey, ben… [boğazını temizler]

Birinden özür dilemek istiyorum. Çünkü onun kalbini kırdım,

ayıp ettim ve…

Ve onu bilerek üzdüm.

Derin nefes.

Sizde kalp atışı duymuyorum Deniz Hanım.

Sizin kalbiniz yok.

Hayır, var. Bakın. İyice dinleyin. Bakın, bakın, burada.

Bak.

[kalp atışı]

Aslında ondan çok hoşlandığım

ve onunla birlikte olmak istediğim için kaçtım ondan.

Çünkü onu elde edersem

onu kaybedeceğimi düşündüm.

Çok korktum o yüzden.

Ne değişti peki?

Artık korkmuyorum.

Çünkü onun cesareti bana da bulaştı.

Ve eğer bana bir şans verirse

o zaman ben de ona kalbimi vermek istiyorum.

- Ya çekip gidersen? - Hayır.

Gitmem, hiçbir yere gitmem artık.

İstesem de gidemem.

Hadi, gel. Sana bir şey göstereceğim. Gel.

- Dur, hastalarım var. - Hadi, gel.

- Deniz. - Hayır ya.

Hastan falan yok. Hadi, gel gidelim.

Gel, bir şey göstereceğim. Çok önemli. [güler]

Az kaldı.

Bak.

İşte burası.

Ayça'yla ortağız.

Yani artık hiçbir yere gitmiyorum. Buradayım.

[Ayça] Poyraz! Hiç gelmeyeceksin sandık! Hadi gelin!

Bana bak, tuzağa mı düştüm?

Ya, bize yardım et. Bak, hamileyim. Taşıyamıyorum.

Akın'a yardım etmen lazım.

[Berrin] Ay, hamile ya. Allah aşkına gelin.

Şu kutuları taşıyalım beraber.

[Akın] Hamile kartını fazla mı kullanmaya başladın?

[Ayça] Sana kötü bir haberim var. Çünkü daha doğuma çok var, biliyorsun.

Sıçtık o zaman.

Öhö. Kolileri… Hangi kolileri taşıyoruz?

- E, şunları. - E, şunları.

Gel bakalım doktor.

- [Poyraz] Hangisi? Şu mu? - Evet, al onları.

[Berrin] Olmuş bu iş.

Oldu, Ayça sayesinde oldu. O olmasa yapamazdım.

Karşılıklı ortak.

Ay, kız, saç saça baş başalıktan nasıl bu hâle geldiniz? Hayret.

Vallahi ağlayacağım. Botoksum düşecek diye ağlayamıyorum.

Aman, Allah korusun.

Aşkım, hadi şu açılışı yapın da. Biz uçağa yetişeceğiz.

Tayland'a gidiyoruz!

Tamam, bir dakika. O zaman fotoğraf çekilelim.

- Sonra siz gidersiniz. - Tamam.

Akın'a söyleyeyim. Hamileyim ya, her istediğimi yaptırıyorum.

[fısıltıyla] Hadi gel.

Fotoğraf. Tamam.

- [Ayça] Evet, hadi. - [Akın] Evet. Üç!

[hep beraber] İki! Bir!

[Akın] Ah!

Bizsiz? Terbiyesizler!

[Ayça] Gel, gel!

[Berrin] Enişteme bak.

Selocuğum, yetişemeyeceksiniz zannettik.

Hayatım, ben böyle bir ortamı kaçırır mıyım sence?

- Toplantımı yarım bırakıp geldim. - Bravo.

- Poyrazcığım, hoş geldin. - Hoş buldum.

Görüyorum ki…

[Akın güler]

Vakit varken bırak git. Çek git.

- [Selin] Efendim? - Bir şey demedim hayatım.

Sus ve gül.

- Hadi bakalım. Üç, iki, bir, Falkor! - [Cenk] Hadi.

[Ayça] Hadi.

[hep beraber] Üç, iki, bir!

- Falkor! - [Selin] Falfar!

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.