Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
English
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Işte yakaladım sözü.
Geçecek Zeynep. Ya gerçekten annemi kurtaramazsak? Ya
Haddin'de gerçekten boşanmak zorunda kalırsın. Çıldıracağımı
düşündükçe.
Ne işi var burada? Bir şey yapmak lazım.
Ayrılık. Ikimize de iyi gelecek Zeynep. Yanlış mı anladım
acaba? Ondan daha kötü olamaz zaten. Bak göreceksin.
Ayaklarınız çok iyi olacak.
Verdiğin karar doğruydu. Şimdi daha iyi anlıyorum. Zaten
hiçbir şey sonsuza kadar sürmüyor. Sevdamız gerçekten
bitti mi de böyle konuşuyorsun? Olmaz ki. Yapamam. Bitsin bu
iş. Birbirimizi daha fazla hırpalamamıza gerek yok.
Ikimize hayatlarımıza bakalım. Ne gerçek ne oyun karmakarışık
oldu aklım. Sor öyleyse Zeynep. Sakın Zeynep. Sakın ağzından
yanlış bir şey çıkmaz. Bu kadar kolay mı vazgeçmek? Verdiğim
zonca emek boşaydı yani. Hayır Zeynep, dur.
Yapma Zeynep. Zorlaştırmıyorum bu sürece.
Ayrılacağımızı herkes açıkladığımızda bir yük kattı
sırtımdan.
En doğru kararı aldık bence.
Gözde burada. Bunun içinmiş demek. Vedalaşma fansı sende de
çok uzamadım ben. Bugün avukatla görüşeceğim. Işlemleri
hızlandıracağım.
Madem öyle diyorsun, tamam ikimiz de çok yorulduk zaten.
Imzalayalım şunu bitsin bu iş. Bence de.
Selam.
Öldün galiba. Kusura bakmayın. Vedalaşıyor muydunuz? Boşanma
işlemleri başladı. Zaten çabuk olur diye düşünüyorum.
Anlaşmalı boşanma çünkü. Öyle.
Bu süreçte yapmam gereken bir şeyler olursa söylemen yeterli.
Mutfak. Yanlış elenmiş. Bas baya boşanıyorlar. Oh be
sonunda. Ben çok çok üzüldüm. Iki yetişkin insan hayatlarıyla
ilgili önemli bir karar alıyor. Farkındayım. Bana da laf düşmez
ama insan yine de üzülüyor işte.
Zeynep Hanım. Yüzümü sana o kendisini odaya kapattı. Ne
yaptıysam olmadı açmıyor kapıyı. Ağlıyor içeride.
Sultanım. Hadi aç kapıyı.
Babaannem bak ben buradayım. Mavişin geldi. Halil de burada.
Hadi aç kapıyı bir konuşalım. Gidin buradan. Boşanacak
mısınız siz? Gidin. Sultanım ben sana söylemek için doğru
zamanı bekliyordum. Üzme beni ne olur aç kapıyı hadi.
Sultanım demeyin bana. Karar vermişsiniz bir kere boşanacak
mısınız? Konuşacak bir şey yok.
Istersen balkondan girelim.
Babaannesi torunu için üzülüyor tabii. Bence sırf Zümrüt Hanım
üzülmesin diye boşanmaktan vazgeçebilirler. Işine baksana
sen.
Nasıl yaptık biz bunu? Nasıl düşünemedik Halil?
Sultanım.
Gidin buradan. Yalanlarınıza karnım tok benim. Yüzünüzü
görmek istemiyorum. Güzeller güzelim. Biz sana yalan söyler
miyiz hiç? Hadi aç şu kapıyı da içeri geleyim.
Babaanne bizi bir dinlesen
Bak yedi kat yabancın değil, torunun Zeynep karşındaki. Çok
üzgün o.
Iyi tamam madem açmıyorsun, sen bilirsin. Ama sen açana kadar
biz burada nöbetteyiz. Haberin olsun. Soğuktan donsak da
açlıktan ölsek de buradayız. Gitmiyoruz bir yere.
Sultanım. Sizi affettiğim için açtığımı sanmayın. Yani hava
soğuk. Üşütür, hasta olursunuz. Vebali kalmasın. Yoksa ikinizi
de affetmiştik. Babaanne mi? Yanlış babana yanaşma.
Babaanne bunu sana kim söyledi? Çocuğum ne önemi var? Yalınızı
mı doğrulayacak yani? Konakta herkes konuşuyor bunu.
Ne olur. Olur yalan değil. Bacağım uyuyacağız bunların
hepsi bir oyundu deyin bana.
Niye? Niye bana yalan konuşuyorsunuz? Hani Halil
senin sevdandı. Hani gönlünün ev kuytu köşesindeydi onun
yeri.
Bari şimdi sen hiç bana yalan söylemezdin. Ne oldu böyle sana
ha? Ne yaptın sen?
Ne oluyor? Ne bu sesler? Ay Zümrüt Hanım'a ne oldu? Ben
anlamadım.
Ali. Zümrüt Hanım'ın nesi var? Iyi mi? Iyi abla.
Boşanacağımızı duyunca biraz üzülmüş. Bizde bir şey oldu
zannettik. Koskoca kadın bir de teselli mi bekliyor? Teyze. Iıı
Halil yani Zümrüt Hanım için durum biraz kritik. Bildiği
düzen değişiyor sonuçta. Destek almalı. Istersen bir psikolog
olarak ben yardımcı olabilirim. Sağ ol Gözde. Şimdilik gürültü
kalabalık olmasın yeter. Herkes işinin başına dönebilir.
Babaannem dur bir. Yaklaşma bana. Yanaşma bana. Seni
affetmedim hala. Sultanım Allah aşkına bir dur da dinle şu
mavişini. Bak her şey daha iyi olacak. Yoksa biz böyle bir
karar alır mıyız?
Sultanım dur ne yapıyorsun? Huzur evine götürün beni. Gözüm
görmez daha iyi olur. Olur mu hiç öyle şey? Nereden çıktı
huzurevi? Ver şunu. Madem ki beni böyle üzeceksiniz. Gözüm
görmez daha iyi. Ben böyle bir şeye izin verir miyim hiç? Sen
bizim atamızsın Ata'mız. Kabul edemem ben. Zaten gelinim de
unuttu beni. Hiç kimse beni görmeye gelmiyor. Nasıl kalırım
ben burada? Anladım ben anladım. Kimse beni sevmiyor.
Hep seviyoruz diyorlar ama yalan konuşuyorlar. Babaanne
et. Bak biz kırdık seni üzdük. Özür dileriz. Ama bu böyle
olmaz. Seni bir yere gönderebilir miyiz hiç biz?
Ayrıca hepimiz de seni seviyoruz. Bir oturalım.
Konuşalım derdimizi anlayalım. Hadi kırma beni. Ver onu şimdi
bana. Bahattin böyle fikir. Hadi. Geçin ikinizi de şuraya
oturun bakayım.
Yani hiç böyle sebepsiz yere boşanma mı olur? Daha dün çok
iyiydiniz. Bugün ne oldu da delilendiniz böyle? Söyleyin
bakayım bana. Sizin derdiniz ne? Babaannem Aril beni çok
kırdı. Iıı yani kırıldığı zaman da torununuzu siz daha iyi
tanıyorsunuz. Inadı inat. Tamam biliyorum ama tuttuğunuz yol
değil. Böyle küçücük kırılmalar, gücenmelerle
evlilik mi bitermiş hiç? Eğer öyle olsaydı dünyada evli çift
kalmazdı çocuklar. Öyle değil işte Sultanım biz Bitemiyoruz.
Bu şekilde yürütemiyoruz. Ettiği lafa bak ya.
Yürütemiyorlarmış. Bir durun. Birbirinizi anlayın, dinleyin.
Maviş'im. Evlilik, külfet değil, berekettir. Meşakkat
değil, rahmettir. Öyle hemen boşanma mı olurmuş canım hiç?
Ancak aranızda aşk, sevgi kalmadıysa Bak buna söyleyecek
lafım yok. Şimdi ikiniz de birbirinizin gözünün içine
bakıp artık birbirimizi sevmiyoruz diye bak o zaman ben
belki inanırım.
Daha gözlerine bakıp sevdiğimi söyleyemedim ki sana. Şimdi
sevmiyorum mu diyeceğim? Söyleyemem. Gözlerinden akarken
yürüyemesen dilim vermez. Nasıl söyleyeyim seviyorken?
Sana söylerdi. Fatih Soylu
Gördünüz mü? Beceremiyorsunuz işte. Boşanmak istemiyorsunuz.
Siz şimdi içeri gidin. Böyle bir oturun. Sorunlarınız neyse
halledin. Ondan sonra benim yanıma gelin. Tamam mı?
Halil biz işin uzmanı arkadaşım sağ olsun Zeynep'e gönderilen
mail'in IP numarasından tespiti yaptı. Neresiymiş? Mailler bir
internet kafeden yollanmış. Adres de burada.
Güvenlik kamerası var mıymış? Kontrol ettin mi? Buradan sonra
oraya gidip bakacağım. Yok sen dur. Bundan sonrasıyla ben
ilgilenirim sağ ol. Benim şimdi bir şekilde bu bilgi senin
bulaştırmam lazım.
Ama boşanma oyununu sürdürecek nasıl yapacağım bunu?
Bu ne?
Bel arabanın bakışında olacağım. Bir kocanın en büyük
ilham kaynağı nedir biliyor musun Hakan? Karısıdır.
Önce sen söyle. Hayır hayır. Sen söyle. Tabii şimdi
bizimkilere bir şey söylemek lazım. Cüzeyi kim versin?
Istersen sen ver. Yine tamam tamam. Ben vereyim. Ben
vereyim. Eee Eren.
Bu haber şimdilik bizim aramızda kalsa olur mu? Niye
saklıyoruz ki? Hayatım bu bizim en mutlu günümüz. Öyle tabii.
Biliyorum mutlu olduğunu. Ben de çok mutluyum inan bana. Ama
bir yandan da aklım annemde. Şimdi teyzemlere söylersek
annemin de haberi olacak. Allah korusun eğer annem hapse
girerse aklı bende kalır. Ben tanıyorum annemi. Benim
çocuğumu görmeden yapamaz annem. Hem zaten çok uzun süre
saklayabileceğimiz bir haber değil. En azından biraz
beklesek. Annemin mahkemesi ne kadar? Sonra mahkemede güzel
haberi alınca çift Demirci'yi veririz herkese. Olur Sen nasıl
istersen öyle olsun.
Yeter ki sen üzülme. Sen ne zaman hazır hissedersen o zaman
söyleriz.
Bugün nasıl güzel haber aldıysa, mahkeme günü de aynı
haberi alacağız. Tamam mı? Merak etme. Teşekkür ederim
anlayışın için. Ben çok şanslı bir kadınım.
Allah'ım ne olur yardım et bitsin artık bu kabus.
Babaannemin de inadı tuttu. Yemez şimdi bunu benim elimde.
Sorunumuzu çözmeden gözüme gözükmeyin dedi. Geri adım da
atmaz.
Siz zahmet etmeseydiniz, ben hazırlardım Zümrüt Hanım'ın
yemeğini. Yok, ben hallettim zaten.
Şey Songül Hanım kaldırmamı emretti.
Sen bu tepsiyi babaanneme götürür müsün? Onu ben çöpe
atarım. Bir de ilaçlarını içmeden önce hepsini bitirmesi
gerekiyor. Dikkat et lütfen. Bir de bir şey daha var Zeynep
Hanım. Halil Bey çiçeğin yemini hatırlatmamı emretti.
Senden ayrılıyormuş gibi yapmak bile ne kadar zora
Eee doktorluk bir şey yok deyip dehledi sizi. Siz de öylece
geldiniz. Öyle mi? E peki o kusmalar, bir o yana, bir bu
yana devrilmeler niyeymiş? Iki laf atmadı mı doktor?
Ay ne garip doktormuş. Ne teşhis var ne tedavi. Eee ilaç
falan da vermedi diyorsunuz. Yok canım. Ne ilacı? Bu
kadarcık bir şeye ilaç vermezler ki zaten.
Neymiş o? Bu kadarcık şey?
Şey küçücük bir halsizlik. Yani öyle önemli bir şey değil demek
istedin. Aynen.
Zaten öyle gerekli gereksiz her şeyde ilaç kullanmamak lazım.
Gerekli, gereksiz. Hadi hayırlısı. Bir çay demleyeyim
mi? Dur. Aşkım yorulmasaydın ben hallederim. Yok yok ben
yaparım.
Hiç bakmayın bana öyle. Selma gayet iyi. Hiçbir şey yok
gördünüz zaten. Türk gibi. Hem kötü bir şey olsa doktor
bırakır mıydı bizi? Bırakmazdı değil mi? Yani. Sadece biraz
dinlensin dedi doktor.
Ben de Selma'nın yanına gideyim. Bir bakayım.
Kaçar gibi gittiler ayol. Sütlü sütlüme hep gittiler ama
yemezler. Bunlar bir dolaplar çeviriyor. Allah muhafaza.
Selma'nın ciddi bir hastalığı filan olmasın sakın. Kerem
ağzına hırsız taşı de. Baykuşluk etme kumru kuşu.
Namaz hasta zaten. Bir de bununla dertlenmiyor. Türk bu
bacağın hiçbir şey ciğer yok. Inşallah.
Çiçek. Acıktın mı canım?
O ne?
Hakan maillerin atıldığı yeri buldu. Bir internet kafe. Oraya
gitmek için çiftliğin ilerisindeki Dörtyol'da
bekliyorum.
Demek bunun için durduk yere senin yemini hatırlattı bana.
Senin haberin var mıydı bundan?
Iıı Zeynepçik burada mıydın? Ne yapıyorsun? Eşyalarını mı
topluyorsun yoksa?
Pat diye girdi odaya. Nasıl hak görüyor kendinde? Çiçek için
gelmiştim ben. Ne de olsa ben kendim kalmıyorum burada ama bu
güzel kuşu da ihmal edemem değil mi? Boşandıktan sonra
değil bu odada. Bu evde zerren kalmayacak. O aptal kuşun da
yanına alın. Defolup gideceksin. Halil nerede? Bir
fikrim yok. Ay. Pardon. Saçma bir soru oldu benimki de. Yani
sonuçta şu anda birbirinizden haberiniz olmaması çok normal.
Boşanma aşamasındaki insanların aynı çatı altında olması biraz
rahatsız edici. E tabii Halil'ciğim de inceliğinden
sana git diyemiyor. Ikiniz için de tuhaf bir durum
anlayabiliyorum. Halil'i bilirsin. Düşüncesini saklamaz.
Bizden en ufak bir rahatsızlığı olsa eminim söylerdi. Bizim
niyetimiz bu evliliği kazasız belasız sonlandırmak. Bu da
ancak üçüncü kişilerin laflarına kulaklarımız tıkarsak
mümkün olabilir.
Iyi misin? Bir sür iç istersen.
Kusura bakma canım. Gıcık tuttu. E tabii sen bilirsin.
Ama aklın Halil'de hiç kalmasın. Ben ne zaman birine
ihtiyaç duysa onun yanında olacağım. Hep zor günlerinde
yanı başında olacağım. Eee insan böyle günlerde onu
anlayıp, dinleyebilen bir arkadaşa ihtiyaç duyar. Hadsize
bak. Inanmıyorum söylediklerine. Dinleyip
anlayacakmışım. Bu arada Zeynepçiğim bir psikolog olarak
bu süreçte sana da kapım her zaman açık. Destek almayı ihmal
etme. Çok önemli. Çok teşekkür ederim Gözde. Ama ne benim için
ne de Halil için endişelenmene lüzum yok. Evliliğimiz gibi
ayrılığımız da saygılı ve birbirimize vefayla olacak. Hiç
aklın kalmasın olur mu? Ben bu süreçte kapının bir kez bile
çalınmayacağına eminim.
Şimdi müsaade edersen babaannemin ilaçlarını almak
için eczaneye gitmem lazım. Müsaade senin.
Halil'i kocam olarak koluma taktığımda bakalım benimle yine
üstten üstten konuşabilecek misin? Kasaba kızı.
Iyisin değil mi? Iyi. Dur. Sen uzanma baba. Ben hallederim.
Doktor, iki aylık süreçte de Bebeğiniz sunana kadar asla
ayrılmayacaksın ve üzülmeyeceksin. Tamam. Çok
dikkatli olacağız.
Aşkım dur, ağırdır o. Bekle, ben hallederim.
Biliyorum. Bu durumu saklayalım diyorsun. Ben de sana söz
verdim. Ama biraz zor. Hatta çok zor.
Annemle teyzenler sıkıştırdılar bizi. Neredeyse ele bir adım.
Evet. Ama bir şekilde saklayacağız. Annem duyarsa
kahrolur. Bir de bunlar ölsün istemiyorum. Bunu kimse
bilmemeli.
Oy başıma gelen bu kızın başında bir hastalık var. Hiş
Kurban olduğum. Çırpın bacaklarını bize bağışla.
Ne demişler? Üzüm üzüme baka baka kararır. Ne demek
istiyorsun sen? Ha babaannem kötü. Ben de ona baka baka kötü
oldum yani. Öyle mi? Öyle mi demek istedim ben? Olayları hep
başka taraftan ele al. Gerçi. Senin zihin yapında bu var
normal. Eczaneye giderken bile kavga çıkarırsın sen. Ben mi
gel dedim sana eczaneye? Ben tek başıma da alırdım. Ama yok.
Illa her işe karışacaksın. Burnunu sokmak huyu sende.
Senin için geldim hayaline kapılmamışsındır umarım. Zümrüt
Sultan için vazife bu. Ayrıca yakında bir iletişimimiz
kalmayacak. O zaman dilediğin gibi tek başına nereye
istiyorsan gidebilirsin. Çok meraklısın ya. Memnuniyetle.
Tek başıma olmanın, özgürlüğün, keyfine doya doya çıkaracağım.
Hem seninle geçirdiğim şu zamandan sonra ilaç gibi
gelecek. Hiçbir ilaç fayda etmez. Daha keçi Tedavisi
bulunamadı. Çok komiksin sen ya. Doğruya doğru. Yalan mı
var?
Ayrıca bu keçi inadından kurtulduğum zaman bir keyfim
yerine gelecek. Yalan değil. Eee herkesin bir sınırı var
sonuçta.
Eczaneyi hemen şu ileride. Ben tek gideyim de bu kavga
uzamazsın.
Reçetesi yanında mı? Zeynep sana diyorum reçete yanında mı?
Ya bir arkadaşımla yazışıyorum. Sabırsızlık yapmasan olmuyor.
Klasik Ali dediğin dediğin anda olsun istiyorsun. Al. Reçete
burada.
Bir reçete için bile birbirlerine girdiler. Sonunda
istediğim kıvama geliyorlar.
Halil'le boşanma kararı aldık. Hiçbir şeyden haberi yok.
Boşanmayı kabul etti. Bu da kanıtı. Boşanma dilekçesi.
Annemin fazla zamanı kalmadı. Videoyu hemen gönder.
Ne oldu? Var mı bir gelişme? Sonunda boşanma dilekçesini
gönderdiler. Sen ne dedin peki? Hiç. Telefonundan yazacak kadar
salak mı görünüyorum oradan? IP adresimi kopyalayıp beni
bulmalarına davetiye çıkaramam. Eski usul halledeceğim.
Internet kafeden yazacağım. Vay be. Sonunda kuşanıyorlar demek
ki. Hala inanamıyorum. Aslanlılardan sonsuza dek
kurtulacağım. Ne yapacaksın peki? Hemen gönderecek misin
videoyu? Yok. O iş öyle kolay değil. Önce mahkeme görülecek.
Boşanacaklar. Boşanmadan Zeynep Hanım anca rüyasında görür o
videoyu.
Bu daha başlangıç. Neticeyi görmeden anneni kurtaramazsın
yazınca ne hale gelecek acaba suratın?
Ah ben anladım. Ama anlamaz olaydım. Benim en hassas
yeğenimin başında bu da mı gelecekti? Selmoşum.
Bizi üzmemek için ses etmiyorlar zaar. Edip de
çocuklar üzmeyelim. Ama böyle şeyde gizlenir mi canım? Ya
hayat memat meselesidir. Pistten mi saklıyorlar?
Saklıyorlar. Hem de bizim kimin ciğer canlıdan? En iyisi miyiz
biz? Birimiz ana, birimiz ana yarısı. Ah benim talihsiz
yeğenim. Sen daha kaç yaşındasın da doktor kapılarına
düştün? Ya ben? Ben ne yapayım? Ablama mı al? Selma'yı mı ya
bunu? Sıra almaya şimdi soldurma ya Rabb'im. Bir çıkış
yolu eyle bize. Hiç boşuna timsah gözyaşları dökme Kıymet
Hanım. Şimdiye kadar yaptıklarım ortada. Selmoşumu
çok üzdün sen çok sana hakkın helal etmeyecek. Benden ötürü
konuşmak hakkındır. Ağız kurtluk ettim gelin hanıma. Ama
binan da ona ciğerim yanmış.
Allah'ım sen yardım et bana. Bir yanda mahkeme bir anda
boşanma biri sevdiğim adam biri annem. Ikisi arasında bir seçim
yapmak zorunda bırakma beni ya Rabb.
Arabada arabada. Rahat konuşabilirsin. Iyi benimki de
arabada. Internet kafeyi araştırdım. Güvenlik kamerası
falan yok. Seni daha önce tehdit edip maillere atan kişi
her kimse buradan atmış olmalı. Bize cevap vermek için de
tekrar buraya gelecek eminim. Iyi de başka bir internet
kafeye de gidebilir. Onu da sorma. Buraya en yakın diğer
internet kafe on kilometre uzaklıkta. Zeynep Ak kalıbıma
basarım. O kişi her kimse o alacak her kimse Yeşilpınar'dan
biri. Ve buraya gelecek.
En sonunda eli gönderili on beş dakika olmuş.
Yani eğer dediğin gibiyse yakında burada olur o zaman.
Arabada bekleyeni bizi fark ederse kaçabilir.
Zeynep.
Şu gözlerindeki endişeyi silmek. Içinde palazlanan hüznü
yok etmek için elimden gelen her şeyi yapacağım. Ben
yaşadığım sürece. Sana bunu yaşatan her kimse karşısında
duracağım. Ama inan bana. Hiçbir şey düşündüğün gibi kötü
olmayacak. Sana söz veriyorum. Bu işin kökünden çözeceğim.
Sen olmasaydın ben buraya kadar bile gelemezdim. Zorluklara
karşı kanat açmayı öğrettin bana. Cesaretin işime işledi.
Yoksa ben dayanamazdım. Teşekkür ederim.
O cesaret senin için her zaman vardı. Ben hiçbir şey yapmadım.
Öyle diye burnunu sokuyorsun ki işime. Niye geliyorsun peşimden
mesela? Zümrüt Hanım için bir iyilik yapayım dedim. Ağzımdan
burnumdan getirdi resmen. Yapma ya. Asıl sana kuyruk gibi
peşime takılmanı kim söyledi? Ben babaannemin işlerini kendim
halledebilirim. Sağ ol. Sen bundan sonra yalnızca kendi
işlerinle ilgilen bence. Hem zaten kimsin sen? Kimsin de
benim işlerime karışıyorsun?
Sen nasıl oluyor da benim işime karışırsın? Kimsin sen?
Ses gelmiyor. Sustu mu bunlar? Yoksa bu cihaz mı bozuldu?
Nefes sesleri duyuluyor ama sustular demek ki.
Az kaldı Halil. Çok az kaldı. Çok yakında seni bu kasabalı
çirkef kızdan kurtaracağım. O da ailesi de sonsuza dek
çıkacak hayatımızdan. Onun için didinip durduğun günler geride
kaldı artık.
Hala kırgın mısın beni?
O konuda artık kırgın değilim.
Yani senin yerinde başkası olsa sen benim için değil babanın
vasiyeti için uğraşıyorsun der. Asla geri dönmezdi.
Anlatabilsem sana. Bu kırgınlığı içimden söküp
atabilsem keşke. Ama elimde değil işte, yapamıyorum. Hele
konuşmalarımız dinlenirken hiç yapamam.
O da ne ilaçmış arkadaş? Bir türlü gelemedi. Hayır depo
fizan da mı sanki? Niye bir türlü getiremiyorlar? Biraz
beklesen olmuyor değil mi? Hep acelem var. En önemlisi
seninki.
Boşanma dilekçesini verdin mi sen? Verdim. Bugün bütün
işlemler biter. Evraklar yetişir.
Benden kurtulacaksın yakın zamanda. Merak etme.
Bize mi çalıyor?
Çekti lan arabanı. Manyak mısın sen? Tövbe dur boş ver.
Birader sakin ol. Bırak şu elindekini. Lan bir de dayılık
mı ediyorsun sen? Siz kimsiniz lan? Gelmişsin benim yerime.
Lan arabayı hurdaş ederim ha. Hişt. Sakin. Bak bu kadar
sinirli bir şey değil. Bırak şunu. Tatsızlık çıkmasın. Lan
ben dünkü çocuk muyum senin lafında? Gideceğim, geleceğim.
Ya sabır ya sabır. Çek şu arabanı şuradan. Beyefendi
tamam. Halil lütfen. Gelmiş babasının yeri gibi yerine
çökmüş. Bir de bana akıl öğretiyor. Yok. Sen laftan
anlamıyorsun. Halil. Yok yapma. Sen anlıyorsun değil mi?
Kimse dokunamaz. Duydun mu? Bırak abi. Bırak. Yapma abi.
Özür dilerim abi.
Abi özür dilerim abi. Al. Yemin ederim korkutmak için
yapmıştım. Hiç kötü bir niyetin yoktu abi. Halil bırak şunu.
Beni mi korkutacaktın sen? Ha? Ya tamam adam özür de diledi
işte. Bıraksana. Abi lütfen yalvarırım abi. Gözünün yağını
yiyeyim abi. Ah. Bundan sonra sopa ne daha? Öfkeni de evinde
bırakacaksın. Poşet daha büyük paket olursun. Tamam abi. Tamam
mı? Tamam abi söz. Söz. Halil öldüreceksin adamı. Bırak. Özür
dilerim. Özür dilerim ablacığım. Baş tacısın.
Ne oldu şimdi böyle yapınca? Ne geçti elimize Ali? Ne geçecek
Zeynep? Terbiyesizlik insanların hakkı da benim mi
haberim yok? Biz niye yapmıyoruz ulu ortağı? Kimse
bir kadının yanında öyle davranamaz. Hele benim karımın
yanında kimse bana öyle ses yükseltemez. Bu onu anladığı
dilden konuştum. Hepsi bu. Bir daha da kimseye öyle
davranamaz. Iyi tamam tartışmayacağım seninle bu
konuda. Ama biraz sakin ol lütfen.
Hayır biz asıl konumuzu unuttuk.
Halil.
Avukatına ver, süreci başlat. Ben boşanma kağıdını görmeden
sen anneni kurtaramazsın. Bu sana son velim. Senin de bana
atacağın son meyil boşanma evrakı olsun.
Geldin demek.
Selamünaleyküm. Aleykümselam. On dakika içinde buraya
müşterin geldi mi? Namazdan yeni geldim. Allah kabul etsin.
**** Ama doğrusun. Ben namazdayken biri gelmiş. Parayı
da bırakıp gitmiş. Sen görmedin yani.
Şunu kullanmış, bir bak istersen.
Bütün delilleri silmiş. Çöp kutusunda bile yok.
Size mi ait? Yok. Çıkmadan yapmıştım temizliği. Az önce
gelen kimse onundur o düğme.
Eyvallah abi kolay gelsin. Sağ ol.
Ne oldu? Kaçırdık değil mi?
Ne yapacağız şimdi Halil? Başka bir iz var mı en azından? Bu
var. Ne bu? Düğme. Muhtemelen sana milattan kişinin üstünden
düştü.
Başka da bir şey yok.
Memur Hanım ben Tülay Hanım'ın bir akrabasıyım. Bu da izin
kağıdı. Çok kısa da olsa kendisini görmem mümkün mü
acaba?
Tülaycığım. Nasılsın? Çok merak ettim seni. Ne işin var senin
burada? Defol git buradan. Aşk olsun. Sen burada tıkılıp
kaldın diye son haberleri getirdim sana. Hiç merak
etmiyor musun? Şimdi haberlerin biri iyi, biri kötü. Yazık hadi
sen seç. Önce hangisinden başlayayım? Canım yeteri kadar
sıkkın Songül. Yani sana ihtiyaç yok. Çık git şimdi
buradan hadi. Hı. Ben haberlerin biri iyi dedim değil
mi? Üzüntüden karıştı Herhalde. Ikisi de kötü. Bu durumda
istemeyerek de olsa birini seçmem gerekiyor. Rüyadan
uyanma vaktin geldi Tülaycığım. Zeynep'le Halil boşanıyor.
Yüzüğün nerde senin?
Parmağındaydı da hastanede XR'den geçerken çıkarttım.
Sen burada çaresiz yatarken dünyada olup bitenden haberin
yok tabii. Yokluğunda çok şey değişti Tülay. Konutta sular
durur mu ya? Sen olsan kesin bir çaresine bakardın ama
malum. Her anlamda elin kolun bağlı. Sen şimdi kızımın
evliliğini de kurtaramayacaksın. Ay yazık.
Defol buradan Sungül. Bak aklından sakın çıkarma. Buradan
kurtulduğum andan itibaren bunların hepsini tek tek
ödeteceğim sana. Şimdi pek mümkün değil. Belki başka bir
hayatta Tülay. Bu da beni ikinci kötü haberime getiriyor.
Kim? Senin şu Cengiz var ya
vermiş.
Benimle oyun oynaması çok güçlü. Sen bir yılansın. Yalan
söylüyorsun pis yılan. Hanımlar biraz sakin. Hem de sizin
zamanınız da doldu. Lütfen hanımefendi çıkar mısınız?
Geçmiş olsun Tülaycığım.
Ne diyorsun? Gelin hanım. E bırak bakayım onu. Işleri biz
yapacağız. Azıcık dinle sen. Sineksiz ya zaten. Eee yorma
kendini. Niye yormayacakmışım kendimi? Selmoşum hastasın ya
istifra ettin, üşüttün. Kendine gel önce. Azıcık tembellik et.
Hadi eee hadi geç. Geç böyle. Kıymet Hanım doğru söylüyorsun.
Otur şöyle. Dinleneyim ben biraz. Bundan sonra her iş
bizde bu evde tamam mı teyzoşum? Eee iki optimat
pişireceğim. Hiç etrafı fışfış edecek kadar. Ayakta kalmana
değmez. Eee canının istediği bir şey var mı? Hemen
hazırlayayım.
Bu ilginç hayra alamet değil. Bunlar benim hamile olduğumu
biliyorlar mı acaba? Ah Eren tutamadın mı yoksa ağzını?
Kuzum benim. Çok yordum seni sağır. Artık pişicik tabii içip
Dilim tutulunca bundan sonra hep iyilik güzellik Dedişme
bitti. Kaslarımdan yalan razıyım. Kurban olduğum. Ne
olur? Sen de bana hakkını helal et.
O **** sorum olmaz abla.
Çık
bileğim yanıyor annemden beri. Daha çok geçsin teyzeciğim.
Yürek mi dayanır buna?
Bana niye ölçekmişim gibi davranıyorlar? Ay Allah
korusun. Ay ne oluyor size? Niye ağlıyorsunuz? Bir şeyim
yok benim. Iyiyim ben. Ağıt yaptınız resmen başında. Niye
ölecekmişim gibi davranıyorsunuz? Kızım.
Herhalde konuşmalarını duydum. Doktorun dediklerini bize
demediniz ama. Anladım ki sen öyle güzel aşk
Biz ağlamayalım da kim aldın Bu acıya kalp mi dayanır? Ya
bittik biz mahvolduk.
Tamam. Üzülmeyin daha fazla. Ağlamayın. Iyiyim ben. Bir
şeyim yok. Ölmeyeceğim. Gelinim benim. Nasıl da kuşanma göreyim
biz üzmeyelim diye. Ve Azil kızmışsın da. Kıymetini
bilemedim. Bizi üzmeyecekti ya. Bir şeyim yok diye.
Anne.
Teyze.
Ne oluyor?
Tamam bir sakinleşin. Üzülmenize gerek yok.
Selma gayet iyi. O ölmeyecek.
Sadece hamile.
Beni affet Selma. Ama gördün. Bunun daha fazla saklamak
olmazdı.
New York'ta senatör yardımcısı bir danışanımı tedavi ettikten
sonra beni eşiyle birlikte yatlarına davet ettiler. Seksen
fitlik bir yattı. Eee yirmi beş metre bu Matrix sisteme bir
türlü alışamadım. Ben de onları orijinal bir Türk restoranına
davet ettim Halilciğim. Senin muhakkak görmen gereken bir
yer. Inan çok seversin.
Iyi akşamlar herkese. Avukat bey, hoş geldiniz. Hoş buldum.
Boşanma işlemlerini başlattık Halil Bey. Dilekçelerimizi
işleme koyuldu.
Az Zeynep Hanım'ı buraya çağırabilir misin? Tabii
efendim.
Çok kırıcı davranmıyor musunuz? Konuşup çözemeyeceğiniz bir şey
mi gerçekten bu? Abla ikimiz için de hayırlısı bu.
Göreceksin.
Ben anneme kıyafet almak için gelmiştim de, Arzu ablamı
çağırınca ben de geldim. Hoş geldin Merve. Devam
edebilirsiniz. Halil Bey'e söylediğim gibi. Boşanma
işlemleri bugün itibariyle başladı Zeynep Hanım. Boşanma
davanız çekişmeli değil, anlaşmalı olacak. Zeynep
Hanım'ın isteği doğrultusunda boşanma sonucunda hiçbir maddi
kazanç elde etmeyecek.
Yalnız bir dakika.
Şunu bir okur musunuz?
Bu durumda değişiklik yapmam gerekecek. Biraz öyle olacak.
Hepiniz buradayken
Vaktiyle Ömer Aslan Hanım'ın bana karşı olan Ömer
Aslanlı'nın borcuna karşılık aldığım bu ev. Tarlalar.
Araziler ve bütün mal, mülk boşandıktan sonra Zeynep
Aslan'ın olacak.
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.