All language subtitles for PDT1SONYAZ6HD7YASSIDDETVEOLUMSUZ (Standard)

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English Download
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

NOTE Converted from .srt via srt2vtt: https://github.com/deestan/srt2vtt

(Jenerik müziği)

(Jenerik müziği devam ediyor)

(Jenerik müziği devam ediyor)

(Gerilim müziği)

Sen ne anlattın lan karıma? Sen ne anlattın lan karıma!

-Sakin sakin! -Sen ne anlattın lan karıma!

Sen dur lan.

-Sen benim karıma ne anlatın lan! -Savcılığını yakarım, sakin.

-Savcılığını yakarım sakin. -Bırak!

-Yapmayın Savcı’m. -Bırak tamam sakinim bırak. Geç!

Odamda konuşalım.

Tamam al şunları, topla şunları.

Sen hangi sebeple bu çocuktan Canan'a bahsediyorsun? Hangi sebeple?

Selçuk Taşkın'ın oğlundan mı bahsediyorsun?

Evet, ne oldu da anlatıyorsun ha?

Kulağına birileri bir şey mi fısıldadı senin?

Halil Sadi mi besliyor seni, ne oluyor?

O organize suç örgütü lideriyle benim bir bağlantım olduğunu mu düşünüyorsun?

Bütün bu saçmalık o yüzden değil mi? Paranoyaksın sen.

Yoksa sen Akgün Gökalp Taşkın'ı nereden bileceksin?

Canan'a çocuğun adını söylemişsin. Bir meslektaşımın oğlu demişsin.

İnternete Akgün Gökalp yazınca bütün hikâye göz önüne seriliyor zaten.

Sana ne? Sana ne?

Canan ve çocukların güvende olduğundan emin olmak istedim, hepsi bu.

Hadi!

Sen kimsin? Sen kimsin lan!

-Benim karımın güvenliğinden sana ne? -Vur, vur!

-Sen kimsin? -Vur, vur.

-Ne haddine lan senin? -Vursana vur, vur!

Bak benim karımın güvenliğinden sana ne?

Vur da savcılığını yakayım. Vur hadi vur!

Savcılığımı yakmazsan adam değilsin lan!

Bak...

...eğer benim ailemin yanında yamacında seni görürsem...

…bir kez daha görürsem seni bu ofisin tavanına asarım.

(Hareketli müzik)

(Geçiş sesi)

Bu hikâyenin kötü çocuğu değil miyim ben?

Biraz önce tarif ettiğin adam benim. Senin söylemeye cesaretin yok Yağmur.

Ne yapıyorsun ya? (Tokat atıyor)

(Geçiş sesi)

Pis!

Pis herif!

(Fincan düşüyor)

Ah!

Yok, ben sana göstereceğim gününü. Pislik!

Şimdi göstereceğim.

-Anne? -Eve gir.

-Ne? -Eve gir Yağmur, içeri gir gelme!

-Ne oluyor ya, ne eve girmesi? -Altay!

Canan Hanım?

-Altay nerede? -Yukarıdaydı.

Anne! Ne oluyor ya?

Çekil şuradan ya!

(Yağmur) Anne!

Tövbe estağfurullah.

-Duymuyor musun sen beni? -Ne oluyor ya?

-Toplan hadi toplan, gidiyoruz. -Babam bir şey mi yaptı anne?

-Ha? -Ben sana eve gir demedim mi?

-Hadi Altay hadi! -İstemiyorum gitmek.

-Burası da benim evim anne. -Senin evin falan değil burası.

-Zorla mı götüreceksin bir de? -Zorla götüreceğim.

Gidiyorsun diyorsam gidiyorsun. Delirtmeyin beni!

Annenin sözünü dinle, vardır bir bildiği.

-Tamam bırak ben yaparım. -Bırak!

Anne Altay bir şey mi yaptı? Duymuyor musun beni anne?

Canan Hanım sorun ben miyim?

Gerçekten hadise benimle mi alakalı?

Ben bilmeden, istemeden kırdım mı?

-Yürü gidiyoruz. -Bir çekiştirme anne.

-Ne oluyor? -Yürü diyorum.

Benim bir yanlışım mı oldu size?

Akgün Gökalp Taşkın olman yeterli. Çekil!

-Kızımı alıp gideceğim buradan, çekil. -Kim olduğumu öğrendiniz.

Tabii buyurun.

Yürü!

(Hareketli müzik)

(Ani fren sesi)

-Tamam anne anlıyorum sinirlisin ama... -Konuşma, konuşma sus gir içeri!

-Ne duyduğunu... -Yürü ya!

-Biliyorum sinir... -Kapa çeneni artık.

Canan, bir dakika konuşmamız lazım. Konuşacağız. Hayır bir dakika dur.

-Konuşmayacağız, seninle ne konuşacağız? -Canan Allah aşkına bir durur musun?

-Bir saniye. -Durmayacağım.

-Anne bir dur, babamı dinler misin? -Yağmur gir içeri hadi!

Yağmurcuğum içeri girer misin?

Ne yapalım konuşmayalım mı?

Burada mı konuşalım, kavga mı edelim çocukların önünde?

Ne konuşacağız, imzaladın mı?

Canancığım, ben bu oğlanı buraya keyfimden getirmedim tamam mı?

Hiç beklemediğim şeyler gelişti, babası tanıklık yapmayı...

İmzaladın mı dilekçeyi?

Biz İstanbul'da kalacaktık Canancığım, İstanbul'da.

Çocuğu İstanbul'da bırakacaktım, evde kalacaktı çocuk.

-Ama sen beni aradı... -İmzaladın mı, imzalamadın mı?

-Ne anlatıyorsun sen bana? -Neyi soruyorsun?

(Selim) Neyi soruyorsun?

Dilekçeyi diyorum dilekçeyi! Çıldırtma beni.

Bunu mu soruyorsun?

Bak dilekçe bende. Canan niye bunu yapıyorsun?

Allah aşkına neden?

Önünü arkasını düşünmeden niye saçma kararlar alıyorsun?

Bak öfkeyle anlık kararlar alma Canan, ne olur.

Her şey yoluna girmek üzere.

Her şeyi yoluna sokmak üzereyiz Canan, yapma bunu.

-Hayatım ne olur... -Çekil be hayatım falan deme bana!

İmzalayayım mı? Bunu mu istiyorsun? Tamam.

Madem bu kadar keskin bir tavrın var.

Ne gerekiyorsa onu yapalım Canan.

Ama yazık ya. Canan bunca yıllık ilişkimize gerçekten yazık.

Düşünmeden etmeden.

Arada çocuklar var. Çocuklar var arada ya.

Tamam. Şimdi o yanında getirdiğin çocuğu da alıp gidiyorsun...

...çıkıp gidiyorsun hayatımızdan tamam mı?

Nasıl gideyim Canan şu anda?

Vallahi Selim, nasıl aniden geldiysen öyle gidersin.

Ben seni de o oğlanı da her sabah karşımda görmek istemiyorum.

O mafyanın oğlu benim çocuklarımın yanında duramaz tamam mı?

Canan bak sürekli şart koşuyorsun. Ne olur yeni bir şart koşma.

İmzala dedin imzaladım dilekçeyi, ne istiyorsun?

Burada bir davam var ona koşturuyorum. Onunla ilgileniyorum.

Ne yapmaya çalışıyorsun? Mahkeme, boşanma bitisin zaten...

-Tamam, sen gitmezsen ben gidiyorum. ...gideceğim durmayacağım burada.

-Nereye gidiyorsun? -Ablama. Ablama gidiyorum!

-Canan delirme, ne olur delirme. -Bırak sen delirttin beni!

Birkaç parça eşyanızı alın bir valiz toplayın bir süre teyzenizde kalacağız.

-Niye? -Babanla ilgili bir sorun var Altay.

Çok merak ediyorsan babana sor. Anlatsın sana anlatabiliyorsa.

Hadi hadi! Ağrı giriyor başıma artık hadi!

Tamam anne açıklamana gerek yok. Sen yorma kendini.

Anne tamam biliyorum. Şimdi babanla bir olup nasıl saklar...

Kardeşin o çocukla aynı evde kalıyor, sen de buna ses çıkarmıyorsun öyle mi?

(Canan) Ne olacaktı da öğrenecektim ben bunu Yağmur?

Bugün tesadüfen öğrenmeseydim, ne olacaktı da ben bunu öğrenecektim?

-Ama Akgün kötü birisi değil... -Bana o çocuğu savunma sakın!

İki haftadır hayatımıza girdiğinden beri, hiç olmayan şeyler sürekli etrafımızda.

Kaan'la olan kavgası... Ben hastanelere götürdüm kendi ellerimle o çocuğu.

Ama bu Akgün'ün sucu değil...

Akgün'le bir daha görüşmeyeceksin! Arkadaşlık etmeyeceksin artık!

Neyse o aranızdaki, o her ne haltsa bitireceksin onu!

-Ne demek o? Ne? -Anladın sen benim ne demek istediğimi.

Anladın.

Sen böyle annemin kızıyım, annemin kızıyım diye dolaşıyorsun ya etrafta...

...sen babanın kızısın Yağmur. Sen babanın kızısın!

(Duygusal müzik)

(Duygusal müzik devam ediyor)

(Duygusal müzik devam ediyor)

Delireceğim, gerçekten kafayı yiyeceğim.

Tuttu çocuklarımın kolundan sürükleyerek götürüyor ya.

Aklım almıyor. Aklım almıyor gerçekten delireceğim.

(Selim) Delireceğim kafayı yiyeceğim.

Bu nasıl olur? Bir şey söyleyeceğim. Avukat mı söylemiş benim kimliğimi?

Avukat mı okumuş? Canan Hanım buraya geldi.

Oğlunu almaya geldi buraya, ben onun yüzünün ifadesini gördüm.

Bilmiyorum, uzaklaştırmak istiyor çocukları benden.

Burada az biraz konuşma fırsatımız oldu ama çok sert bakıyor konuya.

Suçlunun yanındaki de suçluymuş gibi...

...bir izlenim yaratılıyor onda herhâlde, bilmiyorum.

Bilmiyorum, benden kurtulsan mı acaba savcım?

Hani kurtulsan belki bir şeyler çözülür.

Ne diyorsun oğlum, ne anlatıyorsun? Benim hâlimi görmüyor musun?

Ben ne durumdayım ya?

Çocuklarımı kolundan tutmuş götürmüş diyorum bana ne anlatıyorsun?

Şu durumdaki adama yorum yapılır mı? Fikir verilir mi Allah aşkına?

Bir sus ya bir sus. Bir sus lütfen, düşünüyorum.

Tamam bak sen şu hâldeyim diyorsun da bunu baştan söyleseydin...

...belki de bu hâlde olmayacaktın.

-Baştan söylemedim. -İşte neden söylemedin?

Baştan söylemedim ne yapayım? Zamanı geriye mi alayım, ne yapayım?

Şimdi bu kadına söyleseydim ben bunu, bizi Canan burada yaşatır mıydı?

Sana izin verir miydi burada kalmana? Soruyorum ya!

Kolundan tuttu götürdü çocuklarımı.

İkna olacak bir tipi var mı karımın, bakar mısın buradan?

-Sakin ol savcım. -Olmuyorum sakin, olmayacağım!

Sakin olmak gelmiyor içimden ya!

Çocuklarımı sürüklüyor diyorum, bana sakin ol diyorsun.

Bu adam iş edinmiş, karımla benim aramı bozmayı kendine iş edinmiş.

Görmüyor benim karım da. Anlatıyorum duymuyor.

Anlamıyor, konuşamıyoruz.

Yiyor, bütün numaralarını yiyor bu adamın.

-Kim ya bu adam? -Kim, Avukat Fatih! Kim?

Başka kim var?

Oyun oynuyor ya. Benim üstüme oyun oynuyor herif.

Bu el... Sen avukatı mı darp ettin, ne yaptın?

Savcım gel bir hastaneye gidelim, gösterelim o eli.

-Uyutmaz bu, uyuyamazsın geceleyin. -Ha çünkü ben gece uyuyacağım?

Çünkü rahat rahat uyuyacağım değil mi?

Elim böyle olmasa, ben gece (***) uyuyacağım gece burada.

Ne kadar güzel dünya be!

Bak bunların hepsi benim yüzümden oldu. Ben sana açık açık söyleyeyim.

Al aileni tut kolundan getir evine. Getir evine! Koy onları eve.

Sonra gönder beni, gönder beni de İstanbul'a.

En azından ailen burada olmuş olur. Sana çok ağır geldi biliyorum bu mevzuu.

Sana çok ağır geldi, koydu. Nereye gidiyorsun?

-Çık çık. -Yapma. Böyle yapma.

-Çık çık, yolu aç. -Tamam açarım sana yolu da bir sakin ol.

Sakin git bak.

Evi terk etmek ne ya?

Savcım bak, ayağında terliklerle çıkıyorsun...

…ben seni gaza getirmiş gibi hissediyorum, yapma ne olur.

Kardeşim sen bana demedin mi?

Tut aileni kolundan evine getir demedin mi sen bana?

Dedim de ne alakası var şimdi? Lafın gelişi söyledim ben sana.

Evi terk etmek ne demek ya? Biz vebalı mıyız biz?

Ne oluyor?

Ama bak bu terliklerle şimdi öfkeli kalkınca daha kötüye gidecek her şey.

-Ne bileyim, yapmasan? -Ben buradan çıkmadan...

...eve geri dönmeyecekmiş de.

Yok ya! Aç kapıyı aç. Açamıyorum elim sakat aç.

Aç kapıyı ya.

Allah Allah, bir bakalım bir konuşalım yani ne oluyor!

-Arkamdan da gelme tamam mı? -Tamam.

(Duygusal müzik)

Kuzum, iyi misin?

Hoş geldiniz Canan. İyi yapmışsınız, hem değişiklik olur.

Emelciğim ben geçiyorum restorana.

Hadi siz ayakta kalmayın, içeri.

Görüşürüz Emelciğim.

-Biz bir süre sende kalacağız abla. -Tamam, tamam kuzum.

Gel.

(Rüzgâr esmeye başlıyor)

(Geçiş sesi)

(Duygusal müzik)

Ablam.

Hoş geldiniz çocuklar.

Hoş geldin Canan.

Ver ben onu alayım. Hadi gelin siz de. Gel gel, gel bakalım.

Abla...

Tamam, tamam. Tamam canım benim.

-Tamam. -Abla.

Otur şöyle otur.

Abla yok dayanamıyorum ben yok!

Olmuyor gerçekten olmuyor.

Bütün yol boyu tuvaletlerde ağlama krizine girdim, yok olmuyor.

-Tamam. -Yok ben dayanamıyorum artık.

Nefes alamıyorum abla.

Tamam korkunç bir şey yaşamışsınız, tamam.

Yok bitmeyecek abla, bitmeyecek. Selim vazgeçmedikçe bitmeyecek.

Sessiz telefonlar, tehdit mesajları!

Kızımın saçına dokunmuş o adam. Ben nasıl koruyacağım çocukları abla?

Tamam, tamam, sakin ol. Sakin ol.

-Bir hastaneye gidelim mi biz ha? -Yok.

Yok hayır.

Yoruldum, ben artık çok yoruldum.

Kendimi bir şey olmayacak diye ikna etmekten yoruldum.

Selim'in her şey yoluna girecek yalanlarından da yoruldum.

Her şeyden abla.

Sokağa çıkamıyorum çocuklarla.

Abla!

Tamam, tamam sakin ol.

Bak bir sakin ol. Karnında bebek de var, lütfen.

Yok nasıl bir sınav bu, yok!

O Selim'in haberi var mı senin hamile olduğundan?

Yok yok, yok.

(Emel) Tamam, tamam.

(Geçiş sesi)

Hadi burada bekleme geç içeri. Hadi hadi.

Selim, Selim bir sakin ol dinle beni.

-Canan geldi mi Canan? -Geldi.

Selim dur, ayağında terlikle komşuların önünde...

...bas bas bağırıp, kavga etmenin bir esprisi var mı şimdi?

Ya insan bir yalan yakaladı diye böyle ceza kesilir mi?

-Sen hiç karına yalan söylemedin mi? -Söyledim.

-Yakalandın mı? -Yakalandım.

Yalanını yakaladı diye, önüne boşanma dilekçesi koyup seni evden gönderdi mi?

-Hayır. -Bu Fatih ne ayak Metin?

-Ne? -Bu Fatih kim Metin?

Ne ara girdi içimize bu kadar da ne ara arkadaş oldu benim karımla?

Selim yapma böyle, Fatih iyi bir insan ya.

İyiyse lokma döksün Metin.

Abi ben seni anlamıyorum, takip edemiyorum seni.

Sen niye sinirlisin, kurban olayım bir söyle?

Bana kendimi suçlu hissettirmek istiyor bu.

-Kim abi? -Ne kim abi? Canan.

Bak ben gerekirse giderim. Giderim gerekirse ama o evine dönecek.

Düzenini bozmayacak evine gidecek.

Ben giderim gerekirse, anlatabiliyor muyum?

Bitti, nokta. Daha konuşmayalım.

Bak Canan bir karar vermiş, çocukları almış ablasının yanına gitmiş.

Sen şimdi ayağında terlik, karşısına dikilip geri döneceksin desen...

...döner mi abi bu kadın? Dönmez!

Ayrıca yabancı mı geldiği yer?

Bir müsaade et, olay bir demlensin. Artık ne hadise yaşadıysanız.

Bir düşünsün bu kadın, bir sakinleşsin abi.

Şimdi bu gelip arkamdan, saydı sövdü, dağıttı ortalığı değil mi?

Selimciğim, Canan'dan bahsediyoruz. Senin karın.

Tek kelime bile etmedi yeminle ya.

Ondan diyorum ben de işte ondan diyorum. (Telefon çalıyor)

Ya bir dur Başsavcı’m, bir dur ya bir dur!

-Efendim Başsavcı’m. -Selim Savcı'm sen ne yapıyorsun?

Avukatın ofisini aratmışsın. Hangi makul şüpheyle?

Ee...

Şimdi şöyle...

...eğer izin verirseniz...

...diyorum ki teknik takibe alalım.

Dinlemeye alalım telefonunu Fatih Doğanay’ın.

-Bu şekilde daha hızlı yol alırız. -Sen beni dinlemiyor musun Selim?

Hâlâ teknik takipten bahsediyorsun.

-Fatih Doğanay'ın yakasından düşeceksin. -Tamam.

Anladım.

Anladım Sayın Başsavcı’m.

Uf!

Evet.

Şimdi Başsavcı’m bu operasyonun ifşasıyla ilgili...

Evet.

Yani orada kesin bir sızıntı var.

Başsavcı’m kesin bir sızıntı var.

İçeriden birileri bilgi sızdırıyor. Çok belli.

(Başsavcı ses) Limandaki fiyasko diyeceksin Selim Savcı'm.

Limandaki rezalet diyeceksin.

Bu ayıbı örtmek durumundayız.

Ben hâlâ sevkiyatın limanda olduğunu düşünüyorum, çıkaramadılar bence.

Biz ama ekstra tedbirlerimizi aldık onunla ilgili.

Bizzat ilgileneceksin bu işle. O sevkiyatı çözmeden...

...dönme İstanbul'a derim Selim Savcı'm.

Tabii tabii. Ben bununla ilgili elimden ne geliyorsa yapmaya hazırım.

Ne gerekiyorsa yapacağım. Çünkü bu artık benim için bir namus meselesi.

Tamamdır. Sağ olun Başsavcı’m.

Savcım, yengeyle konuşabildiniz mi?

Bu senin el iyi değil. Ben ona bir buz kovası çözeyim.

Hatta şey mi yapsak savcım, hastaneye mi gitsek?

Hadi kalk seni hastaneye götüreyim. Bir baksınlar belki çatlak falandır.

Ne diyorsun oğlum bir dur ya. Bir sus.

-Bir şey düşünmeye çalışıyorum burada. -Anlaşıldı savcım.

Hayırdır savcım nereye?

Yengene biraz zaman tanımaya karar verdim.

Biraz sakinleşsin, kafasını dinlesin, bir düşünsün taşınsın onu çözeceğiz.

Ben limana gidiyorum. Limana gideceğim...

...bu işin sorumluları kimse

...onları tek tek bulacağım, hepsinden hesap soracağım.

Bu mevzuyu çözene kadar ben nefes almayacağım o yüzden sen beni bekleme.

-Tamam mı? -Tamam savcım.

Şimdi (***) geldin Akgün, hadi bakalım.

(Telefon çalıyor)

-(Akgün ses) Limandan malı çıkardın mı? -Ne?

Malı limandan çıkardın mı? Savcı oraya geliyor şu an.

Oğlum ne çıkartması? Parti parti çıkarıyoruz malı.

Çoğu hâlâ orada.

Soner, sen bu adamı tanımıyorsun.

Bir şeyi kafaya taktığında o şeyi ne yapar eder bulur.

(Soner ses) Bir şey yap lan o zaman.

Abi mümkün değil böyle yapamam ben bunu.

Mümkün değil ya.

Akgün!

Ne olacak ya bu el? Akgün!

Arkadaş...

Soner ne yap et bugün o limanı temizle. Savcı oraya geliyor diyorum.

Yola çıktı diyorum sana, hadi!

Eğer savcı bir gram mal bulursa senden bilirim bak engelleyeceksin.

Lan ne yapayım, nasıl engelleyim adamı, öldüreyim mi?

Allah cezanı versin senin!

Savcım.

Oğlum niye duymuyorsun, o kadar bağırıyorum aşağıdan?

-Sen ne yapıyorsun orada ayakta? -Duruyorum. Öyle duruyorum.

-Ne duruyorsun? -Duruyorum ayakta duruyorum öyle.

Bir şeyler duydum öldürürüm falan? Hayırdır? Yardım lazım mı?

Televizyon açık. Daha önce izlediğim bir filmdi.

Repliklerini bildiğim bir filmdi, arkamı döndüm duvara karşı oynuyordum işte.

Gel arabayı kullanacaksın, elim sakat. El frenini indiremedim ya.

-Tamam anlaşıldı. -Hadi hazırlan gel.

Odada işte çocuklar kalır, ben aşağıda idare ederim.

Sana da zahmet veriyoruz böyle abla, kusura bakma.

Ne zahmeti kızım, ev sizin eviniz.

Şimdi babanızla boşanma sürecindeyiz, zaten biliyorsunuz.

En kısa sürede bitecek.

-Babamla görüşebiliyor muyuz? -(Canan) O evde değil.

Babanızın evine girip çıkmak yok. Benim haberim olacak her şeyden.

-Canan... -Abla ne olur bir karışma, lütfen.

Babanız mafyayla uğraşıyor. Buraya da tatile gelmemiş.

(Canan) Çalışmaya devam ediyor hâlâ.

-İzmir'de ne mafyası? -Mesele İzmir meselesi değil abla.

Adam getiriyor buraya belayı.

Durum bu.

Altay yüzüme bakacak mısın? Altay!

Altay.

Ne derseniz yapacağım dedim. Daha ne istiyorsunuz benden?

-Nereye? -Arkadaşla görüşebilirim herhâlde anne.

-Sen? -Kaan'la buluşacağım.

-İzin var mı? -Var.

Güzel.

(Kapı kapanıyor)

Kızım sakin olsana biraz.

Çocuklar bilmiyor geçmişte neler olduğunu.

-Kızmakta haklılar. -Kızarlarsa kızsınlar abla.

İstedikleri kadar kızsınlar.

Ben bir çocuğumu daha Selim'in hayatına kurban vermeyeceğim.

(Duygusal müzik)

-Sen nereye? -Ofisi boşaltacağım.

(Kapı kapanıyor)

Feeder dediğimiz tipte gemi, bundan yaklaşık bir konteynır indi.

Tamam.

Bu liman çıkışlarını falan kontrol ettiniz değil mi?

Tabii, talimatınız üzerine istisnasız x-Ray araması yapıldı ama...

...kayıtlardan başka bir şeye rastlayamadık.

Kayıtlardan başka bir şey yoksa eğer...

...gemi yanaştıktan sonra...

...ne kaydettiyseniz hepsini izleyeceğiz.

Tabii Savcı’m, açayım.

Savcım biraz saçma değil mi? Beyefendi zaten baktıklarını söylüyor.

Görüntülerin üzerinden bir daha geçmeye gerek var mı?

Ben seni buraya yorum yap diye mi getirdim?

Buradan izleyebilirsiniz Savcı’m. Ben hemen geliyorum.

Tamam.

Kullanamıyoruz ki.

-Kullanayım mı? -Yok yok, tamam.

-Nereye bakıyorsun? -Normal olmayan her şeye bakıyorum.

Burada her şey normal görünüyor. Konteynırdan başka bir şey görmüyorum.

Ne kadar daha bakacaksın?

Hepsine mi bakacaksın savcım, bütün zamanlara mı bakacaksın?

Oğlum bir sus lan!

-Sayın Savcı’m, açsanız yemek var. -Yok yok, sağ ol. Yemeyeceğim ben.

Ama savcım bak çok güzel görünüyor. Eyvallah birader.

Liman daha dün yeni bir yemek firmasıyla anlaştı.

İşte şu, kayıtta arabası görünüyor Sayın Savcı’m.

Vallahi arabası falan da gayet temiz duruyor, hijyenik.

Savcım sabahtan beri hiçbir şey yemedin, kahvaltı yapmadın, kahve içmedin.

Aç karnına burada uğraşıyorsun böyle monitör başında.

Savcım şu sandviçi ye bari al.

-Hadi al. -Oğlum bir git lan!

-Çok güzel kokuyor ama. -Allah Allah!

O zaman ben diyorum ki senin eli hastaneye gidip gösteremedik doktora...

...gideyim de bir buz çözeyim mi savcım? -Tamam hadi, yürü yürü, çık!

Bunları gelince yerim ben.

Taktı ruh hastası taktı.

(Hareketli müzik)

(Hareketli müzik devam ediyor)

Lan ne arayıp duruyorsun beni savcının yanında, yakalanayım mı istiyorsun sen?

-Mal güvende mi mal? -Hay malınızın da...

...sizi de zehrinizi de!

Allah bin belanızı versin be!

Ulan uğraştırdığınız şeye bak. Benim ne işim olurdu lan bu pislikte?

(Soner ses) Ne oluyor oğlum sana?

Çocuk bezi mi taşıyoruz lan biz?

Hallettin mi? Hallettim de.

Soner, sürekli savcının dibindeyim.

Bir an olsun ayırmıyor gözünü kameralardan.

Limandayız, kamera kayıtlarına bakıyor. Dönüyor dönüyor bir daha bakıyor.

Sen kargoyu nereden, ne zaman, nasıl çıkartacağını söyle bana.

Ne yapmam gerektiğini bileyim Soner, bana bir şey söyle.

Sana güvenmiyorum desem şaşırmazsın değil mi?

Bugün yarın limanı temizleyeceğiz.

Sen savcıyı ne yap, ne et oradan uzak tut, tamam mı?

Lan bunun başka bir yolu yok mu birader?

Başka bir yolu kesin vardır. Bana söyle.

Ya da bize Latif'i ver.

Savcı malı bulduktan sonra Latif'in ifadesiyle birleştirip...

...babamın üzerine yürüyecek.

Sonra ikimizi yan yana gömecekler.

Ulan ben sana Latif'i nereden bulayım?

Soner...

...savcı buradan ayrılmıyor diyorum. Ben, Latif'i sana nasıl bulacağım?

Oğlum, ya savcıyı uzak tutarsın...

...ya da savcının manyaklığını mumla ararız, anladın mı?

Yakacak bu bizi. Vallahi bizi yakacak.

Vallahi yakacak.

(Gerilim müziği)

Ne yapacağım lan ben?

(Gerilim müziği)

(Yangın alarmı çalıyor)

-Ne oldu? Ne bu? -Yangın alarmı savcım. Buyurun, çıkalım.

(Gerilim müziği) (Alarm çalıyor)

Limanda ne yangını?

Konteynırlardan birinde çıkmış olmalı.

Tamam, neyse ne. Sen çık o zaman. Bu kapandı, bunu tekrar aç.

Elektrikler otomatik olarak kesiliyor savcım.

Hayda!

-(Selim) Allah'ım ya! -Savcım ne oluyor?

Alarmın sesini duydum, koştum geldim. Ben bulamadım.

Alarm işte, yangın var. Ne bileyim ben, alarm çalıyor.

Elim de kırıldı.

(Sessizlik)

(Müzik)

(Selim dış ses) Canancığım avukatlık yapmak istiyor musun, istemiyor musun?

Yani işin bir yerinden başlamamız için taşın altına elimi sokuyorum.

Ne var bunda?

(Duygusal müzik)

(Selim dış ses) Ben çocuklarımın annesini mutlu etmek istiyorum, olamaz mı?

Bana rağmen biz hâlâ bir aileysek...

...senin vazgeçtiklerin sayesinde.

Niye sürekli yaptığım, söylediğim her şeyin altında...

...başka bir anlam arıyorsun?

Ben sana gerçekten borçluyum.

Bu öyle hemen bitecek bir borç da değil.

Ömür boyu sürecek bir borçtan bahsediyorum.

(Gerilim müziği)

(Selim dış ses) O yüzden ne olur...

...kendi yöntemlerimle sana teşekkür edeyim.

(Gerilim müziği)

Dedim ya, bir arkadaşımın oğlu.

Göz kulak olayım diye benden rica etti.

(Duygusal müzik)

Oğlum hani nerede? Buz kovası diyordun, ne oldu?

Mutfak aranıyordum. Alarmı duyunca koştum, geldim.

Alarmı duyunca koştun, geldin!

Acaba seninle bir alakası olabilir mi şu alarmın?

Başımıza taş yağsa bizden bileceksin. Bizimle ne alakası var şimdi alarmın?

Ne bileyim oğlum. Bir kayboluyorsun, aksiyon başlıyor. Ben de anlamadım ki.

Kardeşim yangın falan çıkmıyor galiba. Bir şey yok.

Biz artık içeri geçelim.

Prosedür gereği bir süre bekleyeceğiz savcım.

Zaten sistemin tekrar yüklenmesi, kendine gelmesi falan vakit alacak.

-Ben size haber vereceğim. -Tamam.

-Hadi eve gidelim. -Ne?

-Eve gidelim. -Geldiğimizden beri gidelim, gidelim!

-Ne yapacaksın gidip? -Yengeyle kızgın ayrıldın.

Belli ki kafa da orada, dalgınsın.

Gidelim. Ben helallik almak babında söyledim savcım.

Hayırdır, evlilik danışmanı mısın? Böyle bir şeye mi başladın?

Tövbe estağfurullah!

(Telefon çalıyor)

Vaktin kıymetli diye söylüyorum.

Söyle kardeşim.

Ne?

Eşiniz ofisi tutmaktan vazgeçti ne demek?

-Sağ ol kardeşim. -Afiyet olsun.

-Al. -Sağ ol.

Zaten eninde sonunda olacak şeyin uzatmalarıydı sadece.

Boşandıktan sonra burada kalmazlar herhâlde.

Artık çok zor.

Akgün'den de kurtuluyoruz artık.

Ne?

Yağmur niye öyle bakıyorsun?

Sen dün bana bu çocuk tehlikeli demedin mi?

Ben durdurmasam, Gökçe'yi uyarmaya gidiyordun.

(Geçiş sesi)

Ben bu hikâyenin kötü çocuğu değil miyim?

Biraz önce tarif ettiğin adam benim ama senin söylemeye cesaretin yok Yağmur.

Ne yapıyorsun?

(Geçiş sesi) Tamam...

...iyi bir insan olabilir, ben ona bir şey söylemiyorum...

...ama bu siteye ait değil.

Sayende içimize kadar girdi. Başımıza gelmeyen kalmadı.

-Annen haklı Yağmur. -Annemden zaten yeterince...

...Akgün azarı işittim Kaan. Bir de senden mi işiteceğim?

Ben seni azarlamıyorum ki. Seni suçlamıyorum Yağmur.

O çocuk yüzünden annenle baban şu an ayrılıyor, sen biliyor musun?

Annemle babam, Akgün'ün yüzünden boşanmıyor Kaan.

Allah Allah!

-Efendim baba? -Yağmurcuğum annenin yanında mısın?

-Gözünü seveyim telefona versene. -Hayır, ne oldu?

-Ne, ne oldu! Annen ofisi boşaltıyormuş. -Nasıl?

-Nasıl ofisi boşaltıyormuş? -Hayır, öyle şey olamaz.

Tamam, kapat.

-Ne oldu? -Annem ofisi boşaltıyormuş.

Benim gitmem lazım.

-Tamam, ben de geleyim. -Yok, ben giderim Kaan.

Şu ofisi ben tuttum ya, elinde olsa binayı kaldırıp kafama atacak.

-Peki, iknaya Yağmur mu gidiyor? -Yağmur gidiyor iknaya.

-Sen benim konuşmalarımı mı dinliyorsun? -Dinlemek gibi değil de...

...yanındayım, dibindeyim. Kulak misafiri oldum.

Şu aralar bas bas bağırıyorsun.

Elde değil. Duymamak mümkün değil.

Gitsin, kadını belki ikna eder.

-Of, şiştim be kardeşim! -Kısmet.

Kısmet? Ne kısmeti?

-Kısmet. Konuşabiliyor muyuz? -Sabahtan beri çenen hiç durmadı ki.

Konuş.

Savcım hayatta karşımıza seçim yapmamız gereken anlar çıkıyor ya.

-Evet. -İnsan mı, dava mı?

Ne? Bundan önce hayatını dümdüz ettiğin insanlar var.

Dönüp de arkana bakmadığın bir sürü insan var. Hayatları var.

Söz konusu ailen olunca dikiz aynasından arkayı bir kolla derim.

Ne bileyim.

Eşini ikna etmeye kızını gönderiyorsun. Ne için savcım?

Çok dikenlisin. Değer mi?

Tabii ki senin doğan, tabiatın bu.

Söyleyeceğim hiçbir şey yok. Saygı duyuyorum. Çenemi de kapatıyorum.

Bana öyle bakma. Tamam, sustum.

-Dediğim bir şey yok. -Sen ne ayaksın oğlum?

Hayırdır?

Nasıl?

Geldiğimizden beri gidelim! Beni burada tutmamaya çalışmalar.

Buradan götürmeye çalışmalar.

Böyle bir telkinler falan. Ne yapmaya çalışıyorsun?

Beni buradan uzaklaştırmaya mı çalışıyorsun?

Telkinler, uzaklaştırmak derken savcım? Ben anlamıyorum.

Oğlum sürekli dip dibeyiz.

Sürekli yanımdasın. Telefonlarımı dinliyorsun.

Nereye gidersem oraya geliyorsun.

Bildiğim her şeyi biliyorsun. Bir sürü şeye hâkimsin.

-Ne demeye getiriyorsun? -Belki benim aradığım köstebek...

...bu bilgiler belki senden sızıyor. Öyle bir şey olabilir mi?

Neyin sızması savcım? Ne demeye getiriyorsun?

Sızıyor derken sen neyi kastediyorsun?

Oğlum telefonla sağa sola bilgi mi dağıtıyorsun acaba?

-Üstünde bir şey mi var? -Tövbe estağfurullah!

Üstünde dinleme cihazı falan mı var?

Oğlum ben işkilli adamım. Üstünü bir arayayım mı?

Sen şaka mı yapıyorsun, şu an ciddi misin?

Şaka yapıyor gibi mi görünüyorum?

Çok anlamıyorum zaten.

Şaka yaptığın zamanlarda da o şakaları ben çok anlamıyorum.

Şu anda ben anlamadım.

Ben seni şu an anlamadım. Beni arayacak mısın?

Ben anlamadım. Sen benden ne istiyorsun?

-Öf, yeter ya! -Al şu anahtarı.

Benim elim kolum tutmuyor. Ben sakatım.

Şiştim artık, yeter.

(Selim) Sen araba kullanmayı biliyor musun?

Yapıyoruz bir şeyler.

(Sessizlik)

Kendime de yaptırmıştım. Belki lazım olur diye.

Galiba toplanıyorsun?

Vazgeçirmeye geldiysen kendini boşuna yorma.

Yoo.

Yardım etmeye geldim.

Yağmur yardımına ihtiyacım yok. Bırak.

Ben zaten biliyordum böyle havlu atacağını.

Bu olmasa sen kesin başka bir bahane bulurdun.

Yine vazgeçerdin.

Ters psikoloji uygulamanı yemiyorum Yağmur.

Öyle mi anne?

O zaman direkt söyleyeyim.

Niye vazgeçiyorsun? O kadar uğraştık, ofis tuttuk.

Biz niye tekrardan başa dönüyoruz?

Baban buraya gelmeden önce onun parasıyla ofis tutacağım desem...

...kabul edecek miydin?

-Bu senin emeklilik ikramiyen, tamam mı? -Ne emekliliği!

Öyle. Sen zaten şu an kendi işini yapıyor olsaydın...

...çoktan bir ofis tutabilmiştin. Sen de evde çalıştın.

Bu aileyi bir arada tutabilmek için uğraştın.

Bizi büyüttün. Bunlar senin için iş değil mi?

İş. Bu emeğinin karşılığını kim verecek peki?

Tabii ki senin bu fedakârlıkları yapabilmen için...

...kariyer sahibi olan adam verecek. Bu kadar!

-Bu benim seçimimdi. -Hayır, değildi.

Sen öyle sanıyorsun ama değildi.

Sistem seni buna mecbur bırakıyor.

Tabii erkeklerin de işine geliyor.

Herkesin susarak onayladığı, kadınların kurban edildiği...

...bir tuzak bu. Anne farkında değil misin?

Tamam, bana kız ama bunu kendine yapma.

Feminist manifeston fikrimi değiştirmeyecek Yağmur.

Anahtarları ver şimdi, kutunun içine koy.

Yanlış yaptığımı düşünüyorsan da bu benim hayatım.

Sen hayatını istediğin gibi yaşarsın. Ver.

İyi.

(Duygusal müzik)

Canan Kara...

...sana yakışmıyor.

Gelmezsin sanmıştım.

Biraz boşum vardı, geldim.

Bunun burada ne işi var?

Elimi kullanamıyorum. Arabayı kullanıyor.

Annemi iyice delirtmek mi istiyorsun? Zaten bana bile çok sinirli.

Neyin peşindesin?

Seni de zora soktum, değil mi? Beni zora falan sokmadın.

Bence içeri girme. Her tarafı dağıtmış, darmadağın.

Sinirini şimdi senden çıkaracak.

Ben de onu anlamıyorum. Kendi faydasına olan bir şeyden...

...niye hıncını çıkarıyor? Ne oluyor yani?

Otur orada işte.

(Duygusal müzik)

Bence sizi görmeden gidin.

Zaten şimdi ben de gideceğim, siz de gidin.

Sen arabaya bin de seni Akgün bıraksın.

-Ben de annenle konuşayım. -Baba beni duymuyor musun?

Yavrum, annenle konuşacağım. O hâlâ benim karım.

Oturacağız, konuşacağız. İki medeni insan gibi konuşacağız.

-Sen arabaya bin. -Ben kendim giderim, gerek yok.

-Lütfen arabaya biner misin? -Baba binemem.

Annem zaten Akgün'le görüşmemizi de yasakladı.

-Ben şimdi arabaya niye bineyim? -Akgün zaten siteye gidiyor.

Seni teyzene bırakacak. Ne olur beni yorma. Lütfen geç.

(Selim) Geç.

Tamam.

Tamam, biniyorum.

Siteye gidersiniz, tamam mı? Evi gösterir zaten. Teyzesine bırakacaksın.

-Biz limana dönecektik? -(Selim) Ben dönerim.

-Olmadı yarın dönerim. Bakarım. -Savcım ama elin...

Allah aşkına hadi yürüyün! Hadi.

Baba bence gitme. Daha kötü olacak.

Bundan daha kötü ne olabilir?

Daha kötü ne olabilir?

(Selim) Hadi gidin.

(Arabaya vuruyor) Hadi. Hadi dikkatli gidin.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

Canan bu ne hâl?

Şey...

(Gerilim müziği)

Babana sarılsan ölmezsin, biliyorsun değil mi?

-Ne? -Teselli etmek için...

...sarılmak istedin ama yapamadın.

Sana bir şey söyledim Yağmur.

Ya kalbini ya mantığını seç yoksa yıpranırsın demiştim.

Sen hâlâ yıpranıyorsun Yağmur.

Tamam, dur şurada. Sağa çek, ineceğim.

-Sebep? Ne oldu? -Babam artık görmüyor değil mi?

Seninle aynı arabada gitmek zorunda değiliz.

Akgün sana diyorum, dursana. Duymuyor musun?

Tamam, sakin ol.

Yağmur bir sakin ol.

(Müzik)

Yağmur anlıyorum kızgınsın, üzgünsün ama böyle davranmana gerek yok.

Vallahi billahi.

Sen bana nasihat verecek adam değilsin.

Arabada bir de mantıktan, kalpten bahsediyorsun.

-Sende bunlardan biri var mı? -Bana niye sinirlisin ki?

Niye mi? Bir de utanmadan soruyor musun?

Bütün samimiyetimle soruyorum. Sen bana niye sinirlisin?

Sahtekâr!

Annenin benim kim olduğumu çözmüş olmasıysa eğer...

...buna atarlıysan, giderliysen; bu zaten böyle olacaktı Yağmur.

Yani baştan beri bunun ortaya çıkacağı belliydi.

Sen de zaten kendi rızanla benim kim olduğumu saklamayı kabul ettin.

Sen bir de utanmadan üste mi çıkıyorsun?

Kalkıp benden özür dileyeceğin, pişman olacağın yerde!

Ama yok! Aptallık bende! Senden özür diliyorum.

-Sen ne anlatıyorsun? -Ne anlatacağım?

-Dün geceden bahsediyorum. -Dün gece ne olmuş?

Sen... Sen nasıl bir manyaksın?

Gerçekten hatırlamıyorsun ve şu an bana soruyor musun?

Kusura bakma, dün gece benim kafam biraz bozuktu.

Şöyle bir sıkıntı oluyor. Ben biraz abarttığımda...

...hiçbir şey hatırlamıyorum. Gerçekten hatırlamıyorum.

Eğer seni kıracak, üzecek bir şey söylediysem bana söyle bileyim.

Ama inan yok yani.

(Geçiş sesi)

(Geçiş sesi)

Yağmur ne oldu?

Yok. Ben senin bir şey hatırlamadığına inanmıyorum. Bırak beni.

İnan benim kafa karman çorman. Gitti.

Bende her şey gitti. Hiçbir şey yok yani.

Arabaya binelim, bana dün ne olduğunu anlat...

...ben de özrümü dileyeyim.

Bu şekilde zaten savcım öğrenirse ona da bir sürü hesap vermek zorunda kalacağım.

O yüzden arabaya binelim, yolumuza gidelim.

Sen bana anlat. Hatta ben senden peşin peşin özrümü dileyeyim...

...ama inan yok.

Sana hiçbir şey anlatmıyorum. Özrünü falan da kabul etmiyorum.

Sadece beni eve bırak, yeter. Bir de uzak dur.

Eyvallah, baş tacısın.

Tabii öyleyim.

(Müzik)

Ben şey için uğradım.

Şunu vereyim. Davanızın tensip tutanağı.

Hayırlı olsun.

Canan?

Sen üzüldün mü?

Yok ya.

İyiyim.

Canan bak...

...insan eşyasıyla vedalaşırken bile üzülüyor.

Bunca yıllık evlilik, alışkanlık, emek.

Üzülmen gayet doğal.

Ben seni ailemin yanında bir daha görmeyeceğim demedim mi ulan?

Senin burada ne işin var? Ofis önlerinde nöbet mi tutuyorsun?

Canan bu adam daha akşamına, burada ne arıyor?

Sakın bana tek kelime daha etme! Selim sakın!

Sen hangi yüzle bana hesap soruyorsun? Hangi yüzle?

(Canan) Ben avukatımla görüşürken senden icazet mi alacağım?

Fatih ver şu tebligatı. Ver!

Elden tebliğ etmiş olayım. Mahkemeniz iki gün sonra.

Ben huzurunuzu daha fazla kaçırmayayım.

Ben gideyim.

Canancığım görüşürüz.

(Duygusal müzik)

Özür dilerim. Çok pardon.

(Müzik)

(Yağmur) Tamam, senin gelmene gerek yok.

Ben zaten evden bir şey alıp kendim giderim.

Tamam.

Karahancığım, Altay evde yok.

Biliyorum, telefonunu getirdim ben.

Telefonunu mu getirdin? Telefonu niye sende?

Bize geldi. Canı sıkkındı, tuhaf davranıyordu.

-Sonra bir şey demeden gitti, anlamadım. -Bir şey demeden gitti mi?

Nasıl bir şey demeden gitti? Nerede bu çocuk?

Nereye gitti?

-Hayırdır Yağmur? -Ben buraya geldim sandım ama...

Ne oldu?

Akgün, Altay telefonu Karahan'da unutmuş. Yok.

-Ne dedi en son sana? -Ben çıkıyorum dedi, sonra...

-Deniz iyi gelir gibi bir şey dedi. -Deniz?

Tamam gözüm, sağ ol sen. Gidebilirsin.

İyi günler.

Deniz iyi gelir ne Yağmur?

Bu çocuk en son kızdığında İstanbul'a kaçtı hatırlıyorsan.

İstanbul yok, olmaz.

-Yapmamıştır öyle bir şey. -Akgün benim hemen...

...Altay'ı bulmam lazım. -Beraber bulalım.

Bulalım. Ne dedi? Şey dedi...

Deniz dedi, sahil dedi.

-O zaman hadi gel denize bakalım. -Arabayla gidelim.

-Tamam, orada. -Arabayla daha çabuk gideriz.

-Daha çabuk oluruz, hadi gel. -Çabuk, çabuk.

(Yağmur) Bunun mesajları falan nerede?

Buyurun.

Afiyet olsun.

Sen hangi yüzle geliyorsun? Ne biçim insanlarsınız siz!

Naz çok özür dilerim. Müsaade et, konuşayım.

Sen ne konuşacaksın?

Babam içeride çağırırsam senin için çok pis olur.

O mesajı attığında ben çok mutlu oldum.

Çok gelmek istedim çünkü...

Çünkü ben seni gördüğümden beri aklımdan çıkaramıyorum.

Neden o zaman o manyak arkadaşını yolladın.

Arkadaşım falan değil o.

Benim mekânda takılıyor. İsteğim dışında takılıyor yani.

Ne demek isteğin dışında takılıyor?

Sakat adamlar bunlar Naz. Buraya seni uyarmak için geldim.

Ondan uzak dur.

Naz, Soner'den uzak dur. Lütfen kızdırma onu.

-Görünce yolunu falan değiştir. -Sen o tipten korkuyor musun?

Evet, senin de korkman lazım. O senin benim gibi biri değil.

-Çok tehlikeli. -Nasıl tehlikeli?

Dağbaşında mıyız biz? Kimmiş o, ne yapabilir?

Nazcığım...

-Fatih abi hoş geldin. -Ne haber canım?

-Sizinkiler içeride mi? -Evet, babam içeride.

Tamam canım.

(Müzik)

(Fatih) Üstüne polislerini üstüme yığdı, beyefendi.

Üstüne Canan'ın ofisinde, Canan'ın yanında üzerime yürüdü.

-Teşekkürler. -Sağ ol kızım.

-Selim mi yaptı abi bütün bunları? -Evet.

Sebep ne? Metin sebep ne, tahmin et.

Ben sana söyleyeyim mi sebebi?

Canan'a yardımcı olmam. Bu, bu kadar.

Fatih, tamam yaptığı hareket hoş değil tabii de.

Onun da durumu kolay değil.

Yuvası dağıldı adamın. Üstüne çok gitmemek lazım.

Allah Allah!

Yıllardır ailesini ihmal eden o...

...hayatlarını tehlikeye atan gene o...

...ki bu yüzden karısı ona boşanma davası açmış...

...burada suçlu benim öyle mi? Metin bırak Allah'ını seversen!

Fatih tamam da ben bir şeyi anlamadım.

Senin ofisini niye arıyor? Hangi suçla?

-Canan'a yardım ettin diye mi? -Yok.

Çalıştığı bir dosyada güya benim bir arkadaşımın adı geçmiş.

Arkadaşımı da sen tanıyorsun.

-Serap'ın evini alacak çocuk. -Armatör?

Suat. Evet, o.

Bari dosyada benim adım geçsin de gel, ofisimi bas değil mi?

Bu yetkiyi kötüye kullanmaktan başka bir şey değil.

Bu.

Onlar hiç Selim'in yapacağı hareketler değil ama...

Selim diyor! Senin bacanağın...

...hiç iyi değil. Ben sana bunu söyleyeyim.

Hiç iyi değil. Sağa sola saldırıp duruyor.

Gitmiş, Suat'ın gemisini basmış. Neymiş, içinde uyuşturucu falan varmış!

Sonuç? Tırt! Hiçbir şey çıkmamış. Rezil rüsva oldu.

Olan bizim Serap'a oldu.

Çünkü Suat Türkiye'ye gelmekten vazgeçti...

...dolayısıyla ev almaktan da vazgeçti.

Bir dakika! Adam evi almadı mı?

Yok, yattı o iş.

Ama bu, Serap için çok kötü oldu Fatih.

Vallahi ben de çok üzüldüm ama yapacak bir şey yok.

Ne yapayım?

Metin ne bakıyorsun? Evi ben mi alayım?

Yok tabii.

Demek iki gün sonra boşanıyoruz, öyle mi?

Ve ben bu tebligatı o heriften alıyorum.

Siz bana bunu yapmaya utanmıyor musunuz?

Bitti mi?

Bittiyse, içini döktüysen hadi ben çıkacağım.

Canan yalanımı yakaladın, eyvallah...

...ama freni boşalmış kamyon gibi yokuş aşağı gidiyorsun.

Farkında değil misin? Her şeye saygı duyuyorum...

...ama sen kendine de zarar veriyorsun Canan.

Şu saatten sonra seni ikna etmemin imkânsız olduğunu biliyorum...

...ama neden bu kadar yüksek bir tepki veriyorsun?

Ama, ama, ama! Ben senin amalarından bıktım!

O çocuğu evimize kadar sokmanın bir aması var mı?

Akgün dediğin daha çocuk.

Akgün dediğin daha 20 yaşında bir çocuk, Canan. 20 yaşında!

Çocuğu ne yapsaydım? Kaderine mi teslim etseydim?

Orada mı bıraksaydım? Ne yapsaydım?

Bıraktım ama olmadı, beceremedim. İçime sindiremedim. Ne yapayım?

Aldım, geldim. Çocuğu sen de gördün, konuştun.

Ben varım, ben!

Ben bütün tedbirimi almışım!

Ben çocuklarını tehlikeye atacak bir adam mıyım Canan?

Selim ben seni artık dinlemiyorum. Duymuyorum, anlamıyor musun?

Sen ve ben diye bir şey yok.

Sen benim için çocuklarımın babasısın, o kadar.

Ben sana ne yaptım?

Ben sana bu kadar ne yaptım Canan?

Hırsızlık mı yaptım, soysuzluk mu yaptım...

...dolandırıcılık mı yaptım? Ne yaptım?

Yıllardır şerefimle, namusumla çalışıp aileme bakmaktan başka ben ne yapmışım?

Allah aşkına bana bunu söyle.

Senelerdir ateşin içinde tek başıma savaşıyorum.

Ailemi o ateşin dışında tutmaya çalışıyorum.

Ben ne yaptım? Canan ben bu kadar ne yaptım?

Bilmediğim bir şey... Benim yüzümden başına bir şey mi geldi?

Bilmiyorum, bunu öğrenmek istiyorum.

Benden neden bu kadar nefret ediyorsun Canan?

Bunu anlamak istiyorum. Benim yüzümden başına bir şey mi geldi?

Defol git şuradan!

(Duygusal müzik)

(Duygusal müzik devam ediyor)

Altay!

(Duygusal müzik)

-(Yağmur) Ne oldu? -Altay!

Altay!

Altay!

Altay!

Sen ne yapıyorsun?

Biz kaç saattir seni arıyoruz, farkında mısın?

Abla beni rahat bırakır mısın? Bir de seninle uğraşamam.

Ne yapacaktın?

Bu saatte tekneyle denize mi açılacaktın?

Abla sana ne! Sana ne! Beni çok mu umursuyorsun?

Altay buraya git, Altay burada dur!

Ben çok mu umurunuzdayım? Beni rahat bırakın.

-Nereye? -Yalnız kalmak istiyorum.

Altay hemen buraya gel!

Kime diyorum!

Biraz sakin ol.

Çocuk zaten üzgün.

Üstüne gittikçe bu iş inada binecek.

Altay'la erkek erkeğe ben konuşayım mı?

Belki işe yarar. Senin de müsaaden olursa.

(Müzik)

Hava nasıl ısırıyor beni. Bu ne soğuk?

İzmir bu kadar soğuk oluyor muydu?

(Müzik)

Konuşmak da kolay değil aslında ama.

İçinde biriktirdiğin böyle bir şeyler varsa Altay.

Kus, dök içini rahatlarsın.

Kasma yani, at gitsin.

Hep ağlamak geliyor içimden benim.

Ama utanıyorum.

Ağla oğlum.

Delikanlı adam icabında ağlar da yani.

-Seni ağlarken düşünemiyorum ama. -(Akgün) Yok, yok öyle değil.

Bu gözler çok gözyaşı döktü öyle tenhalarda.

Eğer mesele aileyse zaten insanın...

...içine kor düşer, yangınlar çıkar.

İçin böyle yanıp kavruldukça da...

...icabını yerine getirmiyorsan zaten insan değilsin Altay.

O yüzden sal. Bağır çağır, rahatla.

Bağırıp çağırmak istiyorum, böyle öfkemi...

...bir şeyi kusmak istiyorum.

Atmaya ihtiyacım var, şey benim...

Benim bildiğim bir yöntem var.

Sana söyleyeyim mi?

Ne bileyim belki işe yarar Altay.

Niye kazıyorsun?

Sen pederden dayak yememişsindir.

(Akgün) Ben yedim, çok yedim.

Küçükken bayağı bir döverdi beni.

Yanında ağlardım böyle ben.

Kızardı bana. Yanımda ağlama, çık, git dışarıda ağla derdi.

Ben de Altay, bahçeye çıkardım böyle, kazardım...

...oraya bağırır, çağırırdım, ağlardım, zırlardım.

Bütün ne yapmak istiyorsam o...

...kazdığım çukurun içine yapardım. Sokardım böyle kafayı...

Sonra da rahatlardım yani. Üstünü örterdim böyle.

Gömerdim onu oraya.

Şimdi bu da...

...senin çukurun Altay.

İşe yarıyor mu bari?

Yarıyor. Yaramaz mı?

Sen beni dinle.

Ne var, ne yok, dök buraya Altay.

Dök gitsin.

Annemle babam ayrılsın istemiyorum!

Ben babamı çok seviyorum!

(Altay) Ben babasız büyümek istemiyorum.

Ben bir aile olalım istiyorum sadece.

Hepimizi bir aile olarak düşünsün.

Bilmiyorum, bilmiyorum yani...

Bilmiyorum Akgün abi.

Kapat şimdi onun üstünü.

Bu çukur artık senin çukurun.

Bütün derdini, tasanı buraya gömdün Altay. Öyle düşün.

Hayat bu yani hepimizi böyle farklı farklı alanlarda her an sınıyor.

Herkesin bir savaşı var Altay.

Bir mücadelesi var bu hayatta. Ne bileyim.

Hayat kolay değil, hayat zor.

(Akgün) Önemli olan ne biliyor musun?

Bunca derdine tasaya rağmen...

...ayaklarını sağlam basıyor oluşun.

Sağlam basacaksın. Esprisi orada zaten.

Yani...

...ayakta kalmak.

Hadi kalk ayağa.

(Akgün) Hadi, hah.

(Duygusal müzik)

(Duygusal müzik devam ediyor)

Hoş geldin canım. Ne haber?

İyi Serapcığım. Kusura bakma rahatsız ediyorum gece gece.

Ne olacak canım. Estağfurullah.

Fatih geldi restorana.

-Evin satışı iptal olmuş? -Öyle oldu, tatsız oldu.

Yani ihtiyacın vardı o komisyona.

-Kaan'ın okulu için. -Evet.

Sen de benim nasıl olduğumu merak ettin?

İyiyim ya Metin, iyiyim.

Oğlum hayır, yapma şunu işte.

Oğlum ben sana bir şey söyleyeyim mi? Ben seni bayağı yeniyorum.

Hatta fark falan atıyorum kardeşim.

-Ama bak sendeki sorun da şu. -Söyle.

Senin elinle beyin arasında koordinasyon sorunu var.

Hadi bir daha.

-Hayır, dur, dur. -Hayır, bir daha, şu an...

Su alacağım öyle. Bir dur be. Yeneceğim.

Yani Kaan'ın okulu, onun harcı falan...

...sen söyleyince ihtiyacım var diye.

Halledeceğim ben ya, halledeceğim.

Bak ben lafı dolaştırıp duruyorum durmadan ama Emel de ben de...

...ne olur çekinme, bizden iste. Biz her zaman yardım ederiz.

Metinciğim çok teşekkür ediyorum, ama gerçekten ihtiyacım yok.

Çok sağ ol.

Bak ama arabayı göremedim ben. Belli ki haczini kaldıramamışsın.

(Kaan) Araba hacizde mi?

Kaan.

Araba tamirde değil mi? Anne ne oluyor? Bana da anlatır mısın?

-Bir şey yok Kaan. -Nasıl bir şey yok ya?

Ben, Metin abiye sorayım istersen?

O daha bir hâkim çünkü bizim aile durumumuza.

Metin sen git istersen.

Konuşuruz.

Evet, dinliyorum anne.

-Oğlum... -Anne sakın!

Bak sakın, beni saçma sapan yalanlarla idare etmeye kalkma.

Her şeyi bana anlatacaksın anne şu anda.

-Dinliyorum. -Tamam, yolla arkadaşını konuşalım.

Yolla.

(Müzik)

Hatasını anladı.

Ben o yaşlarda çok daha acayip şeyler yapmıştım.

Altay sana benzemiyor Akgün.

Bana akıl verme o yüzden.

Yani bu yaşlarda çok içine atmasına lüzum yok.

İleride zaten ezberletecekler.

Erkek olmanın ne demek olduğunu ezberletecekler.

Duygusunu belli eden adam, zayıf adamdır diyecekler.

Altay senin gibi orman kanunlarıyla büyümeyecek.

-Tamam mı? -Yahu...

...sokağa salmayacak mısınız bu çocuğu siz?

İnsan arasına karışmayacak mı?

Dua etsin de gerçek hayatta duvara tosladığında hava yastığı açık olsun.

Süper ya.

Süper egosu gelişememiş bir adamdan neler duyuyorum.

Süper ego ne? Çok özgüvenli gibi bir şey mi?

-Gerçekten bilmiyor musun? -Gerçekten soruyorum. Vallahi bilmiyorum.

Yani bir adamı öldüresiye dövmek...

...sonra hiç umursamadan arkanı dönüp çekip gitmek.

Toplum kurallarını hiçe sayıp yıkıp, yok etmek.

Yenisini yapmak. Nasıl?

-Takip edebiliyor musun? -Şiddet bağımlısı sanıyorsun beni.

Değil misin?

Senin hiç öfkeni çevrene saçtığın bir an olmadı mı?

Medeni bir şekilde evet.

Yağmur işte senin anlamadığın şu. Sen medeni bir şekilde...

...bir insanın ağzıyla, burnunun yerini değiştirebilirsin.

Dövmekten beter edebilirsin.

Bu da şiddet değil mi?

Başına geldi galiba?

Ne diyorsun sen? Üç konuşmamızın ikisinde şiddetli dayak yemiş gibiyim.

Ağzının yetişemediği yerde bedeninle üstüme geliyorsun.

Aklıma geldikçe sinirleniyorum, gerçekten. Gülme.

Sen zaten beni gördüğün ilk andan beri sinirlisin bana.

-Var mı bir izahın? -Tamam, yok izahım falan.

Tamam mı ben iniyorum?

Bir de bir şey diyeceğim.

İnsan arada bir tekme atar, yumruk atar, tokat atar.

Tabiatımız bu sonuçta.

Yani sana da tavsiye ediyorum, iyi gelir.

Bir şey soracağım sana.

Hani geçen gece adli sicilim var dedin ya bana.

Adam yaralamayla ilgili.

-Doğru muydu? -Varsa var.

Boş ver.

Geçen araya girmeseydim, adama ne yapacaktın?

Gördün işte Yağmur arada...

...gözüm dönüyor yani. İnsanlık hâli işte.

(Gök gürüldüyor)

Hiç ileri gittin mi?

Korkuyor musun benden?

Hayır.

Birini öldürüp, öldürmediğimi merak ediyorsun?

Hayır, o öyle kolay bir şey değil.

Filmlerdeki gibi neticelenmiyor yani.

Nereden biliyorsun?

Birinin ölümüne şahit olmadım demedim.

Altay, Altay ablacığım hadi uyan.

(Yağmur) Geldik.

Hadi. Görüşürüz.

Görüşürüz. İyi geceler.

Hadi yağacak. Altay hadi.

Çabuk ablacığım hadi.

(Müzik)

Bana bak, çocuklarla konuşacaksan geldiklerinde...

...biz bir yarım saat falan Seraplara geçebiliriz.

Yok abla, yabancı mısınız siz? Gerek yok.

(Duygusal müzik)

(Geçiş sesi)

(Yağmur) Baba!

Siz arka tarafta oynayın.

Hoş geldin.

İki hafta dedin ay oldu Canan ay!

Bugün geleceğim, yarın geleceğim. Sen beni mi oyalıyorsun?

Ben anlamadım. Bu kadar işimin arasından kalkıp...

..bir de seni burada mı toparlayacağım ben? Anlayamıyorum.

Ben seviyorum burayı. Çocuklar da seviyor.

Nasıl seviyorum? Ne demek seviyorum?

Canan senin İstanbul'da bir evin var, bir kocan var.

-Ne yapıyorsun sen burada? -Ya, Selim şu...

...yan tarafta bir ev boşalmış da biz buraya mı taşınsak acaba?

Ev boşalmış diyor. Ben ne diyorum, sen ne diyorsun?

Biz buraya niçin tanışıyoruz Canancığım? Neden taşınıyoruz? Emekli miyiz biz?

Yani iki tane eli silahlı herif beni tehdit etti diye...

...korkup buraya mı kaçacağım ben Canan?

-Bir dakika, bir dakika. -Ne oldu? Ne oldu?

Ben iyi değilim.

Gel şöyle, gel koltuğa geçelim.

Bir dur, tansiyonum düştü galiba.

Allah Allah! Gel sana bir su vereyim.

Ah!

-Başım dönüyor ya. -(Selim) Aa!

Nasıl, daha iyi misin şimdi?

Selim...

...benim sana bir şey söylemem lazım.

Canancığım söyleme. Ne olur söyleme. Bak zaten çok gerginim.

Tamam mı? Beni daha fazla gerecek bir şey söylemem.

Ne olur. (Telefon çalıyor)

Bir saniye.

Alo.

Ne yapacağız peki şimdi?

Ben orada değilken siz bir tane dosyayı tasnif edemeyecek misiniz?

Tamam, beklesin orada.

Bir saniye. Biz bir saate yola çıkabilecek durumda mıyız?

(Selim) Bir şey söyle.

Çıkarız tamam.

-Çocuklara ben mi söyleyeyim? Sen mi? -(Canan) Ben söylerim.

Ben akşama İstanbul'a geliyorum tamam mı?

(Selim) Siz orada bekletin, ben gelince çözeceğiz.

(Geçiş sesi)

(Kapı zili çaldı)

Bir konuşalım mı?

(Müzik)

(Yağmur dış ses) Hiç ileri gittin mi?

(Akgün dış ses) O öyle kolay bir şey değil.

(Yağmur dış ses) Nereden biliyorsun?

(Akgün dış ses) Birinin ölümüne şahit olmadım demedim.

(Geçiş sesi)

(Erkek) Yardım et. Allah aşkına yardım et.

-Benim de senin gibi bir oğlum var! -Kapatın lan şu kapıyı.

(Silah sesi)

(Gerilim müziği)

Akgün ne işin var oğlum senin burada?

Akgün kime diyorum ben?

(Gerilim müziği)

(Geçiş sesi)

(Duygusal müzik)

(Telefon çalıyor)

-Söyle. -(Soner ses) Savcı işkillendi mi?

Yanında değilim.

Ne demek yanında değilim oğlum? Biz sana güvenip bir iş yaptık.

Bak babam bir tane mezar açıp ikimizi yan yana gömer ha.

Ne yapıp edip engelleyeceksin o adamı. Bir icat yap, bir şey yap.

Rahat ol bu gece savcı iş başında değil.

İyi tamam, Latif'i getir o zaman. Bir şey yap lan! Bir şey yap.

Kapat arayacağım seni.

Savcım!

Savcım ben geldim!

Yine limana gittin değil mi? Sen duramadın.

(Akgün) Böyle bir şey yok ya. Böyle bir şey yok.

(Gerilim müziği)

-Hii! -İyi akşamlar.

Yaklaşma bana. Rahat bırak beni.

İyi akşamlar dedim sadece.

Gitmek istiyorum.

Bak...

...sen bize böyle ithamlarda bulunuyorsan...

...biz sana bir yanlış yapmışız demektir.

Biz senin...

...kalbini kırmışız demek ki. Sen de...

...bizim kalbimizi kırmaya çalışıyorsun.

Ne yapacaksın bana?

Telafi edeyim.

Vitrine bakıyordun...

...beğendiğin bir şey varsa...

Sadece gitmek istiyorum.

Olur, git.

Niye korktun ki bu kadar?

Ya, sen bunu nasıl yaparsın?

Ya, bizim beş kuruş paramız yok, her şeyimizi kaybetmişiz...

...sen hâlâ lüks içinde yaşamaya çalışıyorsun.

Kaancığım bir noktada kontrolümü kaybettim, ne yapayım?

Farkına vardığımda da çok geçti.

-Halledeceğim, çözeceğim. -Ya, sen neyi halledeceksin?

Annesin sen anne. Senin hiç mi şuurun yok?

Bak bu ev var ya, bu ev yalan!

Bak biz bu siteye ait değiliz!

Bu eşyalar falan hepsi saçmalık!

Ya, sen nerede yaşıyorsun? Nerede yaşıyorsun sen?

Sen paralel evrende falan mı yaşıyorsun?

Az önce düştüğümüz durum var ya...

...ben bunların hepsini bir yabancıdan öğreniyorum biliyor musun?

Kaancığım, bana bunu yapma lütfen Kaan.

Babam olsaydı bunların hiçbirini yaşamazdık biz.

(Müzik)

Ben bu sabah size biraz sert çıktım.

Özür dilerim ama kızgınlığım hiç size değil, onu bilin.

Tamam mı?

Şimdi babanız mafyayla uğraşıyor ya...

...ben bütün bunlardan sizi uzak tutmak için İzmir'e yerleştim.

Şimdi babanız...

...benim bu kaçtığım hayatı tekrar...

...evimizin içine kadar getirdi.

Ben aynı şeyleri tekrar yaşayamam.

Hele ikinizin hayatının tehlikede olmasına asla izin vermem.

Ve bir sabah ailece tekrar o kâbusun içine uyanacağımızı ben...

...görüyorum, yani biliyorum.

Babanızla iki gün sonra boşanıyoruz.

Benim için de...

...çok zor bir durum. Benim sizden ricam...

...biraz olsun...

...benim ne hissettiğimi anlamaya çalışmanız.

Anlamaya çalışıyorum anne.

Teşekkür ederim.

Ben bir elimi yüzümü yıkayım.

(Kapı kapandı)

Anne...

...sen beni merak etme tamam mı? Ben iyiyim.

Ben yukarı çıkıyorum.

(Duygusal müzik)

Hızlı geç buraları.

Hayırlı akşamlar.

Ben sana Yağmur'u bırak orada kal dedim. Ne dolanıyorsun ortalıklarda?

Eve döneceğim demiştin.

Ben de taksiyle dönme diye geri geldim. Ne yapayım? Gideyim mi?

İyi tamam, geç otur oraya.

Biz de biraz duralım ne olur, tamam.

(Akgün) Oh!

(Kapı kapandı)

Yok mu bir şey?

Oh, ah!

Var gibi mi duruyor?

Savcım bence senin aradığın burada değil.

Bak gözlerin kan çanağı olmuş. Yorgunluktan ölmek üzeresin.

Hadi gel eve gidelim.

Yağmur benimle ilgili bir şey söyledi mi?

Yok söylemedi, sıkıntı yok. Eve bıraktım onu.

Oğlanı gördün mü?

Görmedim de evdeymiş o da.

Savcım şimdi Canan Hanım uzak dursun dedi ya?

-Evet. -(Akgün) Yani çocuklar benden.

-Evet. -Sen şimdi Yağmur'u yanıma verdin...

...eve gönderdin beni. Canan Hanım buna...

...kızmamış mıdır çok?

Canan'ın kızacak bir şeyi kalmadı ki oğlum.

İki gün sonra mahkememiz var.

Yok mu bir dönüşü, tedavisi, çaresi savcım?

Bilmiyorum ki. Hayatta en değer verdiğim insan...

...sen artık çocuklarımın babasından başka bir şey değilsin, dedi bana.

Ben bunu kendime nasıl tercüme edeceğim...

...bilmiyorum.

İçim almıyor. Çok hatam oldu, evet çok.

Üzdüm, çok...

...yıprattım, çocukları mahvettim. Hepsine eyvallah da...

...bir saniye bile sevmekten vazgeçmedim ben.

Bir saniye bile.

Bunca yıllık karım, sevgilim...

...hayat arkadaşım.

Senden vazgeçtim...

...sen artık benim için büyük bir hayal kırıklığısın, dedi.

Dili bile sürçmeden.

Nasıl olacak hiç bilmiyorum.

Ben karımı çok seviyorum.

Karımı çok seviyorum da işte...

...anlatamadım.

Anlatmayı beceremedim.

Ben anlatamadığım için de iki gün sonra mahkemede...

...hâkim anlatacak bize. Verecek kararını.

Ömür boyu mutsuzluk.

Sen söyle.

Var mı bunun bir yolu, çaresi?

Ben bilmiyorum.

Geçen gün öptüm biliyor musun onu?

Yıllar sonra ilk defa.

Çocuk gibi heyecanlandık ikimiz de.

İçim titredi ya.

İçim titredi.

(Duygusal müzik)

Çok pis uyuya kalmışım. Ovv!

Bütün gece hiçbir şey olmadı mı? Hiçbir gelişme yok mu savcım?

Cık!

Şu yemek arabasından acaba istihkakımıza mı yürüsem ben?

Acıkmadın mı sen savcım? Benim midem fena kazınıyor.

Bir şeyler yiyelim savcım.

Yok, ben aç değilim. Sen git al kendine.

Gel kapının önüne çıkalım, birer kahve içelim savcım açılırsın, hava alırsın.

Hadi gel. Kalk savcım hadi.

Yok, kahve de içmeyeceğim.

Senin arabanın bakıma gitmesi lazım.

(Gerilim müziği)

Uzun zamandır bakım yüzü görmediği belli o arabanın.

Allah'a emanet gidiyorsun. Lastikler, frenler bitik.

Oraya buraya gidip duruyorsun sürekli arabayla.

(Gerilim müziği)

Lastikleri bir ara değiştirmemiz lazım. Tırın rengi ne güzelmiş savcım.

Lastikler de bitik.

Lastikler bitik değil, lastikler bayağı kabak.

(Gerilim müziği)

Savcım lastikler bitik.

Bir şey söyleyeceğim.

Biraz sussana ya.

Tamam.

Lastikler inik mi dedin?

Demedim. Lastikler inik demedim. Ben hallederim.

Bir şey yok onda. Bütün benzincilerde var.

Gideceğiz hava basacağız. Ben hallederim. Lastikler inik değil.

Lastikler inik mi?

Lastikler inik.

-Lastikler inik? -(Akgün) İnik.

Lastiklerimiz inik.

(Gerilim müziği)

Abi buldum, buldum. Allah sizi kahretsin.

Neyi buldun savcım? Ne oluyor?

Bak yemek arabası bak. Gelirken...

...lastiklere bak, büyütüyorum. Bak lastikler normal...

...şimdi çıkarken bak, lastikler çökmüş.

Malı yemek arabasıyla kaçırıyorlar.

Bununla çıkarıyorlar dışarı. Malı bununla kaçırıyorlar dışarı.

Buldum lan sizi.

(Selim) Aç şunu aç!

Aç, aç, aç. Aç telefonu.

-Allah Allah ya! -Bak arabayı görüyor musun?

-Evet. -Bak bu eskisi. İlk hâli bu.

Lastikler normal, bak şimdi diğer kareye bak.

Yere çökmüş görüyor musun? Bununla yemek çıkarıyor olamaz.

-Bununla yemek... Alo, alo! -Aynen.

Liman polisi mi? Şu anda...

...limandan çıkan yemek arabasını hemen durdurun. Acilen durdurun.

Evet, yemek aracı durdur. Şüpheli araç.

(Akgün) Tamam, sakin ol.

Durdur, aracı durdur.

(Polis) Bin, bin, bin. Araca bin!

(Gerilim müziği)

(Polis sireni çalıyor)

-Kaçıyor. Çıktı dışarı. Yürü, yürü. -Tamam, nereye?

-Dur. Nereye gidiyorsun? -Tut şunu tut. Giydir bana şunu.

-Ver, ver, ver. -Hadi.

(Gerilim müziği)

Koş lan koş!

Savcım polis çıktı zaten. Bizlik ne var burada?

Lan ne polisi? Aç şu kapıyı aç!

(Gerilim müziği)

Alo, şimdi araç beyaz, ticari minibüs.

(Selim) BRL 'catering' logosu var üstünde.

Tekrar ediyorum BRL 'catering' logosu var üstünde.

Ve limandan Çiftlikköy istikametine doğru kaçıyor.

Oğlum bassana biraz!

Savcım bu arabanın bakım zamanı geldi, o yüzden yavaş gidiyor.

Ne yavaş gidiyor? Bende gidiyor da sende mi gitmiyor şu araç?

Kafan hiç çalışmıyor be oğlum ya! Bas şu gaza biraz, bas!

(Selim) Kafayı yiyeceğim, gerçekten kafayı yiyeceğim ya!

(Erkek) Çekil dayı, çekil! Çekil ya!

(Selim) Kaçtı, kaçtı!

(Selim) Allah'ım ya Rabb'im, şuradan yürü, önüne geçeceğiz! Gir, gir!

(Selim) Allah'ım ya! Gir önüne geçeceğiz şimdi, devam et devam et!

Bas şimdi bas, bas, bas! Oğlum bassana biraz.

-Gir, dibine gir adamın! -Savcım araba hızlı gidiyor ama.

Oğlum sen de hızlı git işte, bas biraz bas!

-Geç, önüne kır şimdi! -Nereden?

Kır!

-Yanaş, oğlum yanaşsana! -Savcım gitmiyor bu araba, gitmiyor!

Ulan nasıl gitmiyor, bas biraz ya! Basmıyorsun ben hissediyorum!

-Basıyorum savcım basıyorum! -Lan nasıl basıyorsun? Çek ayağını!

-Çek! -Savcım ne yapıyorsun?

-Bas, bas, bas! -Ya ne yapıyorsun savcım?

-Lan! -Savcım, savcım!

(Selim) Lan ne oluyor? Lan ne yaptın? Lan niye duruyorsun?

-Silah çıkardı adam, sıkacaktı bize! -Oğlum niye duruyorsun ya?

Adamlar bize silah doğrulttu diyorum! Öldüreceklerdi seni de beni de!

Ulan şurada Yağmur olsa...

…daha kolay yakalayacaktık! -Yeter ya!

-Allah seni kahretsin be! -Vallahi bittim ben ya!

Kaçtı adamlar, aha kaçtı!

-Kaçtı gitti! Oğlum niye duruyorsun? -Var ya sen büyük ruh hastasısın!

Canan Hanım diyordu da abartıyor diyordum ha! Haklıymış kadıncağız!

İşin söz konusu olunca, senin hiçbir şeyi gözün görmüyor savcım!

Hiçbir şeyi, hiç kimseyi gözün görmüyor senin! Ya ben sivilim, sivil!

Ben sivilim! Beni de kendinle beraber öldürtecektin!

Az kalsın öldürtecektin, bak nasıl paniğim!

-Ulan bırak, ne sivili? -Sıkacaktı kafamıza adam!

Bar köşelerinde, silahlı adamlarla çatışırken bir şey yok...

...burada mı sivil oldun?

Bak ben panik yaptım, bende panik atak var.

Ya şu kadar kalmış, bu kadar. Yakalayacağız adamları dibindesin!

-Önüne geçsen yakalayacağız ya! -O silah olduğu sürece sen biraz...

...nasıl yakalayacaksın o adamları sen? -Konuşma lan!

-Alo! -Sayın Savcı'm.

Ben Başkomiser Hayri.

-Şüphelileri yakaladık! -Hadi canım!

Vallahi! Ulan helal olsun be!

Ulan ben sizin canınızı yiyeyim, helal olsun lan! Bravo!

Araçla birlikte yüklü miktarda uyuşturucu yakaladık.

Tamam çok güzel, siz şahısları emniyete götürün...

...ben hemen geliyorum. -Yakalanmışlar mı savcım?

-Bitti bu iş, yakalamışlar! Geç, geç! -Sonuç ne, ne oldu?

-Sonuç ne yani ne diyorsun? -Sevkiyatı çözdük...

...şimdi Halil Sadi'yi alacağız, topla, yürü, bas! Hadi!

(Müzik)

Sana kahve yaptım.

Dün gece söylediklerim için senden özür dilerim.

Öyle demek istemedim.

Ama ne yapayım yani...

...esip gürleyip, bağıracak çağıracak kimsem yok ki...

...senden başka, annemden başka.

(Duygusal müzik)

Tamam, başımıza böyle bir durum geldi madem.

Ben de taşın altına elimi koyabilecek yaştayım.

Okula gidip kaydımı donduracağım.

Bu sene çalışıp, durumu düzeltip, seneye devam edeceğim.

Hayır.

-Ben artık çalışabilecek yaştayım. -Kaan bunu duymak...

...istemiyorum bir kere daha. Lütfen.

Çözeceğiz, bir şekilde çözeceğiz.

-Nasıl çözeceğiz anne? -Bugün bankaya randevum var...

...kredi başvurusu için. -Tamam okul için gittin, krediyi çektin.

Diğer borçlar ne olacak?

Kaancığım, okul şu an bizim önceliğimiz.

Diğerlerini de yavaş yavaş zaman içinde...

...çözeceğiz bir şekilde. Sen düşünme bunları. Bana güven lütfen.

Gerçekten. Hadi kahveyi sen iç, bankaya geç kalıyorum.

Dolapta yemek var.

-Oh, görüşürüz akşam. -Görüşürüz.

(Duygusal müzik)

Kolay gelsin.

Ne istiyorsun? Bak babam içeride, gelirse çok fena olur.

Bak bir şey söyleyeceğim, bir sakin ol. Tamam mı?

Bir şey yok.

Naz Hanım, insanların birbirlerini yanlış anlamalarına sebep olan...

...dokuz tane madde var, bilmiyorum biliyor musunuz?

Düşündüğün, söylemek istediğin...

...söylediğini sandığın, söylediğin.

Karşındakinin duymak istediği, duyduğu...

...anlamak istediği, anladığını sandığı, anladığı.

Bunlardan bir tanesinde hata olduğu zaman...

...insanlar birbirlerini yanlış anlıyorlar.

-Sen ne anlatıyorsun? Git buradan. -Hata bende.

Hata bende, sende değil. Ama telafi etmesini bilirim.

Yani ben orada, vitrinde neyi beğendiğini anlayamadım.

O yüzden vitrinin hepsini aldım.

Hediyeni falan istemiyorum.

Al paketlerini git buradan.

Ama ben bir hediye aldım sana yani gönlümden koptu.

Geri çevrilir mi? Ayıp.

İstemiyorum dedim arkadaşım, anlamıyor musun?

Naz, ne oluyor?

Aa, Yağmur.

Nasılsınız Yağmur?

Tanışıyor muyuz?

Gıyaben tanıyorum ben seni, pardon. (Telefon çalıyor)

Babam arıyor. İyi günler size.

Ne oluyor Naz?

Kim bu herifler böyle?

Bunlar ne böyle Naz?

Böyle bir sürü, bir sürü ne bunlar Naz?

-Boş ver. -Naz ya bir dur, nereye?

Boş ver dedim Yağmur, tamam.

Hayır, titriyorsun kızım, neyi boş vereceğim?

Anlat, bırakmıyorum seni bu şekilde.

Tamam anlatacağım.

-Ama olay çıkarmak yok Yağmur. -Tamam.

Tamam sen sakin ol, gel şöyle bir otur, hadi.

Otur anlat.

(Gerilim müziği)

(Selim) Tamam o zaman, ben haber bekliyorum.

Tamamdır, hadi kolay gelsin.

Oğlum sen hâlâ ne yapıyorsun burada? Eve git, benim işim uzun sürecek.

Koşturup duruyorsun sabahtan beri, hızına yetişemiyorum.

-Bir otur, bir soluklan. -Soluklanamam, işim bitmedi daha.

Bu bilgi veren köstebeği bulacağım...

...hepsini tek tek çözeceğim, ondan sonra duracağım.

(Telefon çalıyor)

Ne var arayıp duruyorsun lan?

Ne arayıp duruyorsun, ne?

Senin yapacağın işe (***)!

-Savcı, sevkiyatı yakaladı! -Bağırma lan bana.

Çabuk buraya gel konuşacağız!

(***).

Ne demek kapatalım ya Naz? Bu kapatılacak bir şey mi?

Adam gelmiş resmen seni taciz ediyor. Hâlâ daha devam ediyor.

Sen niye gelip bana söylemiyorsun?

Burada tek başına bu heriflerle konuşuyorsun.

-Babam duyarsa olay büyür. -Duysun.

Naz duysun, zaten büyüyecek bir olay bu.

Eray geldi bana bu adam çok tehlikeli dedi diyorum sana.

Çocuğun mekânına çökmüş, çıkmıyormuş oradan.

İki gelir, yüz vermiyorum gider sonra.

-Boş ver. -Boş ver.

Bu adamın yaptığı yanına mı kalsın Naz?

Yok ben bırakmayacağım bu işin peşini.

Nazcığım, bir bakar mısın canım?

Gel bir kızım ya!

Bak Yağmur, kimse duymasın.

-Lütfen. -Tamam Naz, hadi.

Olabilir mi ya böyle bir şey?

Serseriye bak.

Dur ben bunları...

...yedireceğim sana bunları.

(Gerilim müziği)

Burası. Sana bunları yedireceğim!

-Bayan kapalıyız. -Ya çekil şuradan!

-Bayan. -Geri zekâlı.

Nerede sahibiniz?

Nerede?

Nerede lan?

Soner denen pislik sen misin?

Sen kendini ne zannediyorsun?

Ne zannediyorsun da benim kuzenime tacizde bulunuyorsun?

Hadise size yanlış aksettirilmiş, öyle bir şey yok.

Naz, senden hoşlanmıyor.

Tamam mı? Ve şu (***) hediyelerini de istemiyor!

-Bak bayansın diye bir şey demiyorum... -Başlatma bayanına falan da!

Bak sırf Naz istemiyor diye bu şekilde ben bu konuyu kapatıyorum.

Ama bir daha seni görürsem yanında çok farklı olur, ona göre!

Anladın mı beni?

-Bak şimdi. -Yaklaşma bana!

Bilmediğin denizlerde yüzüyorsun.

Vatozu var, köpek balığı var.

Anladın mı?

(Akgün) Sen misin lan köpek balığı?

(Soner) Ben vatoz, gel!

O kıza bir temas et, elini dirsekten kırarım senin. Çık dışarı.

-Sen nereden tanıyorsun bunu? -Çıkar mısın dışarı? Hemen. Lütfen.

-Sevgilini dinle sevgilini. -Kes!

-Allah Allah! -(Akgün) Ne işi var lan o kızın burada?

Ne bileyim oğlum geldi o posta koydu lan bize.

Biz cevabını da mı vermeyelim?

Posta koyduysa haklıdır, vardır bir bildiği.

Atacaksın sineye, hazmedeceksin, sindireceksin Soner. Anladın mı beni?

Soktun mu lan beynine?

Ne gülüyorsun?

Akgün, Yağmur'u seviyor.

Akgün Yağmur'u... Ne oldu lan gönlün mü düştü kıza?

Yoksa savcıyla bir olup bize oyun mu kuruyorsun?

Boş yapma, ne konuşacaksan konuş. Çabuk ol.

Biz şimdi bu aldıkları adamlar konuşurlar ihtimaline karşı...

...Çeşme'de güvenli bir yere gömeceğiz kendimizi.

Latif'in ifadesiyle birleştirip üzerimize yürüyecekler çünkü.

Şimdi babam şöyle diyor.

Latif'i buldun buldun, sana 24 saat.

Bulamadın mı, tenha bir yere git...

...kafana sık, hiç başın ağrımasın.

Ne olacaksa olacak. Yapacağız bir şekil.

(Soner) Dikkatli ol bak romantik prens.

Sırat Köprüsü'nde yürüyorsun, ikinizi de düşürme.

Artistlere bak artistlere.

(Gerilim müziği)

Yağmur sen delirdin mi? Ne işin olur bu adamlarla senin ya?

Bu herifler pis herifler ya, sen ne yapıyorsun ya?

-Hadi bin şu arabaya gidelim. -Asıl senin ne işin var ya bu tiplerle?

-Biner misin şu arabaya Yağmur? -Sen nereden tanıyorsun bunları?

Senin arkadaşın değil mi bunlar? Çünkü bana çok bir tanıdık geldi tavırları.

-Aynı sen. -Yağmur, arkadaş gibi...

...duruyor muyduk içerideki herifle biz? Yok değil mi?

Lütfen biner misin şu arabaya? Başka yerde konuşalım hadi.

Kim bu adamlar?

Selam bile vermemen gereken insanlar bu insanlar senin Yağmur.

Geç şuraya hadi.

Yağmur, bak soruların varsa arabaya sakla, sonraya sakla.

Ahiret sorularını sonraya sakla ne olur.

İki saniye şurada rahat dur ya, hadi gel.

Yağmurcuğum lütfen biner misin şu arabaya ne olur?

Hadi, gidelim buradan hadi Yağmur lütfen.

Ya şuradan bir gidelim, hadi.

(Müzik)

Aslında biz daha operasyona başlamadan...

...onlar konteyneri değiştirmişler.

Malı da parça parça kaçıracaklarken yakaladık.

Bütün sevkiyatı ele geçirdik.

Bu yakaladığın miktar ciddi bir miktar.

Halil Sadi'yle ilişkilendirebiliyor muyuz?

Şimdi bu şahıslar taşeron.

İlk ifadelerini aldık ama hiç isim çıkmadı onlardan.

Sevkiyatın aynı gemiyle yapıldığı çok belli.

Yani meblağ da çok yüksek olduğu için...

...şu anda panikleyecekler ve bir telefon trafiği yaşanacak.

Ben şimdi size bu ZPT Lojistik'in...

...bütün çalışanlarının, şirket yöneticilerinin hepsinin...

...isim listesini gönderdim. Sizden onlara özel...

...teknik takip izni isteyeceğim şimdi.

-Tamam, bu isimler için onay veriyorum. -Tamam, çok güzel.

Bir de bu Avukat Fatih Doğanay meselesi var.

Onun telefonlarının dinlenmesinin de iyi olacağı kanaatindeyim.

Selim Savcı'm konuştuk bunu.

Yeterli şüphe oluşmamış. Suç unsuru yok, delil yok. Dinleyemiyoruz.

Tamamdır, teşekkürler Sayın Başsavcı'm sağ olun.

(Gerilim müziği)

İyi günler Sayın Müdür'üm.

24 saatlik teknik takip için ilave bir isim vereceğim şimdi size.

Bu şahsın telefonlarını şu anda dinlemeye alın.

Şahsın adı Fatih Doğanay.

Avukat Fatih Doğanay.

Evet. Bütün sorumluluk benim.

(Müzik)

(Telefon çalıyor)

Alo, efendim Fatih?

-Günaydın, bugün bir ara görüşür müyüz? -Ne oldu?

Mahkeme yarın ya, bir konuşalım istiyorum.

Ha şey, tabii.

-Ablamdayım ben akşamüstü uğra istersen. -(Fatih ses) Tamam. Canan.

Bir değişiklik yok, hâlâ boşanıyorsunuz değil mi?

Ha yok, tabii evet boşanıyorum.

Tamam görüşürüz.

Görüşürüz.

(Duygusal müzik)

Tamam bırak ben yaparım onları. İyi misin sen?

-Ateşin mi var senin? Terliyorsun. -Hayır. Şey, iyiyim ya.

Gerildim biraz da ondan.

Yok bu böyle olmaz. Ben Selim'e söyleyeceğim.

Böyle apar topar gitmek ne zaten, hiç anlamadım ki.

Abla yok, yok biz bırak gidelim ya.

Kızım kocan bu adam senin.

Allah'ın kelamı değil ya söyledikleri.

Şu hâline bak, ne dese yapmak zorunda hissediyorsun kendini.

Bu kadar mı zor söylemek iyi değilim ben gidemem diye?

İyi, sen söylemiyorsan da ben söylerim olur biter yani!

Yok hayır abla lütfen ya, karışma sen.

Daha kötü oluyor sonra.

Bilmiyor musun Selim'i şimdi altından girecek üstünden çıkacak.

Yani ben hayır diyebiliyor muyum Selim'e?

Ben de bunu anlamıyorum.

Koskoca avukatsın, adamın karşısında dut yemiş bülbüle dönüyorsun ya.

Abla ne olursun. Gerçekten hiç tartışmak istemiyorum.

Kavga edecek gücüm de yok hiç. Gerginlikten de yoruldum artık.

Ne olur tamam mı? Zaten yani...

...haklı da olabilir yani ben de abartıyorum biraz şimdi.

(Emel) Canan!

Kız bu nasıl dalmak böyle?

Altı sene önce bu odada konuşmuştuk hatırlıyor musun?

-Hani ben ha... -Tamam kötü anıları getirme aklına.

İptal et, ben öyle yapıyorum.

İşe yarıyor mu?

İşe yarasın, yaramasın yani hayat kısa.

Böyle yaşlanacak hâlimiz yok ya.

Bu kadar yanlışı nasıl görmedim ben?

Selim'i kaybedeceğim diye ödüm kopuyormuş.

Aman iyi olsun her şey yolunda olsun, aman kızmasın diye diye...

Nasıl bir duruma soktum kendimi?

Kızım adama cezayı geçmişten mi kesiyorsun ya?

Affettim sanıyordum.

Her şeyi arkamda bıraktım sanıyordum.

Şimdi dünmüş gibi her şeyi yeniden yaşıyorum.

Ya kendine çok yükleniyorsun.

Keşke senin gibi olsaydım.

Nasılmışım ben?

Her şey kontrolün altında.

Tercihlerin net, istediğin hayatı istediğin insanla yaşıyorsun.

Doğru adamla berabersin.

Baskınsın bir de. Mutlu olmanın sırrı o galiba.

Canancığım, hiçbir şey dışarıdan göründüğü gibi değildir.

Aman abla.

Gayet iyisiniz işte, sen de iyi hissedeyim diye zorlama kendini.

Metin beni aldattı.

Saçmalama.

10 yıl önce.

Nasıl? Abla.

-Neyse hadi benim mutfakta işim var. -Nereye abla?

Abla anlatır mısın şunu?

Senin gibi bir kızın, bu psikopatlarla nasıl bir işi olur ya Yağmur?

Aklım almıyor benim! Sen benim başımı derde mi sokmak istiyorsun?

Sana niye vazife oluyor ya bu? Ben kendi başımın çaresine bakarım!

Bakarsın öyle mi? Tesadüfen orada olmasam...

...acaba ne iş gelecek senin başına? -Ne yaparlar? Döverler mi öldürürler mi?

Senin kılına zarar gelsin öyle bir durumda alayını ezip geçmem icap eder.

Ya o pis herif, pis adam, Naz'a neler söylemiş.

Kıza resmen psikolojik şiddet uygulamış, taciz etmiş kızı!

Birinin ona gidip haddini bildirmesi gerekiyordu, ben de yaptım!

Bu adamlardan uzak durun Yağmur! Bu adamlar sizin dünyanıza uzaylı!

Karanlık insanlar bu insanlar. Mesela o çocuk, tam gidik.

Hani tanımıyordun?

Biliyorum sen, bu işin içindesin. Yine bir şeyler çeviriyorsun sen.

Yağmur sen de Naz da bu insanlardan uzak duracaksınız.

Gölgesine adım atmayacaksınız bundan sonra.

Bu insanların adını bile ağzına almanı...

...yasaklıyorum sana Yağmur! Duydun mu beni?

-Yasaklıyorsun. -Yasaklıyorum çünkü bu davranışlar...

...sana ait davranışlar değil, sana dair değil bunlar Yağmur ya.

Bana kimse neyi nasıl yapacağımı hissettiremez, dayatamaz tamam mı?

Nasıl bana dair değil, nasıl normal değil ya?

Ben nasıl seni tanımıyorsam, sen de beni tanımıyorsun! Bitti, bu böyle!

Başka mevzulara sinirlenip, öfkelenip...

...buralardan kusuyorsun işte nefretini. -Sus.

-Sus. -Çaresizliğini öfkenle...

...kapatıyorsun demiştin bana. Şu an senin durumun bu.

Annenle baban ayrılıyor, bunu hazmedemiyorsun...

...sindiremiyorsun, taşıyorsun ya duramıyorsun.

Şuurunu kapatıp, önüne gelen ilk öfkeleneceğin şeye patlıyorsun.

Bodoslama dalıyorsun yani.

Yapma bunu kendine ya.

-Ben kendimden biliyorum Yağmur. -Tamam yeter kes ya, kes.

Ben inmek istiyorum Akgün bırak.

-Yağmur, Yağmur. -Bırak beni. İnmek istiyorum diyorum!

Rahat bırak beni!

Bir rahat bırak beni, rahat bırak beni ya!

Yağmur ne yapıyorsun?

(Yağmur) Allah Allah ya!

Of!

(Telefon çalıyor)

Şimdi uğraşamam seninle.

(Müzik)

Açık hava iyi gelir, açılırsın.

Yağmur, üslup biraz sert geldiyse kusura bakma.

Böyle inandığım şeyleri söylerken, eğip bükemiyorum.

Sen de fena dikenlisin ama ha.

İki gün önce karanlıklar prensi gibi geziyordun.

Böyle mesafe koyalım falan diye böyle bir arz etmiştiniz. Ne oldu?

Ne oldu, ne değişti? Sen niye peşimdesin şu an?

Birine ihtiyacın var, ben de tesadüfen yanındayım işte.

Senin kafa biraz toparlasın bir kendine gel, yine koyacağız mesafemizi.

Bir konuda haklıydın.

Böyle içimde çok acayip bir şey var.

Ben üstünü kapatmaya çalışıyorum, yok olmuyor yani.

Annemin, babamı terk etmesini istediğimi sanıyordum...

...çünkü mantıklı olan buydu yani.

Ama yok, ben boşanacaklarını duyduğum günden beri ödüm patlıyor.

Şimdi yarın saçma sapan bir kâğıdın üstünde adları yazacak.

Bitecek gidecek yani.

Devam et.

(Duygusal müzik)

Ben babamı seviyorum.

-Sevmiyorsun, âşıksın babana. -Sus.

(Duygusal müzik)

Kolay değil.

Harbiden kolay değil.

Hani geçen insanın doğasında...

...arada sırada tekme tokat atmak var dedin ya.

Şu anda yani tam olarak...

...bana bunu hissettirdiğin için seni dövmek istiyorum.

Buyursunlar.

-Şaka yapmıyorsun değil mi? -Hayır şaka yok.

Bütün hırsını, hıncını benden çıkartabilirsin, buyur.

-Bak canını yakarım ama. -35 kilo...

...iki dirhem bir çekirdek bir kız.

İyi.

-Ne yapıyorsun? -Pozisyon alacağım.

Pozisyon alacaksın.

Ne yapayım, bunlarla mı döveyim seni?

Allah Allah!

-Bak son kez uyarıyorum seni. -Aldım uyarını attım cebe!

Hadi bakalım, hadi!

Ne oluyor ya? Sen...

...ne değişik bir şeysin. Bir insan bir insanın...

...herhangi bir şeyine şaşırır mı her gün?

Çocukken karate yapmıştım. Ondan galiba.

Gülüyorsun Yağmur.

(Duygusal müzik)

(Telefon çalıyor)

-Telefon. -Telefon.

Benimki mi acaba?

Bilmiyorum, bilmiyorum.

(Duygusal müzik)

(Duygusal müzik devam ediyor)

Kaan!

Yağmur'a bakmıştım da.

Sabah buraya geleceğini söylemişti bana.

Buradalardı da çıktılar.

-Eyvallah abi, ben kaçtım. -Nereye gidiyorsun?

Gel buraya gel, geç otur bakayım şöyle.

-Bir şey içer misin? -Yok, sağ ol abi.

Kaancığım bak, yani bu tip sorunlar...

...her ailenin başına gelir ama çözülür sonra.

Ya sağ ol abi de benim teselliye ihtiyacım yok ya.

Sen bana da sinirlendin tabii. Annen dışında...

...başka birinden duydun, ondan. Haklısın.

Ama bak bir dinle beni.

Her ailenin başına gelir bunlar.

Çözülür gider ama önemli olan aile. Biziz yani.

Bak siz, çoluk çocuk beraber büyüyeceksiniz...

...biz de yaşlanacağız işte.

Bence daha fazla konuşmaya gerek yok abi ya. Annem hallediyor.

Kredi çekecek. Her şey eskisine dönecek.

Sağ ol abi iyi günler sana.

Sana da kardeşim, sana da.

Serapcığım kim kredi verecek sana bu sicille?

(Operatör ses) Sinyal sesinden sonra mesajınızı bırakabilirsiniz.

Serap, Metin ben. Müsait olduğunda beni arar mısın?

10 yıl geçmiş üstünden. Sanki hiç olmamış gibi.

Bizim İzmir'deki restoran var ya orada çalışıyordu kız.

Ben çok severdim kızı.

Böyle kocası tarafından terk edilmiş...

...çocuğunu tek başına büyütmeye çalışan zavallı bir kız.

Metin'i bilirsin, sever zorda kalanı sahiplenmeyi.

İnanamıyorum anlattıklarına ya.

Metin aslında kahraman gibi hissetmeyi seviyor.

İyilik yapıyor, bir çeşit borçlu bırakıyor karşısındakini.

Kız da bundan etkilenmiş tabii.

Neyse işte öyle.

Metin kendisi mi itiraf etti?

Kız itiraf etti.

İçi almamış. Özür falan diledi.

Sen nasıl affettin?

Gözünde çok büyütüyorsun beni.

Öyle iki sokak öteden bakınca, çok güçlü görünüyorum değil mi?

Değilmişim demek ki.

Aslında önce çok kızdım, çok öfkelendim, alıp kızı çıkıp gidecektim.

Hatta seni arayıp anlatacaktım da arayamadım.

Niye aramadın?

Utandım.

(Duygusal müzik)

Neyse canım, 10 yıl önceki mevzu işte.

Bir kerelik hatadır diye inandırdım kendimi. O da çok üzüldü zaten.

Sonra tekrar nasıl güvendin?

Yani bir daha yapmaz diye inandırdım kendimi.

Yapmadı da zaten.

Yoğurt yok! Yoğurt yok! Sen yoğurt almaya git!

Tamam hadi ağlatacaksın beni ya!

Bana bak, sakın bu konuştuklarımız aramızda kalıyor.

Metin'e sakın tavır yapma, beni ezersin.

Herhâlde, saçmalama.

Hadi tamam. Hadi git artık tamam!

(Duygusal müzik)

-Fatih. -Ne haber Canan?

-İyi, senden ne haber? -İyi, sağ olasın.

-Hoş geldin. -Hoş bulduk.

-Canan mayonez de al! -Tamam.

-Avukat Bey hoş geldin. -Hoş bulduk.

Erken mi geldim ben ya?

Hayır, ben markete gidip geleceğim şimdi.

Öyle mi? Dur ben de seninle geleyim.

Hem şu mahkemenin saatini falan söyleyecektim detaylarını konuşuruz da.

Fatih, sofra kuruyoruz sen de gel. Metin de gelir birazdan.

Yok ben sizi rahatsız etmeyeyim de benim telefonum nerede ya?

Allah Allah!

Ay... Arabada kaldı ya.

Sen ver bana anahtarı, ben dönerken alırım telefonunu da.

Yok canım olur mu? Ben de geleyim konuşuruz işte ya.

Ya gerek yok şimdi, yolda konuşulacak şey mi?

Evde rahat rahat konuşuruz, ver.

-Sana zahmet olmasın? -Yok canım ne zahmeti?

-Tamam hadi görüşürüz. -Şurada aşağıda sağda...

...150 metre. -Tamam.

-Hadi baybay. -Hadi gel.

Rahatsız etmeseydim ben.

-Yok canım ne rahatsızlığı? -İyi hadi.

(Yağmur) Şurada dursana.

-Daha iyisin. -Teşekkür etmeyeceğim sana.

Teşekkür etme, iyi ol yeter.

Bu arada Yağmur, benim artık bir telefonum var.

Numaramı alabilirsen yani hani...

Alabilirsin yani numaramı.

Kafan bir şeye bozulur, bir şeye atar...

...tekmelemek istersin, tokatlamak istersin birilerini.

Yani ben sana hiç birine...

...gerçekten zarar verdin mi diye sormuştum ya.

Yani ciddi anlamda.

Aslında cevap vermene gerek yoktu.

Neden ama yani?

Niye soruyorsun?

Çünkü sen...

...isteyerek birine zarar verecek bir insan değilsin.

Vicdanlı bir adamsın.

Yani o yüzden.

Eyvallah.

Bak, ne diyeceğim sana.

Bu arada senin tekmelerin kadar gerçekten elin de bayağı ağırmış.

Vurduğun yer hâlâ sızlıyor.

Sen hatırlıyorsun.

Hafıza yeni yeni toparlıyor Yağmur.

-Biraz böyle geç geliyor benimki. -Hani unutmuştun?

Yalancı. Adi seni.

Yalancı pislik.

Hatırlıyorsun.

Sen nasıl görüşüyorsun bu çocukla?

(Polis ses) Şahıs Fatih Doğanay. Kayıt No: 16 Gelen arama.

(Fatih ses) Abi selam. Ben sizin işi halledeceğim meraklanacak bir şey yok.

(Erkek ses) Neyi halledeceksin? Yandık biz Fatih Bey.

(Fatih ses) Abi, arsa üzerinde haciz varken satışı olmaz zaten. Siz rahat olun.

(Polis ses) Şahıs Fatih Doğanay. Kayıt No: 17 Arama.

(Fatih ses) Ne haber oğlum, maça gidiyor muyuz yarın?

Hiç saygın yok mu senin bana? Bir de buralarda iniyorsun ben görmeyeyim diye.

Anne, ne diyorsun? Bir sakin ol. Bir ön yargıdır gidiyorsun.

Yetişemiyorum sana.

Görüşmeyeceksin o çocukla, yasaklıyorum.

Saçmalıyorsun bence, babası suçlu diye Akgün de mi suçlu?

İtiraf et. Kim olduğunu öğrenmeden önce sen de seviyordun Akgün'ü. Ne oldu şimdi?

Yok, bence sen başka bir şeye sinirlisin ve şu anda...

...elinin altında Akgün olduğu için hıncını ondan çıkarıyorsun.

Yağmur tamam, ben söyleyeceğimi söyledim. Açıklama yapmayacağım artık sana.

Ama ben yapacağım anne.

Yapacağım, anlatacağım her şeyi.

Çünkü ben Akgün'le paylaşıyorum her şeyimi. Akgün benim arkadaşım.

Senin bir sürü arkadaşın var zaten.

Bir derdin varsa gidersin onlarla paylaşırsın.

İşte o paylaşmadan anlıyor beni.

Ben sizin boşanacağınızı bir kapının arkasından duydum, tamam mı?

Dedim ki Yağmur hazırsın.

Hazırım dedim ama değilmişim.

Hazır değilmişim anne. Yani...

...bunun bedeli sana yalan söylemekse söylemek, dedim.

Yeter ki babam biraz daha kalsın istedim.

Akgün'ün kim olduğunu da sakladım. Yine olsa yine aynısını yapardım ben.

Ben bu sayede iki haftadır...

...aileymişiz gibi hissediyorum.

Niye bu kadar kızgınsın anne?

Neden?

Gel sen benimle.

Gel şu arabaya geçelim, gel.

-Nereye? -Gel Yağmur.

Geç.

(Polis ses) Şahıs ZPT lojistik mali işler müdürü Serkan Şanlı.

Erken dönmüşsün.

Biraz işim var. Sen çık yukarı.

Yarın bir ihtiyaç var mı bana?

-Yarın mahkeme. -Doğru. Yarın mahkeme.

Bir soda falan bir şey vereyim mi sana?

Bilgisayar başında yıpranmış duruyorsun.

Yok, sağ ol. Biraz durayım, devam edeceğim birazdan.

Ne bu? Kimin arabası, niye buradayız?

Fatih'in arabası. Bırak şimdi.

Niye öfkeli olduğumu anlatacağım sana, öğreneceksin her şeyi.

Biz bir altı sene kadar önce...

...sen, ben, Altay buraya teyzenlere gelmiştik. Hatırlıyor musun?

İşte ben hamileydim o zaman.

Ne?

Bir buçuk aylıktı.

Babana söyleyemeden çıkıp geldik buraya.

Emin değildim.

Çünkü sizi o karanlık dünyadan koruyamayacağıma dair...

...bir fikir oluştu kafamda.

Geldik işte buraya Çeşme'ye.

Onca zaman sonra kendimi ilk defa güvende hissetmiştim.

Doğacak kardeşinize isim bile düşünmüştüm.

Deniz.

Kız da olsa erkek de olsa Deniz koyacaktım adını.

Sanki burada doğacakmış gibi hayaller kurmaya başladım. Sonra baban geldi.

Asla olmaz dedi.

İşte bir sürü şey sıraladı yani. İş güç biliyorsun.

Ben de hayır diyemedim.

Döndük sonra İstanbul'a.

Döndükten üç gün sonra doktora gittim.

Ölmüş Deniz.

Kalbi dayanmamış o strese.

Baban hâlâ bilmiyor tamam, sakın kaçırma ağzından.

Şimdi anlıyor musun mafya benim için ne demek?

Adı Ahmet olsun, Mehmet olsun, Akgün olsun. Fark etmiyor yani, hepsi aynı.

Deniz.

(Duygusal müzik)

(Müzik)

(Geçiş sesi)

Canan, çok özür dilerim.

Çok özür dilerim.

(Geçiş sesi)

(Müzik)

(Müzik devam ediyor)

Zor gece savcım.

Daha önce de sana söyledim de kızdın ama ben hâlâ aynı yerdeyim.

Beni eğer yanına almamış olsaydın...

...bütün bunlar yaşanmamış olacaktı. Yani net yaşanmazdı.

Olayın seninle bir alakası yok.

Canan bu kararı çok önce aldı.

Sana kızdığım falan da yok ayrıca.

Takma kafana öyle şeyleri.

Biz beraber...

...yürüdüğümüz yolda, beraber devam edeceğiz.

Bizden kastın?

-Biz mi? -Biz.

Peki, bu mahkeme süreci biraz uzun bir süreç diye biliyorum ben.

Öyle çat diye bitecek bir şey değil yani.

Bu anlaşmalı boşanma, tek celsede biter.

Anlaşmalı olmazsa? Yani atıyorum...

...boşanmıyorum dersen ne olacak?

O zaman da çekişmeli boşanma olur. Tatsız bir süreç.

-Nasıl tatsız? -Tatsız.

Hâkim biraz daha düşünün diye karar verir yollar.

Bir şey değişmez.

Bir daha birbirimizin suratına bakamayacak hâle geliriz.

Zaten bakmıyor ki senin suratına. Ne değişecek?

Sen boşanmak istemiyorsun, yanlış mıyım?

Ee, tamam. Boşanmıyorum de. Süre kazan yani.

Hem yengenin de düşünmeye fırsatı olur biraz.

Bu süre zarfında sen böyle alttan alırsın...

...huyuna gidersin, onun öfkesi diner.

Yok mu bir yolu yani?

Yok.

Ama bak, kıymetli olan da zaten şey değil mi?

Ondan kolay kolay vazgeçmediğini onun biliyor olması.

Değil mi esas kıymetli olan zaten?

(Telefon çalıyor)

Alo?

(Akif ses) Sayın Savcı'm iyi akşamlar. Başkomiser Akif.

Tanık Latif Coşkun ve ailesinin...

...görüşme yeri ve saatini bildirmek için aramıştım sizi.

Tamam.

Ver adresi, bekliyorum. Tamam, yazıyorum.

Evet.

Tamamdır.

Tamamdır. Sağ olasın. Yine haberleşiriz. Kolay gelsin.

Ben odaya çıkıyorum.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Yağmur dış ses) Çünkü sen isteyerek birine zarar verecek bir insan değilsin.

Vicdanlı bir adamsın.

(Telefon çalıyor)

(Gerilim müziği)

(Geçiş sesi)

(Emel) Kuzum, bir tanem, bak bu iş böyle olmaz.

Cenazen gidecek sanki İstanbul'a.

Ben bir Selim'le konuşayım, olur mu? Hem Selim seni çok seviyor.

Seviyor, değil mi?

Sevmekle çözülseydi her şey keşke.

Bence Selim'le ben...

...hiç olmamalıydık.

(Emel) Yavrum, ne biçim konuşuyorsun, çocuklarınız var sizin.

(Canan) Pişmanım abla.

Yani çocuklar için değil de...

...her şey için çok pişmanım.

(Emel) Kuzum, sen değil miydin bu adam için aileni karşına alan?

Salağım çünkü.

Salağım, ne oldu? Âşık oldum da ne oldu yani?

Hep yalnızım, hep korkuyorum.

(Canan) Yanımdayken bile yanımda olmayan bir adam yani.

Mantığını dinleyeceksin bu hayatta. Annem derdi ya hep.

Sevdiğinle değil, seni sevenle evleneceksin diye, boşuna dememiş yani.

Selim'e çarptığı gibi çarpmasaydı kalbim yani, ne olurdu ki?

En azından bir huzurum olurdu.

Şimdi böyle...

...ablamın evinde böyle valizler.

(Geçiş sesi)

(Duygusal müzik)

(Telefon çalıyor)

Alo?

-Ne haber? -Ne yapayım.

Sesini duydum ve şu an günün en güzel anını yaşıyorum.

-Sesini duymak istedim. -Öyle mi?

Balkonun kapısını aç, geleyim daha yakından duy.

-Yok artık Kaan. -(Kaan ses) Hiç yapmadığımız şey mi?

O zaman çocuktuk canım yani.

Bak o zaman var ya ben o çocukluğu deli gibi özlüyorum, biliyor musun?

Hem zaten evde değilim, unuttun mu?

Biliyorum. Oraya da gelirim.

Seni çok seviyorum, biliyor musun?

Ben de.

(Duygusal müzik)

Aa! Ne yapıyorsun gece gece buralarda? Gel.

Hiç. Ben öyle...

Geç otur, gel.

Ben seni merak ettim.

Yani Kaan söyledi.

Bankaya gidecekmişsin bugün kredi için, ne yaptın?

Hallettim, problem kalmadı.

Çözdün.

Tamam.

Serap.

Bak, hiçbir banka arabası hacizli birine kredi vermez. Ne yaptın? Hadi anlat.

Bir tanıdıktan borç aldım.

Kimden?

Birinden borç aldın ama...

...adını bilmiyoruz, öyle mi?

Serap, anlatır mısın lütfen?

Borç veren birilerini buldum Metin, tamam mı? Bitti gitti işte.

Ama Serap tefeci işte o. Biz ona tefeci diyoruz.

Neden bana gelmedin?

Çünkü problem kalmadı hallettim. Çok yakında da bir ev satacağım, problem yok.

İki gün önce de satıyordun evi, ne oldu?

Bak, şöyle yapıyoruz.

-Sen önce bunu alıyorsun, tamam mı? -O ne?

Aç bak.

Ay, Metin saçmalama, hayır Metin. Alır mısın şunu?

Serap, alıyorsun bunu gidiyorsun o tefeci mi her ne (***)...

...bütün ilişkini bir an önce kapatıyorsun, tamam mı?

Kesiyorsun ilişkiyi adamlarla, elin tefecisine borçlu olacağına

...bize borçlu ol ne var Serap?

-Asla böyle bir şeyi kabul edemem Metin. -Edersin.

Bak, tamam. Sen uyu bu gece.

Bu sende kalsın.

Düşün üstüne, bir uyu, sabah uyan.

Hâlâ aynı fikirdeysen...

...getir bana parayı, alacağım söz ve bir daha tek kelime etmeyeceğim.

Konu kapanacak, tamam mı? Söz.

Ne diyeceğimi bilemiyorum Metin, kafamı karıştırdın iyice.

Ne diyeceksin?

Teşekkür ederim. Sakın, teşekkür etme.

Teşekkür yabancıya edilir ama dostluk arkadaşlık işte o bugün için.

Tamam mı?

Ee, bir acı kahveni içerim.

Yaparım sana bir kahve, tamam.

Yap da içelim, hadi.

(Selim iç ses) Seni aramıyorum. Çünkü bunu tartışmak istemiyorum.

Sadece bil istiyorum.

Bütün olanları alt alta yazdım, muhasebesini yaptım.

Sonra şunu fark ettim. Bana bu evliliği bitirmek için gereken her şeyi söyledin.

Evet ama bir tek şeyi söylemeyi unuttun. Beni sevmediğini.

Bunu duyduğum gün savaşacak bir şeyim kalmaz.

O güne kadar bizden vazgeçmeyeceğim.

Yarın mahkemeye gidip boşanmayacağımı söyleyeceğim.

Bunu bil istedim.

(Müzik)

(Müzik devam ediyor)

Yarım saat sonra sitenin önünde ol, konuşacağız.

(Polis ses) Fatih Doğanay. Mobil cihaz. Kayıt no: 21

(Yağmur ses) Ne bu? Kimin arabası, niye buradayız?

(Canan ses) Fatih'in arabası. Bırak şimdi.

Niye öfkeli olduğumu anlatacağım sana, öğreneceksin her şeyi.

Biz bir altı sene kadar önce...

...sen, ben, Altay buraya teyzenlere gelmiştik. Hatırlıyor musun?

İşte ben hamileydim o zaman.

(Yağmur ses) Ne?

(Canan ses) Bir buçuk aylıktı.

Babana söyleyemeden çıkıp geldik buraya.

Doğacak kardeşinize isim bile düşünmüştüm.

Deniz.

Kız da olsa erkek de olsa Deniz koyacaktım adını.

Sanki burada doğacakmış gibi hayaller kurmaya başladım. Sonra baban geldi.

Asla olmaz dedi.

İşte bir sürü şey sıraladı yani. İş güç biliyorsun.

Ben de hayır diyemedim.

Döndük sonra İstanbul'a.

Döndükten üç gün sonra doktora gittim.

Ölmüş Deniz.

Kalbi dayanmamış o strese.

(Müzik)

-Günaydın. -Günaydın.

Sabah evden çıkarken gördüm.

Akşam bu mesajı yollamış da.

Ne yapacağız?

Madem işi zora koşmak istiyor, biz de anladığı dilde devam ederiz.

Sorun değil, sıkma canını.

İyi olacak.

(Müzik)

Gel dedin, geldim.

Latif'i bulamadım, ne olacaksa olacak, yeter. Sıyrıl artık.

Gel, içeri gel.

Gel bebeğim.

Senin yerine biz bulduk.

Burada!

Şimdi babamın emri aynen şöyle.

Bize olan sadakatini ispatlamak istiyorsan...

...Latif'i sen temizleyeceksin.

(Müzik)

(Gerilim müziği)

(Duygusal müzik)

(Duygusal müzik devam ediyor)

(Mübaşir) Davacı Canan Kara, davalı Selim Kara!

Hadi canım.

(Duygusal müzik)

(Duygusal müzik devam ediyor)

Anlaşmalı boşanma protokolünüz doğrultusunda...

...şimdi davacıdan başlayarak mahkemenin ve herkesin huzurunda...

...tekrar soruldu, boşanmak istiyor musunuz?

Evet, istiyorum.

(Duygusal müzik)

Davalıya soruldu. Siz de istiyor musunuz boşanmak?

(Duygusal müzik)

(Duygusal müzik devam ediyor)

Evet, evet.

Evet, istiyorum.

("MFÖ - Aşkın Kenarından" çalıyor)

"Rüyamda çıkıveriyorsun karşıma"

Avukat Bey, eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Hayır, Sayın Hâkim.

Dosya incelendi, araştırılacak başka husus kalmadığından...

...açık yargılamaya son verildi.

"Öyle üzülüyorum ki"

"Hücreler bırakamıyor kendini"

"Şöyle tam bir of çekecekken"

"Ayrılık güzel eğer hemen döneceksen"

"Ayrılık güzel eğer hemen döneceksen"

"Herkes bir parça aldı götürdü benden"

"Ben demeyi bıraktım, yoruldum seni üzmekten"

"Biraz gönlünü alsam"

"Geçerken aşkın kenarından"

"Ayrılık güzel eğer hemen döneceksen"

"Ayrılık güzel eğer hemen döneceksen"

Bu dizinin ayrıntılı altyazısı NOW tarafından...

...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.

www.sebeder.org

Ayrıntılı Altyazı Çevirmenleri: Hatice Başpınar - Miliza Koçak...

...Nuray Ünal - Özgür Türk- Ece Naz Batmaz

Editör: Dolunay Ünal

("MFÖ - Aşkın Kenarından" çalıyor)

"Herkes bir parça aldı götürdü benden"

"Ben demeyi bıraktım, yoruldum seni üzmekten"

"Biraz gönlünü alsam"

"Geçerken aşkın kenarından"...

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.