All language subtitles for The.Wizard.of.the.Emerald.City.2024.1080p.WEB-DL.DDP5.1.H.264.tur

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic Download
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified) Download
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish Download
en English Download
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French Download
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew Download
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian Download
ia Interlingua
ga Irish
it Italian Download
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean Download
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian Download
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian Download
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian Download
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish Download
es-419 Spanish (Latin American) Download
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish Download
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

ZÜMRÜT ŞEHRİN BÜYÜCÜSÜ: BİRİNCİ BÖLÜM ÇEVİRİ: JAVAJAVA2002

Kötü cadı Gingema. Kötü cadı Gingema.

Kardeşin Bastinda ölümsüzlük iksirini gümüş ayakkabılarla takas etmek istiyor.

- Yanıma yaklaşma. Beni rahatsız ediyorsun. - Peki tamam, susuyorum, seni oyalamayayım.

Peki alabilir miyim onları?

Minotaur'un gözü. Kurutulmuş böcek.

Bunları nasıl elde ediyorsun?

Taipan zehiri.

Sadece bir burrigon kaldı sonra her şey hazır olacak.

Merhamet edin. Beni Bastinda gönderdi.

Kaybol.

Urfin, burrigonu bana ver.

Urfin Dzhyus.

Burringon'um nerede?

Getiriyorum, getiriyorum. İşte burada.

Getirdim.

Burrigon...

...çiçek açıyor.

- 20 yıldır bekliyorduk. - Aynen öyle.

Sen solucan gibi sürünüyorsun.

Daha hızlı koşabilmen için seni hamamböceğine dönüştüreceğim.

Kötülük otlarından oluşan kasırgam insanları yok edecek.

Kimse bu ölümcül kasvetten kaçamaz.

- Sabah şovumuz devam ediyor. - Hey Vikki.

Bugün şu konuyu tartışıyoruz: Çocuğunuz hep telefonda takılıyorsa ne yapmalısınız?

Mesela psikologlar, çocuğun dikkatini etrafındaki dünyaya çekmeyi tavsiye ediyor.

Güzel tavsiye. Onu telefondan nasıl ayırabilirim?

Milyonlarca olasılık var. Evcil bir hayvan, şehirdışında bir gezi.

Bütün aile için de daha iyi olur.

Altın sözler, Vikki. Siz ne düşünüyorsunuz?

- Kitabı beğendin mi? - Anne, evet.

Ellie, Totoshka düşmez mi?

- Şimdi, baba, bakın. - Ellie.

- Dikkat et. - Ellie, ne yapıyorsun?

İşte Totoshka kurtuldu.

- Kızımız yaratıcı. - Her şeyi kendi bildiği gibi yapıyor.

Totoshka, çok tatlı.

Kemerini bağla.

Evet, hemen.

Totosh, hadi ama. Dur, her şeyi mahvettin.

Şimdi sil.

Vay, demek ki kızımız büyük kombinator yani.

Yaratıcılık için beş.

Ve davranış için iki.

- Mülkiyete el koyma vakti. - Hadi ama baba, ver onu bana.

Hadi baba, geri ver onu.

Onu bana siz verdiniz. O benim, O benim. Totoshka, hayır.

- Kabul ettik. - Hepimiz anlaştık.

- İnternetsiz bir hafta sonu. - Onsuz ne yapacağım ben?

Dünyayı keşfet. Şu büyüleyici manzaraya bak.

Neresi büyüleyici? Vahşi doğa işte.

Çünkü gözlerin piksellerle dolu.

- Telefonu bana ver. - Eve gittiğimizde geri alırsın.

- O zaman hemen gidelim. - Hayır, şu an doğadayız.

- O benim. - Piknik, sosyalleşme, aileyle vakit.

- Bu hiç adil değil. - Ellie?

- Bu adil mi? - Son gereken şey bir aksilik.

- Lütfen, geri ver onu. - Baban haklı.

Bır anlaşma yapmıştık. Tüm cihazları evde bırakacaktık.

- Harika. Keşke beni evde bıraksaydınız. - Ellie.

Ne, ne? Peki ne Ellie? Bunu duymaya dayanamıyorum.

Ellie, lütfen. Geri gel!

Ellie.

Beni ikna etmene gerek yok. Geri döneceğim.

- Ellie... - Ben gitmiyorum...

Ellie. Arabaya bin.

Arabaya bin.

Hadi, hadi.

Binin.

Tut onu.

Totoshka, buraya gel.

Ellie. Ellie.

Sıkı tutun!

Hadi gidelim.

- Ellie. - Ellie.

SARI TUĞLALI YOL

Çekil, ıslak.

Kes şunu.

Ayağa kalk. Yolun sonu.

- Bunu sen mi söyledin? - Ben mi? Hayır. Köpekler konuşmaz.

- Konuşamazlar. - Kafanı çarpmış olmalısın.

Doğru.

O kadar sert çarpmadım, değil mi?

Buradan çıkmamız gerek.

Ellie. Hadi, pencereden dışarı çıkalım. Ellie.

Şu anda telefonu arıyorum.

Ellie, neredesin? Ellie.

- Ellie. Çabuk pencereden atla. - Telefon.

Ellie. Karavanda ne yapıyordun?

Ellie.

Tavuk oyuncağını arıyordum.

Duydun mu? İnsanlar, değil mi?

Ne tuhaf bir küçük ev.

- Sihirli uçan ev. - Gökyüzünden düştü.

Kim o?

Uçan evin perisi. Mavi Ülke'ye hoş geldin.

Çiğneyiciler ülkesine.

Totosh, bir şey anladın mı?

- Zevous mu dedi? - Zevous değil, vevun.

Vevun ne demek ki?

Vevun vevous demek.

- Çiğnemek yani. - Çiğnemek. Çiğneyenler.

Kim o?

Sevgili çiğneyiciler.

Mavi Ülke'nin insanları.

Çok zor bir yıl oldu.

Ama artık Gingema öldü.

Karanlık zamanlar sona erdi.

Artık özgürce çiğneyebiliriz.

Yaşasın.

Bu da demek oluyor ki ben...

...yeni hükümdarınızım.

Urfin Dzhyus.

Sen de bizim gibi ufaklıksın. Bizi nasıl yönetebilirsin ki, sen de bizden birisin.

Nesin sen, kötü büyücü mü?

Yoksa iyi peri mi?

Ya da belki büyük bir bilge, sihirbaz veya büyücüsündür?

Pişman olacaksınız.

Çok yaşa Uçan Ev Perisi. Yeni büyücümüz.

Bizi kütü cadı Gingema'dan kurtardın.

Bunları kimden kurtardım?

Artık Gingema yok mu?

Mavi Ülke'yi kim yönetecek?

Vilina mı? Bir o eksikti.

Vilina.

İyi büyücü Vilina.

Merhaba çocuğum.

Evin, kız kardeşim Gingema'nın üzerine düştü.

- Bu ben değildim. - Ben de değildim.

Bu korkunç bir şey. Özür dilerim, böyle olsun istememiştim.

Biz buralı değiliz. Ailemle birlikte doğadaydık.

- Benim bununla hiçbir ilgim yok. - Hiçbir şekilde korkunç değil bu.

Korkunç olan Gingema'nın kendisiydi.

- O, dünyadaki tüm insanları yok etmeye çalışıyordu. - Neden?

Çünkü o aklını kaçırmış kötü bir cadıydı.

- Siz de mi? - Hayır, hiç de bile.

- Ben büyücüyüm. - İkisinin farkı ne ki?

Cadılar kötüdür ve büyücüler iyidir.

Peki ya bunlar? Onlar kötü mü?

Neden böyle bağırıyorlar?

Sevinçten. Çünkü onları Gingema'dan kurtardınız.

Sen ve... senin yaratığın.

Ben mi? Neden hakaret ediyor bu?

Totoshka yaratık değil, o Jack Russell.

Bu bir cins. Ve aslında, Totoshka değil, Totonius.

- Ne? - Totonius. Tam adı bu.

Onu dinlemeyin. Hiç konuşmamalı.

Lütfen her şeyin nasıl olduğunu ve Gingema hakkındaki hikayeyi anlatır mısınız?

Buraya nasıl geldik ki?

Gingema dünyana sihirli kasırga gönderdi.

Ben onu durduracak bir şey aradım. Ama bulamadım.

- Her yerde insanlar vardı. - Bu biziz.

Bu doğru.

Büyülü kitap evinizi gösterdi. Tamamen boştu.

Ve kasırgayı ona yönlendirdim.

Böylece kader seni bizim ülkemize getirdi.

Bu oldukça iyi yer değiştirme.

Pekala. Şimdi bizi eve gönder.

Üzgünüm, sizi eve gönderemem.

Büyülü topraklar sizin dünyanızdan büyülü dağlarla ayrılıyor.

Şimdi ne yapacağız?

Yani, bir kasırga çıkarıp bizi geri uçurabilirsin.

Bu sihirli kasırgaydı.

- Bunu sadece kötü cadı Gingema yapabilirdi. - Siz neden yapamıyorsunuz?

İyilik adına bile olsa kötülüğü kullanmak benim elimde değil.

Sadece bir kez. Kimse bilmeyecek.

Peri kalıyor. Yeni hükümdarımız olacak.

Sonsuza kadar bizimle kalacak.

Ne demek sonsuza kadar? Ömür boyu mu? Bu olamaz.

Burada yalnız mısınız?

Biz Mavi Ülke'deyiz. Değil mi?

- Evet. - Sarı olanın içinde ne var?

- Sarı Ülke'de, ben hüküm sürüyorum. - Ya burası?

Orada Pembe Ülke var. Kız kardeşim genç peri Stella tarafından yönetiliyor.

- Nazik mi? - Benden bile daha nazik.

Çok nazik, anladım, yani eve gidemiyoruz.

Anladım. Peki, peki.

Ya bu kasvetli kale kimin?

Kötü cadı Bastinda'nın yönetiminde orası.

O zaman ona gitmeliyiz.

Korkarım ki seni eve göndermektense bir devin pençelerine göndermeyi tercih eder.

- Burada kim var? Yeşil topraklarda? - Orası Gudwin'in yaşadığı yer.

Büyük ve korkunç.

Korkunç mu? Belki de bizim için iyidir.

Bambara-chukara, skoriki-skoriki.

Devam et. Kitap sana açıldı.

Kuraba-turaba, pukapu-trikapu.

Bütün bunlar ne demek?

Büyük büyücü Gudwin...

...eğer Ellie...

...3 masalsı yaratığın en büyük dileklerini...

...gerçekleştirmelerine yardım ederse onu evine geri döndürecektir.

Tamam. Bu büyük ve korkunç Gudwin'e nasıl ulaşabilirim?

Sarı tuğlalı yolu takip et.

Seni Zümrüt Şehri'ne götürecek.

Ama sakın yoldan çıkma.

Bu çok tehlikeli.

Nereye gidiyorsunuz?

Çok yaşa Uçan Ev Perisi.

Yeni büyücümüz!

Totosh, Zümrüt Şehri'ne yalınayak mı yürüyeceğim?

Bekle, bir şey arayacağım.

Hemen dönerim.

Yoriki-moriki. Büyülü diyar ama sinyal yok.

Ellie.

- Totoshka, bu ne tür terlik? - Bu bir terlik değil, vintage.

- Daha büyük bedeni yok muydu? - Dene sen.

Vay canına. Keşke bunu her zaman yapabilsem.

- İkincisi var mı? - Hemen getiriyorum.

Aptal kız.

Sihirli Diyar'a geldiğine pişman olacaksın.

Seni bekliyor olacağız, geri gel.

- Yakında tekrar gel. - Hoşça kalın, görüşürüz.

İleri, Zümrüt Şehri Büyücüsüne.

Peki siz zavallı göz kırpıcılardan hanginiz önce göz kırpacak?

Ben, ilk ben göz kırptım, Bayan Bastinda.

Ben.

Sen mi? Sen onurlu olan şeyi yaptın.

Küçük sahtekar.

Onu kurtarmak için kendini mi feda ettin?

Ayağa kalk.

Ayağa kalk.

Sizi yalanın için affediyorum.

Ama aşkı affedemem.

- Hayır, lütfen. - Yapmayın.

- Yalvarırım bizi ayırmayın. - Merhamet edin.

- Gerek yok. - Lütfen.

- İkisini de zindana atın. - Hayır.

Hayır, yapma. Lütfen, lütfen, hayır.

Hanımım. Bela. Bela. Gökten düştüler.

Anlat bakalım.

Kızın içinde olduğu ev cadı Gingema'nın üstüne düştü.

Gingema. Öldü mü?

Evet. Islak tek bir nokta bile kalmadı.

Bana yas pelerinimi getirin.

Kardeşim için yas tutacağım.

Ayakkabılar nerede?

- Anlamadım? - Gingema'nın gümüş ayakkabıları.

Merhamet edin. Bu benim suçum değil.

Kötü kız onları çaldı.

Kızı bul ve ayakkabısız geri gelme.

Söz veriyorum, Sahibe.

Bu sefer seni hayal kırıklığına uğratmayacağım.

Bu geveze kuşa güvenmiyorum.

Ne yaptığını gözetle, sol gözüm.

O sihirli ayakkabılar beni çok daha güçlü yapacak.

Büyük ve korkunç Gudwin bile bana boyun eğecek.

Büyülü ülkeymiş.

Peki, bu masalsı varlıkları nerede bulacağız?

Balkabağından başka şey yok.

Hadi, bulacağız. İşte, burası Sihirli Diyar. Bak, çok güzel.

Tek yapmamız gereken 3 varlığı bulmak, dileklerini gerçekleştirmek ve eve dönmek.

- İşte Totonius. - Ben Totonius.

Neden Totonius? Nereden aklına geldi bu?

Sen her zaman benim Totoshka'm oldun.

Daha sonra açıklarım. Lütfen çekme ve arkanı dön.

Daha önce bana karşı utangaç değildin.

Sen öyle düşünüyordun. Çünkü sana söyleyemiyordum.

- Ellie, bak. - Ne oldu?

İşte. Orada.

Ne oldu ki? Bir korkuluk işte.

Şuna bak. O canlı ve masalsı.

Masalsı mı? O sadece bir korkuluk.

- Yanlış görmüşüm. - Maalesef.

İşte yine oldu.

Pekala, korkuluk. Hoşça kal.

Hadi, Totoshka. Canlı bir masalsı yaratık bulalım.

Hadi Kagekar, sıra sende.

Yeteneklerini göster, seni sinsi.

O ayakkabıları bana getir.

Canlarım, sonunda sizi buldum.

O canavarı uzak tut benden.

Canavar sensin, seni meraklı hindi.

- Totoshka, bu çok kaba. - Neden bana isim takıyor?

- O canavar değil. - Değil mi?

- Çok iyi ve soylu bir köpek. - Neden ilk başta söylemedin?

Bak, o hiç de korkutucu değil.

- Evet. - Kibar.

Evet. Baştan başlayalım.

Ben Kuzgun Kagekar'ım.

Muhteşem bir yaratığım.

Benim adım Ellie.

Söylesene, en büyük dileğin ne?

Gudwin dileğini gerçekleştirirse, Totoshka ve ben evimize gidebiliriz.

Elbette.

- Vay canına. - Demek ki, bana öyle gelmemiş.

Baksana. Ne yapıyor bu?

- Belki o da bizimle gelmek istiyor. - Bekle.

Ben demiştim, o canlı ve masalsı.

Sen bana inanmadın.

Pekala, seni beyinsiz korkuluk, kendi işine bak sen, böylece güvende olursun.

Anladın mı?

O kadar da zor değil.

- Bu da ne? Yapma. - Gülümse.

Korkuluk.

- Dur, seni hindi. - Nereye gidiyorsun? Bekle.

Onu korkuttum. Bizimle Gudwin'e gelmeyi tam da kabul etmek üzereydi.

Babam haklıymış. Telefon beladan başka bir şey değil.

Sızlanma. Başka birini buluruz.

Buna ne dersin?

- Söylemek istediğin bir şey mi var? - Yok galiba.

Pekala. Sana bir ağız çizeyim.

Yukarı uzanabilirsen tabii.

Evet. Biraz yüksek.

- Totoshka, bana yardım et. - Yardım edemem. Patilerim var.

Patileri varmış!

Haylazsın, Totonius. Tam bir üç kağıtçısın!

Sana onu bulacağız demiştim. Bir hindi değil ama o da uçuyor.

Dur bakalım.

Hadi.

- Gu-gu-gu, d-d-d, wi-wi-wi-n. - Ne dedin sen?

- Gudwin. - Büyük ve korkunç mu?

Lanet olsun, hayır.

- Ben Ellie. - Sen? Bana mı?

Yürüyordun, patisini kaldırdı ve sen de "Korkuluk" dedin.

Kim, ben mi?

Ben. Bir peri masalı korkuluğuyum.

Beni buldun. Memnun değil misin? Neden memnun değilsin?

Artık Gudwin'e gidebiliriz.

- Oraya. - Biz zaten oradan geliyoruz.

Hayır. Şaka yaptım. Bu taraftan. Gidelim.

Hayır, hayır, hayır, geri olmaz.

- Peki ya dileğin? Bir dileğin var mı? - İleri.

Yerinde dur be.

Uzun zaman alacak.

Evet. Var bir dileğim.

Ne peki?

- Bilmem. Biraz düşüneyim. - Evet. Ama neyle...

- Beyin yerine saman var sende. - Totoshi.

Ha? Beyin mi?

Bir beyin istiyorum.

En büyük dileğim beyin. Beyin.

Yaşasın, beyin.

- Bir tane bulduk. - Evet.

Sevin ve keyfini sür, Ellie. Henüz kiminle uğraştığını bilmiyorsun.

Sana kimi göndermeliyim?

Elbette. Zindanımın baş mahkumunu.

Zindana inin.

Ve sonra da...

Sonra da...

Onu benim yanıma yollayın.

Üzgünüm. Ya başaramazsak?

O zaman içinizden birini huzuruma davet ederim ben de.

Aç mısınız, kedicikler?

İşte böyle. Aferin Korkuluk. Dik şekilde yürü.

Ailem şu an çıldırıyor olmalı ve bizim hâlâ atlatmamız gereken çok şey var.

- Hadi. - Ailene kavuşacaksın.

Endişelenme, Ellie.

Ellie. Neden iki gözün ve bir ağzın var?

Bulutlar nasıl aşağıya düşmüyor?

Ellie. Sürekli ne yapıyorsun?

- Büyücülük mü o? - İnterneti arıyorum.

İnternet demek. Neden arıyorsun ki?

- Neden mi? Annemi aramak için. - Dur sana yardım edeyim.

- O... neye benziyor? - Bir şeye benzemiyor.

O zaman onu nasıl bulacağız?

Evet, bulacağımızı sanmıyorum.

Anladım.

Adı inter-yok olmalı, çünkü öyle bir şey yok.

Korkuluk.

Ben ona o kadar alışmıştım ki, onun için ailemle bile tartıştım.

Ellie, olmayan bir şey için nasıl olur da tartışabilirsin?

Bilmem, Korkuluk. Belki de annem haklıydı.Gözlerim piksellerle dolu.

Pikseller.

Pekala Yamyam, büyüyü ezberledin mi?

Bastinda'ya itaat et, Yamyam.

İtaat et.

Hâlâ burada mısın?

Kızı yiyebilir miyim, hanımefendi?

Yiyebilirsin.

Çok naziksiniz, hanımefendi.

Minnettarlığını göster bana.

Ben o ayakkabıları istiyorum.

Gümüş ayakkabıları istiyorum.

Onları bana getirirsen...

...bunu sana geri vereceğim.

Kilidimin anahtarı. Evimi bana geri mi vereceksiniz?

Ama önce ayakkabılar.

Nedir o, Totonius? Çaydanlık gibi bir şey.

Bu bir yağ tenekesi.

Şunu duyuyor musunuz? Bu canavar mı?

- Şurada. - Yoksa bu...

Masalsı bir yaratık mı?

- Kesinlikle. - Totoshka, geri dön.

Yoldan sapmamamız lazım.

Dur. Dur dedim.

Sarı yoldan çıkmamalıyız. Bu çok tehlikeli.

Totoshka.

Bakın. İşte burada.

Totonius. Bu bir yaratık mı?

Keşke. Bu bir anıt.

Korkutucu. Değil mi? Hem de ormanda.

Hayır, Korkuluk. O hiç de korkutucu değil. Korkutucu değil.

- Biraz... enteresan. - Enteresan değil, paslı.

Bakın, o ağlıyor.

O zaman canlı demek.

Sen sürekli ağlıyor musun?

Bu yüzden paslanmış olmalısın.

Ona yardım etmek için bir şeyler yapmalıyız.

- Neden onu gömmüyoruz? - Neye gömeceğiz? Ve neden?

Yağ tenekesiyle yağa gömelim.

Korkuluk? Sen bir dahisin.

- Ben dahiyim. - Samanlıkta ama.

Bunu duydun mu?

Pekala.

Merhaba. Kendimi tanıtayım.

- Ben Teneke Adam'ım. - Tanıştığımıza memnun oldum.

O bir korkuluk. Adı Korkuluk.

- Benim köpeğim. - Totonius.

Ben de Ellie, insanım.

Ben de bir zamanlar insandım.

Tamam. Şimdi nereni yağlayayım?

Kolumu.

Bir keresinde güzel bir kıza aşık oldum ve ona evlenme tekif ettim.

Artık yağlamayı kendim yapabilirim.

Peki ya kız ne dedi?

O gelinlik giymeyi kabul etti, onun resmini yüreğimde taşıyorum.

O çok güzel. İşte, şuna bakın.

- Sevdiğin kızın yanındaki herif kim? - O herif benim.

Evet, tabii.

- O benim insan olduğum zamanki halim. - Çok güzelmiş.

- Evet. - Sonra ne oldu?

Hiç de iyi olmadı.

Üvey annesi aşkımıza karşıydı. Gingema'dan yardım istedi ve o kötü cadı baltamı büyüledi.

Baltamı ağaca vurduğumda balta sekip sol bacağımı kesti.

Şunu al lütfen.

Sırtımı sen yağla.

Başta çok üzüldüm.

Ama sonra demirciye gittim.

O bana güzel bir demir bacak yaptı.

- Kalay. - Çelik.

Kalın.

Teşekkür ederim.

Başka bir baltayı aldım ama o da Gingema tarafından büyülenmişti.

- Sekti ve... - Sağ bacağını mı kesti?

- Evet. - Ve demirciye mi gittin?

Hayır, ilk başta üzüldüm.

Sonra demirciye gittim.

Ve bana yeni bir demir sağ bacak yaptı.

- Sıkıyor mu? - Hayır, tam oturuyor.

Bir psikopat daha. Rüya takımı.

Kısacası, bu şekilde tamamen güncellendin demek.

Güncellendin.

Anladım. Normaldin, şimdi ise demir gibi oldun.

Evet, kalp yerine dişlilerim var. Artık demirdenim.

Peki sevdiğin kız buna çok üzülmedi mi?

Ondan ayrıldım.

Kalbi olmayan bir teneke adamla yaşamasını istemedim.

- Bana yağ tenekesini ver. - Evet, tabii.

Teşekkür ederım. Gitmem gerek. Umarım Gingema başka bir korkunç şeyi büyülemez.

Bekle. Bizimle gel.

- Gingema sonsuza dek büyülendi. - Bekle bir dakika.

Zümrüt Şehre gidiyoruz. Büyücü Gudwin'e.

Dilekleri gerçekleştirebiliyor.

Totoshka ile beni evimize gönderecek.

- Bir dileğin var mı? - Evet.

Büyük ve korkunç Gudwin bana zeki bir beyin verecek.

Kafamın bu halinden memnunum.

O zaman sende eksik olan bir şeyi verir sana.

Büyük ve korkunç Gudwin sana gerçek kalbini geri verir.

Tekrar sevebilirsin.

Kalp mi?

Şey, evet. Kalp.

Kalp, kalp.

Kalp demek, o zaman kabul.

- Gidelim mi o zaman? - Evet, gidelim.

- 2 tane bulduk. - Hadi gidelim.

Beni takip edin, beni takip edin.

Teneke Adam, büyük büyücü Gudwin hakkında ne duydun?

Gerçekten her şeye gücü yetiyor mu?

Farklı söylentiler var. Ama sadece sırlar var.

Ama Mor Diyar'ın kötü cadısı Bastinda bile ondan korkuyor.

Neden ondan korkuyor ki?

Bilemiyorum. Ama o korkunç lakabını bir sebepten almıştır.

Bence Gudwin çok nazik biri.

Bu yüzden Ellie ve Totonius bizi ona götürüyorlar.

Ellie nerede?

Ellie.

- Totosh, şunu ısırmayı kes. - Tamam, kesiyorum.

Çok yorgunum. Tavuğu bana ver.

Bir daha olmayacak.

Üzgünüm, yanlışlıkla oldu. Özür dilerim.

Ver şunu.

Onsuz ne yapacağım ben?

Dünyayı keşfet. Bak, etraf ne kadar büyüleyici.

Evet. Annen de böyle söylerdi.

Ellie.

Bu ses de ne?

"Gudwin burada yaşıyor." Geldik mi?

Bu Gudwin.

İşte Gudwin.

Gidip kontrol edeceğim.

Buraya gel, neşemiz.

Seni çok özledik. Seni çok seviyoruz.

- Ellie. - Seni seviyoruz, seviyoruz.

Bize gel.

- Ellie, bize gel. - Yoldan sap hadi.

Yoldan sap, bize gel.

Anne.

Baba.

Ben buradayım. Hayattayım.

Büyük ve korkunç Gudwin seni geri gönderecek.

Bize gel, bize gel.

- Ellie. Ellie. - Ellie, neyin var senin?

Nereye gidiyorsun?

Büyük ve korkunç Gudwin seni bize gönderecek.

Sen Gudwin misin?

Kim, ben mi? Doğru ya.

Ben Gudwin, Büyük Gudwin.

Sen de Ellie misin?

Gudwin'sen o zaman beni eve, anneme ve babama geri gönder.

- Ellie, neredesin? - Saklanıyor olmalı.

- Neden? - Bu bir oyun. Saklambaç.

Biri saklanır, diğeri arar ve coo-coo der.

Saklambaç harikaymış.

- Coo-coo. - Ellie, coo-coo.

Totonius, dışarı çık.

- Beni eve gönderebileceğinden emin misin? - Elbette eminim.

Ama sadece iki masalsı yaratık buldum. Kitapta 3 tane olması gerektiği yazıyordu.

Kitabı boşver. Kurallar değişti. Annen ve baban seni bekliyor.

Buyur, bin.

Ne ki o? Işınlanma şeyi mi?

Evet. Tele... Portal.

Biraz paslanmış.

Uzun zamandır kullanılmadı.

- Ayakkabılar... - Ayakkabıyla giremezsin.

- Ne? - Bu yasak.

Nihayet.

Onlar artık benim.

Bekle biraz.

Ya Totoshka? Onsuz eve dönemem.

Ellie, neredesin?

- Dışarı çık. - Tavuk oyuncak.

- Bu Totonius'un. - Totonius? Coo-coo.

- Seni bulduk. Coo-coo. - Teneke Adam, çabuk ipi kes.

Tamam.

Sap. Balta. Birleşim.

Kesiyorum.

Ellie'nin başı dertte.

Ellie.

Ellie.

Sadece 1 kişilik yer var.

- Anlamıyorum. - Ya sen ya da o. Seç.

Özür dilerim.

Elli'ye geri ver.

Gel de al.

Onu hatırlıyorum. Bu Yamyam.

Ben insanken...

- Ellie'yi yakaladı. - Totoshka, dikkatli ol.

- Acıkmış halde. - Orada iyi misin?

Korkuluk, baltayı tut.

Tuttum.

- Savaşacağız. - Tamam.

Savaşacağız.

Savaşmak nasıl bir şey?

Benim yaptığım gibi yap.

Ellie, üzgünüm, patilerim var.

- Şu an savaşıyor muyuz? - Evet, savaşıyoruz.

Savaşmak acayip eğlenceli.

- Evet. - Defolun, yenilmez ucubeler.

Al bakalım.

Dişlerini kırma.

Hadi.

Teneke Adam, yettim.

Tamam, tamam, baltaları bırak.

- Nasıl gidiyor, korkuluk? - Bence bize yeni bir plan lazım.

- Çek. - Neyi?

Sırtımdaki sopayı.

Kollarım ve planım var.

Planın ne ki?

Hey sen Yamyam. Korktun, değil mi?

- Nereye? - Tencereyi alın.

Hey, seni sefil yaratık.

Buradan çıktığımda seni perişan edeceğim.

Ayakkabılar.

Teneke Adam. Yamyamı tuzağa çek, ben de üstüne taş atayım. Hop diye.

- Tamam. - Alın şunu artık. Yardım edin.

- Kimse yok mu? - Ayakkabılar.

Yamyam. Buraya gel.

- Korkma. - Daha yakına çek.

Bu bir tuzak. Dur.

Bu kayayı al bakalım.

Teneke Adam, nasılsın?

Demir gibiyim.

Tıkırdayan sen misin?

Çıkarın beni buradan.

Ayakkabılarım.

Ellie.

İşte orda. Canlı.

Totoshka nerede?

Totoshka nerede mi?

Siz. Hem onu, hem de beni terk ettiniz.

Ellie, biz kimseyi terk etmedik.

Ellie. Buradayım.

Ben kaçıyordum.

Bunları unutmuşsun. Kazana girdiğinde.

Ellie. Kazana tek başına mı girdin?

- Kim, ben mi? - Ben girmedim.

Niye ki?

Bana lezzetli bir şeyler yapmasını istemiştim. Ama siz ortaya çıkıp bunu mahvettiniz.

Herhalde şaka yapıyorsun. Değil mi?

Tam olarak anlayamadım.

Sanırım ben anladım.

Ellie, lütfen açıkla.

Neden Yamyam'ın kazanına girdin ki?

Ellie. Yanlış bir şey mi dedim?

Ellie, dur. Seninle konuşmam lazım.

Zümrüt Şehre gidelim ve bu konu hakkında konuşalım.

- Ellie... - Ne "Ellie"?

İstedim ve girdim. Neden her şeyi açıklamak zorundayım?

Hem tek başıma ne yapabilirdim ki?

Hainler.

Ellie, özür dileriz. Bunu yapmak istememiştik.

Kaybolduk galiba.

Ben bakıcınız mıyım? Küçüğüm. Ben de hiçbir şey bilmiyorum ki.

Ellie.

Ayağa kalk.

Eve, anne ve babamın yanına dönmek istiyorum. Tek isteğim bu. Anlıyor musun? Bunu istiyorum.

Üzgünüm, şimdi benim yüzümden pas tutacaksın.

Buna alışkınım.

Ellie bir daha asla yanından ayrılmayacağımıza söz veriyorum.

Her şey yoluna girecek.

Böylece Yamyam yok edildi.

Anlaşılan evine kavuşamayacak.

Bu müthiş bir mucize.

Mavi Ülke'nin çiğneyicisi...

...benim huzuruma geldi demek.

Niye kıpranıp duruyorsun? Madem geldin, konuş hadi.

Majesteleri. Kötü cadı Gingema...

...size derin bir saygı duyuyordu.

O yüzden de bu küçük hediyeyi size getirmeliyim diye düşündüm.

Ne olduğunu merak ettim.

Size kasırgayı getirdim.

Ablam hiç kimseye hediye vermezdi.

Ölümcül kasırgayı çaldın. Seni yalancı küçük pis hırsız.

Ne yani, seni kılıç dişli kaplanlara yem etmemi mi istiyorsun?

Yeni birer oyuncak gibi?

Kaplanlar olmaz, Majesteleri. Lütfen yapmayın. Yapmayın.

Merhamet edin, her şeyi açıklayacağım. Açıklayacağım.

Evet. Çaldım. Ama sizin için çaldım.

Uyanır uyanmaz doğruca size geldim.

24 saattir ne uyudum ne de bir şey yedim.

Herkesten gizlenerek yürüdüm, tıpkı bir hayvan gibi.

Ve işte...

Buyurun.

- Peki sen ne istiyorsun? - Sizden bir şeyler öğrenmek.

Gerçek büyücü olmak.

Mavi Ülke'nin mavi, iğrenç çiğneyicilerine hükmetmek.

Amma korkunç bir çiğneyicisin.

Adım Urfin.

Urfin.

Urfin Dzhyus.

Majesteleri.

Pekala, Urfin Dzhyus.

Sana yardım edeceğim. Sen de o iğrenç kızdan kurtulmama yardım edeceksin ama.

Evet, evet, elbette.

Bana gümüş ayakkabıları getir.

Gümüş ayakkabıları ayağınızda bilin, Majesteleri.

Yerini bil, çiğneyici.

- Git. Mutfakta bir şeyler ye. - Evet, evet, evet.

- Ve emirlerimi bekle. - Evet, evet, evet.

Seni korkunç çiğneyici.

Başka bir geçit.

Gidelim, gidelim. Ne zaman burdan çıkacağız?

Kayalıklar iyice alçaldı. Geçidin sonuna az kalmıştır.

Sarı yol buralarda bir yerde olmalı.

Bak, Totonius, bu o.

- Yol mu? Nerede? - Hayır.

- Kazan. - Kazan. Buradan daha önce geçtik.

- Köşeyi döndük. - Geçidin sonu yok, kaybolduk.

Tamam, oraya daha önce gittik. O zaman şimdi bu tarafa gidelim.

Evet ama orada Yamyam var.

Biliyordum. Sizi deneyeyim dedim.

Peki, nereye gidelim?

- Totoshka. - Hemen döneceğim.

Totoshka, buraya gel.

Kuyruğunu neden bacaklarının arasına kıstırdın? İn hemen aşağı.

Hadi konuşalım.

Sen ve ben, seni pis kedi.

Amma kabasın.

- Çok cesur olmana rağmen. - Bana lakap mı takıyorsun?

Totosh, hadi ama. O bir aslan.

Ne aslanı be? O sadece kedi.

Aslında, o başlattı.

Şöyle ki o gerçek aslanları hiç görmedi. Ve nasıl davranması gerektiğini bilmiyor.

Anlıyorum. Hayvanların kralıyla tanışmak çok heyecan verici olmalı.

- Sen nasıl bir kralsın? - Sakinleş Totonius, sakinleş.

Açıkçası, kral için fazla korkaksın.

Korkarım bu doğru. Maalesef bu doğru. Çok korkağım. Her şeyden korkuyorum.

Eğer sen kralsan, sürün nerede?

Benim sürüm yok. Sürümden korkak olduğum için sürüldüm.

- Bu biraz kalpsizce. - Sürüldüysen geri dönmelisin.

Dönmeliyim. Ama korkuyorum.

Onlar gerçek hayvanlar.

Bir düşün Ellie, o korkak bir kral.

Burnuma bir dilek kokusu geliyor.

Onu Gudwin'e gitmeye ikna et. Nazikçe.

Affedersin Majesteleri. Büyük büyücü Gudwin'i görmek için Zümrüt Şehri'ne gidiyoruz.

- Korkarım sarı yol tam tersi yönde. - Evet, kaybolduk.

Neden Gudwin'e gittiğimizi bilmek ister misin?

- Keşke bilebilsem. - Dileklerimizi gerçekleştirmesi için.

Öyle mi?

- Eğer bizimle gelirsen... - Senin dileğini de gerçekleştirir.

Korkarım bu şekilde olmaz. Ne yazık ki.

Olur böyle şeyler. Gudwin bana zeki bir beyin verecek.

Teneke Adam'a gerçek kalbini olacak.

- Evet. - Sana da cesaret verebilir.

Bu bir peri masalı. Gerçekte işler böyle olmaz.

Madem bunlar bir peri masalı diyorsun o zaman biz gidiyoruz.

- Evet. - Hoşça kal.

- Nereye gidiyorsunuz? - Aptal olma, Teneke Adam.

Ha, tabii ya. Biz gidiyoruz.

- Elveda, Majesteleri. - Evet. Seni yalnız bırakalım.

- Sürüsü olmayan kral. - Sonsuza kadar.

Bu nasıl olacak? Bekle!

- Gel, Totonius. Gudwin seni kral yapar. - Kral değil, imparator.

- Bekleyin, ya ben? Ben de geliyorum. - İmparator olma çok ihtişamlı duruyor.

Sadece biraz cesarete ihtiyacım var. Sadece birazcık.

Size yolu gösteririm.

- Daha ne kadar kaldı? - Çok kalmadı. Fazla uzakta değil.

- Güneş batmadan varmış oluruz. - Üzülme, Ellie.

Yakında Gudwin seni eve gönderecek.

Sabırsızlanıyorum.

Ne oldu? Sorun ne?

Fare.

- Onu kovmamı ister misin? - Bekle, Teneke Adam.

Bunu yapmana gerek yok.

Kendin kov hadi.

Kışt.

İzlemek acı veriyor. Kükresene.

Nasıl yapacağımı bilmiyorum.

Sana göstereyim.

- Kıçını yerden yükselt. - Tamam, böyle mi?

- Ağzını iyice aç. - Evet.

- Tamam. Kükreme yürekten olmalı. - Anladım.

Kükre hadi.

Bu kadar yeter, Majesteleri. Gidelim.

Ellie, tamam. Sorun yok, sorun yok. Kimse ilk seferinde doğru yapamaz.

- Gerçekten mi? - Gerçekten.

Benim ilk seferim de harika değildi.

Benimle dalga geçme.

Pekala, gidelim.

- Majesteleri, yol açık. - Korkma, beni takip et.

Kuyruğunu dik tut.

Eğer yollarını bulur ve Zümrüt Şehre ulaşırlarsa...

...ayakkabılarım elimden kaçıp gider.

Afedersiniz, efendim.

Kızkardeşiniz, merhum kötü cadı Gingema...

...hep şöyle derdi. Sonsuzluk uykusu...

...her türlü derde karşı en etkili çaredir.

- Uyku mu dedin sen? - Evet, evet, öyle dedim.

Bekle biraz.

Yarabma-karamba-gekara...

Zafaraki-Rekemniki...

Tubara-mubara...

Zapara chufara...

Yeşerip büyüyün.

Büyüyüp çiçek açın canlarım.

Totonius, sen hep böyle cesur muydun?

Hayır, ben de yavruyken her şeyden korkardım.

Peki nasıl cesur oldun?

Bir keresinde Ellie'yi komşunun buldogu Hector'dan korumak zorunda kalmıştım.

Totonius, Ellie'yi korumak için cesur olduğunu mu söylüyorsun?

Öyle galiba.

Teneke Adam, peki sen insan iken korkak biri miydin?

Hayır, göğsünde bir kalp olmaması korkutucudur.

Sevdiğim kız için her şeyi karşıma alırdım ben.

Hatta kötü cadıyı bile.

- Gingema baltama büyü yaptı. - Evet, evet, evet. Ellie, bekle.

Sanırım anladım.

Birini koruyarak cesur olunur.

Olayı kaptın işte.

- Gelin buraya. - Evet.

Güzel bir fototğraf çekilelim. Telefonun şarjı bitmeden önce.

- Fotoğraf nedir? - Fotoğraf bir hatıradır.

Fotoğrafları severim. İnsan iken fotoğraf çekerdim.

Teneke Adam, fotoğraf çekmek için ne yapmak gerekir?

İlk olarak güzel bir arka plan seçmek.

İkinci olarak?

Tamam. Bunu şuraya koyalım.

Peki sırada ne var?

Birazdan gelinciklerin kokusu sizi uyutacak.

Artık elimden bir yere kaçamazsınız.

Bekleyin, bekleyin, acele etmeyin.

Totonius çok matrak.

Kediciklerim için sevimli bir oyuncak olabilir.

Majesteleri, lütfen tahta geç.

Kim? Ben mi? Tamam.

Ellie, ben insanken fotoğraf bıraz daha farklı çekilirdi.

Totonius, ama bu taht değil.

Bir yerden başlamalısın.

- Gülümseyin ve kameraya bakın. - Ama ben gülümsemeyi beceremem.

Nasıl yani? Şu an paslı değilsin.

Demir tebessüm edemez, korkuluk.

Annem, hep bir ağızdan bir kelime söyletirdi bize.

Neydi o kelime?

Barış.

Üç-dört. Hadi diyelim.

Barıııış.

Fotoğraflar uyku mu getiriyor?

Hiç sanmam. Yorulmuş olmalı.

- Ellie. - Bekle, bekle, bekle. Yapma.

Uyandıracaksın onu.

Bunu en başından yapmalıydım. Hiç de fena değilsin, seni küçük sinsi Urfin Dzhyus.

Gözüm de uykuya daldı.

Hanımım. Bu harikaydı. Nereden aklınıza geldi ki?

Dahice bir fikirdi.

Hanımefendi?

Kurnazlığınız harikulade.

Bak sen, çok şık giyinmişsin. Çok esaslı olmuşsun çiğneyici.

Casusluk mu yapıyorsun yoksa?

Kim? Ben mi? Hayır. Bunu nasıl yapabilirim ki?

Ben sadece bana söylenileni yapan biriyim.

Bu kadar yeter. Ayakkabılarımı getir.

Sonrasında Mavi Ülke senin olacak.

Çabucak döneceğim hanımım.

Çabucak döneceğim. Majesteleri.

Peki ya şeyler?

Teneke Adam ve Korkuluk.

Onlar uyumuyorlar.

Güya casusluk yapmıyordun.

Kedilerimi yanına al, seni küçük yalancı.

Nasıl yani?

Kedilerinizi mi?

Korkma çiğneyici. Sana zarar vermezler.

Eğer uslu durursan tabii.

Bana ne söylenirse yaparım.

Benden memnun kalacaksınız.

- Aslan uykusunda gülümsüyor. - Kral olduğunu görüyor olmalı.

Evet, sanırım. Ben de insanken uyumayı ve rüya görmeyi severdim.

Ama şimdilerde...

Şimdilerde sen Teneke Adam, asla uyumuyorsun, ben de öyle.

Neyi bekliyorsunuz?

- Uyanmalarını bekliyoruz. - Bunlar uyku veren gelincikler.

Şuradaki ağaçlar gibi sonsuza dek uyumalarını mı istiyorsunuz?

Uyanmayacaklar mı?

Aklıma bir fikir geldi.

- Hadi, sen Ellie'yi al. - Aldım.

Ben Totonius'u alıyorum. Sonra birlikte Aslan'ı alırız.

- Nereye? - Gelinciklerin sonlandığı yere.

Çabuk ol.

Uyanacaksın, Ellie.

Beni duydun mu? Uyanacaksın.

Pekala, şimdi Aslan'ı alalım, hızlıca.

Tuhaf bir rüya gördüm.

Anne, baba.

Anne, baba.

- Günaydın, Ellie. - Günaydın, Ellie.

Ellie, çatal ve bıçakla ye.

Otur hadi.

Totoshka nerede? Bugün beni uyandırmadı.

Totoshka. Neredesin, Totoshka?

Totoshka.

Totoshka. Totoshka, Totoshka Uyan. Seni bir daha asla bırakmayacağım.

Asla, asla, asla.

Sakin ol, uyanacak. Ama biraz beklemeliyiz.

- Ne kadar süre? - Ne kadar gerekirse.

Kimsin sen?

- Bana Kraliçe Ramina de. - Kraliçe Ramina.

Ama diğerine gelince...

Onun uyanacağını sanmam. Uyku veren gelinciklerin içinde uzun süre kaldı.

- Ona yardım edebilir misin? - Bir fare olarak kediye mi?

Dinle. O zararsız. Farelerden korkuyor.

Ona biraz cesaret vermesi için onu bizimle Gudwin'e gelmeye ikna ettim.

Farelerden korkmayı bıraksın diye mi?

Kraliçe Ramina, lütfen. O benim arkadaşım.

Hayır, fareler kedilere asla yardım etmez.

Olduğu yere yapışıp kalmış. İkimiz Aslan'ı kımıldatamıyoruz.

- Yardıma ihtiyacımız var. - Bu yardım nereden gelecek?

Ellie, bekle, ne yapıyorsun? Gelinciklerin arasına giremezsin.

Bırakın beni. O ölecek Onu buradan çıkarmalıyız.

Ona yardım etmeliyim, bırak beni.

Bu nasıl olabilir?

- Aslan. - Ne yapalım, Ellie.

Artık onun için yapabileceğimiz bir şey yok.

Aslan.

Aslan yüzüyor.

- Yok artık. Bunlar fare mi? - Çok küçükler ama çok güçlüler.

Arkadaşın artık güvende.

Teşekkür ederim, Majesteleri.

Minnettarlık sözlerine gerek yok.

Yaptığın şeye bakınca, genç peri, ölümcül bir hata yaptığımı anladım.

Birinin başı dertteyse, ona yardım edilmesi gerekir.

Evet.

Sadece bir başkası uğruna kendini hiçe sayarak mucize yaratabilirsin.

Hiçbir büyücünün ya da büyünün yapamayacağı bir mucizedir bu.

Aslan. İşte bu mucize.

Al bakalım. Yardıma ihtiyacın olursa ıslık çal.

Teşekkür ederim, Majesteleri.

Hoşça kalın.

Evet.

- Gelincikler uçup gitti. - Bu büyücülüktü işte.

İnanılır gibi değil.

Kötü büyüyü bozmayı başaran kimse olmamıştı.

Ama biz başardık.

Ne... Ne oluyor?

Nefes alıyor, gülümsüyor.

Uyanacak. Mutlaka uyanacak.

Hep birlikte Gudwin'e gideceğiz. Sadece bir süre daha beklemeliyiz.

Nerede o lanet küçük yaratık? Neden hala oraya varamadı?

Hey, Totoshka.

Uyan.

Çok az yolumuz kalmıştı.

Sabret, sen demirden yapılmasın. Biraz daha bekleyelim.

Beklemekten daha kötü şey yok.

Korkuluk, iyi ki kalbim yok.

Neden?

Çünkü şu an 100 yamyamla karşılaşsak...

...benden başka savaşacak kimse yok.

Kendi gölgenle savaşmaktan farksız bu.

Hiçbir çıkış yolu yok. Ne yapacağız?

Korkuluk. Her zaman fikirlerle dolusun.

Bekliyorum.

O benim telefonum.

Anne.

Peki, işe yaradı mı?

Ellie. Kızım.

Kalk bakalım.

Doğum günün kutlu olsun.

Lütfen, lütfen, lütfen. Artık eve dönebilir miyim?

Böylece annem, babam, ben ve Totoshka bir arada olurduk.

Keşke her şey eskisi gibi olsa.

Şu anlık eskisi gibi olmayacak.

Totoshka.

Ellie.

- Aslan mı uyandı? - Bu Aslan değil.

Bunlar... canavarlar.

Korkuluk. Teneke Adam. Canavarlar var. Canavarlar.

Beni takip edin. Onları aslandan uzaklaştırmalıyız.

Evet, bu doğru.

Totoshka. Sen Aslan'la kal.

Hey, Canavarlar. Beni takip edin.

Nihayet!

Aptal kız. Bu onun kendi hatası.

Başkasına ait şeyi almak hoş değildir.

Özellikle de bana ait şeyi.

Ellie, dur.

Bir uçurum.

Tamam. Panik yok. Ayaklarımı buraya, ellerimi de şuraya bağlayacağım.

Sen de benim üzerimden yürüyeceksin.

Dur orda. Güzel fikir ama bir torba samana göre değil.

Pekala.

Ellie, devam et. Korkma.

Git hadi.

Yavaşça, Ellie.

Hadi.

Hadi.

Dikkat et, Ellie.

Tamam. Tamam.

Biraz daha. Güzel.

Tamam, yapabilirsin.

Korkuluk, sen de yapabilirsin.

Hadi, cesur ol.

- Cesur olayım. - Hadi.

Burası çok geniş.

Köprü yapamazsın.

Aşağıya inebiliriz. Bana tutunup aşağı inin.

Korkuluk, şimdi sıra sende.

Evet. Aşağıya iniyorum.

Ellie, aşağı gel.

Ellie. Ellie.

Ellie.

Ellie.

Hayır.

Kediciklerim.

Ellie.

Benim küçük kediciğim, dayan. Kaçmalarına izin verme, dayan.

Sıkı tutun.

Sıkı tutun, Ellie.

- Yok bir şey. - Buldum. Benim ipim var.

Ve de bir planım.

- Hayır. - Ellie.

- Sıkı tutun. - Korkuluk.

- Hayır. - Hayır.

Ellie.

Hadi. İyisin. Yapabilirsin.

Sıkı tutun. Aşağıya bakma.

Biraz daha. Aferin sana.

Ellie.

Evet. Şimdi ayakabıları ondan al.

Başardık Totonius. Geride kalmış.

Aslan!

Cesur olmalıyım. Ellie için.

Cesur olmalıyım. Ellie için.

Ellie. Her şey yoluna girecek.

Aslan. Aslan, dayan, Aslan.

Dayan.

Ne bekliyorsun, ha? Lanet olası çiğneyici.

İşin bitti, Urfin Dzhyus.

- İşi biten sensin, it. - Totoshka.

Dokunma ona. Biz sana ne yaptık?

Ne mi yaptınız? Ayakkabıları çaldınız.

Ayakkabıları geri istiyorum.

- Mesele bu mu? Bu yüzden mi? - Evet.

- Bu yüzden mi öldürülmek isteniyoruz? - Evet.

Al o zaman.

Ayakkabılar.

Ayakkabılar.

Ayakkabılar.

Buna hakkın yok. Sen burada bir hiçsin.

- Mavi ülkeyi ben yöneteceğim. - Çiğneme zamanı.

Zavallı çiğneyici.

Teneke Adam.

- Ellie. - İyi misin?

İyiyim. Ya sen?

Ben de iyiyim.

Aslan, yaralı mı?

Hayır. Ben iyiyim.

Ellie, iyi misin?

- Totoshka. - Korkuluk nerede?

Korkuluk. O...

- Ne? - Korkuluk'a ne oldu?

Saklambaç oynuyorum burda.

Korkuluk, aklını mı kaçırdın?

Seni kaybettiğimizi sandık.

İşte buldunuz beni.

Önüm arkam sağım solum sobe.

Ellie.

Bak ne buldum.

Ayakkabılar.

Bu bahçe korkuluğu değil mi?

- Ellie ağlıyor. - Ellie.

- Ne yapıyorsun? - Korkulacak bir şey yok, Ellie.

- Ağlama. - Geçti artık.

- Seninleyiz. - Biz kazandık.

Şimdi birlikte Gudwin'e gideceğiz.

Sen de evine döneceksin.

Ayakkabılarını da sakladım.

- Cesursun. - Çok cesursun.

Ben cesur değilim.

Ben aptalım. Kalpsizim.

Sizler çok iyi canlılarsınız.

Siz gerçeksiniz. Bense sahteyim.

Hadi ama Ellie, ne olduysa oldu.

Evimize dönmeliyiz.

Totoshka, canım, yamyamın kazanına kendi isteğimle girdim.

Onun Gudwin olduğunu sandım. Sensiz geri dönmeyi kabul ettim.

Sana ihanet ettim, tamam mı? Sana ihanet ettim.

Biliyorum. Seni çoktan affettim.

- Öyle mi? - Biz dostuz.

Artık hepimiz dostuz, değil mi?

Ne yapıyorsun?

Ağlıyorum.

- Yaş çıkıyor mu? - Birazcık.

Korkuluk. O kadar çok ağlıyorsun ki, gülmekten kendimi tutamıyorum.

Korkuluk.

Bakın, uzakta zümrüt rengi bir parıltı var.

Yaklaşmış olmalıyız.

Galiba geldik.

- Evet. Buna inanamıyorum. - Hadi gidelim.

Tek yapmamız gereken merdivenleri çıkmak ve sonra Zümrüt Şehir'deyiz.

Hala korkuyorum. Sırada ne var?

Korkuluk, yardım et.

Merdivenler benim için zorlu bir sınav.

- İşte böyle. - Söylesene.

Beynini alınca ne yapacaksın?

Onu taşımaya başlayacağım.

Beyinle başka ne yapılır ki?

- Haklısın. - Ben Bilge Korkuluk olacağım.

Gudwin sana kalp verince ne yapacaksın?

Sevdiğim kızı aramaya gideceğim.

Peki ya sen Aslan, cesaretinle ne yapacaksın?

Bilemiyorum. Düşünmesi bile ürkütücü.

Ellie, kralımız hala bir korkak.

Majesteleri, gel hadi, korkma.

- Çok az yolumuz kaldı. - Gudwin'i bulunca tüm korkun gidecek.

Ellie, eve gidince ne yapacaksın?

Ben mi?

- Ayrılmak üzücü. - Evet.

Maalesef öyle.

Ne diyorsunuz? Sizi asla unutmayacağım. Hep benimle olacaksınız.

Sonsuza kadar.

Ne oldu? Sorun ne?

Henüz hikayemiz bitmedi.

Beyni olmayan Korkuluk. Kalbi olmayan Tenek Adam. Cesareti olmayan Aslan.

Ve Wİ-Fi'si olmayan sen.

Hadi masal kahramanları, ileri.

Mucizeler kendiliğinden oluşmaz.

Artık kimse bizi korkutamaz.

Bay Gudwin. Bay Gudwin sihirli kasırganın nerede olduğunu biliyorum.

- Söyle bana. - Bastinda'nın evinde.

Demek öyle. Ama Bastinda onu bana asla geri vermez.

Ellie ve dostları size kasırgayı getirir. Dileklerini gerçekleştirme sözü verirseniz.

Ayakkabılar için Bastinda her şeyini verir.

Küçük kız Bastinda'ya karşı mı olacak?

- Evet. - Bu acımasızca olacak.

Ama başka seçeneğim de yok.

DEVAM EDECEK

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.