Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Corsican
Croatian
Czech
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Frisian
Ga
Galician
Georgian
Guarani
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hmong
Icelandic
Igbo
Interlingua
Irish
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Malagasy
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Punjabi
Quechua
Romansh
Runyakitara
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Slovak
Somali
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tatar
Telugu
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Merhaba.
Üstünüz başınız kan olmuş bayım.
Benim değil, ben...
Boş verin.
Dinle,
bu maymunu, benden alıp...
başkasına musallat etmen lazım.
Oğullarım buna bayılır sanmıştım ama...
dostum, inan bana hiç hoşlanmayacaklar.
ÇOCUK OYUNCAKLARINI İADE ETMİYORUZ
Hayır! O bir oyuncak değil.
O yüzden...
Asla öyle deme, o bir...
O bir...
Aslında, ne olduğunu bilmiyorum.
Ayrıca bozuk gibi görünüyor.
Baget yukarıda takılı kalmış.
O lanet bagetin,
aşağı inmesini istemezsin.
Anladın mı?
Çünkü eğer inerse,
sana yemin ederim ki...
...hepimiz yarağı yeriz.
Anlaşıldı mı?
Bayım...
Sizi bilmem ama...
...ben pek yarağı yemiş gibi hissetmiyorum.
İnanılmaz!
SATILIK ALEV SİLAHI: 300 £
Son gülen iyi güler seni zebani orospu evladı!
Her baba çocuklarına sırrra kadem basmış korkular geçirir mi bilmem.
Benimki âlasını geçirdi.
Çevi
Çeviren:
Çeviren: @
Çeviren: @okodoloji
@okodoloji
Benim adım Hal Shelborn.
Bu ben. Yanımdaki de ikiz kardeşim, Bill.
Ama bu, bütün bunlar yaşanmadan önceki hâlimiz.
Bill, "tokalaşalım" dedikten sonra...
saçını geriye atıyormuş gibi yapan bir çocuktu.
Benden üç dakika büyüktü,
ve annemin plasentasının çoğunu yemişti.
Bu da onu abim yapıyordu.
Bu rolü ciddiye alıyor, fırsat bulduğunda bana bok gibi davranıyor.
Sana söylemeyecektim aslında.
Annem senden nefret ediyor, babamın terketmesi senin suçun.
Yine de onu sevmeyi başardım,
her ne kadar tek çocuk olmanın...
hayalini ara sıra kuruyor olsam da.
Senden nefret ediyorum Bill Shelborn.
Annem bizi kendi başına yetiştirdi, en azından elinden geldiği kadar.
Ve annem de, onu daha dün gibi hatırlıyorum.
Babanız...
Babanız, bir paket sigara için bizi terk etti.
Her şey berbat olana dek...
...kusursuzdu.
Tabii, uçağında hostes olabilirdim.
Ama, yavşak herif beni hiçbir yere götürmezdi.
Bana sadece,
İsveç duvar saati ve bonsai getirirdi.
Sırf dolabımızı dolduralım diye şekerler, hediyeler.
Ve bir gün sevgili oğullarım, bütün bu hurdalar sizin olacak.
Anneme göre o eşyaların hurda oladuğunu biliyorduk...
...ama bize göre, o dolabın içi babamın kim olduğuna dair ipuçları ile doluydu.
İşte burada.
Yavşak herifin kıyafetleri.
O şeyi nereden almış?
Paris, Fransa falan mı?
Burada "Organ Öğütücü Maymun" yazıyor.
"Hayat gibi"
"Gerçek gibi" olmasın o?
Hayır.
Ne?
Ver şunu bana.
Al.
ANAHTARI ÇEVİR VE OLACAKLARI İZLE!
Sence çevirirsem bir halt olacak mı?
Çevirme Bill, babamızın o.
Babamız gitti, sik surat.
Ayrıca ben akrabalık bakımından daha yakınım, yasal olarak bunların hepsi bana ait.
Bozuk oğlum bu zaten.
Odamıza gelme gerzek.
Ön koltuk! Herhâlde yani.
Tanrım, kör randevudan kötüsü yok.
Bendeki şansı alın, yanlışlıkla bir kurbağayı öpün bakalım o zaman neler oluyor.
Çocuklar!
Dişinizi fırçaladıktan sonra gazoz yok.
Geçen yangın çıktı, ateş yakmayın, oyun da yok.
Anlatmaya çalıştım ama bu çocuklara söz geçirilmiyor.
Teşekkür ederim, Bakıcı Annie.
Birazdan geleceğim.
Pekâlâ.
Çocuklar, bugünlük tek kuralımız:
Masanın sıcak kısımlarına dokunulmayacak.
Anlaşıldı?
Denerim ama...
...erkeğiz biz de.
Bill, bırak şu tavırları.
Hassiktir lan!
Böyle bir deneyimin bizi yakınlaştıracağını sandım.
Ama görünen o ki, tek bir ölümcül kaza yetmeyecekti.
Siktir!
Kafası nasıl yerinde duruyor?
Bu konuya çok kafa yorma.
Amına koyayım ya.
Bugün Annie Wilkes için toplandık.
Bir kazadan dolayı öldü.
Daha doğrusu "bir kazada" öldü.
Çünkü, kaza diye bir şey yoktur.
Bir tür ilahi plan var mı?
Tabii.
Yok... Belki.
Kafanıza ne eserse, yazı tura gibi mesela.
Ama, Annie'nin kafası değil çünkü...
...orası...
...konumuzdan kopuyor.
Konudan çok koptuk.
Yani, neden o? Değil mi?
Neden Annie?
Sen neden olmayasın ki?
Ya da sen?
Her şeyin bir sebebi falan... Aynen aynen.
Olan olmuş.
"Olan olmuş." Tanrı'nın lafıdır bu.
Amin.
Her şey bir kazadır.
Ya da, hiçbir şey değildir.
Her türlü, aynı şey.
"Eğer" ya da "nasıl" değildir.
Sadece "ne zaman" olduğu önemli.
herkesin öleceği "zamana" bağlı.
Ve hayat bundan ibaret.
Ben öleceğim,
ikiniz de öleceksiniz.
Tüm arkadaşlarınız, aileleri...
...hayvanları, herkes.
Bazılarımız uykuda, huzurla,
bazılarımız da korkunç yollarla.
Vahşi yollarla.
Gece birden ansızın,
ağzımız bantlı çığlık atmaya çalışırken falan.
Boş verin.
Hadi dans edelim.
Bir cenaze günüydü,
galiba hayatımın en mutlu günüydü.
Bunun bu kadar hızlı değişebilmesi garip.
Hey, çocuk.
Abin, babanın anneni terk ettiğini söylüyor.
Sigara almak için Fransa'ya gitmiş çünkü sen ağlayıp duran şişko bir bebekmişsin.
Dostum, annen daha iyisini hak etmiyor mu?
Yani, etmiyor mu?
Bu da demek ki pantalonu giyen annen.
Öyle oluyor galiba.
Ama, pantalonu sen giyiyorsun.
Ve aynı evde iki kişi pantalonu giyemez.
Görünüşe göre bir pantalon derdin var, çocuk.
Reçelli sandviç yapıyorum canım.
"Ben nasıl mıyım?" Müthişim be!
"Bütün gün iki çocuğuma köle oluyorum."
Anne!
Efendim?
Babamın o garip maymununu neden odamıza koydun?
O leş kokan çorabı bulduğumdan beri oraya girmediğimi biliyorsun.
Doğru ya.
Bakıcımın kafası ile bir alakan yok değil mi?
-Eğer... -Hey!
O şeyle kafayı bozmuşssun.
-Bozmadım. -Sorun yok.
Onu alabilirsin ama, evlenmek istediğini söylemen lazım.
Evlenmek falan istemiyorum.
"Bayan Aptal Maymun olmak istiyorum." de.
Bayan Aptal Maymun olmak istiyorum.
Şimdi de ki...
"Onun muzunu emmek istiyorum."
Hayır, Bill. Hayır.
Söyle yoksa suratına bi' tane patlatırım!
Muzunu emmek istiyorum.
Tamamdır.
Anlaştık, maymun senin.
Mal.
12 ve 15 yaş arasında...
...penis, bağımsız bir hâl alır,
fiziksel ve duygusal şakalara hassas hâle gelir.
Hey, Bayan Terrence!
Şu Shelborn sırasının altında muzunu sıvazlıyor.
Tatlım, kek yapıyorum.
Siktiğimin kekini istemiyorum!
Küfür yok!
Nesin sen? Sarhoş bir denizci falan mı?
Sen.
Bill bunu bana senin yüzünden yaptı.
Kimden bahsettiğimi biliyorsun değil mi?
Benimle yaşayan o ibne çocuk.
İşte Bill o!
Bir şey daha söyleyeyim mi?
Keşke Bill ölseydi.
Anne, evde misin?
Yemek hazır mı?
Anne?
Anne?
Pişirmeye daha başlamadın mı?
N'oluyor lan?
Siktir.
Anne!
Doktorlar anneme olan şeyin "bumerang anevrizması" olduğunu söyledi.
Ama gerçekten ne olduğunu bilen bir tek bendim.
Bunun yaşanma olasılığının 44 milyonda bir olduğunu söylediler.
Tabii başkalarının da başına geldiğini söylemenin diğer türlüsüydü bu.
İşte böyle çalışıyor.
Anahtarı çeviriyorsunuz, bagetler havaya kalkıyor.
Kimi öldüreceğini seçtikten sonra tekrar aşağı iniyorlar.
İstediği zaman, istediği kişiyi öldürüyor.
Sana bir açıklama yapmak zorunda da değil.
İstekte bulunamıyorsun.
Kutuda yazan doğru...
...gerçekten de, "hayat gibi".
-Evlat, acaba... -Kes sesini.
Anne.
Anne uyan.
Anne?
Bayağı komik şakaymış ha.
Anne!
Uyan.
Konuşmaya devam edebilirsin.
Senin şu, Ida teyzen ve Chip amcan...
Hiç çocuk istemediler.
Onlar her zaman istediklerinde oturup...
isteyene kadar kalkmadıkları bir hayat istemişlerdi.
Fantazileri de vardı tabii.
Gördüğün gibi.
Bilmeni istediğim şey,
siz ikinize elimizden geldiği kadar iyi olacağız.
Tek sorun, bizim elimizden gelen...
aslında felaket kötü.
Nasıl oluyor lan?
Parçaları bir çöp torbasına, o torbayı da arabaya bizzat ben fırlattım
ve öylece sonlanacağını düşündüm.
O kadar haksız çıktım ki.
Bill ile aramız asla aynı olmadı.
Yani, aynı görünüyorduk çünkü ikizdik ama...
aramız rezaletti.
Teyzemler ben ve Bill'i götürüp Maine'e yerleştirdiler.
Ben de bu sayede yaşadığımız her şeyi geride bırakırız diye düşündüm.
Casco kasabası, Maine
O takım elbiseyi çıkaracak mısın Bill?
Eğer çıkarırsam, tekrardan bir cenazede giymek zorunda kalacağım.
Ama eğer çıkarmazsam, bir daha asla giymek zorunda kalmam.
O zaman da cenaze falan olmaz.
Siz ikinize iyi geceler!
-Niye getirdin onu? - Getirmedim, parçaladım onu ben!
Parçalanmış gibi durmuyor ama?
Yemin ederim, Bill...
...o kötü bir maymun.
O şeytani, sihirli, katil bir maymun.
Sence Bakıcı Annie'yi de o mu öldürdü?
Muhtemelen, herhâlde... Bilmiyorum.
Evlenecektim ben o kızla.
Bir kez daha kasten çalıştıralım, tanıdıklarımızdan ölen olacak mı bakalım.
Hayır, hayır. Ya bizden biri ölürse?
Öldüğünde üzgünmüş gibi yapacağıma söz veriyorum.
Evet, ben de.
-Sence anahtarı çeviren kişiyi öldürür mü? -Nereden bileyim ben?
Sence anahtarı annem mi çevirdi ?
Deneyeceğim.
Yapma Bi...
Bir av kazasıydı. Ama bildiğimiz türden bir kaza değil.
Chip Amca'yı bir kamp gezisinde uyku tulumu içindeyken...
...67 vahşi at üstünden geçti.
Gassalın dediğine kulak misafiri oldum. cesedi yerleştirdiklerinde...
...görüntüsü, tıpkı uçan tekme atılmış vişneli pastaya benziyormuş.
Chip Amca'nın ölümüne çok takılmıyorum. Herif götün tekiydi.
Dahasını istemiştim. Bir de ölmediğim için mutluyum tabii.
Ama yapılması gereken bu,
onu kullanmaktan zevk alacak insanlardan uzak tutmak.
Naziler, Ruslar...
...İranlılar vesaire.
Yok edilemeyeceğini biliyorduk, en azından "kontrol altında" tutabileceğimizi umuyorduk.
Sadece ondan kurtulmak için.
Siktirip gitmesini sağlayacaktık.
Uzun bir süreliğine...
...gerçekten de gitmişti.
25 YIL SONRA
İZOPROPİL ALKOL
Kuyuya attığımızdan beri maymunu görmedim,
ama geri dönmesi an meselesi.
Bugün ben böyleyim.
Bill ile iletişimi neredeyse tamamıyla kaybettim.
Bundan şikâyetçi değilim,
götün tekiydi zaten.
Hiç arkadaşım yok ve ailemden uzak durmaya çalışıyorum.
Maymun geri dönüp sevdiğim birini öldürür diye korkuyorum.
Ama aileden ayrı kalmak mı? O halledilir işte.
Ananı sikeyim senin!
Selam, Dwayne.
-Hey, adamım! İçeri gel. -Girmeyeyim ben...
...benim erken gitmem lazım, çocuğumu alacağım da.
Çocuğun mu var? Siktir, kötüymüş be.
Seninle yaşamıyor mu?
Hayır, yaşamıyor ama...
Yılda bir kez görebiliyorum, bu yüzden onu "Korku Cenneti"'ne götüreceğim.
Hız trenine falan bineriz.
Yılda bir mi? Siktir, kötüymüş be.
Kesin eski karın ağır orospudur, öyle değil mi?
Sen görüşmeyi diyorsun, o fikir benden çıktı.
Görünüşe göre onu kötü etkiliyormuşum.
"Bela başlıyor."
-Bela sen misin şimdi? -Hani, İncil'de var ya,
"Aslında at değil, solgun olan binicidir...
O binicinin ismi de..." Şey, Ölüm.
Ölenler oldu, evet.
Siktir, kötüymüş be.
NİCE YILDIZLI SENELERE
Sevgiler, Hal.
Sıçayım.
NİCE MUTLU YILLARA Sevgiler, Hal (Baban)
Baba Olmak: Kitap 7 - Evin Erkeği - Baba Olmak: Kitap 3
O ebeveyn gücünü hissedin, sizden bana aktarılıyor.
Petey seni daha sık soruyor, Hal.
Bu da bizi üzüyor.
Beni mi, niye ki?
Babasısın ya hani.
Bir de soy ağacıyla ilgili proje ödevi var...
istesen de istemesen de sen bu ağacın dallarından birisin
Ben Petey'i önemsiyorum. Gerçekten.
Onu gerçekten, gerçekten önemsiyorum.
Daha demin, üçümüz kotuktayken, senin gücünü aldım ben.
Dur bir dakika, ben gücümü alabilirsin demedim ki hiç.
Artık bir önemi yok.
-Ted, Petey'i evlat edinmeye karar verdi... -Ne?
işlemler bittiğinde, onu artık görmene gerek kalmayacak, asla.
Bunu öylece yapamazsın. Bunu öylece yapamaz.
Alanında uzman biri olarak, yapamaz mıyım?
Dinle, Petey ile hâlâ zamanınız var. O yüzden...
Dışarı çıkın, adamakıllı gezin, güzel anılar biriktirin...
...sonra kökten kesersin.
Körelmiş kuyruk gibi.
-İstediğin bu, değil mi? -Hayır.
İstediğim bu değil, ben onunla vakit geçirmek istiyorum.
Körelmiş?
İşlevsiz, gerek duyulmayan anlamlarına gelir.
-Anlamını biliyorum. -Eminim biliyorsundur.
Biliyorum zaten.
-Ben de biliyorum zaten. -Bu arada çalılardan birine işedim.
Sana bilek güreşi...
-...teklif ettiğim kısım burası. -Ne?
-Niçin güreşiyoruz peki? -Misketler için.
Ve misketlerden kastım minik taşakların.
-Taş... -Hey!
-Tatlım. -Ah, Petey.
Selam.
N'aber kanka?
Ne konuşuyordunuz?
SATILIK GAYRİMENKUL
Babanın gözlerinden yapılmış.
Şunun gülüşe bak hele,
her yeri tüy.
Onu hiç merak etmiyor musun?
Babamı diyorum, nerede olduğunu falan?
Canım,
merak etmeye değmez.
İlla bir cevap istiyorsan eğer...
Ya kumar masasında, ya da bir orospunun koynundadır.
Anne, iğrençsin be !
Beauchamps, tatlım. Çek bir fırt.
Hâlâ o maymunu evinden çıkmayan
rahibeye satmayı düşünüyor musun,
onunla hiç yüzyüze görüşmemene rağmen?
Bana sapığın teki gibi geldi.
Peki, hiç kardeşin var mı?
Senin şu ağaç projen mi?
Anlat sen.
Tamam.
Kardeş, abi-abla. Var mı? Yok mu?
Yok.
Hiçbiri yok mu?
Yok, ihtiyacım da yok.
Tek çocuk, tıpkı benim gibi.
Peki, annenin adı neydi?
Lois.
Annemin adı Lois'ti.
Saat geç olmuş. Seni doyurmamız lazım.
Hayatta kalmamı istiyorsan tabii.
İyi madem.
Söyle yoksa suratına bi' tane patlatırım!
Öldüğünde üzgünmüş gibi yapacağıma söz veriyorum.
Bilinmeyen Numara
Alo?
Asıl sana alo, gerzek.
Bill?
Sana "gerzek" diyen tek insan olamam, değil mi?
Bana nasıl ulaştın Bill?
Beş yıldır haber almadım, on yıldır da görüşmüyoruz.
Bırak sen şimdi onu onbiri.
Numaranı polis verdi.
Ne demek polis verdi?
Sana haberim var,
Ida Teyze öldü.
Siktir.
Miladı doluyordu, hasta mıydı neydi?
Görünüşe göre, kadıncağız kasabadan uzak bir yerde yaşıyormuş...
...eski evini satılığa çıkarmış, eşyaları kaldırmış.
Polis ile konuştuğumda bu olaya, "olağan dışı kaza"' dediler.
Ee, sonra ne olmuş?
Birinin eşyalara bakması lazım ve sen akraba olarak daha yakınsın.
Teknik olarak sen daha yakınsın, Bill.
Bu haftayı Petey ile geçireceğim, olmaz.
"Hafta" mı? Öz oğlunla sadece bir haftan mı var?
-Acizsin oğlum sen. -Ne istiyorsun, Bill?
Ida Teyze'nin evine git ve "onun" orada olmadığından emin ol.
-"O" bir kuyunun dibinde! -"Onun" ışınlanabildiğini biliyorsun.
Bence sen yalnızca Petey'i gönder...
-...değişim için cesaretli olduğunu görsün... -Oha.
Şimdi sen oğluna ne söylersin acaba...
-Araba yolculuğu? -Maymunun Ida Teyzelerde ne işi olsun?
Çünkü, kendisini ailemize bağladı ve bizi öldürmek istiyor...
...ben ölmek istemiyorum. Bahsine girerim sen de Petey'in ölmesini istemiyorsundur.
N'apayım peki?
Uçaktan mı atayım amına koyayım? Atsam da seker herhâlde.
Hayır, onu gözünün önünde tut ki biri anahtarı çevirmesin.
-Bence sen Petey'in... -Hakkında konuşmayı kes!
Maymun yok edilmeli.
Git sen yok et Allah Allah.
Sen küçüksün, git işte.
Bill, Bi... Siktir!
Hassiktir!
Dur, atlama!
Amına koyayım! Bacak mı o?
Petey! Kalk, gidiyoruz.
-Gidiyoruz, hadi. -Saat kaç ya?
-Ne oluyor lan yine? -Hey! ağzını topla. Ayrıca,
gitmemiz lazım. Dışarıdaki şey... Dışarıyı unut, bir şey olmadı.
Kadın falan... her türlü tüymemiz lazım, tamam mı?
-Gel, gidelim hadi. -Gecenin yarısı, kafan iyi mi senin?
Hayır, Allah'ım keşke... Hayır! Ciddiyim, uyuşturucu kullanma.
-Çabuk ol, gidiyoruz. Ben yatıyorum.
Her şey mükemmel, mahvolmadan gidelim artık!
MOTEL GİRİŞ
JAKUZİLİ SUİTLER
Petey, ben...
özür dilerim.
Ida Teyzem öldü ve eşyalarla benim uğraşmam gerek.
Bir soru sorabilir miyim?
Sormamanı yeğlerdim.
Annen nasıl öldü?
Soyağacı için mi bu? Çünkü soyağaçlarının olayı "kim" ve "ne zaman"dır...
..."nasıl" ve "neden" değildir.
Annen öldüğünde seni teyzen mi büyüttü?
Evet.
Evet, o büyüttü.
Belki, teyzenin evine beni de götürürsün.
-Eşyaları falan... -Benimle gelmeyeceksin, Petey.
-Neden olmasın? -Çünkü bu... bunaltıcı bir şey.
Bizim tema parkına gitmemiz lazım...
-Karanlığın ve ölümümn içine değil. -Evlatlık işini biliyorum, Hal.
Yani ya bu ilişkiye tamamen kesersin,
ya da geri kalan zamanımızı birlikte geçiririz.
Beraber.
Acaba Lois hangisini seçerdi?
Yalnız başına burada ne yapıyorsun Hal?
Şu anda ne yapıyorsun?
Sadece düşünüyorum.
Öyle mi?
-Neyi peki? -Bilmiyorum.
Gelecek herhâlde.
Tavsiyen var mı?
Var...
Dişlerine iyi bak.
Bağırsaklarına da.
Gelsin hayat bildiği gibi. Yapacağın en kötü şey kendini kasman.
Ama, sanırım hatırlaman gereken en önemli şey...
...etrafındaki herkesi öldürmemeye çalış.
Petey?
Petey.
Petey?
Petey, kanka?
Sıçayım böyle işe, siktir.
Hay ağzına şıçayım!
Şehirde "serbest dalış" dersi veren bir yer var,
aynı anda hem iyi hem kötü olduğun bir şey bence bu.
Bir kere deneyelim bakalım ne oluyor.
Komikti. Yani...
-Bayağı komikti hem de. -Öyle mi?
Bence sen de komiksin Hal.
Bu arada, düğünlere de hizmet veriyorlarmış.
OLAY YERİ
Bana bir iyilik yap...
Arabada bekle, ben halledeceğim.
Ne?
Hayır, eski odanı görmek istiyorum...
-Olmaz, Petey. -Nedenmiş o?
Bak, çünkü...
-Öyle diyorum da ondan. -Öyle olsun.
Pekâlâ.
Benim de tuvaletim geldi.
Ne?
Motelde niye gitmedin?
Benim hakkımda bilmediğin birçok şey var, Hal.
Örneğin, ben sadece kakasını evde yapabilen çocuklardanım.
Ciddi misin oğlum sen?
Kendinden çok emin olma.
Tanrım!
Merhaba, nasılsınız? Özür dilerim.
-Hep unutuyorum şunu. -Sorun yok.
-Selam. -Selam!
Ben Barbara, siz de Hal Shelborn olmalısınız.
Kardeşiniz Bill Shelborn geleceğinizi söylemişti.
-Evet, evet, doğru... Tekrar merhaba. -Sizin şu kardeşiniz,
oldukça ilginç bir kişilik, değil mi?
-Öyle, öyle. -Kardeşiniz Bill'i diyorum.
Evet öyle, amma ilginç biri.
-Şu yandaki yakışıklı kim? -Bu, oğlum Petey.
-Selamlar! -Yok, teşekkürler Barbara.
Ben öyle ev almayı seven bir çocuk değilim.
Ev demişken, bir amcam olduğunu öğrendim.
Yani, sağ ol.
İşin komik kısmı, daha dün Hal'a kardeşi olup olmadığını sordum,
...ama gözümün içine baka baka yalan söyledi.
Ama sorun yok, çünkü yalnızca birkaç gün babam olacak.
Çünkü yerini, alanında uzman biri alacak.
Kart vermiyorum o zaman.
-Kart olmasın. -Biz geçelim.
Teyzenizle yakın mıydınız?
Tabii, yakındık.
Eşyaları bu kadar mı? Ben fazlası var sanıyordum.
Öldüğü günün ertesi, toplu olarak eşyaları sattık.
Alıcımız da çoktu. Kazancımız yüz doları aşmıştır.
Sanırım pazar günüydü.
Çünkü, pazartesinden beri buralar biraz kirlendi.
Teyzenizi biliyorsunuz, pazartesiydi...
Tanrım. Salı günü Mitch McDonald...
Çarşamba günü Burt Burgerson...
Ardından Bayan Nancy...
Maine'de hiç kobra var mı ki?
Bir tane varmış.
Artık pazartesiden beri en az bir Casco sakini "puf" oluyor.
Bazen iki, üç, dört...
...hatta bazen beş bile oluyor. Beş Casco sakini birden...
"Puf, puf, puf."
Anlıyorum, evet.
Acaba, diğer kilere de bakabilir miyiz?
Tabii ki! Benimle gelin.
Puf.
İkizi mi varmış lan?
Benim annemin bir sözü vardır. Ne zaman bir uçak kazası olsa,
bir okul servisi nehire yuvarlansa, ağır yaralılar olsa... Vesaire.
Hep derdi ki, "Tanrı hedefi 12'den vurdu!"
Garip, kilitlediğimi hatırlamıyorum.
Teyzemin bahçe satışında, kurmalı oyuncak bir maymun...
...olduğunu hatırlamazsın herhâlde?
Hatırlamıyorum.
Sanırsam pek haşır neşir değildiniz?
-İçi mucize dolu tüylü dostunuz... -Hayır, sorun yok.
Önemli değil.
Bu değilmiş.
-O anahtarlardan kaç tane var? -Sen o yakışıklı kafanı hiç yorma.
Ah, sesli mi söyledim onu ben?
Dikkatli ol!
Gerçekten yakışıklısın ama.
-Bence gitmeliyiz. -Amma da inatçı kapıymış.
Yok etme süreci gibi düşün.
Olamaz, olamaz, olamaz!
Orada her şey yolunda mı?
Evet, iyiyiz.
SİLAH ÖLDÜRMEZ, İNSAN ÖLDÜRÜR
Siktir.
Siz de öylece durdunuz ve hiçbir şeye dokunmadınız,
-bu doğru mu? -Evet, doğru.
Peki evde silah olduğunu biliyor muydunuz yoksa emin değil miydiniz?
Bilmiyordum.
Pekâlâ.
Sizden ricam, birkaç şeyi öğrenene kadar kasabadan ayrılmamanız.
Memure hanım, oğluma "Korku Cenneti"'ne gideceğimize söz verdim.
Aslında memure hanım, biz o fikirden vazgeçtik. Bu çok daha önemli.
Akıllı çocuk.
Bir motel bulun.
Burada kalın derdim ama içerisi rezalet durumda.
Yukarıyı hiç gördünüz mü?
Tıpkı o lokanta gibi.
Spaghetti City.
Dostum, bence arabada bekle.
Yapmamı istediğin tek şey o zaten.
Uzak durmak.
Cesedi çıkarıyorlar!
Casco! Casco!
Casco! Casco!
Alo?
Hal Shelborn'u telefona alabilir miyim?
-Bill? -Sonunda be.
-Ve Petey, onunla da konuşabilir miyim? -Bak, biz iyiyiz ama...
...maymun burada değil. Ida Teyze'nin eşyalarını satmışlar.
Burada olabilirdi ama artık değil ve şu an her yerde herkesle olabilir.
Bu hiç iyi değil. Hem de hiç.
Kasabada her türlü bok dönüyor, insanlar anormal şekillerde ölüyor.
Lütfen gelemeyeceğini söyleme.
Motele git, işaretimi bekle.
Siktirme işaretini!
Bir dakika, neredesin sen?
Bill, kasabada mısın?
CASCO, MAINE TELEFON REHBERİ
Shelborn...
Shelborn, Shelborn...
Yok.
Maymun, Bn.
"Bayan Maymun"?
Merhaba. Eğer verdiğim reklamdan dolayı aradıysanız,
Oyuncak maymunumu bulma hedefimin sona
erdiğini bildirmekten sevinç duyuyorum.
Aradığınız için teşekkür ederim, kendinize iyi bakın.
Parmaklarımdan kaydığın o andan itibaren...
Herkes, yaşanan her şeyin arkasındaki pis gerçeği,
gerzek kardeşimin anahtarını çevirip annemi öldürdüğünü öğrendi.
Ancak, elimden geldiği kadar çabuk seni almaya geldiğimde...
...orada yoktun.
Arkanda da yalnızca bana bıraktığın izi görünce,
bir gün geri döneceğini biliyordum.
Ve biz de bekledik.
Ve uzun zamandır...
yalnızca hiçlik vardı.
Kesin ve inkâr edilemez bir hiçlik.
Ancak birden...
Selam.
İşte oradaydın.
Anahtarı çevir ve olacakları gör.
MAYMUN YILI 2016
Aniden, gittiğim her yerde sen vardın.
Ananı...
Güneş, Ay ve yıldızlar kadar sürekli.
Sanki bana hep havadan bakıyormuşsun gibi.
Bana her zaman gerçek olmasını istediğim şeyi hatırlatıyordun.
İntikamımı almama yardımcı olmak için dönmen.
Olduğunu düşündüğüm yerlere gittim.
Salak gibi seni ortaya çıkarabileceğimi zannederek.
Sikeyim.
Seni tekrardan bulabilecek kişi bendim.
Kendimi dönüşün için hazırladım.
Çocukken giydiğim cenaze elbisemi yeniledim...
Daha fazla cenazede giyebilmek için.
Korkunç güzelliğine tekrar tanıklık edebileyim diye.
Sikeyim!
Ben de o beyaz solgun atı aradım.
"Ve o atın binicisi Ölüm'dü."
Bayan Maymun.
Ve işte,
nihayet, birlikteyiz.
Geriye yapılacak tek bir şey kaldı...
Sonsuz bilgeliğin ile,
doğruluğun ile yanıp tutuşan kılıcının,
pislik ile dolup taşan havayı yaracağına ve
doğru kişiyi vuracağına inancım tam.
Ve kimden bahsettiğimi gayet iyi biliyorsun.
Siktir, kötü oldu be.
Siktir, kötü oldu be!
Ne var?
Ricky ben.
Ne oldu? Aşırı meşgulüm.
Pekâlâ,
kulağa garip gelecek ama...
Ben sana 15 dolarını geri versem, oyuncak maymun da bende kalsa?
-O bir oyuncak değil, asla öyle deme. -Doğru, ben de öyle düşünmüştüm!
Sadece... Babamı hatırlatıyor da.
Biliyorum, iki erkek böyle konulardan bahsedince garip oluyor.
Düşününce çok canın yanıyor mu, Ricky?
-Şey... -Şey, şey, ee...
İngilizce konuşan İnsanların %27'sinin
ölmeden önce ya "hassiktir" ya da "ananı sikeyim" diyorlar, biliyor muydun?
Komik çünkü ölüm kuşkusuz hepimizin başına gelecek
ama yine de, şaşırmadan edemiyoruz.
Aynen öyle, adamım!
Neyse işte...
kardeşini gördüm, sana benziyor.
Bir de... Yanında yeğenin vardı.
Ya anahtarı Petey çevirse?
Peki... maymunu alabilir miyim?
Asla. Senden maymunu bulmanı istedim âşık olmanı değil.
Şimdi siktir git.
Sikeyim seni, Bill.
Anne, evde misin, yoksa çıktın mı?
Yavşağın kıyafetleri.
Hey, Beauchamps!
Fazladan mermin var mı?
Kaç kalibre lazım?
Hâlâ üstünde Barbara'nın kanı var.
Evet.
Kazalar oluverir.
Bır şey sorabilir miyim?
Soramazsın.
Hiç birini öldürdün mü?
Tanrım.
-Annem biliyor mu? -Hayır!
Ben kimseyi öldürmedim, tabii ki yapmadım.
Bak, motele döndüğümüzde...
...anneni arayacağım ve olanları anlatacağım.
Seni kötü etkilediğimi düşünecek ve haklı çıkacak.
Yani Ted beni öylece evlat edinecek ve bir daha görüşemeyecek miyiz?
Ted senin için daha iyi, tamam mı?
Siktir oradan.
Hey, Pete?
İhtiyacın olursa ben buradayım.
Sen istediğin kadar kal orada.
Ama...
...düzgünce konuşmak istersen konuşalım.
-Alo? -Benim.
-O sende değil mi? -Bilmem, belki.
-Cidden mi Bill, Bayan Maymun mu? -Biliyorsun, kendimi tutamıyorum.
Anahtarı çevirmeyi bırak!
Kolları koyduğumun anahtara yetişemeyecek kadar kısa...
...anlayacağın kendi çeviremiyor, birinin yapması lazım.
-Ayrıca, olmaz. -Allah aşkına,
Bill o insanlar masum ve...
Ben kendimi umursamıyorum.
Önemli olan tek şey, Petey'in güvenliği. O yüzden bırak şu anahtarı.
Anahtarı çevirmemi...
...istemiyorsan, yanında Petey'i de getir ki yerimize o yapsın.
-Ne? Hayır, neden? -Anahtarı çeviren kişi asla ölmez.
Bunu çocukluğumuzdan beri biliyordun değil mi, Hal?
Ne?
Neyden söz ediyorsun?
-Neredesin, Bill? -Petey'i güvende tutmak istiyorsan,
yapması gereken tek şey...
anahtarı çevirmek. Ve bunu sürekli, sonsuza kadar devam ettirmek.
-Bu şekilde, Petey asla ölmeyecek. -Beni dinle, Bill.
Petey'le buradan çıkalım, sonra konuşuruz. Anlaştık mı? Ne yapacağımıza karar vereceğiz.
Anahtarı ya ben çeviririm, ya da Petey.
Karar verdiğinde beni ara.
Dur, dur, bekle Bill...
Siktir!
Hey, Petey. Petey?
Petey'cim.
Dostum, gitmemiz lazım.
Seni annene götüreceğim.
Petey, hadi kapıyı aç!
Petey!
Petey, aç şu kapıyı!
Hadi, hemen şimdi çıkmalıyız!
Hay Allah'ım!
Az daha kalp krizi geçirecektin.
Ya da geçir.
Benden ayrılmak istiyordun, kestirmeden gidersin işte.
Ne diyorsun lan sen?
-Neden cevap vermedin? -Niye umursamıyorsun?
Eğer sadece uzakta tutulacaksam niye yaptın beni?
Ne yaptığımı bilmiyordum, Tamam mı? Ben küçük, aptal bir çocuktum.
-Ha, ben kazara mı oldum yani? Her şey bir kazadır, evet!
Vay, madem öyle?
İyi ki dedin be.
Ben... Bunu kastetmedim...
Evet, kazara oldu Petey.
Ama sen hata değilsin.
Benimle burada olduğun için çok mutluyum.
Benim için çok değerlisin.
Uzak duruyorum çünkü...
Bende her türlü sorun var ve hepsini sana yığmak istemiyorum.
-Ne mesela? -Mesela...
Kötü şeyler, Petey...
...şeytani şeyler.
Babamdan kaptığım ve bulaştırmak istemediğim şeyler.
Ne diyorsun sen, ne gibi?
Bekle.
Soktuğumun polisi geldi! Aç kapıyı!
Tamam, tamam. Patlama.
Kes sesini, eller yukarı!
Sadece sakin ol, tamam mı? Sakin. Sakin.
-Anahtarları al. -Ne?
-Hadi! Tamam, tamam!
Bir iki turlayıp geleceğiz, Anlaşıldı mı?
Evet, tamam.
Tamam, burada dur.
Burası neresi?
Neredeyiz biz?
Abinin evi.
Kalesi.
-Bilmiyormuş gibi yapma. -Bilmiyorum ama...
Aramız kötü de biraz.
-Siktir, kötüymüş be. -Sağ ol.
-Kes sesini!
-Tamam. -Sen.
İçeri giriyorsun, amcanla anlaşıyorsun, maymunu alıyorsun...
-...sonra da buraya getiriyorsun, anlaşıldı? -Maymun mu?
Ufak kırmızı bir ceket giyiyor, davulu falan var ve bana lazım.
Bunun maymundan haberi var da benim niye yok?
Maymundan haberi yok ve oraya da girmeyecek.
Oyuncak mı o?
Ona öyle deme! Oyuncak falan değil. Kötücül o, Şeytanın ta kendisi.
Oyuncak bir maymun bu!
Biraz daha büyümeni bekleyecektim.
Oyuncak bir maymun yüzünden mi yavşak bir baba oldun?
-Sikerim öyle işi! -Ağzını topla! Ayrıca evet, ama...
...bu yüzden buradan bir an önce...
-...gitmeliyiz! -Harbiden mi?
Evlat, o maymunu alsan iyi edersin, almazsan vururum.
Tamam! Sadece,
-bırak onunla gideyim, lütfen. -Hayır!
Arka tarafta köpek kapısı var, bücür sığabileceğine dua etsin.
Polisi aramayacaksın. Lamı cimi yok.
Giriyorsun, maymunu getiriyorsun.
Yoksa yemin ederim ikinizi delik deşik ederim.
-İçeri girmeyecek. -Kes sesini!
Tamam.
Git.
Hal,
bunlar çılgınca şeyler.
Biliyorum.
Ne yaparsan yap, sakın maymunun sırtındaki anahtarı çevirme.
Tamam, tamam.
Siktir.
Anasını satayım.
İyilermiş ama. Sanırım.
Gerçekten polis değilsin, değil mi?
Yani, bir zahmet.
Polislerden nefret ederim.
Babam da polisti.
Hâlâ da öyle.
Annem karı kız için gittiğini söyledi ama şehirde de var, değil mi?
Neyse, gitti işte.
Bu yüzden polislerden nefret ediyorum.
Çoğu polisten, nefret etmem için müthiş sebep bence.
Onun orada ne işi var lan?
Farları yak.
Tabii, yakayım hemen.
Kusacağım! Kapat şu farları.
-Kapat! -Tamam! Kapatıyorum, Tanrım.
Sonsuz bilgeliğinin ve doğruluk ile yanıp tutuşan kılıcınla
pislik ile dolup taşan havayı keseceğine ve doğru kişiyi vuracağına inancım tam.
Sadece ve sadece doğru kişiyi vuracağına.
Bill Amca?
Petey.
Bu ne sürpriz!
-İyi misin? -Ben mi?
Evet, sen.
Bana bu soru sorulalı uzun zaman oldu.
Ama şimdi sen sorunca aklıma geldi de...
...hayır.
Hiç iyi değilim.
Çocukken en sevdiğim oyuncağımdı.
Davul çalması gerek ama takılı kalmış.
Benim için düzeltir misin?
Dedene aitti.
Yurt dışından bize getirmişti, pilottu kendisi.
Onun da adı Petey'di
Biliyor muydun?
-Hal bana hiç anlatmadı. -Tabii ki anlatmadı.
Böyleymiş demek?
-Her şeyi mahveden şey buymuş. -Nasıl mahvedebilir ki?
O sadece bir oyuncak.
Neden anahtarı çevirmeyi denemiyorsun?
Sadece çevirmene ihtiyacım var.
Anahtarı çevirmek biz Shelborn'ların...
...nesiller boyu yaptığı bir şey. Gelenek de denebilir.
Ama yapmak istemezsen, yapma.
Ne yapıyor?
Anahtarı çevir ve olacakları gör.
-Arabayı biraz geriye... -Hayır.
-Senin ben... -Tamam, tamam.
Çalışıyor mu?
Abi, şu polis şapkası var ya.
Beni kaşıntıdan çıldırtıyor.
Ne?
Hassiktir!
-O tabancayla dikkatli olsak? -Doğru diyorsun.
-Dikkatli olayım. -Evet.
Ananı sikeyim.
-Hay sıçayım! -Siktir!
Siktir.
O ne lan öyle?
Petey neredesin sen?
-Baba! -Petey!
-Tekrar çevir. Lanet anahtarı şimdi çevir! -Ne?
-Hayır. -Ver şu siktiğimin maymununu!
Yeter, artık rica etmiyorum. Yap hadi.
Gerzek kardeşimi hemen şimdi gebert!
Çal lan şu davulu!
Allah kahretsin!
Siktir.
Lütfen.
Sıçayım! Allah'ın belası.
Nasıl bu kadar güçlü olabiliyorsun?
Hey.
Petey, Tanrı'ya şükür. Hadi.
Allah kahretsin!
Nerede yanlış yaptım?
Ne oluyor?
Tanrım!
Siktir!
Bill.
Sıçayım.
-Bagetler hâlâ yukarda, Petey. -Selam gerzek.
Böyle bir zamanda bile mi diyorsun? Pezevenk.
-Gerzeğin tekisin ama. - Sikik!
Canın cehenneme.
Tanrı aşkına, Bill.
Beni öldürmek içindi değil mi?
Tabii ki de.
Bütün bunlar ne içindi?
Petey'i öldürebilirdin, oğlumu öldürebilirdin! Neden, niçin?
Çünkü annemi öldürdün.
Beni öldürmek istiyordun, biliyorum.
Ama belli ki şu şeye söz geçiremiyorsun.
Seni düşünerek günlerce anahtarı çevirdim durdum.
Hiçbir şey olmadı.
Dinle, Bill.
Benim hatam değildi,
başka kimsenin de değildi.
Bu olanları kimse hak etmiyor.
Yaşandığında orada öylece durdum.
Anne?
Üzgünüm Bill,
ama sanırım gitme vaktim geldi.
"Herkes ölür, hayat bundan ibaret."
Annen öldüğü için üzgünüm.
Rezalet bir şey bu.
Acını anlıyorum,
o benim de annemdi.
Doğru ya.
Sen de oğluydun.
Bunu hiç böyle düşünmemiştim.
-Bir hataydı. -Öyleydi sanırım.
Evet, mantıklıymış aslında.
Biz abi-kardeşiz.
-İkiziz. -Doğru.
Özür dilerim.
Keşke çocukken birbirimizin yanında olabilseydik.
Şu an öyleyiz ama.
Ne dersin Bill?
Tekrardan kardeş olalım.
Olalım.
Hoppa!
Tamam.
Özür dilerim.
Şimdi siz ikiniz, araba yolculuğuna falan mı çıkacaktınız?
Evet, gibi.
Baba-oğul, araba yolculuğu. Değil mi?
İyiymiş.
Ben de yapmak isterdim aslında.
En azından bir kez.
Bizimle gel o halde.
Tanrım!
Siktir.
Bill Amca büyüdüğün mahallenin yarısını yok etti, öyle mi?
Evet.
"Herkes ölür, hayat bundan ibaret" anlıyorum ama...
Yani burada yaşayan kalmamış.
Aynı anda herkes ölmüş.
Peki şimdi... Ne yapmak istersin?
Önce maymuna ne yapacağımıza bakalım.
Yakınımızda tutalım.
Eğer bu yük bizim üzerimizdeyse, onu sımsıkı tutmalıyız.
Aklıma bir fikir geldi,
Dans etmeye gidelim.
-Dans mı? -Evet.
Kanlı canlı dans yani? O nereden çıktı?
Babaannenden çıktı.
Lois'ten.
İyiymiş.
İyiydi cidden.
Çeviren: @okodoloji U.A.Z.
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.